View Full Version: 0-12 Yas Arsivi

butterfly
25.04.2007, 06:14
BEBEKLİK DÖNEMİNDE ASLA YAPMAMANIZ GERKENLERBEBEĞİN AĞLAMASINA ASLA KAYITSIZ KALMAYACAKSINIZ
 

BEBEĞİ OTURAĞA ALIŞTIRMAYA ÇALIŞMAYACAKSINIZ
 

BEBEĞİ ŞIMARTMAKTAN ÇEKİNMEYECEKSİNİZ
 

 BABASININ BEBEĞE KAYITSIZ KALMASINA İZİN VERMEYECEKSİNİZmystical2008-07-26 15:04:54

butterfly
26.04.2007, 12:38
Bebekler ağlarken ne demek istiyor?  
Araştırmalar, bebeklerin sıkıntı ve ihtiyaçlarına göre değişik şekillerde günde ortalama 1-4 saat ağladıklarını gösteriyor.Araştırmalara göre, ağlamanın da bir dili bulunuyor. Bebekler ihtiyaçlarına veya sıkıntılarına göre ağlayarak annelerine mesaj veriyor. "Ağlamanın Dili" adlı incelemede, bebeklerde ağlama aşırı olmadığı sürece bebeğin özellikle akciğerleri için yararlı bulunuyor. Ancak ağlamanın aşırı olması halinde bebeğin kan basıncı artıyor ve kalp atışları hızlanıyor. Böylece bebeğin kanındaki oksijen azalıyor. Araştırmalar bebeklerin günde ortalama 1-4 saat ağladıklarını ortaya koyuyor. Doğuştan sorunlu olançocuklar daha fazla ağlıyor. Öte yandan uzmanlara göre, eğer bebek oldukça sessiz bir yapıya sahipse bu durum onda bir rahatsızlığın olabileceğini gösteriyor. Ağlama şekillerinin belli gruplara ayrıldığına dikkat çeken uzmanlara göre bebekler acıktığında başka türlü, yorulduğunda başka türlü ağlıyor. Bebeklerin bu şifreli ağlama türlerinin bilinmesi anneliği de kolaylaştırıyor. Ağlama türleri şöyle sıralanıyor:"Acı çektiğinde: Keskin bir feryat, nefes almadan devam eden kısa periyod bir çığlık, içe doğru çekilerek ağlama.Acıktığında: Düşen ve yükselen ses tonuyla kısa ağlama. Bebekler parmaklarını emer, yanaklarına vurur, annesi tarafından kucağa alınıncaya kadar bu ağlamasını kesmez.Yorulduğunda: Uykusu geldiği zaman yumuşak şekilde, tıpkı şarkı söyler gibi ritmik bir şekilde ağlar.Sıkıldığında: Yankı yapan bir ses tonu. Bu durumda ağlamasını kucağa alınıncaya kadar kesmez.Rahatsız olduğunda: Huysuz ve aksi bir ses tonu. Bu ağlama türünde bebeğin altını ıslattığı, üşüdüğü, terlediği mesajları alınabilir."

Misafir
09.06.2007, 09:02
Bebeğinizin İlk Günleri SorularBebeğin göbek bağına nasıl bakım yapılmalıdır?Dr. Özlem Karahasanoğlu Göbek bağı anne karnında bebeğin anneden besin ve oksijen alışverişini sağlar.Bebek doğduğunda bu bağın uygun şartlarda belli bir uzaklıktan kesilmesi gerekir. Bu işlem sırasında gerekli kurallara uyulmaz ise anneden bebeğe veya tam tersi bebekten anneye fazla miktarda kan transferi olarak ciddi sorunlara yol açabilir. Yine kordonun kesilmesi sırasında steriliteye dikkat edilmez ise tetanoza kadar varabilen son derece ciddi infeksiyöz sorunlar oluşabilir.Tüm bunlardan dolayı göbek bağı uygun bir şekilde bağlanıp kesildikten sonra da belli bir süre bakımına devam edilmelidir. Göbek düşene dek günde 2 kez % 70’lik alkol ve steril gazlı bez ile pansuman yapılmalıdır. Pansuman için mersol veya batikon da kullanılabilir. Göbekten kötü bir koku gelmesi halinde veya kanama oluşması halinde doktora başvurulmalıdır. Göbek yoluyla bebeğin vücuduna birçok mikrop girebileceği için göbeğin temiz tutulması ve pansumanı son derece önemlidir.Pansuman sırasında sadece klampın altındaki ve üstündeki göbek kordonuna pansuman yapılmalıdır.Göbek bağı ne zaman düşer?Dr. Özlem Karahasanoğlu Göbek kordonu 3-20.günler arasında düşebilir.Kordonun çok geç düşmesi bazı problemlere işaret ediyor olabilir.Kordon düştükten sonra da pansumana devam edilir mi?Dr. Özlem Karahasanoğlu Kordon düştükten sonra da pansumanlara devam edilmez.Göbeğin üstü steril gazlı bir bezle kapatılarak temiz tutulur.Kordon düştükten sonra kanama oluşursa bir doktora başvurulmalıdır.Bebek doğduktan sonra kanamaları engellemek için yapılan K vitamini enjeksiyonunun tekrarlanması gerekebilir. Bazen de kordon düştükten sonra sarımsı akıntılar görülebilir.Bu genellikle granülom olarak tanımlanan yaradaki bir kalıntıdan kaynaklanır.Granülom’un ortadan kaldırılması için gümüş nitrat kalemi ile kimyasal olarak doktor tarafından yakılması gerekir.Bebeğin ilk banyosu ne zaman yapılmalıdır?Dr. Özlem Karahasanoğlu Bebek doğduğunda vernix caseosa denilen kremsi bir tabaka ile kaplıdır. Bu özellikle prematürlerde belirgindir.Bu tabakanın bebeğin ısısının korunmasına ve enfeksiyonlardan korunmasına yararı vardır.Bebeğin ilk 2 gün yıkanmaması bu tabakanın korunması açısından yararlıdır.Ondan sonra bebek mümkünse her gün yıkanmalıdır. Ancak kordon düşene kadar banyo sonrasında göbek bakımı çok dikkatli yapılarak enfeksiyon oluşumu önlenmelidir.Bebek ne kadar zamanda bir yıkanmalıdır?Dr. Özlem Karahasanoğlu Bebeklerin cilt yapısı erişkinler kadar gelişmemiş olduğundan çok hassastır.Gözenekler hemen tıkanabilir.Pişik, isilik ve konak gibi sorunlar olabilir.Bu nedenle günlük banyo çok önemlidir ve bebeği rahatlatır. Banyo sırasında bebeğin cildine uygun hassas ürünler kullanılmalıdır. Kokulu , parfümlü ürünler tercih edilmemelidir.Banyo sonrası bebek losyonu veya yağı cildin nem dengesinin korunmasında yararlı olur. Benim önerim banyo sırasında bebeği içine koyduğumuz suyu değil ama durulamak amacı ile başından aşağı döktüğümüz suyu kaynatmaktır. Çünkü bu suyu yutarak ishal olan bebekler bilmekteyim. Bu yolla bebek enfeksiyonlara karşı daha az korunaklı olduğu ilk aylarda korunabilir.İlk aylarda bebekte neden gaz sorunu görülür?Dr. Özlem Karahasanoğlu Barsaktaki gazın büyük bir kısmını ağız yolu ile yutulan hava ve normalde de barsaklarımızda yer alan bakterilerin oluşturduğu gazdan oluşur. Bebekler özellikle ilk aylarda sadece anne sütü veya biberon ile beslendikleri için emme sırasında ister istemez bol miktarda hava yutarlar.Bunu önlemek için emme sırasında hava yutulması azaltılmaya çalışılmalıdır.Anne memesinin sadece ucu değil çevredeki kahverengi dokunun önemli bir kısmı da bebeğin ağzına verilirse yutulan hava miktarı azaltılabilir.Aynı amaçla biberonla mama verilirken biberon bebeğin başına 45 derece bir açı ile tutulmalı ve emziğe yakın kısmın tamamen mama ile dolu olduğu gözlenmelidir.Aksi takdirde bebek hava yutacak, yutulan bu hava barsak içinde hava baloncuklarının oluşumuna yol açarak gaz sancısına neden olacaktır.Her emzirme sonrası bebeğin yuttuğu hava mutlaka çıkarılmalıdır.Bunun için bebek kucağa alınarak geğirme duyuluncaya kadar sırtı sıvazlanmalıdır. Bebeklerin çok gazlı olmasının bir diğer nedeni de bebeğin yürüme eylemini gerçekleştirememesi nedeni ile barsakların yer çekimine karşı fazla etkin olarak çalışmamasıdır.Bu nedenle gaz çıkarma erişkinlerden daha zordur.Emme sonrası bebeğin dik pozisyona getirilerek gazının çıkarılması bu açıdan önemlidir.Ayrıca bacaklara yaptırılan hafif bisiklet çevirme egzersizleri de yararlı olabilir.Bu egzersizin rahat uygulanabilmesi için bebeğe rahat bir giysi giydirilmelidir.Bebeği fazla sarmak, kundaklamak bacak hareketlerini zorlaştırarak gaz sancılarını artırabilir.Belden lastikli giysiler yerine komple tulumlar giydirmek daha uygundur. Hem anne sütünde hem de formül mamalarda bulunan laktoza (süt şekeri) karşı toleransızlık durumlarında da gaz sancısı ve karında şişkinlik fazla olur.Bu tip durumlarda annenin süt ve yoğurdu fazla tüketmemesi , mamalardan da düşük laktozlu olanları tercih etmesi yararlı olabilir.Bebeğin alt temizliğinde dikkat edilecek noktalar nelerdir?Dr. Özlem Karahasanoğlu Yenidoğan bebekler çok hassas bir cilde sahip oldukları için bezlerinin sık sık değiştirilmesi gerekir. Temizlemede su, özel temizleyici sıvılar veya alkolsüz hassas alt değiştirme bezleri kullanılabilir.Bebeğin altını sildikte sonra yumuşakca kurulamalı ve idrarın tahriş edici etkisinden korumak için uygun bir bebek kremi kullanılabilir.Bebeğin altının sık sık sabun kullanmaksızın duru su ile yıkanması da iyidir. Bebeğin altının bir süre havasız kalması halinde pişik olacağı ve pişik durumunda da hemen mantar üreyebileceği unutulmamalıdır. İyileşmeyen pişiklerde doktor önerisi ile mantara karşı bir krem kullanılması gerekebilir.Bebeğin yattığı oda kaç derece olmalıdır?Dr. Özlem Karahasanoğlu Bebeğin yattığı oda 22 derece olmalıdır.Gereksiz yere çok sıcak yapılan odalar bebeğin sağlığını bozabilir.Solunum sisteminin uygun fonksiyonunu gösterebilmesi için oda içi nemin %45 ler civarında olması gerekir..Oda çok ısıtıldığında nem oranı %15 lere düşer. Bu da solunum yollarını kurutarak hastalıklara zemin hazırlar.Bebeğin giyiminde dikkat edilmesi gereken noktalar nelerdir?Dr. Özlem Karahasanoğlu Bebekler kışın aşırı giydirilip sarılmamalıdır.Erişkinlerden sadece bir ince kat daha fazla giydirilmelidir.Kundak yapılmamalı, hava almayan tüylü, sentetik battaniyeler kullanılmamalıdır.Pamuklu battaniyeler tercih edilmelidir.Yaz aylarında ince penyeler giydirilmelidir.Ilıman zamanlarda içe bir zıbın veya body, üzerine ince bir tulum giydirilmelidir.Çok sıcak havalarda ise sadece yarım kollu bir body ve ayakta çoraplarla tutulmalıdır.Ya-kış şapka giydirilmemelidir.Devamlı şapka kullanımı saçlı derinin havalanmasını engelleyerek konak ve pullanma oluşumuna yol açabilir.Serin akşamlarda çok ince bir penye tulum giydirilebilir.Kullanılan battaniye mutlaka penye olmalıdır.mystical2008-07-26 15:07:08

barosum
05.08.2007, 13:18
Kolikli Bebek...
Genelde akşam üzeri başlayan ve gece yarısına kadar devam eden ağlama krizlerine kolik denir. Her beş bebekten birinde vardır. Bebek ağlamaya başladıktan sonra susturulamaz. Koliği olan bebek çoğunlukla dizlerini karnına doğru çeker, hareketleri artar ve kolik ağlaması diğer ağlamalardan farklıdır. Kimi zaman 24 saat susturulamaz. Ve bu nöbetler hemen her gün aynı saatlerde başlayarak tekrarlanır.
Kolik ortalama olarak ikinci veya üçüncü hafta başlar ve ilk üç ayın sonunda tamamen kaybolur. Nadiren dördüncü veya beşinci aya sarkar.Koliğin sebebi bilinmemektedir. Ancak pek çok teori vardır. Bunlardan bazıları çoktan terkedilmiştir. Mesela bebek akciğerlerini bu şekilde çalıştırır; anne sütüne ya da mamaya karşı alerji gelişmiştir. Güncel bazı teorilere göre;


Ağlamak yeni doğmuş bebeğin olgunlaşmamış fizyolojisinden kaynaklanır. Tüm bebekler ağlar ve kolik bu durumun aşırı bir formudur.

Olgunlaşmamış sindirim sisteminden gaz geçerken aşırı bir kasılma olur ve bu kolik ağrısına sebep olur.

Bebeğin vücudundaki progesteron seviyesi doğumdan sonra çok azaldığından bağırsak spazmları görülür.

Bebeğin olgunlaşmamış sinir sistemi istemsiz olarak ağlamasına sebep olur.

Yenidoğan bebekler tüm uyaranlara karşı bloke olduğundan fazla ağlamazlar. Ancak ilk ayın sonunda dışarıya karşı daha uyanık olurlar ve bu yoğun uyarı onları akşama doğru yorar ve gerginleştirir. Sonuç nedensiz ağlamalardır.
Kolikli bebekler fiziksel ve duygusal olarak yıpranmazlar. Aksine büyüdüklerinde sorunları çözmekte diğerlerine göre daha başarılı oldukları gösterilmiştir. Koliğin tedavisi yoktur. Doktorlar bu kadar küçük bebeğe sakinleştirici ilaç vermek istemezler. Bazen gaz sancısından şüphelenilirse sancı giderici ilaç verilebilir.
Herşeyden önce bebeğinizin koliği olup olmadığından emin olmalısınız. Belki de bebeğinizin ciddi bir rahatsızlığı olabilir. Mesela emzirilen bir bebek karnını tam doyuramıyor olabilir ve annesi de onun emdiğini sanabilir. Aslında bebek aç olduğu için ağlıyordur. Kıyafetleri çok aşırı gelmiş olabilir ya da tam tersi üşüyor olabilir. Ancak bebeğin ağlaması her gün aynı saatlerde yineleniyorsa ve sebepsiz olduğundan eminseniz bebeğiniz koliklidir.
Kolikli bebeği susturmak pek mümkün değildir ancak onu ağlamaya terk etmemelisiniz. Nöbetleşe olarak bebeğinizi kucağınızda oyalamaya çalışın, açık havaya çıkarın, araba gezintisi yapın, pusetin içine koyup evde gezdirin, saç kurutma makinesi veya elektrik süpürgesi gibi sesler dinletin, ritmik sesler çıkarın, şarkı söyleyin, televiyon seyrettirin, kucağınıza alın karnını göğsünüze doğru hafifçe bastırarak sırtına vurun. Bu arada kendinize 10-15 dakikalık molalar verin. Bu dönemin geçici olduğunu aklınızdan çıkarmayın ve sabredin. Mutlaka yardım alın, herşeyi tek başınıza halletmeye kalkmayın.

ROSEE
11.10.2007, 11:45








Bebekler ve EmziklerBebekler rahatlarına fazlasıyla düşkünlerdir ve onların konforlarını sağlayan sadece birkaç unsur vardır. Anne memesi, biberon, sakinleştirici bir ninni ya da bir emzik. Onlara gerekli konforu ve rahatlığı sağlayan bu unsurlara alıştıklarında bırakmaları biraz zaman gerektirir. Bebeğin en güçlü refleksi emme olduğundan, emzik bebeği sakinleştirir ve rahat uykuya dalmasını sağlar.







Günümüzde çoğu uzman, emziği bebeğin doğal emme iç güdüsünü tatmin ettiğinden ve ona güven hissi verdiğinden dolayı tavsiye etmektedir. Ancak uzmanlar, emzikler hakkında bilgi edinmek ve kullanmayı da öğrenmek gerektiğini savunuyorlar. Ayrıca, emziğe alıştırılmayan bebeklerin, emme duygusu yüzünden zamanla parmak emmeye başladıklarını ve emzikten daha zor vazgeçirilebildiğini de ekliyorlar.










Emzikler silikon ve kauçuk olmak üzere iki maddeden yapılmaktadır. Silikon emzikler silisyumdan üretilir ve formları kolay kolay bozulmaz. Ama diş darbelerine karşı dayanıklı olmadıklarından diş çıkarmamış bebeklere tavsiye edilir. Doğal bir madde olan kauçuk ise elastiki ve dayanıklı olduğundan, diş darbelerine de dayanıklıdırlar. Bu nedenle kauçuk emzikler dişleri çıkmış bebekler için uygundur. Ancak kauçuk emziklerin formu, suyu içlerine emdikleri için çabuk bozulmaktadır.







Emzikler şekil açısından damaklı ve damaksız olarak iki çeşittirler. Anne memesine benzeyen damaksız emzikler bebekler tarafından daha çok tercih edilir. Ama bu tür emzikler damağa baskı yaptığından damağın yapısını ve buna bağlı olarak da dişlerin sıralanışını bozabilmektedir. Bu nedenle 1 yaşından sonra kullanılmaması tavsiye edilmektedir. Damaklı emzikler ise elips şeklinde ve yukarıya doğru kıvrık olduğundan, bebeğin damağında deformasyona neden olmaz ve ileriki yaşlarda da rahat kullanılabilir.









Emziklerin temizliği çok önemlidir ve kaynatılılarak ya da dezenfektan maddelerle sterilize edilerek bu temizlik sağlanabilir.Ayrıca emziği şeker ya da reçele banmak hatalı bir yöntemdir. Bebeğin diş minelerini zedelediği ve diş çürüklerine neden olduğu gibi bebekte sürekli tatlı bir tat isteği uyandırabilir.







Emziklerin genelde 2 ya da 3 yaş civarında bırakılması gerekmektedir. Çocuğun emzik istediği zamanlarda eline kemirebilmesi için sebze ya da meyve verilerek emzik kullanma zamanı azaltılabilir. İleriki yaşlarda emzik kullanımı damak ve diş yapısının bozulmasına ve kulakta bir takım problemler doğmasına neden olabilir.

belma
04.11.2007, 16:53
Yenidoğanlar ve uyku Doğum olayı sona erip, sıra hastaneden eve dönmeye geldi mi, anne-babaların çoğu bebeklerinin evde nasıl uyuyacağını merak etmeye başlarlar. Şunu bilmelisiniz ki, yenidoğanlar, kendilerini rahatsız edebilecek ses ve ışık uyaranlarını etkisiz kılacak bir doğal yetiye sahiptirler. Bu yetenek, kısa sürede alışkanlığa dönüşecektir. Biz hekimler, bir takım basit testlerle, bebeklerin bu yeteneklerini tespit ederiz. Örneğin, uyuyan bebeğin gözlerine fenerle kuvvetli bir ışık tutulması onun bir takım hareketler yapmasına neden olur. Aynı ışığı, kısa aralıklarla bir kaç kez daha tutalım, dördüncü, beşinci seferde artık bebeğin ışığa hiç tepki göstermeyip mışıl mışıl uyuduğunu görürüz. Benzer test, bir minik çan kullanılarak bebeğin sese tepkisi sırasında da yapılabilir. Örnekteki bebek, uykusunu koruyacak bir takım doğal yollar geliştirmiştir. Ses ve ışık, onları rahatsız eder ve kolayca uyanabilirler. Böylesi bebekler, tıpkı erken doğmuş bebekler gibi dış uyaranların olabildiğince azaltıldığı sessiz ve loş bir odada uyutulmalıdırlar.
Üç-dört haftalık bebek ve uyku Bu dönemde bir bebeğin en önemli görevi, uyku hali, uyanıklık hali gibi değişik durumları kontrol yeteneği kazanmaktır. Bu süreçte, anne babanın da iyi bir gözlemle öğreneceği çok şey vardır.
Kalabalık ve gürültülü bir ortamda uyuyabilmek, herhangi bir dış uyaranla tam uyanırken tekrar uykuya dalmak üzere kendi kendini sakinleştirmek, yukarıda sözettiğimiz kontrol sürecinin aşamalarıdır.
İyi bir gözlem, bebeğin farklı bilinç durumları arasındaki geçiş dönemlerindeki davranışlarından önemli çıkarımlar yapmanızı sağlayacaktır. Aktif ve gergin bebek, geçiş dönemlerini daha hızlı, sakin bebek ise daha yavaş ve sancısız yaşayacaktır.
Huysuzluk anında, bazı hareketleriniz onun ağlamaya başlamasına neden olurken, başka kimi davranışlar da bebeği sakinleştirecektir. Üç dört saatlik sıklılarla, bebek bu geçiş dönemlerini yaşar. Yeni anne-babanın ilk görevi, bu bağlamda bebeklerinin davranışlarını "tanımaktır".Temel sorun, ağlamaya başlayan bebeğin, kısa süre sonra sakinleşip uykuya devam mı edeceği, yoksa acıktığı için mi ağladığının ayırdedilmesidir. Emzirmek ya da mama vermek işe yaramıyorsa –ki genellikle bu durumda ilk yapılan iş bebeği beslemektir– bu huzursuzluk hali bir süre devam edecek ve bebek bir süre sonra sakinleşecektir. Bu olay yaklaşık hergün yaşanır. Bebek, bu dönemde, ortalama rakamlarla söylersek, 3-4 saatlik dilimler halinde 16-18 saat uyur.
Birbuçuk- iki aylık bebek ve uyku Bebeğinizin uyuma ve beslenme zamanı ve süresi bu dönemde giderek daha düzenli bir hal almaktadır. İki beslenme arası zaman 3 saate hatta daha fazlasına uzar. İki aylık bebekler, doğum tartısı ve başka kimi faktörlere de bağlı olarak, gece uyku saatlerini de artırırlar. İkinci ay artık bebeğinizi günlük aile düzeninize alıştırma zamanının da başlangıcıdır. Artık, geceleri yatmadan önce bebeğinizi uyandırıp son bir kez besleyebilir, sabahları onu uyandırarak güne sizin uygun gördüğünüz zamanda başlamasını sağlayabilirsiniz. Bebeğinizin, huzursuzluk ve ağlama dönemleri de artık daha düzenlidir; genellikle günün sonundadır ve huzursuzluğu kaka yapmayla sona erer. Bebeğiniz emmeye ve uyumaya kendini hazırlamıştır.
Dört aylık bebek ve uyku Bu dönemde uyku konusunda temel sorun bebeğinizin gece uyku düzenidir. Dört aylık bebek, bırakıldığı yerde uyumalı, ve uykusu ortalama 8 saat kesintisiz sürmelidir. Bebek için "kesintisiz uyku" nun anlamı, derin uykudan hafif/yüzeyel uykuya geçiş aşamalarını uyanmadan atlatmasıdır. Hafif uykuya geçen bebek, ağlar, sesler çıkarır, yatakta döner, ama unutmayın, tüm bunlar olurken hala uyumaktadır ve uyku içi bu geçiş aşamalarında kendi kendini sakinleştirerek/rahatlatarak derin uykuya geçmeyi öğrenmelidir. Bebeğin uyumayı “öğrenmesi” konusunda ailelere önemli bir görev düşüyor; bebeklerin mutlak anne baba desteğine ihtiyaçları vardır, ama anne-babaların genellikle yaptıkları, bebeğin sesini duyar duymaz onu kucaklarına alıp, kendi kendilerine derin uykuya geçmelerine engel olmaktır. Bu tür yanlış yaklaşım, 3-4 saatte bir hafif uykuya geçen bebeğin her seferinde uyanma ve beslenmeye alışması ve bunu rutin uykunun bir parçası olarak algılamasıdır. Bu alışkanlık bir yerleşti mi, ilerleyen aylarda değiştirmek çok daha zordur.
Yedi aylık bebek ve uyku Her ne kadar bebeğiniz 7. Aya kadar geceleri kesintisiz 8-12 saat uyumayı "öğrenmiş" de olsa, oturmak, sürünmek, emeklemek gibi bu dönemde kazandığı yeni yetenekler, geceye de taşınacak ve kimi sorunlar çıkaracaktır. Yeni durum, gece uyanmalarını kolaylaştıracak, tekrar uykuya dalmayı güçleştirecektir.
Benzer güçlükler, gündüz uykuları için de geçerlidir. Anne-babaya düşen, 4. ayda yaptığımız önerileri tekrar uygulamaktır. 7 aylık bebek, kesintisiz gece uykusu yanında öğleden önce ve sonra birer kez olmak üzere toplam en az iki gündüz uykusu uyumalıdır. Uyumasa bile, bu saatleri yatakta kendi başına geçirmeyi öğrenmelidir. Buna sadece bebeğin değil, anne-babanın da ihtiyacı vardır.
Dokuz aylık bebek ve uyku Daha önce söylediğimiz gibi, kazanılmış yeni yetenekler, uyumayı güçleştirmektedir. Dokuz aylık bebek, artık kendi kendine ayağa kalkabilir, geceleri de kalkacaktır, hem de siz onu uyuması için yatağına bırakıp odasından çıkar çıkmaz! Bu olay, belki on defa tekrarlanacaktır! Bu durumun üstesinden gelebilmek için "kararlı" olmalısınız. Tekrar tekrar ayağa kalkma ve ağlamalar üzerine onu yatağından alıp salona geçmeyin. Kesinlikle yataktan kalkmasına izin vermeyin, kararlılığınızı görsün, uyuması gerektiğini anlasın. Gece uyanmaları sırasında da aynı yöntemi uygulamalısınız.
9-12 ayBu aylarda muhtemelen bebeğiniz geceleri 10-12 saat ve gündüzleri iki kez yarım-2 saat uyuyor olacaktır. Size düşen ise yatma zamanı alışkanlıklarını bozmamasını sağlamak, kendi kendine uyuması için gerekenleri yapmak olmalıdır.
12-18 ayBu aylarda bebeğiniz günde 13-14 saat uyuyacaktır. 18 aylık olduğunda günde iki kez olan kısa gündüz uykularını öğleden sonraları yarım-iki saatlik tek uykuya indirebilir. Size düşen ise yatma zamanı alışkanlıklarını bozmamasını sağlamak, kendi kendine uyuması için gerekenleri yapmak olmalıdır.
18- 24 ayGeceleri 10-12 saat, gündüzleri 2 saatlik bir öğlen uykusu yeterli olacaktır. Bu aylarda çocuğunuz oluşturduğunuz alışkanlıkları yıkabilmek için çeşitli hilelere başvurabilir.

manolya80
28.11.2007, 14:16

Bebeğin Gazını ÇıkartmakBebeklerin süt içerken hava yutması çok doğaldır. Bebek, yuttuğu havadan ya gaz çıkararak ya da geğirerek kurtulabilir. Biberonla beslenen bebeklerde çok sık görülmesine rağmen, anne sütüyle beslenen bebekler de hava yutabilir.
Bebeğinizi beslerken gaz çıkarması için arada ona fırsat verin; emziriyorsanız göğüs değiştirirken bebeğinizin gazını çıkarın. Yuttuğu hava ona tokluk hissi verebilir ve onu rahatsız ederek ihtiyacı olan besini almasını engelleyebilir. Ya da gaz midesine baskı yaparak, bebeğinizin kusmasına sebep olabilir. Bebeğiniz mutluysa, geğirecek kadar hava yutmamıştır; kıpırdanıp yüzünü buruşturuyorsa hava yutmuştur, bu yüzden bir süre daha deneyin. Ancak gazını hemen çıkarmasını beklemeyin.
Bebeğinizin yuttuğu havayı çıkarmak ve onu rahatlatmak için şunları deneyebilirsiniz;
1-Onu poposundan tutup, başı omzunuza gelecek şekilde kendinize yaslayın sırtını yavaşça sıvazlayın ve ritmik bir şekilde nazikçe vurun. Ağzından biraz süt gelme ihtimaline karşı omzunuza temiz bir havlu ya da bez örtebilirsiniz.
2-Bebeğinizi yüzüstü dizlerinize yatırarak ve nazikçe sırtını sıvazlayarak da bebeğinizin gazını çıkartabilirsiniz. Ağzından biraz süt gelme ihtimaline karşı dizlerinize temiz bir havlu ya da bez örtebilirsiniz.
3-Bebeğinizin 3. ayından sonra dizinize oturtup, bir elinizle göğsünden tutarak diğer elinizle sırtını sıvazlayarak gazını çıkartabilirsinizmystical2008-07-26 15:12:36

manolya80
28.11.2007, 14:18
Bebek İlk Defa Ne Zaman Yıkanır?
Bebek doğumdan sonra ilk 12 saat yıkanmamalıdır. Vücudun yumuşak bir bezle kurulanması yeterlidir. Tam bir banyo, doğumdan sonraki 2 veya 3’üncü güne bırakılabilir. Bunu izleyen günlerde bebek her gün ya da günaşırı yıkanabilir.
Bebeğin sağlıklı bir cilde sahip olması cildinin temiz tutulması ile yakından ilişkilidir. Bebeğin banyosu titizlikle yapılmalıdır. Bu durum aynı zamanda anne ile bebek arasında sevgi ve iletişim bağlarının kuvvetlenmesi açısından da önemlidir. Bebeğin günaşırı yıkanması yeterlidir. Ancak, temizliğin aşırı boyutlara getirilmemesi gerekir. Her mamadan sonra yüzünün ve her alt değiştirmeden sonra bezli bölgenin temizlenmesi yeterlidir.
Bebeğin aç iken banyo yaptırılması da çok önemli bir konudur. Eğer tok karnınayken banyo yaptırırsanız bebeğin kusmasına neden olabilirsiniz.
Bazı aileler bebeklerini sabahları yıkarken, bazıları da akşamları son emzirmeden önce yıkamayı tercih ederler. Hepsi de uygundur, çünkü böylelikle bebeğiniz belli bir tempoya alışır. Ama bazen koşullara göre değişiklik yapmak gerekebilir.
Yıkamaya Başlamadan Önce Yapılacaklar:
Banyo için gereksinim duyabileceğiniz her şeyi elinizin altında hazır bulundurun.
? Küvet bel hizanızda olsun. Oturmak ya da çömelmek yerine ayakta durmayı bel sağlığınız için tercih edin.
? Banyo suyunun uygun sıcaklıkta olduğundan emin olmak için bileğinizin içi veya dirseğinizle suyun sıcaklığını kontrol edin.
? Bebeğinizi soyun ve havluya sarın, henüz alt bezini çıkartmayın.
? Bebeğinizi kesinlikle suyun yanında yalnız bırakmayın.
Başını ve Vücudunu Yıkama:
Bebeğinizi bir havlu üzerine yatırarak soyun. İdrar ve kaka gibi sürprizlerden korunmak için alt bezini hala çıkartmanıza gerek yok. Havluyu vücuduna sararak, sol elinizle boynunu destekleyip, vücudunu kolunuzun üstüne yaslayarak koltuğunuzun altından destekleyin ve yüzü yukarı bakar şekilde banyo küvetinin üzerine alın, saçlarını bebeğe uygun, gözünü yakmayan bir bebe şampuanı kullanarak, küvetteki suyla veya yanınızda hazır bulundurduğunuz durulama suyunu dökerek durulayın. Ardından sert olmayan, yumuşak dokunuşlarla kurulayın.
Yere yatırıp havlusunu açın, bezini çıkarıp gerekiyorsa alt temizliğini yapın. Banyo süngerini bebe sabunu veya bebe banyo köpüğü ile köpürtün ve havlu üzerinde vücudunun her yanını, özellikle cilt kıvrımlarının arasını iyice silin. Kolunuzla omzu ve boynu destekleyerek, elinizle koltuk altından kavrayın. Diğer elinizle ya kalçalarından destek alarak veya bacaklarından kavrayın ve banyo küveti içindeki suya, önce ayak ve bacaklarını daldırarak yavaşca tüm vücudunu başı dışarıda kalacak gibi sokun. Suyla vücudunu durularken bebeğinizin rahatlamasını sağlayın. Aynı şekilde tutarak temiz havlu üzerine alın. Tüm vücudunu yumuşak hareketlerle kurulayın. Cilt boğumlarını iyi kurulamayı unutmayın. Bebeğinizin büyüyüp aşırı hareketlendikten sonra havlu üzerinde sabunlamak daha zor hale geleceğinden bu işlemi banyo küveti içinde yapabilirsiniz.

mavi_boncuk
28.12.2007, 10:31
Bebeklerinize inek sütü ilk 12 ay içinde kesinlikle ve 1-2 yaş arası mümkünse  kullanılmamalıdır .....    ÇÜNKÜ; * İnek sütünün çok düşük demir ve C vitamini içermesi, barsaklarda gizli kanamalara  ve  kansızlığa(anemi) neden olur. * İnek sütü, bebeğin beyin hücrelerinin, merkezi sinir sisteminin ve gözde görmeyi sağlayan retina tabakasının gelişimi için çok önemli olan esansiyel yağ asitleri  bakımından çok fakir bir kaynaktır. * İnek ütü, çok zengin mineral içeriği ile bebeğinizin böbreğine aşırı yük bindirir.* Eksikliğinde, zihinsel gelişmenin yavaşlamasına neden olan iyot ve çinko inek sütünde çok düşüktür.* İnek sütü kullanan bebeklerde düşük çinko içeriği sebebi ile bağışıklık sistemi  desteklenemez.mystical2008-07-26 15:23:04

biber
12.01.2008, 07:56
Oyun ve oyuncaklar, bebeğin sağlıklı gelişiminde önemli rol oynar.Çünkü oyun, her yaşta çocuğun hayatı deneyerek öğrenmesini sağlayan bir araçtır. Özellikle bebeğin doğumdan sonraki ilk yıl içinde algı ve harekete yönelik, çoğunlukla belirgin amaçlar taşımayan, nesneler ve hareketler üzerinde hakimiyetten kaynaklanan zevk içeren oyunlar ön plandadır. Bebek, kemik ve kasların gelişmesini sağlayan hareketli oyunlarla biriken enerjisini boşaltır, sosyal ilişkiler kurabilir, kendini tanıyabilir, kendi gücünün sınırlarını belirler, duyuları gelişir ve becerileri artar. Anadolu Sağlık Merkezi’nden çocuk hastalıkları uzmanı Dr. Ayşe Sokullu, oyuncakların, gelişim basamaklarına uygun olarak çocuğun hareketlerine düzen getirdiğini, bedensel, zihinsel, psikososyal gelişimine yardımcı olduğunu, hayal gücünü ve yaratıcılığını, yeteneklerini geliştirdiğini söylüyor. Özellikle 1 yaşına kadar olan çocuklar için evdeki eşyaların oyuncak olarak kullanılabileceğini belirten Sokullu, bebeğe boğazına kaçabilecek küçük parçalı oyuncakların verilmemesi konusunda da aileleri uyarıyor.Dr. Ayşe Sokullu’nun verdiği bilgilere göre, ilk aylarda bebek doğuştan gelen refleks tepkileri geliştirir, çevresindeki insan ve objelere bakar. El kol hareketleri geliştikçe etrafındaki nesneleri yakalamaya çalışır, yakalayabildiklerini inceler. 1-4 aylar arasındaki bebek, beşiğine asılan bir oyuncağın bazen sallanıp, bazen hareketsiz durduğunu fark edebilir. Oyunlarında ‘keşfetmek’ ön plandadır. Hoşuna giden hareketleri tekrarlar. Çevresindeki oyuncağı, eşyayı çekerek, çarparak tanımaya çalışır. Vücudu da oyuncak niteliğindedir; parmaklarını, ayaklarını inceler ve oynar. 4-8 aylar arası sebep-sonuç ilişkilerini ayırt etme becerisi başlar. Hareketlerinin sonuçlarını görmek ister. Beşiğin kenarındaki ipe dokunduğunda ipin sallandığını ve ses çıkardığını fark ederse ses duyabilmek için ipi çekmeye başlar. 8-12. aylarda hareketlerinde de artış ve farklılaşma gözlenir. Sebep-sonuçları daha iyi ayırt etmeye başlar. Hedeflediği sonuçla arasına engel girerse bu engeli ortadan kaldırır. Oyuncağı sakladığınızda onu arar. Örtünün altına saklanan oyuncağı örtüyü kaldırarak bulur. Ayakta durma, yürüme, tırmanma gibi hareketleri başarır. Bu hareketler mükemmel olana kadar oyun niteliğindedir ve sürekli tekrarlar. Doğumdan itibaren bebek ses, şekil ve renklere karşı hassastır. İlk oyuncakları, renkli çıngıraklar, dönenceler gibi öncelikle görme ve işitme duyularına yönelik olmalıdır. Oturmayı başardıktan sonra çevresi genişleyen bebeğin oyuncakları arasına küpler, çıngıraklar girebilir. Bu dönemde avuç ile kavradığı göz önüne alınarak avucuna sığacak büyüklükte parçaları olan oyuncaklar seçilmelidir. Yürümeye başlamasıyla birlikte oyuncaklarından çok ev eşyaları ilgisini çeker. Onun için ulaşabildiği alanları keşfetmek önemlidir. Küplerle kule yapmak, oyuncak parçalarını bir yerden bir yere taşımak ona haz verir. Parmaklarının gelişimi de arttığından büyük parçalı, takılıp-çıkarılabilecek lego türü oyuncaklar yararlı olur. Yürüme davranışını destekleyecek, çekip itebileceği tekerlekli oyuncaklar ilgisini çeker. Top oynamada başarılı olmasa da hareket gelişimine yardımcı olur.Yıkanabilen oyuncaklar alın0-12 aylık bebeklere oyuncak alırken; cinsiyet ayrımı yapılmamalı (erkek çocuğa bebek, kız çocuğa araba alınabilir). Oyuncak alımında aşırıya kaçılmamalı. Özellikle bebeklik döneminde alınacak oyuncakların kırılmayan, yumuşak, emniyetli, yıkanabilir cinsten olmasına özen gösterilmeli. Küçük yaşta parçaları büyük, yaş ilerledikçe parçaları küçük oyuncaklar seçilmeli; parmak kasları geliştikçe avuçla kavrama, yerini üç parmakla, daha sonra iki parmakla kavramaya bırakır. Evdeki makara gibi farklı malzemelerden de oyuncak yapılabilir. Evde oyuncakların yerleştirilebileceği bir dolap, köşe, kutu olmalı.Bebeğinizle birlikte resimli kitap okuyunBebeğin öğrenmesinde görsel malzeme önemli bir yer tutar. Canlı renklerde, büyük boy ve ayrıntısız resimleri olan kitapların anne baba tarafından okunması, kısa masallar anlatılması, resimlerin birlikte incelenmesi bu yaşlarda bebeğin dil gelişimini hızlandırır. Kelime bilgisini artırır. Konuşması için fırsat oluşturur ve destekler. Çevresini tanımasına yardımcı olur. Anne-baba-bebek ilişkisini artırır. Hayal gücünü geliştirir. Bebeğin teyp gibi mekanik bir sesten masal dinlemesi yerine kendisi ile ilgilenen kişi ile aynı mekânı paylaşması, bedensel temas içinde (kucakta veya yan yana oturarak) ses tonu ve mimiklerin değişimini gözlemesi, kendisiyle ilgilenen kişi tarafından zaman ayrıldığını hissetmesi gerekir. Dokunma yolu ile bebeğin kitabı, kağıdı tanıması sağlanmalı. Bu dönemde bebeklerin parmakları yeterince gelişmediğinden kalın sayfalı kitaplar seçilmeli. mystical2008-07-26 15:08:35

esraerman
21.01.2008, 07:50

EK BESİNLER
4. aydan itibaren, bebeğin anne sütü dışında besinlere geçme zamanı gelmiştir. 4. aydan önce bebeklerin büyüme ve gelişmesi için anne sütü ve/veya bebek başlangıç maması tek başına yeterliyken, 4. aydan sonra sadece anne sütü veya hazır mama bebeğin büyüme ve gelişmesi için tek başına yeterli değildir. Bebeğin büyüme ve gelişiminin aynı hızda devam etmesi için, artan protein, enerji, demir, vitamin ve mineral gereksinimleri karşılanmalıdır. Bu nedenle de bebeğin ek gıdalara başlaması ve yeni tatlara alışması gerekir.
Ek besinlere erken veya geç başlamanın sakıncaları
Ek besinlere geç ve erken başlamanın bebekler için sakıncaları vardır. 4. aydan erken başlanması sindirim sisteminin olumsuz etkilenmesine, allerjiye ve ishale neden olabilirken, 6. aydan geç başlanması büyüme ve gelişme geriliklerine neden olmaktadır.
Ek besinlere başlarken dikkat edilmesi gereken noktalar
Öncelikle motivasyonunuzu hiçbir zaman kaybetmeyin. Bebeğinizin farklı tatlara geçişi zaman alacaktır.
Bebek, her konuda olduğu gibi, yemek değişikliklerinde de sabrınıza ihtiyaç duyar. Anne sütü ya da hazır devam mamaları, bir süre yine onun temel besini olmaya devam edecektir. Yeni gıdalara geçişte çok yavaş davranmanız gerektiğini daima aklınızda tutun. Besinler düşük miktarlarda ve tek tek verilmelidir. Yeni bir besine başlamak istediğinizde, ilk gün sadece bir küçük kaşık verin. Bir iki gün, başka hiçbir yeni besin vermeyin. Böylelikle, bebeğinizin o besine karşı verdiği tepkiyi direkt olarak gözlemlemiş olacaksınız. Allerji yaptı mı? Vücudu yeni besini kabul etti mi? Eğer vücut yeni besini kabul ederse, o besinin miktarını her gün bir miktar olmak üzere artırabilirsiniz. Belki bir hafta sonra, ikinci bir besine başlayabilirsiniz.
O besin için de aynı kuralları uygulayın. Eğer bir allerji gelişirse, o besini en az iki üç hafta vermeyin. Bebekte döküntü, kızarıklık, kaşıntı, pişik ve ishal meydana gelmesi durumunda, allerji gelişmiş olabilir.
Bebek için de yeni olan bu tecrübede, bazı zorluklar yaşanabilir. Örneğin bebek belki de yeni tatları, kaşık gibi yeni aletleri kabul etmek için daha erken olduğunu düşünüyordur. Bunun için bebeğin keyfini yerine getirin. Bebek çok açken, birdenbire kaşıkla yeni bir şey denemesi daha zordur. Karnını birazcık doyurun. Bu işlemin, akşam huzursuzluk zamanında değil, sabah en dinlenmiş olduğu zamanda ya da öğle vakti yapılması işinizi kolaylaştırabilir.
Bebek kucağınızda iken, küçük bir kaşığa koyduğunuz mamayı dudaklarına değdirin; bebek emmeye başlayacaktır. Kaşığı ağzının derinlerine kadar iterseniz öğürme refleksini uyarmış olursunuz. Bundan kaçının. Zamanla her ikiniz de kaşıkla yeme işlemi için daha deneyimli olacaksınız.
Anne sütü ya da devam maması ile biraz beslendikten sonra, öğünün geri kalanını katı gıda veya hazır kaşık mamaları ile tamamlayın. Katı gıda miktarı yavaş yavaş artacağı için, bir öğünde sadece katı gıda ile doyacağı zaman gelecektir. Böylece bebeğiniz, günün bazı öğünlerinde anne sütü almamış olur.
Yeni gıda olarak, evde hazırlayabileceğiniz mamalar, meyve suları ya da hazır bebek kaşık mamaları kullanabilirsiniz. Başlanacak ilk besin, elma gibi meyvelerin suları olabilir. Katı gıdalardan ise, sütlü tahıllı kaşık mamaları başlamak için en uygun besinlerdir. Protein, esansiyel besinler, vitamin ve minerallerle desteklenmiş olan Ülker Hero Baby Pirinçli Kaşık Maması, iyi ve güvenilir bir çözüm olabilir. Daha sonra, başka tahıllardan (buğday, yulaf, çavdar vs.) yapılmış mamalara başlanır. Sebze çorbalarına da, her seferinde yeni bir sebze ekleyerek ve düşük miktarlarda olmak üzere, bebeği alıştıra alıştıra başlayabilirsiniz.
Örneğin pirinç, havuç; daha sonra patates, mercimek gibi. Veya tüm sebze cinslerini içeren Ülker Hero Baby Sebzeli-Buğdaylı Kaşık Maması'nı tercih edebilirsiniz.
Beslenme konusundaki bilgisizlik, çok zengin bir ortamda bile kötü beslenmeye neden olur. Örneğin kendi alışkanlıklarımız olan tuz ve şekerle, bebeği en azından bir yaşına kadar tanıştırmanın hiç gereği yoktur. Siz baharatlı yemekleri seviyor olsanız bile, bebeğiniz için bu hem zararlı hem gereksizdir. Yağlar, sıvı yağ (tercihen zeytinyağı) ağırlıklı olmalı ve çok az kullanılmalıdır. Besinlerin çok pişirilmesi vitamin değerini azaltır. Yediğimiz gıdalardaki lif ve kepek miktarına da dikkat etmeliyiz. Barsak sağlığı açısından kepekli lifli gıdalar çok iyidir.
Ancak fazla lif, mineral emilimini olumsuz etkileyebilir. Genel olarak, beslenme ile ilgili çoğu yanlış uygulama bu dönemde yapılır. "Bebek onu sevmedi, biraz şeker koyalım" gibi tutumlar, bebeğin yeni tatlara alışmasını güçleştirir.
Bebekler, ilk denediğinizde sevmedikleri bir besini birkaç ay sonra zevkle yiyebilir. Ağız tatları değişebilir. Bu yüzden, ısrarcı olmak yerine aralıklarla denemek daha iyidir.
Bebeklere zorla yedirmek de doğru bir davranış değildir. Bebek ne kadar yemek istediğini kendi belirleyebilir. Sanılanın aksine, hiçbir bebekte kolay kolay açlıktan meydana gelen sorun yaşanmamıştır. Anneler sadece biraz sabretmelidir.
Eğer doktorunuz çocuğunuzun kilosunun normal olduğunu söylüyorsa, siz ne kadar aksini düşünseniz de çocuğunuz yeterli miktarda yemeği yiyordur. Bebeğiniz şekerli tatları meyvelerden veya bebek için hazırlanmış özel tatlılardan alabilir. Bir yaşına, hatta daha da sonrasına kadar bebeği pasta ve çikolata ile tanıştırmanız doğru değildir.
Bebekler için uygun olabilecek yüksek besin değerine sahip ve kontrollü şeker içeren özel tatlı püreleri tercih etmek en doğrusudur.
Katı gıdalara geçişte bir diğer konu ise pütür miktarıdır. Gıdayı bebeğe pütürsüz yedirmek yerine, bir miktar pütürlü bırakarak onu alıştırmanız daha iyi olacaktır. İlk önce hafif, küçük pütürlü yedirerek çocuğun buna verdiği tepkiyi değerlendirin ve zamanla pütür miktarını artırın. Böylece büyük lokmalara geçişte daha az sorununuz olacaktır. Ülker Hero Baby Sütlü-Elmalı-Muzlu bebek püresi, yüksek besin değeri ve hoş lezzeti ile, bu geçişi sizin ve bebeğiniz için kolaylaştırabilir.
Bebeğinizin zamanla besin gruplarının her birinden yeterli miktarda yiyebilecek şekilde beslenmesine dikkat etmeniz gerekir.
Bu besin grupları şu şekilde sıralanabilir:

1. Karbonhidratlar2. Proteinler3. Yağlar4. Vitamin ve mineraller
Üç yaşın altındaki her çocuk, günde 5-6 öğün yemek yemelidir. Burada yemekten kastedilen, bir öğünde alınacak meyve suyu ve devam sütü gibi sıvı gıdalar da olabilir. Bunun dışında, bir hastalığın ardından duraksayan büyüme ve gelişimini telafi etmek için, çocuğun bir süre fazladan öğüne gereksinimi olabilir.mystical2008-07-26 15:09:50

esraerman
21.01.2008, 08:03
Annelere Ek Besin Verme Önerileri

Hazırlayan: Hacettepe Üniversitesi Çocuk Sağlığı Enstitüsü Sosyal Pediyatri Anabilim Dalı
Bebeğinizi 4-6 ay sadece anne sütü ile besleyiniz. Bu dönemde ona ek gıda vermeyiniz. Bebek 4-6 aydan önce ek gıda almaya hazır değildir ve bu dönemde ek gıda başlanmaması için çok önemli sebepler vardır:   Bu dönemde ağzına verilen yiyecekleri dili ile dışarı atar. Bu aslında bebeğe erken dönemde ek gıda verilmesini önleyici doğal koruyucu bir reflekstir. 4-6 aydan önce ısırma, çiğneme-yutma hareketlerini koordineli olarak yapamaz. Tam olarak başını dik tutamaz, oturamaz. Böbrekleri ek gıda ile alınan proteinlerin artıklarını ve mineralleri yeterince atamaz. Nişastalı besinleri sindirmekte güçlük çeker. Barsağın yeterli olgunluğa ulaşmadığı bu dönemde verilen yiyecekler besin hassasiyeti ve allerjilere yol açar.
4-6 ay arasında her bebeğin ek gıda almaya hazır olduğu zaman farklıdır. Bunun için bebeğinizin ek gıda almaya hazır olduğunu gösteren ipuçları bekleyin.
Bu ipuçları şunlardır:  



Ağıza verilen yiyecekleri dil ile dışarı atma refleksinin kaybolmaya başlaması (dudaklarına kaşık değdiğinde ağzını açmasıyla beraber dilini dışarı doğru çıkarmaması)
Başını tamamen rahatça dik tutarak oturabilmesi

Isırma, çiğneme-yutma koordine hareketlerinin başlaması
Herhangi bir nesneyi parmakları ile tutabilmesi

Başlangıçtaki emme şeklinin daha olgunlaşması ve emmenin adeta bir sıvı içiyormuşçasına güçlenmesi
Parmakları ile tuttuğu nesneyi ağzına götürebilmesi

Diş çıkarmaya başlaması
Yiyeceği gözleri ile takip edebilmesi ve yiyecek verilince ağzını açması
Altıncı aydan sonra her bebek ek gıda almaya hazırdır. Ek gıdaya başlanması altı aydan sonraya geciktirilmemelidir. Altıncı aydan sonra bebeğin ek gıdaları kabul etmesi güçtür.
Bebeğinize ek gıda başlarken aşağıdaki noktalara dikkat edin. Bebeğinize vereceğiniz ek gıdayı onun gelişim düzeyine göre ağzında kontrol edebileceği ve yutabileceği besinlerden yumuşak, pürtüksüz yarı sıvı besinler seçin. Bebeğinize vereceğiniz her türlü gıda doğal ve taze hazırlanmış olmalıdır. Bebeğiniz için hazırladığınız besinlere katı yağ, şeker, tuz ve baharat katmayın. Besinlerin doğal tatlarına alışmalarını sağlayın. Hazırladığınız gıdaları oda ısısında 2 saatten fazla bekletmeyin. Konserve, dondurulmuş ve paketlenmiş yiyecekleri, hazır meyve suları ve kolalı içecekleri, içine boya, tatlandırıcı veya aroma katılmış besinleri bebeğinize asla vermeyin. Yeni besinleri bebeğiniz aç iken deneyin. Onur yorgun olmadığı ve sakin olduğu bir dönem seçin. Yutmasını kolaylaştırmak ve ek gıdanın akciğere kaçmasını engellemek için ek gıda verirken onu kucağınızda kendini güvende hissedecek şekilde dik olarak tutun. Her yeni gıdaya tek tek ve yavaş yavaş başlayın, az miktarda başlayıp, miktarı zamanla (3-4 gün) artırın. Sevmediği bir gıdayı zorla vermeyin, yeniden denemek için bir süre geçmesini bekleyin. Ek gıdaları bebeğe uygun bir kaşıkla verin, biberon kullanmayın. Beslemeden önce bebeğin kaşıktaki yiyeceğe ilgi göstermesini bekleyin. İsterse bebeğin yiyeceği elleyerek tanımasına izin verin. Öğünlerde alacağı gıda miktarını bebeğinize bırakın, yemek istemediği takdirde ısrar etmeyin. Yeme hızı bebek tarafından belirlenmelidir. Zamanla bebeğinizin kendi kendine yemesine izin verin, bu onun özgüvenini artırır. Ek gıdalara başladıktan sonra da bebeğinizi 2 yaşına kadar emzirmeye devam edin. Çocuğunuza bir yaşına gelene kadar mümkünse inek sütü vermeyin. Erken yaşta verilen inek sütü çocuğunuzda allerji ve kansızlık yapar. Çocuğunuzu kansızlıktan korumak için demir yönünden zengin (et, yumurta, mercimekli baklagiller, pekmez) ek gıdalar verin. Çocuğunuza vereceğiniz ek gıdaların A vitamini açısından da zengin (taze sebze ve meyve) olmasına dikkat edin. Bu onu hastalıktan koruyacaktır. Üç yaşın altındaki çocuklar günde altı öğün beslenmelidir. Çocuğunuz ile birlikte siz de yiyin. Bu onun iştahını artıracaktır. Çocuklar kalabalıkta yemek yemeyi severler. Beş yaşına kadar çocuğunuza fındık, fıstık, çekirdek gibi küçük kuru yemişler vermeyin. Bunlar nefes borusuna kaçarak boğulmaya ve akciğerlerin zarar görmesine neden olabilir. 
Verilecek Ek Besinler  



4-6 ay 
Çocuğunuza tek bir gıda türü içeren yumuşak, topaksız, yarı sıvı tekli karışımlar verin. Bu gıdalara en iyi örnekler;
yoğurt
meyve püreleri ve meyve suyu (elma, şeftali, muz gibi)
sebze püreleridir (kabak, havuç, patates gibi)
6-7 ay
Çocuğunuza iki çeşit gıda içeren ikili karışımlar verin. Besinleri ince ince kıyın veya rendeleyin bir sıvı veya yoğurtla karıştırın. Bu gıdalara örnekler;
yoğurtlu sebze püreleri meyveli yoğurt tavuklu sebze etli sebze tarhana çorbası yoğurt çorbasıdır Ayrıca bu dönemde yumurtanın sarısı, beyaz peynir gibi kahvaltılıklarda vermeye başlayın. 
7-9 ay
Artık çocuğunuza üç veya daha fazla besin türü içeren çoklu karışımlar verebilirsiniz. Bu gıdalara örnekler;
sebze çorbası dolma baklagiller ızgara köftedir Çocuğunuzun yemeklerine bir tatlı kaşığı zeytinyağı ekleyin. Dokuzuncu aydan sonra çocuğunuz aile sofrasına oturabilir. 
 
 

esraerman
28.01.2008, 12:22





3-4 Aylık Bebek Beslenmesi


Öğün
Beslenme Saati
Anne sütü yetersiz ise
Mama alınamıyorsa

1
7.00
Anne sütü +
Anne sütü yoksa*İnek sütü (150 ml)

2
10.00
Anne sütü veya Formül mama (150-180 ml)
*İnek sütü (150 ml)

3
13.00
Anne sütü veya Formül mama (150-180 ml)***Meyve suyu püresi
**Sebze çorbası (100ml)***Meyve suyu püresi

4
16:00
Anne sütü
*İnek sütü (150 ml)

5
19.00
Yoğurt (150 ml)
****Yoğurt (150 ml)

6
22.00
Anne sütü
*****Muhallebi(150 ml)

7
Gece boyunca Çocuğun istediğine göre
Anne sütü veya formül mama(150-180ml)
*İnek sütüMeyve suyu ve püresi: İlk verilecek ek gıdadır. Öncelikle elma suyu(tercihen tatlı) ile başlanır. Elma iyice yıkandıktan sonra soyulur cam rendede rendelenir süzülerek soyu elde edilir. İlk denemede 1-2 çay kaşığı veriniz. Daha sonra her gün taze hazırladığınız meyve suyunun miktarını arttırarak bir haftanın sonunda tam bir elmanın suyu verilebilir. Her hafta armut, mandalina, portakal, havuç, şeftali gibi değişik meyve suları denenebilir. Meyve sularına şeker eklenmemelidir. Çilek gibi alerji yapma ihtimali yüksek olan meyveleri daha ileride veriniz. Aynı hafta içinde birden fazla meyve çeşidi vermeyiniz. Dördüncü aydan itibaren muz dahil olmak üzere meyve pürelerine başlanabilir. Domates suyu: Domatesin kabukları soyulup, ezilerek tel süzgeçten geçirilir. Tülbent içinde sıkılarak pürtüksüz ve çekirdeksiz suyu alınır. Anne sütü alan bebeklerde 4-6. aylarda yapay beslenen bebeklerde daha erken başlanabilir. Tarhana: Baharatsız yapılan tarhana çorbası 4. aydan sonra çocuklara verilebilir. Bir silme yemek kaşığı tarhana bir bardak su ile karıştırılıp kaynatılır, ılık olarak çocuğa verilir. Kuru Baklagiller: Et ve yumurta almayan aileler çocuklarına verebilirler. Kırmızı veya sarı mercimek iyi pişirildiği taktirde bebek için iyi protein kaynağı olurlar. Diğerleri de dış zarları alınarak iyi pişirilip verile bilir. Mercimek Çorbası: ½ çay bardağı mercimek, ½ çay bardağı bulgur veya pirinç, yarım havuç, yarım su bardağı su ile yumuşayıncaya kadar pişirilir. Pişme suyu dökülmez. Tahta kaşıkla ezilerek kevgirden geçirilir. Kıvamı koyu olursa su ilave edilir ve yarım tatlı kaşığı bitkisel sıvı yağ konur. 4. aydan itibaren bir tatlı kaşığı ile başlamak suretiyle, 7 aylıktan itibaren günde 3-4 yemek kaşığı verilebilir. (miktar çocuğun isteğine göre ayarlanır) Mercimek sebze çorbasının içine koyularak da pişirilebilir. Havuç Çorbası: 2 su bardağı suya bir yemek kaşığı pirinç, 3 küçük havuç eklenerek 45 dk. pişirilir. Ezilip süzgeçten geçirilerek tekrar ateşe konulup isteğe göre 1 tatlı kaşığı irmik veya tereyağı-sıvı yağ eklenebilir. Patates Püresi: 1 orta boy patates kabuğuyla haşlanır, soyulur ve ezilir. 2-3 dövülmüş bisküvi ile karıştırılarak tam sütle 150 ml. Tamamlanır. Çocuk tatlı beğeniyorsa şeker veya meyve suyu ile tatlandırılabilir. Yapay beslene süt çocuklarına 3-4 aylıkta anne sütü alanlarda 6-7. aylarda verilir. Yumurta: su içine yumurta yıkanıp konur. Kaynama derecesindeki suda 10 dk. pişirilir. Akı ayrılarak sarısı verilir. Sarısı ya sütle ezilerek veya sadece ezilip yada sebze çorbasıyla karıştırılarak çocuğa verilir. Aydan sonra akı birlikte verilir. Kıyma: Hafif ateşte kendi verdiği suyu çekene kadar pişirilip yukarda hazırlanan sebze çorbası ve diğer çorbalar içine katılarak bebeğe verilebilir. Kıyma en uygun et verme şeklidir. Köfte: İki kere çekilmiş kıyma, az miktarda ekmek içi ve az tuzla iyice yoğrulur. Köfteler dibi yağlanmış tavada kapalı olarak pişirilir. İlk başlarken çeyrek köfte ile başlanır, gittikçe artar. Tavuk eti, balık eti, karaciğer vb. pişirilip kemiğinden ve kılçığından iyice ayrılır, ezilerek verilir veya sebze çorbasının içine eklenir. Sütün Hazırlanışı: İnek sütünü ve süte ilave edilecek suyu en az 10 dakika ayrı ayrı kaynatırız. İlk bir ay ile dört ay arasında iki birim süte bir birim su ilave ediniz. (40 ml süte 20 ml su) Dördüncü aydan sonra sütü sulandırmaya gerek yoktur. Her 100 ml sütün içine bir kesme şeker veya bir tatlı kaşığı şeker ilave ediniz. Bebeğinizin kabızlığı varsa bir çay kaşığı zeytinyağı ilave edilebilir. Sebze Çorbasının Hazırlanışı: En erken 3. aydan sonra başlanabilir. Bir orta büyüklükte patates, 1 küçük havuç veya taze kabak küçük olarak doğrayınız, 2 su bardağı su kaynama derecesine gelince malzemeler konulup yumuşayıncaya kadar pişirilir. Tel süzgeçten hiç ezmeden geçirilerek suyu alınır. Bir tatlı kaşığı irmikle 5 dk. kaynatılarak çorba yapılır. Ilık olan çorbayı birkaç çay kaşığı miktarından başlayarak veririz. Bebeğiniz tolere ettiği sürece miktarı giderek arttırınız ve tam bir öğün şeklinde veriniz. Sebze çorbası bebeğe alıştırıldıktan sonra veya bir hafta verilip bir sorunla karşılaşılmamışsa; sulu sebze püresine geçilir. (Bir hafta içinde) Sulu Sebze Püresi: Bir orta büyüklükte patates, bir küçük havuç veya taze kabak küçük olarak doğrayınız. 2 su bardağı su kaynama derecesine gelince malzemeler konulup yumuşayıncaya kadar pişirilir. Almaya yakın 1 yemek kaşığı pirinç katılır (veya tatlandırmak için irmik katılır). Ateşten alınıp ezilir, püre haline getirilir. Daha sonra 1 çay kaşığı bitkisel sıvı yağ eklenir. Bundan tam öğün olarak verilir. Bu sebzeleri tolere ediyorsa daha sonraki dönemlerde taze fasulye, mercimek, bezelye, domates, yeşil yapraklı sebzeler (ıspanak en son eklenir), gibi gıdalarda tek tek eklenebilir. Çocuk büyüdükçe sebze çorbası şeklinde yapılıp daha koyu olarak hazırlanır. Katılan suyu ilerleyen aylarda et suyu, kemik suyu şeklinde de yapılabilir. Bu çorbanın içine 2 kez çekilmiş ve pişirilmiş dana kıymasından bir yemek kaşığı yedirmek yayarlı olur. Muhallebi: 5. aydan itibaren (ilk 4 ayda anne sütü almayan çocuklarda daha erken başlanabilir) sebze püresinde 1-2 hafta sonra başlanır. Genellikle akşamda tek öğün olarak verilir. Bir su bardağı soğuk süte (bir kahve fincanı su), muhallebinin hazırlanmasında kullanılan süt ilk dönemlerde sulandırılmalı giderek süte geçilmelidir; bir tatlı kaşığı pirinç unu ilave ederek kısık ateşte karıştırarak pişiriniz. Pişirdikten sonra bir tatlı kaşığı şeker ilave edebilirsiniz. 6-7. aylarda pirinç ununa yulaf, mısır, buğday unları eklenebilir. Yoğurt: Yoğurt yapmak için pastörize edilmiş veya kaynatılmış süt ılımaya bırakılır. Eli yakmayacak sıcaklığa gelince 100 ml (bir çay bardağı) yoğurt eklenir. Sütün üzeri kapatılarak kalın bir örtü ile örtülür, ılık bir yerde 5-6 saat mayalandırılır. Bebeklere her gün taze yoğurt verilir. İlk denemede birkaç çay kaşığı yoğurt veriniz, her gün miktarını giderek arttırınız. Eğer bebeğiniz yoğurdu sevmezse daha önce denediğiniz meyvelerden birini içine koyabilirsiniz. Mümkün olursa yoğurdu pekmezle beraber vermeye alıştırmak kansızlığı önlemede faydalı olacaktır. Ek Besin Verilirken Dikkat Edilecek Noktalar:
İlk kez verilecek besinler açken denenmelidir.
Her yeni gıdaya tek tek başlanmalı ve çok az miktarda (bir çay kaşığı)
verilmeli. Bebeğin alımına uygun olarak 3-4 gün içinde miktarı arttırılmalıdır. Böylece besin maddesine alerjisi tespit edilebilir.
Bebek istemediği bir besini almak için zorlanmamalıdır. 2-3 hafta sonra tekrar denenmelidir.
Ek gıdalara tek öğün olarak başlanır. Bebek 6 aylık olduğunda anne sütüne ek olarak günde 2-3 öğün olarak verilebilir.
Ek gıdalara geçerken önce tekli grup (yoğurt, meyve suları) kullanılır, daha sonra çoklu karışımlara (sebze çorbası, kabak dolması) geçilir.
Bebeklere doğal ve taze hazırlanmış besinler verilmelidir. Dondurulmuş yiyecekler, konserve, katı maddeli hazır besinler verilmemelidir.
Bebek için hazırlanan besinler 2 saat içinde tüketilmelidir.
Besinlerin hazırlanmasında kaynamış su kullanılmalıdır.
Tüm besimler sadece kaşık ile verilmelidir. Ek gıdaların verilmesinde biberon kullanılmamalıdır.
Bebeğin beslenmesinde kullanılan kaplar bir tencere içerisinde ağzı kapatılmış olarak en az 5 dk. süre ile kaynatılmalıdır. (malzemeler plastik olmamalıdır)
Meyve-sebze pürelerini hazırlarken vitaminlerin kaybolmaması için cam rende kullanılmalıdır.
Ek gıdalara başlama döneminde çocuğun tuz ihtiyacı yoktur ve tuzsuz besinleri kolayca alabilir. Bu nedenle ilk bir yıl içinde yiyeceklere tuz katılmaması önerilir.
Beslenme saatleri hem anne hem de çocuk için mutlu geçen anlar olmalıdır. Anne rahat olmalı acele etmemelidir, çocuk kusabilir.

belma
10.02.2008, 05:15
Çocukları Bu 5 Hastalıktan KoruyunSonbahar mevsiminde özellikle de çocuklarda sıklığı artan hastalıklar arasında gribal enfeksiyonlar, farenjit, sinüzit, bronşit ve zatürre yer alıyor. Acıbadem Kocaeli Hastanesi’nden Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Ali Kaya, bu hastalıkların mevsim geçişlerinde ısı farklarının çok olduğu sonbahar aylarında arttığını söyledi.Gribal Enfeksiyon Sonbaharda BaşlıyorEn sık rastlanan üst solunum yolu enfeksiyonudur. Mevsim geçişlerinde, kapalı ortamlarda hızla yayılırlar. Çocuklarda ortaya çıkan şikayetler 2-3 haftaya kadar uzayabilir.Gribal enfeksiyonlar şu belirtilerle ortaya çıkıyor:- Burun tıkanıklığı- Kuruma- Önce şeffaf sonra yeşilimsi hale gelen burun akıntısı- Önceleri hafif ateş- Halsizlik, kırgınlık- İştahsızlık, yorgunluk- Eklem, kas ağrıları- Balgamlı öksürükEylül-Ekim Ayında Grip Aşısı YapılmalıViral bir hastalık olduğundan gribal enfeksiyonlarda antibiyotik kullanmanın bir faydası yok. Tedavi de şikayetlere göre yapılıyor. Ateş düşürücüler, ağrı kesiciler, vitamin takviyesi, buhar banyoları, dinlenme öneriliyor. Ateş çok yüksek seyrederse, koyu burun akıntılarında şikayetler uzun sürerse antibiyotik kullanmak gerekebiliyor. Bunun dışında temel tedavi, vücut direncini yüksek tutmaktan geçiyor Asıl tedavinin koruyucu tedavi olduğunu belirten Dr. Ali Kaya, grip aşısının grip sezonu açılmadan eylül-ekim aylarında tez doz olarak altı aylıktan büyük her çocuğa yapılabileceğini belirtiyor. Eğer çocukta çok sık gribal enfeksiyon görülüyorsa, şikayetler uzun sürüyorsa, her seferinde antibiyotik kullanılması gerekiyorsa, farenjit, bronşit gibi komplikasyonlar gelişiyorsa veya anne babanın eve gribal enfeksiyon getirme ihtimali yüksekse, (anne baba hemşire, doktor, öğretmen gibi) grip aşısı mutlaka öneriliyor.Farenjit, Boğazda Yanma ve Ağrıyla BaşlıyorBoğazın arka duvarında görülen mikrobik bir iltihapla oluşuyor. Belirtileri arasında şunlar var:- Boğaz ağrısı- Yanma hissi- Yutkunmada zorluk- Ateş- Ses kısıklığıHastalığın tedavisinde, boğaz kültürü alınarak mikrobik olup olmadığı tesbit ediliyor. Test sonucuna göre, antibiyotik tedavisi şekillendiriliyor. Üstelik kültürde mikrobun cinsi ve hangi ilacın kullanılacağı da belli oluyor. Hatta tedavi sonrası kontrol kültürü ile tedavinin başarısının araştırılması gerekiyor. Korunma, boğaz enfeksiyonu geçirdiğini bildiğiniz kişilerden çocukları uzak tutmakla mümkün oluyor. Yakın teması engellemek, çocukları kapalı, havasız ortamlardan uzak tutmak da bir çözüm.Sinüzit Olmamak İçin Saçınızı KurulayınGenellikle üst solunum yolu enfeksiyonları sonrasında oluşuyor. Kafa kemiklerinin içindeki boşlukların enfeksiyonu olarak biliniyor.Belirtileri arasında şunlar var:- Sürekli devam eden baş ağrısı (alında ve yanaklarda)- Burun akıntısıHastalığın tedavisi hakkında bilgi veren Dr. Ali Kaya, “Kemiklerin içindeki boşlukların havalandırılması için, tıkanıklığı giderici ilaçlar, iltihaba karşı antibiyotik daha ileri safhalarda ise cerrahi müdahale gerekiyor” dedi. Sinüzit çok kolay tekrarladığı için, koruyucu tedavi büyük önem taşıyor. Yüz kemiklerinin soğuğa karşı korunması gerekiyor. Terleme sonrası soğuğa maruz kalmak, spor aktivitelerinden sonra, saçların iyice kurulanmadan dışarı çıkılması temel etken. Kışın soğuk havalarda koruyucu başlık kullanılması önemli.İki Aylıktan Büyük Çocuklara Zatürre AşısıZatürrenin en sık görülen nedenleri arasında alt solunum yolu enfeksiyonları geliyor. Akciğer içindeki küçük kesecikler iltihap ile doluyor. Zatürrenin en sık nedenleri, bakteriler ve virüslerden kaynaklanıyor. Belirtileri şöyle:- Ateş- Titreme- Öksürük- Balgam çıkarma- Göğüs ağrısı- Halsizlik- Kırıklık- İştahsızlıkTedavisinde, bakteriyel ise antibiyotik kullanılıyor. Viral ise detekleyici tedavi yeterli. Antibiyotiklerin erken kesilmemesi gerekiyor. Şikayetler geçse bile doktorun söylediği süreye uyulması önemli. Ağrı kesiciler, ateş düşürücüler, balgam söktürücüler de tedavide kullanılıyor. Korunmada, genel koruyucu tedbirlerin yanında, zatürre aşısı özellikle öneriliyor. Zatürre aşısı iki aylıktan büyük her çocuğa uygulanabiliyor.mystical2008-07-26 15:13:19

ROSEE
11.02.2008, 04:59
Emzirmenin FaydalarıEmzirmenin faydaları saymakla bitmez, birkaçını sıralayalım:·Emzirme, bebeğinizle aranızdaki temel ilişkinin başlamasına yardımcı olur.·Anne sütü ilk aylarda bebeğin gereksinim duyacağı tüm besin maddelerini içerir. İlk 6 ay süresince anne sütü ile beslenen bebeklerin D vitamini dışında ek gıdalara ve suya gereksinimleri yoktur.·Anne sütünün içinde, besin maddelerinin yanı sıra bu besin maddelerini sindirmek için gerekli olan başka maddeler de vardır, bu nedenle sindirimi kolaydır.·Anne sütü büyümeyi destekleyen bazı maddeler içerir, anne sütü ile beslenen bebeklerin ilk aylarda genetik potansiyellerinin üzerinde büyüme göstermelerine şaşmamak gerek.·Annenin daha önceden geçirmiş olduğu hastalıklara karşı geliştirdiği koruyucu maddeler anne sütüne geçerek bebeği bu hastalıklardan koruyabilir.·Anne sütü alan bebekler orta kulak iltihabı, ishal, akciğer enfeksiyonu gibi rahatsızlıklara daha az yakalanırlar.·İçeriği bebeğiniz büyüdükçe onun gereksinimlerine cevap verecek şekilde değişir.·Anne sütünde bulunan bazı yağ asitleri son yıllarda popülarite kazandı çünkü bu yağ asitlerinin beynimizin çalışması ve görme yeteneğimizin gelişiminde çok önemli  işlevleri olduğu anlaşıldı.·Emzirilen bebeklerde ani beşik ölümleri daha az olur.·Emzirmenin lenf kanseri, şeker hastalığı, alerji, kalp hastalığı, felç, yüksek tansiyon gibi ileride çıkabilecek sorunlara karşı koruyucu etkisi var.·Anne sütü alan bebeklerin bilişsel yetilerinin biraz daha hızlı geliştiği biliniyor.Bebeğinizi emzirmek sizin sağlığınıza yarayacak:·Emzirmek her şeyden önce annenin kendine güvenini olumlu yönde etkiliyor.·Bebeğinizi emzirerek, hamileliğiniz süresince vücudunuzda depolanan yağlardan daha çabuk kurtulabilirsiniz. Bebeğinize yetecek kadar anne sütü yapılabilmesi için günde yaklaşık olarak fazladan 700 kaloriye gereksinim duyacaksınız. Emzirirken size gerekecek bu kalorinin bir kısmını vücudunuzda depolanmış yağları yakarak elde edeceksiniz.·Emzirme sırasında sütün kanallardan salgılanmasını sağlayan oksitosin hormonu, hamilelik sırasında bebeğinizle birlikte büyüyen rahminizin normal boyutlara inmesini sağlar. Ayrıca normal  doğumlardan sonra görülen kanama miktarını da azaltarak annede kansızlık gelişmesini önler.·Ek besin vermeden emziren anneler ilk 6 ay boyunca adet görmeyebilir, hamile kalmayabilirler. Yine de doğum kontrolü için doktordan bilgi almak iyi olur.·Emzirme süresince iyi kolesterolün arttığı kötü kolesterolün azaldığına dair veriler var.·Bir büyük artı daha: Emziren kadınlar göğüs ve yumurtalık kanserlerine ve kemik erimesine daha az yakalanır.Ya çevreye etkisi:·Anne sütü çok iyi emildiğinden atığı azdır, bu nedenle çevre dostudur.·Üstelik bedavadır.mystical2008-07-26 15:21:55

ROSEE
11.02.2008, 05:01
Beslenme üzerine !Çocukluktan itibaren sağlıklı ve dengeli beslenme alışkanlığı geliştirmek çok önemli. Dengeli beslenebilmek için gün içinde her besin grubundan belirli oranlarda almak gereklidir. Beslenmemizi düzenlerken bu oranlar göz önüne alınarak oluşturulan besin piramidini esas almak bizlere kolaylık sağlayacaktır. Her bir besin grubundan günde belli sayıda porsiyon almak gerekir. Porsiyonların büyüklüğü yaşa göre değişir. Buradaki porsiyon büyüklükleri çocuklar düşünülerek hazırlanmıştır. Besin GruplarıTahıllar: Ekmek (buğday, çavdar, yulaf unundan), pirinç, makarna, simit, börek, bulgur, şehriye  gibi.Tahıllar vücudumuz için ana enerji kaynağımızdır. Her gün en az 6-7 porsiyon alınmalıdır.1 Porsiyon:½ dilim ekmek,¼ kase makarna,¼ kase pilav,¼ kase pişmiş kahvaltılık tahıl yemeği,30 gramlık kahvaltılık tahıl gevreğiSebzeler: Sebzeler Vitamin A ve C yönünden zengindir. Günde 3-4 porsiyon almak gerekir. Ispanak, brokkoli, sarmalık pazı, gibi yeşil yapraklı sebzeler, havuç, bal kabağı gibi sarı sebzeler  ve patates, mısır,bezelye gibi nişastalı sebzeler ve domates, soğan, kabak gibi sebzeler alınması gerekir.1 porsiyon: ¼ kase pişmiş sebze,¼ kase doğranmış çiğ sebze,½ kase yeşil yapraklı çiğ sebzelerTaze sebzeler ya da kısa süre buharda pişen sebzeler besin değeri ve posa içeriği yüksek olduğundan tercih edilmelidir. Donmuş sebzeler de kullanılabilir. Pişirirken fazla yağ kullanmamak daha iyi olur.Meyveler: Meyveler C ve A vitamini ve Potasyum gibi mineraller açısından zengindir. Günde 2-4 porsiyon alma gerekir.1 porsiyon:½ orta boy elma, armut, portakal, muz¼ greyfurt,½ dilim kavun,½ kase doğranmış meyve,          ¼ bardak saf meyve suyu (şeker eklenmemeli),¼ kase kuru üzüm ya da erikSüt grubu: Süt ürünleri kalsiyumdan zengindir. Kalsiyuma ek olarak protein, vitamin gibi vücudumuzun gelişimi için önemli olan maddeler içerirler. Günde 2-4 porsiyon almak gerekir. Süt yağ açısından zengin olduğundan iki yaşından sonra yağsız süt, yağsız yoğurt tercih etmek iyi olur.1 porsiyon:½ bardak süt½  kase yoğurt30 gr peynirEt ve kuru baklagiller grubu: Protein, B vitaminleri, demir, çinko yönünden zengin olan bu yiyecek grubundan günde 2-3 porsiyon alınmalıdır. Et, tavuk, balık, kuru baklagiller, yumurta ve fındık, fıstık bu gruba örneklerdir. Etler iyice pişirilerek yedirilmelidir.1 porsiyon:30 gr yağsız et (pişmiş)30 gr pişmiş tavuk30 gr pişmiş balık3 yumurta1 kase pişmiş kuru baklagillerYağ ve şeker: Diğer tüm besin gruplarında vücudumuzun gereksinim duyduğu kadar yağ ve şeker zaten bulunmaktadır. Bu nedenle yemeklere fazladan yağ ve şeker eklemeye pek gerek yoktur.Günlük kalori alımının en fazla %25-30’u yağlardan elde edilmelidir.Su ve meyve suları: Susadıkça su içilmeli, günlük meyve suyu alımı 100 cc’yi geçmemelidir. Tuz: Az miktarda kullanılmalıdır.mystical2008-07-26 15:16:46

ROSEE
11.02.2008, 05:02
Bebeğinize ilk kez kaşık maması vereceğiniz zaman akılda bulundurmanız gereken birkaç önemli nokta var.

Ek gıdaları ilk kez denemek için hem siz hem de bebeğiniz için en uygun olan zamanı seçin.Bebek yorgun yada huzursuzken, karnı tokken bu işe girişmemekte yarar var.
Ek gıdalara başlarken aceleci olmayın. İlk kez vereceğiniz bir gıdayı 1-2 tatlı kaşığı olarak püreden daha suluca olarak kaşığın ucu ile verin ve herhangi bir sorunla karşılaşmazsanız verdiğiniz miktarı arttırarak 5-7 günde tam öğüne çıkın. Bu yaştaki bebeklerin öğün başına yaklaşık 100-150 ml gıdaya gereksinimi vardır. Sekiz dokuz aylık bebeklerin 3 ana 2 ara öğün almaları uygun olur.
Verdiğiniz gıdanın alerji yapmadığına emin olduktan sonra bir başka gıda denemeye başlayabilirsiniz. Gıda alerjisi, döküntü, ishal, kabızlık, kusma, deride kuruluk ve kızarıklık, huzursuzluk gibi belirtilerle kendini belli edebilir. Bu belirtiler genellikle bebeğiniz yeni bir besini yedikten sonra ilk 24 saatte ortaya çıkar ve şüpheli besin kesilince kaybolur. Böyle bir durumda o besin maddesini bir süre için bebeğe vermemek uygun olur. Bebekler büyüdükçe besinlere olan toleransları arttığından zaman içinde alerjileri geçebilir.
Bebeğiniz çok açsa, meme ya da biberon istiyorsa, kaşık mamasını reddediyorsa az miktarda meme ya da biberon verdikten sonra kaşık mamasını tekrar deneyin.
Bebek kaşığı diliyle itiyor, verilen gıdayı beğenmemiş gibi görünüyorsa bu daha önce bahsettiğimiz dille itme refleksi nedeniyle de olabilir. Bu refleksi tam olarak kaybolmamış bebeklerde mamayı (örn: ezilmiş muz parçası) elinizle de verebilirsiniz. Tabi ellerinizi iyice yıkadıktan sonra.
Ayrıca bebeğin yeni tatlara alışması zaman alabilir. Almak istemediği gıdayı, birkaç gün ara verdikten sonra tekrar denmekte yarar vardır.
Katı gıdaları asla biberonla vermeyin. Hem gereksiz miktarda kalori almasına hem de yanlış bir beslenme alışkanlığı edinmesine neden olursunuz. Kaşıkla yemek yemek beslenmenin yanı sıra bir gelişim aşamasıdır ve çocukları bu fırsattan yoksun bırakmak haksızlık olur. Ayrıca biberonla verilen katı gıdalar yemek borusuna kaçabileceğinden tehlikeli de olabilir.
Bebeklerin yatarak değil oturarak beslenmeleri gerektiğini de unutmayın. Bebeğiniz desteksiz oturmaya başladığında onu da aile sofrasına alın. Yeme konusunda ona iyi örnek olmaya çalışın. Televizyon karşısında yemek yedirme alışkanlığından da uzak durun. Yemek saatinin telaşsız geçmesi bebeğinizin sizi yemek yerken görmesi, sizin yediğiniz gıdalara ilgi duyması ilerde onun da sağlıklı bir yemek yeme alışkanlığı geliştirmesine yardımcı olacaktır.
Bebeğinizi zorla beslemeye çalışmayın. Mamasını yedirirken onunla konuşmaya, onu cesaretlendirici sözler söylemeye önem verin. Daha fazla yemek istemediğini belirttiğinde zorlamayın.
Bebeğinizin bazı gıdaların tat ve yapılarına alışması için o gıdayı 10-12 kez denemeniz gerektiği biliniyor. Yeni bir gıda deneyen bebeğinizin yüzü buruşursa hemen beğenmediği sonucuna varmayın. Yeni tada alışmaya çalışıyor olabilir. Yemek istemiyorsa ısrar etmeyin, birkaç gün sonra tekrar deneyin. Ayrıca verdiğiniz gıdalarla ilgili önyargılarınızı yüzünüze yansıtmamaya çalışın.
İnek sütündeki demir iyi emilmez. İnek sütü ayrıca barsakta kanamaya yol açar bebeğinizde demir eksikliği gelişmesine neden olabilir.
İlk 12 ay boyunca bebeğinize bal,yumurta beyazı ve inek sütü vermeyin.Gıdalarına tuz ya da şeker katmayın.
Anne baba olarak sizlere düşen görev çocuğunuza uygun miktarda sağlıklı seçenekler sunmak. Bu seçeneklerden ihtiyaçları ölçüsünde yararlanmak çocuğunuza kalmış.

ROSEE
11.02.2008, 05:03

Pişik neden Olur ? Çareleri Nelerdir?Bebeklerde pişik sık rastlanan bir sorundur. Bebeklerin derileri çok ince ve hassas olduğundan kolay tahriş olur. Bezin altında kalan havasız ve nemli ortam sürtünmeyle birlikte pişik olmasını kolaylaştırır. Bir de çiş ve kakanın irritan etkisi eklendiğinde ciltte kızarıklık başlar. Bu tip pişikler uygun ve zamanında tedavi ile birkaç gün içinde düzelir. Özellikle ek gıdalara geçişte, ishal sonrasında ya da diş çıkarırken pişiğe yatkınlık artar. Bu dönemlerde yeni gıdalara teker teker ve acele etmeden geçmek ve cilt bakımına özellikle dikkat etmek gereklidir. Ayrıca inek sütünden elde edilen mamalarla beslenen bebeklerde anne sütü ile beslenen bebeklere oranla pişik daha çok görülmektedir. Anne sütü olduğu sürece bebeğe inek sütü verilmemelidir.
Pişik nasıl tedavi edilir?
Pişiklerin düzelmesi için bez bölgesinin sık sık havalandırılması gerekir. Uyku sırasında, bebek çiş ya da kakasını yaptıktan sonra bezini bir süre açık bırakmak iyi olur. Ayrıca bezi sıkı bağlamamaya özen gösterin. Bezde delik açmak ta havalanmayı arttırmak için uygulanabilecek bir yöntemdir.
Bebeğinizin altını temizlerken duru su kullanmayı tercih edin. Hazır ıslak mendillerden ve sabunlardan mümkünse uzak durun. Bu tip temizleyiciler alerji yapabilir. Bir termosta hazır bulunduracağınız kaynamış ılınmış su ve pamuk yardımı ile bebeğin altını temizleyebilirsiniz. Kakası cildine yapışmış ise yumuşak bir sabunla ya da zeytinyağı ile silebilirsiniz. Cildi temizledikten sonra kuruması için açık bırakmak pişiklerin hızlı iyileşmesine yardımcı olur.
Cilt ile çiş/kaka arasında ara bir tabaka oluşturmak pişiği önleme ve tedavi etmede önemlidir. Bu amaçla pişik kremi kullanmanız gerekebilir. Bu kremi ince bir tabaka olarak her bez değiştirmede  sürün. Her sabah deri kıvrımları arasında kalmış olan kremi su ve pamuk ile temizleyerek gerekiyorsa yeniden sürün. Çinko oksitli pişik kremlerini tercih edin. Pişik yerine pudra, nişasta gibi maddeler sürmeyin, bu tip ürünler bebeğinizin akciğerlerine kaçarak solunum sıkıntısı yaratabilir.
Yukarıdaki tedavi  ile basit pişikler 2-3 gün içinde düzelmeye başlar. Pişik 3 gün sonra hala düzelme göstermiyorsa, cildin rengi parlak kırmızı bir hal aldıysa, su toplamaya başladı ya da iltihaplandıysa basit pişik olmaktan çıkmış demektir. Ciltte 2-3 günden fazla süren pişiklerde genellikle mantar enfeksiyonu başlar. Bu durumda cilt kırmızıdır, bacak aralarında ve kıvrım yerlerinde de kızarıklık vardır. Mantar enfeksiyonu düşünüldüğünde bir mantar ilacı kullanmak gerekir. Ayrıca sarı renkli akıntılı sivilceler bakteriyel bir enfeksiyona bağlı olabilir. Bu durumların  tedavisi için doktorunuza danışmanız gerekecektir.mystical2008-07-26 15:17:22

ROSEE
11.02.2008, 05:04

bebeğimi nasıl yatırmalıyım ?Son yıllarda yenidoğan bebeklerin sırtüstü ya da yan yatırılması önerilmektedir. Yapılan çalışmalar ani beşik ölümlerinin yüzüstü yatırılan çocuklarda diğerlerine oranla çok daha yüksek oranda olduğunu göstermiştir. Ani beşik ölümü riski özellikle ilk 5 ay için geçerlidir. Bebekler dönmeye başladıktan, ve baş kontrollerini yeterince yapabilme yetisine kavuştuktan sonra bu risk azalmaktadır. Bu nedenlerle bebekler sırtüstü ya da yan yatırılmalıdır. Yan yatırılan bebeklerin her iki yana da yatırılmaları iyi olur. Bu tip yatış(sırtüstü ve yan ) zaman zaman kafa şeklinde bozulmalara yol açtığından pozisyon arada değiştirilmelidir. Ayrıca gün içinde uyanıkken ve annesinin yanındayken yüzüstü yatırılarak kollarının ve baş kontrolünün gelişmesi için fırsat verilmelidir.mystical2008-07-26 15:17:46

manolya80
20.02.2008, 18:17

4 - 6 Ay Bebekler için Beyin Geliştirici* Bebeğinizi kucaklayın ve sevgi dolu sözler söyleyin.* Bebeğinizle sık sık konuşun. Konuşurken gözlerine bakın.* Bebeğinizi ismi ile çağırın.* Bebeğinize obje resimleri gösterin, bu yaşlarda bebekler dünyayı keşfederken daha çok görme duyusunu kullanır.* Bebeğinizin görüş alanı içinde ilginç obje veya oyuncakları hareket ettirin. Hareket onun ilgisini çekecektir.* El ve ayak parmakları ile oynayın, özelllikle sayı sayarken.* Onun yüzünüzü elleri ile araştırmasına izin verin.* Tekerleme ve ninniler söyleyin. Bebekler tekrardan hoşlanırlar.* Farklı şeyler görebilmesi için bebeğinizi yürüyüşe çıkarın ve gördüğünüz şeyleri ona anlatın.* Bebeğinizi aynanın önüne götürüp yüzünde değişik bölgeleri gösterin.* Abartılı mimikler yapın, eğlenceli sesler çıkarın.* Bebeğinizin oyuncakları ve diğer objeleri eline almasına ve yere atmasına izin verin. Bu, onun farklı sesleri, düşme kavramını ve ellerini kontrol etmesini öğrenmesini sağlar. * Tahta kaşıklar veya başka basit aletlerle ritmik sesler çıkarın. Bebeğinizi de yapması için cesaretlendirin.* Bir kutunun içine sallayınca ses çıkaracak malzemeler koyun. Bunların içinde ne olduğunu sorun ve objenin adını söylerken bebeğinizin dokunmasına izzin verin...mystical2008-10-03 14:35:27

manolya80
20.02.2008, 18:20

6 - 12 Ay Bebekler için Beyin Geliştirici Aktivite* Bebeğinizi sık sık kucakların ve ona sevgi dolu sözler söyleyin. * Evde yaptığınız işlerle ilgili onunla konuşun. Ne yaptığınızı ve neden yaptığınızı anlatın. * Ninni ve tekerlemeler söyleyin, müzik dinletin. Müzik matematik, dil ve diğer beceriler ile ilgili alanları uyarır.* Küpleri üst üste dizip devirin. "Alt" ve "üst" kavramlarını anlaması için ona ne yaptığınızı anlatın.* Bebeğinizi aynanın önünde tutun ve yüzünün bölümlerini ona gösterin.* Neden sonuç ilişkisini anlatın. Örneğin elektrik düğmesine basılınca ışık açılır veya musluğu açınca su akar gibi. 9-12 aylık olduğunda gözetim altındayken bunları denetin.* Bebeğinizin başka çocuklarla bir araya gelmesini sağlayın. * Bir kabın içinde top yuvarlayın.* Hışırtılı sesler çıkaran objeleri buruşturun, bu tip sesler bebeğinizin hoşuna gidecektir.* Kutu, tencere, plastik kap gibi malzemelerle oynayın. Küçük objeleri büyüklerin içine yerleştirin, kapaklarını kapatın. * Dergi ve gazetelerden insan ve obje resimleri gösterin. Böylece resimlerin gerçek objeleri temsil ettiğini ve hepsinin birer adı olduğunu öğrenir. * Beraber topu ileri geri yuvarlayın.* Bir objeyi havlu altına saklayarak bulmasını sağlayın. Böylece "altında" kavramını öğretmiş olursunuz. * Bebeğinize değişik ve yeni yerler gezdirin ve gördüklerinizi anlatın. * Adını söyleyerek bir objeyi bebeğinize verin ve geri vermesini isteyin.* En sevdiği oyuncakları saklayıp nerede olduğunu bulmasını isteyin. * Bebeğinize kağıt ve kalem verip, neler yapabileceğini gösterin.* Ellerinizi çırpın ve onun taklit etmesini isteyin.mystical2008-10-30 15:35:29

manolya80
26.02.2008, 00:29
Masajı bebeğiniz için eğlenceli bir hale getirmelisiniz. Bebeğiniz masaj süreci başladığında size neler hissettiğini tepkileriyle anlatır. • Öncelikle 15 dakika süreyle rahatsız edilmeyeceğiniz bir ortamda olduğunuzdan emin olmalısınız. Hafif bir müzik çalmak ise bebeğinize daha iyi gelebilir. Unutmayın ki bebeğiniz sizin ruh halinizi çok iyi hisseder bu yüzden bebeğinize masaj yaparken gergin ve huzursuz olmamalısınız.• Odanın ısısının ılık olmasına ve masaj süresi boyunca bu ısıda kalmasına özen göstermelisiniz.• Bebeğinize masaj yaparken sürtünmeden oluşacak tahrişleri engellemek için bebe yağı ya da losyonu kullanmanız gerekmektedir.• Bebeğiniz zaman zaman yorgun ya da hasta olabilir. Masaj ile uyarılma ise ona fazla gelebilir. Böyle bir durumda ise biraz uyuduktan yada dinlendikten sonra tekrar denemelisiniz.• Bebeğiniz 5-8 aylık dönemlerinde daha hareketli olacağı için masaja daha az gereksinim duyacaktır.• Meme emme ve diş çıkarma dönemlerinde bebeğiniz yüz kasları gereğinden fazla gerileceğinden özellikle yüz masajı yapmalısınız.• Eğer bebeğiniz masaj sırasında huzursuz ve size olumlu cevap vermiyor ise hemen masajı bırakmalısınız • Bebeğinize yapacağınız masajı onun açısından eğlenceli bir aktivite olmasını sağlamalısınızmystical2008-07-26 15:23:46

yasemen05
11.04.2008, 23:52
DİŞ ÇIKARAN BEBEKLERDE NELER GÖRÜLÜR?Eğer bebeğiniz diş çıkarması beklenen aylarda ise ( genellikle ilk diş 4-7 ay arası gelir), çoğu yakınmasını diş çıkarmasına bağlayabilirsiniz. Ama, bunların bazen dişle ilgili olmayabileceğini de bilmelisiniz. Diş çıkarmakta olan bir bebek ağrıdan dolayı keyifsiz, huzursuz olabilir, uykuya dalmakta güçlük çekebilir. Uykularından ağlayarak uyanabilir. Artmış tükürük salgısı, her bulduğunu ağza götürüp dişetlerini kaşımak istemesi dikkat çekicidir. Diş etleri şiş görünebilir. Bebeğinizin normal iştahı azalacak, belki sadece emmek veya sıvı gıdalar almak isteyecektir. Barsak hareketlerinde normale göre hafif artış, 38 dereceyi geçmeyen hafif bir ateş görülebilir. Fakat, ısrarla devam eden bir ishal, daha yüksek seyreden bir ateş varsa doktorunuzla görüşmelisiniz.YÜRÜTEÇ YARARLI MIDIR? ZARARLI MIDIR?Anne babalar, bazen bebeğin yürümesini kolaylaştıracağına inanarak, bazen de onun hoşça vakit geçirip eğlenmesi için yürüteç alıyorlar. Evet, gerçekten de bebekler yürüteçte hoş zaman geçirebilirler, fakat doktorunuza danıştığında bunu onaylamadığını göreceksiniz. Yürütecin, sanılanın aksine, yürümeyi kolaylaştırıcı değil engelleyici etkisi vardır. Çünkü, kolayca hareket kabiliyeti kazanan bebek, kendisi çaba harcamaya gerek duymayacak, yürüme denemelerinden vazgeçebilecektir. Üstelik yürüteçte; yürüme için özellikle önemli olan kalça ve üst bacak kasları değil, alt bacak kasları çalışmaktadır. Ayrıca, bebeğin takılıp düşme, önceden ulaşamadığı tehlikelere ulaşma riski vardır. Bebeğin emeklemesi, yerde yuvarlanması onun gelişimi açısından daha yararlıdır, hazır olduğunda nasılsa yürüyecektir.BEBEĞİN PARMAKLARINI EMMESİ ZARARLI MIDIR?Hayır, bebeklerde parmak emme normal kabul edilir. Bebek, bu şekilde kendini güvende hissetmekte ve daha kolay uykuya dalmaktadır. Ayrıca, ultrason sayesinde anne karnındayken bile bebeklerin parmak emdiklerini biliyoruz. Çoğu bebek, 1 yaştan önce kendiliğinden bu alışkanlıktan vazgeçer. Bu şekilde, diş ve çene yapısında olumsuz bir etki görülmeyecektir. Ancak, 4-5 yaştan sonra da parmak emmeyi sürdüren bebekler için doktor ve diş hekiminin tavsiyesine gerek duyulacaktır. Çünkü; bu yaşlardan sonra devam eden parmak emme dişler ve çene yapısında olumsuz etkilere neden olabilir.0-6 AY ARASI OYUNCAK SEÇİMİİlk aylarda siyah - beyaz gibi kontrast renkler içeren, kolayca görülecek oyuncaklar bebeğin ilgisini çeker. Hareket ettirilen böyle bir oyuncağı gözleriyle izleyecektir. Asıl olarak 4. ayda cisimlere uzanmaya başlayacak, bundan sonra öğrenmede oyuncakların önemi artacaktır. Bu dönemde yumuşak küpler, çıngıraklar, yumuşak hayvan oyuncaklar, diş halkaları, kırılmayacak aynalar ilgisini çekecektir.ÇOCUKLARIN KULAKLARINI TEMİZLEMEK GEREKİR Mİ?Hayır, aslında tam tersi çocukların kulağını temizlememek gerekir. Kulak kiri dediğimiz salgı, dış kulak yolunun normal bir salgısıdır. Bu salgı ve dış kulak yolunda bulunan minik tüyler yoluyla kulak kendi kendini temizler. Dışarıdan yapacağımız bir müdahale, örneğin kulağa pamuklu çubuk sokmak, kulağın normal temizleme mekanizmasını bozacağı için çocuklarda da büyüklerde de uygun değildir. Dış kulak yolunda görünür haldeki kiri almak yeterli olacaktır.BEBEĞİ KUCAKLAMAK DOĞRU MU?Bazı aileler, her ağladığında kucağa alırlarsa bebeklerinin şımaracağına inanıyorlar ve bebeği kucaklamamayı tercih ediyorlar. Aslında yenidoğan bir bebeği şımartamazsınız. Eğer kucağınıza aldığınızda sakinleşiyorsa, demek ki sizin sıcaklığınıza, yakınlığınıza gereksinim duyuyordu. Bebekler, çevrelerindekiler ağlamalarına karşılık verdikçe kendilerini iyi hisseder, temel bir güven duygusu geliştirirler. İlk 6 ayda ağlayan, bağıran bir bebek karşılık görmez, kucağa alınıp teselli edilmezse, bu güveni geliştiremez. Ancak, ilk 6 aydan sonra kendinizi biraz geri çekip onun da kendi başına bazı şeyleri halledebileceğini görmesine fırsat verebilirsiniz.MONGOL LEKESİ NEDİR?Yenidoğan bebeklerin kuyruk sokumunda, kalçalarında görülen koyu mavi, mor renkte olabilen lekelere 'Mongol Lekesi' denir. Anne babaları ilk görüşte korkutmakla beraber, sık görülen masum bir doğum lekesidir. Herhangi bir soruna veya doğum travmasına işaret etmez, çoğunlukla 2 yıl içinde de kaybolur.BEBEK VE ÇOCUKLARIN NORMAL UYKU SÜRESİ NE KADARDIR?Bireysel farklılıklar olabilmekle birlikte, bebek ve çocukların ihtiyaç duydukları uyku süreleri şöyledir:1 haftalık - Toplam 16,5 saat ( 4 seans gündüz uykusuyla birlikte)    1 aylık - Toplam 15,5 saat ( 3 seans gündüz uykusuyla birlikte)    3 aylık - Toplam 15 saat ( 3 seans gündüz uykusuyla birlikte)    6 aylık - Toplam 14,25 saat ( 2 seans gündüz uykusuyla birlikte)   9 aylık - Toplam 14 saat ( 2 seans gündüz uykusuyla birlikte)    1 yaş - Toplam 13,75 saat ( 2 seans gündüz uykusuyla birlikte)mystical2008-07-26 15:27:14

yasemen05
11.04.2008, 23:56
Bebeğin sağlık günlüğü
Yeni doğan bebek, günde ortalama 30–50 gram alır. Anne sütü içen bebeğin suya ihtiyacı olmaz. Bebek, üşüdüğü, teri üstünde kuruduğu veya taşa bastığı için hastalanmaz
Ferhan Kaya POROY
Günde 50 gram alarak büyüyor  Anne sütü ve emzirme konusundaki soruları yanıtlamayı sürdüren Dr. Kadir Tuğcu, çocuk hastalıkları, beslenme ve bakım arasındaki ilişkiyi anlattı.
Hangi anneler emziremez?  Sütüne zararlı maddelerin geçme riski olanlar emziremez. İlk aşamada sigarayı sayabiliriz. Sigaranın şimdiye dek ispatlanmış tek kusuru anne sütündeki yağ oranlarını bozması. Onun dışında büyük bir zararına rastlanmamış ama sigara içmek hem anne hem de çocuk sağlığı açısından pek hoş bir şey değil.  İkinci önemli etken uyuşturucu maddelerdir. Uyuşturucu kullanan annelerin çocuklarını emzirmesi sakıncalıdır. Üçüncüsü de AIDS.  HIV, süt aracılığıyla anneden çocuğa geçebilir. Bu durumdan sakınmak için anne çocuğunu emzirmezse, bu kez de çocuk anne sütü almadığı için bağışıklık sistemi daha da zayıf olacaktır ve AIDS virüsünü aldığında vücudun bununla savaşma ihtimali daha da düşecektir ve çocuk başka hastalıklara da yakalanacaktır. Yani çocuk AİDS’ten kurtulsun derken basit bir enfeksiyondan hayatını kaybedebilir.  Ayrıca kızamıkçık, Hepatit B ve herpes virüsleri de sütle anneden bebeğe geçebilir. Bu nedenle bu hastalıkları taşıyanların emzirmemesi gerekir. Yalnız Hepatit B hastalığı zaten anne çocuğunu doğururken çocuğa geçtiği için, süt vermesinin de bir önemi kalmaz, yani mikrop nasıl olsa çocuğa geçmiştir.
Kokulara hassasiyet
 Emziren kadının yememesi gereken şeyler var mı?  Böyle bir diyete gerek yoktur. Yalnız bazı hassas çocuklar, eğer annesi tenini kokutacak şekilde pastırma, çiğ soğan, çemen, sarımsak türü şeyler yerse, bu durumdan rahatsız olurlar. Böyle durumlarda çocuk memeyi reddedebilir.  
Bebek hangi aralıklarla ne kadar kilo almalıdır?  Bebeklerin kilolarını tablolarla sınırlandırmak yanlış olur. Çünkü her bebeğin kilosu, doğum kilosu ve beslenmesi ölçüsünde farklılıklar gösterir. Bu nedenle kilo aldığını anlamak için şu yöntem uygulanır. Yeni doğan bebekler doğduktan sonra günde 30 veya 50 gram alırlar.  
Meme mi, mama mı?  Emzirmek gayet doğal bir hadisedir. Meme yerine niye mama verilir bu hiç de mantıklı bir hadise değildir. Zaten insanoğlu uzun çağlar boyunca annesi olmayan bir bebeğe başka bir yemek vermeyi aklına getirmemiştir. Hep ona bir sütanne bulunması yoluna gidilmiştir.  
Bebeğin ne gibi vitaminlere ihtiyacı vardır?  B, C, A, D, E vitaminlerine ihtiyacı vardır. Bunlar da piyasada çocuklar için multivitamin olarak satılan ilaçlarda karışım olarak bulunur.  Ben çocukların bir yaşına kadar vitamin almasında fayda görüyorum. Anne sütü alsa da mamayla beslense de vitamine ihtiyacı vardır.  Türk kadınları çok fazla güneşe çıkmadıkları için çocuklarını da genellikle D vitamini eksikliği ile dünyaya getirir. Çünkü D vitamini büyük ölçüde güneşle ortaya çıkar.  
Anne sütü alan bir bebeğin suya da ihtiyacı var mıdır?  Eğer özel şartlar oluşmazsa anne sütü emen bir çocuğun, Afrika sıcağında dahi su içmesine ihtiyaç yoktur. Ama siz çocuğu aman üşüyecek diye çok giydirirseniz veya çocukta ishal durumu varsa suya ihtiyaç olabilir. Normal şartlarda anne sütüyle beslenen bir bebeğe su verildiğinde boşu boşuna onun süt emme kapasitesi düşmüş olur. Bebek süt yerine suyla karnını doldurur.
'Nazar'ın nedeni mikrop  Bebek üşüyünce, teri üzerinde kuruyunca hasta olur mu?  Bebek, üşümekle, nazar değmesiyle, diş çıkarmakla, terlemekle terleyip terinin üzerinde kurumasıyla veya çıplak ayakla yere basmasıyla hasta olmaz. Hastalıklar sadece ve sadece mikropla olur. Çocuk mikrobu alırsa hastalanacaktır.  Ama bu lafların çıkış yerleri şöyledir. Bunlar çok eski zamanlarda mikropların bilinmediği zamanlarda gözlemle ortaya konmuş laflardır. Mesela eski insanlar dikkat etmişlerdir ne zaman düğün dernek bir yere gitseler üç gün sonra hep güzel çocuklar hastalanıyor, çirkinler hastalanmıyor. Buradaki mekanizma güzel çocuğun çok ellenip çok öpülmesidir. Öpülmeyen, ellenmeyen, fazla teması olmayan çocuklar mikrobu almazlar ve hasta da olmazlar.  Çok öpülen çocuk mikrobu alır ve mikrobu aldıktan sonra en az üç gün içinde mikrop etkisini göstermeye başlar. Dikkat edin çocuğunuz gripli biriyle temas ettikten üç gün sonra hastalanacaktır.
Eller klima gibi...  Çocuklar nasıl giyinmeli?  Çocuk da bir erişkin gibidir. Çocuğu ne sıkacaksın ne üşüteceksiniz. Çocuğu rahat ettirecek giysiler giydireceksiniz. Yani ne terleyecek ne de üşüyecek. Ekstradan giydirmenin hiçbir faydası yoktur.  Çocuğun üşüdüğü nasıl anlaşılır, elleri soğuyunca mı?  Çocuğun ellerinin veya ayaklarının değil vücudunun yani kapalı yerlerinin soğuk olması önemlidir. Eğer çocuğun giyimli yerleri sıcak fakat elleri soğuksa çocuğu çok giydirdiğiniz anlamına gelir. Çünkü vücut burada açık yerleri bir klima olarak kullanarak soğutma yapar.  
Diş çıkarırken ateş yükselir mi?  Dr. Kadir Tuğcu, diş çıkarırken çocukların ateşinin yükseldiği yolundaki yaygın kanının doğru olmadığını söyledi: "Ateş ancak mikropla olur. Diş çıkarmak, tırnağın veya saçın uzaması gibi tabii bir hadisedir. Çocuğa bir rahatsızlık vermez. Peki, bu yanlış inanış nereden çıkmıştır? İnsanlar çocuğun diş çıkarmasını, 20 yaş dişleriyle özdeşleştirir. Genelde anne-babalar çocuklarının doğmasından birkaç sene önce veya sonra 20 yaş dişinin sancısını yaşarlar ve çocuklarının da diş çıkarırken aynı sancıyı hissettiğini düşünürler. Oysa 20 yaş dişleri diğer dişlerden farklı olduğu için sancılı çıkar. Bunlar evrimle birlikte yok olmaya yüz tutmuş dişlerdir. İleri nesillerde 32 diş olmayacak. Çünkü insanların 20 yaş dişleri çıkmayacak. Yok olmaya yüz tutan 20 yaş dişleri bazen çıkmaz, bazen de deforme olarak çıkar.  Bebeklerde diş çıkarma süreci son derece uzun bir süreçtir. Ortalama altı aydan başlar ve iki yaşa kadar devam eder. Bu süreç içinde çocuk dışarıdan aldığı çeşitli mikroplarla hastalanır, ateşlenir ve bu da diş çıkarmaya bağlanır. Ancak diş çıkarmakla ateş yükselmesi arasında şöyle bir bağlantı var: Çocuk bir yerden virüs alınca ateşi çıkar. Ateş de bebeğin metabolizmasını hızlandırır. Metabolizma hızlanınca da dişlerin çıkma süresi kısalır. Bu yüzden bir hafta sonra çıkacak olan diş üç gün sonra çıkabilir. Ancak diş, ateş yapmaz.  
Bebeğin uyku düzeni  Yeni doğan bebek, günün yaklaşık 20 saatini uyuyarak geçirir. Çocuk gündüz ya da gece uyanık kalmaya, zamanla ailesi tarafından alıştırılır.  Bebeğin iyi uyuyup uyumadığı sorusu, özellikle ilk çocuklarını büyüten ve geceleri sık sık ağlamalarla bölünen anne-babaların sorunu. Dr. Kadir Tuğcu konuyla ilgili soruları şöyle yanıtladı:  
Bebek kaç saat uyumalı?  Çocuk ne zaman isterse uyur, ne zaman isterse uyanır. Ama evin sistemini bozmamak da önemlidir. Çocuk yeni doğduğunda zaten çok uzun süre uyuyacaktır. Uyuma süreleri 20 saate yaklaşır. Uyanık kalabildiği saatlerse üç-dört saatle sınırlıdır ve bunu ne zaman isterse kullanır. Ama yaş ilerledikçe yani ileri aylara gelindikçe, gündüz uykusunun azalıp, gece uykusunun artması gerekir. İşte aileler burada çok dikkatli olmalı. Aile gündüz işlerini rahatça yapmak için çocukları gündüz uyutursa tabii ki çocuk da geceleri uyanık kalacaktır ve oyun isteyecektir.  
Bebekler nasıl yatmalı? Yüz üstü mü, sırtüstü mü yoksa yan mı? Tehlikeli sayılan bir yatma pozisyonu var mı?  Ciddi araştırmalarda çocuk şöyle yatsın böyle yatsın diye bir şema gösterilmez. Yalnız dikkat çeken bazı hususlar vardır. Ani bebek ölümleri genellikle kışın olmaktadır ve bebek ölümleri hep pimpirikli annelerin çocuklarında görülmektedir. Ve bir de çocuğun beşiğinde veya yatağında koyun postu türü malzemeler kullanılan yerlerde görülür. Çocuk postun üzerinde yüzükoyun yattığı zaman nefes alacak yer kalmaz ve boğulma durumu oluşabilir. Yoksa tabiatta hiçbir canlı varlık sırtüstü uyumaz. Siz hiç sırtüstü yatan bir deve, kedi, köpek veya tavşan gördünüz mü hepsi yüzüstü yatıp uyur. Sırtüstü yatması bir hayvanın ya öldüğünün ya da ağır hasta olduğunun işaretidir.  Yüzüstü yattığı zaman bebek hem kollarını bacaklarını kullanacaktır, hem de kendi kendine rahatça gazını çıkaracaktır. Ayrıca göğüs kafesi düzgün olacaktır ve kafası geriye doğru yatmadığı için yassı olmayacaktır. Yüzüstü yatarken soluk alamamaya bağlı 'ani çocuk ölümü' olabileceği iddiası bir vakayla ortaya çıktı. Vaka incelendiğinde bunun doğal durum değil de cinayet olduğu belirlendi.  Ancak araştırma ilk tespite göre hazırlanıp yayımlandığı için halk arasında yatma şekliyle ani bebek ölümü arasında bağ olduğu inanışı gelişti. Bu yanlış inanışın giderilmesi uzun zaman alacaktır.  * * * *
Süt için huzur, uyku ve su  Yanlış inanışlar hayatımızın her döneminde olduğu gibi annelikte de yaygın. Birçok anne, sütü artsın diye gereksiz yere tatlı ve komposto yiyerek kilo alıyor. Emzirme, anne sütü ve bebek bakımı konusunda sorularımızı yanıtlayan Dr. Kadir Tuğcu ise "Annenin sütü su içerek, uyuyarak ve yüksek moralle artıyor" diyor.  
Annenin sütü olması için ne yapması gerekir?  İnsan memesi inek memesi yapısında değildir, bu nedenle uzun süreli süt biriktirmez. Çocuk emmeye başladığı anda süt yapılır. Nasıl gözyaşı ağladığımız zaman akıyorsa, yani bir yerde toplanmıyorsa süt de böyledir. Süt hücrelerinden anında süt yapılır ve bebek emdikçe de gelir. Süt olayı tamamen psikolojiktir.  Kadının yerli yersiz üzüntülerle dolmamış olması gerekir. Niyet de önemli. Annenin bebeğini emzirmek istemesi önem taşır.  Birçok anne lohusalık döneminde komposto, bol şekerli meyve suları içerek veya tatlıyla süt miktarını artırmaya çalışıyor. Bu mümkün mü? Süt yapan yiyecek var mı?  Süt yapıcı gıda diye bir şey olmaz. Süt yapıcı diye annelere zorla içirdikleri veya yedirdikleri şeylere dikkat ederseniz, hepsi susama isteği uyandıran maddelerdir. Anne bunları yiyince bol bol su içme arzusu hisseder. Bol bol su içince de süt miktarı artar.  Yani keramet helva, tatlı, soğan, pekmez veya kompostoda değil bunları yedikten sonra hararetten dolayı içtiği sudadır.  
Küçük göğüs ve süt  'Küçük göğüslü kadının sütü olmaz' deniyor, doğru mu?  Bu da yalandır. Göğüsün büyüklüğü, memenin ucu veya şekliyle sütün akışı ve gelişi değişmez. Memesi küçük kadından gürül gürül süt gelebilir.  
Sütün kalitesi yemeğe göre değişir mi? Et, karides, meyve, sebze yiyenle ekmek ve çorbayla beslenen anne arasında süt farkı olur mu?  Sütün kalitesi hiçbir zaman değişmez. İyi beslenen anne ile kötü beslenen anne arasında süt kalitesi açısından fark olmaz. Ancak iyi beslenen anne kendisine fayda sağlar, kötü beslenen annenin zararı kendisinedir. Çünkü süt yapmak için belli miktarda mineral vücuttan alınır. Bu minarellerin vücutta az ya da çok olması, kalan miktarın anneye yetip yetmediği meselesine bakılmadan vücut aynı miktar minerali anneden süt için alır. Yani zarar anneye olur.
Ancak sütün kalitesi aylara göre değişir. İlk aylarda gelen süt farklıdır, bir ay sonra, iki ay sonra, altı ay sonra gelen süt farklıdır. İşte bu nedenle mamaların da bir ay, iki ay, üç ay ve sonrası için farklı tipleri yapılmıştır.  Mesela prematüre doğum yapmış bir kadının sütü ancak prematüre bebeğe iyi gelir. Onların sütü normal doğum yapmış bir annenin sütünden çok farklıdır. Yoksa annenin yediği içtiği ile hiçbir ilgisi yoktur. Fakir kadının da zengin kadının da sütü aynıdır.  
Gazın ilacı hareket  Annelerin diğer bir korkulu rüyası da gaz yapıcı gıdalar. Annenin yediği şeylerden gaz bebeğe geçer mi?  Gaz yapıcı gıdalar annenin bağırsağında gaz yapar. Hiçbir zaman annenin bağırsağında oluşan gaz, kana karışıp, kanla memeye gidip, memeden de çocuğa geçmez. Bu tamamıyla bir uydurmadır ve hurafedir.  
Peki gaz neden olur?  Gaz, çocuğun sütü emerken yuttuğu havadır. Gazın az olması için memenin siyah kısmının olduğu gibi bebeğin ağzına girmesi gerekir. Biz yetişkinler de yemek yerken hava yutarız, ama biz hareket ettiğimiz için gazımızı rahat çıkarırız. Bebekler gazlarını hareket edemedikleri için çıkaramazlar.  Gaz çocuğun doğduğu gün değil, yaklaşık 20'inci günde başlar ve dördüncü, beşinci ayına kadar yani dönme hareketleri başladığı zaman da biter.  Eğer çocuğu çok kucağa alırsanız, hareket ettirirseniz çocukta gaz olmayacaktır. Ameliyat sonrası hastayı yataktan kaldırıp yürütmelerinin nedeni de işte budur. Hasta vücut hareket kazanınca gazı çıkar. Çünkü kişi kalıp gibi yatarsa gaz olacaktır.  Aynı şey çocukta da yaşanır. Gaz hadisesi kalıp gibi yatmaktan oluşur. Eski insanlar bunu salıncak ve beşikle çözümlemişler. Yani çocuğa hereket kazandırmışlar. Çocuğu kucağa alacaksınız, yürüyeceksiniz veya masaj yapacaksınız ki gazı çıksın.  Bir de halk arasında sıkça söylenen; 'Emziren kadın ayağını üşütürse sütü de üşür, gaz olur' sözü vardır...  Böyle bir şey yoktur. Bunlar tamamen hurafedir.  
Peki gazı iyi çıkmayan çocuk ne yapar?  Gazı çıkmayan çocuk annesine üç tane haberci gönderir. Çok hıçkırık tutar, emerken karnından gürül gürül sesler gelir ve aşağıdan çok gaz çıkarır. Rahatsız olan bebek, ağlayarak annesinden intikamını alır.  
Gazı önleyen ilaçlar var mı?  Midede bağırsakta oluşmuş havayı yok edecek bir ilaç yeryüzünde henüz bulunmamıştır. Bu iş için rezene ve benzeri pek çok otlar kullanılır. Bunların en büyük özelliği potasyum elementinden zengin olmalarıdır. Potasyum da bağırsak hareketlerini artırır. Bağırsak hareketleri artınca da çocuğun gazını alttan çıkarması kolay olur. Ama oraya gelene kadar gaz yine ağrısını ve sancısını çocuğa yapmış olur.  
Nasıl gaz çıkarılır?  Çocuğun gazını çıkarmak için poposunun hemen üzerine belinin altına elle masaj yapmak ve rutin hareketlerle vurmak gerekir. Çocuğun canının acımaması için elin iç kısmının kullanılmaması, ele yay şekli verilerek içeride hava biriktirip yastık görevi yapılması önemlidir.  
Bebek doydu mu?  Doyduğunu nasıl anlarsınız, ağlama açlık işareti mi?  Doyan çocuk, su içmesini sevmez, su verdiğiniz zaman iğrenir gibi yapacaktır ve içmeyecektir.  İkincisi idrar sayısı günde dörtten fazla olacaktır. Üçüncüsü ise kakasının sarı hardal rengi ve cıvık olmasıdır. Bunlar varsa çocuk iyi besleniyor demektir.  Az yiyen çocuk kestane kestane, top top sert kakalar yapacaktır. Lüzumundan fazla yedirilirse de yeşil renkte kaka yapacaktır. Eskilerin dediği gibi yeşil kaka yapan çocuk, ayaklarını üşütmüş anlamına gelmez.  İshal harici yeşil kaka yapan çocuk 'çok yemek yiyor' anlamına gelir. Bu durumda ishal sancısı gibi bir hazımsızlık sancısı oluşacak ve bebek ağlayacaktır. Bu durumu çözmek çok daha zordur. Çünkü gaz çıkarmak iyi gelmeyecektir  
Emzirmenin süresi var mı?  Yeni doğan bir bebek genellikle bir memedeki sütün yarısını üç dakikada, diğer yarısını da yorulduğu için beş dakikada içer. Yani sekiz dakikada bir memedeki sütü bitirir. Diğer yarısına da 10 dakika dersek arada bir gaz çıkardıktan sonra ikinci memeye geçersek bu çocuk için yeterli.  Fakat zamanla anneler bir öğün bir göğüsten diğer öğün diğer göğüsten meme verebilir.  Ama bu herkes için geçerli değildir. Anne ile bebeği arasında farklı zamanlamalar oluşabilir.  
Kucağa alınan çocuk hep kucak ister mi?
Bu da eskilerden gelen bir hurafedir. Bebek kucağa tabii ki alınacaktır. Özellikle de ilk aylarda hem gaz sorunu hem bebeğin duygusal gelişimi açısından bebeğin buna ihtiyacı vardır.  Kucağa almanın alışkanlık yaratıcı hikâyesinin kökeni Osmanlılara kadar uzanır. Gelinle kaynana o dönemlerde aynı evi paylaşırdı. Gelin sürekli çocuğu kucağına alıp dolaşınca da işler kaynanaya kalırdı. İşte bu nedenle de, gelin çocuğu kucağına alıp işleri aksatmasın işler de kaynanaya kalmasın diye kaynanalar bu yalanı uydurdu! Bir de 'Çocuk sonra kucağa alışır' sözü eklenip olay süslenince bu yanlış kanı yıllar boyunca sürüp gitti.  
Yeni doğan bebek görür, ışıkları seçer, ancak 2.5 aylık olunca net görmeye başlar. Anne karnında çeşitli pozisyonlarda duran bebek, altı aylıktan önce de oturabilir
Bebek kadar kuvvetli  'Doğum sırasında anne rahmi çocuğun poposunu ittiği anda oluşan basınç, bebeğin otururken beline binen basınçtan kat kat fazladır, diyen Dr. Kadir Tuğcu, bebeklerin zannedilenden çok daha 'dayanıklı' olduğunu anlattı:  Emzik kullanmak, parmak emmek zararlı mı?  Çocuk emzik bulamazsa çarşafın veya battaniyesinin kenarını, parmağını bulup emecektir. Bu kadar küçük bir çocuğa yasak getirmek de mümkün değildir. Bu içgüdüsel bir davranıştır ve zararı yoktur.  Ancak iki yaşından sonra emzik görüntü açısından çirkin olabilir. Zaten birçok çocuk da bu çağda emmeyi kendiliğinden bırakır. Halk arasında sıkça söylendiği gibi emzik kullanımı dişlerin bozulmasına yol açmaz. Aslında diş ve çene yapısının bozukluğu genetiktir. Çocuğun soyunda varsa parmağını emse de emmese de bazı bozukluklar görülür.
Bebek nerede uyumalı?  Bebek anne-babayla aynı mı yoksa ayrı odada mı yatmalı?  Ev müsaitse çocuk gün boyu kendi odasında bakılır, orada uyutulur ama gece olunca annesinin yanında portatif bir yatakta uykusuna devam eder. Bunun faydası da anne sütünün kesilmesiyle çocuğun odasına kolay uyum sağlamasıdır. Eğer devamlı annenin odasında kalırsa anne sütü kesildikten sonra ayrılması çok zor olur.  
Parmak emen çocuğun parmağı zamanla incelir mi?  Bebeklik çağında çok kısa süreli parmak emme yaşanmışsa dişlere ve çeneye bir etkisi olmaz. Ama süre uzar, çocuk dört-beş yaşına kadar parmak emmerse, hem parmak, hem de ağız deformasyonu oluşur.  
Bebek hangi aralıkla yıkanır?  Her gün. Banyoda üşümekle veya kulağa su kaçmasıyla kulak iltihabı olmaz. Bebeğin kulağına doğru su dökseniz dahi kulak iltihabı oluşmaz. Çocuklarda kulak iltihabı nezlenin, gribin sonucunda östaki borusunun tıkanmasıyla içerideki sıvının birikmesi sonucunda oluşur.  
Peki hangi şampuan?  Hangisinin kokusu anneye hoş geliyorsa onu kullanabilir. Hepsinin içeriği üç aşağı beş yukarı aynıdır. Ayrıca bizim neslimiz sabunla büyümüştür ve hiçbir zararını da görmemiştir.  
Yeni doğan bebeklerin gözleri şaşı bakıyor, bu aslında bir hastalık mıdır?  Yeni doğan bebeğin ilk 2,5 ayında şaşılık olur. Çünkü bebekte daha odaklanma gelişmemiştir ve bunun sonucunda gözler kayabilir, bu durum üçüncü ayında geçer. Çocuk 2,5 aya kadar görür, ışıkları fark eder ama net görmesi 2,5 ayı alır.  
Altı aylıktan küçük bebeklerin oturtulması sakıncalı mı?  Bu da yanlıştır. Çocuklar oturtulur da yan da yatar, istediğini de yapar. Çocuk annenin karnında zaten sırtüstü yatmıyor, çoğunlukla iki büklüm veya oturur pozisyonda duruyor. Normal doğum sırasında annenin rahmi çocuğun poposunu ittiği anda olan basınç çocuğun oturduğunda beline binen basınçtan çok daha yüksektir. Çocuk buna dahi tahammül eder.  Ancak doktorlar çocukların altı ayına dek oturamadığını söylerler. Çünkü denge merkezleri altı ay içinde gelişir. Ve bebek dengesini bulamadığı için sağa sola devrilir.  
Steril değil, temiz bak  
Artık anne-babaların bir numaralı korkusu alerji. Alerji çocuklarda nasıl oluşuyor?  Alerji genellikle çok temiz bakılan çocuklarda görülür. Fakir fukarada, köylülerde, gecekonduda yaşayanların çocuklarında alerji pek görülmez. Eğer çocuğu mikrop kapmasın diye şişe sularla yıkarsanız, bulunduğu mekânları sürekli çamaşır suları ile siler ve steril ederseniz çocukta alerji olur.  Çünkü çocuğun bağışıklık sisteminin bazı mikroplarla uğraşması gereklidir. Eğer bağışıklık sistemi kendisine herhangi bir düşman bulamazsa kendisine ev tozu, kedi kılı gibi saçma sapan şeyleri düşman olarak görür ve bunlara reaksiyon göstermeye başlar.  Çocuğa temiz bakılmalıdır ama kesinlikle steril bir ortamda tutulmamalıdır.  Temizliğin evde normal sabun ve suyla yapılması gerekir. Bu mekanik temizlik yararlı mikroplarla zararlı mikropları aynı oranda uzaklaştırır.  İçinde deterjan, kimyasal madde, bakteri öldürücü bulunan ilaçlar kullanıldığında evde ölen mikropların çoğu vücuda yararlı ve zayıf mikroplardır. Alan açıldığı zaman buraya girecek bir mikrop tıpkı hastane enfeksiyonlarında olduğu gibi yerleşecek ve bir daha hiç çıkmayacaktır. Sterilizasyon hastanelerde bile bir tek ameliyathanelerde olur.  
Alerji testlerine gerek var mı?  Yeni doğan döneminde alerji yoktur. Bebeğin herhangi bir maddeye karşı alerji gösterebilmesi için mutlaka o maddeyle tanışması gerekir.  Siz bilmediğiniz bir maddeye karşı alerji gösteremezsiniz. Yani o maddeyi alacaksınız üzerinden bir zaman geçecek, antikorlar oluşacak ve ondan sonra vücut alerjik reaksiyon gösterecek. O yüzden hiç tanımadığınız bir maddeye karşı alerji olamaz.  
Çocuğun beslenmesi  
Bal, tereyağı, reçel ve pekmezin bir faydası var mı?  Bunlar tok tutan gıdalar. Çocuk bunları yerse karnı doyar ve kendisine yarayacak protein ve kalsiyumlu gıdalardan uzak kalır. Bu nedenle bu gıdalar sadece tatlandırıcı olarak kullanılmalı.  
Pekmez denildiği gibi kan yapar mı?  Pekmezin kan yapıcı etkisi yoktur.  
Peki hangi gıdalar kan yapar?  'Kan yapıcı' diye bir yiyecek maddesi yoktur. Vücut kan yapar. Kan yapması için de demire ihtiyacı vardır. Bu da hayvansal gıdalardan, demir ihtiva eden tahıllardan çok az miktarda yumurta sarısından temin edilebilir. Eğer aile fakirse ve çocuğuna hiç et, balık veya tavuk alamıyorsa o zaman en azından günde bir yumurta yedirmesi gerekir.  
Kansızlara dalak öneriliyor?..  Ağırlıklı olarak fakir fukaralarda görülen anemide doktor hastaya 'Et al, bonfile, biftek al' diyemez en ucuz olan dalağı tavsiye eder. Oysa dalağın etten daha fazla kan yapan bir özelliği yoktur.  Mercimek, nohut, fasulye de bol miktarda demir ihtiva eder, et kadar olmasa da.  Eğer aile çocuğuna sabahları yumurta, peynir yediremiyorsa, tarhana veya mercimek çorbası yedirmesinde fayda vardır.
'Bebekler bir yaşından önce inek sütü içemez, inek sütü kansızlığa yol açar' iddiası doğru değil. Bebek ilk dört aydan itibaren inek sütü içebilir. Altı aydan sonra 'katı gıda'lar almaya başlayabilir
Beslenme takvimine dikkat  Demir eksikliği Türkiye'nin en önemli sağlık sorunların dan biri.Dr. Kemal Tuğcu, demir yönünden zengin beslenme ve demir eksikliğinin nedenleri konusunda bilgi verdi:  
Bebeği emzirmeye ne zaman son verilmeli?  Tabiat çocukları iki yıl meme emecek şekilde yaratmıştır. O yüzden de ağız adalelerinin çalışması meme emmeye yönelik hareketler yapmaya müsaittir. Bunların çiğneme hareketine başlaması çocuğun kendi kabiliyetidir.  Ancak genellikle bizim önerimiz altı aydan sonra katı gıdalara başlanmasıdır. Bu da sulu yemeklerle olmalıdır. Ondan sonra yavaş yavaş koyuluk miktarı atırılır. Annenin sütünün miktarına bağlı olarak anne bebeği iki sene bile emzirebilir.  
İki yaşına kadar anne sütü içmenin çocuğa yararı olur mu?  Tabii ki vardır. Süt süttür ama miktar olarak yetmez. Hastalarım arasında sadece iki anne, başka hiçbir şey vermeden çocuğunu iki yıl anne sütüyle beslemeyi başardı.  
Peki çocuklar inek sütüne ne zaman başlamalı?  Sütle kansızlık arasında tek bağlantı vardır. O da bebeğe ilk dört ayda anne sütü yerine inek sütü verilmesi sonucunda bağırsaklarda oluşabilecek mikrobik kanamalardır. Ancak bu durum dördüncü aydan sonra tamamen ortadan kaybolur.  Eskiden annenin sütü yoksa ve aile mama alamayacak kadar fakirse süt biraz sulandırılır içine biraz limon sıkılıp bebeğe verilirdi. Bunun da çocuğa bir zararı olmazdı. Ama şimdi bunları kullanan kalmadı.  'Çocuk bir yaşına kadar süt içemez' lafı doğru değildir. Çocuk dördüncü ayından sonra inek sütünü sulandırmadan içebilir.  
Süt vücutta demiri azaltır mı?  Demirin farklı biyolojik fonksiyonları vardır ve bu farklılıklar sonucu eksikliğinde de çok farklı etkiler görülür. Demirin en iyi bilinen özelliği kanda oksijen taşımasıdır.  Vücut demirinin yaklaşık yüzde 73'ü hemoglobinde bulunur. Geri kalan demirin yüzde 12-17'si ferritin ve hemosiderin denilen moleküllerde depolanmıştır. Her ikisi de yüksek miktarda demir atomunu bağlayabilir. Geri kalan yüzde 15 demir de myoglobinde depolanmış olup kas hücreleri için oksijen deposu vazifesi görürler. Çok küçük bir kısmı demirin transferinde bağlanır. Bu molekül demirin serbest bulunduğu yerden ihtiyaç bölgesine taşınmasına yarar. Ayrıca laktoferrin (sütte bulunur) bu transfer işine yarayan demir moleküllerini bağlar ve bakterilerin hızlı üremelerini önler. Yani sütün demiri bağlayarak anemi yaptığı görüşü yanlıştır. Zira sütün içinde bulunan laktoferin bağladığı demirle birlikte organizma tarafından emilir yani demiri yok etmez.  
Peki çocukta demir eksikliğine bağlı anemi hangi sebeple meydana gelir?  Çocuk doğduktan sonra hemoglobininde bir düşüş olur. Yeni doğanın ilk doğduğu gün hemoglobinine bakıldığında 16 gram desilitredir. Bu değer aşağı yukarı bir hafta içinde 11 civarına düşer. Bunun nedeni anne karnındaki kanla bizim şu anda taşıdığımız kanın farklı olmasıdır. Bebekler anne karnındayken hemoglobin F dediğimiz özel bir hemoglobin taşırlar. Bunun özelliği annedeki hemoglobin A'dan çok daha hızlı bir şekilde oksijen çekebilmesidir. Eğer annede de bebekte de hemoglobin A fazla olsaydı o zaman mevcut oksijeni yüzde 50 yüzde 50 paylaşacaklardı ki bu da çocuğa az gelecekti.  Fakat doğum sırasında bu hemoglobin F birdenbire dokulara çok ani bir şekilde oksjien taşır. Ama vücut bundan hoşlanmaz ve bunları hemen yıkmaya başlar işte bu parçalanma anında 'sarılık' dediğimiz hadise ortaya çıkar. Bu hemoglobin F'in aniden yıkılıp parçalanmasıyla açığa çıkan demir depolara dolar ve çocuğun uzun süre, altı ay-bir sene kadar demir ihtiyacı buradan karşılanır. Ayrıca kemik iliği aşırı oksijen taşıdığı için baskı altına alındığından yeni kan elemanları da yapılamaz ve çocukta ani bir anemi varmış gibi gözükebilir. Bu normal fizyolojik bir hastalıktır. Bu aşamada asla demir verilmemesi lazımdır.  Eğer bebeğe gereksiz yere demir verilirse demir zehirlenmesi denen bir hadise meydana gelir. Bizim anemi dediğimiz hastalık da aynen ateş gibi bir bulgudur. Aneminin pek çok çeşidi vardır. Orak hücreli anemi, Akdeniz anemisi gibi. Ama bunların içinde bir tek demir eksikliğinden kaynaklanan anemiye demir verilir. Her anemiye demir verilmez.  
Hangi gıdalar demir içerirler?  Her ne kadar bazı sebzeler bilhassa ıspanak, önemli bir demir kaynağı olarak kabul görüyorsa da bitkilerdeki demir çok zayıf bir şekilde emilir. Ispanaktaki toplam demirin ancak yüzde 1.4'ü vücut tarafından alınır. Diğer bitkilerde de durum farklı değildir. Kuru fasulyeden yüzde 1.6, soya fasulyesinden yüzde 7, maruldan yüzde 4 demir temin edilir. Günlük demir ve kalsiyum gibi minarelleri sebzeden almak istersek günde ortalama 2.5 kilo civarında ıspanak yememiz gerekir.  Buna karşı kırmızı etteki demirin yüzde 20'si vücut tarafından alınır. Demir, kümes hayvanlarından, balıktan ve anne sütünden de iyi alınır, ama oranlar kırmızı ete göre düşüktür. Fakirler için et pahalıdır. Bu yüzden et ya az miktarda ya da hiç alınmaz. Bu da demir eksikliğine bağlı anemiye neden olur.  Demir eksikliğinin bir önemli nedeni de bağırsaklarda bulunan çengelli solucan ve 'malarya' mikrobudur. Ülkemizde de demir eksikliği önemli ölçüde görülür. Ancak inek sütünün az içilmesi veya içilmemesi demir eksikliğini önlemez. Sütle birlikte çocuğun kırmızı et yemesi de gereklidir.  
Demir fazlalığı çocuklarda ne gibi etki yapar?  Demir dokularda birikir ve 'hemositorozis' denen bir hastalığa neden olur. Bu durum da ancak demir sökücü bazı ilaçlarla düzeltilebilir.  
'Şekeri tek başına vermeyin'  "Şeker sanıldığı gibi tek bir madde değildir. Bizim yediğimiz tozşeker fruktoz ve glikoz adlarında iki şekerin birleşiminden oluşmuştur. Sütün içinde de laktoz dediğimiz bir şeker vardır. Ancak şimdi yediğimiz tozşeker sanayi devriminden sonra bulunmuş bir maddedir. Son derece konsantre olduğu için bizim vücudumuz, pankreasımız bu tip şekere alışık değildir. Biz şeker yediğimiz zaman pankreasımız panik olur. Bu nedenle bunu tek başına, hele aç karnına çocuğa şeker vermek zararlı olacaktır. Şeker, çocuklara yemeklerle karışık bir şekilde verilmelidir. Özellikle yağlı gıdalarla birlikte alındığında şekerin vücut tarafından emilimi daha yavaş olacağı için pankreas paniğe uğramayacak ve bir zararı olmayacaktır. Şekeri çocuklara düz olarak yedirmenin bir faydası yoktur."  
Diş fırçalama yaşı: 2,5–3  "Direkt şekerin dişlere bir zararı yoktur. Fakat şeker bakteriler için bir üreme ortamı yaratır. Yani şekerli ortamda bakteriler ürer, bakterilerin salgıladığı asitler de diş minesine zarar verirler. Şeker yedikten sonra dişler fırçalanıyorsa, temizleniyorsa dişlere herhangi bir zarar oluşmaz. Çocuk, 2,5–3 yaş civarında diş fırçalamaya başlamalıdır. Eğer ileri memleketlerde olduğu gibi içme sularına flor konulsaydı, çocuklarımıza ekstra flor hapları vermemize gerek kalmayacaktı. Ancak bizim sularımızda flor olmadığı için çocuklara 15 günlükten itibaren beş yaşına dek her gün bir tane flor hapı verilmelidir."   
Ateş, vücudun mikroplara ve toksik maddelere verdiği tepkidir. Vücut ısısı yükselmeye başlayınca dokuların oksijen ihtiyacı, dolayısıyla solunum ve kalp atışı da artar. Artış yetmezse, havale görülür
Bebek niye havale geçirir?  Beslenme konusunda sorularımızı yanıtlamaya devam eden Dr. Kadir Tuğcu, bebeği bekleyen ateşli hastalıklar konusunda uyarılarda bulundu:  "Ateşlenen çocuğa sirkeli suyla kompres yapıyor. Bu uygulama havaleye davetiye çıkarıyor. Vücut ısısı yapay yolla, yani içten değil dıştan düşünce, vücut şoka giriyor."  
İçine çeşit çeşit sebzeler konulan çorbaların bebeğe faydası var mı?  Sebze çorbaları Amerikan toplumunda çıkmış bir hadisedir. Onların evinde tencere kaynamaz, bizim gibi kıymalı sebze yemekleri pişmez. Bu yüzden çocuklar düzgün beslensin diye çocuk doktorları annelere çorbayı önerir.  Ama bizim memleketimizde iyi kötü herkesin evinde sebze yemeği yapılır. Kıymalı bamya olur, kabak dolması olur, evde pişen bu tür yemekler çocuklara ezilip verilir. Yok içinde yedi çeşit sebze olsun içinde mutlaka kereviz, maydanoz veya sarmısak olsun diye bir kural yoktur. Çocuk evde pişen kıymalı sebze yemeklerinden, herkesin yediği çorbalardan da yiyebilir.  
Tereyağ tüketimi çocuğun kalp sağlığını bozar mı?  Böyle bir şey yok. Her şeyin bir yaşı vardır. Büyüme çağındaki çocuk, tereyağı da yiyecektir, kırmızı et de yiyecektir, meyve-sebze de yiyecektir. Ama ileri yaşlarda bunların miktarının azaltılması gerekir. Yoksa bakın Kafkasya'da en uzun ömürlü insanların memleketinde et, tereyağı bol miktarda tüketilir. Ama bu insanlar bir yandan da devamlı yürür ve sürekli hareket halindedir. Esas olan şehir yaşamının stresidir.  
Çocuklar neden hastalanır?  Çocuklar ilkokula başladıkları zaman ilk iki kışı çok kötü geçirirler. Çünkü mikroplara karşı antikorları yoktur. Bu iki yıl içinde hastalanırlar ve antikorları kazanırlar. Ondan sonra da normal insanlar kadar hastalanırlar.  Çocuklarda antikorlar olmadığı için devreye lenfatik sistem girer. Bu yüzden ilkokul ve yuva çocuklarında lenf bezleri büyür. Bunun sonucunda geniz eti ve bademcik sorunları ortaya çıkar. Bunlar hastalıkları geçire geçire antikorlar oluşunca kaybolur. Antikorlar oluşunca lenfatik sistem geri plana kayar ve antikor sistemi ortaya çıkar. Bir anlamda hastalanmak iyidir ve vücut savaşmayı öğrenir.  
Ateşlenmek çocuğa ne zarar verir?  İnsanoğlu asırlarca ateşli hastalıklardan korktu. Korkunun altında yatan, çocukların ateş ve havaleden sonra sakat kalmaları ve ölmeleridir. Ölüme, sakatlığa yol açan hastalıkların başında menenjit, sıtma, tifo gelir. Kızamık gibi döküntülü hastalıklarda ölüm, daha çok yanlış tedavi sonucunda oluşur.  Sıcak çarpması ve hastalık sonucu oluşan ateş asırlarca hastalık olarak kabul edilmiş ve tedavi edilmesi yoluna gidilmiştir. Oysa sıcak çarpmasında hayat kurtarıcı olan soğuk tatbiki ateş tedavisinde kullanıldığında tehlikeli olur. Bizde ateşli çocuklara sirkeli ve soğuk su tatbik edilmesi yaygındır, ama yanlıştır.  
İspirto, ruh ve sirke  Peki niye ateşli hastaya sirke sürülür?  Eski çağlarda Avrupa'da şehirleşme ve nüfus yoğunluğunun artmasıyla içme suları aşırı derecede kirleniyordu. Çünkü kanalizasyon sistemi yoktu.  İnsanlar içme suları içine bira, şarap, sirke gibi fermantasyon ürünleri girince hasta olmadıklarını fark ettiler. Ayrıca su şarapla karışınca hastalık yapmıyordu.  Bunun sonucu şarapta iyi bir ruh olduğunu ve sudaki kötü ruhu kovduğunu zannettiler. Bu yüzden de fermantasyonlu içeceklere 'ruh' anlamına gelen 'spirit' adını verdiler. Bu bizim dilimize de 'ispirto' olarak geçmiştir.  Daha sonra içinde 'iyi ruh' barındıran şarabın hastalıkları da tedavi edebileceği düşünüldü. Bu düşünce ile cilde şarap sürüldüğünde çok etkili bir şekilde ateşin düştüğünü gördüler. Çünkü alkol sudan daha hızlı bir şekilde buharlaşıyor ve ciltten ısıyı söküyordu. Bu yeni buluş zamanla her yere yayıldı.  İslam âlemi de bu buluşu sevdi, ama tek sorun şarabın haram olmasıydı. Bu güçlük de şarap şişeleri üzerine 'ateş sirkesi' yazılmasıyla çözüldü. Zamanla işin aslını bilmeyenler hastalara sirke sürmeye başladı. Günümüzde hâlâ bazı hastalıklarda sirke tatbiki yapılıyor. Sirke, şaraptaki alkolün parçalanarak 'asetik asit' şeklini almasıyla oluşur ve ateş düşürmekte ancak su kadar etkilidir. Kötü kokusu da cabası.  
Ateş nasıl düşer, düşürmek gerekli midir?  Ateş vücudun bünyesine giren mikroorganizma veya toksik maddelere karşı gösterdiği bir tepkidir. Çünkü 36 dereceden yüksek ısılarda vücutta mikropların yaşaması ihtimali azalır, dokuların metabolizması artar ve bağışıklık sistemi devreye girer.  Vücudumuz zaman içinde dış uyaranlara karşı ateşi yükseltmenin bir avantaj olduğunu öğrenmiştir. Ateşi düşürmekle hiçbir hastalık iyileşmez. Ateş bir hastalık değil arızadır ve mühim olan hastalığın doğru teşhisidir.  
Peki ya yüksek ateşten dolayı çocuğa havale gelirse?  Bunun için öncelikle havale niye olur onu anlamamız gerekiyor. Mikrop veya toksik maddelerin beyni uyarmasıyla vücudumuzda bir ısı oluşur. Vücutta ısının yükselmesiyle birlikte dokuların oksijene duyduğu ihtiyaç artar. Bunu karşılayabilmek için kalbin ve solunumun hızlanması gerekir.  Eğer ateş hızlı yükselir ve vücut bu yükselişe ayak uydurarak kalbi ve solunumu hızlandıramazsa beyin, gelen oksijeni yeterli bulmaz, tasarruflu çalışmak ve fazla oksijen tüketmemek için de vücut ile olan irtibatını keser ve havale dediğimiz olay ortaya çıkar.  Ancak ateş yavaş yavaş yükselir ve vücuda ısınması için zaman tanırsa, havale gelmez.  Ateşi 39'a çıkmış bir çocuk, ateş düşürücü ilaç verilmeden, yani iç ısısı düşmeden soğuk tatbikiyle dış ısısı düşürülürse kalp ve solunum yavaşlatılırsa havale geçirebilir.
Kolesterolden D vitamini  Güneş çocuğa yararlı mı?  Güneş çocuklarda D vitamini yapımını sağlayacaktır. Bizim cildimizde, kolesterolden ultraviyole ışınları sayesinde D vitamini yapılır. Tabii güneşe çıkarmak da belirli bir oran çerçevesinde iyi. Temmuz, ağustosta, öğle saatinde çocuk güneşin altına bırakılmamalıdır.
Kasların gelişmesi için ayağını serbest bırakın  Çocuk ne zaman yürümeye başlamalı?  Çocuğun yürümesi tamamen genetiktir. Çocuğun kromozomlarında yazılıdır. Vakti gelince yürüyecektir. 8.5 ayda da yürüyen çocuk vardır 19'uncu ayda da. Ortalaması, çocuğun doğum gününde yürümesidir.  Eğer çocuğun ayaklarında herhangi bir sorun varsa, ki bu zaten doğumundan sonraki ilk muayenesinde belli olur, o zaman önlem almak ve tedaviye başlamak gerekir. Mesela kız çocuklarında kalça çıkıklığı olabilir. Veya doğum sırasında geçirdiği travmadan dolayı bebeğin bacağa giden sinirlerinde arızalar oluşmuş olabilir.  Kalça çıkıklığı nasıl anlaşılır, şimdi birçok hastane doğumdan hemen sonra kalça çıkıklığını teşhis etmek için ultrason yapılmasını öneriyor.  Kalça çıkıklığı doktorun muayenesi ile anlaşılabilir. Ultrason şart değildir. Ultrasonla da bakıldığında kalça çıkıklığının teşhisi konulur ama ilk muayene kalça çıkıklığı teşhisi için yeterli değildir. İlk günlerde araz vermeyen bir kalça çıkıklığı durumu iki veya üçüncü ayda ortaya çıkabilir. Bu nedenle çocuğun düzenli olarak muayene edilmesi gerekir. Kalça çıkığı doğuştan olan bir şeydir ve genelde kızlarda görülür. Erkeklerde görülmesi çok nadirdir. Genetik bir hastalıktır.  
Kundağın zararları  Kundak zararlı mı?  Özellikle kalça çıkıklığı vakalarında kundak büyük ölçüde zarar verir. Kalça çıkıklığı olan bir bebekte kundak yapılmaması dahi yüzde 50 iyileşme sağlayacaktır. Ayrıca çocuğun kaslarının gelişimi için elleri ve ayaklarının serbest olması çok önemlidir.  Kundak konusunda bir diğer önemli husus da şu: Çocuk gazını hareket ederek çıkaracağı için kundak içindeki bebek hareketsiz kalıp gazını çıkaramamasıdır.  
Yürüteçler zararlı mı?  Ne yararı ne de zararı vardır. Yürüteç çocuğun yürümeye başlama süresini kısaltmaz.  
Çocuk yürümeye başladığında ortopedik ayakkabı giymesi şart mı?  Ortopedik ayakkabı, ortopedik özürlüler içindir. Normal bir çocuğun buna ihtiyacı yoktur. Çocuk ilk günlerde mümkün olduğunca parmak ucunda yürümeye teşvik edilmelidir. Çocuklar bu şekilde yürürlerse ayak kasları gelişecek ve düztaban olmayacaklardır. Ama erken ayakkabı giydirilirse çocuk tabanının üzerine basacaktır. Bu nedenle çocuğun ayağındaki hareket kabiliyetini azaltan sert ayakkabılar yeni yürüyenlerde çok sakıncalıdır. Mümkün olduğunca yalınayak veya ayağını rahatça hareket ettirebileceği yumuşak tabanlı ve kenarlı ayakkabılar tercih edilmelidir.  
Düztabanlık ve taban düşüklüğü neden oluşur?  Genetik etkenler ve aşırı şişmanlık taban düşüklüğünün başlıca nedenidir.  Tuvalet eğitimi çocukta kaç yaşında yapılmadır?  Öncelikle 'tuvalet eğitimi' diye bir şey yoktur. Tuvalet eğitimi kedi-köpek yavrusuna yapılır. İnsanların çiş söyleme yeteneği genetiktir, kromozomlarında yazılıdır ve vakti geldiği zaman çocuk bu işi halledecektir. Herhangi bir şekilde eğitime gerek yoktur.  Eğer olsaydı bunun özel okulları, kursları ve hocaları olurdu. Alıştırmak, çişe tutmak, zorlamak, çocukta psikolojik bozukluklara dahi yol açabilir.  * * * * * * * * * *
Öksürüğü, nezle ve gripte burun akıntısını durduran ilaçlar tarih oluyor. Savaştığı mikropları bu yolla atmaya çalışan vücudu engellemek, fayda değil zarar veriyor
Öksürüğü kesmeyin  Birçok kez öksürüğü kesip ateşi düşürmek için ilaç kullanılıyor. Öksürük kesilirse mikrobun içeride kalıp daha önemli hastalıklara yol açabileceğini hatırlatan Dr. Kadir Tuğcu, hastalıklar ve aşılar konusundaki soruları yanıtladı.  
Öksürük, kusma, ishal ve ateş korkutucu mudur?  Bunların hepsi vücudun mikroplara karşı gösterdiği tepkilerdir. İnsanoğlu mikropları bilmediği zamanlarda bu belirtileri durdurarak tedavi yoluna gitmiştir. Eski çağlardaki doktorların üç tane ilacı vardır. Afyon, kokain ve kodein. Hastanın midesi ağrıyorsa, mide kanseri dahi olsa 15 damla afyonun alkolda erimiş hali verilir, kanser ağrısı şıp diye kesilirdi. O devrin şartlarında bu yapılacak en iyi şeydi. Adam sulh ve sükun içinde göçüp giderdi. Öksürük de aynı şekilde tedavi ediliyordu. Örneğin adam veremli, öksürükten uyuyamıyor, yiyemiyor. Bu durumda doktor kodeini, öksürük surubunu hastaya verirdi. Ama tedavi olmazdı. İşte tıp ilerlese de biz atalarımızdan gelme alışkanlıklardan vazgeçemiyoruz. Bu yüzden öksürüğü kesecek hernangi bir şurubu çocuğa içirmemek gerekiyor. Bilhassa balgamlı zatürree tipi öksürüklerde bu son derece zararlıdır. İshal için de aynı şekilde.  
Peki öksürüğe karşı nasıl bir tedavi uygulamak gerekiyor?  Öksürük için karabiberli çorba, limonlu bal, zencefilli bal öneriliyor. Bunların ticari versiyonlarını da eczanelerden alabilirsiniz. Burada önemli olan zencefil, karabiber ve limondur. Söktürücü maddelerdir. Balsa çocuğun içmesini kolaylaştırır. Amaç öksürerek içeride mikrobu dışarıya çıkarmaktır.  
terlemek ateşi düşürür mü?  Vücudun ateşi yükseldikçe bağışıklık sistemi çalışır. Ateş kuru kuru çıkar terleyerek düşer. Terlemesi ateşin görevinin bittiğini gösterir. Hasta terlediği için iyileşmemiştir, hasta ateşi çıktığı için iyileşmiştir.  
Burun akıntısını kesen şuruplar zararlı mı?  Nezlede, gripte akıntıyı kesen şuruplar son derece sakıncalıdır. O bölgeye bir virüs girmiştir. Vücut oradaki virüsü atmak için burnu akıtır.  
Vitaminle boy uzatılabilir mi?  Çinko eksikliğine bağlı olarak gelişme bozuklukları olabilir, bu durum da et yiyemeyen fakir fukaralarda görülür. İyi beslenen bir çocukta çinko eksikliği görülmez. Boy tamamiyle genetik hadisedir. Genetik olarak çocuk annesinden ve babasından aldığı özelliklerle uzun boylu veya kısa boylu  olur. Ama iyi beslenmeyle çocuğun boyu olabileceği en üst seviyesine ulaşır. İyi beslenmezse alt sınırda kalır.  
Aşı yapılan çocuk hiçbir şekilde hasta olmaz mı?  Bazı aşılar canlı aşılardır. Mesela kızamık aşısı aşağı yukarı en uzun bağışıklık sağlayan aşıdır. Tetanoz veya boğmaca aşısıysa ölü bakterilerden yapılır. O yüzden bunların tekrar tekrar yapılması gerekir. Tetanoz aşısı ilk başladığımız zaman bir veya iki ay arayla yapılır. Bir yıl sonra bir tane daha yapılır. Ondan sonra 4.5-5 yaş arasında bir kez daha yapılır. Çünkü aşı ölünce antikorlar da zayıflar.  Verem ve çiçek aşısı hücresel bağışıklıkla çalışır. Hücresel aşılar hiçbir zaman antikor yapmazlar.  Virüs aşılarının bir veya iki dozda yapılanları vardır. Kızamık, kızamıkçık, kabakulak aşıları bir doz yapılır. Ancak şimdi bunların ikinci dozunun yapılması gerektiğiyle ilgili yazılar yayımlanmaya başladı. Çünkü ileri memleketlerde çocuk aşı olduktan sonra bir daha kızamık mikrobuyla karşılaşmaz. Ve zaman içinde aşıdan kazandığı bağışıklık yok oluyor. Ama bizim memleketimizide çocuk aşı olduktan sonra da kızamıklı biriyle karşılaştığı için tekrar aşı olmuş gibi olur. Gelişmiş ülkelerde olduğu gibi herkese kızamık aşısı yapıldığı zaman bizde de bu problem ortaya çıkacak.  
Aşıdan alerji olur mu?  Çok nadir bir durumdur. Her aşının bir reaksiyonu var. Ateş, kırgınlık veya iğne yapılan yerde ağrı şeklinde kendini gösterir. Bu tepkilere en çok difteri, boğmaca, tetanozdan oluşan karma aşıda rastlarız. Aşıda görülen alerji, yumurta alerjisidir ve bu alerji de erişkinlerde görülür. Çocuklarda görülme sıklığı oldukça azdır.
Bir yıl sonunda ilk antikorlar yitirilir  Aşı nedir?  Aşı zayıflatılmış bir mikrobun vücuda verilmesiyle vücutta antikorların oluşmasını sağlar. Antikorlar da vücudun askerleridir ve mikroplara karşı savaşı gerçekleştirir.  Çocuk doğduğu zaman ilk başta annesinin antikorlarını taşır. Anneden geçen pasif antikorlar çocuğu altı ay, hatta bir seneye kadar korur. Ama bir sene sonunda yıkılırlar. Antikorların bir kısmı da emzirme yoluyla anneden çocuğa geçer. Bunlar ağırlıklı olarak ishalden ve bazı kulak iltihaplarından koruyan yüzeysel antikorlardır.  Esas antikorların geçişi anne karnında kanla olur. Mesela anne karnında annenin geçirmiş olduğu kızamık antikorları bebeğe geçtiği için canlı bir aşı olan kızamık aşısının erken çağlarda yapılmaması lazımdır. Çünkü anneden geçen antikorlar bu aşıyı parçalar ve etkisini yok eder. Bu yüzden pek çok gelişmiş ülkede kızamık aşısı hiçbir zaman bir yaşından önce yapılmaz.  
Aşı, gripten korur mu?  Grip pek çok virüsün yaptığı bir hastalık topluluğudur. Bu topluluk tasadece 'infülenza'nın aşısı vardır. Bu da en tehlikeli gruptur ve kendi aralarında şekil değiştirerek farklı bir yapıya bürünebilir. Aşı merkezinde bunların hepsinin suçlular gibi arşivleri mevcuttur. Kendi aralarında bir düzen içinde değişiklik gösterirler. Bu yüzden seneye hangi virüsün çıkacağı bellidir. Çocuk grip aşısı olduğunda esas komplikasyon yapan öldürücü 3'üncü tip gribe yakalanmaz. Yoksa basit, ağız, göz akıtan hapşırtan virüsleri kapar.   
Aşı kartları önemli 
 Aşı yapılan müesseselerde aşının markası, seri numarası, son kullanma tarihi ve kimin yaptığının kaydı tutulmalıdır. Geçen yıl Hepatit A aşılarından bir kısmı bozuk çıktı. Aşılarının yeniden yapılması gerekti. Ama bunun için hangi hastaya hangi seri numaralı aşının yapıldığının bilinmesi gerekti. Biz kayıt tuttuğumuz için hastalarımızı bulduk. Pek çok müessese değil aşı kartı vermek aşının markasını bile yazmaz. Hele eczanede yapılanlar hiçbir kayda tabi değildir. Aşılar eczanede yapılsa bile aşı kartına mutlaka işlenmeli.
Antibiyotik kullanımı vücudumuzu hastalıklara daha açık hale getiriyor. Antibiyotik kullanmayan kişi, 100 bin basille tifo olurken, antibiyotik kullanan kişi beş basille bile hastalığa yakalanabiliyor
Bağışıklık sistemini koru!  Antibiyotik, insanın hastalıklar karşısında kazandığı önemli zaferlerden biri. Ancak Dünya Sağlık Örgütü'nün de dikkat çektiği gibi, aşırı antibiyotik kullanımı bu galibiyeti, mağlubiyete çevirebilir. Dr. Kadir Tuğcu, çocuk hastalıklarının doğası, önlenmesi ve antibiyotik tedavisi konusunda sorularımızı yanıtladı:  
Suçiçeği aşısı pek tavsiye edilmiyor, neden böyle?  Son derece pahalı bir aşı olduğu için hastaların bir kısmı bu aşıyı yaptırmak istemiyor. Halk arasında 'Suçiçeği hafif bir hastalık, ne gerek var aşıya' şeklinde yorum yapılıyor. Oysa suçiçeği, hafif bir hastalık değil. Suçiçeği, çiçek hastalığına nazaran hafiftir. Çiçek ölümcüldür, ama su- çiçeği bu boyutlara ulaşmaz. Ancak suçiçeği, kızamıktan, kabakulaktan, kızamıkçıktan geri kalmaz. Hatta üçünün toplamından daha fazla komplikasyon yapar.  
Aşı ne kadar zaman korur?  Her aşının koruyuculuk süresi farklı farklı. Bu süre bazen hayat boyu olabildiği gibi bazı aşılarda sınırlı. Örneğin grip aşısı sadece bir sene koruyucudur. Esasında grip aşısıyla kazanılan bağışıklık ömür boyu devam eder, fakat bu bir işe yaramaz. Çünkü grip virüsü ertesi yıl başka bir biçime bürünecektir.  
'İshalde antibiyotik vermeyin'  
Antibiyotik kullanımı iddia edildiği gibi zararlı mı?  Antibiyotikler bakteriyel hastalıklar içindir. Virüsler üzerinde antibiyotiklerin hiçbir tesiri yoktur. Antibiyotikle kızamığı suçiçeğini, kabakulağı tedavi edemezsiniz. Nezleyi de tedavi edemezsiniz.  Ve eğer antibiyotik aldığınızda vücudunuzda oluşanları bir bilseniz hiç almazsınız. En basit şekliyle şöyle açıklayabilirim. Bir insanın tifo olabilmesi için 100 bin basil alması gerekir. Ancak bu kişi bir doz 'streptomisin' alırsa beş basille bile tifoya yakalanabilir. Yani antibiyotikler kişiyi başka hastalıklara karşı açık hale getirir.  Çünkü bizim bağırsaklarımızda hastalık önleyici bakteriler vardır. Antibiyotik bu bakterileri öldürür. En büyük hatalardan biri de ishal olanlara yüksek dozda kuvvetli antibiyotik verilmesidir. İshal yapıcı mikrop, bağırsaktaki dışkının içindedir. Antibiyotik buraya kadar gidemez. Ancak damar ve kan yoluyla bağırsak cidarına kadar gelip buradaki yararlı mikropları öldürmeye başlar. Bunlar öldüğü zaman vücuttaki direnç kaybolur, hastalık yapıcı mikroplar vücudu işgal eder. Hasta daha kötü bir duruma gelir.  
Denize giren çocuk sudan mikrop kaparak ishal olur mu?  Hayır. Çünkü insanda hastalık yapan mikropların hiçbiri deniz suyunda yaşayamaz. Bu durum mikrobiyoloji asistanlığım sırasında yaptığım bir deneyle de kanıtlanmıştır. 1975 yılında kolera salgını vardı. Biz İstanbul'un plajlarından su topladık ve kolera mikrobu aradık. Ne kolera ne de tifo mikrobu bulduk. Sonra işi tersine çevirdik. Deniz suyunu laboratuvara getirdik ve içine biz mikrop koyduk. Bu mikrobun 15 dakika, bir saat, iki saat gibi aralıklarla tekrar geriye alarak çoğaltmayı denedik. 15 dakika sonra dahi deniz suyundan örnek aldığımızda koyduğumuz mikrobun yaşamadığını gördük. Tifo, kolera mikrobu deniz suyunda yaşamaz.  Plajlarda kolibasili var, girmeyin deniliyor...  Kolibasili kirlenmeyi gösterir. Kolibasillerinin hepsi hastalık yapmaz. Sadece patojen kolibasilleri hastalık yapar. Ayrıca sıfır kolibasili bulunan bir deniz bulmanız imkânsızdır. Kolibasili balığın ve martının gübresinde de bulunur. Bir insanın tifo olabilmesi için 100 bin koli basili gerekir. Bunun için de litrelerce deniz veya havuz suyu içmeniz gerekir.  
Sinek kovucu tabletler zararlı mı?  Bu ıspatlanmış değildir. Ayrıca bu maddeler sineği dahi öldürmez. Bu maddeler bir cins 'feromondur' yani haberleşme kokusudur. Sivrisinek bu kokuyu aldığı zaman en yakın satıha konar ve hareketsiz kalır. Koku kesildiği zaman da tekrar kaldığı yerden işine devam eder.  
Vejetaryen beslenme zararlı mıdır?  Bilhassa büyüme çağında olan çocuklar asla vejetaryen olamaz. Çünkü hayvansal gıdalardan aldığınız maddeleri sebzelerden almak isterseniz miktar çok yükselir. Mesela günlük kalsiyum ihtiyacınızı brokoliden alabilirsiniz. Ama bunun için yaklaşık 2.5 kilo brokoli yemeniz gerekir.  
Grip olan çocuğa kızamık bulaşmaz  
Kulak ağrılarında ve şiddetli öksürükte antibiyotik kullanılmalı mı?  Kulak ağrısı mekanik bir olaydır. Burada mikrop üremesi başlangıç değil sonuçtur. Hasta çocuk nezle, grip geçirir ve östaki borusu kapanır. Orta kulakta yapılan gözyaşı benzeri sıvı akamayıp birikir, zara basınç yapmıştır. Zarın geçirgenliği bozulur veya delinir. Bunun sonucunda kulağa mikrop gider ve bu durağan haldeki suya yerleşir.  Burada koruyucu bir ilaç kullanılması yeterlidir. Esas olay östaki borusunun çalışır durumda ve açık kalmasını sağlamaktır. Ama ilerlemişse mikrobik hale gelmişse tabii ki antibiyotik verilir.  
Aileler çocuklarının erken yaşta çocukluk dönemi hastalıklarını geçirmesini istiyor ve hasta çocuğun yanına özellikle götürerek, mikrobu almasını sağlıyor. Bu doğru mu?  Okula giden çocukların bazı hastalıkları erken yaşta geçirmesinde fayda vardır. Fakat virüslerin özel durumları olduğunu da unutmamak lazım.  Bir virüsün vücuda girebilmesi için vücutta başka bir virüsün bulunmaması gerekir. Mesela bir çocukta aynı anda hem kızamık hem suçiçeği görülmez. Çünkü vücuda ik giren virüs özel bir madde salgılayarak, ikinci türde bir virüsün vücuda girmesini önler. Bu nedenle çocuk nezle, grip geçiriyorsa, kızamık olan kardeşinin yanına yatırsanız dahi bu çocuk kızamık mikrobu kapmayacaktır.

mavi_boncuk
20.04.2008, 12:49
Bebeğinizi Ağlarken Sakinleştirmenin Püf NoktalarıEğer bebeğinizin ağlama nedenini bulamıyorsanız, aklınızda kendinize bir kontrol listesi hazırlayın. Önce en son ne zaman karnını doyurduğunuzu düşünün, üç saat kadar önce doyurdunuzsa yemek yedirmeyi deneyin. Eğer daha yeni yediyse, bezini kontrol edin. Bezi temizse o an içinde bulunduğu ortamdan uzaklaştırmayı deneyin. Bu şekilde ağlama nedenlerini eleyerek neden ağladığını bulabilirsiniz.Bebeğinizi Sakinleştirmenin Püf Noktaları:*Ona emmesi için bir şey verin! Bebeğinizi emzirebilirsiniz, biberon, emzik ya da diş kaşıyıcı verebilirsiniz.*Bebeğinizi hareket ettirin! Bebeğinizi sallamak, onu rahatlatacaktır. *Kucağınızda sallayabilir, sallanan koltuğa oturarak birlikte sallanabilirsiniz.*Bebek arabasıyla ya da otomobille yolculuk da ona iyi gelebilir. *Bebeğinizle birlikte dansetmeyi de deneyebilirsiniz.*Bebeğinize masaj yapın! Bebeğinizin karnını ovabilir ya da karnını üzerine yatırarak sırtını sıvazlayabilirsiniz. Eğer gaz sancısı varsa bu masaj onu rahatlatacaktır.*Bebeğinize yakın olun! Bazı durumlarda ona sarılmanız, tek ihtiyacı olan şeydir. Kanguruyla bebeğinizi kendinize yakın tutmak, iyi bir çözüm olabilir.*Bebeğiniz çok ağladığı zaman, ona sarılarak karanlık bir odaya gidip ona masal anlatarak ya da bir ninni söyleyerek onu sakinleştirebilirsiniz.*Kalp atışlarınızı duymak, yeni doğanlar için oldukça sakinleştiricidir.*Bebeğinizi yalnız bırakmayı deneyin!*Eğer yukarıdaki çözümler işe yaramamışsa, bebeğiniz içinde bulunduğu ortamı çok gürültülü, çok kalabalık ya da çok ışıklı bulmuş olabilir. Bu durumda onu karyolasına ya da portbebesine yatırıp ışığı kapatarak başında bekleyebilir ve sakinleşip uyumasına tanık olabilirsiniz. mystical2008-07-26 15:28:26

nescafem24
01.05.2008, 00:55
Çocuğunuzun ömür boyu sağlıklı bir gülüşe sahip olması sizin elinizde Çocukların doğru ağız ve diş bakımı alışkanlığı edinmesi büyük ölçüde ebeveynlere bağlıdır. Çocuklarınızı erken yaşta diş hekimine götürmeye başlayarak çocuğunuzun ömür boyu sağlıklı bir gülüşe sahip olmasını sağlayabilirsiniz. Çocukların küçük yaşlarda anne ve babalarını taklit ettiklerini ve daha sonra bu davranışları alışkanlık haline getirdiklerini unutmayın. Dişlenme (diş sürmesi) Bebeklerin dişleri anne karnında oluşmaya başlar. Bu nedenle hamilelik sırasında dengeli, kalsiyumu yüksek ve et, süt, yumurta gibi kaliteli protein grubu ile beslenmenin faydası çoktur. Bebeklerde, dişler sürmeden önce; her beslenmeden sonra ağzı, dişetlerini ve dili gazlı bez ya da tülbent yardımıyla temizlemek gerekmektedir. Doğal dişlenme yaş aralığı yaklaşık olarak +/- 1 yaş



Üst Dişler
Sürme
Düşme

Santral Kesici
8- 12 ay
6 -7 yıl

Lateral Kesici
9- 13 ay
7 -8 yıl

Kanin (Köpek dişi)
18- 22 ay
10- 12 yıl

Birinci Azı
13- 19 ay
9- 11 yıl

İkinci Azı
25- 33 ay
10- 12 yıl



Alt Dişler
Sürme
Düşme

Santral Kesici
6- 10 ay
6 -7 yıl

Lateral Kesici
10- 16 ay
7 -8 yıl

Kanin (Köpek dişi)
17- 23 ay
9- 12 yıl

Birinci Azı
14- 18 ay
9- 11 yıl

İkinci Azı
23- 31 ay
10- 12 yıl Bebeğinizin ilk dişleri henüz 6 aylıkken çıkmaya başlar ve en geç 14 aylık olduğu zaman ilk dişlerinin çıkmış olması gerekir. İlk kalıcı dişler ise 6 yaşında sürmeye başlarlar. Süt dişlerinin sürmesi normal ve doğal bir durum olduğundan aşağıdaki belirtilerin görülmesi beklenir: * Tükürük salgısında artma* Ellerin ve parmakların ağza sokulması * Huzursuzluk Ayrıca bu dönemde, bulantı, ateş veya ishal gibi sistemik bazı bozukluklar da görülebilir. Bu bir tesadüf olarak değerlendirilmemelidir. çünkü diş sürme zamanında çocuklar etraflarında ne bulurlarsa ağızlarına götürürler ve bu şikayetlerin çoğu bakteriyel enfeksiyon sonucu oluşur. Bu nedenle özel üretilmiş temiz diş kaşıyıcıları çocukların yanında mutlaka bulunmalıdır. "Süt dişi nasılsa düşecek, fırçalamaya ve tedavi ettirmeye gerek yok." demeyin !özelikle yeni neslin dişlerini korumak biz dişhekimleri için çok önemli. Süt dişleri tabi ki düşecekler ama bu dişlerin de mutlaka fırçalanması gerekiyor. Normal şartlar altında bakteriler ağzımızda yaşıyorlar. Diş fırçalamayla biz bu bakterilerin sayısını azaltıyoruz. Yemeklerden sonra ağzımızda kalan yiyecek artıklarıyla beslenen bakteriler asit oluştururlar ve bu asit dişlerin yumuşamasına neden olarak çürüğün oluşmasını sağlar. Süt dişleri çürüdükleri zaman hemen altından gelen daimi yani kalıcı dişi de etkiler. çürük yapan bakteriler ve çürük bu dişe de geçerek burada da çürük oluşturmaya devam ederler. Böylece kalıcı dişlerdeki ilk hasar da meydana gelmiş olur. Süt dişleri çok önemlidir, kalıcı dişlerin sağlığı süt dişlerinin sağlıklı gelişimine bağlıdır. Bunları biliyor muydunuz ?

Emzirmek çok önemlidir. Emzirdikten sonra bebeğinizin dişeti ve dişlerinin gazlı bezle silinmesi erken dönem süt dişi çürüklerinin oluşumunu engeller. Süt dişlerinin çıkmaya başlaması ile beraber gazlı bez ya da diş fırçası ile dişler temizlenmelidir. Bebeğiniz 1 yaşına bastığında ilk diş hekimi randevusunu almalısınız.

Bebeğinizin ön ve arka dişlerinde oluşabilecek beyaz, kahverengi ve siyah noktaları (çürük belirtileri) kontrol etmeyi unutmayın. Ayrıca çocuğun süt dişlerine ve ilk daimi molar dişlerine fissür örtücü (diş koruyucu) uygulamaları, dişlerin çürüğe karşı korunmaları açısından oldukça önemlidir.

Bebeğinizi hiçbir zaman su biberonu dışında bir biberonla uyutmayın. 1 yaşından itibaren bebeğin biberondan su kabına geçmesini sağlayın.

Sağlıklı beslenmenin ağız sağlığı ile direkt ilişkisi mevcuttur. çürüğe yatkınlığı etkileyen faktörün şeker miktarı değil, şekerin alınma sıklığı olduğunu unutmayın. çocuğunuzu atıştırma seçenekleri ve sağlıklı beslenme konusunda bilgilendirin. Bebeklerde meyve sularını su katarak sulandırın.
ADSD (Ağız ve Diş Sağlığı Derneği)Türk toplumunun diş sağlığı konusundaki bilincini geliştirmeye yönelik yapılan her türlü çalışmayı ve eğitimi desteklemek ve “koruyucu diş hekimliğini” geliştirerek sağlıklı nesiller yetişmesine katkı sağlamak amacıyla faaliyet gösteren bir dernektir.

gülünhüznüyüm
09.05.2008, 06:09
KusmaBebeğim neden kusuyor?Her anne baba zaman zaman bu endişeli soruyu sorar. Bebeklerde beslenmeden sonra sızıntı şeklinde görülen çıkarma normaldir. Araştırmalar, bebeklerin ilk 3 aylık döneminde yaklaşık yüzde 80’inin günde en az bir kere kustuğunu ortaya çıkarmıştır. Ancak kusmanın değerlendirilmesi için zorlanmasız ve zorlanmalı olup olmadığına dikkat edilmesi gerekiyor. Ailelerin bebeklerini bir uzmana şiddetli kustukları zamanlarda götürmeleri gerekir. Çünkü bu tür kusmalar herhangi bir hastalığın habercisi olabilir. Eğer bebeğiniz kusma da zorlanmıyorsa….Zorlanmaksızın kusma olarak adlandırılan bu durumda, bebek bunun için bir çaba sarf etmeden bazen az miktarda bazen de ağız dolusu bir ya da iki kez kusar. Bu tip kusmalar özellikle ilk aylarda bebek beslendikten kısa bir süre sonra ortaya çıkar. Ancak kilo alımı normalse bu durum için endişe etmenize gerek yoktur. Üstelik bebeğiniz büyüdükçe kusmanın hafifleyerek tamamen ortadan kalkacağını bilmelisiniz.Özellikle bebeğin emerken hava yutması, aşırı yavaş ya da hızlı emmesi, emzirildikten sonra gazının çıkarılmaması kusmasına yol açabilir. Eğer bebeğinizde kusma görülüyorsa, öncelikle besleme şeklinizi tekrar gözden geçirmenizde yarar vardır. Ancak hiçbir neden olmadan da bebeğinizin kusabileceğini bilmesiniz. Önemli olan onun aylık düzenli kilo alımının normal olup olmadığıdır.Kusmanın diğer nedenleri nelerdir?Başka bir kusma nedeni de, “Gastroözofagial Reflü”. Bu durum, daha çok zorlanmalı kusma şeklinde ortaya çıkmaktadır. Ancak zorlanmasız da olabiliyor. Gastroözofagial reflü, mide içeriğinin kendiliğinden yemek borusuna kaçışı olarak tanımlamak mümkündür. Bunun nedeni de, mide borusunun mideye bağlandığı yerde meydana gelen kasılma yetersizliğidir. Bu durum, genel olarak bebeğin doğumundan sonraki 3 ile 10. gününde başlamaktadır. İlerleyen günlerde kusmalar giderek azalmaktadır. Annelerin bu tip kusmayı önlemek ya da azaltmak için yapmaları gereken şey, bebeklerini besledikten sonra 30 dakika kadar yarı oturur şeklinde kucaklarında tutmaktır. Buna rağmen bebeğin normal kilo alımı yavaşlamışsa Gastroözofagial reflü, tanısı konmuş bir bebeğe cerrahi müdahale gerekebileceğini bilmenizde yarar vardır. Kusmada zorlanıyorsa…Zorlanmalı kusma, bebeğin sağlık sorunlarının önemli bulgularından biridir. Zorlanarak kusan bebek de, mide bulantıları ve öğürtüler görülür ve fışkırır tarzda kusmaktadırlar. Hatta küçük bebeklerde, bu zorlanma sonucu kusmuğun burundan gelmesi bile söz konusu olabilir. Elbette küçük bebeklerin mide bulantısını anlamak zordur. Ancak huzursuzluğu, renginin solması, tedirginlik, kusmadan sonra verdiğiniz besinleri yemek istememesi midesinin bulandığının belirtileri sayılabilir.Özellikle yeni doğan bebekte ilk 24–36 saat arası görülen şiddetli kusmalar, sindirim sisteminin herhangi bir yerinde tıkanıklık olduğunun işaretlerinden biridir. Bu tip kusmaların en sık görülen nedenlerinden bazıları şöyle sıralanıyor;Barsak tıkanıklığı, Yemek borusunun mideye bağlandığı kısmın kapalı olması (özofagus atrezisi), Barsak darlığı, Barsağın belirli bölümlerinin olmaması, Karın organlarının göğüs içinde fıtıklaşması, Bir tip mide darlığı (pilor stenozu).Bu tip sorunların, bir uzman tarafından acil müdahaleyi gerektirdiğini bilmenizde yarar vardır. Doğumdan sonraki ilk günlerde kusmaya neden olan durumlar arasında; Enfeksiyonlar, doğumsal metabolizma hastalıkları, bebeğin anne karnında amnios sıvısını fazla yutması, bazı alerjiler (süt alerjisi gibi) sayılabilir.Daha büyük çocuklarda ise kusmanın ana sebebi, enfeksiyonlardır. Çocuklar, bir çok enfeksiyon sırasında kusarlar. Gribal, boğaz ya da bronşit gibi yaşadıkları enfeksiyonel her durumda kusma görülür. Ancak kusmanın en sık görüldüğü enfeksiyon türleri ise; mide barsak, kulak, idrar yolu, menenjit-santral sinir sistemi enfeksiyonlarıdır.Zehirlenmelerde de kusma görülür…Zehirlenme çocukluk çağında sık yaşanılan bir durumdur. Fare zehri, böcek ya da tarım ilaçları, havagazı, doğalgaz, karbonmonoksit’ ten kaynaklanan zehirlenmeler kendini kusma ile belli edebiliyordur. Özellikle besin zehirlenmesinde en sık görülen bulgu; yine kusmadır. Psikolojik kökenli de olabilir…Küçücük bebekler de bile psikolojik nedenlerden dolayı kusma olabiliyor. Özellikle 0–1 yaş arasında yaşanan uyum bozukluğunun belirtilerinden bir tanesi de kusmadır. Anne ile bebek arasındaki ilişki bozuksa, anne sürekli gergin, huzursuzsa ve bebeğine sevgi ile yaklaşamıyorsa kusma sorunu ortaya çıkabilir. Gerginliği hisseden bebek, kusarak tepki gösterebilir. İştahsız çocuklar da annelerin ısrarla yemek yemesi için yaptıkları baskı sonrasında kusabilirler. Anne gereğinden fazla yemesi için zorluyorsa, bu kusma sürekli bir hal alabilir.Kusma sırasında ne yapacaksınız?Annelerin telaşa kapıldığı anlardan biri kusmadır. Çıkardıklarının soluk borusuna kaçma ihtimalini düşünen anneler, bebeklerine müdahale etmek isterler. Bebeğinizi kusma anında, yan ya da yüzüstü çeviriniz. Kusması bittikten sonra ağzında kalmış besin parçalarını elinizle ya da Steril bir bez yardımıyla çıkarınız. Böylece hava yollarını açmış ve rahatlatmış olursunuz.Ne zaman doktora götürülmelidir?Kusma çok şiddetli ve günde üçten fazla görülüyorsa acilen bir uzmana başvurmak gerekmektedir. Ayrıca kusmayla birlikte ateş, öksürük ve diğer enfeksiyonel bulgular da varsa, kusmuk kanlı ya da yeşil renkli safralı bir görünümdeyse de zaman kaybedilmemelidir.Kusma bir hastalık mıdır?Bebeklerde kusmanın her şeyden önce bir hastalık değil de bir bulgu olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Çünkü kusma bir hastalığa bağlı olarak gelişmektedir. Bu durumda bebeğe uygulanacak tedavinin temelinde direk olarak kusmaya yönelik değil, kusmaya neden olan hastalığın ne olabileceğinden yola çıkılması önem taşımaktadır. Bebekte kusmanın yol açtığı hastalık bulunduğu zaman buna uygulanacak tedavi sonrasında kusma da ortadan kalkmaktadır.Kusan bir bebeğe bir uzmana danışmadan, kusma önleyici ilaçlar vermemek gerekmektedir. Eğer sadece mide bulantısının kesilmesi doğrultusunda bir tedavi uygulanırsa yalnızca kusma engellenir. Oysa önemli olan kusmaya neden olan hastalığı tedavi etmektir. Bebeğiniz kusuyorsa ne yapmalısınız?Bebeğinizin kusmasını önlemek için emzirdikten hemen sonra yatırmayınız. Gazını çıkartınız. Kusma anında bebeğinizi yan veya yüzüstü çeviriniz. Kusma durana kadar katı gıdaları bebeğinize vermeyiniz. Hava yolunun açık kalmasını sağlamak için bebeğin ağzının içini yabancı maddelerden temizleyiniz. Eğer bebeğinizin kusması çok şiddetli ise ve günde üçten fazla şiddetli kusma oluyorsa, kusmanın içinde kan veya yeşil renkli safra görülüyorsa acil olarak doktorunuzu arayınız.

ezginazsude
04.06.2008, 04:57
Eğer bebekler konuşabilselerdi; dişlerini çıkartırken söyleyecekleri ilk şey “Anne diş etlerim çok acıyor” olacaktır.Tabii ki bunu söyleyemeceklerine göre anne-babaların bebeklerinin diş çıkarması sırasında onların ağzında gözüken bazı işaretlere dikkat etmeleri gerekecektir.Örneğin; tükürük akışında artış, huysuzluk, dişetlerinde kızarıklık/morluk, uykusuzluk ve iştahsızlık. Diş çıkarırken bebeklerdeki bu ilk işaretler 3-4 aylıkken görülmeye başlayabilir. Bebeklerde ilk süt dişleri genellikle 6.-16. aylar arasında sürerler.Peki bebeğinizin diş çıkartırken rahat etmesi için neler yapmalısınız;Öncelikle diş çıkarırken yukarıda belirttiğim semptomları dikkatle izleyin ve çocuğunuza bu dönemde yüksek dozda ŞSİ (Şefkat Sevgi İlgi) vererek onun huzursuzluğunu azaltın.Yumuşakça bebeğinizin dişetlerini temiz ve soğuk bir bezle masaj yaparak temizleyin.Bebeğinize soğuk ve plastik olmayan bir kaşık verin. Kaşığı bebeğinize çok soğuk (donmuş olarak) olarak vermeyin. Bir süre buzdolabında kaşığı tutun ve serin bir şekilde bebeğinizin ağzında kızarıklık olan yerlerde dolaştırın.Bebeğinizin diş kaşıyıcılarla oynamasına izin verin. Diş kaşıyıcının soğuk olması çocuğunuzu rahatlatacaktır. Bebeğinizi bu esnada yalnız bırakmayın. Burada dikkat edilmesi gereken; diş kaşıyıcıların donmuş bir halde bebeğinizin ağzına koyulmaması olacaktır. Donmuş diş kaşıyıcılar çocuğunuzun dudağına veya diline yapışabilir. Ayrıca diş kaşıyıcıların plastikten değil kauçuktan yapılanını tercih edin. Çünkü plastik diş kaşıyıcıların üzerindeki düzensiz yüzeyler (kopmuş parçalar veya keskin yüzeyler) bebeğinizin ağzını yaralayabilirler.Tüm bunlara rağmen bebeğinizin sıkıntısı geçmiyorsa mutlaka diş hekiminiz veya pedodontistinize danışarak; ağrı kesici pomatları kullanabilirsiniz. Unutmayın ki bu pomatların düzensiz ve sıkça kullanımının bebeğinizin çeşitli organları ve özellikle karaciğeri üzerine olumsuz etkileri olabilir. Bebeğimin yeni süren dişlerinin bakımını nasıl yapmalıyım?Bebeğinizin dişleri ağızda gözükür gözükmez fırçalamaya başlamalısınız. Süt dişleri diş çürüklerine karşı çok dirençsizdirler. Bu sebepten dolayı süt dişleri kolayca çürüyebilir ki bu; çocuğunuzun daimi dişlerini de olumsuz yönde etkileyecektir. Sabah ve akşam yatmadan önce bebeğinizin dişlerini yumuşak kıllı bir fırçayla ve sadece su ile fırçalayınız. 1,5-2 yaşından önce bebeğinizin ağız ve diş sağlığında yutma riskinden dolayı diş macunu kullanmayın. Bu yaşlardan sonra küçük bir nohut tanesi kadar fluoridli diş macunu kullanmaya başlayabilirsiniz.Çocuğunuzun ilk pedodontist/diş hekimi ziyareti için uygun zaman ya ilk dişinin çıkmasından sonra ya da ilk doğum gününden hemen sonra olmalıdır. Bebeğiniz 16 aylık olmadan önce mutlaka sorun olsun olmasın bir pedodontiste (çocuk diş hekimi) götürmeniz; ileride oluşabilecek ağız ve diş sağlığı sorunlarının önlenmesi için çok önemlidir. Unutmayın ki rutin diş hekimi kontrolleri çocuğunuzun sağlıklı gülümsemesi için ilk basamaktır.                                                                                                   alıntıdır

feelings
08.06.2008, 01:31
Göbek Bakımı Göbek bakımı günde en az 3 defa yapılmalıdır. Göbek kordonu idrar ya da kaka ile kirlendiğinde daha sık bakım yapılabilir. Göbek bakımı, kordonunun her tarafını göbeğin dip yuvarlak kısmından göbek kordonunun ucundaki mandala doğru %70 ‘lik alkol damlatarak yapılmalı,alkolün cilde temas etmemesi için steril kare gaz kullanılmalıdır.Daha sonra göbek kordonu steril kare gazla kurulayıp, bebek bezinin dışında kalacak şekilde bırakılır. Göbek düşene kadar banyo yaptırılmamalıdır.Silme tarzında banyo yaptırılabilir.Göbek kordonu düşene kadar etrafı kuru tutulmalıdır. Göbek kordonu 10-15 gün içinde düşecektir,göbek düştükten sonrada iki gün daha %70’lik alkol ile bakım yapılmaya devam edilir. Göbekte akıntı,kızarıklık,kötü koku,ateş ve kanama gibi durumlarla karşılaşılır ise doktorunuzla görüşmeniz gerekir. Banyosu Göbek düşene kadar banyo yaptırılmamalıdır.Silme tarzında banyo yaptırılabilir. Banyosunu ,göbeği düştükten iki gün sonra yaptırabilirsiniz. Suyun sıcaklığının 36.5-37 derece,oda sıcaklığının 22-26 derece olması uygun olur. Banyo öncesi mutlaka hazırlığınızı yaptıktan sonra banyo işlemine başlayın çünkü bebekler çıplakken kendilerini güvende hissetmezler ve çok huzursuz olurlar. Bebek Giydirilmesi Kıyafetlerini seçerken;pamuklu,yumuşak,az dikişli olmasına özen gösterin. İlk aylarda ,iç giyim için body, dış giyim için tulum tercih edilmelidir. Giysiler bebeğin hareketlerini kısıtlamayacak bollukta olmalıdır.Bebekler baş,el ve ayaklarından çok çabuk üşeyeceklerinden şapka, eldiven ve çorap mutlaka giydirilmelidir. Göz Bakımı Bebeğinizin gözünde akıntı,çapak oluşmuşsa,steril gazlı bezi kaynamış ılık suda ıslatıp,gözümü içten dışa(burundan-kulağa doğru) doğru tek bir hareketle fazla bastırmadan silebilirsiniz. İşlemin tekrarlanması gerekirse yeni bir gazlı bez kullanılmalıdır. Gözde kızarıklık,aşırı çapaklanma ve şişlik varsa doktorunuzla görüşmeniz gerekmektedir. Kulak Bakımı Kulaklar çok hassas olduğu için asla diplerine kadar temizlemeye çalışılmamalı , içine yabancı cisim sokulmamalıdır. Sadece kulağın arkası ve dış kulak kepçesi silinmelidir. Pamuklu çubuklar kesinlikle kullanılmamalıdır. Burun Bakımı Serum fizyolojik damlatılarak ucu kıvrılmış peçeteyle dıştan ve ucundan temizlenir. Ağız Bakımı Anne göğüs hijyenine dikkat etmelidir. Dil ve ağız mukozası normal görünümde ise ağız bakımına ihtiyaç yoktur. Ağız bakımı yapılacak ise kare gaz kaynamış ılımış suyla ıslatılarak ağız içi tek seferde alınmalıdır. Deri Bakımı Yenidoğanda deri çok ince olduğundan kolayca zedelenebilir. Derinin kirli kalması nedeniyle pişikler ve deri enfeksiyonları çabuk gelişir. Çok sıcak ortamda kalan veya çok kalın giydirilen bebekler isilik olurlar. Yenidoğanda deri bütünlüğünü korumak için derinin temiz tutulması önemlidir. Kaynamış ılımış su pamuk veya kare gazlar kullanılarak baş,boyun,,gövde,ekstremite ve kıvrım yerleri silinir ve iyice kurulanır. Vücudu özellikle kıvrım yerleri bebe yağı ile yağlanır. İç çamaşırları hergün değiştirilir. Genital Bölge BakımıAlt değişikliği enaz 2 ay kaynamış ılımış suya batırılmış pamuklarla yapılır. Kızlarda temizlik önden arkaya doğru uygulanmalıdır. Alt temizliğinin pHı düşük sabunlarla yapılması pişik oluşumunu önler. Gaz Çıkartma Her emme sonrası gaz çıkartılarak sağ yan tarafa yatırılmalıdır.

nescafem24
23.06.2008, 04:40







0-6 Aylık Bebeğiniz için Güvenlik Uyarıları








Bebekler yeni hünerlerini çok çabuk öğrenirler. Bebeğinizin gelişmesi sırasında neleri yapabileceğini bilirseniz, onun güvenliğini daha kolay sağlarsınız.
Yaşamının ilk aylarında bebekler;- Ani olarak yattığı yerde dönüşleri,- Tekmeleme ve itmeleri,- Ağzına herşeyi götürmeyi öğrenirler.
Bebekler özel olarak ;- Yataktan, kanepeden, koltuktan, alt açma masasından düşmeye karşı- Küçük cisimleri yutmaya karşı- Sıcak sıvı yanıklarına karşı- Boğulmalara karşı- Araba içindeki kazalara karşı korunmalıdırlar.
Arabada Güvenlik ;Bebeğinizi daima anakucağında bulundurunuz. Bebeğinizi kucağınızda tutmayınız. Bebeğinizi asla airbaglı ön koltukta bulundurmayınız. Anakucağının kullanım kılavuzunu kesinlikle okuyunuz. Doğru kullanımı size bu talimat gösterecektir.
Güvenlik Kontrolü ;Evinizde duman dedektörü ve yangın söndürücü bulundurun. (Her ay test ettirin veya edin)Bebeğinizin kullandığı yatak, araba puseti, yüksek sandalye, oyun parkı ve oyuncakların Türk Standartlarına veya başka ülke standartlarına uygunluğunu ve üzerinde kullanma talimatının olup olmadığını kontrol edin. Hatta ikinci el malzeme kullanıyorsanız yine buna dikkat edin.
Düşmeler ;Bebeğinizin altını değiştirirken bir eliniz daima onun üzerinde olsun. Zira yataktan veya altını değiştirdiğiniz yerden düşmesini engelleyebilirsiniz. Bebeğinizin altbezini ve giysilerini daima yakınınızda bulundurun böylelikle uzanmanız daha kolay olur.Bebeğinizi yalnız bıraktığınızda yatağının veya oyun parkının koruma kenarlarının takılı ve emniyette olduğundan emin olun.Tekerlekli bebek yürüteçleri çok tehlikeli olduğu için kesinlikle kullanmayın.Yüksek bebek sandalyelerini kullanmak uygun olmamakla birlikte, bu sandalyelerin emniyet kemerli olmasına dikkat edin.
Yanıklar ve haşlanmalar ;Mikrodalga fırında bebeğinize ait yiyecek ve şişelenmiş içecekleri ısıtmayın. Dış yüzeyden mamanın ne kadar ısındığını hissetmeyebilirsiniz. Isıdan emin olmadan bebeğinize yedirmeyin ve içirmeyin.Plastik ve plastik kaplamalı biberonlar, şişeler patlamaya neden olacağından kesinlikle mikrodalga fırında ısıtılmamalıdır.    Sıcak banyo suyu bebeğinizin yanıklarına sebep olabilir. Daima suyun sıcaklığından emin olun. Bunun için dirseğiniz en uygun ısıyı size bildirecektir. Aslında küçük bir banyo termometresi sizin için en idealidir. Önce banyoya soğuk su boşaltın daha sonra sıcak su ilavesi ile arzu edilen ısıyı sağlayın.Sıcak birşey yerken veya içerken bebeğinizi kucağınıza almayın. Hatta kapaksız sıcak içececek kabı kullanmayın.
Zehirlenmeler ;Zehirleyici mamülleri bebeğinizden uzak tutun. Bunlar; ilaçlar, temizleme mahsulleri, sigaralar ve alkoldür. Doktorunuz bebeğinize ilaç vermenizi tavsiye ettiğinde etiketini ve prespektüsünü mutlaka okuyun ve her seferinde ölçerek verin.
Soluksuz Kalma ;Yastık kullanmayın. Bebeğinizin boğulmasına neden olabilir.Bozuk para veya düğme gibi küçük objeleri bebeğinizin ulaşabileceği yerlerde bırakmayın. Daha büyük çocuklarınızı, küçük oyuncaklarını bebekten uzakta tutmaları konusunda eğitin.Bebek elbiselerinde veya oyuncaklarında kravat veya kurdele kullanmayın. Bebeğinizi mama önlüğü takılmış durumda kesinlikle yalnız bırakmayın.Bebeğiniz katı yiyecekleri yemeğe başladığı zaman, çok küçük parçalar halinde verin.Emzikleri düzenli olarak kontrol edin. Emzik ucunun sapına sıkıca takılı olduğundan emin olun. Aksi takdirde emzik ucu çıkarak bebeğinizin boğulmasına neden olabilir. Emziğin plastik ucu yapış yapış olduğunda veya üzerinde çatlaklar oluştuğunda emziği değiştirin. Emziğe ip veya kurdele takmayın.
ACİL DURUM İÇİN HAZIRLIKLI OLUNAcil durum telefon numaralarını (ambulans, itfaiye vb) telefonunuzun yanında bulundurun.Boğulma tehlikesi geçiren bebeğinize yardım edebilmek için ilk yardım öğrenin.

feelings
23.06.2008, 10:31


Bebeklerde Gaz Sancısı ( Kolik )Diyelim ki, ilk defa anne baba oldunuz, bebeğinizle birlikte hastaneden eve döndünüz. Yenidoğan bebeğiniz , annesini emip günün büyük bölümünü uyuyarak geçiriyor. Siz de ne kadar şanslı olduğunuzu, bebeğinizin pek uslu olduğunu düşünüyorsunuz. Acele etmeyin! Sonra birdenbire, 2-3 hafta geçtiğinde sanki o uslu bebek gidip yerine minik bir canavar geliyor. Sevgili bebeğiniz, akşama doğru birden huysuzlanıyor, durmadan ağlamaya başlıyor. Bacaklarını karnına çekiyor, kızarıp bozarıyor, ellerini yumruk yapıyor, sanki canı çok acıyormuş gibi ağlıyor. Üstelik bu durum, haftanın çoğu günü aynı saatlerde tekrarlanıyor. İşte, bebek büyütmenin en zor dönemlerinden biriyle karşı karşıyasınız. Sağlıklı bebeklerde görülen bu tarz nedensiz ağlamalara KOLİK diyoruz. Kolik, bir hastalık değildir ve bebeğe zarar vermez. Bebeklerin yaklaşık % 10' unda görülen bir tablodur. Dış dünyaya uyum sürecinin bir parçası olarak kabul edilebilir.Kolik Ne Kadar Sürer?Bebek 2-3 haftalık olduğunda başlar, 4-6 haftada en yoğun döneme ulaşır, çoğunlukla 3 ayda biter.

Bebeği Doktor Görmeli mi?
Evet. Belki, pek yapacak bir şey yoktur. Ama, doktorunuz en azından bebekte başka bir sorun olmadığından emin olmak için onu muayene edecektir. Bazen; fıtık, barsak düğümlenmesi, orta kulak iltihabı, idrar yolu enfeksiyonu gibi problemler de çok ağlamaya yol açar ve bebeğin sorunu kolik sanılabilir. Ayrıca, doktorunuz, kolik için bazı damlalar veya bitkisel çaylar önerebilir.
Kolik Neden Olur?
Koliğin nedeni bilinmiyor. Anne sütü alan bebekte annenin yediklerine allerji, mama alan bebekte mamanın içeriğine allerji, sindirim sisteminin tam olgunlaşmamış olması, artmış barsak gazı, bebeğin günlük rutinindeki değişiklikler, annenin endişesi ile ilişkili olabileceği düşünülmektedir. Ancak, kesin bir neden saptanamamıştır.
Emziren Anne Hangi Gıdalardan Kaçınmalı?
Lahana, karnabahar, Brüksel lahanası, brokoli, kuru baklagiller, inek sütü ve süt ürünleri, soğan, sarımsak, baharatlı gıdalar, kahve, çay, çikolata gibi besinler annenin diyetinden çıkarılıp bebeğin rahatlayıp rahatlamadığı gözlenebilir.
Bebeği Rahatlatmak İçin Neler Yapılabilir?

Bu konuda tek bir doğru yoktur. Her bebek, kendine özgüdür. Birini rahatlatan yöntem diğerinde hiç işe yaramayabilir. Aşağıda sıralananları deneyebilirsiniz.Yumuşak bir battaniyeye sarmaKucaklayıp sarılmaNinni, şarkı söylemeMüzik dinletmeKucakta veya beşikte sallamaKarnına ılık yağ ile masaj yapmaKarnına ılık havlu koymaIlık bir banyo yaptırmaBebek arabasında ileri geri gezdirmeKendi arabanıza bindirip gezdirmeEmzik verme mystical2008-06-23 13:44:11

butterfly
08.07.2008, 11:37

Bebeğin 1. AyıDoyurulduğunda uyur, aç kaldığında ağlar. Bu ayda anne memesi emerek, parmak emerek veya emzikle rahatlar ve uyur.
 
Bebeğiniz neler yapar :- Sırtüstü konumda başını yana çevirebilir.  Dizleri birbirinden ayrık, ayak tabanları birbirine dönük şekilde yatar.- Kol ve bacaklarını hareket ettirir.- Yatar pozisyonda avuçları yumuludur. - Kol ve bacaklarını uzattığınızda el parmaklarını açar.- Yanağına ve ağzının kenarına bir şey değdiğinde başını o o tarafa çevirip, ağzını açar ve meme arar. - Ayakta tutulup yere bastırılırsa yürüme hareketi yapar.- Başını dik tutamaz - Yüzükoyun yatarken başını bir miktar yukarıya kaldırabilir. - Ağlama dışında da bazı sesler çıkarabilir. - Işık kaynağını farkeder ve başını ışığa çevirebilir.- Başının 15-30 cm üstünde yarım daire şeklinde hareket ettirilen bir nesneyi gözleriyle takip edebilir.        -  İnsan yüzüne özellikle göze odaklanabilir.
 
Siz neler yapmalısınız :         ·          Bebeğinizin gelişimini izleyebilmek, sorunları daha hızlı farkedebilmek için, boy-kilo ve baş çevresi grafiği hazırlayın.         ·          Görme ve İşitme Muayenesi yaptırın.         ·          Yenidoğan testlerinin yapılıp yapılmadığını araştırın. (fenilketonüri, hipotiroidizm ve diğer metabolik hastalıklar gibi)         ·          Kalça çıkığı yönünden incelenmelidir.         ·          Bıngıldaklarının durumu incelenmelidir.
Bu dönemde bebeğinizi mutlaka anne sütüyle beslemelisiniz.
Doğumdan sonra ilk bir kaç gün içinde %10 kilo kaybı gerçekleşebilir. Bir hafta, 10 gün içinde bebeğin tekrar doğum kilosuna dönmesi gereklidir.  Eğer bebeğiniz kilo almıyor, daha da zayıflamış görünüyor, ağlamıyor ve sürekli uyuyorsa bebeğiniz beslenemiyor demektir.
- Bebeğiniz ilk ayda; her beslenmeden sonra kaka yapabilir, günde 5 defadan az bez kirletiyorsa yetersiz besleniyordur.- Bebeğiniz günde 8-10 defadan az çiş yapıyorsa, çişi çok sarıysa, kokuluysa hatta çişi beze pembemsi bir renk veriyorsa, bebeğiniz yeterli beslenemiyor, su kaybediyor demektir. - Bebeğinizi emzirirken yutma sesleri duymalısınız.- Bebeğiniz doyduktan sonra huzurlu olmalı ve rahatça uykuya dalmalıdır. - Bebeğinizin gece boyunca uyanmıyorsa, siz uyandırıp 3-4 saatte bir besleyin.- Göbek kordon bakımını yapın, göbek kordonu etrafında kızarıklık, akıntı varsa doktorunuza başvurun.- Bebeğiniz ağladığında göbeği dışarı fırlıyorsa göbek fıtığı oluşuyordur. Fıtık parmakla içeri itildiğinde girmiyorsa, aniden büyümeye başlarsa, fıtık dışarı çıktığında bebek kusuyorsa, gecikmeden doktora başvurun.- Bebeğiniz ağlamadığı halde gözleri yaşarıyorsa, göz yaşı kanallarında tıkanıklık olmuş olabilir. Doktorunuzla bu durumu konuşun.- Bebeğinizin gözlerinde çapaklanma, göz kapaklarında yapışma, kızarma veya akıntı varsa doktorunuza başvurun.- Bebeğinizin sıcaklığını ensesinden, gövde içinden kontrol edin, soğuksa daha iyi giydirin. Isınması için yardımcı olun. - Eğer hava çok soğuksa tek bir kalın giysi yerine, bir kaç kat ince giysi onu daha çok ısıtacaktır. 

butterfly
08.07.2008, 11:39


BEBEĞİNİZİN 2. AYI
Bebeğiniz iki aylık olduğunda artık bakışlarını odaklamaya başlamıştır. Bebeğiniz neler yapar :

- Ani ve yüksek seslere tepki vermeye başlar.
- Sesin geldiği yöne başını çevirip bakabilir.
- Acıkınca veya herhangi bir rahatsızlığında ağlar,
- Bu ayda zamanın çoğunu uyuyarak geçirir.
- Yüzükoyun yatarken başını 45 derece yukarı kaldırabilir.- Ağlama dışında da sesler çıkarmaya başlar.- Gülücükler verebilir.- Başının üzerinde sallanan bir nesneyi gözleriyle takip edebilir.
- Dik oturtursanız kafasını dik tutabilir.
- Eline bir şey verdiğinizde onu kavrayabilir.
- Bir şeye doğru uzanma hareketi yapabilir.
- Bir tarafa doğru yuvarlanabilir.
- Küçük nesneleri dikkatle izleyebilir.- Elini ağzına götürmeye başlar.
- Yakınında konuşan insanları görebilmek için başını çeviri ve bakar. Siz neler yapmalısınız- Bir önceki aya göre boy, kilo ve baş çevresi değerlerini doktorunuzla karşılaştırın.- Bu ayda da dikkatli bir fiziksel muayene yapılmalıdır.
- Bu ayki aşılarını yaptırın.
- Bebeğinizi sevin, evdeki gürültü düzeyini aza indirin, ona sakin ve hoş bir ortam yaratın.
- Çok parlak ışıklardan kaçının, mümkünse odasında lamba ışığının ayarlanabilmesi için dimer denilen elektrik butonlardan taktırın.- Sakin bir uyku müziğine bu aydan itibaren alıştırmaya başlayabilirsiniz. Onu yatağına yatırıp müziğini açın, daha da güzeli, müzikli ve ışıklı bebek kutularıdır. Bunu bebeğinizin beşiğine takıp, müziğini açabilirsiniz, tabi bunların pilli olması gerekir. Pil parasından yıkılmak istemiyorsanız, sarj edilebilen pillerden ve bir sarj aletini şimdiden alın, bebeğiniz büyüdükçe bir çok oyuncak için bundan faydalanacaksınız.- Bebeğiniz karnı tok olduğu halde yatırdığınızda ağlıyorsa, hemen kucağınıza almadan önce, yatma pozisyonunu değiştirin, sağdan sola çevirin. Başını okşayıp, yumuşak sakin bir sesle mırıldanın.- Bebeğinizle ilişki kurmaya çalışın, ne dediğnizi anlamasa da sesinizdeki yımuşaklığı hissedecektir.- Beslenmelerde mutlaka gazını çıkarın.- Bebeğinize masaj yapın, günde 10-15 dakika yumuşak hareketlerla yapacağınız masaj onu rahatlatacak ve gelişimine katkı sağlayacaktır.- Bebeğinizi değişik pozisyonlarda yatırın, üstüne ağır kalın şeyler örtmeyin. Yanında olduğunuzda karnının üstüne yatırın, karın üstü yatma onun baş kontrolünü kazanmasına yardım eder.
- Eskilerde anneannelerimizin yaptığı gibi kollarını, ayaklarını çaprazlayarak hareketler yaptırınbutterfly2008-07-08 11:51:08

butterfly
08.07.2008, 11:40

BEBEĞİNİZİN 3. AYI
Bebeğiniz neler yapar: 
- Yüzükoyun yatarken başını ve göğsünün üst kısmını kaldırabilir.
- Ellerini birbirine kavuşturabilir.
- Kol ve bacak hareketleri daha düzenlidir ve simetriktir.
- Tek bacağıyla veya her ikisiylede kuvvetli tekmeler.
- Oturur hale getirdiğinizde başını da aynı hizada tutabilir.
- Sırtını dik tutabilir.
- Sırtüstü yatarken parmaklarıyla oynayabilir.
- Etrafında hareket eden nesneleri hem yatay hemde dikey pozisyonda rahatlıkla izler.
- Yüksek sesle güler.
- Mutluluktan çığlıklar atabilir.
- Bir tarafa doğru yuvarlanabilir.
- Eline verilen bir oyuncağı sıkıca kavrayabilir.
- Sesin geldiği yöne doğru döner.
- Emzirme veya beslenme anında dikkatle gözlerinize bakar.
 
Siz neler yapmalısınız :
- Bu aydan itibaren bebeğinizi düzene alıştırmaya başlayın.
- Yaklaşık dört saatte bir beslemek bu ay için uygundur.
- Bebeğinizi kucağınızda uyutmadan yatağına koyun ki, şimdiden kendi kendine uyumaya alışsın, bunu yaparsanız
ileride çok daha rahat edeceksiniz eğer bu şekilde uyutmakta güçlük çekiyorsanız, ninni söyleyin, yanında durup hafif
hafif sırtına vurun, uyku müziğini çalın, pozisyonunu değiştirin.
- Gece uykusundan önce vereceğiniz emme zamanını veya mama miktarını biraz arttırarak, gece daha seyrek
uyanmaya alıştırabilirsiniz.
- Bebeğinizde isilikler oluşmaya başlamışsa, farklı bez kullanmayı deneyin. Alt silme bezini değiştirebilirsiniz.
- Bebeğiniz kaka yaptığında silmek yerine onu ılık suda ama sabunsuz yıkamak onu daha rahatlatır.
- Bebeğiniz çok hoşlanıyor olsa da;  salıncakta hızlı hızlı sallamaktan, havaya fırlatmaktan, aşırı hoplatıp zıplatmaktan
kaçının. Bunun ona çok ciddi zararları olabilir.
 - Çocuğunuz eline verdiğiniz herşeyi ağzına sokacaktır. Dikkatli olun. Ağzına tamamen sığmayacak, keskin sivri
kenarları olmayan şeyler olmasına dikkat edin.
- Onu çeşitli oyuncaklarla uyarın. Ayaklarına giydireceğiniz, hareket ettikçe ses çıkaran çoraplar ilgisini çekecektir.
- Bebeğinizle bol bol konuşun, kucağınıza alıp, çeşitli çıngıraklar, oyuncaklar gösterin sallyın. Oyuncakları yukarı aşağı
hareket ettirerek 180 derece izleyip izlemediğine dikkat edin.
 butterfly2008-07-08 11:52:56

butterfly
08.07.2008, 11:41

BEBEĞİNİZİN 4. AYI
Artık bebeğiniz sizi iyice tanımaya başlamıştır. Sizin sesinizi duyduğunda coşku gösterebilir.Bebeğiniz neler yapar :- Dik tutulduğunda başını da dik tutar.- Yuvarlanabilir.- Yüzü koyun yatarken, başını ve göğsünü yukarı kaldırır.- Yüksek sesle gülebilir.- Küçük nesnelerede dikkat etmeye başlar.- Parmaklarına değdirdiğiniz bir nesneyi almaya ve kavramaya çalışır.- Ses gelen yöne özellikle annesinin sesine döner.- Ellerinde tutup oturttuğunuzda başını ve sırtını dik tutabilir.- Agular yapmaya başlayabilir.- Elinden oyuncağını aldığınızda itiraz edebilir.- Destekli olarak oturabilir.- Eline verdiğiniz şeyi ağzına götürebilir.
Siz neler yapmalısınız :- Bebeğinizin boy-kilo ve kafa çevresi gelişimini izleyin, doktorunuzla görüşün.- Doktorunuz bıngıldakların durumunu değerlendirmelidir.- Doktorunuz bebeğinizin motor gelişimlerini, baş kontrolünü, görme, duymasını kontrol etmelidir.- Bu ay aşıları yapılmalıdır.- Bebeğinizin altını değiştirirken yanından uzaklaşmayın, eğer uzaklaşmanız gerekiyorsa onu emniyete alın.- Bebeğiniz parmak emmeye başlamışsa, eğer emziriyorsanız acaba yeterince emzirmiyorsunuzda bunu telafi etmek için mi parmağını emiyor? Bu sorunun cevabını verin. Onu el oyunları, parmak oyunları ile oyalayın. Ellerinden tutup oyunlar oynayın. Parmak emmeyle başa çıkamıyorsanız emzik kullanın. Bir gün emziği yok edebilirsiniz ama parmağı hep onunla olacak. Okula başparmağı ağzında giden ve arkadaşları tarafından alay edilen bir çocuk sizin için çok daha zor olacaktır.- Çocuğunuzu yalnızca açlığını doyurmak için besleyin, her ağladığında, keyifsiz olduğunda emzirmek, biberon vermek belki onu susturacak ama hayat boyu diğer gereksinimlerin tatminini de beslenmede arayan bir bireye zeminde hazırlıyabilecektir. Eğer karnı tok olduğu halde sıkıntılı görünüyorsa onunla konuşun, oyunlar oynayın.- Çok erken katı gıdalara ek besinlere başlamayın.- Bebeğinizda zayıflama görüyorsanız doktorunuza danışın.- Bebeğinizi güvenli olması için sürekli hapis pozisyonda tutmayın. Bırakın temiz ve güvenli geniş bir yerde oyalansın. Bu dönemde tekme atıldığında müzik çalan oyuncaklardan çok hoşlanacaktır. Bu ona sebep sonuç ilişkisini öğrenme yönünde de faydalı olacaktır. - Ona fiziksel hareketler yaptırın, ellerini ayaklarını ritmik olarak hareket ettirip, dizlerini dirseklerine doğru itip çekebilirsiniz. - Yere serebileceğiniz bir battaniye üzerine onu döndürün. Bir süre sonra kendisi dönmeye başlayacaktır.- Onunla oynarken mutlu ve rahat olun, bebeğiniz bunu hissedecektir.- Bebeğinizi kucağınıza alıp hafif hafif alıp sallanıp şarkılar söyleyebilir, müzik eşiliğinde dansedebilirsiniz.- Bebeğiniz için oyuncak alırken, ayına uygun ve güvenli olup olmadığını kontrol edinbutterfly2008-07-08 11:52:23

butterfly
08.07.2008, 11:41


BEBEĞİNİZİN 5. AYI
 
Bebeğiniz bu ayda sizi tanımaya başlar ve sizi görünce güler, sesinizi ayırt eder, size kendini duyurmaya çalışabilir.Bebeğiniz neler yapar :- Dik tutulduğunda başınıda dik tutar.- Bir nesneye doğru uzanabilir.- Kendi kendine gülümser.- Yattığı yerde kollarını ve bacaklarını ritmik olarak hareket ettirir.- Yüzükoyun yatarken kollarından destek alarak göğsünü tamamen yerden kaldırabilir.- Dönebilir.- Eline uzatılan bir şeyi alır.- Desteksiz oturabilsede öne doğru eğilir.- Bir elinden öbür eline bir şey geçirebilir.- Bazı bebekler bu ayda diş çıkarmaya başlayabilirler.- Gündüz uykuları azalır.
Siz neler yapmalısınız :- Ek gıdalara başlayabilmek için bu konuyu öğrenin. Bu konuda sitemizde çok ayrıntılı bilgiler hazırladık. - Ek gıdalara başlıyorsanız bebeğinizin gıda allerjisi olup olmadığına dikkat edin.- Yürüteç aldıysanız, onu 5-10 dakikadan fazla yürüteçte bırakmayın.-  Bebeğiniz kaka yaptığında silmek yerine onu ılık suda ama sabunsuz yıkamak onu daha rahatlatır.- Bebeğiniz çok hoşlanıyor olsa da;  salıncakta hızlı hızlı sallamaktan, havaya fırlatmaktan, aşırı hoplatıp zıplatmaktan kaçının. Bunun ona çok ciddi zararları olabilir. - Çocuğunuz eline verdiğiniz herşeyi ağzına sokacaktır. Dikkatli olun. Ağzına tamamen sığmayacak, keskin sivri kenarları olmayan şeyler olmasına dikkat edin.- Bebeğinizle bol bol konuşun, kucağınıza alıp, çeşitli çıngıraklar, oyuncaklar gösterin sallayın. - Bebeğinizda zayıflama görüyorsanız doktorunuza danışın.- Bebeğinizi güvenli olması için sürekli hapis pozisyonda tutmayın. Bırakın temiz ve güvenli geniş bir yerde oyalansın. Bu dönemde tekme atıldığında müzik çalan oyuncaklardan çok hoşlanacaktır. Bu ona sebep sonuç ilişkisini öğrenme yönünde de faydalı olacaktır. - Ona fiziksel hareketler yaptırın, ellerini ayaklarını ritmik olarak hareket ettirip, dizlerini dirseklerine doğru itip çekebilirsiniz. - Yere serebileceğiniz bir battaniye üzerinde serbestçe hareket edebilmesine imkan verin.- Onunla oynarken mutlu ve rahat olun, bebeğiniz bunu hissedecektir.- Bebeğinizi kucağınıza alıp hafif hafif alıp sallanıp şarkılar söyleyebilir, müzik eşiliğinde dansedebilirsiniz.- Bebeğiniz için oyuncak alırken, ayına uygun ve güvenli olup olmadığını kontrol edin.
 butterfly2008-07-08 11:53:30

butterfly
08.07.2008, 11:43


BEBEĞİNİZİN 6. AYI
 
Bebeğiniz bu ayda artık destekle oturmaya başlamış ve ellerini kullanmaya başlamıştır. Yalnızca anneyi değil, diğer aile bireylerini tanımaya, seslerini ayırt edebilmeye başlamıştır.Kendi kendine bir şeyler mırıldanıp, mutluluk çığlıkları atabildiği gibi çok güçlü olarak ağlamayı da öğrenmiştir. 
Bebeğiniz neler yapar :
- Sırtüstü yatarken başını yastıktan kaldırabilir.- Ayaklarını elleriyle tutabilir.
- Sırtını dayadığında rahatlıkla ve uzun süre oturabilir.- Çevreye ilgisi gelişir. Gürültüyü, ışığı dikkatle izler.- Kucağa alınmak için iki koluyla birlikte size uzanır.- Ellerinde tutuğunuzda kendini kaldırmaya çalışır.- Çok güçlü tekmeler atar.- Bu ayda rahatlıkla yüzükoyun ve sırtüstü döner.- Oturtulduğunda başını ve sırtını dik tutabilir.
- Yüzüstü yatarken ellerinin üstünde başını ve göğsünü yukarı kaldırır.- Birisine veya bir eşyaya tutunabilir.- Dik tuttuğunuzda ayakları üstüne ağırlık verse de dizleri bükülür, gevşek basar.- Düşen bir nesneyi arayabilir.
- Elindeki oyuncakları yere atmayı ve çıkan sesi duymayı sever.- Ulaşamayacağı bir yerdeki oyuncağı almak için yuvarlanma veya sürünme hareketleri yapabilir.- Bir elinden diğer eline oyuncakları rahatlıkla geçirir.
- Çevresindeki insanları ilgi ile izler.- Artık göz koordinasyonu sağlanmıştır. Daha önceki aylarda görülen şaşılığın artık bu ayda görünmemesi gerekir. 
- Uyumlu, şarkıya benzer tonda sesler çıkarmaya başlar.- Anlamını bilmese de bu ayda ba-ba, ma-ma gibi kelimeleri söylemeye başlayabilir.- Herşeyi ağzına götürebilir. 
- Biberonunu tutabilir.
- Oyuncaklarını hızlı hızlı sallar. 
- Bu ay içinde yüz üstü yatarken oturma pozisyonuna geçmeye başlayabilir.- Oturur durumdayken bir şeye tutunarak kendini yıkarı doğru çekebilir. 
- Parmaklarını kullanarak küçük nesneleri alabilir.- Bir büsküiyi kendi kendine yiyebilir.Siz neler yapmalısınız:
 
- Bebeğinizin bu aydaki gelişimi değerlendirilmelidir.- Aşıları yapılmalıdır.
- Bebeğiniz çok iyi oturabiliyor olabilir ama onu yüksek veya kaygan bir zeminde oturtup yalnız bırakmayın.- Dişleri çıkmaya başlamışsa, beslenmelerden sonra bu dişleri yumuşak bir tülbentle silebilir, bir miktar su vererek yiyecek kalıntılarının temizlenmesini sağlayabilirsiniz.- Çocuğun kendi kendine uyuması için hala geç kalmadınız. Uyumadan önce ılık bir banyo, loş bir oda, yumuşak bir müzikle kendi kendisine yatağında uyumasını kolaylaştırın.- Gece ağlayarak uyandığınfa kucağınıza almadan, sırtını başını okşayarak, yastığının ısınmış olan yüzünü alt üst ederek, hafif hafif mırıldanıp, ninni söyleyerek tekrar uyumasına yardımcı olun.
- Eğer kucağınızda uyutuyorsanız, yatağına koyduğunuzda uyanmasını önlemek için, onu kucağınıza bir çarşaf veya yastığı ile alın, yatağa koyduğunuzda ısı farkı oluşmayacak ve uyanmayacaktır.- Her feryadında yatağın başında bitmeyin. Biraz bekleyin belki kendiliğinden susacaktır. Feryatlar ısrarlı hale geldiyse seslenin, sizi duysun, buna rağmen devam ediyorsa yanına gidin.- Gece beslenmelerini azaltıp, saat aralarını 6 saate çıkarın.
- Yastıklarla onun dik konumda oturmasını sağlayın.- Çeşitli ama güvenli oyuncaklarla ilgisini çekin. Çok fazla oyuncak ilgisini dağıtır. Bir seferde ortalıkta tek bir oyuncak olmasına dikkat edin.- Onunla konuşun, artık sık duyduğu kelimeleri anlamaya başlar. bebeğinizle bebekçe değil düzgün konuşun. Belli bir şey için hep aynı kelimeyi tekrarlayın ki, kelimeyle olayı birleştirsin. İki ayrı şeye aynı ismi vermeyin. kafası karışmasın.- Basit kelimelerle konuşun, elinde tuttuğu bir büsküi ise işte büskiü deyin. uzun cümleler değil, basit kısa açıklamalar yapın. Uzandığı bir şeyin adını söyleyin, elinizde tuttuğunuz veya gösterdiğiniz şeyin adını birkaç kez tekrarlayın.- Bazı özel şarkılar belirleyin. Çocuklar tekrardan ve bildik şeylerden hoşlanırlar.butterfly2008-07-08 11:54:11

butterfly
08.07.2008, 11:44

BEBEĞİNİZİN 7. AYI
 
Bebeğiniz artık sizi ve sesinizi iyice tanımıştır, başka bir odadan seslendiğinizde size cevap verir, keyifli çığlıklar sıklaşır, canı sıkıdığında veya kızdığında da bağırabilir.Bebeğiniz neler yapar :- Dik tutulduğunda bacaklarına ağırlık verebilir.- Oyuncağının elinden alınmasına itiraz edebilir.- Uzakta olan bir oyuncağı almak için çabalar.- Elindeki nesneyi bir elinden diğerine geçirir.- Otururken bir yere tutnarak kendini ayakta pozisyonuna getirebilir.- Aile fertlerini ve yabancıları ayırmaya başlar.- El çırpıp alkış yapabilir. El sallayabilir.- Parmaklarını kullanarak küçük bir nesneyi yakalayıp inceleyebilir.- Oyuncaklarını yere atabilir.- Oyuncaklarını sallar veya tekrar tekrar yere vurur.- Anlamını bilmesede sık duyduğu mama, baba, anne kelimelerini tekrarlayabilir.Siz neler yapmalısınız :- Bu ayda bebeğinizin ek gıdalara geçişi tamamlanmış olmalıdır. Pütürlü yiyeceklere alışmalıdır. Eğer hala herşeyi blenderdan geçiriyorsanız, bu konudaki yazı ve önerilerimizi okumanız, çocuğunuzun ilerideki beslenme sorunlarınıda bugünden önleyecektir.- Eline yemesi için bir şeyler verebilirsiniz. Ama bunların bebeğin ağzında yumuşayan ama topaklaşarak tıkanma yapmayacak şeyler olmasına dikkat edin. Bu gıdaları da yalnızca bebeğiniz oturur haldeyken verin. - Ağlamaya başladığında kucağa almak yerine başka şekilde oyalayın, bebeğiniz her ağladığında kucağa alındığını hemen anlayıp, bu silahı öyle çok sık kullanacaktır ki kendinizi tüm gün kucağınızda onu taşırken bulabilirsiniz.- Bebeğin kısa süreler içinde olsa kendi kendine oyalanmay öğrenmesine zemin hazırlayın. - Kucak isteğinin neden kaynaklandığını bulun, eğer daha çok ilgi çekmek için yapıyorsa, onunla kucağa almadan, ilgi çekici oyunlar oynayın, onunla konuşun.- Onu kendi kendine oyun oynarken yalnız bırakın ama onun görüş alanında kalmayada dikkat edin, kendi işinizi yaparken kısa aralıklarla gelip onunla ilgilenin ve tekrar işinize dönün, bu aralıkları zamanla uzatmaya başlayın.Ağlayarak sizi çağırıyorsa, ona seslenin birazdan geleceğinizi söyleyin, beklemesini öğrensin.- Beslenme düzenini sağlayın, ara öğünler hazırlayın ama gün boyunca atıştırmasına, sürekli bir şeyler yiyor hale gelmemesini sağlayın.- Yemeklerden sonra dişlerini ıslak bir tülbentle silin ve bir miktar su içirin.butterfly2008-07-08 11:54:55

butterfly
08.07.2008, 11:45

BEBEĞİNİZİN 8. AYI
 
Bu ayda bebeğiniz sizi ve aile yakınlarını tanıyıp yabancılardan çekinmeye başlamıştır.Bebeğiniz neler yapar :- Ayakta durduğu zaman, ağırlığını ayaklarına verebilmelidir.- Bir büsküiyi tek başına yiyebilmelidir.- Bir oyuncağı bir elinden diğer eline geçirmelidir. - Yakınına düşen bir oyuncağı arar ve erişebildiği yerde ise alır.- Duyduğu seslere dönebilmelidir.- Bir şeye tutunarak ayakta durabilir,- Bir şeye asılarak kendini yukarıya çekebilir.- Elinden oyuncağını alırsanız itiraz eder.- Ulaşamayacağı bir oyuncağı almak için çaba sarfeder.- Yüzü koyun yatarken kendini kaldırabilir ve oturur hale geçebilir.- Sizinle ceeee oyunu oynayabilir.- Anne Baba demeye başlayabilir.- Ellerini çırpmaya başlayabilir.- Bay bay demeyi öğrenebilir.- Yemek yemeye itiraz etmeye başlayabilir.- Emeklemeye başlayabilir.Siz neler yapmalısınız:- Bebeğinizin kendi kendine beslenebilmesini öğretmek için onun eline çubuk kraker, büsküi, bir dilim elma verebilirsiniz.- Bebeğinizin rahatça yuvarlanabilmesi, emekleme antremanları yapması için uygun, güvenli yerler yapın. Onu kendi haline bırakın. Sürekli müdahele etmeyin. - Bebeğinizle konuşun, şarkılar söyleyin. Kucağınıza alıp oyunlar oynayın, dans edin. - Eline aldığı her şeyi ağzına götürmek isteyecektir. Etrafta bıraktığınız şeylere dikkat edin. - Ona bu dönemde yumuşak dizlikler alabilirsiniz.- Oyun parkı kullanıyorsanız bu dönemde onu oyun parkında yanında siz olamayacağınız kısa bir zaman için bırakın. Daha sonra dışarı çıkarın, had safhada meraklı miniğinizi biraz özgür bırakın.- Bebeğiniz artık çok daha hareketli, artık çok dikkatli olun, onu bir kaç dakika yüksek bir yerde bırakıp gitmeniz sizi çok fazla üzebilir. Etrafta bıraktığınız nesnelere dikkat edin. - Yerde gezinen elektrik, telefon kablolarınız varsa onları kaldırın. - Bıçak vs keskin aletleri onun ulaşabileceği yerde tutmayın. - Mutfakta ocağa koyduğunuz tava, tencere vs saplarının duvar tarafına olmasına ve duvar tarafındaki ocağı kullanmaya dikkat edin. - Ortalıkta su dolu bir kova, leğen vs bırakmayın. - deterjan, çamaşır suyu, kezzap vs maddeleri çocuğun ulaşabileceği yerlerden kaldırın.- Arabada mutlaka araba koltuğu kullanın.- Küçük parçalı oyuncaklar almayın.- Bebeğinizin yanında ağzına sokabileceği veya kafasını sokabileceği naylon poşet bırakmayın.butterfly2008-07-08 11:55:29

butterfly
08.07.2008, 11:46


BEBEĞİNİZİN 9. AYI
 
Artık bebeğiniz adını öğrenmiştir. Adını söylediğinizde dönüp size bakar. 
Bebeğiniz neler yapar :- Desteksiz olarak oturabilir.- Yere düşen bir oyuncağı takip eder ve alabilir.- Emekleme çalışmaları hızlanmıştır.- Döne döne istediği bir şeye ulaşabilir.- Bir yere tutunarak kendini yukarı çeker ve asılı halde ayakta kalabilir.- İki elinizle arkasından tutuğunuzda adım atabilir.- Çevreye insanlara karşı çok daha ilgilidir.
- Hayır kelimesini anlamaya başlar.- Sıralamaya başlayabilir.- Yeni oyuncaklarını dikkatle izlemeye başlar.- İlginizi çekmek için çığlıklar atar.- Sesin geldiği yönü ayırt eder.- Beslenirken biberonunu kendisi tutar.- Oyuncaklarını sallar veya yere vurur. - Onu giydirirken size yrdımcı olmaya başladığını hissedebilirsiniz.
- Kısa bir süre için ayakta durabilir. - Parmaklarını ustalıkla tutmak, çekmek, incelemek için kullanır.Siz neler yapmalısınız:  
- Gelişimini doktorunuzla değerlendirin. - Çocuğunuzun beslenme listesini genişletin. Onu yeni sağlıklı tadlarla tanıştırın. - Püre yiyeceklerden bu aya kadar kurtulmayı başaramadıysanız, bu ayda mutlaka kurtulun.- Onunla el oyunları oynayın.(Avucunu açıp, buraya kuş konmuş, bu tutmuş.... vs)- Birbirinize top yuvarlayın, başarılı olamaz ama siz yine de çabasını takdir edin. Övgü hoşuna gidecektir.- Bebeğinize vücut parçalarını adlarıyla öğretin. Burun, göz, dil gibi, sonra sorun "dilin nerede". Bu oyun hoşuna gider, sık sık yapın.- Dokuzuncu ay için tekrarladığımız ev güvenliği önerilerimizi bu ayda da titizlikle izleyin.butterfly2008-07-08 11:56:12

butterfly
08.07.2008, 11:47

BEBEĞİNİZİN 10. AYI
 
Artık bir yaşına gelmesine az kaldı, yabancılardan çekinme iyice belirginleşir. Tanımadığı birini görünce yüzünü gizler, tanımadığı birinin kucağında ağlamaya başlayabilir. Bebeğiniz neler yapar :- Elinden bir şeyi almaya çalıştığınızda şiddetle itiraz edebilir.- Top yuvarlama, ceeee oyunlarını oynamaya başlar, bunlardan zevk alıp, kıkır kıkır güler.- Yatma pozisyonundan oturmaya, oturma pozisyonundan bir yere tutunarak ayağa kalkmaya başlar.- Sıralamaya başlayabilir.- Emeklemeye başlamışsa önce geri geri emekler, bir iki hafta süren denemelerden sonra ileriye doğru emeklemeye başlayabilir. - Emeklemeye başlamasıyla, başarıyla hızlı hızlı emeklemesi arasında çok zaman geçmez.- Eğer öğrettiyseniz, size dilini gösterebilir.- Kısa emirlerinizi anlayıp yerine getirebilir. "ver" "dur" gibi.Siz neler yapmalısınız:- Bu ayda yemek listeniz çeşitlenmiş olmalı ve bebeğiniz kaşıktan pütürlü gıdaları, katı gıdaları yemeye başlamış olmalıdır.- Eğer emzik kullanıyorsanız, yavaş yavaş emziği bırakmayı düşünmeye çalışın.- Bu son derece hateketli varlık için ortamı güvenli tutun.(8. ay bölümünü okuyun)- Onunla bol bol konuşun, sevgi gösterin, oyunlar oynayın, butterfly2008-07-08 11:57:05

butterfly
08.07.2008, 11:47
BEBEĞİNİZİN 11. AYI
 
Bebeğiniz bu ayda hayır kelimesini anlar, ses tonunuza uygun karşılıklar verir. Sizi görünce sevinç belirtileri gösterir, televizyon seyredebilir.Bebeğiniz neler yapar :- Alkış yapmayı öğrenmiştir.- El sallar, - Sıralama yapmaya başlar.- Kısa bir süre tutunmaksızın ayakta durabilir.- Anne baba diyebilir, yanına mama, abla gibi bir kaç kelimeyi anlamını bilmesede söyler.- Oyun oynamaktan hoşlanır, yeni oyuncağı ayırt edebilir.- Yürümeye bile başlayabilir.Siz neler yapmalısınız :- Bebeğinizle bol bol konuşun, onu da teşvik edin, tamamen anlamsızda olsa cıvıldamalarına karşılık verin.- Kavramları öğrenebilmesi için bol bol göstererek bol bol tekrar edin, dolu, boş, ıslak, kuru, büyük küçük  gibi.- Ona ne istediğini sorarak sunun. Suyunu verirken "su içmek ister misin" gibi.- Oyunlar oynayın, değişik sağlıklı tadlar tattırın.- Ortamı onun için güvenli hale getirin.- Ona resimli kitaplar okuyup, resimlerini gösterebilirsiniz. Sonra kedi nerede diye sorabilirsiniz.- Çevrenizi, ailenizi isimleriyle tanıtın.butterfly2008-07-08 11:58:09

butterfly
08.07.2008, 11:48

BEBEĞİNİZİN 12. AYI
 
Bebeğiniz neler yapar :- Eşyalara tutunarak yürüyebilir.- Uzun süre ve güvenle devrilmeden oturabilir.- Bir yere tutunarak kendini ayağa kaldırıp tekrar oturabilir.- Emekleyerek merdiven çıkabilir. (çok dikkatli olun, geri doğru düşebilir veya geri dönmeye kalkarsa inemez, düşer)- Her iki elini veya tek elini tuttuğunuzda güzelce yürüyebilir.Yerde uzun sure oturur, oturuşu oldukça gelişmiştir.
- Oyuncaklarını fırlatır ve gittikleri yeri izler.- Onun gözünün önünde sakladığınız bir şeyi tekrar bulabilir.- Çevresini, hayvanları, insanları, arabaları izlemekten hoşlanır.- Her iki elinide ustaca kullanır. Sıkıca tutabilir, çekebilir, atabilir, yere vurur.- Resimlere, televizyona bakmaya başlar.- Tanıdığı sevdiği müziklere tepki vermeye başlar.- Küçük nesneleri parmaklarıyla tutabilir. 
- Kendi adı söylendiğinde o yöne döner ve sesle tepki verir.- Anlamsızda olsa konuşmaya benzer bir sürü ses çıkarır. - Bir bardaktan kendi kendine bir şey içebilir.- İstediklerini ağlamadan eliyle gösterebilir.- İşaretle veya tek kelimelik emirlere uyabilir.- Kendi kendine yemek yeme denemelerine başlayabilir.- Anne, baba dışında bir kaç kelime daha söyleyebilir.Siz neler yapmalısınız : 
- Bebeğinizin gelişimini doktoruyla görüşün.- Bebeğinize verilebilecek yeni gıdalar hakkında bilgi toplayın.- Onu ellerinden tutarak, yürüyüşe çıkarın, yoracağınızdan korkmayın, yorulursa bırakır zaten.- Onu evde çorapla veya çok yumuşak altlıklı patiklerlr dolaştırın. Ayakları kuvvetlenecektir.- Emziği hala bırakmadıysanız, kararlı olun, sinirleriniz bir hafta kadar yıpranacak ama vazgeçmeyin ve bu ay bırakın. Çocuk büyüdükçe bırakmanız hergünbiraz daha zorlaşacaktır. Bu dönemden itibaren emzik, biberon kullanmaya devam etmeniz onun diş ve çene yapısını bozabilir. İleride üzülmeyin.- Bebeğinizin uykusu için rutinler oluşturun. Her gece aynı saatte yatırın, yatırmadan önce kısa, sakin oyunlar oynamak, ılık bir banyo, uyku müziği, ışığın azaltılması gibi.- Oyuncak seçimlerinizi onu hem eğlendirecek hem de eğitecek şekilde yapın.- Hem evin içinde hem de evin dışında yürüyeceği yerleri emniyetli hale getirin. Hareketlerini engellemeyin, gözleyin.- Bebeğiniz yeni bir şey yapabildiğinde, söylediğinde onu alkışlayınbutterfly2008-07-08 11:58:36

manolya80
12.07.2008, 12:48

Bebeğin ateşi nasıl ölçülür? Bebek Atesi OlcmeÇok az sayıda bebek hiç ateşlenmeden büyür. Vücut ısısının normalin üstüne çıkması olarak tanımlanan ateş, genellikle bir hastalık belirtisidir. Ateş vücudun hastalık yapıcı etkenlere karşı savunma yaptığının bir göstergesidir ve bu anlamda iyi bir işarettir. Bebek bir aydan küçükse ateş çok önemli bir bulgu olabilir. Bu nedenle ayrıntılı değerlendirme gerektirir. Vücut ısısının 38-39 derece (38 - 39°C olarak da belirtilir) olduğu durumlarda bebek yakından izlenmeli, ateş 24 saatte düşmüyorsa mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurmalıdır. Ateşin 39°C ya da daha fazla olduğu durumlarda vakit geçirmeden bir doktora başvurmalıdır. Bebeklerin vücut ısılarını kontrol etmek için kısa, yuvarlak uçlu civalı termometreler (dereceler) kullanılır. Termometrenin okunması kolay değildir. Bu nedenle ihtiyaç duymadan önce derecenin kullanılması öğrenilmelidir. Bunun için derece civalı ucu açıkta kalmak üzere baş ve işaret parmakları arasında tutulur ve yavaşça döndürülerek civa sütunun üst ucu görülmeye çalışılır. Civa sütununun ucundaki değer vücut ısısını gösterir. Bebeğin ateşini ölçmek için aşağıdaki adımlar izlenmelidir.
1. Termometre silkelenerek civa kolonunun üst ucunun 35°CÕnin altına gelmesi sağlanır. (Dikkat! Dereceyi çarpmayın kolayca kırılır ya da içindeki civa taşıyan ince kolon kısmı bozulur).2. Derecenin ucu sabunlu su ile yıkanır ve civa haznesi bulunan ucuna kaygan olması için az miktarda vazelin ya da yağlı bir krem sürülür.3. Bebek yüzükoyun sert bir zemin üzerine yatırılır. Bebek küçük ise kucakta aynı şekilde tutulur (Ateş ölçümü sırasında bebeğin hareket etmesi engellenmelidir).4. Bir elle bebeğin kalçasının üstünden sıkıca bastırılır.5. Diğer elle derece 2. ve 3. parmaklar arasında tutularak yavaşça civa haznesi bulunan ucu makattan içeri yaklaşık 1.5 santimetre itilir. 2 dakika beklenir ve derece yavaşça yerinden çıkarılır.İshal nedir, bebek ishal olunca ne yapmak gerekir?Bebeğin kakası yaşına ve beslenmesine göre değişmektedir. Genelde anne sütü ile beslenen bebekler ilk aylarda günde 8-10 kez püre kıvamında sarı renkli kaka yaparlar. İkinci ve üçüncü aylarda kaka sayısı azalır. Ek gıdalara başlandığında ise renginde ve kıvamında değişme olur.Bir kez su gibi dışkılama endişe yaratmamalıdır. Ancak bebeklerin her zamankinden daha fazla sayıda ve su gibi kaka yapmalarına ishal denir. Bu durum yakından izlem ve değerlendirme gerektirir. İshal barsak yüzeyinin zedelendiği durumlarda ortaya çıkar. Kaka su gibidir. Çünkü bebeğin aldığı besinler barsaklarda yeterince sindirilip emilmez. Ayrıca zedelenen barsak yüzeyinden sıvı kaybı olur. Tuz ve diğer madensel maddeler bu sıvı ile birlikte vücuttan kaybolur. Bu kayıplar bebeğe aşırı şekerli sıvılar verildiğinde daha da artabilir.İshalde en önemli tedavi vücuttan kaybedilen su ve tuzun yerine konmasıdır. Bunun için anne sütü alan bebeklerde emzirme sıklığı arttırılmalı, ek gıdalarla beslenen bebeklerin ise sulu gıda alımı arttırılmalıdır.İshal olan bebeklerde yukarıdaki önlemler alındıktan sonra zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.
Düzenli kontroller dışında bebeğin hemen doktora götürülmesini gerektiren durumlar nelerdir?
İyi bakılan bebekler de hasta olabilir. Bebeklerde görülen hastalıkların çoğu erken tanı ve tedavi ile düzelen hastalıklardır. Bunun için bazı belirtiler farkedildiğinde vakit geçirmeden bebek, bir sağlık kuruluşuna götürülmelidir. Ateşli durumlar ve ishal bunların başında gelir. Ateş çok yüksek (39°C) olmasa da öksürük ve hızlı solunum ile birlikte ise hemen doktor muayenesi gerektirir. Havale (istemsiz hareketler), bayılma (şuur kaybı), aşırı kusma (günde 3-4 kereden fazla ve bol), sürekli şiddetli ağlama, morarma ya da aşırı solgunluk, idrar yapamama, dışkıda kan bebeklerde sık olmasa da rastlanabilen ve acil değerlendirme gerektiren durumlardır.mystical2008-10-03 14:45:06

keumcum
23.07.2008, 02:03
Kolik ağrıların semptomları nelerdir?Yeni doğan bebeklerde hiçbir neden yokken, anormal rahatsızlıkların veya ağlama nöbetlerinin ortaya çıkması azımsanmayacak kadar yaygındır. Bebeğinizde kolik olduğunu düşünüyorsanız, şu semptomlara dikkat etmelisiniz:• Sakinleştirme çabalarınıza rağmen, uzun süre çok fazla ağlar• Semptomlar her gün veya gece aynı zamanlarda ortaya çıkar, yemekten sonra daha sık görülür, ve genellikle başladığı gibi birdenbire sonlanır.• Gaz rahatsızlığı ve karın şişliği belirtileri gösterir• Karın sert ve şişmiş olur, dizlerini karnına çeker, yumruklarını sıkar, kolarını ve bacaklarını sağa sola sallar• Sık sık uykusuzluk, rahatsızlık, ve huysuzluk görülürÇoğu durumda, kolik bebek için en kötü ağrı deneyimlerinden birine dönüşebilir. Kolik, genellikle ara ara gelen şiddetli kramplarla beraber ortaya çıkan, akut karın ağrısı şeklinde görülür, ancak bebekler sıkıntılarını tam olarak ifade edemedikleri için, ebeveynler problemin nedenini anlamakta güçlük yaşarlar. Kolik, bebeklerde en yaygın ilk haftalar ile dört ay arasındaki dönemde görülür; çok nadir olarak bebek altı aylık oluncaya kadar devam eder.Pediatristler, kolik teşhisi için “üç ay, haftada en az üç defa, günde üç veya daha fazla saat” kuralını dikkate alırlar. Bebeklerin yaklaşık %25’i, kolik teşhisinde bu “üç kural”a uymaktadır.Bebekler neden kolik olurlar?Uzmanlar, tek ve açık bir kolik nedeni belirleyememişlerdir. Ancak, pek çok kanıt koliğin farklı bebeklerde farklı nedenlere dayandığını gösteriyor. Birçok faktörün kombinasyonu kolik ağrılarına ve rahatsızlığına neden olabilir.• Yeni doğan bebeklerdeki sindirim sistemi gelişimini henüz tamamlamamıştır. Gastrointestinal sistem, kelimenin tam anlamıyla fonksiyonlarını öğrenmektedir. Sindirimi destekleyen kaslarda, yiyeceği hareket ettirmek için gerekli uygun ritimler henüz gelişmemiştir. Bunlara ek olarak, yeni doğan bebeklerde sindirime yardımcı yararlı bakteriler (prebiyotikler) yoktur, bu bakteriler zamanla çoğalırlar. Bütün bunlar, bebeklerin neden ilk altı ayda kolik ağrılarının olduğunu açıklıyor.• Emziren annelerin yediği bazı gıdalar, gaza dönüşen kimyasallar ve allerjenler içerebilir. Emzirme sırasında, gaz yapan yiyeceklere ait elementler, anne sütüyle beraber bebeğe geçebilir ve bebekte gaza ve şişkinliğe neden olabilir.• Bebekler, beslenme ve ağlama sırasında genellikle hava yutarlar, ve rahatsızlıklarına ek olarak gaz ve şişkinlik artar.Ayrıca bebeklerdeki sinir sistemi henüz tam olarak gelişmediği için, alışılmadık görüntüler ve sesler rahatsızlığı artırabilir. Çok fazla uyarana maruz kalan bebeklerde genellikle şiddetli kolik, huysuzluk, ve daha sonra gün içinde veya gece uyuma güçlüğü görülür. Genel olarak, televizyon, telefon, kalabalık gibi faktörler, bebekte kolik ve huysuzluk ihtimalini artırır.Kolik için tedavi seçenekleri nelerdir?Kolik ve aylarca süren sıkıntı ve uykusuzluk, hem bebeğin hem de ebeveynin, kendini yorgun, endişeli, sersem, suçlu, ve yetersiz hissetmesine neden olabilir. En önemlisi bebeğinizle aranızdaki sevgi bağını oluşturmanız ve korumanız gerekir. Eğer bebeğinizde kolik ısrarla devam ediyorsa, bebeğinizin sıkıntısını hafifletmek için, muhtemelen evde hazırlanmış güvenli, doğal ve etkili kolik ilaçlarına yöneleceksinizdir. Bebeklerdeki koliğin tedavisi için pek çok tedavi yöntemi mevcuttur. Ancak, herhangi bir ilaç kullamadan önce mutlaka pediatristinizle görüşmeniz gerekir.Homeopatik ilaçlar, kolik tedavisi için oldukça iyi bir seçim olabilir. Homeopati, güvenli tamamen anti-alerjen ve yan etkisizdir.Ancak piyasada satılan ürünlere dikkat etmelisiniz. Bu tür ürünlerde genellikle şu maddeler bulunur:• Sodyum bikarbonat. Sodyum bikarbonat, bazik özelliği nedeniyle, bebeğin mide asitinin pH değerini doğal olarak değiştirir. Asitik bir midede meydana gelen asitik reflüde etkili olabilir. Ancak, bebeğin sisteminde pH dengesinin değişmesi, bazik durumun artmasına ve koliğin kötüleşmesine neden olabilir. Ayrıca, sodyum bikarbonat, kan dolaşımına geçer ve bu nedenle istenmeyen yan etkiler ortaya çıkabilir. Yapılan çalışmalar, sodyum bikarbonatın folik asitle ve demirle etkileşime girerek, bu iki besin maddesinin fonksiyonlarını veya emilimini etkilediğini göstermiştir.Bu nedenle, sodyum bikarbonat “5 yaşından küçük çocuklarda” kullanılmamalıdır. Anti-asit ürünler iki haftadan fazla kullanılmamalıdır. Bazı doktorlar, sodyum bikarbonatın bebekte elektrolit dengesini bozduğunu ve bu durumun ciddi problemlere yol açabileceğini belirtiyorlar.• Dereotu yağı, karanfil yağı, rezene özü, zencefil özü gibi uçucu yağlar ve özleri, bu tür ürünlerde kullanılabilir. Bitkisel yağlar ve özleri güvenli olarak bilinmektedir. Ancak, bebeğinize bu yağlardan ve özlerden vermeden önce yan etkileriyle ilgili bilgi edinmelisiniz.SonuçEğer bebeğinizde kolik olduğunu düşünüyorsanız, bebeğinizin bulunduğu ortamı ve yediklerini değiştirebilirsiniz. Doktorunuza, alternatif tedavi yöntemlerini sormalısınız. İlaçlar ve yapay kimyasalların dışında, güvenli, doğal ve etkili tedavi yöntemleri mevcuttur.Unutmayın ki bebeğiniz bu dünyaya alışıyor, ve büyüdükçe kolik ağrıları yok olacaktır. Sindirim sistemi fonksiyonlarını iyi bir şekilde yapmayı öğrenecektir. Bebekler, yaşamlarının ilk üç ayında kendilerini sakinleştirme kabiliyetine sahip değildir. Kendini yatıştırma, zamanla gelişen bir yetenektir.(alıntı: http://www.realage.com.tr/tr/realagehaberdetay.asp?hid=25567)mystical2008-07-23 04:57:07

keumcum
24.07.2008, 03:50
Şekerler bunların çoğu TRT çocuk radyosundan. Sık sık söyleyin bebeğinizin konuşmasını hızlandıracaktır.bir elimde beş parmak bir elimde beş parmak say bak say bak saaaay bak 1 2 3 4 5 dın dın 1 2 3 4 5 hepsi eder on parmak hepsi eder on parmak say bak say bak saaaay bak 1 2 3 4 5 dın dın 6 7 8 9 10
 
kırmızı balık gölde kıvrıla kıvrıla yüzüyor balıkçı hasan geliyor oltasını atıyor kırmızı balık dinle sakın yemi yeme kırmızı balık kaaç kaçç kırmızı balık kaaç kaçç
 
kedicim mırnav mırnav der kedicim benden ne ister kedicim mırnav mırnav mırnav der kedicim benden süt ister hadi gel hadi gel cici kedicik hadi gel sana ben süt vereyim köpeğim hav hav hav hav der köpeğim benden ne ister köpeğim hav hav hav hav der köpeğim benden et ister hadi gel hadi gel cici köpeğim hadi gel sana ben et vereyim
 
horozumu kaçırdılar damdan dama uçurdular suyuna da pilav pişirdiler geh bili bili bili bili bil geh bili bili çil horozum kayboldu
bir sabah kalktım
avluya baktım
aradım, taradım
bağırdım, çağırdım
bilibilibilibili geh heh
güzel horozum
vay kar beyazım
 
küçük kurbaa küçük kurbaa kuyruun nerede? kuyruum yok kuyruum yok yüzerim derede..!
(kuyruk yerine göz, el, bacak, kulak vb organ konularak şarkıyı uzatabilirsiniz.)
 
bir gün bir gün bir çocuk eve de gelmiş kimse yok açmış bakmış dolabı şeker de sanmış ilacı yemiş yemiş bitirmiş akşama sancı başlamış kıvrım kıvrım kıvranmış hastaneyi boylamış.
 
 

hülya
25.07.2008, 00:14
  
BEBEK MASAJI 

Masaja Başlarken


Bebek masajı rahatlatıcı, eğlenceli olduğu kadar onunla ilişki kurmak için biçilmez bir kaftandır. Masajı banyosundan sonra ya da karyolasında kundaklıyken yapabilirsiniz. Başlamadan önce, ona elleriniz gösterin ki masaja razı olduğunu göstersin (Eğer ilgilenmiyorsa ya kafasını çevirir ya da ters döner.)
Elinize yenebilir yağlardan örneğin zeytinyağı ya da tatlı badem yağından ılık ellerinize birkaç damla damlatın ve bebeğin ayak tabanlarında başlayın. Kendinden emin, nazik ve yavaş hareketlerle topuktan parmaklara doğru ovalayın.
Bebeğin ayaklarına doğru uzun yumuşak okşamalarla devam edin. Dizlerin üstünden uyluklara ve kalçaların üstüne kadar çıkın. İki bacağı aynı anda yapabileceğiniz gibi teker teker de yapabilirsiniz.
Vücut masajı

Bebeğin omuzlarında başlayarak yumuşak harekelerle göğsüne doğru inerek masajınıza başlayın.
Kollara omuzlardan dirseklere doğru masaj uygulayın. Bebeğin ellerinin yağlanmamasına özen gösterin. Eğer yağlanırsa ağzına götürmeden önce ellerini silin.
Eğer bebeğin karnı yumuşaksa (sert ve dolu değilse) göbeğin etrafında saat yönünde dairesel hareketlerle masaj yapın.
Yüz ve sırt masajı

Bebeğin yüzüne masaj yapmak için parmak uçlarınızı kullanın. Alnının ortasından yüzünün dışarısında ve yanaklarına doğru okşayın.
Eğer bebek ön tarafına yaptığınız masajdan sonra rahatlamışsa, onu karnı üstüne çevirin ve uzun ve yumuşak hareketlere kafasından topuklarına doğru masaj yapın.

Saygılı olun ve eğer bebek rahatsız olduysa ya da hoşlanmıyorsa masajı durdurun. Eğer çok gerginseniz ve bebek sinirli ya da huysuzsa masajdan kaçınmak en iyisidir.


YENİDOĞAN BANYOSU
Banyoya hazırlık

Yeni doğmuşu banyo yaptırmadan önce hazırlıklarınızı tamamlayın. Tüm ihtiyacınız olacak eşyaları hazırlayın ve banyonun yanına koyun. Bebeğinizi kurulamak için açılmış hazır bir havlu bulundurun.
Odanın rahat bir sıcaklıkta olduğundan emin olun ve bebek küvetini yaklaşık 5 cm ılık suyla doldurun. Suyun sıcaklığını dirseğinizle ya da bileğinizle kontrol edin. Yaklaşık 36 derece olmalıdır ve teninize sıcak gelmemelidir.
Banyo hazır olduğunda bebeğinizi soyun. Başını ve omuzlarını bir elinizle sabitleyin diğer elinizle de vücuduna destek olun ve yavaşça suya indirin.
Yenidoğanın yıkanması

Bir pamuk topunu ılık suyla ıslatın ve yeni doğmuşun kirpiklerini temizleyin. İçerden dışarıya doğru hareket edin. Her göz için ayrı pamuk kullanın.
Haftada bir ya da iki kez yenidoğanın başını yıkabilirsiniz. Bunun için onu suya yatırın ve kafasını biraz su dökün. Büyüyene kadar başını şampuanlamaya gerek yoktur.
Yenidoğanın yüzünü temizlemek için yumuşak bir bez kullanın (1), sonra boynuna ve vücuduna geçin (2). Bacak arasını ve arkasını en sona bırakın (3)
Banyo sırasında yapmamanız ve yapmanız gereken şeyler

Bebekler 5 cm daha az derin yerlerde bile boğulabilir bu yüzden asla yenidoğanı ya da herhangi bir çocuğu asla su içinde yalnız bırakmayın. Eğer banyo alanı terk etmeniz gerekiyorsa, bebeği bir havluya sarın ve yanınıza alın.
Genelde sabun kullanmak gereksizdir çünkü yenidoğanı kayganlaştırır ve tutulması zorlaşır. Ancak sabun kullanacaksanız sorbolene losyon gibi bebeğin cildini tahriş etmeyecek alternatifler kullanın.
Banyo suyunu boşaltmadan önce bebeğin karyolasında ya da beşiğinde güvenli olduğundan emin olun.  

EMZİRME POZİSYONLARI
Rahat bir konum


Rahat ve sakinlemiş bir pozisyonda oturmak bebeğin emmesini daha kolay hale getirir. Sırt desteği olan bir sandalye iyi bir seçim olacaktır. Kollarınız desteklemek için yastık kullanabilirsiniz ve eğer ihtiyaç duyuyorsanız ayaklarınızı kalın bir kitap ya da ayaklık üzerinde dinlendirebilirsiniz.
Emzirme pozisyonları

Bu klasik “önden tutuş” ya da “beşik tutuşu”dur.
Resimde gösterilen “kol altı tutuşu” aynı zamanda “acemi tutuşu” diye de adlandırılır. Bu şekilde ikizleri aynı anda emzirmek mümkün olabilir. (alttaki resimlere bakın)
 “Yatarak” pozisyonu özellikle sezaryenle doğum yapmış anneler için iyidir. 
Diğer pozisyonlar

İlk birkaç hafta, ikizleri ayrı ayrı emzirmek daha kolaydır. Artık alıştığınızda onları “ikiz tutuşu”yla emzirabilirsiniz.
Eğer halka açık yerlerde emzirmekten rahatsız oluyorsanız, omzundan bebeği ve göğsünüzü örten ince bir muslin kullanabilirsiniz.  
EMZİRME TEKNİKLERİ
Temel emzirme yordamı

Yenidoğanların her 24 saatte 6–12 kez emzirilmesi gerekebilir. Günde 8 defa genelde tercih edilen sayıdır. Alıştığınızda çoğu emzirme 20 dakika alır ancak ilk günler ve haftalarda bu süre 1 saate kadar uzayabilir. Temel yordam bebeği önce birinden emzirmek sonra ara verip altını temizleyip ikinciyi vermektir. Eğer istemezse endişelenmeyin, önemli olan emmese de sunmaktır. 
Emzirme

Emzirmeye başlarken bebeği göğsünüze değecek şekilde tutun, burnu meme ucuyla aynı hizada olsun. Ucunu yavaşça burnuna ve üst dudağına dokundurun, bu ağzını açmasına yardımcı olacaktır. 
Ağzı açıldığında, bebeği göğsünüze yaklaştırın ve elleriniz omzunda ve sırtında olsun. Emmeye başladığında meme çevresinin büyük kısmı ağzının içinde ve çenesi de göğsün içinde olacaktır. İyi beslendiğini, derin ve düzenli emmesinden ve yutma sesinden anlayabilirsiniz.
Eğer bebek doğru konumlandırılmazsa sadece meme başına emer ve bu çok acı verebilir. Ayrıca meme başları zarar görebilir ve süt de tam boşalmaz. Eğer bebek doğru konumlanmamışsa durun ve alttaki resimdeki gibi çıkarın ve yeniden deneyin.
Emzirmeyi kesme ve gaz çıkarma

Bebek emmeye başladığında “gerilme hissi” normaldir ancak eğer emzirme acı veriyorsa bebek doğru konumlanmamış demektir. Böyleyse durun ve bebeği göğüsten ayırın yeniden başlayın.
Bebeği göğüsten çekerek çıkarmayın, onun yerine ağzının köşesine köşesinden küçük parmağınızı damakların arasına sokup nazikçe çıkarın.
Bebeğin her emmeden sonra geğirmesi gerekebilir. Bunun için onu ayağa kaldırın ya da omzunuza yaslayın ve sırtını ovalayın ya da vurun. Her bebek geğirecek diye bir şey yoktur o yüzden endişelenmeyin.

ALINTI

hülya
27.07.2008, 04:54
Amerika’nın en önemli kanser araştırma kurumlarından Pittsburg Kanser Enstitütüsü Direktörü Ronald Herberman 3 bin çalışanına iki sayfalık bir “memorandum” gönderek cep telefonu uyarısı yaptı. Herberman, kullanıcıların, cep telefonunun riskleri konusundaki bilimsel araştırma sonuçlarını beklemeden hemen önlem almaları gerektiğini duyurdu ve beyinleri gelişmekte olduğu için özellikle çocukların telefonlara karşı korunması gerektiğini vurguladı. Bildiriye imza koyan onkolog Devra Davis, “Beyninizle Rus ruleti oynamak istemiyorsanız uyarıları dikkate alın” dedi. İŞTE MEMORANDUM Çocuklarınızın çok acil durumlar dışında cep telefonu kullanmasına izin vermeyin.
 Çocuk beynine elektromanyetik dalgaların girişi çok daha kolaydır. Bu dalganın etkileri çocuklarda çok daha etkin hissedilir.
Konuşurken vücudunuzdan uzak tutun. 0.9 metre uzak tutulan bir telefondan yayılan elektromanyetik dalga 50 kat daha düşüktür.
Mümkün olduğunca kulaklıkla kullanın.
Toplu taşıma araçlarında cep telefonu kullanıp başkalarına da zarar vermeyin. Telefonu üzerinizde taşımayın.
Yatarken yanınıza koymayın ve mutlaka kapatın.                               Üzerinizde taşıyacaksanız tuş takımının bulunduğu taraf dışarı baksın. Böylece dalgaların vücudunuza değil dışarı doğru yayılmasını sağlarsınız. Cep telefonunun etkisi kullanıldığı süreye bağlı olarak değişir. Konuşmalarınızın birkaç dakikayı geçmemesine özen gösterin. Cep telefonuyla konuşurken sık sık kulağınızı değiştirin. Karşı taraf açmadan telefonu kulağınıza götürmeyin. Sinyal seviyesi düşük olduğunda telefonla konuşmayın. Yüksek hızda arabada ya da trende giderken telefon baz istasyonlarını yakalamak için daha çok dalga yayacağı için telefonla konuşmayın. Mümkün olduğunca SMS ile haberleşmeye çalışın. SAR (Elektromanyetik dalga birimi) seviyesi düşük bir cep telefonu alın. t DIŞ HABERLER İŞTE ÇOCUKLARIN BEYNİNİ BÖYLE ETKİLİYOR
5 yaşında, 10 yaşında ve yetişkin beyinlerini cep telefonu böyle etkiliyor

Cep telefonu tarafından yayılan elektromanyetik dalgaların çocukları nasıl etkilediği MR görüntüleriyle de belirlendi. 5 yaşındaki bir çocuk cep telefonuyla konuştuğunda beyninin çok büyük bir kısmı dalgaya maruz kalırken, yetişkin bir insanda bu etki çok daha sınırlı oluyor.
 
ALINTI

papatyam
31.07.2008, 01:18
Kaka derdine etkili çözümMerhaba kızlar kakadan çektiğim kadar bişeden çekmedim:)ama artık bi çözüm buldum.debridatlar fitiller bi çözüm olmadı bize.çözüm Armut suyu 1 armutu rendeleyin kaşıkla ezerek suyunu çıkartın ve süzün içirin bebeğinize yaklaşık 30 cc kadar olmalı.ama bunu hergün günde bir kere ve aynı saatte yapın.ve bebek her mama yiyişinden 1 saat sonra karnına masaj yapın çok faydasını göreceksiniz.benim işime yarıyor sizde deneyin sonucu yazın lütfen kolay gelsin.mystical2008-10-30 15:36:34

hulyaa
08.08.2008, 12:35
Bebek Büyütürken Yapılan 20 Hata!Medical Park Fatih Hastanesi Çocuk Hastalıkları ve Sağlığı Uzmanı Dr. Feyza Çivici Gümüş; çocuklarımızı büyütürken yaptığımız ve birer şehir efsanesinden ibaret ‘geleneksel hataları’ sıraladı..1- EYVAH SÜTÜM YETMİYOR, MAMA VERMELİYİM: Yeni annelerin en çok endişe ettiği konulardan biri, bebeğin aç kalma ihtimali. Bu nedenle de çoğu zaman bebekler gereksiz yere mamayla besleniyor. Oysa anneler, sütünün yetip yetmediğini bebeğinin çişini takip ederek anlayabilir. 24 saatte en az 5-6 kez bezini ıslatan bebek, anne sütüyle doyuyor demektir. Anne sütü yetersizliğine ancak bir çocuk hastalıkları uzmanı doktor karar verebilir ve onun tavsiyesi gereğince mama takviyesine başlanabilir.2- ŞEKERLİ SU SARILIĞA İYİ GELİR: İlk günlerde anne sütünün gelmesinde yaşanabilecek bir sorun, bebeğin zayıflamasına ve sarılık oluşumuna yol açabilir. Halk arasında, aç kalan ve az idrara çıkan bebeklere şekerli su verilmesi önerilir. Oysa bebeğin beslenmesinde şekerli suyun yeri yoktur.3- ÇOCUĞUM İKİ YAŞINA GELDİ ARTIK BEZİ BIRAKMALI: İki yaş, çiş eğitimi vermek için başlangıç dönemidir. Ancak çocuk bu konuda asla zorlanmamalı, altına kaçırdığı için kızılmamalı, sık sık tuvalete tutularak eğitime tabi tutulmamalı.4- DONDURMA HASTA EDER: Dondurma, tüm çocukların sevdiği ve faydalı bir gıdadır. Boğaz ağrısına neden olmaması için yalayarak yenmeli ve yanında su içilmeli.5- GÜRBÜZ ÇOCUK SAĞLIKLI OLUR: Gürbüz çocuk, sağlıklı çocuk değildir! Dengeli beslenen çocuk, zayıf da olsa sağlıklı kabul edilir. Çocukları asla yemek yeme konusunda zorlamayın, yemediği zaman beslenmeyi sonlandırın.6- ÇOCUK SICAK HAVAYI SEVER: Çocuklar, her zaman terlemeyeceği şekilde giydirilmeli. Üşüyeceği korkusuyla çocukları çok giydirmek ve sarıp sarmalamak, terlemeye ve hasta olmaya yol açar. Pamuklu kıyafetler tercih edilmeli, içinde naylon karışımı olan ve özellikle polar tipinde olan kıyafetler giydirilmemeli.7- FAZLA HAREKET EDERSE TERLER HASTA OLUR: Hasta olur endişesiyle çocuğun hareket etmesini kısıtlamak çok yanlış bir yaklaşım. Her çocuk hareket edince terler; terleyince üstünü değiştirebilirsiniz! ‘Çok terledin artık yerine otur’ demek, onu tembel, hantal ve mutsuz yapar. Zaman içinde metabolizma hızı azalan çocuk, hızla kilo almaya başlar. Hareket etmelerini kısıtlamaktansa, spora (yüzme, basketbol vb) yönlendirin.8- ŞAŞILIK BÜYÜYÜNCE GEÇER: Çocuklarda şaşılık bir yaşına kadar fizyolojik kabul edilir. Ancak bir yaşından sonra düzelmeyen şaşılıklar için mutlaka göz doktoruna başvurulmalı. Bir yaşından önce bebeklerde Nistagmus (göz küresinin istemsiz titremesi) görüldüğünde de mutlaka bir göz doktoruna muayene ettirilmeli.9- USLU DURDU HAMBURGERİ HAKKETTİ: Çocuklar mutlak suretle sağlığı ciddi şekilde tehdit eden fast food gıdalardan uzak tutulmalı! Bu ödüllendirme şekli yerine başka yöntemler seçilmeli; sinema ya da tiyatro ya götürmek gibi…10- AĞLADI HEMEN KUCAĞIMA ALAYIM: Bebeği avutmanın birçok yolu var; her ağladığında hemen kucağa almak çözüm değil. Ağladığında yanına yaklaşıp onunla konuşmak, ten temasında bulunmak, ona şarkı ya da ninni söylemek ve karnını okşamak bebeği avutabilir. Ancak sırf kucağa alışmasın diye çocuğu hiç kucağa almamak da kendini güvende hissetmemesine ve mutsuz olmasına yol açar. Bu denge iyi kurulmalı.11- DAHA ÇOK KÜÇÜK YALNIZ YATARSA KORKAR: Genellikle 6 aydan sonra bebeğin odasının ayrı olması uzmanlarca önerilir. Bu sınır en fazla 2 yaşa kadar uzatılabilir.12- BÜYÜKBABAN UZAĞA GİTTİ GERİ GELECEK: Çocuklara ölümü anlatmak zordur. Ancak ölen kişinin geri döneceği söylenmemeli, çocuk boş bir beklentiye sokulmamalı. Ölen kişinin bir daha dönmeyeceği, cennete gittiği ve orada mutlu olduğu söylenmeli.13- ÇOK GAZ YAPIYOR FAZLA SÜT İÇMESİN: Çocuklarda 1 yaşından önce inek sütü kullanılmamalı. Ancak bir yıldan sonrada günlük süt tüketimi 400 CC’yi geçmemelir. Sütün içinde bulunan laktaz adlı şeker gaza yol açar. Fakat artık piyasada laktazsız sütlerde bulunabiliyor. Gaz sorunu olan çocuklara bu tip sütleri içirilebilir; ancak çözüm kesinlikle süt vermemek olmamalı!14- AYAKTA SALLAYINCA HEMEN UYKUYA DALIYOR: Çocuğu sallayarak uyutmak tıbben önerilmiyor. Ancak halk arasında ‘ayakta sallama’ en çok kullanılan yöntem. Çocuk; hafif tarzda ve sarsmayacak şekilde sallanırsa tahribatlara yol açmaz.15- FAZLA BANYO YAPARSA ÜŞÜTÜR: Çocuklar banyo yapmaktan hasta olmaz. Yazın her gün, kışın ise hafta üç kez banyo yapılması önerilir.16- SIFIRA VURDURURSAK SAÇLARI GÜRLEŞİR: Bu inanışın tıbben hiçbir geçerliliği yoktur!17- PUDRA İSİLİĞE İYİ GELİR: Pudranın isiliğe iyi geldiği yanlış bir düşünce değildir. Ancak toz pudralar yerine sulu pudralar seçilmeli. İsiliğin en iyi tedavi şekli ise çocuğu sık sık yıkamaktır.18- BOL BOL GÜNEŞLENİRSE KEMİKLERİ GÜÇLENİR: ‘Çok fazla güneşe maruz kalmak kemikleri güçlendirir’ mantığı tam olarak doğru değil. Zararlı ışınlarından etkilenmemek için güneş ışınlarının dik geldiği saatlerde çocuğunuzu güneşe çıkarmayın. Güneşe çıkarken de mutlaka yüksek koruma faktörlü güneş losyonları ve kremleri sürün.19- BİBERON VE EMZİĞİ ÇOK SEVİYOR: Biberon ve emzik hiçbir çocuğa önerilmiyor. Biberon; bebekte ‘meme başı şaşkınlığı’na yol açıyor ve anne göğsünden soğutuyor. Mamayla beslenmek zorunda kalan bebeklerde, biberon en geç 2 yaşında bırakılmalı. Emzik de, damak yapısını bozabiliyor ve çocuğun enfeksiyon kapmasına yol açabiliyor.20- FİTİL VEREYİM RAHATLASIN: Çok zorda kalmadan ve doktor tavsiyesi olmadan ne fitil ne de ilaç kullanılmalı.mynet.commystical2008-10-30 15:39:50

mor_kedi
09.08.2008, 03:25

Aylara Göre Bebek Gelişimi1.AYNeler Yapabilir?
● Ağzını açıp, meme başını arar, emme ve yutma hareketleri yapar.
● Ellerini yumruk yapıp ağzına götürür.
● Uyanık olduğunda sizin yüzünüze bakar ve sesinizi dinler.
● Oynarken ayakları ve ellerine dayanıp itebilir.
● Sırt üstünden, yana dönmeye çalışır.
● Parmağınızı emmeye çalışır.
● Aç, huzursuz ve sıkıntılı olduğunda ağlayarak ilişki kurmaya çalışır.
● Günün büyük çoğunluğunda uyur, 2-3 saatte bir uyanıp beslenmeye çalışır.
● Oturur durumda başını, ara sıra dik tutabilir.
● Yüzükoyun yatırılınca başını titreterek kaldırabilir.
● Avcuna konan parmağı sıkı sıkı tutar.
● Çıngırak ve zil sesine ilgi duyar, tepki verir.
● Bakışlarını yanına gelen kişi üstünde tutar.
Değişiklikler
● Göz kasları geliştikçe göz hareketlerini daha kontrollü yapmaya başlar. Göz kasları hala tam olarak gelişmediği için de zaman zaman göz kaymaları olabilir.
● Kişiliği gelişmeye başlar, bu nedenle bazı bebekler huysuz ve çok gürültülü iken diğer bebekler sakin ve sessiz olabilir.
● Birinci ayın sonuna doğru, sizin konuşmalarınıza, sesinize ve dokunmanıza yanıt olarak gülümsemeye başlar. Bu bebeğinizin sosyalleşmeye başlaması demektir.
● Beslenme saatleri gittikçe daha düzenli olmaya başlar.
Oyunlar
● Bebeğinizin yüz ifadelerini ve onun çıkardığı sesleri taklit ediniz.
● Bebeğinizin kulağına yumuşak bir ses tonu ile konuşup, müzik dinletebilirsiniz. Basit ninniler, tekerlemeler ve halk türküleri onun için dinlendirici ve sakinleştirici olacaktır.
● Bebeğinizi, başını destekleyerek omzunuzda taşıyabilir, böylece çevreyi görmesini ve kendini eğlendirmesini sağlayabilirsiniz.
● 20-30 cm. mesafeden bebeğinize resimler, basit şekilli parlak renkli veya siyah beyaz şekiller, oyuncaklar gösterebilirsiniz.
● Yatağının kenarlarına ufak, hareketli, parlak hayvan figürleri, ayna, çıngıraklar asabilirsiniz.
● Bebeğinizi kucağınıza alıp öpün ve ona sarılıp uzanın.
● Bebeğinizle konuşun ve onu ismi ile çağırın. Görmekten en çok hoşlandığı şeklin insan yüzü olduğunu unutmayın.
Beslenme
● Mümkünse bebeğinize sadece anne sütü verin. Eğer herhangi bir nedenle anne sütü veremiyorsanız ya da sütünüzün yetmediğini düşünüyorsanız, doktorunuzun önereceği hazır mamaları verebilirsiniz. Bu dönemde mecbur kalmadıkça inek sütü kullanmayınız.
● Bebeğinizin beslenmeye başlamadan rahat ve huzurlu olmasını sağlayınız. Altı kirli ise emzirmeden önce altını değiştiriniz. Bebeğinizin uyanık olduğuna ve beslenmeye hazır olduğuna emin olunuz.
● Emzirdikten sonra mutlaka gazını çıkartınız.  Bakım
● Bebeğinizin altını sık sık değiştiriniz. Bu dönemde bebeklerin pek çoğu genellikle hemen beslendikten sonra olmak üzere günde 4-6 defa kakasını yapar.
● Bebeğinizin tırnaklarını kesiniz, böylece kendini çizmesine engel olursunuz.
● Arabaya bindiğinizde bebeğinizin mutlaka yaşına uygun bebek koltuğuna bağlı olduğuna emin olunuz.
● Bebeğiniz ağladığı zamanlarda bebeğinizi kucağınıza alarak yumuşak bir sesle onunla konuşun veya mırıldanın.
● Gündüzleri dolaşırken bebeğinizi önünüze astığınız kanguru ile taşıyabilirsiniz. Temasınız ve sıcaklığınız onda güven hissi uyandıracak ve hareketler bebeğin denge duyusunun gelişmesine yardımcı olacaktır.
● Evdeki diğer kardeşlerin sizin denetiminizde bebeğe dokunmalarına, sevmelerine ve onun bakımında size yardımcı olmalarına olanak sağlayınız. Böylece hem gereksiz kıskançlıkların önüne geçilecek hem de kardeşler arasında sağlıklı bir ilişki kurulması mümkün olacaktır.
● Bebeğiniz için güvenebileceğiniz ve iyi ilişki kurabileceğiniz bir doktor seçin. 2 haftalık ve 4 haftalık olduğunda muayenelerini yaptırın. 1. ayında doğumda yapılan Hepatit B aşısının ikincisini yaptırın.
2.AYNeler Yapabilir?
● Annesi dışındaki farklı yüzleri ve sesleri tanıyabilir.
● Gözleriyle hareketlerinizi izler. Üç boyutlu objeleri ve parlak renkleri seyretmekten hoşlanır.
● Ellerini açmaya başlar.
● Düz ve sert zemine bastırıldığında ayaklarıyla zemini iter. (Bu bir reflekstir. Gücü göstermez. Sert zemine basınca bacak gerilir.)
● Eline aldığı her şeyi ağzına götürüp emer. Emerek sakinleşir.
● Eline aldığı oyuncağı düşürmeden 1-2 saniye tutabilir.
● Uyku pozisyonu için tercihi oluşmaya başlar. Genellikle gece bir-iki kez uyanarak beslenir. Bazen 8 saat uyuyabilir. Bazı bebekler ise hala 2-3 saatte bir kalkabilir.
Değişiklikler
● Duygularını ifade edebilmeye başlar. Mutluluğu, kızgınlığı net bir şekilde gösterir.
● Kucaklama veya tanıdık sesle sakinleşir. Güvende olduğunu bilir.
● Beslenme ve uyku saatleri düzene girmeye başlar. Bazı bebekler gece boyu uyuyabilir.
● Sinir sisteminin gelişimi nedeniyle hareketleri daha sakindir. Sıçramalar azalır, ancak uykuda devam edebilir. Başını dik tutabilir.
● İlgisini çeken sese doğru döner, biberonu görünce emme hareketi başlar. Annesi ya da ona bakan kişiyi görünce mutlu sesler çıkarır, sevindiğini belli eder.
Oyunlar
● Bebeğinizin dikkatini çekmek için yumuşak, nazik ama alçalan, yükselen farklı ses tonlarıyla konuşun, göz teması kurun. Mimiklerinizi izlemesine ve taklit etmesine izin verin. Sakinleştirmek istiyorsanız alçak sesle ritmik konuşun, sevdiğinizi söyleyin, övün. Bebeğinizle konuşmanız bu dönemde onun için en eğlenceli oyundur. Sizinle birlikte bazı heceleri çıkarır, aaa-ooo-agu gibi.
● Çıngırağı kulağının yanında yavaşça sallayarak, parlak renkli bir oyuncağı yüzüne yaklaştırıp, uzaklaştırarak onu eğlendirebilirsiniz.
● Kulağına yavaş sesle ismini söylediğinizde gözleri hareketlenir, başını size çevirmeye çalışır.
● Hava izin verdiği sürece bebeğinizi günlük yürüyüşe çıkarın.
● Konuşun, dokunun, kucaklayın ve sevginizi gösterin.
 Beslenme
● Sadece anne sütü ile, yetmiyorsa destek olarak yaşına uygun mama ile besleyin.
● Günde beş öğün verebilirsiniz. Unutmayın her bebek kendine özgüdür. Daha az veya daha çok yiyebilir. Önemli olan sağlıklı büyümedir.
● Ek besinleri doktorunuza danışmadan vermeyin, bunlar için henüz çok küçüktür.
● Anne sütü veriyorsanız her beslenmede iki göğsünüzü de vermeye çalışın. İstemiyorsa zorlamayın.
● Sıkı diyet ve ağır spor süt miktarınızı azaltabilir. Günlük yürüyüşleri tercih edin. Unutmayın emzirme kilo vermenize yardımcıdır.
● Doktorunuz herhangi bir nedenle size ilaç yazarsa, emzirdiğinizi mutlaka hatırlatın. Kendiniz herhangi bir ilaç almadan önce mutlaka bebeğinizin doktoruna danışın. Gebelikte kullandığınız vitaminlere devam edin.
Bakım
● Düşmelere karşı dikkatli olun. Bebeğinizi yüksek bir yerde yalnız bırakmayın. Yakalayıp kendini yuvarlamaya yardım edecek şeylerin yakınına yatırmayın.
● Bezini her değiştirişinizde poposunu ılık suyla yıkayın veya ılık suda ıslatılmış pamukla temizleyin. Koruyucu bir krem kullanmak pişikleri önleyici olacaktır.
● Banyo yaparken küvetin tabanına bir havlu koyarsanız kaymasını önlersiniz.
● Gözlerini, kulağını ve burnunu yumuşak bir tülbentle temizleyin.
● Birinci karma aşıları, rotavirüs aşısı ve kontrolü için doktora götürün.
3.AYNeler Yapabilir?
● Sesler çıkarır, mimiklerle cilve yapar, dış dünya ile ilişkisi gelişir. Daha az ağlar.
● Yalnız bırakılırsa protesto eder. Sosyal olmak ister. Yanında birinin varlığı onu mutlu eder.
● Farklı renk ve oyuncaklardan hoşlanır. Özellikle çıngıraklar ilgisini çeker.
● Uzattığınız nesnelere uzanır, onları yakalayabilir ve birkaç saniye tutabilir.
● Gözünün önünde yavaş hareket ettirdiğiniz oyuncağı bir yandan diğer yana kadar izleyebilir. Sadece gözüyle izlemek, görmek için kafasını da nesneyi götürdüğünüz yana çevirir.
● Yüzükoyun yatarken dirseklerinden destek alarak başını kaldırabilir.
● 7-8 saat beslenmeden gece uykusu uyuyabilir.
Değişiklikler
● Başını ve gövdesini daha iyi kontrol eder. Artık başını, gövdesini çok çevirmeden tek başına çevirebilir.
● Hareketleri gelişir. Her şeyi gözler, yaptıklarınızı izler, uzattıklarınızı yakalar ve emmek için ağzına götürür.
● El ve parmakları ile ilgilenir, uzun süre onlara bakar. Evirip çevirerek uzun süre elleriyle oyalanabilir.
● Görmesi neredeyse tamdır. Nesneleri, renkleri tüm ayrıntılarıyla görür.
● Uyku, uyanıklık ve yeme düzeni oluşmaya başlar.
Oyunlar
● Bebeğinizle oynarken yüzünüzün tamamını görebilmesi için direkt ona bakın.
● Pek çok farklı nesne gösterin. Bunun için parlak renkli, dinlemesi, dokunması, izlemesi ilginç olan ama ağzına götürdüğünde yutma riski olmayacak kadar büyük oyuncaklar seçin. Yakalaması, ulaşması için onu cesaretlendirin.
● Yatağına kırılmayan bir ayna asın, yalnız olmadığını hisseder, kendini inceler.
● Eline küçük bir çıngırak verip, onunla nasıl ses çıkaracağını ve sallamayı öğretin.
● Onun yaptıklarından, memnun olduğunuzu gösterin, onu övün ve sık sık ismini söyleyin.
● Bebeğinize şarkı söyleyip, onunla dans edin. Ona ilgi ve sevginizi sunun. Beslenme
● Hala sadece anne sütü veya mama ile besleyin.
● Sütünüzü zorunlu hallerde verilmek üzere depolayabilirsiniz. Sütünüzü buzdolabında 24 saat, derin dondurucuda 6 ay saklayabilirsiniz.
● Doktorunuz önermeden katı gıdalara başlamayın.
● Dinlenmeye, dengeli beslenmeye ve yeterince sıvı almaya özen gösterin.
Bakım
● Küçük parçalı oyuncakları bebeğinizden uzak tutun.
● Bebeğiniz minik bir sepette uyuyorsa ona bebek karyolası almayı planlayın. Özellikle parmaklıkların arasının sıkışmayacağı kadar dar ve yüksekliğin düşmeyeceği boyutta olmasına özen gösterin.
● Bebeği dışarı çıkarırken sizin rahat ettiğiniz kıyafetin bir fazlasını giydirin. Siz süveterle çıkarken ona 3 battaniye örtmeyin.
● Dışarıya çok fazla çıkmıyor olsanız da yavaş yavaş güvenilir bir bebek bakıcısı araştırmaya başlayın. Onu siz birlikteyken bebeğinizle tanıştırın.
● Bebeğinizi normal kontrolü, pnömokok ve BCG aşısı için doktorunuza götürün.
 4.AYNeler Yapabilir?
● Avucuna konan nesneyi tutabilir, bırakmakta zorlanabilir. Uzatılan objeye uzanabilir, ama tutabilmesi için bir iki hamle gerekebilir.
● Dönebilir.
● Destekle oturabilir, başını dik tutabilir.
● Dudaklarını şapırdatabilir, dudaklarını sarkıtarak somurtma ifadesi takınabilir.
● Evdeki farklı kişileri tanır. Onunla ilgilenildiğinde sıcak ve sesli gülümsemeleri vardır.
● Oyunlardan, oyuncaklardan hoşlanır.
● Gece boyu uyuyabilir, bezini kaka yapmadığı sürece değiştirmek gerekmez.
 Değişiklikler
● İlk dişi çıkarmaya hazırlanır.
● Görmesi tamamlanır, her şeyi renkleriyle görür. Farklı uzaklıklara gözünü odaklayabilir.
● Duyma tam gelişir. Farklı seslerle ilgilenir, kendi çıkardığı sesleri dinler. Sürekli yeni heceler çıkarır. Onunla yumuşak konuşursanız rahatlar, gülümser, kızgın konuşursanız ağlamaya başlar.
● El, parmak koordinasyonu gelişir. Elleri ile yapmak istediği şeyi yapmayı öğrenir.
Oyunlar
● Bebeğinize tutacağı, kavrayabileği, dinleyebileceği oyuncaklar verin. Sizi koklamasına izin verin. Müzik dinletin.
● Banyo yaparken oyun için biraz daha uzun bir zaman ayırın. Banyo oyuncakları ile oynaması gelişimine yardım eder.
● Bebeğinizin başarılarını överek, gülümseyerek, onu kucaklayıp severek kutlayın. Unutmayın bebeğiniz sizin övgülerinizle motive olan sosyal bir canlıdır.
 Beslenme
● Bebeğiniz acıktığını çok daha kolay belli edebildiği için beslenme saatlerinizi isteğe bağlı düzenleyebilirsiniz.
● Sadece anne sütü alıyor ve tartı artışı ideal ise öyle devam edin. Ek mama da veriyorsanız doktorunuzun önerileri doğrultusunda pürelere başlayabilirsiniz. Her yeni besine tek başına ve az miktarda başlayın, yeni tatlara alışmasına izin verin. Hiç bir besin ve öğün için bebeğinizle kavga etmeyin. İstemediği zaman bırakın, daha sonra tekrar denersiniz.
Bakım
● Oyuncakların güvenli olmasına özen gösterin. Metal çıkıntılarının gevşemediğinden, tüylü oyuncakların göz, burun gibi yutulabilecek veya boğulmaya neden olabilecek küçük parçalarının kopmayacağından emin olun.
● Bebeğiniz emzik kullanıyorsa bunu boynuna asmayın, kullandığınız asıcı boğulmasına, boynunda kesik ve yaralara neden olabilir.
● Eğer diş çıkarmaya başladıysa diş kaşıyıcılar, özellikle buzdolabında soğutulmuş olanlar onu rahatlatır. Ama bunlar hariç her şeyi de kaşımak için kullanabilir.
● Bebeğinizi 2. karma aşısı, rotavirüs aşısı ve normal kontrolü için doktora götürün.
5.AYNeler Yapabilir?
● Sesinize tepki verir, konuşanı görebilmek için döner, arar. Annesinin sesini duyunca ağlamayı keser, heyecanlanır.
● İlgilendiğinizde gülümser ve size yanıt olarak kendi dilinde konuşur.
● Pek çok farklı ses çıkarır. Bunların bir kısmı kendine özgüdür. Duyduklarını taklit etmeye başlayabilir.
● Gördüğü hareketleri taklit etmeye çalışır.
● Elinden oyuncağının alınması veya onu mutsuz eden bir davranışı protesto eder, bağırır, ağlar ya da kendini sıkarak tepki verir.
● Her şeye dokunmak, her şeyi tutmak ve tatmak ister. Elindeki oyuncağı diğer eline geçirebilir.
● Uykusu, yemesi, dışkılaması belli saatlerde olmaya başlar.
Değişiklikler
● Emekleme benzeri hareketler başlar. Yatağında yatırdığınızdan farklı yerlerde bulmaya başlarsınız.
● Yabancılaşma başlar. Sık görmediği kişilere ağlayarak veya saklanmaya çalışarak tepki verebilir.
● Kilo artışı daha yavaşlar. Bu ayda genellikle doğum kilosunun iki katına ulaşmıştır.
Oyunlar
● Bebeğinizin çıkardığı sesleri taklit edip onu konuşmaya teşvik edin. Net, kısa cümlecikler kurun ve kelimeleri tekrarlayarak konuşun. Şarkılar söyleyin.
● Bebeğinizin başka bebeklerle karşılaşmasını sağlayın, birbirlerini inceleyip konuşmalarına izin verin.
● Sık sık kucaklayın, sevginizi gösterin.
● Yatak üstüne takılan müzikli dönenceleri bu ayda kaldırın, bebeğiniz uzanıp yakalayabilir ve yaralanabilir.
● Eliyle rahatça kavrayabileği yumuşak, sesli oyuncaklardan hoşlanır. Yavaş yavaş oyuncak tercihi başlar.
Beslenme
● Anne sütü veya mama vermeye devam edin. 1 yaşından önce inek sütünü alerji riski nedeniyle vermeyin.
● Doktorunuz katı besinlere başlamanızı söylediyse, her besine tek tek ve bir iki kaşıkla başlayın, alıştıkça miktarını artırın. Doyduğunu belirttiğinde yedirmeyi bırakın, aşırı beslemeyin.
● Yemek saatlerinin ikiniz için de zevkli bir zaman olmasına gayret edin. Karşılıklı inatlaşmalardan kaçının.
Bakım
● Bebeğiniz ana kucağından kolayca kalkıp yuvarlanabilecek kadar büyüdü, dikkatli olun. Yüksek yerlerde tek başına bırakmayın. Ana kucağı ya da pusetinde mutlaka bağlı olmasına özen gösterin. 
● Evinizi bebek için güvenli bir hale getirmeye başlayın, kabloları, yuvarlanabilen tabure gibi araçları ortadan kaldırın. Masa sehpa gibi eşyaların sivri köşeli olmamasına dikkat edin.
● Özellikle sarkan örtüler ve üzerindeki ağır, kırılabilen eşyaların meraklı bebeğiniz için oluşturacağı tehlikeleri göz önünde bulundurun.
● 2. pnömokok aşısı ve kontrol için doktorunuza götürün.
6.AYNeler Yapabilir?
● Her yöne dönebilir.
● Karnı yerden tam kalkmadan sürünür, emekleyebilir, dönmekten keyif alır. Odayı dönerek turlayabilir.
● Kısa süreli oturabilir, ancak dengesini sağlamakta uzun süre başarılı olamayabilir.
● Nesneyi bir elinden diğer eline çok rahatlıkla geçirir.
● Ses çıkarabildiği objeleri sallamaktan hoşlanır. Çıkarabildiği sesleri başkalarıyla paylaşmak ister.
● Düşürdüğü oyuncağın kendine geri gelmesini ister. Attım, aldım oyunları hoşuna gider.
● Yüzünüzle oynamaktan, saç çekmekten hoşlanır.
 Değişiklikler
● Elleriyle kendisini beslemeye çalışır, tabağındaki yemekle karın doyurmaktan çok oynamak için ilgilenir.
● Bebeğinizin zekası hızla artar. İstediğine ulaşmak için plan yapmaya başlar. Örneğin; yakalanmadan ulaşmak istediği yere gitmek için daha seri emeklemeye çalışır. Ona bakmadığınız zamanı kollar, almak istediği şeye ulaşana kadar farklı zamanlarda hamle yapar.
● Henüz konuşmasa bile, anne, mama, araba, banyo gibi kendince önemli sözcükleri tanır.
● Mutluluğu, sevgisini, korkusunu, sabırsızlığını, heyecanını ve pek çok duyguyu ifade edebilir.
 Oyunlar ● Bebeğinizle şarkılar söyleyin, birlikte el çırparak tempo tutun, sözcükleri yumuşak bir ses tonuyla açıkça vurgulayarak söyleyin.
● Bebeğinizi kucağınıza alın ve onun çıkardığı sesleri ve yüz ifadelerini onunla birlikte tekrarlayın.
● Bebeğinizin çevresine yumuşak yastıklar koyarak desteksiz oturmaya teşvik edin.
● Bebeğinizi karın üzerine yere yatırın, kollarıyla kendini yerden kaldırmasına ve ilerlemesine teşvik edin.
● Bebeğinizin sizi görebileceği bir yere geçip kollarınızı açın ve onu kucaklayacağınızı söyleyin, bebeğiniz gülümser, cilve yapar. Size ulaşmaya çalışırken onu kucaklayın.
Beslenme
● Bebeğiniz katı besinlerle tanışmaya devam eder. Mönüye yeni tahıllar, meyve suları ve sebzeler eklenir. Bu dönemde henüz portakal ve domates suyundan, bal ve yumurta akından uzak durun. Bu besinler için 1 yaşını bekleyin.
Bakım
● Evdeki ulaşılabilir bütün prizleri emniyete alın, kabloları ortadan kaldırın, yerlerde ve bebeğin ulaşabileceği alanlarda yutabileceği, boğulmasına neden olabilecek boyutta oyuncak vs. bırakmayın. Mobilyalarda ve onun kemirip dokunacağı eşyaların boyalarının kurşun içermemesine dikkat edin.
● Eviniz merdivenli ise ağızlarını minik engel kapılarla kapatın. İlaçları ve temizlik malzemelerini üst raflarda ve kilitli dolaplarda saklayın. Sıcak radyatörlere ulaşmaması için engeller koyun, balkonları da onun için güvenli hale getirin.
● Bebek arabasıyla dolaşmaya çıkın, parka götürün.
● Kontrol ve 3. karma aşıları için doktora götürün
7.AYNeler Yapabilir?
● Emeklemeye başlar. Pek çok emekleme stili vardır. Mutlaka dört elle emeklemeyebilir. Popo üstünde, karın üstünde sürünebilir veya kendine özgü stiller yaratabilir.
● Kendini yukarı çekip ayakta pozisyona gelmeye çalışır.
● Değişik gördüğü her objeyi tadarak, sallayarak, koklayarak, atıp vurarak tanımaya çalışır.
● Sosyal olaylara katılmaya çalışır, birey olduğunu hissettirmek ister.
● Kelimeleri ve sesleri taklit etmeye çalışır.
 Değişiklikler
● Dengesi iyice gelişir. Elinde oyuncakla oynarken bile rahatça oturabilir.
● Çok meraklı ve maceracıdır. Korku sayesinde bu duygular törpülenir. Merakla araştırır, ilerler, dokunur ama elini hemen çeker, yanınızdan ayrılır ancak kısa sürede geri döner. Varlığınız ona güven verir.
● Parmaklarını kullanmayı öğrenir. Baş ve işaret parmağıyla eşyaları kavramaya başlar.
● Düşünme, muhakeme yetileri gelişir. Örneğin göremese bile yüksekte ilginç nesneler olabileceğini bilir, örtüyü çekerek veya parmak ucunda yükselip  yükselip eliyle sıvazlayarak onlara ulaşmanın yollarını bulur. Beceremezse vazgeçmez, farklı ulaşma yolları arar.
● Bebeğiniz sizin neleri yapmasından hoşlanmadığınızı bilir, isterse uygular. Neleri yapmak istemediğini size net ifade eder, zorlanırsa tepki verir.
 Oyunlar  ● Bebeğinize bebek magazinlerini, resimli kitapları gösterin. Elleriyle kavrayıp inceleyebileceği kalın sayfalı mümkünse her sayfada büyük tek resimler olan kitaplar alın. Resimleri masal gibi anlatın, hayvanları sesleri ve hareketleriyle tanıtın.
● E-cee oynayabilirsiniz. Bir örtü ile yüzünüzü kapatıp, birden açın, çok keyiflenecektir. Daha sonra onun yüzünü kapatarak oyunu geliştirin.
● Ayna karşısında kendini gösterip, kim olduğunu sorun. Aynadaki görüntüyü işaret edip adını söyleyin.
● Ne yaptığını söyleyerek onunla dans edin.
● Bebeğinizi kucaklayın ve onunla yumuşak ses tonuyla konuşun, ona sevdiğinizi söyleyin.
 Beslenme
● Bebeğin eline siz yanındayken kolay parçalanmayan bisküviler veya ekmek kabuğu verebilirsiniz.
● Hazır meyve suları, kolalı içecekler, şekerli su, şekerler veya diğer tatlandırılmış mamüller çocuğunuza uygun besinler değildir.
● Biberonla besleniyorsa yatağında uyurken biberonun ağzında kalmamasına özen gösterin. Buna diş sağlığı için dikkat edilmelidir.
● Yemek zamanı eline bir şeyler vererek kendini beslemesine izin verin. Kaşık tutabilir, bardağını ağzına götürmeye çalışabilir. Parmaklarıyla kendini besleyebilir.
 Bakım
● Diş çıkarma bulguları başlayabilir. Hafif ateş, dışkıda sulanma, hafif keyifsizlikler olabilir. Bu bulgular uzun sürerse doktorunuzu haberdar edin.
● Bebeğinize bakamayacak kadar meşgul olduğunuz zamanlarda onu birkaç oyuncakla birlikte oyun parkına koyun, onun için daha güvenli olur.
● Araba için yaşına uygun araba koltuğu alın. Artık arka koltukta yüzü öne dönük olarak koltuğunda oturabilir.
● 3. pönomokok aşısı ve kontrolü için doktora götürün.
8.AYNeler Yapabilir?
● Küçük oyuncakları baş ve işaret parmağı ile yakalar. Tuttuğu eşyaları ağzına götürmeye çalışmaktansa incelemeye başlar.
● Yardım almadan oturur pozisyona geçebilir, emekleme hızlanır, kendini yukarı çekerek ayağa kaldırabilir.
● Başkaları ile oynamaktan hoşlanır.
● Geçmişi hatırlar, yeniden karşılaştığı olayları hatırlayarak davranışını belirler.
● Anneye ilgisi çok artar, onun yaşam kaynağı olduğunun farkındadır, gözünün önünden ayrılmasını istemez, ayrılık korkusu başlar.
Değişiklikler
● Etrafında gördüğü her şeyi merakla inceler. Çiğner, vurur, fırlatır ve boşaltır.
● Tırmanmayı sever, alçak mobilyalara, merdivenlere, açabildiği çekmecelere tırmanır, nasıl geri döneceği umrunda değildir.
● Ne istediğini iyi bilir. Kişiliği gelişmeye başlar. Yoluna çıkıldığında sinirlenir.
● Kendi yeme sitilini ve mönüsünü oluşturmaya başlar.
● Görüşü tam olarak gelişmiştir. Etrafındaki tüm ayrıntıları seçer.
● Bebeğiniz sizi taklit ederek dünyada nasıl yaşayacağını öğrenmeye başlar. Sözcükleri çıkaramasa da mimikleriyle konuşmanızı taklit eder. Ev içindeki bütün davranışlarınızı izler. Siz istediğinizde değil kendi istediğinde, hazır olduğunda ve uygun yerde öğrendiklerini tekrarlar.
Oyunlar
● Bebeğinizin taklit etmekten hoşlanacağı eğlenceli sesler çıkarın, hareketler yapın.
● Bebekler ve çocuklar için yapılmış müzikler, şarkılar dinletin.
● Ayakta pozisyona getirerek dans etmesini, yürümesini, tempo tutmasını sağlayın.
● Bebeğiniz ile birlikte emekleyin. Hızlandıkça övün. Büyük çocuğunuz varsa onu da size katılmaya ikna edin.
● Oyuncaklarını bir sepete doldurun, nasıl çıkaracağını öğretin, sonra yeniden doldurup onun boşaltmasına izin verin.
● Bebeğinizle birlikte alışverişe çıkın, kalabalık ortamlar onun için uyarıcı ve eğlencelidir.
● Bebeğinize kucaklamak, öpmek, konuşmak için zaman ayırın.
 Beslenme
● Yeni deneyeceğiniz besinleri bebeğiniz açken verin.
● Eline kemirmesi için az pişirilmiş sebzeler, bisküvi, meyveler verin.
● Domates yedirmeye ve portakal suyuna başlayabilirsiniz.
● Bebeğinizin bağımsızlık gösterilerine hazırlıklı olun. Aniden bebek yemeklerini istemez, kaşığı reddederse bunu sorun yapmayın. Yemeği önüne koyun, kendini beslemesine izin verin ama bu arada devrilen tabaklara, saçılan yemeklere de hazırlıklı olun.
                                                                                                                                          Bakım
● Bebeğinizin favori oyun alanı mutfağınız, alt çekmeceler, girebileceği kadar küçük aralıklardır. Özellikle kesici, sivri, kırılabilir eşyalarınızı üst raflara taşıyın. Çekmeceleri ve tehlikeli bölümlerin kapılarını kilitleyin veya ulaşmasını önleyecek engeller koyun.
● Büyük çocuğunuza onun kenara itildiğini düşünmesine fırsat vermeyecek şekilde zaman ayırın. Kendine güvenini tazeleyin.
● Doktor, ambulans, itfaiye, polis ve zehir danışma merkezinin telefonlarını kaydedin, telefonun yanında ulaşabileceğiniz bir yere koyun.
● 3. Hepatit B aşısı ve kontrolu için doktorunuzu ziyaret edin.
 9.AYNeler Yapabilir?
● Baş ve vücudunu rahatça kontrol ederek tutunup ayağa kalkar.
● Mükemmel emekler.
● Objeleri rahatlıkla tutar ve oynar.
● Oynamak için birbirine benzeyen oyuncakları toplar; küpler, toplar, kapaklar v.s gibi.
● Belli objeler arasında kesin ilişki kurabilir. Anahtarı kilide sokmak, kapağı kavanoza kapatmak, kumandayı televizyona doğru tutmak gibi. Dışarı çıkıyoruz dediğinizde ayakkabısını arar, getirir. Yemek yiyeceğini söylerseniz hazırlanır.
● Ayakkabı, büsküvi, top gibi pek çok sözcüğü; bana getir, bana ver gibi basit emirleri anlar.
● Yüksek sesten korkmak gibi yeni korkular geliştirir. Elle tutamadığı soyut şeyler onun için korku kaynağıdır. Korna sesinden korkuyorsa mutlaka arabadan geldiğini gösterin. Matkap, çamaşır makinesi çalışırken çıkardıkları sesin kaynağı olduklarını gösterin. Ses ile nesne arasında ilişki kurduğu zaman korku azalır.
Değişiklikler ● Kalkıp yürümek ister, ancak tek başına başaramayabilir, destek ister. Mobilyalara tutunarak dolaşır.
● İlginizin hep ona yönelik olmasını, onu takdir etmenizi ister. Alkışlamayı öğrenir ve iyi olduğunu düşündüğü işleri yapınca alkışlanmak ister. ● Başkalarının duygularına duyarlıdır, üzülen veya ağlayanlar onu etkiler, ağlamaya başlar.
● Becerileri geliştikçe kendini daha uzun süre oyalayabilir, özellikle etrafı keşfetmekten çok hoşlanır. Tehlike kavramı tam oluşmadığı için bu dönemde merak başına iş açabilir.
Oyunlar ● Bir oyuncağını örtünün altına saklayıp,”nerde oyuncak” diye sorun, bulmakta zorlanırsa örtüyü biraz aralayın.
● Ona öten oyuncaklardan alıp, nasıl ses çıkaracağını gösterin. Başarabildiğinde alkışlayın.
● Banyo küvetini doldurup oturtun, yavaşça yüzüne su atın, onun da sizi ıslatmasına izin verin.
● Parmak oyunları oynayın. Şarkı söyleyerek parmaklarınızla hareketleri vücudunda göstererek birlikte eğlenin.
● Yatak ve uyku zamanı için bir düzen geliştirin. Uyku zamanına yakın onunla onu uyaran oyunlar oynamayın. Bebeğinizi kucaklayıp, onunla yumuşak tonda konuşun. Bir hikaye okuyun veya bir masal anlatın, yatağına  sadece orda duran tanıdık yumuşak oyuncaklar koyun.
● Bebeğinizle sürekli konuşun, ne yaptığınızı anlatın, kullandığınız eşyaların isimleri tekrarlayın.
Beslenme
● Bebeğinizi beslerken taze besinleri seçmeye özen gösterin. Sofranıza oturtun ve ona uygun yumuşak yiyeceklerden tatmasına izin verin.
● Biberonunu veya bardağını tutmaya teşvik edin.
 Bakım
● Bebeğinizi yanında olmadığınız zamanlar banyodan uzak tutun. İlaçların ulaşamayacağı bir yerde olmasını sağlayın.
● İlişkinizde kurallar koyun. Her düşüşte yardımına koşmayın. Kendi başının çaresine bakmasına izin verin, ama gözünüzü üzerinden ayırmayın. Yardıma hazır olun ama gerekirse müdahale edin. Her ağladığında yanına koşmayın, ağlama nedenini sorup çözmeye çalışın ama telaşlanmayın.
● Tehlikeler için belirli, net sinyaller verin. Fırına ocağa yaklaşıyorsa “sıcak”, tırmanıyorsa yüksek, düşersin, prizlerle oynamak istiyorsa “dur” gibi. Amaç siz yanına gidip onu uzaklaştırana kadar tehlikeden uzak kalmasını sağlamaktır. Evi tekrar gözden geçirin. Tehlike odaklarını en aza indirmeye çalışın.
● Normal kontrolu için doktorunuza götürün.
10.AYNeler Yapabilir?                                                                                                                                     
● Mobilyalara, merdivenlere tırmanır.
● Ev eşyaları ile oynamayı sever. Kitapları raftan indirir, çekmeceleri boşaltır, çiçekleri devirir, topraklarını saçar, elindekileri tuvalete atar v.s.
● Kesinlikle tercih ettiği oyuncakları vardır.
● Giydirirken size yardımcı olur.
● İlgi ve arkadaşlık ister.
Değişiklikler
● Diğer insanları taklit eder. Ses tonunuzu, mimiklerinizi, tepkilerinizi tekrarlar. Sizden gördüklerini yapmaya gayret eder, kendini sizin beslediğiniz gibi beslemeye çalışır.
● Müzik ve danstan hoşlanır. Duyduğu müziğe göre sallanır, mırıldanır.
● Olayları daha iyi kavrar. Giyindiğinde dışarı çıkılacağını, yemek hazırlama seslerinden sofraya oturacağını algılar.
● Sizin onayınızı almak için yapması gerekenlerle kendi yapmak istedikleri arasında bocalar.      Oyunlar
● Birlikte bol resimli kitaplara bakın, farklı nesnelerin isimlerini sürekli tekrarlayın.
● Bebeğinize bir top veya herhangi bir oyuncak gösterip arkanıza saklayın, nerde olduğunu sorun.
● Boş bir kutu verin, oyuncaklarını içine doldurmasını öğretin. Dolunca boşaltın tekrar doldursun. Bu oyunu yavaş yavaş kendi başına oynamasına izin verin.
● Kendini yukarı çekerek ayağa kalkmaya teşvik edin, bunu başarınca nasıl mutlu olduğunuzu gösterin. Bu onu hareketi tekrarlamaya iter.
● Konuşun, kucaklayın, sevginizi gösterin.
Beslenme
● Aile sofrasına oturtun.
● Meyveleri soyup eline verin. İri tanecikli yiyeceklere alıştırmaya başlayın.          
Bakım
● İnsanlarla daha sık bir araya gelerek yabancı korkusunu yenmeye çalışın.
● Banyoda kendini yıkamasına izin verin. Bitiminde kurulanması için havlu verin. Her aşamada ona yardımcı olun.
● Uyku zamanı yaygara koparıyorsa zorlamayın. Ancak unutmayın kuralllar küçük yaşta netleşir. Ona herşeyin zamanı olduğunu anlatın. Zorlamayın ama taviz de vermeyin. Belki bir masal fazla okunabilir ama uyku saatinde oyun oynanmayacğını bilmesini sağlayın. Bu yaşta uyku sorunları olabilir, kendi kendine yeniden alışkanlığını oluşturmaya gereksinim duyar. Sabırla ortak yolu bulun.
11.AYNeler Yapabilir?
● Tutunarak ayakta değişik pozisyonları dener, tek ayak üstünde durma, parmak ucuna yükselme gibi. Yere eğilip oyuncağını alıp tekrar doğrulabilir.
● Ayaktayken düşmeden yumuşakça oturmayı öğrenir.
● Şekiller ve boyutlarla ilgilenir, büyük küçük farkını keşfeder. Küçük parçayı büyüğün içine koyar, üst üste taktığınız legoları ayırmaya bayılır.
● Baş ve işaret parmaklarını mükemmel kullanır.
● Çoraplarını çıkarabilir, ayakkabı bağını çözebilir.
● Bardaktan bir kerede 3-4 kere yutkunarak su içebilir.
 Değişiklikler
● Bebeğiniz doğru ve yanlışı ayırt etmeyi öğrenir. Doğru yaptığında ilginizi çekmeye çalışır, tekrarlar, alkış ve övgü bekler. Yanlışı yaptığında saklanır, sakinleşmenizi bekler.
● İstediği şeyi yardımsız yapmanın yollarını keşfeder. Bazen de sizi istediği şeyi onun için yapmaya zorlar.
● Daha çok kelimeyi anlar, anlamlarını bilir. “Topun nerde” dediğinizde arar, “arabayla dolaşalım mı” dediğinizde kapıya gider.
● Bebeğinizin gelişen zekası ona annenin rahatlık ve güven olduğunu algılatır. Önceki aylara göre anneye olan bağlılığı daha da artar.
   Oyunlar 
● Hikaye kitaplarını resimleri göstererek, sesleri ve hareketleri taklit ederek yüksek sesle okuyun, zamanı gelince sayfayı çevirmesine izin verin. Her sayfaya bir hikaye uydurun. Kitapları hikayeleri ile hatırladığını farkedeceksiniz. Bazılarını tercih eder. İlgi alanı belirginleşmeye başlar.
● Birbiri içine geçebilen oyuncaklar verin.
● Henüz yürümese de ayağıyla oyuncağı, topu itmesini öğretin.
● Telefon, tabak, bardak gibi oynamaktan hoşlandığı eşyaların oyuncaklarını alın.
● Sık sık kucaklayıp sevgi gösterin.                                                                                                                                     
Beslenme
● Aile sofrasına oturtun. Küçük porsiyonlar halinde yeni yiyecekler deneyin. Kendisini beslemesine izin verin, gerektiği yerde yardımcı olun.
Bakım
● Bebeğiniz yürümeyi öğrenirken zaman zaman düşecek. Olayı abartmadan yanına gidin, ilgilenin, yardım isterse edin, kucaklayın, onu rahatlatacak sözcükler kullanın ve yeniden yürümeye teşvik edin.
● Ayak kaslarının gelişmesi için evde olabildiğince çıplak ayakla dolaştırın. Alacağınız ayakkabıyı yumuşak tabanlı, hareket kabiliyetini kısıtlamayanlardan seçin.
● Banyosunu yatırmadan önce yapın. Yorucu bir günün ardından onu gevşetir ve daha rahat uykuya geçer.
● Kendiniz de örnek olarak çocuğunuza nazik olmayı öğretmeye başlayın. Ondan bir şey isterken ''lütfen'', yaptığında ''teşekkür'' ederim demeyi ihmal etmeyin. Bu kelimeleri bebeğiniz kullandıkça onu övün.
12.AYNeler Yapabilir?
● Oturmak yerine yürümekten hoşlanır. Tırmanmayı sever.
● Bir ya da iki en çok sevdiği oyuncak vardır ve bunlarla oynar. Zaman zaman bunları ödüllendirir veya ceza verir. Söz ve hareketlerinin sizin taklidiniz olduğunu farkedeceksiniz. Bebeğinizle konuşurken onun nasıl şekillenmesini istediğinizi düşünün ve ona uygun davranış ve sözcükleri seçin. Yap dediğinizi değil sizin yaptıklarınızı yapacağını unutmayın.
● Evde veya dışarıda giysilerini çıkartmaktan hoşlanır. Giysileri giyerken size yardımcı olur.
● Basit top oyunları oynayabilir. Kibarca isterseniz elindeki oyuncakları verebilir, kızgın ifade ederseniz fırlatıp atabilir.
● Anne, baba, mama gibi basit bir iki sözcük söyler.
●  Uykuya gitmeye tepki verebilir, sabırlı olmak gerekir.
 Değişiklikler
● Yaşıtları ve diğer çocuklarla ilgilenir. Yan yana oynar ancak henüz paylaşma kavramı gelişmemiştir.
● Duygulanımı gelişir, yaptıklarına güldüğünüzde o da size güler, aynı tepkiyi defalarca tekrarlamanızı isteyebilir.
● Işığı açıp, kapayabilir, tekerlekli oyuncakları iterek evi dolaşabilir, sizi izleyerek parçaları bir araya getirebilir. Kavanoz kapağını üstüne yerleştirip alabilir.
● Söylediklerinizi daha iyi anlar, basit emirlerinizi yerine getirir, günlük yaşamla ilgili açıklamalarınızı algılayabilir, uygulama konusunda sabır gereklidir.
 Oyunlar
● Çocuğunuzu karşınıza alıp burnunuzu gösterip, adını söyleyin, aynı şeyi kendi burnunu göstererek yapın, sırasıyla diğer organları için de aynı yöntemi kullanın. Defalarca tekrarlandığında sorulunca organlarını gösterebilir. Bu oyunu kitaplarda bebek ve diğer oyuncaklarında da tekrarlayın.
● Bebeğinizle günlük yürüyüşler yapın. Çimene, ağaç gövdesine, çiçeklere dokunmasını, hissetmesi sağlayın.
● Plastik küplerden birlikte kuleler yapıp, yıkın.
● Tekerlekli oyuncaklar alın, böylece eğlenerek dolaşıp, sizi oda oda izleyebilir.
● Çocukları olan ailelerle bir araya gelebilirseniz sosyal olmayı daha kolay öğrenir.
● Sevginizi mutlaka gösterin.
                                                                                                                                 Beslenme
● Artık pastörize inek sütüne başlayabilirsiniz.
● Bebeğinizin eliyle veya kaşıkla yumuşak besinleri yemesine izin verin,  dağınıklığı, kirleri görmemeye çalışın. Öğrenmek için kirlenmesi de gerektiğini unutmayın.
● Eline domates, salatalık veya havuç dilimleri verebilirsiniz.
● Tek tip yemek seçebilir, onun isteklerine aşırı tepki göstermeyin, seçimlerine olabildiğince saygı gösterin, günde 3 ana öğün planlayın. Unutmayın çocukların yeme alışkanlıkları da kendilerine özgüdür. Kimi 5-6 öğün kimi 2 öğünle doyar ve büyür. Gelişimi normal ise onun isteklerine saygılı olun.Bakım● Sehpalarda veya masa üstlerinde itip düşürebileceği, kendine zarar verebileceği, ağır, kırılabilen eşyalar bulundurmayın.
● Mutfakta ocağın arka bölümlerini kullanmaya özen gösterin, tava saplarını mutlaka arkaya çevirin. Sivri uçlu, keskin aletleri bebeğin ulaşabileceği yerlerde bırakmayın.
● 1 yaş kontrolü, rutin tetkikleri, mmr ve su çiçeği aşısı için doktorunuza götürün.
 mystical2009-02-24 17:07:44

mor_kedi
13.08.2008, 06:54
Annenin kahkaha atması bebeğe yarıyor Japonya'da yapılan bir araştırmada, bebek emziren annelerin kahkaha atmasının, anne sütündeki melatonin düzeyini artırdığı ve bu sayede bebeğin alerjiye yakalanmamasına yardımcı olduğu ortaya çıktı.Osaka'daki Moriguchi-Keijinkai hastanesinden Hajime Kimata, anne sütü emen 5-6 aylık, toza alerjili ve egzema hastalığı görülen 48 bebeğin anneleri üzerinde araştırma yaptı. 24 bebeğin annesine ünlü komedyen Charlie Chaplin'in ''Modern Zamanlar'' filmi izletildi, diğer 24 bebeğin annelerine de meteorolojiyle ilgili "sıkıcı bir program" seyrettirildi. Film seyrederken kahkaha atan annelerin sütündeki melatonin düzeyinin arttığı ve bu annelerin bebeklerin cilt alerjilerine karşı daha dayanıklı oldukları belirtildi. Melatonin hormonunun temel görevi vücudun biyolojik saatini koruyup ritmini ayarlamak. Araştırmayla ilgili makale, ''Journal of Psychosomatic Research'' dergisinde yayımlandı.

bebegimm
15.08.2008, 03:53
Bebek Sallamanın AmacıBir haftalık bebekler günün yaklaşık yüzde80'ini kısa aralıklarla uyuyarak geçirirler. Biraylık olduklarında, uyku zamanları günde 3 ila 4kestirmeye ve 5-6 saatlik kesintisiz bir gece uykusunadönüşerek gittikçe azalır.Bebeklerin geceleri uykudan uyanmaları annelerin ençok zorlandıkları hususlardan biridir. Günümüzdeuzmanlar 'bebek ağladığında karnının tok,altının kuru olduğundan ve sancısınınolmadığından eminseniz, yattığı odanınkapısını kapatıp yanından kararlı bir şekildeuzaklasın, bir süre sonra sesi kesilip uyuyacaktır'diyorlar.Annelerin çocuklarını kitaplara bakarak büyütmeyeçalıştıkları 20. yüzyılın son çeyreğindenönce doğan bebekler annelerinin kucaklarında,ayaklarında veya bir beşikte sallanıp uyutularakbüyüdüler.Bebeklerin sallanarak uyutulmalarına, bilim adamları'vestibular uyan' adını veriyorlar. Gerçi annelerbinlerce yıldır bebeklerini sallıyorlar ama konuaraştırmacıların daha yeni ilgisini çekiyor.Anneler sallamanın bebeği sakinleştirdiğinden veuyuttuğundan eminler ancak uzmanlar bunun ayrıcabebeğin gelişimine de çok faydalı olduğuhususunda dikkati çekiyorlar.İç kulak, işitme ve denge organlarını içeren ikibölümden oluşur, işitmede hiçbir rol oynamayanikinci bölüm yalnızca dengeyle ilgilidir. İçisıvı dolu yarım daire biçiminde üç kanaldanoluşan bu bölüme 'vestibular labirent' denilir.Buradaki hücreler, başın en küçük hareketi ileçalkalanan iç-kulak sıvısınınçırpıntılarıyla uyarılarak başın açısalhareketini anında beyne iletirler. Görme duyusununda yardımıyla dengenin sağlanmasına yardımcıolurlar. Çok hızla dönüp aniden durduğumuz zaman,iç kulak kanallarındaki sıvı hala dönmekteolduğundan baş dönmesi denilen durum meydana gelir.Vücut sallanırken gözler sabit bir noktayabaktığında onlardan beyine hareket olmadığısinyali gider. Bu iki sinyal arasındaki fark, arabatutmasında olduğu gibi bir çeşit baş dönmesiyaratır ve uyku getirir. Uykunun gelmesi vücutihtiyacı olarak değil tamamen beyinde oluşur.Devamlı hareket halinde olan, başka şeyle meşgulolan bebeğin sallanarak uyutulması zordur.Araştırmalar içkulak vestibular sistemi düzenliolarak uyarılan bebeklerin daha hızlıgeliştiklerini, daha erken oturup, ayaktadurabildiklerini gösterdiler. Salıncakta, kucaktaveya ayakta sallanan bebeklerdeki reflekslerin uyarıalmayan bebeklerden daha hızlı gelişmeleriaraştırmacıları bir başka yöne, önemli birçocuk sorununa yöneltti.Hiperaktif denilen aşırı hareketli, sürekli hayalgören ve yeteneklerini geliştiremeyen çocuklarınvestibular sistemlerinde bazı bozukluklararastlandı. Yapılan çalışmalar, mongoloid olanveya beyin felci geçirmiş olan çocuklarınvestibular uyarı ile daha iyi gelişebildiklerinigösterdiler.Araştırmacıların daha yeni farkına vardıklarıbebekleri sallayarak büyütmenin faydalarınıanneler insanlığın ilk günlerinden itibarenannelik içgüdüleri ile hissetmişlerdi. Tabiiburada bebeğin annesinin kucağında sallanırken,onun sesi ve kokusu ile duyduğu mutluluğun etkisinide unutmamak gerekir.*************herkes bişi diyo ya....

hulyaa
16.08.2008, 11:51
Bebek Jimnastiği 





SÜT ÇOCUĞU JİMNASTİĞİNDE DİKKAT EDİLECEK NOKTALAR


Süt çocuğu jimnastiğine 3. ayın sonundan itibaren başlamalısınız. Bu sürenin öncesinde bebekte bir çok ilkel refleks mevcuttur ancak bunlar 3.ayda ortadan kalkarlar.Bu jimnastik egzersizleri vücut bölümlerinin neşeli bir ortak oyunudur. Böylelikle çocuğunuz vücudunu daha iyi anlar ve kavramayı öğrenir. Süt çocuğu için kendi vücudu doğal oyuncağıdır.Bebeğiniz önce elleriyle daha sonra ayaklarıyla oynar ve her şeyi ağzına sokar. Tüm jimnastik egzersizleri normal motor gelişimine uydurulmuştur. Bunlar çocuğunuza zevk verecektir. Alt bezi ve zıbın serbest hareketi engelleyeceğinden bebeğinizi jimnastikten önce soymalısınız. Jimnastik için en iyi zaman alt değiştirme zamanıdır çünkü bu sırada çocuğunuz zaten soyunuktur.Yemek üstüne egzersiz yaptırmamaya dikkat ediniz; dolu bir karınla egzersiz hiç hoş değildir.Oda çocuğun üşümemesi için iyice ısıtılmış olmalıdır. Egzersizleri, alt değiştirme sehpası veya bir masa üzerinde mümkünse 3- 4 cm kalınlığında bir sünger zemin kullanarak yapabilirsiniz. Ayrıca bebeğinizi kucağınızda da jimnastik yaptırabilirsiniz. Kucak jimnastiği egzersizleri ayrıca belirtilmiştir. Karın üstü durumunda ise ellerini ve ayaklarını görür, bunları ağzına sokar ve bu yolla kendini tanır.Bundan dolayı egzersizler değişmeli olarak karın üstü ve sırt üstü konumunda yapılmalıdır. Karın üstü veya sırt üstü hareketleri, alt değiştirme sırasında farklı yapabileceğiniz gibi her alt değiştirme sırasında 5 dakika karın üstü, 5 dakika sırtüstü egzersiz de yaptırabilirsiniz. Bütün egzersizlerde çocuğun vücudunun düz durumda durmasına ve kafanın ortada duruyor olmasına dikkat ediniz. Eğer çocuğunuz bu egzersizler sırasında huysuzluk yapıyor ve sürekli ağlıyorsa mutlaka çocuğunuzun doktoruyla görüşünüz.

 

3-6 Ay Arası Bebeklerin Karın Üstü Jimnastiği

 



Bebeğinizin 3. Ayın Sonun, 4. Ayın Başında Normal karın üstü Yatışı Dirseklerinden destek aldığına ve kalçasının yere değiyor olmasına dikkat edin. Kafa baldırlar havadadır. Bu dönemdeki bebeğiniz karın üstü yatmayı çok sever. Bebeğiniz önünüzde masada yatarken bacaklarını, vücudunuz onun uyluklarının arasına girene kadar açın. Bebeğinizin poposu ve uylukları sizin göğsünüzle zemine doğru hafifçe itilmeli.Ancak bebeğin baldırları tümüyle serbest, hareketli kalmalıdır.




El – Yüz Oyunu ‘El – Yüz Oyunu’ başlıyor. Bebeğinizin elini açarak kendini yüzünü hissetmesini sağlayın. Egzersizi her iki tarafta yineleyin‘El – Yüz Oyunu’ ile her iki tarafa kafa çevirme ve eli açma hareketini desteklemiş oluyorsunuz. Bebeğiniz kendi eliyle yüzünü keşfedecektir.



Elleri Açma Oyunu‘El – Yüz Oyunu’ ile bebeğinizin kafası yukarı kalkar ve elleri açılır. Ellerini, iyice açılana dek birbirine sürtün.Bebeğiniz bu oyun sırasında kafasını kendiliğinden kaldıracaktır ve bu sırada ense kaslarını kasacaktır.




Ayak Jimnastiği‘Topuk – Ayak dış kenarı – Başparmak Tutuşu’na dikkat ediniz. Hedefli ayak jimnastiğinde.kalçanın yere değiyor olmasına ve açılmış uyluklara dikkat edin. Baldırlar yukarı bükülerek ayak tabanlarının birbirine değmesi sağlanır. Bu şekilde, bebeğinizin ayak oyuğunun oluşumunu destekliyor ve düz tabanlığın önüne geçiyorsunuz.

 
 


3-6 Ay Arası Bebeklerin Sırt Üstü Jimnastiği

 
 


3.Ayın Sonu , 4. Ayın BaşındaNormal Sırt Üstü Yatış Ellerin ve ayakların tutma hareketlerine ve ‘Göz- El – Ağız – eşgüdümü ‘ne dikkat edin. Vücut düz durmalı. Vücudun ortasında, burun – çene- göğüs – kemiği göbek ve apıştan geçen düz bir çizgi düşünün. Bundan sonraki egzersizlerde vücudun düz durmasına dikkat edin.




El – Ele OyunuEller oyun ister tarzda açılırlar.Vücudunuzu öne eğerek yaşa uygun bacak duruşunu otomatik olarak sağlarsınız. Uyluklar birbirinden açılmıştır ve ayaklar göğsünüze değer. Çocuğunuzun kollarını dirsekler hizasında tutun ve elleri birbirine yaklaştırın. Şimdi elleri iyice açılıncaya kadar birbirine sürtün.


El – Yüz Oyunu Bebeğin el ayası, yüzüne bakacak şekilde tutun. Oyun sırasında elin açıldığını göreceksiniz. Şimdi bebeğinizin elini tüm yüzü üzerinde gezdiriniz. Bu sırada el açılmalı. Bebek eli ile yüzünü hisseder. Bunu önce her elle ayrı ayrı, sonra iki elle beraber yapabilirsiniz.




Ayak – Ağız Oyunu Bebeğin ayak başparmaklarını değişimli olarak ağzına uzatırsınız. Çocuğunuz 3-4 aylıkken kalça ve diz eklemlerini bükerek ayaklarını havada tutabilir.Bu sırada uyluklar birbirinden uzaklaşır, dizler dışarı bakar ve ayaklar birbirine değer.Bebeğinizin bacaklarının bu hareketliliğinin oyunla destekleyebilirsiniz.Böylece bebeğiniz gözleri ve ağzı yardımıyla ayaklarını tanır.

 
 


3-6 Ay Arası Bebeklerin Kucak Jimnastiği

 
 


Çocuğunuzu ilk resimdeki şekilde kucağınıza aldığınızda ne masaya ne süngere gerek kalır. Ayrıca çocuğunuzla doğrudan vücut ve bakış temasına sahip olursunuz. Aşağıdaki alıştırmalarla oyun yoluyla çocuğunuzun kollarını hedefe uzatmasına yardımcı olursunuz. Bebeğinizin vücudu uyluklarınız üzerinde düz olarak durmalıdır.

 
 


El –Ele OyunuEller açılır. Bebeğin kollarını dirseklerden tutun ve ellerini birbirine vurun. Bebeğin ellerini iyice açılana kadar birbirine sürtün. El ayalarını birbirine değdiğine dikkat edin.




Ellerle Bebek Yüzünün OyunuHer iki kol dirseklerden yukarı kaldırılır ve eller yüzünün üzerine getirilir. Her iki el açılır. Bebeğiniz elleriyle yüzünü hisseder ve algılar. Kendini algılamaya başlar.


Ellerle Anne Yüzüne Temas OyunuAçılmış elleriyle bebek sizin yüzünüzü kavrar. Bebeğin kollarını yine dirsekler hizasında tutun ve bu kez açılmış olan elleri kendi yüzünüze değdirin. Çocuğun ellerini saçlarınızda, gözlerinizde, yanaklarınızda, burnunuz ve ağzınızda dolaştırın. Bebeğinizin sizin yüzünüzü ‘kavramaktan’ zevk aldığını fark edeceksiniz. Siz de onun ellerini hissetmekten zevk alacaksınız.




Kucakta Ayak EgzersiziTopuk - Ayak dış kenarı – Baş parmak Tutuşu’na dikkat edin. Bebek ayak tabanlarını görecektir. Bu ayak alıştırmalarıyla daha sonra yürüme sırasında önem kazanacak olan ayak oyukluğunu güçlendireceksiniz. Ayrıca ileride ayakta durma ve yürüme sırasında yük binecek olan noktaları da güçlendirmiş olacaksınız.

3-6 Ay Arası Bebeklerin Karın Üstü Jimnastiği

 


Normal Karın Üstü YatışıKalça yerdeyken ‘el desteği’ olmasına dikkat edin. Bu sayede, baş, göğüs, bazen karın ve baldırlar yerden kalkabilir. Önceleri, 6. ve 7.aylarda çocuğun oturabileceğine ve sıkça oturulması gerektiğine inanılırdı. Bebeğiniz birkaç saniye oturmayı başarabilir ancak kendiliğinden oturma konumuna gelemez. Bu dururm anne baba tarafından göz önüne alınmalıdır. Bebeği vaktinden önce oturtmak hiçbir işe yaramadığı gibi omurgada duruş hatalarına yol açar. Bebeğiniz kendiliğinden oturana kadar bekleyin.




Dirsek - Bilek Tutuşu ‘Dirsek - Bilek Tutuşu’ gerilmiş olan kolları güçlendiren bir harekettir. Kalça ve açılmış olan uyluklar zemine değmektedir. Şimdi ellerinizle, bebeğinizin kollarını açık durumda olan ellerinin üstüne doğru bastırınız. Böylelikle sırt ve kol gerilmesini desteklemiş olursunuz.  Bebeğinizin ellerinin omuzlarının önünde açık durumda olmasına dikkat edin.


Gövdeden Yüklenme Egzersizi‘El arabası’ ön alıştırması diye de adlandırılabilir. Resimdeki şekilde bebeğinizi tutun. Gövdeden gergin kollara binen yük kolları kuvvetlendirir. Bu sırada ağırlığı, baş parmağınızla bebeğin sırtını iterek arttırabilirsiniz. Bebeğinizin kollarına binen yük ne kadar ağırsa, o denli güçlü olarak elleriyle direnecek ve nihayet düşecektir. Bebeğin ellerinin açık olmasına dikkat edin. Bu arada, bebeğinizin ellerinin kollarıyla aynı hizada durmasına özen gösterin.




Kendi Vücuduyla Yüklenme Egzersizi‘El arabası‘ ön alıştırmasının devamı niteliğindedir. Şekilde görüldüğü gibi bebeğinizi kavrayıp yavaşça kaldırın. Bebeğiniz bu hareketle, daha sonraki yaşamında ayakta dururken gereksineceği tüm kaslarını çalıştırmaktadır. Bu egzersizlerde çocuk tüm vücudunu gerer. Kafasını kaldırır, kollarından destek alır, sırtını ve bacaklarını gerer. Bu şekilde daha sonra ayakta dururken kullanacağı tüm kaslarını, ayaklarına yük binmeksizin çalıştırmış olur. Bu bacaklara yük bindirmeyen bir ayakta durma ön çalışmasıdır.

6-7 Ay Arası Bebeklerin Sırt Üstü Jimnastiği

 
 


6. Ayın Sonu 7. Ayın Başlangıcında Normal Sırt Üstü Yatış‘Göz – El – Ağız – Ayak Kombinasyonu’na dikkat ediniz. Ayaklar vücudun üzerinde birbirlerine değerler. Çocuk ayak tabanlarını bir şey tutarmışçasına ortada tutar. Bu ayda çocuk sırt üstü konumdan karın üstü konumuna dönmeye başlar. Çoğunlukla önce sadece bir tarafından döner. 7. ayından itibaren her iki tarafa da aynı derecede iyi dönebilmelidir. Çocuğunuz dönerek ilk yer değiştirme tarzını keşfetmiş olur. Şimdi sürekli olarak dönecek ve sırt üstü konumunda kalmak istemeyecektir. Bu şekilde çocuğunuzun gelişiminde yeni bir evre başlamış olur.Artık çocuğunuzu zeminde bir örtü üzerine yatırmanız tavsiye edilir. Bu şekilde yeterli hareket serbestliğine sahip olacaktır. Bu ‘oyun bahçesinde‘ de çocuğunuz oyuncaksız kalmamalıdır.




Vücut Bükme Egzersizi‘Vücut Bükme Egzersizi’ sırasında bebeğiniz başını zeminde kaldıracaktır. Gövdenin ön yüzündeki kas grupları kasılmaktadır. Bebek başını zeminden kaldırır ve ayaklarını kendine doğru çeker. Çocuğunuzu sadece çenesi göğsüne değinceye ve siz kollarındaki kasılmayı hissedene kadar kendinize doğru çekin. Bebek bu esnada oturma konumuna getirilmelidir çünkü kas gerilimi ancak yarım kalkma durumunda korunur.


Sırt Üstü Konumunda Karın Üstüne Döndürme EgzersiziSırt Üstü Konumundan‘Karın Üstüne Dönme Egzersizi’ sırasında bebeğiniz başını yana doğru kaldırır ve böylelikle üst yan kas grubunu kuvvetlendirir.Bu egzersizle bebeğinizin yan kas gruplarını güçlendirmiş olursunuz. Bebeğinizi bundan önceki egzersizde olduğu gibi tutun, sırt üstü konumundan yana doğru çevirin. Bu sırada çocuk zeminden kalkmamalıdır. Çocuğunuzu ‘vücut bükme ‘ egzersizinde olduğu gibi, ancak bu kez üstte kalan yanından kendinize doğru çekin.Her iki tarafla da alıştırmayı yenileyin.




Vücudun Kucakta Bükülme EgzersiziAnne ve bebek karın kaslarını hissederler. Bebeğinizin kol ve bacaklarını çenesi göğsüne değene kadar aşağıya kendinize doğru çektiğinizde bebek başını ve yanaklarını kucağınızdan kaldırır. Çocuğunuzun sırtı uyluklarınız ile desteklenir. Çocuğunuz bu egzersiz sırasında başını kaldırmayı ve ayaklarını kendine doğru çekmeyi daha iyi öğrenir.

hulyaa
16.08.2008, 12:07
Bebeklerin diş sağlığıRutin diş hekimi kontrollerine erken başlama, çocuğun tüm  ağız sağlığını sağlamada önemli bir adımdır. Rutin kontrollere başlama, ağız sağlığıyla ilgili çıkabilecek sorunların  erken tedavisi ve tamamen önlenmesi için bir yaşından itibaren üç ayda bir yapılması önerilmektedir. Bebeğin dişleri hamileliğin 3. Ayında oluşmaya başlar. Çocuk doğduğunda süt dişleri büyük bir oranda çeneler içerisinde gelişimini tamamlamıştır. Hatta çocuk 6 yaşındayken sürecek olan sürekli dişler dahi hamilelik döneminde gelişmeye başlarlar. Hamilelik ve bebeklik dönemlerindeki iyi beslenme sağlam dişlere sahip olmanın ilk kuralıdır.Genelde 6-7 aylıkken ilk süt dişleri sürer. İlk süren dişler ön dişlerdir. 2.5-3 yaşına kadar tüm süt dişleri tamamlanır. Bu yaşta çocuğun ağzında 20 adet süt dişi vardır. Süt dişlerinin normal süresinden önce veya sonra sürmesi soya çekimle ilişkili olup, normal beslenen ve gelişen çocukta dişlerin erken veya geç sürmesi önemli değildir. Ancak dişlerin sürmesindeki gecikme bebeğin genel gelişimindeki gerilikle beraber seyrediyorsa bir hekime başvurulmalıdır.Dişlerin çıkacağı bölgede kızarma, şişkinlik, kaşınma hissi varsa bu bölgeye temiz bir parmakla yapılan masaj bebeği rahatlatır. Diş kaşıyıcılar kullanılabilir. Şikayetlerin ağır seyrettiği durumlarda diş hekimi muayenesi sonrası hekimin vereceği antihistaminikli bir şurup veya jel bebeği rahatlatır. Çocuklarda parmak emme alışkanlığı diş gelişimini etkileyen durumlardandır emme çocuklarda doğal bir reflekstir. Parmak emme genellikle 2 yaş civarında azalır ve terk edilir. Eğer çocuk 4 yaşından sonra hala parmak emiyorsa normal diş gelişimi için zararlı olur. Doğum - 6 ay arası ağız bakımıAğız içini beslemelerden ve uyutmadan önce gazlı bezle silin.Pedodonti uzmanına flor uygulaması hakkında başvurun.Bebeğin yeme alışkanlıklarını düzene sokun.Yalancı emzik kesinlikle şekere, bala vb. batırılmamalıdır. Gece son beslenmede biberonla verilen mamaya, süte şeker eklenmemelidir.6 - 12 ay arası ağız bakımıİlk diş çıkmasını gözlemlediğiniz zaman, kontrol için pedodontiste başvurun.Her yemekten sonra ve uyutmadan önce bebeğin dişlerini küçük başlı ve yumuşak kıllı diş fırçasıyla fırçalayın.Bebek yürümeye başladıktan sonra düşmeler sonucu oluşabilecek dental kazalara dikkat edin.Bir yaşına geldiğinde emzirmeyi ve biberonla beslemeyi bırakın.12 - 24 ay arası ağız bakımıNormal diş kontrollerine uğrayın ve diş hekiminiz tarafından önerilen diş temizliğine devam edin.Çocuk eğer ağzını çalkalayabiliyorsa mercimek tanesi büyüklüğünde florürlü diş macunuyla çocuğun dişlerini fırçalayın.Süt dişlerinin sürmesini tamamlamak üzere olduğu için çocuğun ağız bakımına gerekli önemi verin.Süt dişlerinin önemiSüt dişlerinin kendiliğinden düşene kadar ağızda kalması çok önemlidir. Çocuğun uygun şekilde besinleri çiğnemesiyle iyi beslenebilmesine olanak sağlar. Çocuğun konuşurken kelimeleri doğru seslendirebilmesinde ve konuşma alışkanlıklarında önemlidir. Ayrıca süt dişleri, daimi diş sürmelerine rehberlik eder. Süt dişi erken kayıpları sonucu ileride dişlerin dizilim bozuklukları oluşabilir. Erken çekilmiş süt dişinin yerine gelecek olan daimi diş, sürebilmesi için yeterli aralığa ihtiyaç duyar ve bu aralığın   korunabilmesi için çocuğa ‘yer tutucu’ yapılması gerekir.Çocuğunuzun ağız sağlığını korumada çocuk diş doktorunuz koruyucu ve önleyici tedaviler hakkında  detaylı bilgilere sahiptir. Unutmamalısınız ki  ileride oluşabilecek büyük problemlerin oluşmasını  küçük tedavilerle önleyebilirler. Admin2008-08-17 23:29:35

gülünhüznüyüm
06.10.2008, 09:20
Resimlerle bebek bakımıBebeklere masaj nasıl yapılır? Banyoda nelere dikkat etmeli? Nefes almayan ve boğulan bir bebeğe nasıl ilk yardım uygulanır? Tüm bu soruların cevapları ve fazlası...
Bazılarımızın bildiği, bazılarımızın bildiği sandığı ve birçoğumuzun da bilmediği temel bebek ve çocuk bakımını resimlerle birlikte TIMETURK okuyucuların istifadesine sunuyoruz.  BEBEK MASAJI
Masaja Başlarken
Bebek masajı rahatlatıcı, eğlenceli olduğu kadar onunla ilişki kurmak için biçilmez bir kaftandır. Masajı banyosundan sonra ya da karyolasında kundaklıyken yapabilirsiniz. Başlamadan önce, ona elleriniz gösterin ki masaja razı olduğunu göstersin (Eğer ilgilenmiyorsa ya kafasını çevirir ya da ters döner.)Elinize yenebilir yağlardan örneğin zeytinyağı ya da tatlı badem yağından ılık ellerinize birkaç damla damlatın ve bebeğin ayak tabanlarında başlayın. Kendinden emin, nazik ve yavaş hareketlerle topuktan parmaklara doğru ovalayın.Bebeğin ayaklarına doğru uzun yumuşak okşamalarla devam edin. Dizlerin üstünden uyluklara ve kalçaların üstüne kadar çıkın. İki bacağı aynı anda yapabileceğiniz gibi teker teker de yapabilirsiniz. Vücut masajıBebeğin omuzlarında başlayarak yumuşak harekelerle göğsüne doğru inerek masajınıza başlayın.Kollara omuzlardan dirseklere doğru masaj uygulayın. Bebeğin ellerinin yağlanmamasına özen gösterin. Eğer yağlanırsa ağzına götürmeden önce ellerini silin. Eğer bebeğin karnı yumuşaksa (sert ve dolu değilse) göbeğin etrafında saat yönünde dairesel hareketlerle masaj yapın. Yüz ve sırt masajıBebeğin yüzüne masaj yapmak için parmak uçlarınızı kullanın. Alnının ortasından yüzünün dışarısında ve yanaklarına doğru okşayın. Eğer bebek ön tarafına yaptığınız masajdan sonra rahatlamışsa, onu karnı üstüne çevirin ve uzun ve yumuşak hareketlere kafasından topuklarına doğru masaj yapın. Saygılı olun ve eğer bebek rahatsız olduysa ya da hoşlanmıyorsa masajı durdurun. Eğer çok gerginseniz ve bebek sinirli ya da huysuzsa masajdan kaçınmak en iyisidir.
 butterfly2008-10-06 23:55:44

gülünhüznüyüm
06.10.2008, 09:20
YENİDOĞAN BANYOSUBanyoya hazırlıkYeni doğmuşu banyo yaptırmadan önce hazırlıklarınızı tamamlayın. Tüm ihtiyacınız olacak eşyaları hazırlayın ve banyonun yanına koyun. Bebeğinizi kurulamak için açılmış hazır bir havlu bulundurun. Odanın rahat bir sıcaklıkta olduğundan emin olun ve bebek küvetini yaklaşık 5 cm ılık suyla doldurun. Suyun sıcaklığını dirseğinizle ya da bileğinizle kontrol edin. Yaklaşık 36 derece olmalıdır ve teninize sıcak gelmemelidir. Banyo hazır olduğunda bebeğinizi soyun. Başını ve omuzlarını bir elinizle sabitleyin diğer elinizle de vücuduna destek olun ve yavaşça suya indirin. Yenidoğanın yıkanmasıBir pamuk topunu ılık suyla ıslatın ve yeni doğmuşun kirpiklerini temizleyin. İçerden dışarıya doğru hareket edin. Her göz için ayrı pamuk kullanın. Haftada bir ya da iki kez yenidoğanın başını yıkabilirsiniz. Bunun için onu suya yatırın ve kafasını biraz su dökün. Büyüyene kadar başını şampuanlamaya gerek yoktur. Yenidoğanın yüzünü temizlemek için yumuşak bir bez kullanın (1), sonra boynuna ve vücuduna geçin (2). Bacak arasını ve arkasını en sona bırakın (3)Banyo sırasında yapmamanız ve yapmanız gereken şeylerBebekler 5 cm daha az derin yerlerde bile boğulabilir bu yüzden asla yenidoğanı ya da herhangi bir çocuğu asla su içinde yalnız bırakmayın. Eğer banyo alanı terk etmeniz gerekiyorsa, bebeği bir havluya sarın ve yanınıza alın. Genelde sabun kullanmak gereksizdir çünkü yenidoğanı kayganlaştırır ve tutulması zorlaşır. Ancak sabun kullanacaksanız sorbolene losyon gibi bebeğin cildini tahriş etmeyecek alternatifler kullanın.Banyo suyunu boşaltmadan önce bebeğin karyolasında ya da beşiğinde güvenli olduğundan emin olun. 
EMZİRME POZİSYONLARIRahat bir konum
Rahat ve sakinlemiş bir pozisyonda oturmak bebeğin emmesini daha kolay hale getirir. Sırt desteği olan bir sandalye iyi bir seçim olacaktır. Kollarınız desteklemek için yastık kullanabilirsiniz ve eğer ihtiyaç duyuyorsanız ayaklarınızı kalın bir kitap ya da ayaklık üzerinde dinlendirebilirsiniz. Emzirme pozisyonlarıBu klasik “önden tutuş” ya da “beşik tutuşu”dur. Resimde gösterilen “kol altı tutuşu” aynı zamanda “acemi tutuşu” diye de adlandırılır. Bu şekilde ikizleri aynı anda emzirmek mümkün olabilir. (alttaki resimlere bakın)  “Yatarak” pozisyonu özellikle sezaryenle doğum yapmış anneler için iyidir.  Diğer pozisyonlarİlk birkaç hafta, ikizleri ayrı ayrı emzirmek daha kolaydır. Artık alıştığınızda onları “ikiz tutuşu”yla emzirabilirsiniz. Eğer halka açık yerlerde emzirmekten rahatsız oluyorsanız, omzundan bebeği ve göğsünüzü örten ince bir muslin kullanabilirsiniz. EMZİRME TEKNİKLERİTemel emzirme yordamıYenidoğanların her 24 saatte 6–12 kez emzirilmesi gerekebilir. Günde 8 defa genelde tercih edilen sayıdır. Alıştığınızda çoğu emzirme 20 dakika alır ancak ilk günler ve haftalarda bu süre 1 saate kadar uzayabilir. Temel yordam bebeği önce birinden emzirmek sonra ara verip altını temizleyip ikinciyi vermektir. Eğer istemezse endişelenmeyin, önemli olan emmese de sunmaktır.  EmzirmeEmzirmeye başlarken bebeği göğsünüze değecek şekilde tutun, burnu meme ucuyla aynı hizada olsun. Ucunu yavaşça burnuna ve üst dudağına dokundurun, bu ağzını açmasına yardımcı olacaktır.  Ağzı açıldığında, bebeği göğsünüze yaklaştırın ve elleriniz omzunda ve sırtında olsun. Emmeye başladığında meme çevresinin büyük kısmı ağzının içinde ve çenesi de göğsün içinde olacaktır. İyi beslendiğini, derin ve düzenli emmesinden ve yutma sesinden anlayabilirsiniz. Eğer bebek doğru konumlandırılmazsa sadece meme başına emer ve bu çok acı verebilir. Ayrıca meme başları zarar görebilir ve süt de tam boşalmaz. Eğer bebek doğru konumlanmamışsa durun ve alttaki resimdeki gibi çıkarın ve yeniden deneyin.
 butterfly2008-10-06 23:56:22

gülünhüznüyüm
06.10.2008, 09:21
Emzirmeyi kesme ve gaz çıkarmaBebek emmeye başladığında “gerilme hissi” normaldir ancak eğer emzirme acı veriyorsa bebek doğru konumlanmamış demektir. Böyleyse durun ve bebeği göğüsten ayırın yeniden başlayın. Bebeği göğüsten çekerek çıkarmayın, onun yerine ağzının köşesine köşesinden küçük parmağınızı damakların arasına sokup nazikçe çıkarın. Bebeğin her emmeden sonra geğirmesi gerekebilir. Bunun için onu ayağa kaldırın ya da omzunuza yaslayın ve sırtını ovalayın ya da vurun. Her bebek geğirecek diye bir şey yoktur o yüzden endişelenmeyin.
 
BEBEKLERİN ALTINI DEĞİŞTİRMEHazırlıkBezi değiştirmeden önce, ihtiyacınız olan her şeyin bir kol mesafesinde olduğundan emin olun. Bunlar; temiz bir bez, bebek mendilleri ve bebek kremi. Bebeği altını değiştireceği yer yatırın. Eğer huysuzluk ederse ninni söyleyin ya da en sevdiği bir oyuncağı verin. Bebeğin altını soyun ve alt bezini çıkarın. Bezin ön tarafını dışkıyı silmek için kullanın. Kirli bezi torbaya koymadan önce sıkıcı sarın. Temizlik ve kremlemeBebeğin altını mendillerle yumuşak şekilde temizleyin. Kıvrımların temizlendiğinden emin olun ancak bebeğin arasını temizlemeye kalkmayın. Benzer şekilde erkeklerin sünnet derisi asla geriye itilmemelidir. Bebeğin altının arkasını temizlemek için ayaklarını parmaklarınızla bileklerinden kavrayıp hafifçe yukarı kaldırın. Kızların önden arkaya doğru temizlenmesi enfeksiyonlar için daha güvenlidir. Bebeklerin isilik olmaması için krem kullanın. Yeni bez takılmasıTemiz bir bez açın, yan bantların öne doğru olduğundan emin olun. Bebeği ayak bileklerinden kavrayıp bezi altına itin. Ön tarafı üstüne kapatıp, bebeğin belinde sıkıca sabitleyin. Bebeği giydirip beşiğinde ya da karyolasında güvenli hale getirdikten sonra eski bezi atın. Bebeğin yüzüne ya da ellerine dokunmadan önce ellerinizi iyice yıkayın. Unutmayın!Bir bebeği asla bir yerde kendi başına bırakmayın. Saniyeler içerisinde kayabilir ya da yüzüstü dönebilirler. Eğer bebekten gözünüzü ayırmak zorundaysanız, ellerinizin üstünde olduğundan emin olun. BEBEKLER İÇİN SUNİ TENEFFÜSHazırlıklı olmak ve hayat emarelerini izlemekTehlikeli durumlar için ilk yardım prosedürlerini iyice öğrenerek hazırlanın. Tehlike anlarında aramanız gereken numaralar cep telefonunuzda ya da sabit hattınızda kayıtlı olsun. Eğer bebek baygınsa, hava yolunu tıkayan bir şey var mı kontrol edin. Bunlar dili, yiyecek, kusmuk ya da kan olabilir. Eğer varsa, bunları temizlemek için küçük parmağınızı kullanın. Nefesini kontrol edin. Nefesin sesini dinleyin, göğsünün hareketlerini gözleyin ya da yanağınızla nefesi hissedin.  Sun'i teneffüsEğer bebek nefes alıyorsa, resimde gösterilen kurtarma pozisyonuna getirin ve acil servis 112’yi arayın. Ambülâns gelene kadar düzenli olarak hayat işaretlerinin devamını kontrol edin. Eğer bebek nefes almıyorsa, kafasını çok hafif şekilde arkaya yatırın, çenesini dilini boğazının arkasından kurtaracak ve nefes yolunu açacak şekilde kaldırın. Bir nefes alın ve ağzını ve burnunu ağzınızla kapatın. Bir saniye kadar yavaşça ve kesintisiz nefes verin. Göğsünün kalkışı ve inişini gözleyin; yeniden bir nefes alın ve aynı hareketi tekrarlayın. Eğer hala hayat işareti yoksa 112’nin arandığından emin olun ve göğüs kompresyonlarına başlayın. Göğüs kompresyonlarıİki parmağınızı bebeğin göğsünün tam ortasında konumlandırın ve dakikada 100 tane olacak şekilde 30 kere kompresyon uygulayın. (Yaklaşık 2 saniyede beş kez ve 12 saniye boyunca) Her kompresyon göğsü 3’te bir oranında içe girmelidir.30 kompresyondan sonra, nefes alın ve bebeğin ağzını ve burnunu ağzınızla kapatıp 2 kesintisiz nefes verin. Göğsün kalkışı ve inişini gözleyin. Tıbbi yardım ulaşana kadar iki nefes arkasında 30 kompresyon uygulamaya devam edin. Eğer hayat izleri başlarsa bebeği üst resimlerde gösterilen kurtarma pozisyonuna getirin. Ancak nefesi kontrol etmeye devam edin ve tekrar kompresyona başlamaya hazır olun.
Uyarı!Bu bilgi ilk yardım eğitimi yerine geçmez. Anne ve babalar dahil her bireyin ilk yardım konusunda eğitim alması bir vatandaşlık sorumluluğudur. ÇOCUKLAR İÇİN SUNİ TENEFFÜSHayat emarelerinin kontrolüBir çocuk bilinçsizce, ilk yapılacak şey ağzında nefes almasına engel olan bir şey olup olmadığını kontrol etmektir. Bunlar yiyecek, dili, kusmuk ya da kan olabilir. Eğer bir şeyler bulunursa, yanına çevirip ayağını gösterildiği gibi yukarı kıvırın. Bu kurtarma pozisyonu olarak bilinir. Nefes almasına engel olan şeyleri parmaklarınızla temizleyin ve ardında nefesini kontrol edin. Eğer tıkayan bir şey yoksa nefesini kontrol edin. Nefesin sesini dinleyin, göğsünün hareketlerini gözleyin ya da yanağınızla nefesi hissedin. Sun'i teneffüsEğer çocuk nefes alıyorsa, resimde gösterilen kurtarma pozisyonuna getirin ve acil servis 112’yi arayın. Ambülâns gelene kadar düzenli olarak hayat işaretlerinin devamını kontrol edin. Eğer çocuk nefes almıyorsa, bir elinizi alnına koyun ve diğer elinizle çenesini yukarı kaldırarak ağzını açın. Ağzınızı ağzının üzerine kapatın ve burnunu yavaşça sıkın ve iki kesintisiz nefes üfleyin. Eğer hala hayat işareti yoksa 112’nin arandığından emin olun ve göğüs kompresyonlarına başlayın.
Göğüs kompresyonlarıÇocuğunun göğsünün ortasında ellerinizin ökçesini konumlandırın; parmaklarınızı gösterildiği gibi göğsün üzerinde kilitleyin. Ökçenizi kullanarak 30 kompresyon uygulayın. Her kompresyon göğsü 3’te bir oranında içe bastırmalıdır. Her 30 kompresyondan sonra, nefes alın ve çocuğu ağzını ağzınızla kapatıp burnun sıkın ve 2 kesintisiz nefes verin. Göğsün kalkışı ve inişini gözleyin. Tıbbi yardım ulaşana kadar iki nefes arkasında 30 kompresyon uygulamaya devam edin. Eğer hayat izleri başlarsa çocuğu resimde gösterilen kurtarma pozisyonuna getirin. Ancak nefesi kontrol etmeye devam edin ve tekrar kompresyona başlamaya hazır olun.Uyarı!Bu bilgi ilk yardım eğitimi yerine geçmez. Anne ve babalar dahil her bireyin ilk yardım konusunda eğitim alması bir vatandaşlık sorumluluğudur.
 butterfly2008-10-06 23:57:01

gülünhüznüyüm
06.10.2008, 09:22
GÜVENLİ UYKU REHBERİ
Güvenli uyku pozisyonları
Bebeklerin sırt üstü uyumaları “beşik ölümü” diye bilinen “Ani Bebek Ölümü Sendromu”na (SIDS) karşı en iyi önlemlerden biridir.Yüzüstü yatan bebekler daha çok SIDS riski altındadır. Bu nedenle bu pozisyondan uzak durmak gerekir.Yana doğru yatış da SIDS ile ilişkilendirilir bu nedenle en iyisi “sırt üstü yatış” pozisyonunu korumaya çalışmaktır.Güvenli giysiler ve yatırma
Beşiğe ve karyolaya düzgün oturan temiz bir döşek kullanın. Bebeğin ayakları beşiğin sonuna gelecek şekilde yatırın ve örtülerin güvenli olduğundan emin olun.Pamuklu yorganlar, yastıklar, yumuşak oyuncaklar gibi bebeğin kafasını uyurken kapatacak şeyler beşikte ve karyolada olmamalıdır.Güvenli uykunun OLMAZ’ları
Bebeği hafif pamuk ya da muslin bir kumaşla kundaklamak onun uyurken yüzüstü dönmesine engel olacaktır. Kundaklanmayı sevmeyen bebekler için, çocuk uyku tulumlarını tercih edebilirsiniz.Aşırı sıcaklığın SIDS’le ilişkili olduğu bilinir bu nedenle bebeğinizi fazla giydirmeyin ya da beşiğine kafasında bir şapkayla yatırmayın. Bir bebeği giydirmenin en iyi yolu kendinizden örnek almaktır. Yani rahat ve ılık ancak sıcak olmayan giysiler.Sigara içen ebeveynlerle SIDS arasında güçlü bir ilişki vardır. Bebeğinizi SIDS’den korumak için en iyi yol bırakmaktır. Ancak bırakamıyorsanız, en azından onun pasif dumana maruz kalmaması için evin dışına çıkın.Ani Bebek Ölümü SendromuBeşik Ölümü diye bilinen bu sendromda bebek nedeniz ve beklenmedik şekilde hayatını kaybeder. SIDS, bir aylık ve 1 yaşında bebekler arasında en yaygın ölüm nedenidir. SIDS’den ölen bebeklerin çoğunluğu 6 aylıktan daha küçüktür. BOĞULMAKTAN KURTARMABoğulma sırasında yapılması gerekenlerBebekler ve küçük çocuklar küçük bir pilden daha küçük her şeyle boğulabilirler. Bunu önlemek için bu nesneleri ulaşabilecekleri yerlerden uzak tutun. Beş yaşının altında çocuklar yemek yerlerken başlarında olun ve yiyeceklerinin küçük parçalara ayrıldığından emin olun. Eğer bebek boğulma emareleri gösteriyorsa 112’yi arayın ve tıkayan şeyleri çıkarılması için bu yönergeleri izleyin. Eğer bir çocuk boğulma işaretleri gösteriyorsa, sakin olun ve ondan nesneyi çıkarması için öksürmesini isteyin. Eğer bu işe yaramazsa, şu adımları izleyin. Boğulmaktan kurtarma- 1 yaş altı bebeklerBebeği kolunuzun üzerine yatırın ve elinizin ökçesini kullanarak omuz başları arasında sıkıca vurun. Beş kez tekrarlayın. Her vuruştan sonra durun ve nesnenin çıkıp çıkmadığını kontrol edin. Tıkayan şeyi bebeğin ağzından küçük parmağınızla çıkarın. Eğer nesne çıkmadıysa, bebeği sırtüstü yatırın ve iki parmağınızı göğsünün ortasına koyarak 5 kez baskı uygulayın. Her baskı arasında nesnenin çıkıp çıkmadığından emin olun. Eğer bebek hala boğuluyorsa, 112’nin arandığından emin olun ve yeniden 5 kez sırtına ve 5 kez de önüne baskı uygulayın. Bebek bilincini kaybettiği anda suni teneffüse geçin. Boğulmaktan kurtarma- 1 yaş üstü çocuklarÇocuğunuzu öne doğru eğin ve elinizi ökçesiyle omuz başlarının arasında sertçe vurun. Her vuruştan sonra nesnenin çıkıp çıkmadığını kontrol edin. Eğer 5 kereden sonra çıkmadıysa, göğüs vuruşlarını deneyin. Bir elinizi çocuğun sırtına koyun ve diğer elinizi de göğsünün ortasına. Elinizin ökçesini kullanarak göğüs kompresyonunda olduğu gibi 5 baskı uygulayın. Buradaki vuruşlar daha yavaş ancak daha keskindir. Her darbeden sonra nesnenin çıkıp çıkmadığını kontrol edin.  Eğer çocuk hala boğuluyorsa, 112’nin arandığından emin olun ve yeniden 5 kez sırtına ve 5 kez de önüne baskı uygulayın. Çocuk bilincini kaybettiği anda suni teneffüse geçin.Uyarı!Bu bilgi ilk yardım eğitimi yerine geçmez. Anne ve babalar dahil her bireyin ilk yardım konusunda eğitim alması bir vatandaşlık sorumluluğudur.
 
NASIL KUNDAKLAMALIKundağın faydalarıKundaklama bazı bebekler için yatıştırıcı olmasının yanında uyurken yüzüstü dönmelerine engel olduğu için SIDS önlemi olarak da faydalıdır.  Bebekler kendileri dönebilecekleri zamana kadar kundaklanabilirler. Tüm bebekler kundaklanmayı sevmediği için işaretleri iyi gözleyin ve onun isteklerine saygılı olun. Bebek uyku tulumları iyi bir alternatiftir zira yenidoğanların sırt üstü uyumalarını sağlayarak SIDS riskini azaltır. Ebeveynleriyle yatan bebeklerin kundaklanması tavsiye edilmez çünkü bu aşırı sıcaklamaya neden olabilir. (Bilinen bir SIDS nedeni). Bu durumda kendiniz ne giyecekseniz bebeğinizi de aynı şekilde giydirin. Kundak nasıl yapılır?Bebekleri kundaklamanın birçok yolu vardır. Bunlardan en çok kullananı: 1)     Pamuk ya da muslin bir bez kullanın. Üst tarafını yaklaşık 20 cm olarak kıvırın; bebeği üzerine omuzları üst kısma gelecek şekilde yatırın. 2)     Bebeğin ellerinden birini katladığınız yerin altına koyun.3)     Bezin ucunu bebeğin vücudunu sararak ayakları altına sıkıştırın. 4)     Diğer elini de katladığınız yerin altın koyun. 5)     Öteki ucu da bebeğin vücudunu sararak sırtının arkasına sıkıştırın. 6)     Açıkta kalan fazla kısımları bebeğin ayaklarının altına yerleştirin. Bebekler sıkı olarak kundaklanmayı sevseler de, kundağın çok sıkı olmadığından emin olun. Kundak altına ne giydirmeli?Sıcak havalarda kundağın altında bebek sadece bir fanilaya ve beze ihtiyaç duyar. Aşırı sıcak SIDS’le ilişkili olduğu için uyuduğu odanın rahat bir sıcaklıkta olmasına özen gösterin. Serin havalarda, kundak altında bebeğe hafif bir tulum giydirin. Battaniye kesinlikle kullanmayın zira bu bebeğin aşırı sıcaklamasına neden olabilir. Aynı şekilde bebek bir enfeksiyonla mücadele ederken evi de aşırı ısıtmaktan uzak durun. Kundağın kafasını, kulaklarını ve çenesini kapatmadığından emin olun. Uzun gelen kundaklar bebeğin nefes almasına engel olabildiği gibi aşırı sıcaklamasına da neden olabilir.  
 butterfly2008-10-06 23:57:49

gülünhüznüyüm
06.10.2008, 09:22
EV YAPIMI BEBEK YİYECEKLERİİyi bir bebek yiyeceği hazırlama yolları.Basit başlayın: demir zengini tahılların yanında, bebeklerin ilk katı yiyecekleri ezilmiş muz, avokado ya da pişirilmiş ve püre edilmiş elma, armut, kabak ya da patates olabilir. Bebek daha çeşitli meyve ve sebzeler yemeye başladığında ona taze sığır, koyun ya da tavuk eti verebilirsiniz. (salamura, tuzlama ya da tütsülenmiş olmamalı). Etleri sebzeler ve hatta elma ya da armutla karıştırarak verebilirsiniz. Farklı yiyecekler konusunda her geçen gün daha fazla meraklı olmaya başlayacaktır. Dişler patlamaya başladığında, yumuşak balık ve baklagil lapası, kuskus ve portakalgiller ve kirazgiller verilebilir. Ancak çekirdeklerin çıkarıldığından ve iyice ezildiğinden emin olun.  Bebek yiyeceği hazırlamak ve pişirmek1. Adım: Bebek yiyeceği yapmak için, meyvelerin ve sebzelerin kabuklarını soyun. Etlerden yağı ve tavuklardan deriyi ayıklayın. 2. Adım: Yiyecekleri buharda ya da kaynatarak pişirin. Pişerken çıkan suyun bir kısmını ayırın. 3. Adım: El karıştırıcısı ya da bir robotla yiyeceği püre haline getirin. Yumuşak olması için içine sakladığınız sudan ilave edebilirsiniz. 8 aylık üzeri bebekler için, eti küçük parçalar halinde doğrayın ve diğer yiyeceklerle beraber bir çatal yardımıyla ezerek karıştırın. Eğer balık kullanıyorsanız, kılçık olmamasına çok dikkat edin. Bebek yiyeceklerini saklanması ve kullanımıPüre haline getirilmiş bebek yiyecekleri temiz buz kaplarında saklanabilir. Püreyi kaplara döküp plastik kaplara koyun ve azami 30 gün dondurun. Alternatif olarak, katı yiyecekler plastik ya da cam kaplarda saklanabilir. Buzdolabında iki, derin dondurucuda 1 ay kadar tutulabilir. Kapların üzerine yapılış tarihlerini ve içinde ne olduğunu yazılı etiketler yapıştırmayı unutmayın.Kullanmak için donmuş kalıplardan birazını cam ya da seramik bir kâseye koyup, mikrodalgada ya da ocak üstünde ısıtın. İyice karıştırın ki bazı yerler yanmasın. Bebeğe vermeden önce sıcaklığını dilinizle test edin. Yemediği yiyeceği atın ve asla tekrar dondurmayın. Kaynak: ABC, Çeviri: Oğuz ESER
 butterfly2008-10-06 23:58:18

sedef_85
07.10.2008, 05:21



Asagidaki linklerden izlemek istediginiz videonun linkine tiklayarak videoyu izleyebilirsiniz.Bebeklerin
Tirnaklarini Nasil Keseriz?Bebekleri
Yikarken Nelere Dikkat Etmeliyiz?
Bebeklerde
Gobek Bagi Bakimi
Bebekleri
Kucaga Alistirmamak Icin
Yeni
Dogmus Bebek Nasil Tutulur?
Bebeklere
Emzik Verilmeli mi?
Bebegimizin
Gazini Nasil Cikartiriz?
Bebegin
Hickirigi Nasil Gecirilebilir?
Yeni
Dogmus Bebek Nasil Yikanmali? mystical2008-10-07 16:09:15

sedef_85
22.10.2008, 13:19
YENİ DOĞAN AİT PRATİK BİLGİLER1-Yatış pozisyonu : Yeni doğan bebek yan yatırılmalıdır.Böylece yüzükoyun yatırmaya bağlı ani bebek ölümleri ve sırtüstü yatırmaya bağlı tükürük ve kusmukla boğulmalar engellenebilir.2- Uyku düzeni : Bebek dünyaya geldiğinde gece-gündüz ayrımını bilemez çünkü anne karnında gece veya gündüz yoktur.Tüm gündüz uyuyup tüm gece uyanık kalabilir.Bunu engellemek için bebeği gündüzleri bol ışıklı,hareketli,sesli ortamlarda tutmalı,altını değistirirken,emzirirken onunla konuşmalı .geceleri ise aksine loş ışıklı,daha sessiz bir ortamda emzirirken,alt değiştirirken sessiz olmalı ve böylece bebeğe gece –gündüz farkını öğretmelisiniz.2- Alt temizliği : Yenidoğan bir bebeğin cildi çok hassastır.Alt temizliği için alkol içermeyen,pH dengeli,hassas ürünler kullanılmalıdır.Altını en az 3 saatte bir kontrol etmeli,kesinlikle kakalı bırakmamalısınız.Alt temizliği için su da iyi bir alternatiftir.Altını temizledikten sonra kurulamalı,hem beslemek hem de koruyucu bir bariyer oluşturmak için saf zeytinyağı veya uygun bir bakım kremi kullanmalısınız.3-Göbek bağı temizliği : Göbek bağı anne karnında bebeğin anneden besin ve oksijen alışverişini sağlar.Doğum sırasında göbek kordonu uygun şekilde kesilir .bebeğe bağlı bölüm bir süre sonra beslenemeyip düşer.Bu süre ortalama 3gün ile 15 gün arasındadır.Göbek kordonu kesinlikle çok temiz tutulmalıdır çünkü enfeksiyonları çok ciddi sonuçlara yol açabilir.Günde en az iki kez % 70 lik alkol veya başka bir antiseptik solüsyon ile pansuman yapılmalı,bezin dışında tutularak kaka ve çişle temas etmesi önlenmelidir.4- Oda sıcaklığı : Yeni doğan bir bebek için uygun oda sıcaklığı ortalama 22 derecedir.Prematürelerde daha yüksek sıcaklık önerilir.Yeni doğan döneminden sonra oda sıcaklığının 20-25 derece arasında olması yeterlidir.Çok sıcakta havadaki nem oranı azalır ve bebeğin solunum yollarının savunma mekanizması zarar görür.5-Mevsimlere göre giydirilmesi : Yenidoğan bebek ilk zamanlar dış ortamla uyumunu tam gerçekleştiremediğinden daha fazla üşüyebilir.Özellikle eller ve ayaklar eldiven ve patiklerle ısıtılmayı gerektirebilir..Bebeğin iç giyimi her mevsimde saf penye olmalı,dışında da yine penye bir tulum bulunmalıdır.Yeni doğan bebekte belden lastikli giysiler değil komple tulumlar tercih edilmelidir. Kış aylarında bebeğin üzerinde merserize veya ince yünlü bir yelek bulunması uygundur.Kışın pazen ,yazın penye battaniyeler tercih edilmelidir.Bol tüylü battaniyelerden kaçınmak gerekir.6- Banyosu : Yeni doğan bebeğin ilk banyosu için özel bir zaman yoktur.Göbeğe iyi bakmak koşuluyla göbek düşmeden de yıkanabilir.Yeni doğan bebek özellikle enfeksiyonların önlenebilmesi açısından göbek düştükten sonra ve hergün yıkanmalıdır.Banyo suyu ortalama 37 derece olabilir.Yenidoğan bir bebeği yıkarken ortam ısısı da 26 derece civarında olabilir.Bebek küvetine içine bebek banyo köpüğü katılmış 37 derece ısıdaki su konur.Bebek başı dışarıda kalacak şekilde dik olarak küvete sokulur.İnce bir tülbentle vücudu kısaca ve çabucak yıkanır.başı da bebek şampuanı ile yıkanır.bebeğe su başının üst kısmının arkasından akacak şekilde dökülür,hızlı bir şekilde havlu ile sarılır. Bebek küveti standart ölçülere uygun olmalıdır.İçinde yıkama filesi kullanılabilir. 7-Gaz sorununa karşı önlemler : Bebeklerde gaz sancıları en çok gözlenen problemlerdir.Emerken yuttukları havaya bağlı olarak gaz sancısı çekerler.Anne sütünün protein yapısı da etkili olabilir.Anneler emzirirken sadece meme başını değil memedeki kahverengi dokunun tamamını bebeğin ağzına verebilirlerse daha az gaz yutmasını sağlayabilirler.Her emzirmeden sonra bir süre bebeğin gazının çıkarılması iyidir.Bunun için bebek anne kucağında dik tutularak sırtı sıvazlanır.Mide gazını ağızdan geğirerek çıkarır.Alınan tüm önlemlere rağmen gaz sancısı tutan bir bebeğin karnına hafif ısıtılmış bir havlu uygulamak,bacaklara bisiklet çevirme hareketleri yaptırmak işe yarayabilir.8- Hangi durumlarda doktora başvurmak gerekir? Yenidoğan bebekte sarılık durumu söz konusu ise,ilk 24 saat idrarını,ilk 48 saat kakasını yapmamışsa,çok şiddetli kusmaları varsa,ateş söz konusu ise,emmede isteksizlik varsa,canlı ağlaması yoksa mutlaka doktora başvurmak gerekir.Bebek emdikten sonra özellikle gazı çıkarılırken bir miktar kusar;bu normal kusmadır.Problem olan kusma fışkırır tarzda .beslenme ile ilişkisiz de olabilen kusmadır.
Dr. Şükrü CidoTürkiye Hastanesi

sedef_85
26.10.2008, 13:04
Bebeğin altı nasıl değiştirilir?Bebeklerin bacak araları ve kalçaları, özellikle uzun süre ıslak kaldığında çabuk tahriş olur. Bu nedenle, bebeğin bezinin 3 - 4 saatte bir değiştirilmesi gerekir. Genel olarak bebeği emzirdikten sonra altını değiştirmek uygundur. Her değiştirmede bebeğin altı su ile de temizlenmeli ve kurulanmalıdır. Kızlarda bu temizliğin önden arkaya yapılması önemlidir. Bezi değiştirilirken bebeğin altının bir süre açık kalması iyi olur. Bebeğin altına bağlamak için çeşitli bezler vardır. Anne kağıt bezleri daha pratik bulabilir. Pamuklu bezler de çok iyi durulanmak koşulu ile sorun yaratmadan kullanılabilir. Bebek nasıl giydirilmeli?
Bebek sıcak tutacak şekilde giydirilmelidir. Ama çok da kalın giydirilirse terler, cildi kızarır. teri emen pamuklu kumaşlar, içinde naylon bulunan giyeceklerden daha iyidir. Bunlar cildin havlanmasına da yardımcı olur. Soğuk mevsimlerde, pamuklu iç giysilerin üzerine yünlü giysiler giydirilebilir. Bebek giysilerinin içinde rahat hareket edebilmelidir. Dar giyeceklerden kaçınılmalı ve üst üste giydirmemeye dikkat etmelidir. Bebeğin sıkı kundaklanması bebeğin nefes almasını, hareket etmesini ve kalça ekleminin gelişmesini engelleyebilir. Sıkı kundaklanmış bebeğin hastalık belirtileri yönünden de izlenmesi zordur. Bu nedenle kundaklama doğru değildir. Emzirirken tutmayı kolaylaştırmak için, bebek kolları örtülecek şekilde gevşekçe sarılabilir. Bebek ilk günlerde nasıl yıkanmalı?Yenidoğanın derisi koruyucu, kaygan bir madde ile kaplıdır ve bunun tamamen temizlenmesi gerekli değildir. Yenidoğanı yıkamak için göbeğin düşmesi beklenebilir. Bu arada her gün yüzü ve vücudu silinerek temizlenir, iç çamaşırları değiştirilir. Göbek düştükten sonra bebeğin her gün banyo ve leğende yıkanması ile pişikler ve deri hastalıkları önlenir. Bebeği yıkarken bir kişi yardımcı olmalıdır. İlk 1 - 2 haftada yıkama için kullanılacak su önceden kaynatılmış ve ılıtılmış olmalıdır. Bebeği yıkarken yüzü aşağıya bakacak şekilde, göğüs ve karnından kavranarak tutulabilir. Sırtüstü tutuluyorsa, başını elle desteklemek gerekir. Bebek şampuanları ve sabunları ya da beyaz sabun kullanılabilir. Bebeğin iyice durulanması ve kurulanması önemlidir. Banyo yapılan odanın ısısı 24 - 25 derece sıcaklıkta olmalıdır. Bebek soğuktan nasıl korunmalı?Bebek için en uygun ortam, ısısı 22 ile 26 derece arası olan bir odadır. Ortam çok sıcak (29 derecenin üzerinde) değilse bebeğe bir kaç kat giysi giydirilmesi uygundur. Bunun için zıbın, fanila ve bebek bezi üstüne giydirilmiş pijama ya da tulum yeterlidir. Böyle giyinmiş bir bebeğin yatarken üzerinin örtülmesi, kucağa alındığında da örtüsüne sarılı olarak tutulması uygundur. Bebekler 2 - 3 aylık olana kadar çevredeki ısı değişikliklerinden çabuk etkilenirler. Açık kapı ve pencerelerden hava akımı olmamasına dikkat edilmelidir. Ayrıca bebek sobaya çok yakın yatırılmaz. bebeğin yüzü kızarmışsa çok ısınmış olabilir. Soluk veya mor olması ise üşüdüğünü gösterir. Bebeğin ensesine dokunularak ısısı değerlendirilebilir. Ortam sıcak ise bebeğin giysileri ve örtüleri hafifletilir. Serin ortamda ise başlık ve eldiven giydirilir.
Sağlam çocuk kontrolleri nasıl ve ne zaman yapılır?Bir bebeğin sağlıklı büyüyüp büyümediği vücut ağırlığı ve boyu ölçülerek kontrol edilmeli ve aşıları yapılmalıdır. Doğumdan sonra ilk 7 gün içinde kontrollere başlanması çok iyi olur. En geç bir ay içinde her bebek kesinlikle ilk kontrole getirilmelidir. Ondan sonra 4. aya kadar ayda bir ve 6. aydan itibaren 1 yaşına kadar 3’er ay aralıklarla kontroller sürdürülür. Ancak doktoru gerekli görürse daha sık kontrole çağırabilir. Bebek altı aylık olana kadar hangi aşılar yapılır?Bebek doğar doğmaz, ya da ilk 1 - 2 ay içinde, verem aşısı yapılır. Eğer hastanede yapılmadıysa, bu aşı Verem Savaş Dispanserlerinde yaptırılabilir. Daha sonra 2. ayda difteri, boğmaca ve tetanozu içeren “karma aşı” ile “çocuk felci” aşısı yapılır ve bu aşılar en az 1, en geç 2 ay ara ile 2 kez daha uygulanır. üç doz karma aşı ile çocuk felci aşısının ilk 6 ayda tamamlanması gerekir. Bu aşılar bebeğin takip edildiği sağlam Çocuk Polikliniğinde, Ana - Çocuk Sağlığı Merkezleri’nde yaptırılabilir. Bu aşı programına B hepatiti aşısı ile hemofilus influenza b (Hib) aşısının da eklenmesi yararlıdır. ancak bu iki aşı ücretsiz olarak yapılmamaktadır. Bebek geceleri çok sık uyanırsa ne yapmalıdır?Bebeğin geceleri çok fazla uyanması farklı nedenlerden olabilir. Bebek, geceleri beslenmek için uyanmanın dışında ortam ısısından rahatsız olduğu için veya gündüz fazla uyumuş olduğundan uyanabilir. Bazen de, uyanmanın nedeni belirlenemez. Bebeğin gece anneye yakın hatta aynı odada yatması iyi olur. Bu, kendini güvende hissetmesi açısından önemlidir. Alışık olduğu yorgana sararak yatırma, yatırırken okşayarak konuşma, ışığı söndürmeden önce bebeğin yanında biraz kalıp ninni söylemek gibi yöntemler bebeğin uykuya dalmasını kolaylaştırabilir ve daha rahat uyumasına yardımcı olabilir. Gece boyunca bebekler sık sık gözlerini açarlar, el ve kollarını hareket ettirirler. Ağlamıyorsa bebeğe uyurken sıkça dokunmaktan kaçınılmalıdır. Bebek geceleri geç saatte uyuyor ve bunu bir saat öne almak istiyorsanız, her gece 5 dakika önce yatırarak istenen zamana ulaşabilirsiniz.Bebekler neden hep ağlar?Geleneksel iletişim yöntemi olan göz göze temas dışında bebeğin derdini tek anlatma yolu ağlamaktır. Aşırı sıcak veya soğuk, altının kirli olması, giysilerinin rahatsızlık vermesi, ağrı, bebeğin ağlamasına yol açar. Ev koşullarında ya da bakımda bir değişiklik de bebeği etkiler. Bebek annenin işte çalışmaya başlamasına alışamamış olabilir. bebeğin bu tür değişikliklerle aniden karşılaşmamasına çalışılmalıdır. Bazı bebekler, hiçbir neden olmadan, genellikle akşam saatlerinde sürekli ağlarlar.
“Üç ay koliği” denilen bu ağlama krizleri bebek 2 - 3 haftalık iken başlar, genellikle 3. ayda kesilir. Bebeğin sağlığını etkilemez ve tedavi gerektirmez.Bebeğinizin neden ağladığı ile ilgili şüpheleriniz varsa, kendinize şu soruları sorunuz: Bebek yorgun mu? O gün çok mu misafir geldi? Bebeğin altının değişmesi mi gerekiyor? Bebeğin beslenme zamanı mı gelmiş? Bebek çok sıcak ya da çok soğuk bir ortamda mı bulunuyor? Bebeği giysileri rahatsız mı ediyor? Evde huzursuzluk mu var? Öncelikle, bu durumlar varsa ortadan kaldırmak gerekir. Bebeğin ateşi mi var? Döküntüsü mü var? Dışkısı her zamankinden farklı mı? Sıçrar tarzda ya da yıldırım çarpmış gibi hareketler yapıyor mu? Bunlar hastalık belirtisi olabilir. Bunlardan hiçbiri yoksa sorun çoğu zaman “kolik”tir. Bebek çok fazla ağlıyorsa ne yapmalı?Şiddetli ve nedeni açıklanamayan ağlama her gün çoğunlukla aynı saatte meydana geliyorsa bebekte “kolik” ya da “gaz sancısı” diye bilinen bir durum olabilir. Koliğe tam olarak neyin sebep olduğu bilinmemektedir. Ancak bu durum, genellikle bebek 3 aylık olduğunda kaybolur. “3 ay sancıları”da denilen bu durum ağlama krizleri biçiminde ortaya çıkar. Kolik için etkili bir ilaç bilinmemektedir. Ancak, bebeğe her gün banyo yaptırmak, ağlama krizi sırasında karnına sıcak havlu koymak, kucakta taşımak ve taşırken sakinleştirici ninni ve benzeri şarkılar mırıldanmak en etkili yöntemlerdir.Bebeklerde pişik neden olur, nasıl önlenir?Bebeklerin bacak araları ve kalçaları ne kadar dikkat edilirse edilsin tahriş olabilir. Pişikleri önlemek için bebeğin bezi 3 - 4 saatte bir değiştirilmeli, pamuklu bez kullanılmalı, bezler sabunla yıkanmalı ve çok iyi durulanmalıdır. Çoğu kez bez tahrişi kolay iyileşir. Pudra kesinlikle kullanılmamalıdır. Kağıt bezler pişik olduğunda kullanılmamalıdır. Çünkü tahriş bundan da ileri geliyor olabilir. Oda sıcaksa her gün 1 - 2 saat bebeğin altının açık tutulması bez tahrişini önler ve tahriş olmuş derinin çabuk iyileşmesine yardımcı olur. Derinin plastik maddelerle teması engellenmelidir. Eğer pişik bu önlemlere rağmen geçmiyorsa bi sağlık kuruluşuna danışılmalıdır. bebeğin çamaşırları deterjan yerine sabun tozu ile yakınmalı ve iyice durulanmalıdır. Bebeğin aşırı sıcak tutulması da pişiklere neden olabilir.Yenidoğan bebeklerde sarılık neden olur, bu durumda ne yapmak gerekir?Yenidoğan bebeklerin yaklaşık yarısında, ilk 2 günden sonra sarılık gelişir. Çok hafif ve birkaç gün süren sarılık durumları dışında sarılıklı bebekler mutlaka bir doktor tarafından değerlendirilmelidir. Bebeğin ateşi nasıl ölçülür?Çok az sayıda bebek hiç ateşlenmeden büyür. Vücut ısısının normalin üstüne çıkması olarak tanımlanan ateş, genellikle bir hastalık belirtisidir. Ateş vücudun hastalık yapıcı etkenlere karşı savunma yaptığının bir göstergesidir ve bu anlamda iyi bir işarettir. bebek bir aydan küçükse ateş çok önemli bir bulgu olabilir. Bu nedenle ayrıntılı değerlendirme gerektirir. Vücut ısısının 38 - 39 derece (“38 - 39 derece olarak da belirtilir) olduğu durumlarda bebek yakından izlenmeli, ateş 24 saatte düşmüyorsa mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurmalıdır. Ateşin 39 derece ya da daha fazla olduğu durumlarda vakit geçirmeden bir doktora başvurmalıdır. Bebeklerin vücut ısılarını kontrol etmek için kısa, yuvarlak uçlu civalı termometreler (dereceler) kullanılır. Termometrenin okunması kolay değildir. Bu nedenle ihtiyaç duymadan önce derecenin kullanılması öğrenilmelidir. Bunun için derece civalı ucu açıkta kalmak üzere baş ve işaret parmakları arasında tutulur ve yavaşça döndürülerek civa sütununun üst ucu görülmeye çalışılır. Civa sütununun ucundaki değer vücut ısısını gösterir. Bebeğin ateşini ölçmek için aşağıdaki adımlar izlenmelidir:1. Termometre silkelenerek civa kolonunun üst ucunun 35 derecenin altına gelmesi sağlanır (Dikkat! Dereceyi çarpmayın kolayca kırılır ya da içindeki civa taşıyan ince kolon kısmı bozulur). 2. Derecenin ucu sabunlu su ile yıkanır ve civa haznesi bulunan ucuna kaygan olması için az miktarda vazelin ya da yağlı bir krem sürülür. 3. Bebek yüzükoyun sert bir zemin üzerine yatırılır. Bebek küçük ise kucakta aynı şekilde tutulur (ateş ölçümü sırasında bebeğin hareket etmesi engellenmelidir). 4. Bir elle bebeğin kalçasının üstünden sıkıca bastırılır. 5. Diğer elle derece 2. ve 3. parmaklar arasında tutularak yavaşça civa haznesi bulunan ucu makattan içeri yaklaşık 1.5 santimetre itilir. El resimde olduğu gibi tutulmak üzere, 2 dakika beklenir ve derece yavaşça yerinden çıkarılır. Düzenli kontroller dışında bebeğin hemen doktora götürülmesini gerektiren durumlar:
İyi bakılan bebekler de hasta olabilir. Bebeklerde görülen hastalıkların çoğu, erken tanı ve tedavi ile düzelen hastalıklardır. Bunun için bazı belirtiler fark edildiğinde vakit geçirmeden bebek, bir sağlık kuruluşuna götürülmelidir. Ateşli durumlar ve ishal bunların başında gelir. Ateş çok yüksek (39 derece) olmasa da, öksürük ve hızlı solunum ile birlikte ise hemen doktor muayenesi gerektirir. Havale (istemsiz hareketler), bayılma (şuur kaybı), aşırı kusma (günde 3 - 4 kereden fazla ve bol),sürekli şiddetli ağlama, morarma ya da aşırı solgunluk, idrar yapamama, dışkıda kan bebeklerde sık olmasa da rastlanılabilen ve acil değerlendirme

feelings
15.11.2008, 07:56
 




Çocuklarda Diş Çıkarma

 
DİŞLER NE ZAMAN
ÇIKAR?Ortalama
olarak ilk diş 7. ay ortalarında belirir.Ancak bazan ilk diş üçüncü ayda
erkenden ortaya çıkarken, bazan da on ikinci ay, hatta sonrasına sarkabilir.
Dişlerin çıkışı genellikle kalıtsal düzene uyar, yani sizin veya eşinizin
dişleri erkenden çıkmışsa bebeğinizde de aynı şekilde olması olasıdır. Alttaki
şekilde süt dişlerinin ortalama çıkış zamanlarını görebilirsiniz
:

DİŞLER ÇIKARKEN NELER
OLUR?Diş çıkarma
belirtileri dişlerin kendisinden iki-üç ay önce ortaya çıkabilir. Bu semptomlar
çocuktan çocuğa değişir ve aslında bunların neler oldukları ve ne kadar ağrı
verdikleri konusundaki görüşler de doktordan doktora değişmektedir. Ancak
genellikle diş çıkaran bir bebeğin şu tecrübeleri yaşayabileceği kabul
edilmektedir :

Salya Akıtmak
: Birçok bebek iki buçuk-üç aylıktan
başlayarak salya akıtır.Diş çıkarma bunu bazı bebeklerde diğerlerine göre daha
çok arttırmaktadır.

Çene ya da yüzde
kızarıklık : Bol salya akıtan bir bebekte ,çenede ve ağız çevresinde
sürekli salya temasının yarattığı tahrişe bağlı olarak deride kızarıklık ya da
çatlakların oluşması şaşırtıcı değildir. Bunu önlemek için gün boyunca periyodik
olarak salyayı nazikçe silin ,bebeğiniz uyurken akan salyayı emmesi için de
yatak çarşafının altına bir havlu koyun. Deride kuruma belirdiğinde yumuşak bir
deri kremi ile o bölgeyi sürekli nemli tutun.

Hafif öksürük
: Aşırı salya bebeğin zaman zaman tıkanmasına ve öksürmesine yol
açabilir. Bebeğiniz soğuk algınlığı ,nezle ya da allerji belirtileri
göstermiyorsa bunda endişelenecek bir durum yoktur. Bebeklerin dikkat çekmek ya
da ses repertuarlarını zenginleştirmek için öksürüğü sürdürmeleri sık görülen
bir durumdur.

Isırma
: Bu durumda bir ısırık düşmanlık belirtisi değildir. Diş çıkaran bir
bebek eline geçen her şeyi - bu kendi eli ,annesinin memesi ,yabancı birinin
parmağı olabilir - ağzına sokarak dişetlerini rahatlatmaya çalışır.

Ağrı :
Çıkmakta olan bir dişin baskısı altında dişetinde enflamasyon gelişir. Bu durum
bazı bebeklerde dayanılmaz ağrılara yol açarken bazılarında hiç sorun
oluşturmayabilir. İlk diş ve azı dişleri çıkarken en fazla sıkıntı yaratan
dişlerdir.

Huzursuzluk
: Enflamasyon arttıkça ve keskin diş yüzeye yaklaştıkça bebeğin
dişetindeki ağrı sürekli bir hal alabilir. Kronik ağrısı olan herkes gibi
sıkıntılı olabilir ve kendi normal halinden uzaklaşabilir. Bu huzursuzluk bazan
haftalar boyunca sürebilir.

Beslenmeyi
reddetme : Diş çıkarmakta olan bir bebek beslenmeyi reddedebilir.
Katı yiyeceklere başlamış olan bir bebek bir süreliğine bu yiyeceklere karşı
olan ilgisini yitirebilir. Ancak bu sizi endişelendirmemelidir. Çünkü bebeğiniz
sıvı gıdalardan da gerekli besinleri alır ve dişi çıktıktan sonra iştahı yerine
gelecektir.

İshal :
Bunun diş çıkarma ile olan ilgisi çok şüphelidir. Bazı anneler her diş
çıkardığında bebeklerinin ishal olduğunu söylerler. Bazı doktorlar büyük
olasılıkla artmış tükrük salgısı nedeniyle diş çıkarmayla barsak hareketleri
arasında bir bağıntı olduğunu düşünürler. Bazı doktorlar ise böyle bir
bağıntının olduğunu kabul etmek istemezler ; belki de annelerin her ishali diş
çıkarmaya bağlayarak önemli gastointestinal bozuklukların göz ardı
edilebileceğinden çekindikleri için böyle davranırlar. Diş çıkardığı dönemde
bebeğinizin dışkısının sulu olabileceğini bilin , ama iki dışkılamadan daha uzun
süren ishali mutlaka doktorunuza bildirin.

Ateş :
Ateş de tıpkı ishal gibi doktorların diş çıkarmayla bağıntılı olduğu
konusunda tereddütle yaklaştıkları bir belirtidir. Dişetlerindeki şişme
nedeniyle 38 C°'nin altındaki bir ateş diş çıkarmaya eşlik edebilir. Yine de
bebeğinizin ateşi varsa diğer zamanlarda ne yapıyorsanız öyle davranın ve iki
günde azalmazsa doktorunuza haber verin.

Uykusuzluk
: Gece boyunca deliksiz uyuyan bebekler bile diş çıkarırken gece
uyanmaya başlayabilir. Bu durumda hemen onu beslemeye çalışmayın. Bunun yerine
kendi kendine tekrar uyumasını sağlayın.Gece uyanma da diğer problemlerde olduğu
gibi ilk diş ve azı dişleri çıkarken daha fazla görülür.

Dişeti hematomu
: Bazan çıkan bir dis etinde kanamaya neden olabilir , bu da
mavimtrak bir leke olarak görülür. Bu hematomlar için endişelenmeye gerek yoktur
ve tıbbi girişim gerektirmeden kendiliklerinden düzelirler. Soğuk kompres acıyı
azaltıp iyileşmeyi hızlandırabilir.

Kulak çekiştirme ,
yanak kaşıma : Disetlerindeki agri sinir
yolları boyunca kulak ve yanağa yansıyabilir. Bebeklerin kulak enfeksiyonu
olduğunda da kulaklarını çekiştirdiklerini unutmamak gerekir. Bebeğiniz diş
çıkarsa bile kulak enfeksiyonundan kuşkulanıyorsanız doktorunuza danışın.


DİŞ ÇIKARKEN NELER
YAPMALI?Onlarca denenmiş
tedavi yöntemi vardır. Bazıları işe yarar , bazıları yaramaz. Aşağıdakilerden
bazılarını siz de deneyebilirsiniz :

Çiğneyecek bir
şeyler vermek : Burada besin değerinden çok dişetlerindeki basıncı
rahatlatmak amaçlanmaktadır. Bu nedenle de çiğnenen şey soğuk olursa yararı
artar. Dondurulmuş çörek, soğuk bir muz, veya havuç, bir tülbente sarılmış buz
parçası, lastik bir diş halkası. Bebeğinize çiğnemesi için ne verirseniz verin
mutlaka yanında bulunun ve oturur pozisyonda olmasını sağlayın.

Dişlerini
kaşıyabileceği şeyler : Bazı bebekler başlangıçtaki acı nedeniyle
itiraz edebilir. Fakat bir süre sonra acı yerini rahatlamaya bırakır.


Soğuk içecekler
: Bebeğinize bir biberon soğuk su verin. Biberonu reddederse bardakla
vermeye çalışın. Bu sayede bebeğinizin su ihtiyacını da karşılamış olur ve ishal
veya artmış salyayla kaybettiği sıvıyı yerine koyarsınız.

Soğuk yiyecekler
: Buzdolabında soğutulmuş şeftali püresi, elma püresi, yoğurt,
bebeğinize oda ısısındaki yiyeceklerden daha çekici gelebilir.

Ağrıyı azaltacak
bir şeyler : Başka hiç bir şey işe yaramazsa parasetamol işinizi
kolaylaştıracaktır. Doz ayarlaması için doktorunuza danışın. Doktorunuz
önermediği sürece bebeğinizin dişetlerine başka bir şey sürmeyin. Bunun içine
alkollü içecekler de dahildir.
Dr.Sıtkı EVRENKAYA
mystical2008-11-15 15:17:13

mor_kedi
31.12.2008, 02:46
 
1. ay oyunlar


Onun yüz ifadelerini ve çıkardığı sesleri taklit edin.
Yumuşak bir sesle kulağına konuşun ya da müzik dinletin.
Ona basit şekiller, parlak ve renkli nesneler ya da resimler gösterin.
Yatağının kenarına ufak ve hareketli oyuncaklar asın.
Bebeğinizi sık sık kucağınıza alın ve öpün.
Onunla ilgilenin! Konuşun ve ona ismiyle seslenin.
Melodili ninniler, tekerlemeler dinletin.
Belli bir tekerlemeyi, belli zamanlarda söyleyin. Mesela banyo yaptırırken hep aynı nininiyi söylerseniz, zamanla alıştığını göreceksiniz. (Doğumundan sonra her ay bunu yapabilirsiniz!)
2. ay oyunları

Bebeğinizle konuşmanız, bu dönemde onun için en eğlenceli oyun olacak! (Dikkatini çekmek için yüksek, sakinleştirmek içinse alçak sesle konuşabilirsiniz.)
Parlak ve renkli oyuncakları yüzünün, sesli oyuncakları kulağının çevresinde dolaştırarak onu eğlendirin.
Kulağına yavaşça ismini söylediğinizde gözleri hareketlenir ve başını size çevirmeye çalışır.
Havanın uygun olduğu günlerde bebeğinizi yürüyüşe çıkarın.
Konuşun, dokunun, kucaklayın ve sevginizi gösterin.
Odasında kısık sesli ve yumuşak melodili müzikler çalın. (Doğumundan sonra her ay bunu yapabilirsiniz!)
3. ay oyunları

Oynarken direkt ona bakmayı unutmayın. Çünkü bebeğiniz için yüzünüz, profilinizden daha ilgi çekici!
Pek çok farklı nesne gösterin ve yakalaması için onu cesaretlendirin. ( Dinlemesi, dokunması, izlemesi için ilginç ama yutamayacağı büyüklükte oyuncaklar seçin.)
Eline bir oyuncak verip, onunla nasıl ses çıkartacağını öğretin.
Zaman zaman kucağınıza alın ve dünyayı farklı bir açıdan görmesini sağlayın.
Onu överek yaptıklarından memnun olduğunuzu gösterin.
İlgi ve sevginizi şarkı söyleyip, onunla dans ederek gösterin.
Farklı dokularda, şekillerde ve büyüklükte oyuncaklar alın.
Hareketli ve yumuşak oyuncaklarla oynamasını sağlayın.
Onunla sık sık konuşmaya devam edin.
4. ay oyunları

Bebeğinize tutacağı, kavrayabileceği, tadacağı ve dinleyebileceği oyuncaklar verin.

   Ona müzik dinletin.
   Renkli bir çorabın tepesini kesip bileğine geçirin. (Ellerini daha kolay bulacak ve oynayacaktır.)
   Banyo yaparken, banyo oyuncaklarıyla oynaması için daha uzun zaman ayırın. (Gelişimine yardım eder.)
   Başarılarını gülümseyerek, onu kucaklayıp severek kutlayın ki motive olsun.
   Yeni şeyler keşfetmesi ve oyuncaklarıyla oynaması için ona, tehlikesiz, boş ve geniş bir alan ayırın. 
   Onu sık sık kucaklayıp dikkatli bir şekilde kaldırın. Çünkü sallanmak, hoplamak ve zıplamak gibi hareketli oyunlardan çok      hoşlanır.
   Bebeğiniz gülerken, siz de gülün.
5. ay oyunları

Yatağına bir ayna koyun ki kendini görsün. (Beraber ayna karşısına geçin ve birbirinizi uzun süre inceleyin.)
Bebeğinizin çıkardığı sesleri taklit edin. Kısa cümleler kurarak, onunla konuşun.
Başka bebeklerle konuşmasına ve onları incelemesine izin verin.
Sık sık kucaklayın, sevginizi gösterin.
Onun fotoğraflarını çekin veya kameraya çekin ki ileride beraber izleyin. (Bebeğinizin doğumundan sonra her ay bunu yapabilirsiniz!)
Onunla sürekli konuşun. ( Anladığınızı mimiklerinizle belirtin. )
Vücudunuzun çeşitli yerlerine dokunun ve ona isimlerini söyleyin. (Burun, kulak, dudak gibi.)
6. ay oyunları

Ona şarkılar söyleyin, birlikte tempo tutun, el çırpın…
Önemli kelimeleri yumuşak bir tonla ve vurgulayarak tekrarlayın.
Onu kucağınıza alın ve çıkardığı sesleri ya da yüz ifadelerini siz de tekrarlayın.
Çevresine yumuşak yastıklar koyarak, bir an önce desteksiz oturabilmesine yardım edin.
Yüzüstü yatırın ve kollarıyla vücudunu nasıl kaldıracağını öğretin.
Sizi görebileceği bir yere geçip, kollarınızı açın ve onu kucaklayacağınızı söyleyin, (Bebeğiniz gülümser ve cilve yapar.) O size uzanırken, siz onu kucaklayın. 
Yuvarlanan, silindir şeklinde oyuncaklar alarak, daha çok hareket etmesini sağlayın.
Bir el fenerinin lamba kısmını değişik şekillerde kesilmiş kartonla kaplayın. (kalp, araba, kuş gibi) Işıkları kapatın ve bu gölgeyi duvara yansıtın ve oyunu geliştirin.
Bebeğinizi, başka bebeklerle vakit geçirebileceği yerlere götürün.
Onu pusetle gezdirirken, pusetine bir balon bağlayın.
7. ay oyunları

Ona bebek dergileri, resimli kitaplar gösterin. ( Kendi tutup, inceleyebileceği kitaplar alın.)
Yüzünüzü kapatıp, birden ‘Ce-e’ diyerek açın. Çok keyiflenecektir. ( Daha sonra onun yüzünü kapatarak, oyunu geliştirin.)
Aynadan ona kendini gösterin ve kim olduğunu sorun. Sonra ona kendi ismini söyleyin.
Ne yaptığınızı söyleyerek onunla dans edin.
Onu kucaklayın ve sevginizi gösterin. ( Onunla hep yumuşak bir ses tonuyla konuşun.)
Birbirleriyle eşleşen, birbirinin içine geçen oyuncaklar alın. ( Evdeki çeşitli kapaklarla da böyle oyunlar oynayabilirsiniz. Büyükten küçüğe doğru dizilmiş 3 kapağın bebeğinizi ne kadar eğlendirdiğini görebilirsiniz.)
Bebğinizin görebileceği bir yere çeşitli hayvan resimleri asın. ( Aile fotoğrafları ya da kendi fotoğraflarını da asabilirsiniz.)
Ona sıkabileceği nitelikte çeşitli oyuncaklar verin.
8. ay oyunları

Eğlenceli ve taklit etmekten hoşlanacağı sesler çıkarın ve hareketler yapın.
Bebek ve çocuk şarkıları dinletin
Ayakta pozisyona getirerek dans etmesini, yürümesini, tempo tutmasını sağlayın.
Bebeğinizle birlikte emekleyin, hızlandıkça onu övün. (Büyük çocuğunuz varsa onu da dahil edin.)
Oyuncaklarınn bir sepete doldurun ve nasıl çıkaracağını öğretin. Daha sonra yeniden doldurun ve onun boşaltmasına izin verin.
Birlikte alışverişe çıkın. ( Kalabalık ortamlar onun için uyarıcı ve eğlencelidir.)
Bebeğinize zaman ayırın. ( Kucaklayın, öpün, konuşun.)
Oyuncağını uzak bir yere koyun ve hareketlerine yardım ederek onu almasını sağlayın. 
El kaslarınının gelişmesi için, oyuncaklarını tutmasını ve kaldırmasını destekleyin.
Artık oynamadığı oyuncaklar varsa ortadan kaldırın.
9. ay oyunları

Bebeğinizle beraber aynanın karşısına geçin ve beraber “şaşırmış, sevinmiş, mutlu, mutsuz” gibi değişik yüz ifadeleri deneyin.
Onunla beraber oynarken oyuna sevdiği bir hayvan oyucağı da katın. (oyuncak ayı, ördek, inek gibi)  mesela ”İneğin karnı acıkmış, hadi sen onu otlat, ona burdan su ver” diyebilirsiniz.
10. ay oyunları

Bebeğinizle konuşurken elinize bir kukla alın ve onu eğlendirin. ( Eski bir çorabınızı boyayarak da bir kukla yapabilirsiniz.)
Ayaklarını hareket ettirin.
Gün içinde bebeğinizin oturma pozisyonunu sık sık değiştirin.
Onunla gözlerinin içine bakarak konuşun.
Sık sık ‘seni seviyorum’ deyin.
11. ay oyunları

Onunla beraber ikili oyunlar oynayın. “At-tut, doldur-boşalt” gibi basit oyunlar uydurun.
Başardığı zamanlarda onu severek destekleyin.
Sabun köpüğü ve mandalla küçük baloncuklar çıkarın. ( Ne kadar eğlendiğini göreceksiniz.)
Bir oyuncağın yarısını herhangi bir şeyle örtün ya da  yastığın altına saklayın ve bebeğinize nerede olduğunu sorun. ( Onu bulması için destekleyin.)
Yemek yerken bebeğinize bir plastik kaşık verin. ( Kendinizde kullanın.)  Yemek saatinin değişitğini fark edeceksiniz.
12. ay oyunları

Bebeğinizin gözü önünde bir oyuncağını saklayın ve sonra onu bulması için destekleyin.
Ondan size bir oyuncak getirmesini isteyin. (‘Bana ördeğini getirir misin?’ gibi.)
Bebeğinizin yaşına uygun kitaplar okuyun, birlikte resimler hakkında uzun uzun konuşun. ( ‘Burada bir ayı var, tüyleri kahverengi. Ormanda yaşıyor. Ormanda uzun yeşil ağaçlar var…’ gibi.)
Birlikte hayvan seslerini taklit edin.
Sık sık beraber dışarı çıkın. ( Başka bebeklerle iletişim kurmasını destekleyin.)
(milupa.com.tr'den alıntıdır)

kelebbek
03.01.2009, 14:14

selamlar, bu yaziyi daha once yasemen05 gondermis. 0-12 ay bolum arsivinde var. ben bu yaziyi cok begeniyorum. donup donup de okuyorum. arsivde kaynayip gitmesin diye bir daha gondereyim dedim.
 
 
 
Bebeğin sağlık günlüğü
Yeni doğan bebek, günde ortalama 30–50 gram alır. Anne sütü içen bebeğin suya ihtiyacı olmaz. Bebek, üşüdüğü, teri üstünde kuruduğu veya taşa bastığı için hastalanmaz
Ferhan Kaya POROY
Günde 50 gram alarak büyüyor  Anne sütü ve emzirme konusundaki soruları yanıtlamayı sürdüren Dr. Kadir Tuğcu, çocuk hastalıkları, beslenme ve bakım arasındaki ilişkiyi anlattı.
Hangi anneler emziremez?  Sütüne zararlı maddelerin geçme riski olanlar emziremez. İlk aşamada sigarayı sayabiliriz. Sigaranın şimdiye dek ispatlanmış tek kusuru anne sütündeki yağ oranlarını bozması. Onun dışında büyük bir zararına rastlanmamış ama sigara içmek hem anne hem de çocuk sağlığı açısından pek hoş bir şey değil.  İkinci önemli etken uyuşturucu maddelerdir. Uyuşturucu kullanan annelerin çocuklarını emzirmesi sakıncalıdır. Üçüncüsü de AIDS.  HIV, süt aracılığıyla anneden çocuğa geçebilir. Bu durumdan sakınmak için anne çocuğunu emzirmezse, bu kez de çocuk anne sütü almadığı için bağışıklık sistemi daha da zayıf olacaktır ve AIDS virüsünü aldığında vücudun bununla savaşma ihtimali daha da düşecektir ve çocuk başka hastalıklara da yakalanacaktır. Yani çocuk AİDS’ten kurtulsun derken basit bir enfeksiyondan hayatını kaybedebilir.  Ayrıca kızamıkçık, Hepatit B ve herpes virüsleri de sütle anneden bebeğe geçebilir. Bu nedenle bu hastalıkları taşıyanların emzirmemesi gerekir. Yalnız Hepatit B hastalığı zaten anne çocuğunu doğururken çocuğa geçtiği için, süt vermesinin de bir önemi kalmaz, yani mikrop nasıl olsa çocuğa geçmiştir.
Kokulara hassasiyet
 Emziren kadının yememesi gereken şeyler var mı?  Böyle bir diyete gerek yoktur. Yalnız bazı hassas çocuklar, eğer annesi tenini kokutacak şekilde pastırma, çiğ soğan, çemen, sarımsak türü şeyler yerse, bu durumdan rahatsız olurlar. Böyle durumlarda çocuk memeyi reddedebilir.  
Bebek hangi aralıklarla ne kadar kilo almalıdır?  Bebeklerin kilolarını tablolarla sınırlandırmak yanlış olur. Çünkü her bebeğin kilosu, doğum kilosu ve beslenmesi ölçüsünde farklılıklar gösterir. Bu nedenle kilo aldığını anlamak için şu yöntem uygulanır. Yeni doğan bebekler doğduktan sonra günde 30 veya 50 gram alırlar.  
Meme mi, mama mı?  Emzirmek gayet doğal bir hadisedir. Meme yerine niye mama verilir bu hiç de mantıklı bir hadise değildir. Zaten insanoğlu uzun çağlar boyunca annesi olmayan bir bebeğe başka bir yemek vermeyi aklına getirmemiştir. Hep ona bir sütanne bulunması yoluna gidilmiştir.  
Bebeğin ne gibi vitaminlere ihtiyacı vardır?  B, C, A, D, E vitaminlerine ihtiyacı vardır. Bunlar da piyasada çocuklar için multivitamin olarak satılan ilaçlarda karışım olarak bulunur.  Ben çocukların bir yaşına kadar vitamin almasında fayda görüyorum. Anne sütü alsa da mamayla beslense de vitamine ihtiyacı vardır.  Türk kadınları çok fazla güneşe çıkmadıkları için çocuklarını da genellikle D vitamini eksikliği ile dünyaya getirir. Çünkü D vitamini büyük ölçüde güneşle ortaya çıkar.  
Anne sütü alan bir bebeğin suya da ihtiyacı var mıdır?  Eğer özel şartlar oluşmazsa anne sütü emen bir çocuğun, Afrika sıcağında dahi su içmesine ihtiyaç yoktur. Ama siz çocuğu aman üşüyecek diye çok giydirirseniz veya çocukta ishal durumu varsa suya ihtiyaç olabilir. Normal şartlarda anne sütüyle beslenen bir bebeğe su verildiğinde boşu boşuna onun süt emme kapasitesi düşmüş olur. Bebek süt yerine suyla karnını doldurur.
'Nazar'ın nedeni mikrop  Bebek üşüyünce, teri üzerinde kuruyunca hasta olur mu?  Bebek, üşümekle, nazar değmesiyle, diş çıkarmakla, terlemekle terleyip terinin üzerinde kurumasıyla veya çıplak ayakla yere basmasıyla hasta olmaz. Hastalıklar sadece ve sadece mikropla olur. Çocuk mikrobu alırsa hastalanacaktır.  Ama bu lafların çıkış yerleri şöyledir. Bunlar çok eski zamanlarda mikropların bilinmediği zamanlarda gözlemle ortaya konmuş laflardır. Mesela eski insanlar dikkat etmişlerdir ne zaman düğün dernek bir yere gitseler üç gün sonra hep güzel çocuklar hastalanıyor, çirkinler hastalanmıyor. Buradaki mekanizma güzel çocuğun çok ellenip çok öpülmesidir. Öpülmeyen, ellenmeyen, fazla teması olmayan çocuklar mikrobu almazlar ve hasta da olmazlar.  Çok öpülen çocuk mikrobu alır ve mikrobu aldıktan sonra en az üç gün içinde mikrop etkisini göstermeye başlar. Dikkat edin çocuğunuz gripli biriyle temas ettikten üç gün sonra hastalanacaktır.
Eller klima gibi...  Çocuklar nasıl giyinmeli?  Çocuk da bir erişkin gibidir. Çocuğu ne sıkacaksın ne üşüteceksiniz. Çocuğu rahat ettirecek giysiler giydireceksiniz. Yani ne terleyecek ne de üşüyecek. Ekstradan giydirmenin hiçbir faydası yoktur.  Çocuğun üşüdüğü nasıl anlaşılır, elleri soğuyunca mı?  Çocuğun ellerinin veya ayaklarının değil vücudunun yani kapalı yerlerinin soğuk olması önemlidir. Eğer çocuğun giyimli yerleri sıcak fakat elleri soğuksa çocuğu çok giydirdiğiniz anlamına gelir. Çünkü vücut burada açık yerleri bir klima olarak kullanarak soğutma yapar.  
Diş çıkarırken ateş yükselir mi?  Dr. Kadir Tuğcu, diş çıkarırken çocukların ateşinin yükseldiği yolundaki yaygın kanının doğru olmadığını söyledi: "Ateş ancak mikropla olur. Diş çıkarmak, tırnağın veya saçın uzaması gibi tabii bir hadisedir. Çocuğa bir rahatsızlık vermez. Peki, bu yanlış inanış nereden çıkmıştır? İnsanlar çocuğun diş çıkarmasını, 20 yaş dişleriyle özdeşleştirir. Genelde anne-babalar çocuklarının doğmasından birkaç sene önce veya sonra 20 yaş dişinin sancısını yaşarlar ve çocuklarının da diş çıkarırken aynı sancıyı hissettiğini düşünürler. Oysa 20 yaş dişleri diğer dişlerden farklı olduğu için sancılı çıkar. Bunlar evrimle birlikte yok olmaya yüz tutmuş dişlerdir. İleri nesillerde 32 diş olmayacak. Çünkü insanların 20 yaş dişleri çıkmayacak. Yok olmaya yüz tutan 20 yaş dişleri bazen çıkmaz, bazen de deforme olarak çıkar.  Bebeklerde diş çıkarma süreci son derece uzun bir süreçtir. Ortalama altı aydan başlar ve iki yaşa kadar devam eder. Bu süreç içinde çocuk dışarıdan aldığı çeşitli mikroplarla hastalanır, ateşlenir ve bu da diş çıkarmaya bağlanır. Ancak diş çıkarmakla ateş yükselmesi arasında şöyle bir bağlantı var: Çocuk bir yerden virüs alınca ateşi çıkar. Ateş de bebeğin metabolizmasını hızlandırır. Metabolizma hızlanınca da dişlerin çıkma süresi kısalır. Bu yüzden bir hafta sonra çıkacak olan diş üç gün sonra çıkabilir. Ancak diş, ateş yapmaz.  
Bebeğin uyku düzeni  Yeni doğan bebek, günün yaklaşık 20 saatini uyuyarak geçirir. Çocuk gündüz ya da gece uyanık kalmaya, zamanla ailesi tarafından alıştırılır.  Bebeğin iyi uyuyup uyumadığı sorusu, özellikle ilk çocuklarını büyüten ve geceleri sık sık ağlamalarla bölünen anne-babaların sorunu. Dr. Kadir Tuğcu konuyla ilgili soruları şöyle yanıtladı:  
Bebek kaç saat uyumalı?  Çocuk ne zaman isterse uyur, ne zaman isterse uyanır. Ama evin sistemini bozmamak da önemlidir. Çocuk yeni doğduğunda zaten çok uzun süre uyuyacaktır. Uyuma süreleri 20 saate yaklaşır. Uyanık kalabildiği saatlerse üç-dört saatle sınırlıdır ve bunu ne zaman isterse kullanır. Ama yaş ilerledikçe yani ileri aylara gelindikçe, gündüz uykusunun azalıp, gece uykusunun artması gerekir. İşte aileler burada çok dikkatli olmalı. Aile gündüz işlerini rahatça yapmak için çocukları gündüz uyutursa tabii ki çocuk da geceleri uyanık kalacaktır ve oyun isteyecektir.  
Bebekler nasıl yatmalı? Yüz üstü mü, sırtüstü mü yoksa yan mı? Tehlikeli sayılan bir yatma pozisyonu var mı?  Ciddi araştırmalarda çocuk şöyle yatsın böyle yatsın diye bir şema gösterilmez. Yalnız dikkat çeken bazı hususlar vardır. Ani bebek ölümleri genellikle kışın olmaktadır ve bebek ölümleri hep pimpirikli annelerin çocuklarında görülmektedir. Ve bir de çocuğun beşiğinde veya yatağında koyun postu türü malzemeler kullanılan yerlerde görülür. Çocuk postun üzerinde yüzükoyun yattığı zaman nefes alacak yer kalmaz ve boğulma durumu oluşabilir. Yoksa tabiatta hiçbir canlı varlık sırtüstü uyumaz. Siz hiç sırtüstü yatan bir deve, kedi, köpek veya tavşan gördünüz mü hepsi yüzüstü yatıp uyur. Sırtüstü yatması bir hayvanın ya öldüğünün ya da ağır hasta olduğunun işaretidir.  Yüzüstü yattığı zaman bebek hem kollarını bacaklarını kullanacaktır, hem de kendi kendine rahatça gazını çıkaracaktır. Ayrıca göğüs kafesi düzgün olacaktır ve kafası geriye doğru yatmadığı için yassı olmayacaktır. Yüzüstü yatarken soluk alamamaya bağlı 'ani çocuk ölümü' olabileceği iddiası bir vakayla ortaya çıktı. Vaka incelendiğinde bunun doğal durum değil de cinayet olduğu belirlendi.  Ancak araştırma ilk tespite göre hazırlanıp yayımlandığı için halk arasında yatma şekliyle ani bebek ölümü arasında bağ olduğu inanışı gelişti. Bu yanlış inanışın giderilmesi uzun zaman alacaktır.  * * * *
Süt için huzur, uyku ve su  Yanlış inanışlar hayatımızın her döneminde olduğu gibi annelikte de yaygın. Birçok anne, sütü artsın diye gereksiz yere tatlı ve komposto yiyerek kilo alıyor. Emzirme, anne sütü ve bebek bakımı konusunda sorularımızı yanıtlayan Dr. Kadir Tuğcu ise "Annenin sütü su içerek, uyuyarak ve yüksek moralle artıyor" diyor.  
Annenin sütü olması için ne yapması gerekir?  İnsan memesi inek memesi yapısında değildir, bu nedenle uzun süreli süt biriktirmez. Çocuk emmeye başladığı anda süt yapılır. Nasıl gözyaşı ağladığımız zaman akıyorsa, yani bir yerde toplanmıyorsa süt de böyledir. Süt hücrelerinden anında süt yapılır ve bebek emdikçe de gelir. Süt olayı tamamen psikolojiktir.  Kadının yerli yersiz üzüntülerle dolmamış olması gerekir. Niyet de önemli. Annenin bebeğini emzirmek istemesi önem taşır.  Birçok anne lohusalık döneminde komposto, bol şekerli meyve suları içerek veya tatlıyla süt miktarını artırmaya çalışıyor. Bu mümkün mü? Süt yapan yiyecek var mı?  Süt yapıcı gıda diye bir şey olmaz. Süt yapıcı diye annelere zorla içirdikleri veya yedirdikleri şeylere dikkat ederseniz, hepsi susama isteği uyandıran maddelerdir. Anne bunları yiyince bol bol su içme arzusu hisseder. Bol bol su içince de süt miktarı artar.  Yani keramet helva, tatlı, soğan, pekmez veya kompostoda değil bunları yedikten sonra hararetten dolayı içtiği sudadır.  
Küçük göğüs ve süt  'Küçük göğüslü kadının sütü olmaz' deniyor, doğru mu?  Bu da yalandır. Göğüsün büyüklüğü, memenin ucu veya şekliyle sütün akışı ve gelişi değişmez. Memesi küçük kadından gürül gürül süt gelebilir.  
Sütün kalitesi yemeğe göre değişir mi? Et, karides, meyve, sebze yiyenle ekmek ve çorbayla beslenen anne arasında süt farkı olur mu?  Sütün kalitesi hiçbir zaman değişmez. İyi beslenen anne ile kötü beslenen anne arasında süt kalitesi açısından fark olmaz. Ancak iyi beslenen anne kendisine fayda sağlar, kötü beslenen annenin zararı kendisinedir. Çünkü süt yapmak için belli miktarda mineral vücuttan alınır. Bu minarellerin vücutta az ya da çok olması, kalan miktarın anneye yetip yetmediği meselesine bakılmadan vücut aynı miktar minerali anneden süt için alır. Yani zarar anneye olur.
Ancak sütün kalitesi aylara göre değişir. İlk aylarda gelen süt farklıdır, bir ay sonra, iki ay sonra, altı ay sonra gelen süt farklıdır. İşte bu nedenle mamaların da bir ay, iki ay, üç ay ve sonrası için farklı tipleri yapılmıştır.  Mesela prematüre doğum yapmış bir kadının sütü ancak prematüre bebeğe iyi gelir. Onların sütü normal doğum yapmış bir annenin sütünden çok farklıdır. Yoksa annenin yediği içtiği ile hiçbir ilgisi yoktur. Fakir kadının da zengin kadının da sütü aynıdır.  
Gazın ilacı hareket  Annelerin diğer bir korkulu rüyası da gaz yapıcı gıdalar. Annenin yediği şeylerden gaz bebeğe geçer mi?  Gaz yapıcı gıdalar annenin bağırsağında gaz yapar. Hiçbir zaman annenin bağırsağında oluşan gaz, kana karışıp, kanla memeye gidip, memeden de çocuğa geçmez. Bu tamamıyla bir uydurmadır ve hurafedir.  
Peki gaz neden olur?  Gaz, çocuğun sütü emerken yuttuğu havadır. Gazın az olması için memenin siyah kısmının olduğu gibi bebeğin ağzına girmesi gerekir. Biz yetişkinler de yemek yerken hava yutarız, ama biz hareket ettiğimiz için gazımızı rahat çıkarırız. Bebekler gazlarını hareket edemedikleri için çıkaramazlar.  Gaz çocuğun doğduğu gün değil, yaklaşık 20'inci günde başlar ve dördüncü, beşinci ayına kadar yani dönme hareketleri başladığı zaman da biter.  Eğer çocuğu çok kucağa alırsanız, hareket ettirirseniz çocukta gaz olmayacaktır. Ameliyat sonrası hastayı yataktan kaldırıp yürütmelerinin nedeni de işte budur. Hasta vücut hareket kazanınca gazı çıkar. Çünkü kişi kalıp gibi yatarsa gaz olacaktır.  Aynı şey çocukta da yaşanır. Gaz hadisesi kalıp gibi yatmaktan oluşur. Eski insanlar bunu salıncak ve beşikle çözümlemişler. Yani çocuğa hereket kazandırmışlar. Çocuğu kucağa alacaksınız, yürüyeceksiniz veya masaj yapacaksınız ki gazı çıksın.  Bir de halk arasında sıkça söylenen; 'Emziren kadın ayağını üşütürse sütü de üşür, gaz olur' sözü vardır...  Böyle bir şey yoktur. Bunlar tamamen hurafedir.  
Peki gazı iyi çıkmayan çocuk ne yapar?  Gazı çıkmayan çocuk annesine üç tane haberci gönderir. Çok hıçkırık tutar, emerken karnından gürül gürül sesler gelir ve aşağıdan çok gaz çıkarır. Rahatsız olan bebek, ağlayarak annesinden intikamını alır.  
Gazı önleyen ilaçlar var mı?  Midede bağırsakta oluşmuş havayı yok edecek bir ilaç yeryüzünde henüz bulunmamıştır. Bu iş için rezene ve benzeri pek çok otlar kullanılır. Bunların en büyük özelliği potasyum elementinden zengin olmalarıdır. Potasyum da bağırsak hareketlerini artırır. Bağırsak hareketleri artınca da çocuğun gazını alttan çıkarması kolay olur. Ama oraya gelene kadar gaz yine ağrısını ve sancısını çocuğa yapmış olur.  
Nasıl gaz çıkarılır?  Çocuğun gazını çıkarmak için poposunun hemen üzerine belinin altına elle masaj yapmak ve rutin hareketlerle vurmak gerekir. Çocuğun canının acımaması için elin iç kısmının kullanılmaması, ele yay şekli verilerek içeride hava biriktirip yastık görevi yapılması önemlidir.  
Bebek doydu mu?  Doyduğunu nasıl anlarsınız, ağlama açlık işareti mi?  Doyan çocuk, su içmesini sevmez, su verdiğiniz zaman iğrenir gibi yapacaktır ve içmeyecektir.  İkincisi idrar sayısı günde dörtten fazla olacaktır. Üçüncüsü ise kakasının sarı hardal rengi ve cıvık olmasıdır. Bunlar varsa çocuk iyi besleniyor demektir.  Az yiyen çocuk kestane kestane, top top sert kakalar yapacaktır. Lüzumundan fazla yedirilirse de yeşil renkte kaka yapacaktır. Eskilerin dediği gibi yeşil kaka yapan çocuk, ayaklarını üşütmüş anlamına gelmez.  İshal harici yeşil kaka yapan çocuk 'çok yemek yiyor' anlamına gelir. Bu durumda ishal sancısı gibi bir hazımsızlık sancısı oluşacak ve bebek ağlayacaktır. Bu durumu çözmek çok daha zordur. Çünkü gaz çıkarmak iyi gelmeyecektir  
Emzirmenin süresi var mı?  Yeni doğan bir bebek genellikle bir memedeki sütün yarısını üç dakikada, diğer yarısını da yorulduğu için beş dakikada içer. Yani sekiz dakikada bir memedeki sütü bitirir. Diğer yarısına da 10 dakika dersek arada bir gaz çıkardıktan sonra ikinci memeye geçersek bu çocuk için yeterli.  Fakat zamanla anneler bir öğün bir göğüsten diğer öğün diğer göğüsten meme verebilir.  Ama bu herkes için geçerli değildir. Anne ile bebeği arasında farklı zamanlamalar oluşabilir.  
Kucağa alınan çocuk hep kucak ister mi?
Bu da eskilerden gelen bir hurafedir. Bebek kucağa tabii ki alınacaktır. Özellikle de ilk aylarda hem gaz sorunu hem bebeğin duygusal gelişimi açısından bebeğin buna ihtiyacı vardır.  Kucağa almanın alışkanlık yaratıcı hikâyesinin kökeni Osmanlılara kadar uzanır. Gelinle kaynana o dönemlerde aynı evi paylaşırdı. Gelin sürekli çocuğu kucağına alıp dolaşınca da işler kaynanaya kalırdı. İşte bu nedenle de, gelin çocuğu kucağına alıp işleri aksatmasın işler de kaynanaya kalmasın diye kaynanalar bu yalanı uydurdu! Bir de 'Çocuk sonra kucağa alışır' sözü eklenip olay süslenince bu yanlış kanı yıllar boyunca sürüp gitti.  
Yeni doğan bebek görür, ışıkları seçer, ancak 2.5 aylık olunca net görmeye başlar. Anne karnında çeşitli pozisyonlarda duran bebek, altı aylıktan önce de oturabilir
Bebek kadar kuvvetli  'Doğum sırasında anne rahmi çocuğun poposunu ittiği anda oluşan basınç, bebeğin otururken beline binen basınçtan kat kat fazladır, diyen Dr. Kadir Tuğcu, bebeklerin zannedilenden çok daha 'dayanıklı' olduğunu anlattı:  Emzik kullanmak, parmak emmek zararlı mı?  Çocuk emzik bulamazsa çarşafın veya battaniyesinin kenarını, parmağını bulup emecektir. Bu kadar küçük bir çocuğa yasak getirmek de mümkün değildir. Bu içgüdüsel bir davranıştır ve zararı yoktur.  Ancak iki yaşından sonra emzik görüntü açısından çirkin olabilir. Zaten birçok çocuk da bu çağda emmeyi kendiliğinden bırakır. Halk arasında sıkça söylendiği gibi emzik kullanımı dişlerin bozulmasına yol açmaz. Aslında diş ve çene yapısının bozukluğu genetiktir. Çocuğun soyunda varsa parmağını emse de emmese de bazı bozukluklar görülür.
Bebek nerede uyumalı?  Bebek anne-babayla aynı mı yoksa ayrı odada mı yatmalı?  Ev müsaitse çocuk gün boyu kendi odasında bakılır, orada uyutulur ama gece olunca annesinin yanında portatif bir yatakta uykusuna devam eder. Bunun faydası da anne sütünün kesilmesiyle çocuğun odasına kolay uyum sağlamasıdır. Eğer devamlı annenin odasında kalırsa anne sütü kesildikten sonra ayrılması çok zor olur.  
Parmak emen çocuğun parmağı zamanla incelir mi?  Bebeklik çağında çok kısa süreli parmak emme yaşanmışsa dişlere ve çeneye bir etkisi olmaz. Ama süre uzar, çocuk dört-beş yaşına kadar parmak emmerse, hem parmak, hem de ağız deformasyonu oluşur.  
Bebek hangi aralıkla yıkanır?  Her gün. Banyoda üşümekle veya kulağa su kaçmasıyla kulak iltihabı olmaz. Bebeğin kulağına doğru su dökseniz dahi kulak iltihabı oluşmaz. Çocuklarda kulak iltihabı nezlenin, gribin sonucunda östaki borusunun tıkanmasıyla içerideki sıvının birikmesi sonucunda oluşur.  
Peki hangi şampuan?  Hangisinin kokusu anneye hoş geliyorsa onu kullanabilir. Hepsinin içeriği üç aşağı beş yukarı aynıdır. Ayrıca bizim neslimiz sabunla büyümüştür ve hiçbir zararını da görmemiştir.  
Yeni doğan bebeklerin gözleri şaşı bakıyor, bu aslında bir hastalık mıdır?  Yeni doğan bebeğin ilk 2,5 ayında şaşılık olur. Çünkü bebekte daha odaklanma gelişmemiştir ve bunun sonucunda gözler kayabilir, bu durum üçüncü ayında geçer. Çocuk 2,5 aya kadar görür, ışıkları fark eder ama net görmesi 2,5 ayı alır.  
Altı aylıktan küçük bebeklerin oturtulması sakıncalı mı?  Bu da yanlıştır. Çocuklar oturtulur da yan da yatar, istediğini de yapar. Çocuk annenin karnında zaten sırtüstü yatmıyor, çoğunlukla iki büklüm veya oturur pozisyonda duruyor. Normal doğum sırasında annenin rahmi çocuğun poposunu ittiği anda olan basınç çocuğun oturduğunda beline binen basınçtan çok daha yüksektir. Çocuk buna dahi tahammül eder.  Ancak doktorlar çocukların altı ayına dek oturamadığını söylerler. Çünkü denge merkezleri altı ay içinde gelişir. Ve bebek dengesini bulamadığı için sağa sola devrilir.  
Steril değil, temiz bak  
Artık anne-babaların bir numaralı korkusu alerji. Alerji çocuklarda nasıl oluşuyor?  Alerji genellikle çok temiz bakılan çocuklarda görülür. Fakir fukarada, köylülerde, gecekonduda yaşayanların çocuklarında alerji pek görülmez. Eğer çocuğu mikrop kapmasın diye şişe sularla yıkarsanız, bulunduğu mekânları sürekli çamaşır suları ile siler ve steril ederseniz çocukta alerji olur.  Çünkü çocuğun bağışıklık sisteminin bazı mikroplarla uğraşması gereklidir. Eğer bağışıklık sistemi kendisine herhangi bir düşman bulamazsa kendisine ev tozu, kedi kılı gibi saçma sapan şeyleri düşman olarak görür ve bunlara reaksiyon göstermeye başlar.  Çocuğa temiz bakılmalıdır ama kesinlikle steril bir ortamda tutulmamalıdır.  Temizliğin evde normal sabun ve suyla yapılması gerekir. Bu mekanik temizlik yararlı mikroplarla zararlı mikropları aynı oranda uzaklaştırır.  İçinde deterjan, kimyasal madde, bakteri öldürücü bulunan ilaçlar kullanıldığında evde ölen mikropların çoğu vücuda yararlı ve zayıf mikroplardır. Alan açıldığı zaman buraya girecek bir mikrop tıpkı hastane enfeksiyonlarında olduğu gibi yerleşecek ve bir daha hiç çıkmayacaktır. Sterilizasyon hastanelerde bile bir tek ameliyathanelerde olur.  
Alerji testlerine gerek var mı?  Yeni doğan döneminde alerji yoktur. Bebeğin herhangi bir maddeye karşı alerji gösterebilmesi için mutlaka o maddeyle tanışması gerekir.  Siz bilmediğiniz bir maddeye karşı alerji gösteremezsiniz. Yani o maddeyi alacaksınız üzerinden bir zaman geçecek, antikorlar oluşacak ve ondan sonra vücut alerjik reaksiyon gösterecek. O yüzden hiç tanımadığınız bir maddeye karşı alerji olamaz.  
Çocuğun beslenmesi  
Bal, tereyağı, reçel ve pekmezin bir faydası var mı?  Bunlar tok tutan gıdalar. Çocuk bunları yerse karnı doyar ve kendisine yarayacak protein ve kalsiyumlu gıdalardan uzak kalır. Bu nedenle bu gıdalar sadece tatlandırıcı olarak kullanılmalı.  
Pekmez denildiği gibi kan yapar mı?  Pekmezin kan yapıcı etkisi yoktur.  
Peki hangi gıdalar kan yapar?  'Kan yapıcı' diye bir yiyecek maddesi yoktur. Vücut kan yapar. Kan yapması için de demire ihtiyacı vardır. Bu da hayvansal gıdalardan, demir ihtiva eden tahıllardan çok az miktarda yumurta sarısından temin edilebilir. Eğer aile fakirse ve çocuğuna hiç et, balık veya tavuk alamıyorsa o zaman en azından günde bir yumurta yedirmesi gerekir.  
Kansızlara dalak öneriliyor?..  Ağırlıklı olarak fakir fukaralarda görülen anemide doktor hastaya 'Et al, bonfile, biftek al' diyemez en ucuz olan dalağı tavsiye eder. Oysa dalağın etten daha fazla kan yapan bir özelliği yoktur.  Mercimek, nohut, fasulye de bol miktarda demir ihtiva eder, et kadar olmasa da.  Eğer aile çocuğuna sabahları yumurta, peynir yediremiyorsa, tarhana veya mercimek çorbası yedirmesinde fayda vardır.
'Bebekler bir yaşından önce inek sütü içemez, inek sütü kansızlığa yol açar' iddiası doğru değil. Bebek ilk dört aydan itibaren inek sütü içebilir. Altı aydan sonra 'katı gıda'lar almaya başlayabilir
Beslenme takvimine dikkat  Demir eksikliği Türkiye'nin en önemli sağlık sorunların dan biri.Dr. Kemal Tuğcu, demir yönünden zengin beslenme ve demir eksikliğinin nedenleri konusunda bilgi verdi:  
Bebeği emzirmeye ne zaman son verilmeli?  Tabiat çocukları iki yıl meme emecek şekilde yaratmıştır. O yüzden de ağız adalelerinin çalışması meme emmeye yönelik hareketler yapmaya müsaittir. Bunların çiğneme hareketine başlaması çocuğun kendi kabiliyetidir.  Ancak genellikle bizim önerimiz altı aydan sonra katı gıdalara başlanmasıdır. Bu da sulu yemeklerle olmalıdır. Ondan sonra yavaş yavaş koyuluk miktarı atırılır. Annenin sütünün miktarına bağlı olarak anne bebeği iki sene bile emzirebilir.  
İki yaşına kadar anne sütü içmenin çocuğa yararı olur mu?  Tabii ki vardır. Süt süttür ama miktar olarak yetmez. Hastalarım arasında sadece iki anne, başka hiçbir şey vermeden çocuğunu iki yıl anne sütüyle beslemeyi başardı.  
Peki çocuklar inek sütüne ne zaman başlamalı?  Sütle kansızlık arasında tek bağlantı vardır. O da bebeğe ilk dört ayda anne sütü yerine inek sütü verilmesi sonucunda bağırsaklarda oluşabilecek mikrobik kanamalardır. Ancak bu durum dördüncü aydan sonra tamamen ortadan kaybolur.  Eskiden annenin sütü yoksa ve aile mama alamayacak kadar fakirse süt biraz sulandırılır içine biraz limon sıkılıp bebeğe verilirdi. Bunun da çocuğa bir zararı olmazdı. Ama şimdi bunları kullanan kalmadı.  'Çocuk bir yaşına kadar süt içemez' lafı doğru değildir. Çocuk dördüncü ayından sonra inek sütünü sulandırmadan içebilir.  
Süt vücutta demiri azaltır mı?  Demirin farklı biyolojik fonksiyonları vardır ve bu farklılıklar sonucu eksikliğinde de çok farklı etkiler görülür. Demirin en iyi bilinen özelliği kanda oksijen taşımasıdır.  Vücut demirinin yaklaşık yüzde 73'ü hemoglobinde bulunur. Geri kalan demirin yüzde 12-17'si ferritin ve hemosiderin denilen moleküllerde depolanmıştır. Her ikisi de yüksek miktarda demir atomunu bağlayabilir. Geri kalan yüzde 15 demir de myoglobinde depolanmış olup kas hücreleri için oksijen deposu vazifesi görürler. Çok küçük bir kısmı demirin transferinde bağlanır. Bu molekül demirin serbest bulunduğu yerden ihtiyaç bölgesine taşınmasına yarar. Ayrıca laktoferrin (sütte bulunur) bu transfer işine yarayan demir moleküllerini bağlar ve bakterilerin hızlı üremelerini önler. Yani sütün demiri bağlayarak anemi yaptığı görüşü yanlıştır. Zira sütün içinde bulunan laktoferin bağladığı demirle birlikte organizma tarafından emilir yani demiri yok etmez.  
Peki çocukta demir eksikliğine bağlı anemi hangi sebeple meydana gelir?  Çocuk doğduktan sonra hemoglobininde bir düşüş olur. Yeni doğanın ilk doğduğu gün hemoglobinine bakıldığında 16 gram desilitredir. Bu değer aşağı yukarı bir hafta içinde 11 civarına düşer. Bunun nedeni anne karnındaki kanla bizim şu anda taşıdığımız kanın farklı olmasıdır. Bebekler anne karnındayken hemoglobin F dediğimiz özel bir hemoglobin taşırlar. Bunun özelliği annedeki hemoglobin A'dan çok daha hızlı bir şekilde oksijen çekebilmesidir. Eğer annede de bebekte de hemoglobin A fazla olsaydı o zaman mevcut oksijeni yüzde 50 yüzde 50 paylaşacaklardı ki bu da çocuğa az gelecekti.  Fakat doğum sırasında bu hemoglobin F birdenbire dokulara çok ani bir şekilde oksjien taşır. Ama vücut bundan hoşlanmaz ve bunları hemen yıkmaya başlar işte bu parçalanma anında 'sarılık' dediğimiz hadise ortaya çıkar. Bu hemoglobin F'in aniden yıkılıp parçalanmasıyla açığa çıkan demir depolara dolar ve çocuğun uzun süre, altı ay-bir sene kadar demir ihtiyacı buradan karşılanır. Ayrıca kemik iliği aşırı oksijen taşıdığı için baskı altına alındığından yeni kan elemanları da yapılamaz ve çocukta ani bir anemi varmış gibi gözükebilir. Bu normal fizyolojik bir hastalıktır. Bu aşamada asla demir verilmemesi lazımdır.  Eğer bebeğe gereksiz yere demir verilirse demir zehirlenmesi denen bir hadise meydana gelir. Bizim anemi dediğimiz hastalık da aynen ateş gibi bir bulgudur. Aneminin pek çok çeşidi vardır. Orak hücreli anemi, Akdeniz anemisi gibi. Ama bunların içinde bir tek demir eksikliğinden kaynaklanan anemiye demir verilir. Her anemiye demir verilmez.  
Hangi gıdalar demir içerirler?  Her ne kadar bazı sebzeler bilhassa ıspanak, önemli bir demir kaynağı olarak kabul görüyorsa da bitkilerdeki demir çok zayıf bir şekilde emilir. Ispanaktaki toplam demirin ancak yüzde 1.4'ü vücut tarafından alınır. Diğer bitkilerde de durum farklı değildir. Kuru fasulyeden yüzde 1.6, soya fasulyesinden yüzde 7, maruldan yüzde 4 demir temin edilir. Günlük demir ve kalsiyum gibi minarelleri sebzeden almak istersek günde ortalama 2.5 kilo civarında ıspanak yememiz gerekir.  Buna karşı kırmızı etteki demirin yüzde 20'si vücut tarafından alınır. Demir, kümes hayvanlarından, balıktan ve anne sütünden de iyi alınır, ama oranlar kırmızı ete göre düşüktür. Fakirler için et pahalıdır. Bu yüzden et ya az miktarda ya da hiç alınmaz. Bu da demir eksikliğine bağlı anemiye neden olur.  Demir eksikliğinin bir önemli nedeni de bağırsaklarda bulunan çengelli solucan ve 'malarya' mikrobudur. Ülkemizde de demir eksikliği önemli ölçüde görülür. Ancak inek sütünün az içilmesi veya içilmemesi demir eksikliğini önlemez. Sütle birlikte çocuğun kırmızı et yemesi de gereklidir.  
Demir fazlalığı çocuklarda ne gibi etki yapar?  Demir dokularda birikir ve 'hemositorozis' denen bir hastalığa neden olur. Bu durum da ancak demir sökücü bazı ilaçlarla düzeltilebilir.  
'Şekeri tek başına vermeyin'  "Şeker sanıldığı gibi tek bir madde değildir. Bizim yediğimiz tozşeker fruktoz ve glikoz adlarında iki şekerin birleşiminden oluşmuştur. Sütün içinde de laktoz dediğimiz bir şeker vardır. Ancak şimdi yediğimiz tozşeker sanayi devriminden sonra bulunmuş bir maddedir. Son derece konsantre olduğu için bizim vücudumuz, pankreasımız bu tip şekere alışık değildir. Biz şeker yediğimiz zaman pankreasımız panik olur. Bu nedenle bunu tek başına, hele aç karnına çocuğa şeker vermek zararlı olacaktır. Şeker, çocuklara yemeklerle karışık bir şekilde verilmelidir. Özellikle yağlı gıdalarla birlikte alındığında şekerin vücut tarafından emilimi daha yavaş olacağı için pankreas paniğe uğramayacak ve bir zararı olmayacaktır. Şekeri çocuklara düz olarak yedirmenin bir faydası yoktur."  
Diş fırçalama yaşı: 2,5–3  "Direkt şekerin dişlere bir zararı yoktur. Fakat şeker bakteriler için bir üreme ortamı yaratır. Yani şekerli ortamda bakteriler ürer, bakterilerin salgıladığı asitler de diş minesine zarar verirler. Şeker yedikten sonra dişler fırçalanıyorsa, temizleniyorsa dişlere herhangi bir zarar oluşmaz. Çocuk, 2,5–3 yaş civarında diş fırçalamaya başlamalıdır. Eğer ileri memleketlerde olduğu gibi içme sularına flor konulsaydı, çocuklarımıza ekstra flor hapları vermemize gerek kalmayacaktı. Ancak bizim sularımızda flor olmadığı için çocuklara 15 günlükten itibaren beş yaşına dek her gün bir tane flor hapı verilmelidir."   
Ateş, vücudun mikroplara ve toksik maddelere verdiği tepkidir. Vücut ısısı yükselmeye başlayınca dokuların oksijen ihtiyacı, dolayısıyla solunum ve kalp atışı da artar. Artış yetmezse, havale görülür
Bebek niye havale geçirir?  Beslenme konusunda sorularımızı yanıtlamaya devam eden Dr. Kadir Tuğcu, bebeği bekleyen ateşli hastalıklar konusunda uyarılarda bulundu:  "Ateşlenen çocuğa sirkeli suyla kompres yapıyor. Bu uygulama havaleye davetiye çıkarıyor. Vücut ısısı yapay yolla, yani içten değil dıştan düşünce, vücut şoka giriyor."  
İçine çeşit çeşit sebzeler konulan çorbaların bebeğe faydası var mı?  Sebze çorbaları Amerikan toplumunda çıkmış bir hadisedir. Onların evinde tencere kaynamaz, bizim gibi kıymalı sebze yemekleri pişmez. Bu yüzden çocuklar düzgün beslensin diye çocuk doktorları annelere çorbayı önerir.  Ama bizim memleketimizde iyi kötü herkesin evinde sebze yemeği yapılır. Kıymalı bamya olur, kabak dolması olur, evde pişen bu tür yemekler çocuklara ezilip verilir. Yok içinde yedi çeşit sebze olsun içinde mutlaka kereviz, maydanoz veya sarmısak olsun diye bir kural yoktur. Çocuk evde pişen kıymalı sebze yemeklerinden, herkesin yediği çorbalardan da yiyebilir.  
Tereyağ tüketimi çocuğun kalp sağlığını bozar mı?  Böyle bir şey yok. Her şeyin bir yaşı vardır. Büyüme çağındaki çocuk, tereyağı da yiyecektir, kırmızı et de yiyecektir, meyve-sebze de yiyecektir. Ama ileri yaşlarda bunların miktarının azaltılması gerekir. Yoksa bakın Kafkasya'da en uzun ömürlü insanların memleketinde et, tereyağı bol miktarda tüketilir. Ama bu insanlar bir yandan da devamlı yürür ve sürekli hareket halindedir. Esas olan şehir yaşamının stresidir.  
Çocuklar neden hastalanır?  Çocuklar ilkokula başladıkları zaman ilk iki kışı çok kötü geçirirler. Çünkü mikroplara karşı antikorları yoktur. Bu iki yıl içinde hastalanırlar ve antikorları kazanırlar. Ondan sonra da normal insanlar kadar hastalanırlar.  Çocuklarda antikorlar olmadığı için devreye lenfatik sistem girer. Bu yüzden ilkokul ve yuva çocuklarında lenf bezleri büyür. Bunun sonucunda geniz eti ve bademcik sorunları ortaya çıkar. Bunlar hastalıkları geçire geçire antikorlar oluşunca kaybolur. Antikorlar oluşunca lenfatik sistem geri plana kayar ve antikor sistemi ortaya çıkar. Bir anlamda hastalanmak iyidir ve vücut savaşmayı öğrenir.  
Ateşlenmek çocuğa ne zarar verir?  İnsanoğlu asırlarca ateşli hastalıklardan korktu. Korkunun altında yatan, çocukların ateş ve havaleden sonra sakat kalmaları ve ölmeleridir. Ölüme, sakatlığa yol açan hastalıkların başında menenjit, sıtma, tifo gelir. Kızamık gibi döküntülü hastalıklarda ölüm, daha çok yanlış tedavi sonucunda oluşur.  Sıcak çarpması ve hastalık sonucu oluşan ateş asırlarca hastalık olarak kabul edilmiş ve tedavi edilmesi yoluna gidilmiştir. Oysa sıcak çarpmasında hayat kurtarıcı olan soğuk tatbiki ateş tedavisinde kullanıldığında tehlikeli olur. Bizde ateşli çocuklara sirkeli ve soğuk su tatbik edilmesi yaygındır, ama yanlıştır.  
İspirto, ruh ve sirke  Peki niye ateşli hastaya sirke sürülür?  Eski çağlarda Avrupa'da şehirleşme ve nüfus yoğunluğunun artmasıyla içme suları aşırı derecede kirleniyordu. Çünkü kanalizasyon sistemi yoktu.  İnsanlar içme suları içine bira, şarap, sirke gibi fermantasyon ürünleri girince hasta olmadıklarını fark ettiler. Ayrıca su şarapla karışınca hastalık yapmıyordu.  Bunun sonucu şarapta iyi bir ruh olduğunu ve sudaki kötü ruhu kovduğunu zannettiler. Bu yüzden de fermantasyonlu içeceklere 'ruh' anlamına gelen 'spirit' adını verdiler. Bu bizim dilimize de 'ispirto' olarak geçmiştir.  Daha sonra içinde 'iyi ruh' barındıran şarabın hastalıkları da tedavi edebileceği düşünüldü. Bu düşünce ile cilde şarap sürüldüğünde çok etkili bir şekilde ateşin düştüğünü gördüler. Çünkü alkol sudan daha hızlı bir şekilde buharlaşıyor ve ciltten ısıyı söküyordu. Bu yeni buluş zamanla her yere yayıldı.  İslam âlemi de bu buluşu sevdi, ama tek sorun şarabın haram olmasıydı. Bu güçlük de şarap şişeleri üzerine 'ateş sirkesi' yazılmasıyla çözüldü. Zamanla işin aslını bilmeyenler hastalara sirke sürmeye başladı. Günümüzde hâlâ bazı hastalıklarda sirke tatbiki yapılıyor. Sirke, şaraptaki alkolün parçalanarak 'asetik asit' şeklini almasıyla oluşur ve ateş düşürmekte ancak su kadar etkilidir. Kötü kokusu da cabası.  
Ateş nasıl düşer, düşürmek gerekli midir?  Ateş vücudun bünyesine giren mikroorganizma veya toksik maddelere karşı gösterdiği bir tepkidir. Çünkü 36 dereceden yüksek ısılarda vücutta mikropların yaşaması ihtimali azalır, dokuların metabolizması artar ve bağışıklık sistemi devreye girer.  Vücudumuz zaman içinde dış uyaranlara karşı ateşi yükseltmenin bir avantaj olduğunu öğrenmiştir. Ateşi düşürmekle hiçbir hastalık iyileşmez. Ateş bir hastalık değil arızadır ve mühim olan hastalığın doğru teşhisidir.  
Peki ya yüksek ateşten dolayı çocuğa havale gelirse?  Bunun için öncelikle havale niye olur onu anlamamız gerekiyor. Mikrop veya toksik maddelerin beyni uyarmasıyla vücudumuzda bir ısı oluşur. Vücutta ısının yükselmesiyle birlikte dokuların oksijene duyduğu ihtiyaç artar. Bunu karşılayabilmek için kalbin ve solunumun hızlanması gerekir.  Eğer ateş hızlı yükselir ve vücut bu yükselişe ayak uydurarak kalbi ve solunumu hızlandıramazsa beyin, gelen oksijeni yeterli bulmaz, tasarruflu çalışmak ve fazla oksijen tüketmemek için de vücut ile olan irtibatını keser ve havale dediğimiz olay ortaya çıkar.  Ancak ateş yavaş yavaş yükselir ve vücuda ısınması için zaman tanırsa, havale gelmez.  Ateşi 39'a çıkmış bir çocuk, ateş düşürücü ilaç verilmeden, yani iç ısısı düşmeden soğuk tatbikiyle dış ısısı düşürülürse kalp ve solunum yavaşlatılırsa havale geçirebilir.
Kolesterolden D vitamini  Güneş çocuğa yararlı mı?  Güneş çocuklarda D vitamini yapımını sağlayacaktır. Bizim cildimizde, kolesterolden ultraviyole ışınları sayesinde D vitamini yapılır. Tabii güneşe çıkarmak da belirli bir oran çerçevesinde iyi. Temmuz, ağustosta, öğle saatinde çocuk güneşin altına bırakılmamalıdır.
Kasların gelişmesi için ayağını serbest bırakın  Çocuk ne zaman yürümeye başlamalı?  Çocuğun yürümesi tamamen genetiktir. Çocuğun kromozomlarında yazılıdır. Vakti gelince yürüyecektir. 8.5 ayda da yürüyen çocuk vardır 19'uncu ayda da. Ortalaması, çocuğun doğum gününde yürümesidir.  Eğer çocuğun ayaklarında herhangi bir sorun varsa, ki bu zaten doğumundan sonraki ilk muayenesinde belli olur, o zaman önlem almak ve tedaviye başlamak gerekir. Mesela kız çocuklarında kalça çıkıklığı olabilir. Veya doğum sırasında geçirdiği travmadan dolayı bebeğin bacağa giden sinirlerinde arızalar oluşmuş olabilir.  Kalça çıkıklığı nasıl anlaşılır, şimdi birçok hastane doğumdan hemen sonra kalça çıkıklığını teşhis etmek için ultrason yapılmasını öneriyor.  Kalça çıkıklığı doktorun muayenesi ile anlaşılabilir. Ultrason şart değildir. Ultrasonla da bakıldığında kalça çıkıklığının teşhisi konulur ama ilk muayene kalça çıkıklığı teşhisi için yeterli değildir. İlk günlerde araz vermeyen bir kalça çıkıklığı durumu iki veya üçüncü ayda ortaya çıkabilir. Bu nedenle çocuğun düzenli olarak muayene edilmesi gerekir. Kalça çıkığı doğuştan olan bir şeydir ve genelde kızlarda görülür. Erkeklerde görülmesi çok nadirdir. Genetik bir hastalıktır.  
Kundağın zararları  Kundak zararlı mı?  Özellikle kalça çıkıklığı vakalarında kundak büyük ölçüde zarar verir. Kalça çıkıklığı olan bir bebekte kundak yapılmaması dahi yüzde 50 iyileşme sağlayacaktır. Ayrıca çocuğun kaslarının gelişimi için elleri ve ayaklarının serbest olması çok önemlidir.  Kundak konusunda bir diğer önemli husus da şu: Çocuk gazını hareket ederek çıkaracağı için kundak içindeki bebek hareketsiz kalıp gazını çıkaramamasıdır.  
Yürüteçler zararlı mı?  Ne yararı ne de zararı vardır. Yürüteç çocuğun yürümeye başlama süresini kısaltmaz.  
Çocuk yürümeye başladığında ortopedik ayakkabı giymesi şart mı?  Ortopedik ayakkabı, ortopedik özürlüler içindir. Normal bir çocuğun buna ihtiyacı yoktur. Çocuk ilk günlerde mümkün olduğunca parmak ucunda yürümeye teşvik edilmelidir. Çocuklar bu şekilde yürürlerse ayak kasları gelişecek ve düztaban olmayacaklardır. Ama erken ayakkabı giydirilirse çocuk tabanının üzerine basacaktır. Bu nedenle çocuğun ayağındaki hareket kabiliyetini azaltan sert ayakkabılar yeni yürüyenlerde çok sakıncalıdır. Mümkün olduğunca yalınayak veya ayağını rahatça hareket ettirebileceği yumuşak tabanlı ve kenarlı ayakkabılar tercih edilmelidir.  
Düztabanlık ve taban düşüklüğü neden oluşur?  Genetik etkenler ve aşırı şişmanlık taban düşüklüğünün başlıca nedenidir.  Tuvalet eğitimi çocukta kaç yaşında yapılmadır?  Öncelikle 'tuvalet eğitimi' diye bir şey yoktur. Tuvalet eğitimi kedi-köpek yavrusuna yapılır. İnsanların çiş söyleme yeteneği genetiktir, kromozomlarında yazılıdır ve vakti geldiği zaman çocuk bu işi halledecektir. Herhangi bir şekilde eğitime gerek yoktur.  Eğer olsaydı bunun özel okulları, kursları ve hocaları olurdu. Alıştırmak, çişe tutmak, zorlamak, çocukta psikolojik bozukluklara dahi yol açabilir.  * * * * * * * * * *
Öksürüğü, nezle ve gripte burun akıntısını durduran ilaçlar tarih oluyor. Savaştığı mikropları bu yolla atmaya çalışan vücudu engellemek, fayda değil zarar veriyor
Öksürüğü kesmeyin  Birçok kez öksürüğü kesip ateşi düşürmek için ilaç kullanılıyor. Öksürük kesilirse mikrobun içeride kalıp daha önemli hastalıklara yol açabileceğini hatırlatan Dr. Kadir Tuğcu, hastalıklar ve aşılar konusundaki soruları yanıtladı.  
Öksürük, kusma, ishal ve ateş korkutucu mudur?  Bunların hepsi vücudun mikroplara karşı gösterdiği tepkilerdir. İnsanoğlu mikropları bilmediği zamanlarda bu belirtileri durdurarak tedavi yoluna gitmiştir. Eski çağlardaki doktorların üç tane ilacı vardır. Afyon, kokain ve kodein. Hastanın midesi ağrıyorsa, mide kanseri dahi olsa 15 damla afyonun alkolda erimiş hali verilir, kanser ağrısı şıp diye kesilirdi. O devrin şartlarında bu yapılacak en iyi şeydi. Adam sulh ve sükun içinde göçüp giderdi. Öksürük de aynı şekilde tedavi ediliyordu. Örneğin adam veremli, öksürükten uyuyamıyor, yiyemiyor. Bu durumda doktor kodeini, öksürük surubunu hastaya verirdi. Ama tedavi olmazdı. İşte tıp ilerlese de biz atalarımızdan gelme alışkanlıklardan vazgeçemiyoruz. Bu yüzden öksürüğü kesecek hernangi bir şurubu çocuğa içirmemek gerekiyor. Bilhassa balgamlı zatürree tipi öksürüklerde bu son derece zararlıdır. İshal için de aynı şekilde.  
Peki öksürüğe karşı nasıl bir tedavi uygulamak gerekiyor?  Öksürük için karabiberli çorba, limonlu bal, zencefilli bal öneriliyor. Bunların ticari versiyonlarını da eczanelerden alabilirsiniz. Burada önemli olan zencefil, karabiber ve limondur. Söktürücü maddelerdir. Balsa çocuğun içmesini kolaylaştırır. Amaç öksürerek içeride mikrobu dışarıya çıkarmaktır.  
terlemek ateşi düşürür mü?  Vücudun ateşi yükseldikçe bağışıklık sistemi çalışır. Ateş kuru kuru çıkar terleyerek düşer. Terlemesi ateşin görevinin bittiğini gösterir. Hasta terlediği için iyileşmemiştir, hasta ateşi çıktığı için iyileşmiştir.  
Burun akıntısını kesen şuruplar zararlı mı?  Nezlede, gripte akıntıyı kesen şuruplar son derece sakıncalıdır. O bölgeye bir virüs girmiştir. Vücut oradaki virüsü atmak için burnu akıtır.  
Vitaminle boy uzatılabilir mi?  Çinko eksikliğine bağlı olarak gelişme bozuklukları olabilir, bu durum da et yiyemeyen fakir fukaralarda görülür. İyi beslenen bir çocukta çinko eksikliği görülmez. Boy tamamiyle genetik hadisedir. Genetik olarak çocuk annesinden ve babasından aldığı özelliklerle uzun boylu veya kısa boylu  olur. Ama iyi beslenmeyle çocuğun boyu olabileceği en üst seviyesine ulaşır. İyi beslenmezse alt sınırda kalır.  
Aşı yapılan çocuk hiçbir şekilde hasta olmaz mı?  Bazı aşılar canlı aşılardır. Mesela kızamık aşısı aşağı yukarı en uzun bağışıklık sağlayan aşıdır. Tetanoz veya boğmaca aşısıysa ölü bakterilerden yapılır. O yüzden bunların tekrar tekrar yapılması gerekir. Tetanoz aşısı ilk başladığımız zaman bir veya iki ay arayla yapılır. Bir yıl sonra bir tane daha yapılır. Ondan sonra 4.5-5 yaş arasında bir kez daha yapılır. Çünkü aşı ölünce antikorlar da zayıflar.  Verem ve çiçek aşısı hücresel bağışıklıkla çalışır. Hücresel aşılar hiçbir zaman antikor yapmazlar.  Virüs aşılarının bir veya iki dozda yapılanları vardır. Kızamık, kızamıkçık, kabakulak aşıları bir doz yapılır. Ancak şimdi bunların ikinci dozunun yapılması gerektiğiyle ilgili yazılar yayımlanmaya başladı. Çünkü ileri memleketlerde çocuk aşı olduktan sonra bir daha kızamık mikrobuyla karşılaşmaz. Ve zaman içinde aşıdan kazandığı bağışıklık yok oluyor. Ama bizim memleketimizide çocuk aşı olduktan sonra da kızamıklı biriyle karşılaştığı için tekrar aşı olmuş gibi olur. Gelişmiş ülkelerde olduğu gibi herkese kızamık aşısı yapıldığı zaman bizde de bu problem ortaya çıkacak.  
Aşıdan alerji olur mu?  Çok nadir bir durumdur. Her aşının bir reaksiyonu var. Ateş, kırgınlık veya iğne yapılan yerde ağrı şeklinde kendini gösterir. Bu tepkilere en çok difteri, boğmaca, tetanozdan oluşan karma aşıda rastlarız. Aşıda görülen alerji, yumurta alerjisidir ve bu alerji de erişkinlerde görülür. Çocuklarda görülme sıklığı oldukça azdır.
Bir yıl sonunda ilk antikorlar yitirilir  Aşı nedir?  Aşı zayıflatılmış bir mikrobun vücuda verilmesiyle vücutta antikorların oluşmasını sağlar. Antikorlar da vücudun askerleridir ve mikroplara karşı savaşı gerçekleştirir.  Çocuk doğduğu zaman ilk başta annesinin antikorlarını taşır. Anneden geçen pasif antikorlar çocuğu altı ay, hatta bir seneye kadar korur. Ama bir sene sonunda yıkılırlar. Antikorların bir kısmı da emzirme yoluyla anneden çocuğa geçer. Bunlar ağırlıklı olarak ishalden ve bazı kulak iltihaplarından koruyan yüzeysel antikorlardır.  Esas antikorların geçişi anne karnında kanla olur. Mesela anne karnında annenin geçirmiş olduğu kızamık antikorları bebeğe geçtiği için canlı bir aşı olan kızamık aşısının erken çağlarda yapılmaması lazımdır. Çünkü anneden geçen antikorlar bu aşıyı parçalar ve etkisini yok eder. Bu yüzden pek çok gelişmiş ülkede kızamık aşısı hiçbir zaman bir yaşından önce yapılmaz.  
Aşı, gripten korur mu?  Grip pek çok virüsün yaptığı bir hastalık topluluğudur. Bu topluluk tasadece 'infülenza'nın aşısı vardır. Bu da en tehlikeli gruptur ve kendi aralarında şekil değiştirerek farklı bir yapıya bürünebilir. Aşı merkezinde bunların hepsinin suçlular gibi arşivleri mevcuttur. Kendi aralarında bir düzen içinde değişiklik gösterirler. Bu yüzden seneye hangi virüsün çıkacağı bellidir. Çocuk grip aşısı olduğunda esas komplikasyon yapan öldürücü 3'üncü tip gribe yakalanmaz. Yoksa basit, ağız, göz akıtan hapşırtan virüsleri kapar.   
Aşı kartları önemli 
 Aşı yapılan müesseselerde aşının markası, seri numarası, son kullanma tarihi ve kimin yaptığının kaydı tutulmalıdır. Geçen yıl Hepatit A aşılarından bir kısmı bozuk çıktı. Aşılarının yeniden yapılması gerekti. Ama bunun için hangi hastaya hangi seri numaralı aşının yapıldığının bilinmesi gerekti. Biz kayıt tuttuğumuz için hastalarımızı bulduk. Pek çok müessese değil aşı kartı vermek aşının markasını bile yazmaz. Hele eczanede yapılanlar hiçbir kayda tabi değildir. Aşılar eczanede yapılsa bile aşı kartına mutlaka işlenmeli.
Antibiyotik kullanımı vücudumuzu hastalıklara daha açık hale getiriyor. Antibiyotik kullanmayan kişi, 100 bin basille tifo olurken, antibiyotik kullanan kişi beş basille bile hastalığa yakalanabiliyor
Bağışıklık sistemini koru!  Antibiyotik, insanın hastalıklar karşısında kazandığı önemli zaferlerden biri. Ancak Dünya Sağlık Örgütü'nün de dikkat çektiği gibi, aşırı antibiyotik kullanımı bu galibiyeti, mağlubiyete çevirebilir. Dr. Kadir Tuğcu, çocuk hastalıklarının doğası, önlenmesi ve antibiyotik tedavisi konusunda sorularımızı yanıtladı:  
Suçiçeği aşısı pek tavsiye edilmiyor, neden böyle?  Son derece pahalı bir aşı olduğu için hastaların bir kısmı bu aşıyı yaptırmak istemiyor. Halk arasında 'Suçiçeği hafif bir hastalık, ne gerek var aşıya' şeklinde yorum yapılıyor. Oysa suçiçeği, hafif bir hastalık değil. Suçiçeği, çiçek hastalığına nazaran hafiftir. Çiçek ölümcüldür, ama su- çiçeği bu boyutlara ulaşmaz. Ancak suçiçeği, kızamıktan, kabakulaktan, kızamıkçıktan geri kalmaz. Hatta üçünün toplamından daha fazla komplikasyon yapar.  
Aşı ne kadar zaman korur?  Her aşının koruyuculuk süresi farklı farklı. Bu süre bazen hayat boyu olabildiği gibi bazı aşılarda sınırlı. Örneğin grip aşısı sadece bir sene koruyucudur. Esasında grip aşısıyla kazanılan bağışıklık ömür boyu devam eder, fakat bu bir işe yaramaz. Çünkü grip virüsü ertesi yıl başka bir biçime bürünecektir.  
'İshalde antibiyotik vermeyin'  
Antibiyotik kullanımı iddia edildiği gibi zararlı mı?  Antibiyotikler bakteriyel hastalıklar içindir. Virüsler üzerinde antibiyotiklerin hiçbir tesiri yoktur. Antibiyotikle kızamığı suçiçeğini, kabakulağı tedavi edemezsiniz. Nezleyi de tedavi edemezsiniz.  Ve eğer antibiyotik aldığınızda vücudunuzda oluşanları bir bilseniz hiç almazsınız. En basit şekliyle şöyle açıklayabilirim. Bir insanın tifo olabilmesi için 100 bin basil alması gerekir. Ancak bu kişi bir doz 'streptomisin' alırsa beş basille bile tifoya yakalanabilir. Yani antibiyotikler kişiyi başka hastalıklara karşı açık hale getirir.  Çünkü bizim bağırsaklarımızda hastalık önleyici bakteriler vardır. Antibiyotik bu bakterileri öldürür. En büyük hatalardan biri de ishal olanlara yüksek dozda kuvvetli antibiyotik verilmesidir. İshal yapıcı mikrop, bağırsaktaki dışkının içindedir. Antibiyotik buraya kadar gidemez. Ancak damar ve kan yoluyla bağırsak cidarına kadar gelip buradaki yararlı mikropları öldürmeye başlar. Bunlar öldüğü zaman vücuttaki direnç kaybolur, hastalık yapıcı mikroplar vücudu işgal eder. Hasta daha kötü bir duruma gelir.  
Denize giren çocuk sudan mikrop kaparak ishal olur mu?  Hayır. Çünkü insanda hastalık yapan mikropların hiçbiri deniz suyunda yaşayamaz. Bu durum mikrobiyoloji asistanlığım sırasında yaptığım bir deneyle de kanıtlanmıştır. 1975 yılında kolera salgını vardı. Biz İstanbul'un plajlarından su topladık ve kolera mikrobu aradık. Ne kolera ne de tifo mikrobu bulduk. Sonra işi tersine çevirdik. Deniz suyunu laboratuvara getirdik ve içine biz mikrop koyduk. Bu mikrobun 15 dakika, bir saat, iki saat gibi aralıklarla tekrar geriye alarak çoğaltmayı denedik. 15 dakika sonra dahi deniz suyundan örnek aldığımızda koyduğumuz mikrobun yaşamadığını gördük. Tifo, kolera mikrobu deniz suyunda yaşamaz.  Plajlarda kolibasili var, girmeyin deniliyor...  Kolibasili kirlenmeyi gösterir. Kolibasillerinin hepsi hastalık yapmaz. Sadece patojen kolibasilleri hastalık yapar. Ayrıca sıfır kolibasili bulunan bir deniz bulmanız imkânsızdır. Kolibasili balığın ve martının gübresinde de bulunur. Bir insanın tifo olabilmesi için 100 bin koli basili gerekir. Bunun için de litrelerce deniz veya havuz suyu içmeniz gerekir.  
Sinek kovucu tabletler zararlı mı?  Bu ıspatlanmış değildir. Ayrıca bu maddeler sineği dahi öldürmez. Bu maddeler bir cins 'feromondur' yani haberleşme kokusudur. Sivrisinek bu kokuyu aldığı zaman en yakın satıha konar ve hareketsiz kalır. Koku kesildiği zaman da tekrar kaldığı yerden işine devam eder.  
Vejetaryen beslenme zararlı mıdır?  Bilhassa büyüme çağında olan çocuklar asla vejetaryen olamaz. Çünkü hayvansal gıdalardan aldığınız maddeleri sebzelerden almak isterseniz miktar çok yükselir. Mesela günlük kalsiyum ihtiyacınızı brokoliden alabilirsiniz. Ama bunun için yaklaşık 2.5 kilo brokoli yemeniz gerekir.  
Grip olan çocuğa kızamık bulaşmaz  
Kulak ağrılarında ve şiddetli öksürükte antibiyotik kullanılmalı mı?  Kulak ağrısı mekanik bir olaydır. Burada mikrop üremesi başlangıç değil sonuçtur. Hasta çocuk nezle, grip geçirir ve östaki borusu kapanır. Orta kulakta yapılan gözyaşı benzeri sıvı akamayıp birikir, zara basınç yapmıştır. Zarın geçirgenliği bozulur veya delinir. Bunun sonucunda kulağa mikrop gider ve bu durağan haldeki suya yerleşir.  Burada koruyucu bir ilaç kullanılması yeterlidir. Esas olay östaki borusunun çalışır durumda ve açık kalmasını sağlamaktır. Ama ilerlemişse mikrobik hale gelmişse tabii ki antibiyotik verilir.  
Aileler çocuklarının erken yaşta çocukluk dönemi hastalıklarını geçirmesini istiyor ve hasta çocuğun yanına özellikle götürerek, mikrobu almasını sağlıyor. Bu doğru mu?  Okula giden çocukların bazı hastalıkları erken yaşta geçirmesinde fayda vardır. Fakat virüslerin özel durumları olduğunu da unutmamak lazım.  Bir virüsün vücuda girebilmesi için vücutta başka bir virüsün bulunmaması gerekir. Mesela bir çocukta aynı anda hem kızamık hem suçiçeği görülmez. Çünkü vücuda ik giren virüs özel bir madde salgılayarak, ikinci türde bir virüsün vücuda girmesini önler. Bu nedenle çocuk nezle, grip geçiriyorsa, kızamık olan kardeşinin yanına yatırsanız dahi bu çocuk kızamık mikrobu kapmayacaktır.

manolya80
07.01.2009, 10:04
Her bebek kafasının üst kısmında yumuşak bir bölümle (bıngıldak) doğar. Bu, doğum esnasında bebeğin oldukça dar olan doğum kanalından kolayca geçmesini sağlar. Bu şekilde bebeğin başı bu kanaldan kolayca geçebilir.
Kafatası kemikleri birbirine iyice yapışık bir bebek başının böyle bir kanaldan geçmesi mümkün değildir. Dolayısıyla, bebeğin kafasının üst tarafında, dört parça kafatası kemiğinin henüz birbirine birleşmediği yumuşak bir kesim (bıngıldak) vardır.
Bıngıldak büyüklüğü çok değişiktir. Genellikle en geniş bıngıldak, en geç kapanandır. Bazı bebeklerde kafatası kemikleri doğumdan dokuz ay sonra birleşir. Bazılarında ise bu süreç iki yılda tamamlanır. Ortalama oniki ila onsekiz ay arasındadır.
Yeni anne babalar bu yumuşak kesimden çok endişelidirler. Bazı anneler, bebeğin beynine zarar vereceği korkusu ile bu bölgeyi yıkamaktan çekinirler. Aslında, bebeğin beyni normal bir şekilde yıkamaya karşı koruyucu bir zar ile bu bölgede korunma altına alınmıştır. Bu koruyucu zar bir keten kumaş kadar sağlamdır. Bebeğin başına yavaşça dokunmak ya da yıkamak bu yüzden anne babalar için hiç de o kadar korkutucu olmamalıdır.
Bazen bu yumuşak bölgede bir nabız atışı hissedebilirsiniz. Bu endişelenecek bir şey değildir. Bununla beraber, eğer bir şişlik ya da çökme farkederseniz, özellikle bebeğinizin normalden farklı davranışları olduğu durumlarda, hemen aile doktorunuzu ya da herhangi bir çocuk doktorunu aramalısınız.

Merve
24.01.2009, 07:40
Anne-babanın uykularını kaçıran ve bebeklere acı çektiren gaz sorunu hakkında annelere önerilerde bulunan Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Turgay Baz, gaz sancısının annenin tükettiği gıdalara göre değiştiğini söyledi.    Gaz giderici ilaçların hiçbirinin yüzde 100 yararının olmadığını ifade eden Baz, "Bebeklerde gaz sorunu 5-6 aya kadar devam eder." dedi. Turgay Baz, gaza neden olan maddelerin başında inek sütünde bulunan ve bağırsakta parçalanamayan beta laktoglogulin maddesinin geldiğini ifade ederek şunları söyledi: "Annenin inek sütü tüketmesi halinde bu madde bebeğe geçiyor. Bunu önlemek için annenin 6 aya kadar inek sütü içmemesi daha doğru olacaktır. Bunun dışında gaz yapıcı diğer gıda ve içeceklerden de annenin uzak durması gereklidir. Tüketilen gıdalara dikkat edilmesi durumunda bebeklerin gaz sancıları büyük oranda önlenmiş olacaktır."  Adem Elitok

butterfly
07.02.2009, 13:05

Çocuklarda Ağız Kokusu Neden Olur?Çocuklarda ağız kokusunun nedenleri şöyle sıralanabilir: Dişlerle ilgili nedenler: Dişlerde yetersiz bakım sonucu oluşan plak tabakası, gıda kalıntıları, diş çürükleri, diş eti hastalıkları ağız kokusuna yol açar. Burun ve ağızla ilgili nedenler: Geniz akıntısına yol açan sinüzit gibi hastalıklar, burunda tıkanıklık, burunda yabancı cisim, bademcik iltihabı ( tonsilit / anjin ), bademcik ( tonsil) taşları. En sık neden burun tıkanıklığıdır. Çeşitli nedenlerle burnu tıkanan çocuk ağızdan nefes alacak, bu da ağız kuruluğuna ve kötü bir kokuya yol açacaktır. Yenilen gıdaların yol açtığı ağız kokusu Sistemik hastalıklara bağlı nedenler Şeker hastalığı ( diyabet), böbrek yetmezliği, karaciğer yetmezliği, akciğerlerin iltihabi hastalıkları ağız kokusunun nadir görülen sebepleridirmystical2009-04-09 06:10:14

bebegimm
26.02.2009, 03:39
benim gibi merak edenler için
 

 
 
 

 

 

misafir2
26.02.2009, 04:34
DENİZİMİN BU SABAH DİŞİ ÇIKTI İNCİLENDİ BONCUĞUMÇOKKK MUTLU OLDUK EPEYDİR SIKINTILIYDISABAH BİRBİRİMİZE CİLVE YAPMAKTAN İŞE GEÇ KALDIM OLSUNNN,ÇOK GÜZELDİDİŞ HEDİĞİNİ HAFTASONU YAPICAMBebeğimin diş hediğiGünümüze ulaşan çok eski bir Türk geleneğine göre, bebeğin ilk dişi çıktığı zaman, dişlerinin buğday taneleri gibi düzgün olması için bir kutlama yemeği verilir.Bebeğin ilk dişi çıktığı zaman, bu bir yemekle kutlanır. Bu çok eski bir Türk geleneğidir ve günümüze dek ulaşmıştır. Bebeğin dişlerinin buğday taneleri gibi düzgün olması için paylaşılan bir dilektir "diş hediği". Bebeğin dişini ilk gören kişi hediğe güzel bir armağanla gelir.Diş hediği, buğdayın ezilmeden, hafif diri kıvamda haşlanmasıyla yapılır. Örneğin 1 kilo buğday haşlanır, süzülür ve ateşten alınır. Sıcakken üzerine 1 su bardağı toz şeker serpilir. 250 gr ceviz içi 4’e bölünüp, katılır. Arzu eden tarçın da koyabilir. Bazı yörelerde leblebi ya da leblebi şekeri de serpiştirilir.Diş hediğinin sunumu da özeldir. Bir servis tabağına ya da tepsiye konan hedik, büyük bir sininin (geniş, kenarları alçak tepsi) ortasına yerleştirilir. Etrafına meslekleri simgeleyen kalem, makas, derece, berber fırçası gibi nesneler konur. Bebek hangisine uzanırsa, gelecekte o mesleği seçeceğine inanılır.Masada ayrıca çeşitli börekler, çörekler, tatlılar vardır. Bu tür törensel kutlamalar, aslında bebeklere verilen değerin, ailenin sevdiği insanlarla paylaşımıdır.Bebeğin yaşadağı ilk özel durum değildir "diş hediği"... Daha once de "40 Uçurma" denilen başka bir gelenekle, ev ev gezmiştir bebecik. Bebeğin 40 gün evden çıkmamasını öngören zihniyet "40 Uçurma" ile ona özgürlük vermiştir."40 Uçurma", bebeğin iade-i ziyaretidir, dost ve akrabalara. Bebek gelecek evlerde bu konuda hazırlık yapılır. Bebeğe "3 Beyaz" armağan edilir. Bu beyazların ilki yumurtadır ve bir mendile sarılarak bebeğin koynuna konur. Diğer beyazlar tercihe kalır. Beyaz bir giysi, toz şeker ve un, genellikle armağanlar arasında yer alan beyazlardır.Bunlar belki bazı yönleriyle kafamıza yatmayan, ancak aileyi biraraya getiren, bebeklere verilen değeri gösteren gelenekler. Ancak bebeklerle ilgili terkedilmesi gereken, sakıncalı sonuçlar getirecek olanlar da var."Bebek güneş battıktan sonra dışarı çıkarılmaz", "yeni doğan bebeğe ilk gün süt verilmez" gibi...Oysa, bebeğin anneni ilk sütünü mutlaka alması gerek. Çünkü ağız sütü denen bu süt çok yararlı, bebeğin bağışıklık sistemini güçlendiriyor.Bebeği görmeye gelenler nazar etmesin diye bebeğin yüzüne tavanın altındaki isten süren anneler de var.Fakir Baykurt’un “Kaplumbağlar” romanında geçiyor: Bebeğin beşiğine “nazar değmesin” düşüncesiyle konulmak üzere, üç kaplumbağ yavrusu, bir karınca yuvasının yanına ters olarak yerleştiriliyor ve ölüme bırakılıyordu. Bir sure sonra karıncalar kaplumbağları bitiriyor, kabuklar tertemiz açığa çıkıyordu ve bebeğin beşiğine süs oluyorlardı.Bebek ilerde tertemiz, daha dayanıklı olsun diye vücudunu tuzla ovanlar da var, bebeğin parmakları arasında oluşan pamukçukları temizletmeyen de…Genç annelerin daha bilinçli olduklarına, gelenekleri akıl süzgecinden geçirerek programlarına alacaklarına olan inancımız bizi rahatlatıyor. Ne terkedelim geleneklerimizi, ne de koru körüne bağlanalım.mystical2009-02-26 14:56:27

mor_kedi
26.02.2009, 07:03
Dil gelişimini desteklemenin püf noktaları- Bebeğinizin gözlerinin içine bakarak ve gülümseyerek onunla konuşun. Onu ismi ile çağırın. - Yatağın üzerine bebeğin göz teması kurabileceği, renkli, farklı sesler çıkaran hareketli oyuncaklar asın. Seslere yönelmesi, hareketleri izlemesi için yönlendirin. Dördüncü aydan sonra oyuncağa uzanması ve dokunması için destekleyin. - 3-4. aydan itibaren bebeğinizi kucağınıza alarak ayna karşısına geçin. Ona ismi ile seslenin, çıkardığı sesleri tekrar edin. - Bebeğinizi olabildiğince çok aile görüşmelerine dahil edin. Akşam yemeğinde masada diğerlerinin konuşmalarını dinleyerek çok sayıda kelime öğrenir. - 12. aydan itibaren çocuğunuzun eline orta büyüklükte kırılmayan çelik ayna vererek "Bak benim burnum burada, senin burnun nerede?" şeklinde oyun oynayabilirsiniz. - Resimli kitaplar okuyun. Sayfaları çevirmesi için fırsat yaratın. Okuduğunuz hikayeler hakkında basit sorular sorun. Resim göstererek "Bu ne?" diye sorun. - Masal, çocuk şarkıları, ninni, klasik müzik dinletin. - Radyonuzu açın ve programları değiştirin. Müzik ve haberler bebeğinizin değişik tonlu sesler duymasını sağlayacak, duyduklarına tepki verecektir. - Çocuğunuzla bebeksi konuşmak yerine onunla doğal şekilde konuşmaya özen gösterin. - Onun çıkardığı sesleri taklit edin. Bebeğinizin söylediği "ba ba", "de de" gibi sesleri içeren cümleler kurun, "Ba-ba seni seviyor", "De-de geldi" gibi. - Altını değiştirirken yumuşak sesle şarkılar söyleyin. Günlük hayatınızda neler yaptığınız hakkında, bebeğinizin hayatında olan kişiler; abla, ağabey, büyükanne v.b., ev hayvanlarına ilişkin şarkılar yaratarak söylemeyi deneyin.- Bir yaşından itibaren bebeğinize çevresini keşfetmesi için fırsat tanıyın. - Etrafındaki insanlara, çocuklara tepki göstermesi için onu cesaretlendirin; gülümsemek, el sallamak gibi.- Oyun alanlarında yaşıtlarıyla zaman geçireceği ortamlarda bulunmasını sağlayın. - 1.5 yaşından itibaren bebeğinize resim kağıdı ve boyalar vererek resim yapması için destekleyin. - Bebeğinizi 18 aylıktan itibaren müzik eşliğinde dans etmesi için teşvik edin. Hızlı müzikle hızlı dans ederek "hızlı" sözcüğünü kullanın. Dingin müzikle yavaş hareket ederek "yavaş" sözcüklerini öğrenmesini sağlayın. - 2 yaşından itibaren bebekler gözledikleri olayları taklit etmeye başlarlar. Bu dönemde çocuğunuzla birlikte günlük yaşantıyla ilgili oyunlar oynayabilirsiniz. Örneğin bebeği yıkama, uyutma, yemek yedirme v.b. - Çocuğunuzun dil gelişimi konusundaki endişelerinizi uzmanlarla paylaşmaktan kaçınmayın.

gülbin
26.02.2009, 07:13
.5 yaşından itibaren bebeğinize resim kağıdı ve boyalar vererek resim yapması için destekleyin
 
canım verdım vermemmı cok sevıyo kagıta bısetler yazmaya tabı bu arada koltuklarımın derılerını boyadı :(
 
Bebeğinizi 18 aylıktan itibaren müzik eşliğinde dans etmesi için teşvik edin. Hızlı müzikle hızlı dans ederek "hızlı" sözcüğünü kullanın. Dingin müzikle yavaş hareket ederek "yavaş" sözcüklerini öğrenmesini sağlayın.
yav cagını bır gorsenız yurumeye basladıgından berı muzıkle dans etmeye bayılıyo esımın kulagı cok ıyıdır muzuk konusunda babamda bır sure musıkı egıtımı almıs onlara cekmıs sanırım muzıgın makamına gore oynuyo hızlı ıse hızlı yavassa yavas:)
 
 2 yaşından itibaren bebekler gözledikleri olayları taklit etmeye başlarlar. Bu dönemde çocuğunuzla birlikte günlük yaşantıyla ilgili oyunlar oynayabilirsiniz. Örneğin bebeği yıkama, uyutma, yemek yedirme v.b. gecen gun onune elma dılımledım versım yemıs az bısey kalmıs doymus herhalde bı baktım gırmıs cadırına lamıs ayısını ona yedırıyo
 
canım sagol yazdıkların cok guzel gercekten ayına gore hepsını yapıyolar ya
 
 
 

mor_kedi
26.02.2009, 07:41
Gece beslenmeleri devam ediyorsa; bebeğin kendi kendine uyumayı öğrenmesinden önce; gece beslemelerinin yerini bebeğin sırtını sıvazlamak, hafif hafif poposuna vurarak pışpışlamak gibi anne-baba müdahalesini içeren bir yöntemin almasını sağlayın.Ne yapmanız gerekiyor?Bebeği sakinleştiren ve uyku zamanın geldiği sinyalini veren bir uyku öncesi rutini oluşturun. Örneğin banyo yaptırmak, bir masal okumak ve bebeğe sarılmak gibi.Birinci günYanına giderek bebeği rahatlatmadan önce beş dakika ağlamasına izin verin. Bir sonraki seferde 10 dakika ve daha sonra 15 dakika bekletin. Bebek 15 dakikadan sonra halen ağlamaya devam ediyorsa, gecenin geri kalan kısmında bebek uykuya dalana kadar, rahatlatmak için yanına gitmeden önce 15 dakikalık bekleme süresini uygulamaya devam edin.İkinci günYanına gitmeden önce bebeğin 10 dakika ağlamasına izin verin. Daha sonraki seferde bebeğin yanına gitmeden önce 15 ve sonra da 20 dakika bekleyin. Bebek uykuya dalana kadar sakinleştirmek için yanına gitmeden önce 20 dakika beklemeye devam edin.Üçüncü günYanına gitmeden önce bebeğin 15 dakika ağlamasına izin verin. Daha sonraki seferde bebeğin yanına gitmeden önce 20 ve sonra da 25 dakika bekleyin. Bebek uykuya dalana kadar sakinleştirmek için yanına gitmeden önce 25 dakika beklemeye devam edin.Üçüncü günün sonunda çocukların çoğu kendi kendine uykuya dalmayı başaracak ve bir haftanın sonunda ise bu yönteme mutlaka cevap vereceklerdir. Aksi halde çocuk doktorunuzla durumu görüşün.Bebeğin anne-baba tarafından teskin edilmesinden, kendi kendini teskin etmesine geçişi sağlayan Ferber yöntemi aşamalı ancak katı bir teknik. Yaygın inanışın aksine Dr. Ferber ne bebeğin kucağa alınmasının bebeği şımartacağını ne de anne-babanın hiç bir şey yapmadan bebeği yalnız başına ağlamaya terk etmesini savunmuyor.Tekniğin olumsuz taraflarıBu yönteme kalbin dayanması kolay değil! İlk anda birkaç gün kısa bir süre gibi gözükse de, birçok anne-baba bebeğin uzun süre ağlamasına dayanamamakta ve dolayısıyla önerilen takvimi uygulayamamaktadır.

mystical
06.03.2009, 14:47
Arkadaslar kirk cikarmak ile ilgili bazen sorular soruluyor merak eden arkadaslarimiz var bende bu konu ile ilgili buldugum yaziyi sizle paylasmak istedim kirk cikarmak ile ilgili hersey yazida mevcut :)Kırk Basması İnanışı
Anadolu halkı loğusayla kırklı çocuğun doğumdan sonraki kırk
gün içerisindeki hastalıklarına ve ileriki aylardaki gelişim
eksikliğine; kırk basması, kırk düşmesi, kırk karışması, loğusa basması, aydaş gibi adlar vermektedir.
Kırk günlük dönem içerisinde loğusa ve kırklı çocuğa birtakım canlı
ve nesnelerin zarar vereceği inancı yaygındır. Kırk baskınlığını
önlemek için yapılan pratik ve uygulamalar oldukça yaygındır.
Kırk baskınlığını önlemek için;
- Anne ve çocuk kırk gün dışarı çıkarılmaz,
- Loğusa kadın ve kırklı çocukların birbirleriyle karşılaştırılmamasına dikkat edilir,
Anadolu’da çocuğa kırk basması çocuğun gelişmemesi ve zayıflamasıyla
ilişkilendirilmekteydi.Kırk baskınlığını giderme yolunda da
dinsel,büyüsel birtakım pratik ve uygulamalara baş
vurulmaktaydı.Günümüzde artık bu türden uygulamalar yok denecek kadar
azdır.
Kırklama (Kırk Çıkarma)
Loğusa ve kırklı çocuğa kırk basmaması için loğusanın ve
çocuğun serbeste çıkması için; kırk gün içerisinde genellikle kadın ve
çocuğun yıkanması biçiminde yapılan uygulamaya “kırklama” adı
verilmektedir.Yaygın olarak kullanılan “Kırklama” tanımlanmasının dışında bu olaya halk arasında; “kır dökme”, “kırk çıkarma” vb. adlar da tanımlanmaktadır.
Anadolu’da kırklama işlemi en yaygın olarak kırkıncı gün
yapılmaktadır.Bu süre yörelere göre farklılık göstermekte; 7., 20.,
30., 37., 39., 41. günlerde de kırklama yapılmaktadır.Bu işlem yörelere
göre şekilde bazı farklılıklar gösteriyor olmasına karşın içerikte aynı
amaca yönelik bir uygulamadır.Doğumla ilgili adet ve uygulamalar
içerisinde kırklama işlemini geçmişte olduğu gibi günümüzde de değişmez bir kural olarak geçerliliğini sürdürmektedir.
Kırk günü tamamlamış olan çocuğun ve kadının kırkını çıkartmak gerek.
Kırk Çıkarma (Kırklama) Çesitleri
Asagida 3 adet yol okuyabilirsiniz bunlarin cesitliligi her
yorede farkli bir yontem ile kiriklama yapildigi icindir belki sizinde
kiriklama yonteminiz farklidir, Bu yuzden eger siz daha degisik 40
cikarma yapiyorsaniz lutfen bizimlede yorumlariniz ile paylasin.
1) Kırk tane buğday tanesine İhlâs suresi okunur.
Bunlar bebeği banyo yaptırmak için hazırlanan suyun içine konur. Bebek
bu suyla banyo yaptırılır. Bebeğin bütün kıyafetleri yıkanır. Anne de banyo yapar. Böylelikle her ikisinin de kırkı çıkmış olur.
2) Doğum
ardindan kırk gün sonra çocuk ve ananın kırkı çıkarılır. Bunun için en
az kırk delikli bir süzgeç yahut hamam kesesinden üç tas su geçirmek
şarttır. Bu üç tas su ana ve çocuğun başından aşağı dökülür. Tastaki
suyu dökmeden önce, bunu yapacak olan kadın, “Kırk, kırk, kırk, …”
elini tastaki suya kırk defa çarpar. Hamam olan yerde, doğuran kadın
hastalıklarını atmak için terletilmesi yoluna gidilir. Bundan başka,
bir yumurtanın içine türlü baharat karıştırılarak bedenine sürülür.
Bazı yerlerde doğumun yedinci ve yirminci günlerinde de kırk çıkarma
işlemleri yapılmaktadır.
3) Bu  iş  için  çeşitli  yerlerden  40 tane 
küçük  taş  parçası  topnanır. Bu  taşlar  temizlenip  kaynatıldıktan 
sonra  bir kova içindeki ( ılıtılmış)  suyun  içine  atılır.  Ateş 
üzerinde  kaynatılan  suya  soğuk su eklenerek   ılık  hale 
getirilirken ,  çocuğu ;  kadının  bir  tanesi  soyup,  çıplak bir
halde hazır olarak bekletir. Diğer  bir  kadın  ise  çocuğun  başının 
üzerine  bir  elek  veya  ilistir  denen  delikli   süzgeç  tutar. 
Kova  içine  boşaltılmış   ılık  suyun  içine, kırk taş atılmış sudan
bir bir tas ile çocuğun  başından “  ağrın -  acın  bu sular ile  
gitsin”   diyerek  aşağı  dökülür. Ondan  sonra  çocuğun  kafası 
eller  arasına   alınarak,  ayakları  aşağı  doğru   sallandırılır  ve 
aynı   sözler  tekrarlanır.   Daha  sonra  tekrar  doğrultup,  çocuğun 
iki   ayaklarını   bir  araya   getirip,  kafası   aşağıya   gelecek 
şekilde  bütün  ağırlığı  ile  aşağıya doğru  sallandırırken,  bir
eliyle de  iki  ayagının  üzerine  bir  kaç  sefer vurduktan sonra, 
çocuk  tekrar  doğrultulup  üzerindeki yaşları  bir  bez ile 
sildikten  sonra  üzeri  giydirilir  ve  beşiğine  yatırılır. Çocuğun 
taş  gibi  uyuması   içinde  bağrına  bir taş koyulur.  Böylece ” Kırk 
çıkartma “  işlemi  bitmiş olur.kaynak:
Hamilelik ve
Dogum

pinar35
17.03.2009, 08:47
Anne Sütü Nasıl Saklanır? Anne sütünü saklamanın püf noktaları..Sağılan Anne Sütü;ODA ISISINDA 8 SAAT;BUZDOLABINDA 72 SAAT;DERİN DONDURUCUDA 3-4 AY SAKLANABİLİR.  Burada dikkat edeceğiniz hususlar;Sütü, bebeğin içebileceği miktarlarda küçük kaplarda saklayın.Bebek; küçük miktarlarda ayırdığınız sütün tamamını içemediyse kalan sütü tekrar buzdolabına koymayın, artanını atın.Süt; ocakta altını yakıp doğrudan ısıtılmaz; benmari usulüyle ısıtılır. NOT:  Benmari yönteminde ocağın üstüne içi su dolu küçük bir tencere konur. İçi sütünüzle dolu kap bu suyun içine konularak ısıtılır.Sütün kaynamasına izin vermeyin!mystical2009-03-17 11:05:01

belma
24.03.2009, 07:38
Etiler Memorial Polikliniği Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Gökhan
Mamur, 'bebeklerde diş çıkarma' ile ilgili önemli bilgiler verdi: "Diş, dişetine
yaklaştıkça o bölgede kızarıklık ve şişlik olur. Bazı dişler, diğerlerine oranla
daha ağrılı çıkar. İlk çıkan diş, bazen en kötüsüdür. Diş çıkarırken şu
belirtiler görülebilir:* Artan tükürük.* Uyku düzensizliği.* İştahsızlık.*
Bebeğin ellerini ısırması.* Ağız çevresinde hafif. döküntü ve
huzursuzluk.* Sıkıntı çeken bebeğin diş etine hafif basınç uygulanırsa,
bebekte bir rahatlama görülür.

Aykiz__
30.03.2009, 13:41



Boğaza Yabancı Cisim Kaçması






Boğaza kaçan yabancı cisimler anında uygun müdahele ile çıkarılmadığında boğulma tehlikesi yaratırlar. Bilinci kapalı bir hastanın takma dişleri, dili, tükürük, kan veya kusmuğu da boğazı tıkayarak ölüme yol açabilir. Ayrıca, bazı infeksiyonlar, yanıklar, böcek sokmaları veya çeşitli maddelere karşı aşırı duyarlık sonucunda gırtlak şişmesi (larinks ödemi) veya gırtlak kaslarının kasılmasıyla solunum yolları tıkanır. Boğazdaki tıkanmanın nedeni ne olursa olsun, belirtiler solunum güçlüğü, hırlama, çırpınmadır. Olay daha uzadığında baş geriye doğru atılmış, yüz morarmıştır, köprücük kemiklerin üstü çukurlaşmıştır. Bu belirtiler çok çarpıcı olup kişiye derhal aşağıda anlatılan ilkyardım hareketleri soğukkanlı bir şekilde uygulanmalıdır: a) Parmakla çıkarma: Boğaza kaçan yabancı cisim yeterince büyükse iki parmağı kerpeten gibi kullanarak cisim çıkarılabilir. Bir elle hastanın alnına bastırırken diğeriyle cismi çıkarmaya çalışın ancak kesinlikle zorlamayın. Yoksa cismi daha geriye itebilir ve tehlikeyi büyütürsünüz. Çocuklarda başarılı olacağından emin olunmadıkça ağıza parmak sokarak cismi yakalamaya kalkışmayın çünkü bu hareket cismi daha derine itebilir. b) Heimlich manevrası: Yabancı cisim elle çıkmıyorsa oturur durumdaki kazazedenin arkasına geçerek iki kolunuzla kucaklayın ve iki elinizi mide boşluğunun üzerinde bitiştirin; bundan sonra önden arkaya doğru ani bir şekilde bastırın. Böylece diyafragma kasını yukarı kaldırmış ve yabancı cismi çıkan havayla fırlatmış olursunuz. Karnın bu şekilde sıkıştırılmasıyla 1 litre kadar hava hızla boşaldığından solunum yolundaki yabancı cisim kolayca atılabilir. Bilinci kapalı olan hastalarda hastanın önünde ata biner gibi durun ve bir elinizle öbür elinizin yumruğunu kavrayarak aynı manevrayı yapın. Hasta çocuksa başı aşağıya gelecek şekilde ayaklarından tutun ve sırtına, iki kürek kemiğinin arasına vurun.

belma
07.04.2009, 04:31
Bir anlık öfke bebeğinizin ölümüne yol açabilir

Ağlayan bebek karşısında öfkesine hakim olamayan ebeveynler, şiddetle
sarstıkları bebeklerinin ağır nörolojik (zihinsel) engelli olmasına
neden olabiliyor. Çocuk istismarı sayılan ‘Sarsılmış Bebek Sendromu’na
maruz kalan her üç bebekten biri ölüyor.
ANKARA - Gazi Üniversitesi
Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Sosyal
Pediatri Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Gazi Üniversitesi Çocuk Sağlığı
Merkezi Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Figen Şahin, bebeğin hırsla
sarsılmasının ciddi zararlara yol açabileceğini söyledi.

Bazı
ailelerin, sürekli ağlayan bebekleri nedeniyle çileden çıkıp, bebeği
kollarından ya da göğüslerinden tutarak salladıklarını belirten Şahin,
bu olay sonucu ortaya çıkan sarsılmış bebek sendromunun tahmin
edilenden daha sık karşılaşılan bir durum olduğunu bildirdi.

Ebeveynlerin bunu bilinçli yapmadıklarını ifade eden Şahin, “Sarsılmış
bebek sendromu çocuk istismarının çok özel bir türü. Çünkü ebeveynler
bunu kasti yapmıyorlar, ancak bu konuda bilinçli olunması gerekiyor.
Bebeklerin özellikle ilk 3 aylarında kolik sancı dediğimiz,
ağlamalarının durmadığı, ebeveynler için yorucu olan bir dönem vardır.
Bu dönemde pek çok anne-baba bunu yapıyor olabilir. Kimse bunu itiraf
etmek istemiyor. Hafif olan durumlar bulgu da vermeyeceği için hekimler
anlayamayabiliyor” diye konuştu.

Sendromdan ciddi şekilde etkilenen bebeklerde ise çok ağır bulgulara
rastlandığına işaret eden Şahin, bebeğin ölümüyle sonuçlanan vakalar
dahi bulunduğunu bildirdi.

2 YAŞINDAN KÜÇÜKLER DAHA BÜYÜK RİSK ALTINDA
Bebeklerin
başlarını kontrol etmekte zorlandığı ve boyun kaslarının güçlü olmadığı
dönemlerin riskli olduğunu anlatan Şahin, “Ebeveynlerin bir anlık
öfkeleri sonucu sarstıkları bebeklerinin başı, öne arkaya çok şiddetli
sallanıyor. Sarsılma esnasında beyin de kafatası içerisinde öne arkaya
gidiyor. Bebeklerin beyinleri daha yumuşak, sıvımsı bir yapıda olduğu
için beyindeki kan damarları ve sinir hücreleri kopuyor. Buna bağlı
olarak da beyin kanaması ortaya çıkıyor. Bebeğin gözle görülür bir
yarası olmamasına rağmen, beyin ve göz altı kanamaları gibi bulgular
sarsılmış bebek sendromunu gösterebilir. Burada hekimlerin bilgili
olması çok önemli” diye konuştu.

Şahin, özellikle 2 yaşından küçük olan bebeklerde dikkatli olunması
gerektiğini, ancak nadir de olsa 5 yaşın altındaki bebeklerde de
sarsılmış bebek sendromunun yaşanabileceğini kaydetti.

“Öfkeyle sarsılan, sarsılmış bebek sendromuna maruz kalan bebeklerin
yaklaşık 3’te biri ölüyor, 3’te biri ağır nörolojik engelli kalıyor,
3’te biri de çok hafif bir şekilde, herhangi bir hasar olmadan
atlatabiliyor” diyen Şahin, bebeğe ciddi zararlar vermesi, hatta
ölümüne yol açabileceği için sendromunun çocuk istismarı alanına
girdiğini belirtti.

SEVERKEN YAPILAN SARSMALAR
Türk
toplumunda bebeklerin genellikle havaya fırlatılarak, hoplatılarak
sevildiğini anlatan Şahin, “Bebek sevilirken çok şiddetli sarsılıyorsa
belki bu bebeklerde de olabilir ama öfkeyle sarsmanın şiddeti çok
farklı. Onun için ayakta sallarken, elimizde sallarken çok şiddetli
olmamasına dikkat edersek bu durumlarda birşey olmaz. Daha çok öne
arkaya şiddetli ve öfkeyle sarsılma durumlarında olur” diye konuştu.

Ailelerin böyle bir olayın bebeğe ne kadar zarar verebileceğini
anlamaları gerektiğine dikkati çeken Şahin, bebeklerin ağlama
nöbetlerinde ebeveynlerin yapması gerekenleri şöyle anlattı:
“Çok yorgunluk ve uykusuzluk öfkeyi kontrol etmeyi güçleştirir.
Bebeklerin ilk ayları zor bir dönemdir. Hele de huysuz, çok ağlayan bir
bebekleri varsa, ebeveynler, öncelikle en yakınlarından yardım
istemeli. Aile yakınlarından destek olanağı varsa, onlar 1-2 saatliğine
bebekle ilgilenirken ebeveynler dinlenmeli. Eğer yardım alınacak biri
yoksa ve bebek çok ağlıyorsa, anne ya da baba öfkesini kontrol
edemediğini hissediyorsa, bebeği yatağına bırakıp, odanın kapısını
kapatıp bir süre orada bırakmalı ve öfkesi dinene kadar başka bir yerde
sakinleşmeli. Öfke kontrolü yapabilmek çok önemli. Ailelerin bunu
öğrenmeleri veya bu konuda yardım almaları gerekiyor.”

Çok genç anne baba olmuş, eğitimsiz, yoksul, iş yükü fazla, evde çok
sayıda çocuğu olan ebeveynlerde riskin arttığına dikkati çeken Şahin,
öfke faktörünü arttıran her nedenin riskin biraz daha artmasına neden
olduğunu, bu nedenle ebeveynlerin mümkün olduğunca kendilerini hazır
hissetmeden anne baba olmamaları, bakabilecekleri kadar çocuk
yapmaları, özellikle bebeğin ilk dönemlerinde aileden veya çevreden
sosyal destek alabilmelerinin önemli olduğunu kaydetti.

Hastalara, kendilerine danışan ailelere sarsılmış bebek sendromu ile
ilgili bilgi verdiklerini belirten Şahin, bu konuda daha yaygın, geniş
kitlelere ulaşabilecek bir kampanya yapılması gerektiğini de sözlerine
ekledi.

belma
07.04.2009, 04:33
Çok soğuk ve belli bölgelere konup bırakılan bezler titremeye neden olarak ateşin daha da yükselmesine yol açar

Alkol ve sirke ile vücudu silmek

Üşüyebilir korkusu ile giysilerini çıkartmamak ve daha çok giydirmek

Çok sicak veya çok soğuk içecekler vermek

Yanlış ateş düşürücü kullanmak

Aşırı dozda veya eksik dozda ilaç kullanmak

Uygun aralıklarda ateş düşürücü kullanmamak

12 yaş altındaki çocuklarda viral enfeksiyonlar olduğunda doktora danışmadan aspirin kullanmak

belma
07.04.2009, 04:33
Enfeksiyon
hastalıkları ile birlikte görülen ateş tek başına bir hastalık değil
bir bulgu. Altta yatan hastalığın işareti olabileceğinden, ateşin
gerçek sebebinin bulunması gerekiyor. Bebeklik ve çocukluk çağında anne
ve babaları en çok endişelendiren durumların başında “ateş” geliyor.
Aileler kendilerinde telaş uyandıran bu durumla sık sık karşı karşıya
geliyor. Zaten enfeksiyon hastalıkları en sık olarak bağışıklık sistemi
olgunlaşmasını henüz tamamlamamış olan 3 yaşın altındaki bebek ve
çocuklarda görülüyor. Bu açıdan anne ve babaların ateşin nasıl
oluştuğu, nasıl ölçülüp değerlendirildiği, ateşe neden olan ciddi
bakteri enfeksiyonlarının belirti ve bulgularının neler olduğu, ne
zaman ve nasıl tedavi edilmesi gerektiği konularında bilgi sahibi önem
taşıyor. Ateşten şüphelenildiğinde, çocuğunuzun mutlaka vücut ısısı
ölçülmelidir


Ateş nedir?

Vücut ısısı, normal seviyenin üzerine çıktığında ateş olarak
adlandırılıyor. İnsanlar için ortalama normal vücut ısısı 37 ° C olarak
kabul ediliyor. İnsanlar iç vücut ısılarını çok iyi kontrol ediyor.
Beyindeki hipotalamus, termostat gibi görev yaparak vücut ısısını
dengeliyor. Hipotalamus, vücut ısısını yüksek dereceye ayarladığında
ateş oluşuyor. Bazı durumlarda, vücut ısısının artmış olması enfeksiyon
ile savaşmada yardımcı olurken, bu her zaman geçerli değildir.” Anne ve
babalar ateş konusunda çok endişeli davranıyorlar. “Eğer çocuğunuzun
vücut ısısı ; makattan 38 ° C üzerinde, kulaktan 37.8 ° C,
koltukaltından 37.2 ° C üzerinde ise, ateşli kabul edilebilir. “

Ateşli çocuğun tedavisi

3 ay ve altındaki tüm bebeklerin mutlaka tıbbi değerlendirilmesi
gereklidir. Susuzluğu engellemek için, vücut sıvısını eksik bırakmamak
gerekir. Yüksek ateş, özellikle küçük çocuklarda hızlı su kaybına sebep
olarak dehidratasyon yaratabilir. Su, çorba, meyve suları verilebilecek
iyi seçeneklerdir. Yemek istemeyen çocuklar beslenmek için
zorlanmamalıdır. Çocuğunuz ne yemek istiyorsa kabul edilebilir
miktarlarda izin verilmelidir. Okula giden çocuklar ateş 24 saat
yükselmeyinceye dek evde istirahat etmelidir. Alın, şakaklar,
koltukaltı, kasıklar ve bacak arkalarına ıslak ve ılık kompres
uygulanması, ateşi düşürmede oldukça etkili bir yöntemdir. Soğuk su ve
alkol, ateşte daha fazla yükselmeye sebep olabilecek titreme
yaratacağından, kullanılmamalıdır. Uygulanan kompresler sık sık
değiştirilmelidir. Aşırı kıyafet giydirme, ateşin daha fazla
yükselmesine neden olabileceğinden, çocukları çok az giydirmeli,
uyuturken giysiler daha da azaltılmalıdır. Terletme yöntemi ile ateş
düşürülemeyeceği gibi, daha fazla zarar verebileceği unutulmamalıdır.

38,9 ° C den daha düşük vücut ısısına sahip ateşli çocukların çoğunda;
eğer çocuğun genel durumu iyi ise, ilaç ihtiyacı olmayabilir. 38,9 ° C
üzerinde ateşli ise, asetaminofen veya ibuprofen içeren ateş
düşürücüler, doktorunuza danışılarak çocuğunuzun yaşı ve kilosuna göre
verilebilir. Reye sendromu olarak bilinen ani karaciğer ve beyin hasarı
ile seyreden hastalığa neden olduğu için, 12 yaş ve altındaki
çocuklarda aspirin, ateş düşürücü olarak önerilmemektedir.

Ne zaman doktor aranmalı?

Doktorunuzu aramak için sizi harekete geçirecek ateş; çocuğunuzun
yaşına, mevcut olan hastalığına ve ateşle beraber eşlik eden diğer
bulguların varlığına göre değişiklik gösteriyor. Bu açıdan çocuğunuzun
durumu hakkında yorum yapmakta zorluk çektiğinizde en iyi yöntemin,
doktorunuza danışmak olduğu unutmayın.

3 ay veya daha küçük bebeğinizin ateşi makattan 38 ° C ve üzerinde ise;

3-6 aylık bebekte 38,3 ° C ve üzeri olan ateşte,

6 aydan büyük bebekte 40 ° C ateş ölçülüyorsa

Ateşle beraber çocuğunuzda susturulamayan sürekli ağlama, ateş
düşmesine rağmen huzursuzluğun devam etmesi, sürekli uyuklama hali,
bilinç bulanıklığı ve sayıklama, ateşle beraber vücutta kızarıklık
bulguları varsa,

Bebekte susuzluk bulguları (ağlarken gözyaşı olmaması, bıngıldakta
çöküklük, dudak ve ağız içi kuruluğu, idrar miktarında azalma gibi)
mevcutsa

Daha öncesinde veya ateşli iken havale geçirmiş ise,

72 saatten daha uzun süre ateşi devam ediyor ise,

Ateşle beraber öksürük, kulak ağrısı, boğaz ağrısı, ense sertliği, sık
idrara çıkma, idrar renginde değişiklik, karın ağrısı, kusma, ishal,
eklemlerde kızarıklık, eklem hareketlerinde kısıtlılık ve şişme mevcut
ise, doktorunuzu mutlaka aramalısınız.

belma
07.04.2009, 04:37
Hacettepe Üniversitesi
Çocuk Sağlığı Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Elif Özmert bebeği yüz
üstü yatırmanın Ani Bebek Ölümü Sendromu riskini 9 kat artırdığını
söyledi.


Ani bebek ölümleri
Ani Bebek Ölümü Sendromu (ABÖS) ile bebek ölümlerine neden olan diğer
riskler konusunda Prof. Dr. Özmert 1 yaşından küçük bebeklerin hiç bir
hastalığı olmaksızın yatağında ani olarak ölmesi durumuna Ani Bebek
Ölümü Sendromu (ABÖS)denildiğini belirterek bu ölümlerin sebeplerinin
çok iyi bilinmediğini söyledi.


Özmert ABÖS hakkında çalışmaların bazı uygulamaların ani bebek ölümü
riskini artırdığını ortaya koyduğunu dile getirdi. Yeni doğan döneminde
meydana gelen ölümlerde bebeğin yatağı ve yatma şeklinin belirleyici
olduğunu belirten Özmert şunları söyledi: "Bebeği yüz üstü yatırmak ani
bebek ölümü sendromu riskini 9 kat artırıyor. Küçük bebekler yüz üstü
pozisyondayken uyku sırasında solunum merkezleri ve dolaşım
merkezlerini yeterince denetleyemeyebiliyorlar. Yapılan çalışmalarda
aniden ölen bebeklerin diğer bebeklerle karşılaştırıldığında 9 kat daha
fazla yüzüstü yatırıldıkları görülmüş. Anne ve babalara bebeklerini
besleyip gazını çıkarttıktan sonra sırt üstü yatırmalarını öneriyoruz.
Yan yatırmada bile bir miktar risk var."


Bebek yataklarının önemi
Bebeklerin yatakta boğulmalarına yol açan nedenlerden birinin de
yatağın yumuşak olması olduğunu ifade eden Özmert yan bile yatırılsa
yatak yumuşaksa bebeğin ağzı veya yüzünün yatağın içine
gömülebileceğini bebeğin havasız kalıp ölme ihtimalinin artabileceğini
anlattı. "Bebek yatakları kesinlikle sert olmalı" diyen Özmert oyun
parkı gibi başka amaçlar için üretilen eşyaların yatak olarak
kullanılmasını kesinlikle önermediklerini vurguladı.


Yatağın içine konulan her türlü süs eşyası yastık ve oyuncaklar ile
yatağa asılan nazar boncuklarının da kazalara ve boğulmalara sebep
olabildiğini belirten Özmert şöyle devam etti: "Bir yayında şöyle bir
örnek vardı: Annenin saçı bebeğin parmağına dolanmış bebeğin elinde de
eldiven var. Bebek sürekli ağlıyor. Aile nedenini bulamıyor. Doktora
***ürüyorlar. Doktor bir bakıyor saç teli bebeğin parmağına dolanmış ve
parmak kangrene dönüşmüş. Yani bir saç teli bile bebeğin parmağının
kopmasına neden olabilir. Bu nedenle aileler çok dikkatli olmalı.
Yatağın içinde bebeğin ve üzerine örtülecek örtünün dışında bir şey
konulmamasını tavsiye ediyoruz. Yatağın içine süs amaçlı gereksiz hiç
bir şey konulmamalı.


Ayrıca beşiğin kenarlarının genişliği bebeğin başının çıkamayacağı
kadar dar olmalı ve yatakla beşik arasında boşluk bulunmamalı. Bebek
elini ayağını başını o boşluğa sokup kendini yaralayabilir."



"Sigarasız ev sigarasız araba"
Bebeğin sigara dumanına maruz kalmasının da Ani Bebek Ölümü Sendromu
riskini 3-4 kat artırtığını belirten Özmert çocuğun yanında sigara
içilmesinin yanı sıra çocuğun yaşadığı evde sigara içiliyor olmasının
da o bebeğin sigaraya maruz kaldığını gösterdiğini söyledi. Özmert
sigaranın bebeklere verdiği zararları şöyle anlattı:


"Sigarayı sokakta bile içseniz akciğerlerinizde depolanmış hava ile
solunumu verdiğiniz zaman sigaranın içindeki zararlı maddeleri bebeğin
bulunduğu ortama bırakmış oluyorsunuz. Hatta üzerinize sinen dumandan
bile sigaradaki zararlı maddeler bebeği etkileyebiliyor. Aileler kendi
sağlıklarının yanı sıra çocuklarının sağlığı için mutlaka sigarayı
bırakmalılar. "Ben sigarayı mutfakta ya da tuvalette içiyorum" bahanesi
kesinlikle geçerli değil." Özmert aileleri bebekleri yanlarında iken
arabada hatta açık hava da bile sigara içmemeleri konusunda uyararak
"Şu sloganı benimsemekte fayda var sigarasız ev sigarasız araba" diye
konuştu.


"Bebeği normal giydirin"
Yeni doğan bebeklerin ilk bir kaç ayda terleyemediklerini ve
titreyemediklerini yani vücut ısılarını ayarlayamadıklarını anlatan
Özmert şunları söyledi:


"Dolayısıyla bebekler çevre ısısı neyse bunu vücutlarına yansıtırlar.
Bu yansıtmadan kaynaklanan zararları en aza indirebilmek için bebeğin
odasının sıcaklığının 22-24 derece civarında tutulması gerekir. Ayrıca
bebeklere normal kıyafetler giydirilmeli. Eğer yeni doğan bebekler
soğuktaysa mutlaka şapka giydirilmelidir. Bebekleri fazla giydirmek
fazla ısıya maruz bırakmak Ani Bebek Ölümü Sendromu riskini artırıyor."

belma
07.04.2009, 04:46
Çocuk Yetiştirme Rehberi










Atatürk
tüm çocuklara 23 Nisan Milli Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nı hediye
ederken, onların birbirleriyle ve dünya çocukları ile bütünleşmesini
arzu ediyordu. İşte çocukların gününde, ebeveynlere özel mutlu, kendine
özgüveni olan, sosyal adaptasyonu yüksek çocuklar yetiştirme yolları..


Çocuklarınızı iyi yetiştirme konsuunda şüpheleriniz olursa, ara verin ve bu listeyi gözden geçirin.


Onu her zaman kucaklayın ve 'seni seviyorum' deyin...

Özellikle yeni anneler yenidoğan bebeklerinine dokunmaya korkarlar.
Dokunmak en az beslenme kadar yararlıdır. Son dönemlerde bebeğinize
masaj yapmanın da çok yararlı olduğu belirtiliyor. Çocuklarınıza sık
sık sarılmanız aranızda duygusal bir bağın oluşmasını sağlar.


Özellikle gece yatarken hikayeler okuyun, şarkılar söyleyin..

Hikaye okumanın ve şarkılar söylemenin 2 türlü faydası vardır.
Hikayeler, çocuğunuzun dil gelişimine ve dile hakim olmasına yardımcı
olur. Hikaye okurken hikayedeki tüm aksiyonlarla ilgili, özellikle
resimler üzerinden giderek çocuğunuzla konuşabilirsiniz. İkinci yararı
da çocuklara gündelik yaşamını yapılandırması açısından yardımcı
olmasıdır. Düzenli olarak yatma vaktinde veya yemekten önce şarkı
söylediğinizde bebeğiniz daha sonraki aşamayı sezer. En son yapılan
araştırmalara göre uzmanlar ailelerine, bebeklerini yatırmadan yarım
saat önce banyo, masaj sonrasında şarkı veya hikaye okumalarını
öneriyor. Düzenli olarak bunu uyguladığınızda bebeğiniz üçüncüsünde
rutine alışacaktır. Bunun karşılığında bebeğiniz geceleri daha rahat
uyuyacak ve daha az uyanacaktır.


Bebeğinizle o konuşmaya başlamadan sohbet edin...

Bebeğiniz doğduktan sonra kendiniz ve hayatta bilmesi gerektiğini
düşündüğünüz herşey hakkında onunla konuşun. "Ben senin babanım, bu da
senin annen. Annenin matematiği iyi değildir. İleri de ev ödevin
olduğunda sana ben yardımcı olacağım" diyerek başlayabilirsiniz
mesela.. Sonrasın da dışarı çıkarken, "Şimdi üzerini değiştireceğiz,
daha sonra yürüyüşe çıkacağız, daha sonra alışverişe gideceğiz, daha
sonra öğle yemeği için geri geleceğiz" diye belirtin. Büyüdüğünde
birlikte ne yapacağımızı biliyor olacak. Bebeğiniz dili ağlayarak
öğrenmeye başlar. Bu dönem oldukça kritiktir. Onunla iletişim kurmanın
bir yolunu bulmalısınız. 'Çok açsın anlıyorum. Güzel, bir dakika
beklersen hazır olması bir saniye sürecek' diyerek ona kelime ve
konseptleri öğretebilirsiniz. Bebeğinizin rutin bir yaşamı olursa
ağlamayacak ve kendini güvende hissedecektir.


Bebeğinizi övün

Onu övmeniz kendine olan güvenini yapılandırmak için iyi bir yoldur.
8-9 aylık dönemleirnde onun yaptıklarını alkışlayarak özgüven
kazanmasını sağlayabilirsiniz.


Ona yürüme tarzızı öğretin

Çocuğunuza'teşekkür ederim', 'lütfen' sözcüklerini telkin etmek her
ikiniz içinde harika olacaktır. Sizin çocuğunuzun yaptığı zararların
farkında olduğunu anlamanızı sağlar. 'Anneciğim, çikolatalı süt
alabilir miyim?' dediğinde yetişkinlerin dünyasın adapte olduğunu
anlarsınız. Çocuğunuz neyi isteyip istemeyeceğini, hareket sınırlarını
anlayacak ve terbiyeye saygı duyacaktır.


Çocukların sanatsal dünyasını keşfedin

Çocuğunuzun yaratıcılığını sağlamlaştırmak için ona güzel şeyler
söyleyin. Övgü sizin dışınızdaki kişilerden de gelebilir. Çocuğunuzun
yaptıklarını övmek onu yeni şeyler yapması için cesaretlendirecektir.


Bebeğiniz ağlamasına yanıt verin

Özellikle 3 yaş civarında çocuklar çok ağlarlar ve aileleri onların
şımarıklık yaptıklarını düşünerek üzülürler. Hiç kimse şımarık çocuk
istemez. Dünyanın güvenilir ve güvenli olduğunu hissetmeleri sağlamak
sizin işiniz. İlk yıllardaki şımarıklıkları için üzülmeyin. İlk doğum
gününden sonra ağlamanın ona birşey kazandırmayacağını öğretin.


Düzenli olarak pediatristinize başvurun

Çocuğunuzun gelişimi, varsa sorunları hakkında düzenli olarak
pediatristinizle görüşün. Bu ziyaretler doğrultusunda çocuğunuz
hakkındaki endişeleriniz ve huzursuzluğunuzdan kurtulacak, dolayısıyla
çocuğunuz da kendini daha rahat hissedecek.


Diğer çocuklarla iletişim kurmasını sağlayın

Çocuğunuzun oyun gruplarına katılarak diğer çocuklarla paylaşmayı
öğrenmesini sağlayın. Çocuklar 2 veya 3 yaşlarını dolduruncaya kadar
diğer çocuklarla oynamak istemezler. Onun diğer çocukların da iyi
olduğunu anlamasını sağlayın. Oyun oynarken yanında durmayın, onu
görebileceğiniz fakat onun bunu bilmediği bir yerden çocuklarla nasıl
anlaştığına bakın. Çocuğunuzun yaşıtlarından daha çok sizinle olmak
istediğini ve ayrılmakta zorlandığını düşünüyorsanız onun diğer
çcouklar ve yetişkinlerle daha fazla bir arada olmasını sağlayın.


Özel günlerde birlikte olmaya ve kutlamaya özen gösterin

Çocuklar rutin ve tekrarı sever. Doğum günü şarkıları, kekleri,
hediyeleri onları heyecanlandırır. Aslında tüm bunlar onun arkadaşları
ve aile büyükleri ile bir arada olmasını, onları tanımasını ve
sosyalleşmesini sağlar.Alıntı

belma
11.04.2009, 14:07
Bebeğiniz
olduktan sonra onun genel görünüm ve davranışlarını çok iyi takip
etmeniz gerekecek. Ancak bu sayede normal dışı davranıp davranmadığını,
hasta olup olmadığını anlarsınız. Çok iyi bir gözlemci olmalı ,
şüphelendiğiniz bir durumda hemen doktorunuza başvurmalısınız. GECİKMEYE GELMEZ DURUMLARBebeğiniz yeşil renkli kusarsa Ateşi 39 derecenin üzerine çıkarsa Çok kusup aynı zamanda ağlarsa Ağlarken bıngıldağı kabarırsa Rengi solarsa Kanlı ve sümüksü kaka yaparsa ACİL DURUMLARHer zamankinden çok ve farklı şekilde ağlarsa Her zamankinden farklı, hareketsiz , halsiz ve uykulu görünüyorsa Tedirgin ve rahatsızsa mutlaka doktorunuzu arayın.

belma
11.04.2009, 14:16
Bebeklerin Stres Yaşaması

Bebeğin yeme ve barınma ihtiyaçlarının giderilmesine rağmen stres yaşaması mümkündür...

Çocuklarda ilk stres doğumla birlikte yaşanır. Bebeğin ağlaması onun
anne rahminin sıcaklığı ve rahatlığından dış dünyanın soğukluğu ve
inciticiliğine bir tepkidir.

Bebeği depresyona itecek nedenler nelerdir?

Bebeği depresyona itecek en önemli neden anne yoksunluğudur. İlk altı ayda anne birden ayrılırsa üç dönem belirti gösterir.

Protesto dönemi : Sürekli ağlar, dindirilemeyen ve yatıştırılamayan
ağlamalar vardır. Yanına biri yaklaştığında susar ama annesi olmadığını
anladığı zaman tekrar ağlamaya başlar. Kısa süreli sustuğunda biri
yanına yaklaşırsa yine ağlamaya başlar. Sustuğu anda yüzünde yorgun
üzgün ifade vardır.

Depresyon dönemi:

İştah azalır, kilo kaybetmeye başlar. Fizik gelişme durur, kusma ve
ishal olabilir. Muhtemelen beyin büyüme hormonunu yeterli miktar
salgılamamaktadır. Bunun sonucu mutlu olmayan çocuğun beden gelişimi de
yavaşlayacaktır. Çocuk gözlemlendiğinde küskün ve üzüntülü görünüm
sergiler.

NE KADAR AYRI KALDINIZ?

İçe kapanım dönemi: 2. aydan sonra anne yoksunluğu devam ediyorsa bebek
içine kapanmaya, duygusal tepkiler küntleşmeye başlar. Çevrede olanlara
ve yanına yaklaşanlara ilgisiz kalır. Dünyadan soyutlanıyor gibidir. Bu
durum büyüklerin şizofrenik bozukluğuna benzer bir tablodur.

ANNE-BEBEK BAĞI

Anne ile bebek arasında olağanüstü bir ruhsal bağ vardır. Bu ruhsal bağ
çocuğun beyin ve beden gelişimi için temel gıdadır. Sevgisini ilgisini
veren anneler çocuklarının beyin lerinde sevgi kanallarının açılmasını,
çocuklarının beyinlerinin mutluluk hormonları salgılamasını sağlarlar.

YUVA HASTALIĞI VURUYOR

Anne uzun süre hastanede yatabilir veya ayrılmak zorunda kalabilir.
Böyle durumlarda çocukla teke tek sevgi bağı olan bir ilişki annenin
yerini tutacaktır. Burada teke tek ilişki önemlidir. Yuva ortamında
sürekli bakıcı değiştiği için bu sağlanamaz ve bazı belirtiler başlar.
Çucuğun psikolojisi bozulur sevilmediğini düşünür.

YALANCI ZEKAYA DİKKAT

Yuva hastalığı (Hospitalizm) içindeki çocukların çevreye ilgileri
azalmıştır, geç ve güç uyarılırlar, oturdukları yerde sallanırlar,
geviş getirme gibi hareketler yaparlar, kafa sallarlar, vurmaları
vardır. Bu vurmalar kendi kendilerini uyarma çabalarıdır. Parmak emmek,
sallanmak gibi bedensel zevk kaynaklarına yönelirler. Zeki oldukları
halde yalancı bir zeka görünümü verirler. Boy ve kiloları yaşıtlarına
göre geridir beslenme ve bakım iyi olsa da ani ölümler çok olur.

ANNEYİ KAYBETME KORKUSU

Çocuk kendisine bakım veren kişiye derin bir bağlanma gösterir. Bu
yetersizliğin ve çaresizliğin kaçınılmaz sonucudur. Bakım veren kişi,
yani kendisini güvende hissettiği kişi ki bu çoğunlukla annedir onu
dövebilir. Dövdüğü halde tekrar annesinin kucağına sığınır. Bu çocuğun
en mutlu anlarından birisidir.

BAĞLANMA AYRILMA İLİŞKİSİ

Çocuğa bakım veren kişinin kısa veya uzun süre ayrılması hayatın
kaçınılmaz bir parçasıdır. Bu bağlanma-ayrılma ilişkisi insanın ileri
yaşlardaki hayatına yön veren temel bir ilişkidir. Evlendiğinde veya
askere gittiğinde uyum sağlayamayan, okul korkusu çeken çocuklar ve
gençlerde bağlanma-ayrılma ilişkisini tam olgunlaştıramamak gerçek
nedendir.

BİREYSELLEŞME BAŞLAR

Böyle insanlarda bağlandığı ve sevdiği kişiyi kaybetme korkusu vardır.
Bu korku ve sıkıntı yaşamın kaçınılmaz parçasıdır. Hayatın normal
sürecinde bu korku çocuğu geliştirecektir. Bireyselleşmeye itecektir.

Prof. Dr. Nevzat TARHANAlıntıdır

keumcum
13.04.2009, 00:03
Çocuğunuzun zekasını açacak 25 yol Çocukların bir çok şeyi sizi izleyerek öğrendiğini unutmayın ve ona iyi örnek olun. Bunun yanı sıra onun zeka seviyesini yükseltmek için şu önerileri de dikkate alırsanız yararlı olur.1. Onunla konuşun. Çocuklarınızla konuşmak ve onları dinlemek yapabileceğiniz en önemli iki şeydir. Kimse onunla konuşmazsa konuşmayı öğrenemez ve kimse onu dinlemezse beyni pratik yapamaz; dolayısıyla iletişim kurmayı beceremez. Konuşun, sizinle iletişim kurmaya yaşamının her döneminde ihtiyacı olacak! Araştırmalara göre, bebeğinizle konuşma şekliniz diğerlerinden farklıdır ve bebeğiniz de konuşmayı sizin sözlerinizden öğrenir. Beyin gelişimine sizin anne şefkati dolu sözleriniz faydalıdır.2. Şarkılar söyleyin. Bebeğinizle şarkılar söyler, güler, şakalaşırsanız çocuklarınız daha erken konuşur.3. Nesneleri anlatın. Ona bazı nesneleri isimlendirip tarif edin, diğer nesnelerle karşılaştırın, ne işe yaradıklarını açıklayın. Sizi pür dikkat dinlediğini fark edeceksiniz!4. Arka plandan gelen sesleri kesin. Televizyon ya da radyonun sesi çok açıksa siz ve bebeğinizin dinleme ve konuşma eylemlerini engeller.5. Çocuğunuz konuşurken bütün dikkatinizi ona verin. Sırtınızı dönmemeye çalışın, diz çöküp göz kontağı kurun.6. Ona bir şeyler okuyun. Çocuğunuza bir şeyler okumak, dilini öğrenmesini sağlar, algılarını, dikkat genişliğini artırır. Bu yüzden kitapları hayatınızın bir parçası haline getirin, çocuğunuzu uyuturken mutlaka ona okuyun. Çocuğunuzun ilgisini çekmeye başladığında harflerin şekillerini göstererek okuyun, böylece bazı çocuklar okumayı 3 yaşından itibaren öğrenebilir.7. Müzik çalın. Her ne kadar klasik müziğin çocuğunuza daha parlak bir zeka sağladığı ispatlanmadıysa da, müzik onun zihinsel ve duygusal gelişimini zenginleştirecektir. Bazı insanlar müzik ve matematik yeteneğinin birbirleriyle alakalı olduğuna inanır. Oysa çalışmalar, müzisyenlerin matematikte birçok insandan farklı ya da daha iyi olmadığını gösterir. Çocukların matematik yeteneğine sahip olmasında daha çok ailelerin kitaplar ve iletişimle sağladığı öğrenme cesareti önemli bir rol oynar.8. Çocuğunuzu uyuturken ona şarkı söyleyin. Bu hem çocuğunuzun daha rahat uyumasını, hem de tekrar ile kelime hazinesini geliştirmesine yardımcı olur.9. Müzik eşliğinde diğer şeyleri de öğretin. ” 1- 2 -3 işte yıkıyoruz ellerimizi 4- 5- 6 şimdi diş fırçalama zamanı…” gibi melodiler çocuğunuzun konsantre olmasına ve kelimeleri hatırlamasına yardımcı olur.10. Çocuğunuzun sevdiği müziği seçmesine izin verin. Ve davullar, ziller kullanarak gürültü patırtı çıkarmasına bir süre katlanın.11. Bırakın boyasın. Çocuklarınızın boya kalemleri ve oyun hamurlarıyla vakit geçirmesine engel olmayın çünkü bunlar el becerilerini artırır ve sanatsal bir şekilde kendilerini ifade etmelerine yardımcı olur.12. Mutlaka beğenilerinizi sunun. Yaptıklarına iltifat edin ve onları herkesin görebileceği bir duvara asın.13. Sanatsal faaliyetler için malzemeler bulundurun. Yumurta kutularını atmayın, alışveriş paketlerini saklayın, tuvalet kağıtlarındaki ruloları da kesmek ve yapıştırmak için kullanın. Değişik kolajlar yapmak için parktaki yaprakları toplayabilir ve duvar kağıtlarının parçalarını çocuklarınız için saklayabilirsiniz.14. Sayıları hayatınızın bir parçası haline getirin. Matematiği ne kadar erken öğrenirse, o kadar rahat eder ve kendine olan güveni artar. Merdiven basamaklarını saymak gibi ufak adımlarla başlayın.15. Sayıları melodik bir şekilde öğretin. “Beşten sonra altı nerde kaldı kahvaltı, altıdan sonra yedi kedi ciğeri yedi” gibi.16. Büyük küçük gibi niceliklerden bahsedin. “Masadaki tabakları sayabilir misin?” “Büyük olanı mı yoksa küçük olanı mı istersin?” gibi sorularla başlayabilirsiniz.17. Oyuncaklar ve oyunlar yardımıyla sayıları öğretin. Buzdolabına yapıştırılan mıknatıslı sayılar, küvete atabileceğiniz köpükten yapılmış olanlar, sayılarla ilgili yapbozlar ya da Monopoly’nin çocuklar için olanlarından alın.18. Bazı şeyleri parçalara bölerek sayıları öğretin. Yiyecekleri küçük parçalara ayırın ve o parçaları çocuğunuzla birlikte sayın.19. Televizyonu asla bir bebek bakıcısı gibi kullanmayın. Çünkü o çocuklarınızla iletişim kurmakta sizin yerinize geçemez.20. Aynı videoyu ya da DVD’yi sayısız kere izlemesi sizi endişelendirmesin. Tekrar etme çocuğunuz öğrenmesine yardım eder.21. Gezin ve öğrenin. Bir parka, kütüphaneye ya da mağazaya yapılan gezilerde çok şey öğrenebilirsiniz.22. Ara sıra aktivitelerinizi değiştirmeyi deneyin. Diğer çocuklarla oynamasını, onları ve ailelerini düzenli olarak görmesini sağlayın.23. Bütün kamu imkanlarından yararlanın. Parklar, kütüphaneler, müzeler, sanat galerileri ve yüzme havuzları gibi yerlere çocuğunuzu götürerek sosyalleşmesini sağlarsınız.24. Aynaları kullanın. Bebeğinizin yansımasını izleyerek vücudunu ve hareket kabiliyetini fark etmesini sağlayın.25. Anne sütüyle besleyin. Bebeğiniz en az 6 aylık olana dek onu emzirin

keumcum
13.04.2009, 00:41
Anne sütünün koruması...Bebeğe, enfeksiyonlara ve besin alerjilerine karşı direnç kazandıran anne sütünün bir yararı daha kanıtlandı. Finli araş­tırmacılar, uzun dönem gözlemlerinden sonra, me­me emen bebeklerin buluğ çağında ve sonrasında da daha sağlıklı olduklarını açıkladılar. Bebekken sa­dece bir ay süreyle meme emmiş olan 17 yaşındaki gençlerin yüzde 40'ında astım, egzama ve besin alerjileri görülürken, meme yerine biberon emmiş olan gençlerde aynı hastalıkla­rın görülme yüzdesi 65...  Doktorlar, emzirmenin hayat boyu koruma sağladığını belirtiyorlar

sedef_85
09.05.2009, 09:27


Çocuklarda Diş Çıkarma

DİŞLER NE ZAMAN ÇIKAR?Ortalama olarak ilk diş 7. ay ortalarında belirir.Ancak bazan ilk diş üçüncü ayda erkenden ortaya çıkarken, bazan da on ikinci ay, hatta sonrasına sarkabilir. Dişlerin çıkışı genellikle kalıtsal düzene uyar, yani sizin veya eşinizin dişleri erkenden çıkmışsa bebeğinizde de aynı şekilde olması olasıdır. Alttaki şekilde süt dişlerinin ortalama çıkış zamanlarını görebilirsiniz :

DİŞLER ÇIKARKEN NELER OLUR?Diş çıkarma belirtileri dişlerin kendisinden iki-üç ay önce ortaya çıkabilir. Bu semptomlar çocuktan çocuğa değişir ve aslında bunların neler oldukları ve ne kadar ağrı verdikleri konusundaki görüşler de doktordan doktora değişmektedir. Ancak genellikle diş çıkaran bir bebeğin şu tecrübeleri yaşayabileceği kabul edilmektedir :


Salya Akıtmak : Birçok bebek iki buçuk-üç aylıktan başlayarak salya akıtır.Diş çıkarma bunu bazı bebeklerde diğerlerine göre daha çok arttırmaktadır.

Çene ya da yüzde kızarıklık : Bol salya akıtan bir bebekte ,çenede ve ağız çevresinde sürekli salya temasının yarattığı tahrişe bağlı olarak deride kızarıklık ya da çatlakların oluşması şaşırtıcı değildir. Bunu önlemek için gün boyunca periyodik olarak salyayı nazikçe silin ,bebeğiniz uyurken akan salyayı emmesi için de yatak çarşafının altına bir havlu koyun. Deride kuruma belirdiğinde yumuşak bir deri kremi ile o bölgeyi sürekli nemli tutun.

Hafif öksürük : Aşırı salya bebeğin zaman zaman tıkanmasına ve öksürmesine yol açabilir. Bebeğiniz soğuk algınlığı ,nezle ya da allerji belirtileri göstermiyorsa bunda endişelenecek bir durum yoktur. Bebeklerin dikkat çekmek ya da ses repertuarlarını zenginleştirmek için öksürüğü sürdürmeleri sık görülen bir durumdur.

Isırma : Bu durumda bir ısırık düşmanlık belirtisi değildir. Diş çıkaran bir bebek eline geçen her şeyi - bu kendi eli ,annesinin memesi ,yabancı birinin parmağı olabilir - ağzına sokarak dişetlerini rahatlatmaya çalışır.

Ağrı : Çıkmakta olan bir dişin baskısı altında dişetinde enflamasyon gelişir. Bu durum bazı bebeklerde dayanılmaz ağrılara yol açarken bazılarında hiç sorun oluşturmayabilir. İlk diş ve azı dişleri çıkarken en fazla sıkıntı yaratan dişlerdir.

Huzursuzluk : Enflamasyon arttıkça ve keskin diş yüzeye yaklaştıkça bebeğin dişetindeki ağrı sürekli bir hal alabilir. Kronik agrisı olan herkes gibi sıkıntılı olabilir ve kendi normal halinden uzaklaşabilir. Bu huzursuzluk bazan haftalar boyunca sürebilir.

Beslenmeyi reddetme : Diş çıkarmakta olan bir bebek beslenmeyi reddedebilir. Katı yiyeceklere başlamış olan bir bebek bir süreliğine bu yiyeceklere karşı olan ilgisini yitirebilir. Ancak bu sizi endişelendirmemelidir. Çünkü bebeğiniz sıvı gıdalardan da gerekli besinleri alır ve dişi çıktıktan sonra iştahı yerine gelecektir.

İshal : Bunun diş çıkarma ile olan ilgisi çok şüphelidir. Bazı anneler her diş çıkardığında bebeklerinin ishal olduğunu söylerler. Bazı doktorlar büyük olasılıkla artmış tükrük salgısı nedeniyle diş çıkarmayla barsak hareketleri arasında bir bağıntı olduğunu düşünürler. Bazı doktorlar ise böyle bir bağıntının olduğunu kabul etmek istemezler ; belki de annelerin her ishali diş çıkarmaya bağlayarak önemli gastointestinal bozuklukların göz ardı edilebileceğinden çekindikleri için böyle davranırlar. Diş çıkardığı dönemde bebeğinizin dışkısının sulu olabileceğini bilin , ama iki dışkılamadan daha uzun süren ishali mutlaka doktorunuza bildirin.

Ateş : Ateş de tıpkı ishal gibi doktorların diş çıkarmayla bağıntılı olduğu konusunda tereddütle yaklaştıkları bir belirtidir. Dişetlerindeki şişme nedeniyle 38 C°'nin altındaki bir ateş diş çıkarmaya eşlik edebilir. Yine de bebeğinizin ateşi varsa diğer zamanlarda ne yapıyorsanız öyle davranın ve iki günde azalmazsa doktorunuza haber verin.

Uykusuzluk : Gece boyunca deliksiz uyuyan bebekler bile diş çıkarırken gece uyanmaya başlayabilir. Bu durumda hemen onu beslemeye çalışmayın. Bunun yerine kendi kendine tekrar uyumasını sağlayın.Gece uyanma da diğer problemlerde olduğu gibi ilk diş ve azı dişleri çıkarken daha fazla görülür.

Dişeti hematomu : Bazan çıkan bir diş disetinde kanamaya neden olabilir , bu da mavimtrak bir leke olarak görülür. Bu hematomlar için endişelenmeye gerek yoktur ve tıbbi girişim gerektirmeden kendiliklerinden düzelirler. Soğuk kompres acıyı azaltıp iyileşmeyi hızlandırabilir.

Kulak çekiştirme , yanak kaşıma : Disetlerindeki agri sinir yolları boyunca kulak ve yanağa yansıyabilir. Bebeklerin kulak enfeksiyonu olduğunda da kulaklarını çekiştirdiklerini unutmamak gerekir. Bebeğiniz diş çıkarsa bile kulak enfeksiyonundan kuşkulanıyorsanız doktorunuza danışın.
DİŞ ÇIKARKEN NELER YAPMALI?Onlarca denenmiş tedavi yöntemi vardır. Bazıları işe yarar , bazıları yaramaz. Aşağıdakilerden bazılarını siz de deneyebilirsiniz :


Çiğneyecek bir şeyler vermek : Burada besin değerinden çok dişetlerindeki basıncı rahatlatmak amaçlanmaktadır. Bu nedenle de çiğnenen şey soğuk olursa yararı artar. Dondurulmuş çörek, soğuk bir muz, veya havuç, bir tülbente sarılmış buz parçası, lastik bir diş halkası. Bebeğinize çiğnemesi için ne verirseniz verin mutlaka yanında bulunun ve oturur pozisyonda olmasını sağlayın.

Dişlerini kaşıyabileceği şeyler : Bazı bebekler başlangıçtaki acı nedeniyle itiraz edebilir. Fakat bir süre sonra acı yerini rahatlamaya bırakır.

Soğuk içecekler : Bebeğinize bir biberon soğuk su verin. Biberonu reddederse bardakla vermeye çalışın. Bu sayede bebeğinizin su ihtiyacını da karşılamış olur ve ishal veya artmış salyayla kaybettiği sıvıyı yerine koyarsınız.

Soğuk yiyecekler : Buzdolabında soğutulmuş şeftali püresi, elma püresi, yoğurt, bebeğinize oda ısısındaki yiyeceklerden daha çekici gelebilir.

Ağrıyı azaltacak bir şeyler : Başka hiç bir şey işe yaramazsa parasetamol işinizi kolaylaştıracaktır. Doz ayarlaması için doktorunuza danışın. doktorunuz önermediği sürece bebeğinizin dişetlerine başka bir şey sürmeyin. Bunun içine alkollü içecekler de dahildir.
Dr.Sıtkı EVRENKAYA
mystical2009-05-09 17:40:12

belma
18.08.2009, 06:42
Nitelikli Zaman



Moda
deyişiyle ‘Kaliteli’ zaman son günlerde çocuk aile ilişkileri denince
en çok kullanılan kavramların başında geliyor. Ben ‘Kaliteli’ sözcüğü
yerine ‘Nitelikli’ sözcüğünü kullanmayı tercih ediyorum. Bu yazımda da
zamanımızı çocuklarımızla nasıl daha ‘nitelikli’ geçirebileceğimiz
konusuna ayırmak istiyorum.
Zaman, özellikle kentte yaşayanların en büyük problemlerinden
birisidir. Ne kendimize ne de sevdiklerimize bir türlü yetmez.
Çocuklarımıza ayırdığımız, aslında çocuklarımızla geçen zaman demek
daha doğru (çünkü çok azımız çocuklarımıza, onlarla baş başa
geçireceğimiz özel bir zaman dilimini ayırabiliyoruz) tam bir kargaşa
içinde geçer.
Çocukların herkesten çok anne-babaları ile sağlıklı bir ilişki kurmaya
ihtiyaçları vardır. Çocuklar her ne kadar zamanlarının büyük bölümünü
yuvada, anne babalarından uzakta geçirseler bile onların bir gününde
etkili olan şey anne-babalarıyla olan ilişkilerinin niteliğidir. Tıpkı
biz yetişkinlerde olduğu gibi, çocukların da evden mutlu ayrılmaları
onların günlerini mutlu bir şekilde geçirmelerini sağlar. Anne-baba eve
geldiğinde gün çoktan bitmiş olsa da çocuk için adeta yeni başlamıştır.
Çünkü o, anne-babasının gelişini, akşamın olmasını, onlarla geçireceği
zamanı bütün bir gün beklemiştir.
Elbette yorucu bir günün sonrasında anne-babanın büyük bir enerji ile
akşamlarını çocukları ile geçirmeleri, evde onları bekleyen başka
sorumlulukların olduğunu da düşünürsek oldukça zordur. Anne-babanın hem
birbirlerine hem de kendilerine zaman ayırmaya ihtiyaçları varken; tüm
zamanlarını doğal olarak yalnız çocukları ile geçirmeleri de
beklenemez. Çocukları ile geçirilen zamanın keyifli olduğu kadar
verimli olabilmesi için anne-babaların da kendilerine ait zamanlarının
olması gerekir. Üstelik çocuklarla yoğun bir şekilde baş başa uzun bir
süre geçirmek oldukça yorucudur. Zaten anne-babanın çocuğu ile
geçirdiği zamanda önemli olan bu zamanın "niceliği" yani süresi
değildir. Önemli olan bu zamanın nasıl geçirildiğidir. Yani ‘duygusal’
olarak çocuğunuzla olabilmenizdir. Çocuğunuzla ilişkinizde duygusal
olarak varolabilmeniz için tüm varlığınızla onu dinlemeye, anlamaya
çalışmanız gerekir. Çoğunlukla duygusal varlığımızdan çok yalnızca
fiziksel varlığımızla katıldığımız toplantı ve iş ilişkilerini
düşünürsek kendimizi ilişkiye duygusal olarak verebilmemiz oldukça
zordur. Sözgelimi; çocuğumuzla bir oyun oynarken yada onunla birlikte
herhangi bir başka şey yaparken onu can kulağı ile dinlemeye çalışarak,
dikkatli bir şekilde gözlemlesek de hem kendimizin hem de çocuğumuzun
duygularının ne kadar farkında davranabiliyoruz? İşte bu farkındalığın
oranıdır geçirdiğimiz zamanın niteliğini belirleyen.
Çocuğa hem sözlü olarak hem de davranışları ile kendisini ifade
edebilmesi için şans vermeniz, dinlemeniz, ilgi ve sevginizi ten
temasını da içerecek şekilde hissettirmeniz önemlidir. Böylece
geçirilen zaman anlamlı, nitelikli hale gelir. Ama bir taraftan çok
sevdiğiniz bir diziyi takip ederken ya da bir işinizi tamamlamaya
çalışırken çocuğunuzla ilişki kurmaya çalıştığınızda bu her iki taraf
için de doyumlu olmaz. Üstelik bu durum çocuğunuzun huzursuzlaşmasına,
hatta giderek hırçınlaşmasına neden olur. Çocuk için anne babasının da
kendisi ile geçirdiği zamandan keyif alması gerekir.
Kendisi ile bir süre ‘nitelikli’ zaman geçirilen çocuk, daha sonra
kolaylıkla kendisine, onu meşgul edebilecek uğraşılar bulabilir.
Böylece de çocuk bağımsız zaman geçirmeyi öğrenmesi için ihtiyacı olan
duygusal kapasiteyi de geliştirmiş olur.

belma
19.08.2009, 23:45

Süt Dişleri Neden Önemlidir? 
Süt
dişleri, kalıcı dişlerin sağlıklı bir biçimde oluşmaları ve sürmeleri
için çok önemli rehber dişlerdir. Süt dişlerinin kökleri arasında çene
kemiği içerisinde kalıcı dişlerin germleri yani tomurcukları bulunur...


Süt
dişleri, kalıcı dişlerin sağlıklı bir biçimde oluşmaları ve sürmeleri
için çok önemli rehber dişlerdir. Süt dişlerinin kökleri arasında çene
kemiği içerisinde kalıcı dişlerin germleri yani tomurcukları bulunur.
Bu tomurcuklar ilerde çocuğu ömür boyunca ağzında bulunacak olan kalıcı
dişlerin taslaklarıdır. Süt dişleri bu tomurcukların sağlıklı bir
şekilde gelişebilmesi için oldukça önemlidir. Süt dişindeki çürükler ve
iltihap oluşumu sonradan çıkacak olan bu dişlerin oluşumunu ve
gelişimini bozabilir ve bu dişlerde renk ve şekil bozukluklarına neden
olabilir.

Ayrıca süt
dişlerinde oluşan çürükler dişler arası mesafelerin kapanmasına neden
olur. Bu durumda da çocuğun kalıcı dişleri çapraşık çıkabilir. Bu da
ortodontik tedavi görmesine yani dişlerine tel takılmasına neden
olabilir.

Bu
nedenle süt dişlerine nasıl olsa düşecek önemsiz dişler gözüyle
bakılmamalıdır. Çünkü süt dişleri ne kadar sağlıklıysa kalıcı dişlerde
o kadar sağlıklı olacaktır.SÜT DİŞLERİNİN BAKIMI NE ZAMAN BAŞLANMALIDIR?Dişlerin
bakımı bebeklikte başlamalıdır. İlk süt dişleri 6 ay civarında sürmeye
başlar. Diş temizliğine ve bakımına da hemen bu dönemde başlamak
lazımdır. İlk dişler steril bir gazlı bez parçası ya da temiz bir
tülbent ile silinerek temizlenebilir. Bebek büyüdükçe ve diş sayısı
arttıkça gelişimine uygun olan bir diş fırçası ile önceleri macunsuz
daha sonra çok az miktarda çocuklara uygun diş macunu ile fırçalamaya
devam edilmelidir. Diş temizliği de bebeğin günlük bakımının bir
parçası olmalıdır.
 
Diş
temizliğinin sabah ve akşam olmak üzere günde iki kez dikkatli bir
şekilde yapılması gereklidir. Bu konuda önemli nokta gece fırçalamanın
yatmadan önce yapılmasıdır. Böylelikle diş fırçalamadan sonra
çocukların bir şey yiyip içmemesi sağlanmış olur. Ancak bebekler gece
boyunca da beslendiklerinden ağızlarında süt ya da mama artığı
kalmaması için biberon ya da emzirmeden sonra bir miktar su vererek
ağzın en azından temizlenmesi sağlanmalıdır.
 
Çocuğun
ilk 6 yıllık ağız ve diş sağlığından ailenin sorumlu olmasıdır.
Çocuklarda diş fırçası kullanımına 2–2,5 yaş civarında geçilebilir. Diş
macunu seçimi de yaşına uygun olarak yapılmalıdır. Çocuk diş macunları
daha az miktarda fluorid ve aşındırıcı madde içerirler bu yüzden de
çocuk 6–7 yaşına gelinceye kadar bu tip macunların kullanılması tercih
edilmelidir. Diş macunlarının çocuk tarafından yutulmaması da oldukça
önemlidir bu yüzden fırçalama çocuk 6–7 yaşına gelinceye kadar ailenin
yardımıyla yapılmalı bu yaştan sonra sorumluluğunu yavaş yavaş
kendisine vererek sadece kontrol edilmelidir.
mystical2009-08-21 13:49:01