Çevresel Faktörler ve Üreme Fonksiyonlarına Etkileri
Çevresel faktörlere maruz olan bizlerin üreme potansiyelinde de bazı olumsuzlukların ortaya çıktığı günümüzde yapılmış bazı çalışmaların sonuçlarında ortaya çıkmış durumda.Gebelik planlayan çiftlerin gebelik öncesinde alacakları bazı diyet önlemleri ve yaşam alışkanlıklarında yapacakları değişiklikler gerek gebelik süresinin sağlıklı geçmesi ve bebeğin sağlıklı dünyaya gelmesinde çok önemli bir role sahip olacaktır.Bu nedenle gebe kalmayı tesadüflere bırakmamak,planlamak ve bu süre içerisinde bazı gerekli önemleri almak gerekmektedir. 2007 yılında toplanmış olan bilim adamları çevresel faktörlerin üreme fonksiyonlarına etkilerini irdelemişler ve raporlarını Şubat 2008’de yayınlamışlardır.Bu raporda İkinci Dünya Savaşı’ndan günümüze insan oğlunun doğal ve sentetik kimyasallara maruziyetinde dramatik bir artışın olduğu vurgulanmıştır. 2006 yılında ABD’de kullanılmakta olan tanımlanmış kimyasal maddelerin 87.000 civarında olduğu hesaplanmıştır. Bu kimyasalların bazılarını günlük yaşamımızda çok yaygın karşılaştığımız besinsel katkı maddeleri, besin boyaları, tarım ürünlerinin üretim ve saklanması aşamasında kullanılan kimyasallar, besinlerimizin ve içeceklerimizin saklanmasında kullanılan kaplar, kullanılan boyalar, inşaat malzemeleri, tütün kullanımı, organik kirlilik ürünleri olarak sayabiliriz. Hava kirliliğine neden olan karbon monoksit, kurşun, kükürt dioksit gibi maddeler, gebelik kayıplarına veya düşük doğum ağırlıklı bebek ve erken doğumlara neden olabilmektedir. Tarımda çok sık kullanılmakta olan pestisidler,adet düzensizliklerine, hamile kalmada zorluklara, sperm kalitesinde azalmaya, düşüklere, sperm kromozom yapısında anormalliklere ve hormonal düzensizliklere neden olabilmektedir. Bunun yanı sıra bazı plastik kapların salgıladıkları östrojen benzeri maddeler hanımlarda hormonal düzensizliklere, meme hastalıklarına, gebelikte erken düşüklere, erkeklerde sperm sayı azalması ve hormonal bozukluklara neden olabilmektedir. Ayrıca bazı diş dolgularında bulunan ve östrojen benzeri madde salgılayan maddeler de aynı problemlere neden olabilmektedir.
Kurşun gibi ağır metallerin vücudumuzda birikmesi sonucunda merkez sinir sistemi ve üreme sisteminin olumsuz etkilendiği yapılan hayvan deneylerinde ortaya çıkarılmıştır. Bu durumda sadece sperm sayısı veya testosteron hormon düzeyi olumsuz yönde etkilenmeyip son çalışmalar sperm kromozom yapısının da bozulabileceğini ortaya koymuştur.
Gebelik öncesi folat düzeyinin düşük olduğu hanımların gebeliklerinde nöral tüp defektlerinin (omurilik kanalında açıklıklar ve düzensizlikler), erken doğum, bebek gelişme geriliği, erken dönem su kesesi açılması oranlarının arttığı ve gebe alyuvar hücrelerinde dejeneratif durumların arttığı gözlenmiştir. Halbuki gebe kalmayı planlayan hanımların, gebelikten 3 ay önce folik asit kullanmaya başlamaları sonucunda bu sorunlarla karşılaşması büyük ölçüde engellenebilmektedir.
Tütün tüketimi alışkanlığı, erkek ve kadında üreme fonksiyonlarını oldukça olumsuz etkileyen bir diğer çok önemli faktördür. Sigara içiminin gebelik sonuçlarını bozduğu bilinmektedir. Ancak son yıllarda yapılan çalışmalar 10 yılı aşkın süre ile günde 15 üzerinde sigara içen hanımların doğal menopoz sürecine olması gerekenden 3-4 yıl erken girebildiklerini ortaya koymuştur. Bunun yanı sıra bir yıl içerisinde normalde %85 civarında olan doğal yollardan gebe kalma oranına %50 daha uzun bir sürede ulaşabilecekleri gösterilmiştir. İngiltere’de yapılmış bir başka çalışmada ise günde 20’den fazla sigara içen kişilerde infertilite (kısırlık) oranlarının 5 yıl içerisinde iki misline çıktığı, Danimarka’da yapılan bir başka çalışmada ise sigara içen çiftlerde gebe kalamama riskinin senelik olarak 1.8 misli arttığı gösterilmiştir. Ayrıca sigara içiminin neden olduğu anti östrojenik etkilerin hormonal düzensizliklere, yumurta hücresi üzerine olumsuz etkileri olduğu ve yumurta hücresinin DNA bütünlüğünü bozarak genetik sorunlara yol açabildiği ortaya konmuştur. Erkeklerde buna benzer olarak sperm sayı, hareket sorunlarının 2.16 misli arttığı ve DNA bütünlüğünün bozulmasına neden olduğu gösterilmiştir. Bu nedenle doğal gebelikler yanı sıra yardımcı üreme tekniklerinin uygulandığı tedavilerde de gebelik oranlarının yarı yarıya azaldığı vurgulanmaktadır.
Yazan: Prof.Dr.Erol Tavmergen
Ege Üniversitesi Rektörlüğü Aile Planlaması ve Kısırlık Araştırma Uygulama Merkezi Müdürü