View Full Version: 1 Yaş Sonrası Arsiv
Birçok anne baba çocuğunun tuvalet eğitimine ne zaman başlamaları gerektiği konusunda kararsız kalırlar. "Çocuk tuvaletini ne zaman söyleyecek?" , "bez bağlamaktan ne zaman kurtulacağız?", "tuvalet terbiyesine ne zaman başlamalıyız?" gibi sorularla oldukça sık karşılaşıyoruz.
Oysa çocuğun tuvalet terbiyesine başlamak için belirli bir yaş yoktur. Çocukların büyük çoğunluğu 18-30 aylıkken tuvalet terbiyesine başlamak için gerekli becerileri kazanırken bazı çocuklar ise 4 yaşına kadar bu beceriyi kazanamazlar.Genellikle kız çocukları erkek çocuklarından daha önce mesane ve barsak kaslarını kontrol etmeyi öğrenirler. ( Kızlarda genellikle 2,5 yaş civarında, erkeklerde ise 3 yaş civarında) Önemli olan çocuğunuz tuvalet terbiyesi için hazır olmadan bu terbiyeyi vermek için acele edip baskı kurmamaktır. Çocuğunuzun tuvalet terbiyesine hazır olduğunu gösteren bazı belirtiler vardır:
Çocuğunuz bazı basit isteklerinizi yerine getirebiliyor mu?
Gün boyunca bezi en az iki saat kuru kalabiliyor mu?
Kısa bir uykudan sonra bezi kuru kalabiliyor mu?
Barsak faaliyetleri düzenli ve daha önceden tahmin edilebliyor mu? ( Bazı çocuklar günde 2-3 kez, bazıları ise 2-3 günde bir kez kaka yaparlar. Burada önemli olan bu aralıkların düzenli olarak tekrarlanması ve daha önceden tahmin edilebilir düzeye gelmesidir.)
Kendi başına tuvalete gidiyor mu? Tek başına pantolonunu indirip kaldırabiliyor mu?
Bezi ıslandığında rahatsız oluyor mu?
Lazımlık veya oturağına ilgi gösteriyor mu?
İç çamaşırı giymek istiyor mu?
Yukarıda sayılan maddelerin büyük çoğunluğuna evet yanıtını verebiliyorsanız çocuğunuz tuvalet eğitimine hazır demektir. Aksi halde birçok güçlükle karşılaşabilirsiniz.
ANA BABALARA ÖĞÜTLER:
Plan Yapın:Çocuğunuza tuvalet eğitimine başlamadan önce iyi bir plan yapmalısınız. Eğitimene zaman ve nasıl başlayacaksınız? Herhangi bir direnmeyle karşılaştığınızdaveya olası kazalarda tutumunuz ne olmalı gibi şeyleri planlamalısınız. Bununiçin çevrenizdeki tecrübeli kişilerden veya profesyonel kişilerden fikirlerinialabilir, doktorunuza danışabilirsiniz. Fakat hiçbirzaman unutmayın: Çocuğunuzuen iyi siz tanıyorsunuz.
Çocuğunuzu övgülerinizle ödüllendirin:Eğitiminizin başından sonuna dek çocuğunuzun sizden gelecek olumlu ve olumsuztepkileri gözleyeceğini unutmayın. Onu hayal kırıklığına uğratmamalısınız. Eğitimindeileriye gittiği her adımda ve her yeni denemede çok iyi yaptığını ve onunlagurur duyduğunuzu ona söyleyin. Ancak unutmayın ki övgüleriniz çok abartılıolursa çocuk tekrar altına kaçırmaya, huysuz ve sinirli olmaya başlayabilir.Arada sırada kazalar olabileceğini kabul edin:Tuvalet eğitiminiz tamamlanana dek her çocuk gerek gündüz, gerek gece kazaraaltına kaçırabilir. Bu gibi hallerde çocuğunuza sinirlenmeyin ve kızmayın. İdrarınıtutması ve rektumunu kapatması için gereken kas gelişimi birden olmaz. Çocuğunbunu öğrenmesi zaman alacaktır. Herhangi bir kaza olduğunda altını sakinlikletemizleyin, bir dahaki seferlerde tuvalete yapmaya devam edecektir.
ADIM ADIM TUVALET EĞİTİMİ
Gevşeyin. Tuvalet eğitiminde sakin ve rahat yaklaşım en iyi davranış biçimidir.
Tuvalette ne yapacağını çocuğunuza gösterin. Çocuklar büyüklerini tuvalette görünce onları taklit etmeye başlarlar.
Tuvaletle ilgili ailenizin kullandığı sözcükleri çocuğunuza öğretin ki tüm aile bireyleri çocuğun kullanacağı sözcüğü duyduğunda tuvaleti olduğunu anlayabilsin. Bu arada bu yaştaki çocukların herşeyi çekinmeden heryerde yüksek sesle herkese duyurabildiğini unutmayın.
Çocuğunuza tuvaletini yapmadan önce oluşan yüzde kızarma, çömelme, ıkınma gibi belirtilerin tuvaletinin geldiğini işaret ettiğini öğretin.
Çocuğunuza bir lazımlık- oturak satın alın. Oturarak tuvalet yapması daha kolaydır.
Çocuğunuza tuvalet kullanımı hakkında kitaplar okuyun, hikaye veya masallar anlatın.
Çocuğunuza tuvalette kolay indirilip kaldırılabilen giysiler giydirin.
Çocuğunuz tuvalete gitmek istediğinde ona yardımcı olun, yanında kalın eline tuvalette otururken oyalanabileceği resimli kitaplar vs. verin ve oturağına tuvaletini yapmasa bile birkaç dakika oturmasını sağlayın.
4-5 dakikadan sonra çocuğunuzun tuvaletten kalkmasına yardımcı olun. Eğer bu süre içerisinde tuvaletini yapabildiyse aşırıya kaçmamak kaydı ile onu övün ve ödüllendirin. Eğer tuvaletini yapamadıysa birdahaki sefere yapabileceğini söyleyin.
Tuvaletini yaptıktan sonra çocuğunuzu dikkatle silin. Kız çocuklarında silinme işleminin enfeksiyon kapmayı engelleyebilmek amacıyla önden arkaya doğru yapılması gerektiğini unutmayın. Tuvaletten sonra ellerin dikkatlice yıkanması gerektiğini siz de örnek olarak çocuğunuza öğretin.
mystical2007-04-16 13:29:26
Tekrarlayan problem davranışla baş etmek üzere oluşturacağınız yeni davranış yöntemine geçmeden önce çocuğunuzla durumu konuşun. Tekrarlayan bu davranışın her iki taraf için anlamını belirleyin. Çözümün neden gerektiğini ve bunun için kimin ne yapması gerektiğini,her davranışın sonucunun ne olabileceğini basit ve açık anlatın ve kontrat oluşturun.
Gerekmedikçe fazla seçeneklerle çocuğunuzun kafasını karıştırmayın,yaşına ve duruma uygun bir-iki seçenekle yetinin.
Olumsuz davranışı mümkün olduğunca görmezden gelin,olumlu her şeyi daha fazla fark etmeye gayret edin. Unutmayın,davranış daima tepki ile gelişir.
Aynı şeyi tekrar etmeyin. Tek ve etkili talimat verin ve hemen uygulamanın yolunu bulmaya çalışın.
Her şeyin en iyisi olması baskısını kendinize de çocuğunuza da yapmayın. Yeteri kadar iyi olan durumlarla yetinin.
Devamlı problem çözme telaşı ile ilişkiyi kaçırmayın. Oyun ve eğlence çoğu zaman sorunları kendiliğinden çözer.
manolya80
16.11.2007, 09:30
6 yaş gelişiminin özellikleri...Bedenen hayli hareketlidir. Zaman zaman dengesini kaybeder, bir yerlere takılıp düşer. Yuvarlanmaktan, emeklemekten, güreş etmekten, yere uzanarak oynamaktan hoşlanır. Yerde top zıplatabilir, istediği yere top atıp, atılan topu tutabilir. Toprak ve kumla oynamayı ve çukur kazmayı sever. Tahta parçaları, kutular veya bloklar ile işlevsel yapılar kurar, onları ev, bahçe, garaj vs. olarak kullanabilir, başka oyuncakları bu kutuların içinde yürütür. Küçük kasları oldukça gelişmiş olduğundan diğer yaşlara oranla el işlerinde daha beceriklidir. Kesip yapıştırır, boya yapar, resim yapar, tüm araç ve gereçleri iyi kullanır. Erkek çocuklar topla, kız çocuklar iple oynamayı sever. Harfleri yazmaya çalışır, bazılarını ters yazar. Bazı çocuklar ad ve soyadlarına ek olarak bir kaç harf yazabilir. Başkalarına kötü sözler söylemek, onları terslemek, onlarla tartışmak, isim takmak, arkalarından bağırmak gibi olumsuz huylar edinebilirler. Bu yaşlarda özellikle erkek çocuklarda dil tutukluğu veya kekemelik görülebilir. Bedensel gelişme yavaşlamıştır. Göz bozuklukları görülebilir. Yakın görmekte güçlük çeken çocuklar çoğunluktadır. Süt dişleri değişmeye başlar. Bencil ve kavgacı olabilir. Bir şeye kızdığı zaman onun sorumlusu olarak annesini görür, hıncını annesinden almaya çalışır.İstekleri hiç bitmez ve anında yapılmasını ister. Her şey istediği şekilde olmalıdır. Fırtınalı ve duygusal bir yaştır. Her şeyin hepsini ister. Paylaşmaktan kaçınır. Seçme yapmaz. Suçlanmak, eleştirilmek istemez. Kendisine verilen cezalara tepki gösterir. Oyunlarda ve ilgi alanlarında kız ve erkek çocuklar arasında farklılık izlenir. Her ikisi de sürekli yeni şeyleri denemek ister. Yeni oyunlar yaratır ve uygularlar. Birçok hayali rollere girer, grup oyunlarından çok hoşlanırlar. Bazı sorumluluklar yüklenir, söylenenleri dikkatle dinler, dikkat süresi uzar. Kendisiyle gerçek nitelikte eğitim uygulamaları yapılacak çağa gelmiştir. Bu yaşta bazı çocuklar okula başlayabilir ve başarılı olabilirler (özellikle kız çocukları)..mystical2009-11-14 14:42:01
22-24 Ay Bebek Gelişimi
Dünyanın en güzel varlığı artık sizinle. Bebeğinizle ilgili en önem verdiğiniz konulardan bir tanesi onun gelişimi. 22-24 ay arasındaki bebekler neler yapabilir? Büyüdükçe ve geliştikçe ne gibi değişiklikler yaşar?
22 Aylık Bebekler : Merdiven çıkabilir. İlk kısa cümlelerini kurabilir Ellerini yıkayıp kurulayabilir. Zıplayabilir ve tümsek yerlerden atlamak ister. Etrafını daha dikkatli izler. Kendi kendine yemek yiyebilir. Büyük parçalı legolarla 7-8 parçalı kule yapabilir. Kitaplardaki resimler daha çok ilgisini çeker. Boya kalemleri ile resim yapabilir. Yüksek eşyalara tırmanmaktan hoşlanır. İsteklerini daha rahat ifade edebilir. Yardımla dişlerini fırçalayabilir. Gösterilen resimdeki tanıdık nesnelerin ya da kişilerin adını söyler. Tuvaleti geldiğinde haber verir. Kendi kendine giyinmek ister. Şarkılar söyler, dans eder. Evdeki elektronik eşyaları kullanmak ister.23 Aylık Bebekler : Küçük toplara çok rahat vurabilir. Kelimeleri birleştirerek kısa cümleler kurar. Kelimelerde ekler kullanabilir. Vücudun bölümlerini tanır ve gösterebilir. Resimlerde gördüklerini söyleyebilir. Söylenenleri anlar ve uygular. Giysisinin bir parçasını giyebilir. Söylenen şarkılara eşlik eder. İzlediği dansları yapmaya çalışır. Tuvaleti geldiğinde haber verir. Mutfakta kullanılan eşyalara ilgi duyar. Diğer çocuklarla oyunlar oynar. Kapıları açıp kapatabilir. Yardımla dişlerini fırçalayabilir. Oyuncak bebeğini besler ve giydirir. Değişik yiyeceklere ilgi gösterir. Şekilleri tanır ve yerlerine yerleştirebilir.24 Aylık Bebekler : Herşeyi kendi yapmak ister. Bezini çıkarabilir. Oyun hamuru ile oynayabilir. Ayakkabılarını giyebilir. Vücuduna krem sürebilir. İlk kısa cümlelerini kurabilir. Karşılıklı oyunlar oynar. Gördüğü herşeyi taklit eder. Boyu ulaşıyorsa ışıkları ve kapıları çok rahat açıp kapayabilir. Kendisine söylenen kelimeleri tekrarlar. İki farklı nesne arasından istenileni seçebilir. Bisiklete binebilir. Hayvanlara karşı ilgisi artar. Rakamları ve harfleri anlamaya çalışır. İsteklerini anlatabilir. Resimli hikaye kitaplarına ilgi duyar. Zıpalamaktan, koşmaktan ve dans etmekten hoşlanır.mystical2007-11-18 14:07:06
19-21 Ay Bebek Gelişimi
Dünyanın en güzel varlığı artık sizinle. Bebeğinizle ilgili en önem verdiğiniz konulardan bir tanesi onun gelişimi. 19-21 ay arasındaki bebekler neler yapabilir? Büyüdükçe ve geliştikçe ne gibi değişiklikler yaşar?
19 Aylık Bebekler : Şekilleri uygun deliklere yerleştirebilir. Büyük parçalı lego oynayabilir. Kapıları kapatabilir. İki farklı nesne arasından istenileni seçebilir. Karşılıklı oyunlar oynar. İki sözcüklü ifadeler kullanabilir. Oyuncak bebeğini besleyebilir. Merdiven çıkabilir. 4 küplük bir kule yapabilir. Ellerini yıkayabilir. Herşey ilgisini çeker ve oynamak ister. Vücuttaki bölgeler sorulduğunda gösterebilir. Oyuncağını çekerek ileri geri yürütebilir. Komik şeylere güler.20 Aylık Bebekler : Elbiselerini çıkarabilir. Topa tekme atabilir. 2 resmi tanıyarak işaret edebilir. Yardımla dişlerini fırçalayabilir. Kalemle karalama yapabilir. Dans ederken kollarını da kullanır. Kum ya da su ile oynamaktan zevk alır. Mutfaktaki araç gereçler ilgi odağı olabilir. Gördüklerinin aynısını yapmaya çalışır. Gazeteler ve dergiler ilgisini çeker. Elektronik eşyaları kurcalamayı sever. Daha rahat kaşık çatal kullanabilir. Kapıları açıp kapatabilir. Ev işlerini taklit eder.21 Aylık Bebekler : İlk kısa cümlelerini kurabilir Gösterilen resimdeki tanıdık nesnenin adını söyler. Tümsek yerlerden atlamak ister. Kendi kendine yıkanmak ister. Büyük parçalı legolarla kule yapabilir. Yardımla dişlerini fırçalayabilir. Kendi kendine yemek yiyebilir. Kendince şarkı söyler, ritme eşlik etmeye çalışır. Etrafını daha dikkatli izler. Kitap ya da dergilerdeki resimleri daha çok ilgisini çeker. Boya kalemlerini kullanabilir. İsteklerini daha kolay ifade edebilir. Yüksek eşyalara tırmanmaktan hoşlanır. Kitap sayfalarını kontrollü olarak çevirebilir.
16-18 Ay Bebek Gelişimi
Dünyanın en güzel varlığı artık sizinle. Bebeğinizle ilgili en önem verdiğiniz konulardan bir tanesi onun gelişimi. 16-18 ay arasındaki bebekler neler yapabilir? Büyüdükçe ve geliştikçe ne gibi değişiklikler yaşar?
16 Aylık Bebekler : Aktiviteleri taklit edebilir. Kağıt üzerinde karalama yapabilir. Nesneleri fırlatabilir. 6 veya daha fazla sayıda sözcük kullanabilir. Koşabilir. Tırmanabilir. Ayağıyla topa vurabilir. Televizyon izlemekten hoşlanır. Kum ve suyla oynayarak vakit geçirebilir. Kitaptaki resimleri anlayabilir. Çevresindeki insanları taklit eder. Müzikte dans eder ve zıplamaya çalışır.17 Aylık Bebekler : Rahatlıkla koşar. Bardaktan su içebilir. Merdiven çıkabilir. Üst kısmına giydiği yelek, hırka gibi giyecekleri çıkarabilir. Küplerden kule yapabilir. Elektrikli aletlere ilgi duyabilir. Resimdeki nesneleri parmağı ile işaret ederek tanıdığını gösterebilir. Kelimeleri birleştirebilir. Topu havaya atabilir. Kendini ifade edebilir. Çevresindeki sesleri taklit ederek olayları anlatmaya çalışır. Yüksek eşyalara tırmanmaktan hoşlanır.18 Aylık Bebekler : Bardaktan rahatlıkla su içebilir. Diş fırçasını kullanabilir. Bebeğini besler. Gösterilen bir nesneye yönelebilir. Kaşık veya çatal kullanabilir ama bir kazaya da sebebiyet verebilir. Vücuttaki bölgeler sorulduğunda gösterebilir. Televizyon kumandasını ele geçirir. Resimlerdeki nesneleri tanır. Üstüne giydiği elbiseleri çıkarabilir. Kum oynamaktan zevk alır. Dışarda yürürken herşey ilgisini çeker ve dokunmak ister. Kitap sayfalarını rahatlıkla çevirir.
13-15 Ay Bebek Gelişimi
Dünyanın en güzel varlığı artık sizinle. Bebeğinizle ilgili en önem verdiğiniz konulardan bir tanesi onun gelişimi. 13-15 ay arasındaki bebekler neler yapabilir? Büyüdükçe ve geliştikçe ne gibi değişiklikler yaşar?
13 Aylık Bebekler : Eşyalara tutunarak etrafta gezinebilir. Yürüyebilir. Kendi kendine oturabilir. Emekleyerek basamak çıkabilir. Bir yere tutunarak ayağa kalkabilir. Saplı nesneleri iter. Karşılıklı oturarak top yuvarlayabilir. El çırpabilir. İsteklerini belli etmek için ağlamanın dışında yollar kullanabilir. Bir nesneyi bir kaba koyabilir. İstediği bir nesneyi işaretle gösterebilir. Anlaşılabilir tek bir sözcük kullanabilir. Çıkardığınız sesleri taklit etmeye çalışır. Müzik duyduğunda dans eder. Yemeklerde masada oturmak ister.14 Aylık Bebekler : Yardımsız ayakta durabilir. İyi yürüyebilir. Ne istediğini anlatmak için kelimeler kullanır ya da eli ile hareketler yapar. Yürürken bir nesne taşıyabilir. Çevresindeki kişileri taklit edebilir. Karalama yapabilir. Çatal kaşık kullanabilir. Eğilerek yerden bir cismi alabilir. Bir cismi fırlatıp atabilir. 3-4 kelime kullanabilir. Bir nesneyi bir kutunun içine koyabilir. El sallar. Maksatlı olarak anne ve baba diyebilir. Şarkılara eşlik edebilir. Saklanan nesneyi birden fazla yerde arar. Kendi kendine yiyecek alıp yiyebilir. Komik şeylere güler.15 Aylık Bebekler : Kaşık kullanır. Elleriyle tek başına yemek yiyebilir. Kendiliğinden karalayabilir, anlamsız yazı ve çizgiler çizer. İnsanları taklit eder. Oyun arkadaşlarıyla iletişim kurmaya başlar. Çorabını ayağından çıkarabilir. 6 veya daha fazla sayıda sözcük kullanabilir. 2-3 küpü üst üste koyarak kule yapabilir. Koşmak isteyebilir. Tutunarak basamak çıkabilir. Bardaktan su içebilir. Oyuncak bebeğini besler. Küçük nesneleri dar ağızlı bir kaba atar ve çıkarır. Hatırlar. Giyinirken kolunu uzatır. Kitaplara bakmayı sever. İstediği cismi parmağıyla gösterebilir.
Şaşılık gözlerin yanlış pozisyonda bulunup farklı noktalara doğru baktığı bir durumdur. Gözlerden bir tanesi tam karşıya bakarken diğeri içe, dışa, yukarı yada aşağıya bakmaktadır. Yanlış pozisyon sürekli belirgin olabileceği gibi bazı yöne bakışlarda da ortaya çıkabilmektedir. Çocuklarda sık karşılaşılan bu duruma ABD'de çocuklarda %4 oranında rastlanmaktadır. Erkek ve kız çocuklarında aynı sıklıkta görülmekte ve çoğu hastada ailesinde başka kimsede görülmemektedir. Gözler birlikte nasıl çalışır?Normalde gözler aynı noktaya bakarlar. Bunun sayesinde beyin iki görüntüyü birleştirerek üç boyutlu görüntü oluşturabilmektedir. Bu üç boyutlu görüntü derinlik hissininde oluşmasını sağlamaktadır.Bir göz farklı yöne baktığı zaman beyine farklı iki görüntü gönderilecektir. Bu durumda beyin yanlış yöne bakan gözden gelen görüntüyü yok sayacak ve sadece karşıya bakan gözün ilettiği görüntüyü kabul edecektir. Böylece çocuk derinlik hissini oluşturamayacaktır. Erişkinlerde şaşılık meydana geldiğinde ise beyin bunu yapmayacak, her iki görüntüyü de kabul edecek ve çift görme meydana gelecektir.Ambliyopi -göz tembelliği Çocuklarda sağlıklı görme seviyesi her iki göz normal pozisyonda durduğu zaman ortaya çıkacaktır. Şaşılık kayan gözde görmenin azalmasına yani göz tembelliğine (amblyopi) neden olacaktır. Beyin iyi gören gözden gelen görüntüyü kabul eder ve kötü gören taraftan gelen görüntüyü yok sayar. Bu durum şaşılık bulunan çocukların yarısında bulunmaktadır.Göz tembelliği iyi gören gözün belirli sürelerle kapatılmasıyla tedavi edilmektedir. Erken tanı konulmuş olan hastalarda amblyopi başarıyla tedavi edilmektedir. Tedavi ne kadar geç başlarsa başarı şansıda o kadar küçüktür.Şaşılığın nedeni, belirtileri nedir?Nedeni tam olarak bilinmemektedir. Gözü kontrol eden 6 adet kas bulunmaktadır. Her iki gözünde normal pozisyonda olması için kasların denge içinde bulunması ve koordineli bir şekilde hareket etmesi gerekir. Santral sinir sistemini etkileyen hastalıklarda ve görmeyi düşüren katarakt, yaralanma gibi durumlardada şaşılık oluşabilmektedir.Gözlerin aynı yöne bakmaması en önemli belirtidir. Bununla birlikte güneşli ortamda gözlerden birini kısmak yada gözlerini birlikte kullanmak için başını yana eğmek gibi belirtilerde olabilir. Şaşılık tanısı nasıl konur?Bütün çocukların 4 yaşından önce göz doktorunuz tarafından kontrol edilmiş olması gerekmektedir. Eğer ailede şaşılık yada ambliyopisi bulunan başka biri varsa bu muayenenin 3 yaşından önce yapılması gerekmektedir. Bebeklerin gözleri içe dönük gibi durmaktadır. Bunun sebebi burun kökünün daha geniş olması yada göz kapağının iç tarafında deri kıvrımının bulunmasıdır. Yaş ilerledikçe bu görüntü ortadan kalkacaktır. Gerçekten şaşılık olanlarda ise düzelme olmayacaktır. Yalancı ve gerçek şaşılık arasındaki fark ancak göz doktoru tarafından teşhis edilebilmektedir.Şaşılık nasıl tedavi edilir? Tedavide amaç görmenin korunması, gözlerin tekrar orta konuma getirilmesi ve binoküler görmenin sağlanmasıdır.Bu amaçla :Gözlük verilebilir, cerrahi tedavi yapılabilir, ambliyopi için kapama tedavisi yapılabilmektedir. Şaşılık ameliyatı nasıl yapılır?Ameliyat sırasında göz küresi yerinden çıkarılmamaktadır. Üzerinde ufak bir kesi yapılarak kaslara ulaşılmakta ve şaşılığın tipine göre kaslarda çeşitli pozisyon değişiklikleri yapılmaktadır. Gerektiği durumlarda iki göze birden müdehale edilmektedir. Eriştinlerde lokal anestezi ile şaşılık ameliyatları yapılabilse de çocuklarda genel anestezi şarttır. Hasta günlük yaşantısına 1-2 gün içerisinde geri dönebilmektedir. Ancak birçok vakada tekrar ameliyat gereksinimi ortaya çıkmaktadır. Her ameliyatta olduğu gibi şaşılık ameliyatlarının da da ufakta olsa komplikasyon riski vardır. Bunlar enfeksiyon, kanama çok nadirde olsa görme kaybıdır
manolya80
14.12.2007, 13:17
Son zamanlarda bir çok alanda kullandığımız bilgisayar teknolojisi, ilerlemesine hızla devam ediyor ve her gün yeni bir alanda daha karşımıza çıkıyor. Elbette bizler de bu teknolojinin gelişimine kayıtsız kalmıyor ve bilgisayar öğrenimi konusunda çeşitli eğitimler alıyoruz.Artan talebi en iyi şekilde karşılamak isteyen uzmanlar ise her geçen gün yaptıkları yeniklerle bu teknolojinin öğretilmesini kolaylaştırıyorlar. Bugün okuma yazma bilmeyen ya da her hangi bir özürü olan (kör, spastik...) insanlar dahi çok rahatlıkla bilgisayar kullanımını öğrenebiliyor. Yapılan bu yeniklere ve artan öğrenme talebine doğru orantılı olarak bilgisayar öğrenme yaşı da gitgide küçülüyor. Bu gelişmeler doğal olarak okulları da etkiliyor ve onları da bu konuya eğilmeye zorluyor.Ülkemizde de son yıllarda Milli Eğitim Bakanlığı tarafından bu konu üzerinde yoğun çalışmalar yapılıyor ve okullarda çocukların bilgisayar öğrenmeleri için gerekli ortamlar oluşturulmaya çalışılıyor. Peki ne zaman çocuklar için bilgisayar eğitimine başlanmalı?Birçok uzman bilgisayar eğitiminin 3 yaşından önce başlamaması gerektiğini belirtiyor.Çünkü çocukların 0-3 yaş periyodundaki öğrenme stilleri bilgisayar öğrenimi için uygun değil. Bu periyottaki çocuklar keşfederek, hareket ederek ve beş duyusunu kullanarak öğreniyor, ancak bilgisayar eğitimi bu öğrenme metotlarını hiç birini karşılayamıyor.Böylece bu dönemde verilen bilgisayar eğitimi istenilen başarıya ulaşamıyor hatta çocuğun gelişimini de olumsuz etkiliyor. Nasıl bir eğitim verilmeli?Uzmanlara göre bu sorunun cevabı gerçekten çok önemli. Çünkü doğru eğitim yapılmaz ve olumlu koşullar sağlanmazsa çocuklar bu eğitimden gerektiği gibi yararlanamazlar hatta gelişimleri zarar görebilir. Bu nedenle uzmanlar hem eğitimcileri hem de aileleri konunun hassasiyeti hakkında uyarıyor ve konu hakkında bazı tavsiyeler veriyorlar. Bu tavsiyeleri yapılan yanlışlarla incelersek; Bilgisayar öğrenirken çocuğu yalnız bırakmak ve onu kontrol etmemek yapılan en büyük yanlışlardan biri. Çünkü çocuklar bilgisayarla nasıl çalışmaları gerektiğini kendileri belirleyemezler, bir yetişkinin yardımına ve yönlendirmesine ihtiyaç duyarlar. Burada eğitimcilere ve ailelere düşen en önemli görev çocukları bilgisayar başındayken takip etmek, çeşitli örneklemeler yaparak öğrenmelerine yardımcı olmak ve çeşitli sorular sorarak anlamalarını sağlamaktır. Çocuklar ne kadar süre bilgisayar başında zaman geçirmeleri gerektiğini de kendileri ayarlayamazlar. Bu nedenle onlara zaman konusunda yardımcı olunmalı ve aşrı sürelerde bilgasayar kullanmaları engellenmelidir. Engellenmediği taktirde çocuklarda gerek biyolojik (göz bozukluğu gibi) gerekse psikolojik çeşitli rahatsızlıklar görülebilir. Sık yapılan bir diğer yanlış ise çocuklara bilgisayar öğretirken onların seviyesine uygun programların seçilmemesidir.Çocuklar kendileri için uygun olmayan bir programı kullanmak zorunda kaldıklarında çok çabuk sıkılır ve başaramayacakları hissine kapılırlar.Bu da onların bu eğitimden gerektiği gibi yararlanamamalarına yol açar. Onların seviyesine ve ilgisine uygun programlar seçmek ise ailelere ve eğitimcilere düşüyor.Tabii bu seçimi yaparken seçtiğiniz programın eğitici nitelikte olmasına özen göstermelisiniz. Küçük Yaşta Bilgisayar Öğrenmenin Yararları!Bilgisayarın fare dediğimiz bölümünü kullanması çocuğun küçük motor yeteneklerinin ve el-göz koordinasyonun gelişmesine yardımcı olur. Çocuklar okuma-yazma bilmedikleri için bilgisayar programlarının verdiği komutları anlayamazlar, ancak yetişkinler onlara gerekli yardımı yaptıklarında onlar ne yapacaklarını ezberler ve ezberlediklerini uygulayarak programı kullanırlar. Bu durum onların hafızalarını olumlu yönde etkiler ve gelişmiş hafıza düzeyine sahip olmalarına yardımcı olur. Çocukların kendilerine olan güvenleri artar ve yeni bir teknolojik aleti kullanırken problem çekmez. Çocukların analitik düşünme, problem çözme, kendi kendine karar verme ve yaratıcılık gibi yetenekler edinmesine yardımcı olur ya da zaten var olan bu yeteneklerini geliştirir.mystical2008-03-14 03:57:18
manolya80
20.02.2008, 18:33
Zıtlıkları öğrenmek eğlencelidir ve çocuğunuzun dil becerilerini geliştirmesine yardımcı olur.
Bunun zıttı nedir?Zıtlıklar, gizle ve göster – Küçük bir oyuncak saklayın ve bulabilmesi için ipuçları verin. Örneğin; “oyuncak ayı bir şeyin dışında değil, bir şeyin içinde” veya “oyuncak bebek bir şeyin üstünde değil, bir şeyin altında.” Alışveriş – Marketler zıtlıklar hakkında konuşmak için harika yerlerdir. Örneğin çocuğunuza büyük bir kutu bulaşık deterjanı mı, yoksa küçük bir kutu mu alacağınızı sorun. Ya da geniş bir kutu konserve mi, dar bir kutu mu? Hikaye zamanı- Komik kahramanın zıtlıklar seyahatine çıktığı bir masal uydurun. Örneğin; havaya zıplayan ve aşağı suya inen bir kurbağa, bir köprünün altından ve bir balığın üstünden yüzerek geçiyor, uzun bir ağacın yanından kıyıya çıkıyor ve kısa bir cüce buluyor, gibi. Bunun zıttı nedir? – Bir kelime söyleyin ve bunun zıttını düşünmesini isteyin. Örneğin; iç (dış), yukarı (aşağı), yavaş (hızlı), üzgün (mutlu), ve tatlı (ekşi) Zıt resimler – Zıt resimler çizin, mesela küçük bir fare ve büyük bir fil, geniş bir kamyon ve dar bir bisiklet, zayıf bir köpek ve şişman bir kedi. Fiziksel eğlence – Çocuğunuzdan anlattığınız şekle girmesini isteyin. Örneğin; yüksek bir kale olalım, küçük bir top, geniş bir yıldız, veya ince bir solucan. Kendi gülünç zıtlıklarınızı yaratın, mesela yüksek, gıcırtılı bir ses ve alçak, fısırtılı bir ses
manolya80
20.02.2008, 18:34
Çocuğunuzun başka biri olacağı, kılık değiştirme oyunları okul öncesi çocukları için başlıca oyunlardandır.
Kendi kıyafet kutunuzu yapınSihirli şapka – Basit bir şapka takmak bile sizi yeni biri haline getirebilir. Gardırobunuzdaki eski şapkaları, bereleri, bandanaları çıkarın. Romantik bir tüy takın şapkaya veya ev yapımı bir polis veya itfaiye arması dikin. Kartondan bir cadı şapkası yapın veya bir taç. Eğlence için çantalar – Bir şapkaya bir çanta veya sepet ekleyin ve işte çocuğunuz postacı oldu. Bir şapkaya eklenen eldivenler ve minik bir çanta. İşte çok şık bir bayan alışverişe gidiyor. Pelerin ve kılıç – İpeksi bir kumaştan boyun kısmına bir düğme dikerek hazırlayabilirsiniz. Kılıcı gümüş rengine boyanmış bükülebilir bir karttan yapın ki kimse bir zarar görmesin.
manolya80
20.02.2008, 18:35
Kuklaları yapması ve oynaması çok zevklidir
İpe dizilmiş kuklalarÇılgın köpek – Eski bir çorap hızlıca bir kuklaya dönüşebilir. Bir çoraba iki göz ve bir siyah burun ve uzun parça kumaştan iki kulak dikerek bir köpek yapın. Korkunç yılan – Bunun için yeşil bir çorap idealdir. Fakat yoksa herhangi bir renk kullanın. İki siyah göz ve ince uzun kırmızı kumaştan bir dil. Saplı kuklalar – Bir karakterin dış hatlarını kartondan kesin (örneğin kedi veya köpek). İçini çocuğunuzla beraber boyayın, göz, ağız ve burun ekleyin. Kartonun arkasına bir kürdan saplayın ve işte saplı kuklamız hazır. Parmak kukla – Kartondan bir daire kesin ve dairenin alt kısmına iki parmağınızın geçeceği iki delik açın. Kuklanın başı için daha küçük bir daire kesin ve büyük dairenin üst kısmına yapıştırın. Kuklanızı boyayın ve alttaki iki delikten işaret ve orta parmağınızı geçirip kuklanızı dans ettirin. Kesekağıdı kuklası – Kesekağıdı üzerine komik bir surat çizin, köşeleri kıvırıp kulak yapın ve elinize geçirin. Kaşık adam – Keçeli kalem kullanarak ahşap bir kaşık üzerine surat çizin, kumaştan kıyafet yapıp üzerine yapıştırın. Bu kaşığın tekrar pişirme için kullanılmasını unutun elbette.
manolya80
30.03.2008, 00:55
Çocuğunuzun mizah duygusunu geliştirmek için asla geç değildir. Bebeğinizin gülücükleri ve kahkahaları o kadar zevklidir ki, bu bulunması zor kıkırdamaları duymak için çoğu zaman sezgiyle gülümseme, üfleme, gıdıklama gibi oyunlar yaparız. Önemli olan bu teşvik edici davranışları çocuğunuz büyüdüğünde de devam ettirebilmektir. Çocuğunuzla beraberken oyuncu ve komik olduğunuzda, onun da hayata böyle bakmasını sağlayabilirsiniz. Bunu geliştirmenin en iyi yolu çocuğunuzla her gün zaman geçirmek ve gülmek, kahkaha atmak için onun size verdiği tüm fırsatlara açık olmaktır. Doğal olun, oyuncu olun ve çocuğunuzun farklı yaşlarda neleri komik bulduğunun farkında olun. Aynı zamanda kahkaha atmaya hevesli olun.
Siz onun modeli olunÇocuğunuzun mizah duygusunu geliştirmek için yapabileceğiniz en iyi şey, kendi mizah duygunuzu kullanmaktır. Komik hikâyeler anlatın. Sesli kahkahalar atın. Kazara süt dökmek gibi küçük felaketler yaratın.
Çocuğunuzun mizah duygusunu ciddiye alın.Çocuğunuzun mizah konusundaki denemelerini yüreklendirin. Onun komik olma çabalarını övün ve şaşırmaya hazırlıklı olun- size ilk kahkaha attırdığı an hayatınızın en keyifli anı olacaktır.
Çocuklarınıza yetişkinler gibi komik olabileceklerini öğretin. Genellikle çocuklar eğlenirken yetişkinlerin bütün gün çalıştığı ve ağırbaşlı olduklarını düşünürüz. Günlük etkileşimlerinizde çocuklarınıza komiklik yapın ve onları komik gözlemlerini ve tepkilerini anlatmaları için yüreklendirin. Başka yetişkinlerin yanında olsanız bile…
Mizah dolu bir çevre yaratın. Çocuğunuza komik kitaplar alın. Aynı zamanda her yaşa uygun komik televizyon şovları, filmler bulunabilir. Çocuklarınızın iyi seçimler yapmasına yardım edin ve onlarla beraber eğlenin.
Hep beraber kahkaha atan ailelerHer şeyden önemlisi mizah toplumsaldır. Bu yüzden komik bir filme yanınızda diğer insanlar varken yalnız olduğunuz zamana göre daha fazla gülersiniz.Çocuğunuza mizah duygusunu aşılamanın en önemli taraflarından biri ailece eğlenmeye zaman ayırmaktır. Şakaları paylaşın, oyunlar oynayın ve hep beraber komik filmler seyredin..
manolya80
30.03.2008, 00:58
Bebekler değer verildiklerini ve sevildiklerini hissetmek isterler. Kucaklanmak veya yanına sokulmak bebeğin fiziksel, psikolojik ve duygusal olarak rahatlamasını sağlar. Onunla iyi ilişkiler kurabilmek için, bebekler aşina olduğu, inandığı ve güvendiği ilişkilere ihtiyaç duyar. Onun tavırları, davranışları ve inançları çevresindekilerin bireysel farklılık ve benzerlikleri ile şekillenir. Hem bireysel hemde grup içinde güçlü bir kimlik geliştirmek onların bir gruba ait olduklarını hissetmelerine yardımcı olur.
Anne Babalara Yardımcı Olabilecek Pratik Yöntemler:0-8 Ay : Kucaklama, sarılma, yanına sokulma ve şefkat gösterme ile onun rahatlatılması ve ait olduğunu içtenlikle hissetmesine yardımcı olunabilir.8-18 Ay :Uykudan kalmak veya uyumaya gitmek gibi evdeki rutinler günlük yaşantıya bir ritim verir. Eve geliş gidişler de veya yuvadan alırken veya bırakırken merhaba ve güle güle demek gibi rutin davranışlar sergilemek de isteyebilirsiniz. 18 Ay-2 Yaş :Bu aylarda aile içindeki rutin işlere ilgi göstermeye başlayacaktır. Anne babalar onları evdeki rutin işlerde (basit günlük işler)kendilerine yardımcı olmaları için cesaretlendirmelidir. 2-3 Yaş : Diğer çocuklar etrafında olmaya başladığı zaman, anne babalar, diğerlerini düşünmeye ve paylaşmaya başlamalarına onları teşvik etmelidir. Oyuncaklarından birinin sorumluluğunu almaya cesaretlendirilebilir.
gülünhüznüyüm
06.04.2008, 08:25
ANNELERE VE ANNE ADAYLARINA AÇIK MEKTUPBeynin kopyalama yeteneği muhteşem bir olaydır. Fakat bu muhteşem doğa olayının bir fotoğraf makinesine yenildiğine şahit olduğumuz çok olmuştur. Ölümsüzleştirmek istediğimiz bir anın fotoğrafına bakarken dibine uzandığımız ağacın dallarındaki kıvrımların inceliğine o anı yaşarken dikkat etmediğimizi fark edersiniz. Fotoğraf makinesi sizin beyninizin o muhteşem kopyalama yeteneğinin çok üzerinde bir iş başarmış ve görüş açısı içindeki tüm detayları sizden daha mükemmel bir şekilde kaydetmiştir. Bu mantıkla “bir fotoğraf makinesi beynimizin kopyalama yeteneğinden daha mükemmeldir” sonucuna varmak yanlış olur. Çünkü fotoğraf makinesinden farklı olarak beynin çevresel uyaranları* algılaması seçici bir özellik gösterir. Şöyle ki bu yazıyı okumaya bir an ara verin ve oturduğunuz yerden kalkmadan etrafa bir göz atın. Görebildiğiniz tüm detaylara dikkat etmeye çalışın. Ayaklarınızın bastığı zemine, altında bulunduğunuz kubbeye, renklerdeki çizgilerdeki detaylara şöyle alıcı gözle bir bakın. Az önce hiç fark etmediğiniz sayısız detay gördüğünüzü itiraf edin. Her an bu tür bir dikkatle çevrenize bakmaya ve görmeye devam etseniz bir süre sonra beyninizin gereksiz detaylara ne kadar fazla yorulabileceğini bir hayal edin. İşte beynin gereksiz detayları ayıklayıcı, bu seçici özelliği onun bu fotoğraf makinesi ile karşılaştırılamayacak olan muhteşem seçici kopyalama yeteneği ile mümkün olabilmektedir.Bebeğin çevreden gelen tüm uyaranlar arasından annesinin kokusunu, sesini ayırt ederek seçebildiği bir gerçektir. Ancak yeni doğan bebek beyninin gereksiz detayları seçici yeteneğinin henüz biz yetişkinlerin sahip olduğu seviyede olmadığı açıktır. Yeni doğan bebeğin yürüme yeteneğinin henüz olmadığı gibi çevresel uyaranları ayırt etme yeteneğinin sınırlı olacağı da anlaşılabilir bir durumdur. Söz gelişi bebeklerin yürüme yeteneği bir yaş civarında gelişir. Peki bebeğin uyaranları yetişkin bir insan derecesinde seçici olarak algılama yeteneği ne zaman gerçekleşmektedir. Başka bir deyişle insan beyninin seçici algılama yeteneğini kazanabilmesi ne kadar sürede gerçekleşmektedir. Ya da beyin bu gelişme süreci içerisinde nasıl bir değişiklik ile karşı karşıyadır. Bu soruya ilk yanıtlardan biri K.Lorenz’den gelmiş ve bu gözlemiyle Lorenz 1973 Fizyoloji ve Tıp dalında Nobel Ödülüne layık görülmüştür. Lorenz ördek yavrularının doğduktan kısa bir süre içinde annelerinin ardından ip gibi tek sıra halinde tıpkı anneleri gibi sağa sola sallana sallana yalpalayarak (paytak paytak) yürüdüklerini gözlemlemiştir. Lorenz anne ördek büyüklüğünde ve tıpkı anne ördek gibi yalpalayarak giden tekerlekli bir kutu yapmış ve yumurtadan yeni çıkan ördek yavrularının önünde bu kutuyu tıpkı anne ördek gibi hareket ettirmiştir. Yavrular anneleri yerine kutuyu takip etmişlerdir. Lorenz bu kez kendisi tıpkı anne ördek gibi yalpalayarak yumurtadan yeni çıkmış ördek yavrularının önünde yürümüş, yumurtadan yeni çıkmış yavrular bu kez tıpkı annelerini takip edercesine Lorenz’i takip etmişlerdir. O halde ördek yavrularının sallana sallana arkasından yürümeleri için anne ördek gereksizdir. Ördek yavrularının ip gibi tek sıra halinde yürümeleri için canlı ya da cansız ancak sallanarak hareket eden bir obje olması yeterlidir. Böyle bir uyaran varlığında ördek yavruları ip gibi bir sıra halinde yürüme ve önde gideni takip etme yeteneğine sahip olabilmektedirler. orenz’in gözlemi bu kadarla kalmamıştır. Lorenz hemen ayaklanamayıp birkaç gün sonra ayağa kalkabilen ördek yavrularının ne annelerinin ne de önlerinde sallanarak giden canlı ya da cansız bir objeyi takip edebilme yeteneğine kavuşamadıklarını gözlemlemiştir. O halde ördek yavrularının öndeki objeyi takip edebilme yeteneklerini kazanabilmeleri yumurtadan çıktıktan sadece birkaç saat içerisinde olabilmektedir. İşte Lorenz’e Nobel’i kazandıran gözleminin yorumu bu noktadadır. Canlı beyni doğumdan sonra süresi her canlıya göre değişen “KRİTİK YAŞ” denen bir süreç geçirir. Bu süreç içinde canlı yavrusunun beyni karşılaştığı uyaranlar ölçüsünde yeni yapılara kavuşur. Bu yeni yapılanma o canlıyı hayat boyu devam edecek şekilde etkiler. Bu süreç içinde beyinde moleküler ve hücresel boyutta değişiklikler meydana gelir. Kritik yaş denen bu süreç her canlı için değişik bir süreyi kapsamaktadır. İnsan için bu süre kesin olarak belirlenene kadar doğumdan itibaren ilk 18-24 aylık dönem olduğunu şimdilik kabul edebiliriz. İşte bir Çocuk Hekimi ve Çocuk Nöropsikiyatrisine gönül vermiş bir Çocuk Nöroloğu olarak benim için en önemli nokta da buradadır. Çocuk beyni ilk 18-24 ay içinde bulunduğu ortamdan geriye dönüşü olmayan bir şekilde etkilenmektedir. Otistik çocuk **ailelerinin hatırı sayılır bir çoğunluğu her bakımdan sağlıklı olan çocuklarının ilk 18 ay içinde ailenin yaşantısındaki bir değişiklikten sonra konuşma ve sosyalleşme yeteneklerini yitirdiğini ısrarla söylerler. Bu bir ev değişikliği, bakıcı değişikliği ve hatta bir süre anneden ayrılarak ve hatta anneanne babaanne gibi candan bir kişinin bakımında olmak gibi hepimiz için sıradan olabilecek bir değişiklik olabilir. Otizmin “buzdolabı anne” çocuklarında görüldüğü kavramı, otistik çocuk anneleri için yıllarca yıpratıcı olmuştu. Bu anneler çocuklarının rahatsızlığından kendilerini sorumlu tutarak yıprandılar. Sonunda bu kavram ortadan kalktı, ancak aileler çocuklarının ilk iki yaş içinde ruhsal bir travma ile örselendikleri konusundaki gözlemlerini söylemeye devam ettiler. Bunların ısrarla üzerinde durdukları çocuklarının “insan beyninin kritik yaş” döneminde geriye dönüşü olmayacak şekilde örselenmesiydi. Yoksa annelerinin “buzdolabı” diye nitelendirilecek soğuk ve duygusuz olmaları değil. Üzerinde durmak istediğim bir başka nokta televizyon ve ilk 18-24 ay içinde ki çocuk ilişkisidir. Evinizde kedi köpek gibi evcil hayvan besliyorsanız, onların televizyondan gelen hemcinslerine ait seslere kayıtsız kaldığını, fakat sokaktan gelen hemcinslerine ait en ufak sese duyarlı olduğunu gözlemlemişsinizdir. Televizyondan gelen ses canlı sesten çok farklı metalik bir sestir. Evcil hayvanınızın beyni bu sese aşina değildir. Çünkü beyninin “kritik yaş” döneminde annesinin varsa kardeşlerinin sesini tanımıştır. Otistik çocukların genel bir ortak özelliği olan televizyona kilitlenme olayı da çocuğun beyninin bu kritik yaş döneminde televizyon sesine duyarlaşması nedeniyle insan sesi ve yüzü ile iletişim kurma yeteneğini geliştirememesidir. Bunun sonucunda da beyin geriye dönüşü olmayan bir şekilde yapılanmaktadır denilebilir. Çocuk beyninin yeniden yapılanabilir, yeniden şekillenebilir yeteneğinin yüksek olduğu ilk 18-24 ay çocuk gelişiminde çok önemlidir. Bu dönemde beyin çevresel uyaranları seçici olamadan tıpkı bir fotoğraf makinesi gibi algılar ve kaydeder. Bu dönemde beyin algıladığı uyaranlara göre geriye dönüşü olmayacak yapıda şekillenir. Bu nedenle insan için kritik yaş olan ilk iki yaşta anne çocuk ilişkisi olabilecek en doğal haliyle korunmalı ve çocuğun çevresel uyaranlardan örselenmesine hiçbir şekilde fırsat verilmemelidir diyor ve annelere, anne adaylarına bebeklerinin tadını doyasıya ve katıksız annelik içgüdüleriyle çıkarmalarını diliyorum. Bu arada Lorenz bir çoğumuz gibi ördekler zaten yalpalayarak yürür diye düşünüp bu olayı takip etmeseydi Nobel ödülünü alamazdı. Ona ve onun gibi gözlemcilere olan kıskançlığımı da belirtmeden geçemeyeceğim J
Doç.Dr.Sabiha Keskinmystical2010-03-14 04:43:25
nescafem24
23.06.2008, 04:39
Boğulmaktan Korunmak İçin
Küçük çocuklar suyun yanında veya içinde iken her zaman yanlarında bulunun. Küçük çocuklar çoğunlukla aşağıdaki tehlikeli sularda boğulurlar.
- Evde yüzme havuzunda,- Küvette,- Dere ve göllerde,- Kanal, hendek, ufak su birikintisi,k analizasyon, gölcüklerde.
Güvenlik Kontrolü;5 yaşından küçük çocuğunuz suyun içinde veya yakınında ise her zaman onun yanı başında bulunun. Bu küveti de kapsar. Çocuğunuzu her an görebileceğinizden emin olun. Onu birkaç saniyeliğine de olsa yalnız bırakmayın.Eğer yakında tehlike yaratabilecek su varsa, 5 yaşındaki çocuğunuzu bir büyüğün gözetimi olmadan başka bir çocuğa emanet etmeyin.Eğer havuzunuz varsa havuzun çitle çevrilmesini ve kendiliğinden kapanan kapısının olmasını mutlaka sağlayınız.
Su Tehlikeleri:Evinizin yakınındaki suyla ilgili tehlikeleri kontrol edin. (üstte bunların listesi mevcut.) Mümkün olduğunca çocuğunuzu sudan emniyetli bir yerde bulundurun. Örneğin, sizin bölgenizde tehlikeli bir su bulunuyorsa (Su birikintisi, havuz gibi) etrafını yüksek çit ile çevirin ki çocuğunuz ona ulaşmasın.
Eğer çocuğunuz 5 yaşından küçük ise su üstünde bulunan kulübe veya tatil evini seçmeyin.
Küvet:5 yaşından küçük çocuğunuz küvette iken her zaman onun yanı başında bulunun. Onu birkaç saniyeliğine de olsa yalnız bırakmayın.Bebeğinizi yıkamak için küçük bebek küvetlerini kullanın. Böylece çocuğunuz su seviyesinin altına kaymaz.Çocuk sandalyesi kullanmayın. Eğer sandalye (oturak) devrilirse bebeğiniz boğulur.
Yüzme Güvenliği:Çocuklar yüzmeyi farklı yaşlarda öğrenirler. Çocuğunuzun, yüzerken veya suyla oynarken yetişkin birinin yakın kontrolüne ihtiyaç vardır.Yüzme ve suyla ilgili güvenlik dersleri önemli ve yararlıdır. İyi bir yüzme programı, yüzme becerisini öğrettiği kadar suyla ilgili güvenliği de öğretir. Bölgenizdeki kurslarla ilgili eğitim merkezlerini kontrol edin.Yüzme dersleri çocuğunuzu tam olarak boğulmaktan koruyamaz. Yüzme dersi alan çocuklar kendilerine fazla güvenip daha fazla risk altına girebilirler. Çocuğunuzun sizin gözetiminiz olmadan yüzebileceğini düşünmeyin.Çocuğunuzun diz seviyesinden daha derin olan suda şişme kolluk gibi yüzdürücü malzemeler kullanmayın. Bu çocuğunuza yanlış bir güvenlik duygusu verir.
Yüzme Havuzunda:Eğer havuzunuz varsa;- Etrafının tamamen çitle çevrildiğinden,- Çitin en az 1,2 metre yüksekliğinde olduğundan,- Kapının kendiliğinden kapanan ve kilitlenen kapı olduğundan,- Yakınlarda telsiz telefon olduğundan,- Güvenlik malzemelerinin yakın olduğundan (can simidi, halat , can yeleği gibi),- Ailenizden en az bir kişinin ilk yardım ve kalp masajı konusunda eğitimli olduğundan emin olun.
Can Yeleği:Çocuğunuz teknede ve iskelede iken mutlaka can yeleği giymelidir. Can yeleği ebadının çocuğunuza uygun olduğunu etiketinden kontrol edin. Can yeleği gerekli standartları sağlamalıdır. (TSE gibi)Daha fazla güvenlik için çocuğunuz sahilde, iskelede veya yüzme havuzu kenarında oynarken de can yeleği giydirin.Küçük çocuklar hızlı hareket edebildikleri fakat tehlikeyi anlayamadıkları için yüksek boğulma riskine sahiptir.Bebek veya küçük bir çocuk derinliği yalnızca 5 cm olan suda boğulabilirler
nescafem24
23.06.2008, 04:42
1-2 Yaş Arası Bebeğiniz için Güvenlik Uyarıları
Mutfakta ;Birçok temizlik ürünü ve ilaç çocuğunuzu zehirleyebilir. Bu tür malzemeleri kilitli ve çocuğunuzun ulaşamayacağı yerlerde muhafaza edin. Zehirli ürünleri kullandığınız zaman çocuğunuzu uzakta tutun.Yemek yaparken veya sıcak içecekleri hazırlarken çocuğunuzu uzakta tutun.Elektrikli cihazların kordonlarını çocuklarınızın uzanamayacağı yerlerde muhafaza edin. Kordonların masadan veya tezgahtan aşağıya sarkmasını önleyin. Çocuğunuz kordonu çekebilir ve elektrikli aletin içindeki yemek veya sıvıdan haşlanabilir. (Elektrikli su ısıtıcısı gibi)Taze sebze ve meyve gibi katı yiyecekleri çok küçük parçalara bölün. Çocuklarınıza kuruyemiş, sert şeker, patlamış mısır veya sakız vermeyin. Çocuklarınızı yürürken veya koşarken değil otururken besleyin.
Banyoda ;Temizlik malzemeleri ve ilaçları kilitli yerlerde bulundurun.1-2 yaş çocuğunuzu banyoda asla yalnız veya daha büyük çocuklarınızın nezaretinde bırakmayın.Düşmeyi engellemek için banyo küvetinin içinde plastik banyo halısı kullanın.Suyla haşlanmayı önlemek için evinizin sıcak suyunu 49 dereceye düşürün. Çok sıcak musluk suyu alev gibi yakabilir.
Yatak Odasında ;Çocuğunuz, çocuk karyolasının parmaklıklarını aşacak duruma geldiği için, daha büyük bir yatakta yatırın.Çocuğunuzun mobilyasını (yatağı dahil) pencereden uzak tutun. Böylelikle çocuğunuz mobilya üzerinden cama tırmanıp düşemez.Camdan düşmeleri engellemek için, çocuğunuzun penceresine koruma koyun veya camı 10 cm den fazla açılmayacak şekilde ayarlayın.
Dışarda ;Çocuğunuz bebek arabasında veya market arabasında ise emniyet kemeri kullanın.Çocuğunuzu asla suyun içinde veya suyun kenarında yalnız bırakmayın.
Evde ;Çocuğunuz herşeyi ağzına almaktan hoşlanır. Bu nedenle, anahtarlar, balonlar, düğmeler, küçük parçalar veya pilleri olan oyuncakları çocuğunuzun ulaşamayacağı yerlerde bulundurunuz.Sıcak içecekleri uzakta tutun.Merdivenlerin başında ve sonunda emniyet kapıları kullanın.
butterfly
07.09.2008, 05:07
14 Ay • Ne istediğini anlatmak için kelimeler kullanır ya da eli ile hareketler yapar. • Oyunları taklit eder. • Kısa müddetler için tek başına ayakta durur ya da yürür.
15 Ay • Kaşık kullanır • Elleriyle tek başına yemek yiyebilir • Sendeleyerek yürüyebilir. • Kendiliğinden karalayabilir,anlamsız yazı ve çizgiler çizer. • İnsanları taklit eder • Oyun arkadaşlarıyla iletişim kurmaya başlar
16-18 Ay • ”Buraya gel” ya da “otur gibi yönlendirmeleri anlar • Üç küçük kutuyu üst üste koyabilir • Üzerindekileri çıkarmaya başlar • Tırmanmaya ilgi duyar • Dimdik olarak koşar Bebeğinizin bu aylardaki beslenmesi • İlk yaştan sonra çocuk giderek bağımsızlığını kazanır, kendi kendine yemek yemeyi öğrenir. 9-12 aylararasında her şeyi ağzına götüren çocuk, yiyecekleri diğer eşyalardan ayırt etmeyi öğrenir. • Ekmek, elma dilimi gibi yiyecekleri eline vermek, kaşık ve bardağı kendisi tutarak ağzına götürmesineyardımcı olmak, çocuğun erken yaşta yeme becerisi kazanmasını kolaylaştırıyor. • 12-18ay arası çocuğa verilecek besinlerin kolay çiğneyebileceği ve yutabileceği cinsten olmasınadikkat edin. Sosis ,fıstık,üzüm küçük şeker gibi maddeleri verilmemeye çaba gösterin. • Çocuğun 1)et, balık,tavuk, yumurta, 2)süt ve sütlüler, peynir, yoğurt,muhallebi vb. 3)meyve ve sebzeler4)unlular,patates,pirinçten oluşan dört ana besin türünü içeren karışık bir diyet almasına özen gösterin. • Toplam enerji alımının yüzde 60’ı karbonhidrat, yüzde 25-30’u yağ ve yüzde 10-15’i protein şeklinde olmasıgerektiğini unutmayın. • 12-18ay arası çocukların günde üç öğün yemeleri yeterlidir.Günde iki kez de öğün araları meyve veya meyvesuyu, bisküvi,yoğurt gibi besinler verilebilir. • Çocuğa yiyecekler küçük porsiyonlar halinde verilmelidir. Bu şekilde çocuk yemeğini bitirme alışkanlığıedinir.Şişmanlığa eğilimli çocuklar dışında çocuğun yiyeceği miktar isteğine bırakılır. • Uygun bir beslenme uygulanan ve büyüme gelişmesi normal olan çocuklarda ilk yaştan sonra dişleri korumakaçısından flor tuzları ve kış aylarında D vitamini dışında herhangi bir vitamin veya mineral ilavesine gerekyoktur. Ancak demir eksikliğinin tüm ülkelerde çok yaygın bir sorun olduğu dikkate alınarak düşük sosyoekonomikgrup çocuklarına ve iştahsız, tek yönlü beslenme eğilimi olan çocuklara demir karışımı ilavesi yapılmalıdır. • Bu aylarda evde yenen hemen her şeyi bebeğiniz de yiyebilir.Pişirirken yemeklerin tuzsuz olmasına dikkatedin. • Et ve balık:Izgara ya da haşlama yapın.
Bebeğinizin bu aylardaki gelişimiÖnümüzdeki 6 ayın en önemli olayı nedir? Tabii ki bebeğin yürümeyi öğrenmesi. Yürüme, aniden ortaya çıkar,çocuk tek başına adım atar ve bu heyecan verici bir olaydır.Ama bu ilk adım uzun bir hazırlık sürecinin sonucudur.Çocuğun yürüme şekli,bu hazırlık dönemine bağlıdır. Kimi bebek düşe kalka, emekleyerek, sonra yeniden ayağakalkarak yürümeye başlar. Kimisi de hemen emin adımlarla yürür.
Parmaklıklara asılıp ayağa kalma gayretleri ile tek başına yürümesi arasında aşağı yukarı 6 aylık bir sürevardır. Bu 6 aylık süre boyunca bazen büyük ilerlemeler, bazen gerilemeler görülür.: Bir gün ayakta gayet güzeldurur, tutunarak ilerler, ertesi gün bakarsınız ayağa bile kalkamaz. Yürüme çabaları yoğunlaştıkça diğer alanlardaki gelişmeler neredeyse tamamen durur. Bir yaşında ilkkelimesini söylediği zaman, konuşacak zannedilir ama 18 aya kadar, konuşma alanında bir duraklama olur. Söylediğibazı kelimeleri de söylemez olur.Anne ve babası bu kelimeleri unuttuğunu zannederler ama, aslında bebeğin aklıbaşka yerdedir.
Bir yaşında düzenli uyuyan bebek, yürümeye başladığı zaman uyuma zorluğu çekebilir.Büyüme süreci boyunca biralanda ilerleyen bebeğin diğer alanlarda duraklamalar hatta gerilemeler göstermesi doğaldır. Bebek yürümeyi öğrendikten sonra bir süre hiçbir yeni gelişme göstermez. Aslında o öğrenmekte ve yeniatılımlar için hazırlanmaktadır. 2-2.5 döneminde ortaya çıkacak yenilik ise konuşma olacaktır.
butterfly
07.01.2009, 12:06
Çocuğunuz konuşmaya çalıştığında beceremeyip, bunalıyor mu? Çocuğunuzun konuşmasını anlamakta güçlük çekiyor musunuz
2 ile 3 Yaş Arası Normal Gelişim;
· “Ben – gel – al” gibi 2 – 3 kelimelik cümleler yapar.
· Örneğin “Ayı bebeği yatağa koy” gibi basit komutları takip eder.
· “Senin adın Ne?”, “Hangi top daha büyük?” gibi basit soruları cevaplar.
· “içine koy”, “üstüne koy”, “altına koy” gibi yerleşim detaylarını anlayarak oyuncağını koyabilir.
· Örneğin, “Yemeğimizi neyle yiyeceğiz?” sorusu karşısında “çatal” gibi cevaplarla, cisimleri adlandırabilirler.
Gelişimi yavaş mı?;
· Çocuğunuz konuşmaya çalıştığında beceremeyip, bunalıyor mu?
· Çocuğunuzun konuşmasını anlamakta güçlük çekiyor musunuz?
· Çocuğunuz iki kelimelik cümle yapamıyor mu?
3 İle 4 Yaş Arası Normal Gelişim;
· Çocuk; “kitabını kapat ve bana ver” gibi birbiriyle ilgili iki komutu takip edebilir.
· Kendi adını ve soyadını söyler.
· Örneğin “tavşan nereye gitti?” gibi resimli bir kitapla ilgili soruları anlar.
· “Aç (yada üşüyor) olduğunda ne yaparsın?” türünden sorular karşısında cevaplar verebilir.
· “İki çocuk top oynadılar” gibi kısa bir olayı aktarabilir.
· Cümleleri genelde 3 – 4 kelimelik uzunluktadır.
· “Bunu bana tamir et” gibi isteklerini belirtebilir.
· Sık sık, “ne”, “niçin”, “nerede” soruları sorar.
Gelişimi yavaş mı? ;
· Çocuğunuzun konuşmasını anlamak zor mu?
· Çocuğunuzun konuşma yetenekleri yaş gurubu için belirtilen seviyede değil mi?
4 İle 5 Yaş Arası Normal Gelişim;
· “Boya kalemlerini al getir, bir resim yap, arkadasına ver” gibi birbirine bağlı 3 komutu takip edebilir.
· “R” gibi çocuklar tarafından söylenmesi zor bir kaç harfin telafuzu dışında, harfleri doğru sesleriyle kullanır.
· “Uykusuz (susuz) olduğunda neler yaparsın?” yada “Dizini yaralarsan ne yapmalısın?” gibi çözüm bekleyen soruları cevaplandırabilir.
· Olaylar ve cisimleri tanımlayabilir.
· Sorulduğunda cisimlerin “altı”, “üstü” gibi taraflarını ve bir çok rengi gösterebilir.
· Basit kelimelerin anlamı sorulduğunda cevaplandırabilir.
Gelişimi yavaş mı? ;
· Cümleleri bütün mü?
· Kekeliyor mu?
· Verdiğiniz komutları takip etmekte zorlanıyor mu?
NOT; Gelişimin yavaşlığına karar vermeniz için tüm şıkları değerlendirmeniz, ve şüpheleriniz varsa bir “konuşma uzmanına” danışmanız gerekir.
İki yaş dönemi, çocuk gelişiminde önemli evrelerden biridir.Bebeklikten çocukluğa geçiş döneminde olan çocuğunuz birdenbire hırçınlaşıp, hiç yoktan sebeplerle ağlamaya mı başladı?
İki yaş dönemi, çocuk gelişiminde önemli evrelerden biridir. 18 aydan 36 aya kadar sürebilen bu döneme "2 yaş sendromu" veya "Negativizm dönemi" de denir. Bebeklikten çocukluğa geçiş olan bu dönemde, çocuklarınızın davranışlarında farklılıklar görmeye başlayabilirsiniz. Onlara nasıl davranmanız ve onlarla nasıl konuşmanız gerektiği hakkında kafanızda yeni soru işaretleri belirebilir.Negativizm dönemi ile birlikte çocuklarınızın tepkilerinde ve davranışlarındaki değişmeler sizi hazırlıksız yakalamış olabilir. Sürekli her dediğinize itiraz eden, her şeyi yardım almadan yapmaya çalışan, bir anda öfke krizine giren, hiçbir şey istemeyen, uzun uzun ağlayan ve ikna edilemeyen, istediği olsun diye kendini yerden yere atan, en ılımlı uyarılara bile sert tepkiler veren çocuğunuz karşısında soğukkanlı kalamayabilirsiniz.Çocukların bu çağı öfke, gerilim, bunalım ve sürekli davranış değişimleriyle dolu bir dönemdir. Duyguları askıda ve kararsızdır. Farklı kutuplar arasında gidip gelir, uç noktaları bir arada yaşar. Örneğin; aşırı faaliyetten ani bir tembelliğe, atılganlıktan utangaçlığa, güçlü bir sahip olma duygusundan aldırmazlığa geçebilir.Aynı zamanda bu dönemde çocuklar katı, inatçı ve huysuzdur. İstediğinin anında gerçekleşmesini ister. Tutturmaya eğilimli olabilirler. Küçük bir kral gibi buyruk vermekten hoşlanırlar. Ödün vermesi, çevresindekilerle veya koşullarla uzlaşması zordur. Bu nedenle arkadaşlarıyla bir şeyi paylaşmakta güçlük çekerler. Her şeyin gönüllerine göre olmasını isterler. Aksi takdirde öfke nöbetleri geçirebilirler, fakat bu nöbetler pek uzun sürmez.Kendini dünyanın merkezi sanıyorBu evrede çocuğunuz ben-merkezci dönemdedir. Kendisini başkalarının yerine koyamaz. Olumsuz davranışlarının sizi nasıl etkilediğinin farkına varamaz. Sizin ve çevresindekilerin duygularıyla ilgilenmez. Bu nedenle çevresi ile ilişkileri yetersizdir. Ayrıca kendi zihninden geçenlerle, başkasının zihninden geçenlerin farklı olabileceğini ayırt edemez. Çocuğunuz kendisini dünyanın merkezi olarak algıladığı için çevresindeki bütün varlıklarla ilgili düşünceleri de kendisiyle ilişkilendirilmiştir.Çocuğunuz iki yaşına girdiği zaman hareket becerileri de hızla artar. Hareket becerileri arttıkça da etrafını daha fazla karıştırmaya başlar. Bu dönemde dikkat süresi kısadır. Elindeki nesnelerle uzun süre ilgilenmez. Oyuncakları fazla dikkatini çekmez. Evdeki eşyalar daha fazla ilgisini çeker. Mutfak araç gereçleri oldukça ilgilendiği nesneler arasındadır.Ayrıca çocuğunuz bu dönemde oldukça meraklıdır. Nesneleri ellemek, onlara dokunmak ister. 2,5 yaşında tanıdık bir şeyi bırakıp başka bir şeyi almakta çok ağır kanlıdır. Çok tutucudur, her yeniliğe itiraz eder. İstekleri engellendiği zaman hayal kırıklığına uğrar.Çocuklarınızın bebeklikten itibaren sizinle kurduğu ilişkilerden öğrendiği bilgiler ve davranışlar sonucunda oluşturduğu bir "ötekiler" ve "ben" kimliği vardır. Bu dönemde çocuğunuz yavaş yavaş bağımsızlaşıp kendi kimliğini oluşturmaya başlar. Aynı zamanda dış dünya konusundaki farkındalığı hızla artar. Fakat hala ben-merkezci bir tutum içerisinde olduğu için çevresine ayak uydurmak yerine kendi kişiliğini keşfetmeye çalışır. Bu da birey olarak varlığının bilincine varmasının ilk adımlarını atmasını sağlar.Tutarlı ve sabırlı olmanız şartBu dönemin en önemli noktalarından biri, çocuğun bağımlı olmaktansa bağımsızlığının ve yaptıklarının etkisini test etmesidir. Bu süreç çocuğunuz için çok çetin geçen bir dönemdir. Hayatına birçok yeni şey girmiştir. Artık yürümesi mükemmelleşmeye yakındır. Bunun sonucunda istediği yere ve şeye ulaşmaya başlamıştır.2-2,5 yaşındaki çocuk, denemelerini geliştirir. Bir sorunla karşılaştığı zaman bilgilerine dayanarak çözüm arar. Mesela, boyunun yetişmediği bir masadaki oyuncağı alabilmek için bir sandalyenin üstüne çıkabilir. Masanın yüksekliği ile kendi boyunun uzunluğunu kıyaslar, aradaki farkı kapatmak için sandalye bulur.Bazı çocuklar 2 yaş sendromunu daha kısa sürede ve daha az şiddetli geçirirken, bazı çocuklarda bu uzun süreli ve çok şiddetli olabilir. Sizin bu davranışlar karşısında dikkatli olmanız gerekir. Tutarlı ve sabırlı olmanız, çocuğunuzun bu dönemi daha rahat geçirmesine yardımcı olacaktır. Korkutmak, cezalandırmak, zıtlaşmak bu davranışların artmasına veya yerleşmesine yol açabilir.Bu dönemdeki tutumlarınız çocuğunuzun gelecekteki karakterinin yapı taşlarını oluşturur. Sizler, anne-babaları olarak onların inatlaştığı konularda onlar gibi davranıp, onlarla sürekli inatlaşırsanız, çocuğunuz ileriki yaşlarında da inatçı bir karaktere sahip olabilir. Unutmayın ki büyümek ona katlanmaktan daha zordur ve bu dönem geçicidir.Anne-babalara öneriler• Her şeyden önce sizler bu olumsuz tutum ve hırçınlıkların geçici bir durum olduğunu bilmeli ve sabırlı davranmalısınız.• Sonsuz sabır ve güler yüz göstermeniz, çocuklarınızın gevşemesi için en faydalı yollardan biridir.• Çocuğunuzu katı bir düzene zorlamamanız yararlı olur. • Onunla gereksiz çekişmelere girmeden, ilgisini başka yöne kanalize etmeye çalışın.• Çocuğunuza günlük bir rutin hazırlayın. Hangi aktiviteden sonra neyin geleceğini öğrendiğinde, geçiş yapması çok daha kolay olacaktır.• Çocuğunuzun öfkesini dindirebilmek ve kendinizi rahatlatmak için onun her istediğini yapmaktan kaçınmalısınız.• Çocuğunuz öfke krizine girdiğinde onun yanından ayrılabilir ve sakinleşmesi için ona zaman tanıyabilirsiniz. Sandığınızın aksine onu sakinleştirmeye çalışmak onu daha da hırçınlaştırabilir.• Çocuğunuzu sürekli "Bunu elleme", "Yapma", "Bununla oynama" gibi uyarmaktansa, güvenli olarak oynayabileceği ve yaşına uygun oyuncakların bulunduğu bir ortam yaratın. Bu her iki tarafa da huzur getirir.• Koyduğunuz her kuralın açıklamasını ona yapın. Aksi takdirde anlamadığı bir şeye ayak uydurmaya çalışmasını bekleyemezsiniz.• Ona karar verme hakkını tattırın. Bazı küçük tartışmaları onun kazanmasına izin verin. Bu onun olaylar üzerinde kontrol sahibi olduğu hissini yaşamasını sağlayacaktır.• Ona seçme şansı tanıyın. Örneğin makarna ve fasulye gibi iki seçenek sunun. Böylece çocuğunuz kendi istediği şeyi seçip onu yemiş olmanın rahatlığını yaşayacaktır.
gelincik34
03.04.2009, 03:36
Çocuğunuza vereceğiniz sevgi ve sağlayacağınız besinin yanında, ona bir disiplin anlayışı kazandırmak ailelerin çocuklarına verebileceği en önemli şeyler arasında bulunur. Anne babaların çoğu sınır koymanın ne kadar önemli olduğunu farketse de bunu tutarlı ve etkili bir biçimde gerçekleştirmek çok da kolay bir iş değildir. Hepimiz çocuklarımızın kibar, düşünceli ve uslu olmasını istiyoruz; ama bunun en doğru yolunu her zaman bilemeyebiliyoruz. Aklımızda bir yerlerde çok fazla sınır koymanın çocuğumuzun ruhuna gem vuracağı düşüncesi dolaşıyor. Çocuğunuzun ifade özgürlüğünü desteklemekle onu doğru yola yöneltmek arasında bir denge kurmak bazen zorlu bir iş olabilir. Bu nedenle bu konuları eşinizle, başka annelerle ve size öneride bulunabilecek diğer aile üyeleriyle uzun uzun konuşun. Çocuğunuzu terbiye etme konusundaki yaklaşımınızı önceden belirlemeye çalışın. İçgüdülerinize güvenin ve küçük meleğiniz marketin ortasında inanılmaz bir gösteri sergilese de onun huysuzluklarına boyun eğmeyin! Kendinize yetişkin olanın siz olduğunu ve bunun irade savaşını kimin "kazanacağıyla" ilgili olmadığını hatırlatın. Her zaman mümkün olduğunca sakin olmaya çalışın; kendi kızgınlığınızı dizginleyin ve terbiye yaklaşımınıza uygun davranın. Tutarlılık ve doğruluğun en önemli iki özellik olduğunu unutmayın ve başkalarının sizin ve bebeğinizin davranışıyla ilgili olarak düşünecekleri şeylere kaygılanmak için bir dakikanızı bile harcamayın.
Çocuklarda ‘hayır’ dönemi, 1 yaştan hemen sonra başlar. Bazı çocuklarda bu süre kısadır ve kendini çok hissettirmez. Bazı çocuklarda ise çok uzun süreli ve şiddetli olabilir. Bu dönemin normal ve sağlıklı bir dönem olduğunu, çocuğun birey olabilmesinde ve kendisini ifade edebilmesinde önemli bir yer tutttuğunu unutmamak gerekir. Bu dönemi kolay ve sağlıklı geçirebilmek için nelere dikkat etmemiz gerektiğini gözden geçirelim:
Onunla konuşurken, ondan birşey yapmasın veya yapmamasını isterken, bir birey olduğunu, kendi kararlarını kendisinin verebildiğini ve bizler gibi onun da direktiflerden hoşlanmadığını unutmayın.Hayatıyla ilgili kararları kendisinin verebildiğini düşünmesini sağlayın. ‘Yemeğini televizyon izlerken mi yemek istersin, yoksa benimle birlikte masada mı yemek istersin’ gibi bir mesaj, kararlarına saygı duyulduğunu düşündürecektir. Böyle bir mesajla onu yemeğe davet etmeniz ‘hayır, yemek yemek istemiyorum’ gibi bir yanıt alma olasılığınızı da azaltır.Ona karşı negatif bir tutum içine girmeyin, olabildiğince az ‘hayır’ deyin. Siz ona ne kadar negatif bir tutumla yaklaşırsanız, o da size o kadar nefatif bir tutumla yaklaşacaktır. Siz ona ne kadar çok ‘hayır’ derseniz, o da size o kadar çok ‘hayır’ diyecektir.Negatif cümleler kurmaktan da kaçının. Yapılmasını istediğiniz şeyi olabildiğince pozitif cümleler kullanarak ifade etmeye çalışın. ‘Ayakkabılarını çıkart’ demek yerine, ‘Terliklerimizi giyelim haydi’ demek daha etkilidir. Mesajlarınızı, ‘hayır’ yanıtı alamayacak şekilde iletin. ‘Sütünü iç’ yerine, ‘sütünü balıklı bardağınla mı, yoksa kupanla mı içmek istersin’ şeklinde mesajınızı iletin.‘Hayır’ dediğinde, onunla alay etmeyin, küçümsemeyin, gülmeyin, onunla inatlaşmayın, ona kimin güçlü olduğunu ispat etmeye çalışmayın, sinirlenmeyin ve asla ona ceza vermeyin.Aranızda çıkan sorunu ortadan kaldırmaya çalışmak yerine, uzlaşmacı bir tavırla çözüm üretmeye çalışın ve onu da çözüm üretmeye davet edin.Kurallar çocuğun ruh sağlığını bozar mı?İnatlaşma döneminde olması çocuğunuza hiç ‘hayır’ demeyeceğiniz anlamına gelmez. Çocuğunuza zaman zaman kısıtlamalar, yasaklar koymak zorundasınız, bunun çocuğunuzun ruh sağlığını bozmasından korkmayın. Dikkat edilmesi gereken en önemli şey koyduğunuz yasakların gerekli olduğundan emin olmanızdır. Gereksiz konularda da yasaklamalar getiriyorsanız, bir süre sonra çocuğunuza çok fazla ‘hayır’ demeye başlarsınız. Bu da çocuğunuzda, hem bağımsızlığının elinden alındığı, hem de her şeyi yanlış yaptığı hissini uyandırmaya başlar. Her iki duygu da onun kendine olan güvenini sarsar ve onu rahatsız eder. Bu yüzden, öncelikli olarak ‘hayır’ demeniz gerekenlerin listesini yapın, bunlar dışında da gereksiz zamanlarda ve durumlarda ‘hayır’ dememeye özen gösterin. Ayrıca, aşırı kurallarla büyüyen çocukların, kuralları koyan yetişkinler yanlarında olmadığı zamanlarda bu kuralları ihlal etme eğilimi duyduklarını da unutmayın.Kurallara uyumu nasıl kolaylaştırabiliriz?Çocukların kurallara uygun davranmalarını ve kurallardan daha az rahatsız olmalarını sağlamanın en iyi yolu bu kuralların gerekçesinin açıklanması ve kuralların çocuklarla birlikte konmasıdır. Bazı kuralların anne-babalar için de konduğunu bilmek çocuğu rahatlatır ve kurallara uyumunu kolaylaştırır. Çocuk anne-babasının sırf kendisine muhalefet olmak için değil, onun iyiliğini istedikleri için bazı kurallar koyduğunu bilmelidir.Yasakladığınız şeyleri yapmaya kalktığında, nazikçe ona yasakladığınız şeyi yeniden hatırlatın ve yapabileceği alternatif bir şey önerin. Örneğin yemekten önce gofret yemek istiyorsa, ‘yemekten önce gofret yenmez’ demek yerine ‘yemekten önce gofret yersen yemeğini yemek istemeyebilirsin, ama istersen bu gofreti saklayabiliriz ve yemekten sonra yiyebilirsin’ diyerek ona alternatif bir gofret yeme zamanı sunabilirsiniz. Veya duvarları çiziyorsa, ‘duvarı çizme’ demek yerine, ‘duvarları çizersen duvarlar kirlenir, ama eğer istersen sana kağıt verebilirim veya çizmen için duvara kağıt yapıştırabilirim’ diyebilirsiniz. Böylece, hayırlarınız onu daha az rahatsız edecek, bağımsızlığının elinden alındığını düşünmeyecek, onun isteklerinize önem verdiğiniz düşünecek, kuralların gerekçelerini öğrenecek ve sizinle çatışmaya girmeyecektir.Yasaklara uymadığında cezalandırmak yerine, kurallara uyduğunda onu ödüllendirin. Ödül veriken de ‘benim oğlum söz dinler, annesinin her dediğini yapar’ gibi sizin üstünlüğünüzün altının çizildiği bir cümle kullanmak yerine ‘sen harikasın, bunu ne güzel yaptın’ gibi onu onayladığınızı belirtir bir cümleyi tercih edin. Onun yanında başkalarına, çocuğunuzdan övgüyle sözedin.Ondan olumsuz bir davranış beklentisi içinde olmadığınız mesajını verin. ‘Bıçaklarla oynamamak gerektiğini unuttun sanırım, unutmasaydın tehlikeli oldukları için oynamazdın zaten biliyorum. Onları tekrar çekmeceye bırakacağın için teşekkür ederim’ gibi bir mesaj ‘sana kaç kere söyledim, bıçaklarla oynama’ gibi bir mesajdan çok daha sağlıklıdır ve çocuğunuzun uyumunu kolaylaştırır.
gelincik34
08.05.2009, 03:24
DIŞARIYA YALNIZ BAŞINA ÇIKMAK
Nerede, ne yapıyor olursanız olun, bebeğiniz her zaman çıkıp çevresini araştırmaya meraklıdır. Bebeğiniz tıpkı kurmalı bir oyuncak gibi ayakları yere değer değmez hareket etmeye başlar! Bu yaştaki çocuklar mobilyalara tırmanarak, kapıları ve dolapları açarak, köşelere girip orada sıkışıp kalarak yeteneklerini sürekli sınar. Evin içinde bebeğinizin nerede olduğunu, özellikle etraf şüphe uyandıracak kadar sessizse sürekli kontrol edin! Bu, genellikle bebeğinizin yeni ve büyüleyici bir şey bulduğunu gösterir ve bebeğinizin başına bela açabilir ya da en azından ortalığı cehenneme çevirebilir! Dışarıya çıktığınızda bebeğinizin yalnızca arabasında oturup durmaktan memnun olacağını sanmayın. Bebeğiniz yerinden kalkmak için can atıyor ve bir koltuğa hapsolmak istemiyor! Bu günlerde alışveriş etmek ya da arkadaşlarla dışarıda kahve içmek daha bir ustalık gerektiriyor; bu yüzden dışarıya çıkarken maceraperest bebeğinizin dikkatini başka yöne çekecek oyuncak ve yiyecekleri yanınıza almayı unutmayın. Bebeğiniz yeni bir yeri araştırmaya çıktığında onu beladan uzak tutmak için her zaman uyanık ve hazırlıklı olun.
ÜSTÜNÜZE ALINMAYIN
Bebeğiniz önce "Anne" değil de "Baba" derse sakın üstünüze alınmayın; bu çok doğaldır. Bebeğiniz zamanla "Anne" de der; bu yüzden onu zorlamayın. İkinci yıl sinir nöbetleri ve itirazlar gibi zorlu davranışlarla doludur. Çocuğunuz sınırlarınızı anlamaya çalışıyor: "Şu anda istediğim şeyi elde etmek için ne kadar ileri gidebilirim". Bu yaştaki bebekler bazı şeylerin hemen elde edilemeyeceğini anlamakta zorlanır. Nasıl iletişim kurduğuna dikkat edin, vücut hareketlerini etkin olarak kullandığından ve "gidip ayakkabını getir" gibi basit istekleri anladığından emin olun. Yatağında yalnızken söylediklerine dikkat edin: Çocuklar dil alıştırmalarını "yatak konuşmasıyla" gerçekleştirir ve heyecan verici deneyimlerini "yatak konuşmasıyla" gözden geçirir. Öğrendiklerini pekiştiren bebeğinizin o gün olanları anlattığını, sizin "hayırlarınızı" yinelediğini, hatta başkalarını taklit ettiğini duyarsınız.
FIRTINA GİBİ
Bebeğiniz yürümeyi ilk öğrendiğinde sırtı yay gibi, göbeği öne doğru çıkık, ayakları açık, acemi bir yürüyüşle çalım satarak dolaşıp duruyordu. Bebeğiniz yürümeyi ve dengesini sağlamayı daha iyi öğrendikçe ayakları arasındaki mesafe de kısalır ve başlangıçta yanlara açık olan ayaklar ileri dönmeye başlar. Bebeğin yürürken başka şeyler yapabilmesi için bir süredir yürüyor olması gerekir. Yürüme konusunda iki-üç aylık deneyimi olan bir bebek yürürken elinde bir oyuncak taşıyabilir, başının üstüne uzanabilir ya da yürürken yukarıya bakabilir, hatta dönebilir ve çömelebilir.
Bilgi: Bebeğiniz yürümeyi öğrenirken en iyisi ayaklarının çıplak olmasıdır. Bebek yürümeye çalışırken çıplak ayak parmakları yeri kavrar ve taban çukurları gelişir. Ayakkabılar yalnızca bebeğin ayaklarını soğuktan ya da sert yüzeylerden korumak için kullanılmalıdır.
esmersileli
23.07.2009, 03:13
DİKKAT::
Aşağıdaki gelişim kategorisi çocuğunuzun bulunduğu gelişim seviyesini daha iyi değerlendirebilmenizi sağlasa da, çocuğunuzun bu özelliklerin hepsini taşımasını beklemeyin. Unutmayın, her çocuk birbirinden farklıdır! Tavır, davranış ve vücut gelişimi çocuktan çocuğa farklılıklar gösterir…
İKİ HAFTALIK BEBEĞİNİZ NELER YAPABİLİR?
-Bebek kolları ve bacakları hafif bükülmüş olarak yatar.
-Bu dönemde emme, yakalama, arama gibi yeni doğan dönemine ait refleksler otomatik hareketler bebeğin tek hareketleri olabilir.
-Zaman zaman bakışınızı yakalayıp size bakabilir. Bu durumda ona bakarak, gülümseyerek, başınızı sallayarak yanıt vermeye çalışın.
-Bulanık görür. 20-25 cm mesafeyi seçebildiği için onu tutanı çok rahat görebilir.
-Henüz başını kaldıramaz, yatarken dönemez ve oturamaz.
-Sakin olduğu kısa dönemler olacaktır; bu dönemlerde ona şarkı söyleyin, konuşun, evde gezinin.
BİR AYLIK BEBEĞİNİZ NELER YAPABİLİR?
-Görebilir, duyabilir, tat alabilir, acıyı hisseder!
-Başını tutabilir, karın üstü yattığında başını sağa-sola çevirebilir.
-Emerek kendini sakinleştirebilir.
-Agu- ıkınma sesi- kumru sesi-mırıldanma gibi sesler çıkarmayı dener.
-Kısa süreli izleyebilir, yakın tutunca dikkatle bakabilir.
-Sizi tanıdığını belli edebilir. Sesinizi duyunca sakinleşebilir.
-El ve ayaklarının farkına varmaya başlar.
İKİ- ÜÇ AYLIK BEBEĞİNİZ NELER YAPABİLİR?
-Başını daha uzun süre dik tutabilir, göğsünden destek alıp kalkmaya çalışabilir.
-Ellerini bacaklarını sallamaya, basmaya çalışabilir.
-Parmaklarını açabilir, ellerini birleştirip ağzına götürebilir ama henüz elini bütün olarak kullanır.-Gülmeye başlar, tanır. Tek heceli sesler çıkarmaya, cıvıldamalara başlar.
-90-180 derece izleyebilir.
DÖRT AYLIK BEBEĞİNİZ NELER YAPABİLİR?
-Etrafıyla ilgilenmeye başlar, yatmak değil oturmak ya da dolaştırılmak ister. Biraz destekle 1-2 dakika oturabilir.
-Karnının üstüne yattığında elleriyle itip minik push-up’lar yapar, hatta bir tarafa dönebilir.
-Uzanıp cisimleri iki eliyle kavrar, biraz inceleyip sonra ağzına götürür. Salyası bollaşır.
-Kendi kendine oynayabilir.
-Tek heceler 4-5 aylarda çıkmaya başlayabilir, ancak anlamlı değildir.
-Çığlık atmayı dener.
-Bebeğinizin kişiliği belirginleşmeye başlar. Size tüm yüzü ve vücuduyla yanıt vermesi yakındır.
ALTI AYLIK BEBEĞİNİZ NELER YAPABİLİR?
-Artık her şeyi görüp izleyebilir.
-Destekle oturabilir. Eğer ek gıdalara geçtiyseniz kaşıkla beslenmeyi bebek otururken yapmalısınız.
-Her iki yöne de dönebilir. Yüzükoyun yatarken poposunu havaya kaldırmaya bile çalışabilir.
-Bebek 3 boyutu kavrayabilir ve büyüklük ve şekillerine göre cisimleri gruplandırabilir.
-Aynada, arkasında sizi görürse, arkasına bakıp sizi arayabilir.
-Bir eliyle kavradığı cismi diğer eline geçirebilir, iki saplı bir bardaktan yardımınızla su içebilir.
-Cisimleri birbirine vurur, ellerini birleştirir, oyuncağını tek eliyle tutabilir.
-Sesli güler, çığlıklar atar.
-Bebeğiniz artık eğlenmeye başlar. Sizinle saklambaç oynayabilir.
-Yabancıları ayırmaya başlayabilir.
-Emme, baloncuklar çıkarma, yalama; konuşma öncesi hareketlerdir.
DOKUZ AYLIK BEBEĞİNİZ NELER YAPABİLİR?
-Bebekler ayağa kalkmak için kendilerini çekmeye başlarlar.
-Ses çıkarmak için bir şeyleri birbirine vurmaya bayılırlar. #8216;Baba’, #8216;mama’ gibi sesler çıkarmaya başlarlar.
-Bebeğiniz bu dönemde eşyaları, kaplara koyup çıkarabilir.
-Bazı 9 aylıklar, destekle birkaç adım bile atabilir. Bebeğiniz ayrıca, dizlerini kırarak eğilmeyi ve ayakta durduktan sonra tekrar oturabilmeyi öğrenir.
-Bu yaştaki bir bebek, hareket etmenin verdiği özgürlük duygusu ile emekleyerek veya iki ayak üzerinde, hareket etmek, ulaşmaması gereken şeyleri almak ister.
-Bu yaşta, belki de merdivenleri emekleyerek çıkabilir ve eşyalara tutunarak hareket edebilir.
-9-10 aylık olunca bebekler bir şekilde oda içinde sürünerek, emekleyerek, eşyalara tutunup sıralayarak dolaşmaya başlarlar.
-Bir oyuncağını uzaklaştırırsanız, gittikçe daha çok kendine güvenen bebeğiniz buna karşı çıkacaktır. Aslında artık kendi istek ve ihtiyaçlarını belirtmeyi öğrenmeye başlıyor.
-Problem çözme yeteneği gelişir ve şimdi şeffaf bir kabın içinde gördüğü oyuncağı almak için direkt uğraşmak yerine kapağını açmayı dener.
Dil gelişimi:
-Kelimeleri kullanmasa da, onları anlar. “ba”, “ma” gibi heceleri tekrarlayarak gerçek kelimeleri taklit etmeye uğraşır. Sakın çok heyecanlanmayın, henüz konuşamıyor, ancak heceleri tekrarlıyor.
-Kelimelerinizden çok, tonlamanızdan anlam çıkarır.
-Onunla ne kadar çok konuşursanız-yemek hazırlarken, araba kullanırken, üzerini giydirirken- o kadar çabuk iletişim yeteneklerini geliştirir.
-Bir çalışmada, çocukların bir gün içinde ne kadar çok kelime duyarsa, o kadar zeki olduklarını gösterilmiş. Tabi ki televizyondan veya arka plandaki sohbetlerden duyulan kelimeler değil; bebeğinizin anlamasına yardım etmek için konuşmalar interaktif olmalı.
BİR YAŞINDA BEBEĞİNİZ NELER YAPABİLİR?
-Kendi başına ilk adımlarını bu yaşta atabilir. Aslında bunu, bundan sonraki birkaç hafta veya ay yapamayabilir, yani eğer bu ay yürüyemezse üzülmeyin.
-Çoğu çocuk bu ilk adımları parmak ucunda, ayakları dışa dönük olarak yapar.
-Kaşık kullanarak, her ne kadar ağzını ıskalasa da kendini beslemeye başlayabilir.
-#8216;Mama’ ve #8216;baba’ dışında birkaç kelime daha bilebilir.
-Uyduruk bir dille konuşabilir.
-Her şeyi itmenin, fırlatmanın ve yere çarpmanın çok eğlenceli olduğunu düşünür.
-Oyuncağını size verir, geri alır.
-Blokları bir kaba doldurur, boşaltır. Bu kaplar ve tavalar için de geçerlidir.
-Küçük olanları, büyük olanların içine koyar, ayrıca onları birbirine çarparak korkunç gürültüler çıkarır.
ONBEŞİNCİ AYDA ÇOCUĞUNUZ NELER YAPABİLİR?
-Artık yürüyor hatta koşmaya çalışıyor olabilir. Eğilip yerden bir cismi rahatça alır.
-Parmağıyla işaret eder, vücut kısımlarını bilebilir. Çizgi çizebilir.
-Üst üste 2 küp koyabilir.
-Çocuğunuz yeni şeyleri kurcalamaktan, araştırmaktan zevk alır.
-Yeri süpürmek, silmek, çamaşır yıkamak gibi aktiviteleri taklit edecektir.
-En az 1 anlamlı kelime söyler.
ONSEKİZ AYLIK ÇOCUĞUNUZ NELER YAPABİLİR?
-Koşabilir, topa vurabilir.
-İki basamaklı bir komutu yerine getirebilir. Hafızası gelişmeye başlar.
-Vücut kısımlarını bilir.
-5-10 kelimesi olabilir.
-İsteklerini belirtebilir.
-3-4 küple kule yapabilir. Anahtarları, düğmeleri çevirebilir.
-Saçını tutmak, sallanmak, parmak emmek gibi kendini rahatlatıcı bazı alışkanlıkları oluşabilir.
İKİ YAŞINDA ÇOCUĞUNUZ NELER YAPABİLİR?
İki yaşında fiziksel gelişim
-Sürekli hareket halindedir.
-Kolay yorulur Koşar ve tırmanır.
-Tek başına merdiven iner ve çıkar.
-Ayak ucuna basarak yürümeyi becerebilir.
-3-5 küpü üst üste koyar.
-Rastgele çizgiler çizerken artık kontrollü yazmaya başlar.
-Büyük butonları açıp kapatabilir
-Tuvalet ihtiyacında daha bağımsızdır. Hala biraz yardıma ihtiyacı olabilir.
-Gece uykuya yatırmak zorlaşabilir.
İki yaşında sosyal gelişim:
-Oldukça gerçekçi taklitler yapar.
-Kardeşleriyle daha fazla ilgilenir.
-Cinsiyetini bilir.
-Hayali bir oyun arkadaşı yaratabilir.
-Diğer çocuklarla birlikte olmak ister ama onlarla oyun oynamaz.
-Paylaşmayı sevmez.
-Her şeyi #8216;benim’ diye sahiplenir.
-Diğer çocukları tırmalayabilir, ısırabilir, vurabilir veya itebilir.
İki yaşında duygusal gelişim:
-Kolay sinirlenir ve çok sabırsızdır.
-Bağırıp çağırır, yumruklar atar.
-Kendi istediklerini yapmak ister.
-Günlük düzen bozulunca sinirlenir.
İki yaşında zihinsel gelişim:
-Konuşmaya ilgisi artmıştır.
-Çocuk dili kullanır.
-3-5 kelimeli cümleler kurar.
-Konuşabildiğinden daha fazla sayıda kelimenin anlamını bilir.
-Kendi işini kendi yapar.
-İkna etmek giderek zorlaşır.
-Alternatifler arasında seçim yapamaz.
ÜÇ YAŞINDA ÇOCUĞUNUZ NELER YAPABİLİR?
Üç yaşında fiziksel gelişim
-Kendi kendine yardımsız yemek yer.
-Zıplar, koşar, parmak ucuna basarak yürür.
-Üç tekerlekli bisiklet sürer.
-Merdiven inip çıkar.
-Kendi soyunabilir, ancak giyinmek için yardıma ihtiyacı vardır.
-Büyük butonları açıp kapayabilir.
-Pastel boyaları daha iyi kullanır.
-Süt dişleri düşebilir.
Üç yaşında sosyal gelişim:
-Anne, babasını idolleştirir.
-Telefona cevap verir.
-Büyüklerden onay almak ister.
-Sınırlamaları sürekli test eder.
-Sıklıkla yalnız oynamayı tercih eder.
-Hayali bir oyun arkadaşı olabilir.
-Diğer çocuklarla oyunlar kurar.
-Oyunda sırasını bilir.
Üç yaşında duygusal gelişim:
-Daha sakin ve uyumludur.
-Bazen ağlama ve tutturmaları olabilir.
-Yabancı olduğu nesne ve faaliyetlerden korkabilir.
-Bazen bebek gibi davranabilir.
-Rüyaları hakkında konuşmaya başlayabilir.
Üç yaşında zihinsel gelişim:
-Yaşını, adını, soyadını, oturduğu semti bilir.
-Yaklaşık 1.000 kelime bilir.
-Bazı gramer prensiplerini kavrar.
-Bazı hikayeleri tekrar tekrar dinlemekten hoşlanır, öğrenebilir.
-Temel renkleri tanıyabilir.
-Bazı çok basit sorumluluk üstlenebilir.
-Merak edip sorular sorar.
-Dikkat süresi birkaç dakikadan uzun değildir.
DÖRT YAŞINDA ÇOCUĞUNUZ NELER YAPABİLİR?
Dört yaşında fiziksel gelişim:
-Sıçrama,koşma,tırmanma yeteneği artar.
-Kolay yorulur.
-Sakardır.
-Bağırmaktan hoşlanır, beklenmedik seslerden korkar.
-Kendi kendine tuvalet ihtiyacını karşılar.
-Kendi giyinir,soyunur,fermuarını çeker.
-Bildiği nesnelerin resmini çizer.
Dört yaşında sosyal gelişim:
-20 dakika süreyle televizyon seyreder.
-Son karar için ailesine danışır.
-Sınırlamaları test eder.
-Tepkinizi gözlemek için argo sözler kullanır.
-Grup aktivitelerine hazırdır.
-Farklı cinsiyet rollerini bilir.
-Yetişkinlerin aktivitelerini taklit eder.
Dört yaşında duygusal gelişim:
-Zaman zaman bebek gibi davranır.
-Yeni korkular gösterebilir.
-Şakacı olma eğilimindedir.
Dört yaşında zihinsel gelişim:
-Yaklaşık 1.500-2.000kelime bilir;4-5 kelimeli cümleler kurar.
-Eğlenceli, abartılı hikayelerden hoşlanır.
-Ona kadar sayabilir; bazı şekilleri tanır.
-Bazı zaman kavramlarını anlamaya başlar. dün,bugün,yarın
-Sürekli #8216;neden’ diye sorar.
-Yardımsız oyuncaklarını toplar.
-Basit işlerde yardım etmeyi sever.
-Doğru ve yanlış arasındaki farkı anlamaya başlar.
-Hayal ile gerçek hayatı ayırma yeteneği gelişir.
BEŞ YAŞINDA ÇOCUĞUNUZ NELER YAPABİLİR?
5 yaşında Fiziksel gelişim:
-Süt dişleri düşmeye başlayabilir.
-Sağ veya sol el tercihi belirginleşir.
-Ayrıntılı yapıları kurar.
-Kolay yorulur.
-Kendi başına banyo yapar, yemek yer, giyinir, tuvalete gider.
-Semistructured oyunlara katılmaya başlar.
-Hareketli oyunlardan hoşlanır.
-Sesli ritim çalgılardan hoşlanır.
-Doğum ve üreme hakkında sorular sorar.
Beş yaşında duygusal gelişim:
-Duygularını kelimelerle ifade etmeye başlar.
-Kolayca utanır and cannot yet laugh at self.
-Ölüm hakkında duygular ortaya çıkar.
-Aşırı yaramazlıklar yapar.
-Bağımsızlıktan hoşlanır.
-Ağır başlı ve güvenilirdir.
Beş yaşında sosyal gelişim:
-Kurallara daha fazla uyumludur.
-Bazen ispiyon tattle, kötü söz name-call, vurma, itme gibi davranışlar gösterebilir.
-Farklı cinsiyet rollerini bilir.
-Basit grup ödevlerine uyum gösterir.
-Büyükleri sevindirmekten hoşlanır.
-Takes turns during playing and speaking.
-Diğer çocuklarla daha rahattır.
-Aile aktivitelerine çok ilgilidir.
Beş yaşında zihinsel gelişim:
-Harf ve kelime farkını anlamaya başlar.
-Oyunları daha fazla süreyle devam ettirir.
-Has developed an overall image of self.
-Gerçekleri ister.
-Temel renkleri bilir.
-Sağ ve sol kavramını anlar.
-2.000-2.500 kelime bilir.
-Kolay ev işlerine yardım edebilir.
-Adres ve telefon numarası öğrenebilir.
-10′a kadar sayabilir.
-Karşıtlık kavramını anlamaya başlar.
-6-8 kelimeli cümleler kurabilir.
-Paraları ayırt eder.
-Sabah, öğleden sonra, akşam, dün, bugün, yarın gibi kavramları anlar.
-Gerçek hayat ile hayal ürünü arasındaki farkı daha iyi ayırt eder.
-Tek düşüncenin kendisininki olduğuna inanır.
ALTI YAŞINDA ÇOCUĞUNUZ NELER YAPABİLİR?
Altı yaşında fiziksel gelişim:
-Oyunlarda aktif rol almayı sever.
-Bazı motor kabiliyetleri gelişmektedir.
-Banyo yapmak istemeyebilir.
-Mum boyayla iyi boyar ancak yazı yazma ve kesmede zorlanabilir.
Altı yaşında duygusal gelişim:
-Ruh hali oynaktır.
-Eleştirilmekten hoşlanmaz.
-Yanlış yapmaktan çekinir.
Altı yaşında sosyal gelişim:
-Oyun oynarken kurallar koyar.
-Arkadaşlarını değerlendirebilir.
-Yaşıtlarıyla ortak oyunlar kurar.
-Özgürlüğüne düşkündür.
Altı yaşında zihinsel gelişim:
-Basit ev işlerini yüklenebilir.
-100′e kadar sayabilir.
-Şekil, zaman, renk, sayı gibi kavramları daha iyi anlar.
-Kaza ve maksatlı davranışları artık algılayabilir.
-Dikkat süresi 15 dakikayı geçmez.
-Fikir farklılıklarının olabileceğini anlar.
SEKİZ YAŞINDA ÇOCUĞUNUZ NELER YAPABİLİR?
Sekiz yaşında fiziksel gelişim:
-Yazı ve çizgisi ince motor yeteneğinin artmasıyla hızla ilerleyecektir.
-Dış görünümü ve davranışları konusunda rahattır.
-Kilosu ve boyuyla ilgilenir.
-Sonsuz enerjisi vardır.
Sekiz yaşında sosyal gelişim :
-Tartışır, bazen üstünlük taslar.
-Aynı zamanda sevgi dolu ve tepkilidir.
-Başkalarının fikirlerine yorumlar getirir.
-Arkadaşları arasında gruplaşmalar başlar.
-Sır saklar.
-Karşı cinse biraz hırçındır.
Sekiz yaşında zihinsel gelişim :
-İdealistir.
-Çeşitli projeler geliştirir; koleksiyon yapar.
-Verilen işi bitirmekten gurur duyar.
Sekiz yaşında ruhsal gelişim :
-Hemen utanır.
-Korku, kızgınlık, üzüntü gibi duyguların paylaşıldığını hisseder.
-Umudu kolay kırılır.
Related Posts
-->
gelincik34
29.07.2009, 01:09
Bu dönemlerde çocuğunuz, istediği birşeyi yapmadığınızda ya da istemediği birşeyi
yapmak zorunda kalınca, kimi zaman ise ortada görünür hiçbir sebep yokken huysuzluk
ve ağlama nöbetlerine tutulabilir. Bu nöbetler özellikle diğer insanlarla birarada
bulunduğunuz mekanlarda sizin için zor ve yıpratıcı olabilir. Örneğin kalabalık bir
markette, kasada ödeme için kuyruk beklerken çocuğunuz aniden bir ağlama krizine
tutulabilir, kucağınızda hiddetle tepinmeye başlar. Sebep beklemekten sıkılması ya da
elindeki kurabiyenin tadnı beğenmemesi olabilir. Bu nöbetlerin oluşma sebepleri tam
olarak açıklanamamakla birlikte, kimilerine göre bu bebeklikle çocukluk arasında
yaşanması olağan bir geçiş dönemi, kimilerine göre ise küçük çocuklar için çözemedikleri
ya da anlayamadıkları durumlar karşısında bir rahatlama, stresi dışa vurma yöntemidir. Bu
nöbetlerin çocuk açken, yorgunken ya da aşırı uyarılmış durumdayken daha sık
meydana geldiği belirlenmiştir. Ancak sebep her ne olursa olsun, çocuğunuzu
büyütürken bu tip huysuzluk nöbetleriyle karşılaşmanız kaçınılmazdır. Bu nöbetlerle daha
kolay başa çıkabilmeniz için aşağıdaki yöntemler faydalı olabilir;
• Çocuğunuzun huysuzluk nöbetlerini inceleyip analiz etmeye çalışın. Hangi durumlarda daha sık bu nöbetleri yaşıyor belirleyip onu bu durumlardan uzak tutmaya çalışabilirsiniz.
• Çocuğunuzla ortaklaşa yaptığınız bir aktiviteyi sonlandırırken bunu aniden değil, alıştıra alıştıra yapın. Çocuklar genellikle ani değişikliklerden hoşlanmaz ve bunlara karşı olumsuz tepkiler verirler.
• Eğer çocuğunuzun bir ağlama nöbetine kapılmasıyla sonlanacak bir aktivite ya da oyun içinde olduğunu hissederseniz, bunu bir an önce sonlandırıp çocuğunuzun dikkatini başka bir yöne kaydırın.
• Huysuzluk nöbetleri kalabalık içindeyken daha kötü bir hal alır. Bu sebeple çocuğunuzun huysuzlaşmaya başladığını hissettiğinizde onu sakin ve kalabalıktan uzak bir mekana getirip, rahatlaması ve sakinleşmesi için ona zaman tanıyın.
• Bu nöbetler esnasında soğukkanlı ve sabırlı olun. Sizin de sinirlenip bağırmanız sadece durumu daha da kötüleştirecektir.
1-2 Yaş Çocukların Gelişim Düzeyleri ve Uygun Oyuncak Seçimi
Fiziksel GelişimiBasit büyük kas becerilerinin çoğunu kazanmıştır, yardımsız yürür, 15. Ayda iki kübü üst üste koyar, elinden tutulunca merdiven çıkar. 18. Ayda sendeleyerek koşar, üç kübü üstüste koyar, kaşık kullanabilir, 8-10 sözcük söyler. 21. Ayda kendi kendine merdiven çıkar, 5-6 kübü üstüste koyar, iki kelimelik cümle kurar, beden parçalarını gösterebilir. 2 yaşında merdiven inebilir, yüksek yerlerden atlama, tırmanma, asılma, yuvarlanma, zıplama, koşma gibi bol bol fiziksel sınamalar yapar. Hertürlü nesneyi fırlatır ve tekrar getirir. Döner tekerli vasıtaları başarıyla kumanda ederek iter. Zihinsel ve Sosyal GelişimiNesnelerin doku, şekil, ebat ve renkleri gibi özellikleri ile ilgilidir.Benzer nesneleri gruplandırabilir.İlk sayma becerileri gelişir. İlk yaratıcı aktiviteleri (çizme, kurma, hamur, kil) başlar. Henüz süreçler sonuçlardan daha önemlidir. Bazı sorunları zihninden çözümler. Hayali fantezi oyunlar artar ve kendi başına veya bir yetişkinle fantezi oyunları oynar.Gelişimsel düzeye uygun oyuncak önerileriOyuncakların genel özellikleriBu dönemde başkaları ile işbirliği içinde oynama başlar, taklit oyunlarına ilgi artar ve fiziksel aktivite büyük zevk verir. Bu nedenle çocuklar kendi çabaları sonucunda hareket eden veya ses veren oyuncaklardan hoşlanırlar. Gerçekçilik isteği artar. Nesnelerin niteliklerine ilgi göstermeye başlarlar. Oyuncaklar çocuğun kaldırabileceği ve taşıyabileceği ağırlıkta olmalıdır. Parlak renkler tercih edilmelidir. Oyuncaklar kırılmaz olmalı, çocuk üstüne çıktığında ya da içine girdiğinde ağırlığını taşıyabilmeli ve küçük parçalara ayrılmamalıdır. Oyuncaklarda toksik olmayan malzeme kullanılmış olmalıdır. Keskin kenar ve köşeleri, parmak ve ellerini sıkıştırabilecek bölümleri olmamalı, yetişkin gözetiminde olmadığı müddetçe elektrikli parça içermemelidir.Hangi oyuncaklar? İpinden çekebileceği oyuncaklar .Bebek arabaları, alışveriş arabaları, el arabaları gibi itme-çekme oyuncakları .Üç tekerli bisiklet.Tüm park oyuncakları .Tahta bloklar.Legolar, küpler, içiçe geçirerek şekiller üretebileceği oyuncaklar.Mıknatıslı tahtalar .Çok parçalı evcilik oyunları .Rakam/sayma oyuncakları.Çeşitli şekilleri yerleştireceği şekil oyuncakları .Renkli/şekilli tombala .Kum ve su oyuncakları .Saçlı ve gözleri hareket eden daha gerçekçi oyuncak bebekler .Konuşan bebekler .Bebek aksesuarları .Gerçekçi, ünlü karakterleri temsil eden, anne-yavru kombinasyonu olan hayvan oyuncakları .Küçük el kuklaları .Çeşitli rolleri canlandırabileceği kostümler .Çocuk boyuna uygun ebatlarda fırın, ocak, buzdolabı gibi değişik gereçler .Tüm ev temizlik ve yemek gereçleri .Tam boy aynası.Çiftlik, garaj, havaalanı gibi tanıdık, gerçeğine uygun oyun sahneleri .Küçük, gerçekçi arabalar .Büyük kamyonlar .Küçük trenler.Ziller, davullar, ksilofon gibi tüm ritim enstrümanları .Düdükler ve borazanlar .Boya kalemler, ve resim kağıtları .Oyun hamuru .Çocuk makası.Tebeşir, yazı tahtası.Müzik kutusu.Kaset çalar.Oyuncak telefon.Renklere, şekillere, seslere, rakamlara, kavramlara göre eşleştirme, sınıflandırma oyuncakları.Basit kısa öykülerin, tekrarların ve tanıdık konuların yer aldığı kitaplar.
Dr.Tuba MutluerÇocuk ve Erken Psikiyatrisi Anabilim Dalı
2-3 Yaş Çocukların Gelişim Düzeyleri ve Uygun Oyuncak Seçimi
Fiziksel Gelişimi 2 yaşında merdiven inebilir, yüksek yerlerden atlama, tırmanma, asılma, yuvarlanma, zıplama, koşma gibi bol bol fiziksel sınamalar yapar. Hertürlü nesneyi fırlatır ve tekrar getirir. Döner tekerli vasıtaları başarıyla kumanda ederek iter. 2-2,5 yaşında el ve parmak koordinasyonu oldukça gelişmiştir. Küçük nesnelerle bol bol aktif oyunlar oynar, oyun malzemelerinin farklı özelliklerini keşfeder.Zihinsel ve Sosyal GelişimiHalen ilgisi esas olarak anne-babaya yöneliktir, ancak başka çocuklarla da işbirliği kurarak oynamaya başlar (özellikle 30-36 aylarda) .İsteklerini ifade etmek için dili kullanır.Resimli ve özellikle tekrarlar içeren kitaplardan okunan öyküleri dinlemekten hoşlanır.Güçlü bir bağımsızlık isteği gösterir, başarılarından gurur duyar.Gelişimsel Düzeye Uygun Oyuncak ÖnerileriOyuncakların Genel ÖzellikleriBu dönemde başkaları ile işbirliği içinde oynama başlar, taklit oyunlarına ilgi artar ve fiziksel aktivite büyük zevk veriri. Bu nedenle çocuklar kendi çabaları sonucunda hareket eden veya ses veren oyuncaklardan hoşlanırlar. Gerçekçilik isteği artar. Nesnelerin niteliklerine ilgi göstermeye başlarlar. Oyuncaklar çocuğun kaldırabileceği ve taşıyabileceği ağırlıkta olmalıdır. Parlak renkler tercih edilmelidir. Oyuncaklar kırılmaz olmalı, çocuk üstüne çıktığında ya da içine girdiğinde ağırlığını taşıyabilmeli ve küçük parçalara ayrılmamalıdır. Oyuncaklarda toksik olmayan malzeme kullanılmış olmalıdır. Keskin kenar ve köşeleri, parmak ve ellerini sıkıştırabilecek bölümleri olmamalı, yetişkin gözetiminde olmadığı müddetçe elektrikli parça içermemelidir.Hangi oyuncaklar? İpinden çekebileceği oyuncaklar .Bebek arabaları, alışveriş arabaları, el arabaları gibi itme-çekme oyuncakları.Üç tekerli bisiklet.Tüm park oyuncakları .Tahta bloklarLegolar, küpler, içiçe geçirerek şekiller üretebileceği oyuncaklar .Yap-bozlar (2-2.5 yaş: 4-5 parça, 3 yaş: 6-12 parça) .Parçaları uygun boşluklara yerleştireceği yap-bozlar .Mıknatıslı tahtalar .Çok parçalı evcilik oyunları .Rakam/sayma oyuncaklarıÇeşitli şekilleri yerleştireceği şekil oyuncakları .Renkli/şekilli tombala .Kum ve su oyuncakları .Saçlı ve gözleri hareket eden daha gerçekçi oyuncak bebekler .Konuşan bebekler .Bebek aksesuarları .Gerçekçi, ünlü karakterleri temsil eden, anne-yavru kombinasyonu olan hayvan oyuncakları .Küçük el kuklaları .Çeşitli rolleri canlandırabileceği kostümler .Çocuk boyuna uygun ebatlarda fırın, ocak, buzdolabı gibi değişik gereçler .Tüm ev temizlik ve yemek gereçleri .Tam boy aynası.Çiftlik, garaj, havaalanı gibi tanıdık, gerçeğine uygun oyun sahneleri .Küçük, gerçekçi arabalar .Büyük kamyonlar .Küçük trenler.Ziller, davullar, ksilofon gibi tüm ritim enstrümanları .Düdükler ve borazanlar .Boya kalemler, ve resim kağıtları .Oyun hamuru .Çocuk makası.Tebeşir, yazı tahtası.Müzik kutusu.Kaset çalar.Oyuncak telefon.Renklere, şekillere, seslere, rakamlara, kavramlara göre eşleştirme, sınıflandırma oyuncakları.Basit kısa öykülerin, tekrarların ve tanıdık konuların yer aldığı kitaplar.Dr.Tuba MutluerÇocuk ve Ergen Psikiyatrisi Anabilim Dalı
Renk Kavramının ÖğretimiÖnce ana renkler öğretilir, sonra ara renklere geçilir. Renklerden sadece bir tanesinin öğretilme aşamaları üzerinde durulacaktır; diğer renklerin öğretilmesinde aynı işlem basamakları takip edilmelidir.Kavram: KırmızıAmaç: Aynı türde ve ayrı renkte iki nesne arasında, “Kırmızı renkte olanı göster,” denildiğinde kırmızı olanı gösterebilme.Materyal: Birinci set, 1 adet kırmızı renkte elişi kâğıdı1 adet mavi renkte elişi kâğıdı İkinci set, 1 adet kırmızı renkte pet şişe kapağı1 adet kırmızı renkte pet şişe kapağı1 adet mavi renkte pet şişe kapağı Üçüncü set, 1 adet kırmızı renkte yapboz parçası1 adet kırmızı renkte yapboz parçası 1 adet mavi renkte yapboz parçasıKırmızı rengin öğretileceği gün çocuğa kırmızı bir giysi giydirilirse, eğitim açısından yaralı olur.Yöntem: İşaret ipucu, sözel ipucu, yönerge verme, soru sorma (kavram öğretiminde fiziksel yardımın kullanılması uygun değildir; çünkü eğer çocuk, işaret ve sözel ipucuyla istenilen rengi bulamıyorsa, kavram öğrenme düzeyinde değildir.) Uygulama: Çocukla masada karşılıklı oturulur. Materyal setleri eğitimcinin kolaylıkla ulaşabileceği ve çocuğun göremeyeceği bir yere bırakılır. Önce birinci set kutudan çıkartılıp masanın üzerine konur. Çocuğa, “Seninle bugün kırmızı rengi çalışacağız,” denir. Çocuğun materyale dokunmasına ve eline almasına 5-6 saniye izin verilir. Sonra çocuktan elini masadan çekmesi istenir. Çocuğa kırmızı kâğıt gösterilerek, “Bu kırmızı renk, senin giydiğin gömlek de kırmızı,” denir. Çocukta ifade becerisi varsa, çocuğa “Şimdi sen de söyleyeceksin. Bu ne renk?” diye sorulur. Çocuk yanıt verirse, “Aferin” denilerek ve küçük bir yiyecek verilerek ödüllendirilir. Çocuk yanıt vermezse, kırmızı kâğıt parmakla gösterilir, “Şimdi dediğimi tekrar et! Kırmızı” denir ve çocuğun, “Kırmızı” demesi sağlanır. Daha sonra çocuğa, “Kırmızı olanı göster” diye yönerge verilir. Çocuk kırmızı olanı gösterirse, ödüllendirilir; şayet çocuk mavi olanı gösterirse, sözel ipucu yardımıyla “O kırmızı değil” denir ve işaret ipucu yardımıyla kırmızı gösterilir. Çocuk istenilen rengi gösterene kadar çalışmaya devam edilir. Daha sonra diğer sete geçilir. Çocuğun sıkıldığı hissedilirse, yeteri kadar ara verilir ve aradan sonra öğretime devam edilir. Her çalışmadan sonra kırmızı nesneler çocuğun görebileceği şekilde masanın bir kenarına bırakılır, diğer renkteki nesneler de masada başka bir yere konur. Son olarak kırmızı renkte olan nesneler sırayla gösterilerek “Bu ne renk?” diye sorulur. Çocuğun doğru tepkileri ödüllendirilir. Kavram: KırmızıAmaç: Aynı türde, aynı tipte ve ayrı renkte üç nesne arasında, “Kırmızı renkte olanı göster,” denildiğinde kırmızı olanı gösterebilme.Materyal: Birinci set, 1 adet kırmızı mandal1 adet mavi mandal1 adet sarı mandal İkinci set, 1 adet kırmızı kalem1 adet kırmızı kalem 1 adet mavi kalem1 adet sarı kalemÜçüncü set, 1 adet kırmızı boncuk1 adet kırmızı boncuk 1 adet mavi boncuk1 adet sarı boncukYöntem: İşaret ipucu, sözel ipucu, yönerge verme, soru sorma. Uygulama: Çocukla masada karşılıklı oturulur. Materyal setleri eğitimcinin kolaylıkla ulaşabileceği ve çocuğun göremeyeceği bir yere bırakılır. Önce birinci set kutudan çıkartılıp masanın üzerine konur. Çocuğa, “Seninle yine kırmızı rengi çalışacağız,” denir. Çocuğun materyallere dokunmasına ve eline almasına 5-6 saniye izin verilir. Sonra çocuktan elini masadan çekmesi istenir. Çocuğa kırmızı mandal gösterilerek, “Bu kırmızı renk, senin giydiğin kazak da kırmızı,” denir. Çocukta ifade becerisi varsa, çocuğa “Şimdi sen söyleyeceksin. Bu ne renk?” diye sorulur. Çocuk yanıt verirse, “Aferin” denilerek ve küçük bir yiyecek verilerek ödüllendirilir. Çocuk yanıt vermezse, kırmızı mandal parmakla gösterilir, “Şimdi dediğimi tekrar et! Kırmızı” denir ve çocuğun, “Kırmızı” demesi sağlanır. Daha sonra çocuğa, “Kırmızı olanı göster” diye yönerge verilir. Çocuk kırmızı olanı gösterirse, ödüllendirilir; şayet çocuk mavi veya sarı rengi gösterirse, sözel ipucu yardımıyla “O kırmızı değil” denir ve işaret ipucu yardımıyla kırmızı gösterilir. Çocuk istenilen rengi gösterene kadar çalışmaya devam edilir. Daha sonra diğer sete geçilir. Çocuğun sıkıldığı hissedilirse, yeteri kadar ara verilir ve aradan sonra öğretime devam edilir. Her çalışmadan sonra kırmızı nesneler çocuğun görebileceği şekilde masanın bir kenarına bırakılır, diğer renkteki nesneler de masada başka bir yere konur. Son olarak kırmızı renkte olan nesneler sırayla gösterilerek “Bu ne renk?” diye sorulur. Çocuğun doğru tepkileri ödüllendirilir. Kavram: KırmızıAmaç: Aynı türde, aynı tipte ve ayrı renkte dört nesne arasında, “Kırmızı renkte olanı göster,” denildiğinde kırmızı olanı gösterebilme.Materyal: Birinci set, 1 adet kırmızı silgi1 adet mavi silgi1 adet sarı silgi1 adet yeşil silgi İkinci set, 1 adet kırmızı kalemtıraş1 adet mavi kalemtıraş1 adet sarı kalemtıraş1 adet ye, 1 adet kırmızı kalemtıraş1 adet yeşil kalemtıraş Üçüncü set, 1 adet kırmızı küçük top, 1 adet kırmızı küçük top 1 adet mavi küçük top1 adet sarı küçük top1 adet yeşil küçük topYöntem: İşaret ipucu, sözel ipucu, yönerge verme, soru sorma. Uygulama: Çocukla masada karşılıklı oturulur. Materyal setleri eğitimcinin kolaylıkla ulaşabileceği ve çocuğun göremeyeceği bir yere bırakılır. Önce birinci set kutudan çıkartılıp masanın üzerine konur. Çocuğa, “Seninle yine kırmızı rengi çalışacağız,” denir. Çocuğun materyallere dokunmasına ve eline almasına 5-6 saniye izin verilir. Sonra çocuktan elini masadan çekmesi istenir. Çocuğa kırmızı silgi gösterilerek, “Bu kırmızı renk, senin çorapların da kırmızı, hadi çoraplarını göster” denir. Çocukta ifade becerisi varsa, çocuğa “Şimdi sen de söyleyeceksin. Bu ne renk?” diye sorulur. Çocuk yanıt verirse, “Aferin” denilerek ve küçük bir yiyecek verilerek ödüllendirilir. Çocuk yanıt vermezse, kırmızı silgi parmakla gösterilir, “Şimdi dediğimi tekrar et! Kırmızı” denir ve çocuğun, “Kırmızı” demesi sağlanır. Daha sonra çocuğa, “Kırmızı olanı göster” diye yönerge verilir. Çocuk kırmızı olanı gösterirse, ödüllendirilir; şayet çocuk diğer bir rengi gösterirse, sözel ipucu yardımıyla “O kırmızı değil” denir ve işaret ipucu yardımıyla kırmızı gösterilir. Çocuk istenilen rengi gösterene kadar çalışmaya devam edilir. Daha sonra diğer sete geçilir. Çocuğun sıkıldığı hissedilirse, yeteri kadar ara verilir ve aradan sonra öğretime devam edilir. Her çalışmadan sonra kırmızı nesneler çocuğun görebileceği şekilde masanın bir kenarına bırakılır, diğer renkteki nesneler de masada başka bir yere konur. Son olarak kırmızı renkte olan nesneler sırayla gösterilerek “Bu ne renk?” diye sorulur. Çocuğun doğru tepkileri ödüllendirilir. Kavram: KırmızıAmaç: Aynı türde, ayrı büyüklükte ve ayrı renkte iki nesne arasında, “Kırmızı renkte olanı göster,” denildiğinde kırmızı olanı gösterebilme.Materyal: Birinci set, 1 adet kırmızı büyük düğme1 adet mavi küçük düğmeİkinci set, 1 adet kırmızı küçük kapak, 1 adet kırmızı küçük kapak 1 adet mavi büyük kapakÜçüncü set, 1 adet kırmızı büyük boncuk1 adet kırmızı büyük boncuk 1 adet mavi küçük boncukYöntem: İşaret ipucu, sözel ipucu, yönerge verme, soru sorma. Uygulama: Çocukla masada karşılıklı oturulur. Materyal setleri eğitimcinin kolaylıkla ulaşabileceği ve çocuğun göremeyeceği bir yere bırakılır. Önce birinci set kutudan çıkartılıp masanın üzerine konur. Çocuğa, “Seninle yine kırmızı rengi çalışacağız,” denir. Çocuğun materyallere dokunmasına ve eline almasına 5-6 saniye izin verilir. Sonra çocuktan elini masadan çekmesi istenir. Çocuğa kırmızı büyük düğme gösterilerek, “Bu kırmızı renk, senin giydiğin kazak da kırmızı,” denir. Çocukta ifade becerisi varsa, çocuğa “Şimdi sen de söyleyeceksin. Bu ne renk?” diye sorulur. Çocuk yanıt verirse, “Aferin” denilerek ve küçük bir yiyecek verilerek ödüllendirilir. Çocuk yanıt vermezse, kırmızı büyük düğme parmakla gösterilir, “Şimdi dediğimi tekrar et! Kırmızı” denir ve çocuğun, “Kırmızı” demesi sağlanır. Daha sonra çocuğa, “Kırmızı olanı göster” diye yönerge verilir. Çocuk kırmızı olanı gösterirse, ödüllendirilir; şayet çocuk mavi rengi gösterirse, sözel ipucu yardımıyla “O kırmızı değil” denir ve işaret ipucu yardımıyla kırmızı gösterilir. Çocuk istenilen rengi gösterene kadar çalışmaya devam edilir. Daha sonra diğer sete geçilir. Çocuğun sıkıldığı hissedilirse, yeteri kadar ara verilir ve aradan sonra öğretime devam edilir. Her çalışmadan sonra kırmızı nesneler çocuğun görebileceği şekilde masanın bir kenarına bırakılır, diğer renkteki nesneler de masada başka bir yere konur. Son olarak kırmızı renkte olan nesneler sırayla gösterilerek “Bu ne renk?” diye sorulur. Çocuğun doğru tepkileri ödüllendirilir. Kavram: KırmızıAmaç: Aynı türde, ayrı büyüklükte ve ayrı renkte üç nesne arasında, “Kırmızı renkte olanı göster,” denildiğinde kırmızı olanı gösterebilme.Materyal: Birinci set, 1 adet kırmızı büyük top1 adet mavi orta boy top1 adet sarı küçük topİkinci set, 1 adet kırmızı büyük yapboz parçası1 adet kırmızı büyük yapboz parçası 1 adet mavi orta boy yapboz parçası1 adet sarı küçük yapboz parçasıÜçüncü set, 1 adet kırmızı büyük kâğıt1 adet kırmızı büyük kâğıt 1 adet mavi orta boy kâğıt1 adet sarı küçük kâğıt Yöntem: İşaret ipucu, sözel ipucu, yönerge verme, soru sorma. Uygulama: Çocukla masada karşılıklı oturulur. Materyal setleri eğitimcinin kolaylıkla ulaşabileceği ve çocuğun göremeyeceği bir yere bırakılır. Önce birinci set kutudan çıkartılıp masanın üzerine konur. Çocuğa, “Seninle yine kırmızı rengi çalışacağız,” denir. Çocuğun materyallere dokunmasına ve eline almasına 5-6 saniye izin verilir. Sonra çocuktan elini masadan çekmesi istenir. Çocuğa kırmızı büyük top gösterilerek, “Bu kırmızı renk, senin giydiğin gömlek de kırmızı,” denir. Çocukta ifade becerisi varsa, çocuğa “Şimdi sen de söyleyeceksin. Bu ne renk?” diye sorulur. Çocuk yanıt verirse, “Aferin” denilerek ve küçük bir yiyecek verilerek ödüllendirilir. Çocuk yanıt vermezse, kırmızı büyük top parmakla gösterilir, “Şimdi dediğimi tekrar et! Kırmızı” denir ve çocuğun, “Kırmızı” demesi sağlanır. Daha sonra çocuğa, “Kırmızı olanı göster” diye yönerge verilir. Çocuk kırmızı olanı gösterirse, ödüllendirilir; şayet çocuk mavi rengi gösterirse, sözel ipucu yardımıyla “O kırmızı değil” denir ve işaret ipucu yardımıyla kırmızı gösterilir. Çocuk istenilen rengi gösterene kadar çalışmaya devam edilir. Daha sonra diğer sete geçilir. Çocuğun sıkıldığı hissedilirse, yeteri kadar ara verilir ve aradan sonra öğretime devam edilir. Her çalışmadan sonra kırmızı nesneler çocuğun görebileceği şekilde masanın bir kenarına bırakılır, diğer renkteki nesneler de masada başka bir yere konur. Son olarak kırmızı renkte olan nesneler sırayla gösterilerek “Bu ne renk?” diye sorulur. Çocuğun doğru tepkileri ödüllendirilir. Kavram: KırmızıAmaç: Aynı türde, ayrı büyüklükte ve ayrı renkte dört nesne arasında, “Kırmızı renkte olanı göster,” denildiğinde kırmızı olanı gösterebilme.Materyal: Birinci set, 1 adet kırmızı büyük tahta parçası1 adet mavi orta boy tahta parçası1 adet sarı orta boy tahta parçası1 adet yeşil küçük tahta parçası İkinci set, 1 adet kırmızı büyük pil1 adet kırmızı büyük pil 1 adet mavi orta boy pil1 adet sarı orta boy pil1 adet yeşil küçük pilÜçüncü set, 1 adet kırmızı büyük boncuk1 adet mavi orta boy boncuk1 adet sarı orta boy boncuk1 adet yeşil küçük boncuk1 adet kırmızı büyük boncuk Yöntem: İşaret ipucu, sözel ipucu, yönerge verme, soru sorma. Uygulama: Çocukla masada karşılıklı oturulur. Materyal setleri eğitimcinin kolaylıkla ulaşabileceği ve çocuğun göremeyeceği bir yere bırakılır. Önce birinci set kutudan çıkartılıp masanın üzerine konur. Çocuğa, “Seninle yine kırmızı rengi çalışacağız,” denir. Çocuğun materyallere dokunmasına ve eline almasına 5-6 saniye izin verilir. Sonra çocuktan elini masadan çekmesi istenir. Çocuğa kırmızı büyük tahta gösterilerek, “Bu kırmızı renk, senin giydiğin gömlek de kırmızı,” denir. Çocukta ifade becerisi varsa, çocuğa “Şimdi sen de söyleyeceksin. Bu ne renk?” diye sorulur. Çocuk yanıt verirse, “Aferin” denilerek ve küçük bir yiyecek verilerek ödüllendirilir. Çocuk yanıt vermezse, kırmızı büyük tahta parmakla gösterilir, “Şimdi dediğimi tekrar et! Kırmızı” denir ve çocuğun, “Kırmızı” demesi sağlanır. Daha sonra çocuğa, “Kırmızı olanı göster” diye yönerge verilir. Çocuk kırmızı olanı gösterirse, ödüllendirilir; şayet çocuk mavi rengi gösterirse, sözel ipucu yardımıyla “O kırmızı değil” denir ve işaret ipucu yardımıyla kırmızı gösterilir. Çocuk istenilen rengi gösterene kadar çalışmaya devam edilir. Daha sonra diğer sete geçilir. Çocuğun sıkıldığı hissedilirse, yeteri kadar ara verilir ve aradan sonra öğretime devam edilir. Her çalışmadan sonra kırmızı nesneler çocuğun görebileceği şekilde masanın bir kenarına bırakılır, diğer renkteki nesneler de masada başka bir yere konur. Son olarak kırmızı nesneler sırayla gösterilerek “Bu ne renk?” diye sorulur. Çocuğun doğru tepkileri ödüllendirilir. Kavram: KırmızıAmaç: (1) Ayrı türde ve ayrı renkte iki nesne arasında, “Kırmızı renkte olanı göster,” denildiğinde kırmızı olanı gösterebilme. (2) Ayrı türde ve ayrı renkte iki nesne arasında kırmızı olan gösterilerek, “Bu ne renk?” diye sorulduğunda, “Kırmızı” diye yanıtlayabilme. Materyal: Birinci set, 1 adet kırmızı düğme1 adet mavi kapakİkinci set, 1 adet kırmızı boncuk1 adet kırmızı boncuk 1 adet mavi pilÜçüncü set, 1 adet kırmızı tahta, 1 adet kırmızı tahta 1 adet mavi kâğıtYöntem: İşaret ipucu, sözel ipucu, yönerge verme, soru sorma. Uygulama: Çocukla masada karşılıklı oturulur. Materyal setleri eğitimcinin kolaylıkla ulaşabileceği ve çocuğun göremeyeceği bir yere bırakılır. Önce birinci set kutudan çıkartılıp masanın üzerine konur. Çocuğa, “Seninle yine kırmızı rengi çalışacağız,” denir. Çocuğun materyallere dokunmasına ve eline almasına 5-6 saniye izin verilir. Sonra çocuktan elini masadan çekmesi istenir. Çocuğa kırmızı düğme gösterilerek, “Bu ne renk?” diye sorulur, çocuk “Kırmızı” diye yanıt verirse, “Aferin” denilerek ve küçük bir yiyecek verilerek ödüllendirilir. Çocuk yanıt vermezse ya da yanlış yanıt verirse, kırmızı düğme parmakla gösterilir, kısmi sözel yardımla “Kır” denir ve çocuğun “Kırmızı” demesi sağlanır. Daha sonra çocuğa, “Kırmızı olanı göster” diye yönerge verilir. Çocuk kırmızı olanı gösterirse, ödüllendirilir; şayet çocuk mavi rengi gösterirse, sözel ipucu yardımıyla “O kırmızı değil” denir ve işaret ipucu yardımıyla kırmızı gösterilir. Çocuk istenilen rengi gösterene kadar çalışmaya devam edilir. Daha sonra diğer sete geçilir. Çocuğun sıkıldığı hissedilirse, yeteri kadar ara verilir ve aradan sonra öğretime devam edilir. Her çalışmadan sonra kırmızı nesneler çocuğun görebileceği şekilde masanın bir kenarına bırakılır, diğer renkteki nesneler de masada başka bir yere konur. Son olarak kırmızı nesneler sırayla gösterilerek “Bu ne renk?” diye sorulur. Çocuğun doğru tepkileri ödüllendirilir. Kavram: KırmızıAmaç: (1) Ayrı türde ve ayrı renkte üç nesne arasında, “Kırmızı olanı göster,” denildiğinde kırmızı olanı gösterebilme. (2) Ayrı türde ve ayrı renkte üç nesne arasında kırmızı olan gösterilerek, “Bu ne renk?” diye sorulduğunda, “Kırmızı” diye yanıtlayabilme. Materyal: Birinci set, 1 adet kırmızı kalem1 adet mavi düğme1 adet sarı tahtaİkinci set, 1 adet kırmızı kapak1 adet kırmızı kapak 1 adet mavi tabak1 adet sarı pilÜçüncü set, 1 adet kırmızı boncuk1 adet kırmızı boncuk 1 adet mavi top1 adet sarı kâğıtYöntem: İşaret ipucu, sözel ipucu, yönerge verme, soru sorma. Uygulama: Çocukla masada karşılıklı oturulur. Materyal setleri eğitimcinin kolaylıkla ulaşabileceği ve çocuğun göremeyeceği bir yere bırakılır. Önce birinci set kutudan çıkartılıp masanın üzerine konur. Çocuğa, “Seninle yine kırmızı rengi çalışacağız,” denir. Çocuğun materyallere dokunmasına ve eline almasına 5-6 saniye izin verilir. Sonra çocuktan elini masadan çekmesi istenir. Çocuğa kırmızı kalem gösterilerek, “Bu ne renk?” diye sorulur, çocuk “Kırmızı” diye yanıt verirse, “Aferin” denilerek ve küçük bir yiyecek verilerek ödüllendirilir. Çocuk yanıt vermezse ya da yanlış yanıt verirse, kırmızı kalem parmakla gösterilir, kısmi sözel yardımla “Kır” denir ve çocuğun “Kırmızı” demesi sağlanır. Daha sonra çocuğa, “Kırmızı olanı göster” diye yönerge verilir. Çocuk kırmızı olanı gösterirse, ödüllendirilir; şayet çocuk mavi rengi gösterirse, sözel ipucu yardımıyla “O kırmızı değil” denir ve işaret ipucu yardımıyla kırmızı gösterilir. Çocuk istenilen rengi gösterene kadar çalışmaya devam edilir. Daha sonra diğer sete geçilir. Çocuğun sıkıldığı hissedilirse, yeteri kadar ara verilir ve aradan sonra öğretime devam edilir. Her çalışmadan sonra kırmızı renkteki nesneler çocuğun görebileceği şekilde masanın bir kenarına bırakılır, diğer renkteki nesneler de masada başka bir yere konur. Son olarak kırmızı renkteki nesneler sırayla gösterilerek “Bu ne renk?” diye sorulur. Çocuğun doğru tepkileri ödüllendirilir. Kavram: KırmızıAmaç: (1) Ayrı türde ve ayrı renkte dört nesne arasında, “Kırmızı renkte olanı göster,” denildiğinde kırmızı olanı gösterebilme. (2) Ayrı türde ve ayrı renkte dört nesne arasında kırmızı olanı gösterilerek, “Bu ne renk?” diye sorulduğunda, “Kırmızı” diye yanıtlayabilme. Materyal: Birinci set, 1 adet kırmızı düğme1 adet mavi kalem1 adet sarı tahta1 adet yeşil tabakİkinci set, 1 adet kırmızı kapak1 adet mavi yapboz parçası1 adet sarı pil1 adet ye 1 adet kırmızı kapak1 adet yeşil kâğıt Üçüncü set, 1 adet kırmızı top 1 adet kırmızı top 1 adet mavi boncuk1 adet sarı düğme1 adet yeşil oyuncakYöntem: İşaret ipucu, sözel ipucu, yönerge verme, soru sorma.Uygulama: Çocukla masada karşılıklı oturulur. Materyal setleri eğitimcinin kolaylıkla ulaşabileceği ve çocuğun göremeyeceği bir yere bırakılır. Önce birinci set kutudan çıkartılıp masanın üzerine konur. Çocuğa, “Seninle yine kırmızı rengi çalışacağız,” denir. Çocuğun materyallere dokunmasına ve eline almasına 5-6 saniye izin verilir. Sonra çocuktan elini masadan çekmesi istenir. Çocuğa kırmızı düğme gösterilerek, “Bu ne renk?” diye sorulur, çocuk “Kırmızı” diye yanıt verirse, “Aferin” denilerek ve küçük bir yiyecek verilerek ödüllendirilir. Çocuk yanıt vermezse ya da yanlış yanıt verirse, kırmızı düğme parmakla gösterilir, kısmi sözel yardımla “Kır” denir ve çocuğun “Kırmızı” demesi sağlanır. Daha sonra çocuğa, “Kırmızı olanı göster” diye yönerge verilir. Çocuk kırmızı olanı gösterirse, ödüllendirilir; şayet çocuk mavi rengi gösterirse, sözel ipucu yardımıyla “O kırmızı değil” denir ve işaret ipucu yardımıyla kırmızı gösterilir. Çocuk istenilen rengi gösterene kadar çalışmaya devam edilir. Daha sonra diğer sete geçilir. Çocuğun sıkıldığı hissedilirse, yeteri kadar ara verilir ve aradan sonra öğretime devam edilir. Her çalışmadan sonra kırmızı nesneler çocuğun görebileceği şekilde masanın bir kenarına bırakılır, diğer renkteki nesneler de masada başka bir yere konur. Son olarak kırmızı renkteki nesneler sırayla gösterilerek “Bu ne renk?” diye sorulur. Çocuğun doğru tepkileri ödüllendirilir. Diğer renkler de yukarıdaki basamaklar izlenerek öğretilir. Daha sonra boyama kitapları boyatılarak renk kavramı pekiştirilir. Boyama kitaplarında boyanacak boş alan çocuğa gösterilerek, “Şurayı ........ renkle boya,” diye direktif verilir. Ayrıca çevredeki varlıklar gösterilerek, “Bu ne renk? veya çocuktan bir şey istenirken “..... renkli olan .....’yı al, getir, ver,” diye yönerge verilir. Böylece çocuğun renklerle ilgili bilgisinin genelleşmesi ve günlük yaşam içinde kullanırlılığı sağlanmış olunur.KAYNAK: Çetin ÖZBEY, Özel Eğitimde Kavram ve Beceri Öğretimi, , İstanbul, 2007.ALINTI::::::::::
ezginazsude
19.03.2010, 01:46
Günümüzde çocuklar sayı saymayı çok küçük yaşlarda öğreniyor. Hepimiz bunu şaşkınlıkla izliyoruz. Uzmanlara göre ise çocukların bu kadar küçük yaşlarda sayıları öğrenmesinin nedeni televizyon. Siz de çocuğunuzun sayılarla barışık olması için ona yardımcı olabilirsiniz.Küçük çocuklar vardır hani, her şeyi bilir, güzel güzel konuşur ve büyükleri şaşırtır. Hele bir de sayı saydılar mı, insanın dili tutulur gibi olur. "Bu minicik şey, nereden biliyor bunları" dersiniz. Ancak hızlı bir çağda yaşıyoruz ve çocuklar televizyonla öylesine iç içe ki, siz farkına varmadan pek çok şeyi hemen öğreniyorlar. Belki sayıların ya da kullandıkları kelimelerin pek bilincinde değiller ama sürekli tekrarlayarak bir bakıyorsunuz sayı saymaya başlamışlar bile.Uzmanlar günümüzün bu minik dahilerinin, okula gitmeden önce kolayca sayı saymayı öğrendiklerini, bu deneyimin ise zeka gelişimine büyük katkısı olduğunu belirtiyorlar. Belki günümüzün dahilerinden biri de çocuğunuz. Sürekli televizyonda çocuk programlarını seyreden minik afacanınız bir gün sizi de şaşırtabilir. Bir bakarsınız merdiven basamaklarını tırmanırken sayı saymaya baslayıvermiş! önce "Acaba çocuğumuz dahi mi?" diye düşünebilirsiniz. Fakat uzmanlar günümüzde böyle çocukların sayısının hiç de az olmadığını, kısacası bunların "zamane çocuğu" olduğunu söylüyorlar.Sayısız matematik becerisi geliştirebilirTıpkı alfabeyi öğrenmek gibi, çocukların ilk yıllarında matematik konusunda adımlar atmaları pek çok yetişkini hayretler içinde bırakıyor. Çocuk önce kendi yerinin ve çevresinin farkına varıyor ve önce yavaş sonra da hızlı bir adım atarak bir bakıyorsunuz kısacık bir sürede sayısız matematik becerisi geliştiriyor.Dilerseniz bu süreç içinde ona yardım edebilirsiniz. Ancak baskı yapmadan günlük hayatın içinde merakını çekebilecek şeyleri öğretin, kısaca izah etmeye çalışın. Bu ona iyi bir temel hazırlar. Diyelim ki. tabağına 2 adet kurabiye koydunuz. Yanına 1 adet daha ekleyerek, 3 ile 2'nin aynı şey olmadığını anlatın. Ona 1 sayısının sadece tek bir şeyi gösterdiğini, 3'ün ise (neler olduğunu göstererek) 3 ayrı şeyi gösterdiğini açıklayın. Artık 2 yaşına geldiğinde objeler arasındaki farkı ve 1 ile 2'yi ayırt edebildiğini göreceksiniz. Sayı ile obje arasındaki bağlantı çözülmüş, kısmen de olsa sayıların anlamı anlaşılmıştır artık. Fakat bu süreç bazı çocuklarda daha yavaş olabilir, bu da sizi kesinlikle endişelendirmesin.Çok çabuk öğreniyorDiyelim ki, çocuğunuz aynen yukarıda verdiğimiz örnekteki gibi. iyi bir gelişim gösteriyor, zekası pırıl pırıl ve siz de bu aşamada ona yardım ediyorsunuz. Artık objeleri ayırt ediyor, 1 ile 2 arasındaki farkı biliyor. O halde yeni bir adım atmanın tam sırası.Karışık legoları üst üste yığabilir. 2'den başka sayılar da olduğunu gösterebilirsiniz. Dilerseniz parmaklarını saydırmaya başlayabilir, sonra parmak sayılarıyla objeler arası bağlantıya geçebilirsiniz.Bu arada kulaklar, burun ve gözler de devreye sokularak, bunların görevleri ve öğrenirken bunların iyi bir merkez olduğunu anlatabilirsiniz. Sonuçta, bu kadar ilginin karşılığını alarak, 2 yaşındaki bir miniğin vücudu, duyuları ve objeler hakkında oldukça bilgilenmiş olduğunu görürsünüz.Kelime öğrenme isteğini sayılara çevirinOna "senin 2 ayağın ve 1 burnun var" derseniz o hem dil bakımından bir gelişme kaydeder hem de sayılar hakkında fikir edinir. Dilerseniz bunu sayısal bir oyuna dönüştürebilirsiniz. Uzmanlar ise çocuğunu oyun esnasında izleyerek, anne-babaların nasıl bir davranış modeli izleyeceklerini saptayabileceklerini söylüyorlar, örneğin; 2 yaşında bir çocuğun nelerle ve nasıl oynadığından yola çıkalım. Kutular, plastik hayvanlar ya da bebekler ilgisini çeker ve bunlarla oynar. Önce dikatle bakın, kaç tane kutuyu üst üste koyuyor, neyle neyi birleştirmeye çalışıyor? Aralarında bağlantı kurma şekli nasıl? Sonra devreye girerek bu oyuncaklarla bir puzzle oluşturun ve neler yapacağını izlemeye koyulun.Ya da değişik biçim ve boyuttaki objeleri ortaya çıkartın, nasıl bir sıralama yapacağını gözleyin. Bir başka yol da, ona değişik şekiller ve boyutlarda oyuncaklar verin. O doğal olarak hemen gruplama yapar. Bu gruplamayı renklere göre yaptığını görürsünüz. Ancak bunu yaparken pek bilinçli değildir. Ona mutfak gereçlerini verin, örneğin; tahta kaşık, alüminyum tencere, tava, tepsi ya da cam kase, bardak, fincan, çatal, kaşık gibi. Bu gereçleri cinslerine göre ayırmasını öğretin ve mantıklı bir şekilde nedenini anlamasına yardımcı olun. örneğin, cam kase ile cam bardağın aynı maddeden olduğunu anlatın. Bir başka öğretici oyun da çamaşırlarla yapılabilir.Bu oyunda da objeler ve sayılar arasında bağlantı kurmak mümkün. Çamaşır yığınından bir çorap çekin ve "işte mavi bir çorap" deyin. Bırakın çorabın diğer tekini de o bulsun. Ya da birlikte masa hazırlayarak, kaç tane peçete konacağını ona sorun. Siz ve o, olduğuna göre muhtemelen 2 diyecektir. Ya da kalabalıksaniz, her sandalye için 1 tane diyerek sayı saymayı rahatlıkla öğretebilirsiniz. Bazı anne-babalar, günlük yaşam içinde karşılarına çıkan bütün geometrik şekilleri öğretmek için adeta birbirleriyle yarışıyorlar. "Bak bu bir daire, bu gördüğün ise üçgen, şu ilerideki ise tam bir kare" gibi. Bu da zaman içinde oldukça yararı dokunacak olan bir yöntem. Kolayca günlük yaşam içinde uygulanabilir, örneğin; trafik lambaları, süper marketteki kutular, dergideki resimler malzemeniz olabilir.Oynarken onu kendi haline bırakınBazı çocukların erken yaşlarda dünyadaki 3 boyutla ilgilenmeye başladıkları görülüyor. Öncelikle yer ve miktar konusu gündeme geliyor. Bu uzayla kurulan ilk önemli bağlantılardan biri. Hatta bazı çocuklar daha 2 yaşını doldurmadan ilginç sorular sormaya başlar, örneğin "Masanın altına girebiliyorum, ama büfenin altına giremem değil mi?" gibi sorular sorabilirler. Hacim ve miktar konusuyla ilgili bilgisi, sizden destek alırsa kolaylıkla gelişir. İlgisini artırmak için ona büyüklü, küçüklü kutular vererek, içine koymayı deneyebileceği objeler verebilirsiniz. Ancak önemli bir uyarı: Oynarken onu kendi haline bırakın ve müdahale etmeyin. Bırakın kendi bildiği gibi sıralasın, bildiği gibi sayı saysın (1,2, bir milyon dese bile). Çünkü uzmanların da dediği gibi, o hazır olduğu an, zaten doğrusunu yapar.
Amerikan U.S.News & World Report dergisi, erkek çocukların hem biyolojik hem de ruhsal açıdan kızlardan farklı olduklarına ilişkin bir dosya yayınladı. ABD’deki araştırmalar, güçlü olması beklenen erkek çocuğun daha dayanıksız olduğunu, okullarda öğrenme güçlüğü çekenlerin üçte ikisinin oğlan olduğunu ortaya koyuyor. Zayıf notların yüzde 70"i yine erkek çocuklara ait. Konsantrasyon zorluğu çekenlerin yüzde 80"i oğlan. Uzmanlar, erkeklerin her toplumda güç ve başarıyla özdeşleştirildiğini, ancak güçsüz olabileceklerinin göz ardı edildiğini söylüyor. Amerikan U.S.News & World Report Dergisi, ‘‘Oğlanlar daha dayanıksız cinsiyet mi? Gerçek hayatta kızlar neden daha başarılı?’’ kapağıyla oğlan çocuklara ilişkin son gerçeklere parmak basıyor. Dergi araştırması, erkek evlatların daha hassas, daha duygusal, ama en önemlisi ‘‘farklı’’ oldukları sonucuna varıyor ve temel hatalarımızın, onları sürekli kızlarla kıyaslamak, ‘‘güçlü ve başarılı’’ imajını pompalamak olduğunu hatırlatıyor. Daha çok şefkat, anlayış, dertleşme bekleyen, biyolojik yapıları nedeniyle tepkileri de farklı, toplumun biçtiği rol yüzünden tökezleyen erkek evlatlar hakkındaki Amerikan araştırmasına göre, erkek çocuklar gri bir tablo çiziyor. Harvard Üniversitesi"nden klinik psikolog William Pollack, ‘‘Okullarda öğrenme güçlüğü çekenlerin üçte ikisi oğlanlar. Zayıf notların yüzde 70"i yine onların. Alkol, şiddet sorunları var. Liseyi terk edenlerin ve konsantrasyon zorluğu çekenlerin yüzde 80"i oğlanlar’’ tespitini yaparken, meslektaşı Michael Thompson, ‘‘Erkekler güç ve prestijle özdeşleştiriliyor. Başarıya şartlanıyor. Dertleri olabileceği ve güçsüz kalabilecekleri göz ardı ediliyor’’ diyor. Bilim, kızlarla delikanlıların biyolojik farklılıkları olduğunu resmen doğruluyor. Bu veriler delikanlıların ‘‘daha özel’’, bir başka deyişle şefkat eksikliğinden daha çok etkilenen, daha dayanıksız olduğu gerçeğini aydınlatıyor. Güçsüzlük yüzyıllardır kadına layık görülen bir özellikti. Yeni gerçekler asıl güçsüz olanın, sorunların üstesinden gelemeyen cinsiyetin erkekler olduğuna işaret ediyor. Son 20 yılda eğitimde kızlara eşit haklar için çırpınan uzmanlar, şimdilerde, ‘‘Kızlarla pek fazla ilgilenmiş, oğlanları ihmal etmişiz’’ diyorlar. Fort Worth kentindeki Aile Merkezi"nde ‘‘Oğul Yetiştirmek’’ seminerlerinden de önemli dersler çıkıyor. Anne-babalar neler mi öğreniyor? Erkek evlatların duygularını ifade edebilmesi için onlara en azından 60 saniye zaman tanımak gerektiğini, tepkileri için biraz sabretmeyi. Erkek çocuğun duygularını, hassasiyetini maskelemeye çalışırken öfke patlamaları normal. Başlarının okşanması o çok susadıkları şefkati, yakınlığı sağlıyor, sakinleştiriyor. Oğlanlarla otururken dertleşmenin çok daha zor olduğu, konsantrasyonlarının çok kısa sürede yitirdikleri de gözlenmiş. Erkek ceninin düşük ihtimali daha fazla Erkek evlatların dayanıksızlığının öyküsü doğum öncesine uzanıyor. Londra"dan çocuk psikiyatristi Sebastian Kraemer"in araştırması şu sonuçları ortaya koyuyor: Döllenmede, kızlardan daha fazla erkekler oluşuyor. Çünkü Y kromozomunu taşıyan spermin daha hızlı yol aldığı söyleniyor. Ancak hayatın başlangıcındaki bu üstünlük pek uzun vadeli değil. Annenin strese girmesi halinde erkek ceninlerin düşük ihtimali daha yüksek. Dünyaya geldikleri anda da gelişim açısından kızlar avantajlı ve erkek bebeklere kıyasla 6 hafta ileride. Duyguların dışavurumunda da tepkiler farklı. Oğlanlar duygusal zamanlarda daha fazla strese giriyor, ama bunu çaktırmama gayretinde oluyor. Çığlık çığlığa bir bebek, kızlara kıyasla oğlanların kalbinin daha fazla çarpmasına ve avuçlarının terlemesini getiriyor. Oğlanların duygularıyla davranışları birebir örtüşmüyor. Anne açısından oğlu gelecek için yatırım Türkiye"nin ilk psikolojik danışmanlık merkezi AŞAM"ı kuran, UNICEF danışmanlığı yapan, ABD"de 11 yıl mesleki çalışmalarda bulunan Uzman Psikolog Fatma Torun Reid"e, ‘‘Erkek evlat farklıdır’’ tezinin evrensel olup olmadığını sorduk. İşte yanıtı: ‘‘Kız ve erkek beyinleri fiziksel olarak farklıdır. ABD"deki tespitler, bütün toplumlara dönük uygulanabilir. Biyolojik kökenliyse zaten evrenseldir. Toplumsal beklentiler şekillendiriyorsa değişik bile olsa yine evrensel olacaktır. Türk ve Amerikan toplumlarında tabii ki kültürel farklılıkların yansımaları var. Bizler geleneksel toplumuz. ABD"de içsel fırtınaların dışa vurumu için koşullar daha elverişli. Bizler gibi geleneksel toplumlarda anneler, oğullarını çok büyük yatırım olarak görüyor. Kendi geleceklerinin sigortası olarak düşünüyor. Anneye bağımlı bir erkek, evliliğinde mutsuz oluyor. Sağlıksız ana-oğul ilişkisi, evladın geleceğini sakatlıyor. Neler önerilir? Gençlik kendi sınırlarını koymak ihtiyacında, buna saygı duymak gerekli, müdahale etmemek, sürekli akıl vermemek, ama bir şeyler sorduğu zaman azımsamamak, aktif olduklarında ortak hobiler geliştirmek. Erkek çocuk geç konuşuyor Pennsylvania Üniversitesi Beyin Davranışı Laboratuvarı Direktörü Ruben Gur anlatıyor: Kadınların beyinleri ortalama yüzde 11 oranında erkeklerden daha küçük, ancak daha komplike gelişimi var. Ancak hacim farklılığı erkeklerin daha zeki olduğu anlamına gelmiyor. Erkek beyinlerinde gri madde daha az ve beyaz madde daha fazla. Gri madde enformasyonun değerlendirilmesine, beyaz madde ise beyinden bedene sinyaller gönderilmesine yarıyor. Beyin yarıküreler arasındaki bağlantılar kadınlarda çok daha fazla. İşte bu biyolojik ayrım nedeniyle kadınlar sözel ifadede, duygularını ortaya dökmede erkeklerden üstün. Bu yüzden oğlanların konuşmayı sökmesi zaman alıyor. Kızların beyin yapısı daha kolay öğrenmelerini getiriyor. Erkek beynindeki beyaz madde üstünlüğü ise mekanikte kızlara fark atmalarını, beyindeki sıvının fazlalığı da çarpmalarda kafataslarının daha dayanıklı olduğunu açıklıyor. Aykiz__2010-05-17 02:39:36
sedef_85
13.07.2010, 00:10