View Full Version: Balık Yemek Zihni Açıyor

zeynep20
10.11.2010, 01:38
ÜLKEMİZİN Üç tarafı denizlerle çevrili olmasına rağmen, balık tüketimi başka deniz ülkelerinden az ve sağlıklı bir hayat için gerekene göre maalesef yeterince değil! Balık eti tüketiminin ülkemizde teşvik edilmesinin özellikle çocuklarımızın zihin ve beden gelişimi açısından son derece faydalı olduğunu düşünüyorum .Balık tüketimi zeka seviyesini artırdığı gibi büyümeyi kolaylaştırır ve vücudun direncini güçlendirir. Haftada iki veya üç defa kırmızı et yerine balık yenilmesi, yetişkinlerde de kalp hastalıklarından ölüm oranın azalmasını, orta yaş ve üzerindeki kişilerin daha sağlıklı hayat sürmelerini sağlayabilecektir.Sağlıklı hayatın vazgeçilmez besinlerinden olan balık etinin, insan sağlığı açısından birçok faydası bulunuyor.BALIĞIN İNSAN SAĞLIĞI ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ :Balıketinde diğer hayvanlarda bulunanlara benzer şekilde protein, A, B, D, E, K vitaminleri, kalsiyum, magnezyum, demir, selenyum ve fosfor gibi insan vücudu için gerekli ve faydalı maddeler bulunur. Ancak balıketinin diğer etlerden üstünlüğü ve sağlık üzerine faydalı etkisi, daha çok ihtiva ettiği yağın özelliğinden kaynaklanır. Balık yağında, doymamış yağ asidi doymuşa nazaran oldukça fazladır. Balık yağında esas olarak EPA(eicosapentaenoic acid) ve DHA(docosahexaenoic acid) olmak üzere iki çeşit doymamış yağ asidi vardır. Bu yağ asitleri birden fazla çift bağ taşıyan karbona sahip olduğundan literatürde n–3 veya omega–3 doymamış yağ asitleri olarak adlandırılırlar. Bu yağ asitleri çocuklarda sinir sisteminin ve beyinin gelişiminde ve erişkinlerde sağlığın korunmasında önemli rol oynamaktadır. Balık yağının olumlu etkileri ilk olarak, Grönland Eskimolarının fazla miktarda yağ kullanmalarına rağmen kalp hastalıklarından ölüm nispetlerinin düşük olmasının tespiti ve sebebinin araştırılması ile ortaya konulmuştur. Hollanda’da yapılan bir araştırmada tüketilen balık miktarı ne kadar fazla ise kalp krizinden ölüm riskinin o kadar düşük olduğu tespit edilmiştir. Bu araştırmada günde 30 gram balık yiyenlerde bile kalp hastalığından ölüm riskinin hiç balık yemeyenlere göre yan yarıya daha az olduğu gösterilmiştir. İsveç’te 10.966 kişi üzerinde yapılan bir başka çalışmada fazla miktarda balık tüketen kişilerde kalp ve damar hastalıklarının daha az görüldüğü ortaya çıkarılmıştır.3 hafta süre ile günde yaklaşık 8 gram omega–3 yağ asidlerini alacak kadar balık tüketen kişilerin kanında trigliseridlerin ve kolesterolün azaldığı gösterilmiştir. Omega–3 yağ asidleri damar sertliğini önlemekte, hipertansiyonu düşürücü etki ortaya çıkarmakta, kan akışkanlığını artırmakta ve böylece daralmış damarların beslediği dokulara daha fazla oksijen ulaşmaktadır. Beynin ve gözün retinasının gelişiminde çok önemli olan bu yağ asidlerinin eksildiği durumunda bebeklik çağındaki beyinin gelişmesinde gerilikler ve depresyona yatkınlık ortaya çıkmaktadır. Nitekim istatistiklere göre omega–3 yağ asitlerini besinlerle fazla alan toplumlarda depresyona daha az rastlanmaktadır. İşin enteresan yanı, bu yağ asitlerinin anne sütünde bol miktarda bulunduğu halde inek sütünde çok az bulunması sebebiyle, anne sütü alamayan çocukların balık yağı ile takviye edilerek bu açıklarının kapatılmasının gerektiğidir. Ancak bazı çalışmalarda bu yağ asitlerinin uygun dozda verildiğinde gözlerin sağlığı bakımından çok faydalı olduğu gösterilse de bazı araştırmalar, bunların iki taraflı keskin kılıç gibi olduğunu, aşırı alınması durumunda büyüme ve gelişme problemlerine sebeb olabileceğini de göstermiştir.Omega–3 yağ asidleri acaba hangi balıklarda daha fazla bulunmaktadır?Balıkların yağ içeriği mevsime, türlere ve coğrafyaya göre farklılık gösterir. Mezgit, barbunya, pisi balığı gibi beyaz balıklar ağırlıklarının % 1 ‘i kadar, uskumru, sardalye, som balığı, hamsi, istavrit, palamut, alabalık gibi yağlı balıklar ise % 5- 25 arasında yağ içerirler.Alabalık dışında kalan tatlı su balıkları genellikle az yağlıdır. Omega–3 yağ asitleri yönünden en zengin balık uskumrudur. 100 gram yenebilir uskumru etinde yaklaşık 2.5 gram n–3 yağ asidi bulunurken bu miktar sardalyede 1.7, alabalıkta 0.5–1.6, somon balığında 1.2–1.4, ton balığında 0.5–1.3 gramdır.Binlerce yıldır insanlığın istifadesine sunulan balığın ağır metallerle (cıva bileşikleri ve klorlu hidrokarbonlar) kirlenmiş sulardan avlananları hariç sağlık için tehlike arz etmesi pek mümkün değildir. Ancak sularımızın büyük ölçüde kirletildiği dikkate alınırsa, balığın taze olmasına ve kıyılarda tutulan balıklardan çok, açıklarda tutulanların tüketilmesine dikkat edilmesi yeterli olacaktır.Çiftlik balıklarındaki Omega-3, deniz balıkları ile aynı oranda mıdır? “Bazı balık üreticileri çiftlik balıkları iki kat Omega-3 içeriyor diyorlar. Ancak bir gerçek var ki bu balıklar yapay yem ile besleniyor ve deniz balıklarının yediği yosunu, yani yeşil Omega-3 kaynaklarını yiyemiyor demektir. İşte bu çerçeveden baktığımızda çiftlik balıkları, deniz balıklarına oranla yüzde 50 daha az Omega-3 içeriyor diyebiliriz."HAFTADA EN AZ 2 KERE TÜKETİLMELİ Haftada enaz 200 gr balıketi yenilmelidir. “Balıketi, kırmızı ete oranla daha az yağlıdır ve bazı özel yağ asitleri içerir. EPA ve DHA adı verilen bu özel asitler, et, süt, peynir gibi diğer hayvansal besinlerde yoktur. Bu yağ asitleri kan pıhtı oluşumunu engelleyerek, atardamarın tıkanmasını önler, böylece kalp krizi ve felç riskini azaltır, tansiyonu düşürür. Bu nedenle şeker hastalarının, kalp hastalığı ve felç riskinden daha çok etkilendikleri için diğer insanlara göre daha fazla balık yemelidirler.” Balıketi ayrıca diğer hayvanlara göre genel olarak daha az yağlı, bu nedenle zayıflama diyetlerinin vazgeçilmez besini… Balığın protein içeriği ete eşdeğer, fasulyede bulunan proteinlere göre de aminoasitlerin fazla olması nedeniyle daha çok sindirilir ve vücutta daha çok kullanılabilir özellikte Türkiye’nin bazı bölgelerinde iyot eksikliği nedeniyle guatr ve zeka geriliği gibi ciddi sağlık sorunları var. Oysa balık iyot bakımından da zengin bir besin. Vücudun kış aylarında daha fazla ihtiyaç duyduğu A, B1, B2 ve D vitaminleri balık tüketimi ile karşılanabilir Kılçığı bile faydalı “Balığın kılçığında bulunan yüksek orandaki kalsiyum ve fosfor kemiklerin sağlığı ve dayanıklılığı bakımından önemlidir. Bu özelliği nedeniyle kemik erimesi sorununu fazla yaşayan menopoz dönemindeki kadınlar ve yaşlıların balıketini fazla tüketmesi gerekir. Sardalya ve somon gibi konserve balıklar ve yumuşak kılçıklarıyla beraber yenilebilecek küçük balıklar, bu nedenle süt ürünleri yanında beslenmemizde daha fazla kalsiyum almanın en iyi yoludur.” Bu kadar faydasından sonra:MÜMKÜN OLDUĞU KADAR BALIĞI BOL TÜKETİNİZ VE ÇOCUKLARIMIZA SEVDİRİNİZ….HANGİ AYDA HANGİ BALIK YENİR? Her balığı her mevsim bulamadığımız gibi, hepsinin tutulma mevsimi ve lezzetli oldukları zamanları farklıdır. İşte aylara göre balığı ne zaman bulabileceğinizin kısa bir listesi:Balığın taze olduğunu şu 10 özellik ortaya koyuyor: - Taze balığın gözbebekleri dışa dönük ve parlak, solungaçları kırmızıdır- Taze balıkta deniz kokusu vardır . - Taze balığın görünümü parlaktır, renk dağılımı daha homojendir - Taze balığın pulları kolaylıkla birbirinden ayrılmaz. - Taze balığa parmakla bastırdığımızda sert yapıdadır - Taze balığın karın kısmında aşırı şişkinlik olmaz. - Taze balık suda çöker. - Taze balığın ağız kısmı genelde kapalıdır. - Taze balıkta doku kılçıklardan daha zor ayrılır. - Taze balığın iç dokusu daha sıkı ve şeffaf rengi vardır.BALIĞIN BAYAT OLDUĞUNU GÖSTERENÖZELLİKLER İSE:- Gözlerde donuk, mat görünüm, içe çökme vardır. Solungaçlarındaki kırmızı renk çok koyulaşmıştır.-Amonyak benzeri kötü koku vardır. - Görünüm parlaklığını yitirmeye başlar. Renk dağılımı bozulur. - Pullar sabitliğini yitirmeye başlamıştır. -Parmakla bastırdığımızda yumuşama başlamıştır,parmağın izi kalır. - Bayat balıkların karın kısmında gaz birikimi olur ve karında şişkinlik olur. - Bayat balık suda havada kalır. - Ağız bölümü açılmaya başlar. - Doku kılçıklardan kolaylıkla ayrılır. -Şeffaflık kaybedilmeye başlanırBalığın saklanması NEDEN önemlidir ?Taze balıklar satın alındıktan sonra 2 saatten fazla oda sıcaklığında bekletilmemeli, pişirilinceye kadar pulları ve içi hemen temizlendikten, yıkanıp, iyice kurulandıktan sonra uygun bir kapta buzdolabı ısısında muhafaza edilmelidir. Buzdolabının +5 derecelik bölümünde 3 gün, buzdolaplarının buzluklarında ki, buranın sıcaklığı 0 ila -5 derece arasındadır, 14 gün saklanabilir. Daha uzun süreli saklamalar muhakkak buzdolaplarının -18 derecelik `deep-freeze`lerinde veya bağımsız deep-freeze`lerde yapılmalıdır.deep-freeze`lerde saklama süreleri hamsi, sardalya gibi küçük balıklar için 3 ay, 3 ila 4 adedi bir kilo gelen çipura,lüfer gibi balıklar için 5 ila 6 ay. 1 kilodan büyük balıklar için ise 6 ila 8 aydır. -25ºC`lık `deep-freeze`lerde ise bu süre yaklaşık % 50 artar. Birkaç öneri : Balıklar dondurulmadan önce temizlenmelidir. Ancak hamsi, sardalya ve gümüş gibi balıklar bunun istisnasıdır. Bu balıkların temizlenmeden saklanması gerekir. Dondurduğunuz balıkları çözdüğünüz taktirde tekrar dondurmamalısınız bakteri üremesi açısından sakıncalı olabilir. Bu nedenle donduracağınız balıkları ihtiyaca göre iki veya üç kişilik porsiyonları içeren öğünlere bölerek dondurmak yukarıdaki problemin halli için tavsiye edilir. Balığı dondurmadan önce porsiyonlara bölüp alüminyum folyo veya streç folyo ile ambalajlamalı ve üzerine balığın cinsini, dondurulduğu tarihi içeren bir etiket (stiker) yapıştırmalısınız. Ambalajları önce buzdolabının 0 ila +5 C`lık bölümünce birkaç saat soğutmalı, bilahare derin dondurucuya koymalısınız. Bu işlem esnasında derin dondurucunuzu `şoklama` konumuna getirmelisiniz. Balığı çözeceğiniz zaman ise, iri balıkları buzdolabının normal kısmına alıp bir gün dinlendirerek çözebilirsiniz. Konserve balık satın alırken mutlaka etiket bilgisi okunmalı, son kullanma tarihi, Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı`ndan üretim/ithalat izni bulunmasına, kutuda delik, hasar veya bombeleşme olmamasına dikkat edilmelidir. Çiğ balık ve deniz ürünleri parazitler, bazı bakteri ve virüsler açısından risk teşkil eder. Ayrıca çiğ balık tüketiminin B1 vitamin yetersizliğine yol açması nedeniyle balığın çiğ veya az pişmiş şekliyle tüketimi sakıncalıdır. Balık pişirmede en uygun ve sağlıklı yöntemler Buğulama, haşlama veya yağsız tavada pişirmedir. Kızartma yöntemi balığın besin değerinin azalmasına ve kanserojen maddelerin oluşumuna neden olduğundan tercih edilmemelidir. Pişirirken çeşni verici olarak defne yaprağı, zencefil, nane, maydanoz,karabiber, biberiye, kekik kullanılabilir.

zeynep20
10.11.2010, 01:39
balık mevsimi açıldı bol bol üketmenizi önerim özellikle cocuklarınıza bol yedirin.

gülbin
10.11.2010, 08:14
ne guzel bır ulkede yasıyoruz yaa
balık cok severız aılece sagol canım

zeynep20
11.11.2010, 04:01
[QUOTE=gülbin]ne guzel bır ulkede yasıyoruz yaa balık cok severız aılece sagol canım[/QUOTE]
evet cnm cok guzel bir ülkede yasıyoruz ama cogu insan degerlendiremiyor
drumda bana bugun omega 3 hapı yerine doğal yolla balıkla beslenmemi soyledi haftada 2 kez balık yemeliymişim

gülbin
11.11.2010, 05:17
[QUOTE=zeynep20] [QUOTE=gülbin]ne guzel bır ulkede yasıyoruz yaa balık cok severız aılece sagol canım[/QUOTE]
evet cnm cok guzel bir ülkede yasıyoruz ama cogu insan degerlendiremiyor
drumda bana bugun omega 3 hapı yerine doğal yolla balıkla beslenmemi soyledi haftada 2 kez balık yemeliymişim [/QUOTE] ye tabı canım ya ben cagına balık yagıda ıcırmedım hıc haftada bır kere en az balık yıyoruz onun harıcınde altın balık ton balıgı felan da yıyo sımdı mevsımı haftada ıkı ye cıkardık