View Full Version: Bebekler ve Cocuklar Bolum Arsivi
Cocuk, bebek, annelik, cocuk buyutmek, bebek buyutmek, cocuk egitimi, cocuk psikolojisi Çocukların ruhsal gelişiminin sağlıklı bir şekilde devam etmesinde, cinsel eğitimin büyük rolü var. Kapalı toplumlarda çocukların sorduğu her soru görmezlikten geliniyor ya da cezalandırılıyor olsa da; uzmanlar net bir şekilde uyarıyor: Çocuğunuzun cinselliğinin farkında olun ve onu cezalandırmak yerine, cinselliğin hayatın doğal bir parçası olarak algılaması için ona yardımcı olunÇocuklu ailelerde seks hayatı mümkün olduğunca gizemli mi yaşanmalı?Eşlerin çocuk sahibi olmalarıyla birlikte, yaşamlarında yeni kaygılar gelişebilmekte. Ancak 'çocuk hissedecek' endişesiyle, eşler arası cinsel hayatın bozulması, ister istemez çocuğun yaşamını da olumsuz etkileyecektir. İletişim ve sevgi paylaşımının temelleri, ailede anne-baba ve çocuk arasındaki etkileşimle atılır. Cinselliğin çocuğun önünde yaşanması yanlıştır; ancak dokunma-öpme gibi gözlemlerin çocuğa hiçbir zararı olmadığı gibi faydası vardır. Ortalama 3 yaşına giren çocuğun genital bölgelere ilgi ve cinsel merakı başlamıştır. Kendi cinsiyetini ve cinsiyetler arasındaki farkı anlayan çocuklar karşı cinsten ebeveyne ilgi duymaya başlar ve kendi cinsiyetinden olana öfke ve kıskançlık gösterir. Cinsel isteğinin kabul edilemez olduğunu anladığında, cezalandırılacağı kaygısıyla kendi cinsiyetinden olan ebeveynle özdeşleşmeğe çalışır. Yetişkinler karşısında kendini güçsüz hisseden çocuğa; girişimciliğini ve soru sormasını engelleyen alaycı davranışlar göstermek suçluluk duygusuna yol açar. Maalesef toplumumuzda anne babalar kendi eğitimlerindeki eksiklikler nedeniyle de yaşadıkları cinsel hayatı çocuğun varlığıyla nasıl ayarlayacaklarını belirleyemiyorlar. Çocuğun cinsel ilgi ve uyanışının başlamasıyla birlikte var olan merak daha fazla anne baba ilişkisini gözlemleme gayretini gündeme getirecektir. Ancak 3-5 yaşlarındaki bir çocuğun cinselliği ve cinsel paylaşımı sadece seks figürleri olarak görmesi, onda travmatik birtakım etkiler oluşturabilmektedir. Bu yüzden normalde olması gereken eşler arası cinsel yaşamın çocuğun gözünün önünde yaşanmaması ama sürekli kaçıngan ve birbirine karşı ilgisiz eşlermiş gibi görünmemeleri de önemlidir. Çocuğun anne baba arasındaki sarılma, öpme, sevgi sözcüklerine şahit olması, ileride düzgün bir model oluşturmasına yardımcı olacaktır.Çocuklar anne babalarının cinsel hayatı olduğunu nasıl kabullenebilir? Bunun için en uygun yaş nedir?Cinsel uyanışın başladığı 3-6 yaş civarında çocuk karşı cinsten ebeveynine doğal bir ilgi duyar. Ayrıca, olan ebeveynini kıskanabilmektedir. Bu kendi içindeki çatışma hem zamanın etkisi, hem de anne baba arasındaki çocuğa uygulanan dengeli bir yaklaşımla yerini gerçeği kabul etmeye bırakmaktadır. Zaten cinsel bilgileri tam olmayan çocuğun karşı cins ebeveyne ilgisi öncelikle bir aşk gibidir. Cinsel öğeler bunu destekleyici unsurlar içermektedir.Bu yaşlarda anne babaları ayrı olanlar daha büyük sorunlar mı yaşıyor?Özellikle bu dönemde çocuğun doğal olan bu savaşımına çeşitli baskı ve cezalarla yaklaşmak ondaki suçluluk kaygılarını artırabilir. Çeşitli sebeplerle bu dönemi atlatamayıp saplanmalar yaşayan çocuklarda, ilerde anne babadan kopamama, eş seçememe, aşırı suçluluk duyguları, cinsel kaçınmalar ve korkular ortaya çıkabiliyor. Ancak bir erkek boşanmış olan annesini eşiymiş gibi hissederken, annenin de tavrı desteklemesi, 6 yaşında bitmesi gereken bu süreci uzatır.Çocuk anne ya da babasını çıplak görürse ne yapılmalı?Öncelikle, anne ve babayı çıplak görmenin aile içinde zaman zaman olabileceğini unutmamak gerekiyor. Bunun çocuğa hiçbir zararı yoktur. Ancak tabii ki doğruları ve yanlışları yasaklayıcı olmadan, yumuşak bir şekilde ona hissettirmek önemli. Çıplaklıkla ilgili olarak, çocuğa vücudu öğretmek adına çocuğun yaşını aşacak örneklerden de uzak durulması gerekiyor. Çocuk anne ve babayı çıplak gördüğünde buna ya gülerek, ya utanarak, ama sonuçta ilgiyle bakacaktır. Bunu çocuğu itici ve korkutucu bir tarzda cezalandırmadan kendimizi onun görme alanı dışına çıkartıp kadın erkek vücudunun büyüdükçe değişim göstereceğini ama bunu seyretmenin ya da açıp göstermenin çok hoş olmadığını ona basit kelimelerle ve detaya inmeden anlatmak doğru olacaktır.Çocukla anne babanın yatağı zaman ayrılmalı? Çocuklara babanın yatağına gelmeleri yasaklanmalı mı?Her çocuk anne ve babasıyla yatmayı sever. Ancak onun bireysel gelişiminin düzgün olabilmesi ayrı bir yatağının ve odasının olabilmesi önemlidir. Kendi yatağında yatması gerektiği, çocuğa sıcak ve sevecen bir şekilde anlatılmalı, sorumluluk duygusunun gelişmesine yardımcı olunmalıdır. Bugün birçok çift kendi aralarındaki cinsel soğukluğu çocuklarının onlarla birlikte yatma bahanesine sığınarak gizlediği unutulmamalı. özveri ve sabırla çocuğumuza yatağını sevdirebileceğimizi unutmayalım.Çocuklarla banyo yapmak doğru mu? Kaç yaşına kadar anne ile, baba da oğlu ile aynı anda banyoya girebilir?Ebeveynlerin çocuklarıyla banyo yapması 5-6 yaşından sonra mayo tarzı giysilerle uygundur. Ayıp kavramını baskı ve korkutucu bir unsur gibi göstermemeli ve çocuğun kendi kararlarını da bu yönde hoşgörü ile kazanmasına zaman tanınmalıdır. Ebeveynlerin birbirlerini de çocuğa korkutucu öğelerle anlatmaları, sadece çocuğu ebeveyne karşı soğutacaktır. Çocuklar doğal dürtüleri gereği karşı cinse ilgi duyduklarında bu duyguları küçümsenip cezalandırılmamalıdır. Çocuğun yaşına uygun olarak yapılan cinsellikle, yaşamla ilgili bilgilendirmeler ve doğru kimlik gelişimi zaten onun bu tecrübeleri zarar görmeden yaşamasını sağlayacaktır. Ancak ergenlikle birlikte, patolojik aşklar ve uygunsuz cinsel tecrübelerle karşılaşmaktayız. Özgür birey olma çabasındaki genç, kendi yaşam enerjisini uygulayacak doğru alanlar bulamadığında aşkı yüceltir. Genç ve ailesi arasındaki iletişim her zaman istenilen sabır, hoşgörü ve doğru şartları içeremeyebilir. Bu durumda psikiyatrik yardım kaçınılmazdır.Çocuk beş, altı yaşlarında cinselliğini keşfederse ne yapmalı hemen psikoloğa mı gitmeli?3-5 yaş arası zevkin en büyük kaynağı cinsel organıdır. Küçük yaşta keşfedilen masturbasyonu cezalar ile yasaklamak yerine kendi gizli çekmecesine koyması gerektiği öğretilmelidir.mystical2008-12-14 03:38:04
manolya80
28.04.2007, 23:32
Çocuğun kelime haznesi gelişimi ve psikolojik gelişimi açısından doğduğu andan itibaren konuşmak gerekir. Çocuk ses tonuna karşı duyarlıdır ve algılamalar doğuştan itibaren başlar. Bu algılama mana çıkarma değil duyum alma anlamındadır. Yavaş yavaş anlam çıkarma ve takibinde anlamlı ve bilinçli ifade etme gelişir. Çocuk ufak yaşlarda kendi kendine oynar ve konuşur, daha sonraki yaşlarda grup oyunlarına başlanır.
1.Yaş çocuğu: Ses çıkaran yumuşak köşesiz boyasız objelerle ilgilenir. ( Ses çıkaran civciv, ayıcık, kuş, buruşturulabilen ayıcık.
2.Yaş çocuğu: Kutular, üstüste konulabilen karmaşık olmayan basit legolar, içiçe geçirme üstüste koyma yerine yerleştirme yapabileceği objelerle ilgilenir.
3. Yaş çocuğu: Çizgi film kahramanlarına karşı merak uyanmıştır. Kahramanları sembolize eden oyuncaklar veya onların kullandığı türden eşyalar ilgisini çeker. Daha karmaşık yapbozlar, bilgisini geliştirecek türden konulu kurgulanacak legolar ( Bahçe içinde ev, hayvan, göl v.s.) bir manzaranın aynısının puzzle olarak oluşturulması vs...
4.Yaş çocuğu: Resim yapmaya özellikle seramik çalışmaları, hamurdan renkli killerden objeler yapmaya teşvik etmek, yapılan çalışmalardada yer almak ve çalışma sürecini paylaşmak mesela sen tabak yap, ben de kiraz yapayım gibi yaklaşımlarda bulunup bitirincede aferin ne kadar kabiliyetlisin demek bir anlamda onu onere etmek çok önemlidir. Okul öncesi içine girdiği ortamlara ve bu ortamların standartlarına bağlı olarak ilgi ve gelişim kulvarları çeşitlenmeye başlar.
5.Yaş çocuğu: Okul öncesi eğitim dönemidir ve önemli olan nokta bu yaş çocuğun hala oyun çocuğu kabul ederek eğitilmesidir. Yine resim, seramik gibi aktivitelerin yanısıra artık daha sofistike el becerilerini devreye sokabileceği oyma kesme, yapıştırma, kolaj çalışmaları devreye girer. Grup oyunları başlar. Sek sek, saklambaç, top oyunlarından yaşına uygun olanlar vs. gündeme gelir.
6.Yaş çocuğu: Daha gelişmiş top oyunları, değişik zeka oyunları, grup ile oynanabilecek hafıza ve zeka oyunları, koşmaca, yakalamaca. Çocuğun gelişiminde bütün bu oyunlarında gerçekleşmesinde amaç 24 saat çocukla ilgilenmek ve yanında olmak değildir. Önemli olan çocuğun sadece kendisine ait ve annesinde kendisiyle ilgilendiği ve konsantre olduğu zaman parçasını bilmesi ve bundan yararlanmasıdır. Şöyle ki işten gelen annenin bütün işleri dışında çocuğa özel olarak onun istediği herhangi bir aktivite veya faaliyeti beraber paylaşabileceği yada çocuğun yaptıklarını seyredebileceği bir zaman dilimi ayırması gereklidir. Burada önemli olan kilit nokta çocuğun kendisi ile ilgilenildiğini hissetmesi yani ilgi doyumunu yakalayabilmesidir. ...
Bebeğiniz neler yapabilir? 1 aylık bebek, görebilir, duyabilir, 2 aylık olunca gülmeye, 4 aylık olunca ise cisimleri iki eliyle kavramaya, kendi kendine oynmaya başlar. 6 aylık bebek destekle oturabilir, 9 aylık olunca destekle birkaç adım bile atabilir.Aşağıdaki gelişim kategorisi çocuğunuzun bulunduğu gelişim seviyesini daha iyi değerlendirebilmenizi sağlasa da, çocuğunuzun bu özelliklerin hepsini taşımasını beklemeyin. Unutmayın, her çocuk birbirinden farklıdır! Tavır, davranış ve vücut gelişimi çocuktan çocuğa farklılıklar gösterir... İKİ HAFTALIK BEBEĞİNİZ NELER YAPABİLİR? -Bebek kolları ve bacakları hafif bükülmüş olarak yatar. -Bu dönemde emme, yakalama, arama gibi yeni doğan dönemine ait refleksler (otomatik hareketler) bebeğin tek hareketleri olabilir. -Zaman zaman bakışınızı yakalayıp size bakabilir. Bu durumda ona bakarak, gülümseyerek, başınızı sallayarak yanıt vermeye çalışın. -Bulanık görür. 20-25 cm mesafeyi seçebildiği için onu tutanı çok rahat görebilir. -Henüz başını kaldıramaz, yatarken dönemez ve oturamaz. -Sakin olduğu kısa dönemler olacaktır; bu dönemlerde ona şarkı söyleyin, konuşun, evde gezinin. BİR AYLIK BEBEĞİNİZ NELER YAPABİLİR? -Görebilir, duyabilir, tat alabilir, acıyı hisseder! -Başını tutabilir, karın üstü yattığında başını sağa-sola çevirebilir. -Emerek kendini sakinleştirebilir. -Agu- ıkınma sesi- kumru sesi-mırıldanma gibi sesler çıkarmayı dener. -Kısa süreli izleyebilir, yakın tutunca dikkatle bakabilir. -Sizi tanıdığını belli edebilir. Sesinizi duyunca sakinleşebilir. -El ve ayaklarının farkına varmaya başlar. İKİ- ÜÇ AYLIK BEBEĞİNİZ NELER YAPABİLİR? -Başını daha uzun süre dik tutabilir, göğsünden destek alıp kalkmaya çalışabilir. -Ellerini bacaklarını sallamaya, basmaya çalışabilir. -Parmaklarını açabilir, ellerini birleştirip ağzına götürebilir ama henüz elini bütün olarak kullanır. -Gülmeye başlar, tanır. Tek heceli sesler çıkarmaya, cıvıldamalara başlar. -90-180 derece izleyebilir. DÖRT AYLIK BEBEĞİNİZ NELER YAPABİLİR? -Etrafıyla ilgilenmeye başlar, yatmak değil oturmak ya da dolaştırılmak ister. Biraz destekle 1-2 dakika oturabilir. -Karnının üstüne yattığında elleriyle itip minik push-up’lar yapar, hatta bir tarafa dönebilir. -Uzanıp cisimleri iki eliyle kavrar, biraz inceleyip sonra ağzına götürür. Salyası bollaşır. -Kendi kendine oynayabilir. -Tek heceler 4-5 aylarda çıkmaya başlayabilir, ancak anlamlı değildir. -Çığlık atmayı dener. -Bebeğinizin kişiliği belirginleşmeye başlar. Size tüm yüzü ve vücuduyla yanıt vermesi yakındır. ALTI AYLIK BEBEĞİNİZ NELER YAPABİLİR? -Artık herşeyi görüp izleyebilir. -Destekle oturabilir. Eğer ek gıdalara geçtiyseniz kaşıkla beslenmeyi bebek otururken yapmalısınız. -Her iki yöne de dönebilir. Yüzükoyun yatarken poposunu havaya kaldırmaya bile çalışabilir. -Bebek 3 boyutu kavrayabilir ve büyüklük ve şekillerine göre cisimleri gruplandırabilir. -Aynada, arkasında sizi görürse, arkasına bakıp sizi arayabilir. -Bir eliyle kavradığı cismi diğer eline geçirebilir, iki saplı bir bardaktan yardımınızla su içebilir. -Cisimleri birbirine vurur, ellerini birleştirir, oyuncağını tek eliyle tutabilir. -Sesli güler, çığlıklar atar. -Bebeğiniz artık eğlenmeye başlar. Sizinle saklambaç oynayabilir. -Yabancıları ayırmaya başlayabilir. -Emme, baloncuklar çıkarma, yalama; konuşma öncesi hareketlerdir. DOKUZ AYLIK BEBEĞİNİZ NELER YAPABİLİR? -Bebekler ayağa kalkmak için kendilerini çekmeye başlarlar. -Ses çıkarmak için bir şeyleri birbirine vurmaya bayılırlar. ‘Baba’, ‘mama’ gibi sesler çıkarmaya başlarlar. -Bebeğiniz bu dönemde eşyaları, kaplara koyup çıkarabilir. -Bazı 9 aylıklar, destekle birkaç adım bile atabilir. Bebeğiniz ayrıca, dizlerini kırarak eğilmeyi ve ayakta durduktan sonra tekrar oturabilmeyi öğrenir. -Bu yaştaki bir bebek, hareket etmenin verdiği özgürlük duygusu ile emekleyerek veya iki ayak üzerinde, hareket etmek, ulaşmaması gereken şeyleri almak ister. -Bu yaşta, belki de merdivenleri emekleyerek çıkabilir ve eşyalara tutunarak hareket edebilir. -9-10 aylık olunca bebekler bir şekilde oda içinde sürünerek, emekleyerek, eşyalara tutunup sıralayarak dolaşmaya başlarlar. -Bir oyuncağını uzaklaştırırsanız, gittikçe daha çok kendine güvenen bebeğiniz buna karşı çıkacaktır. Aslında artık kendi istek ve ihtiyaçlarını belirtmeyi öğrenmeye başlıyor. -Problem çözme yeteneği gelişir ve şimdi şeffaf bir kabın içinde gördüğü oyuncağı almak için direkt uğraşmak yerine kapağını açmayı dener. Dil gelişimi: -Kelimeleri kullanmasa da, onları anlar. ?ba?, ?ma? gibi heceleri tekrarlayarak gerçek kelimeleri taklit etmeye uğraşır. (Sakın çok heyecanlanmayın, henüz konuşamıyor, ancak heceleri tekrarlıyor.) -Kelimelerinizden çok, tonlamanızdan anlam çıkarır. -Onunla ne kadar çok konuşursanız-yemek hazırlarken, araba kullanırken, üzerini giydirirken- o kadar çabuk iletişim yeteneklerini geliştirir. -Bir çalışmada, çocukların bir gün içinde ne kadar çok kelime duyarsa, o kadar zeki olduklarını gösterilmiş. (Tabiki televizyondan veya arka plandaki sohbetlerden duyulan kelimeler değil; bebeğinizin anlamasına yardım etmek için konuşmalar interaktif olmalı.) BİR YAŞINDA BEBEĞİNİZ NELER YAPABİLİR? -Kendi başına ilk adımlarını bu yaşta atabilir. (Aslında bunu, bundan sonraki birkaç hafta veya ay yapamayabilir, yani eğer bu ay yürüyemezse üzülmeyin). -Çoğu çocuk bu ilk adımları parmak ucunda, ayakları dışa dönük olarak yapar. -Kaşık kullanarak, her ne kadar ağzını ıskalasa da kendini beslemeye başlayabilir. -‘Mama’ ve ‘baba’ dışında birkaç kelime daha bilebilir. -Uyduruk bir dille konuşabilir. -Her şeyi itmenin, fırlatmanın ve yere çarpmanın çok eğlenceli olduğunu düşünür. -Oyuncağını size verir, geri alır. -Blokları bir kaba doldurur, boşaltır. Bu kaplar ve tavalar için de geçerlidir. -Küçük olanları, büyük olanların içine koyar, ayrıca onları birbirine çarparak korkunç gürültüler çıkarır. ONBEŞİNCİ AYDA ÇOCUĞUNUZ NELER YAPABİLİR? -Artık yürüyor hatta koşmaya çalışıyor olabilir. Eğilip yerden bir cismi rahatça alır. -Parmağıyla işaret eder, vücut kısımlarını bilebilir. Çizgi çizebilir. -Üst üste 2 küp koyabilir. -Çocuğunuz yeni şeyleri kurcalamaktan, araştırmaktan zevk alır. -Yeri süpürmek, silmek, çamaşır yıkamak gibi aktiviteleri taklit edecektir. -En az 1 anlamlı kelime söyler. ONSEKİZ AYLIK ÇOCUĞUNUZ NELER YAPABİLİR? -Koşabilir, topa vurabilir. -İki basamaklı bir komutu yerine getirebilir. Hafızası gelişmeye başlar. -Vücut kısımlarını bilir. -5-10 kelimesi olabilir. -İsteklerini belirtebilir. -3-4 küple kule yapabilir. Anahtarları, düğmeleri çevirebilir. -Saçını tutmak, sallanmak, parmak emmek gibi kendini rahatlatıcı bazı alışkanlıkları oluşabilir. İKİ YAŞINDA ÇOCUĞUNUZ NELER YAPABİLİR? İki yaşında fiziksel gelişim -Sürekli hareket halindedir. -Kolay yorulur Koşar ve tırmanır. -Tek başına merdiven iner ve çıkar. -Ayak ucuna basarak yürümeyi becerebilir. -3-5 küpü üst üste koyar. -Rastgele çizgiler çizerken artık kontrollü yazmaya başlar. -Büyük butonları açıp kapatabilir -Tuvalet ihtiyacında daha bağımsızdır. (Hala biraz yardıma ihtiyacı olabilir.) -Gece uykuya yatırmak zorlaşabilir. İki yaşında sosyal gelişim: -Oldukça gerçekçi taklitler yapar. -Kardeşleriyle daha fazla ilgilenir. -Cinsiyetini bilir. -Hayali bir oyun arkadaşı yaratabilir. -Diğer çocuklarla birlikte olmak ister ama onlarla oyun oynamaz. -Paylaşmayı sevmez. -Her şeyi ‘benim’ diye sahiplenir. -Diğer çocukları tırmalayabilir, ısırabilir, vurabilir veya itebilir. İki yaşında duygusal gelişim: -Kolay sinirlenir ve çok sabırsızdır. -Bağırıp çağırır, yumruklar atar. -Kendi istediklerini yapmak ister. -Günlük düzen bozulunca sinirlenir. İki yaşında zihinsel gelişim: -Konuşmaya ilgisi artmıştır. -Çocuk dili kullanır. -3-5 kelimeli cümleler kurar. -Konuşabildiğinden daha fazla sayıda kelimenin anlamını bilir. -Kendi işini kendi yapar. -İkna etmek giderek zorlaşır. -Alternatifler arasında seçim yapamaz. ÜÇ YAŞINDA ÇOCUĞUNUZ NELER YAPABİLİR? Üç yaşında fiziksel gelişim -Kendi kendine yardımsız yemek yer. -Zıplar, koşar, parmak ucuna basarak yürür. -Üç tekerlekli bisiklet sürer. -Merdiven inip çıkar. -Kendi soyunabilir, ancak giyinmek için yardıma ihtiyacı vardır. -Büyük butonları açıp kapayabilir. -Pastel boyaları daha iyi kullanır. -Süt dişleri düşebilir. Üç yaşında sosyal gelişim: -Anne, babasını idolleştirir. -Telefona cevap verir. -Büyüklerden onay almak ister. -Sınırlamaları sürekli test eder. -Sıklıkla yalnız oynamayı tercih eder. -Hayali bir oyun arkadaşı olabilir. -Diğer çocuklarla oyunlar kurar. -Oyunda sırasını bilir. Üç yaşında duygusal gelişim: -Daha sakin ve uyumludur. -Bazen ağlama ve tutturmaları olabilir. -Yabancı olduğu nesne ve faaliyetlerden korkabilir. -Bazen bebek gibi davranabilir. -Rüyaları hakkında konuşmaya başlayabilir. Üç yaşında zihinsel gelişim: -Yaşını, adını, soyadını, oturduğu semti bilir. -Yaklaşık 1.000 kelime bilir. -Bazı gramer prensiplerini kavrar. -Bazı hikayeleri tekrar tekrar dinlemekten hoşlanır, öğrenebilir. -Temel renkleri tanıyabilir. -Bazı çok basit sorumluluk üstlenebilir. -Merak edip sorular sorar. -Dikkat süresi birkaç dakikadan uzun değildir. DÖRT YAŞINDA ÇOCUĞUNUZ NELER YAPABİLİR? Dört yaşında fiziksel gelişim: -Sıçrama,koşma,tırmanma yeteneği artar. -Kolay yorulur. -Sakardır. -Bağırmaktan hoşlanır, beklenmedik seslerden korkar. -Kendi kendine tuvalet ihtiyacını karşılar. -Kendi giyinir,soyunur,fermuarını çeker. -Bildiği nesnelerin resmini çizer. Dört yaşında sosyal gelişim: -20 dakika süreyle televizyon seyreder. -Son karar için ailesine danışır. -Sınırlamaları test eder. -Tepkinizi gözlemek için argo sözler kullanır. -Grup aktivitelerine hazırdır. -Farklı cinsiyet rollerini bilir. -Yetişkinlerin aktivitelerini taklit eder. Dört yaşında duygusal gelişim: -Zaman zaman bebek gibi davranır. -Yeni korkular gösterebilir. -Şakacı olma eğilimindedir. Dört yaşında zihinsel gelişim: -Yaklaşık 1.500-2.000kelime bilir;4-5 kelimeli cümleler kurar. -Eğlenceli, abartılı hikayelerden hoşlanır. -Ona kadar sayabilir; bazı şekilleri tanır. -Bazı zaman kavramlarını anlamaya başlar. (dün,bugün,yarın) -Sürekli ‘neden’ diye sorar. -Yardımsız oyuncaklarını toplar. -Basit işlerde yardım etmeyi sever. -Doğru ve yanlış arasındaki farkı anlamaya başlar. -Hayal ile gerçek hayatı ayırma yeteneği gelişir. BEŞ YAŞINDA ÇOCUĞUNUZ NELER YAPABİLİR? 5 yaşında Fiziksel gelişim: -Süt dişleri düşmeye başlayabilir. -Sağ veya sol el tercihi belirginleşir. -Ayrıntılı yapıları kurar. -Kolay yorulur. -Kendi başına banyo yapar, yemek yer, giyinir, tuvalete gider. -Semistructured oyunlara katılmaya başlar. -Hareketli oyunlardan hoşlanır. -Sesli ritim çalgılardan hoşlanır. -Doğum ve üreme hakkında sorular sorar. Beş yaşında duygusal gelişim: -Duygularını kelimelerle ifade etmeye başlar. -Kolayca utanır and cannot yet laugh at self. -Ölüm hakkında duygular ortaya çıkar. -Aşırı yaramazlıklar yapar. -Bağımsızlıktan hoşlanır. -Ağır başlı ve güvenilirdir. Beş yaşında sosyal gelişim: -Kurallara daha fazla uyumludur. -Bazen ispiyon (tattle), kötü söz (name-call), vurma, itme gibi davranışlar gösterebilir. -Farklı cinsiyet rollerini bilir. -Basit grup ödevlerine uyum gösterir. -Büyükleri sevindirmekten hoşlanır. -Takes turns during playing and speaking. -Diğer çocuklarla daha rahattır. -Aile aktivitelerine çok ilgilidir. Beş yaşında zihinsel gelişim: -Harf ve kelime farkını anlamaya başlar. -Oyunları daha fazla süreyle devam ettirir. -Has developed an overall image of self. -Gerçekleri ister. -Temel renkleri bilir. -Sağ ve sol kavramını anlar. -2.000-2.500 kelime bilir. -Kolay ev işlerine yardım edebilir. -Adres ve telefon numarası öğrenebilir. -10’a kadar sayabilir. -Karşıtlık kavramını anlamaya başlar. -6-8 kelimeli cümleler kurabilir. -Paraları ayırt eder. -Sabah, öğleden sonra, akşam, dün, bugün, yarın gibi kavramları anlar. -Gerçek hayat ile hayal ürünü arasındaki farkı daha iyi ayırt eder. -Tek düşüncenin kendisininki olduğuna inanır. ALTI YAŞINDA ÇOCUĞUNUZ NELER YAPABİLİR? Altı yaşında fiziksel gelişim: -Oyunlarda aktif rol almayı sever. -Bazı motor kabiliyetleri gelişmektedir. -Banyo yapmak istemeyebilir. -Mum boyayla iyi boyar ancak yazı yazma ve kesmede zorlanabilir. Altı yaşında duygusal gelişim: -Ruh hali oynaktır. -Eleştirilmekten hoşlanmaz. -Yanlış yapmaktan çekinir. Altı yaşında sosyal gelişim: -Oyun oynarken kurallar koyar. -Arkadaşlarını değerlendirebilir. -Yaşıtlarıyla ortak oyunlar kurar. -Özgürlüğüne düşkündür. Altı yaşında zihinsel gelişim: -Basit ev işlerini yüklenebilir. -100’e kadar sayabilir. -Şekil, zaman, renk, sayı gibi kavramları daha iyi anlar. -Kaza ve maksatlı davranışları artık algılayabilir. -Dikkat süresi 15 dakikayı geçmez. -Fikir farklılıklarının olabileceğini anlar. SEKİZ YAŞINDA ÇOCUĞUNUZ NELER YAPABİLİR? Sekiz yaşında fiziksel gelişim: -Yazı ve çizgisi ince motor yeteneğinin artmasıyla hızla ilerleyecektir. -Dış görünümü ve davranışları konusunda rahattır. -Kilosu ve boyuyla ilgilenir. -Sonsuz enerjisi vardır. Sekiz yaşında sosyal gelişim : -Tartışır, bazen üstünlük taslar. -Aynı zamanda sevgi dolu ve tepkilidir. -Başkalarının fikirlerine yorumlar getirir. -Arkadaşları arasında gruplaşmalar başlar. -Sır saklar. -Karşı cinse biraz hırçındır. Sekiz yaşında zihinsel gelişim : -İdealistir. -Çeşitli projeler geliştirir; koleksiyon yapar. -Verilen işi bitirmekten gurur duyar. Sekiz yaşında ruhsal gelişim : -Hemen utanır. -Korku, kızgınlık, üzüntü gibi duyguların paylaşıldığını hisseder. -Umudu kolay kırılır
manolya80
28.06.2007, 13:57
Araştırmalar göstermektedirki babanın yakın ilgisinin, çocuğun sosyal, fiziksel ve duygusal gelişimi üzerinde olumlu etkileri vardır.
• İlk aylarda baba tarafından yoğun ilgi ve bakım gören bebeklerin çevreleriyle iletişim kurmada daha istekli olduğu belirtilmektedir.• Babanın çocuğun bakımıyla yakından ilgili olması özellikle erkek çocuklarda, ileriki yaşlarda karşı cinse şiddet uygulama eğilimini düşürmektedir. Tek başına bir anne tarafından yetiştirilen çocuklar büyüme süreçlerinde sadece anneyle beraber oldukları için en ufak mutsuzluklarını ya da sorunlarını bile direk anneye bağlayabilir ve ileriki yaşlarda anneye, dolayısıyla karşı cinse karşı olumsuz tepkiler geliştirebilirler. Babanın çocuğun büyüme sürecindeki aktif rolü ise bu olasılığı düşürmektedir.• Yapılan araştırmalar babalarının yakın ilgisiyle büyüyen çocukların genelde kendilerini ifade etme ve iletişim kurabilme konusunda daha becerikli olduğunu göstermiştir.• Babanın, çocuğun bireyselleşmeyi öğrenmesi üzerinde rolü büyüktür. Çünkü anneler çocuk bakımında çok daha korumacı, denetleyici bir yaklaşım sergilerken babalar çocuğun çevreyi ve hayatı keşfetme aşamasında ona daha fazla özgür alan bırakmayı tercih eder. Örneğin çocuk hayatında ilk kez yabancı bir varlıkla (bir köpek, yeni bir oyuncak gibi ) karşılaştığında anne çocuğa mümkün olduğunca yakın durarak onun rahatlamasını, güvende hissetmesini sağlar. Oysa babalar genellikle daha geri planda kalarak çocuğun bu yeniliği tek başına keşfetmesine olanak sağlar. Böylelikle çocuk ebeveynlerden ayrılmak durumunda kaldığında ya da yabancı kişilerin yanındayken de rahat olmayı, ağlamamayı öğrenir.• Yetişme sürecinde babanın aktif rol oynadığı çocukların içgüdülerini kontrol etmede ve sosyal adaptasyonda daha başarılı oldukları bilinmektedir.
ÇOCUKLARIMIZA DİKKAT EDELİM
* Çocuğunuz 2 saatten fazla devamlı ağlamışsa, * Bebeğiniz 1 aydan küçük ve hastaysa, * Bebeğinizi incitmekten korkuyorsanız, * Bebeğiniz çok hasta gibi duruyorsa,Doktorunuzu hemen arayın.Eğer ; * Ağlayan bebeğinizi sakinleştirınek için bir yol bulamadıysanız, * Ağlama 4 aydan daha sonraya ulaşmışsa, * Bebeğiniz yeteri kadar kilo alamıyor veya açsa, * Veya başka şeyler düşünüyorsanızDoktorunuzu arayınız.
butterfly
07.07.2007, 05:55
Anne-baba olmanız, vaktinizin çoğunu bebeğinize vakfetmeniz, tatillerden ve yolculuklardan vazgeçmenizi gerektirmiyor. Bebeğinizi de yanınıza alarak ailecek güzel vakit geçirebilirsiniz. Sizi ürküten bir bebekle yolculuksa, o zaman şu önerilere bir göz atabilirsiniz.
Genel öneriler:
Yolculuğa çıkmadan önce, ihtiyaç duyabileceğiniz her şeyin bir listesini yapın ve bu listeye sadık kalın.
Yemek ve yatma zamanı için saat belirleyip, bebeğinizi hep aynı saatte yedirip uyutmaya gayret edin.
Bebeğinizin kendisini daha güvende hissedebilmesi ve yabancılık çekmemesi için, sevdiği bir battaniyeyi veya oyuncağı yanınıza alın.
Bir tane seyahat yatağı ya da oyun parkı satın alıp, tatile gitmeden önce bebeğinizin buna alışmasını sağlayın. Eğer bunu yapamıyorsanız, kalacağınız oteli arayıp böyle bir hizmetleri olup olmadığını öğrenin.
Yanınınıza mutlaka fazladan bebek bezi ve içinde derece, bandaj, (varsa) bebeğinizin kullandığı ilaçlar ve bebeğinizin doktorunun numarası olan bir ilk yardım çantası alın.Arabayla yolculuk yapacaksanız:
Bebeğinizi kucakta ya da koltukta oturtmak yerine, mutlaka bebekler için yapılmış araba koltuğunda oturtun. Eğer bebeğiniz huysuzluk yaparsa, arabayı durdurun. Onu, araba hareket halindeyken asla koltuktan çıkarıp kucağınıza almayın. Bunu bir kere yaparsanız, kırılması zor bir alışkanlığa dönüşür.
Oynaması için yanınıza çok sayıda oyuncak alın ama hepsini bir anda eline vermek yerine, sıkıldıkça birer birer verin. Bu, yolculuğu onun için daha ilginç hale getirir.
Arabada sert, ağır ve sivri eşyalar varsa, bunları kaldırın. Böylece ani fren yapmanız gerekirse, bunları etrafa saçılıp bebeğinize zarar vermesini önlemiş olursunuz.
Acele etmeyin, bol ve duraklayarak yola devam edin. Mesela her iki saatte bir durup, etrafa bakının, vücudunuzu esnetin, gerekiyorsa bebeğinizin bezini değiştirin.
Yolculuğa çıkmadan önce, bebeğinizin sevdiği kitap ve şarkıları bir kasede kaydedin. Daha sonra yolda mola verdiğinizde bebeğinize bunları dinletin.
Mümkün oldukça eşinizle değişmeli olarak arabayı kullanın ve bebeği eğlendirme görevini de sırayla üzerinize alın.
Yanınızda atıştırmalıklar, bebeğinizin yiyip içebileceği şeyler getirin. Eğer etrafı kirletmek istemiyorsanız, fazla kırıntı bırakmayacak gıdaları tercih edin.Uçakla yolculuk yapacaksanız:
Genellikle daha geniş oldukları için rezervasyon yaptırırken ön koltukları isteyin.
Seyahate çıkacağınız zamanları herkesin yollarda olduğu bayram tatili gibi tatillerin dışındaki zamanlara ayarlamaya çalışın. Böylece uçaklar daha boş olur ve etrafınızda bebeğiniz için fazladan koltuk bulma şansınız artar.
Havayoluna bebeğinizin araba koltuğunu kullanıp kullanamayacağınızı sorun. Buna onay vermezlerse bile koltuğu mutlaka yanınıza alın; çünkü araba kiralamaya kalkarsanız, bebek araba koltuğu bulamayabilirsiniz.
Yanınıza bebeğinizin yiyebileceği şeyler alın. Hele de kısa mesafe uçuyorsanız, yedirecek bir şey bulamayabilirsiniz.
Uçağa binmeden önce, havaalanında bebeğinizin altını değiştirin. Uçakta da yapabilirsiniz ama alan kısıtlı olduğundan zorlanabilirsiniz.
Çocuğunuz için hazırlayacağınız çantaya ihtiyacı olabilecek ilaçları, oyuncakları, giysileri, ortalığa dökülüp saçılmayacak yiyecek ve içecekleri ve yeterli miktarda bebek bezini koyun. Bebeğinize fazladan giysi koyarken, kalabileceğiniz ufak kaza riskine karşılık kendinizi de ihmal etmeyin.
Uçak kalkış ve inişleri bebeğinizin kulaklarını rahatsız edebilir. Bu esnada biberonundan bir şeyler içmesi, emzik ya da meme emmesi işe yarayabilir.
butterfly
07.07.2007, 05:57
BEBEKLER NEDEN AĞLARGaz:Bebekler bir dertleri olduğunu genellikle ağlayarak bildirir. Ağlaması için altının ıslak olması, karnının aç olması gibi bir neden yoksa, bir rahatsızlığı olabilir. Bu sıkıntının en önemli sebeplerinden biri de gazdır. Bebeklerin sindirim sistemleri tam olarak gelişmediğinden, gazları olabilir. Bu durumda bacaklarını karınlarına çekerek ağlarlar. Karnına masaj yapmak bebeği rahatlatabilir. Doktorunuza danışmadan hiçbir şey kullanmayın. İlaç veya sindirimi kolaylaştırıcı çaylar vs... kullanmak bebeğiniz için çok sakıncalı olabilir. İshal:Bebeklerin sindirim sistemi ile ilgili bir diğer rahatsızlıkları ishaldir. Anne sütü dışkılaması ile ishali karıştırmayın. Bebekler zaten sarı renge yakın, cıvık kıvamda dışkı yaparlar; bu normaldir. Ancak her zamankinden fazla sümüksü, değişik renkte ve kokuda dışkı, ishali gösterir. Bebek beraberinde kusabilir. Genellikle virüsler olmak üzere, bakteriler ve parazitler ishale neden olabilir. Bebeğiniz ishal olursa anne sütüne devam edin ve en kısa sürede doktorunuza danışın. Kabızlık:Anne sütü ile beslenen bebeklerde genellikle kabızlık olmaz. Bebek kakasını yapamıyorsa 2-3 gün beklenmelidir. Daha sonra doktora danışılarak tedavisi yapılmalıdır. Ancak bu sürede çok şikayeti varsa, doktorunuza danışın. Bebekler yedikleri yemeğin bir kısmını gaz çıkarırken veya kendiliğinden çıkarabilirler. Bu gerçek, bildiğimiz anlamda kusma değildir ve endişelenmeyi gerektirmez. Bu durum zamanla azalacaktır. Pamukçuk:Bebeğin ağzında pamukçuk adı verilen beyaz lekeler oluşabilir. Bunlar süt kalıntılarından ayırt edilmelidir. Nedeni bir cins mantardır. Ağrılı olduğundan, bebeğin beslenmesini engeller. Temizliğe dikkat edilirse pamukçuk gelişimine nadiren rastlanır. Bu hastalığı fark ederseniz doktorunuza danışın. Ateş:Evinizde bebeğin ateşini ölçmek için bir derece her zaman bulunsun. Bu, aile bireylerininkinden farklı, bebeğe özel olsun. Kullandıktan sonra yıkayıp kolonya ile silerek kaldırın. Bebeğin ateşinin olması demek, sizin bebeği sıcak hissetmenizle ilgili değildir. Mutlaka ölçerek ateşinden emin olun. Vücut sıcaklığı, enfeksiyonlar açısından önemli bir göstergedir. Koltuk altından ve makattan ölçüldüğünde, vücut sıcaklığının normal değerleri farklıdır. Makattan ölçüldüğünde, 36.5-37.5 0C normaldir. Koltuk altından 37.3 ve makattan 37.5 dereceyi geçiyorsa, bebeğin ateşi var demektir. Doktorunuzu arayın ve mümkünse hemen gidin. Doktora gidene kadar yapmanız gereken en önemli şeylerden biri, bebeği fazla giysilerden kurtarmaktır. Üzerini örtmeyin. Bebeklere ateş düşürücü olarak aspirin verilmemesi gerektiğini aklınızda tutun. İlk anda verilecek ateş düşürücü, "parasetamol" içeren ilaçlardır. Doktorunuz uygun ateş düşürücüyü verecek ve hastalığına yönelik tedaviyi uygulayacaktır. Bebeğin ateşi çok yüksekse ve doktora gidemiyorsanız; ilaç verdiğiniz halde ateşi yükselmeye devam ediyorsa, ılık su ile vücudunu yıkayın. Bunun dışında bebeğin vücudunda gördüğünüz döküntü, huzursuzluk, sürekli ağlama ya da sizi endişelendirecek başka bir şey olduğunda doktorunuza danışın. mystical2008-07-21 15:02:18
BEBEKLERDE EMZİK ALIŞKANLIĞIAvantajlar:- eğer bebeğiniz emzik emmeyi seviyorsa ve rahatsız olduğunda emziği verin bu bebeği sakinleştirecektir.- eğer bebek uyuduğunda emzik ağzında kalıyorsa, bebek uyanınca tekrar emecek ve uykuya tekrar dalacaktır.- bebek emzik emiyorsa büyük ihtimalle parmağını emmeyecektir.
Dezavantajlar:
- bebek bir kez alıştığında emziksiz yapamaz. Yıllar boyunca kullanabilir ve bırakmakta zorlanır.- emzik genellikle derin uykuda düşer. Bebek uyaninca emzigi tekrar emmek ister. Bu da onu uyandirir.- uyanıkken emziği emen bebek ses çıkarmayı azaltır. Ve oyuncakları ağzıyla keşfetmeyi erteler.- her seferinde temizleyemiyorsanız emzikler hijyenik değildirlermystical2008-07-21 15:03:48
Ne Zaman Hangi Oyuncak...
İlk aylarda bebeklerin duyularını harekete geçirecek oyuncaklar çok uygundur. Parlak renklerde ve ses çıkaran, sallanan oyuncaklar. Bunları sağa sola , yukarı aşağı hareket ettirerek ilgisini çekebilirsiniz. Ayrıca görme ve işitme duyularını harekete geirebilirsiniz.
Müzik kutuları, aynalar, yatağı için dönence uygun oyuncaklardır. Bebeğin ayağıyla oynayabileceği beşik jimnastiği tarzı oyuncaklar kaba motor gelişimi hızlandıracaktır. Ayrıca aktivite gerektiren oyuncaklar sebep sonuç ilişkisini kurmasına yardım edecektir. Küçük bebekler için yapılmış düğmeye basınca müzik çalan ya da ışık yanan oyuncaklar gibi.
6-12 ay arası; bu aylarda bebeğinizi bloklarla tanıştırabilirsiniz. Bebeğin yaşına uygun çeşitli büyüklüklerde tahta, plastik ya da bezden küpler bulabilirsiniz. Yine çeşitli büyüklükte yumuşak bebek toplarıyla oynayabilir. Bebekler için yapılmış doldurulmuş hayvanlardan, çeşitli ev eşyalarının gerçeklerinden ya da oyuncaklarından çok hoşlanırlar. Mesela telefonlar, tahta kaşıklar, tencereler, boş kutular.
12-24 ay arası; müzikli oyuncaklar, arabalar, doldurulmuş hayvanlar (özellikle ayakta duran, üzerine binilebilen ya da kucaklanabilen hayvanlar), doldurulup boşaltılabilen oyuncaklar, bebekler için yapılmış yap boz oyuncaklar, çizim tahtası, aktivite masaları, zıplayan toplar, üzerine binilebilen pedalsız oyuncaklar, kova- kürek, bebek legoları, çekilebilen ya da itilebilen oyuncaklar, iç içe geçen kaplar.
2 yaş için temel oyuncaklar; üzerine binilen, itilen, sürülen oyuncaklar, büyük toplar, parlak renkli boyalar, parmak boyaları, oyun hamurları, masa ve sandalye, yap-boz, legolar, kova, kürek, ev eşyalarının modelleri.
Her türlü köpük oyuncak, uzun saçları olan bebekler, plastik balonlar bu yaş ve altı için sakıncalı oyuncaklardır. Akülü arabalar ve pedallı oyuncaklar ise 2 yaş için uygun değildir.
Oyunlar...
İlk aylarda bebeğinizle yakın temasda bulunmanız, ona sık sık sarılmanız, evi gezdirmeniz, onunla konuşmanız zaten yeterlidir. Yüzünüzü değişik şekillere sokun, parlak renkli ses çıkaran bir objeyi sallayarak sağa sola yukarı aşağı hareket ettirin, dilinizi çıkarın, çıngırağını sallayın.
Bebeğiniz altı aylık olduğunda; bir eliniz göğsünün altına diğerini poposuna koyarak ayaklarıyla kucağınıza vurmasını sağlayarak zıplatın. Bir süre sonra kendi zıplamaya başlayacak ve bundan büyük keyif alacaktır. Oturur durumdan dizinizin üstünde ayağa kaldırarak çekin. Onu uçurun. Ellerinizle çok iyi destekleyerek omzunuza alın evde gezdirin.
Parmak oyunu: Bebeğinizin elinin üstüne ya da avucununun içine dokunarak "buraya bir kuş konmuş" deyin sonra baş parmağından başlayarak parmaklarını teker teker tutarak her seferinde "bu tutmuş, bu eve götürmüş, bu pişirmiş, bu yemiş" deyin. En son serçe parmağında "bu da okuldan gelmiş hani bana hani demiş" diyerek onu gıdıklayın.
Örümcek oyunu: İşaret ve orta parmağınızla bebeğinizin üzerine yavaş yavaş tırmanın bu arada "gelmiş, gelmiş, gelmiş" deyin. En son bebeğinizin boynunun altında ya da koltuk altlarında onu gıdıklayarak "bunları da yemiş" deyin.
Cee oyunu: Yüzünüzü elinizle kapatarak açın ve "cee" deyin. Yüzünüzü elinizle kapattığınızda "anne nerde?" diye sorun.
El çırpma oyunu: Şarkı söylerken el çırpın. Sonra onun ellerini de çırpın.
Bu Kadar: "Bebekler ne kadar büyük" diye sorun bebeğinizin ismini de kullanabilirsiniz. Sonra kollarını açmasına yardım ederek "Kocaman" ya da "Bu kadar " deyin. Zamanla siz sorduğunuzda o kendiliğinden kollarını açacaktır.
Göz-burun-ağız: Bebeğinizin ellerini tutun sırayla kendi gözünüzü, burnunuza ve ağzınıza değdirin. Bu arada hepsinin ismini söyleyin.
Bebeğimin GünlükTemizliği...
İlk Aylarda: Bebeğinizi her gün yıkamasanız da mutlaka günlük temizliğini yapmalısınız. Bunun için kaynatılmış ılık su ve pamuk kullanın. Pamuğu her seferinde tek bir hareket yaparak sürün ve hemen yenisiyle değiştirin. Yani ileri geri hareketlerle ovalayarak değil. Bebeğinizin alnını yanaklarını ağız çevresini, çenesini ve boynunu silin.
Gözlerini silerken çok hassas davranın çünkü burası mikrop kapmaya elverişlidir. Gözlerini burundan kulak yönüne doğru tek hareketle silin. Daha sonra kulak arkalarını ve kulağın içini de pamukla silin. Kulak deliğine dokunmayın, kulak çöpü kullanmayın. Burayı temizlemeniz gerekmez. Ayrıca ellerini, parmak aralarını silin. Sildiğiniz yerlere daha sonra bebe yağı sürün.
Bebeğiniz Hareketlendiğinde: Bebeğiniz etrafta dolaşmaya başladığında özellikle elleri çok çabuk kirlenecektir. Ancak aşırı hijyenik olmayın. Her gün bir ya da iki kez bebeğinizin ellerini su ve sabunla yıkamanız yeterlidir. Dışarıya çıktığınızda onun toprak ve kumla oynamasına, elbiselerini kirletmesine izin verin. Eve geldiğinizde giysilerini değiştirip ellerini yıkamanız yeterlidir. Eğer banyo yapmayı çok seviyorsa banyo da yapabilirsiniz. Her sabah ıslak bir bezle yüzünü silmeyi unutmayın.
Ayrıca bebeğinizin dişleri çıktıktan sonra onu diş fırçasıyla tanıştırın. Dişlerinizi fırçalarken sizi görmesine izin verin. Siz fırçalarken ona kendi fırçasını verin. Başlangıçda sadece ısıracaktır ancak fırçalama alışkanlığı kazanmasına yardımcı olur. Eğer izin veriyorsa bebekler için hazırlanmış olan diş fırçasıyla dişlerini fırçalayın. Ancak büyük ihtimalle buna izin vermeyecektir. O zaman ıslak bir bezle dişlerini silin. Eğer dişlerini temizlemezseniz bir süre sonra dişlerde sarı bir katman oluştuğunu göreceksiniz. Süt dişleri erken dökülürse asıl dişler çıktığında boşluklar yüzünden eğrilebilir. Ayrıca ilerde çürük dişler ağrı yapar.
Yatarken el ve ayaklarını ılık suyla yıkayabilirsiniz. Bu onun için iyi bir uyku öncesi ritüel de olur.
BEBEĞİMİN BANYOSU
Banyo, bebeğin sağlıklı bir cilde sahip olması kadar, anne ile bebek arasında sevgi ve iletişim bağlarının kuvvetlenmesi açısından da önemlidir. Banyo için tamamen soyulması, tüm vücudunun çıplak olarak suyla teması, yıkama, kurulama ve giydirme sırasındaki anne ile temas hem fiziksel hemde ruhsal açıdan masaj gibidir. Bebek banyodan sonra rahatlar ve daha iyi uyur. Anne için de bebeğiyle temas etmiş olması ve onunla birlikte birşey yapması bir rahatlama ve doyum sağlar.
Banyo bebek aç iken yaptırılmalı ve zamanı uyku saati öncesine denk getirilmelidir.
Yıkamaya başlamadan önce gereksinim duyabileceğiniz her şeyi elinizin altında hazır bulundurun.
Banyo suyunun uygun sıcaklıkta olduğundan emin olmak için dirseğinizle suyun sıcaklığını kontrol edin.
Küvet bel hizanızda olsun. Böylece hem bebeğe daha iyi hakim olursunuz, hemde bel sağlığınızı korurusunuz.
Mevsime, bebeğin ayına ve evin ısıl durmuna göre gerekirse banyo yaptıracağınız odanın ısısını ek ısıtıcılarla uygun dereceye arttırın.
Mümkünse bebekler için özel üretilmiş 5.5 pH'lı veya nötr sabun ve gözleri yakmayan şampuan kullanın.
Bebekler 2-3 günlükten itibaren istenirse hergün yıkanabilirler. Şartlara göre haftada 2-3 kez yapılması da yeterlidir.
Göbek kordonu düşmemiş ve yeni düşmüş bebekler hiç çekinmeden yıkanabilirler. Yalnızca banyo öncesi ve kurulandıktan sonra göbekleri antiseptik bir solüsyonla ( batticon, biocadin, poviod vb ) güzelce temizlenmelidir.
Vücudunu yıkarken; bebeği kolunuzla omzu ve boynunu destekleyerek, bir elinizle koltuk altından diğer elinizle ya kalçalarından ya da bacaklarından kavrayın ve banyo küveti içindeki suya, önce ayak ve bacaklarını daldırarak yavaşça tüm vücudunu başı dışarıda kalacak gibi sokun.
Banyo sırasında bebeğin kulağına su kaçmasının hiçbir zararı yoktur. Hatta kulak salgılarının ıslanıp yumuşamasını ve daha rahat atılmasını sağlar, tıkaç oluşmasını engeller. Lütfen kulağına su kaçmasın diye kulaklarını tıkamaya çalışıp banyo işini zorlaştırmayın.
Banyo sonrası tüm vücudunu ve cilt boğumlarını pamuklu havlu ile, yumuşak hareketlerle kurulayın. Kulağını kurulamak için sadece dıştan havlu, tülbent veya bir parça pamuk kullanın. Kesinlikle kulak yoluna pamuklu çubuklar uygulamayın, emmeyin.
Cildi kuru ise dilerseniz bebe yağı ile vücudunu yağlayabilirsiniz.
butterfly
16.08.2007, 06:57
Ani Bebek Ölümü Sendromunu Nasıl Önleyebilirsiniz?
Ani bebek ölümü sendromu, hiçbir sağlık sorunu olmayan bir bebeğin nedeni açıklanamayan ölümü olarak tanımlanıyor. Alman Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Gökçe Baslo tüm vakaların % 95’i ilk 6 ayda (2-4. aylarda en sık) görüldüğünü belirterek alınması gereken önlemleri ailelerle paylaşıyor.Gelişmiş ülkelerde ABÖS, prematürite ve düşük doğum ağırlığına bağlı hastalıklar ve doğumsal anomalilerden sonra süt çocukluğunda rastlanan en sık ölüm nedeni olarak kabul ediliyor. 1-12 ay arası ölümlerin %35-55’inden sorumlu olan ABÖS’un Türkiye’deki sıklığı tam olarak bilinmemekle birlikte gelişmiş ülkelerde sıklık 1000 canlı doğumda 0.8 olarak veriliyor. Risk faktörleriAnneye ait nedenler• Gebelikte sigara içme• Alkol veya madde bağımlılığı• Düşük sosyoekonomik düzey• Çok genç anne yaşı (20 yaş altı) • Gebelikler arasında geçen sürenin kısa olması• Doğum sayısının artması ve takipsiz gebeliklerBebeğe ait nedenler• Yaş (2-4 ay arası) • Erkek cinsiyet (kızlara göre risk % 30-50 daha fazla) • Erken doğum (prematüre) • Düşük doğum ağırlığı • Yüzüstü uyku pozisyonu • Yakın zamanda geçirilmiş ateşli hastalık öyküsü • Doğum öncesi veya sonrasında sigaraya maruz kalma • Yatağının yumuşak olması ve yastık kullanma • Anne-baba ile aynı yatakta yatma • Bebeğin çok sıcak ortamda bulunması veya çok giydirilmesi • Anne sütü ile yetersiz beslenmeDr. Baslo “Yukarıda sayılan risk faktörlerinin sadece bir kısmının (erkek cinsiyet, bebeğin yaşı ve düşük sosyoekonomik düzey vb.) değiştirilemez olmasına rağmen, aslında büyük çoğunluğunun değiştirilebileceği ve bu şekilde ani bebek ölümlerinin büyük ölçüde engellenebileceği görülmektedir.” diyerek anne ve babaları uyarıyor. Ani bebek ölümlerini engellemek için alınabilecek önlemlerDr. Baslo alınması gereken önlemleri şöyle sıralıyor: 1. Bebekler uyurken sırt üstü yatırılmalıdırSağlıklı süt çocukları doğumdan itibaren sırtüstü yatırılmalıdır. Yan yatış pozisyonu tercih ediliyor ise, yüzüstü pozisyona dönüş olasılığını azaltmak için altta kalan kol öne getirilmelidir (daha iyisi, yan yatış pozisyonu tercih edilmemelidir). Amerikan pediatri akademisi 1992 yılında açıkladığı sağlık politikasında; sağlıklı bebeklerin uyku sırasında sırtüstü yatırılmasını önermiş ve bu şekilde 4 yıl içinde Amerika’da “ani bebek ölümü sendromu” sıklığı % 40 azaltılmıştır. 2. Bebekler sert yatakta yatırılmalıdırBebekleri yumuşak yatak, yastık, yorgan veya hayvan postu gibi yüzeylere yatırmak doğru değildir. Yatak, karyolaya uyumlu olmalı, yatak-karyola arasında bir parmak ya da 2 cm'den daha fazla aralık olmamalıdır. Karyola parmaklıkları arasında 2 parmak ya da 5 cm genişliğinden fazla mesafe bulunmamalıdır. Ani bebek ölümü vakalarının % 30’undan bebeğin uygun olmayan yerlerde yatırılması sorumlu tutulmaktadır. 3. Bebeklerin anne-baba ile birlikte yatması engellenmelidirEbeveyn yatakları bebek için uygun malzemeden olmadığı gibi, sigara dumanı ile temas ve anne-babanın ağırlığı altında kalma gibi riskleri olması nedeni ile kesinlikle önerilmemektedir. 4. Bebeklerin yatağında kumaştan yapılmış oyuncaklar bulundurulmamalı ve uyurken yüzleri örtülmemelidirYatak çarşafları gergin ve temiz olmalı, battaniye kullanılacak ise yatağın altına sıkıca tespit edilmeli ve çocuğun ancak göğsüne kadar örtülmelidir. Uyku tulumu kullanılması düşünülebilir. 5. Annenin sigara içmesi engellenmelidirAni bebek ölümü sendromu ile ilgili yapılan tüm araştırmalar; hamilelikte ve doğum sonrasında sigara kullanımının riski arttırdığını açıkça ortaya koymaktadır. Annenin gebeliğinde sigara içmesinin ani bebek ölümü riskini 3.4 kat arttırdığı bilinmektedir. Hamilelikte sigara içilmesi ayrıca erken doğum ve düşük doğum ağırlıklı bebek riskini de arttırmaktadır. 6. Aşırı sıcak önlenmelidirÇocuklar hastalık anında bile aşırı ısınmaya neden olmayacak şekilde giydirilmelidir. Özellikle yüzüstü yatan, çok giydirilen ve battaniye ile örtülen bebeklerde ani ölüm riski artabilmektedir. Bu nedenle bebekler uyurken hafifçe örtülmeli ve ideal oda ısısı sağlanmalıdır. 7. Erken doğan ve/veya düşük doğum ağırlığı olan bebeklerde monitör kullanılabilirBebek ne kadar erken doğduysa ve ne kadar küçükse ani bebek ölümü riski o kadar fazladır. Bu bebeklerde solunum durması ve kalp hızında yavaşlama olabileceğinden evde monitör ile izlenmesi uygun olabilir. Ancak ev monitörlerinin ABÖS’ü önlediği kanıtlanmamıştır ve Amerikan Pediatri Akademisi ev monitörlerinin bu amaçla kullanımını önermemektedir. 8. Bebekler anne sütü ile beslenmelidirKesin kanıt olmamakla birlikte, bazı çalışmalarda anne sütü ile beslenen bebeklerde ani ölüm riskinin daha az olduğu gösterilmiştir. Anne sütü ile beslenenlerde enfeksiyon hastalıklarının daha az görülmesi ve anne-bebek arasındaki yakın ilişkinin ABÖS riskini azaltabileceği düşünülmektedir.
İKİZ BEBEK BAKIMI
Gebe kadın bir bebek düşüncesindeyken birden ikiz bebekleri olacağını öğrenince telaşlanması olağandır. Çünkü bir bebek için düşünülen planlar artık iki bebek için yapılmaya başlanmalıdır. Anne adaylarının bir kısmı doğacak olan bebeğin ihtiyaçlarını gidermek için gebeliğin son aylarını beklerken bazı annelerde gebe olduklarında öğrendikleri andan itibaren ihtiyaç listesini hazırlamaya başlarlar. İkiz bebek bekleyen annelerin olması gerekenden daha önce doğum yapmaları beklenir. Bu nedenle ikiz anneleri belirlenen doğum tarihinden daha önce bebeğin tüm ihtiyaçlarını giderecek durumda olmalıdırlar. Bir bebeğin anneyi ne kadar yorabileceği bilinirken, iki bebek olduğunda neler yaşayacağınızı düşünerek kendinize bebekler dünyaya gelmeden bol bol vakit ayırın. İkizleri emzirmek oldukça güç olabilir. Sizin için iki yöntem önerilmektedir. Isterseniz bebeklerinzin ikisini aynı anda emzirebilir ya da birini emzirdikten sonra bir diğerine geçebilirsiniz. Bebeklerinizin ikisini de kucağınıza alın, bacakları dışa dönük gelecek şekilde kucağınıza yatırın. Daha sonra bir memenizi birine, diğer memenizi de ötekine verin. Bu şekilde emzirmeye başlayın. Bu işlemi yaparken sık sık bebekleri diğer memeyi emmesi için değiştirin. Bebekleri aynı anda emzirmeniz halinde zamandan da tasarruf edeceksinizdir. İkizleri aynı anda emzirmek size zor geliyorsa onları tek tek emzirmeyi deneyin. Bazı annelerin sütleri az olduğundan bebeklere mama takviyesi yapabilirler. Bu şekilde bebeklerinizi biberonla emzirmeniz gerekecektir. İsterseniz biberonla gıda alımını da aynı anda yapabilirsiniz. Bebeklerinizin ikisinide düz bir zemine yatırın ve başlarının yüksekte olmasını sağlamak için başlarının altına bir yastık koyun. Daha sonra da biberonları ellerinize alın ve bir elinizle birini beslerken, diğer elinizle de diğer bebeğinizi besleyin. Bu işlemi de ayrı ayrı yapabilirsiniz. Bu şekilde bebeklerinizle tek tek daha iyi ilgilenmeniz de olasıdır. Ikiz bebekleri aynı anda banyo yaptırmak zor olabilir. Bebeklerinizi aynı anda banyo yaptırabilmeniz için sizin de katılımınız gereklidir. Küvetin içine girerek bebeklerinizi kucağınıza alın ve hep birlikte banyo yapmaya başlayın. Bu tarzda yapılan banyolar oldukça uzun sürebilir. Bu nedenle ikizlerinizi tek tek yıkamanız daha avantajlı olacaktır. Bir bebeğiniz uyurken diğerini yıkayabilir ve diğeri uyuduğunda da onu yıkayabilirsiniz. Bir keç haftalık olan bir bebeği sık sık yıkamak zorunlu değildir, bu nedenle onları silebilirsinizde.Ikiz bebek anneleri oldukça fazla yorulurlar. Evde yalnız olmadığınız zamanlarda bebeklerle başkalarının ilgilenmesini sağlayın. Örneğin annaanne ya da babaanne evde bulunduğunda bebeklerle ilgilenmelerini sağlayın. Eşinizin evde olduğu zamanlarda yapmanız gereken her şeyin yarısını onun da yapmasını sağlayın. Bu arada eşinizin sürekli aynı bebekle ilgilenmesine izin vermeyin, bu şekilde diğer bebek eşinize uzak kalır ve sürekli sizi yanında isteyebilir.Yenidoğanlar geceleri sık sık uyanabilirler. Bu nedenle özellikle ikiz anneleri bir çok geceyi uykusuz geçirir. Geceleri bebeklerinizin birinin ihtiyaçlarını karşılarken uygulamaların aynısını diğerine de tekrarlayın. Bu şekilde gece boyunca sık sık uyandırılmak zorunda kalmazsınız.Ikiz bebek sahibi olmanızdan dolayı evinizin doğum yapmadan önceki düzende olmasını beklemeyin. Bu nedenle yemeklerinizi hazır olanlardan seçin, evinizin bakımında size yardımcı olması için bir yardımcı edinin. Böylece bebeklerinizle ve kendinizle ilgilenmek için daha çok zamanınız olacaktır. Özel işlerinizi bebekleriniz uyurken yapın ya da onlar uyurken sizde dinlenin.Aynı anda çılgınlar gibi bağıran iki bebekle birden ilgilenmek olanaksız gibidir. Bu nedenle sizib bir kişi olduğunuzu ve bu yüzden aynı anda iki bebekle birden ilgilenemeyeceğinizi bebeklerinizin anlamasını sağlayın.İkizler bebeklik dönemlerinde oldukça yaramaz ve birbirleriyle hiç anlaşamayacakmış gibi görünsede ilerleyen günlerde oldukça iki iyi dost olurlar. Bu nedenle yaşadığınız bu zor durumların bir gün biteceğini unutmayın.İkizlerin bir kısmı birbirlerine oldukça benzerken bir kısmı da çok az benzeyebilir. Birbirlerinin aynısı olan bebeklerin bakımı daha zordur. Biraz önce hangisini yedirdiğinizi anlamanız zor olabilir. Bu nedenle bebekleri ayırabilmek için onların üzerinde bir işaret olmasını sağlayın ya da farklı giydirin. Bebeklerinizin ikiside birer melek olmayacaktır, mutlaka içlerinden biri yaramaz olur. Bu nedenle her türlü oluşuma hazır bulunmalısınız. İkiz bebek sahibi olan diğer ailelerle ilişkiler kurun ve onlardan tavsiyeler isteyin. Bu şekilde yapılan yardımlaşmalar size olumlu faydalar sağlayabilir.
PREMATÜRE BEBEK
Tam zamanında doğan bebeklerin anne babalarının , bebeklerini ilk gördüklerinde bir şaşkınlık dönemi yaşamaları doğaldır. Prematüre bebeklerin anne babaları ise çoğu kez tam anlamıyla şok geçirirler. Tipik bir prematüre yaklaşık 1600 ila 1900 gram , bazısı ise çok daha düşük bir tartı ile doğar. En küçükleri bir erişkinin avucuna sığabilecek büyüklüktedir ve bilekleri elleri o denli küçüktür ki , bir evlilik yüzüğü kolayca geçirilebilir.Prematürenin cildi şeffaftır ve arterlerle venler cilt üzerinden görülebilir. Cilt , altında yağ dokusu bulunmadığı için gevşek bir izlenim verir ve çoğu zaman lanugo denen yumuşak tüylerle kaplıdır.Bebek kucağa alındığında ya da beslendiğinde cilt rengi değişir.Kahverengi yağ dokusu bulunmadığından (bizi sıcak tutan yağ katmanı)ısısını koruma yeteneği yoktur. Prematürenin kulakları , şekil vermeğe yarayan kıkırdak dokusu henüz gelişmediğinden, düz, kıvrık ya da dalgalı bir şekilde olabilir.Cinsiyet karakterleri çoğunlukla tam gelişmemiştir.Testisler inmemiş olabilir.Erkek çocuklarda sünnet derisi ,kız çocuklarda vajen dudaklarının iç kısmı gelişmemiş olabilir.Meme başları etrafında areola denen koyu renkli bölge bulunmayabilir. El ve ayak taban çizgileri gelişmemiş olabilir.Henüz ne kas ne de sinir gelişimi tam olduğundan, birçok refleks (örneğin yakalama, emme, arama, irkilme) kayıp olabilir. Nefes kuvveti olmadığından, bebek çok az ağlıyor ya da hiç ağlamıyor olabilir. Prematüre apnesi şeklinde adlandırılan ,arada solunumun durduğu dönemler de bulunabilir.Ancak prematürelk geçici bir durumdur. Preterm yenidoğanlar gerçekte doğmaları gereken kırk haftalık gestasyon yaşına geldiklerinde, boyut ve gelişimsel açıdan tipik yenidoğanlara oldukça benzerler.Yaşıtlarını gerçek anlamda yakalayabilmeleri ise çoğu bebeklerde bir yaşının sonuna doğru mümkün olabilmektedir.
esraerman
15.09.2007, 11:56
DUYGULARI AÇIĞA VURMAYI ÖĞRENMEK:• Doğum sonrası: konuştuğunda anneyi izler; yüzünde belirsiz bir gülümseme olur, korkunca tepki verir. • Bir aylık: Gerçek gülümsemenin ilk belirtileri yüzünde hissedilir. • İki aylık: Yüksek ses ya da baş sallamaya yanıt olarak gülümser. • Dört aylık: Ayna da kendine gülümser; tanıdık yüzlere gülümser, gülerek ya da kıpırdanarak heyecanını gösterir; sevindiğini göstermek için sesler çıkarır. • Beş aylık: Gülen birine gülümser. • Altı aylık: Sevdiği bir oyun ,ya da şarkıya gülümser. • Yedi aylık: Utanma yada korku gösterir. • On iki aylık: Kendi yaptıklarına ( bir oyuncağı hareket ettirmek gibi ) güler; yabancılardan korkar. • On beş aylık: Sevgisini gösterir; isteklerini belirtir.İletişimi Öğrenmek• Doğum sonrası: Annenin mimiklerini taklit eder. • İki aylık: Konuşmaya katılmaya çalışır. • Üç aylık: Konuşuyormuş gibi ağzını hareket ettirir ve çeşitli sesler çıkarır. • Beş aylık: Bir nesneyle; konuşmaya benzer sesler çıkararak konuşur. • Altı aylık: Adını bilir; sesleri birleştirir. • Yedi aylık: Basit hareketleri taklit eder; bir yetişkin tonlamasında sesleri ve sözleri tekrarlar. • Sekiz aylık: İlgi çekmek için bağırır ve kedi gördüğünde “pisi “ diyebilir. • Dokuz aylık: Bir anlamlı sözcük ya da işareti kullanabilir, konuşmaya benzer sesler çıkarır. • On aylık: “ Bana ver ‘’ gibi basit komutlara ve “top” gibi tanıdık nesnelere karşılık verir; ilgiyi çekmek için elbiseyi çekebilir. • On bir aylık: “Evet” der; “ güle güle” diyebilir; iki ya da üç tane anlamlı işaret ve sözcüğü kullanabilir. • On iki aylık: “Topu yatağa koy” gibi daha karmaşık istekleri uygulayabilir. • On beş aylık: 10-20 tane anlaşılır sözcük söyler, iki sözcüğü bir tümce içinde kullanabilir. • On yedi aylık: Duygularının anlaşılmasını sağlayabilir. • On sekiz aylık: Konuştuğundan fazlasını anlar; 50 sözcüğe kadar dağarcığı olabilir, bedeninin bazı bölümlerini gösterebilir.Oyun Oynamayı Öğrenmek• İki aylık: Bir seferde, isteyerek tek eylem yapabilir. • Üç aylık: Tanıdık kişileri farkeder; odaya girildiğinde ağlamayı durdurur; güler; şaşkınlık gösterir. • Dört aylık: Yalnız kaldığında sıkılır. • Altı aylık: Bir seferde isteyerek ( oyuncağı öttürmek için düğmesine basmak gibi) biri diğerine bağlı olan iki eylem yapabilir. • Yedi aylık: Düşürdüğü nesneleri arar, “ ce “ oyunu oynar. • On aylık: Bir seferde birkaç eylemi isteyerek yapabilir; istediği bir oyuncağı bulabilir, oyun şarkılarını ve tahmin oyunlarını sever. • On bir aylık: Şekil sıralama oynayabilir, başardığında mutlu olur. • On iki aylık: Anne ile oyunlar oynar; saklanılan nesneleri tahmin oyunu oynar ( görmediğinde de nesnelerin var olduğunu bilir). • On sekiz aylık: Kendinden büyük bir kız ya da erkek kardeşle oynamak ister.Duyuların Gelişimi :Bebek doğduğu anda görüp ,duyabilir.Ancak her iki duyu da az gelişmiştir ,ilk birkaç ayda içinde bunlar hızla olgunlaşır. Bebek iyi duyana kadar, konuşmayı öğrenemez. Görüşü kesinleştikçe ve bedeni üzerindeki denetimi arttıkça bebeğin el becerileri incelik kazanır. Yürüme dönemine geldiğinde bebek yetişkin biri kadar iyi görür ve duyar .Aşağıda belirtilen zamanlamalar ortalamadır ve gelişim bebekten bebeğe değişir.Bazı bebekler daha erken, bazıları da geç gelişebilir.Duymayı Öğrenmek• Doğum sonrası: Duyduğu ses yönüne bakar. • Bir aylık: Sesleri ayırt etmeye başlar. • Üç aylık: Bir sese karşı başını sağa ya da sola hareket ettirir. • Dört aylık: Sesin yerini bulup ona dönebilir. • Beş aylık: Üstteki ya da alttaki sesleri bulur, sesleri ve tonları ayırabilir. • Altı aylık: Kendi adını bilir ve sesleri birleştirebilir. • On aylık: "Kuş" ya da "Top" gibi tanıdık nesnelerin adlarına bilir. "Al, tut" veya "Göster" gibi basit isteklere uygun davranabilir.Elleri Kullanmak• Doğum sonrası: Avucuna yerleştirilen bir cismi refleks olarak yakalar. • Üç aylık: İsteyerek uzanamaz, ancak bir nesneye dokunduğunda heyecanlanır. • Dört aylık: Bir nesneyi kavrayabilir. • Beş aylık: Uzanmak ve dokunmak için ellerini açar. • Altı aylık: Düşürdüğü bir nesneyi izler ve birazı görünen nesnenin tümünü algılar. • Yedi aylık: Ellerini gözleriyle denetler; bir cismi tutmak için avuçlarını açar; uzanırken gözlerini ellerinden ayırmaz; iki elini birlikte kullanır. • Sekiz aylık: Kendine yuvarlanan bir topu yakalayabilir; bir nesneyi tutmak için parmaklarını ve avucunu birlikte kullanır, bir nesneye erişmek için başka bir nesneden yardım alır. • Dokuz aylık: İsteyerek nesneleri fırlatır, iter ve dürter, bir nesneyi bir elinden diğerine geçirebilir. • On aylık: Bir cismi tutmak için elleriyle üstünü kapatmak yerine parmaklarıyla kavrama hareketi yapmaya çalışır. • On üç aylık: Bir cismi almadan önce elini en iyi pozisyona göre hazırlar. Nesneleri bir kap içine koyabilir. • -On dört aylık: Bir kutuyu diğerinin üzerine koyabilir. • On yedi aylık: Bir topu yuvarlayabilir. • On sekiz aylık: Bir çok bloktan bir kule oluşturabilir; pastel boyayı tutup bir kağıda şekiller çizebilir.Görmeyi Öğrenmek• Doğum sonrası: Gözbebekleri ışığa ayarlanır ve 20-25 cm uzaklığa odaklanabilir. Gözleri beraber hareket etmeyebilir, ancak baş yavaşça hareket ettirilirse gözleriyle kişiyi izler. • Bir aylık: Annenin yüzünü tanır. • İki aylık: Gözleri birlikte odaklanır; nesnelerin kenar ve köşelerini görebilir. • Üç aylık: İyi bir çevre görüşü kazanır. • Dört aylık: Biri ya da bir şeyin tanıdık olduğunu bilir; ellerine bakar. • Altı aylık: Göz ve el uyumu iyidir; aynadaki görüntüsünü ellemeye çalışır; bir nesnenin farkı açılardan aynı olduğunu kavrar, düşürdüğü bir nesneyi aramaya başlar. -Yedi aylık : Küçük cisimlere odaklanabilir. • Sekiz aylık: Derinliği tasarlayabilir. • On bir aylık: Hızlı nesnelere odaklanabilir. • On iki aylık: Annenin gördüğü kadar iyi görebilir; bir nesneyi son gördüğü yerde arayabilir.Fiziksel Gelişim :Bebek yaşamının ilk 18 ayında oldukça hızlı bir gelişim göstermektedir. Başını dik tutmayı, yürümeyi ve oturmayı hep bu aylar içinde öğrenecektir. Bebeklerin bu hareketleri başarabildiği ortalama yaşları (ay olarak ) gösteren tablo aşağıda verilmiştir. Ancak her bebek birbirinden farklıdır ve gelişmeleri de aynı sırayla fakat farklı zaman aralıklarında kendine özgü gerçekleşir. Verilen tablo ortalama zaman aralıklarını ifade etmektedir. Bazı bebekler farklı, hızlı veya yavaş gelişim gösterebilir, emeklemeden yürüyebilir. Bazı bebekler daha erken dönebilirler veya oturabilirler. Verilen tablo sadece ortalama bir gelişim tablosudur.Oturmayı Öğrenmek• Doğum sonrası: Bebek yatarken, kollarından çekerek oturturulsa başı tamamen geride kalır. • İki aylık: Otururken desteklendiğinde başını kısa bir süre tutar. • Üç aylık: Bebek yatarken, kollarından çekerek oturturulsa başını kısa bir süre tutar ve yastıklarla desteklenirse 10-15 dakika oturabilir. • Dört aylık: Otururken başını dik tutabilir ve tüm yönlere döndürebilir; desteklenirse 30 dakika oturabilir. • Beş aylık: Bebek yatarken, kollarından çekerek oturturulsa başı omurgasıyla aynı hizada durur. • Altı aylık: Dengeli bir biçimde oturabilir ve sırtüstü yatarken anneye veya herhangibir eşyaya uzanarak kendini oturur durumuna getirebilir. Başı omurgasıyla aynı hizada durur. • Yedi aylık: Kısa bir süre yalnız başına oturur. • Sekiz aylık: Dengeli bir biçimde yalnız oturur ve otururken hareket edip sallanabilir, yüzükoyun yatarken oturur bir duruma gelebilir. • On aylık: Ayakta dururken oturabilir; emekleme konumundan oturmaya geçebilir.Emeklemeyi Öğrenmek• Doğum sonrası: Yüzüstü yatarken emekleme hareketleri yapar. • Bir aylık: Yüzüstü yatarken başını birazcık kaldırır. • İki aylık: Yüzükoyun yatarken gövdesinin bir yanındaki kol ve bacaklarını hareket ettirir, başını kol ve bacaklarından bağımsız olarak hareket ettirir, 45 derecelik açı kadar başını kaldırabilir • Üç aylık: Yüzüstü yatarken başını 90 derecelik açıyla kaldırır. • Dört aylık: Yüzükoyun yatarken, sırtüstü dönebilir; elleri üzerinde yükselip dizlerini bükebilir. • Beş aylık: Sırtüstü yatarken yüzükoyun yuvarlanabilir. • Yedi aylık: Elleri ve dizleri üzerine yerleştirildiğinde sallanır; karın üstü yatarken kendini ileri çeker • Sekiz aylık: Emekleyebilir. • Dokuz aylık: Emekliyorsa, kendini denetler; isteyerek arkadan öne, önden arkaya yuvarlanabilir.Yürümeyi Öğrenmek• Doğum sonrası: Adım atabilir ancak dik tutulduğunda bedeni bükülür. • Beş aylık: Kucakta ayağa kalktığında, kendi ağırlığına biraz dayanabilir. • Altı aylık: Kucakta ayağa kalktığında, ağırlığını dengeler ve ayaklarını iter. • Yedi aylık: Eşyalara tutunarak ağırlığını destekler. • Sekiz aylık: Eşyalara tutunup dengesini ayarlar. • Dokuz aylık: Otururken ayağa kalkmak için kendini itebilir. • On aylık: Birine ya da bir şeye tutunarak ayakta durabilir. • On bir aylık: Yalnız başına ayakta durur; ayaktayken bir şeye uzanmak için eğilebilir. Güvenli bir biçimde ayağa kalkıp oturabilir; iki elinden tutulursa yürüyebilir. • On iki aylık: Bir elinden tutulursa yürüyebilir ancak bırakılırsa dengesini kaybeder ve düşebilir. • On üç aylık: Düzgün yürüyebilir ve eşyalara tırmanabilir. • On dört aylık: Ayakta dururken bir şey almak için dengesini kaybetmeden eğilebilir. • On beş aylık: Basamakları tırmanıp, inebilir ve yalnız başına gayet güzel yürüyebilir. • On altı aylık: Koşar, ancak hala çok düşer; dengesini kaybetmeden bir ayağının üzerinde durur; arkasındaki bir oyuncağı çekebilir. • On yedi aylık: Tüm yönlere yürür, daireler çizebilir ve merdivenleri çıkar. • On sekiz aylık: Toplara vurur, güvenle koşar ve dans eder.
gülünhüznüyüm
28.09.2007, 08:36
Bebeğinizle iletişime geçeceğiniz zaman, onun hemen uyku öncesi olmamalıdır. Ninnilerde "uyusun da büyüsün" derler. Bu bir bakıma doğrudur. Bebeğiniz karnı doyup, altı temizlenip, birazcık uyanık kaldıktan sonra günün büyük bölümünü uykuda geçirir. Ancak her bebeğin uyku düzeni de aynı değildir. Hiçbir neden yokken bebeğiniz uyumuyorsa endişe etmeyin. Kendi uyku süresini kendi belirleyebilir. Zamanla gece uyanmaları da azalacaktır. Bebeğinizi nasıl yatırmalısınız? Bebeklerin nasıl yatırılmaları gerektiği hep tartışılan bir konu olmuştur. En güncel eğilim, bebeklerin sırtüstü yatırılmalarıdır. Kafasını hafif yan çevirerek ve değişik taraflarına yatırarak, tek taraflı deforme olmasını önleyebilirsiniz. Bebeğinizi nasıl tutacaksınız? Bebekler, 2-3 aylık olana kadar başlarını dik tutamazlar. Bu yüzden, bebek tutulurken kafasının arkasına destek olmak gerekir. Aynı zamanda diğer elinizle de belinden tutabilirsiniz. Kol ve bacakları, rahatça hareket edecek şekilde olmalıdır
Aileleri Neler Bekliyor?Çoban, çocukların artık, kendi başına yemek yemek, giyinmek, soyunmak isteyebileceklerini belirterek en son noktada da tuvalet eğitimi için hazır hale geleceklerinin altını çizdi. Çoban: “ Tuvalet eğitimi bu dönemde başarılması gereken en zor görevlerinden biridir. Çocuk için uygun olmayan bir zamanda ve biçimde başlatılan ve sürdürülen tuvalet eğitimi çocuklarımızın gelişiminde uygun olmayan sonuçlar doğurabilir; tuvalete gitmeyi reddedebilirler, inatlaşma başlayabilirler ” dedi. Sınırları BelirleyinAcıbadem Kadıköy Hastanesi Uzman Pedagog Ayşegül Salgın ise, çocuğun ilgisini arttıracak uyarıcıların uygun şekilde ve çeşitlilikte sunulmasının öğrenme için çok gerekli olduğunu vurguladı. Salgın şöyle konuştu: “ Bağımsızlaşmaya çalışan çocuk bu dönemde özellikle 2 yaşa yaklaştıkça hırçınlaşmaya başlar. Bu negatif dönemde aslında çocuğun gereksinimi, sınırların uygun şekilde belirlenmesidir. Ağlamasın diye her istedikleri hemen yapılan çocuklar giderek daha hırçın, daha çok ağlayan çocuklara dönüşürler. Tutarlı, net anne baba tavırları bu dönemdeki çocuğun huzursuzluğunu gidermeye yardımcı olur. Çocuk ancak sınırlarını öğrendiği zaman rahatlar ve kendini güven içinde hissedebilir.” Bunlara dikkat edin!Çocukların ailelerinin aynası olduğunu savunan Şebnem Çoban anne babaların çocukların gelişimi desteklerken neleri dikkatte almaları gerektiğini şöyle açıkladı;-Bu yaş döneminde dil gelişimi oldukça hızlandığından çocuğumuz yeni yeni kelimeler kullanmakta, ancak doğru telaffuz etmekte zorlanabilmektedir. Günlük yaşam içinde karşılaşılan her şey hakkında konuşarak, birlikte resimlere bakarak (kitap, gazete, dergi vb.), resimler hakkında konuşarak çocuğumuzun dil gelişimini destekleyebiliriz. Bununla birlikte, kelimeleri yanlış söylediğinde “Hayır, öyle söylenmez” demek yerine sadece doğru söylemini aktarabilirsiniz. Böylelikle çocuğumuz “yanlış” konuştuğunu düşünmeyecek, tersine, onu “doğru”sunu söylemek konusunda cesaretlendirmiş olacağız.-Parmak oyunları, kuklalar, oyun hamurları bu yaş döneminde çocukların ilgisini çekebilecek ve gelişimlerini destekleyebilecek oyunlardır.-Giyinme - soyunma, yemek yeme becerilerini desteklemek için çocuğunuza fırsatlar sunmak, ona örnek olmak gelişimini hızlandıracaktır.”Bu sürenin çocukların ilerideki disiplinleri açsından çok önemli olduğunu vurgulayan Çoban, kural koymak için neler yapılması gerektiğine dair küçük ipuçları da verdi; “-Gerektiğinde esnek olmak-Kararlı ve tutarlı olmak-Fiziksel veya her türlü ceza yerine ödülü geri çekmeyi kullanmak (sevdiği bir etkinlikten veya bir eşyadan mahrum etmek gibi)-Seçenekler sunmak-Evi daha güvenli hale getirmek (böylelikle daha az “yapma, dokunma, elleme” denilebilir)-Emir cümleleriyle konuşmamak-Çocuğun yaptığı işi aniden kesmek yerine isteğinizi söyledikten sonra ona zaman tanımak.
manolya80
30.09.2007, 22:57
*Çocukları kendinize karşı saygılı yapmak için; Ona karşı daima güler yüzlü olun küçük kabahatlerini cezalandırmayın, niyetinin ne olduğuna bakın. Onun hislerine değer verin ve bunu gösterin. *Çocukların kendinize güvenini kazanmak için;Onları babaları ile korkutmayın, babasından ve annesinden her olumlu hareketinde destek göreceğini anlatın onların sevinçlerini paylaşın acılarına ortak olun, size bir şey sorduklarında ilgiyle cevap verin. Çocukların size güvenmesini sağlamak için onlara boş vaatlerde bulunmayın vaadinizi yerine getirir eşler olarak birbirinize saygı gösteriniz çocuklarınızın önünde birbirinize karşı davranmayınız. *Çocukların size saygı göstermesi ve iltifat etmesi için;Çocukların kusurlarını, suçlarını alay ve hakaretle karşılamayın, her şeylerini tenkit etmeyin zira tenkit edilen çocuk çekingen olur. (Olumlu tenkitler hariç) *Çocuklarınızın sözünüzü dinlemeleri için;Emir verirken yerine getirip getirmediklerine bakın onlardan yerine getirebilecekleri şeyler isteyin, kuru tehdit savurmayın. Çocukları kardeşlerini sevmeleri için birini cezalandırırken, öbürünün mükafatlandırmayın bu düşmanlığa yol acar. Birini severken ve takdir ederken aynı şeyleri diğerlerine de yapın. Birbirlerine hakaret ettikleri zaman hemen araya girin ceza verirken suçun kimde olduğuna bakın. *Çocuklara insanları sevdirmek için;Onlara daima iyi insanlardan bahsedin dünyadaki yardımlaşmadan ve iyiliklerden bahsedin. *Çocukları yumuşak ve merhametli yapmak için;Herkese ve çocuğa yumuşak davranın, zayıfları koruyun, bıçak ve tabanca taşımayın. *Çocukları kıskanç yapmamak için; Çocuğun yanında durumu iyi olanları çekiştirmeyin. Varlıklı, işi yerinde, mutlu İnsanların başkalarını düşünmeyen insanlar olduğunu söylemeyin. *Çocukları tabiattaki güzelliklerle karşı duyarlı yapmak için;Onlara Allah’ın sanat harikalarıyla dolu olan tabiatla ilgilenince bu meraklarıyla alay etmeyin. Çiçekle, böcekle, kurtla, kuşla ilgilenmesini teşvik edin. Onlara çok küçük yaşta okuma yazma öğretmeyin, seviyesinin üstünde bilgi vermeyin. Ders çalışmadığı için bedensel ceza vermeyin. *Çocukların hayal ve kabus görmemeleri için;Onlara sihirden, büyüden, peri masallarından, Kaf dağının ardındaki devden, kötü kalpli cadıdan vs. bahsetmeyin, ve bu tür film ve dizilerden uzak tutun. *Çocuklarınızın inatçı olmamaları için; Onların her istediğini yerine getirmeyin. Çünkü böyle bir durumda istediği şeyi alamayan çocuk inatlaşabilir. Yalnızca onların haklı isteklerini yerine getirin. Eğer çocuk ‘illa da istiyorum’ diye tepinmeye başlar ve sizde bundan sonra istediğini yerine getirirseniz çocuk haklı haksız her istediğini elde etmek için tepinir. *Çocuğun yalancı olmaması için;Yalan söylemeyin. Ona sürekli yalanını kötülüğünden bahsedin daha küçüktür diye yalanlarını hoş görmeyin. Eğer çocuk suçunu itiraf ediyorsa onu cezalandırmayın. Çünkü bazı durumlarda çocuk sırf cezadan kurtulmak için yalan söyler. *Çocuğun kimseye iftira atmaması için;Çocukların yanında kimseyi çekiştirmeyin. Çocukların nankör ve somurtkan olmamaları için her şeyin iyi yönünü gösterin hayattan ve kaderinizden şikayet etmeyin. *Çocukların gayeli, enerjik ve hayata sıcak bakan bir fert yapmak için;Onlara ders yönünden fazla baskı yapmayın, bunun yerine dersin öneminden bahsedin oyun oynamak istiyorlarsa onlara gerektiği kadar izin vermeyin. Onun hoşlandığı ve yeteneği olduğu mesleğe yönlendirin. Çocuğu sosyal faaliyetlere katın. (spor faaliyetleri, folklor, satranç, resim vb.) *Çocukların tutumlu olmaları için;Nereye sarf ettiklerine bakmaksızın bol para vermeyin. Çocuğunuzun harcamalarını nereye yaptığını inceleyiniz. Kumbara alarak harçlıklarını bir kısmını biriktirmeleri için (ara-sıra bir miktar atarak) sağlamaya çalışınız. *Çocuklara güven duygusu yerleştirmek için;Çocuklar kendilerini size beğendirmek isterler. Bunun için kendince ev işi yapar, hoplar, zıplar, bütün bunları taktir edin ve olumlu iş yapmaları için teşvik edin. Kendi başlarına iş yapmalarına olanak hazırlayın. Bu onları hayata hazırlayacaktır. Başaramayacakları işleri vermeyin. *Çocuklarınızı düzene ve temizliğe alıştırmak için;Yataklarını, oyuncaklarını, kitaplarını ve evi düzelttiklerinde tebrik edin ve onlara ödül verin. Ama her zaman ödül vermeyin. Zira ödül araç olmaktan çıkıp amaç olabilir. Çocuklara dürüstlük aşılayın mutluluğun sadece parada ve zenginlikte olmadığını canlı bir örnek ile anlatın. *Onların cimri olmamaları için;Paraya çok değer vermeyin. Fakirleri, miskinleri, bakıma muhtaçları koruyun. Çocuğunuzun yanında yardıma ihtiyacı olanlara yardım edin. Bu onlarda merhamet duygusunu gelişmesine yol açar.
butterfly
12.10.2007, 14:26
Yapılan çeşitli araştırmalara göre bebeklerin yaklaşık olarak %85 inin birinci aydan başlayarak emzik kullandığı gösterilmiştir. Annelerde emzik kullanımı ile ilgili yapılan anketlerde, emzik kullanımının genellikle normal bir davranış olarak kabul gördüğü ve bebeklerin emziğe kuvvetle bağlandıkları saptanmıştır. Anne sütünü kısa süre alan bebeklerde emzik kullanma sıklığının daha fazla olduğu bilinmektedir.
450 anne-bebek ikilisinde yapılan bir araştırmanın sonuçlarına göre;
- Erken dönemde emzik kullanan bebeklerde, kullanmayanlara göre 4 kez daha erken anne sütü bırakıldığı görülmüştür.
- Emzik kullanan annelerden bazıları ya anne sütünü kesmiş ya da emzirme arası süreyi uzatmışlardır.
- Bu annelerin emzirmekten utandığı ve ağlama sesinden rahatsız olduklarını da belirtmişlerdir.
- Bu bebeklerde büyüme geriliği de saptanmıştır.
- Emzirmekten rahatsız olan annelerde emziğin anne sütünün kesilmesinde etkili olduğu ancak emzirmekten rahatsız olmayan annelerde emzirme süresine etki etmediği görülmüştür.
Diğer açılardan incelendiğinde de bebeklik döneminde sıklıkla kullanılan emziğin en geç 2 yaşın sonunda çocuk tarafından bırakılması gerektiği görülmektedir. Aksi halde yukarıda sayılanların dışında da bazı sorunlarla karşılaşılabilir. Uzun süreli bir emzik alışkanlığı sonucunda karşılaşılabilecek problemler:
- 2 yaşından sonra devam eden emme alışkanlığı dişlerin yer değiştirmesine ve üst dişlerin öne, alt dişlerin arkaya çekilerek aralarında açıklıklar meydana gelmesine neden olur. Bu dönemde bıraktırılabilirse bu açıklıklar kapanır. Ancak 3,5 yaşından sonra meydana gelen açıklıklar kalıcı hale gelebilir.
- 3-4 yaşlarına kadar emzik emen çocuklarda v tipi üst çene (üst çene darlığı) ve dolayısı ile yüz yapısında bozulma meydana gelebilir.
- 4 yaş civarına kadar emzik emmeye devam eden çocuklarda kulak ve burun hastalıkları daha sık gözlenir.
Emziğin Faydaları
- Emzik bebeğin doğal emme içgüdüsünü tatmin eder ve ona güven hissi verir.
- Emme hareketi bebek için başlı başına bir memnuniyet kaynağıdır. Çünkü doğumu izleyen haftalarda bebeğin en güçlü refleksi emmektir.
- Emzik sayesinde üzerindeki gerilimi atar, sakinleşir ve uykuya daha kolay dalar.
- Emzik kullandırılmayan bebek, bir süre sonra parmak emmeye başlayabiliyor. Ancak çocuğunuzu emzikten vazgeçirmek parmak emmekten vazgeçirmekten daha kolay oluyor.
- Bazı uzmanlar, emziklerin, bebeğin elleriyle bazı beceriler geliştirmesine de yardımcı olduğunu ileri sürmektedirler. Ağızlarından düşürdüklerinde bulmak için beşik ya da yataklarının çevresini yoklamalarına ve emziği yeniden ağızlarına sokmaya çalışmalarına yol açar.
Emziğin Seçiminde ve Kullanımında Dikkat Edilmesi Gerekenler
- Emzik tabanı bebeğin emziği yutmasını engeller. Bu plastik kısım burun deliklerini kapatmayacak şekilde yapılır ve hava geçmesini sağlamak için delikleri içerir. Geceleri yumuşak malzemeden yapılanları tercih etmemelisiniz.
- Emzikler kauçuk ve silikon olmak üzere iki maddeden yapılırlar. Kauçuk doğal bir maddedir, elastik ve dayanıklıdır. Özellikle diş çıkartan bebeklerde kauçuk emzik kullanmak uygun olur. Ancak kauçuk emzikler, suyu içlerine emdikleri için çabuk bozulur. Silikon da silisyumdan üretilir. Silikon emzikler kolay bozulmaz, ancak diş darbelerine karşı dayanıklı değillerdir. Bu yüzden silikon emzikler henüz diş çıkarmamış bebekler için daha uygundur.
- Damaksız emzikler anne memesini andırdığı için bebekler tarafından tercih edilir. Ancak bu tür emzikler özellikle bir yaşından sonra damağa baskı yaparak damak yapısını ve üst ön dişlerin sıralanışını bozabilirler. Bu tür emziklerin bir yaşından sonra kullanılması önerilmiyor. Damaklı emzik ise daha elips ve yukarı doğru kıvrıktır. Bu anatomik şeklinden dolayı 2-3 yaş arasında bile rahatlıkla kullanılabilir. Damağa tamamen adapte olduğundan, herhangi bir bozukluğa neden olmaz.
- Doğrusu bebekleri geceleri emziksiz uyutmak daha zor olur. Bebek emziksiz uykuya dalamıyorsa, damaklı emzik tercih etmelisiniz. Bebek uykuya daldıktan sonra ise onu uyandırmadan emziği ağzından almalısınız.
- Emziği bebeğe vermeden önce şekere veya bala batırmak hatalı bir alışkanlıktır. Bu hareket bebeğin diş minelerini zedeler ve diş çürüklerine neden olur. Ayrıca buna alışan bebek, ağzında sürekli tatlı bir tat almak isteyebilir. Bebeklerin kalıcı olmayan süt dişlerinin de bakımı çok önemlidir. Eğer bunlara iyi bakılmazsa hemen altlarında bulunan kalıcı dişler de zarar görebilir.
- Emziğin temizliği üretildiği malzemeye göre değişir. Kauçuk olanlar özel bir dezenfektan madde yardımı ile soğuk sterilize edilmelidirler. Silikon olanlar ise sıcak yöntemle de steril hale getirilebilirler. Emziklerin devamlı temiz durmasını istiyorsanız, emniyetli bir çengelli iğne ile çocuğun kıyafetine tutturun ve böylece sürekli yere düşmesini engelleyin.
- Yeni doğan bebeğinizin burnunu tıkamaması için, emziğin arkasındaki plastik ağızlık bölümünün küçük olması gerekir. Ama bebeklik dönemini aşmış çocuğunuz için emzik alacaksanız, arkasındaki ağızlık bölümünün, olduğu gibi ağzına sokamayacağı, dolayısıyla da boğulmasına yol açamayacağı kadar büyük olmasına dikkat edin.
- "Ortodontik" diye nitelendirilen emziklerin meme başları yassıdır; buna karşılık daha alışılmış çeşitlerin, başları yuvarlaktır. Ortodontik çeşitlerin dişetleri ve dişler için daha iyi olduğu ileri sürülmekle birlikte, bebeğinizin hangisini seçeceğini görmek için her ikisini de denemeniz daha doğru olur. plastik ağızlığın biçimi, bebeğinizin değil, sizin seçiminize bağlıdır; bununla birlikte, hangisini seçerseniz seçin, havasızlıktan boğulmaya yol açmaması için, üstünde havalandırma delikleri bulunmasına dikkat edin.
- Bütün emzikler onaylanmış güvenlik standartlarına uygun olmalıdır.
- Etiketinde standartları açıkça belirtilmeyen emzikleri sakın almayın.
- Emziğin ağızlığında havalandırma delikleri bulunması, bebeğin burnunun tıkalı olması ya da daha büyük bir çocuğun bütünüyle ağzına alması durumunda son derece önemlidir.
- Emzikleri biraz olsun yıpranmaları durumunda bile, atın.
- Emzikler, çok küçük bebeklerin boyunlarına asılmamalıdır: Boğazlarına dolanarak boğulmalarına yol açabilirler.
- Yeni doğmuş bebeğinizin emziğinin, tıpkı biberon memeleri gibi, mikroptan arındırılması gerekir.
- Biberonların mikroptan arındırılmasında yararlanmış olduğunuz yöntemleri, emziklerde de izleyin.
- Bebeğiniz parmaklarını -ve başka nesneleri- sık sık ağzına soktuğu yaşa geldiğinde, artık emzikleri mikroptan arındırmaya gerek kalmaz.
- Ama kuşkusuz, emziği yere düşünce, mutlaka iyice yıkadıktan sonra yeniden verin.
- Kullanılmayan emzikleri hep aynı kabın içinde tutmak, hem temiz kalmalarını sağlar, hem de bebeğiniz yaygarayı bastığında, "emziğini nereye koşmuştum?" diye dört bir yana koşuşturmaktan sizi kurtarır.
Eğer bebeğiniz emziği bırakmak istemiyorsa bir takım önlemler almak gerekir:
- Öncelikle emzik emme süresi mümkün olduğunca kısıtlanmalı, emzik kesinlikle şeker, reçel vs gibi şeylere batırılmamalıdır.
- Emzik emmek istediğinde sevdiği bir sebze meyve verilerek onunla oyalanması sağlanmalıdır. Bu tür şeyleri de yerken tek başına bırakılmamalı, emmesi önlenmelidir.
- Ayrıca emziği emmediği durumlarda mükafatlandırılarak (sözle veya hediye ile veya bak büyüdün işte gibi sözlerle...) teşvik edilmelidir.
- Anne ve babanın en çok dikkat etmesi gereken nokta; bebekleri gergin, sinirli ve huysuzken emziği onu susturmak için tek çare olarak görmemektir. Ağlayan bebeği susturmak için önce tatlılıkla yaklaşarak sakinleştirmeye çalışmak gerekir.
- Daha büyükçe çocuğunuza, bazı karşılaştırmalar yaparak, yuvada başka hiç kimsede emzik olmadığını anlatabilirsiniz: Ama sakın onu utandırmayın; yuvaya emziksiz gitmeyi bir oyunmuş, yeni bir deneymiş gibi görmesine gayret edin.
- Böylece çocuğunuzun gün geçtikçe emziğe yalnızca yatma saatlerinde gereksinme duyacağı, daha sonra da hiç duymayacağı bir noktaya erişirsiniz.
Bebek ve çocuklarda kabızlıkKabızlık bebeklerde ve küçük çocuklarda sık karşılaşılan bir rahatsızlıktır. Her bebeğin bağırsaklarının çalışma düzeni ve dışkılama sıklığı farklıdır. Bazı bebekler her gün kaka yapmayabilir. Bebeğin dışkısı yumuşaksa, bebek zorlanmadan kaka yapıyorsa ve aynı zamanda kilo alışı düzenli, genel durumu da iyi ise endişelenmeye gerek yoktur. Eğer bebek normal sıklığının dışında birkaç gün kaka yapamadıysa, sert ve yoğun, zaman zaman çakıl taşı gibi dışkılıyorsa, bunu yaparken acı çekiyorsa veya kakasında kanlı izler varsa kabız olmuş demektir. Kabızlık üç günden fazla sürmüşse ve dışkıda kan görülmüşse bebek mutlaka doktora götürülmelidir.Yeni doğan bebeklerde kabızlık çok daha az görülür. Bebeğin kaka yaparken yüzünün kızarması normaldir, kabız olduğu anlamına gelmez. Genelde anne sütü alan bebekler daha sık kaka yaptıklarından kabızlık görülmez. İnek sütü alan bebekler ya da formül mama ile beslenen bebeklerde kabızlık görülme olasılığı daha fazladır.Bebek anne sütü alıyorsa ve buna rağmen bebekte kabızlık yaşanıyorsa, anne diyetinde kabızlığı önleyici besinlere öncelik verilmelidir. Bebekler ve küçük çocuklar formül mama alıyorlarsa kabızlığı önleyici mamalar tercih edilmelidir. Eğer küçük bir bebekte yine de kabızlık meydana gelirse, büyük olasılıkla yetersiz beslemeden ileri gelmiş olabilir. Bu nedenle, bebeğe yeterli miktarlarda anne sütü ya da mama verilmesi özellikle önemlidir.Kabızlık, kalınbağırsağın sonundaki kaslar sertleştiği ve kakanın normal geçişini önlediği zaman meydana gelir. Kaka bağırsakta ne kadar uzun süre kalırsa, o kadar sıkılaşıp kurur ve vücuttan atılması zorlaşır. Sertleşmiş kaka kalın barsağın son kısmından geçerken yırtılmalara ve çatlaklara neden olur. Bu da bebeklerde ve çocuklarda kasılmalara neden olur. Çocuklar, bu acıyı yaşamamak için kakayı tutmak isteyebilir ve dışkılama hissini bastırabilir. Bu da kakanın içerde daha çok kurumasına, büyük çap ve hacme ulaşmasına neden olur. Böylece kabızlık döngüsü başlamış olur.Kabızlığın birçok nedeni vardır. Genelde beslenme alışkanlıklarından ve düzensizliklerinden dolayı olur. Bazı enfeksiyon hastalıkları, metabolik hastalıklar ve bazı ilaçlar da kabızlığa neden olabilir. Ek besinlere geçiş ve diş çıkarma da kabızlığa neden olabilecek etkenlerdir. Kabızlıkta en önemli durum yemek düzenidir. Çocuğun lifli gıdalar alması, bol sıvı tüketmesi, düzenli dışkılama amaçlı tuvalete gitmesini sağlamak alınacak önlemlerdir. Yanlış beslenmenin yanında, bebekteki ve çocuklardaki hareketsizlik de kabızlığa neden olabilir.Bebeklerde ek gıdalara başlandığında; muz, patates ve pirinç lapası kabızlığa neden olabilir. Bu gıdalar daha aralıklı zamanlarda verilmelidir. Bebeğin beslenmesine daha fazla meyve ve sebze püresi eklenmelidir. Bebeğe, bir yaşına kadar inek sütü verilmemelidir. Sulandırılmış meyve suyu ve öğünler arasında kaynamış ılık su kabızlığı yumuşatabilir. Hazır mama kullanılıyorsa ölçüsünü doktor kontolünde tekrar gözden geçirilmeli ve içeriğinde prebiyotik lifler içeren mamalar tercih edilmelidir.Ek besine geçmiş olan bebeklerde ve çocuklarda beslenme şekli; sebze, meyve, baklagiller, kepekli ekmek, yulaf gibi artık bırakan lifli yiyeceklerden zengin olmalıdır. Çocukların beslenme diyetinde özellikle; kuru erik, kayısı, kuru üzüm, bezelye, fasulye, brokoli, kabak, kepekli ve tahıllı ekmekler olmalıdır.Sürekli kabızlığı olan çocuklar genelde, çabuk doyan iştahsız çocuklardır. Aynı zamanda bu çocuklar, ana öğünlerde yemek yemektense, aralarda abur cubur atıştırmayı severler. Böyle durumlarda bir beslenme uzmanı ile görüşmek faydalı olmaktadır. Kabızlığı tekrarlayan çocuklarda karın ağrıları, kramplar, bulantı, kusma görülebilmektedir.Kabızlık sözkonusu olduğunda, doktora danışılmadan, bebeğe asla müshil, fitil ya da lavman uygulanmamalıdır. Kabızlık tedavisinde temel amaç; kalın bağırsağı ilk aşamada boşaltmak, sonrasında düzenli bağırsak alışkanlığını devam ettirebilmek ve kaka yapmayla alakalı olan ağrının ve korkunun ortadan kaldırılmasıdır. Ağrının ortadan kalkmasını sağlayacak durum ise, kakanın yumuşak kalması ve kalın olmamasıdır. Bunun için düzenli ve kontollü bir diyetin yanında tuvalette yeterli süre kalma alışkanlığının edinilmesidir. Tuvalet terbiyesini kazanmış çocuklar, kahvaltıdan ve akşam yemeğinden sonra 5-10 dakika süreyle tuvalette oturtulmalıdır.Tedavi süresi çocuktan çocuğa değişiklik göstermektedir. Küçük çocukların büyük çocuklara göre daha uzun süreler tedavi edilmesi gerekilir. Ayrıca, kakanın uzun süre barsakta kalması, kalın bağırsağın genişlemesine neden olduğundan ameliyat da yapılabilmektedir.mystical2008-07-21 15:11:55
Tuvalet EğitimiTuvalet alışkanlığı kazanma, çocuğun hayatında önemli bir gelişimsel olaydır. Tuvalet eğitimine çocuğun ve anne-babanın hazır olduğu bir dönemde başlanması çok önemlidir. Çocuklara tuvalet alışkanlığını kazandırmak, çocuğun belli bir biyolojik olgunluğa ulaşması sonunda gerçekleştirilir. Bazı çocuklar önce idrarlarını tutmayı öğrenir, bazıları ise kakalarını. Gece idrar tutma normalde gündüz tutmadan birkaç yıl daha geç öğrenilir. Çocuğun idrarını tutması kaslarını kontrol etmesiyle ilgilidir. Dolayısıyla tuvalet eğitimini kazandırma çalışmalarına 18. aydan itibaren başlanmalıdır.Çocuk hazır olmadan kesinlikle tuvalet eğitimine başlanmamalıdır. Hazır olduğunu anlamak için de şu noktalara dikkat etmek gerekir:Çocuk kuru ve temiz bezi daha çok istiyor ve ıslaklıktan rahatsız oluyorsa,Çocuk altının değişmesinden keyif almaya başladıysa,Oturağın ne işe yaradığını anlıyor ve bunu anlatmaya çalışıyorsa,Başkalarını tuvalet yaparken izliyorsa ve kendi de yapmak istiyorsa,Tuvalet ile ilgili bazı kelimeleri 'çiş', 'kaka', 'kirli', 'pis', 'ıslak', 'oturak' gibi anlıyorsa ve tepki veriyorsa,Bezini dolduru doldurmaz size gelip rahatsız olduğunu belli etmeye başlamışsa,Daha uzun süre idrar tutmayı başarabiliyorsa,Dolu mesane ve barsak hareketlerini hissediyorsa ve rahatsız olup; çömelme, zıplama, tutma, gezinme ve çekiştirme gibi hareketleri yapıyorsa.Çocuk tuvalet konusunda eğitilirken; cesaretlendirilmeli, ödüllendirilmeli ve bu işlem eğlenceli hale getirilmelidir. Başkaları tuvaleti doğru bir şekilde kullanırken izlemesi sağlanmalı ve bu şekilde çiş ve kaka yapmanın normal olduğu anlatılmalıdır. Çocuk bu sürecin kontrolünü kendi elinde hissetmelidir. Eğitim süresince çocuğa sabırlı ve anlayışlı davranmak herşeyi daha da kolaylaştıracağı unutulmamalıdır.Eğitime başlarken izlenecek yollar şunlardır:Oturak çocuğun en sevdiği eşyalardan biri olacak şekilde planlanmalıdır. Oturak bir çeşit koltuk ya da sandalye gibi düşündürülmeli, kendisine özel bir eşya olduğu anlatılmalı ve burada hem çiş, kaka yapılacağı hem de güzel vakit geçirebileceği bir ortam olduğu hissettirilmelidir.Oturak rahat ve çocuğa uygun olmalıdır. Ayrıca yer hizasında olması gerekir. Çünkü, çocuk kaka yaparken mutlaka ayakları yere basar durumda olmalıdır. Böylece ayaklarından hem itme gücü alacak hem de kendini güvende hissedecektir.Oturakta uzun kalabilmesi için masal anlatmak, şarkı söylemek gibi oyunlarla iş hem eğlenceli hale getirilebilir hem de sık sık oturaktan kalkması engellenebilir.Ödül olarak sevdiği yiyecekler verilebilir, sevdiği bir oyun oynanabilir.Çocuk çiş ya da kaka belirtisi verdiğinde (yüz ifadesi, hareketleri, gaz çıkarma, huzursuzlanma gibi) oturağa gitmeye ikna edilmelidir. Çiş ve kakanın dışarı çıkmak için onun yardımına ihtiyacı olduğunu anlatılmalı ve onların dışarı çıkması ile daha da rahatlayacağı söylenmelidir.Özellikle yemekler 15-20 dakika sonra ve uykudan uyanır uyanmaz çiş ve kaka yapma isteği olabileceği unutulmamalı ve bu zamanlarda oturağa giderek az da olsa tuvaletini yapması sağlanmalıdır.Çocuk oturakta oturmaktan sıkıldıysa ya da yapmak istemiyorsa zorlanmamalı ve uzun uzun oturtulmamalıdır.Çocuk tuvalet eğitimi esnasında sevgi sözcükleri ve davranışlarla övülmeli, hoşlandığı şeyler ile ödüllendirilmelidir.Bu eğitim döneminde altına kaçırdığında, yumuşak bir dille yaptığının yanlış olduğunu ama böyle kazaların olabileceğini bir daha dikkatli olması gerektiğini ve büyük çocukların böyle şeyler yapmasının doğru olmadığını eleştirel bir dille söylemek onların biraz daha önem vermesini sağlayacaktır. Bağırmak, cezalandırmak ve azarlamak 2 yaşındaki bir çocuğu işbirliğinden uzaklaştırır.Oturağa tam anlamı ile alıştığında bez mutlaka gündüzleri kullanım dışı bırakılmalı ve eğitim külotları giydirilmelidir. Öğle ve gece uykularında bez ilk aşamada kullanılmaya devam edilebilir.Tuvalet eğitimi konusunda çocuk isteksiz ise ve sürekli direniyorsa, çocuğun motivasyonunu uyandırmak için ona tam sorumluluk ve bazı teşvik edici öğeler sunulmalıdır. Çocuğa tuvalet konusunda çok fazla konferans vermek ve hatırlatmalarda bulunmak işi daha da zorlaştıracağından bu tip konuşmalara son verilmelidir. Bir kereye mahsus gerekli bilgi verildikten ve yapması gereken söylendikten sonra, gün içinde çocuk tuvalete gitme kararını kendi vermelidir. Onun kendi başına iş görmesi, yaşadığı başarı duygusu ve bunu sözlerle desteklemeniz onun cesaretini daha farklı yönde etkileyecektir.Çocuğun çişini ya da kakasını tuvalete yapmasıyla ona ödül olarak yıldız ya da artı vermek bunu da onun görebileceği bir yere asmak, daha da isteklendirmeyi sağlayabilir. Ne kadar çok artısı ve yıldızı birikirse ona göre küçük ödüller verilebilir. Ayrıca ufak bir direnme halinde her fırsatta bez ya da külot seçimi ona bırakılmalıdır. Eğer külot giymek istiyorsa çiş ve kaka geldiğinde yapması gerekenler yumuşak bir dille tekrar anlatılmalıdır. Çocuk yuva ve kreşe gidiyorsa ya da bakıcı ile kalıyorsa aynı uygulamaların mutlaka onlar tarafından da yapılmasını isteyin.mystical2007-11-07 14:26:33
Bebeğiniz Otomobilizde Yeterince Güvende mi?
Bir oto koltuğu almak, bebeğiniz için ilk alışverişinizi yaparken aklınızda olmayabilir, ama kesinlikle en önemli ihtiyaçlardan birisidir. Bebeğiniz doğumhaneden çıktığı andan itibaren arabaya bindiği her an onu güvenli bir koltukla taşımanız gerekir.
Bir oto koltuğu almak, bebeğinizin güvenliği konusunda yapabileceğiniz sadece ilk adımdır, ama önemli olan bir diğer konu da oto koltuğunu arabanıza doğru bir şekilde yerleştirmeniz olacaktır. Yapılan araştırmalara göre; oto koltuklarının %85’i doğru yerleştirilmemektedir. Bu yüzden kullanım talimatının iyi okunması gerekir. Oto koltuğu aracın koltuğuna mümkün olduğunca sıkı bir şekilde yerleştirilmelidir. Bir kez yerleştirildikten sonra, koltuğu mümkün olduğunca yerinden oynatmamak gerekir.
Koltuğa bebeğinizi oturttuktan sonra oto koltuğunun emniyet kemerleri omuzlarından ve omuzlarının altından bebeğinizi kavramalıdır. Emniyet kemerleri rahat ve düzgün bir şekilde durmalıdır.
Oto Koltuğuyla İlgili Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar:
· Yolculuğunuz çok kısa bile olsa her zaman oto koltuğunuzu kullanın.
· Oto koltuğunu arabaya doğru biçimde yerleştirmek için kullanım kılavuzundaki talimatları iyi bir şekilde okuyun.
· Alacağınız oto koltuğunun arabanızın koltuğuyla uyumlu olup olmadığını kontrol edin.
· Oto koltuğunuzun test edilmiş ve standartlara uygun olmasına dikkat edin.
· Her araba yolculuğundan önce oto koltuğunun iyi bir şekilde yerleşip yerleşmediğinden emin olun.
· 6 yıldan daha eski bir oto koltuğunu değiştirin. 10 yıl ve daha fazla eski olanlarını kullanmayın.
· Araba hareket halindeyken bebeğinizi koltuktan çıkarmaya çalışmayın.
· En az 1 yaşına kadar ve 9 kg ye ulaşıncaya kadar bebeğinizi yüzü arkaya dönük biçimde 45° lik açıyla oturtmalısınız. Bebek 1 yaşın altındayken; kemikleri, yüzü öne dönük pozisyonda omuriliği korumak için yeterince güçlü değildir. Ama bebek 1 yaş civarındayken, kemikler güçlenmeye başlar ve bebek daha az incinir.
· 5 nokta kemer sistemi en iyi korumayı sağlar, çünkü kemerler bebeğin hem omuzlarından hem de kalçasından tutacak şekilde kavrar. Kemer en iyi korumayı sağlamak için rahat biçimde durmalıdır, bebeğinizi çok sıkmamalıdır.
Oto Koltuğu Alırken Nelere Dikkat Edilmelidir?
Bebek mağazalarında çok çeşitli oto koltukları olduğundan dolayı, anne babalar hangisini alacaklarına karar verirken büyük bir sıkıntı çekiyorlar. Çünkü, doğal olarak bebeklerine maksimum korumayı verecek olan ürünü almak istiyorlar.
Bebeğinizin yaşına ve ağırlığına göre 5 çeşit oto koltuğu vardır.
1 ) 0 – 9 kilo arasındaki bebekler için:
· Sadece yüzü arka koltuğa dönük şekilde kullanılır.
· Bebeklerin kemiklerinin gelişimi henüz tamamlanmadığı için yatar pozisyonda kullanılmalıdır.
· Yüzü arkaya dönük biçimdeyken omuzlarından ve omuzlarının altından geçen emniyet kemerleri vardır.
· Taşınabilir parçaları ve elde taşımak için bir sapı olan modelleri de mevcuttur. (Arabayı kullanırken taşıma sapının aşağıda ve kilitli pozisyonda tutulması gerekir.)
2 ) 10 – 18 kilo arasındaki küçük çocuklar için:
· Yaş olarak yaklaşık 8 aylıktan 4 yaşına kadar küçük çocuklar için kullanılabilir. Bu yaşlardaki çocuklar oturabilir, ama güvenli oturma yüzeyine ihtiyaç duyar, bu nedenle bu koltuklara çocuk güvenlik koltuğu denir.
· Yüzünü öne dönük olarak kullanmaya başladığınızda, kemerleri yukarı hareket ettiren kuvvetlendirilmiş delikleri vardır.
· Çocuğunuzu 18 kg ye ve 90cm oluncaya kadar yüzü öne dönük kullanımda korur.
3 ) 15 – 25 kilo arasındaki çocuklar için:
· Yaklaşık 3 – 7 yaş arası çocuklar için kullanılabilir.
· Bu yaşlardaki çocuk serbestçe oturtulabilir, ancak yetişkinler için düşünülmüş emniyet kemeri, tek başına çocuk için gerekli, güvenceli yolculuğu sağlamaz. Bu nedenle çocuk güvenlik koltuğuna ihtiyacı vardır.
4 ) 22 – 36 kilo arasındaki çocuklar için:
· Yaklaşık 6 – 12 arası çocuklar için kullanılabilir.
· Yetişkinler için tasarlanan emniyet kemeri yalnız başına gerekli güvenli yolculuğu sağlamaz. Bu nedenle çocuk güvenlik koltuğuna ihtiyacı vardır.
5 ) Booster koltukları:
· Sadece yetişkin kucağındayken ve omuz kemeri ile kullanılır.
· Çocuk 18 kg civarındayken ve 36 kg ye gelene kadar kullanılır.
manolya80
08.11.2007, 06:05
Boy babadan, kilo anneden!!!Kısa ya da şişman olup, bu durumun nedenlerini merak edenlere İngiliz bilimadamlarından yanıt geldi. Uzmanlar, iki yıldır devam eden bir araştırmada elde ettikleri bilgiler ışığında, “kısaysanız babanızı, şişmansanız annenizi suçlayın” diyor.
Araştırmalar babanın kilosunun çocuğun kilosunu belirlemekte pek bir etkisi olmadığını ortaya çıkardı. Ancak uzun boylu babaların çocuklarının da boylarının uzun olduğu belirlendi. Çocukların boylarının uzun olmasında doğumdan sonraki çevresel faktörler ve beslenme etkili olduğu kadar babanın boyunun uzun ya da kısa olması da belirleyici oluyor. Bir çocuğun doğum kilosunu ya da doğumdan sonra vücudundaki yağ oranını etkileyenler arasında ise annenin kilosunun önemli bir payı var. Uzmanlar bu durumun şişman ya da zayıf annenin rahim ortamındaki farklılıktan kaynaklandığını belirtiyor. Şişman annelerin kanındaki şeker oranının da daha yüksek olduğu, anne karnındayken bu durumdan etkilenen bebeklerin doğum kilosunun ve ileriki yaşlardaki kilosunun daha yüksek olduğu belirtiliyor.mystical2008-07-21 15:22:58
mavi_boncuk
08.11.2007, 14:54
Nasıl Bir Annesiniz?Nasıl bir anne olduğunuzu biliyor musunuz? Hoşgörülü mü, mükemmeliyetçi mi, koruyucu ya da otoriter mi? Hiç kuşkusuz bütün anneler çocuklarının iyiliğini isterler ama bazen bilmeden onları olumsuz etkiledikleri de olur. Genetik şifrelerimiz ve anne babamızın çocuklukta bize tutumları kişiliğimizi oluştururken, bizim kişiliğimiz de, çocuğumuzun kişiliğini etkiliyor. Kadın olmanın hiç kuşkusuz en muhteşem duygularından biri olan "annelik", kişiliğimizin belirgin özelliklerini de ortaya çıkarıyor. Kimi anne vardır çocuğunu aşırı korur, kimisi çok rahattır, kimisi mükemmel çocuk yetiştirme peşinde koşarken kimisi de aşırı hoşgörüsüyle dikkat çeker. Gelin bugün kendinize biraz ayna tutun, bakın bakalım siz nasıl bir annesiniz? Aşırı Koruyucu Anneler Anne olan her kadında var olan yavrusunu koruma içgüdüsü, aşırı koruyucu annelerde, sınırlarını aşmış boyuttadır. Onlar, çocuklarına her an kötü bir şey olacak duygusuyla yaşadıklarından, çocuklarını sürekli koruma halindedirler. Bu kaygıları kendilerini rahatsız ettiği gibi, çocuklarının da kişilik gelişimini kısıtlar. Terler, üşütür, hasta olur kaygısıyla çocuklarının özgürce oyun oynamasını engellerler, çocuklarının tek başlarına davranmalarına izin vermezler. Ergenlik döneminde de çocuklarını aşırı koruyup kollarlar. Kısacası çocuklarını hayata hazırlamaz ve çocuklarının hayata hazırlanmalarına da engel olurlar. Eğer aşırı koruyucu bir anneyseniz, bilin ki çocuğunuz özgüvenini yeterince geliştiremeyecektir. Korkak, ürkek, çekinik bir çocuk olacak ve bu, yetişkinliğine de yansıyacaktır. Kaygılarınızdan kurtulun. Aşırı Disiplinli Otoriter AnneleR Kişiliğiniz otoriter olabilir ama bunu çocuğunuza hiçbir zaman yansıtmayın. Çocuğunuz sizin yaklaşımlarınızı "baskı" olarak algılayacak, ya isyankar biri ya da pasif biri olup çıkacaktır. Sizin katı kurallarınız karşısında çocuğunuz ihtiyacı olan sevgiyi sizden yeterince alamayacaktır. Çocuğunuzla aranıza çok fazla kurallar koymamalısınız. Sınırlara evet ama baskıya hayır. Aman dikkat! Mükemmeliyetçi Anneler Zor bir kişilik özelliği, mükemmeliyetçi olmak. Mükemmeliyetçi anneler, çocuklarının da mükemmel olmasını isterler. En erken konuşan, en erken yürüyen, en erken okumayı öğrenen, sınıfın en başarılısı ve bunun gibi daha pek çok "en" onun çocuğunda olmalıdır. Bu anneler çocukları mükemmel olsun diye onları zorlarlar. Otoriter anneler gibi çocuklarını cezalandırmazlar ama çocuklarından beklentileri sonsuzdur.Unutmayalım ki kimse mükemmel değildir, siz mükemmel misiniz de, çocuğunuzdan bunu bekliyorsunuz? Çocuğunuzun ilerki yaşamında mutsuz ve sizin gibi beklentileri yüksek olmasını istemiyorsanız, bu özelliğinizi törpülemelisiniz.Hayatta her durumun aşırısı nasıl zararlıysa, annelikte de bu böyle. Hoşgörünün bile aşırısı çocuğu olumsuz etkiler, örneğin doyumsuz bir çocuk olabilir.Gelin siz dengeleri yeniden gözden geçirin. Kişiliğinizin hangi özelliği ya da özellikleri anneliğinizi olumsuz etkiliyorsa, bunu değiştirmeye özen gösterin. Çocuğunuzla her şeyden önce sevginizi ve mutluluğunuzu paylaşın.
Çocuklara İlkyardım
Bebekler emeklemeye ve yürümeye başladığı andan itibaren, bir çok tehlike onları bekler. Yutulan yabancı cisimler, yaralanmalar, zehirlenmeler, yanıklar, kesikler gibi acil durum gerektiren olaylarla karşılaşmak an meselesidir. Kendilerine nelerin zarar vereceğini bilemeyen çocuklar, sürekli gözaltında olmadığı zamanlarda çeşitli kazaları kolaylıkla yaşayabilirler.
Acil bir durumda, doğru müdahale etmek hayati önem taşır. Bir çok yetişkin olay anında ne yapılması gerektiğini bilmediğinden hiçbir girişimde bulunmamakta ya da yanlış uygulamalar nedeni ile kalıcı sakatlık ve ölümlere neden olmaktadırlar.YaralanmalarBir çok deri yaralanmalarında genellikle tetanoz gündeme gelir. Ayrıca, deri altına ulaşan kesikler büyük sinir ve damarları keserek yoğun kanamalara sebep olabilir.Küçük kesiklerde yapılması gereken, kesik bölgeyi su ve sabunla temizlemektir. Bol su ile yıkayarak, kesik bölge içindeki yabancı maddeler temizlenmelidir. Daha sonrasında steril bir bandaj ile sarılmalıdır.Büyük kesiklerde ise, gazlı bez ya da temiz bir tülbent ile kesik bölgeye kanama duruncaya kadar bastırılmalı ve yaralanan bölge kalp seviyesinden yukarda tutulmalıdır. Kanama durunca, doktorunuzun önerdiği antiseptik solüsyonlar uygulanmalı ya da duruma göre doktora aranmalıdır. Derin ve durdurulamayan kanamalarda ise kesik üzerine pansuman koyup, sargı bezi ile sarılıp acilen doktora gidilmelidir.Dudak ve ağız yaralanmalarında, ağız su ile temizlenmeli ve kanamayı durdurmak için buz torbası uygulanmalıdır. Bu yaralanmalar genelde çabuk iyleşir. Kanama on dakika içinde durmazsa doktora başvurulmalıdır. Eğer yaralanma, boğazın arka kısmındaysa, delici bir cisim nedeniyle oluşmuşsa ve kanama 5-10 dakika içinde durmamışsa derhal doktora gidilmelidir.Burundaki yaralanmalarda ise genellikle kanama görülür ve kanın boğaza kaçmaması için çocuğun başı dik ya da öne hafifçe eğik tutulmalıdır. Burun kanatlarının iki yanından da parmaklarınızla hafifçe sıkıştırılarak, 2-3 dakika kadar bekletilmelidir. Ağlamak kanamayı artıracağından çocuk sakin tutulmaya çalışılmalıdır. Kanama devam ederse, burun deliğine derine kaçmayacak şekilde pamuk parçası koyarak, yine bir kaç dakika burun kanatlarını sıkın. Ayrıca soğuk kompres yaparak damarların daralmasını da sağlayabilirsiniz.Yara üzerine pamuk koymak, pudra ve merhem sürmek, tentürdiyot ve antiseptikler dökmek, sıcak kompres yapmak, temiz olmayan bezlerle yarayı sarmak kesinlikle yapılmamalıdır.YanıklarYanık, insanı dış etkilerden ve bakterilerden koruyan deriyi, devre dışı bıraktığı için kolayca enfeksiyon kapma tehlikesiyle karşı karşıya kalınmaktadır. Yanık yüzey bakteriler tarafından kısa sürede işgal edilir ve yara iltahaplanır. Yanığı oluşturan fiziksel etkenin vücutta meydana getirdiği tahribat, deri, deri altı, daha derindeki kas ve kemiklerin olaydan zarar görmesiyle sonuçlanır.Küçük yanıklarda, yanmış bölge soğuk suyun altına tutulmalı ya da soğuk kompresler yapılmalıdır. Buz uygulanmamalı ve ağrı kesilinceye kadar devam edilmelidir. Yanık küçük de olsa; yüz ve genital bölgelerdeki yanıklar mutlaka doktora gösterilmelidir.Büyük yanıklarda ise, hemen doktora gidilmelidir. Yanmış bölgedeki giysiler deriye yapışmamışsa çıkarılmalı ve ıslak kompres koyarak en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.Kimyasal yanıklarda ise, derideki kimyasal madde su ve sabunla yıkanarak temizlenmeli, giysiler değiştirilmelidir. Bu işlemler yapılırken eldiven, temiz bez ya da havlu ile kendi ellerinizi de koruyun. Ciltte kızarıklıklar ve yanık belirtileri varsa hemen bir doktora başvurulmalı, eğer çocuğun solunum güçlüğü çektiğini farkediyorsanız derhal doktora gidilmelidir.ZehirlenmeYiyecek olmayan her madde bebek ve çocuk için potansiyel bir zehirdir. Zehirlenmenin en sık görülen belirtileri; uyuklama, huzursuzluk, kusma, ishal, hızlı soluma, terleme, aşırı salya, titremedir.Çocuğun zehirleyici madde içtiğinden eminseniz, kendi başınıza tedavi etmeye çalışmayınız. Çocuğun kusması için kesinlikle zorlamayın. Bazı zehirli maddeler yakıcı olduğundan, kusarken de boğazın tekrar yanmasına sebep olabilirler. Bu durumda en yakın hastaneye gitmek ve bir doktora başvurmak gereklidir. Çocuğun ne kadar yutmuş olabileceği doktora söylenmeli ve içilen maddenin kabı, etiketi mutlaka doktora gösterilmelidir.IsırıklarBöcek ısırıklarında, özellikle arı sokmalarında bölgeyi hareket ettirmeyin. Sokulan yeri yıkayın ve üzerine buz koyun. Küt bir bıçak ucu ya da kredi kartı gibi bir malzemenin kenarı ile iğneyi çıkarmaya çalışın. Tırnak ya da cımbızla yakalamaya çalışmak zehrin daha çok içeri sızmasına neden olabilir. Eğe çıkaramıyorsanız, şişme ve ağrı devam ediyorsa doktora başvurulmalıdır. Ayrıca, herhangibir böcek sokmasından sonra aşırı ağrı ve şişme, nefes darlığı gibi aşırı duyarlılık belirtileri varsa acil olarak en yakın sağlık kuruluşuna gidilmelidir.Akrep sokmasında ise, çocuğu hareket ettirmeyiniz. Akrep, kuyruğundaki iğnesini sokarak zehrini vücuda verir. Zehir, sinir sistemine ve kalbe zararlı etki yapar. Çocuklarda ölüme yol açabilir. Sokulan yerde ağrı, yanma ve uyuşukluk olur. Ayrıca, tükürük bezlerinde fazla salgı, baş ağrısı, kaslarda kasılma, idrar kaçırma görülür. Sokulan yerin yukarısı eşarp ya da mendille sıkılmalı ve derhal doktora gidilmelidir.Hayvan ısırıklarında, yarayı yumuşak bir şekilde sabun ve bol su ile yıkayın. Antiseptik veya başka bir solusyon uygulamayın. Steril bir bandajla kanamayı kontrol altına alın. Kuduz olup olmadığına dair, hayvanı inceleme için kontrol altında tutmaya çalışın. Mutlaka bir doktora başvurun.
Gelişim Basamakları - 2
Bebek doğduktan sonra onun geliştiğini görmek mutluluk vericidir. Günler geçtikçe öğrendiklerini size göstermesi sizi duygulandırır. Onların gelişimini takip etmek açısından bilinmesi gereken bazı noktalar vardır. Bunlar her bebeğe göre değişim gösterse de, ortalama olarak yapabildiklerini görmek açısından önemlidir.
2 yaşına kadarAkıl: 'Ben' bilinci gelişir ve aynada kendini tanır.Dil: Ortalama 50 sözcüğe ulaşır ve yeni sözcüklere hızla uyum sağlar. İki sözcüklü cümleler kurar.Davranış: Başka çocuklarla oynar. Bağımsızlığı giderek artar.3 yaşına kadarAkıl: 3-4 parçalı yapbozları çözebilir. Elektronik eşyalara ve mekaniğe ilgilidir.Dil: Sözcük dağarcığı artmıştır ve basit cümleleri düzgün kurar. Kafiyeler ve şarkılarla daha çok eğlenir. Davranış: Oyun oynarken, iş birliği yapar ve arkadaşlarına yakınlık gösterir. Dik başlılığı gider ve suçluluk duygusu geliştirir.4 yaşına kadarAkıl: Zaman kavramı oluşur. Bir nesnenin değişik perspektiflerden gördüklerini kavrar.Dil: Dilbilgisi açısından doğru sorular sorabilir ve uzun cümleler kurabilir. Düzgün olmayan bir yazı yazabilir.Davranış: Arkadaşları olur. Paylaşma ve hediye verme başlar. Oyunları yarışa dönüşür.5 yaşına kadarAkıl: Başkalarından farklı, düşünce ve davranışları olduğunu anlar. Bilinçli yalan söyleyebilir.Dil: Ortalama 8.000 sözcük dağarcığı vardır ve daha karmaşık hikayeler anlatır.Davranış: İyi ve kötü kavramı oluşur. Arkadaşlarının hoşuna gitmek ister ve başka görüşleri öğrenir.6 yaşına kadarAkıl: Görünüş ve gerçek arasındaki ayrımı giderek daha iyi ayırabilir.Dil: Dili büyük ölçüde doğru kullanır. İletişimi daha rahat kurar.Davranış: Kendi cinsiyle özdeşleşir ve grup oyunları düzenler. Anlaşmazlıkları çözmeye çalışır.7 yaşına kadarAkıl: Yaratıcılık başlar. Öğrendiklerini yeniden unutabileceğini farkeder.Dil: Konuşma sırasında hataları hemen düzeltir. Harflerle sesleri eşleştirir ve konuşulduğu gibi yazar.Davranış: Öğretmenler ve sınıf arkadaşları, ilişkiye geçtiği yeni kişiler olur.8 yaşına kadarAkıl: Karmaşık düşünme başlar. Bir sorunun birçok yaklaşım biçimini uzun uzadıya düşünür.Dil: İlk yazım kurallarını kullanır.Davranış: Karşılaştırmalar yapar. Grup faaliyetleri önem kazanır, organize oyunlar ve gezilere ilgi artar. Daha derin arkadaşlıklar geliştirir ama karşı cinsten yaşıtlarıyla iletişimi azdır.9 yaşına kadarAkıl: Kendi düşüncelerini geliştirir ve üzerinde düşünür.Dil: Temel yazım kurallarına hakim olur. Dilbilgisi hatalarını bilir.Davranış: Karşılaştırmalar yapar. Grup faaliyetleri önem kazanır, organize oyunlar ve gezilere ilgi artar. Daha derin arkadaşlıklar geliştirir ama karşı cinsten yaşıtlarıyla iletişimi azdır.10 yaşına kadarAkıl: Perspektif kullanarak ve nesneleri üçboyutlu çizer.Dil: Çift anlamlılıklar ve kelime oyunlarını anlamaya başlar.Davranış: Karşılaştırmalar yapar. Grup faaliyetleri önem kazanır, organize oyunlar ve gezilere ilgi artar. Daha derin arkadaşlıklar geliştirir ama karşı cinsten yaşıtlarıyla iletişimi azdır.11 yaşına kadarAkıl: Dikkatini daha iyi odaklar. Kendine göre öğrenim stratejileri geliştirir ve kullanır.Dil: Hikayeleri baştan sona bütünüyle anlatır.Davranış: Karşılaştırmalar yapar. Grup faaliyetleri önem kazanır, organize oyunlar ve gezilere ilgi artar. Daha derin arkadaşlıklar geliştirir ama karşı cinsten yaşıtlarıyla iletişimi azdır.12-13-14-15 yaşAkıl: Sistematik olarak hipotezler kurup sınayabilir. Soyut kavramları anlar. Kendi düşünme süreçlerini değerlendirir ve açıklar. Ergenlikle birlikte kimlik arayışı başlar. Kişisel tercih ve hobilerini keşfeder, artan özgüvensizlik ve yıkıcı davranışlar sergiler.Dil: Ortamlara ve durumlara uygun olarak konuşmasını ayarlar. Gençlik dönemine özgü dili benimser.Davranış: Ebeveynle anlaşmazlıklar artar. Karşı cinse ilgi artar. Grup içinde kendini göstermeye çalışır.16-17-18 yaş ve sonrasıAkıl: Sorunlara birçok açıdan bakar. Politik, sosyal ve dini konularla ilgilenir. Kimlik arayışı içine girer ve kişiliğini oturtmaya çalışır. Kendi fikir ve değerlerini geliştirir. Gelecek için planlar yapar ve kararlar alır.Dil: Soyut durumların anlatımı, kendi dayanak noktalarını ortaya koymak için düzenli gerekçelendirme.Davranış: Belirgin sosyal yaşam başlar. Arkadaşlarıyla partilere, kulüplere ve konserlere gider. Günü kendi başına planlama ve sorumlu davranma giderek artar. Baba evinden kopmaya başlar.
Gelişim Basamakları - 1
Bebek doğduktan sonra onun geliştiğini görmek mutluluk vericidir. Günler geçtikçe öğrendiklerini size göstermesi sizi duygulandırır. Onların gelişimini takip etmek açısından bilinmesi gereken bazı noktalar vardır. Bunlar her bebeğe göre değişim gösterse de, ortalama olarak yapabildiklerini görmek açısından önemlidir.
1 aya kadarAkıl: Doğumdan sonra bir iki saat içinde annesinin sesini ve kokusunu tanır.Dil: İletişimi bağırarak kurar ve anadili seslerini tercih eder.Davranış: Yüzlere ilgi gösterir ve kucakta sakinleşir.2 aya kadarAkıl: Annesinin yüzünü tanır. Dokunarak fikirler edinmeye başlar.Dil: Söylenenlere, çeşitli seslerle karşılık verir.Davranış: Gülümsemeyi geliştirir ve insan yüzlerine tepki verir.3 aya kadarAkıl: Hareketleri takip eder. Nesnelerin üzeri örtüldüğü zaman kaybolmadığını kavrar.Dil: İhtiyaçlarını değişik bağrışlarla anlatır. Sesler ve dudak hareketi arasında bağlantı kurar.Davranış: Karşısındakinin bakışlarını yakalar. Etkileşim bekler ve mimikler, sesler üzerinden iletişim kurar.4 aya kadarAkıl: Gözleri ile çevreyi araştırır, algılama için ellerini kullanır ve öğrendiği şeyi aklında bir hafta tutar.Dil: Sevecen ve öfkeli seslere farklı tepki verir ve çıkarılan sesleri taklit etmeye çalışır.Davranış: Sevinci, korkuyu, üzüntüyü ve şaşkınlığı mimiklerle gösterebilir.5 aya kadarAkıl: Aynadaki yansımasına ilgi gösterir. Bir yetişkinin gördüğü tüm renkleri görür.Dil: Çıkardığı sesler anadilininkilere benzemeye başlar.Davranış: Bakıcısını gördüğünde kollarını ve bacaklarını sallar. Sevincini, yüksek sesle gülerek gösterir.6 aya kadarAkıl: Hedef aldığı nesnelere yönelerek iki eliyle yoklar. Birkaç nesneyle yapılan basit işlemleri anlar.Dil: Değişik ses tonlamaları ile denemeler yapar. Yabancı dillerin seslerini yetişkinlerden daha iyi ayırt eder.Davranış: Neşeli ya da öfkeli sesleri uygun yüz ifadesiyle bağdaştırmaya başlar.7 aya kadarAkıl: Bir yetişkinin baktığı yönü takip etmeye başlar.Dil: Heceleri ikileyerek, peltek konuşmaya başlar. Kendi ismi söylenince tepki verir.Davranış: Birden fazla kişiyle duygusal bağ kurar ve ları güçlenmeye başlar.8 aya kadarAkıl: Sebep-sonuç üzerine düşünmenin ilk belirtileri.Dil: Basit dilbilgisi kurallarını kavrar, düzgün söylenen ve kullanılan cümleleri tercih eder.Davranış: Yabancılama başlar ve tanımadığı insanlara karşı farklı davranır.9 aya kadarAkıl: Gizlenmiş oyuncağı arar. Nesnelerin işlevlerini kavramaya başlar.Dil: Dil özelliklerine hakim olmaya başlar, çıkardığı sesler anadilininkilere benzer.Davranış: Nasıl tepki vereceğini bilemediği anlarda, anlamak için güvendiği kişinin mimiklerine bakar.10 aya kadarAkıl: Yetişkinlerde gördüğü hareketleri, 24 saat sonra bile taklit edebilir.Dil: Basit emirlere tepki verir. 'baba' ve 'anne' diyebilir.Davranış: Saklama oyunlarını sever. Bir kişinin neye duygusal tepki verdiğini fark eder.11 aya kadarAkıl: Resimlere bakar ve nesneleri parmağıyla gösterir.Dil: Dinlediği sözcükleri taklit etmeye başlar.Davranış: Çok sevdiği bir oyuncak elinden alındığında, bağırarak itiraz eder.12 aya kadarAkıl: Görme niteliği bir yetişkininki gibidir. Bir nesnenin adı söylendiğinde onu teşhis edebilir.Dil: Anlaşılır ilk kelimeleri söylemeye başlar.Davranış: El çırpmak ve göz kırpmak gibi yeni davranış biçimlerini taklitle öğrenir.18 aya kadarAkıl: Nesneleri ve kişileri oyun figürleri şeklinde yorumlar.Dil: Sözcük sayısı ortalama 20 kadardır.Davranış: Güvendiği kişileri kucaklar. Ortama katılır ve tavır takınır. İnatçı davranışlar başlar.
Yenidoğan Sarılığı
Sarılık, yenidoğanlarda en sık görülen klinik bulgulardan biridir. Yenidoğanda cilt ve gözaklarının sarı bir renk almasıdır. İlk 24 saatten sonra, genellikle doğumdan sonraki 2. veya 3. günde ortaya çıkar. Karaciğerin henüz olgunlaşmaması ve yeterince bilirubin atamamasına bağlı olarak sarılık oluşur.
Yaşlanmış ve bozulmuş kırmızı kan hücreleri tarafından üretilen sarı pigmente bilirubin denir. Biluribin normalde karaciğer tarafından barsak sistemine verilerek atılır. Ancak karaciğer bilirubini yeterli oranda barsağa veremezse kanda birikir ve sarılık oluşur.Yeni doğan sarılıklarında dikkat edilemesi gereken en önemli şey çevredeki kişilerin bilinçsiz yorumlarıdır. Bu kişiler sarılığın olağan olduğunu, kendiliğinden geçeceğini ve doktora gitmenin gereği olmadığını söylemekte ayrıca sarı zıbın giydirmek ve sarı örtü örtmek gibi gerçekle hiçbir ilgisi olmayan önerilerde bulunmaktadırlar. Böylece bu hastalık için en kıymetli olan 2-3 günün kaybına neden olmakta ve tedavi şansını kaybeden bebeğin ömür boyu sakat kalmasına sebep olmaktadırlar.Zamanında doktora götürülen bebekler sarılık yönünden sıkı takip altına alınırlar. Bazen her gün bazen de günde birkaç defa kan tahlilleri yapılarak takip edilirler. Eğer kanda bilirubin dediğimiz madde gittikçe yükseliyorsa, fototerapi denilen ışık tedavisine alınır.
Bilirubin kan beyin bariyerini geçerek merkezi sinir sistemi hücrelerine zarar verir. Bu da 'Kernikterus'a yol açar. Kernikterus, beyin felci ve işitme kaybı ile ilgili bir sendromdur. Bu nedenle bebeğin vücudunda sarılığı farkeden aileler mutlaka çocuğu beklemeden bilirubin düzeyini ölçmek için doktora başvurmalıdır.
Yaşamın ilk günlerinde meydana çıkan sarılık, fizyolojik ve patolojik olmak üzere iki gruba ayrılır:Fizyolojik Sarılık Erkek bebeklerde, annede diabet veya hipertansiyon varlığında, yapay sancıyla doğurulan bebeklerde, doğumdan sonra kilo kaybı fazla olan bebeklerde, anne sütü ile beslenen bebeklerde daha sık görülür. Fizyolojik sarılıklar, yaşamın 2. ve 3. gününde meydana gelen ve en fazla 11-12mg/100ml ye kadar yükselen ve tedavi gerektirmeden geçen sarılıklardır. Fizyolojik sarılık vaktinde doğan bebeklerin %50 sinde, erken doğan bebeklerde ise daha yüksek oranlarda görülür. Genellikle ilk 1-2 hafta içinde kendiliğinden kaybolur ve bilirubin düzeyleri zararsızdır.Fizyolojik sarılık genelde tedaviye ihtiyaç duymaz ama daha ağır olgularda flöresan ampulün kullanıldığı fototerapiyle etkili biçimde iyileştirilebilir. Fototerapideki mavi ışık, deride biriken bilirubini parçalar ve bilirubin düzeylerini düşürür. Tedavi sırasında bebekler çıplaktır ve gözleri ışıktan zarar görmemesi için kapatılır. Fototerapi sırasında deriden farkedilmeyen su kaybı artar. Bunun yanı sıra fototerapi barsaktan geçiş zamanını kısaltmakta, dışkılama sayısında artma olmaktadır. Fototerapi alan bebeklerde deride iğne başı büyüklüğünde geçici kırmızı renkli döküntüler olabilir.Patalojik Sarılık Daha çok kan uyuşmazlıkları sonucu meydana gelen ve hayatın ilk günlerinde başlayan ve gittikçe ilerleyerek eğer tedavi edilmezse bebeği hem zeka ve hem de bedensel yönden sakat bırakan sarılıklardır. Akraba evliliğinin olması, ailede erken yaşta safra taşı olan veya dalağı alınmış bireyin olması kalıtsal olan patolojik sarılık nedenidir. Anne karnında, doğum sırasında veya doğumdan sonra geçirilen enfeksiyonlarda patolojik sarılık oluşabilir.Patolojik sarılıkta tedavi yöntemi kan değişimidir. Bebeğin kanı taze kan ile değiştirilir. Kan değişiminde amaç yükselen bilirübin düzeylerinin düşürmek, aşırı bilirübin oluşumunun devam etmesini önlemek ve ortaya çıkan kansızlığı düzeltmektir. Kan değişiminin hangi bilirübin seviyesinde yapılacağı bebeğin kaç saatlik olduğuna, zamanında veya prematüre doğmuş olmasına veya birlikte başka bir hastalığının bulunup bulunmamasına (doğum sırasında oksjensiz kalması, enfeksiyon varlığı gibi) göre değişmektedir.
Sünnet
Sünnet yaygın olarak dinsel inançlar ve gelenekler doğrultusunda yapılan bir uygulama olmakla beraber aslında sağlıkla doğrudan ilgili bir girişimdir. Sünnet penisin uç kısmını saran, tıp dilinde "prepisyum" adı verilen sünnet derisinin belirli şekil ve uzunlukta cerrahi yolla kesilerek alınması ve penis uç kısmının açığa çıkarılması işlemidir.
Sünnet ne zaman yapılmalı? Her yaşta yapılabilmekle beraber; çocuğun ruhsal yönden zarar görmemesi için ya 2 yaşından önce ya da 6 yaşından sonra yapılmalıdır. 2 - 6 yaş arasında çocuğun cinsel organına yönelik bir uygulama, cinsel organını kaybetme korkusuyla önemli psikolojik sorunlara neden olabilir. Ayrıca, kimlik gelişimi döneminde ve uyumsuz olmaları nedeniyle psikolojik etki oluşturmamak için zorunlu olmadıkça sünnet edilmesi tavsiye edilmez.Son zamanlarda yeni doğan bebeklerde; cerrahi işlemin kolaylığı, bebekte yara iyileşmesinin çabuk olması, sünnet sonrası bakımın kolaylığı ve yeni doğanda henüz kişilik teşekkül etmediğinden psikolojik travma oluşturmaması nedeniyle en ideal sünnet yaşı olarak kabul edilmektedir.Sünnetin sakıncalı olduğu durumlar vardır ve bunların en başında 'hipospadias' halk arasında da 'peygamber sünneti' denilen, idrar deliğinin olması gereken yerde olmaması durumudur. Bu ameliyatla düzeltilir ve yapılması gereken ameliyatlarda da sünnet derisi kullanılmaktadır. Ayrıca ailesinde kan hastalığı ya da kanama hastalığı hikayeleri olan çocukların mutlaka kan testleri yapıldıktan sonra sünnet edilmeleri gerekir.Sünnet nasıl yapılmalı? Uygun olmayan yerlerde ve anatomik, fizyolojik, psikolojik açılardan bilgisi olmayan kişiler tarafından yapılması sakıncalıdır. Sünnet ne kadar basit görünse de önemli bir cerrahi olaydır ve bu nedenle de hastane koşullarında, hatta ameliyathanede yapılması en doğru seçimdir. Çocuğunuzda hayat boyu taşıyabileceği sorunlar oluşturabileceğinden asla hafife alınmamalıdır. Sünnet yapılan yer ve aletlerde sterilizasyon, asepsi, antisepsi gibi tanımlanan mikrop içermeyen ortam sağlanması zorunludur. Sünnet, konusunda deneyimli kişilere yaptırılarak her türlü komplikasyonlar en aza indirilebilmektedir. Günümüzde uzmanların en sık uyguladığı, güvenilir, yan etkileri en az olan yöntem cerrahi yöntem olup, klasik olarak sünnet derisinin cerrahi yoldan kesilerek uçların birbirine dikilmesi şeklinde yapılır. Ayrıca, operasyondan önce çocuk mutlaka doktor tarafından muayene edilmelidir ve çocuğun sağlık geçmişi ile ilgili doktor bilgilendirilmelidir.Sünnetin faydaları: Sünnetli erkek çocuklarında idrar yolu iltihaplanması daha az gözlenir Penis kanseri sadece sünnet olmayan erkeklerde gözlenir Bulaşıcı hastalıklar sünnet olmayan erkeklerde daha sıktır Kadınlarda rahim kanseri riskini azaltırSünnet sonrası oluşabilecek sorunlar :Yetkisiz kişilerce sağlık koşullarına uyulmadan yapılan sünnetlerden sonra bazı istenmeyen sonuçlar ortaya çıkabilir. Bu sorunlardan en önemlileri: Kanama Şekil bozukluğu Kalıcı sakatlık Sünnet derisinin yetersiz kesilmesi Sünnet derisinin fazla kesilmesi Deride çürüme Sünnetten sonra yapılan bandajın çok sıkı olması Enfeksiyon ve bulaşıcı sarılık Penis başının kesilmesi Tam penis kaybı İdrar yolu yaraları
Diş Çıkarma
Diş çıkarma doğal bir olaydır ve bebeklerde süt dişlerinin çıkması genelde 6 aylıkken başlar. Diş çıkarma belirtileri; yükselen ateş, diş etlerinde kızarıklık ve şişme, gündüzleri huzursuzluk, geceleri uykusuzluk, deride döküntü, ishaldir. Bebeklerde, ilk dişler ağızda görünür görünmez temizlenmeye başlanmalıdır. Bebeklerde yapılması gereken diş temizliği; temiz bir tülbent ya da gazlı bez parçasıyla bebeğin dişlerinin üzeri her emzirme veya mama yedikten sonra temizlenmesidir.
Süt dişleri önemsenmelidir. Süt dişlerindeki çürükler hem çocuğun dişlerinin ağrımasına sebep olur, hem de daimi dişlerine zarar vermektedir. Ayrıca, tedavi edilebilir olan süt dişlerinin düşme vaktinden önce çekilmesi sakıncalıdır. Süt dişleri çocuğun ağız estetiğinin oluşmasını sağladığı gibi en önemli özelliği de yeni çıkacak daimi dişlere yer tutucu görevi görmesidir.Bebeklerde biberon çürüğünden korunmak için önlem almak gereklidir. Bebeğin gece ağzında biberonla uyuması önlenmelidir. Biberondaki süte şeker, bal reçel eklenmemelidir. Beslenmeden sonra mutlaka su içirilmelidir ve dişler silinmelidir. Ayrıca, emziklerin de ağlayan bebekleri susturmak amacıyla bal, pekmez, reçel gibi tatlandırıcılara batırılarak verilmesi biberon çürüklerinin başka bir nedenidir. Dişler sürdükten sonra oyalanmak amacıyla bebeğin eline verilen şekerli gıdalar da diş çürüklerine neden olduğundan elma, havuç gibi besin değeri yüksek, diş temizliğine yardımcı gıdalara yönlendirmek, daha yerinde olmaktadır.Diş fırçası kullanımına bebeğin arka dişlerinin çıkmasından sonra başlanabilmektedir. Bu da yaklaşık 2 yaş civarıdır.Yetişkinler için üretilen diş macunlarında yüksek oranlarda bulunan flor, çocukların diş ve kemik gelişimini olumsuz yönde etkilediğinden, çocukların kendileri için üretilen diş macunlarını kullanmaları gerekmektedir. Ayrıca fırça üzerine sıkılan mercimek kadar macun fırçalama için yeterli olmaktadır.Mikroplar, dişlerin ara yüzleri ya da çiğneyici yüzeylerinde daha kolay biriktiğinden fırçalamadan sonra anne-baba çocuğun dişlerini kontrol etmelidir. Okul çağındaki çocuklarda fırçanın diş-dişeti birleşim yerine 45 derece eğimle yerleştirilip dişlerin görünen yüzeylerini döndürme hareketiyle, daha sonra da dişlerin çiğneyici yüzeylerinin ileri-geri hareketlerle fırçalanması önerilmektedir.Çocuğun ağız büyüklüğüne uygun, yumuşak ve naylon kıllardan üretilmiş diş fırçaları kullanılmalıdır. Sert fırçalar dişleri aşındıracağı için kullanımı uygun değildir. Fırça kılları aşınınır aşınmaz, yaklaşık 6 ay sonra mutlaka değiştirilmelidir.Her öğünden sonra fırçalama işleminin yapılması gerekir. Çocuk aile bireylerini model aldığından bu alışkanlığı kazandırmak için anne ya da babanın fırçalamayı birlikte yapmaları gerekmektedir.Çocukların çok sevdiği renkli şekerlemeler, kolalı içecekler, cips, şekerli sakız ve çikolata gibi gıdalar diş düşmanıdırlar, aynı zamanda da diş çürüklerinin yanında genel sağlığı da etkilemektedirler.Çocukların diş sağlığı için vitamin alımına da dikkat edilmelidir. A vitamini eksikliği dişlerin enfeksiyona karşı dayanıklılığını azaltmakta ve iyileşmesini geciktirmektedir. B vitamini eksikliğinde, ağız dokularında hassasiyet ve dişleri çevreleyen kemiklerde bozulma görülmektedir. C vitamini eksikliği ise yine kireçlenme bozuklukları ve diş etlerinde kanamalara yol açan bazı hastalıklara sebep olmaktadır. Ayrıca bol kalsiyum alınarak da dişler kuvvetledirilmelidir.
Kolik
Süt çocukluğu döneminin en sık yaşanan rahatsızlığı olan infantil kolik, 0-3 ayın altındaki bebeklerde görülen, en az 3 hafta boyunca devam eden, nedeni açıklanamayan bir şekilde günde 3 saatten fazla süren huzursuzluk ve ağlamalara neden olan bir sendromdur.
Genelde bebeklerin %10-40'ında görülen bu hastalık, 2-3 haftalıkken başlar, 4-8. haftada en üst düzeyine ulaşarak bebeklerin 3-4. aylarına nadiren 12. aya kadar devam edebilir. Bebek gün içinde, öğleden sonra başlayan ve gece geç saatlere kadar devam eden, sakinleştirilemeyen ağlama nöbetleri yaşar. Kolik ağlaması bebeğin herzamanki normal ağlamasından farklıdır. Her gün tekrarlanan ağlamalar sırasında bebek arada normal ve sakin günler de geçirebilir. Anne ve baba bu huzursuz dönemin hiç bitmeyeceğini düşünürken kolik birdenbire veya yavaşça sona erer.
bebekler neler yaşar?Bebek bu dönemi hafif ya da şiddetli yaşayabilir. Hafif kolik, yalnızca akşamları huzursuzluğa neden olur. Orta ve ağır kolikte bebek, genellikle tamamen sağlıklı geçirdiği bir günün akşamında birkaç dakika süren ağlama nöbetleri geçirir. Bu nöbetler, bitip tekrarlayarak yaklaşık 2-3 saat boyunca sürer. Başlangıcında, bebeğin kaşları çatılır, yüzü kızarır, bacaklarını karnına doğru çeker. Bağırsak guruldaması ve gaz çıkarmasıyla birlikte bebek rahatlar.
koliğin nedenleriİnfantil Kolik'in nedeni tam olarak açıklanamamakla birlikte bazı teoriler geliştirilmiştir. Güncel bir teoriye göre ağlamak yeni doğmuş bebeğin olgunlaşmamış fizyolojisinden kaynaklanır. Tüm bebekler ağlar. Kolik bu normal davranışın aşırılarda yaşanan boyutudur.
Bir diğer açıklama ise bebeğin olgunlaşmamış sinir sisteminin istenmeyen bir davranış olan ağlamaya engel olamaması şeklindedir. Nörolojik sistemleri tam olarak gelişmediği için bebeklerin daha duyarlı olan duyu sinirleri, olgunlaşmamış sindirim sistemleri gaza karşı aşırı duyarlı hareket ederek kasılır ve ağrılı bağırsak spazmlarına neden olur. Bebekler, bağırsaklarındaki normal hareketleri ve hoşlarına gitmeyen durumları da ağrı olarak algılayabilirler. Rahatsızlıkları belli edebilecekleri birçok durumda da ağlamaktan başka seçenekleri yoktur.
anne-babalar bebeklerini nasıl rahatlatabilir?Günümüzde ilaçlı ya da ilaçsız olmak üzere birçok tedavi denenmiş olmasına rağmen etkili ve güvenli bir kesin tedaviye ulaşılamamıştır. Bu amaç doğrultusunda ilaç bileşenlerinin yanında müzik, titreşimler ve çeşitli seslere kadar farklı metodlardan faydalanılmış, bazıları etkisiz bazılarının da yan etkileri bulunmuş, bazıları bir grup bebekte etkili olmuş ama sonuçta genel bir tedavi adına verimli sonuçlar elde edilemiştir. Bu süreçte aile, bebeğin şikayetlerini araştırmalı, bebeğinin fiziksel gelişimi hakkında herşeyin yolunda olduğu tespit edildikten sonra aile herşeyin normal ve yolunda olduğuna ikna edilmeli, süreç ve yapabilecekleri hakkında bilgilendirilmelidir.
Bebeği ağladığı zaman kucağınıza alarak yalnız olmadığını hissetmesini sağlayarak, ona güven verebilirsiniz. Bebeği daha sık beslemek ve emzik kullanmak yararlı olabilir. Emme ile bebeğin gaz çıkarmasını kolaylaştırabilirsiniz. Bebeğinizin karnına, tenini yakmayacak sıcaklıkta olduğundan emin olduğunuz ılık bir havlu koyup, yüzüstü yatırarak sırt ve belini okşayarak masaj yapmak yararlı olacaktır.
Annelerin büyük bir çoğunluğu yedikleri bazı besinler nedeniyle bebeklerinin koliğe yakalandıklarını düşünmektedir. Bebeğiniz anne sütüyle besleniyorsa beslenme alışkanlığını değiştirmeye gerek yoktur. Yediklerinize dikkat ederek bebeğinizi rahatlatabilirsiniz. İnek sütü antijenleri bebeğinizin bağırsaklarında alerjik reaksiyona neden olabilir. Araştırmalarda, annenin yediği turpgiller (turp, lahana, karnabahar, brokoli), inek sütü, çikolata ve soğan tüketimi ile kolik arasında yakın bir ilişki saptanmıştır. Süt ve süt ürünleri ile yumurtayı azaltmak etkli olabilir. Annede gaz yaptığı bilinen bazı yiyeceklerden (kuru fasulye, barbunya, bulgur, mercimek vb.) kaçınılmalı, turunçgiller, soya ve baharatlı yiyeceklerden uzak durulmalıdır.Annenin sigara içmesi, aşırı kahve tüketiminin de bebek için yan etkileri bilinmektedir. Anne sigarayı mutlaka bırakmalı, bebeğin yanında sigara içilen bir ortamın varlığından kaçınılmalıdır.
Biberonla beslenen bebeklerde daha sık gaz sancısı görülür. Bebek mama içeriğine karşı alerji veya duyarlılık geliştiriyor olabilir. 6 aydan önce katı gıda ile beslenmeye geçilmemelidir. Anne sütü almayan bebek, doktorunuz önerisinde inek sütü bazlı olmayan ve demir katkısı içermeyen formüllerle beslenmelidir. Hızlı emen iştahlı bebekler daha fazla hava yutarlar ve daha fazla gaz sancısı çekerler. Bebeği mümkün olduğunca sessiz bir ortamda sakin emzirmek yararlı olabilir.
Bebeği mümkün olduğunca rahat, sakin, loş ve gürültüsüz bir ortamda bulundurmak ve alternatif olarak sallanmak, bebek arabası ile dolaştırmak, hafif bir müzik, belirli ritmik sesler, lavanta ya da limon esanslı yağların damlatıldığı ılık banyolar ya da karın bölgesine ılık havlu masajlar rahatlatabilir.
Bütün bu uygulamaların dışında doktor tavsiyesi ile ilaç tedavisi de uygulanabilir.
unutmayın!Bebeğin ailesinin bu gergin dönemde daha sabırlı olabilmeleri çok önemlidir. Yorgun ve oldukça stresli geçen bu dönemde, psikolojik dengenizi mümkün olduğunca korumak için kendinize küçük aralar vererek mutlaka rahatlamaya zaman ayırın. Unutmayın, kolik sonsuza kadar sürmeyecek, bir anda bitecek..
Bebeklerde Temizlik
Bebeğinizin gelişimi ve onun hastalıklardan korunması için, bebek temizliği büyük önem taşımaktadır. Hassas cildini yıkamak, yumuşacık saçlarına özen göstermek, el ve ayak temizliğini yapmak, gözlerine ve kulaklarına zarar vermeden silmek bir çok anne baba için tedirgin edicidir. Bu tedirginliği eğlenceye dönüştürmenin tek yolu, temizliği bilinçli bir şekilde yapmaktır.
Bebeğin altını sık sık değiştirmek onu pişiklerden koruduğu gibi huzursuz olmasını da engeller. Özellikle emzirmeden ya da mama vermeden önce alt temizliği yapmak, onun yemeğini daha rahat yemesini sağlayacaktır. Ayrıca uykuya geçmeden önce de bezini değiştirmek, onu rahat ve huzurlu uyutacaktır. Daha küçük bir bebeğin altını temizlerken, ılık suyla ıslatılmış bir bez ya da pamuk kullanmak ve silerken fazla bastırmamak bebeğin cildini tahriş etmeyecektir. Bebek biraz daha büyüdüğünde, altını ılık suyla yıkamak onu daha da rahatlatacaktır. Temizlik en ayrıntılı yerlere ve bacak arasındaki kıvrımlara kadar dikkatlice yapılmalıdır.Yeni doğmuş bebeğin göbek temizliği de çok önemlidir. Göbek yaklaşık 2 hafta içinde düştüğünden bu zaman içerisinde yapılan temizlik, bebeği enfeksiyonlardan korur ve mikrop kapmamasını sağlar. Göbeğin daha çabuk düşmesi için kuru olması gerekir ve bu nedenle de bebeğe banyo yaptırılmaması önerilir. Göbek alkollü pamuk ya da gazlı bezle silindikten sonra mutlaka kurulanmalıdır ve bastırmadan temizlenmelidir.Bebeğin sürekli hareket halinde olan elleri, yüzüne ve gözlerine zarar vermemesi açısından hem temiz tutulmalı hem de tırnaklarının da uzadıkça kesilmesi gerekmektedir. Küçük bebeklerin ellerini ılık suyla ıslatılmış bezlerle silmek, biraz daha büyük bebeklerin ellerini ise yıkamak onun enfeksiyon kapmasına engel olacaktır. El ve ayak tırnaklarını keserken; kanamaya neden olmamak için çok dipten kısacık kesmemek, bebekler için üretilmiş tırnak makaslarını kullanmak, sivri yerine yuvarlak kesimler yapmak gerekmektedir. Büyük bebeklerin tırnaklarını kesme işlemini, onlar uyurken yapmak daha kolaydır. Ayrıca, banyodan çıkmış bebeklerin tırnakları daha yumuşak olduğundan kesme işlemi biraz daha kolay ve çabuk olacaktır.Kulak temizliği için, kulak çubuğu kullanılabilir ama kesinlikle ileriye sokulmamalıdır. Ilık bir suya batırılmış pamuk çubukları ya da pamuk parçasıyla dıştan silmek en güvenli temizliktir. Burun temizliği de aynı şekilde pamukla yapılmalı ve çok derine sokulmamalıdır. Bebeğin gözleri ise ilk zamanlar bol bol çapak üreteceği için her sabah temiz ve ılık su ile ıslatılmış pamukla temizlenmelidir. Sabun ve herhangi bir temizleyici bebeğin gözlerine zarar vereceğinden kullanılmamalıdır. Enfeksiyon bulaşmaması açısından, her iki gözde de ayrı ayrı pamuk kullanılmalı ve temizlik içten dışa doğru yapılmalıdır.Saçlarının temizliği için de, banyo esnasında bebeğin başı bebe şampuanıyla yumuşak ve dairesel hareketlerle yıkanmalı ve iyice durulanmalıdır. Eğer bebek çok küçükse ve başında 'konak' varsa banyodan bir gün önce bebe yağı ile ovulup daha sonra banyoya girmeden hemen önce saçları hafifçe taranarak yumuşamış kabukların düşmesi sağlanır.
Bebeğinizin Beslenmesi
Dokuz ay boyunca bir bebeğin anne karnında büyümesi ve doğum mucizelerinden sonra yaşanan diğer bir mucize de, bebeğin emzirilmesidir. Emzirmenin hiç bir yan etkisi yoktur aksine bebeğiniz ve sizin için bir çok avantajı vardır. Anne sütü bebeğiniz için en uygun besindir. Emzirmek, ilk altı ay boyunca bebeğinizin hem bedensel hem de duygusal her türlü ihtiyacını karşılamaktadır.
Emzirmenin YararlarıAnne sütüyle büyüyen bir bebeğin bağışıklık sistemi kolay gelişir ve güçlü bir bebek olur. Anne sütü alerji, astım ve çeşitli enfeksiyonlar gibi hastalıkların görülme riskini azaltır. Anne sütünün içinde; protein, karbonhidrat, yağ, mineral, tuz ve demir dengeli bir şekilde bulunduğundan bebek için eşsiz bir besindir. Anne sütü her zaman hazır, steril ve uygun ısıdadır. Anne sütüyle beslenen bebeklerin dışkıları yumuşak olur ve bu nedenle de ciltleri tahriş olmaz ve daha az pişik olurlar. Anneyi emen bir bebek, daha sakindir ve daha fazla enerji harcadığı için çene kasları güçlü olur. Dolayısıyla da, çene ve diş yapısı daha düzgün ve sağlıklı olur.Bebeğini emziren bir anne ise, yağ tabakalarının yakılmasını kolaylaştıran emzirme işlemi sayesinde çok kolay kilo verir. Anne ile bebek arasında güçlü bir bağ gelişir. Emzirme, doğum sonrası rahmin küçülmesini ve dolayısıyle de kanamanın azalmasını sağlar. Ayrıca emziren bir anne, meme kanseri ve yumurtalık kanseri gibi önemli hastalıklara yakalanma riskini azaltmış olmaktadır.Emzirme İşlemiDoğum şekli ne olursa olsun emzirmeye en kısa sürede başlanması gerekmektedir. Bu sütün gelmesini çabuklaştırmaktadır. Yeni doğan bir bebek bir kaç hafta boyunca, günde 10 ile 12 kez meme emer. Bebeğe memeyi verdiğinizde ilk emdiği süt, susuzluğu giderici olduğundan ince ve suludur. Emdikçe ardından gelen süt ise daha fazla yağ ve protein içermektedir.Bebeğe iyi süt verebilmek için bol bol sıvı almak gerekir. Özellikle sıcak havalarda sıvı tüketimi fazla olmalıdır çünkü bebeğin de bu havalarda daha çok susadığı unutulmamalıdır. Bebek meme ucunu ağzı ve damağı arasında tutarak emdiğinden, bunu doğru yapabilmesi için uygun bir pozisyon almış olması gerekmektedir. Damağı göğüs ucunun çevresini sıkıca kavramalı ve meme ucu ağzının içine iyice girmelidir. Ayrıca bebeğin başı ve gövdesi düz bir hatta olmalı, yüzü memeye bakmalı, meme bebeğin burnunu kapamamalıdır.Beslenmeİlk altı ay boyunca yalnız anne sütü veya mama ile beslenilen bebeğe, altı aydan sonra anne sütü veya mamaya ilave olarak protein, vitamin, kalsiyum ve karbonhidrat gibi besinleri de vermek gerekmektedir. Bebeğin bu ek besinlere geçiş aşaması, hem onun için hem de sizin için zor bir dönem olabilir. Bebeğin dengeli beslenmesinin yanısıra, farklı lezzetler ve yemekleri tadabilmesi için yiyecekleri çeşitlendirmek gerekir.Bebeğe verilen ekmek, mısır gevreği, patates, pirinç ve makarna gibi yiyeceklerden karbonhidrat gereksinimini karşılayabilir. Yağ gereksinimini ise, çoğunlukla sütten almalıdır. Balık eti, yağsız et, bezelye, peynir ve balıkdan da proteini alabilir. Taze sebze ve meyvelerden de vitamin ihtiyacını karşılayabilir. Süt, yoğurt, peynir, ıspanak ve brokoliden de kalsiyum alabilir.Beslenme ile İlgili Ayrıntılar Bebek altı ayını doldurmadan, buğday unu ve nişasta verilmemelidir. Bunları sindirmekte güçlük çekebilir. Hazırlanan yiyeceklere tuz ve şeker eklememek bebek için daha faydalıdır. Yumurtanın beyazı alerji yapabileceğinden 2 yaşına kadar verilmemelidir. Bal hastalık riski taşıdığından 1 yaşına kadar verilmemelidir. Yüksek oranda lif içeren kahvaltılıklar sindirimi zor olduğu için bebeğe verilmemelidir. Bebekler için hazırlanmış kahvaltı gevrekleri demir ihtiyacını sağlar ve hazmı kolaydır. Süt vermekten asla vazgeçilmemelidir ve verilmesi gereken yeni gıdalar aynı gün içinde vermek yerine gün aşırı tek tek eklenmelidir. Bir yaşından sonra, çocuğunuzun elleriyle ya da kaşıkla kendi kendine yiyebileceği yemekler hazırlanmalı ve sofraya mutlaka birlikte oturulmalıdır. Bebek iki yaşına gelmeden pastörize olmayan sütlerle yapılan peynirler verilmemelidir. Hergün en az bir öğün yağsız et veya kılçıksız balık eti vermek bebek için gereklidir. Her öğünde C vitamini verilmelidir. Bu bebeğin vücudunda demir tutma yeteneğini artıracaktır.
Bebek ve Uyku
Uykusuzluk, yeni anne adayları ve yeni doğan bebekler için en büyük sorundur. Küçük bebekler, 24 saatin nerdeyse yarısını uykuda geçirir. Ancak bu saatler anne babanın uyku saatleri ile çakışmaz. Bebeğin gece deliksiz uyumaya başlaması annelerin en büyük arzusudur. Kısa sürede uyku düzenini oturtan bir bebeğiniz varsa çok şanslısınız demektir.
Bebeklerin uyku düzeni, büyüklerin uyku düzenine benzemez ve bu düzene alışana kadar da biraz zaman geçmesi gerekir.Bebeklerin uykuya dalması da yetişkinlerden farklıdır. Yetişkinler hemen uykuya dalabiliyorken, bebekler derin bir uykuya geçmesi için önce yaklaşık 20-30 dakika kadar hafif bir uyku sürelerini doldurmaları gerekmektedir. Bebek büyüdükçe uyku şekli de zamanla değişir. Gün içinde oynadığı oyunlar nedeniyle, uzun süreli uykuya ihtiyaç duyar. Bu uzun süreli uykuların, yetişkinlerle aynı saate denk getirilmesi anne babanın uykusuzluk problemini çözüme ulaştıracaktır. Ayrıca, bebek uyuduğunda annenin de uyuması gerekir.Ne kadar uykuya ihtiyacı var: 1 haftalık - yeni doğanlar günde 16-18 saat kadar uyurlar. Ancak çok uyumakla birlikte çok da sık uyanırlar.12 haftalık - günde 15 saat kadar uyumaya başlarlar. Günde 2 kere 2-3 saat, gece de arada uyanmakla birlikte 9-10 saat uyuması yerinde olur.9 ay - 1 yaş - günde 14 saat kadar uyur. gündüzleri yaklaşık 3 saat uyur ancak geceleri uzun uyumayı öğrenmiştir. Arada uyansa bile hemen uykuya dönebilir.2-3 yaş - günde 13 saat uyuması normaldir. Gündüzleri 1 saat kadar uyur. Bunun dışında geceleri belli saatte uyumaya başlamış olması gerekir.
Daha iyi uyuması için: Oda ısısının kontrol edilmesi gerekir. Çok sıcak ya da çok soğuk ortamlar bebeklerin uyumasını engelleyebilir. Anne yürürken ya da hareket halindeyken karnındaki bebek sallatıdan dolayı uyku haline geçtiği düşünülürse, dışardayken de küçük hareketler ya da sallamalar bebeği sakinleştirip uyutabilir. Karyola bebeğe ilk günler geniş gelebileceği için, anne karnını hatırlatacak daha küçük beşiklerde uyutmak faydalı olabilir. Aylarca anne karnında çeşitli seslerle uyuyan bebek, çıktığında da kalp atışlarına ya da karnınızın guruldamasına benzer sesleri arıyor olabileceğinden, müzik dinleterek ya da ritmik hareketler çıkaran aletlerin sesleriyle bebek uyutulabilir.
Bebeklerde Hastalık
Bebeklerin hastalanmaları tüm aileyi üzer, tedirgin eder ve bebekler nerelerinin ağrıdığını söyleyemedikleri için de ebeveynleri strese sokarlar. Bebeği en yakından aileleri tanıdığı için, onun iyi olup olmadığını bebeğin renginden ve ruh halinden anlayabilirler. Hastalandıklarında huysuz olduklarından ve gece sık sık uyandıklarından sürekli ilgi ve alaka beklerler.
Bebek çok hastaysa tepkisiz ve bitkindir. Üşütmüşse de rahat nefes alamaz ve yemek yiyemez duruma gelir. Cildinde kızarıklık, ateş, ter olup olmadığına bakarak bebeğin ateşlendiği de anlaşılabilir. Ateşini düşürmek için, kıyafetlerini çıkarmak ve onu soğuk olmayan su ile silmek ateşini biraz olsun düşürecektir. Doktorunuzun verdiği ateş düşürücü ilaçları kullanmak daha da yarar sağlayacaktır.Bebeklerde Sık Rastlanan HastalıklarAnne ve babaların deneyimi arttıkça, hastalanan bebeklerini kendilerinden emin ve panik olmadan idare eder hale gelirler. Tabi deneyim kazanmak için de, hastalıklar ve bakımları hakkında bilgilenmek gereklidir.En sık rastlanan çocuk hastalıklarını tanımak, hasta bebeğin nasıl bakılacağını bilmek ve beslenmesine dikkat etmek önemlidir.Bebekler de çoğunlukla ilk sırada alerjiler vardır. Burun ve geniz akıntısı, ishal, derideki kızarıklıklar, gözlerde kızarıklık gibi belirtiler alerji habercisi olabilir. Mevsim değişikliğinde görülen polenler, yeni gıdalara geçiş dönemi, evcil hayvanlar, yaşadığı ortamdaki toz, böcek sokmaları, giysi ve çamaşırlarının yapım maddesi alerjiye neden olabilir.Soğuk algınlığı da bebeklerde ve küçük çocuklarda yaygın bir hastalıktır. Burun tıkanıklığı ya da burun akıntısı, hapşırma, ateş, halsizlik, iştah kaybı gibi belirtiler verir. Soğuk algınlığı olan kişilerin bebeğe ve oyuncaklarına dokunmadan önce ellerini yıkaması, yiyecek ve içecek kaplarının temizlenmesi, öksüren ya da hapşıran kişilerden uzak tutulması gereklidir. Soğuk algınlıkları, kulak enfeksiyonlarına ve bronşite neden olabileceğinden, hastalık kontrol altında tutulmalıdır.Bebeklerdeki sık görülen hastalıklardan bir tanesi de kabızlıktır. Anne sütü emen bebeklerden çok, mamayla beslenen bebeklerde görülür. Belirtileri, seyrek dışkı yapma, karın ağrısı, huzursuzluktur. Sindirim sistemi az çalışan, lifli gıdaları yeterince tüketmeyen, yeterli hareket etmeyen bebeklerde görülmektedir.İshal de, anneyi emen bebeklerde çok az görülür. Hastalık ya da enfeksiyon kapma, diş çıkarma, gıdalara karşı hassasiyet, yiyeceklerin uygun ortamda hazırlanmaması, ishal yapıcı meyve sularının fazla verilmesi gibi nedenler yüzünden bebek ishal olabilir.Bebeklerde görülen ortakulak iltihabı belirtileri ise; ateş, mide bulantısı, iştah kaybı ve kulak ağrısıdır. Bebeğin, emerken ağlamasından ya da kulağını sürekli ovmasından kulağının ağrıdığı anlaşılabilir. Alerjiler, soğuk algınlığı, bakteri veya virüsler ortakulak iltihabına neden olabilir.Doktora Götürme Zamanı Bebeğinizin ateşi 38 derecenin üstündeyse, halsizse, elleri ve ayakları pembe olmuşsa Nefes almada güçlük çekiyorsa, sık sık nefes alma ihtiyacı duyuyorsa ve sürekli öksürüyorsa İştahı tamamen kaybolduysa, bütün yemekleri reddediyorsa Yediği herşeyi çıkarıyorsa ve bu sürekli artarak devam ediyorsa Dışkısı sulu, yeşil, kötü kokuyorsa ve sık sık yapıyorsa Güçlükle yutkunuyorsa Yattığında huzursuzlanıp, kulaklarını ovuşturuyorsa ve kulaktan akıntı geliyorsa
Bebek Odası
Bebeğin ihtiyaç duyduğu malzemeleri araştırmadan, kullanışlılığını bilmeden daha ilk günden alışveriş yapmayın. Bunun yerine tüm hediyeler geldikten sonra eksiklere karar verip alışverişe çıkmanız, hem bütçeniz hem de kullanım açısından faydalı olacaktır. Özellikle mobilya konusunda dikkat edilmesi gereken önemli noktalar vardır.
Mobilya SeçimiBebek mobilyası alırken, pratik ve emniyetli olmalıdır. Köşelerinin ve uçlarının sivri yerine yuvarlak hatlı olmasına, kurşun içermeyen boya ile boyanmış olmasına dikkat edilmelidir. Karyolasında ve diğer mobilyalarında, çivilerin çıkmış ve vidaların gevşememiş olması gerekir. Mobilyanın parçalanabilir olması, küçük aksesuarlara sahip olması ve bunların çıkarılıp takılıyor olması bebek için tehlike teşkil eder. Kurdeleler, ipler ve kordonlar bebeğin dolanmasına sebep olabilir.Karyola alırken, kalite belgesinin olmasına, çatlakların ve kırıkların olmamasına dikkat edilmelidir. Parmak aralıkları geniş olmamalı ve parmaklık yüksekliği kısa olmamalıdır. Karyola minderinin alerji yapmaması ve ortopedik olması gerekmektedir. Dolabının kapakları hafif, çekmeceleri kolay çıkmayacak şekilde olmalıdır. Değişim yerinin ise, uygun yükseklikte ve malzemelere kolay ulaşılabilir yerde olması kullanım açısından iyidir. Bebek küvetinin de, tabanı kaygan olmamalı, bebeğin ve sizin rahatça hareket edebileceği büyüklükte olmalıdır. Bebeğin yatağında kullandığınız nevresim takımı, pamuk ağırlıklı olmalı, elektriklenebilecek malzemelerden uzak durulmalıdır.Bebek odası, bebeğin rahatça oyalanabileceği büyüklükte olmalı ve canlı renkler kullanılarak düzenlenmelidir. Duvar kağıtları ya da boyası dikkatli seçilmeli ve odada kullanılan halı kolay temizlenebilir olmalıdır.
Bebek Giyimi
Bebekler ilk aylarda çok çabuk büyüdüklerinden, küçük kıyafetlerini çok fazla kullanamayacaktır. Ayrıca bebeğin kıyafetleri çok sık değiştirilmesi gerekeceğinden kolay çıkarılabilen ve yıkaması zahmetsiz olan giyecekler alınmalıdır. Giydirme işlemini değişme masası ya da yatak üstü gibi uygun yükseklikte olan, düz bir zeminde yapmak gerekir.
Çıplak olmaktan duyduğu büyük bir mutlulukla ellerini, kollarını ve bacaklarını sürekli hareket halinde tutan bebeğin giydirilmesi biraz külfetli gelebilir. Küçücük vücuda, küçücük elbiseleri giydirmek ya da çıkarmak sizi çileden çıkarabilir. Rahat giydirilmesi açısından, bebeğin etrafında oyuncaklarının bulunması bebeği biraz olsun oyalayabilir.Giysi AlırkenÇıtçıtların kolay açılır kapanır olması, kol ve bacak ağızlarının esnek olması gerekmektedir. Makinede kolayca yıkanabilen pamuklu kumaşlardan yapılmış giysiler tercih edilmelidir. Yakası geniş olan ve boyundan da geçerken bebeği zorlamayacak giysiler alınmalıdır. Hava sıcaklığını da düşünerek ince ya da kalın giyeceklerin seçimini iyi yapmak ve elektriklenmeyecek giysiler almak gerekir. Bebeğin düğmeleri yutabileceği düşünülmeli ve üzerinde düğme olan giyecekler tercih edilmemelidir. Bebeğin gelişimini engellememesi açısından, tulum gibi ayaklı olan giyeceklerin ve ayakkabıların boyları tam olmalıdır.
Bebek oturabilecek büyüklüğe geldiğinde ve hareketlenmeye başladığında, kıyafetlerin sağlam, rahat, kolay yıkanabilen, teri kolayca emen pamuklu giysiler tercih edilmelidir. Ayağa kalkma çabalarının yüksek olduğu bebeklere ise altı kaymayan yumuşak ayakkabı ya da çoraplar alınmalıdır.
Bebek Gelişimi
Bebeğiniz doğar doğmaz, büyüyüp gelişmeye yeni şeyler öğrenmeye başlayacaktır. Anne baba olmanın en keyifli anlarından biri de bebeğin zihinsel ve fiziksel gelişimini görmek ve onunla paylaşmaktır. Yeni doğmuş bebekler, seslere duyarlıdır ve anne babanın sesini hemen tanır. 20-25 santimlik görüş mesafesine sahiptir ve aranmak, emmek gibi refleks eylemiyle doğarlar.
Bebeğin ilk öğretmenleri ailesi olduğu için onunla ilgilenmek, ona sık sık dokunmak, oyun oynamak, birşeyler öğretmek, onunla iletişim içinde olmak, bebeğin gelişimine yardımcı olur. Bebek için uygun hedefler belirlemek, iyi bir oyun arkadaşı olmak, konuşması için onu teşvik etmek ve dinlemek onu mutlu eder.Yeni doğmuş bir bebek çok esnektir. Kemikleri ve kasları geliştikçe başını kontrol etmeyi öğrenir. İlk yılında yürüme ve oturma becerisini kazanır. Görme duyusu ilk başlarda kısıtlı olsa da, 6 haftaya geldiğinde bakışlarını odaklayabilir, 3 aylıkken renkleri tam seçer ve 6 aylıkken detayları farketmeye başlar. Duyma duyusu gelişmiştir ve anne babanın sesini hemen tanır. Konuştuğunuzda başını çevirip, karşılık bile verebilir. Dokunma duyularını ilk başta dudak ve dilleriyle kullanmaya başlarlar. Daha sonra elleriyle keşfederler. Tat alma duyusu gelişmiştir ve neyi sevip sevmediklerini bilirler. Dudak ve dilleriyle eşyaların yumuşaklığını ve şeklini hissederler. Anne babalarının kokusunu tanır ve diğer kokulardan ayırt edebilirler.Bebek vücut olarak ilk yılında hayatının en hızlı gelişimini gösterir. Fiziksel gelişmenin seyri üst kısımdan aşağı doğrudur. Dolayısıyla ilk önce baş geliştiği için bedenine göre büyük gözükmektedir. İç bölgelerden dışarıya doğru bir büyüme de olduğundan elleri ve ayakları küçüktür. Bebek doğduktan sonra 6 ay içinde ayda yaklaşık 1 kg alarak büyümesini sürdürür. İkinci altı ayda, alması gereken ağırlık yarıya düşebilir. Boyu ise ilk sene 25-30 santim kadar uzar.Bebekler dişlerini ise, genelde 6 aydan sonra çıkarır ama bu bebekten bebeğe değişmektedir. Diş çıkarırken, diğer zamanlara göre rahatsız, huzursuz ve uykusuz olabilir. İlk çıkan dişler alt kesici dişlerdir. Sonra üst kesici dişler daha sonra üst ve alt yan kesici dişler çıkar. İlk azı dişleri çıktıktan sonra köpek dişleri çıkar sonra da ikinci azı dişleri çıkar.
Bebek ve Banyo
Birçok anne baba, yeni doğmuş ve kolayca incinebilecek görüntüdeki bebekleri yıkarken endişe duyabilir. Oysa bebekler çok esnek yapıda olduklarından incinme söz konusu değildir. Sadece bebeği sıkıca ve iyi tutmak banyo konusunda en önemli noktadır. Yatmadan önce yapılan banyo, bebeğin gevşemesini sağlayarak uykuya hazırlık aşamasını oluşturabilir.
Çok küçük bebekler çok çabuk kirlenmediklerinden sık sık banyo yapmalarına gerek duyulmayabilir. Ayrıca banyo yapmaktan hoşlanmayan bebekler için de alt ve üst temizliği olarak bilinen detaylı temizlikle de, banyo ertesi güne atılabilir. Alt ve üst temizliği, adından da anlaşıldığı gibi, bebeği tamamen soymadan, ellerini yüzünü, ayaklarını ve popo bölgesini temizlemektir.Bebeğe yemekten önce ya da sonra banyo yaptırılmamalıdır. Bebek karnı tokken banyo yaparsa kusabilir. Eğer karnı açsa banyonun keyfine varamayabilir. Ayrıca, sünnet ya da göbek kordonu iyileştikten sonra bebeğe banyo yaptırılmalıdır. Bebek, ılık ve hava ceryanının olmadığı bir yerde yıkanmalıdır. Bütün banyo sonrası malzemeleri ve banyo yaparken gerekli malzemeler hazır bulundurulmalıdır. Sünger ve sabunlama bezinin sık sık yıkanarak temiz tutulması gerekir. Bebeğin kulak içine pamuk çubuklarından sokmadan sadece dıştaki görünen kirleri temizlenmelidir. Unutmayın ki bebeğin kulakları çok daha hassastır.Bebeği yıkamak için uygun bir vakit seçilmelidir. Sizin zamanınızın olduğu bir vakitle bebeğinizin keyifli olduğu bir anda gerçekleştirilen banyo keyfi bebek için keyif verici olmanın yanı sıra yaratıcı oyunlar sayesinde öğrenim için de iyi bir fırsattır.Bebek biraz daha büyüdüğünde, artık büyük küvette yıkanabilir. Daha geniş bir oyun alanı sunan büyük küvet bebeğe daha çok zevk verecektir. Dikkat edilmesi gereken şeyler ise, suyun sıcaklığı ve küvetin doluluğudur. Unutulmamalıdır ki, bebekler birkaç santimetre suda bile boğulabilirler. O yüzden asla küvette yalnız bırakılmamalıdırlar.
Bebeğinizin zeki olması için.Zekayı sadece genetik unsurlara bağlamamak gerekir. Kalıtımla birlikte gelen genetik unsurların yanısıra; hamilelik döneminde bebeğe müzik dinletmek, yeteri kadar kilo almak, düzenli beslenmek ve spor yapmak gibi bebeğin gelişimini de etkileyen bir çok unsur vardır. Bebek bu pek çok unsurun tesiri sonucunda dünyaya belli bir potansiyelle gelir. Hamilelik döneminde bebek için iyi bir başlangıç yapmak ve bütün dönem boyunca onların ruhsal ve zihinsel gelişimi için şunlar yapılabilir:Bebeği KabulleninAnne ilk aydan itibaren bebeği kabullenmeli, anneliğe hazırlanmalı, onu fark etmeli ve sevmelidir.Çok Fazla Kilo AlmayınAlınan kilo miktarı bebeğin ağırlığını, dolayısıyla da beynin büyüklüğünü ve zekâsını etkilediğinden,doktorlar vücut ağırlığının % 20’si kadar kilo alınmasının yeterli olduğunu söylemektedirler.Dikkatli BesleninHamilelikte beslenme zekâ gelişimindeki en önemli unsurdur. Özellikle sinirsel gelişimde önemli bir rol oynadığından annelerin düzenli ve çeşitli yiyecek gruplarından beslenmeleri gerekmektedir.Hareket EdinHamilelik sırasında düzenli egzersiz yaparak vücuttaki oksijen akışı hızlandırılmalıdır.Tiroide DikkatYorgunluk, konsantrasyon güçlüğü, saç dökülmesi ve üşüme gibi şikâyetler varsa tiroit bezi kontrolü yapılmalıdır.Dişleri Kontolden GeçirinHamilelik döneminde diş rahatsızlığı geçiren anneler prematüre ya da düşük kilolu bebek dünyaya getirme riski taşıdıklarından ve prematüre doğan bebeklerde öğrenme ve gelişim safhalarında güçlük çektiğinden arada bir diş hekimine gidilmelidir.Demir AlınDemir alımı bebeğin entellektüel potansiyelini artırdığından ve hamilelik döneminde yeterli demir alımı asla gıdalarla sağlanamadığından her gün demir içeren tabletlerden içilmesi gerekmektedir.Mutlu OlunBebeğin algıları henüz doğmadan önce başar ve dolayısıyla kendini iyi hisseden bir annenin karnındaki bebekte mutlu olur.Bebeği EmzirinAnne sütünün içeriği sabit değildir ve bebeğin yaşına en uygun olan özellikleri içerir. Prematüre bebeğin annesinin sütü prematüre bebeğe, 1 aylık bebeğin anne sütü 1 aylık bebeğe, 3 aylık bebeğin anne sütü 3 aylık bebeğe uygundur. Dolayısıyla, bebekliğinde emzirilen çocukların zekâ seviyeleri hazır mamayla beslenenlere göre daha fazladır.Depresyondan Uzak DurunÇocukların özellikle dil gelişiminde ve öğrenme kabiliyetinde zayıflık görüldüğünden, hamilelikte olduğu kadar doğumdan sonra da depresyondan uzak durmak gerekmektedir.İletişim KurunYapılan araştırmalar bebeğin ana dilini anne rahminde öğrendiğini ve anne sesini çok çabuk algıladığını göstermektedir. 2. aydan sonra bebekle konuşmak ve ona dokunmak iletişim kurmanın başlangıcıdır. 4. ayla birlikte ona bir birey gibi davranılmalıdır.Müzik DinletinBebeği anne karnında eğitmenin yollarının başında müzik dinletmek gelir ve doğru müzik seçildiğinde daha çabuk geliştikleri bilinmektedir.mystical2009-04-09 05:53:13
çocuklara ilk yardım..Bebekler emeklemeye ve yürümeye başladığı andan itibaren, bir çok tehlike onları bekler. Yutulan yabancı cisimler, yaralanmalar, zehirlenmeler, yanıklar, kesikler gibi acil durum gerektiren olaylarla karşılaşmak an meselesidir. Kendilerine nelerin zarar vereceğini bilemeyen çocuklar, sürekli gözaltında olmadığı zamanlarda çeşitli kazaları kolaylıkla yaşayabilirler. Acil bir durumda, doğru müdahale etmek hayati önem taşır. Bir çok yetişkin olay anında ne yapılması gerektiğini bilmediğinden hiçbir girişimde bulunmamakta ya da yanlış uygulamalar nedeni ile kalıcı sakatlık ve ölümlere neden olmaktadırlar.YaralanmalarBir çok deri yaralanmalarında genellikle tetanoz gündeme gelir. Ayrıca, deri altına ulaşan kesikler büyük sinir ve damarları keserek yoğun kanamalara sebep olabilir.Küçük kesiklerde yapılması gereken, kesik bölgeyi su ve sabunla temizlemektir. Bol su ile yıkayarak, kesik bölge içindeki yabancı maddeler temizlenmelidir. Daha sonrasında steril bir bandaj ile sarılmalıdır.Büyük kesiklerde ise, gazlı bez ya da temiz bir tülbent ile kesik bölgeye kanama duruncaya kadar bastırılmalı ve yaralanan bölge kalp seviyesinden yukarda tutulmalıdır. Kanama durunca, doktorunuzun önerdiği antiseptik solüsyonlar uygulanmalı ya da duruma göre doktora aranmalıdır. Derin ve durdurulamayan kanamalarda ise kesik üzerine pansuman koyup, sargı bezi ile sarılıp acilen doktora gidilmelidir.Dudak ve ağız yaralanmalarında, ağız su ile temizlenmeli ve kanamayı durdurmak için buz torbası uygulanmalıdır. Bu yaralanmalar genelde çabuk iyleşir. Kanama on dakika içinde durmazsa doktora başvurulmalıdır. Eğer yaralanma, boğazın arka kısmındaysa, delici bir cisim nedeniyle oluşmuşsa ve kanama 5-10 dakika içinde durmamışsa derhal doktora gidilmelidir.Burundaki yaralanmalarda ise genellikle kanama görülür ve kanın boğaza kaçmaması için çocuğun başı dik ya da öne hafifçe eğik tutulmalıdır. Burun kanatlarının iki yanından da parmaklarınızla hafifçe sıkıştırılarak, 2-3 dakika kadar bekletilmelidir. Ağlamak kanamayı artıracağından çocuk sakin tutulmaya çalışılmalıdır. Kanama devam ederse, burun deliğine derine kaçmayacak şekilde pamuk parçası koyarak, yine bir kaç dakika burun kanatlarını sıkın. Ayrıca soğuk kompres yaparak damarların daralmasını da sağlayabilirsiniz.Yara üzerine pamuk koymak, pudra ve merhem sürmek, tentürdiyot ve antiseptikler dökmek, sıcak kompres yapmak, temiz olmayan bezlerle yarayı sarmak kesinlikle yapılmamalıdır.YanıklarYanık, insanı dış etkilerden ve bakterilerden koruyan deriyi, devre dışı bıraktığı için kolayca enfeksiyon kapma tehlikesiyle karşı karşıya kalınmaktadır. Yanık yüzey bakteriler tarafından kısa sürede işgal edilir ve yara iltahaplanır. Yanığı oluşturan fiziksel etkenin vücutta meydana getirdiği tahribat, deri, deri altı, daha derindeki kas ve kemiklerin olaydan zarar görmesiyle sonuçlanır.Küçük yanıklarda, yanmış bölge soğuk suyun altına tutulmalı ya da soğuk kompresler yapılmalıdır. Buz uygulanmamalı ve ağrı kesilinceye kadar devam edilmelidir. Yanık küçük de olsa; yüz ve genital bölgelerdeki yanıklar mutlaka doktora gösterilmelidir.Büyük yanıklarda ise, hemen doktora gidilmelidir. Yanmış bölgedeki giysiler deriye yapışmamışsa çıkarılmalı ve ıslak kompres koyarak en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.Kimyasal yanıklarda ise, derideki kimyasal madde su ve sabunla yıkanarak temizlenmeli, giysiler değiştirilmelidir. Bu işlemler yapılırken eldiven, temiz bez ya da havlu ile kendi ellerinizi de koruyun. Ciltte kızarıklıklar ve yanık belirtileri varsa hemen bir doktora başvurulmalı, eğer çocuğun solunum güçlüğü çektiğini farkediyorsanız derhal doktora gidilmelidir.ZehirlenmeYiyecek olmayan her madde bebek ve çocuk için potansiyel bir zehirdir. Zehirlenmenin en sık görülen belirtileri; uyuklama, huzursuzluk, kusma, ishal, hızlı soluma, terleme, aşırı salya, titremedir.Çocuğun zehirleyici madde içtiğinden eminseniz, kendi başınıza tedavi etmeye çalışmayınız. Çocuğun kusması için kesinlikle zorlamayın. Bazı zehirli maddeler yakıcı olduğundan, kusarken de boğazın tekrar yanmasına sebep olabilirler. Bu durumda en yakın hastaneye gitmek ve bir doktora başvurmak gereklidir. Çocuğun ne kadar yutmuş olabileceği doktora söylenmeli ve içilen maddenin kabı, etiketi mutlaka doktora gösterilmelidir.IsırıklarBöcek ısırıklarında, özellikle arı sokmalarında bölgeyi hareket ettirmeyin. Sokulan yeri yıkayın ve üzerine buz koyun. Küt bir bıçak ucu ya da kredi kartı gibi bir malzemenin kenarı ile iğneyi çıkarmaya çalışın. Tırnak ya da cımbızla yakalamaya çalışmak zehrin daha çok içeri sızmasına neden olabilir. Eğe çıkaramıyorsanız, şişme ve ağrı devam ediyorsa doktora başvurulmalıdır. Ayrıca, herhangibir böcek sokmasından sonra aşırı ağrı ve şişme, nefes darlığı gibi aşırı duyarlılık belirtileri varsa acil olarak en yakın sağlık kuruluşuna gidilmelidir.Akrep sokmasında ise, çocuğu hareket ettirmeyiniz. Akrep, kuyruğundaki iğnesini sokarak zehrini vücuda verir. Zehir, sinir sistemine ve kalbe zararlı etki yapar. Çocuklarda ölüme yol açabilir. Sokulan yerde ağrı, yanma ve uyuşukluk olur. Ayrıca, tükürük bezlerinde fazla salgı, baş ağrısı, kaslarda kasılma, idrar kaçırma görülür. Sokulan yerin yukarısı eşarp ya da mendille sıkılmalı ve derhal doktora gidilmelidir.Hayvan ısırıklarında, yarayı yumuşak bir şekilde sabun ve bol su ile yıkayın. Antiseptik veya başka bir solusyon uygulamayın. Steril bir bandajla kanamayı kontrol altına alın. Kuduz olup olmadığına dair, hayvanı inceleme için kontrol altında tutmaya çalışın. Mutlaka bir doktora başvurun.mystical2008-07-21 15:32:48
Genelde anne ve babalar yeni doğmuş bir bebeğin başına dokunmaktan korkarlar. Çünkü her bebek, kafasının üst kısmında yumuşak bir bölümle doğar. Anne ve babaları endişelendiren bu yumuşak doku "bıngıldak" olarak adlandırılır ve dokunulduğunda hafifçe içeri çöker.
Bazı anneler, bebeğin beynine zarar vereceği korkusu ile bu bölgeyi yıkamaktan bile çekinirler. Halk arasında da dokunulmaması gereken hassas bir bölge olarak bilinir. Oysa bıngıldaklar dokunmaya karşı oldukça dayanıklıdır. Çok sert bir darbe almadıkça, bıngıldağa dokunmanın bebeğe hiç bir zararı yoktur.
Bıngıldak nedir?
Bilindiği gibi, beyin dokusu kendini saran beyin zarları ve kafatası ile korunur. Kafatası ise birden fazla kemikten oluşur. Anne karnındaki dönemde bu kemikler arasında birleştirici dokular ve baklava dilimi şeklinde yumuşak bölgeler vardır. Bu kafa kemiklerinin birleşme noktalarının arasındaki bağ dokudan oluşmuş bölgeler bıngıldaktır ve bebeğin kafasında 6 tane bulunur. Önde bulunan büyük ve arkadaki küçük olan elle kolayca farkedilir. Fark edemediğimiz diğer bıngıldakları ve arkadaki küçük bıngıldak doğumdan sonraki 2 ile 3 ay arasında kapanır.Ön tarafta bulunan ve daha geç kapanan bıngıldağa 'ön bıngıldak' denir. Bıngıldağın üstü saçlı deri ve deri altı yağ dokusu ile kaplıdır. Öndeki bıngıldak, alnın hemen üzerinden başlar ve genişliği beş santimetreye kadar varabilir. Şekli baklava dilimine benzer. Bu bıngıldak bebek 6 aylıkken kapanmaya başlar, 18 aylık olduğunda tamamen kapanır. Ön bıngıldağın 4. aydan önce kapanması beyin gelişimini ve büyümesini engelleyebileceği için dikkatli olunmalıdır. Bıngıldakların geç kapanması ise, bir hastalık belirtisi olabilir. Tiroit hormonu eksikliği ya da D vitamini yetersizliğinde bıngıldaklar geç kapanabilir.
Bıngıldağın görevleri :
Bıngıldağın iki önemli görevi vardır. Bunlardan biri, doğum esnasında bebeğin oldukça dar olan doğum kanalından kolayca geçmesini sağlamak. Diğeri ise bebeğin beyninin dışarıya doğru rahatça büyümesine imkan sağlamak.Bebeğin doğarken kafatası kemikleri tam oturmamış ve son şeklini almamıştır. Dolayısıyla ayrık kafatası kemikleri ve arasındaki esnek doku sayesinde zarar görmeden bu kanaldan geçer. Bıngıldak olarak adlandırdığımız bu boşluklar sayesinde, kafatası kemikleri birbirine yaklaşarak hatta üst üste binerek doğum esnasında kanalın şeklini alır. Bebeğin beyni de bu sıkışmalardan dolayı hasar görmez.Ayrıca, ilk 2 yılda çok hızlı olan beyin büyümesine kafa kemiklerinin büyümesi uyum sağlayamaz. Bu yüzden kemikler arası birleşme yerleri ve bıngıldak sayesinde kafa büyür ve beyin dokusuna zarar gelmez. Bıngıldaklar olmasa, kafatası kemikleri büyüyemeyeceği için beyin de küçük kalır. Kafatasının büyümesi sadece beynin büyümesiyle olur.Bebeğin beyni koruyucu bir zar ile bu yumuşak bölgede korunma altına alınmıştır. Bu koruyucu zar sağlamdır. Çok ağır bir darbe almadıkça bıngıldağa dokunmanın zararı olmadığı gibi, çarpma türü küçük darbelerde de hasar görmez.
Bıngıldakta şişme veya çökme
Bıngıldak normalde düzdür. Bebek ağladığında sivrileşebilir. Ayrıca bu yumuşak bölgede nabız atışı hissedilebilir ve bu endişelenilecek bir durum değildir. Bununla beraber, eğer bir şişlik ya da çökme farkedilirse, özellikle bebeğin normalden farklı davranışları olduğu gözlenirse hemen doktora götürülmelidir.İshalli ya da kusma gibi vücudun sıvı kaybına neden olan durumlarda bıngıldakta çökme meydana gelir ve bebeklerde içine doğru çökmüş bıngıldak, bebeğin su ihtiyacı olduğunu gösterir. Acilen bebeğe yeterli miktarda su verilmelidir ve ishali ya da kusmayı önlemek için doktora gidilmelidir.Bıngıldağın olduğundan fazla çıkıntılı durması ise, kafa içi basıncının arttığına işaret eder. Bu şişme, menenjit denilen beyin zarı iltihapları ve hisrosefali denilen beyin omurilik sıvısının arttığı durumlarda olur ve kesinlikle doktor kontrolü gerekmektedir.
Çocuğunuz için oyuncak seçerken, onun yaşı dışında göz önünde bulundurabileceğiniz başka kriterler de var. Örneğin her oyuncak, çocuğun başka bir özelliğinin gelişimine katkıda bulunur. Bu yüzden oyuncak alırken bu çeşitliliğe de dikkat etmelisiniz.Çocuklar ne çok oynarlar değil mi? Bazen yetişkinler olarak onların bu bitip tükenmeyen oyunlarının amaçsız aktiviteler olduğunu düşünürüz. Ama onlar aynı fikirde değildir. Oyun oynarken sanki dünyanın en önemli işini yapıyormuşcasına meşguldürler. Seslendiğinizde duymazlar veya "şimdi gelemem şu anda oynuyorum, görmüyor musun?" diye azarlayıverirler sizi. O sabahtan akşama dek süren oyunlar hiç bitmez!Biz her ne kadar ciddiye almasak da onlar haklıdır. Gerçekten de kendi ruhsal gelişimleri için çok ciddi bir etkinlik halindedirler. Oldukça yoğun bir öğrenme süreci içindedirler. 17 yaşına gelmiş bir insanın, o ana dek öğrendikleri araştırıldığında 4 yaşına kadar öğrendiklerinin yüzde 50'sini öğrendiği, 8 yaşına kadar ise yüzde 80'ini öğrendiği anlaşılmıştır. O halde oyun denilen bu doğal öğrenme ortamını biz de onlar kadar ciddiye almak durumundayız. Biz yetişkinlere düşen ise onların oyunlarına gereken saygıyı göstermek, zaman zaman onlarla birlikte oynayarak yetenek ve gelişimlerine katkıda bulunmak ve doğru zamanda doğru oyuncaklarla karşılaşmalarına fırsat sağlamaya çalışmaktır. İşte hangi temel oyuncakların, çocuklarınıza ne gibi katkılar sağladığını aşağıda bulabilirsiniz:Beşik üstüne asılan oyuncaklar: Bebeğinizin belki de ilk ses çıkaran oyuncağı bu olacak. Bu oyuncaklar bebeğinizi, oyuncaklara uzanmaya ve yakalamaya teşvik eder. Göz ve el koordinasyonunu geliştirir. Sebep-sonuç ilişkisini öğrenmeye başlamasını sağlar.Peluş oyuncaklar: Bebeğinizin özellikle 1 yaşından itibaren bir bağlanma nesnesine ihtiyacı vardır ve yumuşak bir oyuncak ayı, yatağında kendini güvende hissetmesini sağlar.Oyun hamuru: Küçük kas gelişimini sağlar, el becerilerini geliştirir ve çocukta yaratıcılığı artırır. Çocuklarınızın oyun hamurundan yaptıklarını saklamanız da aynı zamanda kendine güvenini geliştirir.Bisiklet: Büyük kas gelişimini sağlar.Telefon: Dil gelişimini artırır, sosyalleşme becerilerini geliştirir ve yaratıcı fikirlere ön ayak olur. İletişim becerilerini artırması ve verdiği keyfi düşününce hemen hemen her çocuğun olmazsa olmazıdır.Tahta puzzlelar içinde harfler ve sayılar: Okuma ve konuşma becerilerini keyifli bir yolla artırarak çocuğunuzun algı ve kavrama becerilerini geliştirir.Top: Top oyunları karşılıklı etkileşim, iletişim, sıra bekleme gibi sosyal becerilerin gelişmesi açısından da faydalıdır. Emekleyen bir bebek topu kovalamaktan büyük zevk alır. Yeni yürümeye başlayan bir bebek ise onu yuvarlar ve yakalamaya çalışır. Daha büyük çocuk ise ayaklarıyla vurabileceği, atabileceği organize oyunlardan hoşlanır.Legolar: Çocuklar kendilerine hazır sunulmayan, inşa edecekleri oyuncaklarla daha uzun süre oynar. Çünkü bu tür oyunlarda deneme-yanılma metodunu kullanırlar. Önlerine konulan malzemenin yöneticisidirler ve çabalarının sonucunda ortaya çıkan ürün onlara zafer duygusu verir. Büyüklerin bir şeye benzetemediği bir şekil, çocuk için bir ev veya araba olabilir. Lego türü geçmeli oyuncakları birbirine geçip çıkarmak kaslara egemen olmayı, bu da çocuğun duyu-hareket açısından gelişmesini sağlar. Çeşit çeşit biçimler yaratmak, modelleri yeniden kurmak çocuğun düş gücünü çalıştırır ve algılama duyusunu geliştirmede önemli rol oynar. Bir şeyler kurmaya dayanan bütün oyuncaklar veya oyunlar zekâyı çalıştırır.Anne-babaya düşen görevlerÇocuğunuza, evde kendisinin oynayabileceği, oyuncaklarını koyabileceği bir köşe hazırlayın.Bu köşeyi, oyuncaklarını rahatça alabileceği, oynamak istediğini seçebileceği ve geri koyabileceği şekilde düzenleyin. Bu köşede oyuncak sepeti veya oyuncak kutusu, minderler veya çocuğun boyuna uygun sandalyeler bulundurabilirsiniz.Çocuğa kendi oyuncaklarından kendisinin sorumlu olduğu, yavaş bir geçişle öğretilmelidir. İlk zamanlarda oyuncakları birlikte toplamak bu geçişi sağlar. Çocuk oyun sürecinden birden koparılmamalıdır. Oyununu bitirmesi için ona zaman tanıyın.Anne-baba olarak çocuğunuzu oyuna cesaretlendirin, onlara yeni oyunlar öğretin ve çocuğunuz oyun oynarken ona eşlik edin. Anne-babayla oynanan oyun, çocuğa çıktığı keşif yolculuklarında güven verir.Sizlerin sıcak yaklaşımınız, onunla sık sık oynamanız ve ilgilenmeniz çocuğunuzun daha sağlıklı gelişmesini ve becerileri daha iyi kazanmasını sağlar.Çocuğunuza oyun sırasında, kendi kararlarını kendisinin vermesi için olanaklar sağlayın ve aşırı zorlamalardan kaçının.Alınan oyuncak yeterli miktarda olmalı, kardeş/arkadaş kıskançlıklarını göz önünde bulundurmayı ihmal etmeyin.Oyuncak seçiminde, oyuncağın çocuğun hangi gelişim alanına hitap ettiğini göz önünde bulundurun ve çocuğunuzun yaşına, gelişim düzeyine uygun oyuncakları seçmeye özen gösterin.Çocuğunuzun seçim yapabilme yetisini geliştirebilmek için, kendi oyuncağını kendisinin seçmesine ve sizinle oynamak istediği oyunu kendisinin seçmesine fırsat verin. mystical2007-11-25 13:37:27
Oyuncak alırken çocuğunuz için ne kadar güvenli olduğuna da dikkat etmelisiniz. Ayrıca çocuğunuzun oyun oynadığı alanın da tehlikeli ortamlardan uzak olması gerektiğini unutmamalısınız.
Oyuncak alırken çocuğunuzun yaşına göre ilgisini çekip çekmeyeceği ya da beceri seviyesine uygun olup olmadığı gibi unsurların yanı sıra çocuğunuz için ne kadar güvenli olduğuna da dikkat etmelisiniz. Bunun için göz önünde bulundurmanız gereken birkaç önemli unsur var. Bunları belirtmeden önce, belki de en önemli olanı, paketlerin üstünde ayrıntılı bilgilendirmenin olduğu, gerekli tüm izinleri aldığına ve çocuğunuzun güvenliği için gerekli tüm kurallara uygun çalıştığına emin olduğunuz; bilinen ve güvenilir oyuncak firmalarından alışveriş yapmanız sizi olası kazalardan önemli ölçüde koruyacaktır. Bunun dışında oyuncak alırken dikkat etmeniz gerekenler:
Bebekler için seçilecek oyuncaklar, sağlam, tüyleri ve boyası kolay çıkmayan, kullanışlı, sivri köşeleri olmayan cinsten olmalıdır.
Oyuncaklar bakım, tutum, onarımı kolay ve temizlenebilir nitelikte olmalıdır.
Oyuncak satın alınırken titizlikle uygulanan bir cinsiyet ayrımı yapmamalısınız. Becerilerini geliştirecek ise bir erkek çocuğun bebekle, bir kız çocuğun kamyonla oynamasında hiçbir sakınca yoktur.
Oyuncaklar düzenli olarak gözden geçirilmeli, hasarlı ve kırık olanlar tehlikeli olabilecekse atılmalıdır.
Oyuncaklar hayal gücünü artırıcı ve yaratıcı faaliyetleri teşvik edici olmalıdır. Yani fonksiyonel ve fazla yapılanmış olmamalıdır. Örneğin bir süt kamyonu yerine, boş kasalı bir kamyon çok daha fonksiyoneldir. Çünkü çocuk kamyonun boş kasasına dilediğini yerleştirebilir, dilediğini taşıyabilir.
Bir oyuncağı almadan önce tespit etmeniz gereken noktalardan biri de oyuncağın ne kadar süreyle çocuğun ilgi alanında kalabileceğidir.
Çocuklar oyuncaklarına yumuşak ve itinalı davranamazlar. Bu nedenle oyuncak seçiminde en çok dikkat edeceğiniz konulardan biri de oyuncağın sağlamlığı olmalıdır. Çabuk kırılan, bozulan oyuncaklar başarısız üretilmiş oyuncaklardır.
Savaş oyuncakları, onları dışarıya karşı saldırgan ve toplumdışı olmaya iter. Savaş oyuncaklarından, silahlardan uzak durun.
Beş yaşın altındaki çocuklar için boyası çabuk çıkan oyuncaklar almamalısınız.
Çok küçük oyuncaklardan belirli bir yaşa kadar uzak durun, çocuğunuzun burnuna, boğazına kaçabilir ve boğulmalara neden olabilir.
Hastane raporlarına göre göz yaralanmalarının önemli bir bölümü oyuncak tabancalar nedeniyledir. Raylar, uç kısımlarından çıkan oklar çocukların yaralanmasına neden olmaktadır.
Çok gürültü çıkaran makineli tüfek vb. oyuncaklar da çocukların duyma düzeyini etkileyebilir.
Elektrikli-pilli oyuncakları güvenilir markalardan aldığınıza emin olun.
Oyun ortamı
Çocuğun oynadığı oyun alanının tehlike içermediğinden emin olunmalı (sivri kenarlar, kaygan zemin vb.)
Bozuk para, kibrit, çakmak, sigara gibi malzemeler çocuğa zarar verebileceğinden oynaması için verilmemelidir.
Çocuklar naylon torbalarla oynamamalıdır. Başlarına geçirip boğulabilirler.
Su oyunlarında ve mutfakta yalnız bırakılmamalıdırlar.
Keskin parçaları olan küçük oyuncaklarla oynamamalıdırlar.
Merdiven, kapı aralığı, cam kenarı gibi yerlerde ve dolap içinde oyun kurmalarına izin verilmemelidir.
Deniz veya havuzda mutlaka kolluk tercih edilmelidir.
Çocuğunuzun oyun oynadığı ortamı kontrol etmeniz önemlidir. Özellikle küçük çocuklar oyuncaklarını çok sık fırlatırlar ve kırılan oyuncakların keskin kenarları son derece tehlikelidir.
İp bağ ya da kordonlar kolaylıkla çocuğunuzun boynuna dolanabilir ve boğulmasına neden olabilir.
Çocuğunuzu hiçbir zaman havuzda, kumsalda ya da göl kenarında oyun oynarken yalnız bırakmayın. Çok küçük bir kaza bile ciddi sonuçlara neden olabilir.
Oyun ortamındaki oyuncak kutularının, ağır malzemeden yapılmadığına ve kapaklı olmadığına emin olun. Ağır malzemeden yapılan kutular, çocuğunuzun üstüne devrilerek incinmeler neden olabilir, kapaklı olanlar da çocuğunuzun içine girip boğulmasına neden olabilir.
Çocuklar, kendi başlarına oynamayı sevseler de, etkili bir denetim (ebeveyn tarafından) olmadıkça, ciddi kazalar her zaman meydana gelebilir.
Özellikle ilk 6 yılda çocuğunuz oyun oynarken, onu sık sık kontrol etmeyi unutmayın.
Çocuk sokakta yalnız veya arkadaşları ile birlikte oynarken oyun alanı tehlike içermemeli ve ebeveyninin görüş alanı içinde olmalıdır.
Bebeklerimizin emzirme döneminden çıkmaları ve kaşık mamasına başlamalarından itibaren yeni bir dönem başlar. Artık yeni bir şeyleri, hayatlarının sonuna kadar yapacakları bir eylemi, yemek yemeyi öğrenme zamanıdır.
Yemek yeme alışkanlığına adım
Biz anneler, hiçbir zaman çocuğumuzun yeterince doyduğundan emin olamadığımız için, elimizde kaşıklarla onların ağzına yemek tıkmaya pek meraklı olmuşuzdur. Veya çocuklarımız bağırıp çağırdıklarında yemekle, tatlıyla onları sakinleştirmeye çalışırız. Oysa onların bu küçük yaşlarında yaptığımız, bize zararsız gelen bu hatalar, onların bütün yemek alışkanlıklarının temelini oluşturacaktır. O yüzden ne kadar erken doğru yemek alışkanlıklarını onlara kazandırırsak o kadar iyi olur.
Bırakın o yapsın
Bir çocuğun yemem alışkanlığını kazanabilmesi bir süreçtir. Bu süreç kimi ailelerde kolay geçer, kimi ailelerde ise ciddi bir problem olarak yaşanır. Bu dönemde annelerin en büyük isteği ise, çocuklarının bir an önce kendi başına yiyebilmesidir; ama dökmeden, ama üstünü kirletmeden, masada oyun oynamadan ve en kısa sürede yiyebilmesi istemektedir. Elbette bir çocuğun tek başına yemeyi ve masa adabına uygun beslenebilmeyi öğrenmesi, gelişim sürecinin bir parçasıdır. Buna ne kadar çok izin verirsek, gelişimlerine o kadar katkıda bulunabiliriz. Aç olan çocuk, elinde kaşığı ile yemeğini ağzına götürürken yarısını dökecek ama öbür yarısını da mideye indirmeyi başaracaktır.
Sabırlı davranın
Sabırlı davranmayan, bu anlamda esneklik gösteremeyen anneler bu süreci uzatmaktadırlar. Çocuklarını yedirerek aslında kendilerine bağımlı kılmaktadırlar. Hem bir an önce yesin, hem de tabaktakilerin tümü bitsin diye birçok anne çocuğuna kendi yedirmeyi seçmektedir. Bazıları da, yemek yemeyi reddettiğinde çocuğu oyalamak ve fark etmeden yemesini sağlamak için televizyon karşısında yemek yedirmektedir. Buradaki en büyük istek tabaktakilerin bitirilmesidir. Oysa amacımız sağlıklı yemek yeme alışkanlığının kazandırılması olmalıdır. Tabaktaki porsiyon miktarını değiştirmeniz, beslenme miktarına göre ayarlamanız da mümkündür.
Artık kaşık tutabiliyor
10. aydan itibaren çocuğun kaşık tutabilmesi mümkündür. Elbette ki kaşığı ağzına götürürken üstünü başını kirletecektir. Yeme alışkanlığını kazandırabilmek için bir takım şeylerin göze alınması gerekir; öncelikli olarak üstünün ve yerlerin kirlenmesi göze alınmalıdır. Çocuk ellerini mamaya sokabilir, hatta mamalı ellerini saçlarına götürebilir. Birçok anne, böyle bir manzarayı hoş görmediğinden, kendi yedirmeyi tercih eder. Hem etraf kirlenmez, hem de kısa sürede yemek yeme eylemi bitmiş olur.
Oysa çocuğun etrafı kirletmeden kaşık tutabilmesi için deneyime gereksinim duyar, deneyim ise yaşayarak elde edildiğinden, bu dönemde annelerin sabırlı olması gerekmektedir.
Televizyonu araç olarak kullanmayın
Yemek yemesi için televizyonun açılması kısa vadede çözüm sağlar gibi görünse de, aslında yarardan çok zarar getirmektedir. Televizyon eşliğinde yemek yeme alışkanlığı bir kere kazanılırsa, hem vazgeçmek zor olmaktadır, hem de ileriki yıllarda obeziteye davetiye çıkarmaktadır. Yemek televizyon karşısında değil, sofrada yenmelidir ve bu sürede televizyon kapatılmalı, dinlendirici bir müzik tercih edilmelidir. Bu sisteme ne kadar önce başlarsanız, o kadar iyi olur. Televizyon karşısında yemek yedirme işlemini denememeniz en doğrusudur. Televizyon çocuğun beslenmesini de olumsuz etkiler. Bu yüzden sofra çocuk için cazip hale getirilmelidir; " tabağındakini bitir ", yemek bitmezse akşamki diziyi izleyemezsin" gibi pazarlık ve cezalardan kaçınılmalıdır.
Sofrada beraber oturun
1 yaşından itibaren çocuk mama iskemlesiyle birlikte sofraya dahil edilmelidir. Çocuğunuz yemek yeme yerinin sofra olduğunu bilmelidir. Bu şekilde çocuk yemek zamanının belli bir düzende olduğunu erken yaştan itibaren öğrenmeye başlar. Bu yaşlarda kaşık tutma becerisi, yetişkininki gibi olmayacağından ağzına götürebileceği sertlikte ya da kaşıktan dökülmeyecek ( püre gibi ) besinler tercih edebilir. Zaman zaman yaşı gereği yemek yemeyi reddedebileceği unutulmamalıdır. Bu sistem içinde yemek zamanı birlikte olunabilecek, günlük paylaşımların yapılabileceği büyük bir fırsattır. Bu düzenin küçük yaşta oluşturulması, ileriki yıllarda beslenme düzeni açısından hem kolaylık sağlar hem de aile üyelerinin iletişimi bu düzenle desteklenir.
Evinizin kuralları olsun
Bazen de her şeyiyle yolunda giden düzenler birden bozulabilir. Özellikle çocuğun sosyalleşme başladığı dönemlerde bu tip değişikliklere daha sık rastlarız. Gittiği yuvada ya da arkadaşlarının evinde farklı uygulamalar gören çocuğunuz, bunları evde de talep etmeye başlar: "Ama Ahmet yemeğini salonda yerde yedi" veya "Ama Ayşe'nin yemeği tepsiyle odasına geldi" gibi. O zamanlarda daha sabırlı olmanız gerekecektir. Her evin kendi düzeni ve kuralları olduğunu ona anlatabilirsiniz. O evde, o kurallara izin verildiği sürece uyabileceğini ama burada bunun mümkün olmadığını söyleyebilirsiniz. Ve arkadaşları gelince onlar da bu evin kurallarına uyacaktır. 3 - 4 yaşındaki çocuğunuz bundan hoşlanacak ve arkadaşları geldiğinde, onları kendi evinin kurallarına uyması için uyaracaktır.
Çocuğunuzun büyümesi ve sağlıklı gelişmesi için beslenme, sevgi, bakım ne kadar gerekli ise oyun ve oyuncaklar da o kadar gereklidir. Bu yüzden sizler için geniş bir dosya hazırladık. Önümüzdeki sayılarda su sayfalarda oyun ve oyuncakla ilgili pek çok ilginç ve önemli bilgiyi bulacaksınız.
Oyuncaklar, biz büyükler için yalnızca eğlence olmasına rağmen çocuklar için eğitimin ve gelişmenin temelidir. Onların gerçek yaşama hazırlanmanın ve kendine güven geliştirmesinin vazgeçilmez aracıdır. Çocuğun gözü ile bakıldığında oyun, çocuğun en önemli işi, oyuncakları da en önemli aracıdır. Oyuncaklar çocuğunuzun beş duyusunu ve duygularını uyaran, zihinsel, fiziksel, psikolojik ve sosyal pek çok yetisini geliştiren, hayal gücünü zenginleştiren yegane araçlardır.
Çocuğunuzun oyun oynarken, oyuncaklarıyla saatler boyunca uğraşırken eğlendiği, keyifli vakit geçirdiği su götürmez bir gerçektir ama bu, ne sadece eğlencedir ne de zaman kaybı.
Oyunun çocuğunuzun gelişimine etkileri
Anne babalar olarak çocuklarımızı oyun oynadıkları zamana, oynadıkları oyunlara saygı göstermeli ve onlarla bu keyifli anları paylaşmak için gayret etmeliyiz. Oyun çocuğa karar verme alışkanlığını kazandırır. Başkalarının vereceği kararla hareket etme duygusunu geliştirir. Oyun yoluyla çocuk sağlıklı iletişim kurma becerisi ve özgür düşünme yetisi geliştirir. Oyun çocuğa duygu ve düşüncelerini söyleme imkanı verir. Çocuklar oyun yoluyla toplumsal kuralları ve onlara uymayı öğrenirler. Çocukların yeni arkadaşlar edinmesini, karşı cinsle ilişkiler geliştirmesini ve değişik sosyal rolleri deneyerek öğrenmesini sağlar. Oyun çocukların liderlik özelliklerinin gelişmesine olanak sağlar. Oyunun belki de en önemli özelliklerinden biri çocuğa oyun içindeki o küçücük ortamdan başlayarak, gerçek hayatta da kazanmayı ve kaybetmeyi öğretmesidir.
Oyunda başardıkları ile çocuk özgüven geliştirir. Oyun çocuğun olumlu kişilik geliştirmesini sağlar. Çocuklar oyun yoluyla kendilerini, dünyayı ve bu dünya içindeki varlıklarını anlamaya, anlamlandırmaya başlarlar. Oyun çocuklardaki saldırganlığın boşalmasını sağlar. Çocuk oyun ve oyuncakları yardımıyla rahatlar, sorunlarını çözer.
Miş gibi oyunlar ( evcilik, doktorculuk vb. ) çocuğun durumu miş gibi canlandırmasını ve o ortamda çözmesini sağlar, kendini ifade etme imkanı verir. Gevşemesine ve sıkıntılarını gidermesine yardımcı olur. Oyun yoluyla çocuk hayal ve gerçek arasında ayrım yapmayı öğrenir. Oyun başlı başına kendini ve diğerlerini anlama ve anlamlandırma sürecidir.
Oyun çocuğunuzun vücudunda denge unsurunu geliştirir. Güç kontrolü sağlar. Hareket uyumu, ritim, hareket esnekliği sağlar. Motor becerileri geliştirir ve böylelikle kas gelişimini hızlandırır, güçlendirir. Oyun çocuğa topluluk karşısında sıkılmadan konuşma becerisi kazandırır. Ses tonu vurgu, durak ayarlamalarını öğrenmesini sağlayarak dil gelişimine katkıda bulunur.
Düzgün ve etkileyici konuşma becerisini geliştirir. Başkalarını dinleme ve anlama yetisini kazandırır. Kelime dağarcığını gelişimini sağlar. Kendisini ifade etmeyi, sözlü olarak ifade edilenleri anlamayı öğrenir, yeni sözcükler kazanır.
Oynanan oyunlar çocuğunuzun problem çözme becerisini arttırır. Dikkatini bir noktaya toplamayı ve becerilerini organize etmeyi öğrenir. Muhakeme yeteneğini geliştirir. Tahmin edebilme becerisini geliştirir. Hayal gücünü ve yaratıcılığını geliştirir.
Çocuklar oyun yoluyla renkleri öğrenir, kısa - uzun, büyük - küçük, alt - üst, ön - arka gibi kavramları kurduğu oyunlarda kullanarak daha hızlı öğrenir.
Oyuncaklar
Çocuğunuzun gelişiminde bu kadar önemli olan oyun ve oyuncaklarla ilgili anne babaların dikkat etmesi gereken pek çok yan vardır. Sizin için hazırladığımız oyuncak rehberi sayesinde çocuğunuzun gelişimi açısından doğru yaşlarda doğru oyuncakların seçimi ve oyuncakların çocuklarınızı hangi açılardan geliştirdiği konusunda ayrıntılı bilgiler bulabilirsiniz. Çocuğunuz için seçtiğiniz oyuncağın onun gelişim yaşına uygun olması önemlidir. Çünkü çocuğa yaş ve beceri düzeyinin altında bir oyuncak zevk vermeyecek ve ilgi alanında çok kısa bir süre kalacaktır.
Çok sayıda oyuncak yerine çocuğu uzun süre mutlu edebilecek oyuncaklar almanız daha iyidir. Yaş ve beceri düzeyinin üstünde alınmış bir oyuncak ise çocukta başarısızlık duygusu yaratacaktır ki asıl tehlikeli olan da budur.
Önümüzdeki sayıda bebeğinizin ilk yılına kadar hangi dönemde hangi oyuncakların uygun olduğunu bulacaksınız.
Bebek Giysileri AlirkenRahatlik ve pratik herzaman kazanir, kullanimi kolay ve pratik bebek kiyafetleri secmenizi tavsiye ederiz.
Giysiler makinede yıkanabilir olmalı - elde yıkamak için ne zamanınız ne de sarfedeceğiniz gücünüz var.
Yumuşak, doğal kumaşlar bebeğinizin cildi için birebirdir.
Body'ler bebeğinizin bezinin kaymasını engeller ve bebeğinizi daha sıcak tutar. Bebeğinizin bezini değiştirmek kolaylaşır.
Birçok bebek yüzlerinin örtülmesinden nefret eder, geniş yüzü kapatmayan tarzda kıyafetler almaya dikkat edin.
Parmaklı Eldivenler, elleri parmak için yapılan boşlukların içinde sıkışabileceği için elverişli değildir. Parmaksız eldiven tercih edin.
Çorap, tayt ve botlarının hafif bol olmasına, dar olmamasına dikkat edin.
Yeni doğan bebeğiniz için 0-3 yaş arası satılan bebek giysileri alın, yenidoğan giysileri almaktan daha pratiktir.
Bebekler çok çabuk büyürler. Kullanılmış veya arkadaşlarınızdan ödünç aldığınız giysiler daha az para harcamanızı sağlar. mystical2007-11-25 17:39:50
Beyin
ve retina gelişimi için gerekli olan Omega 3'ün anne sütündeki
miktarının artması için anneler, beslenmelerine özen göstermeliler. Ege
Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı
ile Manisa Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve
Hastalıkları Kliniği, Celal Bayar Üniversitesi Aksihar Meslek
Yüksekokulu tarafından gerçekleştirilen, 'İzmir ve Manisa'da 2 ayrı
yerleşim yerinde anne sütünde yağ asitlerinin dağılımı' konulu
araştırma, annelerin sütlerinin omega 3 yağ asidi yönünden de iyi
durumda olduğunu ortaya çıkardı. Anne sütü en uygun besinAraştırmanın
İzmir ve Manisa'da iki ayrı yerleşim yerinde 92 anne-bebek çifti
üzerinde gerçekleştirildiğini kaydeden Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Sosyal Pediatri Bilim Dalı Başkanı Prof.
Dr. Sadık Akşit, "Anne sütü bebek için en uygun besin olup, anne
sütündeki yağlar temel enerji ve vitamin kaynağıdır. Ayrıca Omega 3
yönünden de çok zengindir. Omega 3 beyin ve retina gelişiminde
gereklidir" dedi. Çalışmanın
anne sütündeki yağ asitlerinin dağılımını ve bunu etkileyen faktörleri
saptamak amacıyla gerçekleştirildiğini kaydeden Prof. Dr. Akşit,
"Araştırma grubunu oluşturan anneler 20-40 yaş arasında olup, çoğul
doğum yapmamış ve kronik hastalığı olmayan bireylerdir. Bebekler ise
zamanında doğmuş, sadece anne sütü ile beslenen, 60-90 günlük bebekler
arasından seçilmiştir" diye konuştu. Hergün en az bir yumurtaAraştırma
kapsamında antioksidan içeren tüplere 5 ml anne sütü ve yine annelerden
3 ml kan örneğinin alındığını açıklayan Prof. Dr. Akşit, "Yapılan
çalışmada annelerin beslenme alışkanlıkları gözönüne alındığında
annelerin haftada 2- 4 gün et, haftada 1 ve yine haftada 2- 4 gün
balık, hergün en az bir yumurta, hergün birkaç defa süt ve süt ürünleri
tükettikleri görülmüştür. Annenin diyetinin anne sütündeki yağ
asitlerini olumlu etkilediği görülmektedir" dedi. Prof.
Dr. Akşit, özellikle beyin ve retina gelişimi açısından çok önemli olan
omega 3 yağ asitlerinin annelerin sütlerinde oldukça iyi düzeyde
olduğunu söyledi.
Avrupada lösemili ve kanserli çocuk sayısının artmasından dolayı
yapılan araştırmalar sonucunda, uzmanlar anne babaları uyardı: Lütfen
karanlıkta yatın ve çocuklarınız uyurken ışığı kapatın.
Beyinde ve sadece 23.00 ile 05.00 saatleri arasında salgılanan
melatonin hormonu, vücudun biyolojik saatini koruyup ritmini ayarlar.
Jetlag denilen hadisenin sebebi de bu hormondur.
Melatonin diğer aktioksidan tesirlerini güçlendirir, kanserli hücrelere
karşı koruma sağlar, üreme sistemiyle bağlantısından tutun da
yorgunluk, isteksizlik gibi durumların nedenlenlerini oluşturur. Şu
sıralar melatoninin yaşlanmayı geciktirici etkisinden dolayı da
üzerinde önemle durulmakta...
Hormonun çocuklar üzerindeki tesiri
Avrupada lösemili ve kanserli çocuk sayılarının artmasından ötürü
yapılan araştırmalar sonucunda ailelerden istenen bir hususda
çocukların kesinlikle karanlık ortamlarda yatırılmaları. Çünkü
melatoninin güçlü salgılanmasının kansere karşı koruyucu etkisi olduğu
biliniyor. Ancak bu hormon ışığa duyarlı. Deneylerde uyuyan kişinin
hormon salgısı izlenirken ışığın açıldığında hormonun azaldığı,
karanlıkta yoğun olarak salgılandığı tesbit edilmiş.
Burdan hareketle anne babaları uyaran uzmanlar, �lütfen karanlıkta
yatın ve çocuklarınız uyurken ışığı kapatın� uyarısında bulunuyor.
Geç konuşan çocuklar
Uzmanlar gelişimi normal olan çocukların beyinlerinin sol tarafının,
geç konuşan çocukların beyinlerinin ise sağ tarafının daha aktif
olduğunu tespit ettiler.
Radiology dergisinde yayımlanan makaleye göre, Miami Çocuk
Hastanesi'nde görevli radyologlar Nolan Altman ve Bryron Bernal, 2 ila
8 yaşlarındaki çocukların beyinlerinin çeşitli bölgelerindeki
aktiviteyi manyetik rezonans tomografisiyle görüntülediler.
Bilim adamları, incelenen 52 çocuktan 17'sinin konuşmayı çok geç
öğrendiğini, diğer 35 çocuğun konuşma gelişiminin normal olduğunu
kaydettiler.
Annelerinin ses kaydı dinletilen çocukların beyin aktivitesini ölçen
bilim adamları, konuşma konusundaki gelişimi normal olan çocukların
beyinlerinin sol tarafının, geç konuşan çocukların beyinlerinin ise sağ
tarafının daha aktif olduğunu tespit ettiler.
Altman, ciddi konuşma bozukluklarının, erken teşhis ve tedaviyle engellenebileceğini belirtti.
Deney sonucunun başka araştırmalarla doğrulanması halinde, konuşma
bozukluklarının erken ve yan etkisiz teşhisinin mümkün olacağını
söyleyen Altman, erken teşhisle başlanan tedavinin başarılı olup
olmadığının da bu yöntemle kontrol edilebileceğini kaydetti.
bebegimm
26.12.2007, 02:50
BEBEĞİNİZ NEDEN AĞLAR?
Özellikle ilk bir yıl, ağlamak, bebekler için iletişim kurmanın ve ihtiyaçlarını anlatmanın yegâne yoludur. Bebeğinizin neden ağladığını bilirseniz, hem onu hem de kendinizi sakinleştirmeniz daha kolay olur.
Özellikle ilk üç ay bebekler ağlarlar ve ağlama şiddetleri ağlama nedenleriyle doğru orantılı olmayabilir. Yani, ağlamaktan kızarıp moraran bebeğiniz belki sadece altının değişmesi gerektiğini anlatmaya çalışıyordur. Fakat, özellikle onu tanıma aşamasında, o her ağladığında, siz; “Acaba ne derdi var, yoksa hasta mı, bilmeden yanlış bir şey mi yaptım?” sorularıyla kendi kendinizi üzebilirsiniz. Oysa, annelik adım adım öğrenilen zorlu bir süreçtir. Ve bebeğinize ağlar ağlamaz, sükûnetle yaklaşmanız bile çoğu zaman yeterli gelebilir.
YENİDOĞAN BEBEKLER
Beslenme: İlk zamanlar ağlamanın ilk nedeni açlıktır. Bu nedenle meme ya da biberonla beslemeniz onu yatıştıracaktır. Zaten, kısa sürede siz de bu açlık ağlamasını tanıyacak, ne zaman bebeğinizi beslemeniz gerektiğini öğreneceksiniz. Bebeğinizin karnını doyurmak konusunda zaman kısıtlamasına gitmeyin, muhtemelen gece-gündüz ikide bir onu emzirmeniz gerekecek.
Kucaklama: Çoğu zaman sadece kucağınıza almak bile bebeğinizi yatıştırır. Çünkü onun, sütünüz kadar, sevgi dolu tensel temasınıza da ihtiyacı vardır. Ailenizdeki büyüklerin; “Bebeğini fazla kucağına alma, alışmasın” uyarılarına kulak asmayın. Özellikle ilk 3 ay teninizin sıcaklığını ve kokusunu ondan esirgemeyin. Eğer, bebeğinizi sütünüzle besliyorsanız, yarım saatte bir sizi emmek isteyeceğinden, kucaklanma arzusunu da tatmin etmiş olur. Ayrıca, günde 2 saatten fazla kanguru kullanın, zira, böylece daha az ağladıkları araştırmalarla kanıtlanmış.
Gazını çıkarma: Düzenli olarak, günün belli saatlarinde, yoğun ve yatıştırılamayan ağlama nöbetleri söz konusuysa, muhtemelen bebeğinizin kolik şikayeti vardır. Gaz sancıları genellikle öğleden sonra ya da akşamları ortaya çıkar. 3 haftalıkken başlayıp 12 ila14. haftaya kadar sürebilir. Kolik sancılarına neyin sebep olduğu ve kesin tedavisi bilinmemektedir. Ağlama krizleri 3 saate kadar uzayabilir. Fakat, bu durum bebeğinize zarar vermez. Dikkat etmeniz gereken en önemli nokta, başka hastalıkların kolik sanılarak bebeğin ağlamalarının önemsenmemesidir. Bebeğinizin ağlama nedeninin kolik olduğundan eminseniz, bu durumun geçeceğine de emin olmalısınız.Bu süreçte yapabileceğiniz; onu kucağınıza alarak gazını çıkarmaya çalışmak, hareket etmesini sağlamak, sık sık emzirmek ve göbeğini okşamaktır. Sakın, ilaç vermeye kalkmayın, çünkü kolik ilaçla geçmez!
Giysilerini değitirirken: Bebeğiniz, giysilerinin çıkarılmasına ağlayarak tepki gösterebilir. Bu nedenle, giysilerini değiştirirken, mümkün olduğunca çabuk hareket edin ve bebeğinizle konuşmayı deneyin. Ayrıca, çıplakken, üzerine hafif bir örtü örterseniz sakinleştiğini göreceksiniz. Sarıp sarmalanmak, anne karnından gelen bir alışkanlıkla bebekleri çok mutlu eder.
Bulunduğu ortamın ısısı: Bebeğinizin bulunduğu oda, ne sıcak, ne de soğuk olmamalıdır. İdeal sıcaklık 21-22 derecedir. Bebeğinizin ensesine elinizi koyduğunuzda sıcaklık ve nem hissediyorsanız, giysilerinin bir bölümünü çıkartıp onu rahatlatın. Bebeğiniz uyurken onu fazla örtmeyin ve hiçbir zaman kat kat giydirmeyin. Bebeğinizin vücut ısısını karnına dokunarak da anlayabilirsiniz.
Pişikler: Pişikler bebeğinize rahatsızlık vererek ağlamasına yol açar. Pişiği varsa bezini çıkarıp altını özenle temizleyin. Altı kirliyse ve üstüne üstlük pişiği de varsa krize girmiş gibi ağlayacaktır. Islak temizlik mendilleri yerine ılık suyla temizleyi tercih edin. Pişiği olan bebeğinizi bir havlunun üzerine yatırarak günün büyük bölümünü bezsiz geçirmesini sağlayın. Pişiğin oluşmasını önleyen koruyucu bir krem ve pişik kremi kulllanmanız sorunun tekrarlamasını önleyecektir.
Hoşlanmadıkları: Bebeğiniz, yüksek seslerden, parlak ışıklardan, ani ve hızlı hareketlerden de hoşlanmaz. Ve ağlayarak tepki gösterir. Hatta, bazı bebekler banyo yapmayı da sevmezler. Bebeğin ağlamasının bir nedeni de siz olabilirsiniz. Ruh haliniz ona yansıyacaktır. Ayrıca, bebeğin sıkıştırılarak sevilmesi de onu ağlatır. Kucaktan kacağa dolaştırmak, aç değiken beslemeye çalışmak, o ağlarken ilgisini dağıtmak yerine ona bağırmak daha çok ağlamasına neden olur.
Hastalık: Bebeğinizin ağlamasının nedeni hastalanması da olabilir. Hastalandığında, diğer şikayetlerinden farklı biçimde ağlar. Bebeğiniz her zamankinden farklı belirtiler gösteriyorsa, gerçekten endişelenmenin vaktidir; hemen doktorunuza danışın. Örneğin; burnu tıkanmış bir bebek bile rahat nefes alamadığı için beslenemez, parmağını ememez ve rahatlayamaz.. Kulağı ağrıdığında, ağrıyan kulağını tutarak,yüksek sesle ağlar. Ateş ve kusma olduğunda ise ağlamanın yanı sıra genel bir dalgınlık hali görülebilir. Ayrıca bebeğiniz kakasını yaparken zorlanıyor ve katı kaka yapıyorsa kabız demektir.
3 İLA 6. AYDAN SONRAKİ BEBEKLER
Üç aylık ve üzerindeki bebekler, çevresinde neler olup bittiğini anlamaya başlar; bunlara ilgi ve tepki gösterir. Yine yukarıda bahsettiğimiz nedenlerle sık sık ağlar, fakat bu aylardan itibaren artık bebeğinizin neden ağladığını tahmin etmeniz kolaylaşır. 3 ila 6. ayın üzerindeki bebeklerde ek olarak şu ağlama nedenlerini de sayabiliriz.
Diş çıkarma: Diş etlerinde kızarıklık ve kabarıklık görülür. Diş çıkarma aşamasında bebeğinize dişlerini kaşıyabileceği sert ve soğuk materyaller verin. Diş kaşıyıcı oyuncaklar da çok hoşuna gidebilir. Bebekler için üretilmiş ağrı ve kaşıntıyı azaltan jellerden de sürebilirsiniz.
Endişe: Altıncı aydan sonra, bebeğiniz artık size iyice bağlanmış ve bunun bilincine varmış olur. Dünyayı araştırmak ve öğrenmek ister, fakat sizi göz önünden kaybettiğinde derhal ağlamaya başlar. Bu konuda sabırlı davranıp, bebeğinizin gereksiz yere paniğe kapılıp, endişelenmesine engel olmalısınız.
Acı ve Hayal kırıklığı: Önce emeklemeyi, ardından da yürümeyi öğrenen bebeğiniz, sık sık düşecek, ister istemez küçük kazalar yaşayacaktır. Canı yanan bebeğiniz, acı duygusuyla böylece sıkça karşılaşır. Aslında bu gibi durumlarda genellikle canı yandığı için değil, olayın şokuyla ve hayal kırıklığı yaşadığı için ağlar. Ona sevgiyle sarılır ve sevdiği bir oyuncakla ya da parka-bahçeye çıkararak dikkatini dağıtırsanız, susar.
Öfke ve Yorgunluk: Bebeğiniz bir şeyi beceremediğinde, istedikleri olmadığında öfkelenir ve derhal ağlar. Bu tür durumlarda kendisini güvende hissedebileceği şartları yaratın ve deneyerek, oyunla öğrenmesine yardımcı olun. Özellikle 2 yaşına doğru size kendisinin de bir birey olduğunu anlatmaya çalışan bebeğiniz, en çok sabrınıza ve onu iyi gözlemleyip, motive etmenize ihtiyaç duyar. Hayatı oyunla tanıyan bebeğiniz, oyun oynamaktan ve becerilerini geliştirmekten yorulduğunda ise yeniden ağlayacaktır. Bu durumda uykuya geçmesini kolaylaştıracak aktiviteler onu sakinleştirir. Yattığı yerden ona kitap okumak, ninniler mırıldanmak, ılık bir banyo, kısa süreli hafif bir masaj gibi… mystical2008-12-02 10:54:30
gülünhüznüyüm
07.01.2008, 10:29
Çocuğunuz karşınıza geçip yaptığı ilginç el kol hareketleriyle kendisini farklı bir cisme veya başka bir kişiye benzetmeye çalışıyorsa, hatta koltukların üstünden uçmaya kalkışıyorsa sebebini uzaklarda aramayın.Televizyonlarda yayınlanan sihirli ve büyülü&dizilere bakmanız yeter.Kanal D de "Sihirli Annem" ve "Ruhsar"da "Bücür Cadı ve Perili Ev", Show Tv de Hamdi Alkanın hem yazıp hem oynadığı "En İyi Arkadaşım" gibi diziler çocuklar sayesinde reyting yapsa da uzmanlar, son zamanlarda artış gösteren büyü ve sihir gibi fantastik motiflerle süslenmiş filmlerin sakıncasına dikkat çekiyor. Çocuğu saatlerce ekran karşısında kalan aileler ve uzmanlar, bu tür dizilerin çocukların yaşantısını olumsuz yönde etkilediğini düşünse de dizi yapımcıları farklı düşünüyor. Kanal D Dramalar Koordinatörü İnci Kırhan Gündoğdu, kendi kanallarında yayınlanan Sihirli Annemin çocukların psikolojisini bozduğuna inanmıyor. Aksine dizinin çocuğun hayal dünyasını geliştirdiğini düşünen Gündoğdu, gerçek sevginin sihir olduğunu söyleyerek projeye sahip çıkıyor. Çocuk hedef kitleye iş yapan yapımcı ve senaristlerin çok dikkatli olması gerektiğinin altını çizen İnci Kırhan Gündoğdu, "Çocuklar bizim geleceğimizdir." diyor. Starda ekrana gelen "Perili Ev" dizisinin senaryo yazarı Caner Güler, "Perili Ev"de sihirin fayda değil zarar getirdiğini işlediklerini söyleyerek, "Bizde sihir olumlu değil, olumsuzdan olumluya gönderme yapmak için kullanılıyor. Çocuğun yaptığı sihirler ailenin başına dertten başka bir şey getirmiyor. Çocuk, meselelerin, sihirle değil, ancak aklı ve kalbi ile üstesinden gelebileceğini anlıyor." diyor. Ekranlardaki sihirli dizilerin çoğalmasını dünyayı saran Harry Potter rüzgarının tetiklediğini düşünen Güler, problemlerin üstesinden sihirle değil; ancak sevgi, saygı ve aile içi dayanışma ile gelinebileceğini düşünüyor. Aileler filtre görevi üstlenmeli... Büyü ve sihir içeren dizilerin çocukların ilgisini çekmesini belli sebeplere bağlayan Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Ahmet Çevikaslan, "Kötülerin hakkından gelen çocuk kahramanlar, isteklerini yaptırmak amacıyla büyüklere kafa tutan küçükler, oyunbazlık yapan çocuklar, çocuklardaki doğa üstü güçler bunlardan sadece bazıları. Ekranlardaki çocuk karakterler, gerçek hayattakilere göre daha başarılı, güçlü, zeki ve bazen de üstün güçlerle donatılmış durumda ve hep iyiler kazanıyor. Bu durum da çocuğun günlük yaşamdaki davranışlarını olumsuz yönde etkiliyor." diyor. Çevikaslana gelen hastalar arasında ailelerine cep telefonu aldırmak için kavga yapan çocuklar ve okullarda kendi aralarında cin, büyü, sihir sohbetlerinden etkilenen çocuklar başı çekiyor. Dr. Çevikaslan, sihir ve büyü içeren dizilerin yapımcılarına ve ailelere tavsiyede bulunarak, "Çocuk izleyicilerin duygusal ve zihinsel özellikleri hesaba katılmalı. Yapımcıların sorumluluğu yanında, anne babaların da evlerinde bu tür diziler için çocuklarına filtre görevi üstlenmeleri gerekir." diyor.
gülünhüznüyüm
07.01.2008, 10:36
Hayır diyebilmek niçin gereklidir?1) Bu çocuğunuzun kişiliğinin şekillenmesine ve gelecekte sorumluluk sahibi özgür ve yetenekli bir insan olmasında fayda sağlar. Çocuğunuzun bazı isteklerini önleme çocuğunuzun psikolojik ve duygusal gelişiminde önemli bir tecrübedir. Çünkü onun her istediğinin yapıldığı anlık mutluluklardan vazgeçebilmeyi öğrenmesi bu gelişimde katkı sağlar. Çocuğunuzun her istediğini yapmayarak onu geri çevirmek onu genel bir kanı olan küçük düşürmek anlamında değildir.2) Anne ve baba tarafından çocuğa getirilen birtakım sınırlar onu üzmekten çok ona güven duygusu verdiği düşünülmektedir. Böylece ona hayır denmesi çocuğu rahatlatır. İsteğinin yapılmadığı bir anda çocuğun geçireceği kriz öncesi alınan tedbirler ve kararlar çocuğunuza verilecek en iyi işaret olarak kabul edilir. Çocuğunuzun gereksinimlerini anlamak ona herşeyi yapabileceği iznini vermek anlamına gelmemelidir.3) Eğer çocuğunuz sizi yetişkin bir insandan ziyade arkadaş statüsünde görüyorsa bu çocuğunuzun psikolojik gelişme evreleri konusunda bilinçli olmadığınız anlamına gelmektedir. Çocuğunuzun arkadaş anne babadan ziyade kendi kişiliğini geliştirebileceği güvenebileceği yetişkin ciddi ve anne baba statüsünü koruyan bir anne babaya ihtiyacı vardır.4) "Yasaklamak yasaktır" kuralı çocuğunuzu ileriki yaşamında karşısında çıkacak olan yasaklara anlam veremez ve hatta dayanamaz hale getirebilir. Ergenlik yaşına geldiğinde bu otoriteyi bulmak için anne ve baba dışında herkeste -polis, öğretmen vb.-ilişkiye ve arayışa geçebilir. Böylece çocuğunuzun istediği her şeyi vermek onun herşeyi yapabileceği sandığı gerçek olmayan bir dünyada büyümesine neden olur.5) Çocuğunuzun istekleri karşısında sürekli boyun eğmek ve adeta köle haline gelmek varlığınızı zorlaştırır. Hayır demeyi nasıl öğrenebilirsiniz?1) Çocuğunuzun yaşı ve kişiliğini göz önünda bulundurarak, öncelikle şartsız toplumsal yasaklar---başkalarına zarar verme veya kendine kötülük yapmak gibi- ve her aileye özgü kuralları---yatma saati, yemek yeme, televizyon izleme gibi--- tespit edin ve bunları birbirinden ayırınız.2) Toplumsal yasaklar konusunda kesin ve tereddütsüz bir biçimde ona yaklaşın ve onu uyarınız. "Kabul etsen de etmesen de bu yasak" ve vurgulayın "Sana daha önce söylediğim gibi bu yasak" gibi. Bu şekilde ona toplumsal yasak konusunda kesin bir durum tespit etmiş ve ona bunu kabul ettirmiş olursunuz.3) Aile kurallarında ancak uzun vadede uygulayabileceğiniz kuralları seçin ve bu konuda ona bir tavır koyunuz. Fakat bunu çocuğunuzun yaşı ve kişiliğini düşünerek uygulayınız. Eğer bazı şüpheleriniz varsa bir öğretmen ya da çocuk doktorundan tavsiye alınız.4) Çocuklar bakışlardan etkilenir bu nedenle ona bir kuralı ya da yasağı uygulatmak istediğinizde onunla göz teması kurun ve konuşurken bakışlarınızı ondan ayırmayınız. Otorite bağırmaktan ziyade sert bakışlarla kurulabilir ve çocuk bu sert bakışlardan söz dinlemesi gerektiğini öğrenir. ALINTIDIR...
gülünhüznüyüm
07.01.2008, 10:53
YAŞLARINA ve ÖZELLİKLERİNE GÖRE OYUNCAKLAR Çıngıraklar (1-3 Ay): Değişik şekiller ve renklerde hazırlanmış, ses çıkaran oyuncaklardır. Bebeklerin işitme duyusunu uyarmaktadır. Bebekler çıngıraklarla farklı ses denemeleri yapmakta, böylece neden-sonuç ilişkisi kurma becerilerini geliştirmektedir. 1-3 aydan itibaren bebeklik dönemi boyunca kullanılmaktadır. Sesli Kutular (2-3 Aydan İtibaren): Sallandığında farklı sesler çıkarabilen çıngırak benzeri oyuncaklardır. İçlerine değişik sesler çıkaran malzemeler konularak farklı sesler elde edilmektedir. Bebeklikte çıngırak olarak, ileri yaşlarda birbirinin aynı ya da benzer sesleri bulma becerilerini desteklemek amacıyla kullanılmaktadır. Evde de, ağzı kapanabilen kutular, içine bozuk para, tahta veya plastik boncuk, kum, çakıl gibi malzemeler konulup, dışları sağlamca kaplanarak sesli kutular hazırlanabilir. Bebeklikten itibaren okul öncesi yılları boyunca kullanılır. Mobiller (Dönence) (0-12 Ay): Bebeğin yatağının üzerine, arabasının, koltuğunun veya sandalyesinin önüne asılan görme, işitme ve/veya dokunma duyularını uyararak zihinsel gelişimini destekleyen sallanan oyuncaklardır. Bileklikler (0-12 Ay): Bebeğin el ve ayak bileklerine takılan, üzerinde küçük kuş zilleri bulunan renkli bantlardır. Bebek el ve ayaklarını hareket ettirdiğinde ses çıkararak işitme duyusunu uyarmaktadır. Ayrıca bebeğin el ve ayaklarını fark etmesini de sağlamaktadır. Sesli Çoraplar (0-12 Ay): Ayak ucunda veya üzerinde küçük ziller bulunan bu çoraplar bebeğe giydirilerek işitme duyuları uyarılmakta ve ayaklarını fark etmesine yardımcı olmaktadır. Müzikli Oyuncaklar (0-2 Yaş): Kurulduğunda veya ipi çekildiğinde değişik müzikal sesler çıkaran, dönen, parlayan, hareket eden kutular veya yumuşak kumaştan hazırlanmış hayvanlardır. Bebek ve çocukların görme işitme duyularını uyarmakta çalan müzik bebeği rahatlatmaktadır. Sesli Yastıklar, Toplar (0-3 Yaş): İçlerine ses çıkaran maddeler konulmuş, herhangi bir şekilde temas edildiğinde ses çıkaran oyuncaklardır. Sesli yastıklar, bebeğin ellerinin veya ayaklarının ulaşacağı yerlere konularak rastlantısal hareketlerle sesleri keşfetmesini sağlamaktadır. Sesli toplar da aynı şekilde kullanılabileceği gibi, ileri dönemlerde atma tutma oyunlarında da oynanabilir. Oyun Battaniyesi (0-2 Yaş): Bebek ve küçük çocukların üzerine yatarak veya oturarak oyun oynaması için hazırlanmıştır. Battaniye üzerinde bebeğin görme, işitme ve dokunma duyularını uyaran malzemeler de yer alabilmektedir. Takma-Geçirmeli Oyuncaklar (6 aydan sonra): Bir çubuğa halkaları, farklı şekilleri geçirme ya da bir kutudaki farklı şekillerdeki deliklere daire, üçgen, kare vb. şekilleri takma gibi işlevleri olan oyuncaklardır. Çocukların zihin ve hareket gelişimine yardımcı olmaktadır. Küpler, Bloklar, İç İçe Geçen Kutular ( 9 aydan sonra): Kumaş, plastik, kauçuk veya tahtadan yapılmış çeşitleri bulunmaktadır. Küp veya bloklarla çocuk bir kaba doldurma boşaltma, üst üste koyarak kuleler ve köprüler yapma gibi oyunlar oynayabilir. İç içe geçen kutuları büyüklüklerine göre iç içe ya da yan yana yerleştirebilir. Bu oyuncaklar zihin gelişimini desteklemektedir. Dişlikler (4-8): Asıl olarak bebeğin diş çıkarma zamanında diş kaşıyıcı olarak kullanılmakla beraber, farklı renk, şekil ve özellikleriyle bebek için zihinsel uyarım da sağlamaktadır. Dolgu Oyuncaklar (6 ay ve sonrası): Pelüş, polar dibi yumuşak kumaşlardan içi pamuk, sünger, elyaf ya da farklı dokunsal özellikleri olan (örn. plastik boncuk) malzemeler ile doldurulmuş insan, hayvan vb. figürlerde hazırlanmış oyuncaklardır. Bu oyuncaklar çocuğa güven duygusu vererek duygusal gelişimlerini desteklemektedir. Dolgu oyuncakların yıkanabilir olması gerekmektedir. Bebekler (1 yaşından sonra): Kumaş, plastik gibi malzemelerden yapılmış insan maketleridir. Oynanan oyunun özelliğine bağlı olarak çocukların tüm gelişimlerine katkıda bulunur. Etkinlik Panelleri (0-2 yaş): Basıldığında, çevrildiğinde veya çekildiğinde ses çıkaran içinden bir şey fırlatan, farklı renklerin, dokuların ve seslerin bir arada sunulduğu oyuncaklardır. Bebeklere keşifsel öğrenme, fırsatı sunan bu oyuncaklar; duyularının gelişimine, neden-sonuç ilişkisi kurma, akıl yürütme gibi becerilerinin gelişimine yardımcı olur. Toplar (tüm yaşlar): Bebeklikte kumaştan, bir yaşından sonra plastik olanları verilebilir. Hareket gelişimine yardımcı olmaktadır. Gerçek Yaşamdaki Nesnelerin Oyuncakları (1,5 yaşından sonra): Müzik aletleri , marangozluk aletleri, evde bulunan eşyanın küçük maketleri, çeşitli mesleklere ait aletler çocukların oyunlarında gerçek yaşama ilişkin alıştırmalar yapmasını sağlamaktadır. Çocukların zihin, dil, sosyal ve hareket gelişimine yardımcı olmaktadır. Banyo Oyuncakları (6 ay sonrası): Çocukların banyo saatini daha keyifli geçirmesini ve su oyunları yoluyla rahatlamasını sağlamaktadır. İçinden su fışkıran figürler, kayık gibi yüzen nesneler, huni, maşrapa gibi oyuncaklardır. Ayrıca farklı dokularda süngerler, lifler de çocuğa dokunsal uyarım sağlamaktadır. Kuklalar, Maskeler, Başlıklar ve Giysiler (1 yaşından sonra): Çocukların yaratıcılıklarını, hayal güçlerini ve kendini ifade becerilerini destekleyen oyuncaklardır. Küçük yaşlarda aile, ileri yaşlarda çocuğun kendisi kullanabilir. Kitaplar (6 aydan sonra): Bebeklik ve küçük çocuklukta, kumaştan ve oyuncak özelliği ağır basan kitaplar satın alınarak hem çocukların mümkün olan en erken yaşta kitaplarla tanışması sağlanabilir hem de zihin ve dil gelişimlerine yardımcı olunabilir. Çocuğun yaşı büyüdükçe kartondan kalın sayfalı, giderek daha çok çocuk kitabı özelliği taşıyan kitaplar satın alınmalıdır. Eğitici Oyuncaklar (2 yaşından sonra): Çocukların zihin, dil ve öz bakım becerilerinin gelişimini hızlandıran ve onlara birçok konuda bilgi kazandıran oyuncaklardır. Piyasada yapbozlar, tombalalar, dominolar, bellek oyunları, renk, şekil, sayı gibi birçok kavramı öğreten eğitici oyuncaklar bulunmaktadır. İtmeli-Çekmeli Oyuncaklar (1 yaşından sonra): Çocukların yürüme becerilerinin gelişimini destekleyen, ipinde tutulup çekilen arabalar, sapından tutulup itilen tekerlekler bu oyuncaklara örnek olarak verilebilir. Ayrıca çocuğun eliyle ya da tüm vücuduyla itip çekerek oynayacağı araba, kamyon ve diğer taşıt araçları da bu gruba girmektedir. İçine veya Üzerine Binilen Oyuncaklar (2 yaşından sonra): Bisiklet, büyük boy araba-kamyon gibi araçlar, sallan at vb. üstüne binilip sallanılan oyuncaklar çocuklara hoşça vakit geçirtirken, onların hareket becerilerinin gelişimine yardımcı olan oyuncaklardır. Yapı-İnşa Oyuncakları (2 yaşından sonra): Sünger, kauçuk, plastik veya tahta gibi malzemelerden yapılan küçük ve büyük boy bloklar, lego, noper, gibi oyuncaklardır. Bu oyuncaklar birçok parçadan oluşan ve parçalar birleştirilerek bir ürün oluşturulabilen setlerdir. Bu özellikleri ile çocukların yaratıcılık ve hayal güçlerini desteklemektedir. Bahçe Oyuncakları ( 2 yaşından sonra): salıncak, tahterevalli, kaydırak, tırmanma merdiveni, atlı karınca, zıplayan hayvanlar, çocukların hareket becerilerinin gelişimine yardımcı olan bahçe oyuncaklarıdır. Taşıtlar (1 yaş ve üzeri): Otomobil, otobüs, minibüs, kamyon, tren, uçak, helikopter gibi taşıtların küçük maketleri olan oyuncaklardır. Çocuklar çok erken yaşlardan itibaren keyifle oynarlar. Yaklaşık olarak bir yaşından itibaren bu taşıtlar farklı oyun stilleri ile çocukların oyunlarında yer alırlar. Böylece çocuk, bir yandan gerçek yaşam alıştırmaları yaparken bir yandan da günlük yaşamın önemli bir parçası olan taşıtları yakından tanıma olanağı bulur. Hayvan Maketleri (2 yaş ve üzeri): Çocuklar gerçek yaşamı taklit ettikleri oyunlarında sık sık hayvan maketlerine de yer verirler. Bu oyuncaklar, hayvanların plastikten veya ahşaptan yapılmış minyatürleridir. Aynı şekilde sebze, meyve ve diğer yiyeceklerin plastik minyatürleri de çocukların zevkle oynadıkları oyuncaklardır.
gülünhüznüyüm
07.01.2008, 11:16
ÇOCUK VE MÜZİKMüzik,kendini ifade etme becerisini,yaratıcılık zevkin ve estetik duygusunu geliştirir; ses ve dil gelişimi ile bilişsel gelişim ve soyut düşünmeye katkıda bulunur.Çocukta müzik yeteneği doğuştan başlar.Doğumundan itibaren ses uyarıcısına tepki verir.Anne ve babasının ayak seslerini tanır.Ağlamalarla ve ses tonunu yükseltip alçaltarak mutluluğunu ve mutsuzluğunu ifade eder.Bazı araştırmacılara göre; çocukların şarkı ve mırıldanmalarını dinleyerek,orijinal dans ve oyunlara uyma çabalarını izleyerek,müziğe karşı doğuştan duyarlı olduklarını gözleyebiliriz.Bu doğal yetenek evrenseldir ve her toplumun üyesi olan çocukta doğuştan vardır.Özetle bebekler, sesleri algılamada ve müzikal bir uyarana dikkat göstermede, şaşırtıcı bir şekilde yetişkinlerinkine benzer yeteneklere sahiptir.3-6 ay arası bebekler,müziğin geldiği kaynağa doğru dönmeye ve bundan aldığı hazzı göstermeye başlar.1 yaş çocuğu, hareketli bir müziğe, elleri ve sesleriyle katılmaya çalışır.Aynı müzik parçası tekrarlandığında, tanıyıp aynı hareketleri yapmayı ve aynı sesleri çıkarmayı öğrenir.yani birinci yıldaki en belirgin gelişme, müziği seslendirmedir.2 yaş çocuğu, müziği dinlemeyi sever ve kendi hareketlerini müzikte var olan ritme uydurma çabasına gider.3, 4, 5, yaşlarında çocukların, spontan hareketlerle tepki vermekten çok müziği, oturarak dinleme eğiliminde oldukları görülmektedir. Bu özellik, okulöncesi çocuğuna dinleme ve sessiz kalma alışkanlığını da kazandırır.Çocukların, müziğe verdikleri tepkileri artan bir şekilde içselleştirmeleri ve bunu yaratıcı oyun ve arkadaşlarıyla sosyal ilişkiler kurma (örneğin dans etme ) şeklinde, geniş bir bağlamda kullanmalarıyla okulöncesi dönemde müzik etkinliği zenginlik kazanır. Okulöncesi dönem çocuğu için müzik ve dans, kendini ifade etme aracı olmanın ötesinde,onun sosyal gelişimi için de önemli bir etkinliktir.Çünkü çocuk, müzik eşliğinde arkadaşlarıyla daha kolay bir iletişim kurabilmektedir.MÜZİK VE MÜZİK EĞİTİMİ ÇOCUĞA NE KAZANDIRIR ?Müzik, öncelikle,şarkı ve tekerlemeler yoluyla okulöncesi dönemindeki çocuğun dil gelişimine katkıda bulunur.Bunun yanı sıra müzikal etkinlikler yoluyla çocuğun yaratıcılığını ortaya koymasına fırsat verir.Müzik,zihinsel,motor,sosyal beceri ve yeteneklerin gelişimine katkıda bulunmaktadır.Müzik eğitiminin, okuma yeteneğine de katkıda bulunduğu açıkça görülmektedir.Yapılan araştırmalara göre ,akademik yılın başında ve sonunda okuma testine tabi tutulan ilk öğretim öğrencilerinden,müzik eğitimi alanların,almayanlara oranla daha iyi sonuçlar elde ettikleri görülmüştür.Yapılan pek çok testin sonucunda,notaları doğru seslendiren çocuklarda,harfleri doğru seslendirme oranının daha yüksek olduğu görülmüştür.Müzik eğitiminin olumlu etkisi,okumanın yanı sıra,öğrenme ve yaratıcılıkta da kendini göstermektedir.Müzik;Kendini ifade edebilme becerisinin ve yaratıcılık zevkini geliştirir.Estetik duygusunu geliştirir.Motor gelişimi ile ritmik gelişimini sağlar.Ses ve dil gelişimine katkıda bulunur.Bilişsel gelişim ve soyut düşünmeye katkıda bulunur.Sosyal ve grup becerileri kazandırır.Özetle müzik eğitiminin,okuma,soyut düşünme yetenekleri ve yaratıcılığı kapsayan bilişsel becerilerin gelişmesini desteklediğini,araştırma bulgularına dayanarak söyleyebiliriz.ÇOCUĞUN MÜZİK İLGİSİNİ GELİŞTİRMEK İÇİN ANA-BABA NE YAPABİLİR ?Her şeyden önce çocuğun müzikle tanıştırmak üzere belirli bir program içinde hareket edilmelidir.Örneğin,evde zaman zaman televizyon yerine müzik dinlemek,farklı konserlere çocuğu da götürmek gibi.Uyku öncesi klasik müzikle uykuya geçişi sağlamak,uyumayı kolaylaştırdığı gibi,çocukta müzik ilgisinin gelişimini de sağlar.Ancak bütün bunları yaparken;çocuğu keşfetmek,hangi müzik türüne karşı daha fazla ilgi duyduğunu,müzik kulağı olup olmadığını belirlemek gerekir.Bir zamanlar Edirne’de ruh hastalıklarının tedavisinde kullanılan müzik,çocuğunda duygusal boşalımını,rahatlamasını sağlayarak,gerginliğini azaltırken, tedavi edici işlevini yerine getirmektedir.Bu nedenle, anne-baba bir yandan model olmalı ve çocuğu müziğe özendirmeli,öte yandan da onu, ilgisi doğrultusunda yönlendirmeye çalışmalı ve ilgi duyduğu bir müzik aletini çalması yolunda yüreklendirmelidir
gülünhüznüyüm
07.01.2008, 11:19
Çocuk Gelişimi ve OyunÇocuğun ilk arkadasi annesidir. anne içinde çocuk dünyaya ikinci bir kez tekrar saflığın gözü ile bakabilmek, onun gözleri ile hayata tekrar çocuk gözü ile bakabilmek ve yeniden büyüyebilmek için ikinci bir şanstır. Bu anlamda tekrar mutluluğu yakalayabilme şansıdır. Yapılan istatistik ve araştırmalar mutluluğun en önemli anahtarlarından birinin tekrar çocuklaşabilmemizi, pazarlıksız masumiyeti ve saflığı yakalayabilmemizi sağlayan çocuklarımız olduğunu ortaya koymektır. Çocuk bunun ötesinde anneye daha önce hiç yaşamadığı türden bir sevgi yepyeni keşfedilmemiş bir duygunun ve bu duygunun yarattığı mutluluğun kapılarını açar. Onun yumuşaklığını hissetiği anda annenin yaşama sevincine bir halka daha etkilenir.ANNE - ÇOCUĞU ( 0 - 7 Yaş)Çocuk annesi ile olan ilişkisinin 3.5 yaşına kadar olan bölümü sadece bilinç altında saklayabilir, ancak bilinç altına işlenen bu dönem çocuğun ileriki ruh sağlığı için son derece önemlidir. Bu dönemde başlatılan ve yaratılan ilişki ne kadar neşeli, sağlıklı, istikrarlı, güven ve sıcaklık dolu olursa ileriki dönemlere de o derece güzel bir ilişki taşınabilir.Bebek doğduğu andan itibaren etrafı, kendisini, bedenini, çevresini keşfetmeye çalışır. Doğal içgüdüleri ile başlattığı tüm yönelişleriyle geliştirdiği yaşantısının her safhası birbirini etkiler, onun için gelişimin her döneminde gereken ilgi ,sevgi, şefkat ve sıcaklığı hatta saygıyı bile görmelidir. Çocuğun zihinsel ve psikolojik gelismesi için olumlu koşulların sağlanması gereklidir ve koşulların olumlu olması anne ve babanın onu sevgi ve şefkat ile bilinçli bir ilgi ile yetiştirmesine bağlıdır. Anne ve babanın kendi çocuğuna has gelişim noktalarını ve ilgi alanlarını keşfetme konusunda uyanık olması gereklidir.Örneğin: Çocuğun 3 yaşından sonra çevreyi keşfetme, eşyalara, doğaya sahip çıkma eğilimi vardır. Onun bu erişebildiği her şeye değme isteği engellenir ise bir sonraki gelişim evresine güçlü giremiyecektir. Onun eğilimleri, yararlı olduğu kadar çocuğa hoş gelecek biçimde güzel yönlendirilse, bir sonraki devrede ( 3 - 7 Yaş ) zihin fonksiyonlarını daha serbest ve rahat özgürce geliştirebilir. Duyguları, hayalleri ve fikirleri yine ailenin şefkat ve ilgili yaklaşımı ile sağlıklı oluşabilir. Yeterlik durumunun ( Dispozisyonlarının ) gelişimi için tüm devrelerin gerektirdiği davranışlara hazır oluş sağlanmalıdır. Zekasını yeteneklerini geliştirecek biçimde kullanmaya koşullandırılması onun yeterlilik durumuna etkileyecektir.Bu evrelerde dayak başvurulacakbilecek en kötü, zarar verici ve küçültücü eylemdir. Gelişimi en kötü yönde etkileyen zarar veren bu eylemin köklerine indiğimizde annesinden küçüklüğünde dayak yemiş veya kocasindan dayak yiyenbir kadının bunu kendi çocuğunada tekrarlayabildiği ortaya çıkmaktadır. Anne her ne kadar yaşamış olduğu bu durumdan memnun olmayıp asla kendisi uygulamama kararında da olsa beyinde böyle bir olayın imgeleri yer aldığından bir kerede olsa bunu gerçekleştirebilme olasılığı yüksektir ve bu bir kereyi diğerlerinin takip etmesi daha kolaydır. Bu evrelerdeki en önemli konulardan bir taneside güven kavramı ve bunun geliştirilmesidir. Çocuğun herşeyden önce güven duyacağı bir ortama ve insana ihtiyacı vardır. İçinde geliştiği ortamın güven verici olması ondaki aidiyet duygusunun gelişiminde çok önemli bir rol oynar. Bir sonraki aşamada ise sen bana güveniyorsun ben sana güveniyorum kavramını yalnız ihtiyaç duyduğumuz anlarda sözel kullanmanın ötesinde bazı ufak tefek sorumlulukları ona bırakmamaız söylediklerimiz ile tavırlarımızın tutarlılığı dolayısı ile güvenilirliğimizin devamı ve bu kavramı yaşatarak yerleştirmemiz açısından önemlidir. Çocukta bu duyguyu geliştirmek başarının en büyük kısmıdır. ( %80 - %90)ÇOCUK GELİŞİMİ VE OYUNÇocuğun kelime haznesi gelişimi ve psikolojik gelişimi açısından doğduğu andan itibaren konuşmak gerekir. Çocuk ses tonuna karşı duyarlıdır ve algılamalar doğuştan itibaren başlar. Bu algılama mana çıkarma değil duyum alma anlamındadır. Yavaş yavaş anlam çıkarma ve takibinde anlamlı ve bilinçli ifade etme gelişir. Çocuk ufak yaşlarda kendi kendine oynar ve konuşur, daha sonraki yaşlarda grup oyunlarına başlanır.1.Yaş çocuğu: Ses çıkaran yumuşak köşesiz boyasız objelerle ilgilenir. ( Ses çıkaran civciv, ayıcık, kuş, buruşturulabilen ayıcık.2.Yaş çocuğu: Kutular, üstüste konulabilen karmaşık olmayan basit legolar, içiçe geçirme üstüste koyma yerine yerleştirme yapabileceği objelerle ilgilenir.3. Yaş çocuğu: Çizgi film kahramanlarına karşı merak uyanmıştır. Kahramanları sembolize eden oyuncaklar veya onların kullandığı türden eşyalar ilgisini çeker. Daha karmaşık yapbozlar, bilgisini geliştirecek türden konulu kurgulanacak legolar ( Bahçe içinde ev, hayvan, göl v.s.) bir manzaranın aynısının puzzle olarak oluşturulması vs...4.Yaş çocuğu: Resim yapmaya özellikle seramik çalışmaları, hamurdan renkli killerden objeler yapmaya teşvik etmek, yapılan çalışmalardada yer almak ve çalışma sürecini paylaşmak mesela sen tabak yap, ben de kiraz yapayım gibi yaklaşımlarda bulunup bitirincede aferin ne kadar kabiliyetlisin demek bir anlamda onu onere etmek çok önemlidir. Okul öncesi içine girdiği ortamlara ve bu ortamların standartlarına bağlı olarak ilgi ve gelişim kulvarları çeşitlenmeye başlar.5.Yaş çocuğu: Okul öncesi eğitim dönemidir ve önemli olan nokta bu yaş çocuğun hala oyun çocuğu kabul ederek eğitilmesidir. Yine resim, seramik gibi aktivitelerin yanısıra artık daha sofistike el becerilerini devreye sokabileceği oyma kesme, yapıştırma, kolaj çalışmaları devreye girer. Grup oyunları başlar. Sek sek, saklambaç, top oyunlarından yaşına uygun olanlar vs. gündeme gelir.6.Yaş çocuğu: Daha gelişmiş top oyunları, değişik zeka oyunları, grup ile oynanabilecek hafıza ve zeka oyunları, koşmaca, yakalamaca.Çocuğun gelişiminde bütün bu oyunlarında gerçekleşmesinde amaç 24 saat çocukla ilgilenmek ve yanında olmak değildir. Önemli olan çocuğun sadece kendisine ait ve annesinde kendisiyle ilgilendiği ve konsantre olduğu zaman parçasını bilmesi ve bundan yararlanmasıdır. Şöyle ki işten gelen annenin bütün işleri dışında çocuğa özel olarak onun istediği herhangi bir aktivite veya faaliyeti beraber paylaşabileceği yada çocuğun yaptıklarını seyredebileceği bir zaman dilimi ayırması gereklidir. Burada önemli olan kilit nokta çocuğun kendisi ile ilgilenildiğini hissetmesi yani ilgi doyumunu yakalayabilmesidir.
TEDBİR ÜLKESİ İÇİN PASAPORTBİR OYUNTedbir ülkesinde büyükler ve küçükler mutluluk içinde yaşarlar. Herkes diğerinin sahip olduğu hakları bilir ve onlara saygı gösterir.Sen de bu ülkeye gitmek ve orada bir tedbir kahramanı olmak ister misin?Oraya varmak için kendini koruyabilmen lazım. Bunun için de tehlikeli durumların neler olduğunu bilip onlardan sakınmalısın. Zaten tedbir ülkesinin adı da buradan geliyor, önceden önlem almak ve hazırlanmak anlamına geliyor.Yoluna çıkan tuzakları atlatmak için yanında ne götüreceksin? Gitmeden önce, daha güçlü olmak için sırlarını anlatabileceğin ve sana yardım edebilecek ailenden yetişkin bir yol arkadaşı bul.Oynama sırası sende. Kurallar basit. Tüm uzak ülkeler gibi, vize ve pasaporta ihtiyacın var. Bunun için her bölümde, "a , b ve c" vizesini işaretlemelisin. Yolculuğun sonunda yolda elde etmiş olduğun vizelere göre, değişik ülkelere ulaşacaksın. Ve belki de Tedbir Ülkesi'nin kahramanı olabilirsin!1. Kibar görünen bir bey, ona yardım etmen için onunla birlikte gitmeni istiyor?a)Hiç düşünmeden ona eşlik edersin.b)Yardım etmeyi istersin, fakat tereddüt edersin.c)Kibarca reddedersin ve yetişkin birine sormasını söylersin.2. Arkadaşınla oynuyorsun. Bir komşu, size yeni bilgisayar oyunu göstermek için sizi evine davet ediyor.b) Çok istersin. Arkadaşlarınla konuşup oraya gidersiniz.c) Annenlerle konuşup izin alırsın.a) Merak ettiğin için oraya gidersin.3. Çok sevdiğin bir büyük, senin canını sıkan bir şeklide seni okşuyor ve sır olarak saklamanı söylüyor.c) "Hayır" dersin ve hemen seni koruyacak bir yetişkine konuyu anlatırsın.a) Korkarsın veya utanırsın ve bu konuyu hiç kimseyle konuşamazsın.b) Kaba olmamak için ondan hoşlanmasan bile kabul edersin.4. Yolda giderken takip edildiğin hissine kapılıyorsun.c) Bir dükkana gidersin veya yakındaki bir büyüğe durumu anlatırsın.b) korkarsın ve adımlarını hızlandırırsın.a) Ne istediğini anlamak için durursun.5. Büyük biri sana, soyunman ve onu okşaman için para veya hediye teklif ediyor.a) Hediyeleri seversin onun için kabul edersin.b) Tereddüt edersin, fakat neden olduğunu çok iyi bilmeden alırsın.c) Herhangi birinden hediye kabul edilmez. Reddedersin ve oradan uzaklaşırsın6. Bir büyük seni korkutuyor ve istediğini yapman veya vermen için seni tehdit ediyor.b)Yalnız veya arkadaşlarınla kendini savunursuna) Canın sıkılır, keyfin kaçar, susarsın ve onun söylediklerini yaparsınc) Sana yardım edebilecek bir büyüğe söylemek için hemen koşmaya başlarsın7. Büyüklerine senin için önemli olan bir şey anlatıyorsun fakat sana inanmıyorlar.c) Seni gerçekten anlayabileceğini düşündüğün birilerine anlatırsına) Bir daha hiç kimseye anlatmazsınb) Biraz ısrar edersin, sonra kendine saklarsın8. Parkta, caddede bir adam sana cinsel organını gösteriyor.a) O kadar korku ve utanç duyarsın ki, yerinden kımıldayamazsınb) Ondan sıyrılmaya ve kaçmaya çalışırsınc) "Durun" diye çok yüksek sesle bağırırsın ve "İmdat" diye yardım çağırırsın9. Eve geç kaldın tanımadığın bir bayan: senin evinin yakınında oturduğunu söylüyor ve seni eve götürmeyi teklif ediyor.b) Çok emin değilsin ama gidersinc) Kibarca reddedip, başka insanların bulunduğu yere doğru yönelirsina) Kabul edip arabaya binersin10. Apartmanın bodrum katındaki bisikletini almaya gideceksin. Tanımadığın biri sana yardım etmek için beraber inmeyi teklif ediyor.a) Bisiklet ağırdır! Memnuniyetle kabul edersinb) Bodrumun nerede olduğunu bilip bilmediğini sorarsınc) Kesinlikle reddedersin ve kapıcıya ya da anne babana haber verirsin.11. Bir arkadaşın sana seni şok eden çıplak insan resimleriyle ilgili fotoğraflar ya da filmler gösteriyor. Ve televizyona çıkmak için aynısını yapmanı söylüyorb) Ne yapacağını bilemezsin ve donup kalırsınc) "İstemiyorum" dersin ve bu konuyu bir büyüğüne anlatırsın.a) Bu konu seni sıkar utanırsın fakat kabul edersin12. Dışarıda tek başınasın büyük biri senin fotoğraflarını çekmek istiyor. Onunla gidersen sana fotoğraflarını vereceğini söylüyor.a) Kabul edersin çünkü bu sana çok önemli bir şey gibi gözükmüyorb) Pek istemezsin fakat o kişiyi tanıdığın için kabul edersinc) Reddedersin ve başka bir büyüğe bunu anlatırsınHANGİ VİZELERİ ELDE ETTİN?EN ÇOK "a" VİZESİNDEN VARSA:Dikkat! Tehlikeler Ülkesine gittin.Güvende olmak istiyorsan, kendini korumayı öğrenmelisin. Sana yardım edebilecek büyüklerle konuş. Beklerken tekrar yolculuğuna başla ve niye tehlikelerin ortasına düştüğünü araştır.EN ÇOK "b" VİZESİNDEN VARSA:Tedbirsizlik Ülkesindesin.Kendinden her zaman emin değilsin! Kendine güven. Seni seven ve güven duyduğun biriyle konuş ve yolculuğuna yeniden başla.Tedbir Ülkesine ulaşabilirsin.EN ÇOK "c" VİZESİNDEN VARSA:İşte Tedbir Ülkesindesin.Genelde haklarının neler olduğunu ve onları nasıl koruyacağını biliyorsun. Fakat bazen tehlikeleri fark etmeden geçtin. Çok uzakta değilsin! Tekrar başla ve nerelerde şaşırdığını bul!12 ADET "c" VİZESİNDEN VARSA:İşte bir Tedbir Ülkesi kahramanısın.Kendini korumayı biliyorsun, kime güveneceğini de biliyorsun ve senin canını sıkan şeyleri söylemekten ne korkuyorsun, ne de çekiniyorsun.PASAPORTUNU KAZANDIN!TEDBİR ÜLKESİ'NİN KAHRAMANLIK PASAPORTUNU BİLGİSAYARINIZA İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN "KENDİNİ KORUMAYI BİLME" KONSUNDAÖNEMLİ BİR HATIRLATMA!...Neleri sevip, neleri sevmediğini yalnızca sen bilirsin. Eğer seni sıkıntıya sokan teklifler yapılıyorsa, karar vermene yardımcı olması için, kendine şu soruları sor:Annem veya babam bunu onaylar mı? Anne-babamı haberdar etmeye veya polisi / güvenliği aramaya imkanım var mı? Risk almadan bu yerlere yalnız başıma gidebilir miyim? Eğer ihtiyacım olursa birisi bana yardıma gelecek mi?Eğer, kafanda bu sorulardan herhangi birine "HAYIR" cevabı verirsen, sana yapılan teklifi kabul etmemelisin!
SARI GELİN
19.01.2008, 06:57
Bebeğiniz daha karnınızdayken bile, konuşarak ve müzik dinleterek onunla iletişim kurmaya başlayabilirsiniz. Bu nedenle doğduktan sonra konuşma ve hareketler yoluyla onunla iletişim kurmaya çalışmanız ilişkiniz için iyi olacaktır.Bebeğiniz doğuduğu andan itibaren, konuşamasa bile sizinle iletişim kurmaya başlar. İletişime dair ailk adımları sizinle göz teması kurmak şeklinde olur: Uzun uzun yüzünüze bakar. Daha sonra bunu ufak sesler ve gülümsemeler izler.Bebeğinizin gözlerine 20-25 cm mesafeden bakın.Bu, bebeklerin odaklanabildiğ ideal mesafedir. Ona nazik ve sevecen bir şekilde dokunun. Onu okşayın, onunla konuşun ya da ona şarkı söyleyin. Bunların hepsi iletişim için harika yollardır.Bebeğinizle konuşun.Tepkilerini izleyin ve cevap vermesi için bekleyin. Vücut dilini yakından izleyin. Bebeğinizin size doğru sallayarak yaptığı kol ve bacak hareketleri, onun size olan cevabıdır.Bebeğinizin hareketlerine bakın.Çıkardığı en ufak sesleri bile dinleyip, tüm dikkatinizi ona verin. Size tepki vereceğini göreceksiniz. Erken yaşlarında yapılan bu iletişim yöntemleriyle bebeğinizin dünyayı yavaş yavaş algılamasını sağlamış olursunuz. Çoğu zaman iletişim kurmak için en iyi zaman, bebeğinizi besledikten sonraki zamandır. Böylece hem halinden memnun, hem de rahatlamış olur. Öte yandan böyle planlamalar yapmanıza da gerek yok; çünkü çoğu anne-baba bunları içgüdüsel olarak zaten yapar.Ağlamanın da bebeğinizin konuştuğu dilin önemli bir kısmı ve konuşmaya başlamadan önce ihtiyaçlarını duyurmanın bir yolu olduğunu unutmayın. Bebeğiniz ağladığında, ona hemen cevap vermeniz, kendisini güvende hissetmesini sağlar.Erken dinleme ve konuşmaYıllar önce yenidoğanların iyi görüp duyamadıkları düşünülürdü ama şimdi biliyoruz ki, dinlemeye ve konuşmaya erkenden başlamanın bebeğinizle aranızdaki sevgi bağını güçlendirmede önemli bir adım olduğunu biliyoruz.İyi bir dinleyici olmak, bebeğinizle ilerleyen ilişkinizde son derece önemlidir. "Konuşmayı bilmeyen bir bebeğin nesini dinleyeceğim?" diye düşünmeyin. Bebeğinizin ağlamaları bile farklı olacak. İletişiminiz geliştikçe, hangi ağlamanın "Açım" anlamına, hangi ağlamanın "Yalnızım ve kucaklanmak istiyorum" anlamına geldiğini öğreneceksiniz. Yavaş yavaş bu iyi bir ilişkinin ve bebeğinizin bazı ihtiyaçlarını karşılayabilmenizin temellerini oluşturacak.Aklınızda bulunsunSevgi dolu sözcükler kullanın. Bebeğiniz sesinizin tonundan olumlu mu olumsuz mu konuştuğunuzu anlar. Bebeğinizle sakin bir biçimde ve yüz yüze konuşun.Bebek gibi konuşun. Bu konuşma daha tizden bir konuşma şeklidir ve tüm dünyada bebeklerce tercih edilir. Zaten bunu otomatik olarak yaptığınızı da fark edeceksiniz.Detaylardan bahsedin. "Şimdi arabanı itiyorum, altını değiştiriyorum." gibi yaptığınız her işi ona söyleyin. Onun yaptığı şeyler ona anlatın. "Kollarını sallıyorsun, minik minik sesler çıkarıyorsun." gibi. Bebeğinizle bu türden konuşmalar yapmayı alışkanlık haline getirin.Her şey hakkında konuşun. Bebeğiniz biraz büyüdüğünde, dil gelişimine yardımcı olması açısından her şey hakkında konuşun. "Şimdi pantalonumuzu giyiyoruz.", "Yemeğimi yiyorum." ya da "Bugün hava çok soğuk." gibi.Nesneleri isimleriyle söyleyin. Özellijkle daha büyük bebekler için, her gün gördüğü kullandığı nesnelerin isimleri söyleyin. Özellikle de bebeğiniz bunlara işaret ediyorsa. Mesela "Bu senin oyuncak ayın", "Bu senin fincanın" gibi tanımlamalar yapabilirsiniz. Bebeğiniz konuştuğu dilin çoğunu sizden öğrenecek. İlk yılın sonunda, ona söyleyeceğiniz pek çok şeyi anlar hale gelecek ve muhtemelen basit talimatları yerine getirebilecek; "Fincanı bana ver." ya da "Hadi el salla." gibi.Bebeğinizin girişimlerini destekleyin. Kelimeleri yanlış söylediğinde asla dalga geçmeyin; çünkü bu tekrar denemesini engelleyebilir. Sizinle konuşmaya dair gösterdiği tüm girişimleri cesaretlendirin.Birlikte okuyun. Bebekler için özel olarak yapılmış resimli kitaplarla başlayın. Bu kitaplar, kelime haznesi, dil ve dinleme yeteneklerini geliştirir.Birbirinizle konuşun. 8 ila 12 aylıkken bazı sesleri çıkarmaya ve 'anne', 'baba' gibi basit sözleri söylemeye başlarlar. Doğrudan onunla konuşun. Bu, konuşma yeteneğinin gelişmesi açısından önemlidir. Dil konusunda gösterdiği her yeni başarı için onu bol bol övün - bebeğiniz söylediğiniz her şeyi anlamasa bile.
mavi_boncuk
20.01.2008, 15:58
Çocuklar zaman zaman sıkıldıklarını söylerler ve anne babalarından
yardim isterler. Ne yapacaklarını bilemez durumda, anne babanın her
önerisine isteksiz tepkiler verirler. Çocuğunun canının sıkılması
nedeniyle, yeni oyuncaklar alması gerektiğini düşünen anne baba çoğu
zaman ne yapması gerektiği konusunda kararsız kalır.Peki bunca oyuncağa rağmen neden canı sıkılır çocuklarımızın?●
Çocuğun çok fazla oyuncağının olması, çocuğun hayal gücünü köreltir.
Özellikle de tek fonksiyonlu oyuncakların fazla olması çocuğun
yaratıcılığını köreltir.● Çocuğun çok fazla televizyon
seyretmesi, bilgisayar oyunu oynaması pasifleşmesine neden olur.
Çocuğun pasifleşmesi de yeni fikirler üretmeyi unutmasına neden olur.
Yeni fikirler üretemeyen sık sık can sıkıntısından şikayet eder.● Çocuk anne babasının dikkatini çekmek, onunla ilgilenilmesini sağlamak için canı sıkıldığını söyleyebilir●
Kendi kendine oynamasını, meşgul olmasını bilmeyen ya da unutmuş
çocuklar büyüklerin sürekli kendisiyle oynamasını isterler. Büyükler
kendisiyle oynamadığında ne yapacağını bilemez.● Çok yoğun geçen bir oyun evresinden sonra çocuklar diğer bir oyuna geçene kadar ne yapacaklarını bilemeyip sıkılabilirler Can sıkıntısı çocuk için zararlı mıdırHayır.
Aksine çocuğun caninin sıkılması onu düşünmeye, yeni fikirler üretmeye
teşvik ettiğinden dolayı, çocuğun gelişimi için yararlıdır. Çocuk yeni
bir oyun kurma, yeni bir meşguliyet yaratma çabası içinde iken
yaratıcılığı gelişir, hayal gücü genişler. Ne yapsam, ne oynasam
diye evde dolasan bir çocuk yeni icatlar pesindedir. Yeni fikirler
böyle zamanlarda ortaya çıkabilir. Kısaca can sıkıntısı çocuğu
yaratıcılığa iter.Anne babalar çocuğun cani sıkıldığında ne yapmalıdır●
Çocuğunuzla yeterince ilgilenemediğinizi, onunla yeterince vakit
geçiremediğinizi düşünüyorsanız çocuğunuzdan gelen sinyalleri dikkate
alıp onunla daha yoğun ve kaliteli zaman getirmeye özen gösterin●
Eğer çocuğun can sıkıntısının nedeni anne babanın ilgisizliği değilse,
çocuğun her canı sıkıldığında onun sıkıntısını geçirmeye çalışmayın.
Yukarıda da değindiğim gibi çocuğun yaratıcılığı için can sıkıntısı
önemli ve yararlıdır. Onun yerine fikir üretmeniz çocuğunuzun kendi
kendisini meşgul etmeyi tamamen unutmasına, yaratıcılığının körelmesine
neden olur.● Çocuğunuza bir iki öneride bulunun. “Boya
yapmak ister misin?” “Parka gidelim mi” gibi birkaç öneriden sonra
çocuğunuz isteksiz davranıyor ve tekliflerinizi geri çeviriyorsa,
canının sıkılmasının nedeni sizin ilgisizliğiniz değildir. Bu
önerilerinizi geri çevirirse kendi kendine yeni bir meşguliyet bulması
için onu teşvik edin.“ Ne yapılabilir sence, ne yapmak istersin, biraz
düşün” seklinde çocuğun düşünmesini, yeni fikirler üretmesini
sağlayabilirsiniz.● Çocuğa zaman verin. Yeni fikirler bulmak zaman alır.●
Oyuncaklar çocukların yaratıcılığını engelleyebilir. Bir düğmesine
basınca çalışan oyuncaklar, tek bir fonksiyonu olan oyuncaklar çocuğun
hayal gücünü kullanmaya ihtiyacı olmadan oynamasına neden olur.
Çocukların doğada bulunan ve yaratıcılığı destekleyen araç gereçlerle
oynamasına imkan verin. Sokaktan, ormandan toplanan çubuklar, taslar,
yapraklar çocuklar tarafından çok yönlü kullanılabilirler. Bu tür
malzemelerle çocuk değişik ve yaratıcı buluşlar, denemeler
yapabilirler. Bu zeka gelişimleri için de çok önemlidir.●
Avrupa´da bir çok anaokulunda “Oyuncaksız günler” yapılmaya başladı.
sınıftaki tüm oyuncaklar birkaç günlüğüne kaldırılıyor. Çocuklar
oyuncak olmadan çevrelerini gözlemleyip oyun kurmaya teşvik ediliyor.
Oyuncak olmadan kendisini meşgul etmeyi unutmuş olan çocuklar ilk
baslarda zorlansa da böyle projeler sayesinde, tekrar düşünmeye, yoğun
bir şekilde meşgul olmaya alışıyor. Siz de evinizde bu tür denemeler
yapabilirsiniz. Bütün oyuncaklar kaldıramasanız bile oyuncakların bir
bölümünü bir süreliğine saklayabilirsiniz. Daha az oyuncakla oyunlar
icat etmeye çalışan çocuk saklanan oyuncaklarını tekrar çıkardığınızda
yeni oyuncak alınmış gibi sevinecektir.● Çocukla bol bol
dışarıya çıkıp doğada yeni tecrübeler edinmesini sağlayın. Doğa çocuğun
gelişimini desteklemek için en güzel imkanlara sahiptir. Çocuklar yeni
oyunlar üretebilirsiniz. Duydugunuz sesleri şehirde duyduğunuz
seslerden ya da evdeki seslerden ayırt edebilmek için oyunlar
bulabilirsiniz. Çocuk bu şekilde oyun icat etme konusunda teşvik
edilmiş olur ve bu konuda kendisine güveni gelir.●
Çocuğunuza örnek olun. “Canım sıkılıyor” deyip elinize uzaktan
kumandayı almayın. Çocuğunuz sizin can sıkıntısında ne yaptığınızı
örnek alacaklardır. Caniniz sıkılıyor diye cips, şekerleme yerseniz “Ne
yesem acaba” diye buzdolabına yönelirseniz çocuğunuz da can sikintisini
yemek yiyerek atlatmayı öğrenir.
Çocuk dişlerinde acil durumlar-Diş Ağrısı:Ağrıyan dişin çevresini temizleyin. Ilık tuzlu su ile gargara yaptırın ve eğer varsa sıkışmış yiyecek artıklarını diş ipi ile uzaklaştırın. Asla dişin üzerine aspirin ya da benzeri ilaçlar koymayın. Çocuğunuza daha önce de denemiş olduğunuz bir ağrı kesici verin ve en kısa sürede bir diş hekimine götürün. -Isırılmış Dudak, Dil, Dudak Yada Yanak:Yaralı bölgeye buz koyun. Eğer kanama varsa, temiz bir gazlı bez ile hafifçe basınç uygulayın. Kanama 15 dakika içinde durmazsa diş hekiminize başvurun. -Diş Tümüyle Çıkmışsa:Dişi bulun. Köküne mümkün olduğunca dokunmadan alın. Diş hekimine gidene kadar dişi saklamak için en ideal ortam süttür. Temiz bir kapta sütün içinde koruyarak en kısa sürede diş hekiminize gidin. -Süt Veya Sürekli Dişlere Travma:Hiç zaman kaybetmeden diş hekiminiz ile temasa geçin. Travmalardan sonra her kaybedilen saat oluşan hasarı büyütmektedir. -Diş Hekiminize ulaşana Kadar:Yarayı ılık su ile temizleyin. O bölgeye soğuk kompres uygulayın. Varsa Kırık diş parçalarını saklayın.
Bebeklerde ağız bakımıBebeklerin, en azından ilk dört ay anne sütü ile beslenmeleri ağız çevresindeki yumuşak doku ve kas fonksiyonlarının normal gelişimini sağlayacaktır. Anne sütünün yetersiz olduğu durumlarda fizyolojik başlıklı (damaklı, kesik uçlu) biberon kullanımı gerekir. Bebekler 1 yaşından itibaren bardak ve kaşıkla beslenmeye alıştırılmalıdır. Biberonla beslenme en fazla 2 yaşına kadar devam edebilir. yalancı emzik kullanma gibi alışkanlıklara 2 - 2,5 yaşına kadar izin verilebilir. Eğer parmak emme alışkanlığı mevcutsa, bunun sebebi araştırılarak 3 - 6 yaş arasında bu alışkanlık mutlaka giderilmelidir. Solunum problemleri, çene gelişmesi üzerine olumsuz etki eder. Burundan değil de, sadece ağızdan soluma durumu mevcutsa (bu durum uykuda daha iyi anlaşılır) muhakkak kulak burun boğaz uzmanına danışılmalıdır.
Küvet seçimi Fileden ya da başka bir materyalden yapılmış bir bölüm bulunan küvetlerde yıkanan bebekler, yarı oturur bir durumda ve kayma riskleri olmadan, çok daha keyifli bir banyo yapıyorlar. Bu pozisyonda, bebeklerin, banyo yapmanın keyfini çıkarmaları çok kolay. Aynı zamanda, bu tür küvetler, annelere, bebeklerini daha rahat yıkama imkanını da sunuyorlar.Bez mi sünger mi?Bebeğinizi yıkarken bez kullanmayı tercih ediyorsanız, onun vücudunu yukarıdan aşağıya doğru silmeye ve her seferinde temiz bir bez kullanmaya özen gösterin. Genel olarak banyoda sünger yerine, temiz bezler kullanılması öneriliyor. Çünkü sünger, içinde mikrop barındırabiliyor ve dolayısıyla çocuğunuzun sağlığını da risk altına sokabiliyor.
Çürük oluşumu engellenebilir mi?Çürüğü tamamen engelleyebilecek bir aşı yada ilaç henüz geliştirilemedi. Ancak, çürük sayısını azaltmaya yönelik bazı malzemeler günümüzde kullanılmaktadır, bunlardan birisi; "fissür örtücü" dediğimiz malzemedir. Diş çürükleri genellikle azı ve küçükazı dişlerinin, çiğneyici yüzlerinde bulunan "fissür" adı verilen oluklarda başlar. Bahsettiğimiz malzemeyle olukların üzeri kapatılıp, o bölgeye mikrop, yemek artığı vs. nin sızması engellenerek çürük başlaması önlenir. Bu işlem, 6 yaşından itibaren çıkan kalıcı azı ve küçükazı dişlerine de uygulanabilir.Çürüğü engellemenin başka bir yolu da dişlerin çürüğe karşı direncini artırmaktır. Dişlere yüzeysel florür uygulanması suretiyle bu direnç kazandırılır.
Çocuklarda diş fırçalama ne zaman başlamalıdır?Bebek 6-8 aylıkken, (yani ilk dişler ağızda göründüğünde) temizleme işlemi başlamalıdır. Sabah kahvaltısı sonrası ve gece yatmadan önce dişleri (en azından çiğneme yüzeylerini) temiz bir tülbent ya da gazlı bezi ıslatarak silmek, temizlemek yerinde olur. Diş fırçası kullanımına ise çocuğun arka dişlerinin çıkmasından sonra (ortalama 2,5 - 3 yaşında ) başlanması uygundur. Okul öncesi çocuklarda diş fırçalama için bir teknik uygulatmak çok zordur. Bu yaşlarda önemli olan, çocuğa diş fırçalama alışkanlığı kazandırmaktır. Çocuklar diş fırçalarken çoğu zaman dişlerin görünen ya da kolay ulaşılan yüzlerini fırçalar. Oysa çürüklerin önlenmesi için dişlerin ara yüzleri ve çiğneyici yüzeylerini çok daha iyi temizlemek gerekir. Bu nedenle fırçalamadan sonra Anne-Babanın kontrolü iyi olur.
Bebeğin ilk BanyosuBanyo hem zevkli hem de sağlıklı! Üstelik anne ile bebek arasında sevgi bağlarını kuvvetlendirmesi açısından da çok önemli bir faktör. O halde Nivea Babynin önerileriyle banyo saatinin gerçek bir şölene dönüşmesine ne dersiniz?Bebeğin cildinin temiz tutulması, cilt sağlığı için büyük önem taşıyor. Bebeğin banyosu, temizliğin temel şartlarından biri. Ancak özellikle bebeğin ilk banyosu genç anneleri ürkütüyor. Bu dönemde annenin kafasına bir sürü soru takılıyor. Sürekli olarak "Suyun ve odanın ısısı uygun mu?" ya da "Banyo, bebeğin göbek bağına zarar verir mi?" gibi sorulara yanıt arayan anne, banyo anında bebeğine gerektiği gibi rahat davranamıyor. Oysa bazı küçük noktalara dikkat ettikten sonra bebeğe banyo yaptırmak hiç de zor değil.
cemrecix
04.02.2008, 16:35
Pedagoglar bebeğinizin ilk oyuncaklarının nasıl olması gerektiğini açıklıyor. Bebeğinizin gelişiminde büyük bir rol oynayan oyuncakların seçimini özenle yapmalısınız. Pedagoglar bebeğinizin ilk oyuncakları arasında bulunması faydalı olanları şöyle sıralıyor: Peluş oyuncaklar: Sarılıp uyuyabileceği yumuşacık bir peluş oyuncak, bebeğinizin yatağında kendisini güvende hissetmesini sağlayacaktır. Ayrıca, yumuşak bir oyuncağın bebeğinizin tenine değmesi onu uyaracak ve dokunma duyusunu geliştirecektir. Egzersiz oyuncakları: Bebeklerin de sağlıklı bir bedene sahip olmak için bazı egzersizlere ihtiyaçları vardır. Egzersiz oyuncakları, sağlıklı bir şekilde bebeğinizin, kollarını, bacaklarını ya da tüm vücudunu hareket ettirmesini sağlar. İç içe geçebilen kaplar: İç içe geçebilen kaplarla oynama, çocuğun birçok becerisini geliştirir. Kapları birbirine vurabilir, iç içe koyabilir, kuleler yapabilir, renklerine göre ayırabilir. Böylece hem el becerileri, hem de hayal gücü gelişir. Şekilli kutular: Birbirinden farklı boyut ve şekillerdeki kutularla oynamak çocuğunuzun el becerisini geliştirme, nesne-boşluk uydurma, ayırt edebilme yeteneklerini destekleme açısından çok yararlıdır.
cemrecix
05.02.2008, 13:06
Yalnız uyuyamayan çocuklar, ailelerinin kabusu...Geceyarısı ağlamaklı bir ses tonu ile anne-babasının yatağında kendisine yer açmaya çalışan minikler,hem ailelerini uykusuz bırakıyor hem de "acaba doğru mu yapıyoruz?" diye çelişkiye düşürüyor.Uzmanlar,çocuğunuzun yatağınızdan vazgeçmesini sağlamanız için önemli tavsiyelerde bulunuyor. Yalnız uyuyamayan çocuklar, ailelerinin kabusu oluyor. Uzmanlar, çocuğunuzun yatağınızdan vazgeçmesini sağlamanız için önemli tavsiyelerde bulunuyor.Uzmanlara göre, bunun pek çok sebebinden biri, günümüz ailelerinin 24 saat boyunca çocukları için var olmaları gerektiğini düşünmeleri. Günümüz annelerinin pek çoğunun aktif iş hayatı nedeniyle çocuğuna yeterince vakit ayıramadığını düşünmesi de bu davranışın sebeplerinden biri. Öte yandan, bazı aileler, bu devamlı beraberliğin çocukları için zararlı olabileceğini düşünüyor.Uzmanlara göre, anne-baba yatağına sadece misafir olarak gelen çocuklarla ilgili bir endişe duymamız gerekmiyor. Özellikle küçük yaştaki çocukların kabuslar görüp korkuyla uyanmaları, karanlıkta uyumak istememeleri ya da yalnız kalmaktan korkmaları son derece doğal. Anne-babanın da bu durumda çocuklarını yatağına alması doğal bir davranış. Ama anne-baba yatağı kesin olarak zaman zaman ziyaret edilen bir yatak olmalı ve kesinlikle çocuğun kendi yatağı haline gelmemeli. Uzmanların verdikleri bilgiye göre, normal şartlarda çocuklar 2 yaşından itibaren problemsiz olarak geceyi anne-babalarından ayrı geçirmeye hazır oluyor. Bu yaşta çocuklar, yetişkinlerin kendilerine ait özel bir hayatları olduğunu ve anne-babalarının sadece kendileri için var olmadıklarını anlayabiliyor. Dolayısıyla çocuğa mutlaka bir sınır konulması ve çocuğun, ilkokula başladığı 7-8 yaşlarından itibaren, anne-baba yatağının sadece çok özel durumlarda paylaşılan bir yer olduğunu bilmesi gerekiyor.Uzmanlara göre, kötü bir rüya görmek ya da deprem gibi korkular, aileden birinin ağır bir hastalık geçirmesi, ailenin ikamet ettiği evi veya şehri değiştirmesi ya da değiştirmek üzere olması, çocuğun okula başlaması ya da okul değiştirmesi, aile içinde şiddetli bir tartışma yaşanması ve çocuğun ciddi bir rahatsızlık geçirmesi, anne-baba yatağının paylaşılabileceği çok özel durumlar olabilir. Bunlar veya benzer sebeplerden biri olmadığı sürece anne-babaların kararlı olmaları ve çocuklarının kendilerine ısrar etmelerine izin vermemeleri gerektiğini vurgulayan uzmanlar, çocukların yeni bahaneler bulmak konusunda son derece yapıcı olduklarını hatırlatıyor.Uzmanlar, çocuğunuzun yatağınızdan vazgeçmesini sağlamanız için şu tavsiyelerde bulunuyor:"Bu değişiklik için kendinize ve çocuğunuza yeterli zamanı tanıyın, sabırlı olun. Çocuğun kendi yatağına alışmasının 2 hafta kadar sürebileceğini unutmayın.Çocuğunuzun yaşına uygun bir dille, sizin de geceleri huzurlu bir uykuya ihtiyacınız olduğunu, ama özel durumlarda her zaman yanınıza gelebileceğini anlatın.Bu değişim sürecinde, çocuğunuza normalde olduğundan daha fazla sevgi gösterin ve bir süre için onu şımartın.Uykudan önce ılık bir banyo, masal okuma, müzik dinleme ya da ninni söyleme gibi bir sırayı izleyen bir program belirleyin ve bu programı düzenli olarak uygulayın.Yatak odanızdan çocuğunuzun hoşuna gidebilecek yumuşak yastıkları, peluş hayvanları kaldırın ve bunun yerine çocuk odasını daha sevimli bir hale getirin.Çocuğunuz ısrarla sizin odanızda yatmak istiyorsa, ona bir yer yatağı ya da benzeri bir ek yatak hazırlayın ve burada uyumasına izin verin. Zamanla kendi yatağının rahatlığını tercih edecektir.Koridorda yakacağınız bir gece lambası ile çocuğunuzun karanlık korkusunun üstesinden gelebilirsiniz. Ayrıca, çocuğun yatağını dışarıdan gelebilecek garip ışık-gölge oyunlarını görmeyeceği bir yere kurmalısınız.Hem çocuk odasının hem kendi yatak odanızın kapısını mutlaka açık bırakın. Sizin ulaşılabilir olmanız ona huzur verecektir.Sabahları uyandıktan sonra kısa bir süre için yatağınıza gelip keyif yapmasına izin verin. Bu hem onun hem de sizin için güne başlarken bir moral kaynağı olacaktır.Eğer çocuğunuz geceleri sizin yatağınızda yatmak konusunda ısrarlı ise, siz de onun yatağında yatın. Kararının birdenbire değişeceğini göreceksiniz.Son olarak; birkaç ay süren korku durumlarında mutlaka psikolojik yardım alın.mystical2009-04-09 05:46:59
Anne ve babanın çocuklarına , “uygun olan davranışı” ya da neyin doğru neyin yanlış olduğunu öğretebilmeleri için,gerek kendi aralarında gerekse çocuklarına yönelttikleri davranışlarında dengeli,tutarlı ve kararlı olmaları gerekir.Anne-babanın güvenli bir çocuğa sahip olabilmeleri için,önce kendilerine,sonra birbirlerine,ardından da çocuklarına güvenmeleri gerekir.Anne-baba çocuğundan yaşı ve yeteneklerine uygun isteklerde bulunmalı,çocuğu hayal kırıklığına uğratacak,yaşının üstünde beklentiler içine girmemelidirler. Çocuğun ilgi ve yeteneği onun yönlendirilmesinde esas alınmalı,ana-babanın tutkuları dikkate alınmalıdır.1-MOTOR GELİŞİM VE ÖZELLİKLERİ İki üç yaş arasıDüşmeden koşabilir , bazı çizgileri taklit eder , merdivenden rahatlıkla kendi başına inip çıkabilir , oyuncakları ile oynarken el becerilerini rahatlıkla kullanabilir ,düğmesini açabilir,üç tekerlekli bisikleti sürebilir ,tek ayak üstünde kısa bir süre durabilir , bir bardak suyu taşıyabilir ,yürürken engelleri adım atarak rahatlıkla geçer , rahatlıkla çömelip kalkabilir , geri geri yürüyebilir , Üç dört yaş arasıTek ayağı üzerinde uzun süre durabilir , ayakkabısını giyer , kendini doyurabilir , düz çizgi çizebilir , tek başına dolaşmaya çalışır , çift ayakla 40 cm sıçrayabilir , öne takla atabilir , yardımsız kaydıraktan kayabilir , çömelip kalkma hareketini rahatlıkla yapabilir , oyuncakları ile oynarken el becerilerini rahatlıkla kullanabilir , 40-50 cm den aşağı atlayabilir , tek ayakla sıçrayabilir , dans etme müzik ile beraber tempo tutma , zıplayan topu eli ile tutma , kağıttaki şekilleri boyar , 3-4 renk eşleştirebilir , aynı kartları eşleştirebilir , bazı harfleri eşleştirebilir , artı eksi yapabilir , Dört altı yaş arası Makasla kağıtları kesebilir , bakarak 1 den 8-9 a kadar sayı yazabilir , öğretilirse adını yazabilir ,sek sek oynayabilir , üçgen ve kare yi kopyalar , kendi giyinir kendi soyunur , ayakkabısını bağlar , yüzünü yıkar , dişini fırçalar , altı yaşında iki tekerlekli bisiklete binebilir , el becerileri gözle görülür bir şekilde gelişir,DİL GELİŞİMİ VE ÖZELLİKLERİ İki üç yaş arasıTanıdığı yetişkinler ile rahatlıkla sohbet eder , reddetme ifadesi kullanabilir , cümle yapısı erişkin cümle yapısına benzemeye başlar , vücudunun parçalarını raharlıkla yapar , bütün komutları yerine getirebilir , kelime hazinesi hızla artar,Üç dört yaş arasıKonuşma ve cümle kurması erişkine iyice benzemeye başlar , kendine ait yaş , soyad gibi özellikleri bilir , ezberlediği şarkı sözleri vb. rahatlıkla söyler , erişkinler ile rahat sohbet edebilir,Dört altı yaş arasıGrup halinde olan konuşmalara katılır , hikaye ve masal anlatır , sayı sayar , kelime hazinesi iyice artmıştır , sıfatları rahat kullanmaya başlar , cümle yapısı ve şekli erişkinle hemen hemen benzer , isteklerini ayrıntıları ile anlatabilir, SOSYAL VE KİŞİLİK GELİŞİMİ ÖZELLİKLERİ İki üç yaş arasıEvcilik oynar , ev işlerine yardım eder , çatal kullanır , giyimini kendi başına yapabilir , tuvaletini haber verir , bazı arkadaşlarına daha fazla ilgi gösterir , Üç dört yaş arasıDiğer çocuklar ile etkileşim ve iletişimi iyice artmıştır , yetişkinlerin söylediklerinin büyük çoğunluğunu anlar , oyunlarındaki kurallara uymaya çalışır , kıyafetlerinin tamamını çıkarabilir , gece tuvalet kontrolünü sağlayabilir , el yüz yıkama diş fırçalama işlemini yapar Dört altı yaş arasıSosyal hayata adapte olmaya çalışır , arkadaşları ile uyumu artar , TV da bazı programları takip eder , kendine has özellikler belirir , etrafla etkileşimi iyice artar , kendisi masal anlatabilir ,KISACA;2-3 YAŞ• Koşar, tırmanır, iter, çeker, zıplar çok aktiftir• Bacakları çarpık görünür• Elleriyle ve kaşıkla yiyebilir, bardaktan içebilir• Elbiselerinin bazılarını çıkarabilir• Cinsel organlarını keşfeder• Daha az uyur, daha kolay uyanır• Tekrarlanan günlük etkinliklere uyum sağlar ve bunlardan hoşlanır• Herşeyi kendi kendine yapmak ister• İnatçı ve kararsızdır. Sık sık fikir değiştirir• Ani duygu değişimleri ve öfke nöbetleri gösterir• Yetişkinleri taklit eder• Yaşıtlarıyla birlikte oynayamaz• Paylaşmayı, beklemeyi, vazgeçmeyi kolay beceremez• Suyla oynamayı sever• Tek sözcükler ve kısa cümleler kullanır• Devamlı hayır der. Olumsuzdur• Konuşabildiğinden daha fazlasını anlar3-4 YAŞ• Koşar, zıplar ve tırmanır• Kendi kendine yemek yiyebilir, fincandan içebilir• Bazı şeyleri dökmeden taşıyabilir• Kendinin soyunup giydirilmesine yardımcı olabilir• Öğle uykusuna yatmayabilir fakat sessizce oynar• Yetişkinlere cevap verebilir, onaylarını ister• Onay görmediğini belirten ifadelere duyarlıdır• İşbirliğine girer, basit işler için bir yere gönderildiğinde koşarak gider• “Ben de” dönemidir. Her şeyin içinde yer almak ister• Her şeyi merak eder• Hayal gücü kuvvetlidir. Karanlıktan ve hayvanlardan korkabilir.• Hayali arkadaşları olabilir• Konuşkandır. Genellikle kısa cümleler kurar.• Bekleyebilir ama sabrı azdır• Oyuncakları sepete toplama gibi küçük sorumluluklar alabilir• Kendi kendine gayet iyi oynar fakat grup oyunlarında problemlerle karşılaşılır• Karşı cinsten ebeveyne yakınlık duyar fakat zaman zaman değiştirebilir• Kıskançtır. Özellikle yeni bir bebeğe tahammül edemez• Suçluluk duyabilir• Sürekli sızlanarak, ağlayarak ve sevgiyi garanti etmeye çalışarak duygusal açıdan güvensiz olduğunu gösterebilir• Parmak emerek, tırnak yiyerek vb davranışlarla gerginliğini azaltmaya çalışabilir• Kendini ifade etmeye çok açıktır4-5 YAŞ• Kilo almaya ve boyu uzamaya devam eder• Hareketlerindeki koordinasyon artar• Yeme, uyuma ve dışkılama alışkanlıkları düzenlidir• Çok hareketlidir• Bir şeylere başlar ama her zaman başladığını bitirmez• Patron gibi davranır• Diğer çocuklarla oynar fakat sürekli kendini savunur ve korur• Kavgaları kısa sürer• Büyük bir filozof gibi güzel konuşur• Hikayeler anlatır ve abartır• Uygunsuz sözcükleri yerli yersiz kullanır• Heceleri bir araya getirerek anlamsız sözcükler üretmekten hoşlanır• Güler, kikirder• Her şeyi ağırdan alır oyalanır• Söylendiğinde elini yüzünü yıkar• Nasıl ve Niçin soruları sorar• Etkin bir hayal gücü vardır• Akranlarına bağımlılık gösterir
Uzmanlar tiryaki anne-babaları uyarıyor i Sigara içen anne-babanın, çocuğuna bu ‘zararlıyı içme’ demesinin faydası yok.Aile Hekimi Uzmanı Dr. Turgay Öngel, toplumda herkesin sigaranın zararlarını bilmesine rağmen bu alışkanlığı bırakmada zorluklar çekildiğine dikkat çekti. Sağlık Mensupları Derneği (SAMEDER) Adana Şubesi'nca Fen Lisesi'nde düzenlenen "Sigara, Alkol, Uyuşturucu" konulu konferansta konuşan Öngel, sigara dumanının araçlardan çıkan egzoz gazı kadar atmosferi kirlettiğini söyledi. Kalp-damar hastalıklarına bağlı ölümlerin üçte birlik kısmının sigaradan kaynaklandığını vurgulayan Öngel, kalp krizi geçiren kişilerden büyük bir kısmının bu zararlıyı terk etmemesini 'acı bir gerçek' olarak nitelendirdi. Öngel, "İnsanlar, öleceklerini bile bile sigara kendisini içirtmektedir."dedi. Öğrencilerin konuyla ilgili sorularını cevaplayan Öngel, başta anne, baba ve öğretmenlerin çocukların yanında sigara içmemesini istedi. Öngel, küçüklerin en yakınındaki büyüklerini model aldığını sözlerine ekledi.alinti (İnternet Haber)
İngiliz doktorlar, bizde de sıklıkla başvurulan bir yöntemin, bebeklerin sallanarak sevilmesinin ya da uyutulmasının çok tehlikeli olduğunu açıkladılar.Edinburgh Royal Hastanesi çocuk nörologu Dr. Robert Minns ve ekibinin, 25 kadar sallanan bebek sendromu (SBC) kurbanı üzerinde yaptığı araştırma ortaya koydu ki; severken ya da sinirlilik haliyle sallanan bebeklerin beyinleri zarara uğruyor. Bu bebeklerin ileri yaşlarda kör, hatta felç olma ihtimali yükseliyor.Sekizinci aya dikkat!SBC’nin ortaya çıkması için bebeği yalnızca bir saniye sallamanın bile yeteceğini savunan Minns şöyle konuştu:"Dokuz aylık ve 21 yaşında gelişmeleri inceledik. Uzun yıllar bu konu üzerine çalışıyoruz. Araştırdığımız bebeklerin yarısında görme bozuklukları, yüzde 40’ında konuşma problemleri olduğunu gördük. Bazılarının da denge problemleri var. Kimileri yürüyemiyorlar. Bunların çoğunun bebekken, özellikle sekiz aylıkken sarsıldıklarını gördük."Minns, SBC’nin kas hareketlerinin kontrolünü yavaşlattığını da kaydederken şunları söyledi: "Beyindeki değişiklikler nedeniyle bebek devamlı ağlıyor olabilir ve gıda alamaz. Böylece vücut zayıf düşebilir. Fazla ağlamak damarları çatlatabilir, ayrıca sallarken kanamalar da oluşur."
Yeni doğan döneminde doğru bakım bebeğin genel sağlığı üzerinde önemli etkileri olan bir süreç. Bu sebepten yeni anne – baba olanlar ciddi bir endişe yaşıyorlar. Bu bölümde yeni doğan bebeğin bakımında dikkat edilmesi gereken noktaları bulabilirsiniz. Cilt Bakımı Bebeğin en büyük organı cildi olduğundan cilt bakımı ve hijyen konusunda annelere önemli iş düşer. Yenidoğan bebeklerin cildi çok hassas ve incedir. Kolayca zedelenebilir.Cilt bütünlüğünün bozulması bebek için enfeksiyon riski oluşturur.Özellikle doğumu takip eden günler içinde bebek cildi kuru, kabuksu bir hal alabilir, soyulabilir. Bu dönemde nemlendirici bebe yağı veya losyonların kullanımı uygun olur. Bebe yağları ıslak cilde sürülerek uygun nemlenme sağlayabilirler. Bebeğin cildiyle direkt temas eden giysiler pamuklu kumaşlardan seçilmeli ve temizliğinde deterjan kullanılmamalıdır.Alt DeğiştirmeYeni doğan bir bebek günde ortalama 6 defa altını ıslatır. Bebeğinizin bezini altı ıslanır ıslanmaz değiştirin. Pişik oluşumunu engellemek için bezini sık sık değiştirmekte fayda var. Pişik olduğu takdirde uygun bir pişik kremi kullanabilirsiniz. Kız çocuklarının altını temizlerken yukarıdan aşağıya doğru silinmelidir. Sadece anne sütü ile beslenen bebeklerin dışkıları sarıdan yeşile kadar çeşitlilik gösterir. Bebeğinizin ilk ayında dışkı sayısı fazladır (günde 6–8 kez). Anne sütüyle beslenen bebeklerin dışkıları da cıvık olur. Erkek bebeklerde, sünnet derisini geriye çekip temizlemeye çalışmayın. Göbek BakımıGöbek kordonu kuruyup ayrılana kadar %70 alkol veya mersol solusyonu ile göbek bakımı yapılır. Kordon dokusu ağrısızdır. Göbek düştükten sonraki 1-2 gün bakıma devam edilmeli, eğer sızıntı, akıntı ya da kanama varsa doktora danışılmalıdır.Bebeğinizin BanyosuBanyo bebek bakımında önemli yer tutar. Sağlıklı yeni doğanlar doğdukları ortam koşullarına göre ilk 24 saat içinde yıkanabilirler. Evde her gün ya da gün aşırı yıkanabilirler. Göbek düşene kadar kaynatılıp soğutulmuş akar su altında yıkanması uygun olur. Göbek düştükten 2-3 gün sonra küvette normal banyo yapılabilir. Banyo suyu sıcaklığı vücut ısısında (36-37 derece), ortam ısısı 24-25 derece olmalıdır. Banyo öncesinde tüm eşyalar hazırlanmalı, bebeğin ısı kaybetmesi önlenmelidir. Banyo emzirmeden önce yaptırılırsa kusma açısından daha güvenli olunur. Gazlı ve huzursuz bebeklerde akşamüstü banyoları geceyi daha rahat geçirmeyi sağlayabilir. Banyoda kullanılacak şampuan ya da sabunlar doğrudan bebeğe sürülmemeli, bir sünger ya da elde köpürtülerek bebeğe aktarılmalıdır. Bu durulamayı kolaylaştırır. Banyo sonrası cildin ve özellikle kıvrım yerlerinin iyi kurulanmasına, pişik ve tahrişleri önlemek açısından dikkat edilmelidir.
gülünhüznüyüm
25.03.2008, 02:01
BANYOYenidoğan bebeğin cildi yumuşak ve hassastır. Uygun cilt bakımı ve banyo, anne ve bebek için iyi vakit geçirmekten başka bebeğinizin cildinin sağlığını ve dokusunu sürdürmesine de yardımcı olacaktır. Halk arasında bilinenin aksine çoğu bebeğin gün aşırı banyo yapmaya ihtiyacı yoktur. Her bez değiştirme ile birlikte ve beslenmesinden sonra ağzını ve burnunu silmek yeterlidir. Haftada 2 veya 3 kez banyo yeterlidir.Banyo, günün istenilen saatinde yaptırılabilir. Beslenmeden önce yaptırılan banyo genellikle daha çok işe yarar. Birçok aile, uyku saatine hazırlık amacıyla bebeklerinin banyolarını akşamüstü yaptırmayı tercih ederler. Başlangıçta silerek bebeğin temizlenmesi tercih edilmelidir. Bebeği enfeksiyonlardan korumak için göbek bağı düşünce ve eğer yapıldıysa erkek bebeğin sünneti iyileşince bir bebek küveti içinde banyo yaptırılabilir.Yenidoğanın banyosu için hangi malzemeler gerekli? •İnce havlular veya sünger tarzda banyo minderi •Yumuşak bir bez veya yıkama süngeri •Temiz bir bebek küveti •Pamuk topları•Bebek şampuanı ve bebek sabunu•Başlıklı bebek havlusu•Temiz bez ve giysi Silerek banyo nasıl yaptırılmalı:•Odanın sıcak olduğundan emin olun.•Banyo süresince kullanılacak olan malzemeleri bir araya toplayın. •Temiz bir bebek küvetine ılık su koyun. (suyun sıcaklığı el bileğinize damlattığınızda yakmayacak veya 36.5-37OC olmalı). •Bebeği banyo minderinin veya yüzeydeki ince havluların üzerine yerleştirin.•Havlu veya battaniyeye örtülmüş olarak tutun. •Kısa bir süre bile olsa asla bebeğinizi yalnız bırakmayın. Eğer birşey unutmuşsanız, bebeği bir havluya sarın ve onu da yanınızda götürün. •Bebeğin yüzü ile başlayın. Her iki gözünü de ıslatılmış temiz pamuk toplarını kullanarak silin, burun köprüsünden başlayın sonra gözün köşesinden dışa doğru silin. •Yüzünün geri kalanını yumuşak ve nemli bir bezle sabunsuz olarak yıkayın. •Kulağının dışta kalan kıvrımlarını yumuşak bezle temizleyin. Bebeğin kulak kanalına pamuklu çubuk sokmayın. •Yumuşak bir beze bir miktar bebek sabunu ekleyin ve bebeğin boynundan aşağısına nazikçe silin. Temiz bir ıslak bezle durulayın. Göbek bağının ıslanmadığından emin olun.•Son olarak, şampuan ile başını yıkayın. Suyla yıkayarak temizleyin, bebeğin yüzüne su gelmemesine dikkat edin: Bebeği sırtından kolunuzla sıkıca tutun ve dirseğinizle ve elinizle boynunu destekleyin, başını su ile yıkamak için yüksek bir musluk kullanabilirsiniz. •Ovalamak gerekli değil, ama çoğu bebek banyo sırasında kollarına ve bacaklarına nazikçe masaj yapılmasından hoşlanırlar.•Bebeği başlıklı havluya sarın ve temiz bebeğinizi kucağınıza alıp okşayın.•Doktorunuz tarafından önerilen kordon bakım direktiflerini takip edin.•Bebeğinizin saçlarını taramak için yumuşak bebek tarağı kullanın. Yanma riskinden dolayı saç kurutma makinesi kullanmayın.•Bebeğinize banyo yaptırırken ilk birkaç dakikada bebeğin ağlaması beklenir. Genellikle o kadardır çünkü banyo onun için yeni bir deneyimdir. Ama eğer bebeğiniz banyo sırasında aniden ağlamaya başlarsa, suyun sıcak veya soğuk olmadığından veya bebeğinizin gözüne sabun kaçmadığından emin olmak için kontrol edin.Yenidoğan bebeğinize küvet banyosu nasıl yaptıracaksınız:Önce, bebeğinizin göbek kordonu düşmesinden ve erkek bebeklerin sünnetlerinin iyileşmesinden sonra bebeğinizi küvette yıkayabilirsiniz. Bazı bebekler banyo yapmayı sevmeyebilirler, özellikle de ilk zamanlar. Eğer bebeğiniz itiraz ederse, yumuşak bir şekilde konuşun veya şarkı söyleyin ve bazı banyo oyuncaklarını deneyin. Küvet Banyosu İçin Hangi Malzemeler Gerekli?Bebek banyo küveti (tercihen suyu akıtmak için dipten tıkaçlı)Kaymayan yumuşak bir koruyucu yer örtüsü Banyo termometresiBebeğinize küvet banyosu yaptırırken: •Banyo yaptırdığınız yerden kazaya sebep olabilecek kırılabilir nesneleri ve elektrikli aletleri uzaklaştırın. •Küveti banyo termometresi kullanarak sıcak su ile doldurun. •Önce bebeğin ön tarafını sabun ile sabunlayın ve su ile durulayın. Sonra sırt kısmını sabunlayın ve su ile durulayın. •En son olarak başını şampuanlayın ve su ile durulayın. •Küvetten çıkarken tüm vücuduna su dökün.•Kısa bir süre için bile olsa bebeğinizi yalnız bırakmayın.•Her kullanımdan sonra küvetin temiz olduğundan emin olun.CİLT BAKIMI Bebeğinizin yumuşak ve hassas cildinin özel bir bakıma ihtiyacı vardır. Özellikle bebekler için üretilen ürünlerin kullanılması genellikle daha iyidir. Yetişkinler için olan ürünler, bebeğiniz için tahriş edici ve alerjik içerikli olabilir. Bazı ebeveynler bebeklerinin güzel kokması için losyon kullanmayı severler. Ama bebeğin cildi kuru olmadıkça losyon kullanmaya gerçekten gerek yoktur. Pudra kullanmaktan kesinlikle kaçınılmalı.Bazı bebeklerin cildinde kırmızılıklar ve pütürlerin olması normaldir. Bazı döküntüler bir problemin veya enfeksiyonun işareti de olabilir. Bez pişiği bebeği rahatsız edebilir ve tedavi edilmesi gerekir. Eğer döküntü ile ilgili kaygınız varsa veya bebeğiniz rahatsızsa veya ateşi varsa doktorunuzu arayın. Çamaşır deterjanları bebeğinizin hassas cildini tahrişe neden olabilir. Bebekler için hazırlanmış deterjanlar kullanın ve çok iyi durulayın.
BEBEĞİNİZ İÇİN KÜÇÜK ÖNLEMLERHacettepe Üniversitesi Çocuk Sağlığı Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Elif Özmert, bebeği yüz üstü yatırmanın Ani Bebek Ölümü Sendromu riskini 9 kat artırdığını söyledi.Ani bebek ölümleriAni Bebek Ölümü Sendromu (ABÖS) ile bebek ölümlerine neden olan diğer riskler konusunda Prof. Dr. Özmert, 1 yaşından küçük bebeklerin, hiç bir hastalığı olmaksızın, yatağında ani olarak ölmesi durumuna Ani Bebek Ölümü Sendromu (ABÖS)denildiğini belirterek, bu ölümlerin sebeplerinin çok iyi bilinmediğini söyledi. Özmert, ABÖS hakkında çalışmaların, bazı uygulamaların ani bebek ölümü riskini artırdığını ortaya koyduğunu dile getirdi. Yeni doğan döneminde meydana gelen ölümlerde bebeğin yatağı ve yatma şeklinin belirleyici olduğunu belirten Özmert, şunları söyledi: "Bebeği yüz üstü yatırmak, ani bebek ölümü sendromu riskini 9 kat artırıyor. Küçük bebekler, yüz üstü pozisyondayken uyku sırasında solunum merkezleri ve dolaşım merkezlerini yeterince denetleyemeyebiliyorlar. Yapılan çalışmalarda, aniden ölen bebeklerin, diğer bebeklerle karşılaştırıldığında 9 kat daha fazla yüzüstü yatırıldıkları görülmüş. Anne ve babalara, bebeklerini besleyip gazını çıkarttıktan sonra, sırt üstü yatırmalarını öneriyoruz. Yan yatırmada bile bir miktar risk var."Bebek yataklarının önemiBebeklerin yatakta boğulmalarına yol açan nedenlerden birinin de yatağın yumuşak olması olduğunu ifade eden Özmert, yan bile yatırılsa yatak yumuşaksa, bebeğin ağzı veya yüzünün yatağın içine gömülebileceğini, bebeğin havasız kalıp ölme ihtimalinin artabileceğini anlattı. "Bebek yatakları kesinlikle sert olmalı" diyen Özmert, oyun parkı gibi, başka amaçlar için üretilen eşyaların yatak olarak kullanılmasını kesinlikle önermediklerini vurguladı. Yatağın içine konulan her türlü süs eşyası, yastık ve oyuncaklar ile yatağa asılan nazar boncuklarının da kazalara ve boğulmalara sebep olabildiğini belirten Özmert, şöyle devam etti: "Bir yayında şöyle bir örnek vardı: Annenin saçı bebeğin parmağına dolanmış, bebeğin elinde de eldiven var. Bebek sürekli ağlıyor. Aile nedenini bulamıyor. Doktora götürüyorlar. Doktor bir bakıyor, saç teli bebeğin parmağına dolanmış ve parmak kangrene dönüşmüş. Yani bir saç teli bile bebeğin parmağının kopmasına neden olabilir. Bu nedenle aileler çok dikkatli olmalı. Yatağın içinde bebeğin ve üzerine örtülecek örtünün dışında bir şey konulmamasını tavsiye ediyoruz. Yatağın içine süs amaçlı, gereksiz hiç bir şey konulmamalı.Ayrıca beşiğin kenarlarının genişliği, bebeğin başının çıkamayacağı kadar dar olmalı ve yatakla beşik arasında boşluk bulunmamalı. Bebek elini, ayağını, başını o boşluğa sokup kendini yaralayabilir.""Sigarasız ev, sigarasız araba"Bebeğin sigara dumanına maruz kalmasının da Ani Bebek Ölümü Sendromu riskini 3-4 kat artırtığını belirten Özmert, çocuğun yanında sigara içilmesinin yanı sıra çocuğun yaşadığı evde sigara içiliyor olmasının da o bebeğin sigaraya maruz kaldığını gösterdiğini söyledi. Özmert, sigaranın bebeklere verdiği zararları şöyle anlattı: "Sigarayı sokakta bile içseniz, akciğerlerinizde depolanmış hava ile solunumu verdiğiniz zaman, sigaranın içindeki zararlı maddeleri bebeğin bulunduğu ortama bırakmış oluyorsunuz. Hatta üzerinize sinen dumandan bile, sigaradaki zararlı maddeler bebeği etkileyebiliyor. Aileler kendi sağlıklarının yanı sıra çocuklarının sağlığı için mutlaka sigarayı bırakmalılar. "Ben sigarayı mutfakta ya da tuvalette içiyorum" bahanesi kesinlikle geçerli değil." Özmert, aileleri, bebekleri yanlarında iken arabada hatta açık hava da bile sigara içmemeleri konusunda uyararak, "Şu sloganı benimsemekte fayda var sigarasız ev, sigarasız araba" diye konuştu."Bebeği normal giydirin"Yeni doğan bebeklerin ilk bir kaç ayda terleyemediklerini ve titreyemediklerini, yani vücut ısılarını ayarlayamadıklarını anlatan Özmert, şunları söyledi: "Dolayısıyla bebekler çevre ısısı neyse bunu vücutlarına yansıtırlar. Bu yansıtmadan kaynaklanan zararları en aza indirebilmek için bebeğin odasının sıcaklığının 22-24 derece civarında tutulması gerekir. Ayrıca bebeklere normal kıyafetler giydirilmeli. Eğer yeni doğan bebekler soğuktaysa, mutlaka şapka giydirilmelidir. Bebekleri fazla giydirmek, fazla ısıya maruz bırakmak, Ani Bebek Ölümü Sendromu riskini artırıyor."mystical2009-04-09 05:51:58
gülünhüznüyüm
06.04.2008, 06:00
Uyku bozuklukları tüm yaş gruplarında çok sık görülen ve her yaşta kişinin günlük işlevselliğini, dikkat ve öğrenme becerilerini belirgin olarak bozabilen sorunlardır. Öte yandan hatırlama sorunları, sinirlilik, duyusal hassasiyette artış görülebilmektedir. Çoğu ebeveyn için küçük çocuklarında görülen uyku sorunları oldukça sıkıntı verici olmaktadır.Uyku-uyanıklık döngülerinin oluşumunda, gün içi şekerlemelerin, uykuya gitme saatlerinin düzenlenmesi, uyku öncesi ritüellerin geliştirilmesi ya da uyandığında çocuğa kendi kendini sakinleştirmede yardımcı olabilecek araçlar, ör, oyuncak bebek kullanımı gibi yöntemlerle bakım verici çocuğa yardımcı olur. Aynı zamanda bakım verici, çevredeki uykuyu bozucu uyaranları kontrol eder, bağlanma ve ayrılık deneyimlerini destekleyici davranışları geliştirir.İkinci, üçüncü yaşla birlikte uyku daha farklı anlamlar kazanır. Örneğin aktif bir günün ardından sakinleşme zamanıdır. Karanlık ve yalnızlıkla baş etme gerekli olur. Bakım vericinin sınırlarına, yatma zamanı ritüellerine uyum göstermesi gerekir. Anneden ayrılabilmek için yeterince güvenli bir bağlanma geliştirmiş olmaya ihtiyaç duyar. Zamanla otonomisini kazanır. Yedinci- dokuzuncu aylarda uyku sorunları genellikle denge sistemine yönelik uyarana aşırı istek duyma ile ilişkili olmaktadır. Bu aylarda çocuklar uykuya dalabilmek için uzun süreler sallanmak, kucaklanmak ihtiyacı gösterebilirler. Ayrılık anksiyetesinin başladığı 10-12. aylarda uykuya dalma sorunları en yüksek sıklığa ulaşır. 13.-18. aylarda gün içinde aşırı hareketlilik, fazlaca uyarana maruz kalma uyku sorunları ile daha fazla ilişki göstermektedir. 19.-24. aylardan itibaren uykuya dalma sırasında yaşanan sorunlar azalırken, geceleri sıkça uyanmalar görülebilir. Uyku sorunlarının altında pek çok faktör yer alabilir. Gastroesofajeal reflü, uyku apnesi, çeşitli akciğer patolojileri, nörolojik problemlerin yanı sıra annedekil stres, gebelik dönemi depresyonu, aile içi sorunlar, çocukta zor mizaç, duygusal aşırı tepkisellik ve bakım vericiler arası uyku ritüelleri uygulamalarında tutarsız davranışlar uyku sorunları ile ilişkilendirilmektedir. Uykuya dalma sorunları olan çocuklarda daha fazla anksiyete ve duygusal sorunlar, daha belirgin dikkat ve konsantrasyon sorunları bildirilmektedir.Uyku-Uyanıklık Döngülerinin GelişimiÇocuğun yaşı Çocukta beklenen uyku örüntüsüYenidoğan günde 16,5 saat uyur.2-3 aylık 3-4 saat aralıksız uyur ve beslenmek için uyanır, aktif uyku %43’e düşer, 3 aylık olduklarında çocukların %71’i tüm gece boyunca uyur4 aylık geceleri daha uzun uyur, gündüz daha az uyur.6 aylık günde 14,25 saat uyur, 5-6 saatlik uyku döngüsünde 1-2 kez uyanır, uyandıktan sonra çocukların 1/3 – ½’si kendi kendine yeniden dalar, çocukların %84’ü tüm gece boyunca uyur10 aylık çocukların %90’ı tüm gece boyunca uyur12 aylık günde 13,75 saat uyur, aktif uyku %30’a düşer2 yaşında günde 13 saat uyur. Uykunun diürnal (günlük) organizasyonu 24 saatlik gün içinde uyku sürelerinin düzenlenmesi olarak belirtilebilir. Bu düzenleme hayatın ilk ayları içerisinde özellikle aydınlık-karanlık döngüleri ve sosyal ip uçları ile şekillenmeye başlar. İlk üç ayda kesintisiz uyku dönemleri 3-4 saat iken, 6. aydan itibaren özellikle gecelere doğru kayan 6 saatlik kesintisiz uykular başlar. Bir yaş civarında gündüz saatlerinde iki kez uyunurken, ikinci yaşa doğru günlük melatonin salgısının düzenlenmesi ile gündüz saatleri uykusu bir keze düşer. Bu gündüz uykusu yaşam boyu özellikle öğleden sonra saatlerinde devam edebilir. Ultradiyen organizasyon ise REM ve non-REM döngüleri için belirtilir. 50-60 dakikalık uyku süreleri ve %50 oranındaki REM uykusu 3 yaş civarında erişkin düzeylerine yaklaşır. Süt çocukları uyku örüntüsü açısından ikiye ayrılabilirler:
ebeveynlerine uyarı yollayanlar
kendi kendilerini sakinleştirebilenler Uyanıp, ağlayarak ebeveynlerine uyarı yollayanlar beşiklerine genellikle uykulu olarak koyulmakta ve “uyku yardımı” (örneğin, emzik, oyuncak bebek) almamaktadırlar. Aksine kendi kendini sakinleştirebilen bebekler uyanık olarak yataklarına konurlar ve uyandıklarında yanlarındaki emzik ya da bebek tekrar dalmalarını kolaylaştırır. Aslında bir çalışmada uykusu zayıf diye tanımlanan çocuklarla diğerleri arasında uyanma sıklığı açısından fark olmadığı, çocuklarının daha fazla uyku sorunu olduğunu söyleyen ebeveynlerin uyanma sayısını daha yüksek ifade ettiği tespit edilmiştir. Uyku düzeni üzerine çevresel ve kültürel etmenlerUyku sorunlarını değerlendirirken en önemli faktörlerden biri de çocuğun uyuduğu ortamdır. Çocuğun hangi odada yattığı, yatmadan önce uygulanan ritüeller oldukça belirleyicidir. Gürültülü bir ortamda, özellikle TV sesinin varlığında uykuya dalma zorluğu olacağı açıktır. Ayrıca dikkat ve konsantrasyon sorunlarının varlığı, çevresel uyaranların filtre edilmesini daha da güçleştirecektir. Öte yandan, ebeveynle aynı yatakta yatmak özellikle ileri yaşlarda çocuklarda tensel uyarılmalara ve çeşitli dürtülerin yaşanmasına neden olabilmektedir. Bu çocuklar bu dürtüleri boşaltmak için ebeveynlerine gün içinde daha agresif davranışlar gösterebilmektedirler. Birlikte yatma davranışı sınır koyma ve disiplin sağlamada güçlükleri pekiştirecektir. Bazen uyku sorunları ile başvuran olgularda ayrılma, bireyselleşme, fiziksel ve duygusal sınırların oluşturulması üzerine çalışmak gerekli olmaktadır.Uyku Sorunlarının DeğerlendirilmesiŞu soruların yanıtları araştırılmalıdır:
Çocuk sabah kaçta kalkıyor?
Gün içinde ne tür aktivitelerde bulunuyor?
Ebeveynlerinden ayrılmak zorunda kalıyor mu?
Gün içi etkinliklerde kurallara ve sınırlara ne kadar uyabiliyor?
Ne kadar uyaranlara maruz kalıyor?
Gündüz uykuları ne sıklıkta ve ne kadar sürüyor?
Akşamları uygulanan rutin etkinlikler neler?
Çocuk uyandığında ebeveynler ne yapıyor?
Çocuk nerede, hangi odada, hangi yatakta, kiminle yatıyor?
Çocuğun uyku sorunları ailenin diğer bireylerini nasıl etkiliyor?
Çocukta gece terörü, kabus, uykuda yürüme var mı?
Ebeveynlerde de uyku bozuklukları öyküsü var mı?
Ebeveynler ya da çocuk hayatında önemli kayıplar yaşadı mı?
Ebeveynler yalnız kalabiliyor mu? Yalnızlıkla nasıl başa çıkıyorlar?
Uyku sorunları nasıl başladı? Artıyor mu? Dr. Koray Karabekiroğlu
Çocuklar nasıl iyi uyur? Gelin sizinle bir tahmin oyunu oynayalım; siz ve eşiniz büyük şehirde yaşayan tek çocuklu bir çiftsiniz ve çocuğunuza hayattaki en değerli varlığınızın kendisi olduğunu itiraf etmekten çekinmiyorsunuz. Bu dediklerim %70 tutmuştur. Konuyla çok ilgisi olmasa bile yemek masasında kızınızın yeri bellidir, sizlerinki ise onunki kadar sabit değildir; değil mi?Değerli okurum, çocuk yetiştirmek bir disiplin işidir ve onun aklı gelişinceye kadar sizin aklınızın verdiği kararlara uyması demektir. Ve disiplin demek sevgisizlik demek hiç değildir. Çocuğun istekleri olabilir ama özellikle bazı alanlarda tek yetkili anne-babadır. Uyku da bunların arasındadır, çünkü iyi bir uyku beden sağlığı kadar ruh sağlığı için de çok önemlidir. Aile Hekimliği Uzmanı, Clinica Gayrettepe Tıbbi Direktörü Dr. Eren Eroğlu, Mynet okurları için yazdıİşte size çocuğunuz iyi bir uyku uyusun diye bazı ip uçlarıAkşam kaçta yatacaksa belirleyin ve bundan şaşmayın çünkü çocuklar izin verdiğiniz taktirde hep sınırlarınızı zorlar. Gündüz kaçta kalktığı da üç aşağı beş yukarı belli olmalı, bu zaman hafta sonu bile bir, bir buçuk saatten fazla oynamamalıÖzellikle küçük çocuklar için onu uykuya gitmeye hazırlayacak bazı rutin işler yaratın; örneğin saçlarını fırçalayın, bir bardak süt verin yada masal okuyun.Çocuklara yatmadan altı saat öncesine kadar kafeinli yiyecek yada içecekler vermeyin. Biz çocuğa kahve mi içiriyoruz ki diyenleri duyar gibiyim ama o kolalı içeceklere ne demeli.Bir de çocuklar uyku zamanına yakın çok yedirilmemelidir. Çok hafif bir şeyler belki onu rahatlatır ama şişkin bir mide ile uyumanın ne kadar zor olduğunu hepiniz bilirsiniz.Yattığı odanın sıcaklığı oturma odası sıcaklığının biraz altında olmalı; böylece yorganının sıcaklığına sığınıp derin bir uykuya gömülebilir. Bir de ışık konusu hassas bir konudur; bazı çocuklar hiç ışık istemez bazısı ise çok fazla karanlıktan korkar. Çocuğun bu yöndeki taleplerini dikkate alıp gerekirse bir gece lambası koymakta fayda vardır. Fakat kesinlikle açık ışıkta uyumasına izin verilmemelidir.Çocuklar yattıktan sonra evdeki ses seviyesinin biraz düşürülmesi iyi olur. Bu hem daha çabuk uykuya dalmalarına yardımcıdır hem de uyku zamanına has bir havanın yaratılmasında faydalıdır. Fakat ben çocukların mutlak bir sessizlik içerisinde uyumaya alıştırılmalarını doğru bulmuyorum, gereğinde daha uygunsuz şartlarda da uyumayı becerebilmelidir çocuk.Uyku zamanına yakın hareketli oyunlar çocuğa bol adrenalin salgılatacağından uykusunu kaçıracaktır. Bu nedenle akşam yemeğinden sonra oyun olarak resim yapmak, legoyla oynamak gibi daha sakinleştirici olanları seçin.Odasına televizyon koymayın ve uykuya televizyon seyrederek dalmasına izin vermeyin. Uyku zamanının bir ağırlığı ve ciddiyeti vardır bunu çocuk hissetsin.Çocuk uykuya yatağında dalmalıdır. Uykusu gelip başka yerde sızacağına yatağına götürülmeli ve uykuya geçiş orda gerçekleşmelidir. Her ne kadar bazı anneler için zor gelse de, çocuklar elden geldiğince erken yaşta tek başlarına yatmaya alıştırılmalıdır. Sağlıkla kalınalıntı...............
cemrecix
12.04.2008, 07:39
Geçmiş araştırmalar, ağlayan bebeklerin anında ve olumlu ilgi ile yaklaşılırsa, kendi haline bırakılanlara oranla, büyüdüklerinde ağlamaya daha az eğilimli olduklarını göstermiştir.Bebeğiniz ağladığında göstereceğiniz yakınlık ile, onunla güven ve ilgiye dayalı, sevgi dolu bir bağın temellerini atarsınız. Hem siz hem de bebeğiniz bu zorlu ağlama dönemini atlatmaya çalışırken arada kurulan derin bağdan yarar göreceksiniz.AĞLAYAN BEBEKLE NASIL İLGİLENMELİ?Bebeğinizin ilk aylarda ağlamak için pek çok nedeni vardır. Bebeğiniz ağladığında onu rahatlatacak güvenli yollardan birini deneyin.0-6 AY ARASI BEBEKLERAÇLIK: Karnı acıktığında ağlayacaktır. Siz bir süre sonra bu ağlamayı tanıyacak ve ne zaman olacağını tahmin eder duruma geleceksiniz. Bebeğinizin beslenmesini belirli saatlerle kısıtlamak zorunda değilsiniz. ''Açlık ağlamasını'' duyduğunuzda onu besleyebilirsiniz.SUSUZLUK: Mama ile beslenen bebeklerde öğünler arasında sterilize edilmiş su verilebilir. Bebeğiniz, anne sütü ile besleniyorsa susadığını düşündüğünüz durumlarda, su vermek yerine onu emzirin.KUCAKLANMAK İSTEĞİ: Bebeklerin sizin fiziksel temasınıza gereksinimi vardır .Onu kucağınıza alın ve göğsünüze dayayarak, kalp atışlarınızı duymasını sağlayacak şekilde taşıyın. Ağladığında, hızlı bir şekilde aşağı yukarı sallanmaktan hoşlanmayabilir. Yavaş, yumuşak ve rahatlatıcı hareketlerle onu sallayabilirsiniz. Müzik dinletmek veya sizin söyleyeceğiniz bir şarkı da bebeğinizi rahatlatabilir.ÜSTÜNÜN DEĞİŞTİRİLMESİ: Bebeğiniz, giysilerinin çıkarılmasından hoşlanmayabilir. Bunun nedeni üşümesi değil, sadece içinde rahat ettiği uyku tulumu veya yeleğin çıkarılmasındandır. Onu mümkün olduğunca çabuk soyun ve onunla konuşmayı deneyin. Üstünü değiştirirken eğer üzerine bir havlu veya hafif bir örtü koyarsanız ağlamasının azaldığını göreceksiniz, çünkü kumaşa tutunacak ve onu cildi üzerinde hissedecektir. Bu dönem birkaç hafta içinde geçer.ÇOK SICAK VEYA ÇOK SOĞUK: Bebeği uykuya yatırdığınızda oda sıcaklığı sabit olmalıdır. İdeal oda sıcaklığı 22 derecedir. Bebeklerin uyurken bez, yelek ve tulumdan başka bir şeye gereksinimleri yoktur. Onu çok fazla örtmeyin. Bebeğinizin vücut ısısını karnına dokunarak anlayabilirsiniz: Çok sıcak ise gereğinden fazla giydirmiş veya örtmüş olabilirsiniz.KORKU: Bebeğiniz yüksek seslerden, parlak ışıklardan, ani ve hızlı hareketlerden irkilip rahatsız olabilir. Bunun sonucu ağlarsa, onu göğsünüze dayayarak sakinleştirmeye çalışın. Mümkünse, sıkıntısının kaynağını ortadan kaldırın.KOLİK: Akşam yemeği saati ve bebeğiniz aniden ağlamaya başladı. Tanıdığınız bir ağlama değil, amansız bir çığlık ve hiçbir şekilde onu susturamıyorsunuz. Ağlaması o kadar güçlü ve ısrarlı ki yüzü kızarıyor, vücudu bir top şeklini alıyor. Bu ağlama nöbetleri günün düzenli parçaları haline geliyorsa, muhtemelen bebeğinizin kolik şikayeti vardır. Bebeğin 20 günlük ile 3 aylık görülen kolik sancılarına neyin sebep olduğu ve kesin tedavisi bilinmemektedir. Üç ayın sonunda kendiliğinden geçecek bu sancı süresince sakin ve sabırlı olmaya çalışın.Tedavi:Koliğin hiçbir bilinen tedavisi yoktur. Ancak bazı önlemler yararlı olabilmektedir:Öncelikle bebeğinizi bir hekime ***ürün ve ağlama ve karın ağrısına neden olabilecek diğer hastalıklarla ayırıcı tanısının yapılmasını sağlayın.Bebeğinizin rahat ve tok olmasını sağlayın.Bebeğinizi dik olarak kucağınıza alın ve sırtına minik darbeler vurarak sakinleştirmeye çalışın.Biberonla beslenme 20 dakikadan az sürüyorsa daha az delikli bir biberon başıyla beslemeyi deneyin. Böylece emme arzusunu giderin.Sessiz ve daha az aydınlık bir oda dış uyaranları azaltarak yardımcı olabilir.Bebeği korkutabilecek ani hareketlerden sakının.On dakikadan fazla süredir bebeğiniz ağlıyorsa yüzüstü yatırmayı deneyin.Çok aktif bebeklerde bebeğin bir battaniye ile sarmalanması işe yarayabilir.Bazı bebekler araba yolculuğu ile bazıları da saç kurutma makinası veya elektrik süpürgesi sesi ile sakinleşebilmektedirler.Ana baba olarak çocuğunuzun sağlıklı bir bebek olduğunu, infantil kolik in çocuğunuzun büyüme ve gelişmesi üzerinde hiçbir olumsuz etkisi olmayacağını ve bir müddet sonra kendiliğinden geçeceğini unutmayın ve moralinizi bozmayın.Bebeğinizi formul mamaları ile besliyorsanız mamayı değiştirin. İnek sütü proteini olan mamalar yerine soya formüllü mamalar bazen yararlı olabilmektedir.Bebeğinizi emziriyorsanız yediğiniz gıdalara dikkat edin (Lahana, karnıbahar, brokoli, inek sütü, çukulata ve soğandan uzak durmayı deneyin)Koliklerde kullanılan hiçbir ilacın faydası kanıtlanamamıştır. Bazı yan etkilere neden olabilirler.6 AYDAN BÜYÜK BEBEKLERBebek büyüdükçe; hayal kırıklığı çocuğun sıkıntısının en büyük nedeni haline gelir. Emeklemeyi ve sonra da yürümeyi öğrendi mi dünyayı araştırma olanağı olacak, aynı zamanda başını belaya sokacaktır. Onun kapıları açıp kapamasını mutfak dolabından eşyaları almasını engellemeye çalıştığınızda hayal kırıklığına bağlı göz yaşlarının akmaya başladığını göreceksiniz. Fakat kısa bir süre sonra ona oynayacak başka birşey verdiğinizde bunu unutacaktırBebeğiniz 2-3 yaşına girdiğinde, ağlama nedenleri daha karmaşıklaşacak ve tercihlerini, duygularını içerecektir. Bebeğiniz daha önce bahsedilen nedenlerle ağlayabileceği gibi, ağlamayı dikkat çekmek için kullanabilecek, hatta bunu bir krize bile dönüştürebilecektir.Kızgınlığını, korkularını ifade etmek için ağlayacaktır. Kendini güvende hissetmediği, sizden ayrı kaldığı hatta kısa bir süre için yan odaya geçtiğinizde dahi ağlayacaktır. Yeni birşeyler öğrendikçe, yeni insanlar tanıdığında, hoşuna gitmeyen şeyler olacak ve hemen gözyaşları akmaya başlayacaktır. Zaman içinde, bebeğinizin ağlamane denlerini belirleyip onu rahatlatacak yöntemleri bulacaksınız. Ancak bebeğinizi çok kısa süre dahi yalnız bırakamıyorsanız ve ciddi bir korku problemi olustuğunu düsünüyorsanız doktorunuza danışın.ANNE BABALAR İÇİN PRATİK ÖNERİLERÖzellikle çok küçük bebekleri yatıştırmak için birkaç basit öneri:Emzik ve biberon işe yarar, ancak bebeğinizin onu saatlerce emmesine izin vermeyin. Emzik ve biberonun tatlıya batırılması ve tatlı içeceklerle kullanılması diş çürüklerine neden olabilir.Şarkı söyleyin ve onunla dans etmeyi deneyin. Radyo veya teypten gelen dinlendirici bir müzik işe yarayabilir. Tabi o çıngırak gibi gürültü çıkarabileceği bir oyuncağı da tercih edebilir. Seyredebileceği renkli ve hareketli birşeyler hoşuna gidecektir.Kanguruda sizinle temas edebilecek şekilde tutun. Onunla yürüyüş yapın veya dans edin. Onu kollarınızda veya ayaklarınızda hafifçe sallayarak uyutmayı deneyin.Onu arabanızla veya kendi bebek arabasıyla dışarı gezmeye çıkarın. Özellikle geceleri çok etkili bir yöntemdir. Bebeğinizin sık ağlaması sizin için büyük bir endişe kaynağı olabilir . Tüm gün boyunca ve her fırsatta ağlayan bir çocukla uğraşmaktan sinirleriniz yıpranabilir.NE ZAMAN ENDİŞELENMELİYİZ ?Bebeğinizin sık ağlaması sizin için büyük bir endişe kaynağı olabilir. Tüm gün boyunca ve her fırsatta ağlayan bir çocukla uğraşmaktan sinirleriniz yıpranabilir. Bebeğinin ağlamasından, her anne baba farklı şekillerde etkilenirler. Bazı anne babalar endişelenip, çocuklarının ağlamasından kendilerini sorumlu tutarlar.Diğerleri bu gürültüden ve bölünen gecelerden rahatsız olurlar. Kendilerini kaybetme noktasına gelenler, eğer susmazsa çocuğu fiziksel olarak cezalandırmakla tehdit ederler. Böyle bir davranış, bebek tarafından kolayca algılanır ve çok daha fazla ağlamasına neden olur.Eğer çocuğunuzun ağlaması sizi çok kötü etkiliyor ve onu hırpalayabileceğinizi hissediyorsanız, bunu bir yakınınızla veya doktorunuzla tartışın. Yeni anne baba olmak zordur, bu nedenle sıkıntınızı tartışmak sizi rahatlatacaktır. Kendinize de bir miktar zaman ayırmayı unutmayın ve arada sırada bebeğiniz yanınızda olmadan da dışarı çıkmayı deneyin.mystical2008-04-12 16:59:28
manolya80
16.04.2008, 12:19
Sık Sorulan Sorular ve Cevapları
1.Pnömokok Aşısı
Pnömokok zatürrie, menenjit, orta kulak iltihabı ve sinüzit gibi çocukluk yaş grubunda sık görülen enfeksiyon hastalıklarına neden olur. Pnömokok hastalıkları sıklıkla iki yaş altındaki çocuklarda görülür. Mikroorganizma damlacık yoluyla havadan alınır. Pnömokok hastalıklarına karşı geliştirilmiş olan aşı “Amerikan Pediatri Akademisi” ve “Dünya Sağlık Örgütü” tarafından tavsiye edilmektedir.
İki çeşit pnömokok aşısı vardır. Bunlardan “konjuge pnömokok aşısı” iki yaş altındaki çocuklara da yapılabilirken, “polisakkarit pnömokok aşısı” ise iki yaşından büyük çocuklara yapılabilmektedir.
- Normal koşullarda aşı 2-4 ve 6. aylarda olmak üzere 4-8 hafta aralıklarla yapılır. Aşının 12-15. aylarda 4. dozu yapılmalıdır.
- Eğer bebek bu şemaya göre aşılanmamış ve ilk aşı 7-11 aylar arasında yapılacak ise 3 doz olarak uygulanır. İlk iki aşı arasında 4-8 hafta ara olmalıdır. Üçüncü doz ise bir yaşından sonra yapılmalı ikinci aşıdan sonra 8 hafta geçmesi sağlanmalıdır.
- Eğer aşılama 12-23 aylar arasında yapılacak ise 2 doz yeterlidir. Aşılar arasında en az iki ay geçmiş olmalıdır.
- İki yaşından büyük çocuklara pnömokok aşısı sadece bir doz olarak uygulanır.
2. Konak
Konak bebeğin saçlı derisinde görülen bir deri hastalığıdır. Saç diplerinde beyaz-sarı renkli az veya çok ince veya kalın bir tabaka oluşur. Bu yaygın olabileceği gibi bıngıldak etrafında yoğunlaşabilir. Zaman zaman dahaa ince tabaka kaşlarında da gelişebilir. Temizlikle pislikle ilgili değildir.
1. Bebeğiniz için kullandığınız şampuanı değiştirin.
2. Saçını yıkarken çok az miktarda şampuan kullanın.
3. Saçını çok iyi durulayın.
4. Eğer konak tabakası gelişmiş ise, öncelikle mevcut tabakanın temizlenmesi gerekir. Bu amaçla, banyodan bir saat önce zeytinyağı veya sıvı parafin ile saçlı deriyi masaj yaparak yağlayın.Yumuşaması için bir saat kadar bekleyin. Daha sonra sık dişli bir tarakla konak tabakasının kalkmasını sağlayacak şekilde hafifçe bastırarak tersine doğru tarayın. Daha sonra da saçlı deriyi yıkayın. Bir defa uygulama ile tüm tabakanın kalkmasını sağlamak mümkün olmayabilir. Bu uygulama haftada 3 defa yapılmalı tüm sebore tabakasının temizlenmesi sağlanmalıdır.
Herşeye rağmen konak temizlenmiyor ise, bu durumda bir hekimin görmesinde ve tedavi etmesinde yarar vardır.
3. Uyku Düzeni ve Düzensizliği
Sık sorulan sorulardan biri de uyku düzensizlikleridir. Normal koşullarda ilk iki ay bebeğin uyku düzeni çok değişkenlik gösterir. Bebeğin beslenmesinde karşılaşılan güçlükler ve özellikle de “infantil kolik” dediğimiz gaz sancıları uyku düzenini çok bozar. Bu dönemde sabırlı olunmalıdır. Sonraki dönemde her bebek kendi düzenini kurar. Genellikle ilk 6-9 aylık dönemde bebekler günde iki defa 2-3 saatlik dönemlerde uyurlar. Bebek büyüdükçe uyku süresi azalır. Bazı bebekler günde iki defa değil bir defa uyumaya başlarlar.
Akşam bebeğin ne zaman uyuyacağı ise yine değişkenlik gösterir. Bazı bebekler son öğünden sonra sabaha kadar uyanmadan uyurlar. Ancak bu daha az sayıda bebeğin başarabildiği bir durumdur. Genellikle gece saatlerinde de bebekler 2-4 saat aralıklarla uyanıp emmek isteyebilirler. Büyümeleri için bu normal bir durumdur.
Dokuzuncu aydan sonra ise bebek sabaha karşı uyanıp oynamak ister. Bu özellikle çalışan anne çocuklarında görülse de her bebek bu eğilimi yaşayabilir. Yine özellikle anneden ayrı odada uyuyan bebeklerde daha sık görülür. Bu durumda ne yapılacağı anne-babalık ile ilgilidir. Kimi bebeği ile aynı odada uyumaya devam ederek bu sorunu aşar. Kimi de bebeğini odasına ve hatta yatağına alarak uyumasını sağlar. Doğal olarak istenilen bebeğin kendi odasında uyumasına devam etmesi olsa da bu eğilim atlatılıncaya kadar bebeğin anne ile aynı odayı ve yatağı paylaşmasında da sakınca yoktur. Burada ne yapılacağı ile ilgili karar anne-babalık ile ilişkilidir.
4. Kabızlık
Yaş grubu ve kullanılan besinin özellikleri günlük dışkı sayısını değiştirir. Bebekler anne sütü aldıkları dönemde günde 6–8 defa yumuşak dışkı yapabilirler. Bu durum ishal olarak algılanmamalıdır. Önemli olan bebeğin bu koşullarda büyümesini uygun ölçülerde sürdürmesidir. Ancak yine anne sütü alan bebeklerin günde bir defa veya iki günde bir defa dışkıladıklarını da biliyoruz. Bu nedenle kabızlık tanımında da dikkatli olmak gerekir. Bebeğin alışılmıştan daha sert ve/veya ağrılı ve/veya seyrek dışkılaması kabızlık olarak düşünülebilir.
Bebekler büyüdükçe tükettikleri besinler de değişkenlik göstererek artar. Genellikle günde bir veya iki günde bir dışkılamaları beklenir. Günde üç defaya kadar dışkılaması normal karşılanmalıdır. Haftada üçten daha az dışkılaması, dışkılarken zorlanması, ağrı çekmesi ve sert dışkılaması durumunda kabızlık söz konusu olur.
Eğer kabızlık iki haftadan daha uzun sürecek olursa bu durumda kronik (uzun süreli) kabızlıktan söz edilir.
Erken süt çocukluğu döneminde kabızlık görüldüğünde inek sütüne bağlı kabızlık öncelikle hatırlanmalı ve inek sütü proteini allerjisi araştırılmalıdır.
Bazı çocuklar ise daha önce dışkı yaparken zorlandıkları durumda canlarının yandığını veya rahatsız olduklarını bilerek bekletirler. Sıklıkla bebeklerde bu durum çok görülür. Bu durumda dışkı daha da su kaybederek sertleşir ve çıkarılmaları sırasında daha çok sıkıntı yaratırlar
Süt çocuklarında kabızlığın en önemli nedeni yeterli sıvı ve lifli besin tüketmemeleridir. Tükettiği besinlerin liften zengin olması önemlidir. Sebze ve meyveler liften zengin besin gruplarıdır. Ancak çocuklar genellikle bunları sevmezler. Günde iki porsiyon meyve, üç porsiyon sebze yenilmesi ideal uygulamadır. Ancak çocuklarda bu miktarlarda sebze-meyve tüketimini sağlamak gerçekten çok zordur. Makul ölçülerde ve baskı yaratmadan tüketmeleri için gayret edilmelidir. Bol su içmelidir. Kuru erik veya kayısı kompostosu veya marmelatı da kabızlıkta mutlaka denenmeli ilaçtan önce doğal lifli besinlerden yararlanılmalıdır. Kabız olan bebeklere sıklıkla zeytinyağı içirilir. Ancak zeytinyağı ince bağırsaklardan geçerken emildiği için kalın bağırsaklardaki dışkıyı yumuşatamaz.
Diğer bir önemli neden de dışkı yapmak için tuvalete gitmemeleri ve dışkılamayı ertelemeleridir. Çocuklar, sıklıkla kaka yapma ihtiyaçları geldiğinde oyuna ara vermemek veya ailenin birlikte bulunduğu ortamdan ayrılmamak için kakalarını tutarlar ve bu dışkılama hissinin geçmesini beklerler.
Eğer kabızlık tuvalet eğitimi sırasında başlarsa bunun çocuğun yaşadığı baskı ve strese tepki olarak geliştiği düşünülür.
Erken yaş gruplarında eğitim kurumlarında tüm gün vakit geçiren çocuklarda kabızlık daha sık görülebilir. Bu durum, tuvaletin fizik koşullarından kaynaklanabilir. Temiz olmaması, tuvalet kâğıdının olmaması gibi nedenler çok sık olarak dile gelir.
Daha sonraki dönemlerde kabızlığın önlenmesinde ve tedavisinde tuvalet disiplininin geliştirilmesi önemli bir başlangıçtır. Dışkılama duygusu olsun ya da olmasın çocuk mutlaka günde iki defa aynı saatlerde tuvalete oturmalı ve en az on dakika gibi makul bir süre dışkılama için gayret etmelidir. Çocuklarda tuvalet eğitimi için en uygun zaman çocuktan çocuğa farklılık gösterir. İki yaşından önce söz konusu olmamalıdır. Üç yaşından sonra nörolojik olarak dışkıyı tutmayı öğrenebilecek hale gelirler. Bu durum dört yaşına kadar gecikebilir. Acele edilmesi ve baskı yapılması kabızlıkla sonuçlanabilir.
Fitille veya anüsün derece veya değişik yöntemlerle uyarılması ve bebeğin dışkı yapmasının sağlanması çok tercih edilmez. Çok çaresiz kalındığında kullanılabilirse de sık sık uygulanmamalıdır.
Ayrıca kabızlığa neden olan hastalıkların varlığı da akıldan çıkarılmamalı, uzun süreli kabızlık durumunda hekime bu nedenle danışılmalıdır. Bu önerilerin işe yaramadığı sorunun bir hekim tarafından değerlendirilmesi çok yerinde olur...
gelincik
25.04.2008, 00:19
Bebeğiniz ile ilgili merak ettiğiniz soru ve cevaplar;
Cildi neden çok yumuşak? Yeni doğan bebeklerin ciltlerinin inanılmayacak kadar yumuşak ve pürüzsüz olmasının en önemli nedeni üst derinin henüz gelişmemiş olmasıdır. Aynı zamanda bir aylık bir bebekten daha nemli ve sağlıklı bir cilde sahiptirler. Bu da sadece anne sütü ya da katkısız mamalarla beslenmelerinden ve güneş, rüzgar, toz gibi dış etkelerden korunuyor olmalarından kaynaklanır. Bebeğinizin cildini korumak da size düşüyor tabii. Sert rüzgar ya da kızgın güneş olan günlerde, onun taze cildine, çocuklar için üretilmiş 15 koruma faktörlü koruyucu süt sürmeyi ihmal etmemelisiniz.
Ensesinde kırmızı lekeler var!
Bebeklerin derileri yetişkinlerden çok daha ince ve kılcal damarları da yüzeye çok yakındır. Özellikle de enselerindeki deri… Korku, kızgınlık, acı gibi hislerde kan akımı hızlanır ve kılcal damarları daha da kızarır. Bu da enselerinde kırmızı leke izlenimi verir. Uysallaştıklarında kızarıklığın geçtiği rahatlıkla görülebilir. Nefesi niçin şeker gibi kokuyor? Çok basit, dişleri yok da ondan. Ağızda hoş olmayan kokulara bakımsız ve iyi temizlenmemiş dişler neden olur. Henüz dişleri çıkmamış bebekler için böyle bir sorun olmadığından nefesleri tatlımsı kokar.
Niçin bazıları saçlı, bazıları saçsız doğuyor?
Genetik nedenlerden dolayı. Gür ve sağlıklı saçlara sahip anne-babanın çocukları çok saçlı, diğerleri ise az saçlı olur. Ayrıca ten renginin de saç miktarında rolü vardır. Koyu tenli bebeklerin saçları da fazladır. Çok beyaz tenliler ise neredeyse saçsız doğarlar. Ancak doğdukları zamanki saç durumları yetişkinlik zamanlarının kesin göstergesi sayılmamalıdır. Birkaç göbek öteden gelen genler bile saç yapısında rol oynar.
Uykusunda gülüyor! Bebekler altı haftadan sonra, mutluluklarını gülücükleriyle belli ederler. Altı haftadan küçük bebek ise gülme kaslarını kullanmaz ancak, uykularında tebessüm ederler. Kimi uzmanlar bunun sadece mimik olduğunu söylerken, kimileri de bebeklerin de aynı yetişkinler gibi rüya gördükleri için güldüğünü iddia ediyorlar. mystical2009-04-09 05:59:07
Bu gün ülkemizin geldiği durum ekonomik olarak kadınların da iş dünyasının içinde olmalarını gerekli kılabilmektedir. Yaşam şartlarının değişmesi, çağımızın getirdiği ihtiyaçlar bir yandan kadının iş yaşantısındaki rolünü arttırırken diğer yandan annelik görevini daha güç bir duruma girmesine sebep olabiliyor. Kadınların çalışma hayatında daha aktif rol almaları tabi ki çocuklu kadınlar için zor ve problemli bir hale gelebiliyor. Hatta bazılarımız ‘iyi anne’ olmayı evde kalıp çocukları ile zaman geçirmek, ev işleriyle ilgilenmek olarak bile algılayabiliyor. Oysa ki, psikoloji alanında yapılan birçok araştırma, şayet anne duygusal boyutta gereken sevgi, ilgi ve bakimi gösteriyorsa, çocuğun sağlıklı bireyler olması için bir engel veya sebebin olmadığını saptamıştır. Hatta buna ek olarak, çalışan annelerin çocuklarının daha bağımsız, güçlü, sorumluluk sahibi, ve başarı odaklı bireylere dönüştükleri görülmüştür. Çocuklar üzerinde yapılan araştırmalar, çocukluk döneminde ‘sevilip sevilmemek’, ‘istenip istenmemek’ kavramları çocukların beynine sürekli yazıldığı ve çocuk ilk yaşlarında ‘annem’ ve ‘ben’ demeye başladığı gerçeğini bulmuştur. Bu yüzden, özellikle çocukluklarının ilk dönemlerinde anne ilgisi ve şefkati daha da önemli olduğu gerçeği 1988, Belsky,J’in araştırmasında ortaya çıkıyor. Özellikle çocuğun kişilik ve duygusal gelişimi açısından ilk 4 sene çok büyük önem taşıyor. Ancak bu durum doğum sonrası islerine dönmek zorunda kalan annelerce çözümsüz bir problem olarak algılanmamalıdır. Buradaki kritik nokta, çocuğa sevgi ve güven duygularını verebilecek başka bir bireyin ,çocukla beraber, anne yokken olup ilgilenmesidir. Bu kişi ister baba olsun, ister anneanne ya da bakici, önemli olan çocuğa ihtiyaç duyduğu duygusal yakınlığı verebilmesidir.Anne de çocukla olduğu zamanlarda, elinden geldiğince çocuğuna ilgi gösterip, onunla oyunlar oynayıp, karşılıklı bir iletişim kurabilir. Dozu değişmekle birlikte hemen hemen her çalışan annenin yaşadığı bir duygu da ‘suçluluk’ duygusudur. Anne, her ne kadar elinden geldiğince çocuğuna zaman ayırmaya çalışan da, içten içe, çocuğunu başkalarına bıraktığı için, ve kendi yerine başkalarının çocuğuyla ilgilenip zaman geçirdiği için suçluluk duygusuna kapılabilir. Hatta, suçluluk duygusuna kapılan annelerin en büyük göstergesi, sürekli olarak çocuğuna her iş den eve dönerken bir oyuncak almasıdır. Burada oyuncak, annenin psikolojik olarak suçluluk duygusundan geçici bile olsa biraz uzaklaşmasını ve vicdanini rahatlamasını sağlar. Oysa ki bu tarz bir davranış her ne kadar çocuğu o an mutlu etse de uzun vadede çocuğun sevildiği duygusunun edinmesinde etkisi yoktur ve hatta sürekli hediye oyuncak yağmuruna tutulan çocukların şımarık, hiç bir şeyden mutlu olmasını bilmeyen bireyler olmaları mümkündür. Çalışan annenin suçluluk duygusundan uzaklaşabilmesi için iki düşünce gücünden biri gerçekten de faydalı olabilir. Böyle bir durumda anne kendisine: ya ‘çalışmak zorundayım çünkü çocuğum için para kazanmam lazım` ya da ‘çalışmayı seviyorum; çocuğum mutlu bir anneyi hak ediyor’ gibi düşünerek suçluluk duygusunu hafifletebilir. Unutmayalım ki, çocuklar bizlerin aynasıdır; bizler mutluysak onlar da mutlu olur. Peki, çalışma hayatına donen anne, içinde bulunduğu durum ve zorunlulukları nasıl paylaşmalıdır? Bu noktada annenin çocuğu büyük kişi gibi kabul edip açıklamalarını bu doğrultuda yapabilmesidir. İşte burada en az annenin tutumu kadar babanın tutumu çok büyük değer taşır. Baba elinden geldiğince anneye yardim etmeli ve annenin söylediklerini en iyi şekilde desteklemelidir. Çocuğun ilk zamanlarda üzülüp tepki göstermesi normaldir. Fakat zamanla anne ve babasının onu gerçekten sevip önem verdiğini görüp bu durumu kabullenecektir. Önemli başka bir konu ise ,annenin çocuğuyla geçirebileceği zamanın kalitesidir. Kaliteli zaman geçirmek nitelikli bir beraberlik yaratmaktır. Birlikte geçirilen zaman içinde, anne ve çocuk arasında gerçek bir ilişki kurabilmektir. Anne çocuğu ile geçirdiği vakitte konuşup, paylaşıp oyunlar oynayıp onu çok sevdiğini söyleyip bunu hal ve tavırları ile belli edebilir. Çocuğa bir annenin verebileceği en büyük hediye her gün kısa da olsa bir zaman dilimini nitelikli ve sürekli olarak geçirmektir. Bu tavır çocuğun zamanla annesinin çalışmasına yardımcı olacaktır.
feelings
08.06.2008, 01:25
Bebeklerin özellikle ilk haftalarda uzayan ve keskin olan tırnaklarına dikkat edilmesi gerekir. İlk haftalarda hızla uzayan tırnaklar, önlem alınmazsa bebek kendi yüzünü ve vücudunu tırnaklarıyla çizebilir ve zarar verebilir. Bu dönemlerde tırnakları uzadıkça kesmek ve bebeğinize eldiven giydirmek en uygun önlem olacaktır. Bebeğinizin tırnaklarını keserken nelere dikkat etmelisiniz. Tırnakların çabuk uzamaması için çok kısa kesmek sakıncalıdır. Çok kısa kesilen tırnaklar diplerinde enfeksiyona veya kanamaya sebeb olabilir. Bebeğinizin tırnaklarını çocuklar için üretilen küçük çıt çıt makaslarla kesebilirsiniz, eğer normal tırnak makası kullanmak istiyorsanız mümkünse uçları sivri olmayanları tercih ediniz. Tırnakların kesilmesi işlemini genellikle bebeğin banyosundan sonra yapabilirsiniz, hem bebeğiniz banyo sonrası rahatlamış ve sakinleşmiş olur, hemde bebeğinizin yumuşayan tırnaklar daha rahat kesilecektir. Bebğinizin tırnaklarını uyuduğu zamanlardada kesebilirsiniz. Genellikle 1 yaşını geçen çocuklar tırnaklarını kestirmek istemeyeceklerdir, tırnaklarını vücutlarının bir parçası olarak göreceklerdir. Tırnak kesme işlemini özellikle uyurken yapmanız sizi bu sorunlardan kurtaracaktır. Tırnak kesme işlemini iki güne yayarak bir elinin tırnaklarını bir gün, diğerininkini ikinci gün kesebilirsiniz
feelings
08.06.2008, 01:37
Fazla saçı olmayan 9 aylık bir bebeğe annelik yapmak rahattır. Fakat düzensiz, uzun saçlı bir bebekle uğraşmak herkesi çıldırtabilir.İşler düzelmeden evvel iyice kötüye gider. Özellikle yeni yürüyenler için her şampuan ve saç tarama bir savaş demektir. Eğer yeterince cesursanız saçlarını kestirebilirsiniz. Aşağıdaki ipuçlarına uyarak işleri biraz daha kolay bir hale sokabilirsiniz :Yıkamadan önce saçları açın , çünkü yıkadıktan sonra daha çok karışabilir. Eğer bebeğiniz izin veriyorsa şampuan sonrası özel bebek saç kremlerini kullanın. Eğer daha fazla banyoda oturmak istemiyorsa , kremli şampuan kullanın. Böylece taramak daha kolay olacaktır.
Geniş dişli tarakları ve uçları plastik kaplı fırçaları tercih edin. İnce dişli taraklar saçların kırılıp kopmasına yol açar.
Saçları bir elinizle açmaya çalışırken diğer elinizle de saç diplerini tutun ki siz çekince çocuğunuzun canı yanmasın.
Saç kurutma makinesi kullanacaksanız , fazla sıcağa ayarlamayın. Zira çocuğun narin saçlarına zarar verebilirsiniz.
Bebeğin saçına kurdele takmayın ve atkuyruğu yapmayın. Çünkü bu bölgesel kelliklere neden olabilir. Eğer atkuyruğu yapacaksanız fazla sıkmayın ve özel kurdeleler kullanın. İki aylık aralarla bu işte uzman bir salonda bebeğin saçlarını düzelttirin. Saç bakımlarını bebeğin yorgun , aç veya sıkıntılı zamanları dışında bir zamanda yapın. İşi eğlenceli bir hale getirmek için önceden farklı oyuncaklar verin. Ya da saç tarama işini aynanın önünde yapın , böylece sizi seyredip yaptığınızın sonuçlarını görebilsin.
1- EYVAH SÜTÜM YETMİYOR, MAMA VERMELİYİM: Yeni annelerin en çok endişe ettiği konulardan biri, bebeğin aç kalma ihtimali. Bu nedenle de çoğu zaman bebekler gereksiz yere mamayla besleniyor. Oysa anneler, sütünün yetip yetmediğini bebeğinin çişini takip ederek anlayabilir. 24 saatte en az 5-6 kez bezini ıslatan bebek, anne sütüyle doyuyor demektir. Anne sütü yetersizliğine ancak bir çocuk hastalıkları uzmanı doktor karar verebilir ve onun tavsiyesi gereğince mama takviyesine başlanabilir. 2- ŞEKERLİ SU SARILIĞA İYİ GELİR: İlk günlerde anne sütünün gelmesinde yaşanabilecek bir sorun, bebeğin zayıflamasına ve sarılık oluşumuna yol açabilir. Halk arasında, aç kalan ve az idrara çıkan bebeklere şekerli su verilmesi önerilir. Oysa bebeğin beslenmesinde şekerli suyun yeri yoktur. 3- ÇOCUĞUM İKİ YAŞINA GELDİ ARTIK BEZİ BIRAKMALI: İki yaş, çiş eğitimi vermek için başlangıç dönemidir. Ancak çocuk bu konuda asla zorlanmamalı, altına kaçırdığı için kızılmamalı, sık sık tuvalete tutularak eğitime tabi tutulmamalı.4- DONDURMA HASTA EDER: Dondurma, tüm çocukların sevdiği ve faydalı bir gıdadır. Boğaz ağrısına neden olmaması için yalayarak yenmeli ve yanında su içilmeli.5- GÜRBÜZ ÇOCUK SAĞLIKLI OLUR: Gürbüz çocuk, sağlıklı çocuk değildir! Dengeli beslenen çocuk, zayıf da olsa sağlıklı kabul edilir. Çocukları asla yemek yeme konusunda zorlamayın, yemediği zaman beslenmeyi sonlandırın.
6- ÇOCUK SICAK HAVAYI SEVER: Çocuklar, her zaman terlemeyeceği şekilde giydirilmeli. Üşüyeceği korkusuyla çocukları çok giydirmek ve sarıp sarmalamak, terlemeye ve hasta olmaya yol açar. Pamuklu kıyafetler tercih edilmeli, içinde naylon karışımı olan ve özellikle polar tipinde olan kıyafetler giydirilmemeli.7- FAZLA HAREKET EDERSE TERLER HASTA OLUR: Hasta olur endişesiyle çocuğun hareket etmesini kısıtlamak çok yanlış bir yaklaşım. Her çocuk hareket edince terler; terleyince üstünü değiştirebilirsiniz! ‘Çok terledin artık yerine otur’ demek, onu tembel, hantal ve mutsuz yapar. Zaman içinde metabolizma hızı azalan çocuk, hızla kilo almaya başlar. Hareket etmelerini kısıtlamaktansa, spora (yüzme, basketbol vb) yönlendirin.8- ŞAŞILIK BÜYÜYÜNCE GEÇER: Çocuklarda şaşılık bir yaşına kadar fizyolojik kabul edilir. Ancak bir yaşından sonra düzelmeyen şaşılıklar için mutlaka göz doktoruna başvurulmalı. Bir yaşından önce bebeklerde Nistagmus (göz küresinin istemsiz titremesi) görüldüğünde de mutlaka bir göz doktoruna muayene ettirilmeli.9- USLU DURDU HAMBURGERİ HAKKETTİ: Çocuklar mutlak suretle sağlığı ciddi şekilde tehdit eden fast food gıdalardan uzak tutulmalı! Bu ödüllendirme şekli yerine başka yöntemler seçilmeli; sinema ya da tiyatro ya götürmek gibi…10- AĞLADI HEMEN KUCAĞIMA ALAYIM: Bebeği avutmanın birçok yolu var; her ağladığında hemen kucağa almak çözüm değil. Ağladığında yanına yaklaşıp onunla konuşmak, ten temasında bulunmak, ona şarkı ya da ninni söylemek ve karnını okşamak bebeği avutabilir. Ancak sırf kucağa alışmasın diye çocuğu hiç kucağa almamak da kendini güvende hissetmemesine ve mutsuz olmasına yol açar. Bu denge iyi kurulmalı.11- DAHA ÇOK KÜÇÜK YALNIZ YATARSA KORKAR: Genellikle 6 aydan sonra bebeğin odasının ayrı olması uzmanlarca önerilir. Bu sınır en fazla 2 yaşa kadar uzatılabilir.12- BÜYÜKBABAN UZAĞA GİTTİ GERİ GELECEK: Çocuklara ölümü anlatmak zordur. Ancak ölen kişinin geri döneceği söylenmemeli, çocuk boş bir beklentiye sokulmamalı. Ölen kişinin bir daha dönmeyeceği, cennete gittiği ve orada mutlu olduğu söylenmeli.13- ÇOK GAZ YAPIYOR FAZLA SÜT İÇMESİN: Çocuklarda 1 yaşından önce inek sütü kullanılmamalı. Ancak bir yıldan sonrada günlük süt tüketimi 400 CC’yi geçmemelir. Sütün içinde bulunan laktaz adlı şeker gaza yol açar. Fakat artık piyasada laktazsız sütlerde bulunabiliyor. Gaz sorunu olan çocuklara bu tip sütleri içirilebilir; ancak çözüm kesinlikle süt vermemek olmamalı!14- AYAKTA SALLAYINCA HEMEN UYKUYA DALIYOR: Çocuğu sallayarak uyutmak tıbben önerilmiyor. Ancak halk arasında ‘ayakta sallama’ en çok kullanılan yöntem. Çocuk; hafif tarzda ve sarsmayacak şekilde sallanırsa tahribatlara yol açmaz.15- FAZLA BANYO YAPARSA ÜŞÜTÜR: Çocuklar banyo yapmaktan hasta olmaz. Yazın her gün, kışın ise hafta üç kez banyo yapılması önerilir.16- SIFIRA VURDURURSAK SAÇLARI GÜRLEŞİR: Bu inanışın tıbben hiçbir geçerliliği yoktur!17- PUDRA İSİLİĞE İYİ GELİR: Pudranın isiliğe iyi geldiği yanlış bir düşünce değildir. Ancak toz pudralar yerine sulu pudralar seçilmeli. İsiliğin en iyi tedavi şekli ise çocuğu sık sık yıkamaktır.18- BOL BOL GÜNEŞLENİRSE KEMİKLERİ GÜÇLENİR: ‘Çok fazla güneşe maruz kalmak kemikleri güçlendirir’ mantığı tam olarak doğru değil. Zararlı ışınlarından etkilenmemek için güneş ışınlarının dik geldiği saatlerde çocuğunuzu güneşe çıkarmayın. Güneşe çıkarken de mutlaka yüksek koruma faktörlü güneş losyonları ve kremleri sürün.19- BİBERON VE EMZİĞİ ÇOK SEVİYOR: Biberon ve emzik hiçbir çocuğa önerilmiyor. Biberon; bebekte ‘meme başı şaşkınlığı’na yol açıyor ve anne göğsünden soğutuyor. Mamayla beslenmek zorunda kalan bebeklerde, biberon en geç 2 yaşında bırakılmalı. Emzik de, damak yapısını bozabiliyor ve çocuğun enfeksiyon kapmasına yol açabiliyor. 20- FİTİL VEREYİM RAHATLASIN: Çok zorda kalmadan ve doktor tavsiyesi olmadan ne fitil ne de ilaç kullanılmalı.
mor_kedi
26.09.2008, 07:24
Nasıl Daha Zeki Bir Bebek Yetiştirebiliriz?İnsan hayatının ilk yılları beyin gelişimi için çok önemlidir. Bu dönemde bebeğinizi desteklemek, zeki bir bebek yetiştirmek anne baba olarak sizin elinizdedir. Bunun için ihtiyacınız olan biraz sabır, bebeğinize ayıracağınız biraz zamandır. Bebeğin gelişimi için en gerekli şey insanlarla iletişime girmektir. Gelişimini desteklemek için yapabileceklerinize örnekler şunlardır:Yenidoğan bebeğinizle göz teması kurun, gözlerinin açık olduğu o değerli anları kaçırmayın.Bebekle konuşun, ona bir şeyler anlatın.Bebeğinizi emzirin. Anne sütünün yararları yanında, beslenme seansları bebekle göz göze gelme, konuşma, şarkı söyleme fırsatı yaratacaktır.Bazı mimikler yapın, yüzünüzü komik şekillere sokun. 1-2 günlük yenidoğan bebekler bile yüz hareketlerini taklit edebilirler.Aynada kendisini görmesini sağlayın.Onu gıdıklayın, gülmesini sağlayın.Birlikte yürüyüşlere çıkın. Etrafta gördüklerinizi, duyduklarınızı ona anlatın. Onu markete, alışverişe, parka götürün.Ona şarkılar söyleyin. Bu, sizin uydurduğunuz bir şarkı da olabilir.Ona müzik dinletin. Bazı çalışmalarda, müzik ritmlerini öğrenmenin ileride matematik öğrenmeyi kolaylaştırıldığı gösterilmiş.Bir şey yapmadan önce, ona ne yapacağınızı söyleyin ( Şimdi ışığı kapatıyorum…gibi ) Böylece, neden-sonuç ilişkisi kurmaya başlayacaktır.Ona kitap okuyun, resimleri gösterin, her şeyin adını söyleyin.Değişik dokulu kumaşları, giysileri ellemesini sağlayın, onları cildine değdirin.Yiyecekleri ellemesine, kendini beslemeye çalışmasına izin verin.Hareketlenip emeklemeye başladığında, yerde yastıklar, oyuncaklarla engelli bir parkur oluşturun.Ona masal anlatın.Televizyonu kapatın.Banyo sırasında, plastik kaplara su doldurup boşaltmasına, suyla oynamasına izin verin(Çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı Dr. Nillüfer Toprakçı) (sagliklicocuk.com'dan alıntıdır)mystical2008-12-02 11:32:15