View Full Version: Beslenme Faydali Yazilar Arsivi
mystical
22.02.2007, 22:09
İzmir'de bu yıl 5'incisi düzenlenen Halk Kongresi'nin ‘Sağlıklı beslenmede doğrular ve yanlışlar’ konulu oturumunda konuşan Prof. Dr. Sezgin Ünal, sağlıklı beslenmede ekmeğin önemine değindi. Ekmeğin çok zengin bir besin maddesi olduğunu vurgulayan Prof.Dr. Ünal, çok ekmek yemenin kiloya neden olacağı inancının yanlış olduğunu belirtti. Prof.Dr. Ünal, “Ekmek karbonhidrat kaynağı gıdalarla birlikte alınırsa örneğin börek, pilav, makarna gibi kiloya neden olur. Bunun dışında her gün düzenli bir şekilde ekmek yemek gerekir. Ekmeği fazla tüketmenin sakıncası yok. Kepek, çavdar ve yulaflı tahıl ekmekleri bağırsak fonksiyonları açısından daha yararlı. Ancak üç öğünde sadece esmer ekmek yemek doğru değil. Fırından yeni çıkan sıcak ekmeğin midede hazmı çok zor. Ekmeği soğuk yiyin ve buzdolabında saklayın. Dolaptan çıkarınca da ısıtın” dedi.
Sebze ve meyvelerin keskin bıçakla doğranmasını, sebzelerin az suda en fazla 3 dakika haşlanmasını öneren Prof. Dr. Aydın Ural, sebzelerin eksi 18 derecede dondurularak saklanmasıyla vitamin değerini koruyacağını belirtti. Prof. Dr. Ünal, “Sebzeyi küçük dilimler halinde kesmeyin. Meyvenin suyunu sıkmak vitamin değerini düşürür. Elmayı kabuğuyla yiyin, portakalın sadece sarı kabuğunu soyun, altındaki beyaz kısmı C vitamini deposu. Mikrodalga fırının kaçak yapması boyun ve böbrek rahatsızlıklarına neden olur. Balık yağı içmek, balık yemek yerine geçmez. 1 gram balık yağında 9 kalori var” dedi.
Kara üzüm çekirdeği, çok tanınmış antioksidan vitaminler olan C vitamininden 20 kat ve E vitamininden ise 50 kat daha fazla olan üstünlüğüyle hastalıklara karşı doğal koruma sağlıyor.Kara üzüm çekirdeğinden elde edilen üzüm çekirdeği hülasası, flavonoid denilen vitamin benzeri grubun içine giriyor. Antioksidan özelliği bulunan üzüm çekirdeği, vücudu kendi içinde oluşan ya da dış kaynaklı serbest oksijen radikallerinden ve diğer radikallerden koruyor. Üzüm çekirdeği damar yozlaşmasını önlüyor ve damarları sağlamlaştırıyor. Hipertansiyon, kalp krizi ve felç olasılığını minimale indiriyor. Diyabetli ve varisli kişilere tedavi sürecinde fayda sağlıyor. Gözü maküler dejenerasyon ve kataraktan koruyor. Üzüm çekirdeği, sürekli bilgisayarın başında olan kişilerin göz sağlığının korunmasında da önemli yer tutuyor. Birçok hastalığa faydasının olmasının sırrı ise üzüm çekirdeğinin antioksidan özelliklerinin, çok tanınmış antioksidan vitaminler olan C vitamininden 20 kat ve E vitamininden ise 50 kat daha üstün olmasında yatıyor.Faydaları saymakla bitmeyen üzüm çekirdeği DNA hasarını azaltarak, kanser oluşum riskini de düşürüyor. Üzüm çekirdeği cildin bağdokusunda bulunan kollajeni sağlamlaştırdığı gibi deriyi dinçleştiriyor, kozmetik sanayinde merhem olarak kullanılıyor. Üzüm çekirdeği damarların kollajen dokusunu da sağlamlaştırdığı için damar sertliği ve damar sertliğiyle ilgili çok sayıda hastalığın oluşumunu önlüyor.Histamin salgısını azaltarak alerjiyi önlediği de bilinen üzüm çekirdeği, iltihabi prostaglandinlerin sentezini azaltarak romatizmal hastalıklar, ağrı ve endometrioz gibi durumlarda yararlı oluyor. Üzüm çekirdeği kullanımında çekirdek ekstresinin 100 miligramlık kapsülleri piyasada satışa sunuluyor. Hastalıklardan korunmak için günde 1-2 kapsül yutulması, bir hastalık varsa dozu iki katına çıkarılması uygun görülüyor. Tamamen doğal olan üzün çekirdeğinin fazla tüketilmesiyle ilgili bir yan etkisi ise bulunmuyor. Doktor tavsiyesinin her zaman ön planda tutulması gerekirken, kapsül yerine 1 avuç ya da fincan kara üzüm kurusu da yenmesi yeterli geliyor.
mystical
02.03.2007, 16:15
İskoçya'da Glasgow Üniversitesi'nde yapılan bir araştırmada çocukları obeziteden korumanın 10 yolu tespit edildi. Bunların bazıları bildiğiniz diğerleri ise ilk kez duyacağınız pratik önlemler.
Abur cubur yedirmeyin: Okul yılları öncesinde kek, kurabiye, çikolata, hamburger gibi besinler çocukların ileride obez olma riskini artırıyor.
Kendi beslenmenize dikkat edin: Araştırmalar ebeveynleri dikensiz beslenen çocukların ileride obez olmalarının ihtimalinin yüksek olduğunu gösteriyor.
Uyku düzenine dikkat edin: Gecede 8 saatten az uyuyan çocukların obezite riski, 12 saatten fazla uyuyanlara göre 3 kat artıyor.
Tek çocukların obezite riski yüksek: Bunun kesin bir açıklaması olmasa da, tek çocukların şımartılmasının önemli bir etken olduğu söyleniyor.
Kilosunu kontrol altında tutun: Bebeğin kilolu doğması, doğumdan sonra fazla kilo alması ya da çok sık zayıflayıp şişmanlaması obeziteye yol açar.
Televizyondan uzak tutun: Haftada 4 saat televizyon izleyen çocukların obezite riski artıyor. Okul öncesi haftada 11 saat televizyon izleyen çocukların 7 yaşına geldiklerinde obez olma riski hiç televizyon izlemeyenlere göre 2 kat fazla.
Emzirme döneminde mama vermeyin: Bebeğiniz anne sütü ile beslenirken hazır mama yedirdiğinizde kilo alma riski artıyor. Çünkü bebek erken yaşta yağ depolamaya başlıyor.
Katı besinleri gereğinden erken başlamayın: Katı besinler de yağ depolama mekanizmasını erken herekete geçirerek obezite riskini artırıyor.
Otomobilde fazla vakit geçirmesin: Araştırmaya göre haftada 2 saatten fazla otomobil koltuğunda oturan çocukların 4'te biri ileride obez oluyor.
Hamilelikte sigara içmeyin: Araştırmada hamileyken sigara içen annelerin bebeklerinin ileride obez olma ihtimalinin yüksek olduğu gözlendi.
Hangi bitkiler çocukların beslenmesinde önemli, hangi vitamin neden gerekli? İşte sağlıklı beslenme de bitkilerin yeri ve çocuklarımıza neleri, niçin yedirmeliyiz hakkında kısa bir bilgi ve havuç, marul, ıspanak, kivi, menekşe, mısır, domates, yulaf ve toksinler hakkında bilmedikleriniz.HavuçÇocuklarda bağırsak kurtlarına etkisi olur. IspanakÇocuklara ve hastalara bol miktarda yedirilmelidir.Kivi A, C, P vitamini açısından son derece zengin bir meyvedir ve çocuk gelişiminde son derece sağlıklı bir besindir.Marul Öz suyunda bulunan maddeler küçük çocukların göğsünü yumuşatıcı etki yapar. Öksürüklerine iyi gelir. Büyüme çağınaki çocuklara çok yararlı bir besindir.MenekşeDövülerek vücuda sarıldığında çocuklarda görülen kızamık, kızıl ve küçük çocukların başlarında oluşan deri kabarmasına iyi gelir. Mısır Çocukların gelişiminde çok yararlı bir besindir.DomatesÇzellikle çocuklar çiğ olarak yemelidir. Bebeklere sıkılarak içirilen suyu çok yararlıdır; çünkü domates çocuklar için gerekli kalsiyum, fosfor, potasyum ve organik tuz içermektedir. YulafVücuda ısı verdiği için yazdan çok kışın tüketilir. Tiroid bezinin çalışmasını sağlar ve hızlandırır.Toksinİçerdiği vitamin ve mineraller özellikle çocuklara iyi gelir.
Süt için huzur, uyku ve su Yanlış inanışlar hayatımızın her döneminde olduğu gibi annelikte de yaygın. Birçok anne, sütü artsın diye gereksiz yere tatlı ve komposto yiyerek kilo alıyor. Emzirme, anne sütü ve bebek bakımı konusunda sorularımızı yanıtlayan Dr. Kadir Tuğcu ise "Annenin sütü su içerek, uyuyarak ve yüksek moralle artıyor" diyor. Annenin sütü olması için ne yapması gerekir? İnsan memesi inek memesi yapısında değildir, bu nedenle uzun süreli süt biriktirmez. Çocuk emmeye başladığı anda süt yapılır. Nasıl gözyaşı ağladığımız zaman akıyorsa, yani bir yerde toplanmıyorsa süt de böyledir. Süt hücrelerinden anında süt yapılır ve bebek emdikçe de gelir. Süt olayı tamamen psikolojiktir. Kadının yerli yersiz üzüntülerle dolmamış olması gerekir. Niyet de önemli. Annenin bebeğini emzirmek istemesi önem taşır. Birçok anne lohusalık döneminde komposto, bol şekerli meyve suları içerek veya tatlıyla süt miktarını artırmaya çalışıyor. Bu mümkün mü? Süt yapan yiyecek var mı? Süt yapıcı gıda diye bir şey olmaz. Süt yapıcı diye annelere zorla içirdikleri veya yedirdikleri şeylere dikkat ederseniz, hepsi susama isteği uyandıran maddelerdir. Anne bunları yiyince bol bol su içme arzusu hisseder. Bol bol su içince de süt miktarı artar. Yani keramet helva, tatlı, soğan, pekmez veya kompostoda değil bunları yedikten sonra hararetten dolayı içtiği sudadır. Küçük göğüs ve süt 'Küçük göğüslü kadının sütü olmaz' deniyor, doğru mu? Bu da yalandır. Göğüsün büyüklüğü, memenin ucu veya şekliyle sütün akışı ve gelişi değişmez. Memesi küçük kadından gürül gürül süt gelebilir. Sütün kalitesi yemeğe göre değişir mi? Et, karides, meyve, sebze yiyenle ekmek ve çorbayla beslenen anne arasında süt farkı olur mu? Sütün kalitesi hiçbir zaman değişmez. İyi beslenen anne ile kötü beslenen anne arasında süt kalitesi açısından fark olmaz. Ancak iyi beslenen anne kendisine fayda sağlar, kötü beslenen annenin zararı kendisinedir. Çünkü süt yapmak için belli miktarda mineral vücuttan alınır. Bu minarellerin vücutta az ya da çok olması, kalan miktarın anneye yetip yetmediği meselesine bakılmadan vücut aynı miktar minerali anneden süt için alır. Yani zarar anneye olur. Ancak sütün kalitesi aylara göre değişir. İlk aylarda gelen süt farklıdır, bir ay sonra, iki ay sonra, altı ay sonra gelen süt farklıdır. İşte bu nedenle mamaların da bir ay, iki ay, üç ay ve sonrası için farklı tipleri yapılmıştır. Mesela prematüre doğum yapmış bir kadının sütü ancak prematüre bebeğe iyi gelir. Onların sütü normal doğum yapmış bir annenin sütünden çok farklıdır. Yoksa annenin yediği içtiği ile hiçbir ilgisi yoktur. Fakir kadının da zengin kadının da sütü aynıdır. Gazın ilacı hareket Annelerin diğer bir korkulu rüyası da gaz yapıcı gıdalar. Annenin yediği şeylerden gaz bebeğe geçer mi? Gaz yapıcı gıdalar annenin bağırsağında gaz yapar. Hiçbir zaman annenin bağırsağında oluşan gaz, kana karışıp, kanla memeye gidip, memeden de çocuğa geçmez. Bu tamamıyla bir uydurmadır ve hurafedir. Peki gaz neden olur? Gaz, çocuğun sütü emerken yuttuğu havadır. Gazın az olması için memenin siyah kısmının olduğu gibi bebeğin ağzına girmesi gerekir. Biz yetişkinler de yemek yerken hava yutarız, ama biz hareket ettiğimiz için gazımızı rahat çıkarırız. Bebekler gazlarını hareket edemedikleri için çıkaramazlar. Gaz çocuğun doğduğu gün değil, yaklaşık 20'inci günde başlar ve dördüncü, beşinci ayına kadar yani dönme hareketleri başladığı zaman da biter. Eğer çocuğu çok kucağa alırsanız, hareket ettirirseniz çocukta gaz olmayacaktır. Ameliyat sonrası hastayı yataktan kaldırıp yürütmelerinin nedeni de işte budur. Hasta vücut hareket kazanınca gazı çıkar. Çünkü kişi kalıp gibi yatarsa gaz olacaktır. Aynı şey çocukta da yaşanır. Gaz hadisesi kalıp gibi yatmaktan oluşur. Eski insanlar bunu salıncak ve beşikle çözümlemişler. Yani çocuğa hereket kazandırmışlar. Çocuğu kucağa alacaksınız, yürüyeceksiniz veya masaj yapacaksınız ki gazı çıksın. Bir de halk arasında sıkça söylenen; 'Emziren kadın ayağını üşütürse sütü de üşür, gaz olur' sözü vardır... Böyle bir şey yoktur. Bunlar tamamen hurafedir. Peki gazı iyi çıkmayan çocuk ne yapar? Gazı çıkmayan çocuk annesine üç tane haberci gönderir. Çok hıçkırık tutar, emerken karnından gurul gurul sesler gelir ve aşağıdan çok gaz çıkarır. Rahatsız olan bebek, ağlayarak annesinden intikamını alır. Gazı önleyen ilaçlar var mı? Midede bağırsakta oluşmuş havayı yok edecek bir ilaç yeryüzünde henüz bulunmamıştır. Bu iş için rezene ve benzeri pek çok otlar kullanılır. Bunların en büyük özelliği potasyum elementinden zengin olmalarıdır. Potasyum da bağırsak hareketlerini artırır. Bağırsak hareketleri artınca da çocuğun gazını alttan çıkarması kolay olur. Ama oraya gelene kadar gaz yine ağrısını ve sancısını çocuğa yapmış olur. Nasıl gaz çıkarılır? Çocuğun gazını çıkarmak için poposunun hemen üzerine belinin altına elle masaj yapmak ve rutin hareketlerle vurmak gerekir. Çocuğun canının acımaması için elin iç kısmının kullanılmaması, ele yay şekli verilerek içeride hava biriktirip yastık görevi yapılması önemlidir. Bebek doydu mu? Doyduğunu nasıl anlarsınız, ağlama açlık işareti mi? Doyan çocuk, su içmesini sevmez, su verdiğiniz zaman iğrenir gibi yapacaktır ve içmeyecektir. İkincisi idrar sayısı günde dörtten fazla olacaktır. Üçüncüsü ise kakasının sarı hardal rengi ve cıvık olmasıdır. Bunlar varsa çocuk iyi besleniyor demektir. Az yiyen çocuk kestane kestane, top top sert kakalar yapacaktır. Lüzumundan fazla yedirilirse de yeşil renkte kaka yapacaktır. Eskilerin dediği gibi yeşil kaka yapan çocuk, ayaklarını üşütmüş anlamına gelmez. İshal harici yeşil kaka yapan çocuk 'çok yemek yiyor' anlamına gelir. Bu durumda ishal sancısı gibi bir hazımsızlık sancısı oluşacak ve bebek ağlayacaktır. Bu durumu çözmek çok daha zordur. Çünkü gaz çıkarmak iyi gelmeyecektir Emzirmenin süresi var mı? Yeni doğan bir bebek genellikle bir memedeki sütün yarısını üç dakikada, diğer yarısını da yorulduğu için beş dakikada içer. Yani sekiz dakikada bir memedeki sütü bitirir. Diğer yarısına da 10 dakika dersek arada bir gaz çıkardıktan sonra ikinci memeye geçersek bu çocuk için yeterli. Fakat zamanla anneler bir öğün bir göğüsten diğer öğün diğer göğüsten meme verebilir. Ama bu herkes için geçerli değildir. Anne ile bebeği arasında farklı zamanlamalar oluşabilir. Kucağa alınan çocuk hep kucak ister mi? Bu da eskilerden gelen bir hurafedir. Bebek kucağa tabii ki alınacaktır. Özellikle de ilk aylarda hem gaz sorunu hem bebeğin duygusal gelişimi açısından bebeğin buna ihtiyacı vardır. Kucağa almanın alışkanlık yaratıcı hikâyesinin kökeni Osmanlılara kadar uzanır. Gelinle kaynana o dönemlerde aynı evi paylaşırdı. Gelin sürekli çocuğu kucağına alıp dolaşınca da işler kaynanaya kalırdı. İşte bu nedenle de, gelin çocuğu kucağına alıp işleri aksatmasın işler de kaynanaya kalmasın diye kaynanalar bu yalanı uydurdu! Bir de 'Çocuk sonra kucağa alışır' sözü eklenip olay süslenince bu yanlış kanı yıllar boyunca sürüp gitti.
* Ek gıdalara nasıl ve ne zaman başlanmalıdır? Ek gıdalara 4. aydan önce başlanmamalıdır, bebek yeterli kilo almaktaysa 6. aya kadar ertelenmelidir. * Ek gıdaları hazırlarken nelere dikkat edilmelidir? Ek gıdalara azar azar ve kaşıkla başlanır. İlk başlanacak gıdalar meyve suyu, meyve püresi, yoğurt, sebze çorbalarıdır. Hazırlanacak besinler temiz ve taze olmalıdır. Kullanılacak kaplar her zaman temiz olmalıdır. Meyve püreleri cam rendede hazırlanmalı, yoğurt günlük olarak evde yapılmalıdır. * Bu dönemde besleyici değeri en yüksek besinler nelerdir? Meyve suları, meyve püreleri, yoğurt, sebze çorbaları besleyici ek gıdalardır. * Ek gıdaların öğünlere göre miktarları ne kadar olmalıdır? Ek gıdalar çocuğun ne avaz-avaz ağlayacağı kadar aç, ne de çok tok olduğu zaman başlanmaz. Makul bir açlık hissettiği sürede 1-2 kaşık olarak başlanır ve 1 hafta içinde tam bir öğün miktarına ulaşılır. * Bebeğin yeterli beslenip beslenmediğini nasıl anlarız? Bebek yemek yedikten sonra huzurluysa, uyuyorsa ve 6. aydan itibaren günde 10-15gram alıyorsa yeterli besleniyor demektir. * Yeni gıda denerken dikkat edilmesi gerekenler nelerdir? Yeni başlanan ek gıda sabah saatlerinde, aç olduğu zaman, 1-2 kaşık başlanır ve 1 haftada tam 1 öğüne ulaşılır. Aynı anda birden fazla ek gıdaya başlanmaz. * Farklı yeni gıdalar verirken aradaki süre ne kadar olmalıdır? Farklı ek gıdalar arası süre en az 10 gün olmalıdır. * Bebek yeni gıdayı almak istemezse? Bu gıdaya 2-3 hafta ara verilir, bu süre sonunda tekrar denenebilir. * Bu dönemde su tüketimi nasıl olmalıdır? Bebeklere ek gıda ile birlikte öğün aralarında kaynatılmış, soğutulmuş su, bebeğin isteğine göre birkaç kaşık verilebilir. Ancak bebeğin aktivitesinin arttığı 8. ayda itibaren su ihtiyacı artar. * Ek gıdalara başlayan bebekler için örnek mönü nasıl olabilir? - Sabah kalktığında anne sütü - Sabah 10:00 civarında meyve suyu / meyve püresi (azar azar başlanacak ve 1 haftada tam bir öğün olacak) - Öğle sıralarında sebze çorbası veya püresi (meyve suyundan en az 10 gün sonra yavaş yavaş başlanacak) - Arada anne sütü - Akşam 17:00 civarında yoğurt (sebze çorbasından en az 10 gün sonra yavaş yavaş başlanacak) - Akşam 20:00 civarında anne sütü - Yatmadan önce anne sütü - Gece uyandığında anne sütü - Bebek o öğünün ek gıdasını azar azar almaya başladığında anne sütüyle o öğün tamamlanmalıdır. * Asla verilmemesi gereken gıdalar nelerdir? Bebeklere hazır meyve suları ve demirin emilimini azaltan çay verilmez. Yine ilk 1 sene içinde bal, inek sütü ve yumurta beyazı verilmez.* Annelerimize önerileriniz nelerdir? Annelerin bebeklerine yemek yedirirken sabırlı olmalarını, bebeği oturur pozisyonda beslemelerini ve bu süreyi aceleye getirmemelerini öneririm.
Sebze çorbası (5. aydan itibaren):2porsiyon
- 1 küçük havuç- 1 orta boy patates- 1 yemek kaşığı pirinç - 1 yemek kaşığı sıvı yağBir tencereye sebzeler küçük olarak doğranır. 1 yemek kaşığı pirinç veya mısır unu, 1 yemek kaşığı sıvı yağ konularak pişirilir. Tel süzgeçten geçirilir ve çocuğa verilir. Kıyma ilavesi 7.aydan itibaren yapılabilir.
mystical
16.04.2007, 16:34
Hollandalı ve İskoç bilim adamlarının yaptığı araştırma çerçevesinde, yaklaşık 2 bin hamile kadının beslenme biçimleri izlendi ve 12 bebeğin akciğer işlevleri kontrol edildi. Utrecht Üniversitesi'nden S. M. Willers'ın yazarlığını yaptığı araştırmada, 5 yaşlarına geldiklerinde 145 çocuğun astıma yakalandığı görüldü. Thorax dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, annelerin gebelikleri sırasında tükettikleri yiyeceklerden çocukların astıma yakalanmasında koruyucu etkiye sahip tek gıdanın elma olduğu tespit edildi. Anneleri haftada 4'den fazla elma yiyen çocukların astıma yakalanma riskinin, haftada hiç ya da bir elma yiyen annelerin çocuklarından yüzde daha az olduğu gözlendi. Araştırma ayrıca, hamilelik sırasında balık yemenin, çocuklarda egzamaya yakalanma olasılığını azalttığını gösterdi. Haftada bir kez ya da daha fazla balık tüketen gebelerin gebelerin çocuklarında, diğerleriyle kıyaslandığında egzama riskinin yüzde 43 daha az olduğu belirtildi.
kaynak: Milliyet
Çocuk Beslemenin İncelikleri...
Ebeveynlerin Rolü; Siz nasıl beslemek isterseniz isteyin, neyi ne kadar yiyeceğine genellikle çocuklar karar verir!Burada ebeveyn ve bakıcılara 5 önemli rol düşmektedir.1. Yaratıcı olun ! Çeşitli sağlıklı ve lezzetli gıdalar sunun.2. Düzenli olun ! Öğün ve ara öğünleri düzenli programlayın.3. Yemek zamanlarının eğlenceli olmasını sağlayın !4. Sofra adabını öğretin !5. Örnek olun !Mutlu bir başlangıç yaşam boyu sağlıklı yeme alışkanlığı gelişimine yardımcı olur.Burada çocuklarınızın sağlıklı beslenmesine yardımcı olacak ipuçları verilmiştir.Sofra Savaş ve Pazarlık Alanı Değildir“Tabağını bitir!”“Yemek bitmeden tatlı yok!”“Tabağını bitirirsen şeker vereceğim!”Bu cümleler muhtemelen size pek yabancı değil. Oysa öğünler bir ceza veya ödül unsuru olmamalıdır. Bu pazarlıklar uzun dönemde çözüm yerine yeni sorunlar yaratacaktır.Sık rastlanan 5 çocukluk çağı beslenme sorunu ve çözüm önerileri:1 - Her öğünde aynı besini istemesiHer öğünde istediği besinle birlikte yeni bir besin sunun, birkaç gün sonra çocuğunuz diğer besini de deneyecektir. Genellikle bu sorun kısa zamanda çözülür.2 - Sunulan öğünü reddetmesiHer öğünde ekmek, sandviç, meya gibi çocukların sevdiği besinleri sofrada bulundurun. Teşvik edici olun ancak çocuğunuz sunulanı yemezse se aç kalacağından korkmayın.3 - Yemek sırasında TV seyretmek istemesiTelevizyonu kapatın. TV aile sohbetini engeller ve çocuğunuzun beslenmesini etkiler. Yemek, ailenin bir araya geldiği özel bir zaman, TV saati ise eğleneceği zamandır.4 - Sunulan yemeğin beğenmemesiÇocuğunuzun sadece kendi istediğini tüketmesine izin vermeyin, masadaki diğer besinleri yemesini isteyin, eğer uyumlu davranmazsa odasına gitmesini veya masadan kalkmasını isteyin ve bir sonraki öğüne kadar herhangi bir şey yemesine izin vermeyin.5 - Yeni sunulan besinleri reddetmesiYeni besinler sunmaya devam edin ancak zorlamayın, yeni tatlar denemeye hazır olması zaman alabilir.Yemek Zamanı Sadece Beslenme Zamanı DeğildirÇocuklar etraflarında gördüklerini taklit ederler. Knedilerinde sağlıklı beslenme alışkanlığı olmayan ebeveynlerin çocuklarında bu özellikleri geliştirmeleri mümkün değildir. Düzenli saatlerde sağlıklı ve lezzetli besinleri tüketerek çocuğunuza örnek olun.Eve giren besinlerden ebeveyn sorunludur. Çocuğunuzun etrafında çeşitli sağlıklı besinlerin olmasına özen gösterin, bu çocuklarınızın yaşam boyu sağlıklı besinleri seçmesine yardımcı olur.Yemek zamanı ailenin biraraya geldiği zamandır ve çocuğunuz iyi bir beslenme alışkanlığı geliştirirken mutlu bir sosyal hayat için de uygun davranış tarzlarını öğrenecektir.ÜÇ, İKİ, BİR...Hadi Yemeğe !Çocuğunuzu yemek zamanına hazırlayın. Yemekten 5 dakika önce uyarın, hazırlanmalarına, ellerini yıkamalarına zaman tanıyın. Huzursuz, heyecanlı veya yorgun bir çocuğun yemek için hazır olması zaman alabilir.
Çocuğunuzun yemesini istediğiniz çeşitli besinleri satın alırken maceracı ve zeki olun.
Esnek olun, eğer çocuğunuz yemekten kaçmaya çalışırsa üzülmeyin.
Sağduyulu ve mantıklı olun, çeşitli sağlıklı besinleri tüketen, sağlıklı beslenen iyi bir örnek olun.
Sizin önerdiğiniz sağlıklı besinler içinden çocuğunuzun seçim yapmasına izin verin.Çocuğunuzda Problem Olarak Değerlendirdiğiniz Davranış Şekilleri Bazen Kabul Edilebilir
Çocuklar sofrayı kendi bağımsızlıklarını gösterdikleri bir sahne olarak görürler. Bazı öğünleri atlama, yemek seçme, yeni menüler denemekten kaçınma gibi durumlar genellikle çocuğunuzun normal gelişim sürecinin bir parçasıdır. Çocuğunuza sağlıklı besinlerden oluşan zengin bir seçme şansı tanıyın. Zaman içinde çocuğunuz sağlıklı gelişmesi için gerekli olan besinleri yeterli miktarda tüketecektir. Çeşitli sağlıklı besinlerin bulunduğu bir ortam, gergin olmayan mutlu bir yuva, sağlıklı beslenme ve davranış tarzının gelişmesi için gereklidir.Faaliyet İştah AçarYemek öncesi sizin de katlandığınız çeşitli faaliyetler (yürüyüş yapmak, top oynamak, bisiklete binmek, vb.) tüm aile için hem sağlıklı hem de eğlenceli bir ortam sağlar.
VİTAMİN TABLOSU
Yararları
Yetersizlik Belirtileri
Yüksek Alım Belirtileri
Kaynaklar
Yağda Eriyen Vitaminler
A Vitamini
- Cildin, saçların, tırnakların, diş etlerinin, dişlerin ve kemiklerin sağlıklı kalmalarını sağlar.- Enfeksiyona karşı direnci artırır; Gece görmemizi kolaylaştırır ve göz yorgunluğunu azaltabilir.- Bazı kanser türlerine karşı koruyucu etkisi olabilir.
Gece körlüğü, gözde kuruma, deri kuruluğu, hastalıklara karşı dayanıklılığın azalması.Çocuklarda dişlerin biçimsiz ve sağlıksız gelişmesine; gelişmenin yavaşlamasına neden olabilir.Yüksek Risk Grubu : Alkolikler, sigara içenler, gençler, hazımsızlık veya karaciğer rahatsızlıkları olan kişiler.
Baş ağrısı, yorgunluk, düzensiz adet görme, ishal, eklem ve kemik ağrıları, kuru-çatlak deri, iştahsızlık, saç kaybı, kaşıntı. (Hamilelik döneminde çok fazla alınması bebek için sakıncalıdır).
Ciğer, havuç (pişmemiş), ıspanak (pişmiş), kuru kayısı, brokoli, şeftali, kıvırcık salata, yumurta, yağsız süt, portakal
Beta Karoten
Antioksidan
D Vitamini
Kalsiyumun sindirilmesi için gereklidir, kulakların içindeki küçük kemikler dahil olmak üzere tüm kemikler ve dişler için elzemdir.
Çocuklarda raşitizm; Osteomalasia (kemik yumuşaması); Osteoporoz; yaşlılıkta duyma zorlukları.
Kalsiyum birikmesi (Özellikle kalp ve karaciğerde), kırılgan hassas kemikler, yüksek tansiyon, yüksek kolesterol, ishal, uykusuzluk, iştahsızlık, baş ağrıları.
Sardalya, somon (taze), karides, süt (D vitamini eklenmiş), yumurta sarısı.
E Vitamini
Kırmızı kan hücreleri, kaslar ve diğer dokular için gereklidir. Antioksidan özelliği sayesinde hücrelerin ve dokuların korunması, hava kirliliğinden dolayı akciğerde ve ağızda oluşan olumsuz etkinin azaltılması, henüz kanıtlanmamış olmasına rağmen yüksek olasılıkla kanseri ve erken yaşlılığı önlemedeki faydaları sıralanabilir.
İnsanlarda henüz kesin olarak bilinmiyor.
İnsanlarda henüz kesin bilinmiyor. Ancak, yağda eriyen vitamin olduğu için aşırı dozlarda alınmamalı.
Ayçiçek yağı (genel olarak bitkisel yağlarda bol bulunur), ıspanak, brokoli, kırmızı et.
Suda Eriyen Vitaminler
Tiamin (B1 Vitamini)
- Tüm hücrelerde, sinir ve sindirim sisteminde- Yiyeceklerin enerjiye dönüştürülmesinde gereklidir..- İştah artırmada yardımcı olabilir.
- Sinir ve sindirim sistemi bozuklukları- İştah azalması– Yorgunluk- Kilo kaybı- Mide bulantısı- Adale ağrıları- Aşırı eksikliğinde beriberi hastalığı.
Herhangi bir B grubu vitamininin gereğinden fazla alınması, diğer B vitaminlerinin alımını olumsuz etkileyebilir.
Buğday tohumu, ciğer, yer fıstığı, bezelye, kuru üzüm, portakal, kuru fasulye, nohut (pişmiş), karnabahar, yağsız süt.
Riboflavin (B2 Vitamini)
- Yiyeceklerin enerjiye dönüştürülmesinde gereklidir.
- Deride kuruluk ve çatlaklık (ağız ve burun kenarları)– Görmede sorunlar- Işığa karşı duyarlılık- yeme ve yutmada zorluk.
B1 ve B6'nın emilmesini engelleyebilir.
Ciğer, yağsız süt, yağsız yoğurt, tavuk, brokoli, ıspanak.
Niasin
- Yiyecekleri enerjiye dönüştüren enzimler için gereklidir- İştahı artırır, hazmı kolaylaştırır- Sinir sisteminin düzenli çalışmasını destekler- Çok yüksek dozda alınması kolesterolün düşmesine yardımcı olabilir (ancak yan etkileri de olabilir).
- İshal- Ağızda yaralar- Aşırı eksikliğinde Pellegra..
- Ülser– Karaciğer fonksiyonlarını bozabilir– Yüksek kan şekeri ve ürik asit- kalp atışlarını bozabilir.
Tavuk, somon, yer fıstığı, bezelye, patates.
B6 Vitamini
- Yiyecekleri vücudun kullanacağı moleküler şekle dönüştürmede gereklidir..
- Depresyon- Ağız kenarlarında yaralar- Kaşıntılı deri odakları.
Muz, avokado, köfte, tavuk, balık, patates, ıspanak, bezelye, ceviz.
B12 Vitamini
Kırmızı kan hücrelerinin oluşumuna yardımcı olur.
Kan ve sinir sisteminde hasar (yüksek risk grubu vejetaryenler - özellikle süt, yoğurt, peynir veya yumurta yemeyenler - ve yalılardır).
Ender olarak bebeklerde görülür.
Ciğer, kırmızı et, ton balığı, yoğurt, yağsız süt, yumurta, tavuk.
Folik Asit
Kırmızı kan hücrelerinin oluşumuna yardımcı olur.
- Anemi- hücre bölünmesinde sorunlar- Diş etlerinde kanama (yüksek risk grubu alkolikler ve hamile kadınlardır).
Aşırı doz çinko emilimini engelleyebilir.
Ciğer, ıspanak (pişmemiş), ıspanak (pişmiş), portakal suyu, greyfurt suyu, kıvırcık salata, göbek salata, brokoli (pişmiş), muz, kepek ekmeği.
Biotin
- Glikoz metabolizmasında- Bazı yağ asitlerinin oluşumunda.
- Deride dökülme- Kas ağrısı– Yorgunluk– İştahsızlık (bu belirtiler çok ender görülür).
Gereğinden fazla alınması, diğer B vitaminlerinin alımını olumsuz etkileyebilir.
Ciğer, yulaf (pişmiş), soya fasulyesi, yumurta, süt, tavuk, mantar, muz.
C Vitamini
- Kan damarlarının kuvvetli olmasında- Kolajen sentezinde görev alır- Steroid hormonlarının sentezinde (yara ve iltihaplanmaya karşı etkilidir)- Enfeksiyonlardan ve soğuk algınlıklarından korur- Diş etlerinin sağlıklı kalmasında- Demirin vücutta daha elverişli kullanılmasında etkilidir.
- Diş etlerinin kanaması– Yorgunluk- İştah azalması- Yaraların iyileşmesinde gecikme- Deride kuruluk ve çatlaklık– Eklemlerde şişmeler.
- Oksalat ve ürat taşlarının oluşumu- İshal.
Portakal suyu, yeşil biber, portakal, çilek, brokoli, greyfurt, domates, lahana, bezelye.
Yoğurt Çorbası:
2 su bardağı suyu kaynatın. Su kaynayınca içine 1 çorba kaşığı bulgur ya da pirinç atın. Bu arada ayrı bir kapta 2 çorba kaşığı yoğurt, 1 yumurta (eğer bebeğiniz 6 aydan küçükse yumurtasız hazırlayabilirsiniz) ve bir dolu tatlı kaşığı unu karıştırın. Bulgur piştikten sonra karışımın üzerine yavaş yavaş kaynar sudan ilave edin.Bu arada kesilmeyi önlemek için sürekli karıştırın. Sulandırdığınız karışımı tencereye boşaltıp kaynayana kadar karıştırın. Kaynadıktan hemen sonra ateşten alın. Üzerine kuru nane ve 2 tatlı kaşığı sızma zeytinyağı ilave edin. Yaklaşık olarak 2 ya da 3 bebek porsiyonudur.
Sebze Püresi:
1 havuç, 1 orta boy patates, bir miktar kabak, bir çorba kaşığı bulgur düdüklü tencereye konur. Yarım bardak su ilave edilir. Yaklaşık 10 dakika pişirilir. Sebzelerin vitamin değerlerinin kaybolmaması için düdüklü tencerede pişirin. Pişen sebzeleri tel süzgeçten geçirin. Bebeğiniz katı gıdaya yeni başlıyor olsa bile belenderdan geçirmeyin. Bu şekilde bebeğiniz taneli gıdaya daha çabuk alışır.
Sebze püresini plastik bardaklara porsiyonlar halinde doldurup derin dondurucuda 6 hafta saklayabilirsiniz. Bebeğinize yedirmeden önce 1 tatlı kaşığı sızma zeytinyağı ilave ediniz. Tuz eklemeyin. Sebze püresini mevsim sebzelerinden hazırlayabilirsiniz. Kabak yerine taze fasulye, brokoli, domates gibi sebzeler koyabilirsiniz.
Yoğurtlu Sebze Çorbası:
Bebekler genelde yoğurt tadını çok severler. Onlara sebzeyi bu şekilde yedirebilirsiniz. 1 küçük boy patates, yarım kabak, 2-3 sap maydanoz veya ıspanak, 1 tatlı kaşığı pirinç düdüklü tencerede çok az su ile pişirilir. Ayrı bir yerde 1 kepçe yoğurt, 1 tatlı kaşığı un, yarım yumurta ( 6 aydan küçük bebek için yumurta ilave etmeyiniz) karıştırılır. Karışıma kaynar sebze suyu ilave edilerek karıştırılır. Sulandırılmış karışım diğer sebzelere eklenerek kaynatılır. Çorba koyulaşınca ateşten alınır. Üzerine istenirse kuru nane eklenir. 1 tatlı kaşığı sızma zeytinyağı ile servis edilir.
Pirinçli Mercimek Çorbası:
Bebeğiniz mercimek çorbasını sevmiyorsa bu çorbayla ona kurubaklagil yedirmiş olursunuz. Küçük bir tencereye 2.5 bardak su , 1 çorba kaşığı kırmızı veya sarı mercimek, 1 çorba kaşığı pirinç, 1 tatlı kaşığı yağ ilave ederek pişirin. Pişen çorbaya 1 çay kaşığı tuzot ilave edin.
mystical2007-07-30 18:16:49
butterfly
07.07.2007, 04:19
Bebek Beslenmesinde İnek Sütü 4. aydan itibaren bebeğinizin beslenmesine süt ve katı gıdalardan oluşan karma beslenme programı ile devam ederken, çok önemli olan ancak ülkemizde birçok kişinin hâlâ bilmediği bir hususa dikkatinizi çekmek istiyoruz. Bebeğin ilk bir yılda; hatta ilk 24 ayda kesinlikle almaması gereken inek sütü (pastörize süt veya UHT sütler) hakkında kısaca bilgi vermek istiyoruz. İnek Sütünün Sakıncaları İnek sütünün yüksek protein ve mineral içeriği, bebeğin henüz olgunlaşmamış böbreklerine aşırı yük bindirir. İnek sütü kullanımı, barsak içi kanamalara yol açacaktır. Bu da bebeğin kansız kalmasına (anemi) neden olur. İnek sütündeki demir, anne sütündekinden farklıdır. Bu iyi emilen bir demir değildir. Bunun sonucunda, demir eksikliği anemisi (kansızlık) ve gelişme geriliği olur. İnek sütündeki iyot ve çinko miktarları çok az olduğu için, bebeğin zihinsel gelişmesi olumsuz etkilenir. İnek sütünde D vitamini çok azdır. Bu da raşitizm (kemiklerin düzgün gelişememesi) denilen hastalığa neden olur. İnek sütü, bebeğin vitamin ihtiyacını karşılayamaz. Bu da büyümede yavaşlamaya neden olur. Esansiyel yağ asitleri açısından çok fakir olduğu için beyin ve göz gelişimi geri kalır. İnek sütü alan bebekler, daha fazla mineral almalarından dolayı, "susuz kalma" diye tabir edilen dehidratasyona yatkın olmaktadır. En önemli sakıncalardan biri de, inek sütü ile beslenen bebeklerde allerji riskinin çok daha fazla olmasıdır.
butterfly
08.07.2007, 13:57
Süt İçmek İstemiyor Sütü bazıları soğuk, bazıları sıcak ya da ılık sever. Çocuğunuzun nasıl sevdiğini deneyerek bulun. Bardağına renkli kamışlar koyun onlarla içmeyi sevebilir. Sütlaç, muhallebi gibi tatlılar yapın. İçine meyve ezip koyabilirsiniz. Peynir ve yoğurt da süt yerine geçer. Yemeklerin üzerine yoğurt ya da peynir ekleyebilirsiniz.
Et Yemek İstemiyor Köfte sert geliyor olabilir, dolmalara kıyma eklemeyi deneyin. Kırmızı et sevmiyorsa tavuk ya da balık da olabilir. Makarna seviyorsa üstüne kıymalı sos yapın. Kıymalı börek ya da poğaça sevebilir. Mercimek, nohut, kuru fasulyede de et gibi protein ve mineraller vardır. Seviyorsa bunlardan yemek yapın. Yumurta sarısının da besin değeri aynıdır, doğrudan ya da terbiye ve kek içinde yumurta verilebilir. Fındık, ceviz gibi kuru yemişlerde de etlerdekine benzer maddeler vardır. İki yaşından büyükse kuruyemiş olarak verin, küçükse fındıklı, cevizli kek yapın. Sütlü tatlılara dövülmüş ceviz koyun.
Sebze Yemek İstemiyor Meyveler de türüne göre sebze yerine geçebilir, istediği meyveleri ya da meyve sularını verin. Salatalık, havuç gibi sebzeleri çiğ olarak çubuk biçiminde hazırlayın, hoşuna gidebilir. Sunuş şekilleri ilgisini çekebilir. Evde siz de sebze yemekleri yiyin zamanla görerek alışır. Sevdiği yemeklere (çorbalara, köfteye, soslara) rendelenmiş olarak sebze ekleyin fark etmeden yer.
Hep Şekerli Şeyler Yemek İstiyor Evde fazla şekerli besin bulundurmayın, kolayca bulup yiyemesin. Meyve bulundurun, canı tatlı isteyince meyve yesin. Çikolata ve şekeri ödül olarak kullanmayın. Kurabiye ve kekleri meyveli yapın daha az şeker kullanmış olursunuz.
Toplumumuzda aileler, çocuklarının yemeklerini yemesi üzerinde önemle durmaktadırlar. İştahlı, yemeklerini bol bol yiyen, özellikle tombul görünümlü çocuklar anneleri veya bakan her kimse onun gurur kaynağıdır. Hekimlere çocuklarının iştahsızlığından yakınan annelerin büyük çoğunluğunun çocuğu boyuna ve yaşına olması gereken kiloya sahip olmasının ötesinde fazla kiloya sahip, şişman çocuklardır. Burada sorun çocuğun yemeklerini yememesi değil, yediği yemeği yemesi bakan kişiye çok sıkıntılı anlar yaşatmaktadır. Burada bu konuda bazı bilimsel önerilerde bulunulacaktır.
Bilmelisiniz ki siz nasıl beslemek isterseniz isteyin, neyi ne kadar yiyeceğine genellikle çocuklar karar verir. Zorlamalar ancak bir noktaya kadar ve geçici olacaktır. Burada ailelere önemli rol düşmektedir. Önerilerimiz ;
1. Yaratıcı olun ! Çeşitli sağlıklı ve lezzetli gıdalar sunun.
2. Düzenli olun ! Öğün ve ara öğünleri düzenli programlayın.
3. Yemek zamanlarının eğlenceli olmasını sağlayın !
4. Sofra adabını öğretin !
5. Örnek olun !
Mutlu bir başlangıç yaşam boyu sağlıklı yeme alışkanlığı gelişimine yardımcı olur.
Burada çocuklarınızın sağlıklı beslenmesine yardımcı olacak ipuçları verilmiştir.
SOFRA SAVAŞ VEYA PAZARLIK ALANI DEĞİLDİR
“Tabağını bitir!”
“Yemek bitmeden tatlı yok!”
“Tabağını bitirirsen şeker vereceğim!”
“Yemeğini yersen seni ..... götüreceğim”
Bu cümleler muhtemelen size pek yabancı değil. Oysa öğünler bir ceza veya ödül unsuru olmamalıdır. Bu pazarlıklar uzun dönemde çözüm yerine yeni sorunlar yaratacaktır.
Sık rastlanan 5 çocukluk çağı beslenme sorunu ve çözüm önerileri:
Her öğünde aynı besini istemesi : Her öğünde istediği besinle birlikte yeni bir besin sunun, birkaç gün sonra çocuğunuz diğer besini de deneyecektir. Genellikle bu sorun kısa zamanda çözülür.
Sunulan öğünü reddetmesi : Her öğünde ekmek, sandviç, meya gibi çocukların sevdiği besinleri sofrada bulundurun. Teşvik edici olun ancak çocuğunuz sunulanı yemezse se aç kalacağından korkmayın.
Yemek sırasında TV seyretmek istemesi: Televizyonu kapatın. TV aile sohbetini engeller ve çocuğunuzun beslenmesini etkiler. Yemek, ailenin bir araya geldiği özel bir zaman, TV saati ise eğleneceği zamandır.
Sunulan yemeğin beğenmemesi : Çocuğunuzun sadece kendi istediğini tüketmesine izin vermeyin, masadaki diğer besinleri yemesini isteyin, eğer uyumlu davranmazsa odasına gitmesini veya masadan kalkmasını isteyin ve bir sonraki öğüne kadar herhangi bir şey yemesine izin vermeyin.
Yeni sunulan besinleri reddetmesi : Yeni besinler sunmaya devam edin ancak zorlamayın, yeni tatlar denemeye hazır olması zaman alabilir.
YEMEK ZAMANI SADECE BESLENME ZAMANI DEĞİLDİR
Çocuklar etraflarında gördüklerini taklit ederler. Kendilerinde sağlıklı beslenme alışkanlığı olmayan ebeveynlerin çocuklarında bu özellikleri geliştirmeleri mümkün değildir. Düzenli saatlerde sağlıklı ve lezzetli besinleri tüketerek çocuğunuza örnek olun.
Eve giren besinlerden ebeveyn sorunludur. Çocuğunuzun etrafında çeşitli sağlıklı besinlerin olmasına özen gösterin, bu çocuklarınızın yaşam boyu sağlıklı besinleri seçmesine yardımcı olur.
Yemek zamanı ailenin biraraya geldiği zamandır ve çocuğunuz iyi bir beslenme alışkanlığı geliştirirken mutlu bir sosyal hayat için de uygun davranış tarzlarını öğrenecektir.
ÜÇ, İKİ, BİR...HADİ YEMEĞE!
Çocuğunuzu yemek zamanına hazırlayın. Yemekten 5 dakika önce uyarın, hazırlanmalarına, ellerini yıkamalarına zaman tanıyın. Huzursuz, heyecanlı veya yorgun bir çocuğun yemek için hazır olması zaman alabilir.
Çocuğunuzun yemesini istediğiniz çeşitli besinleri satın alırken maceracı ve zeki olun.
Esnek olun, eğer çocuğunuz yemekten kaçmaya çalışırsa üzülmeyin.
Sağduyulu ve mantıklı olun, çeşitli sağlıklı besinleri tüketen, sağlıklı beslenen iyi bir örnek olun.
Sizin önerdiğiniz sağlıklı besinler içinden çecuğunuzun seçim yapmasına izin verin.
ÇOCUĞUNUZDA PROBLEM OLARAK DEĞERLENDİRDİĞİNİZ DAVRANIŞ ŞEKİLLERİ BAZEN KABUL EDİLEBİLİR.
Çocuklar sofrayı kendi bağımsızlıklarını gösterdikleri bir sahne olarak görürler. Bazı öğünleri atlama, yemek seçme, yeni menüler denemekten kaçınma gibi durumlar genellikle çocuğunuzun normal gelişim sürecinin bir parçasıdır. Çocuğunuza sağlıklı besinlerden oluşan zengin bir seçme şansı tanıyın. Zaman içinde çocuğunuz sağlıklı gelişmesi için gerekli olan besinleri yeterli miktarda tüketecektir. Çeşitli sağlıklı besinlerin bulunduğu bir ortam, gergin olmayan mutlu bir yuva, sağlıklı beslenme ve davranış tarzının gelişmesi için gereklidir.
FAALİYET İŞTAHI AÇAR
Yemek öncesi sizin de katlandığınız çeşitli faaliyetler (yürüyüş yapmak, top oynamak, bisiklete binmek, vb.) tüm aile için hem sağlıklı hem de eğlenceli bir ortam sağlar.
butterfly
11.07.2007, 11:58
Pütürlü gıdalara başlandığında genellikle bebekler şu bilinen kuralı izler; yediklerini kusar. Pütürlü gıdalara yeni başlayan bebeğiniz doğal olarak yeni tatlara, niteliklere ve katı beslenmenin metoduna değişken bir tavır sergiler. Bir hafta isterler, diğer bir hafta istemezler. Böyle bir durumda size aşağıdaki önerileri sunuyoruz
Kaşık olarak parmak ucunuzu kullanınBebekler kaşığa nazaran parmakları daha hoş karşılarlar. Bir parça pirinci ya da muz püresini parmaklarınıza koyun ve bunu oradan emmesine izin verin. Bu şekilde rahat yemeyi öğrendikten sonra, bir miktar yiyeceği dilinin ucuna yerleştirin böylece zamanla dilinin ucundaki yiyeceği geriye doğru boğazına atarak yutmayı öğrenebilir. Bazen dilinin tam ortasına yiyeceği yerleştirmek bu prosedürü öğrenmesini teşvik etmeye yardımcı olur.
Plastik kaşık deneyinMetal kaşıklar soğuk hissi verir ve bebeğinizin öğünlerinde başka bir şeyin dikkatini çekmesini istemiyorsanız bu soğuk metal kaşıkları kullanmayın.
Yemesi için zorlamayınBebeğinizi beslemenizdeki amaç, ona yeni tatlar, nitelikli gıdalar ve yeme metotlarını tanıtmaktır. Bu süreçte, bebeğiniz sık sık iki ileri bir geri şeklinde gelişme gösterecektir. Zaman zaman bebeğinizin katı yiyecekleri reddetmesi beklenen bir şeydir. Bu olduğu zaman, bırakın ve başka bir gün deneyin. Bebeğiniz hazır olduğunda yiyecektir.
butterfly
11.07.2007, 12:03
DSÖ (Dünya Sağlık Örgütü) ve UNICEF bebeklerin yaşamının ilk 4 ayında, hatta mümkünse 6 ayında , su dahi almaksızın anne sütü ile beslenmesini önermektedir. Bebeğin tüm biyolojik gereksinimleri için en iyi ve eksiksiz besin ANNE SÜTÜDÜR. Bebeğin sağlıklı gelişmesini, büyümesini ve hastalıklardan korunmasını sağlar.
Hastanede, bebekler genellikle 4 saatte bir emzirilir. Hastaneden çıktıktan sonra bebeğinizi ilk 1 ay süresince her ağladığında emzirmelisiniz. İlk haftalarda bebeğinizi iki-üç saatte bir, hatta geceleri bile emzirmeniz gerekebilir.Genellikle doğduktan 4-6 hafta sonra bebekler 3-4 saatte bir emzirilir. Daha sonraları ise günde 5 kez emzirme yeterli olacaktır.
Anne sütü yeterli değilse veya yoksa bebeği doktorunun önereceği ve anne sütüne yakın özellikler taşıyan bir formül mama ile beslemek gereklidir. Bu mamaların kutularının üzerinde bebeğin kilo ve yaşına göre verilmesi gereken ölçek sayısı, su miktarı ve öğün sayısı ayrıntılı olarak gösterilmiştir. Fakat yine de doktorunuzun önerilerini daima göz önünde bulundurmalısınız. Ayni ayda olsalar da bebekler arasında gereksinim farklılıkları olabilir. Sulandırma yüzdesini değiştirmeden toplam miktarları kendiniz de ayarlayabilirsiniz.
4-6 ay arası, bebeklerin ek besinlere alıştırıldığı süredir. 4. aydan sonra ek besinlere yoğurt, meyve ve sebze pürelerini sırayla azar azar vererek başlayın.Küçük porsiyonlar halinde hazırlanan yarı katı yiyecekleri başlangıçta 2-3 çay kaşığı vererek bebeği yeni besinlere alıştırın.
YOĞURT
Yoğurt evde hazırlanmalı, ekşi olmamalıdır. Süzme yoğurt değil, taze yoğurt önerilmektedir. Azar azar başlanır ve zamanla günde bir öğüne çıkarılır ( Yaklaşık bir su bardağı)
SEBZE PÜRESİ
Sebze püresi patates, havuç, pirinç veya irmik ile hazırlanabilir. Mevsim sebzesi olarak kabak, bezelye, yeşil biber ve maydanoz kullanılabilir. Seçilecek olan sebzeler taze ve olgun olmalı, çürük olmamalıdır. Sebze püresine patatesle başlanması önerilir. Daha sonra havuç ve mevsim sebzeleri her gün yeni bir çeşit ilave edilerek zenginleştirilir. Burada amaç allerji yapabilecek sebzenin tespit edilmesini kolaylaştırmak ve onu menüden çıkartıp daha sonra tekrar denemektir. Lahana, patlıcan, pırasa, kereviz, karnıbahar, domates, pancar ve ıspanak 4-6 ay arasında verilmemelidir. Altı aydan sonra verilmesi uygun olacaktır.
Hazırlanışı: Patates özenle yıkanarak kabuğu soyulmadan az miktarda suda haşlanır. Suyu süzülür ve bu suya 1-2 çay kaşığı irmik ilave edilerek irmikler pişene dek kaynatılır. İlk gün bu şekilde verilir. Daha sonraki günlerde her gün ayrı bir sebze ilavesi ile zenginleştirilerek hazırlanır. İrmiğe pirinç ve şehriye de eklenebilir. 2-3 hafta içinde haşladığınız sebzelerin sadece suyunu değil, süzgeçten geçirerek püre halinde de verebilirsiniz.
MEYVELER
Mevsimine göre elma, muz ve şeftali tercih edilen başlıca meyvelerdir. Meyve pürelerini azar azar vererek başlayın. Vitaminlerin kaybolmaması için mikser yerine cam rende kullanılmalıdır. Portakal, mandalina, limon bazı çocuklarda gaz, karın ağrısı ve allerjilere yol açabilmektedir. Bu nedenle bir çok meyveyi 6 aydan sonra vermek yararlı olur.
6-9 ay arası
Sabah 08.00:Anne sütü veya 1 bardak devam formülü + 1-2 bisküvi + 1 yumurta sarısı ve/veya bir kibrit kutusu kadar beyaz peynir (30 gr)
Yumurta çok iyi kaynatılarak sarısından nohut büyüklüğünde bir miktar ile başlanır. 8-10 gün içinde bir yumurta sarısına erişilir.Haftada 2-3 yumurta sarısından fazlası verilmemelidir. Yumurta akı 12. aya kadar önerilmez.
Saat 10.00: Meyve püresi + 1-2 bebe bisküvisi
Saat 13.00: Sebze çorbası veya püresi, 8. aydan itibaren de evdeki dolma ve etli sebze yemekleri, şehriye çorbaları, ezilmiş makarna (haşlama suyu dökülmeden) ve pilav verilebilir. Bu yemeklerin sularında ezilmiş ekmek içi de eklenebilir. 8-9. aylarda et türü olarak haşlanmış beyaz etli balık, tavuk ve hindi eti tercih edilmelidir. Kırmızı et, beyaz ete alıştıktan sonra başlanmalıdır
Sebze çorba veya püresine birkaç kez çekilmiş kıymayı bir öğünde bir çorba kaşığı kadar olacak şekilde ilave edebilirsiniz.Diğer öğünlerde baharatsız ızgara köfte veya didiklenmiş beyaz tavuk eti küçük parçalar halinde sebze pürelerine eklenebilir.Kuru fasulye, nohut, mercimek gibi bakliyatları da 6. aydan sonra sebze püreleri yoğurt yada değişik çorbalara ilave edip verebilirsiniz.Bunlar çok iyi pişirilir, gaz yapmaması için tel süzgeçten geçirilerek kabuklarından arındırılır ve haşlama suyu ile birlikte ilave edilir yada yalnız olarak yedirilir.
Saat 16.00:Anne sütü yada 150 ml devam formülü yada yoğurt.
Saat 20.00: 150 ml devam formülü yada anne sütü veya muhallebi.Muhallebi günde 1 öğünden fazla verilmemelidir. Anne sütü gerekiyorsa gece de verilmelidir.
SÜTLÜ MUHALLEBİ
1 çorba kaşığı kadar pirinç unu kısık ateşteki tavaya konulur. Rengi pembeleşene dek kavrulan pirinç ununa, bir su bardağı (150-200 ml kadar) yarı yarıya sulandırılmış süt eklenir. Bu karışım kaynama noktasına geldikten sonra en az 10 dakika çok kısık ateşte karıştırılarak pişirilir. Pişme işlemi tamamlanınca bir tatlı kaşığı şeker konularak karıştırılır. İlk zamanlarda oldukça sıvı halde hazırlanan mama, zamanla kaşıkla yenebilecek kıvamda da verilebilir.
9-11 ay arası
Sabah 08.00:Anne sütü veya 1 bardak devam formülü + 1 çay kaşığı bal+ 1 yumurta sarısı + ince bir dilim ekmek+ 1 çay kaşığı tereyağı
Tereyağı günde 1 tatlı kaşığını geçmemelidir
Saat 12.00: Sebze püresi + püreye karıştırılmış 2 tatlı kaşığı haşlanmış karaciğer rendesi (Karaciğer haftada 1-2 den fazla verilmemelidir) veya tavuk veya 1 köfte.
Sebze püresi yerine normal ev yemekleri ezilerek verilebilir. Sabah ekmek almadıysa bu öğünde verilebilir.
Ek protein ile demir sağlayan taze dana, kuzu eti ve ciğerden her öğünde yalnız bir çeşit verilir. Ciğer olarak kuzu, dana ve tavuk ciğeri verilebilir. Tavuk ciğerini çorba halinde suda pişmiş olarak da verebilirsiniz. Ayrıca beyin vermenin besin değeri olarak anlamlı bir faydası yoktur
Saat 16.00: 150-200 gram muhallebi + meyve püresi
Saat 20.00: Yoğurt ( 1-2 çorba kaşığı makarna ile karıştırılabilir) + 2-3 çorba kaşığı sebze püresi.
12 Aylık
Sabah : 150 ml devam formülü + 30 gram beyaz peynir ya da 1 tam yumurta +1-2 bisküvi yada ince bir dilim ekmek+ 1 çay kaşığı reçel, bal yada pekmez
Öğle: Sebze püresi veya evdeki etli sebze yemeği, yoksa 1 köfte + makarna ve meyve püresi
İkindi: 150 ml devam formülü yada yoğurt yada sütlaçtan biri + 2 bisküvi
Akşam: 2-3 çorba kaşığı sebze püresi yada evdeki çorba ve sebze yemekleri+ ezilmiş makarna veya pilav +Yoğurt
Bebeğin çok yemesi ve kilo alması her zaman sağlıklı olduğu anlamına gelmez, aşırı beslenme ileriki yaşlarda sağlık problemlerine zemin hazırlar.
Tuz ile yüksek tansiyon arasında bir ilişki vardır.Bebeğin tuza alışmaması için mamalara tuz eklenmemelidir.
Dışkı oluşumuna katkıda bulunmayan proteinlerin aşırı miktarda verilmesi, buna karşılık yeterince sıvı, yeşillik, sebze ve meyve verilmemesi kabızlığa neden olabilir.
SEBZE ÇORBASI-1- İlk haftadan sonra hafta hafta ilaveler yapılarak hazırlanır. 3 fincan su, bir tutam tuz, 2 orta boy havuç, 1 orta boy patates 45-50 dakika ağzı kapalı kapta pişirilir. Düdüklü tencere kullanılıyorsa 1 fincan su ile 10-15 dakika pişirilmesi yeterlidir. Süzgeçten aktarılarak hiç ezmeden sebzelerin suyu bir kaba alınır. 1 çay kaşığı irmik ilave edilerek 5 dakika kaynatılır. Yukarıdaki gibi pişirilir. Havuçlar ve patatesler tamamıyla ezilerek püre şekline getirilir. Bu pürenin içine yine irmik katılarak yukarıdaki şekilde mamanın hazırlanması tamamlanır. 3 çay fincanı s, bir tutam tuz, 1 orta boy patates ek olarak 1 çay kaşığı pirinç ve her gün bir yenisi ilave edilmek üzere mevsimlik sebzeler (örneğin ilk gün 3-4 yapraklı maydanoz, ertesi gün bir kaç yaprak ıspanak, ertesi gün bunlara ek olarak 1/4 enginar, ertesi gün 1/4 domates) eklenir. Elde edilen püreye yine 1 çay kaşığı irmik ilave edilerek 5 dakika pişirilir. Yukarıdaki şekilde hazırlanan püreye 1 çay kaşığı tereyağı katılır.Sebze çorbasI-2-İçindekiler2-3 yaprak ıspanak1 küçük patates1/4 kabak1/4 havuç1 çay kaşığı sıvı yağ1 su bardağı suYapılışıSebzeler yıkanır, kabuklu sebzeler soyulur ve doğranır. Küçük bir tencerede kaynamakta olan suya salınır. Su, sebzelerin üzerini örtecek kadar olmalıdır. Ateş kısılır, sebzeler yumuşayıncaya kadar pişirilir. Pişmiş sebzeler ezilerek süzgeçten geçirilir, 1 çay kaşığı yağ eklenir.Not: Patates yerine 1 tatlı kaşığı pirinç veya kırmızı mercimek de eklenebilir.
SEBZE ÇORBASI -3- (260 Kal, 3 gr. protein )(2 Porsiyon)1 küçük boy havuç1 orta boy patates1 orta boy domates1 yemek kaşığı mercimek, bulgur veya pirinç1 yemek kaşığı zeytinyağıHAZIRLANIŞI :sebzeler iyice yıkanarak küçük küçük doğranır. 1 yemek kaşığı tahıl unu , 1 yemek kaşığı zeytinyağıyla pişirilir. Tel süzgeçten geçirilerek çocuğa verilir. 1 tatlı kaşığı tavuk eti yada dana kıyma katılabilir. Bebeklere et suyu verilmesi düşünüldüğü kadar yararlı değildir, etin kendisinin ezilerek verilmesi besleyicidir..Not: Çocuklara TUZ 12.aydan sonra çok az olarak verilebilir..YOĞURTLU SEBZE ÇORBASI (225 Kal, 5gr protein):(1 porsiyon)1 kepçe yoğurt (125cc)1 orta boy patates1 yemek kaşığı buğday veya pirinç 1 tatlı kaşığı zeytinyağıTencereye yoğurt konur az su ile sulandırılırak üzerine herhangi bir sebze doğranır.1 yemek kaşığı tahıl unu zeytinyağıyla pişirilir.Mercİmek çorbasI-1-İçindekiler1 yemek kaşığı kırmızı mercimek1 su bardağı su1 çay kaşığı sıvı yağYapılışıMercimek ayıklanır, yıkanır ve kaynamakta olan suya salınır. Ateşin altı kısılır, mercimekler yumuşayıncaya kadar pişirilir, ezilir, yağ eklenir.
MERCİMEK ÇORBASI-2- (200 Kal, 3gr protein)(2 porsiyon)2 yemek kaşığı mercimek1 boy havuç1 küçük boy patates¼ küçük dilim soğan1 çay bardağı suHAZIRLANIŞI: Bir tencereye 2 yemek kaşığı mercimek, 2 çay bardağı su konur. 1 küçük boy havuç, patates ve soğan rendelenip,1 yemek kaşığı zeytinyağı eklenip pişirilir.
PİrİnÇ-mercİmek ÇorbasIİçindekiler1/2 yemek kaşığı kırmızı mercimek1/2 yemek kaşığı pirinç1, 1/4 su bardağı su1 çay kaşığı sıvı yağYapılışıMercimek, pirinç ayıklanır, yıkanır ve kaynamakta olan suya salınır. Yumuşayıncaya kadar pişirilir, yağ eklenir. Çorba, pirinç yerine bulgur konarak da yapılabilir.
TARHANA ÇORBASI-1- (360 Kal,3.5 gr. protein): (2 porsiyon)Yoğurt (150 cc) (bir buçuk çay bardağı)Buğday unu (2 yemek kaşığı)Değişik sebzeler1 tatlı kaşığı zeytinyağıYAPILIŞIMalzemenin hepsi az su eklenerek karıştırılıp pişirilir.Ocaktan inmeye yakın az zeytinyağı eklenir..
Tarhana çorbasI-2-İçindekiler1 su bardağı su1/2 yemek kaşığı tarhana1 tatlı kaşığı yağYapılışıTarhana soğuk su ile ezilir ve karıştırılarak pişirilir, yağ eklenir. Tarhana acısız olmalıdır.
Yayla çorbasIİçindekiler3/4 su bardağı yoğurt1/2 su bardağı su1 yemek kaşığı pirinç1 çay kaşığı sıvı yağ1 çay kaşığı unYapılışıPirinç ayıklanır, yıkanır ve su ile haşlanır. Ilımaya bırakılır, yoğurt ve ezilmiş un eklenir. Karıştırılarak pişirilir, yağ eklenir.
SÜTLÜ ÇORBA (150 Kal, 4 gr. protein)(1 porsiyon)1 çay bardağı süt (100 cc)1 yemek kaşığı silme pirinçDomates suyu (50 cc)1 tatlı kaşığı zeytinyağıHAZIRLANIŞI : bir tencereye süt konur 1 silme yemek kaşığı pirinç unu , yarım çay bardağı domates suyu veya ezmesi eklenip pişirilir. 1 tatlı kaşığı zeytinyağı ilave edilerek çocuğa yedirilir. Un katılmadığında çok az ekmek içi ufalanıp verilebilir.Not: Bebeklere inek sütü 1 yaşından önce verilmemelidir.
Nohut ve kuru fasulye ezmeSİİçindekiler2 yemek kaşığı nohut veya fasulye1 çay kaşığı yağ2 su bardağı suYapılışıNohut, fasulye ayıklanır, yıkanır ve 8-10 saat süreyle ıslatılır. Islatma suyu dökülür. Yumuşayan nohut ve fasulyenin kabukları soyulur. Üzerini 1-2 parmak geçecek kadar su ile yumuşayıncaya kadar pişirilir. Pişen nohut, fasulye haşlama suyu içinde çatalla ezilir. Haşlama suyu dökülmez.
ETLİ SEBZE YEMEKLERİ (tavuk, dana kıyma) (250 Kal, 8 gr. protein)(2 porsiyon)30 gr. (1 köfte kadar) et 1 yemek kaşığı pirinç1 sebze( ıspanak, kabak, domates, semizotu)1 tatlı kaşığı zeytinyağı 1 küçük soğanHAZIRLANIŞI: Sebzeler doğranarak bir tencereye konur, 1yemek kaşığı pirinç,mercimek, bulgur ile 1 tatlı kaşığı zeytinyağı az su konup pişirilir. Sebzenin türüne göre dolma şeklinde veya kıymalı sebze yemeği olarak yedirilir.
IZGARA KÖFTE (70Kal, 6gr protein)(1 porsiyon)30 gr. yağsız iki kere çekilmiş dana kıymaçok az ekmek içiçok az maydanozHAZIRLANIŞI: Ekmek içi az ıslatılır maydanoz ve kıyma ile yoğrulur, ıslıtılmış fırında veya ekmek yerine pirinç konularak sulu köfte yedirilebilir.
YOĞURT (60 Kal , 3 gr. Protein):100 cc süt1 çay kaşığı yoğurt mayasıHazırlanışı : Süt kaynatılır, 36-37 dereceye kadar (vücut ısısı) soğuması beklenir.1 çay kaşığı yoğurt -maya olarak- eklenir. Üstü örtülür, oda sıcaklığında kımıldatılmadan 3-4 saat bekletilirMUHALLEBİ -1- 4 ay-1 yaş arası100 cc su (1 çay bardağı)5 g pirinç unu (1 tatlı kaşığı)3 ölçek formül mamaHazırlanış:pirinç unu soğuk suda karıştırılarak pişirilir. Ocak söndürüldükten sonra 3 ölçek doktorunuzun önerdiği formül mama eklenir. Ilık kıvamda yedirilir.MUHALLEBİ-2-(100 Kal, 6.7 gr. Protein):1 yaş ve üzeri(1 porsiyon -100 cc) / 1 çay bardağı100 cc süt5 gr. pirinç unu (1 tatlı kaşığı)5 gr. şeker (1 tatlı kaşığı)HAZIRLANIŞ : Soğuk süt temiz bir kaba konur. 1 tatlı kaşığı pirinç unu ilave edilerek ezilir, yavaş ateşte karıştırılarak pişirilir. Ocaktan indirdikten sonra şeker ilave edilir, ılık kıvamda bebeğe verilir.NOT: Kilolu bebeklerde şeker eklenmesi yapılmadan verilebilir. Kabızlığı olan bebeklerde 1 çay kaşığı sıvı yağ konulabilir.
Harvard Tıp Fakültesi ve Amerikan Beslenme Bilimi Derneği araştırdı, Newsweek açıkladı. İşte 'Hangi rahatsızlıkta, hangi yaşta, hangi vitamin, ne kadar kullanılmalı?' sorularının yanıtlarıNewsweek dergisi, son sayısının kapağını beslenme şeklinin sağlık üzerindeki etkilerine ayırdı. Harvard Tıp Fakültesi ve Amerikan Beslenme Bilimi Derneği'nin hazırladığı dosyada, vücudu sayısız hastalığa karşı koruyan vitaminlerin hangi besinlerde olduğu, ne dozda alınması gerektiği incelendi. İşte o sonuçlar:B6 VİTAMİNİNeye yarar?: Damarlara zarar veren 'homocysteine' isimli kimyasalın seviyesini düşürür. Dozu: 31-50 yaş: günde 1,3 mg 51+: Günde 1,5-1,7 mgKaynaklar: Baklagiller, et, balık, turunçgiller, muz, karpuz.B12 VİTAMİNİNeye yarar?: Sinir hücrelerini korur. Hafızayı güçlendirir. Dozu: 31+: günde 2,4 mg. Kaynak besinler: Et ve süt gibi hayvansal ürünler, güçlendirilmiş tahıllar.C VİTAMİNİNeye yarar?: Katarakt ile meme ve mide gibi bazı kanser türlerine yakalanma riskini azaltır. Dozu: 31+: 75-90 mg Kaynak besinler: Turunçgiller, brokoli, dolmalık biber, lahana, çilek.FOLİK ASİTNeye yarar?: Hamilelikte alınırsa doğumdan gelen kusurları önler, kolon kanseri ve Alzheimer'a karşı koruyucudur. Dozu: 31+: Günde 400 mcg. Hamilelerde: 600 mcg. Kaynak besinler: Ekmek, makarna ve kahvaltılık gevrekler, baklagiller, ıspanak, brokoli ve portakal suyu.A VİTAMİNİBulgu ve endişeler: Görme yeteneğini korur, katarakt riskini azaltır. Ancak fazlası kemiklere zarar verebilir. Dozu: 31+: erkeklerde 3000 IU (uluslararası birim), kadınlarda 2333 IU Kaynaklar: Havuç, tatlı patates ve mango.D VİTAMİNİNeye yarar?: Kalsiyumla birlikte alındığında kemik kırılmasına karşı korur. Yüksek dozda alındığında kolon, meme ve yumurtalık kanserini önlemeye yardımcı olur.Dozu: 31-50 yaş: günde 200 IU 51-70 yaş: 400 IU Kaynak besinler: Süt ve tahıl, balık ve margarin.E VİTAMİNİNeye yarar?: Hücrelere zarar veren molekülleri etkisiz hale getirir. Prostat kanserine ve Alzheimer'a karşı korur. Dozu: 31+: Doğal kaynaklardan 22 IU veya 33 IU sentetik E vitamini.Kaynak besinler: Yeşil yapraklı sebzeler, kabuklu yemişler, bitkisel yağlar ile tahıllar.K VİTAMİNİNeye yarar?: Kan pıhtılaşması için gereklidir, kemikleri korur. Dozu: 31+: Günde 90-120 mcg (mikro gram).Kaynak besinler: Yeşil yapraklı sebzeler, süt ve süt ürünleri, yumurta, tahıllar ve karaciğer.KALSİYUMBulgu ve endişeler: Kemikler için çok önemlidir. Ancak bazı araştırmalar, çok yüksek dozda alınan kalsiyumla prostat kanseri arasında bağlantı olduğunu gösterdi. Dozu: 31-50 yaş: günde 1000 mg 51+: günde 1200 mgKaynak besinler: Süt, peynir, yoğurt, brokoli, lahana ve portakal suyu.MAGNEZYUMNeye yarar?: Kalbi korur ve kan basıncını düşürür. Dozu: 31+: Erkeklerde 420 mg, kadınlarda 320 mg.Kaynak besinler: Yeşil yapraklı sebzeler, fıstık, ceviz, tam tahıllardan yapılan spagetti, tahıllar ve baklagiller.POTASYUMNeye yarar?: Hipertansiyon riskini azaltır, kemiklerin mineral yoğunluğunu artırır. Dozu: 31+: günde 4700 mg Kaynak besinler: Kırmızı ve beyaz et, balık, süt, bamya, muz, domates, dolmalık biber ve portakal.DEMİRNeye yarar?: Kandaki oksijen akışını sağlar. Vejetaryenlerin ekstra demire ihtiyacı olabilir. Dozu: 31-50 yaş: Erkeklerde günde 8 mg, kadınlarda 18 mg. Kaynak besinler: Et, tahıllar, yumurta, kabak çekirdeği, kepek ve ıspanak.SELENYUMNeye yarar?: Bazı kanser türlerinden korur. Özellikle prostat kanseri riski taşıyan erkeklere faydalıdır. Dozu: 31+: Günde 55 mcg Kaynaklar: Deniz ürünleri ve karaciğer.
Vitaminler, vücutta metabolik gereksinimler için vazgeçilmez olan organik maddelerdir. Bir kısmının vücutta üretilebilmesine karşın, çoğu vücutta üretilemez. Bu nedenle dışarıdan, bazı yiyeceklerle alınmaları gerekir.
Temel olarak iki çeşit vitamin vardır: Yağda Eriyen Vitaminler ve Suda Eriyen Vitaminler .
Yağda eriyen vitaminler
A vitaminiD vitaminiE vitaminiK vitaminiSuda eriyen vitaminlerB1 vitaminiB2 vitaminiB3 vitaminiB5 vitaminiB6 vitaminiB8 vitaminiB9 vitaminiB12 vitaminiC vitaminiP vitamini
Sağlıklı yaşam için hangi besinler gereklidir?
Besinlerin dört ana öğesi olan proteinler, yağlar, karbonhidratlar ve yemek tuzu gibi makro besleyiciler saf olarak alındıklarında, yeterli miktarlarda vücuda girseler bile, sağlıklı durumun sürdürülmesini sağlayamazlar. Bunlarla birlikte vitaminlerin ve demir, çinko, bakır, iyod, krom, magnezyum, manganez, molibden, vanadyum, ve silisyum gibi esansiyel minerallerin de alınması gereklidir.
Vücudumuz için gerekli olan vitaminlerin tümünü besinlerden alabilir miyiz?
Evet. Karbonhidrat, protein ve yağ gibi ana besin öğelerini yeterli miktarda içeren besinlerle yapılan dengeli beslenme, bazı özel durumlar hariç vücudun günlük gereksinimine yetecek kadar vitamin sağlar. Ancak, günlük beslenmeniz sebzemeyve, hububat, süt ürünleri, et-yumurta gibi protein açısından zengin besinlerden herhangi birini içermiyor ya da az miktarda içeriyorsa, ihtiyacınız olan vitaminlerin tümünü besinlerden sağlanamayacağından vitamin takviyesi gerekir.
Besinler beklediğinde vitamin kaybına uğrarlar mı?
Besinler pişirme, saklama ve ısıtma sırasında vitamin kaybına uğrayabilirler. Besinler içindeki yağda çözünen vitaminler ısı hava ve ışıktan pek etkilenmezler. Tıamin (B1 vitamini), folik asid, pantotenik asid (B5 vitamini) ve özellikle askorbik asit (C vitamini) gibi suda çözünen vitaminler ise, besin maddelerinin kaynatma ve kızartılmaları sırasında kısmen parçalanırlar. Yemek suyunun atılması da, besinler içindeki suda-çözünen bir kısım vitaminlerin yitirilmesine neden olur.
Kadınlar, erkeklere oranla beslenme bozukluklarına daha mı duyarlıdırlar?
Kadınların çoğunun kalori gereksinimi ve aldıkları kalori miktarı, erkeklerden azdır. Bu nedenle, yeterli vitamin ve mineral alımını sağlayabilmek için, besinsel içeriği yoğun bir diyet uygulamaları gerekir. Kadınların kalsiyum ve demir gereksinimi erkeklerden fazladır. Gebelik, laktasyon ve oral kontraseptif kullanımı da vücudun vitamin dengesini bozar; vitamin eksikliği, bazı kadınların yakındığı premenstrüel şikayetlere de neden olabilir.
Gebe ve emziren kadınların hangi vitaminlere gereksinimi vardır?
Gebelik ya da süt verme süresince gerek anne gerekse fetus veya bebeğin, A, C, B1, B6, B12, folik asit vitaminlerinin yanı sıra, demir, kalsiyum gibi mineral gereksinimleri artar ve bu ihtiyacı karşılayabilmek için vitamin preparatlarına başvurmak gerekebilir.
Kalsiyumun vücut için önemi nedir?
Kalsiyum; doğumdan yaşlılığa kadar, kemik, diş ve tırnakların sağlıklı oluşumunu ve devamını sağlamanın yanında kemik kaybının önlenmesi için gereklidir. Yaş ilerledikçe kalsiyum emilimi azalır.
30 yaşın üzerinde kadınların vitamin + kalsiyum takviyesine neden ihtiyacı vardır?
Özellikle 30 yaşından sonra kadınlar daha fazla kalsiyum kaybetmeye başlarlar. Menapoz'la birlikte bu kayıp hızlanır ve osteoporoz belirtileri (kemiklerde zayıflama, ağrı) görülebilir. Kalsiyumun emilmesi ve vücut tarafından tam olarak kullanılabilmesi için D vitamini ve genel sağlığın korunmasında vitaminler önemlidir. Kadınlar, 30'lu yaşlardan sonra, süt ve süt ürünlerini daha çok tüketmeli, güneş ışığından daha fazla yararlanmalı ve egzersize önem vermelidirler.
Demirin insan vücudu için önemi nedir?
Kanın en önemli fonksiyonel komponentini oluşturan demir, dokuya oksijen taşınması ve böylece dokudaki oksidasyon olaylarının sürdürülmesi için gereklidir. Demir eksikliğine bağlı olarak kansızlık, yorgunluk ve çalışma kapasitesinde azalma görülür.
Kadınların erkeklerden daha fazla demire ihtiyacı var mıdır?
Erkeklerin demir ihtiyacı günde 10 mg, kadınların 15 mg'dır. Kadınlarda her ay adet (menstruasyon) dönemlerinde kan kaybı olduğundan, ayrıca gebelik ve emzirme dönemlerinde bebeğin demir ihtiyacını da anne karşıladığından demir gereksinimi artar. Buna karşın kadınların demir depolama kapasitesi düşük olduğundan demir takviyesine özellikle ihtiyaç duyarlar.
Adet öncesi gerginlik (Premenstrüel sendrom) belirtileri nedir?
Adet öncesi gerginlik olarak da bilinen premenstrüel sendrom (PMS) kadınlarda adetten 5 ile 11.gün önce başlayan belirtiler topluluğudur. Halsizlik, uyku bozuklukları, huzursuzluk, ağrı gibi birçok belirtisi bulunur.
Adet öncesi gerginlik (Premenstrüel sendrom) nasıl önlenir?
Bu tip şikayetleri önlemek için egzersiz yapmalı, özellikle bu dönemlerde beslenmeye özen gösterilmelidir. Çay, kahve, sigarayı kesip sebze, meyve yenmeli ve bol su içilmelidir. Ayrıca B6, E, C ve D vitamini, kalsiyum ve magneryum alımının bu şikayetleri azalttığı görülmüştür. Evening Primrose bitkisinin tohumlarından elde edilen yağın (EPO) kullanımı sonucu PMS (premenstrüel sendrom) belirtilerinde anlamlı düzelmeler (karın şişkinliği ve göğüslerdeki duyarlılıkta %95, huzursuzlukta %80 gibi) görülmüştür.
Vitamin hapları günün hangi saatinde alınır? Belli saatlerde almanın önemi var mıdır?
Vitamin hapları günün herhangi bir saatinde alınabilir. Ancak, diş fırçalamak gibi her gün düzenli olarak aynı saatte yapılan bir iş olarak görülmesinin, ilacı almayı hatırlama açısından yararı vardır.
Vitamin hapları uzun süre kullanılabilir mi?
Evet. Özellikle Avrupa Gıda Konseyi tarafından kabul edilen RDA değerlerine (önerilen günlük alım miktarı) uygun vitamin ve mineral haplarını sağlığınızı korumak için alabilirsiniz. Ancak hapların A ve D vitamin içeriğinin çok yüksek olmamasına dikkat edilmelidir. A vitamininin 5000 ünite, D vitamininin 500 ünite düzeyinin üstünde ve sürekli kullanımı zararlı olabilir.
İklim ve coğrafi bölge vitamin gereksinimini etkiler mi?
İklim ve coğrafi bölge koşullarına göre D vitaminine olan gereksinim değişebilir. Güneşli bir çevrede, açık havada yaşıyanlarda ciltte yeterli derecede vitamin sentez edildiği için bu vitamine gereksinim azalır. D vitamininin en önemli kaynağı cilttir. Kuzey ülkeleri ve derin vadi içlerindeki yerleşme yerleri gibi az güneşli yerlerde yaşayanlarda veya mesleki nedenlerle gündüz vaktini kapalı yerlerde geçirenlerde D vitamini gereksinimi artar. Güneşli ortamda yaşadığı. halde geleneksel nedenlerle fazla örtünen kadınlarda da aynı durum sözkonusu olabilir.
Bütün besin maddeleri, kalori hesabı yapılırken 100 gr üzerinden hesaplanmıştır.
Besinler
Protein
Karbonhidrat (gr)
Yağ (gr)
Kalori
ETLER
DANA
Kıyma orta yağlı
21
-
3.6
120
Kıyma yağlı
20
-
8.2
170
But
20
-
1
103
KOYUN
Kıyma yağsız
19
-
13
200
Kıyma orta yağlı
18
-
16
223
Kıyma yağlı
18
-
38
430
But
18
-
18
250
SIĞIR
Kıyma orta yağlı
21
-
21
283
Kıyma yağlı
17
-
29
345
But
19
-
13
200
KANATLILAR
Protein
Karbonhidrat
Yağ
Kalori
Hindi
20.4
-
8
160
Tavuk-but
21
-
3
122
Tavuk ciğer
22
1
5
147
Tavuk-göğüs
23
-
1
104
SEBZELER VE BAKLİYAT
Protein
Karbonhidrat
Yağ
Kalori
Bakla-kuru
25
53.7
1.7
354
Bakla-taze
5.7
9.8
0.4
72
Bamya
6
4
0.1
42
Barbunya-kuru
21
57
1.5
346
Bezelye-taze
2.2
8.7
0.2
47
Biber-yeşil
1.2
5.7
0.2
25
Brüksel laha.
4.4
8.9
0.5
47
Domates
1
4
0.3
25
Enginar
2.9
11.9
0.4
63
Fasulye-kuru
20.7
1.3
61.6
333
Fasulye-taze
2.4
0.2
7.7
35
Havuç
1.2
9.3
0.3
42
Hıyar
1
1
0
8
Ispanak
2.3
3.2
0.3
25
Kabak
0.6
3.9
0.1
19
Karnabahar
2.4
4.9
0.2
25
Kereviz-baş
2
7
-
38
Kırmızı-pancar
1.6
9.6
0.1
42
Lahana
1.4
5.3
0.2
24
Mantar
2.4
0.4
0.3
16
Marul
1.2
2.9
0.2
15
Mercimek-kuru
23.7
57.4
1.3
351
Nohut
19.2
56.7
6.2
376
Pancar
1.6
9.6
0.1
42
Patates
2.
19.1
0.1
83
Patlıcan
1.1
5.5
0.2
24
Pazı
2.6
4.8
0.4
27
Pırasa
1.8
13
0.2
52
Semizotu
2
3.8
0.4
32
TAHILLAR VE ÜRÜNLERİ
Protein
Karbonhidrat
Yağ
Kalori
Buğday ekmeği
7.2
53.1
1.1
247
Bulgur
12.5
69.8
1.5
350
Erişte
7.7
76
5
390
Makarna
7.7
76
5
390
Mısır
9.4
72
2.2
351
Mısır unu
9
74
1.4
353
Nişasta
10
74
1
353
Pilav
3.5
39.5
21
368
Pirinç unu
10
74
1
353
Şehriye
7.7
76
5
390
Tarhana
14.1
58.8
3.9
329
Yulaf unu
14
66
7
402
YUMURTA
Protein
Karbonhidrat
Yağ
Kalori
Tüm yumurta
8
-
6
Yumurta sarısı
17
-
33
377
Yumurta akı
11
1
33
49
SÜT VE SÜT ÜRÜNLERİ
Protein
Karbonhidrat
Yağ
Kalori
Anne sütü
1
6.9
4.4
70
Beyaz pey. yağlı
22.5
-
21.6
289
Beyaz az yağlı
19
3.8
0.7
99
İnek sütü yağlı
3.3
4.7
3.3
61
İnek sütü az ya?
3.3
4.8
1.9
50
İnek sütü yağsız
3.4
4.9
0.2
35
Kaşar peyniri
27
1.4
31.7
349
Kaymak %30
2
3
30
302
Keçi sütü
3.6
4.5
4.1
69
Koyun sütü
6
5.4
7
108
Krema %20
2.9
3.7
20
204
Manda sütü
3.8
5.2
6.9
97
Yoğurt yağlı
3.5
4.7
3.3
61
Yoğurt az yağlı
5.3
7
1.6
63
Yoğurt yağsız
5.7
7.7
0.2
56
MEYVELER
Protein
Karbonhidrat
Yağ
Kalori
Armut
1
13
-
57
Çilek
1
8
-
39
Elma
-
12
-
52
Erik türleri
0-8
17-19
0.2
60-70
İncir
1.2
20.4
0.4
80
Karadut
6.9
19.8
1.1
93
Karpuz
1
5
-
24
Kavun
1
6
-
28
Kayısı
1
12
-
54
Kiraz
1.3
17.4
0.3
79
Limon
1
3.2
-
17
Mandalina
1
8
-
36
Muz
1
21
-
90
Nar
0.8
14.7
0.7
77
Portakal
1
9
-
41
Şeftali
1
11
-
49
Üzüm
1
17
-
74
Vişne
1
13
-
57
manolya80
21.08.2007, 11:58
12 Aylık Bebek İçin Örnek MenüUyanıncaAnne sütüSabah Kahvaltı1 çay bardağı şekersiz süt (120 ml)½ kibrit kutusu peynir, 1 yumurta (gün aşırı), 1 tatlı kaşığı reçel veya pekmez , ½ ince dilim ekmek veya 2-3 adet bisküviAra1 çay bardağı meyva püresiÖğle5 –6 silme kaşığı kıymalı sebze püreleri (kıymalı dolma içleri, terbiyeli veya sebzeli köfteler, sebzeler, tavuk veya balık, kuru baklagil püreleriİkindi8-10 yemek kaşığı yoğurt ekmek , evde yapılmış bir ince dilim kek veya 2-3 bisküviAkşam6 yemek kaşığı meyva püresi8 –10 yemek kaşığı muhallebi veya öğlenin aynısıAnne sütü
manolya80
21.08.2007, 12:00
9 Aylık Örnek Menü06:00 – 06:30:Anne sütü08:00 – 09:00:Kahvaltı1 çay bardağı meyva suyu (evde yapılmış) Yarım yumurta sarısı, 1 tatlı kaşığı peynir, 1tatlı kaşığı yağ, 1 tatlı kaşığı reçel veya pekmez, 4-5 bisküvi12:00- 13:00:1 kase kıymalı veya tavuk etli sebze püresi+ anne sütü16:00- 16:30:İkindi 1 kase yoğurt + yarım meyvanın püresi veya bisküvi19:30- 20:30:Akşam 1 kase muhallebi + anne sütü
manolya80
21.08.2007, 12:01
2 Yaş Çocuk İçin Örnek MenüSabah1 çay bardağı süt veya meyva suyu(evde yapılmış taze)1 kibrit kutusu peynir veya 1 yumurta (haftada iki kez)1 tatlı kaşığı yağ veya 5 adet çekirdeği çıkarılmış zeytin2-3 tatlı kaşığı reçel, bal veya pekmez1 orta dilim ekmek,domatesAra1 porsiyon meyva
Öğle1 köfte kadar haşlama veya ızgara et, tavuk, balık veya sebzeliköfte, kıymalı kabak dolması, kuru baklagil yemekleri4 yemek kaşığı sebze yemeği3-4 yemek kaşığı pilav yada makarna1 çay bardağı yoğur veya süt
İkindi1 çay bardağı meyva suyu veya 1 çay bardağı süt,(sabahki sütün yerine)4-5 adet bisküvi veya 1 dilim ekmek
Akşam1 kase çorba (mercimek,tarhana, yayla )4 yemek kaşığı sebze yemeği1 çay bardağı yoğurt
manolya80
21.08.2007, 12:02
3-4 YAŞ ÇOCUĞU İÇİN ÖRNEK MENÜSabah1 çay bardağı süt veya meyva suyu1 kibrit kutusu peynir veya bir yumurta (haftada 2-3 kez)1 tatlı kaşığı yağ veya 5 adet çekirdeği çıkarılmış zeytin,1domates2-3 tatlı kaşığı reçel, bal veya pekmez1 orta dilim ekmekAra1 orta boy meyva veya 1 çay bardağı süt(kahvaltıdaki sütün yerine)
Öğle1 köfte kadar et, tavuk veya balık4-5 yemek kaşığı pilav, makarna veya patates püresi1 çay bardağı yoğurt
İkindi1 çay bardağı meyva suyu4-5 adet bisküvi veya kraker
Akşam1 kase çorba ( mercimek, tarhana, yayla)4-5 yemek kaşığı sebze yemeği1 çay bardağı yoğurt1 orta dilim ekmek
Emzirmek bebek kadar anneye de faydalı
İl Sağlık Müdür Yardımcısı Dr. Esin Erdem, “Doğumdan hemen sonra bebeklerini emziren annelerde doğum sonrası kanama, idrar yolu enfeksiyonu ile göğüs ve yumurtalık kanseri görülme riski azalıyor” dedi.
İl Sağlık Müdür Yardımcısı Dr. Esin Erdem, anne sütünün bebek için çok faydalı olduğunu ve bebeğe doğumundan itibaren her ağladığında anne sütü verilmesi gerektiğini belirtti.
Bebeklerin doğumdan sonraki ilk yarım saat içinde emzirilmesi gerektiğini ifade eden Erdem, “Anne sütü içindeki vitamin ve mineraller aracılığıyla bebekleri enfeksiyonlardan korumaktadır” diye konuştu.
Emzirmenin, annelere de faydasının olduğunu dile getiren Erdem, şunları söyledi:“Yakın geçmişte bazı nedenlerden dolayı anne sütü geri plana atılmıştı. Ancak dünya bu inanılmaz hatanın farkına erken varmış ve anne sütünün önemini yeniden kavramıştır. Ayrıca bebeklerin emzirilmesi anneler için de faydalıdır. Doğumdan hemen sonra bebeklerini emziren annelerde doğum sonrası kanama, idrar yolu enfeksiyonu ile göğüs ve yumurtalık kanseri görülme riski azalıyor.”
Annelerin bebekleri emzirmeden önce bazı unsurlara dikkat etmesi gerektiğini belirten Erdem, şöyle konuştu:“İlk olarak, annelerin emzirmeden önce ellerini sabunla yıkaması gerekir. Bebek emzirmenin tek bir pozisyonu yoktur. Bebek, hem anne hem de bebek için en rahat pozisyonda emzirilebilir. Emzirme sırasında bebek burnundan rahat nefes alabilmelidir. Bebek rahat olmalıdır. Giysileri ve ortam ısısı uygun, altındaki bezi kuru ve temiz olan bebek daha kolay emer. Normal bir emzirme süresi 15-20 dakika olmalıdır.”
Bebeklere bazı durumlarda anne sütü verilmesinin uygun olmayacağını kaydeden Erdem, “Annede meme iltihabı oluşması, süte geçen ve bebeğe zararlı olabilecek ilaç kullanılması veya solunum yolu ile bulaşabilecek bir hastalığın olması durumunda bebeğe anne sütü yerine başka besin verilmesi gerekir” diye konuştu.
BEBEKLERİ SÜTTEN KESMEK İÇİN UYGULANAN YÖNTEMLERBebeklerin 6 aylık olmasının ardından anne sütünün yanı sıra yutmayı öğrenmeleri için ek gıdanın verilebileceğini dile getiren Erdem, şunları söyledi:“Altı aylık olunca bebeğin yutmayı öğrenmesi yönünden ek katı gıdalara geçmesi gereklidir. Ancak anne sütüne de devam edilmelidir. Anne istiyorsa emzirme 2 yıla kadar uzatılabilir. ‘Yeni doğum yapmış anne yorgundur ve sütü yoktur’ diyerek bebeği anne sütünden mahrum etmek ya da başka bir sıvı vermek yanlış bir davranıştır. Bebekler bir yaşına geldikten sonra anne sütü iyice azalır. Bebek yavaş yavaş sütten kesilebilir. Ancak, bebeği sütten kesmek için anne ile bebeği ayırmak ya da meme başına acı biber gibi şeyler sürmek son derece yanlıştır.”
butterfly
06.10.2007, 10:56
Meyve suları çocuk hekimleri tarafından sağlıklı bebeklere ve küçük çocuklara vitamin C, kalsiyum desteği olması ve katı gıdaların böbrek yükünü azaltmak amacıyla önerilmektedir. Meyve suyu tüketiminin faydaları olduğu halde bazı zararlı yönleri de vardır.
Çocuklar meyve suyu tüketicileri içinde en büyük grubu oluşturur. Meyve suyunun tadı güzel olduğundan çocuklar tarafından sevilir. On iki yaşından daha küçük çocuklar toplumun %18'ini oluşturmasına karşın meyve suyu tüketiminin %28'ini bu grup gerçekleştirir. Food and Drug Administration (FDA) meyve suyu olarak etiketlenmiş ürünün %100 meyve suyu olmasını şart koşmuştur. Meyve suyu konsantresinden elde edilmişse etikette ürünün konsantre olduğu yazılmalıdır. Meyveli içeceğin %100 meyve suyundan daha az olması durumunda meyve suyu yüzdesi yazılmalıdır, içeceğin cinsi, meyveli içecek, nektar, kokteyl, meşrubat gibi tanımlanmaktadır.
Genellikle meyveli içecekler meyve suyunu %10 ile %99 arasında içerebilirler, bazen de tatlandırıcılar, aromalar, vitamin C ve kalsiyum gibi destekleyiciler eklenebilir. Bu içerikler FDA kurallarına uygun bir biçimde ürün etiketine yazılmalıdır.
Meyve suyunun asıl içeriği sudur. Karbonhidratlar meyve suyunu oluşturan en büyük ikinci kısımdır, az miktarda protein ve mineral bulunur. Bazı meyve sularında potasyum, vitamin A ve vitamin C yüksek miktarlarda bulunur. Ek olarak bazı meyve suları ve meyveli içecekler vitamin C ve kalsiyum ile desteklenmiştir. Meyve sularındaki vitamin C ve flavonoidlerin kanser ve kalp hastalıkları riskini azaltmak gibi uzun dönem etkileri olduğu bilinmektedir. Askorbik asit içeren meyve suları yiyeceklerle aynı anda tüketildiğinde demir absorpsiyonunu iki kat artırabilir. Bu durum düşük demir içeren yiyeceklerle beslenen çocuklar için önemli olabilir. Meyve suyu yağ ya da kolesterol içermez, içecekte meyvenin posası yoksa lif de içermez. Flor konsantrasyonu meyve suları ve meyveli içeceklerde farklılıklar gösterir. Üzüm suyu ince bağırsak duvarındaki sitokrom P-450 enzimini inhibe eden maddeler içerdiği için sisaprid, kalsiyum antagonistleri ve siklosporin gibi bazı ilaçların emilimini artırır. Bu ilaçların kullanılması halinde üzüm suyu tüketilmemelidir. Bazı üreticiler süt çocukları için özel meyve suyu üretmektedir. Bu meyve suları sülfit ve ek şeker içermezler, ancak normal meyve sularına oranla daha pahalıdır.
Meyve suları aşırı miktarlarda tüketildiğinde; emilmeyen karbonhidratlar gastrointestinal sistemde osmotik yüklenmeye yol açar ve bu ishale, gaza, şişkinliğe ve karın ağrısına neden olabilir. Bazı hekimler bu nedenden ötürü kabızlık tedavisinde meyve sularının bol miktarda alınmasını önermektedir. Besin piramidinde beş ana besin grubundan biri meyvelerdir. Günde 1600 kalori alan çocukların (1-4 yaş arası) günde iki kez meyve tüketmesi, günde 2800 kalori alması gereken çocukların (10-18 yaş arası) günde dört kez meyve yemesi önerilmektedir.
Bu meyve tüketiminin yarısı meyve sularından sağlanabilir (meyveli içeceklerden değil). Yüz yetmiş gram ağırlığındaki bir bardak meyve suyu bir porsiyon meyveye eşdeğerdir. Meyve suyunun tüm bir meyveye besinsel açıdan üstünlüğü yoktur. Ayrıca meyve suyu tüm meyvede bulunan lifden yoksundur. Yalnızca meyve suyu tüm meyveye göre daha kolay tüketilir. Bazı çalışmalarda daha fazla miktarda meyve suyu tüketen çocukların daha az meyve suyu tüketenlere göre daha uzun boylu ve daha düşük vücut kütle indeksine sahip oldukları saptanırken diğer çalışmalarda ise büyüme parametreleri ile meyve suyu tüketimi arasında ilişki bildirilmemiştir. Bu ilişkiyi ortaya koymak için daha fazla çalışmaya gereksinim vardır. Pastörize meyve suları bebek çocuk ve adölesanlar için güvenlidir. Pastörize meyve sularında mikroorganizma yoktur. Pastörize edilmemiş meyve suları Escherichia coli, Salmonella ve Cryptosporidium gibi organizmaları bulundurabilirler.
ilk 6 ay bebeklerde tek besin kaynağının anne sütü olması gerektmektedir. Altı aydan daha küçük bebeklere meyve suyu vermenin besinsel açıdan gerekliliği yoktur. Yüksek miktarlarda meyve suyu tüketimi beslenme bozukluğu ve kısa boyla sonuçlanabilir. Bebeklere meyve suyunun, biberonla değil bardakta verilmeli, bebeklerin ağızlarına biberon verilerek yatırılmamalıdır. Biberonla meyve suyu tüketimi diş çürümelerine yol açar. Meyve suyu yemeğin bir parçası olarak tüketilmelidir. Mutsuz bir bebeği ya da bir çocuğu susturmak için kullanılmamalıdır. Çünkü bebekler günde 1600 kaloriden daha azına gereksinim duyarlar. Aşırı meyve suyu verilmesi anne sütünün ya da mamanın yerini alarak protein, yağ ve vitaminlerin ayrıca demir, kalsiyum ve çinko gibi minerallerin daha az alınmasına neden olur. Küçük çocuklarda akut ishal ve sıvı kaybı durumlarında meyve suları kullanılırsa da iyileşme halinden sonra normal beslenmeye dönülmelidir. Meyve suyunun yüksek karbonhidrat içeriği bağırsağın emilim yeteneğinin üzerine çıkmakta ve karbonhidrat malabsorpsiyonuna neden olmaktadır. Karbonhidrat malabsorpsiyonu osmotik ishale neden olur ve var olan ishalin şiddetini artırır Akut ishalde sıvı kaybı için aşırı meyve suyunun kullanılması bebeklerin kanda sodyum düzeylerinin düşmesine zemin hazırlayabilir.
Bebekler için yapılan öneriler oyun çocukları için de geçerlidir. Meyve sularının tadları iyi olduğundan oyun çocukları tarafından fazlaca tüketilirler. Besleyici olduğundan dolayı ebeveynler tarafından fazla tüketimi engellenmemektedir. Soda gibi enerji dengesizliğine yol açabilir. Aşırı miktarlarda meyve suyu alımı, ishale, aşırı ya da yetersiz beslenmeye ve diş çürüklerine neden olabilir. Meyve suyu alımını 2 kez 170 gram ya da günlük önerilen meyve miktarının yarısı düzeyinde tutmak gerekmektedir. Bir çalışmada günde 340 gramın üzerindeki meyve tüketimi ile obesite arasında ilişki saptanmıştır.
Sonuçlar:
1. Meyve sularının altı aydan küçük süt çocuklarında anlamlı besinsel yararı bulunmamaktadır.
2. Meyve sularının meyvenin tümüne göre besinsel yarar açısından üstünlüğü yoktur.
3. Saf meyve suları ya da işlenmiş meyve suları dengeli beslenmenin bir parçası olarak uygun miktarda tüketildiklerinde yararlıdır.
4. Meyve sularının dehidratasyon tedavisinde ya da ishalli çocuğa yaklaşımda birinci sırada tercih edilmemelidir.
5. Aşırı meyve suyu tüketimi malnütrisyona sebep olabilmektedir (aşırı ya da yetersiz beslenme).
6. Aşırı meyve suyu tüketimi ishal, gaz, karın şişliği ve diş çürükleri ile ilişkilidir.
7. Pastörize edilmemiş meyve suları içerdikleri patojenler ile ciddi hastalıklara neden olabilirler.
8. Çeşitli meyve sularının çocuğun yaşına uygun miktarlarda tüketilmesi halinde herhangi bir klinik sorun ortaya çıkmaz.
9. Kalsiyum katkılı meyve suları kalsiyum açısından iyi bir kaynak olabilirler ancak, anne sütü, mama ya da inek sütüne göre diğer besinler açısından fakirdir.
Öneriler:
1. Altı aydan küçük süt çocuklarına meyve suyu verilmemelidir.
2. Meyve suyu alımı 1-6 yaş arasındaki çocuklar için günde 100-170 g, 7-18 yaş arasındaki çocuklarda ise günde 220-350 g ya da günde iki kez ile sınırlandırılmalıdır.
3. Çocuklar meyvelerin tümünü tüketmeleri açısından desteklenmelidir.
4. Süt çocukları, çocuklar ve adölesanlara pastörize edilmemiş meyve suları verilmemelidir.
5. Malnütrisyonlu (aşırı ya da yetersiz beslenme), ishali olan, aşırı gazı olan, karın ağrısı ve karın şişliği yakınması bulunan çocukların değerlendirilmesinde günlük tüketilen meyve suyu miktarı sorulmalıdır.
6. Diş çürüklerinin değerlendirilmesinde, meyve sularının hangi miktarda ve nasıl (biberonla, yatarken gibi) tüketildiği belirlenmelidir.
butterfly
06.10.2007, 11:02
Besleyici ama dikkatli tüketilmesi gereken mucizevi besin; BAL
Zengin ve özel bir besin kaynağı olan bal bebek ve çocuk beslenmesinde çok önemlidir. Sindiriminin kolay olması , içeriğindeki yararlı maddeler sayesinde iştah aç ıcı, sakinleştirici ve daha birçok faydası bulunmaktadır ama dikkatli tüketilmesi şartıyla.Bal içerisinde C. Botulinum adı verilen bir bakteri bulunabilmektedir. Yetişkinler için tehlikeli olmayan ama 1 yaşına girmemiş bebeklerde bağışıklık sistemi gelişmediğinden Brulizm hastalığına, alerji, astım hatta solunum ve sinir felcine dahi yol açabilmektedir. Hastalık kabızlıkla başlar, yeme sorunları, yemeği yutamama, ses kısıklığı, hareketlerde yavaşlıkla kendisini gösterir. Doğal ve besleyici bir besin olmasına rağmen içeriğindeki toksik ve alerjen maddeler nedeniyle ileriki yaşlarda bu besine karşı alerji ve astım gibi hastalıklara zemin hazırlayabilmesi mümkündür. 1 yaş oncesinde yedirilmemesi, bebeğe ilk 6 ay sadece anne sütü verilmesi gerekir. Yapılan bazı araştırmalar ani bebek ölümlerinin nedenleri arasında balı göstermektedir.
Hamilelik ve emziklilik döneminde annenin bal tüketmesinde herhangi bir sakınca yoktur, hatta faydası bulunmaktadır. Ama annelerin çok sık yaptıkları bir yanlış vardır ki oda bebeğin rahat meme emmesi için meme başına bal sürülmesi, ağlamasının kesilmesi veya rahat uyuması için emziğinin bala batırılarak bebeğe verilmesidir. Annelerimizden, anneannelerimizden gördüğümüz bu gelenek malesef ciddi sorunlara yol açabilmektedir.
Vitamin ve mineraller sayesinde besleyici ve birçok hastalıklara karşı koruyucu hatta tedavi edici özellik gösteren balda B1, B2, B3, B5 ve C vitaminleri ve kalsiyum, magnezyum, demir, kükürt, potasyum, fosfor gibi mineraller bulunmaktadır. İçerdiği maddeler sayesinde antimikrobiyal özelliğe de sahiptir. 1 yaşa kadar tüketilmesi önerilmeyen ama çocukların sağlıklı gelişimleri için tüketmeleri gereken bal, çocuklarda sıklıkla görülen demir eksikliğine, kemik hastalığı olan raşitizme ve barsak tembelliği, kusma, öksürük, bronşit , difteri, boğmacada tedavi edici olduğu bilinmektedir. Beslenmede çok önemli yeri olan balın çocuğunuzun ileriki yaşantısında mahrum kalmaması için bir beslenme uzmanına danışarak ve belli bir yaştan sonra azar azar verin .
Bebeğinizi ilk 6 ay sadece anne sütü ile besleyin.
İlk 1 yaşa kadar allerjik ve toksik etkisi bulunabileceği için bal yedirmeyin.
Biberonu içerisine veya emziğine tatlandırmak için bal ilave etmeyin.
butterfly
06.10.2007, 11:05
Bebekler, hepimiz gibi bir miktar tuza ihtiyaç duyarlar. Fakat yine hepimiz gibi çok fazla tuza da gereksinim duymazlar. Gerçekte, böbrekler yüksek miktarlarda sodyumla başa çıkamaz ki doğa da kesinlikle bu sebepten dolayı anne sütünü çok düşük bir sodyum oranıyla yaratmıştır. (İnek sütündeki bardak başına 120 miligrama kıyasla anne sütünde sadece 5 miligram sodyum). Çok fazla tuzun özellikle hipertansiyon öyküsü olan ailelerde, ergenlikte yüksek kan basıncı seviyesine yol açması bilinen bir gerçektir. Çalışmalar, bebeklerin tuzlu şeyleri kendiliğinden seçmediklerini fakat olağan bir tercihin yüksek sodyumlu bir diyetle beslendiklerinde gelişebileceğini ki bu tercihin de ilerideki hayatları için ölümcül olabileceğini göstermiştir. Artan kanıtlara yanıt olarak, sodyum fazlalığı bebekler için iyi değildir ve bebek besini üreticilerinin bir kısmı tariflerindeki tuzu azaltmışlardır. Bebeklerinin besinlerini kendileri hazırlayan anneler de aynısını yapmalıdır. Bezelyelerin ya da pürelerin yalnız siz böyle sevmediğiniz için üzerlerine tuz serpilmeksizin çocuğunuzun da hoşuna gitmeyeceğini sanmayın. Ona yiyecekleri tuzla karıştırmadan tatması için bir şans verin. Böylece bütün hayatı boyunca sahip olacağı doğal bir yiyecek lezzeti geliştirmiş olur.
Bebeğin Güvenli BeslenmesiBir bebeğin güvenle beslenebilmesi için her yemek hazırlanışında aşağıdaki tedbirlerin alınması gereklidir: Bebeği beslemeden önce mutlaka ellerinizi su ve sabunla yıkayın. Hatta bebeğin de yemek yerken ellerini ağzına götüreceği düşünülürse, onun da elleri yemek öncesi silinmelidir.
Besleme sırasında; çiğ ete, tavuk etine, balığa ya da yumurtaya dokunduğunuz taktirde ellerinizi tekrar yıkayın. Çünkü, bu tür yiyecekler bakteri barındırırlar. Grip ya da nezleyseniz, bebeğinizin karnını doyurmadan önce mutlaka eller yıkanmalıdır. Yemek esnasında, burnunuzu sildiğinizde ya da elinizi ağzınıza götürdüğünüzde elleri tekrar yıkamak ihmal edilmemelidir.
Bir kavanozu ilk kez açmadan önce, kapağının üzerinde amblemin olup olmadığına bakılmalıdır. Amblemi olmayan ve açarken "pop" sesi duyulmayan kavanozlar atılmalı ya da iade edilmelidir. Eğer kavanoz zor açılıyorsa, boyun kısmı üzerine ılık musluk suyu dökülmeli ya da kapağın kenarını bir şişe açıcı ile "pop" sesi duyana kadar açılmaya çalışılmalıdır. Kavanozun içine cam kırıkları dökülebileceği için tepesine vurulmamalıdır.
Kuru bebek gevrekleri ve açılmamış bebek gıdası kavanozları aşırı sıcak ya da soğuk yerlerden uzakta, kuru ve serin bir yerde saklanmalıdır. Bebek gıdası kavanozları açılmadan önce, üzerindeki tozlar silinmeli ya da musluğun altına tutarak yıkanmalıdır. Kavanozdan her seferinde temiz bir kaşıkla bir öğünlük mama çıkarılmalıdır. Eğer bebek biraz daha fazla isterse, yeni bir temiz kaşık kullanılmalıdır.
Bebek direkt olarak bebek gıdası kavanozundan beslenmemelidir. Çünkü, kavanozda kalan mama bebeğin salyasından kalan enzimler ve bakteriler barındırır. Bu da mamanın sulanmasına ve daha çabuk bozulmasına neden olur. Kavanozdan her seferinde temiz bir kaşıkla bir öğünlük mama çıkarılmalıdır. Eğer bebek biraz daha fazla isterse, yeni bir temiz kaşık kullanılmalıdır.
Kavanozdan bir öğünlük mama alındıktan sonra, kapak iyice kapatılarak buzdolabında saklanmalıdır. Kapakları açılan kavanoz mamalar, meyve suları ve diğer gıdalar iki gün geçtikten sonra kullanılmamalıdır. Bebek mamalarını ısıtmak gerekli değildir, eğer ısıtılacaksa bir öğünlük ısıtılmalıdır. Ayrıca, bebeğin maması mikrodalga fırında ısıtılmamalıdır.
Taze bebek gıdaları hazırlarken, kaplar ve çalışılan yüzey temiz olmalıdır. Ayrıca bütün kullanılacak sebze ve meyveler iyice yıkanmalıdır. Gıdalar en çabuk 15-50 C arasında bozulduğundan, bebek gıdaları bu ısılarda bir saatten fazla tutulmamalıdır. Doktor yumurta akına izin verdiğinde, bebeğe yedirmeden önce tamamen piştiğine emin olunmalıdır.
Taze gıdalar hazırlanırken, organik olarak yetiştirildikleri belgelenmemişse sebze ve meyvelerin kabuğu soyulmalıdır. Dışarı çıkarken, açık kavanozlar ya da soğuk durması gereken gıdalar, bir saatten önce bebeğe yedirilmeyecekse, içinde buz olan yalıtılmış çantalarda taşınmalıdır.
manolya80
17.11.2007, 12:11
Karbonhidratlar, beslenmenin makro 3 ögesinden biridir. Doğada genellikle kompleks halde bulunan bu moleküller enerji ve vücudun yapı taşı şeklinde kullanılırlar. İnsan beslenmesinin enerjisinin %50-60’ı karbonhidratlardan, %30’u yağ moleküllerinden, %12-15’i de protein moleküllerinden gelmelidir. 1 gramı 4 kcal enerji veren bu moleküller vücudumuzda enerji gerektiren tüm faaliyetlerin en temel enerji kaynağıdır. Çocukların günlük beslenme programının bir öğününde mutlaka karbonhidratlı bir besin bulunmalıdır. Sık sık, az az beslenmenin önemli olduğu sağlıklı beslenme şablonunda şöyle bir beslenme programını örnek olarak verebiliriz: 7:30 kahvaltı Esmer ekmek 10:30 Meyve12:30Esmer ekmek, çorbalar, işlenmemiş kepekli pilav-makarna, patates, mercimek, nohut, fasulye, tüm sebzeler. 15:30Meyve19:30 Esmer ekmek, çorbalar, işlenmemiş kepekli pilav-makarna, patates, mercimek, nohut veya fasulye, tüm sebzeler. 22:30 MeyveYukarıdaki gibi karbonhidrat dağılımı sağlığımız açısından oldukça önemlidir. Beslenme biliminde çok temel basit bir bilgi vardır. Dalındaki yiyecek ile ağzımız arasında ne kadar kısa mesafe varsa o denli sağlıklıdır. Özellik karbodhidrat içeriği yüksek besinlerde bu bilgi çok önemlidir. Toz şeker (sükroz) bilindiği gibi şeker pancarından rafine edilerek besin sanayinden çıkmış bir üründür. Biz toz şekerle yapılan yiyeceklerin (kekler, pastalar, tatlılar) kanserojen olduğunu biliyoruz.Ayrıca kan şekerimizi fizyolojimize uygun olmayan bir hızda yükseltiğinden bu tür besinler şeker hastalığına, şişmanlığa sebep olmaktadır. Ama meyvenin doğal halindeki aynı tadı veren molekül fruktozun bu etkileri kesinlikle yoktur. Biz şeker hastalarına bile meyve önermekteyiz. Bu nedenle günlük hayatımızın özellikle çocukların beslenmesinde önemli parçası olan karbonhidratları, esmer ekmek, çorbalar, işlenmemiş kepekli pilav-makarna, patates, mercimek, nohut, fasulye, sebze ve meyve gibi besin türlerinden seçmeliyiz. Doğum günleri çocukların hayatında oldukça önemli günlerdir. En güzel elbiseler giyilir. Herkesin ilgi odağı doğum günü çocuğudur. Bu ritüelin en önemli parçalarından birisi de doğumgünü pastasıdır. Ancak pastalar, çocuklarımıza ödül olarak sunduğumuz çikolata, şeker ve gofretler çocuklarda şeker, kanser, şişmanlık gibi hastalıklara yol açabilmektedir Son olarak belirtmek isterim ki “şeker ihtiyacı” diye bir kavram yoktur. İnsan organizmasının basit şeker değil, yukarıda belirtiğimiz kompleks karbonhidratlara ihtiyacı vardır. Bizler çocuklarımızı çikolata, gofret, kek, pasta gibi tüm tatlılardan mümkün olduğunda uzak tutmalıyız.
Bebeklerde ve çocuklarda görülen iştahsızlık, birçok annenin ortak derdi. Bazı çocuklar büyük bir iştahla problemsiz yemek yerken, bazılarına ne yaparsanız yapın işe yaramaz. İştah, bir yemeğin büyük bir istekle zevk ve neşe içinde yenmesidir. İştahla ilgili olarak anne babaların unutmaması gereken şeylerden bir tanesi çocukların bireysel farklılıklar gösterdikleridir. Bu nedenle, başka çocuklara bakarak, onların yemek yeme davranışı ile kendi çocuklarının yemek yemesini kıyaslamak yanlıştır.
İştahsız bir çocuğun, öncelikle büyüme ve gelişmesinin yaşına göre uygun olup olmadığı dikkate alınmalıdır. Daha sonra iştahsızlığı fiziksel açıdan kontrol edilmeli ve kansızlık, bağırsak parazitleri, çinko eksikliği, yüksek ateş, kulak ve boğaz ağrısı, nefes almayı güçleştiren nezle ve grip gibi üst solunum yolları enfeksiyonları gibi problemlerin olup olmadığına bakılmalıdır. Eğer fiziksel açıdan problem görünmüyorsa, iştahsızlık probleminin psikolojik olabileceği düşünülmelidir. Çocuğun iç dünyasında yaşadığı bir üzüntü, kıskançlık, nefret ve endişe yemek yememeye neden olabilir.Çocuğun yemek yemeyi reddetmesiyle birlikte, yorgunluk, ateş, uyuma isteği, huzursuzluk gözlenmiyorsa önemli bir hastalık belirtisi değildir. Çocuklardaki bağımsızlık duygusu, yeni yürümeye başlayan çocuklarda gözlenir ve yemek saatlerinde bu duygu ağır basabilir. Onların mama sandalyesine bağlanmaları ya da oyun oynarken bu keyifli dakikaların yemekle bölünmesi, onların hoşlarına gitmeyebilir. Yeni kazandığı becerileri geliştirirken ya da yeni keşfettiği bir şeyi kurcalarken, yemek yemeye vakit ayırmak onları isteksiz kılacaktır. Ayrıca, normal bir iştah öğünden öğüne, günden güne, haftadan haftaya değişim gösterebilir. Yemeye olan ilgi, büyüme aşamalarında, diş çıkarma zamanlarında, hastalık günlerinde değişebilir. Dolayısıyla bahsedilen tüm bu iştahsızlık nedenleri normaldir ve büyütülmemelidir. Yemek yemeye zorlanmayan çocuklar, gelişimlerini tamamlayabilecek kadar gıda tüketmektedirler. Diğer taraftan yemek yemeye zorlanan çocuklarda ise kronik yeme problemleri gözlenmektedir.İştahsızlık konusunda öneriler :
Her çocuğun büyüme oranıyla ilgili olarak yemek yeme miktarı vardır. Yaşına ve gelişimine göre değişim gösterebilir. Yemek yeme kapasitesi her çocukta farklıdır ve bu kapasite aşıldığında çocuk kendisine fazla gelen gıdayı mutlaka çıkartır. İştahının kaçmaması için, çocuk acıktığında yemek zamanı beklenmeden mutlaka yedirilmelidir. Yemek yeme konusunda yapılan zorlama, baskı ve cezalandırma gibi müdahaleler çocuğu yemek yeme isteğinden uzaklaştırır. Ağır ve oyalanarak yemek yiyen çocuğa tepki gösterilmemeli, keyifli konuşmalarla yemek zevkli hale getirilmelidir. Yemek öncesinde verilen abur cubur olarak geçen, şeker, çikolata, cips, kraker gibi gıdalar iştahı engeller. Çocuğa yemek konusunda alternatifler, değişik tatlar ve onun gözüne daha hoş ve eğlenceli görünecek şekilde süslenmiş gıdalar sunmak, yemek yeme alışkanlıklarını değiştirir. Yemek yerken herhangi bir konuda çocuğu eleştiren konuşmalar yapılması çocuğun yemek yeme zevkini ortadan kaldırır. Çocuğun tabağına çok fazla yemek koymak yerine, yiyebileceği kadar yemek koyup bitirmesini sağlamak ve sonra onu taktir etmek, yemek yeme davranışını geliştirir. Çocuklar hergün mama sandalyesinde oturmak istemeyebilirler. Zaman zaman ailenin yanında masaya oturtmak ona değişik gelebilir. Evde yaşanan gergin hava ya da tartışma ortamı çocukların iştahlarının kesilmesi için yeterli bir nedendir. Dolayısıyla yaşanan sıkıntı ve üzüntüler çocuğa hissettirilmemelidir. Çocukların açık havada oynamalarını ya da zaman geçirmelerini sağlamak iştahlarının artışında büyük rol oynar. Arkadaşları ile birlikte yemek yiyebileceği ortamlar yaratmak, yemeği eğlenceli hale getirir. Özellikle sıcak havalarda, sık sık ağır yemekler yedirmek yerine hafif ama besleyici yiyecekler tercih edilmelidir. Kardeş ya da arkadaş kıskançlığı gibi çocukların yaşadığı kıskançlıklar iştahlarını olumsuz etkiler. Anne ve babaları tarafından dövülen ve sık azar işiten çocuklar, yemek yemeyerek büyüklerini cezalandırmak isteyebilir. Pişirilen yemeklerin lezzetli ve iyi pişirilmiş olması iştahı artırıcıdır. Yemeklerin, çok sıcak ya da çok soğuk olması yemek yeme isteğini azaltabilir. Yemek öncesi çok süt ya da su içmek daha az yemek yemeye neden olur. Bütün aile günün belirli saatlerinde hep birlikte sofraya oturup, birlikte yemek yemesi çocuk için iyi bir model oluşturur. Çocuğu yemek yerken kendi haline bırakmak, bunu yaparken de etrafı kirletmesine göz yummak gerekir.İştahsızlıkla beraber, çocuklarda kilo alımı durduysa, halsizlik gözleniyorsa, hareketsiz ve huzursuzsa, saçları cansız ve dökülüyorsa, ishalse, ateşi varsa, cildi kuruysa, boğazında ya da kulağında ağrı varsa mutlaka doktora danışılmalıdır.
Günümüzde sağlık için faydalı besin maddeleri araştırma çalışmaları yoğun olarak yapılmaktadır. Bu çerçevede değerlendirilen en güncel bilimsel gelişmelerden biri olan "Fonksiyonel Besinler," "Sağlıklı Besinler" (Healthy Foods) olarak da adlandırılır. Fonksiyonel besinler, doğru ve dengeli bir beslenme sağlama haricinde, hastalıkların tedavisi de dahil olmak üzere tıbbi, koruyucu, faydalı ve sağlığa katkıda bulunan besinlerden oluşan bütünsel bir kavramlar dizisi olarak tanımlanabilir.Bu kavramlardan birisi probiyotik besindir ve tüketilmesi barsak florası için faydalı etkilere sahip canlı bakteriler bileşimini içeren besinler olarak tanımlanırlar. Probiyotikler, anne sütüyle beslenen bebeklerin barsak florasında yoğun olarak bulunur. BEBEK İÇİN PROBİYOTİKLERİN FAYDALARI NEDİR?Probiyotikler doğal korumayı temin eder. Bağışıklık sistemini destekler, hastalık yapan mikroorganizmaların üremesine engel olurlar. Hastalıklara karşı direncin artmasını sağlarlar. İshal ve allerjinin önlenmesi ve iyileştirilmesinde önemli faydaları vardır. Sindirimi kolaylaştırır, vitaminlerin sentezinde rol oynarlar.BEBEK MAMALARINA PROBİYOTİK İLAVESİ MÜMKÜN MÜDÜR?Bebek mamalarına probiyotik ilavesi yapılabilmesi ancak çok ileri teknolojinin kullanıldığı sistemlerde mümkündür. Probiyotik etkilerinin klinik çalışmalarla kanıtlanmış olmasının yanı sıra, bebek mamalarına ilave edilen probiyotiklerin, faydalı olabilmesi için taşıması gereken en önemli özelliklerden biri insan kaynaklı olmalarıdır. Çünkü probiyotik ilavesi değil, doğru anne sütüyle beslenen bebeklerde mevcut olan probiyotik ilavesi önemlidir. PROBİYOTİK İÇEREN BEBEK MAMASI ÜLKEMİZDE MEVCUT MUDUR?Anne sütü ile beslenen bebeklerde doğal korumayı sağlayan probiyotikler ülkemizde sadece ÜLKER HERO BABY 2 PROBİYOTİK devam mamasında kullanılmıştır. Bebeğinizi beslerken, onun aynı zamanda hastalıklardan doğal yollarla korunmasını sağlayacak çok yeni bir konsept olan fonksiyonel besinler Ülker Hero Baby 2 Probiyotik Devam maması ile sizlere ulaşıyor.Ülker Hero Baby 2, anne sütü ile beslenen çocuklarda dominant etkileri klinik deneylerle kanıtlanmış olan b.bifidum&b.longum türleri ile zenginleştirilmiş tek bebek maması olma özelliğini taşıyor. Ülker Hero Baby 2, 4. aydan itibaren anne sütü alamayan bebeklerde doğal korumayı sağlayan, büyüme ve gelişmeyi destekleyen besleyici devam sütüdür. - Vücudun bağışıklıkla ilgili savunma mekanizmalarını güçlendirir.- İshal ve alerjiyi önler.- Sindirimi kolaylaştırır.- Enfeksiyonlara karşı direnci artırır.- Bebeğin özellikle bu dönemde artmış olan DEMİR, ESANSİYEL YAG ASİTLERİ ihtiyacını karşılar.Ülker Hero Baby 2 Probiyotik Devam Maması, bebeğinizi mükemmel bir şekilde beslerken, aynı zamanda bağışıklık sistemini güçlendirir, hastalıklara karşı direncinin artmasını sağlar.mystical2008-01-26 15:07:59
gülünhüznüyüm
28.01.2008, 10:43
Emzirme, bebeklerin sağlıklı büyümesi ve gelişmesi için en uygun, en doğru beslenme yöntemidir ve anne ile bebeğin sağlığı üzerinde çok özel biyolojik ve duygusal etkilere sahiptir. Bebekler, dört aylık süre içinde sadece anne sütü ile beslenebilir ve bu onlar için yeterlidir. Bazı anneler, "çocuk susamıştır" gibi endişelerle, özellikle yaz aylarında su vermek ister. Anne sütü, bebeğin su da dahil her tür gereksinimini karşılamaktadır. Her annenin sütü, kendi bebeğinin gereksinimine göredir. Erken doğmuş bir bebeğin annesinin sütü ile zamanında doğmuş bir bebeğin annesinin sütü de farklıdır.Anne sütü, bebeği enfeksiyondan korur ve büyümesi için gerekli tüm besinleri içerir. Temizdir. Ucuzdur. Hemen hemen tüm kadınlar emzirebilir. Bebeğin emmemesi gereken tıbbi durumlar da vardır.Anne sütü verilmesinin mümkün olamadığı bazı durumlar vardır. Bunlar arasında:Meme başı şekil bozukluğu Meme iltihabı Bebekte metabolik bozuklukAnnenin hastalığı (kalp, böbrek yetmezliği, tüberküloz...) yer alır.Anneler duygusal açıdan emzirmeye hazırsa, sütleri genellikle yetecektir. Bu konuda duyacağınız endişe, sütünüzün azalmasına neden olmaktan başka bir şeye yaramaz.Doğumun hemen arkasından bebekle yakın temas önemlidir. Sık sık emzirerek sütün miktarı artırılabilir. Doğumdan hemen sonraki dönemde, bebeği her istediğinde emzirin. Genellikle bu 2-3 saatte birdir. 4-6 haftalıktan sonra bu süre biraz daha açılabilir.Emzirme sırasında bebeğin doğru tutulması önemlidir. Doğum yaptığınızda, bebeğin tutuluşu ile ilgili olarak hemşirelerden de yardım isteyebilirsiniz.Doğru tutuş meme başı çatlaklarını önleyecek, bebeğin gazının olmamasına yardım edecek ve bebek için daha sağlıklı olacaktır.Bebekler 45 derecelik bir açı ile tutulmalıdır. Meme başı ve etrafındaki kahverengi bölümün tamamının bebeğin ağzında olması önemlidir. Sadece memenin uç kısmının bebeğin ağzında olması yanlıştır.Emzirmede dikkat edilecek noktalar:Emzirmeden önce ellerinizi yıkayın. Emzirmeden önce meme başının etrafını temiz su ile silebilirsiniz. Karbonatlı su, sabunlu vs. kullanmayın. Bebek ve siz rahat bir pozisyonda olun. Sırtınızı bir yere dayayın. Bebeğin yüzü ve bedeni size dönük olmalıdır. Bebeğin başı kolunuzun iç kısmında olmalı ve aynı kolla bacakları kavranmalıdır. Böylece bebekle göz teması da sağlamış olursunuz. Elinizle göğsünüzü tutun. Kahverengi kısma dokunmayın.Bebeğin ağzının ucuna elinizle veya meme ucunuzla dokunun. Bebek ağzını açınca etrafındaki kahverengi kısımla birlikte meme ucunu bebeğin ağzına yerleştirin. Bebeğinizi, istediği kadar emzirin.Gece emzirmek de hem sütünüzün azalmasını hem de süt birikmesi ile oluşabilecek rahatsızlıkları önler. Bebek de geceleri aç kalmamış olur. Bebekler bazen 5-10 dakika, bazen de yarım saat emebilir. Her emzirmede, her iki memeyi de emzirin. Bir sonraki emzirmede, en son emzirdiğiniz memeden başlayın. Aylık kontrollerde bebeğin yeterli kilo aldığı görülüyorsa, sütünüz yeterli demektir. Memeyi bebeğinizin ağzından çekerken vakumlamasını önlemek için, serçe parmağınızı bebeğin ağzının kenarına sokun ve daha sonra memeyi ağzından çekin. Her beslenmeden sonra bebeğinizin gazını çıkarın. Bunu, bebeği omzunuza dik olarak dayayarak ve yavaşça sırtını sıvazlayarak yapabilirsiniz. Omuzunuza koyacağınız temiz bir örtü ile bebek hem giysinize yaslanmamış olur hem de beslenmeden sonra dışarı çıkabilecek bir miktar besin nedeniyle giysiniz kirlenmemiş olur.Çalışan anneler, sütlerini sağarak sütlerinin azalmasını önleyebilirler. Anne sütü, oda sıcaklığında 8 saat, buzdolabında 2 gün bozulmadan kalabilir. Ancak bebek bir kez saklanan sütü emerse, yarım saat içinde tüketmek gerekir. Meme başında çatlak olursa emzirmeyi kesmemek gerekir. Bebek emdikten sonra bir parça sütü meme ucunda bırakın ve memenize sürün. Emerken çok acı çekiyorsanız, birkaç gün sağın, temiz kapta toplayın ve kaşıkla bebeğe verin.Annelerin de emzirme döneminde dikkat etmeleri gereken durumlar vardır. Bunların en önemlilerinden biri, annenin hamileliği boyunca olduğu gibi, emzirirken de sigara içmemesi gerektiğidir. Aslında bebek bulunan evlerde, başka bir odada dahi olsa, sigara içmek bebeğin sağlığı açısından oldukça zararlıdır. Annenin vücudu hamilelik döneminde ve doğumda bazı kayıplar yaşayacaktır. Bunların takviyesi için, annenin beslenmesine dikkat etmesi çok önemlidir.Beslenmede dikkat edilecek noktalar kısaca şunlardır:Emziren anne günde en az iki bardak süt içmeli; yoğurt, peynir gibi süt ürünlerinden tüketmelidir. Besin ve enerji gereksinimini karşılamak için her öğünde tahıl, et, tavuk, balık, yumurta gibi yiyecekler yemelidir. Yeterli miktarda meyve ve sebze yemelidir. Doktorunun da önerisiyle vitamin, mineral içeren takviye ilaçları alabilir.Emzirmenin mümkün olmadığı durumlarda nelere dikkat etmeliyiz?Öncelikle unutmamak gerekir ki, bebekler asla inek sütü içmemelidir. İlk bir yıl inek sütünün kullanılmaması gerektiği, artık tüm dünyada bilimsel çevrelerde kabul edilen bir gerçektir ve bebek sağlığı için sakıncalar içerir.
__________________
Mama Hazırlamanın Püf Noktaları Mama hazırlarken çok titiz davranmak gerekir. İşte dikkat etmeniz gereken noktalar... Anne sütünün verilemediği durumlarda en sağlıklı beslenme şekli hazır bebek mamalarıdır. Bu mamalar, mümkün olduğunca anne sütüne benzetilerek hazırlanmaya çalışılmış; modern teknolojilerin kullanıldığı, hijyenik ve sağlıklı ürünlerdir. Bu mamaları doktorunuza danışarak da alabilirsiniz. Mama alırken dikkat edilecek hususlar- İçindeki proteinin anne sütündeki protein oranlarına benzer olması- Mineral içeriğinin doğru ve anne sütüne benzer olması- Karbonhidrat ve yağ cins ve miktarının anne sütündeki gibi olmasıdır Mamanın hazırlanışıMama hazırlarken çok titiz davranmak gerekir. İşte dikkat etmeniz gereken noktalar: - El yıkamanın önemini unutmayın- Kullanılacak tüm kaplar önce sabunlu suyla yıkayıp durulanmalıdır, sonra kaynamakta olan suya atılarak en az 10 dakika bekletilmelidir. Daha sonra, temiz bir maşa ile temiz bir yüzeyde kurutulmalıdır. - Temiz içme suyu en az 10 dakika kaynatılmalı ve 60 dereceye kadar soğutulmalıdır. - Mamanın üzerinde yazan veya doktorunuzun önerdiği miktarda mama, belirtilen miktarda su ile karıştırılmalıdır. - Mama eridikten sonra, bebeğin içebileceği ısıya getirilmelidir. Mamanın sıcaklığı ideal vücut sıcaklığı olan 35- 37 derece olmalıdır. Bir damla mamayı bileğinizin iç kısmına damlatarak kontrol edin. Bilekte soğuk ya da sıcak bir his oluşturmamasına dikkat edin. - Mama paketleri, açıldıktan sonra belli bir süre içinde tüketilmelidir. Bunun için kutunun üzerinde yer alan talimatlara uyun. Bebekler mama ile besleniyorsa ya da mama anne sütüne takviye amaçlı kullanılıyorsa, emzirme saatleri sıklığında mama verilmelidir. Mama miktarı da zamanla artacaktır. Mama verirken de, emzirme işleminde olduğu gibi rahat bir yere oturun ve bebeğinizle göz teması kurun. Başını göğsünüze yaslayın. Bu yakınlık ona ve size iyi gelecektir. Aslında bu işi arada sırada baba da yapabilir. Böylece bebekle baba arasında bir bağ kurulmuş olur.
Mama hazırlarken çok titiz davranmak gerekir. İşte dikkat etmeniz gereken noktalar... Anne sütünün verilemediği durumlarda en sağlıklı beslenme şekli hazır bebek mamalarıdır. Bu mamalar, mümkün olduğunca anne sütüne benzetilerek hazırlanmaya çalışılmış; modern teknolojilerin kullanıldığı, hijyenik ve sağlıklı ürünlerdir. Bu mamaları doktorunuza danışarak da alabilirsiniz.Mama alırken dikkat edilecek hususlar- İçindeki proteinin anne sütündeki protein oranlarına benzer olması- Mineral içeriğinin doğru ve anne sütüne benzer olması- Karbonhidrat ve yağ cins ve miktarının anne sütündeki gibi olmasıdır Mamanın hazırlanışıMama hazırlarken çok titiz davranmak gerekir. İşte dikkat etmeniz gereken noktalar: - El yıkamanın önemini unutmayın- Kullanılacak tüm kaplar önce sabunlu suyla yıkayıp durulanmalıdır, sonra kaynamakta olan suya atılarak en az 10 dakika bekletilmelidir. Daha sonra, temiz bir maşa ile temiz bir yüzeyde kurutulmalıdır. - Temiz içme suyu en az 10 dakika kaynatılmalı ve 60 dereceye kadar soğutulmalıdır. - Mamanın üzerinde yazan veya doktorunuzun önerdiği miktarda mama, belirtilen miktarda su ile karıştırılmalıdır. - Mama eridikten sonra, bebeğin içebileceği ısıya getirilmelidir. Mamanın sıcaklığı ideal vücut sıcaklığı olan 35- 37 derece olmalıdır. Bir damla mamayı bileğinizin iç kısmına damlatarak kontrol edin. Bilekte soğuk ya da sıcak bir his oluşturmamasına dikkat edin. - Mama paketleri, açıldıktan sonra belli bir süre içinde tüketilmelidir. Bunun için kutunun üzerinde yer alan talimatlara uyun. Bebekler mama ile besleniyorsa ya da mama anne sütüne takviye amaçlı kullanılıyorsa, emzirme saatleri sıklığında mama verilmelidir. Mama miktarı da zamanla artacaktır. Mama verirken de, emzirme işleminde olduğu gibi rahat bir yere oturun ve bebeğinizle göz teması kurun. Başını göğsünüze yaslayın. Bu yakınlık ona ve size iyi gelecektir. Aslında bu işi arada sırada baba da yapabilir. Böylece bebekle baba arasında bir bağ kurulmuş olur
Demir eksikliği olan çocukların daha içe kapanık ve çekingen davrandığını ifade eden Dr. İsmail Topal, “Demir eksikliği, çocuğun etkileşime geçmesini önleyip öğrenme yetisini engelleyebildiği gibi, zihinsel yeteneklerini de köreltebilir. Bebeklik ve küçük çocukluk döneminde demir eksikliği, bilişsel gelişimi geciktirip, zeka düzeyini yaklaşık 9 puan geriletebilir” dedi.Topal, beslenme bozukluklarının, bebeklerde büyüme ve gelişme geriliğine, enfeksiyonlarla kombine olarak da hastalıkların ağır ve ölümcül seyretmesine neden olduğunu belirterek, halk arasında ‘kansızlık’ olarak bilinen aneminin de demir eksikliğine bağlı olarak geliştiğini söyledi.ŞEKER YERİNE ÜZÜM PEKMEZİBazı konulardaki bilgisizliğin anemiyi oluşturan etkenleri doğurduğunu anlatan Topal, şunları kaydetti:“Bilgisizlik nedeni ile demir kaynağı yiyeceklerin zamanında yeterli olarak verilmemesi demir eksikliğine neden olur. Çocukları kansızlıktan korumak için yaşlarına göre beslemek gerekir. Anne babalar, çocuklarının besinlerinde, tatlandırıcı olarak şeker yerine üzüm pekmezi kullanmalı. Bebeklere altıncı ayından itibaren mercimek köftesi ve ızgara köfte yedirilmelidir.”C vitamininin de yeterli miktarda alınması gerektiğini, demirin vücutta kullanılmasında C vitamininin rolünün büyük olduğunu ifade eden Topal, çocuklara demir yönünden zengin olan et, karaciğer, yumurta, dalak, balık ve kuru baklagillerin de mutlaka yedirilmesi gerektiğini söyledi
simena_83
17.02.2008, 09:35
Balık Gebelik Döneminde Depresyonu önlüyorHamilelik dönemindeki kadınların somon, sardunya ve benzeri balıkları tüketmelerinin Depresyona karşı yararlı olabileceği bildirildi.Ton balığı, somon ve sardunyanın omega 3 açısından çok zengin balık türleri olduğunu belirten uzmanların verdiği bilgilere göre, omega 3 kalp rahatsızlıkları ve depresyona karşı en iyi ilaçlardan birisi. Ancak yapılan araştırmalar fazla balık tüketmenin hamile kadınlar için yer yer zararlı da olabileceğini, bunun nedeninin ise balıkta yüksek miktarda bulunan civadan kaynaklandığını ortaya koyuyor. Buna rağmen haftada 3-4 öğünü balıkla değerlendirmenin hiç bir zararı yok. İngiltere'de 11 bin 721 kadın üzerinde yapılan bir araştırmaya göre, hamilelik döneminde düzenli olarak omega 3 yağı alan kadınlar, hamileliğin 3. döneminden, doğumun 8 ay sonrasına kadar daha az strese girmiş ve depresyon yaşamamışlar. Hatta balık tüketimi yüksek olanlarda depresyon miktarı daha da az seviyelere inmiş. Hamile kadınların düzenli beslenmeleri, kesinlikle alkol ve sigara kullanmamaları gerektiğini vurgulayan uzmanlar, stresten uzak durmaları konusunda hamile kadınları uyardılar. Hamile kadınların yüzde 10'luk bir kesiminin mutlaka stresle karşılaştığını ifade eden uzmanlar, şu önerileri sıraladılar:"Yeni annelerde bu oran yüzde 13-14 civarına yükselmektedir. Bu da bebeğe ve anneye olumsuz olarak yansımaktadır. Araştırmacılar bu durumdaki annelerin antidepresan kullanabileceklerini açıklamışlardır. Sonuç olarak bebeğin güvenliği ön plana çıkmaktadır. Ancak son yapılan araştırmalar omega 3 yağını göz önüne çıkarmıştır. Antidepresanlar yerine belli miktarlarda omega 3 yağı alımı, kesinlikle tüm antidepresanlardan daha yararlı olacaktır. Omega 3 yağı beyindeki uyarıcıların doğru çalışmasını sağladığından dolayı da faydalı olmaktadır".Bebeğin tek besin kaynağının annesi olduğunu hatırlatan uzmanlar, bayanların korkulu Rüyası olan kilo alma ve fiziki yapıdaki değişikliklerin gebelik döneminde hızlanmasının anne adayını sağlıksız beslenmeye ittiğini kaydettiler.mystical2008-02-17 12:47:05
mavi_boncuk
02.03.2008, 08:02
Bebek Çorbaları..
Sebze Püresi: 1
havuç, 1 orta boy patates, bir miktar kabak, bir çorba kaşığı bulgur
düdüklü tencereye konur. Yarım bardak su ilave edilir. Yaklaşık 10
dakika pişirilir. Sebzelerin vitamin değerlerinin kaybolmaması için
düdüklü tencerede pişirin. Pişen sebzeleri tel süzgeçten geçirin.
Bebeğiniz katı gıdaya yeni başlıyor olsa bile belenderdan geçirmeyin.
Bu şekilde bebeğiniz taneli gıdaya daha çabuk alışır. Sebze
püresini plastik bardaklara porsiyonlar halinde doldurup derin
dondurucuda 6 hafta saklayabilirsiniz. Bebeğinize yedirmeden önce 1
tatlı kaşığı sızma zeytinyağı ilave ediniz. Tuz eklemeyin. Sebze
püresini mevsim sebzelerinden hazırlayabilirsiniz. Kabak yerine taze
fasulye, brokoli, domates gibi sebzeler koyabilirsiniz. Yoğurtlu Sebze Çorbası: Bebekler
genelde yoğurt tadını çok severler. Onlara sebzeyi bu şekilde
yedirebilirsiniz. 1 küçük boy patates, yarım kabak, 2-3 sap maydanoz
veya ıspanak, 1 tatlı kaşığı pirinç düdüklü tencerede çok az su ile
pişirilir. Ayrı bir yerde 1 kepçe yoğurt, 1 tatlı kaşığı un, yarım
yumurta ( 6 aydan küçük bebek için yumurta ilave etmeyiniz)
karıştırılır. Karışıma kaynar sebze suyu ilave edilerek karıştırılır.
Sulandırılmış karışım diğer sebzelere eklenerek kaynatılır. Çorba
koyulaşınca ateşten alınır. Üzerine istenirse kuru nane eklenir. 1
tatlı kaşığı sızma zeytinyağı ile servis edilir. Pirinçli Mercimek Çorbası: Bebeğiniz
mercimek çorbasını sevmiyorsa bu çorbayla ona kurubaklagil yedirmiş
olursunuz. Küçük bir tencereye 2.5 bardak su , 1 çorba kaşığı kırmızı
veya sarı mercimek, 1 çorba kaşığı pirinç, 1 tatlı kaşığı yağ ilave
ederek pişirin. Pişen çorbaya 1 çay kaşığı tuzot ilave edin. Mercimek Çorbası: 1
küçük boy havuç, 1 orta boy patates, 2 yemek kaşığı kırmızı mercimek,
yarım küçük boy soğan, 2 bardak su ile pişirilir. Patates ve havucu
rendeleyiniz. Çorba piştikten sonra tel süzgeçten geçirip 1 tatlı
kaşığı sızma zeytinyağı ilave ediniz.Bezelye Çorbası:
2
yemek kaşığı bezelye, yarım küçük boy patates, yarım küçük boy soğan,
7-8 sap maydanozu düdüklüde çok az suyla pişirin. Pişen sebzeyi tel
süzgeçten geçirin. 200cc süt ile 1 tatlı kaşığı un ile karıştırarak
pişirin. Sos koyulaşınca süzgeçten geçirdiğiniz sebzeleri ilave edin.
En son sızma zeytintağını ilave edin.
Düğün Çorbası:
1
küçük havuç, yarım küçük boy soğan, 5-6 sap maydanoz düdüklüde pişirin.
1 tatlı kaşığı unu yumurta ile çırpın. Haşlanmış sebzeleri tel
süzgeçten geçirin. Süzgeçten geçirilmiş sebze ve sebze suyunu yumurta
ile un karışımına yavaş yavaş ilave edin. En son haşlanmış ve küçük
küçük didiklenmiş tavuk etini de ilave ederek kaynatın. Çorba
koyulaşınca ateşten alın ve 1 tatlı kaşığı sızma zeytinyağı ilave edin.
Sütlü Tavuk Çorbası:
Bir
çorba kaşığı kadar tavuğu bir küçük boy havuçla düdüklüde pişirin.
Pişen tavuğu didikleyin. Havucu iyice ezin. Ayrı bir yerde 50cc süt ile
1 tatlı kaşığı unu pişirin. İçine 1.5 çay bardağı tavuk suyunu ezilmiş
havucu ve tavuğu ilave edin. Kaynayıncaya kadar karıştırarak pişirin.
Tarhana Çorbası:
1
su bardağı su ile 1 çorba kaşığı tarhanayı karıştırarak pişirin. Çorba
piştikten sonra 1 tatlı kaşığı sızma zeytinyağı ilave edin. Çorbaya bir
kibrit kutusu ezilmiş beyaz peynir veya bir çorba kaşığı iyice
pişirilmiş ve ufaltılmış kıyma da ekleyebilirsiniz.
Ezogelin Çorbası:
1
çorba kaşığı kırmızı mercimek, 1 tatlı kaşığı pirinç, 1 tatlı kaşığı
bulgur, yarım küçük doğranmış soğan, yarım rendelenmiş havuç, 1 tatlı
kaşığı un 2 bardak su ile pişirilir. Su kaynadığında 1 tatlı kaşığı
salça ve yağ ilave edilir. Çorba piştikten sonra üzerine kuru nane
ilave edilir. İsteğe göre çok az tuz ve karabiber ekleyebilirsiniz.
Patates Çorbası:
1
küçük boy patatesi haşlayın ve iyice ezin. Bu arada 2 bardak suyu 1
tatlı kaşığı salça ile kaynatın. Çok az tuz ve karabiber ekleyin.
Kaynamış salçalı suyu ezdiğiniz patatese yavaş yavaş ilave edin. 3-4
dakika daha pişirin. Üzerine 1 tatlı kaşığı sızma zeytinyağı ile kuru
nane ilave edin.
Kıymalı Şehriye Çorbası:
1 çorba kaşığı kıymayı kısık ateşte kavurun. Topak olmamasına dikkat
edin. Kıyma kavrulduktan sonra içine küçük küçük doğranmış 1 adet tatlı
sivri biber, yarım domates, 4-5 sap maydanoz ilave edip biraz kavurun.
Domatesler suyunu çekince 1 tatlı kaşığı salça ilave edin. Salçayı
ilave eder etmez 2 su bardağı su ekleyin. Su kaynayınca 1 çorba kaşığı
arpa şehriyeyi ilave edin. Yumurta, biraz limon, 1 çay kaşığı unu
karıştırın. Şehriye pişince yumurtalı karışıma kaynar sudan biraz ilave
edin. Ilıştırdığınız yumurtalı karışımı çorbaya ilave edin bir taşım
kaynadıktan sonra altını kapatın.
Yeşil Mercimek Çorbası:
3
çorba kaşığı yeşil mercimek, yarım küçük ince doğranmış soğan ve 1
tatlı kaşığı un ve çok az sıvı yağı 2.5 su bardağı su ile pişirin.
Mercimekler piştiğinde 2 çorba kaşığı arpa şehriye veya erişteyi ilave
edin. Şehriyeler pişince çorbayı ateşten alın üzerine kuru nane serpin.
mavi_boncuk
05.04.2008, 01:41
6 Aylık Bebeğiniz İçin Örnek MönülerMerhaba Anneler Ve Babalar…
Geçen yazımda bebeğinizin 4-5 aylık evresinde damak zevkine uygun
neler yapılabileceğine ilişkin sizlere tarifler vermiştim. Zaman
geçiyor ve bebeğimiz yavaş yavaş büyüyor. Bu sefer de 6-7 aylık
bebeğiniz için hangi menüleri oluşturabileceğinize ilişkin önerilerde
bulunacağım ve sizlerle süper lezzetler paylaşacağım. Tabi yine
bebeğinizin sağlığı için gerekli besin gruplarını ön plana alarak.
Bebeğiniz hala anne sütünü isteyerek alıyorsa ve sizin sütünüzle
beslenebiliyorsa çok mutlu bir anne olmalısınız. Buna mutlaka devam
edin. Ama 6-7 aydan sonra anne sütünün yanında ek gıdalara geçmişseniz
de kendinize çok fazla dert etmeyin. Kendi ellerinizle hazırlamaya ( ve
bir ömür boyu bunu yapmaya devam edeceksiniz) başladığınız mamalarla
onun yine sağlıklı beslenmesini siz sağlayacaksınız. Bebeğiniz her
zaman olduğu gibi sizin yardımlarınıza ihtiyaç duymaktadır. Henüz
dişleri çıkmamıştır. Bu nedenle bebeğiniz rahat tüketebileceği
besleyici ve lezzetli besinlere ihtiyaç duyar.
Bu dönemde demir alımının ayrı bir önemi vardır. Demir bebeğinizin
zihinsel ve fiziksel gelişimi için çok önemlidir. Doğduğun andan
itibaren anne sütüyle de desteklenen bebeğinizdeki demir depoları
yaklaşık 6 ay süresince onun için yeterlidir. Ancak 6 aydan itibaren
bebeğiniz günde 500 cc anne sütü bile alsa günlük önerilen miktarın
altında demir almaya başlamıştır. Çünkü anne sütündeki demir oranı
bebeğiniz büyümeye devam ederken demire olan ihtiyacı da arttığı için
azalmaya başlar. Bu durumda dışarıdan demir desteği vermek gerekir.
Demir açısından zengin olan mercimek, ıspanak ve kabak ile 6-7 aylık
bebeğinizin ihtiyacı olan demiri alacağı lezzetteler yapabilirsiniz.
Bir günlük menü örneği:
Kahvaltı: Meyve püresi ve anne sütü
Ara: anne sütü
Öğlen: Kırmızı mercimekli sebzeli çorba
Ara: Meyve püresi
Ara: Meyve suyu
Ara: Anne sütü
Akşam: Fesleğenli domates, havuç, patates
Ara: Şeftalili muzlu tatlı
Ara: Anne sütü
Gece yemeği: Anne sütü veya ticari hazır mama
1-KIRMIZI MERCİMEKLİ SEBZE ÇORBASI (öğlen)
Mercimek hem ucuz hem de çok iyi bir protein kaynağıdır. Demirden
yana da oldukça zengindir. Yalnız hazmı zor olduğu için bebeğinize
yavaş yavaş miktarı arttırarak verilmelidir.
Önemli bir nokta bebeğinizin taze tüketmesi için çorbalarını günlük yapmanızdır:
İnce doğranmış soğan
1 orta boy havuç
Yarım küçük kereviz
1 çorba kaşığı zeytinyağı
1 tatlı kaşığı tereyağı
Yarım çay bardağı kırmızı mercimek
1 büyük patates
Su
Hepsini iyice pişirin ve blenderdan geçirin…
Bebeğiniz afiyetle tüketecektir. Lütfen tuz ve şeker eklemeyin.
2-FESLEĞENLİ HAVUÇ DOMATES VE PATATES (akşam)
Unutmayın, bebeğinizi sebzelere ve farklı tatlara küçük yaşlardan
itibaren alıştırırsanız ilerleyen yaşlarda yemek seçmez ve beslenme
sorunu yaşamaz.
1 büyük boy havuç
1 büyük boy patates
1 büyük boy domates (yaz ayları için kışın eklemeyebilirsiniz.)
1 çorba kaşığı tereyağı
3-4 dal fesleğen yaprağı
1 çorba kaşığı rendelenmiş peynir.
Bütün sebzeleri pişirin blenderdan geçirin üzerine domatesleri ve fesleğeni pişirerek sos yapın, peyniri üzerine ilave edin.
3-Şeftalili muz: (ara öğün)1 büyük boy şeftali
1 muz
½ bardak elma suyu
Pirinç
Şeftali, muz, elma suyunu bir kaba koyun ve ezin. Üzerine biraz su
ekleyerek çok az pişirin. Daha sonra üzerine 1 çorba kaşığı haşlanmış
pirinç ilave edin ve blenderdan geçirin.
Afiyet Olsun :)
nescafem24
01.05.2008, 00:54
balıktaki omega 3
Beyin yapısının büyük kısmının yağ dokusundan oluştuğunu belirten Prof. Dr. Küçüködük, çocuk beslenmesinde yağ içerikli gıdaların büyük önem arz ettiğini kaydetti. Omega-3 ve Omega-6 yağ asitlerinin sinir hücrelerinin (nöron) büyüme ve gelişmesinde son derece önemli rol üstlendiğini bildiren Prof. Dr. Küçüködük, Omega-3 yağ asitlerinin, soğuk su balıklarında bol miktarda bulunduğunu ifade etti. Balığın sağlıklı beslenmede vazgeçilmez bir gıda maddesi olduğunu kaydeden Prof. Dr. Küçüködük, özellikle çocuklara genel gelişimin yanı sıra beyin gelişimi için de balık yedirilmesi gerektiğini vurguladı. Çocuklara 7. aydan itibaren balık yedirilmesini öneren Prof. Dr. Küçüködük, şunları kaydetti: “Çocukların normal gelişiminin yanı sıra beyin gelişimleri için de haftada iki gün mutlaka balık tüketmeleri gerekir. Özellikle somon, uskumru, ton balığı, sardalya gibi balıklar Omega-3 yönünden oldukça zengin balıklardır. Omega-3 yağ asitlerinden DHA insan beynindeki hücrelerin yenilenmesine katkıda bulunur. Balık türüne göre Omega-3 miktarı farklılık gösterebilir. Genellikle ızgarası yapılan balıklar, Omega-3 yönünden zengin balıklar. Ülkemizde en çok tüketilen balıklardan olan hamsi de Omega-3 ihtiyacını karşılayacak düzeyde.”
HAMİLELİKTE BALIK TÜKETMELİBeyin gelişiminin anne karnında başladığını ifade eden Prof. Dr. Küçüködük, anne karnındaki bebeğin gelişimi ve anne sağlığı için gebelerin de mutlaka balık tüketmeleri gerektiğini söyledi. Gebelikte özellikle son 3 ayda anneden bebeğe önemli ölçüde Omega-3 yağ asitleri aktarıldığını bildiren Prof. Dr. Küçüködük, gebelerin bu dönemde bol miktarda balık tüketmesinin yararlı olacağını belirtti. Prof. Dr. Küçüködük, bol balık yiyen gebelerde erken doğum, düşük ağırlıklı bebek doğurma riskinin de az olduğunu kaydetti.
nescafem24
08.05.2008, 05:40
Bebeğinizi doğumdan sonra en kısa sürede (en geç yarım saat içinde) emzirmeye başlamalısınız. Bebeğiniz bu dönemde emmeye çok istekli olur, eğer süt vermeye gecikirseniz, bebeğiniz uzunca bir süre emmeye isteksizlik gösterir ve bu da sizin ilk emzirme sürenizi geciktirir. Acıbadem Bursa Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Bülent Öztürk, süt gelmese bile annenin bebeği erkenden emzirmesi gerektiğini belirterek, “Bu, bebeğinizin emme refleksinin oluşmasını, sütünüzün salgılanmasını ve rahminizin kasılıp, daha çabuk iyileşmesini sağlar. Takip eden süreçte ise, bebeğiniz sizin memenizi her aradığında, gece ve gündüz sık sık emzirmelisiniz. Sütünüzün bebeğin midesinden geçiş süresi 15–45 dakikadır” dedi. , Dr. Bülent Öztürk, anne sütü ve emzirme hakkında merak edilenleri şöyle yanıtladı: - Bebeğiniz bir öğünde alacağı sütün yüzde 50’sini ilk 1-2 dakikada, yüzde 90’ını ise ilk 5 dakikada emer. Ortalama emzirme süreniz 15-30 dakika arasında olmalıdır. - Bu nedenle bebeğinizi devamlı ve saatlerce emzirmek yerine, en az 15 dakikalık aralarla emzirmeniz, en sağlıklı olanıdır. - Bebeğinizi sabit zaman aralıkları ile değil, o istedikçe emzirmeye çalışmalısınız. Bu süre 30 dakika ile 3 saat arasında değişmekte olup, beslenme aralıklarının ilk ay için 3 saati aşmamasına özen gösterin. Daha sonra ki aylarda, bu süre bebeğinizin isteğine göre uzar. - Anne sütünün yeterliliği, göğsünüzü sıktığınızda süt gelmesinden, bebeğiniz düzenli bir şekilde kilo almasından (ilk 6 ay içinde 150-200gram ya da her ay 600-800 gram kilo) anlaşılır. - Bebeğiniz günde 5-6 kez altını ıslatıyor ve günde 1-2 kez kakasını yapıyorsa, sütünüzün yeterli olduğunu anlayabilirsiniz. Anne sütü neden yetersizdir? Bebeğiniz sütünüzle doymuyor ise, kan şekeri düzeyinin düşmesine bağlı olarak, uyuklama ve ağlamama gözlenir. Sakin görünümü size yanlışlıkla bebeğinizin doyduğu izlenimini verebilir. Bu yüzden bebeğinizin kilo alımını, ilk 1 yaşa kadar yakından izlemelisiniz. İlk sütler neden önemlidir? Doğumdan sonraki ilk 7 günde vücudunuzun ürettiği süte, ilk süt (kolostrum) denir. Sarımsı renkte olan bu süt, özellikle protein, mineral ve vitaminlerden zengindir. Sarımsı renk, yüksek beta karoten düzeyinden kaynaklanır. Kolostrum proteinin içeriğinde, bebeğinizi hastalıklardan koruyucu antikorlar (özellikle IgA) ve barsak epitelinin direncini arttırıcı maddeleri bulunur. Kolostrumun özgül ağırlığı, 1040–1060 arasında değişir. Bir öğünde vücudunuzun ürettiği miktar 2–20 ml arasında olur. Kolostrumun enerji içeriği 67kcal/dl’dir. Doğumunuzdan sonraki ilk 7–15 gün arasında üretilen süt ise, “geçiş sütü” olarak bilinir. Bu sütte toplam protein miktarı azalırken laktoz, yağ ve toplam kalori içeriği artar. İlk iki haftadan sonra anne sütü “olgun süt” özelliği kazanır. Sütün miktarı bebeğe yeterli oluyor mu? Bebeğinizi her emzirdiğinizde, vücudunuz sütü bebeğinizin ihtiyaçlarına uygun olarak üreterek, miktarını ayarlar. Emzirmenizin başında karbonhidrattan zengin bir süt (önsüt) verirken, sonuna doğru yağdan zengin bir süt (son süt) salgılarsınız. Aslında vücudunuz, iki bebeği emzirebileceğiniz kapasitede süt üretebilme yeteneğine sahiptir. Hangi emzirme pozisyonu doğrudur? Emzirmenin tek bir pozisyonu yoktur. Beşik pozisyonu, çapraz beşik, yatar pozisyon gibi değişik pozisyonlardan kendinize en uygun olanı seçip, emzirebilirsiniz. Doğumunuzu takip eden ilk günlerden sonra beşik pozisyonu önerilir. Beşik pozisyonu için neler yapılmalıdır? - Arkanıza hafif yaslanarak otururun. - Kolunuzu dayamak için bir destek bulun. - Ayaklarınızı uzatmak veya ayağınızı dayayıp, dizini yukarı kaldırmak için bir puf edinin. - Bebeğinizi kolunuza veya bir yastığa uzatıp, yaklaşık 45 derece bir eğimle memenize yaklaştırın. - Bu pozisyonda bebeğinizin elleri serbest olmalıdır. Böylelikle memenize temas edebilir ve ellerinin yardımı ile meme başınızı bulabilir. - Elinizin işaret ve orta parmağı yardımı ile meme başınızı, bebeğinizin ağzına yönelterek, baş parmağınız ile yukarıdan aşağıya doğru memenizi sıvazlayıp, sütünün kolay gelmesine yardımcı olun. - Bebeğiniz emme işlemi sırasında, ağzının içersinde bir vakum yapar. Bu negatif basınç, memenizden sütün gelmesini sağlar. Bebeğiniz memenizden ayrılırken bu basıncı yok etmek için bir parmağınızı bebeğinizin ağzına koyarak, basıncı azaltmalısınız. - Bebeğiniz ağzını genişçe açtığında, alt dudağını meme ucunuzun altına gelecek şekilde çabucak memenize yaklaştırmalısınız. Bebeğiniz ağzıyla yalnız meme ucunu değil, etrafındaki kahverengi alanı (areola) da kavramalı, alt dudağı dışa kıvrık olmalı ve çenesi memenize dayanmamalıdır. - Eğer bebeğinizi tam yatar pozisyonda emzirirseniz, gelen sütünüz burun arkasına kaçabilir. Hatta kulaklardan ve boğaza açılan kanalın ağzından, kulak yoluna geçerek enfeksiyona neden olabilir. Yenidoğan kulak iltihaplarının en sık rastlanan nedeni, hatalı pozisyonlarla emzirmedir, ayrıca yattığınız yerden bebeğinizi emzirmeniz hem sütünüzün gelmesi hem de olabilecek tehlikeli sonuçlar yönünden sakıncalıdır. Emzirirken yatakta da olsa, mümkün olduğu kadar dik oturmalısın
nescafem24
08.05.2008, 05:45
Çocukların severek tükettiği abur cuburlar renk ve şekilleri ile göz alırken aynı zamanda farklı tatları ve aromaları ile damak zevki için farklı alternatifler sunuyor. Çocukların yanı sıra zaman zaman yetişkinler tarafından dahi tercih edilen; cips, çikolata, şekerleme gibi gıdalar sanıldıkları kadar masum mu? Araştırmalar, gıdalardaki katkı maddelerinin küçük çocuklardaki hiperaktivite ve dikkat eksikliği gibi psikolojik bozukluklarda da rolü olabileceğini ortaya koyuyor. Suadiye Memorial Tıp Merkezi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt. Oya Yüksek, “Gıdalardaki katkı maddelerinin çocuk gelişimindeki olumsuz etkileri” hakkında bilgi verdi. Gıda Katkı Maddesi; tek başına gıda olarak tüketilmeyen veya gıda ham veya yardımcı maddesi olarak kullanılmayan, tek başına besleyici değeri olan veya olmayan, seçilen teknoloji gereği kullanılan işlem veya imalat sırasında kalıntı ve türevleri mamul maddede bulunabilen, gıdanın üretilmesi, tasnifi, işlenmesi, hazırlanması, ambalajlanması, taşınması, depolanması sırasında gıda maddesinin koku, tat, görünüş, yapı ve diğer niteliklerini korumak, düzeltmek veya istenmeyen değişikliklere engel olmak ve düzeltmek amacıyla kullanılmasına izin verilen maddelerdir. E Kodu Nedir ? Gıda katkı maddelerini tanımlamak ve herhangi bir karışıklığa yol açmamak için kullanılan Avrupa Birliği’nin (EC) simgesi olarak E harfi ve üç rakamlı sayıdan ibaret kodlardır. Avrupa Birliği tarafından her katkı maddesi için belirlenir. Doğal veya sentetik olsun gıda maddelerinde kullanılan ve katkı maddesi olarak tanımlanan tüm kimyasallar bu kodlama sisteminin içindedir. Katkı Maddeleri Sınıfları Nedir? Gıda katkı maddeleri işlevlerine göre şu şekilde sınıflanabilir: koruyucular, tatlandırıcılar, antioksidanlar, renklendiriciler, tatlandırıcılar, kekleşmeyi önleyiciler, stabilizerler, emülgatörler, taşıyıcılar, taşıyıcı solventler, asitler, asitliği düzenleyiciler, aroma arttırıcılar, emülsifiye edici tuzlar, hacim arttırıcılar, itici gazlar, jelleştiriciler, kabartıcılar, kıvam arttırıcılar, köpük oluşturucular, köpüklenmeyi önleyiciler, metal bağlayıcılar, modifiye nişastalar, nem tutucular, paketleme gazları, parlatıcılar, sertleştiriciler, stabilizörler, taşıyıcılar, topaklanmayı önleyiciler, un işlem maddeleri… Renklendiricilere Dikkat!!! İngiltere’de Southampton Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırmanın sonuçları The Lancet medical journal’da yayınlanmış ve buna göre; renklendirici denilen boya katkı maddelerinin çocukların hiperaktivite veya ADHD (Attention Deficit Hyperactivity Disorder) davranışları üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceği bildirilmiştir. Bu yüzden hiperaktif davranışlar sergileyen çocuklarda da bunları içeren gıda tüketiminde dikkatli olunması yönünde uyarılmıştır. Çalışma sonunda; 8-9 yaş arası çocukların boya katkılarından olumsuz etkilendiği tespit edilmiştir.3 yaş grubunun ise sadece ilk karışımdan etkilendiği belirlenmiştir. Renklendiriciler ve Bulunduğu Gıdalar Renklendiriciler ; - Sunset yellow ( E 110) - Tartrazin ( E102) - Karmoisine (E 122) - Panceau (E 124) - Quinoline ( E 104) - Allura red ( E 129) - Koruyucu : Sodyum Benzoat ( E 211) Bulunduğu Gıdalar ; Meyve ezmelerinde, boyalı gazlı içeceklerde, hazır pudinglerde, kek karışımlarında, toz kremalarda, çorbalarda, soslarda, dondurmalarda, tatlılarda, sakızlarda, jellerde, marmelâtlarda, meyveli yoğurtlarda, reçellerde, ketçap, mayonez, hardallarda ve gliserinli, limonlu ve ballı ürünlerle birlikte pek çok modern gıda maddesinde… Unutulmamalıdır ki; çocuklardaki hiperaktivite; genetik faktörler, erken doğum (prematüre), çevresel, yetişme/yetiştirilme gibi birçok faktöre bağlıdır. Katkı maddeleri ise sadece etkenlerden biri olabilir. Bu yüzden mutlaka sağlıklı besin seçimlerinin çocuklara öğretilmesi gerekir. Özellikle hazır gıdaları olabildiğince az tutmak çocukların sağlığı açısından önem taşımaktadır. Etiket Okuma Alışkanlığını Çocuğunuza Kazandırın!!! Özellikle öncelikle anne babaların aldıkları gıdaların etiketlerini okuma alışkanlığı elde etmesi ve çocuklarına da bu alışkanlığı kazandırması gerekmektedir.
bebegimm
27.05.2008, 05:24
Anne sütü - kalitesi ve miktarı
Doktorlar ilk 6 ay bebeği sadece anne sütüyle beslemeyi öneriyorlar. Ama her anne bebeğim yeteri kadar süt emiyor mu? Karnı doyuyor mu? Yeteri kadar kilo alıyor mu? Hangi sıklıkla bebeği emzirmeliyim? Diye düşünmeden edemiyor. Aslında bütün bu soruların cevapları çok basit.
Bizim bazı öneriler
Bebeğin yeteri kadar süt içip içmediğinin kontrolüEğer bebeğin içtiği süt miktarının yeterli olup olmadığına dair bir şüpheniz varsa hemen bu testi yapabilirsiniz. Normal emen bebekler günde yaklaşık 10-24 kez altlarını ıslatırlar. Eğer sizin bebeğiniz bu sıklıkta altını ıslatıyorsa normal miktarda süt emiyor demektir. Eğer bebeğiniz günde ortalama 10 kez den daha az miktarda altını ıslatıyorsa yeteri kadar süt emmiyor demektir. Bebeğin altını kaç kez ıslattığını doğru tespit edebilmek için bebeğin bezi sürekli olarak kontrol edilmelidir, hatta en iyisi bebeğin altı 1 gün açık tutulup bir hasta bezine yatırılmalı ve altını kaç defa ıslattığı doğru olarak tespit edilmelidir. Bu test 1 haftadan büyük bebeklere uygulanabilir, daha yeni doğan bir haftadan küçük bebeklerin böbrekleri tam gelişmemiş olduğundan en çok 10 kez altını ıslatırlar.
Eğer bebeğiniz az sayıda altını ıslatıyorsa emzirme sırasında problem var. Aslında annelerin sütünün az olması çok ender rastlanan bir durumdur. Bebeğin az süt emmesi sütün az olmasından değil doğru emme tekniğiyle emzirilemediğinden kaynaklanır. Bebek yanlış bir şekilde emzirildiğinden yeteri kadar süt içemez, halsiz düşer ve emmeye devam etmek için enerjisi kalmaz ve uyur.
Kakanın kalitesi ve miktarı.Sadece anne sütü içen bebeklerin değişik renk, miktar ve sürede kaka yapması normal karşılanmalıdır. Bunun sebebi anne sütünün içinde sindirim için gerekli bütün enzimlerin bulunmasıdır. Bebek bu sebepten dolayı içtiği sütün bir kısmını ve hatta tümünü bile sindirebilir. Dolayısıyla bebeklerin günde birkaç seferden tutunda haftada bir sefere kadar kaka yapmasını - bebeğin kendisi rahatsız olmuyorsa - normal karşılamak gerekir. Sindirmedeki farklılıklardan dolayı genelde kaka miktarı ile bebeğin içtiği anne sütü miktarı arasında bir ilişki yoktur.
Anne sütünün kalitesiAnne sütü her zaman aynı kimyasal özelliklere sahip değildir, bebeğin yaşına ve ihtiyacına göre anne sütü de değişim gösterir.
Sarı Süt (İlk süt)Doğumdan sonraki ilk 3-5 gün annelerin göğsünden aslında normal süt değil Sarı Süt gelir. Çünkü bebeğin mide ve böbrekleri daha gelişmemiştir ve bu organlara aşırı yüklenmemesi için bebek sadece Sarı Süt içmelidir. Sarı sütün içinde hastalıklara karşı koruyan antijenler de bulunur. Bu ilk 3-5 gün süt az geliyor diye bebeğe mama veya su vermek vücudun henüz gelişmemiş organlarına aşırı yükleme yapacağından çok zararlıdır. Ayrıca anne sütü bebeğin vücudunun hem fiziksel gelişimini sağlar hem de beyin gelişimini sağlar. Buna karşılık mama bebeklerde vücudun fiziksel gelişimi sağladığı halde beyin gelişiminde anne sütü kadar faydalı olmaz.
Olgun Süt (Normal anne sütü) Bebek doğduktan 5 gün sonra annelerin göğsünden artık normal anne sütü gelir ve bebeğin organları da yeteri kadar gelişmiş ve bu sütü sindirmeye hazırdır. Ama anne sütü her zaman aynı değildir, süt bebek ilk emdiğinde daha sıvıdır, su gibidir yani daha çok laktoz (süt şekeri) içerir. Daha sonra ise daha yoğun bir hal alır yani az laktoz içerir.Onun için bebeği emzirdiğimiz göğüsleri belli bir ritimle değiştirmek çok önemlidir. Yeni doğan bebekler için bu ritim yaklaşık 2 saat de bir, 2-3 aydan sonra ise 3 saat de bir göğüs değiştirilmelidir. Burada dikkat edilmesi gereken husus bebeğin her 2 saat de bir kere emzirilmesi değildir. Bebek 2 saatlik sure içinde 3-4 sefer emebilir ama önemli olan bu 2 saatlik süre içinde hep aynı göğüsten emzirilmelidir. Her 2 saat de bir göğüs değiştirilmelidir. Aksi halde eğer göğüs çok sık değiştirilirse bebek devamlı daha şekerli ve az yağlı olan ilk sütü içer, bu sütle tam olarak doymaz ve laktoz fazla olduğundan hem gaz yapıp bebeği rahatsız eder hem de kakanın daha ekşi olmasına sebep olduğundan popoda pişik yapar.Bu yüzden göğüsleri bu ritimle değiştirip bebeği doğru bir şekilde doyurmak gerekir.
İlk 6 aydan sonra anne sütünün özellikleri değişir, bebeğin karnını doyurduğu gibi yediği diğer besinleri de sindirmeye yarayan enzimlerde içermeye başlar. Bu yüzden bebeği ilk 6 aya kadar sadece anne sütüyle emzirmek gerekir. İlk 6 aydan sonra diğer besinlerde yavaş yavaş bebeğe verilmeye başlanır. Ama bebeğin yediği bu besinler kesinlikle anne sütünün yerini tutmaz sadece vücudu başka besinleri sindirmeye alıştırmak içindir. Dolayısıyla bu süre içinde bebeği aynı sıklıkla emzirmeye devam etmek gerekir. Hatta bu dönemde bebeğin dişleri çıkmaya başladığından bebek daha çok emmek isteyebilir, çünkü bebek emerken diş ağrısından daha az rahatsız olur. İlk 6 aydan sonra bebeğe diğer besinler ve yemekler verilirken annenin de aynı besinlerden ve yemeklerden yemesi gerekir. Çünkü annenin vücudu bu yemekleri sindirmek için gerekli enzimleri oluşturur. Bu enzimler anne sütüyle beraber bebeğe geçer. Bebek bu besinlere daha kolay alışır ve besinlere gösterebileceği alerji riski azalır. Emzirmenin Doğal Bitiş SüreciBebek 2-2.5 yaşına geldikten sonra anne sütü gene değişikliğe uğrar ve yaklaşık olarak doğumdan hemen sonraki haline (Sarı Süt) döner. Bebek daha az emer ama bu süt bebeğin hem bağışıklık sisteminin gelişimi için çok gerekli hem de vücudun diğer sistemleri içinde çok faydalıdır. Ayrıca annenin göğsünde de değişiklikler olmaya başlar ve göğüs neredeyse doğumdan önceki haline döner, bütün bu süreç sonunda göğüs kanseri riski %30 azalır.
Çocuk 3 yaşına geldiğinde emme refleksi azalır ve çocuk yavaş yavaş emmeyi bırakır. Bu durumdan anne fiziksel olarak hiç bir rahatsızlık duymaz, göğüsler şişmez, süt kesilsin diye ilaç içmesi gerekmez ve annenin hormonlarında bir dengesizlik oluşmaz. Bebek 3-4 yaşındayken doğal emzirme dönemi biter ve hem anne hem çocuk bundan bir rahatsızlık hissetmezler.
Sütün MiktarıDoğumdan 3-5 gün sonra süt gelmeye başlar ve bu zamanda göğüsler şişebilir. Ama bu göğüslerin her zaman şişeceği anlamına gelmez. Çünkü vücut süt miktarını her zaman bebeğin ihtiyacına göre düzenler. İlk 1 ay içinde vücut bu düzenlemeyi yapmaya çalıştığından göğüsler şişebilir ama en çok 3 ay sonra bu düzenleme tamamlanır ve daha fazla şişme olmaz. Bu süreç sırasında karşılaşılan başlıca problemler şunlardır:Anneler göğüs şişmeyince göğüste süt olmadığını düşünüp göğüs şişene kadar bekler ve ondan sonra bebeği emzirirler. Bu durumda vücut fazla süt yaptığı için göğüs şiştiğini ve aslında daha az süt yapması gerektiğini düşünüp, kendini buna göre organize eder ve aslında yanlış bir sinyal alır. Bu durumda yapılması gereken göğüsün şişip şişmediğine bakmazsızın bebek her istediğinde onu emzirmektir. Bu şekilde vücut normal ritmine daha hızlı kavuşur. Bebeğin emme ritmi onun uyku ritmiyle doğrudan alakalıdır. Bebekler her zaman uyumadan önce emerler (emerken genelde uyumaya başlarlar), uyandıktan hemen sonra ve uyandıktan sonraki 1 saat içinde 2-3 kez bile emdikleri olabilir. Sabahları bebekler daha sık ve daha çok uyurlar, akşamları ise daha uzun bir sure uyanık kalabilirler (6 aya kadar en çok 2 saat) ve bu arada daha çok emerler. Bu arada göğüslerinizi daha boş hissedebilirsiniz ama bu göğüslerinizde süt olmadığı anlamına gelmez. Yeteri kadar süt olup olmadığını göğüslerinizin şiş olup olmaması göstermez, bebeğin 1 gün içinde kaç defa altını ıslattığı gösterir.Geceleyin bebeğin emmesi çok önemlidir çünkü vücudumuz bu emme miktarına bağlı olarak gündüz üretilecek süt miktarını belirleyen hormonu üretir. Geceleri bebek az süt emerse zaman içinde gündüz üretilen süt miktarı da azalır.Bu yüzden süt miktarının belirlendiği zaman aralığı sabah 5 ile 8 arasıdır. Bu saat de bebek ne kadar çok emerse gündüz o kadar çok süt olur.
Gece emzirme ritmi:Bütün bebekler hemen-hemen aynı ritimde geceleri emerler. Bizde aşağıda özetlediğimiz bu ritimde bebeğinizi emzirmenizi öneriyoruz. Genelde bebek saat 21.00 de yatar, yatmadan önce emer.Sonra 40 dk-1,5 saat sonra uyanır, emer ve geri uyur.Sonra 23.00-24.00 arasında bir daha emer.Sonra gecenin en uzun uykusunu uyur (6-9 aya kadar) ve saat 3-4 arası uyanır, emer ve geri uyur. Hatta bebeğiniz uyusa bile onu hafifçe uyandırıp emzirirseniz süt miktarında hiç bir zaman problem yaşamazsınızSonra genelde saat 5 de tekrar emer ve ondan sonra sabaha kadar her saat başı emerGenelde saat 8 de kalkar.Aslında mama yiyen bebekler bile bu saat de genetik olarak uyanır ve emmek isterler.
Bebeğinizi rahat emzirmek için onun yatağını (3 kenarı kapalı ve 1 kenarı açık olup sizin yatağınıza yapışık) kendi yatağınızın yanına koyabilir veya bebeği kendi yatağınızda yatırabilirsiniz.Bebeğinizi geceleyin yatay pozisyonda emzirmeye alışırsanız 1-2 ay sonra o kadar rahat uyumaya başlayacaksınız ki onun geceleyin kaç defa uyandığını bile fark etmeyeceksiniz.
Gündüzleri bebeğiniz her istediği ve ağzını açtığı zaman bebeğinizi emzirmenizi öneriyoruz.
ANNE SÜTÜ OLUŞUMU,BAŞLAMASI VE İLK SÜT...
Memede süt yapımını sağlayan madde annenin beyninden salgılanan “PROLAKTİN” adlı bir hormondur.
Gebeliğin sonlanmasıyla vucutta gebelik hormonları azalır ve prolaktin salgılayan bezler uyarılır. Prolaktin salgısı doğumdan sonra bazı annelerde hemen, bazılarında 4 gün içinde artmaya başlar.
Kan damarları, memede üt yapımı için gereken maddeleri süt hücrelerine taşır. Proltinin etkiiyle memeler sütle dolar. Bu sürede memede kan damarları daha çok kan taşır ve memeler sıcak ve ser olur. Süt akmaya başladıkça ve bebek emmeyi öğrendikçe memedeki grginlik azalır. Anne de rahatlar.
Bu olaylar sırasında anne ve bebek zorluklarla karşılaşabilir. İlk günlerde anne ve bebeğe yardım ve destek gerekebilir.
BAŞARILI EMZİRMENİN KURALI:KENDİNE GÜVENMEKTİR...
Başarılı bir emzir me öncelikle, annenin bebeğini emzireceğini düşünmesi ve bunu başaracağına inanmasıyla başlar.
Nasıl emzireceğini bilen bir anne de kendine güven duyar.
. Bebeğin vücut ve ruh sağlığı için en uygun besin, annenin kendi sütüdür. Her annenin sütü kendi bebeği için en uygun bileşimdir.
. Emzirmenin doğumdan hemen sonra başlatılması ve sık emzirme ile süt yapımı kolaylaşır.
. Erken emzirme ile annede doğum sonu kanamalar çabuk kesilir, memelerde şişme ve iltihaplanma olmaz. loğusalık kolaylaşır.
. Anne sütü ile beslenen bebeğin D vitamini ve flor dışında hiçbir ek sıvıya ek besine, vitamine gereksinimi yoktur.
. Bebeğe ek besin yada sıvı verilmesi annenin süt yapımını azaltır.
. İlk 6 ayda yalnız anne sütü ile beslenen bebekler sağlıklı büyür ve gelişir. Başta ishal olmak üzere mikroplu hastalıklara yakalanmazlar, bebeklik döneminden sonra da daha az hastalanırlar.
. Annenin bebeğini emzirmesiyle anne-bebek ilişkisi güçlenir, annenin bebeğini benimsemesi, bebeğin sağlıklı bir kişilik kazanması kolaylaşır.
. Sağlıklı her anne bebeği için yeterli süt üretebilir.
Anne sütü ile beslenme her bebeğin en doğal hakkıdır.
BEBEKLERE VERİLMESİ ÖNERİLMEYEN YİYECEKLERBotülizm riski yüzünden 1 yaşın altındaki bebeğe asla bal verilmemelidir.1 yaşına gelene kadar bebeğe narenciye ve yumuşak meyse suyu verilmemelidir.Şeker, tatlandırıcılar, tuz ve baharatlar, bebek için gereksizdir ve bebeğinizin yiyeceklerine eklenmemelidir.1 yaşın altındaki bebeğe, pancar, şalgam, ıspanak, lahana, brokoli ve yeşil yapraklı sebzeler gibi koyu yeşil sebzeler verilmemelidir. Bebekler için çok fazla nitrat içerirler.Kızarmış YiyeceklerAilede alerji, astım veya egzama gibi cilt hastalığı olan varsa 1 yaşın üzerine veya daha da ileri bir yaşa gelene kadar bebeğe alerjik niteliği yüksek yiyecekler verilmemelidir. Alerjik Niteliği Yüksek Yiyeceklerİnek sütüBuğdayMısırYumurtaDomuz EtiKuruyemişDomatesSoğanYumuşak meyvelerNarenciye ve meyve sularıSalçaBalık ve kabuklu deniz hayvanıBaharatlarÇikolataBoğulma Riski Oluşturacak YiyeceklerKuruyemişBüyük miktarda fıstık ezmesi (krem fıstık)Büyük sosis parçasıBütün üzümlerPatlamış MısırÇok iri parçalı sert yiyeceklerde koparılabilir.Bebek Beslenmek İçin 5 Basit ve Güvenli Tavsiye 1. Asla bebeğinizi serbest bırakmayın.2. Bebeğinizin kaşığını ağzınıza sokmayın. Şaşırtıcı olarak, yemek yemek için kullandığınız araçları paylaşmak, bebeğin dişinin çürümesine neden olabilir. 3. Bebek yiyeceğinin olduğu kavanoz açıldığı zaman, kanonuzun içinde kalan yiyeceği derhal soğutun.4. Bebeğinizin öğününden kalan artık yemek varsa, saklamayın.5. Üç günden daha fazla bir süre buzdolabında kalan herhangi bebek yiyeceğine atın.
ALINTIDIRmystical2008-11-06 16:17:56
butterfly
08.07.2008, 11:22
Doğada saf halde sarı renkte yaygın olarak bulunmaktadır. Suda çözünür ve C Vitaminine oldukça benzer özellikleri vardır. Genellikle ayni besinlerde bulunurlar. Hepsinin ortak özelliği flavan kökü üzerinde kurulu değişik kimyasal maddeler olmalarıdır. Sitrin, hesperidin, rutin, kateşin gibi bir çok çeşidi vardır. Meyvelerin suyundan ziyade posası olarak bilinen kısmında yer alır. Kılcal damar geçirgenliği üzerine olan etkisinden dolayı geçirgenliğin İngilizce karşılığı olan Permeability kelimesinin ilk harfini alarak P Vitamini olarak isimlendirilmiştir. Kılcal damarlar vücudumuzdaki dolaşım sisteminde atar damar (temiz kan) ve toplar damar (kirli kan) arasındaki bağlantıyı sağlamaktadır. Hücrelere atar damar ile getirilen oksijen, besin dokularda kullanıldıktan sonra ortaya çıkan karbondioksit ve diğer atık maddeler toplar damarlar ile uzaklaştırılır. Bu alışveriş ancak kılcal damarlar aracılığı ile yapılabilir. Bu da bu damarların dayanıklılığı ve geçirgenliği ile mümkün olmaktadır. İşte P Vitaminin etkisi de burada ortaya çıkar.Emilimi de C Vitaminine benzer yöntemle ince barsaklardan olmakta, çok azı depolanabilmektedir. Fazlası idrar ve solunum ile atılmaktadır.
P Vitaminin EtkileriGenellikle C Vitamini ile ortak çalışırlar. Benzer etkiler gösterirler.
C Vitamininin emilimini arttırır ve onu okside olmaktan korur. Dolayısı ile C Vitamininin etkili olduğu tüm konulara dolaylı yoldan katkı sağlar.
Kollajen doku denen destek yapının (vücuttaki hücrelerin hem bir arada tutunmasını hem de hücrelerin kendi zarlarının sağlamlığını sağlayan) sağlığı ve dayanıklılığına etkilidir.
En önemli etkisi kılcal damarların geçirgenliği ve yapısının korunması üzerine olan yararıdır. Kılcal damarların yırtılmasını ve kanamasını önler. Ayrıca bunların dayanıklılığı enfeksiyonlara karşı anlamlı bir koruyuculuk sağlar.
Alerjik olaylarda etkili histamin maddesinin salınışını azaltır.
P Vitamini EksikliğiBelirtileri C Vitamini eksikliğine benzer. Ayrıca
Kılcal damar yırtılmaları ve kanamaları,
İnflamasyon denilen dokuların şişme ve kızararak ağrılı bir hal alması oluşur.
P Vitamini FazlalığıVücutta anlamlı miktarda depolanmayıp fazlası atıldığı için herhangi bir zararlı etkisi gözlenmemiştir.
P Vitaminin Tedavide KullanımıYıldızı son yıllarda parlamaktadır. Gerçi ilk varlığı anlaşılmasından bu yana yaklaşık 65 sene geçmiştir ama günümüzde etkileri daha anlaşılır ve incelenebilir olmuştur. Aşağıdaki kullanım konularında etkinliğini bilimsel olarak ortaya koyacak yeterli çalışma olmamasına karşın yine de;
Soğuk algınlığı gibi C Vitamini etkisinin arzu edildiği durumlarda,
Diş eti kanamaları, ciltte kolaylıkla oluşan morluklar, kanamalı sindirim sistemi ülserleri gibi kılcal damar sorunlarında,
Rutin denilen cinsi özellikle hemoroid, varis kanaması, ani düşükler, fazla adet kanaması (menoraji), doğum sonrası kanamaları, burun kanamaları, şeker hastalarının kolay oluşan kanamaları ve gebelik durumlarında,
Alerji, astım, eklem şişme ve iltihapları, şeker hastalığına bağlı göz sorunları ile radyasyonun zararlı etkilerini azaltmak için kullanılmaktadır.
P Vitaminin GereksinimiGünlük alınması gereken miktarlar için günümüzde kesin bir rakam yoktur. Ayrıca tek bir çeşit olmadıklarından hangisinin ne kadar gerekli olduğu da ayrı bir konudur. Rutin, hesperidin, quersetin gibi türleri daha faydalı görülmektedir. Her bir çeşidinden 50 şer mg veya hepsi bir arada olduğunda 125-250 mg. kadarı olumlu etkiler için yeterli görülmektedir.
butterfly
08.07.2008, 11:31
Bebekler için en iyi mama yoktur. Ancak bebeğe uygun olan mama vardır. Günümüzde varılan teknoloji düzeyi ile farklı özelliklerde formül sütler üretilmektedir. Burada bunlar hakkında genel bilgiler verilecektir.
Anne sütü adapte = benzetilmeye çalışılmış olanlar
İleri formüller – Devam Formülleri
Diyet formüller
Kaşık mamaları
Özel formüller
Katkı formüller
Adapte Formüller
Bu mamaların hazırlanmasında anne sütü temel alınmış ve formül anne sütüne olabildiğince benzetilmeye çalışılmıştır. Genellikle üretici firmalar tarafından 1 numara ile isimlendirilirler. Bazı firmaların farklı numaralandırma sistemleri vardır. Ayrıca yarı adapte adı geçen bazı ürünlerde bulunur. Bunlar kısman anne sütüne benzetilmiş mamalardır.
İleri Formüller – Devam Formülleri
Büyüyen bebeğin gereksinmeleri göz önünde bulundurularak anne sütünden farklı özelliği bulunan mamalardır. Genellikle 2 numara ile adlandırılır. Bazı firmalarda 3 numara verilmiştir. Çoğunlukla 4 aydan sonra verilmesi uygun olan formüllerdir.
Diyet Formüller
İshal durumunda geçici olarak beslenmeye yönelik olarak üretilirler. İshal maması olarak kullanılabileceği gibi inek sütüne karşı reaksiyon gösteren bebeklerde de kullanılabilir.
Kaşık mamaları
Kaşıkla beslenebilecek, yarı katı gıdalarla beslenme zamanı gelmiş olan bebekler içindir. Tahıllı, meyveli gibi değişik tat ve yapıda olanları vardır. Bazıları toz, bazıları hazır haldedir. Toz olanların kimisi su, kimisi süt ile hazırlanmaktadır.
Özel Formüller
Beslenmesinde özel gereksinmeleri olan bebekler içindir. Örneğin doğuştan fenilketonüri hastalığı olan bebekler için üretilen mamalar vardır. Ayrıca kusmayı azaltan (AR = Anti regurjitasyon), gaz sancılarına neden olmayan (AC = Anti Kolik) , sindirimi kolay olan ( Milupa Comformil), laktozu düşük ( Nutricia Almiron), prematüre bebekler için ( Nutricia Nenetal, Nestle Alprem, vd.) gibi değişik özelliklerde olan formüller bulunur.
Katkı Formüller
Sağılmış anne sütüne katılan protein katkıları (Euprotein), saf protein (Protifar), karbonhidrat (Fantomalt), karışık katkılar (Pediasure) gibi farklı gereksinmeler için üretilirler. Bunlar beslenme ürünlerine ek olarak kullanılırlar.
Bu içerik sınıflaması dışında form olarak da toz, konsantre ve içirilmeye – yedirilmeye hazır halde olan şekillerde vardır.
Formül Mamaya Tahammülsüzlük Belirtileri
Bebekler için ideal besin maddesi anne sütü olduğu için bebekler kullanılan formül mamalara farklı şekillerde reaksiyon gösterebilirler.
Fazla miktarda kusma
Dışkının sayıca ve kıvamca değişmesi. Cıvıklaşma, katılaşma,az veya çok kaka yapma.
Sancılanma, huzursuzluk ve ağlama
Deride bazı döküntülerin ortaya çıkması, derinin renginin ve yüzeyinin pürüzsüzlüğünün değişmesi
Kilo artışının olması uygun olan seyirde olmaması
Bu gibi belirtiler ortaya çıktığında doktora danışılmalıdır.
Emzirmek zeka artırıyor!
Kanada’daki McGill Üniversitesi tarafından yapılan yeni bir araştırma, emzirme ile artan zeka arasında güçlü bağlantı buldu.
Kanada’daki McGill Üniversitesi tarafından yapılan yeni bir araştırma, emzirme ile artan zeka arasında güçlü bağlantı buldu. Araştırmacılar, emzirme konusunda bugüne kadar yapılan bu en büyük araştırmanın sonuçlarına göre, emzirme çocukların zekasını artırıyor ve akademik başarılarını geliştiriyor. Genel Psikiyatri Arşivlerinin yeni sayısında yayımlanan Emzirme ve Çocuk Bilişsel Gelişimi başlıklı makalede doktor Michael Kramer, araştırma sonuçlarının, 6,5 yıldır incelenen 14 bin çocuktan elde edildiğini belirtiyor.
Kramer, çalışmalarının, emzirmenin çocukları daha zeki yaptığına dair bugüne kadar en güçlü kanıtı sağladığına da dikkat çekiyor. Kramer ve meslektaşları, Belarus’taki 31 hastane ve klinikte çocuklar üzerinde yaptıkları araştırmada denek annelerin yarısından bebekleri yalnızca emzirmelerini istedi. Bu, araştırmacılara, çocuğun bilişsel gelişiminde emzirmenin etkisini ölçme imkanı tanıdı. Bu araştırma sırasında annelerin zeka seviyeleri ya da bebekle olan bağları gibi faktörler dikkate alınmadı. Daha sonra bu çocukların bilişsel kabiliyetleri, çocukların doktorları ve öğretmenleri tarafından yapılan zeka testleriyle ölçüldü.
Testler sonucunda yalnızca emzirilen çocuklardaki ölçümler önemli derecede yüksek çıktı. Emzirmenin beyin gelişiminde ve zeka üzerindeki etkisinin, çok sık tartışılan bir konu olduğunu hatırlatan doktor Kramer, birçok araştırmanın bir gruba dayandırılırken, bu araştırmanın rastgele bir şekilde yapılmasından dolayı emzirme ile zeka arasında bir sonuç ortaya çıkardığını ifade etti.
BBC’ye göre Kramer ayrıca, emzirmenin gözlemlenmiş bilişsel faydalarının, anne sütündeki bazı maddelere mi, yoksa emzirme sırasındaki fiziksel ve sosyal etkileşime mi bağlı olduğuna henüz açıklık getirilmediğine dikkat çekti.
http://www.newsistanbul.com/haber/kadin/emzirmek-zeka-artiriyor.html adresinden alınmıştır.
mor_kedi
21.07.2008, 02:43
ANNE SÜTÜ SAKLANABİLİR Mİ?
Anne Sütünü Saklama Koşulları Yakın zamanda yapılan çalışmalarda, anne sütünün buzdolabı veya derin dondurucuda saklanması ile besin değerini kaybetmeden korunabildiği ortaya çıkmıştır. Yapılan çalışmalar, anne sütünün bakteri üremesine dirençli olduğunu ve oda ısısında 10 saate kadar özelliklerinden bir şey kaybetmeden saklanabileceğini göstermektedir. Anne sütü, kapağı iyice kapatılmış cam ya da plastik kapta saklanmalıdır. Burada sözü edilen plastik, şeffaf sert plastik (polikarbonat) veya buğulu sert plastiktir (polipropilen). Derin dondurucu için hazırlanmış anne sütü saklama torbaları, pompaya adapte edilebilir. Bunlar kilitli, önceden sterilize edilmiş, kalın ve özel torbalardır. Gereğinden fazla süt çözünmesini önlemek için depolanan sütün 60-120ml civarında olması uygundur. Süt, 8 günden önce kullanılacaksa, buzdolabında dondurulmadan bekletilebilir. Anne sütü sağılmadan önce, eller iyice yıkanmalıdır. Özellikle süt bankalarında sıklıkla kullanılan bir yöntem olan pastörizasyon ile antimikrobiyal özelliklerini kaybederler. Anne sütünün +4 derecede buzdolabında veya -20 derecede derin dondurucuda saklanması ile bakteriyel yükün azaldığı, sütün anti bakteriyel etkilerinin arttığı gösterilmiştir. 50-100cc sağılmış anne sütünü temiz bir kap veya süt saklama poşetine koyabilirsiniz. Donarken süt genişleyebileceğinden, tepeleme doldurmayınız. Tüm torbalara mutlaka tarih ve miktar yazınız. Sütü derin dondurucunun kapağına değil, en soğuk noktasına koyunuz. Güvenli süt saklama koşulları: -Odanın serin bir yerinde 6-8 saat -Buzdolabının rafında 72 saat (3 gün) -Buzdolabının buzluğunda 2 hafta-2 ay arası -Derin dondurucuda 6 ay
Dondurulmuş anne sütünün eritilmesi ve ısıtılması -Sakladığınız anne sütünü kesinlikle ocağın üstüne veya mikrodalga fırına koymayınız. Bu, sütün proteinini bozar ve sütün içinde oluşan sıcak noktalar bebeğinizin ağzını yakabilir. -Süt poşetini bir kaba koyduğunuz ılık suyun içine ağzı dışarıda kalacak şekilde batırarak çözülmesini sağlayınız (benmari usulü) ve salladıktan sonra sıcaklığını kontrol ederek bebeğinize veriniz.
Unutmayın! Çözülmüş süt kullanılana kadar buzdolabında saklanmalıdır. 24 saat içinde kullanılmalıdır. Bebeğinizi besledikten sonra sütün arta kalanını atılmalıdır. Her zaman önce en eski tarihli süt kullanılmalıdır.FIRINDA ISITMAYIN Zamanında doğmuş bebekte kolostrum (ilk 6 gündeki süt) oda ısısında 27-32 derecede, 12 saat sonraki süt 15 derecede, 24 saat 19-22 derecede, 10 saat 25 derecede, 4-6 saat buzdolabında 0-4 derecede, 8 gün buzlukta 2 hafta ayrı kapısı olan buzlukta, 3-4 ay ayrı kapısı olan derin dondurucuda 6 ay ve üzeri saklanabilir. Donmuş sütün önce buzdolabında çözdürülmesi gerekir. Sonra benmari yöntemi ile ısıtılır. Benmari yönteminde, 51 derecede ısıtılmış su içeren kaba, biberon ağzına dek daldırılır. O andaki şartlar bu yöntemi mümkün kılmıyorsa, biberon koltuk altına konulup, sütün vücut sıcaklığına gelmesi beklenebilir. Ayrıca, biberon ısıtıcıları da mevcuttur. Anne sütünü çözdürmek için, mikrodalga fırın kullanılmaz. Anne sütü, çözdürüldükten sonra 24 saat buzdolabında bekletilebilir ancak, tekrar dondurulmaz.
EK BESİNLERİN HAZIRLANMASIMeyveler
Elma: Elma yıkanır, kaynar sudan geçirilir, soyulur. Cam rendede veya makinede püre haline getirilir. Çift kat tülbentten suyu sıkılır. Su veya püre olarak yedirilir.
Şeftali: Şeftali yıkanır, kaynar sudan geçirilir, kabuğu soyulur, dilimlere ayrılır, çatalla veya makinede püre şekline getirilir. Tülbentten suyu sıkılır. Su veya püre olarak yedirilir.
Portakal: Suyu sıkılarak verilir.
Muz: Çatalla veya makinede püre şekline getirilir. İsteniyorsa, portakal veya elma suyu ile biraz sulandırılabilir.
Sebzeler
Karışık sebze maması: Başlangıçta sulu çorba, zamanla kıvamını koyultarak püre halinde varilebilir.
1. hafta: 3 fincan su, 2 orta boy havuç, 1 orta boy patates, 45-50 dakika ağzı kapalı kapta pişirilir. Düdüklü tencere kullanılıyorsa 1 fincan su ile 10-15 dakika pişirilmesi yeterlidir. Tel süzgeçten aktarılarak hiç ezmeden sebzelerin suyu bir kaba alınır. 1 çay kaşığı irmik ilave edilerek 5 dakika kaynatılır.
2. hafta: Yukarıdaki gibi pişirilir. Tel süzgeçten veya makineden havuçlar ve patatesler ezilerek püre şekline getirilerek geçirilir. Bu pürenin içine yine irmik katılarak yukarıdaki şekilde mamanın hazırlanması tamamlanır.
3. hafta: 3 çay fincanı su, 2 orta boy havuç, 1 orta boy patatese ek olarak 1 çay kaşığı pirinç her gün bir yenisi ilave edilmek üzere mevsimlik sebzeler (örneğin; ilk gün 3-4 yaprak maydanoz, ertesi gün maydanoz + birkaç yaprak ıspanak, ertesi gün bunlara ek olarak 1/4 kereviz, ertesi gün taze kabak v.b) eklenir. Tel süzgeçten veya makineden geçirilerek elde edilen püreye yine 1 çay kaşığı irmik ilave edilerek 5 dakika daha pişirilir.
Muhallebi
Muhallebi inek sütü veya formül sütler ile endüstriyel unlu besinler tarifelerine göre süt veya su ilavesi ile hazırlanır.
Formül Süt Muhallebisi: 250 ml su, 3 büyük çay kaşığı pirinç unu, 2 büyük çay kaşığı toz şeker karıştırılarak pişirilir. Ateşten indirildikten sonra 6 ölçek formül sütü tozu katılır. Gerekirse tel süzgeçten geçirilir.
Yumurta ve Etler
YumurtaYumurta katı olana kadar haşlanır. Sarısından ilk gün 1/2 küçük kahve kaşığı olarak başlanır. Gün aşırı ve her defasında miktar arttırılarak 8-10 gün sonunda sarısının tamamı verilir. Başlangıçta sebze öğününde, daha sonra sabah kahvaltısında verilir.
Karaciğer püresi
Dana ve kuzu karaciğeri yıkanır. Üzerindeki zarı çıkarıldıktan sonra haşlanarak pişirilir. Rendelenerek veya makinede püre haline getirilir. Sebze püresine karıştırılarak verilir. İlk 5 günde 1 çay kaşığı (5gr) başlanarak 5 çay kaşığına çıkarılır.
Köfte
Yağsız, sinirsiz dana veya sığır kıymasından, çok az ekmek ufağı ilavesiyle hazırlanır. Yağsız tavada veya ızgarada pişirilir. İçinin de iyice pişmesine dikkat edilir ve sebze püresi ile birlikte verilir.
Balık, tavuk
7 aylıktan sonra haşlanmış veya ızgarada pişirilmiş beyaz etli balıklar verilebilir. Tavuk eti makineden geçirilerek hazırlanır. Kılçıklı balıkların iyi ayıklanması gerekir. Alerji yönünden dikkatli olunmalıdır.mystical2008-11-15 15:54:35
mor_kedi
19.08.2008, 03:48
Aylara göre beslenme0 - 4 AY
Bebeğiniz ağladıkça ve acıktıkça anne sütü vermelisiniz. Anne sütü yoksa veya yetersizse anne sütüne adapte bir biberon maması kullanmalısınız.
4 - 6 AYAnne sütüne aldığı sürece ve miktarda devam edilmelidir. Anne sütü yoksa veya yetersizse 3-4 öğün 2 numara devam maması verilmelidir (500 ml/gün). Saat 10.00: Meyve suyu (Mevsimine göre suyu sıkılarak hazırlanır. 1-2 hafta sonra püre şeklinde verilebilir.)Saat 13.00: Sebze çorbası(1-2 hafta sonra püre şeklinde verilebilir.) Saat 16.00 Yoğurt (100 ml hazırlanmış ılık Devam Mamasına 1 çay kaşığı yoğurt konulup mayalanır ve 3-4 saat mayalkanmaya bırakılır.)
Saat 20.00 Kaşık Maması veya Muhallebi (100 ml su ile 1 tatlı kaşığı pirinç unu pişirilir. Ocaktan indirildikten sonra 3 ölçek Devam Maması ilave edilir.)
6 - 8 AyAnne sütüne aldığı sürece ve miktarda devam edilmelidir. Anne sütü yoksa veya yetersizse en az 300 ml. devam maması verilmelidir. Saat 06.00-07.00: Kahvaltı (Devam maması içine akşamdan tuzu alınmış peynir +haşlanmış yumurta sarısı +reçel ilave edilerek hazırlanır.)
Saat 10.00: Kavanoz maması veya meyve püresiSaat 13.00: Sebze çorbası veya sebze püresi (İçersine ince çekilmiş kıyma ilavesine başlanabilir.) Saat 16.00: Yoğurt
Saat 19.00-20.00: Kaşık maması veya muhallebi (Muhallebi devam maması ve pirinç unu ile hazırlanmalıdır.)
8 - 10 AyAnne sütü veya devam maması (en az 300 ml.)
Saat 07.00: KahvaltıSaat 10.00: Kavanoz maması veya meyve püresi Saat 13.00: Sebze çorbası veya diğer unlu çorbalar (Tarhana, yayla, şehriye çorbasına et, tavuk, kıyma ilave edilebilir.)Saat 16.00: Yoğurt veya meyve püresi + tahıllı mama Saat 19.00: İnce çekilmiş kıymadan yapılan köfte veya herhangi bir çorba
Saat 20.00-21.00: Anne sütü veya 2 ya da 3 numaralı devam maması
10 - 12 AyAnne sütü veya 2 ya da 3 numaralı devam maması günlük en az 300 ml. olmalıdır. Evde hazırlanan yemeklere yavaş yavaş geçilebilir. Yemeklerin sadece suyu değil kendisi ezilerek verilmelidir. Haftada 1-2 öğün haşlanmış veya ızgara taze balık ve haşlanıp ezilmiş karaciğer verilmeye başlanabilir. 07.00-09.00: Kahvaltı (150 ml. devam maması + yumurta +peynir +bir dilim ekmek + 1 tatlı kaşığı reçel)12.00-13.00: Evde pişmiş etli sebze yemeği veya sebze püresi +meyve suyu
15.00-16.00: Yoğurt veya devam maması
19.00-20.00: Çorba + köfte veya balık
Yazının Kaynağı Fatma Eren ( Bebek Dosyası ) mystical2008-11-15 15:58:15
butterfly
19.08.2008, 13:34
Aylara göre ek besinlerSindirimin kolay olması, alerjiye yol açmaması, tadının anne sütü ya da mamaya çok uzak olmaması nedeniyle ilk seçilecek ek gıdalardan biri pirinç unlu muhallebidir. Muhallebi formül mama ile hazırlanabilir.(Bir bardak suya 3-4 tatlı kaşığı pirinç unu karıştırılır ve pişirilir. Ilındıktan sonra 6 ölçek mama katılır) Ayrıca pirinç unlu ve formül mamalı hazır muhallebi karışımları da bulunmaktadır. Muhallebiyi her zaman kaşık ile verin, asla biberona koymayın. Kaşıkla mama yemek yalnızca beslenme amaçlı değildir,aynı zamanda önemli bir gelişim basamağıdır. Pirinç unlu muhallebinin sadece bir öğün olarak verilmesi gerektiğini aklınızdan çıkarmayın.
Bebeğiniz muhallebiye alıştıktan sonra 6-7 ay civarında püre haline getirilmiş sebze ve meyvelere başlanabilir. Bebeğinizin tatlı gıdaları tercih etmesini önlemek için sebzelere meyvelerden önce başlamanızda yarar var. Havuç, patates, kabak, bezelye ve fasulye öncelikli olarak deneyebileceğiniz sebzelerdir. Bu tatlara alıştıktan sonra daha keskin tatları olan brokkoli, karnabahar, kereviz gibi sebzeleri verebilirsiniz. Ispanak, pazı, maydanoz gibi yeşil yapraklı sebzeleri en sona saklayın ve pişirdiğiniz öğünde verin.
Elma, armut, şeftali, kayısı, erik, üzüm, kivi, muz öncelikli olarak verilebilecek meyvelerdir. Meyveleri püre halinde vermeyi tercih edin; böylelikle bebeğiniz meyvenin suyunun yanı sıra posasından da yararlanacaktır. Elma armut gibi meyveleri ilk kez deneyeceğinizde öncelikle kısa süre kaynar suda tutarak yumuşamasını sağlayın. Portakal, mandalina, limon gibi asitli meyveler gaz yapabileceğinden 9-12inci aydan sonra verilmelidir, meyve suları bebek bardaktan içmeye başladıktan sonra taze sıkılmış meyve suyu olarak günde 150 cc yi geçmeyecek şekilde verilebilir.
Kıyma haline getirilmiş dana, kuzu ya da tavuk etleri 6-7inci aylardan itibaren sebze çorbalarına eklenmelidir. Bu aylarda sebze çorbalarına pirinç ya da irmik ve zeytinyağı da katılabilir. Sekizinci aydan sonra beyaz etli balık verilebilir. Yedi-sekizinci aylardan itibaren pastörize beyaz peynir ve yoğurt verilebilir.
Yedinci aydan sonra sabah kahvaltısına başlanabilir. Kahvaltı, anne sütü ya da hazır mama içine 1 tatlı kaşığı peynir, 1 tatlı kaşığı pekmez ya da meyve püresi, bebekler için uygun tahıllı ek besinler katılarak hazırlanılabilir.
Mercimek, fasulye, nohut gibi kuru baklagillere de 7-8inci aydan sonra başlanabilir. Haşlanmış yumurta sarısı sabah kahvaltısına ya da çorbasına katılabilir.
Bebeğiniz kendi kendine oturabilmeye başladıktan sonra ağzında ezip yutabileceği yumuşaklıkta küçük yiyecek parçalarını kendi kendine yiyebilir. Dişlerinin çıkmış olup olmaması bu durumu değiştirmez çünkü bu yaşta bebekler dişetleri ve damakları arasında yiyecekleri ezerek yerler. İyice pişirilmiş ve minik lokmalara bölünmüş havuç, patates, kabak gibi sebzeler, ufak muz, şeftali parçaları, küçük et ya da peynir parçaları, iyice pişirilmiş makarna bu tip yiyeceklere örnektir. Bazı gıdalar ise bebeklerin boğazına kaçabilir ve nefessiz kalmalarına neden olabilir. Sosis parçaları, fındık, fıstık, ay çekirdeği, üzüm, kiraz gibi çekirdekli ve sert meyveler, çiğ sebzeler, patlamış mısır ve sert şekerlemeler boğulma tehlikesi yaratabilecek gıdalara örnektir. Bu tip gıdaları 3 yaşından küçük çocuklara vermemek gerekir.
Dokuzuncu ay civarında bebeğe kemirmesi için bebe bisküvisi, kuru ekmek gibi gıdalar verebilirsiniz. Bu çıkmakta olan dişlerine de iyi gelecektir.
Daha önceleri püre haline getirdiğiniz gıdaları 9uncu aydan itibaren ezerek pütürlü halde verebilirsiniz. Bu dönemde sofra yemekleri de tuzu, şekeri ve baharatı eklenmemiş olmak şartıyla ezilerek bebeğe verilebilir. Çeşitli etli sebze yemekleri, iyi pişmiş makarnalar, çeşitli çorbalar bu tip yemeklere örnektir. Bebeğiniz henüz pütürlü gıdaları almak istemiyorsa zorlamayın.
Tüm ek gıdalara rağmen anne sütü ya da formül mamaya en azından ilk 12 ay boyunca devam edilmelidir.
Ek gıdalara başladıktan sonra bebeğinizin su da alması gerekir. Bebeğinize katı gıdalardan sonra 30-60 ml. kadar su verebilirsiniz. İlk 12 ay boyunca bebeğinize vereceğiniz suyu kaynatmanız gerekir.
Kolalı ya da şekerli içecekler, çeşitli katkı maddeleri içeren gıdalar, yağda kızartılmış gıdalardan uzak durulması iyi olur. mystical2008-11-15 15:57:32
butterfly
19.08.2008, 13:40
Prematüre bebeklerde beslenme38. gebelik haftasından (37 hafta + 6 gün) erken dünyaya gelen bebeklere prematüre bebek denir. Gebelik süresini (38 - 40 hafta ) tamamlamış olduğu halde doğum ağırlığı 2500 gr altında doğan bebeklere düşük doğum ağırlıklı bebek, doğum ağırlığı 1500 gr altındaki bebeklere de çok düşük doğum ağırlıklı bebek denir.
Prematüre doğuma neden olabilen etmenler ;
A . Anneye ait nedenler :
Önceki doğumda preterm doğum öyküsü
Malnütrisyon
Uterus anomalileri
Anne yaşının 16’dan küçük, 35’den yüksek olması
Annenin kalp hastalığı
Sık doğum
Enfeksiyon
Travma
Hipertansiyon
Sigara, alkol
Fazla aktivite
Düşük sosyoekonomik düzey
Stres
B. Bebeğe ait nedenler :
Çoğul gebelikler
Kromozom anomlileri
Amnion sıvısının fazla oluşu
Konjenital kızamıkçık
C. Doğum ağırlığı eksikliğine neden olabilen etmenler :
Plesanta yetersizliği, malformasyonalar, vasküler bozukluklar
Annenin akut-kronik hastalıkları
Ağır işte çalışma
Gebelik bakım ve beslenme yetersizliği
Sigara, alkol, ilaç ve uyuşturucu kullanma alışkanlığı
Sosyo-ekonomik etmenler
Gebelikte geçirilen enfeksiyon hastalıkları
Annenin yaşça çok küçük veya ileri yaşta olması
Prematüre bebeklerin vücut yapıları zamanında doğmuş bebeklerden farklıdır.Mideleri çok küçüktür, kolayca kusabilirler. Emme ve yutma refleksleri zayıftır. Toplam ücut sıvıları daha fazla, glikojen ve yağ dokuları daha azdır. Vücut yüzeyleri ağırlıklarına göre fazla olduğu için ısı ve su kayıpları daha fazladır. Beslenme sırasında yorgunluk, aspirasyon ve sonra da regurjitasyon olabilir.
Prematüre bebeklerde sindirim sistemi
Sindirim ve emilim işlemlerinin başlayabilmesi için prematüre bebeğin emme ve yutma fonsiyonlarını yerine getirebilmesi gereklidir. İlk yutma hareketleri intrauterin 12-16. haftalarda amniotik sıvının yutulması ile başlar. 32. haftadan önce doğan bebeklerde emme hareketleri azdır ve hiç yutma hareketi olmayabilir. Zamanında doğan bebeklerde emme-yutma hareketlerinin olgunlaşması doğumdan sonraki 1-2 gün içinde olurken, özellikle 2000 gramın altındaki pretermlerde günler, haftalar gerekebilir.
Prematüre bebeklerde trigliserit sindirimi için lingual lipaz ve bir miktar tükrük amilazı bulunur. Gastrik asit sekresyonu ise düşüktür. Postnatal 4. haftada uygun düzeylerine ulaşıncaya kadar midede HCL salgısında artış olur. Yüksek gastrik asit sekresyonundaki yetersizliğe ilave olarak, pepsinojen salınımı da yarı yarıya azdır. Preterm bebekler beslendikten sonra pepsinojen aktivitelerinde artış olduğu belirlenmiştir. Yüksek gastrik pH ve düşük pepsinojen düzeyleri immünoglobulinlerin aktivitesinin korunması açısından önemli olabilir. Prematürelerin midesinde gsatrik lipaz üretimi fazladır. Bu yağ sindiriminde önem taşır.
Gebelik yaşları 32-34 hafta olan prematürelerde term bebeklere göre pankreatik amilaz, lipaz, tripsin ve kemotripsin düzeyleri çok yetersizdir. Ancak pankreatik proteaz aktivitelerinin düşük oluşu anne sütünde bulunan Ig, laktoferrin, lizozim gibi proteinlerin parçalanmasını engeller.
Pretermlerde safra asit miktarı zamanında doğan bebeklere göre yarı yarıya azdır. Yağ malabsorbsiyonu görülebilir. Azalmış safra asidinin nedeni ise, safra asitlerinin ileumdan emilimindeki yetersizlik ve jejenumnun safra asitlerine daha geçirgen olmasıdır. Ayrıca enterohepatik dolaşım da olgunlaşmamıştır.
CHO sindirimi : Prematüre bebeklerde sükroz ve maltodekstrin sükraz, maltaz ve izomaltaz tarafından sindirilebilir. Ancak laktaz eksikliği laktoz sindiriminde sorunlara yol açabilir. Alfa amilaz yetersizliği de polisakkarit sindirimini olumsuz etkiler. Ancak ince barsaklarda bulunan glukoamilaz nişastayı glikoza parçalayabilir. Öte yandan pretermlerde glikoz emilimi term bebeklere nazaran %50 daha azdır.
Protein sindirimi : Prematürelerde gastrik pH yüksek olduğu için proteinin midede sindirimi çok azdır. Sindirim ince barsakta pankreatik proteazlar ve peptidazlarla olur ve aktif transportla tamamlanır. Duedonumdaki tripsin düzeylere term bebeğe yakınken kemotripsin ise %10-60 arasında değişir.
Yağ sindirimi : Besinlerle alınan yağların hidrolizi midede başlar. Lingual lipaz, gastrik lipaz ve anne sütü lipazı sindirimde görev alır. MCT’ler mideyi uzun zincirli yağ asitlerine oranla daha çabuk terk ederler. Ayrıca lenfatik taşımada kısa ve orta zincirli yağ asitleri uzun zincirli yağ asitlerinden daha hızlı emilip taşınırlar. Yağların %58-88 ‘i emilir.
Vitamin ve mineraller : Yağ emilimindeki yetersizlik yağda eriyen vitaminlerin emilimini etkiler. Düşük intirinsik faktör düzeyleri B12 emilimini azaltır. Bu yüzden prematürelere vitamin desteği yapılmalıdır. Safra asitlerinin yetersizliği ve olgunlaşmamış enterohepatik dolaşım sonucu oluşan yağ emilimindeki yetersizlik Ca emiliminde terersizliğe yol açmaktadır. Ayrıca Zn emilimi de azdır.
Prematüre bebeklerin besin gereksinmeleri:
Düşük doğum tartılı bebeklerin besinsel gereksinimleri yaşa, ağırlığa ve klinik duruma göre değişir. Prematüre bebeklerde intauterin büyümeye yakın bir hızda büyümeyi sağlamak gerekmektedir. Bunu yaparken metabolik olarak bebeğe yük getirmemek büyük önem taşımaktadır.
Enerji : Büyümenin anne karnındakine benzer bir hızda gerçekleştirilmesi için bebeklerin yeterli enerji almaları gerekmektedir. Enerji vücut sıcaklığının sürdürülmesi, kas etkinliği ve başka metabolizma süreçleri için de gereklidir. Prematürelerin günlük enerji ihtiyaçları konusunda değişik veriler verdır. Ortalama 120-150 kal/ kg.’dır. Bazı durumlarda 175 kal/ kg.’a çıkabilir. Ancak çok yüksek enerji alımı daha fazla büyümeye değil fazla yağ depolanmasına yol açabilir.
Protein : Preterm bebeklerin protein gereksinimi term bebeklere göre daha fazladır. Ortalama 3-4 g/kg/gün protein alımı büyüme ve gelişme için yeterlidir. Bu değerler enerji ihtiyacında olduğu gibi anne sütü alan bebekler için geçerli değildir. Anne sütü proteinleri üstün özellikleri nedeniyle daha kolay sindirilir ve daha yüksek oranda emilirler. Anne sütündeki whey / kazein oranı 60/40 olduğu için mamalarda da bu oran sağlanırsa plasma aminoasit düzeyleri normal olmaktadır. Anne sütü yerine kullanılan özel mamalarla protein miktarı fazla verildiğinde bebeklerde metabolik bozukluklar olabilir.
Yağ : Büyüme, beyin gelişimi, hücre sentezi, yağda eriyen vitaminlerin emilimi gibi işlevleri olan yağlar prematüre beslenmesinde önemli enerji kaynağıdırlar. Prematürelerde MCT ‘li yağlar gastrik mukozadan emilebilmeleri, direkt karaciğerden dolaşıma geçmeleri nedeniyle önerilmekle beraber; sinir sistemi ve retina gelişimi, doku büyümesi, prostaglandin ve lökotrien oluşumunun desteklenmesinde etkili olan LCPUFA ‘larda da kullanılmalıdır.
Mineraller : Düşük doğum ağırlıklı bebeklerde böbrek fonksiyonları tam gelişmediği için hiponatremi ve hipernatremi gibi sorunlar görülebilir. Özellikle hızlı büyüme ve gereksinim hayatın birkaç haftası hiponatremiye neden olur. Bu yüzden preterm formularda Na içeriği yüksek tutulmaktadır. K ve Cl hakkında araştırmalar çok yeterli olmamakla bertaber 1,5 mmol/kg /gün K ve 1.2 mmol/kg/gün Cl ihtiyacı karşılamaktadır.
Rikets prematüre bebeklerde önemli bir risk olduğu için preterm formulalarda normal mamalara göre Ca ve P daha yüksek bulunmaktadır. Günlük 200-250 mg/kg Ca ve 110-125 mg/kg P alan bebeklerin kemik mineral içeriği fetal hızla aynı olabilmektedir.
Pretermler, demir depoları eksik doğarlar. Buna ilave sık kan alınması, hızlı büyüme mevcut demirin yetmemesine neden olmaktadır. Verilecek demirin erken fizyolojik anemi üzerinde önemli rolü olmadığı düşünüldüğünden genelde 1-2 aylıktan sonra ilave kullanılır.
Düşük doğum ağırlıklı bebeklerde çinko emilimi yağ ve nitrojen absorbsiyon ile yüksek oranda ilgilidir. Bu yüzden yağın %40-50’sinin MCT’li yağlardan gelmesi pozitif çinko dengesine yardımcı olur. Ancak anne sütü ile beslenen bebeklerde biyolojik kullanım iyi olduğu için Zn eksikliği bildirilmemektedir.
Vitamin : Prematürelerde sıklıkla görülen rikets nedeniyle; diyetlerine 400 IU/gün D vitamini eklenmesi, küçük prematürelerde de bunun 800-1200 IU/gün olması önerilmektedir. Düşük doğum ağırlıklı bebekler yetersiz E vitamini depoları ile doğarlar. Antioksidant bir madde olan E vitamini Amerikan Pediatri Akademisi tarafından 0.7 IU vitamin E /100kal olarak önerilmektedir. Yapılan çalışmalarda preterm bebeklerin 2/3 ‘ünde folat eksikliği olduğu halde hepsinde anemi gelişmediği için folat ilavesi tartışmalıdır. Ayrıca bütün bebeklere doğumdan sonra i.m vitamin K yapılmalıdır. Yalnız anne sütü veya mama ile beslenen prematüre bebeklerde ek olarak B kompleks verilmesi önerilmektedir. Ancak riboflavin verilmesi önerilmektedir. Sadece anne sütü alan vejeteryan annelerin bebeklerinde de vi B12 eklenmelidir.
Önemli bir sorunu bulunmayan preterm bebekler genellikle doğumdan 4-6 saat sonra ağız yoluyla, buna olanak yoksa nazogastrik sonda veya total parenteral beslenme ile beslenir. Tartısı çok düşük (1000gr az) veya sorunları olan pretermlerde TPN (Özel besin maddeleri ile özel besleme şekli) uygulanır.
Genel olarak hafif ve orta derecede prematüre bebeklerin beslenmelerinde anne sütünün yeterli olduğu kabul edilmektedir. Buna karşın 32-33 haftalıktan küçük ve vücut ağırlıkları 1500 gr altında olan bebeklerin beslenmelerinde anne sütünün yeterliliği konusunda tartışmalar vardır. Prematüre doğum yapan annenin sütünü zenginleştirmek için kullanılan bileşimler ticari olarak bulunmaktadır. Prematüre beslenmesinde anne sütü kullanılacaksa en iyisi kendi anne sütünün kullanılmasıdır.
Anne sütü yokluğu veya yetersizliğinde kullanılmak üzere birçok özel mama geliştirilmiştir. Bu mamalar sindirim sistemi ve metabolik fonksiyonları olgunlaşmamış bebeklerin spesifik besin gereksinimleri göz önüne alınarak hazırlanmıştır. Ancak bu mamalar önerilere uygun hazırlanmalı ve kullanılmalıdır. Formulalar genelde hızlanan doku sentezini desteklemek için whey proteinlerinden zengin, yağları MCT ve LCP içeren, karbonhidratları laktoz ve glikoz polimerlerinden oluşan uygun vitamin ve mineral ilaveli bileşimlerdir. Ayrıca sistini tavrine dönüştürme kapasitesi sınırlı olan bu bebeklerde yağ absorbsiyonu için önemli olan safra tuzlarının sentezinde gerekli olduğu için mamalarda tavrinde bulunur. Ancak anne sütünde bulunan bazı üstün özellikler formulalarda yoktur.mystical2008-11-15 15:56:20
feelings
24.08.2008, 12:56
Anne Sütünün Sağılması ve Saklanması
Bebeğinizden uzak kaldığınız durumlarda da bebeğinize anne sütünü verebilirsiniz. Bu önceden göğüslerin sağılması ve gerekli olduğunda bebeğe verilmesi şeklinde olur. Göğüslerin sağılması için elektrikli veya elle çalışan süt çekme pompalarına ihtiyacınız var.
Hazırlanma ve Temizlik
-Göğüslerinizi sağmadan önce mutlaka ellerinizi yıkayın.-Göğüslerinizi temiz tutmak için günde bir kez banyo veya duş almak yeterlidir.-Her kullanımdan önce pompanın setlerini sıcak sabunlu su ile yıkayınız.-Hastaysanız ve bir ilaç almanız gerekiyorsa doktorunuza danışınız.
Sütün Toplanması
-Her seansta sağdığınız sütü plastik, temiz bir şişeye veya plastik süt toplama poşetlerine koyabilirsiniz.-Şişeleri ucunda emziği olmadan kapak ile sıkıca kapatınız. Poşetler ise lastik bir band ile kapatılabilir.-Sağdığınız ve poşetlediğiniz her sütün üzerine bebeğinizin ismini ve tarihi yazmayı unutmayın.
Anne sütünün saklanması
-Sağdığınız sütü dondurmadan 72 saat ve dondurulmuş sütü erittikten sonra 24 saat buzdolabında (+1 ile +4 oC arasında) saklayabilirsiniz.-Buzlukta (-7 ile -2 oC arasında) 3 haftaya kadar saklanabilir.-Derin dondurucuda (-18 oC’nin altında) 6 aya kadar saklanabilir.
Donmuş sütü eritme
-Buzdolabında yavaş olarak eritiniz (100 cc sütün erimesi birkaç saat sürebilir).-Sıcak suyun altında bir kap içinde daha hızlı olarak eritme de yapılabilir. -Donmuş sütü oda sıcaklığında bekleterek eritmeyin.
Sütün ısıtılması-Soğuk süt, akan ılık su altında veya bir biberon ısıtıcısında ısıtılabilir.-Sütü fazla ısıtmayın. Sütün kesilmesine ve bazı proteinlerin hasar görmesine neden olabilir.-Sütü eritmek veya ısıtmak için mikrodalga fırınların kullanılması önerilmemektedir.
Diğer önerilerimiz:
-Sütü 1 saatten fazla oda ısısında bırakmayın.-1 saatten fazla oda ısısında bırakılmazsa ısıtılarak tekrar kullanılabilir. İkinci kullanımdan sonra kalan sütü atmalısınız.-Eritilmiş sütü tekrar dondurmayın. -Sütü buzdolabın kapağına koymayın.-Sütler bir termos içinde buz ile birlikte taşınmalıdır.
Uzm. Dr. Alper SOYSAL
butterfly
26.08.2008, 12:11
Bir yaştan önce süt ürünleri verilebilir mi?"Kızım dokuz aylık. Doktoru bir yaşından önce süt ve süt ürünleri kullanmamızı doğru bulmuyor. Arkadaşlarım ise yoğurt ve peynir başladıklarını söylüyorlar. Ben de başlamak istiyorum. Bir yaşından önce kızıma süt ürünleri verebilir miyim?"Bir yaşından önce bebek beslenmesinde inek sütünün tercih edilmediği doğrudur. İlk altı aylık dönemde bebeğin diyeti tamamen sütten oluşur. Tercih edilen ve önerilen süt ise anne sütüdür. Çünkü besin bileşimi bebek için en uygun olan sütanne sütüdür.
İnek sütü ise, besin bileşimi olarak bebeğin henüz gelişmesini tamamlamamış böbrek ve mide-bağırsak sistemi için uygun değildir. Bebeğin tüm süt ihtiyacının inek sütünden karşılanması sorun yaratır. Bu nedenle hayatın ilk altı aylık döneminde bebeğe inek sütü verilmesi hiç istenmez.
İkinci altı aylık dönemde ise, bebek hem süt (anne sütü, biberon maması) hem de yarı katı ve katı ek gıdalar almaya başlar. Bu dönemin başında ağırlık yine süttedir. Dönemin sonuna doğru ise günlük diyet içinde sütün oranı ve önemi azalır. Tercih edilen bu dönemde de bebeğin süt ihtiyacının anne sütü ile karşılanmasıdır.
Bir yaşında ise, bebeğin böbrekleri ve mide-bağırsak sistemi gelişimini tamamlar. Artık bebek süt ihtiyacını inek sütüyle de karşılayabilir.
Ancak, peynir ve yoğurt gibi süt ürünleri için durum farklıdır. İnek sütünden yapılsalar da bebeğin beslenmesi için günlük tüketilecek olan miktar az olduğu için rahatlıkla altı aydan sonra bebeğe verilebilirler...
Bir yaşından önce yumurta verilir mi?"Bebeğim sekiz aylık. Gün aşırı bir yumurta yediriyorum. Arkadaşım, çok fazla olduğunu haftada bir yemesi gerektiğini söyledi. Haftada üç yumurta çok mu fazladır? Ne gibi sakıncası olur?"Yumurta zengin bir protein, yağ ve vitamin kaynağıdır. Bu nedenle bebek beslenmesinde sık kullanılan bir yiyecektir. Yumurta ile ilgili endişeler, yumurta proteinine karşı allerjik reaksiyon gelişme olasılığının yüksek oluşudur. Yumurta allerjisi olarak bilinen durum sık görülür. İlk altı ay içinde bebeğin protein ihtiyacı sadece anne sütü ile karşılanabildiği için ilave protein kaynağına gerek yoktur. Ancak, ikinci altı aylık dönemde, anne sütü bebeğin protein ve demir ihtiyacını karşılamaz. Yumurta bu amaçla kullanılabilecek besinler arasında yer alır.
Bebeğe yumurta başlanacağı zaman dikkat edilmesi gereken bazı konular vardır. Allerjik özelliği çok belirgin olduğu için daima çok küçük bir miktar verilerek başlanır. Genelde tercih edilen yumurta sarısının sekizde biridir. Sonraki gün içinde bebekte deride döküntü, kusma, ishal gibi belirtilerin ortaya çıkıp çıkmayacağı gözlenir. Eğer bir sorun çıkmazsa, ertesi gün yumurta miktarı biraz daha arttırılır. Böylece bebek, bir hafta içinde bir yumurta sarısını yiyebilecek noktaya gelir.
Yumurtanın beyazındaki “avidin” adı verilen maddenin allerjik özelliği nedeniyle bir yaşından önce verilmesi tercih edilmez. Bir yaşından sonra bebek yumurtayı hem beyazı hem de sarısı ile birlikte yiyebilir.
Bebek iki yaşına gelinceye kadar, yumurtanın kolesterol içeriği için endişe etmeye hiç gerek yoktur. Eğer ailede kolesterol yüksekliği (“hiperkolesterolemi”) hikâyesi varsa, doktorunuza danışarak bebekte de kolesterol tayini yapılması uygun olur.
kızlar görüyorum ki ek gıdaya geçmek biraz sorunlu benim oğlum 2.5 aylık bende telaşlıyım nasıl başlamalı ne vermeli diye. araştırmıştım umarım faydalı olur. Ek Besinlere Nasıl Başlanır ?Katı Besinlere Başlamak için Uygun Zaman? Zamanlamayı doğru seçin. Eğer emziriyorsanız, sağladığınız süt en düşük seviyeye geldiği zaman deneyin. Bu genelde sabah veya öğlen saatleridir. Bebeğinizin huysuz ve yorgun olduğu bir zamanı tercih etmekten kaçının. Bebeğiniz yeni emzirildiyse veya biberon maması ile beslendiyse denemeyi erteleyin. Bebeği beslemeyi diğer işleriniz arasındaki 5 dakikalık süre içerisine sığdırmaya çalışmayınız. Bebek kıpır kıpır iken, durmuyor ve oturmuyor iken, bir yndan dizlerini tutup bir yandan da ağzına yabancı bir madde sokmaya çalışmayın. Bebeğe kaşıkla besini vermeden önce masaya veya mama sandaliyesine bir parça yiyecek koyun ve besini tanımasına izin verin. Katı Besinlere Nasıl Başlanmalı ?Bebek kaşıkları bile bu dönemdeki bebekler için fazla geniş olabilir. Bu yüzden küçük çay kaşıkları denenebilir. Yarım çay kaşığı ile başlayın ve beslenme boyunca onunla konuşarak yardımcı olun. Katı gıdaları yutmayı becerene kadar miktarı her gün bir iki çay kaşığı arttırarak vermekle yetinin beslenme öğünlerini çok yavaş arttırın. Katı gıdalarla beslenmeye başladığınızda yiyeceklerin çoğunu geri çıkaracak, bir kısmı yüzüne bir kısmı önlüğüne bulaşacaktır. Katı gıdalara geçiş dönemini kolaylaştırmak için şu yöntemi deneyebilirsiniz: Bebeğinize önce biraz süt (meme veya hazır mama) verdikten sonra az bir miktarda katı gıdayı yarım çay kaşıklık yudumlarda verin ve öğününü yine süt ile bitirin.Katı Besinlere Başlarken Bebeğinizde Dikkat Edeceğiniz Noktalar Ek gıdaları bebeğe uygun bir kaşıkla ya da bardakla verin, biberon kullanmayın. Bebeğinize vereceğiniz her türlü gıda doğal ve taze hazırlanmış olmalıdır. Yutmasını kolaylaştırmak ve ek gıdanın akciğere kaçmasını engellemek için ek gıda verirken onu kucağınızda kendini güvende hissedecek şekilde dik olarak tutun. Besinlerin doğal tatlarına alışmalarını sağlayın. Bebeğiniz için hazırladığınız besinlere katı yağ, şeker, tuz ve baharat katmayın. Bebeğinize vereceğiniz ek gıdayı onun gelişim düzeyine göre ağzında kontrol edebileceği ve yutabileceği besinlerden yumuşak, pürtüksüz yarı sıvı besinler seçin. Her yeni gıdaya tek tek ve yavaş yavaş başlayın, az miktarda başlayıp (3-4 çay kaşığı) her gün arttırın. 3 gün bir gıda denenip daha sonra başka bir gıda denenebilir. Sevmediği bir gıdayı zorla vermeyin, yeniden denemek için bir süre geçmesini bekleyin. Yeme hızı bebek tarafından belirlenmelidir. Beslemeden önce bebeğin kaşıktaki yiyeceğe ilgi göstermesini bekleyin. İsterse bebeğin yiyeceği elleyerek tanımasına izin verin. Zamanla bebeğinizin kendi kendine yemesine izin verin, bu onun özgüvenini artırır. Ek gıdalara başladıktan sonra da bebeğinizi 2 yaşına kadar emzirmeye devam edin. Diş çıkarma dönemi bebeğin iştahsız ve huzursuz olduğu zamanlardır. Bu dönemlerde bebek anne sütü veya biberon mamasını daha fazla almak isteyebilir. Fazla ısrarcı olmayın. Çocuğunuza bir yaşına gelene kadar mümkünse inek sütü vermeyin. Erken yaşta verilen inek sütü çocuğunuzda allerji ve kansızlık yapar. Çocuğunuzu kansızlıktan korumak için demir yönünden zengin et, yumurta, mercimekli baklagiller, pekmez gibi ek gıdalar verin. Çocuğunuza vereceğiniz ek gıdaların A vitamini açısından da zengin taze sebze ve meyve olmasına dikkat edin. Bu onu hastalıktan koruyacaktır. Hazırladığınız gıdaları oda ısısında 2 saatten fazla bekletmeyin. Konserve, dondurulmuş ve paketlenmiş yiyecekleri, hazır meyve suları ve kolalı içecekleri, içine boya, tatlandırıcı veya aroma katılmış besinleri bebeğinize asla vermeyin. Üç yaşın altındaki çocuklar günde altı öğün beslenmelidir. Çocuğunuz ile birlikte siz de yiyin. Bu onun iştahını artıracaktır. Çocuklar kalabalıkta yemek yemeyi severler. Bebeklere pişmemiş havuç, sosis, fındık, fıstık, çekirdek, üzüm, gibi küçük kuru yemişler vermeyin. Bunlar nefes borusuna kaçarak boğulmaya ve akciğerlerin zarar görmesine neden olabilir. Bebek Katı Besinleri Yemeyi ReddederseKatı yiyeceklere yeni başlayanlar doğal olarak yeni tadlara ve katı beslenmenin yöntemine değişken bir tavır sergilerler. Bir hafta isterler, diğer bir hafta istemezler. Böyle bir durumda şu yöntemleri deneyebilirsiniz. Kaşık olarak parmak ucunuzu kullanın Bebekler kaşığa nazaran parmakları daha hoş karşılarlar. Bir parça sebze ya da meyve püresini parmaklarınıza koyun ve bunu oradan emmesine izin verin. Bu şekilde rahat yemeyi öğrendikten sonra, bir miktar yiyeceği dilinin ucuna yerleştirin böylece zamanla dilinin ucundaki yiyeceği geriye doğru boğazına atarak yutmayı öğrenebilir. Plastik kaşık deneyin Metal kaşıklar soğuk hissi verir, bebeğinizin dikkatini çekerek yemesini engelleyebilir. Yemesi için zorlamayın Bebeğinizi beslemenizdeki amaç, ona yeni tadlar ve yeme yöntemlerini tanıtmaktır. Bu süreçte, bebeğiniz sık sık iki ileri bir geri şeklinde gelişme gösterecektir. Zaman zaman bebeğinizin katı yiyecekleri reddetmesi beklenen birşeydir. Bu olduğu zaman, bırakın ve başka bir gün deneyin. Bebeğiniz hazır olduğunda yiyecektir. Katı Besinlere Başlarken AlerjiKatı yiyeceklere geçişte bebeğiniz yiyeceklere karşı alerjik reaksiyon gösterebilir. İnek sütü, yumurtanın beyazı, balık, fıstık, turunçgiller bebekler yediğinde en çok alerjiye neden olan yiyeceklerdir. Bebeğinize yeni yiyecekleri yavaş yavaş tanıtmalı ve yeni bir yiyeceği vermeden önce 3-5 gün beklemelisiniz, böylece yeni maddelere karşı reaksiyonları farkedebilirsiniz. Eğer ailenizde alerji sık görülen bir vakaysa o zaman daha çok dikkat etmeniz gerekir. Alerjik reaksiyonların belirtileri şöyledir: Deride kurdeşenlere benzer kızarıklıklar ve lekeler Yemesinin hemen ardından kusma Yemekten birkaç saat sonra ishal Dışkısında kan Nefes almada zorluk Ek Vitamin ve MinerallerHazır mamalar gerekli bütün vitamin ve mineralleri içerdiğinden bunlarla beslenen bebeklere ek bir vitamin vermeye gerek yoktur. Anne sütü ile beslenen bebeklere D vitamini verilmeye devam edilmesi gerekir.Admin2008-09-04 17:17:54
beybi-sema
13.09.2008, 00:53
Anneleri en çok üzen ve telaşlandıran konulardan bir tanesi de çocuklarının yemek yememesidir. “Çocuğumu doyuramıyorum, aç kalıyor” düşüncesiyle ne yapacaklarını şaşıran anneler, doğru bildikleri bir çok yanlışı yaparak yemek yemeyi, ya çocukları için bir işkenceye ya da kendileri için büyük bir tehdit unsuru haline getiriyorlar.
Çocukların yemek yememelerinin bir çok nedeni olabilir. Bunlardan bir tanesi, genellikle çocuğun dikkatleri üzerine çekerek herkesin kendisiyle ilgilenmesini sağlama çabasıdır. Böyle bir durum içerisindeyseniz, yemek yemeyi reddeden çocuğunuza, tabağındakileri bitirmesi konusunda ısrarlı ve tepkili davranmak yerine, ‘peki’ diyerek, onunla ilgilenmemeli, bu konudan ne kadar endişe duyduğunuzu ona hissettirmemelisiniz. Aksi takdirde, çocuğunuz bunu bir koz olarak görecek ve yapılmasını istediği bir şeyi yaptırmak için, sizin endişe duyduğunuzu fark ettiği yemeği reddetme yoluna gidecektir. Çocuğunuz yemek yemeyi istemediğinde, ona tabağındakilerin hepsini bitirmek zorunda olmadığını, açlık hissetmiyorsa daha sonra da yiyebileceğini söyleyip, tabağını yarım saatten fazla önünde tutmamalısınız. Ancak bu tavrınızda tutarlı olmalısınız. Tabağındakileri bitirmesi için ödüller koymak ya da baskıcı ve ters tavırlar içerisine girerek zorlamak ve kandırmak çocuk üzerinde yemek ve yemek zamanı ile ilgili kötü çağrışımlara yol açabilir, hatta ilerleyen zamanlarda daha da büyük sorunlara neden olabilir.
Çocuğunuzun yemeyi reddetmesindeki diğer en önemli etken ise, aynı biz yetişkinlerde olduğu gibi iştahsız olmasıdır. Özellikle hasta ve ateşi yükselmiş, diş çıkartıyor, yorgun ya da uykusuz, alışmış olduğu düzen değişmiş ise, çocuğun iştahında azalma gözlenebilir. Bu dönemde de telaşlanmadan hacmi küçük ama içeriği çocuğunuzun ihtiyaçlarını karşılayacak ve normalde yemekten hoşlandığı yiyecekleri, görsel açıdan da ona hitap edecek şekilde eğlenceli tabak süslemeleri ile, yine ısrarcı olmadan yemesini sağlayabilirsiniz.
İştahsızlığa yol açan diğer önemli bir neden ise, çocuğun öğün aralarında abur-cuburla karnını doyurması nedeni ile ana öğünlerde doygunluk hissetmesi ve yemek yemek istememesidir. Bu tip durumlarda sofra düzeni çok önemlidir.
Çocuğunuz bir yaşına geldiğinde, aile sofranıza oturmalı ve yemek zamanının aile ile bir araya gelinen, herkesin yemek yediği eğlenceli bir vakit olduğunu öğrenmelidir. Çocuğunuzu oyalamak için ana yemek öncesi eline tutuşturduğunuz bir gofret veya bir dilim kek, onu tıkayacak ve sofrada yiyecekleri reddetmesine neden olacaktır. Çocuğunuza, kahvaltı ile öğle yemeği arasında, öğle yemeği ile akşam yemeği arasında, gereksinimlerini karşılayacak küçük ara kahvaltılar ya da meyveler yedirebilirsiniz, ancak bunların saatleri ana öğün saatine yakın olmamalıdır.
Bunların dışında sofra hazırlanırken, çocuğunuzdan yardım istemeniz ve yemek hazırlanmasına onun da katkıda bulunması, çocuğunuzun hem temizlik açısından hem de kendisini daha zinde hissetmesi açısından, yemek öncesi elini yüzünü yıkaması faydalı olacaktır. Yemek tabaklarının çocuğunuzun ilgisini çekecek tarzda renkli olması, tabağına yiyebileceği kadar yemek konması, çocuğunuzu sıkıntıya sokmadan rahat yemek yemesini sağlayacaktır. Çocuğunuz çok yorgun ve uykusuzsa yemek yemesi konusunda ısrarcı olmayın.
Tüm bunlara rağmen çocuğunuzda kilo kaybı gözlemliyorsanız, yemek yemeyi şiddetle reddediyor ve yediklerini çıkartıyorsa mutlaka vakit kaybetmeden bir uzmana başvurmanız faydalı olacaktır.
mystical
03.10.2008, 14:57
Bebeklerimizin beslenmesi ile ilgili yazilmis tum faydali bilgileri bu bolumde topluyoruz.
sedef_85
14.10.2008, 07:59
Emzirme Döneminiz Boyunca Sigara İçmenizin Zararları Nelerdir?
Nikotin ve türevleri anne sütüne geçer ve bebeğin dolaşımında yoğun miktarda bulunur. Nikotin süt salınımını azaltmaktadır. Bebeğinizin yanında sigara içilmemesi sağlanmalı, eğer içiliyorsa da nikotini azaltılmış çeşitte en az sayıda sigara içilmesi tavsiye edilir. Eğer sigara kullanıyorsanız, bebeğinizi sigara içiminden yeterli bir süre sonra emziriniz ve bebeğinizin kilosunu yakından izleyiniz.
Emzirme Döneminde Alkol Kullanımı
Hamileyken alkol kullandığınızda varolan tehlikeler, her zamankinden farklı değildir. Ayrıca, doğmamış bebeğiniz de çok önemli riskler altındadır.
Gebeliği sırasında alkol kullanan annelerin bebeklerinin normalden daha küçük doğduğu son onbeş, yirmi yıl içinde daha iyi anlaşılmıştır. Ayrıca küçük kafa, kalp bozuklukları ve göz kapağı anomalileri gibi çeşitli kusurlar gözlemlenmiştir. Bu durum Fetal Alkol Sendromu olarak adlandırılır. Bu çocukların çoğunda büyüdükçe zeka gerilikleri de ortaya çıkmaktadır.
Alkolün yaptığı bu tür hasarlar tam olarak açıklanamamaktadır. Aşırı alkol kullanan birçok kişi aynı zamanda aşırı sigara da kullanır ve sigaranın da bebeklerde düşük doğum ağırlığına neden olduğu bilinmektedir. Bu insanlardaki vitamin eksikliği sözkonusu soruna katkıda bulunuyor gibi gözükmemektedir. Alkolün bebekte bu tür bozuklukları nasıl yaptığı bilinmiyor. Aynı zamanda içkinin her vakada bozukluklara neden olduğu da kesin değildir. Bununla birlikte akıllıca olan, hamile olabileceklerini düşünen kadınların kesinlikle alkol kullanmamasıdır.
butterfly
22.10.2008, 13:02
Bebeğin anne sütünden ayrılması
Emzirme anne bebek ilişkisinin en güzel ve özel bölümüdür. İdeal beslenmenin ötesinde aralarındaki sevgi bağının kurulduğu, güçlendiği ve birbirleri için anlamlarını keşfettikleri bir dönemdir. Bebek kadar anne için de önemlidir. Bu nedenle de sonlandırılması hem anne hem de bebek için zor verilen bir karardır. İlk 6 ay anne sütü verilmeli
Bebek beslenmesinde günümüzde kabul gören teori ve uygulama ilk 6 ay sadece anne sütü vermek daha sonrasında 9-12. aya kadar ek besinleri öğünlere oturtmak ve anne sütünü geri plana çekmektir. Bir yaşından sonra duruma ve isteğe göre anne sütü kesilebilir veya iki yaşına kadar devam edilebilir. Bazı bebekler doğumdan itibaren emmeyi reddeder
Bazı bebekler başlangıçtan itibaren emmeyi reddeder, sağılarak biberonla beslenir. Bazen annenin ruhsal durumu emzirmeye izin vermez, beslenme mama ile yapılır. Bu özel durumlar dışında çoğu anne ilk yaşında bebeğini meme ile besler. Anne sütü 6. aydan sonra besleyiciliğinin azalması, bebeğin çiğneme ve katı gıdaya alışma sürecinde destekleyici duruma geçer. Bebek kendiliğinden memeyi reddederse anne için kesme kararı diye bir sorun olmaz. Ama bebek memede mutlu ise ve emmeye devam ediyorsa kesme süreci anne için kargaşa oluşturur. Bilinmelidir ki her bebek ve anne kendine özeldir ve onlara uygun olan yöntem başkalarına uymayabilir.
Bebeği sütten ne zaman kesmeliMemeyi bıraktırmanın net bir zamanı yoktur. Bebek günlük öğünlerini düzenli tüketiyor, uyku sorunu yoksa ve anne de emzirmek istiyorsa iki yaşına kadar sürdürülebilir. Ama bebek anne sütü dışında beslenmeyi reddediyor, sürekli emmek istiyor ve kilo alımı düşüyorsa ya da gece boyu sadece anne göğsünde olmak için sık sık uyanıyor ve bu anne için sağlık sorunu yaratıyorsa 6 aydan sonraki herhangi bir dönemde de sütten kesme kararı alınabilir. Bebeği sütten nasıl kesmeli
En doğru an annenin bu ayrılığa hazır olduğu, kararlı olduğu ve bebeğin zarar görmeyeceği zamandır. Genellikle bu zaman 1 yaş sonrası olacaktır. Kesme zamanı bebeğin yaşamında herhangi bir stresin olmadığı bir dönem olmalıdır. Taşınma, ayrılık, hastalık dönemleri uygun değildir. Diş çıkarma, bakıcı değişim süreci de zorlu dönemlerdir.Öncelikle azaltmayı denemek daha doğrudur. Aniden hayır artık emmiyorsun demek bebeğin bocalamasına ve artık istenmediğini, annenin onu cezalandırdığını düşünmesine neden olabilir. Başlangıç olarak gündüzleri bir, iki emzirme atlanarak daha sonra da gündüz emzirmesi kesilebilir. Bebeğe belli yer ve zaman göstererek kısıtlamalar yapabilirsiniz. Mesela sadece yemekten sonra, karanlık olunca, uyumadan önce gibi. Bebek duruma alışınca, tamamen bırakmadan önce ona artık sütün anneden gelmeyeceği, biberon ya da daha doğrusu bardakla sütünü içeceği, annenin onu hala çok sevdiği ama bunun büyümek demek olduğu anlatılmalıdır. Annesi ile sıcak yakın tensel bağdan kopmamaması için, annenin bebeğini kucağında emzirir gibi beslemesi, hatta tensel temas sağlanacak şekilde göğsüne yatırmasında fayda vardır. Sadece akşamları uykuya dalarken veya uyumadan önce emzirilerek bu bağ bir sure daha devam eder. Sonraları bebek uykuya dalmadan anne kucağına alır, emzirmeden çocuğuyla birlikte uykuya dalmaya alıştırır.Sütten kesme sürecinde anne ve çevrenin davranışları nasıl olmalı?
Annenin sabırlı olması bebeğini daha sık kucaklayıp okşaması, daha çok oyun zamanı yaşamaları süreci rahatlatacaktır. Bu süreçte kolay uyum sağlayanın bebek olduğunu, asıl zorlanan ve üzülenin anne olduğunu unutmamak gerekir. Çevrenin anneyi desteklemesi, tepki gösteren bebeği sakinleştirmede yardımcı olması ve kararın doğruluğu konusunda anneyi desteklemesi önemlidir. Sütten kesme anne ve bebek için doğru zaman seçildiğinde sorunsuz biter. Bu nedenle en önemlisi kesmeye karar vermek değil, doğru zamanı bulmaktır. Bebeğinizi sütten keserken... Bebeğin anne sütünden ayrılmasıyla ilgili verdiğimiz bilgilerden sonra bebeğini sütten kesen annenin bu süreçten nasıl etkilendiğini, sağlığı için neler yapması ve nelere dikkat etmesi gerektiğini de uzmanımız Dr. Murat Keskin anlatıyor.
Meme iltihabı;mastitBu dönemde göğüslerin sütle dolu kalmasıyla ortaya çıkan problemlerin ne olduğunu bilmek ve gerektiğinde hekime başvururak oluşabilecek ciddi problemler engellenebilir. Bu süreçte yaşanabilecek problemlerden birisi mastit diye adlandırılan meme iltihabıdır. Meme iltihabında meme şişkin, kızarmış ve ileri derecede hassastır. Genelde akşamları saptanan ve ileri derecede bitkin bırakan yüksek ateşle kendini gösteren mastit oluşumunda göğüsler ileri derecede gergindir ve süt yolları iltihaba bağlı daraldığından süt gelmez. Bu durumla karşı karşıya kalındığında mutlaka hekime başvurumalı ve antibiyotik tedavisi ile ateş düşürücü ilaçlar almalıdır. Yapılması gereken diğer bir şeyde hastanelerden temin edilebilecek gögüs pompasıyla memelerdeki sütün boşaltılmalıdır. Boşaltma işlemi esnasında memelere uygulanan ılık ve ıslak havlu bu işlemi kolaylaştırabilir. Eğer meme iltihabı farkedilmez ve önlem alınmazsa meme absesi oluşur. Meme absesi, memenin bir bölümünde ele gelen sertlik ile kendini belli eder. Bu sertliğin etrafı kızarık ve hassastır. Meme absesinin tek tedavisi ise cerrahi olarak memenin açılması ve boşaltılmasıdır. Cerrahi işlem sonrası ise antibiyotik tedavisi mutlaka gerekir. Adım adım sütten kesme
Sağlıklı bir sütten kesme işlemi için önerdiğimiz aşağıdaki uygulamalarla sağlıklı bir sütten kesme süreci yaşayabilirsiniz.Süt çekme aralıklarını arttırın ve çekilen süt miktarını azaltın.Eğer 3 saat arayla süt çekiyorsanız 1-2 gün 4 saat arayla ve sonra 5-6 saat arayla sütü çekin. Çekilen miktarı da aynı şekilde azaltarak 5-6 gün uygulamaya devam edin. Göğüslerin rahatlamasına olanak verecek miktarda süt çekilmelidir, çünkü göğüslerin dereceli olarak boşaltılması beyinden süt uyarısının zayıflamasına sebep olur. Göğüslere soğuk havlu kompresi uygulayınSoğuk kompresler göğüsleri rahatlatır. Göğüslerdeki şişkinlik azalana kadar 2-3 saat arayla soğuk havlu kompreslerini uygulamaya gayret edin. Bu uygulama özellikle ileri derecede gergin ve dolu göğüsler için önerilmektedir. Soğuk havluları nasıl hazırlayacağınız konusunda da birkaç ipucu verelim. Havluları ıslatın ve buz dolabının içine yerleştirip soğutun. Kullandıklarınızı tekrar buzdolabına koyarak sonraki kullanıma hazır hale getirebilirsiniz.Göğüslerinizi sıkı sargılarla bağlamayınBu uygulama eskiden süt üretiminin baskılanması için uygulanmaktaydı, fakat bu hareket süt yollarının tıkanmasına ve onun sonucunda meme enfeksyonuna sebep olabilir. Bunun yerine göğüslerin rahat edeceği destekleyici pamuklu giysileri tercih edin. Pamuklu giysiler hem rahat olmanızı sağlar hem de memelerdeki dolaşımı bozmaz. Ağrı kesici alabilirsiniz
Ağrılarınız oluyorsa doktor kontrolünde ağrı kesici alabilirsiniz. Bu ilaçların genelde parasetamol içeren ağrı kesiciler olmasında fayda var. Bazen daha güçlü ağrı kesici özelliği olan naprosyn veya benzerlerini kullanmak gerekebilir. Buz uygulaması yapınBuz memelerdeki şişkinliği alır. Günde en az 4 defa her iki göğüse buz torbası uygulaması yapın.Sütü gerekmedikçe çekmemeye çalışınEğer göğüsleriniz çok rahatsız değilse mümkün olduğu kadar süt çekmeyin. Eğer süt çekmezseniz beyine giden sinyaller süt hormunu salınımını baskılar ve zamanla süt üretimi durur. Bu nedenle göğüslerinizi rahatlatacak kadar süt çekmelisiniz.Bol su için
Su kısıtlaması süt üretimini durdurmaz. Vücudunuzun ihtiyacı olan suyu almalısınız.Bu uygulanan tedbirler işe yaramazsa, kadın doğum uzmanı ile görüşüp süt salınımını baskılayan ilaçlar alabilirsiniz. Bu ilaçlar beyinde hipofiz bezinden salgılanan Prolaktin adındaki süt hormonunu baskılayarak memede süt üretimi sinyalini azaltır ve böylece göğüslerdeki süt üretimi azalır ve durur.
sedef_85
27.10.2008, 10:43
Annelere Gerekli Bilgiler
Bebek altını 5- 6 defa ıslatıyorsa, günde 1- 2 kez kakasını yapıyorsa ve ayda en az 600gr alıyorsa anne sütü yeterlidir.
Bebek her istediğinde emzirilmeli.
Bebeğin ilk kakası koyu yeşil renklidir. 24 saatten sonra sarıya döner. Sonra yumuşak, sulu, hâkî renktedir. 48 saatten sonra altın sarısı renge döner.
Her emzirmeden sonra gazı muhakkak çıkarılmalı.
Karnı tokken ağlıyor ise altı kontrol edilmeli.
Kız bebeklerin altı her zaman önden arkaya doğru temizlenmeli.
Bebeğin bulunduğu ortam sağlıklı olmalı ve odanın sıcaklığı 20- 22 0C ve nem oranı dengeli olmalı.
Bebeğin cildi özellikle ilk 15 gün bebe yağı ile nemlendirilmeli.
Bebeğin göz, kulak ve burun temizliği pamuklu çubuk kullanılmadan yapılmalı.
Banyo suyunun sıcaklığı vücut ısısına eşit olmalı. Suyun sıcaklığı dirsekle kontrol edilebilir. Sabun yerine bebek şampuanı kullanılmalı.
Bebek banyo sırasında ne çok aç ne de çok tok olmamalı.
Bebek ilk ayında anne giysisinin iki katı olmalı.
Bebek başındaki konaklar zorlanmamalı.
Meme ucunu günde iki kez önceden kaynatılıp soğutulmuş su ile temizlemek yeterlidir.
Meme ucunun çatamaması için hariçte bir kreme gerek yoktur. Emzirmeden sonra biraz süt sıkıp meme başına sürmek yeterlidir.
Anne gaz yapıcı yemekler yememeli; bebek bundan etkilenir.
Anne bebekle konuşmalı ve onunla ten temasında bulunmalı.
Anne Sütünün Faydaları Nelerdir?
Anne sütü yeni doğan bebek için en ideal besindir.
Anne sütü en doğal ve taze besindir.
Anne sütü her zaman temiz ve mikropsuzdur.
Anne sütü daima hazırdır, ekonomiktir, özel harcama gerektirmez.
Anne sütü tamamıyla ve kolaylıkla sindirilir.
Anne sütü olan bebeklerde karın ağrısı ve kabızlık daha az görülür.
Anne sütü ve doğumdan sonra gelen sarı süt (ağız sütü) bebeği hastalıklardan korur.
Anne sütü bebekle anne arasında özel sevgi bağı kurulmasını sağlar.
Anne sütü alan bebekler diğer besinlerle beslenen bebeklerden daha zeki olurlar.
Anne Sütünün Oluşumu
Memedeki süt yapımını sağlayan madde annenin beyninden salgılanan prolaktin adlı bir hormondur. Gebeliğin sonlanması ile vücuttaki gebelik hormonları azalır ve prolaktin salgılayan bezler uyarılır. Prolaktin salgısı doğumdan sonra bazı annelerde hemen bazılarında 4 gün içinde artmaya başlar.
Kan damarları memede süt yapımı için gereken maddeleri süt hücrelerine taşır. Prolaktin etkisiyle memeler sütle dolar. Bu sürede memede kan damarları daha çok kan taşır ve memeler sıcak ve sert olur. Süt akmaya başlayınca ve bebek emmeyi öğrenince memedeki gerginlik azalır, anne de rahatlar.
Bu olaylar sırasında anne ve bebek zorluklarla karşılaşacaktır. İlk günlerde anne ve bebeğe destek ve yardım gerekmektedir.
Süt Yapımında Devamlılığın Sağlanması
Emzirmede bebeğin ağzı annenin meme ucu çevresini sıkıştırır. Bu baskı ile uyarılan sinirler beyinde prolaktin yapımı ile ilgili görevli olan bölgeye uyarılar götürürler. Bu uyarılar prolaktin salgılanmasını başlatır. Ne kadar çok uyarı o kadar çok prolaktin yapımı demek.
Bebeğin her emmesinde sinirler yoluyla gönderilen uyarılar annenin beynine iletilir. Beyinden prolaktin salgılanarak memeye kan yoluyla iletilir ve memede süt yapımı uyarılır.
Annenin Beslenmesi
Emziren annenin salgıladığı sütteki enerjinin büyük bir kısmı yediklerinden sağlanır. Annenin aldığı enerji tam olarak süt enerjisine dönüşememekte, vücut dokuları da bir miktar harcanmaktadır. Diyetin sağladığı enerjinin % 80 oranında süt enerjisine dönüştüğü kabul edilir. Sağlıklı bir annenin günde ortalama 700- 800 ml süt salgıladığı esas alındığında emziren annenin günlük ortalama enerji gereksinmesine 750 kalori ek yapılmalı. Bu miktarın 500 kalorisi annenin yediklerinden sağlanırken 250 kalorisi gebelikte depolanan yağlardan karşılanır. Bu da emziren anneleri gebelik sırasında aldıkları fazla kiloların enerjiye diğer annelere göre daha hızlı dönüşmesinin sebebidir. Emziren annelerin diğer kadınlara göre besin gereksinimi daha fazladır.
Emziklilik için, emziren annenin özelliklerine göre bir beslenme ve diyet uzmanı tarafından anne ile birlikte hazırlanan beslenme programına uygun beslenmelidir.
Emziren anneler eski vücut ağırlıklarına dönmek için acele etmemeliler. Bu süre 6 ay ya da daha fazla sürebilir. Emziren annelerin eski formlarına dönmeleri, emzirmeyen annelere göre daha kolay olacaktır. Gebelik sırasında önerilenden fazla kilo alınmışsa her ay 2 kilo kaybetmek normaldir. Ayda iki kilodan fazla ağırlık kaybı normal değildir. Hızlı kilo vermeyi vadeden diyet ve ilaç uygulamalarından kaçınılmalı. Emzirme döneminde düşük kalorili bir zayıflama diyeti yapılmalı. Fakat lokum, şerbet gibi tatlı ve unlu, yağlı ve şekerli kalorisi yüksek besinleri aşırı yememeye dikkat edilmeli. Bu besinler süt yapımına yardımcı olmaz, sadece kilo alınmasına yardımcı olur. Şekerli gıdalar süt yapmaz ama kilo yapar. Halk arasında süt yapsın diye anneye bol bol şerbet, süt, yulaf, tahin helvası, pekmez, baklava gibi tatlılar yedirilir. Bunların sütü arttırıcı hiçbir etkisi olmaz. Sütü arttıran en önemli besin sudur. Günde en az 2,5- 3 litre su içilmelidir. Çünkü sütün önemli bir kısmı sudur. Emziren anneler öğün atlamamalı ve her öğünleri tüm besin gruplarını içeren dengeli bir mönüden oluşmalı. Günde 3 ana ve en az 2- 3 ara öğüne yer verilmeli. Ayrıca süt verirken sigara ve alkol içilmemeli. Çay ve kahve gibi içeceklerin tüketimi oldukça sınırlanmalı. Çay ve kahve yerine ıhlamur, rezene, papatya çayları tercih edilmeli. Her emzirme saatinde sıvı alınmalı.
Anne Sütü Kaç Aya Kadar Verilmelidir, Yeterliliği Nasıl Anlaşılır?
1.Bebeğinize ilk 6 ay sadece Anne sütü veriniz, başka yiyecek içecek vermeyiniz.2.Yalnız anne sütü aldığı sürece su vermenize de gerek yoktur.3.Bebeğinize 6 aydan sonra ek gıda vermeye başlayınız. Emzirmeye de 2 yaşına kadar devam ediniz.4.Anne sütünün yeterliliği çocuğun ağırlık kazanması ile anlaşılır. Bebeğinizi düzenli büyüme gelişme kontrollerine götürünüz.
Anne Sütünün Sağılması ve Saklanması
Sütün elle sağımını tüm annelerin bilmesi gerekir. Birçok durumlarda da süt sağılması gerekebilir.
Süt Sağılması Gereken Durumlar;
Tıkanık, şiş memeyi rahatlatmak için,
Çökük bir meme başından emmeyi öğreninceye kadar bebeği beslemek için,
Memeyi istemeyen bir bebeği, emmekten hoşlanmayı öğrenene kadar beslemek için,
Düşük doğum tartılı ve kuvvetli ememeyen bir bebeği beslemek için,
Anne ya da bebek hasta ise sütün akmasını önlemek için,
Anne çalışıyor ise gerekebilir.
Memeden iyi emmeyen bebeği beslemek, aşırı süt birikmiş memeyi rahatlatmak, çalışan anneyseniz sütünüzü bırakabilmek ve bebeğin çok dolu bir memeyi almasını kolaylaştırmak için sütünüzü sağabilirsiniz. Bunun için baş ve işaret parmaklarınızla memenizin ucundaki kahverengi halkanın üstüne göğüs duvarına doğru bastırıp bırakın. Bu işlemi döndürerek yapın.
Anne elle, makine ile ya da pompa yardımı ile sağma işlemini gerçekleştirebilir.
Yeni sağılmış anne sütü buzdolabında 24 saat, buzdolabının buzluğunda 4 hafta, derin dondurucuda 6 ay saklanabilir. Önceden dondurulmuş anne sütü buzdolabında 24 saat bekletildikten sonra 6- 8 saat oda ısısında eritilmeli ve sıcak suyun içinde ılıtılıp bebeğe verilmeli. Kesinlikle ateş üzerinde ya da mikrodalgada ısıtılmamalı. Her sağımda bebeğe verilecek miktarda ayrılarak saklanmalı.
Bebek Memeye Nasıl Yerleştirilmeli?
İlk günlerde bebeği yatarak emzirmek anne için daha rahat olabilir. Bu durumda bebek yan yatmış olan anneye dönük yatırılır. Anne serbest kolu ve eli ile bebeği memesine yaklaştırabilir. Annenin ve bebeğin arkasının birer yastıkla desteklenmesi bebeğin yerleşmesine yardımcı olur. Eğer anne oturarak emziriyorsa, dik oturmalı veya hafifçe eğilmeli, ancak kucağı düz olmalıdır. Bunun için gerekirse ayaklarının altına bir tabure konabilir. Bebeği rahatça tutması için annenin kucağına da yastık konulabilir.
Bebek Memeyi Nasıl Daha İyi Kavrar?
Bebek ağzını iyice açarak ve dilini hareket ettirerek emer. Bebeğinizi yavaşça memeye yaklaştırınız, ağzını meme başına dokundurunuz. Emzirmenin başlangıcında anne meme ucunda acı hissedebilir. Ancak emzirme süresi boyunca meme ucunun devamlı acıması bebeğin memeyi doğru kavramadığını gösterir. Meme ucunda acı duyulmasının nedeni, bebeğin dilini meme yerine meme ucuna karşı hareket ettirmesi.
Ağız yeterince açılmamışsa, dil meme ucuna sürtünerek zedelenmesine yol açacaktır. Bebek emdikten sonra doymuş görünmüyorsa, memeyi kavramasında sorun var demektir. Bebeğin süt ile dolu kanallara ulaşabilmesi için ağzını iyice açması gerekir.
Bebek Nasıl Emer?
Eğer bebek memede uygun biçimde tutulmuyorsa iyi ememez ve annenin meme başları zedelenip acıyabilir.
Bebeğin iyi emmesi için ağzıyla yalnız meme ucunu değil, etrafındaki kahverengi alanı da kavraması gerekir. Bebek emmeye yaklaştırılırken, ağız mümkün olduğunca açık olmalı ve çene memeye dayanmalıdır. Bebeğin ağzını iyice açması için meme ucunu bebeğin alt ve üst dudaklarına değdirmelidir.
Eğer bebek memeyi doğru olarak kavramışsa her emme işlemi sırasında çenesinin, bazen de kulaklarının hareket ettiği görülür. Bebek sürekli emmez. Kuvvetli emme hareketlerinden sonra kısa dinlenme aralıkları olur.
Emerken şapırtı sesi duyulması ya da yanakların içeri çekilmesi genellikle bebeğin yalnızca meme ucunu emdiğini ve ağzıyla yeterince meme dokusunu kavramış olduğunu gösterir.
Emzirirken Nelere Dikkat Etmeliyiz?
1.Ellerinizi yıkayınız ve bebeğinizle rahat bir yere oturunuz.2.Bebeğinizi yüzü ve bedeni size dönük olacak şekilde tutunuz. Bebeğinizin başını kolunuzun iç kısmına yerleştiriniz. Aynı kol ve elle bebeğinizi omuz ve poposundan destekleyiniz.3.Elinizle göğsünüzü alttan tutunuz.4.Bebek ağzını açınca meme ucunu ve etrafındaki kahverengi kısmı bebeğinizin ağzına yerleştiniz.
Emzirme Sırasında Süt Akımının Devamlılığı
Bâzı annelerin sütleri bebek emmeye başlar başlamaz akmaya başlar. Emzirmeyi düşünmek bile beyni uyararak sütün akmasına neden olur.
Kuvvetli emme ile annenin beynine uyarılar gider, oksitosin salgılanarak memeye ulaşır ve süt akımı başlar.
Emzirme Pozisyonları
Klasik Beşik Tutuşu: Bu pozisyonda anne sırtını destekleyen rahat bir koltuğa oturur. Memeyi eliyle C şeklinde tutarak destekler. Bebeğin yüzü, karnı dizleri anneye dönük biçimde olur. Bebeğin başı, annenin dirseğinin çukur kısmında bulunmalıdır. Gerek görülürse anne kolunun altına da yastık konulabilir.
Futbol Tutuşu: Bebeğin bacağı annenin koltuğunun altından sarkar. Bebeğin başı elle desteklenir. Gerek görülürse el altına yastık konulabilir. Bu tutuş memenin kontrolü ve bebeğin emişi açısından kolaydır.
Çapraz Beşik Tutuşu: Anne bebeği emzireceği memenin aksi tarafındaki kolunun içine yatırır. Bebeğin vücudu anneye dönük ve meme hizasında olmalıdır.
Yatarak Emzirme: Anne hafif yan yatar biçimde sırtını ve omzunu yastıkla destekler. Kolunu bebeğin başının arkasından geçirerek onun vücudunu, diğer eli ile de memeyi destekler. Bebeğin sırtına yastık konularak ağzının meme ucuna gelmesi sağlanır
Emzirmeden Sonra Bebeğin Gazının Alınması
Beslendikten sonra bebeği 10- 15 dakika dik tutmak bebeğin gazının çıkmasına yardımcı olur. Bebek memede uyumuş ve rahat görünüyorsa gaz çıkarmaya gerek yoktur. Bebek huzursuzsa, kucakta dik durumda sırt sıvazlanarak gaz çıkarmasına yardımcı olunabilir
Emzirmeye Ne Zaman Başlamalıyız?
Emzirmeye doğumdan hemen sonra ilk yarım saat içinde başlanması gerekir. Doğumdan sonra ilk birkaç gün içerisinde gelen koyu (ağız) süt bebeğe mutlaka verilmelidir. Ağız sütü bebeğin büyümesine ve hastalıklara karşı koruyucu madde almasına yardımcı olur. Doğumdan sonra 1- 2 gün süt gelmese bile mamaya geçilmemeli, biberon verilmemeli, bebek emzirilmelidir. Bebek sık sık memeye tutulunca 3- 4 gün sonra bile süt gelebilir. Yeni doğan ve sarılığı olan bebekte de emzirme sürdürülmelidir. Yalancı meme verilmemelidir.
Bebeğiniz için tek ve en iyi besin ANNE SÜTÜ’ dür.
Doğumdan sonraki ilk yarım saat içinde emzirmeye başlamalıyız.
Doğumdan sonra 1- 2 gün süt gelmese bile mamaya geçilmemeli, bebek emzirilmelidir.
Sık sık emzirilince 3- 4 gün sonra bile süt gelir.
Ne Sıklıkla Emzirmeliyiz?
Emzirmede zaman sınırı konulamaz. Gelen süt miktarının artması için bebek sık sık emzirilmeli. Bebek her ağladığında emzirilmeli. Yenidoğan bebekler genellikle günde 8- 10 öğün emmek isterler. Öğün sayısı daha sonra giderek azalır. Sık emzirme, bol süt gelmesini sağladığı gibi göğüslerin şişmesini ve acımasını önler.
Bebeğinizin sağlığı ve mutluluğu için onu ilk 6 ay sadece anne sütü ile besleyin. 6 aydan sonra, bebeğiniz 2 yaşına gelene kadar uygun ek besinlerle birlikte, emzirmeye devam edin. Anne sütü bebek için gerekli tüm besinleri ve suyu yeterli miktarda içerir. Çok sıcak havalarda bile anne sütü bebeğin susuzluğunu giderir. Bebek memeye doğru yerleştirilip doyana ve memeyi kendisi bırakana kadar memede tutulmalı. Eğer bebek bir meme ile doymuşsa bir sonraki beslenme de diğer meme verilmeli. Birçok bebek, tek memeyi 5- 10 dakika emmekle doyar ve uyur. Bazı bebekler ise 20- 30 dakikadan önce memeyi bırakmazlar. Bebekler gereksinimlerini yalnızca gündüzleri beslenmekle karşılayabilecek duruma gelinceye kadar geceleri de emzirilmeli. Gece öğünlerinin aralıklarının uzatılması bebeğe bağlı.
Daha Çok Emzirme = Daha Çok Uyarı = Daha Çok Süt
1.Bebek her ağladığında emzirilmelidir.2.Bebeğinizi gündüz gece her istediğinde emziriniz.3.Sütünün az olduğunu düşündüğünüz anda daha sık emzirin.4.Sık emzirme bol süt gelmesini sağlar.
Meme Başı Temizliği Nasıl Olmalı?
Meme başındaki doğal yağlar ve süt meme başını koruyucu niteliktedir. Anne sütü bebeği hastalıklardan koruyucu birçok madde taşıdığı için bu yolla mikrop bulaşması zordur. Bu nedenle memeyi her emzirmeden önce temizlemeye gerek yoktur. Emzirme dönemi boyunca günde 1- 2 kez kaynatılıp ılıtılmış suyla meme başını silmek yeterlidir.
Bu dönem içinde memeleri karbonatlı su veya sabun ile temizlemek cildin kurumasına ve çatlakların oluşmasına neden olacağından kesinlikle önerilmemektedir.
Her emzirme başlangıcında öncelikle eller çok iyi yıkanmalıdır. Bebek memeyi bıraktıktan sonra ise anne sütünün birkaç damlasını meme ucuna ve etrafına sürerek meme ucunun yumuşak kalmasını sağlayabilir.
Anne Sütü ile BeslenmeEmzirme
PozisyonlarıBebek emzirmenin tek bir pozisyonu yoktur. Aşağıda değişik
yöntemler anlatılacaktır. Bunların içersinde herkes kendine uygun olanı
bulabilir. Doğumu takip eden ilk günlerden sonra normal olarak genel tercih
edilen beşik pozisyonu önerilir.
Pozisyon ile ilgili genel öneriler şunlar olabilir. Anne oturur ve hafif
arkasına eğik, yaslanmış olmalıdır. Kol dayamak için bir desteği bulunan koltuk
ile ayaklarını uzatmak veya ayağını dayararak dizini yukarı kaldırmak için bir
puf yararlı olur. Bebek anne koluna veya bir yastığa uzanmış, yaklaşık 45 derece
bir eğimle anne memesine yaklaştırılmalıdır. Elleri serbest olmalıdır.
Böylelikle anne memesine temas edebilir ve ellerinin yardımı ile meme başını
bulabilir. Anne de elinin işaret ve orta parmaklarının yardımı ile meme başını
bebeğinin ağzına yöneltirken baş parmağı ile yukarıdan aşağıya doğru memesini
sıvazlayarak sütünün kolay gelmesine yardımcı olmalıdır. Bebek emme işlemi
sırasında ağzının içersinde bir vakum yapmaktadır. Bu negatif basınç anne
memesinden sütün gelmesini sağlar. Eğer bebek tam yatar pozisyonda olursa gelen
anne sütü burun arkasına kaçar. Hatta kulakların boğaz açılan kanalın ağzından
kulak yoluna geçerek enfeksiyona neden olabilir. Yeni doğan kulak iltihaplarının
en sık nedeni hatalı pozisyonla emzirmedir. Ayrıca annenin de yattığı yerden
bebeği emzirmesi hem sütün gelmesi hem de olabilecek tehlikeli sonuçlar yönünden
sakıncalıdır. Yatakta da olsa anne dik durumda olmalıdır.
Beşik PozisyonuYukarıda anlatılan klasik
pozisyondur. Anne kol destekli bir koltuk benzeri oturma ünitesindedir. Ayni
pozisyon yatakta yastık desteği ile de sağlanabilir.Bebeğin başı annenin
dirseğinin iç tarafına yatmıştır. Annenin ayakları bir desteğe basmaktadır.
Annenin kucağında bir yastık olması çocuğu kucakta tutabilmek açıcından yararlı
olur. Bebeğin altta kalan kolunu dış yana doğru yerleştirmek yararlı olur.
Bebeğin üzerine yatırılan kol sırtından bebeğe destek vermelidir.
Bu pozisyon normal yolla miadında doğmuş bebekler için uygundur. Sezaryen ile
doğum yapan anneler ve erken doğmuş küçük bebekler için ilk başlarda uygun
olmayabilir. Annenin karnındaki dikişlere baskı oluşabilir. Bebek güçsüz ise
meme başını iyi tutamayabilir.
Çapraz Beşik PozisyonuDiğer pozisyondan
farklı olarak bebeğin başı annenin eline yaslanmaktadır. Eller dönüşümlü
kullanılabilir. Hangi taraftaki memeyi emiyorsa desteği diğer kol ve el verir.
Emdiği tarafın eli başını tutarken diğeri sırtına destek verir. Başını tutan el
sabit kalırken diğeri ile meme başını tutması ayarlanır.
Bu pozisyon küçük doğmuş bebekler için uygundur. Meme başını yeterli kuvvetle
tutamayan bebeklere daha yardımcı olunabilir.
Çanta PozisyonuKoltuk altına
sıkıştırılan çantayı tutar tarzda tutma esasına dayanır. Bebeğin bulunduğu
taraftaki kol sırtına destek verirken el başını arkadan tutar. Diğer taraftaki
el ile anne memesini tutarak bebeğin ağzına yerleştirir. Annenin bebeğin
bulunduğu yandaki kolunun altına yastık koyması yararlı olur. Ayrıca anne kolunu
bacağına da dayayabilir.
Annenin karnında ameliyat dikişleri bulunduğu veya karın bölgesine bebeğin
baskı yapmasından rahatsızlık duyulan bir durum olduğunda kullanılabilir. Ayrıca
büyük veya çok küçük memeleri olan anneler ile ayni anda iki bebeği emzirmek
istendiğinde uygulanabilir. Meme başını iyi tutamayan küçük bebekler için de
kolaylık olabilir.
Yatar pozisyonAnne ve bebeğin her
ikisinin de yattığı yerden emzirme durumudur. Anne yatakta sırt üstü
yatmaktadır. Yatağın sırt tarafı yükseltilmiş veya yastıklarla kaldırılmış
olmalıdır. Anne ayaklarını dizlerinden kırarak yatağa dayar. Bebeği de sol veya
sağ yanına yan olarak yatırır. Bir eli ve kolu ile bebeğin başına destek
verirken diğer kolu ile bebeğin sırt ve poposunu destekler. Annenin omzunun
altına yastık koyması yararlı olur. Ayrıca bebeğin başının altına küçük bir
yastık konulabilir. Dikkat edilmesi gereken konu bebeğin memeye uzanmasına gerek
kalmaması ve annenin bebeğin üstüne doğru abanmamasıdır.
Annenin yattığı yerden kalkmasını zor olduğu durumlarda veya yattığı yerden
emzirmek istendiğinde uygulanabilir.
Anne Memesi Emzirmenin Resimlerle Aşamaları
Bebeğin dudak birleşeği uyarılır. Parmak veya meme başı
bebeğin dudaklarına temas ettirilir.
Bebeğin ağzını açarak meme başını ağzının içersine doğru
alması sağlanır. Koyu renkli kısım dudakları ile
çevrelenmelidir.
Anne parmakları ile meme başını bebeğin ağzında tutmasına
yardımcı olurken, memesini bebeğe doğru sıvazlar.
Bebek emerken anne de eli ile onun başına arkadan destek
verir. Bebek ağzında meme yüzü annesine dönük eliyle memeye temas
eder.
Bebek bedeninin anneye yakın halde durması sağlanır.
Bedeni ile de temas halinde olması bebeğe güven verir.
Emzirme eylemi hem anne hem de bebek için keyif verici bir
olay olmalıdır. Doyan bebek memeyi
bırakabilir.
mystical2008-12-10 08:57:52
ARKADASLAR BI YAZIDA OKUDUGUM BI BOLUMU SIZINLE PAYLASMAK ISTEDIM
Gizli Açlığa Dikkat!
İnsan beyni gelişiminin % 90'ını yaşamın ilk bir yılı içinde tamamlanır. Yeterli ve dengeli beslenemeyen bebekler hem fiziksel hem de zihinsel gelişim açısından geri kalabilirler. Bazı durumlarda bebeğin açlık sorunu yoktur, kilosu da normal sınırlar içindedir, ancak zihinsel gelişiminde bir aksaklık görülebilir. Bu 'Gizli Açlık' diye tanımlanan özel bir sorunu akla getirir. Bu sorunla karşılaşmamak için katı gıdalara geçildiğinde bebeğin yediklerinin sadece miktarına ve bebeği doyurup doyurmadığına değil, içeriğine de önem vermek gerekir. Dengeli bir protein, karbonhidrat ve yağ karışımı ile vücut için gerekli olan yağ asitlerini içeren, başta demir olmak üzere mineral ve vitaminler açısından zengin bir beslenme programı bebeğin sağlıklı gelişim göstermesinde yaşamsal öneme sahiptir.
Kolostrum (İlk Süt, Ağız Sütü)Memede ilk yapılan koyu kıvamlı ve sarımsı renkte süte kolostrum denir. Doğumdan sonra ilk üç gün salgılanır. Bazen gebelik sırasında da göğüslerden salgılanır. Bazı yörelerde bu süt bebeklere verilmemektedir. Bu kesinlikle yanlış bir uygulamadır. Kolosturum bebekler için çok yararlıdır, Kesinlikle bebeğe verilmemezlik yapılmamalıdır.
-Bebeği sık görülen enfeksiyon hastalıklarına karşı korur. Çünkü koruyucu antikorlardan çok zengindir.
-Kolosturum, daha sonra salgılanan süte göre protein, mineral ve vitaminlerden zengin, yağ ve karbonhidrattan fakirdir.
-Bağırsak hareketlerini uyarıcı etkisi vardır. Bu da bebeğin mekonyumunu kolayca çıkarmasını sağlar.
Bu nedenle doğumdan sonra ilk yarım saat içinde bebek emzirilmesi için anneye verilmelidir. Başlangıçta az miktarda gelen ağız sütü bebek için yeterlidir. Bebek emdikçe miktarı giderek artar.
mor_kedi
16.02.2009, 09:22
Hangi ayda hangi besinler tüketilmeli?
Bu, özellikle öğürme refleksinin besinlerin yutulması sırasında duyarsızlaştırılması için en uygun dönemdir. Aksi halde bebek, kıvamı yoğun ve pürtüklü yiyeceklere alışamaz ve yutamaz. Bu amaçla, önce bir-iki hafta anne sütünden daha yoğun yiyecekler bebeğe verilir. Yoğurt ve/veya unlu-sütlü mamalar bu amaçla kullanılabilir. Unlu-sütlü mama hazırlarken tercih edilen pirinç unudur. Çünkü pirinç unu diğer unlara göre daha az allerji yapma özelliğine sahiptir. Önce sulu muhallebi daha sonra katı muhallebi yapılarak bebek alıştırılır. Bebek bu gıdalara alıştırıldığı dönemde bir veya iki öğün dışında muhallebi ve unlu-sütlü mama verilmesi kesinlikle tercih edilmez. Unutmayınız, amacımız bebeği muhallebi ile beslemek değil, sütten biraz daha yoğun, kıvamlı besini yutmaya alıştırmaktır. Bir iki hafta içinde bebek muhallebi kıvamına alıştıktan sonra beslenmesi yeni yiyeceklerle devam ettirilmelidir. Ayrıca inek sütünün de bir yaşından önce kullanılması tercih edilmediği için, muhallebi hazırlanırken biberon maması kullanılabilir. Bu durumda da mamanın enerji yoğunluğu çok artar. Fazla miktarda tüketilecek olursa şişmanlığa yol açabilir. Bebeğin su ihtiyacı da artar.
Bebek muhallebi kıvamına alıştırıldıktan sonra, diyetine yoğurt veya meyve suyu da ilave edilebilir. Yoğurt evde hazırlanmalı, ekşi olmamalıdır.
Meyve suyu da her meyve için önce ayrı ayrı denenmelidir. İlk günlerde sulandırılarak bebeğe verilmesi, daha sonra sulandırılmadan içirilmesi uygundur. Miktarı da gittikçe arttırılır. Bir haftalık alıştırma döneminden sonra, bir günde bir çay bardağı taze sıkılmış meyve suyu yeterlidir. Daha sonraki aylarda meyve püresi şeklinde de bebeğe verilebilir. Püre hazırlamak için cam rendeden geçirilmesi tercih edilir. 6 ve 8. aylarda bebeğin artan demir ihtiyacını karşılamak amacıyla sebze çorbalarına başlanmalı.Çorbanın içine her öğün için bir çorba kaşığı yağsız dana kıyması da ilave edilebilir. Bu durumda hazırlanan çorba demirden zenginleştirilmiş olur. Ayrıca çorbaya her öğün için bir çorba kaşığı bitkisel sıvı yağ ilavesi de gereklidir. Sebzeler ve kıyma birlikte haşlandıktan sonra önce tel süzgeçten geçirilerek, daha sonra da çatalla ezilerek bebeğe verilmelidir. “Blender” veya “mutfak robotu”nun kullanılması kesinlikle doğru değildir. Seçilebilecek sebzeler arasında havuç, kabak, patates, domates, ıspanak öncelikle sayılabilir.7. ve 8. aylarda bebeğin diyetine ilave edilmesi gereken diğer bir gıda yumurta sarısıdır. Yumurta katı pişmiş olmalıdır. Bu şekilde daha az allerji yapma özelliliğine sahiptir. Yumurta sarısı da diğer ek gıdalarda olduğu gibi önce az miktarda başlanıp, daha sonra arttırılır. Genellikle sekizde bir ile başlanır. Her gün arttırılarak bir hafta içinde tam yumurta sarısına ulaşılır. Kolesterol ve protein içeriği zengin bir besin olan yumurta, bebeğin diyetinde haftada 2-3 yumurta sarısından fazla olmamalıdır.
Bir diğer besin de beyaz peynir.
Bir diğer besin de beyaz peynir. Peynirin daima kaynatılmış sütten yapılmış olmasına mutlaka dikkat edilmelidir. İçerdiği tuz miktarı çok fazla olduğu için, tuzunun alınmış olması çok önemlidir. Bir kibrit kutusu kadar peynir parçası, suyun içinde ıslatılır ve su akşamdan sabaha kadar iki üç defa değiştirilirse istenilen özellikte tuzsuz peynir elde edilmiş olur. Bebek için bir kibrit kutusu büyüklüğünde peynir yeterlidir. Ama bebek peynire alıştırılırken, bu miktarın dörtte biri ile başlanır. Her gün ya da gün aşırı miktar arttırılarak, bir hafta içinde bir kibrit kutusu büyüklüğüne ulaşılır.
Yumurta ve peyniri çeşitlendirebilirsiniz.
Yumurta ve peyniri çeşitlendirebilirsiniz. Bebeğin peyniri ve yumurta sarısını kabul etmesini kolaylaştırmak amacıyla, sabah öğününde bu besinler; bebek bisküvisi (2-3 adet), süt (1 çay veya su bardağı) ve reçel/bal (1 çay kaşığı) ile karıştırılarak da verilebilir. Karışım, bir gün peynir bir diğer gün yumurta sarısı içermelidir. Her ikisinin birden aynı öğünde kullanılması ile protein yoğunluğu çok fazla olan bir karışım elde edilir. Bu nedenle tercih edilmez. En geç, dokuzuncu aydan sonra ise, bu karışımın içindeki besin maddeleri artık bebeğe, ayrı ayrı verilmeli; kendilerine özgü lezzetlerine bebek alıştırılmalıdır.
Bal tüketimine 1 yaşından sonra başlamalı.
Bal tüketimine 1 yaşından sonra başlamalı. Bebeklerin diyetinde balın varlığı zaman zaman hekimler arasında tartışma konusu olmuştur. Ancak tercih edilen bir yaşından sonra verilmesidir.
Et ürünleri de ihmal edilmemeli.
Et ürünleri de ihmal edilmemeli. Dana eti köfte olarak verilirken, balık ve tavuk/hindi etine de başlayabilirsiniz. Sebze çorbalarının da yağsız dana kıyması veya tavuk/hindi etiyle yapılması mümkündür. Bebek çiğnemeyi öğrendikten sonra etler iyice haşlanarak küçük parçalar halinde tek başına da verilebilir.9 - 12. aylarda bebeğiniz, aile sofrası için hazırlanmış yiyeceklerden yiyebilir.Yedinci aydan sonra bütün kıymalı sebze yemekleri, makarna, pilav, ekmek, dolma, v.b. yiyecekleri yiyebilir. Sindirim sistemleri bu besin maddelerini sindirebilecek kapasiteye sahiptir. Çiğnemeyi de öğrenen bebek tarafından kolayca tüketilebilirler. Bu dönemde amaç, bebeğin erişkin diyetinde yer alan besinlere bilinen tatlarıyla alıştırılmasıdır. Bir yaşına kadar her türlü yiyeceğin lezzetine alıştırılmış bir bebekte daha sonraki yıllarda iştahsızlık görülmez.Prof.Dr. Benal BüyükgebizInternational Hospital Etiler Tıp Merkezimystical2009-04-09 06:47:53
Çocuk Gelişimini Etkileyen Besinler
Çocuğunuzun yaşına uygun bir şekilde büyümesini ve gelişmesini istemeniz çok doğaldır ancak, kimi zaman bu isteğiniz, bir tutku halini alır ve sizi yanlışlara doğru sürükler. Çocuğunuzun sağlıklı büyüyüp gelişmesi için, dikkat etmeniz gereken en temel nokta; beslenmesinin sizin beslenmeniz ile aynı olmadığını bilmeniz ve beslenmenizde sağlıklı kabul edilen bazı yiyeceklerin, çocuğunuz için uygun olmadığı gerçeğini kabullenmenizdir. Diyetisyen Gizem Şeber: “Çocuğunuzun, büyüme ve gelişmesini olumsuz etkileyebilecek en temel durum, yetersiz beslenmedir. Eğer çocuğunuz, yaşına göre ihtiyaç duyduğu enerjiyi ve besin öğelerini tam anlamı ile karşılayamıyorsa, beslenme yetersizliği oluşur. Buna paralel olarak da çocuğunuzun, zihinsel ve bedensel gelişimi olumsuz etkilenir.” diyor ve sözlerine şöyle devam ediyor: “Dengesiz beslenme, diğer önemli bir sorundur. Çocuğunuzun bazı besinlere aşırı düşkün olması, bazı besinleri ise hiç tüketmemesi dengesiz beslenmesine sebep olur. Bu durumda, büyüme ve gelişmesi için gerekli olan besin öğelerinin bir kısmını aşırı alırken, bir kısmı hiç alınamaz ve bedensel-zihinsel gelişimi sekteye uğrar.” Çocuğunuzun zihinsel ve bedensel gelişiminin yaşına uygun olmasını istiyorsanız, bazı besinlere ve kurallara özel dikkat göstermeniz gerekmektedir. Kepekli ekmek, pirinç, makarna: Kepekli ekmeğin çocuğunuz için uygun olduğunu düşünebilirsiniz, fakat beslenmenizden farklı olarak, bu ürünler çocuğunuzun gelişimini olumsuz etkiler. Fazla alınan kepek; demir ve kalsiyum gibi çocuk gelişiminde önemli olan minerallerin atımını arttırabilir. Bu nedenle de 5 yaşına kadar kepekli ürünleri kullanmayı tercih etmeyin. Light süt ürünleri: Yetişkin beslenmesi için oldukça sağlıklı olan light süt ürünleri, çocuğunuzun gelişimi için uygun değildir, çünkü çocuğunuz beyin gelişimi için doymuş yağ asitlerine ihtiyaç duyar ve bu yağ asitleri, light süt ürünlerinde bulunmamaktadır.Kızartma ve kavurma yöntemi ile pişirilen besinler: Kızartma ve kavurma yöntemi ile pişirilen besinler yanmış yağ ve yüksek enerji içerirler. Bu nedenle çocuk beslenmesinde önerilmeyen besinler arasında yer alırlar. Kızartma türü besinlerde, vitamin ve mineral kayıpları yoğun olduğundan ötürü çocuğunuzun beslenme gereksinimi karşılamakta yetersiz kalır.Bol suda pişirilmiş sebzeler: Sebzeler, tüm insanlar için son derece değerli olan besin kaynaklarıdır, fakat bol suda pişirilmesi ve bu suyun dökülmesi, sebzeleri değersiz kılar, yüksek vitamin kayıplarına neden olur. Sebzelerin bol suda pişirilmesi, çocuğunuzun büyüme ve gelişmesini olumsuz yönde etkilemektedir. Soyulduktan sonra açıkta bekleyen meyveler, açıkta beklemiş salatalar: Çocuğunuzun bol bol sebze ve meyve tüketmesini isteyebilirsiniz. Sebze ve meyveleri doğradıktan sonra açık ortamda bekletmeyin, çünkü ürünün bir besin değeri kalmaz. Gereğinden fazla süt ürünü: 1 yaş üstü çocukların beslenmesinde yapılan bir hata da, gereğinden fazla süt ürünü tüketimidir. Bu yaş gurubu çocuğunuzun, günde 500 ml süt ve yoğurt tüketmesi yeterlidir. Çocuğunuzun gereğinden fazla süt tüketmesi, diğer besinleri yetersiz almasına neden olabileceği gibi, demir anemisi riskini de arttırmaktadır. Kızarmış balık: Omega–3 yağ asitlerinin en zengin kaynağı olan balık, çocuğunuzun beyin gelişimi için önemli bir besin kaynağıdır, fakat kızarmış balıkta omega–3 içeriği azalmaktadır. Bu nedenle çocuğunuz için yararlı olmaktan çıkar. Şekerli besinler: Yüksek şeker içeren besinler ve beyaz şeker, boş enerji kaynaklarıdır ve büyüme-gelişme açısından bir fayda sağlamaz. Özellikle bu tür besinlerin öğün öncesinde vermeniz çocuğunuzun iştahını kapatarak tabloyu daha da olumsuz hale getirebilir. Unutmamanız gereken konu, her
kendine özgü olması gerektiği, fakat çocuk beslenmesi konusundaki bazı temel doğrulardan da vazgeçmemeniz gerektiğidir.
mor_kedi
26.02.2009, 07:05
Anadolu Sağlık Merkezi'nden Pediatri Uzmanı Dr. Ela Tahmaz anlatıyor...İki günlük olduğunda günde yaklaşık 8-10 kez emer bu da her 2-3 saate karşılık gelir. Bebeğinizi her emmek istediğinde emzirin. Açlıklarını ağızlarıyla aranarak ve hareketlerini arttırarak gösterirler. Ağlama genelde en son belirtidir. Eğer bebeğiniz 1-2 emme hareketinden sonra yutkunuyorsa süt alıyor demektir. Emmesini bitirene ve uyuyana kadar göğsünüzde kalabilir. 5-7 günlükten itibaren bir göğüste 20 dakika kalırlar. Yutması bitene kadar aynı göğüste kalmasını sağlayın, daha sonra gazını çıkartın ve diğer göğse geçirin. Sütünüzün yeterli olduğunu nasıl anlayacaksınız? - Günde 6-8 kez bezini ıslatıyorsa, - Günde 2 veya daha fazla hardal sarısı cıvık ve pürtüklü kaka yapıyorsa, - Emdikten ve gazını çıkardıktan sonra sakinleşip uyuyorsa - Aktifse ve sesli ağlıyorsa yeterince anne sütü alıyor demektir.
mor_kedi
26.02.2009, 07:08
Malzemeler (5 kişilik, 6 aya kadar dayanıklı. Dondurulmaya uygun.)2 büyük boy soyulmuş, dilimlenmiş havuç100 gram küçük parçalara ayrılmış karnabahar1 çorba kaşığı tereyağı3 adet çekirdeksiz, soyulmuş domates, gelişigüzel doğranmış75 gram çedar peyniriHazırlanışıHavuçları 12 dakika boyunca buharlayın. Karnabaharı ekleyin ve 6 dakika daha pişirin. Bu arada da eriyen tereyağının içinde domatesleri 2 dakika soteleyin. Rendelenmiş peyniri de içine katıp eriyene kadar karıştırın. Sebzeleri peynir ve domates sosuyla harmanlayın. Arzu ederseniz sebzeleri, peynir ve domatesle ezip püre haline getirebilirsiniz.Afiyet Olsun!
brokolı corbası
Malzemeler
1 Adet orta boy soğan Yarım çay bardağı sıvıyağ 250 gr brokoli 1 Adet orta boy haşlanmış havuç 1 Adet yumurta sarısı 1 Çorba kaşığı un Tavuk suyu Tuz, su
Hazırlanışı
Küçük küçük doğranmış soğanı sıvıyağda sarartın. Çok küçük dallar halinde ayırdığınız brokolileri ekleyin. 3-4 dakika daha bu şekilde kavurun. Üzerine haşlanmış havucu tavla zarı iriliğinde doğrayıp ekleyin. Ayrı bir kapta yumurta sarısını ve unu, yeterince suyu (yaklaşık 1 litre) ilave edip, çırpın ve topaksız bulamaç haline getirin. Sulu, yumurtalı ve unlu karışımı tencereye aktarıp, tuzunu ayarlayın. Ağır ateşte ve karıştırarak pişmeye bırakın. Üzeri göz göz olana dek pişirip ateşten alın ve servis yapın.
Malzemeler1 Çorba kaşığı tereyağı 2 Çorba kaşığı un 3 Adet olgun domates 1 Çorba kaşığı domates salçası 3 Su bardağı süt 3 Su bardağı su Tuz, karabiber
Hazırlanışı
Tereyağını tencereye alıp, eritin. İçine unu ilave edin ve hafifçe sararana dek kavurun. İçine ılık su ve sütü azar azar ekleyin. Topaklaşmaması için devamlı karıştırın. Domatesleri rendeleyin. Salçayı biraz ılık su ile ezin. Domates ve salçayı tencereye ilave edin. Tencerenin kapağını çorbanın taşmaması için hafifçe aralık bırakarak 10-15 dakika pişirin. Tuzunu ayarlayın. Kaselere alıp, üzerine karabiber serperek servis yapın.
Kış Çorbası
Kış Çorbası
Malzemeler1/2 su bardağı Pirinç1 tavuk göğsü 2 adet patates 1 adet havuç 1 adet kereviz 1 adet limon 1 yumurtanın sarısı İnce kıyılmış maydanoz Yeteri kadar tuz
HazırlanışıPirinci ve tavuk göğsünü ayrı yerlerde haşlayın. Küp şeklinde doğradığınız patates, havuç ve kerevizi tavuk etiyle beraber bir tencereye koyun. Sebzeler iyice pişince, haşlanmış pirinçleri ve tuzu da ekleyin. Bir kabın içinde çırptığımız yumurtayı ve limon suyunu çorbanın kaynayan suyuyla karıştırın ve bu karışımı çorbaya ekleyin. Çorbanın üzerini kıyılmış maydanoz ile süsleyerek servis yapın.
Sütlü Pirinç Çorbası
Sütlü Pirinç Çorbası
Malzemeler1 Kahve fincanı pirinç 4 Su bardağı su 1 Su bardağı süt 1 Çorba kaşığı un 1 Çorba kaşığı tereyağı 1 Adet limon suyu 1 Adet yumurta sarısı Nane, kırmızıbiber (isteğe bağlı)Maydanoz
HazırlanışıPirinci ayıklayıp, yıkayın. 4 Su bardağı su ile tencereye koyun. Pirinçler yumuşayıncaya kadar pişirin. Unu, sütü, yumurta sarısını ce limon suyunu çatalla çırpın. Çorbanın suyundan bir kepçe alın. Sütlü karışıma ilave edin. Yavaş yavaş tencereye ekleyin ve 5 dakika daha pişirip, ateşten alın. 1 Çorba kaşığı tereyağı ile kırmızıbiberi tavada haşlayın. Çorbanın üzerine gezdirip, mane ve maydanoz ilave ederek servis yapın.
mor_kedi
02.03.2009, 02:34
Bulgurlu Kırmızı Mercimek Malzemeler1 fincan kırmızı mercimek1 orta boy soğan1 çorba kaşığı ince bulgur 2 su bardağı su1 yemek yaşığı zeytinyağHazırlanışıTencereye suyu, bir bütün soğanı ve mercimeği koyup pişirin. Mercimekler yumuşayınca soğanı çıkarın, bulguru ve zeytinyağını ekleyin. Bulgur pişince altını kapatıp, demlendirin. Afiyet olsun...
Yenidoğan bebeklerler için en iyi gıda anne sütüdür. Bebeklerde 4-6 aydan itibaren ek gıdalara başlanır...Anadolu Sağlık Merkezi’nden Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü Direktörü Pediatrik Endokrinoloji Uzmanı Dr Neslihan Güngör, bebek beslenmesi hakkında bilinmesi gerekenleri anlattı.Yenidoğan BebekYenidoğan bir bebek için en iyi gıda anne sütüdür. Öyle ki, yaşamın ilk 4 ile 6 ayı boyunca, başka hiçbir ek gıda gerekmeksizin, anne sütü bebeğin tüm ihtiyaçlarını karşılamak için yeterlidir. Bu dönemde bebeğe ek olarak verilmesi gereken tek destek D vitaminidir. Neden Anne Sütü?Anne sütünün üstünlükleri aşağıdaki gibi özetlenebilir:1. Her annenin sütü kendi bebeği için özel olarak yapılmaktadır. Anne sütünde inek sütünde bulunmayan ve laboratuarda üretilmesi mümkün olmayan 100’ den fazla bileşen vardır. Buna ek olarak formüle mamalardan (kutu veya şişe mamalar) farklı olarak, anne sütünün içeriği, bebeğin sürekli değişen ihtiyaçlarını karşılamak için sürekli değişir ve yenilenir. Örneğin anne sütünün sabah saatlerindeki bileşimi akşamüzeri bileşiminden, bebeğin birinci ayındaki bileşimi yedinci ayınkinden, farklıdır. Ayrıca prematüre bir bebek için olan anne sütü bileşimi, zamanında doğan bir bebek için olandan farklıdır.2. Daha iyi sindirilebilirlik, daha az kabızlık veya ishal: Anne sütü bebeğin hassas ve halen gelişmekte olan sindirim sistemi için hazırlanmıştır. Anne sütündeki protein (çoğunlukla lactalbumin) ve yağ, inek sütündeki protein (çoğunlukla kazeinojen) ve yağa göre daha rahat sindirilebilir.Genel olarak anne sütü ile beslenen bebeklerde ishal veya kabızlık gibi problemler hemen hiç görülmez.3. Daha az sodyum (tuz) ve protein: Anne sütünün tuz ve protein içeriği inek sütüne göre daha az olduğu için, yenidoğanın gelişmekte olan böbreğine daha az yük bindirir.4. Daha az alerji riski: Anne sütüne alerji geliştirme durumu hemen hiç görülmez, bebekler nadiren annenin yediği ve süte geçen bir gıdaya hassas ise buna reaksiyon verebilir. Oysa ki inek sütü bazlı formüle mamalara her 10 bebekten biri alerji geliştirebilir.5. Daha iyi kalsiyum emilimi: Anne ütündeki kalsiyum, inek sütü bazlı mamalara göre daha iyi emilerek bebeğin kandolaşımına katılır. Bu anne sütündeki fosfor miktarının da göreceli olarak az olmasına bağlı olabilir.6. Anne sütü ile beslenen bebeklerde daha az pişik görülür.7. Anne sütü bebeği çeşitli hastalıklardan koruyan bağışıklık maddelerini (antikorlar) bebeğe vererek bağışıklık sistemini güçlendirir.Anne sütü ile beslenen bebeklerde kulak iltihabı, soğuk algınlığı gibi hastalıklar daha az görüldüğü gibi, hastaneye yatmayı gerektirecek mikrobik hastalıklar da bu bebeklerde daha az görülür.8. Anne sütünün bebeği obeziteden koruduğuna ilişkin bilimsel araştırma verileri mevcuttır.9. Psikolojik kazançlar:daha kuvvetli anne-bebek ilişkisi. Anne sütü verilmesi sırasında anne ile bebek arasında çok özel bir bağ kurulur. Bu bebeğin psikolojik gelişimine de olumlu katkıda bulunur.10. Anne sütü verilmesi çok rahat bir besindir:her zaman kullanıma hazır,temiz ve ideal sıcaklıktadır. Bebeğin ihtiyacı olan heryerde ve herzaman verilebilir. Anne sütü formle mamalar ile karşılaştırıldığında aynı zamanda çok ekonomik bir besindir11. Anne sütünün anne sağlığı için de pekçok faydası vardır.2 - 6 Arası BeslenmeBebek 6 aylık olduğunda çeşitli besinleri sindirme ve absorbe etme (sindirim sisteminden kan dolaşımına alma) ve metabolize etme (işleme), kullanma ve vücuttan atma kapasitesi, bir erişkindeki kapasiteye yakındır. Buna ek olarak çoğu bebekte 6 aydan sonra dişler çıkmaya başlar. Dişlerin çıkması ile beraber diyetteki karbonhidratların (şekerli, nişastalı gıdalar) diş çürüğü gelişmesine etkisi dikkate alınmalıdır.Bu dönemden itibaren bebek daha aktif olup, çevresini keşfetmeye başlamaktadır.Bebeklerde ek gıdalara 4-6 aydan sonra başlanması önerilir. Pek çok annede anne sütünün üretilme hacmi 6. aydan sonra bebeğin tüm beslenme ihtiyaçlarını karşılamaya yetmeyebilir. Bu özellikle “demir” için geçerlidir. Bu nedenle, sadece anne sütü ile beslenmekte olan bebekler için 4-6 aydan itibaren başlanan ek gıdalar, önemli besleyici maddeler içermelidir.Ek gıdalar çerçevesinde anne sütünün yetersiz olduğu annelerde, formüle mamaların da bebeğe verilmeye başlanması vardır. Ayrıca anne sütü ve formüle mama dışı ek gıdalar bu kapsamdadır.Ek gıdalara geçilirken altın kurallardan birisi de, bunlara adım adım başlayıp yavaş yavaş miktarı ve çeşitliliği arttırmaktır. Ek gıdalara başlamak için uygun zamanın geldiğini gösteren ipuçları (Ek gıdalar için bebeğin hazır olduğunu gösteren gelişimsel işaretler); bebeğin yardımsız /desteksiz oturabilmesi, dille itme refleksinin azalması ve baş-boyun kontrolü olması, yiyeceği reddederse bunu rahatça yapabilmesi olarak sıralanabilir. Hangi Ek Gıdalar Verilmeli?- Tahıllar (serealler), demir için iyi bir kaynak olup, genellikle ilk başlanan ek gıda olmalıdırlar.- Sebzeler ve meyveler tahılların ardından beslenmeye eklenir.- Kısa süre sonra da et grubu ve en son da yumurta diyete eklenir.- Her seferinde sadece tek bir yeni gıda eklenmeli ve yeni ek gıdalara başlamak için en az 3-4 gün beklenmelidir. Bu süre, verilen herhangi yeni gıdaya karşı bir besin alerjisi gelişip gelişmediğini gözlemlemek açısından önemlidir. Bu özellikle ailede bazen vd alerji öyküsü varsa önem kazanır.- Ek gıdalar evde hazırlanabilir veya hazır alınabilir. Hazır alınan ek gıdalarda genel olarak demir katkısı da bulunmaktadır. Ayrıca hazır ek gıdalar değişik kıvam ve pütürlülük derecelerinde hazırlanmış olup, bebek büyüdükçe ve geliştikçe daha pütürlü ve tanecikli gıdaları tolere edebileceği için giderek uygun çeşitler seçilebilir.- Evde hazırlanan, tek et çeşidi ve bir veya birden fazla sebze içeren çorbalar çok popülerdir. Ancak bu gıdaların protein içeriği et püresi kadar fazla değildir. Puding ve tatlılar (muhallebiler) de anneler tarafından tercih edilmekle birlikte, bunlar süt ve yumurta içerdikleri dışında, çok fazla besleyiciler içermeyip sadece kalori (enerji) kaynağıdırlar. Ayrıca yumurta içeren besinlerin bebeğe verilmesi genel anlamda daha geç olmalıdır. Bu, özellikle ailede gıda veya diğer etkenlere karşı alerji öyküsü varsa, önem kazanır. - Bebek yumurtayı tolere edebildiğini kanıtlayana dek ertelenmelidir. Örneğin, katı haşlanmış bir yumurta sarısının ezilerek verilmesi sonrası bunu tolere etme.- Özellikle 4 aylıktan küçük olup yavaş büyüyen (kilo ve boy) bebekler için anne sütü alıyorsa anne sütü, formüle mama alıyorsa bu mamanın sıklık ve süresinin artırılması gerekir. Bu durumdaki bebeklerde erken olarak katı gıdalara geçilmesi uygun değildir.- Katı gıdalara başlanınca, bebekler anne sütü /formüle mama alımını azaltırlar. Oysa ki süt, püre yapılmış et ve yumurta sarısı haricindeki tüm katı gıdalara göre kalori açısından daha zengindir ki bu katı gıdalar, ek gıdalar çizelgesinde daha ileriki aylarda yer alır.- Bebeklere asla sosis, pişmemiş havuç, patlamış mısır, yuvarlak şeker ve üzüm gibi yiyecekler verilmemelidir. Bunlar solunum yollaına kaçıp boğulmaya neden olabilirler.- 6. aydan sonra bardak ile meyve suyu verilmeye başlanabilir ancak günde yarım su bardağını (yaklaşık 100-120 cc) geçmemesi önerilir. - Genel anlamda sağlıklı olan bebeklere çok sıcak hava veya sıvı kaybına yolaçan ishal gibi durumlar dışında su ile takviye yapmak gerekmez.- Bebeklere 12 aydan önce bal verilmemelidir. Botulismusa yolaçabilir. ailem
BÖCEGİMM
11.03.2009, 03:31
arkadaşlar humana'nın bi sitesinde alıntıdır..umarım işinize yarar....
1. Sütümü artırmak için ne yapabilirim ?
Her zaman bebeklerimiz için en iyi hizmet vermeyi kendimize görev bilen Humana olarak, en değerli hazinemiz olan bebeklerimizi düşünüp onların anne sütünden mahrum kalmalarını engellemek amacı ile Humana Still- Tee’yi ürettik. Humana Still- Tee emziren annelerin sütlerini arttıran % 100 bitkisel içerikli bir çaydır. Emzirme dönemi boyunca kullanacağınız Humana Still- Tee sizin en büyük yardımcınız olacaktır. (Humana Still- Tee ile ilgili ayrıntılı bilgi için lütfen tıklayınız).
2. Hazırladığım mamayı nasıl saklamalıyım?
Taze olarak hazırlanan bebek mamaları mümkün olduğunca 45 dakikadan fazla biberon ısıtıcısında saklanmamalıdır. Böylelikle, besin değerlerinin kaybını ve mikrobiyolojik riskleri engellenmek için önlem almış olursunuz. Bu nedenle, buzdolabında muhafaza edilmiş olsalar dahi, hazırlanan biberon mamalarının tekrar ısıtılmasını tavsiye etmemekteyiz. Bunun yerine şöyle bir işlem uygulayabilirsiniz: İhtiyaç duyulan toz mama miktarını sterilize edilmiş kuru biberonlara aktarıp, kapağını kapatınız. Bir miktar su kaynatıp termosta muhafaza ediniz. Mama saati geldiğinde önceden biberonda saklanan toz miktarı ile yine önceden kaynatılıp saklanan sudan gerekli miktarda alarak taze olarak mamanızı hazırlayınız.
3. Başlangıç mamasını takiben geçiş ve devam mamalarını bebeğime nasıl vermeliyim?
1. kademedeki mamadan 2. kademedeki mamaya geçişte, bunu biberon bazında yapmanızı tavsiye etmekteyiz. Örneğin; akşamları bir biberon Humana 2 Adapte Geçiş Maması ile başlanıp, diğer öğünlerde ise Humana 1 Adapte Başlangıç Maması ile devam edilmesi gibi. 2 - 3 gün sonra günlük öğünlerden her ikisi devam sütü 2 ile değiştirilerek tamamen geçiş sağlanana dek (arzu edildiği takdirde) devam edilir. Böylece çocuğunuz yavaş yavaş yeni mamaya alışabilecek ve hazmedip hazmedemediği kolayca anlaşılacaktır. Aynı metodu Humana 2 Adapte Geçiş Mamasından Humana 3 Adapte Devam Mamasına geçerken de uygulayabilirsiniz.
4. Biberon mamasını hazırlarken kullanacağım su nasıl olmalı?
Humana bebek mamalarının yüksek hijyenik güvenliliği ancak ambalaj üzerindeki talimata uygun ve beslenmeden hemen önce hazırlanmaları halinde korunabilir. Suyu sadece 50°C’ye veya daha düşük dereceye kadar ısıtmak yeterli olmaz, aksine mikrobiyolojik bir risk teşkil eder - Bebekler henüz mikroplara alışık değillerdir! Bu nedenle lütfen sadece, sonradan yaklaşık 50°C’ye kadar soğutacağınız, taze kaynamış su kullanınız. Bu ısı seviyesi mamanın en iyi şekilde çözülmesini sağladığı için de çok uygundur.
5. Başlangıç maması nedir?
Başlangıç Maması; protein bileşimi geniş ölçüde anne sütü proteinine uygun hale getirilmiş olan yenidoğan biberon mamasıdır. Humana 1 Adapte Başlangıç maması yalnız protein yapısı olarak anne sütüne adapte olmakla kalmayıp aynı zamanada karbonhidrat bileşimi olarak da, aynen anne sütünde olduğu gibi, sadece süt şekeri (=laktoz) içermektedir. Bu özelliklerinden dolayı doğumdan (ilk biberondan) itibaren verilebildiği gibi ilave beslenme için de idealdir
6. Adapte mama ne demektir?
Anne sütü, hayvansal protein içerir. Sütte bulunan proteinler; whey proteini ve kazein proteini olarak ikiye ayrılmaktadır. Mamalarda bulunan protein türleri de süt proteini gibi whey protein ve kazein protein şeklindedir. Anne sütünde bulunan bu proteinlerin oranı 60/40 whey - kazein oranı şeklinde olup inek sütündeki oranları ise 20/80 whey - kazein oranı şeklindedir. Bir mamanın adapte olarak tanımlanabilmesi için whey / kazein proteini oranının anne sütündeki oranlarda olması veya whey proteini oranının en az % 50 ve daha yukarı olması gerekmektedir. Bu bakımdan Yeni Humana Biberon Mamalarının tümünün whey proteinin oranları bu şartlara uygun olduğundan Adapte Biberon Mamaları olarak adlandırılırlar.
7. Ne zamandan itibaren Adapte Humana 3 Devam Maması kullanmalıyım?
Adapte Humana 3 Devam Maması, 4. aydan itibaren beslenme için geliştirilmiştir. 4. ay öncesi için başlangıç mamaları veya geçiş mamaları uygundur. Humana 3 Adapte Devam Maması, malto dekstrin ve kolay hazmedilen nişasta katkısı nedeniyle Humana 1 Adapte Başlangıç Maması ve Humana 2 Adapte Geçiş Maması’na nazaran daha doyurucudur. İnek sütüne (kutu süt) kıyasla ise endüstriyel olarak hazırlanan diğer bebek mamaları gibi protein miktarı azaltıldığı ve beslenme için gerekli olan tüm hayati vitaminleri, mineralleri ve eser elementleri içerdiğinden dolayı bebeğinizin tüm hayatı boyunca gerçekleştireceği gelişiminin %80’inin meydana geldiği ilk bir yıl boyunca büyük avantaj sağlamaktadır.
8. Bebeğimde inek sütü hazımsızlığı var ne yapmalıyım?
İnek sütüne karşı hazımsızlık sürekli bir problem haline geldiyse lütfen doktorunuza danışınız çünkü bu durum inek sütü proteini ya da süt şekerini (laktoz) hazmedemeyen çocuklarda görülen bir tablodur. Bu sorunu yaşayan bebekler 4.ayın sonundan itibaren Humana Sütsüz Elmalı kaşık mamasını ek besin olarak kullanabilirler. Su ile hazırlama metodu onlar için uygundur. Humana Sütsüz Elmalı Kaşık Maması’nı arzu ederseniz meyve ile de tatlandırılabilirsiniz.
9. Yüksek alerji riskinde HA-mamaları verilmeli midir?
Günümüzde yüksek alerji riski olan bebeklerin ilk 6 ay boyunca alerjiye karşı korunarak emzirilmeleri veya hipo alerjenik bir mama ile beslenmeleri gerektiği öngörülmektedir. Preterm ve düşük doğum tartılı bebekler için Humana 0-HA tavsiye edilmektedir. HA- mamaları alerjilere karşı önlem olarak tasarlanmıştır. Bu mamalarda yer alan protein enzimatik olarak parçalanmış ve yarı sindirilmiş olduklarından, normal süt mamalarına oranla daha az alerjendirler. Mevcut inek sütü hazımsızlığında ise HA-mamaları uygun değillerdir, çünkü parçalanmış bile olsa içerdikleri süt proteinine karşı alerjik reaksiyonlar doğabilir.
10. Bebek mamaları mikro dalga fırında ısıtılır mı?
Mikro dalga ile ısıtma işleminde gıda maddelerinde eşit olmayan ısı dağılımı meydana gelebilir, yani aynı anda hem soğuk hem de çok sıcak noktalar oluşur (haşlanma tehlikesi!). Biz bu nedenle, buzdolabında muhafaza edilmiş olsalar dahi, bebek mamalarının tekrar ısıtma yerine daima taze olarak hazırlanmasını tavsiye etmekteyiz. Ayrıca hazırlanan mama mümkün olduğunca 45 dakikadan fazla biberon ısıtıcısında tutulmamalıdır. Bu besin değeri kaybına karşı bir emniyet, mikrobiyolojik risklerin engellenmesi için bir önlemdir.
11. Sadece sebze yiyerek yeterli miktarda demir ihtiyacının karşılanması mümkün mü?
Prensip olarak bitkisel kaynaklı demir, hayvansal gıda maddelerindeki demire nazaran vücut tarafından daha zor değerlendirilmektedir (ayrıştırılmaktadır). Bunun sebebi ise, örneğin bitkisel gıda maddelerinde bulunan ve demir alımını önleyen asit phytin veya asit oksaliktir. Yani, bu maddeler vasıtasıyla demir vücut tarafından emilemez olmaktadır. Buna karşın hayvansal gıda maddelerindeki demir çok daha rahat alınabilmektedir. Kaşık maması yaşındaki bebek ve küçük çocukların beslenmesi yönündeki tavsiyeler sebze ve meyvenin yanı sıra et de içeren karışık bir beslenme şeklidir. Bu nedenle sebze-patates püresini, püre haline getirilmiş et ile sunmak uygun olacaktır.
12. Deneme maksatlı mamalar
Bebek mamalarının tanıtımını belirleyen yasalar nedeniyle deneme amaçlı mamaların dağıtımı Avrupa Birliği ülkelerinde yasaktır. Ana firmamız olan Humana bu konuda son derece hassas olup ürünlerin numune boylarını üretmemektedir. Bu sebepten ötürü numune mama gönderimi yapılmamaktadır.
13. Çocuğum kabız oluyor (5 aylık) sıvı alımı yeterli mi?
Lütfen birinci derecede yeterli sıvı alımına dikkat ediniz. 4 ile 12 ay arasında günlük sıvı alım miktarı toplamının (gıdalar ve içeceklerden) yaklaşık 1000 ml’ yi bulması gerekmektedir. Bu nedenle çocuğunuza içecek olarak ilaveten su veya şekersiz çaylar verin. Sıvı alım miktarının yeterli olup olmadığı gün içerisindeki ıslatılmış bez adedinden belli olacaktır.
14. Kabızlık ek besinden dolayı meydana gelebilir mi?
Daha katı gıdalar verildiği zamanlarda çocuğunuzun ilave içecek ihtiyacı doğacaktır. Bu gibi durumlarda, örneğin, biraz kaynatılmış su veya şekersiz çay verebilirsiniz. Ek besinlere geçiş döneminde dışkının yumuşak kalması için biraz elma püresi verilebilir (gereğinde biraz su ile seyreltilmiş olarak). Dışkı halen katı devam ediyorsa lütfen doktorunuza danışınız.
15. Çocuğum 8 haftalık doymuyor, doymasını nasıl sağlayabilirim?
8 haftalıkken öğün başına 130 ml civarında mama miktarı tavsiye etmekteyiz. Ambalaj üzerindeki bilgiler asgari mama miktarlarını vermektedir. Kişisel miktarlar (ambalaj üzerinde de açıklandığı üzere) az ya da çok farklılık arz edebilirler, bu husus özellikle kilo ve boya bağlıdır. Bu nedenle bebeğinizin yeterince doymaması halinde, tablodaki bir üst miktarı hazırlayabilirsiniz. Öğün araları 3 ile 4 saat olmalıdır, bu da günlük 5 - 6 öğün demektir. Bu miktarlar da yeterli olmadığı takdirde, su miktarını biraz daha artırabilirsiniz: Mama aynı enerji ve besin değerini muhafaza edecektir, fakat içim miktarı artacak ve doyma uzatılacaktır. Lütfen tavsiye edilen dozaj miktarını değiştirmeyiniz (yani 150 ml için tavsiye edilen 5 kaşık yerine 6 kaşık koymayınız), çünkü bu takdirde mama çok katı olacaktır.
16. Bebekler için suyun sertliği ve kalitesi önemli midir?
“Sert suyun“ sorumlusu suyun içerisindeki kalsiyum karbonat ve magnezyum karbonat mikatrıdır. Beher litre içme suyunda en fazla 400mg kalsiyum ve 50mg magnezyum olabilir. Esasen sert su bebeklerin sağlığı açısından bir sorun teşkil etmemektedir. Yalnız bazen bebek mamalarının çözünürlüğü etkilenebilir. Bebek mamasının hazırlanmasında kullanılan normal içme suyun iyice kaynatılması gerekmektedir. Daha sonra yaklaşık 50°C’ ye kadar soğutulmalı ve Humana bebek mamaları bu sıcaklıkta hazırlanmalıdır.
17. Altıncı ayından itibaren bebeğime kalsiyum takviyesi yapmalı mıyım?
6 - 12. aylar arasında günlük tahmini kalsiyum ihtiyacı 400 mg civarındadır. 6 - 7. aylar arasında, iki bebek maması veya anne sütü öğünü tavsiye edilmektedir. Üç adet 200 ml’ lik Humana 3 Adapte Devam Maması biberon öğününde bebeğiniz takriben 444 mg kalsiyum almaktadır. Böylece arzu edilen kalsiyum alımı, bu miktarlar ile sağlanmış olur.
18. Çocuğum (6 aylık) yeterince demir alıyor mu?
6 aylıkken bebeğinizin günlük demir ihtiyacı 8mg’dır. Humana 3 Adapte Devam Maması’ndan, bu dönem için tavsiye edilen miktar olan, 200 ve 230ml’lik iki öğün verildiğinde, bebeğiniz yaklaşık 4 - 5mg ile tavsiye edilen günlük demir alım miktarının büyük kısmını gerçekleştirmiş olur. Ek gıda olarak demir takviyeli Humana Kaşık Mamaları da verilmelidir.
19. Bebek mamalarında yeterli miktarda iyot var mı yoksa balık takviyesi yapmalı mıyım?
Ek gıdada balık dahil edilecekse bunun tamamen kılçıksız olduğuna dikkat edilmelidir. Balık proteinine karşı hassasiyetin engellenebilmesi açısından alerji riskli bebeklerde birinci yaşına kadar balık hiç verilmemelidir. Ayrıca bebek beslenmesinde balık, et karşısında kayda değer bir avantaj sağlamamaktadır. Sebze-patates-balık öğününün ilavesi bebeğin iyot alımında sadece takriben % 10’luk bir takviye gerçekleştirmektedir. Daha sık balık öğünleri beslenme fizyolojisi açısından daha az tavsiye edilmektedir, çünkü bu durumda etten alınacak olan demir azaltılmış olacaktır. Tüm Humana bebek başlangıç mamaları, devam mamaları ve kaşık mamaları iyot ilavesi içermektedirler.
20. Bebeğime içme suyu verirsem fazla/düşük florür alır mı?
0 ile 4 ay arasındaki bebekler için günlük 0,25 mg florür alımı, 4 – 12 aylık bebeklerde günlük 0,5 mg florür alımı önerilmektedir. Kaynatıldıktan sonra 50˚C’ye kadar ılıtararak vereceğiniz içme suyu içinde bulunan normal florür seviyesi bu ihtiyaca cevap vermeye uygundur.
21. Yüksek alerji riski olan çocuklara hangi ek besin verilmelidir?
Humana, 4. ayından itibaren özellikle alerji riski taşıyan çocukların beslenmesi için Humana Sütsüz Elmalı Kaşık Maması’nı sunmaktadır. Ambalajının üzerinde su ile hazırlamayı da içeren tarif önerileri yer almaktadır, Sütsüz Elmalı Kaşık Maması meyve ile de tatlandırılabilir. Bebeğinize bir yaşına kadar alerjilerden korumak amacıyla turunçgiller, balık, ceviz ve fındık verilmemelidir. Her seferinde sadece bir yeni gıda maddesi ilave ederek hazmını kontrol ediniz. Böylece hızlı bir şekilde hangi gıda maddesinin dokunup dokunmadığını tespit edebilirsiniz.
22. Kristal şekerin zararları nedir, Humana Bebek Mamaları kristal şeker içeriyor mu?
Humana Bebek Mamaları’nın hiçbir çeşitinde kristal şeker bulunmaz. Kristal şeker içeren mamalar anne sütüne ve Humana Bebek Mamaları’na nazaran daha tatlı oldukları için bebeğinizin anne sütünü reddetmesine yol açar, farklı tadlara sahip ek besinlere geçişi güçleştirir, bebeğinizin dişlerinin çürümesine ve kof şişmanlığa sebep olur. Bebeğiniz genetik olarak kalp ve damar hastalıklarına yatkın ise erken dönemde kristal şeker alımı ileriki yıllarda ciddi risklere yol açabilir.
23. Bebeğim bir yaşına bastı, nasıl bir beslenme yöntemi izlemeliyim?
Bir yaşına basan çocuğunuz giderek aile fertlerinin yemek saatlerine alıştırılmalıdır. Bu, çoğu durumlarda günde üç ana ve iki ara öğün demektir. Kahvaltı ve ara öğünleri isteğinize göre çeşitlendirebilirsiniz. Tavsiye edilenler besin maddeleri; süt ve ekmek, tahıllar, mevsim meyvesi ve et’tir. Sabahları ‘günaydın’ ve akşamları “iyi uykular içeceği“ olarak bir biberon Humana 4 Devam Sütü’nü kullanabilirsiniz. Ara öğünler olarak yine Humana kaşık mamaları verilebilir, tabii ki irmik veya meyve püreleri de hazırlayabilirsiniz. Öğlen yemeği olarak genelde sebze-patates püreleri önerilmektedir, ki bunlar da haftada birkaç kez olmak üzere et içermelidir. Çocuğunuzun ikinci yaşında yemek listesine yavaş yavaş balık da ekleyebilirsiniz. “Aile tenceresinden“ verilen yemekler henüz tuzlu veya baharatlı olmamalıdırlar. Yemeklerin yanında veya ihtiyaca göre aralarda şekersiz içecekler de sunmalısınız (su, maden suyu, meyve veya bitki çayları)
24. İshal hakkında..
Bebeğimin ishal Olduğunu Nasıl Anlarım?
Bebeğinizin bezi sulu, hafif köpüklü, kötü kokulu rengi yeşil ise ve günde 3-4 defa bu şekilde dışkısını yapıyorsa bu durum bebeğinizin ishal olduğu anlamına gelir.
Akut İshal Nedir?
7- 10 gün arasında süren ishallere akut ishal denir. Akut ishal enfeksiyon veya diğer nedenlere bağlı olarak gelişebilir.
Kronik İshal nedir?
İki hafta ve daha uzun süren ishallere kronik ishal denir.Emilim bozuklukları, beslenme bozuklukları gibi çeşitli nedenlerden meydana gelebilir.
Enfeksiyöz İshal Nedir?
Bazı enfeksiyonlar ishale neden olur.Akut ishallerin yaklaşık % 90’ı enfeksiyonlara bağlı olarak gelişir. Genellikle kusma, ateş ve karın ağrısı gibi belirtileri de beraberinde gözükebilir. Akut ishallerin geri kalan kısmı ise toksik madde alımına ve diğer nedenlere bağlı olarak gözükür.
İshal Tehlikeli midir?
Evet; ishal çeşidine ve nedenlerine bağlı olarak, gerekli tıbbi tedbirler alınmaz ise öldürücü olabilir.Bilhassa bebeklerde çok dikkatli davranmalı ve vakit kaybetmeden doktora başvurmak gerekir.
Bebeğime Antibiyotik Kullanıyorum İshale Neden Olur mu?
Bazı antibiyotikler barsak florasını bozdukları için ishale neden olabilir. Bu durum bünyeye göre değişebilir. Bu tür antibiyotikler kullanılmaya başlandıktan birkaç saat sonra bile akut ishale neden olabilir. Hatta antibiyotik tedavisi kesildikten sonra ishal bir süre devam edebilir.
Antibiyotiklerden Kaynaklanan İshalde Neler Yapabilir?
Antibiyotiklerin neden olduğu ishallerde barsak florasını düzenleyen (prebiyotikli) ishal mamaları kullanılmalıdır.
ORS Nedir?
Özellikle bebekler ve çocuklarda ishallerde sıvı kaybı ile birlikte görülen elektrolit kayıplarını önlemek için önerilen tuz ve şeker karışımlarına ORS denir.
ORS’yi Nasıl Temin Edebilirim?
Eczanelerde satıldığı gibi, bazı Ana Çocuk Sağlığı Merkezleri ve Sağlık Ocaklarından ücretsiz temin edebilir
25. Prebiyotik nedir?
Kalın bağırsakta yaşayan faydalı bakterilerin büyüme ve gelişmelerine katkıda bulunan sindirilemeyen karbonhidratlara prebiyotik lif denir.Bir maddenin prebiyotik kabul edilebilmesi için şu özellikleri taşıması gerekmektedir.
Mide ve ince bağırsaklarda hidrolize olmamalı veya absorbe olmamalıdır.
Kolonda yaşayan yararlı mikroorganizmalar için seçici olmalı ve onların çoğalmalarını artırmalıdır.
Bağırsak florasını sağlıklı bir kompozisyon oluşturacak şekilde değiştirmeli ve yaşadığı konakçıda yararlı sistemik etkiler yapmalıdır
26. Probiyotik nedir?
Kalın bağırsakta bulunan yararlı bakterilerin doğrudan gıdalara eklemesi ile edilen gıdalara denir
27. Ne zamandan itibaren Humana 4 Devam Sütüne geçmeliyim?
Adapte Humana 4 Devam Sütü, 8. aydan itibaren beslenme için geliştirilmiştir.Humana 4 Devam Sütü, İnek sütüne (kutu süt) kıyasla endüstriyel olarak hazırlanan diğer bebek mamaları gibi protein miktarı azaltıldığı ve beslenme için gerekli olan tüm hayati vitaminleri, mineralleri ve eser elementleri içerir.Bebeğinizin tüm hayatı boyunca gerçekleştireceği beyin gelişiminin %90’inın tamamlandığı ilk üç yılda büyük avantaj sağlamaktadır.
28. Gluten nedir?
Gluten tahıllarda bulunan alerjen bir proteindir ve bebek beslenmesinde en az bir yaşına kadar kullanılması tavsiye edilmez.
29. Biberon mamalarını nasıl hazırlamalıyım?
Biberon mamaları hazırlanırken mutlaka kutu üzerindeki hazırlama talimatına uyulmalıdır. Her 30 ml kaynamış ılımış su için bir ölçek toz mama konulmalıdır. Kesinlikle su yerine inek sütü veya anne sütü kullanılmamalıdır. Biberon mamaları süt formülleri olduğundan süt ile hazırlandıkları takdirde protein ve bazı mineral içeriği artacağından bebeklerin henüz olgunlaşmamış böbreklerine çok fazla yük binmesine sebep olacaktır.
30. Humana AR bebeklerin besin ihtiyacını karşılar mı?
Humana AR kusan bebekler için hazırlanmış antireflü formülüdür. Doğumdan itibaren tüm sütle beslenme dönemi boyunca verile bilinir. Humana AR içeriğinde bulunan locust bean gum sayesinde kusmayı engeller. Humana AR doğumdan itibaren bebeklerin tüm besin ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde hazırlanmıştır.
31. Bebeğime anne sütü yetmediği için biberon maması kullanıyorum. Fakat kutu üzerinde belirtilen miktarlarda mama almıyor ne yapmalıyım?
Kutu üzerindeki miktarlar hiç anne sütü almayan bebekler için ortalama değerlerdir. Anne sütüne takviye amaçlı biberon maması kullanımında amaç bebeğin anne sütünden alamadığı sütü mama ile takviye etmektir. Bebeğinizin gelişimi normal bir şekilde gittiği sürece istediği miktarda mama yemesinde problem yoktur.
32. Anne sütüm hiç yok bebeğime biberon maması yerine kaşık maması versem olur mu?
Kaşık mamaları 4. ayın sonundan itibaren kullanılan ek besinlerdir ve anne sütünün yerini tutmazlar. Anne sütünün olmadığı veya yetersiz olduğu durumlarda bebeğin ayına uygun biberon mamaları kullanılmalıdır.
33. Bebeğimin gaz ve kabızlık problemi var ne yapmalıyım?
Bebekler sindirim sistemleri tam gelişmeden doğdukları için ilk beş ay gaz ve kabızlık problemi yaşayabilirler. Bebeğinize 2. haftasından itibaren sindirim problemlerine yardımcı olması için Humana Rezene Çayı verebilirsiniz.
34. Humana Bitki Çayını ne zaman kullanabilirim?
Humana Bitki Çayı 4. ayın sonundan itibaren bebekler, çocuklar ve yetişkinlerin kullanabileceği lezzetli bir susuzluk gidericidir. İçeriğinde bulunan ıhlamur, papatya, nane, portakal yaprağı ve limon otu gibi bitkilerin yüz yıllardır. Üst solunum yolu rahatsızlıklarında rahatlatıcı etkiye sahip olduğu bilinmektedir.
35. Humana Meyve Çayını ne zaman kullanabilirim?
Humana Meyve Çayı 8. ayını doldurmuş bebekler, çocuklar ve yetişkinlerin kullanabileceği lezzetli bir susuzluk gidericidir. İçeriğinde bulunan kuşburnu, elma, Frenk üzümü, çilek yaprakları ve amber çiçeği sayesinde mide ve bağırsakları düzenler, kabızlığı giderir, göğsü yumuşatır. Sindirim sistemi rahatsızlıklarının giderilmesinde etkilidir.
36. Ben bebeğime evde meyveli ve sebzeli mamalar hazırlıyorum kaşık mamalarının yerini tutar mı?
Humana kaşık mamaları protein, karbonhidrat, yağ, vitamin (13 çeşit), demir, iyot ve kalsiyum gibi besin öğelerinin hepsini uygun miktar ve oranlarda bulunduran son derece komplike ek besinlerdir. Evde yapılan sebze yemekleri veya meyve püreleri tüm besin öğelerini bebeğinizin ihtiyaç duyduğu miktar ve oranlarda içermez.
37. Bebeğim mamayı üç hafta içerisinde tüketemiyor kalan mamayı ne yapmalıyım?
Açılan mamanın poşeti iyice kapatılarak kuru ve serin bir ortamda saklanmalıdır ve açıldıktan sonra üç hafta içerisinde tüketilmelidir. Üç hafta içerisinde tüketilmeyen mama kesinlikle kullanılmamalıdır.
38. Bebeğime vereceğim sebze pürelerini nasıl hazırlamalıyım ?
Bebeklere verilecek sebzeler haşlandıktan sonra bir çatal ile ezilerek verilmelidir. Robottan geçirilmemelidir. Aksi takdirde bebeklerin pütürlü gıdalara alışmaları çok zor olacaktır.
mystical2009-03-11 14:59:31
BÖCEGİMM
11.03.2009, 03:50
Yalnız anne sütü ile beslenen bebeklerde ek gıdalar en erken 4. aydan sonra başlanır. 4–6 ay arasında anne sütü ile bebek yeterli kilo alıyorsa anne sütü ile beslemeye devam ediniz ve ek besinlere 6. aydan sonra başlayınız.Bu dönemde çocuğunuza verdiğiniz ek gıdaların anne sütünün tamamlayıcısı olduğunu unutmayınız.Ek gıdaya geçişte, özellikle katı gıdaların ilk başlandığı dönemde bebekler dilleri ile besinleri itebilir. Bebeklerin istem dışı yaptıkları bu hareket genellikle 6. aydan sonra düzelir. Bebeğiniz ek gıdaları sevmedi diye endişelenmeyiniz.Çocukların beslenme durumu en iyi vücut tartılarının artışı ile değerlendirilir. Bunun için çocuğunuzu düzenli sağlık kontrollerine götürerek büyüme ile izlenmesini sağlayınız.EK BESİNLER: çocuğu değişik tatlara ve kıvamlara alıştıran, ileri yaşlar için kolay yeme alışkanlığı kazandıran, besleyici değeri yüksek besinlerdir. Bu dönmede verilecek ek besinler meyve suyu veya püresi, sebze çorbası veya püresi, muhallebi, yoğurt, peynir, reçel, bisküvi, ekmek, yumurta gibiyiyecekleri içerir.— Ek besinler kaşıkla veya bardakla az miktarda başlanarak verilir, daha sonra öğün haline getirilir.— Yeni deneyeceğiniz yiyecekleri çocuk açken alışık olduğu yiyeceklerden önce veriniz.— Ek besinlerin hepsini aynı haftada başlamayınız. Yeni besinleri en az bir hafta aralıklarla çocuğunuzun beslenme programına ekleyiniz.— Yeni verilecek yiyeceklerin alerji yapıp yapmadığına dikkat ediniz. Şüphelenilen gıda çocuğa verilmediği zaman belirtilerin geçip geçmediğini kontrol ediniz.— Bebeğinize hiçbir zaman şekere ya da reçele batırılmış yalancı emzik vermeyin.— Çocuğunuzun hoşlanmadığı önemli yiyecekleri 2–3 hafta aralıklarla zaman tekrar vermeyi deneyiniz.— Bebeğinize vereceğiniz tüm yiyeceklerin taze ve pişmiş olmasına dikkat ediniz.— Kaynatılmamış su vermeyiniz.Meyve suyu ve meyve püresi: Meyve suyu, ilk verilecek ek besindir. Elma, şeftali, üzüm, mandalina gibi meyvelerin suları, 1–2 tatlı kaşığından başlanarak verilir ve yavaş yavaş arttırılır (anne sütü almayan çocuklarda daha erken başlanabilir). Bir seferde en fazla 50 ml (yarım çay bardağı) verilir.Hazırlanışı: çocuğa ilk verilecek meyve mevsimine göre elma veya şeftalidir.Meyveler iyice yıkanır, kabukları soyulur, cam rendede rendelenir. Temiz bir tel süzgeç veya bu iş için ayrılmış tülbent ile süzülerek suyu elde edilir. Meyve suyuna başlandıktan 1–2 hafta sonra muz ve diğer meyveler püre şeklinde verilebilir. Günde bir veya iki kez öğün aralarında olmak üzereyarım muz veya orta büyüklükteki bir meyve verilebilir. Meyve suyu ve pürelerine şeker eklenmemelidir . Meyve püreleri yoğurt ile karıştırılarak bir öğün olarak verilir. Muzun fazla tüketilmesinin kabız yaptığı unutulmamalıdır.Muhallebi:4–6 aylıkta başlanır. Genellikle akşam öğünü olarak 18:00–20:00 saatleri arasında verilir. Muhallebi bebeğin kendi formül mamasıyla hazırlanabilir. Hazırlanışı:Formül mama ile:1 su bardağı su ve yaklaşık 3 tatlı kaşığı pirinç unu karıştırılarak su muhallebisi yapılır. Ateşten indirilir, hafif soğuduktan sonra 6 ölçek mama toz halinde katılır. Gerekirse tel süzgeçten geçirilir.Pastörize süt ile: 1 su bardağı pastörize inek sütü, yaklaşık 3 tatlı kaşığı pirinç unu, 2 tatlı kaşığı şeker ile yapılır. Pirinç unu soğuk sütün bir kısmı ile iyice ezilir. Kalan süt eklenir ve karıştırılarak pişirilir. İnmeye yakın şeker eklenir.Yoğurt: Genellikle ikindi öğünü ek gıdası olan yoğurt, muhallebi yerine de verilebilir.Evde yoğurt yapılması tavsiye edilir, eğer yapılamıyorsa çocuklar için pastörize olarak üretilen yoğurtlar da kullanılabilir.Hazırlanışı: Süt kaynatılır, elin dayanabileceği sıcaklığa kadar soğutulur.1 litre süt içine 1-2 çorba kaşığı içinde sulandırılmış 1 çorba kaşığı yoğurt maya olarak eklenir ve yavaşça karıştırılır. Hareket ettirmeksizin sıcak bir yerde 6 saat bekletilir. Meyve püreleri yoğurda katılarak meyveli yoğurtlar elde edilebilir.Sebze çorbası ve püresi: 5–6. aylarda muhallebiye başlandıktan 1–2 hafta sonra (ancak iyi kilo alan bebeklerde muhallebiden önce) genellikle öğle öğününde, 1–2 tatlı kaşığından başlanarak yavaş yavaş arttırılarak verilir.1. hafta, sebze çorbası: 4 su bardağı su, 2 orta boy havuç, 1 orta boy patates, 1 tatlı kaşığı pirinç konarak 45–50 dakika ağzı kapalı kapta pişirilir. Düdüklü tencerede pişirecekseniz bir su bardağı su ile 15 dakika pişirmek yeterlidir. Tel süzgeç veya blenderden geçirilir. Bu sulu çorba önce yarım çay bardağı ile başlanır, çocuğun isteğine göre yavaş yavaş arttırılarak verilir. Dayanacak miktarda yiyebilene dek öğünler anne sütü ile tamamlanır. 2. hafta basit sebze püresi: Yukarıdaki gibi daha az su ile 1 çay kaşığı zeytinyağı ya da bir fındık büyüklüğünde tereyağı konarak pişirilir. Havuçlar, patatesler tamamıyla ezilerek püre haline getirilir.3. hafta karışık sebze püresi: Mevsim sebzeleri eklenerek içerik zenginleştirilir. Küçük kaplarda 1–2 gün buzdolabında saklanabilir. Ancak yeşil yapraklı sebzeler (ıspanak, maydanoz, pazı vb.) günlük eklenip hemen tüketilmelidir. Yeşil yapraklı sebze içeren çorbalar bir kereden fazla ısıtılmamalıdır. Hazırlanan sebze püresine tepeleme bir çorba kaşığı kıyma (3 kez çekilmiş) eklenebilir. Sebze püresi hiçbir zaman sadece et suyu ile hazırlanmamalı, et pürenin içinden çıkarılmamalıdır. Et suyu, kemik, ilik suyu gibi besinlerin sanıldığının aksine et kadar besleyici özelliğinin olmadığı unutulmamalıdır.Hazırlama ve saklama süresince alimünyum kaplar kullanılmamalıdır.Kahvaltı: Çocuk yukarıdaki besinlere alıştıktan sonra kahvaltıya başlanır. Hazırlanışı: Formül mama, bulunamıyorsa pastörize inek sütü ya da meyve suyu, peynir, reçel ya da pekmez, ekmek ya da bebe bisküvisi ile hazırlanır. Tuzu çıkartılmış peynir ve reçel süt içinde ezilir ve karışıma bisküvi ya da ekmek içi katılır, Önce 1–2 tatlı kaşığı olarak başlanır ve miktarı giderek arttırılır. Alerji yapma özelliği ve botulizm denilen bir hastalığın mikroplarını taşıma ihtimali nedeni ile 1 yaşından önce bal verilmemelidir . Kahvaltıya arzu edilirse 1 çay kaşığı tereyağı eklenebilir. Eğer kabızlık problemi varsa gül ya do kayısı reçeli tercih edilebilir. Yumurta: Katı pişmiş yumurta sarısı, çocuk kahvaltıya alıştıktan sonra 1 çay kaşığı olarak beslenme programına eklenir, yavaş yavaş miktarı arttırılır. Bir haftanın sonunda bebek tam bir yumurta sarısını yiyebilir. Yumurta sarısı tifomikrobu taşıyabilmesi nedeniyle tam olarak pişirilmelidir.Et: Yukarıdaki beslenme programına 7.-8. aylarda 1 tepeleme çorba kaşığı pişmiş kıyma veya orta boy ince bir biftek veya derisiz tavuk ya da hindi eti parçası hazırlanan sebze püresine eklenir.Tahıllı çorbalar: Çocuğa değişik tatları öğretmek açısından 8. ayda mercimek, yoğurtlu yayla, acısız tarhana çorbaları verilebilir, yine aynı şekilde baharat içermeyen ev halkı için pişirilmiş çorbalar çocuğaverilebilir. İlk pişmiş taze halinden 1 kase alınıp içine et ya da kıyma katılarak içirilebilir.Köfte: Baharatsız olarak hazırlanmış ızgara köfte veya terbiyeli-sebzeli köfteler 9.ayda verilebilir. .,Pilav, makarna veya kıymalı dolmalar: 8. aydan sonra yoğurtla karıştırılarak verilebilir.Su: Genel olarak 8. aydan itibaren bebeklerin hareketleri artar. Öğün aralarında susayabilirler . Bebeğe her zaman kaynatılmış ılıtılmış su verilmelidir.Balık (kılçıksız): 8. ayda öğle öğünlerinde püre şeklinde et yerine değiştirilerek verilebilir.Karaciğer: 7. ayda öğle öğünlerinde et ile değiştirilerek 15 günde 1 kez olmak üzere verilebilir.Hazırlanışı: Kuzu, koyun, dana veya tavuk ciğeri kullanılır. Karaciğer az tuzlu suda haşlanır, zarı çıkarılır, püre şeklinde sebze püresinin içine eklenir.ÇAY: Besleyici değeri olmadığından çocuk beslenmesinde yeri yoktur. Aksine demirin barsaktan emilmesini engelleyerek çocuğunuza zarar verebilir.4–5 aylık bebek için örnek mönü Sabah Anne sütüÖğlen Anne sütüİkindi 2–6 tatlı kaşığı meyve-sebze püresi veya anne sütüAkşam Anne sütü ve/veya muhallebi*Gece Anne sütü*** Muhallebi akşam yerine sabah öğününde de verilebilir. ** Bebek isterse5–6 aylık bebek için örnek mönüSabah uyandığında Anne sütü.Sabah Anne sütü ve 6–12 tatlı kaşığı muhallebi*Öğlen' 6–12 tatlı kaşığı meyve veya sebze püresi, içecek olarak kaynatılmış su veya anne sütüİkindi Meyve püresi + yoğurt*** Anne sütüAkşam Anne sütüGece Anne sütü* Muhallebi sabah yerine akşam öğününde de verilebilir. ** Bebek isterse Patates püresi verilebilir.6–8 aylık bebek için örnek mönüSabah Anne sütüÖğlen Anne sütü veya yarım kase muhallebi* 1. seçenek: Etli sebze püresi ve yoğurt2. seçenek: Tavuk ve patates3. seçenek: Omletİçecek olarak kaynatılmış su veya anne sütüİkindi Meyve püresi + yoğurtAkşam MuhallebiGece Anne sütü*** Muhallebi sabah yerine akşam öğününde de verilebilir. ** Bebek isterse Sabah uyandığında SabahÖğlen püresi8–9 aylık bebek için örnek mönü Anne sütü (Saat 06:00–06:30)Kahvaltı (Saat 08:00-09:00) 1 çay bardağı formül mama, 1 yumurta, 1 ince dilim tereyağlı ekmek veya 3-4 bisküvi, peynir, reçel ya da pekmez + anne sütüMeyve suyu veya püresi (Saat 10:00-10:30)Öğlen Sebze püresi (Saat 12:00-14:30) İçine bir yemek kaşığı et, tavuk, balık veya karaciğer konulabilir + anne sütü İkindi Yoğurt + meyve püresi + ekmek ya da bisküvi (Saat 16:00-16:30) Akşam Sütlü muhallebi + anne sütü (Saat 19:30-20:30) Gece Bebek istiyorsa gece anne sütü verilir.
BÖCEGİMM
11.03.2009, 04:05
Bebeğinizi doğumundan itibaren anne sütü ya da hazır biberon mamasıyla besliyorsunuz fakat gün geçtikçe kafanızda soru işaretleri beliriyor: “Acaba bebeğim yeteri kadar besleniyor mu?”, “Ek gıdalara başlamamın vakti geldi mi?”, “Önce hangisinden başlamalıyım?”, “Nasıl sunmalıyım?”... Bu sorulara ek olarak etraftan yapılan yorumlarla kafanız daha çok karışabilir.
Öncelikle, ek gıdaya başlamak için acele etmeyin. Yavrunuzun buna hazır olup olmadığı ve sizin de ona neler sunacağınız önemli sorulardan biri.
Yavrunuzun hazır olup olmadığını nasıl anlarsınız?
Bebeğinizin yeme yaşına geldiğinin en belirgin göstergelerinden biri, siz yemek yerken ağız hareketlerinize bakması ve taklit etmeye çalışmasıdır. Ayrıca kaşığınızın tabak ile ağzınız arasında gidip gelmesini takip eder, yutkunma hareketleri yapmaya başlar ve ağzına aldığı şeyleri emmekten ziyade ısırmaya çalışır.
Ne zaman başlamalısınız?
Doktorlar ek gıdaya başlama yaşı için 4-6 ay arasında herhangi bir zaman diyebilirler. Benim tavsiyem bebeğinizin 6 aylık olmasını beklemeniz olacaktır. Bebeğiniz 3-4 aylık olmasına rağmen artık anne sütüyle ya da biberon mamasıyla doymadığını düşünüyorsanız, bu bebeğinizin ek gıdaya başlaması için hazır olduğunu göstermez. Bu dönem bebeğinizin hızla büyüdüğü bir dönemdir ve tavsiyemiz bebeğiniz acıktıkça, anne sütü ya da bibieron maması ile beslemenizdir. Bebeğiniz 6 aylık olana kadar anne sütü ya da biberon mamasından başka hiç bir ek gıda vermemelisiniz. Onun ilk yılında en çok ihtiyacı olan anne sütü ya da biberon mamasıdır. Düğer gıdalar anne sütüne “ek” olmalıdır. Ek gıdaya 6. aydan önce başlatılan bebeklerin daha çok büyüdükleri ya da daha çok beslendikleri doğru değildir. Tam tersine ek gıdalara erken başlamak bir çok açıdan zararlıdır. Bebeğiniz 6 aylık olana kadar beklemeniz şu açılardan faydalıdır;
Bebeğinizin sindirim sistemi bu dönemde olgunlaşır.
Bebeğinizin gıdalara karşı alerji olma ihtimali azalır.
İhtiyacı olan demir anne sütünde ve biberon mamasında vardır.
Bebeğinizin ileride obez olma ihtimalini azaltır.
...bunlar sadece bir kaç noktadan biri.
Önce hangi yiyecekten başlamalı?
Bebeğinizin en kolay sindirebileceği ve ilk olarak sunmanızı tavsiye ettiğimiz: pirinçli kaşık maması. Bebekler için hazırlanan bu mamalar yavrunuzun ihtiyacı olan, başta demir olmak üzere, çeşitli ek maddeleri de içerdiği için ideal bir başlangıç olacaktır. Diğer tahıllı kaşık mamalarına da bir kaç gün sonra başlayabilir ve dönüşümlü olarak bebeğinize verebilirsiniz.
Altıncı aydan itibaren sebze ve meyveleri de vermeye başlayabilirsiniz. Bu noktada önemli olan 4 gün kuralını uygulamak. Bebeğinizin henüz meyve veya sebzeye alerjisi olup olmadığını bilmediğinizden yeni bir sebze, meyve sunduktan sonra 4 gün boyunca başka yeni bir sebze veya meyve vermemenizdir. Önceden yediklerini vermenizde ise bir sakınca yok.
İlk olarak verilmesi tavsiye edilenler;
Pirinç, yulaf, arpa unundan yapılmış mamalar.
Elma, muz, armut ve avokado.
Tatlı patates, balkabağı, havuç, yeşil fasülye, bezelye.
Ne kadar ve günde kaç defa verilmeli?
Başlangıç için günde 1 defa pirinçli kaşık maması ve sebze ya da meyve verebilirsiniz. Kaşık mamasını hazırlarken 1 çorba kaşığı tahıldan yapmanız yeterlidir. Bebeğinizi anne sütü ile besliyorsanız mamayı su ile karıştırmak yerine sütünüzü sağıp mamaya katın. Eğer hazır biberon maması ile besliyorsanız ondan eklemelisiniz. Bebeğinizin gelişimi için ilk yıl ihtiyacını duyacağı herşey anne sütü ya da hazır biberon mamalarında bulunmaktadır. Onun en iyi şekilde beslenmesini istiyorsanız her fırsatta anne sütünüzden veya biberon mamanızdan eklemeyi ihmal etmeyin.
Bebeğimin mamasını evde hazırlayabilir miyim?
Ek gıdalara yeni geçmiş bir anne olarak bebeğinizi mümkün olduğunca doğal ürünlerle beslemek isteyeceğinizi tahmin edebiliyorum. Organik ürünler seçilse de bir süre sonra çeşit azlığı ve yüksek maliyeti sizi alternatifler aramaya itebilir. Bebeğinizin yemeğini evde hazırlamanız size bir çok açıdan yarar sağlar. Öncelikle sizin hazırladıklarınız daha yüksek besin değerine sahiptir. Hiçbir katkı maddesi bulundurmaz. Elinizle, özenle seçip aldığınız, taze sebze-meyvelerden yapılmıştır. Çok daha fazla çeşitlidir ve maliyeti çok daha düşüktür. Size başta pirinç ve yulaf maması olmak üzere bebeğinize kendi mutfağınızda nasıl daha sağlıklı mamalar hazırlayabileceğinizi yazacağım.
Tahıl Mamaları,
Yulaflı: ¼ ölçü yulaf unu, ¾ ölçü su.
Arpalı: ¼ ölçü arpa unu, 1 ölçü su.
Pirinçli: ¼ ölçü pirinç unu, 1 ölçü su.
Üç mama da aynı şekilde hazırlanır: Suyu kaynatın ve seçtiğiniz tahıl ununu ekleyip karıştırın. 10 dakika kaynayınca altını kapatabilirsiniz. İsteğinize göre meyve, anne sütü ya da biberon maması ekleyerek bebeğinize yedirebilirsiniz. Annelerimizin daha hazır mamalar olmadığı dönemlerde yaptığı bu tahıllı mamaları, başlangıçta günde 1 ya da 2 defa verebilirsiniz. Unutmayın, tahıllar hem bebeğinizin en kolay sindirebildiği besinlerdendir hem de onun en çok ihtiyacı olan maddeleri içermektedir.
Sebze ve meyvelerin hazırlanması:
Bebeğinize sebze ve meyve hazırlamak çok kolay ve zevkli. Şu kuralları unutmayın: Haşlama, ezme ve saklama.
1. Sebzeleri yıkayın.
2. Bıçakla bir kaç parçaya ayırıp suda haşlayın ya da buharda pişirin. Buharda pişirmeniz daha sağlıklı olacaktır.
3. Püre haline getirin. Rondo ya da rende kullanabilirsiniz. Cam rende kullanmanız en sağlıklısı olacaktır (bebeğinizin ilk yılında besinleri hazırlarken ve sunarken mümkün olduğu kadar metallerle temasından kaçının). Ancak hazır satılan mamalarda bunu dikkate aldıklarını sanmıyorum.
Püre haline getirirken su eklemeyi unutmayın. Eğer haşladıysanız, haşlama suyunu ekleyin. Yedi aydan küçük bir bebeğe bu şekilde havuç hazırlıyorsanız, haşlama suyunu sakın eklemeyin. Nitrat oranı yüksek olacağı için sakıncalıdır. Kıvamı koyu geldiyse ayrıca su ekleyebilirsiniz.
4. Daha uzun süre dayanması için, içine bir kaç damla limon damlatın.
5. Buzdolabında 3 gün saklayabilir ya da buz kalıplarına koyup dondurduktan sonra buzdolabı poşetlerine koyarak buzlukta 1 ay saklayabilirsiniz. Böylece kullanacağınız zaman istediğiniz kadarını alıp, ısıtıp bebeğinize sunabilirsiniz. Kalıplar halinde sakladığınız için bebeğinizin ne kadar yediğini takip edebilirsiniz.
Meyvelerin hazırlanması da sebzelerle aynı. Ancak muz ve avokadoyu çiğ olarak ezip bebeğinize vermelisiniz.
Bebeğinize Yedirirken Nelere Dikkat Edilmeli?
Bebeğinize ilk kullanacağınız kaşık parmağınız olsun. Bunun bir çok faydasını ve kolaylığını göreceksiniz. Yemeği böylece çok sıcak olmayacak, çok az bir miktarı tatmakla başlayacak, yutması ve sizin için de yedirmesi kolay olacaktır.
Bebeğinize yedirdiğiniz kaşığın plastik olmasına dikkat edin. Tuz, şeker ya da yağ kullanmayın. Unutmayın bebeğiniz sebzelerin doğal tadına bakıyor, ekstra maddeler katarak bu doğallığı bozmayın.
mor_kedi
11.03.2009, 04:49
Fırında Patates Köftesinin Malzemeleri
1 ortaboy patates
100 gram ayıklanmış ıspanak
1 yemek kaşığı lor peyniri
1 tatlı kaşığı tepeleme un
tuz -1 yaş ve üzeri bebekler için
Ispanaklı Köftenin Tarifi
Patatesi haşlayıp rendeleyin. İçine unu ilave ederek yoğurun. Ispanakları iyice yıkayıp bir tencereye koyun ve hafifçe kendi suyunu çekene kadar öldürün. Ispanağın içine lor peynirini ve tuz ilave edin. Patatesle hamuru 3′e bölüp yuvarlak şekiller yapın, içini çukurlaştırarak içli köfte gibi açın. Ispanaklı harcıda 3 e bölün ve köftelerin içine doğrayın. Köftelerin açık ağızlarını kapatıp fırın tepsisine yerleştirin. Üzerine yoğurt ve zeytinyağı karışımı sürüp fırında 180 derecede üzeri hafif kızarana kadar pişirin.
mor_kedi
11.03.2009, 04:54
kuru meyveli ve balkabaklı bebek maması
Bebek beslenmesinde en çok sorulan sorulardan biride ara öğünlerde bebeğe ne yedirmek gerektiği.Bebekten bebeğe değişsede ,bebek ek gıdalara iyice alıştıktan sonra 2 ara öğün vermeye çalışmak iyi olur.Genellikle ara öğün olarak meyve ya da yoğurt yediriyoruz,aşağıdaki kuru meyveli bebek maması tarifi bu konuda bir alternatif olabilir.Bu bebek mamasını, içine ayrı bir yerde pişirdiğiniz yulaf ezmesini ya da pirinci katarakta çeşitlendirebilirsiniz.
malzemeler
1 çay bardağı rendelenmiş balkabağı
2 adet kuru kayısı
1 çorba kaşığı kuru üzüm
1 çay kaşığı öğütülmüş ceviz
1,5 çay bardağı su
bebek mamamızın yapılışı
Rendelenmiş balkabağını,üzümü ve doğranmış kuru kayısıları bir tencereye koyup üzerine suyu ilave edin.Kısık ateşte yumuşayana kadar pişirin.Piştikten sonra blendırdan geçirerek cevizi ilave edin.Afiyet olsun
arkadaşlar bu mamanın içine ayrıca hazırladığınız yulaf ezmesi ya da pirinci de katabilirsiniz. (yulaf ezmesini robotta iyice çekin.bir su bardağı soğuk suya iki tepeleme yemek kaşığı yulaf ezmesini katın. karıştır 2-3 dakika kaynatın.)
sedef_85
14.03.2009, 15:09
Emzirmenin başarısını neler etkiler? Annenin beslenmesi neden önemlidir? Emzirme döneminde nasıl beslenilmeli? Yanıtını Prof. Gülden Koksal verdi.
Emzirme süreci (laktasyon) genellikle meme büyümesi, süt salgılanmasının başlaması ve başlayan süt salgılanmasının devamı olmak üzere üç döneme ayrılır. Başarılı bir emzirme bebeğe günde, 20-30 gram kilo alımı sağlar. Peki emzirmenin başarısını neler etkiler? Annenin beslenmesi önemli midir? Emzirme döneminde nasıl beslenilmeli? İşte bu soruların yanıtını Prof. Dr. Gülden Koksal veriyor:
İyi duygu beslenmeden önemliBaşarılı bir emzirme için yeterli ve dengeli beslenme gerekli. Ancak, bebeğini büyütmek sağlıklı olmasını sağlamak ve yaşatmak amacı ile uyarılmış, beslenmesi dengeli ve yeterli olmayan bir anne bile başarılı bir emzirme dönemi geçirebilir. İyi duygular, bebeği ile mutlu olmak, sevgi ile onu düşünmek, çocuğunu görebilmek, ona dokunabilmek, bebeğini yanında hissetmek, sütünün onun için en iyi besin olduğunu bilmek, anneyi emzirme hazırlar.
Destek gerekliAnne sütüyle beslenme, kültürlere göre değişmektedir. Aile çevresi ve yakın akrabaların tutumu, güven duyulan sağlık personeli, annenin duygularını etkileyebilmekte süt verimini arttırmaktadır. Bebeği ile ilgili kaygılar hastalık veya sakat doğumlar baba ve yakın ve güvenilir kişilerden destek görmemek, sağlık personelinin hatalı tutumu, annede kaygı yaratarak süt verimini azaltabilir.
Önce hazırlıkEmziren kadınların doğumdan önce ve sonra meme uçlarını özel yöntemlerle emzirmeye hazırlamaları gerekir. Memedeki herhangi bir bozukluk veya rahatsızlığı önleyebilmek için günde bir veya birkaç kez özel egzersizler yapılabilir, meme ucu uyarılmalı ve doğum öncesi bakım ünitelerinde ayrıntılı eğitim verilmelidir.
Uyarılma şartSüt salgılanmasında emme uyarılarının büyük etkisi vardır. Emzirme başladıktan sonra emme uyarılarına göre anne sütünün yapımı değişkenlik gösterir. Memenin içinde süt salgılama hücre kümelerinden oluşan ve alveol adı verilen küçük kesecikler vardır. Prolaktin adlı hormon bu hücrelerden süt salgılanmasını sağlar. Alveollerin çevresinde, kasıldıklarında sütü meme ucuna doğru sağan kas hücreleri vardır.
Oksitosin adlı hormon bu kas hücrelerinin kasılmasını sağlar. Küçük tüpler ya da kanallar sütü alveolden dışarı taşır. Küçük ve büyük memeler yaklaşık aynı miktarda salgı bezi dokusuna sahiptir ve ikisi de yeterince süt üretebilir. Başarılı bir emzirme bebeğin emmesi ile başlar. Emme emzirmenin başlamasında en önemli uyarıdır.
Fazla emme sütü arttırırBebek meme emdiğinde meme ucundan duyusal ileti beyine giderek süt salgısını uyarır. Yanıt olarak da beyin tabanında bulunan hipofiz bezinin ön lobu prolaktin salgılar. Prolaktin kan dolaşımına karışarak memeye gider ve süt salgılayıcı hücrelerin süt salgılamalarını sağlar. Fazla emme, fazla süt yapar. Bu doğaı bir bilgidir. Ekonomide sunu (arz) ve istem (talep) olarak adlandırılan denge, anne ve bebek arasında da vardır. Normal bir emzirme döneminde, bebekteki açlık giderme uyarısı annede süt salgılama etkisi yaratır. Midenin boşalma zamanı çocuklara göre farklılıklar gösterdiğinden, anne sütü alanlarda ilk aylarda bir beslenme programı yapmak, saat aralıkları koymak sakıncalıdır.
HUŞA ZAYIFLAMA DİYETİ UYGULAMAMALI
? Anneler, eski vücut ağırlıklarına için acele etmemeli. Bu süre 6 ay ya da daha fazla sürebilir. Bebeklerini emziriyorlarsa harcadıkları enerji nedeniyle eski formlarına daha kolay dönebilirler.? Gebelik sırasında önerilenden fazla kilo almışsa her ay iki kilo kaybetmek normaldir. Bu kilo kaybı ağır diyetlerle değil emzirerek ve dengeli beslenerek sağlanmalıdır.? Lohusalarda zayıflama diyeti uygulanmamalıdır. Ancak unlu, yağlı ve şekerli besinleri aşırı yememeye dikkat edilmelidir. ? kalsiyumdan zengin süt, yoğurt ve peynir miktarlarda düzenli tüketilmelidir.? Her gün 1 adet yumurta ve 1 porsiyon sebze yemeği veya kurubaklagil yenilmelidir.? Kuru fasulye, nohut, mercimek ve bulgur karışımı yemekler, C vitamini yönünden zengin sebze ve meyvelerle birlikte tüketilmelidir.? Vitaminlerden zengin sebze ve meyveler diyette her öğün olmalıdır.? Salam, sosis, sucuk gibi katkı maddesi içeren diğer hazır besinler mümkün olduğu kadar yenmelidir.? D vitamini ancak güneş ışınlarının doğrudan cilde yansıması ile sağlanır. Emziren anne güneşlenilmelidir. ? Yemeklerde mutlaka iyotlu tuz kullanılmalıdır. Besinlerle yeterince alınmayan iyot, anne sütünden bebeğe geçer.? Kuru meyveler ve kuru yemişler demir ve kalsiyum gibi minerallerden de zengindir. Ağırlık kontrolü de yapılarak bu besinler tüketilebilir.? Kansızlığa neden olduğundan yemeklerle birlikte çay içilmemelidir.? Sebzelerin, makarna ve eriştenin haşlama suları dökülmemelidir.? Hazır meyve suları, gazoz ve kolalı içecekler yerine taze sıkılmış meyve suları, ayran veya limonata tercih edilmelidir.? Pekmez kan yapıcıdır, Şeker boş enerji kaynağıdır. Şeker yerine pekmez yenmesi kansızlığı önler.? Eller sık sık sabunlu su ile yıkanmalıdır.? Sigara ve alkol kullanılmamalıdır.? Doktora danışılmadan ilaç kullanılmamalıdır.? Emzirme süresince bebeğin hep memede olması ve emerken uykuya dalması emzirmenin iyi gittiğinin bir işaretidir.? Anne dinlenmiş ve rahat olmalıdır, uzun süre oturmaktan yorulan annelere yatar şekilde emzirme pozisyonu öğretilmelidir.? Başarılı bir emzirme için bebek rahat olmalı, yorgun ve tok olmamalıdır. Burun delikleri temiz olmalı rahat soluk alması sağlanmalıdır.
Bebeğinizi sütten keserken... Bebeğin anne sütünden ayrılmasıyla ilgili verdiğimiz bilgilerden sonra bebeğini sütten kesen annenin bu süreçten nasıl etkilendiğini, sağlığı için neler yapması ve nelere dikkat etmesi gerektiğini de uzmanımız Dr. Murat Keskin anlatıyor.Meme iltihabı; MastitBu dönemde göğüslerin sütle dolu kalmasıyla ortaya çıkan problemlerin ne olduğunu bilmek ve gerektiğinde hekime başvururak oluşabilecek ciddi problemler engellenebilir. Bu süreçte yaşanabilecek problemlerden birisi mastit diye adlandırılan meme iltihabıdır. Meme iltihabında meme şişkin, kızarmış ve ileri derecede hassastır. Genelde akşamları saptanan ve ileri derecede bitkin bırakan yüksek ateşle kendini gösteren mastit oluşumunda göğüsler ileri derecede gergindir ve süt yolları iltihaba bağlı daraldığından süt gelmez. Bu durumla karşı karşıya kalındığında mutlaka hekime başvurumalı ve antibiyotik tedavisi ile ateş düşürücü ilaçlar almalıdır. Yapılması gereken diğer bir şeyde hastanelerden temin edilebilecek gögüs pompasıyla memelerdeki sütün boşaltılmalıdır. Boşaltma işlemi esnasında memelere uygulanan ılık ve ıslak havlu bu işlemi kolaylaştırabilir. Eğer meme iltihabı farkedilmez ve önlem alınmazsa meme absesi oluşur. Meme absesi, memenin bir bölümünde ele gelen sertlik ile kendini belli eder. Bu sertliğin etrafı kızarık ve hassastır. Meme absesinin tek tedavisi ise cerrahi olarak memenin açılması ve boşaltılmasıdır. Cerrahi işlem sonrası ise antibiyotik tedavisi mutlaka gerekir. Adım adım sütten kesmeSağlıklı bir sütten kesme işlemi için önerdiğimiz aşağıdaki uygulamalarla sağlıklı bir sütten kesme süreci yaşayabilirsiniz.Süt çekme aralıklarını arttırın ve çekilen süt miktarını azaltın.Eğer 3 saat arayla süt çekiyorsanız 1-2 gün 4 saat arayla ve sonra 5-6 saat arayla sütü çekin. Çekilen miktarı da aynı şekilde azaltarak 5-6 gün uygulamaya devam edin. Göğüslerin rahatlamasına olanak verecek miktarda süt çekilmelidir, çünkü göğüslerin dereceli olarak boşaltılması beyinden süt uyarısının zayıflamasına sebep olur. Göğüslere soğuk havlu kompresi uygulayın.Soğuk kompresler göğüsleri rahatlatır. Göğüslerdeki şişkinlik azalana kadar 2-3 saat arayla soğuk havlu kompreslerini uygulamaya gayret edin. Bu uygulama özellikle ileri derecede gergin ve dolu göğüsler için önerilmektedir. Soğuk havluları nasıl hazırlayacağınız konusunda da birkaç ipucu verelim. Havluları ıslatın ve buz dolabının içine yerleştirip soğutun. Kullandıklarınızı tekrar buzdolabına koyarak sonraki kullanıma hazır hale getirebilirsiniz.Göğüslerinizi sıkı sargılarla bağlamayın.Bu uygulama eskiden süt üretiminin baskılanması için uygulanmaktaydı, fakat bu hareket süt yollarının tıkanmasına ve onun sonucunda meme enfeksyonuna sebep olabilir. Bunun yerine göğüslerin rahat edeceği destekleyici pamuklu giysileri tercih edin. Pamuklu giysiler hem rahat olmanızı sağlar hem de memelerdeki dolaşımı bozmaz. Ağrı kesici alabilirsiniz.Ağrılarınız oluyorsa doktor kontrolünde ağrı kesici alabilirsiniz. Bu ilaçların genelde parasetamol içeren ağrı kesiciler olmasında fayda var. Bazen daha güçlü ağrı kesici özelliği olan naprosyn veya benzerlerini kullanmak gerekebilir. Buz uygulaması yapın.Buz memelerdeki şişkinliği alır. Günde en az 4 defa her iki göğüse buz torbası uygulaması yapın.Sütü gerekmedikçe çekmemeye çalışın.Eğer göğüsleriniz çok rahatsız değilse mümkün olduğu kadar süt çekmeyin. Eğer süt çekmezseniz beyine giden sinyaller süt hormunu salınımını baskılar ve zamanla süt üretimi durur. Bu nedenle göğüslerinizi rahatlatacak kadar süt çekmelisiniz.Bol su için.Su kısıtlaması süt üretimini durdurmaz. Vücudunuzun ihtiyacı olan suyu almalısınız.Bu uygulanan tedbirler işe yaramazsa, kadın doğum uzmanı ile görüşüp süt salınımını baskılayan ilaçlar alabilirsiniz. Bu ilaçlar beyinde hipofiz bezinden salgılanan Prolaktin adındaki süt hormonunu baskılayarak memede süt üretimi sinyalini azaltır ve böylece göğüslerdeki süt üretimi azalır ve durur. ALINTIDIR BU ARALAR TEK DERDIM BU BEN GORDUKCE SIZLEREDE LAZIM OLURE DIYE PAYLASIYIM DEDIM
Anne Sütünü Nasıl Arttırabiliriz? Emzirmek, annenin bebeğine vereceği en güzel armağan, onun için yapabileceği en iyi şeydir. Bebek için en iyi beslenme, hayata sağlıklı bir başlangıç yapma yoludur. Emzirmenin başlatılıp sürdürülebilmesi için özellikle bebeğin babası olmak üzere tüm aile anneyi desteklemeli; gebelikte takibini yapan doktoru, çocuk doktoru ve aile hep birlikte olumlu, destekleyici bir tutum içinde olmalıdırlar. Bu yazıda, annelere anne sütünü arttıracak bazı önerilerimizi sıralayacağız. Daha Sık Emzirin: Yenidoğan bebeğinizi en az 2 saatte bir emzirin, uyuyorsa uyandırın. Gece ise, 4-5 saatten uzun uyumasına izin vermeyin, uyandırıp emzirin. Bebeğin sık sık emmesi anne sütünü arttıracak en önemli etkendir. Bu durum, ilk günlerde yeni anne için biraz yorucu olsa da, emzirmenin başarıyla sürmesi ve bebeğin kilo alması ona bu ilk sıkıntıları unutturacaktır. Emzirmek İçin Göğsünüzün Dolmasını Beklemeyin: Göğsünüzde her zaman bebeğe yetecek süt vardır, emzirme sırasında da, hormonal uyarıyla vücut yeniden süt üretecektir. Göğüslerin çok dolu olması bebeğin daha çok doyduğunu göstermez. Aynı şekilde, bazen pompayla sütü sağan anneler gelen miktar karşında hayal kırıklığı yaşayabiliyorlar. Pompayla çektiğiniz miktar, bebeğin memede ne kadar alabildiğinin bir ölçüsü değildir. Bebeğin yeterince beslendiğini ancak kilo alışıyla anlayabiliriz. Daha Uzun Süre Emzirin: Bebeğin belli bir süre değil, bir göğsü bitirene kadar emmesini sağlayın, sonra da öbür göğse geçin. Böylece, hem önce gelen sulu sütü, hem de sonra gelen yağlı sütü alacak, vücudunuz da süt yapımı için gereken uyarıları almış olacaktır. Emzirme Sırasında Bebeği Mümkün Olduğunca Çıplak Bırakın: Emerken kolay yorulup bırakan, uyuyakalan bebekler; bezleri kalacak şekilde soyulup anneyle cilt teması sağlanırsa daha uzun ve etkili emmeleri sağlanabilmektedir. Üşümemesi için bir örtü ile korunarak emmesi sağlanabilir. Emerken özellikle bebeğe eldiven giydirmemeli, anneye dokunabilmesine fırsat vermeliyiz. Emzirmeye ve Kendinize Odaklanın: Yenidoğan bebeğini emziren anne önceliğinin emzirme olduğunu bilmelidir. Dinlenmeye, dengeli beslenmeye zaman ayırmalı, babadan emzirme dışı işlerde yardım almalıdır. Ev işlerini de bebekle birlikte mükemmel bir şekilde yürütmesi gerekmediğini kabullenmeli, her şeyi hallederim deyip kendini strese sokmamalıdır. Biberon, Emzik Vermeyin: Emzirme dengesi kurulup bebek kilo almaya başlayana kadar (tercihen ilk 1 ay ) bebeğe biberon, emzik vermeyin. Böylece tüm emme faaliyetini memede gerçekleştirecek, süt yapımını uyarmış olacaktır.
Anne Sütünün Sağılması ve SaklanmasıBebeğinizden uzak kaldığınız durumlarda da bebeğinize anne sütünü verebilirsiniz. Bu önceden göğüslerin sağılması ve gerekli olduğunda bebeğe verilmesi şeklinde olur. Göğüslerin sağılması için elektrikli veya elle çalışan süt çekme pompalarına ihtiyacınız var.Hazırlanma ve Temizlik-Göğüslerinizi sağmadan önce mutlaka ellerinizi yıkayın.-Göğüslerinizi temiz tutmak için günde bir kez banyo veya duş almak yeterlidir.-Her kullanımdan önce pompanın setlerini sıcak sabunlu su ile yıkayınız.-Hastaysanız ve bir ilaç almanız gerekiyorsa doktorunuza danışınız.Sütün Toplanması-Her seansta sağdığınız sütü plastik, temiz bir şişeye veya plastik süt toplama poşetlerine koyabilirsiniz.-Şişeleri ucunda emziği olmadan kapak ile sıkıca kapatınız. Poşetler ise lastik bir band ile kapatılabilir.-Sağdığınız ve poşetlediğiniz her sütün üzerine bebeğinizin ismini ve tarihi yazmayı unutmayın.Anne sütünün saklanması-Sağdığınız sütü dondurmadan 72 saat ve dondurulmuş sütü erittikten sonra 24 saat buzdolabında (+1 ile +4 oC arasında) saklayabilirsiniz.-Buzlukta (-7 ile -2 oC arasında) 3 haftaya kadar saklanabilir.-Derin dondurucuda (-18 oC’nin altında) 6 aya kadar saklanabilir.Donmuş sütü eritme-Buzdolabında yavaş olarak eritiniz (100 cc sütün erimesi birkaç saat sürebilir).-Sıcak suyun altında bir kap içinde daha hızlı olarak eritme de yapılabilir. -Donmuş sütü oda sıcaklığında bekleterek eritmeyin.Sütün ısıtılması-Soğuk süt, akan ılık su altında veya bir biberon ısıtıcısında ısıtılabilir.-Sütü fazla ısıtmayın. Sütün kesilmesine ve bazı proteinlerin hasar görmesine neden olabilir.-Sütü eritmek veya ısıtmak için mikrodalga fırınların kullanılması önerilmemektedir.Diğer önerilerimiz:-Sütü 1 saatten fazla oda ısısında bırakmayın.-1 saatten fazla oda ısısında bırakılmazsa ısıtılarak tekrar kullanılabilir. İkinci kullanımdan sonra kalan sütü atmalısınız.-Eritilmiş sütü tekrar dondurmayın. -Sütü buzdolabın kapağına koymayın.-Sütler bir termos içinde buz ile birlikte taşınmalıdır.
Gelişimi normal ve sadece anne sütü alan bebeklerde, altı aydan önce ek besinlere başlanmamalıdır. Çocuk altı aylık iken ek besinlerden elde edilen enerji toplam enerjinin %50’sini aşmamalı, buğday unundan yapılmış (gluten nedeniyle) besinler altı aydan önce verilmemelidir. Alerji öyküsü olan ailelerin çocuklarına yumurta, balık, domates, çilek gibi allerjen olan besinler aile öyküsüne göre başlanmalıdır.
EK GIDALARA NASIL BAŞLAMALIYIZ?** Sakin olun ve yeni beslenme şeklini hem sizin için hem bebeğiniz için iyi bir deneyim haline dönüştürün.** Küçük ve uzun saplı kaşık kullanın ve kaşığın üstüne küçük bir parça besin koyun. ** Çay kaşığı ile besin vermeye başlayın. Günde iki ile üç kez, bir - iki kaşık verin. ** Beslenme aralığını bebeğiniz oluştursun. Çok hızlı veya yavaş yedirmeyin. ** Her yeni besini tek başına başlayın. İki yeni besine bir arada başlamayın.** Bebeğin besini sindirebildiğini kontrol edin ( ishal olup olmadığını kontrol edin ). ** Yeni besinlere geçerken, bunları yemeğe başlamadan önce verin. Bebek doyduktan sonra yeni tat deneme isteği az olur. Bebek verilen yeni besini ret ederse, bırakın birkaç gün veya hafta sonra tekrar deneyin. ** Önce yutması kolay, pütürsüz besinlerle başlayın. Ezilmiş besinler diş çıkmasına yardımcı olur.** Meyve suyunu biberonla değil bardakla verin. Biberonla uzun süre meyve suyu içme bebeğin dişlerinin meyve suyunda ki doğal şekerlere temasına neden olur. Uzun süre şekerle temas etme diş çürüklerine neden olur.AYLARA GÖRE VERİLMESİ ÖNERİLEN EK BESİNLER:0 – 6 Ay => SADECE ANNE SÜTÜ ( Bebeğin aylara göre büyümesi izlenerek )6. Ay => ANNE SÜTÜ Devam Maması ( veya inek sütü )YoğurtMeyve Suyu ( taze ) , sebze suyuPekmezYumurta Sarısı ( ¼ oranında )7. Ay => ANNE SÜTÜYumurta Sarısı ( tam )Bisküvi, pirinç, pirinç unu, sütlü mamaMeyve Suyu ( taze)YoğurtEt ( Tavuk Eti veya Balık Eti ) Bitkisel YağlarSebze Püre veya Sebze ÇorbaPekmezDevam Mamaları8. Ay => ANNE SÜTÜİyi ezilmiş ev yemekleri ( kıymalı ve sebzeli )Tam Yumurta veya Pastörize PeynirTahıl – Kurubaklagil ezmeleriPekmezSüt veya YoğurtDevam Mamaları12. Ay => ANNE SÜTÜAile sofrasına oturtulup kendi deneyimlerine göre seçim ( Ev yemekleri, Dolmalar, Kıymalı Sebze Yemekleri, Tarhana, Mercimek, Unlu ve Yoğurtlu Çorbalar, Makarna, Pilav )500 mlt Süt veya YoğurtPastörize PeynirYumurtaEtler ( Tavuk Eti, Balık Eti, Dana Eti )Meyve veya Taze Meyve Suları
EK BESİN VERİRKEN DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER
Hayvan sütleri ile beslenmede enfeksiyon riski fazladır. Bu nedenle 4-6 aya kadar bebek mutlaka emzirilmeli, zorunlu olmadıkça diğer besinler verilmemelidir. Diğer sütlerle besleme zorunluluğu olduğunda, annenin dikkat edeceği en önemli nokta hazırladığı besinin ve kullandığı kapların temizliğidir.
Biberon ve emzikler, kaşık ve fincana göre daha zor temizlenir. Eğer annenin eğitim düzeyi düşükse biberon kullanması önerilmemelidir.Biberon kullanılıyorsa, emziğin deliği normal büyüklükte ve bebeğin ağzına uygun olmalıdır. Emzik verilirken bebeğin başı hafif yukarı kaldırılıp, emzirme bitince dik tutulupyuttuğu havanın çıkarılması sağlanmalıdır. Süt hazırlandıktan ve temiz şişelere (bebeğin içebileceği kadar) konulduktan sonra soğuk yerde saklanmalı, bebeğe verileceği zaman sıcak su içinde ılık bir duruma getirilmelidir. Soğutucu bulunmadığı durumlarda süt yerine yoğurt kullanılmalıdır. Süte eklenen şeker miktarı Önerilenden fazla olmamalıdır. Örneğin her 100 cc (1 çay bardağı) süt için, 5 g. şeker (1 çay kaşığı şeker veya 1 kesme şeker) yeterlidir. Sulandırılmamış süt ve yoğurda şeker eklenmemelidir. Bebekte tatlı besinlere duyulan istek mümkün olduğunca meyvelerle karşılanmalıdır, şeker, çikolata ve şeker eklenerek hazırlanmış tatlılardan kaçınılmalıdır. Çocuğa bütün yeni besinler bir arada verilmemeli, önce birine başlanıp çocuk ona alışınca, ikinci bir tanesi denenmelidir. Ayrıca yeni bir besine az miktarda başlanıp, miktarı gittikçe arttırılmalıdır. Besinler her öğün için taze hazırlanmalıdır. Ek besinlere alıştırmada zorlama yapılmamalı pütürlü olması nedeniyle reddedilen besinler yavaş ve sabırla denenmelidir. Bebek belirli bir besini reddediyorsa, o besin birkaç gün verilmemeli sonra yeniden denenmelidir. Anne besinleri hazırlamadan önce ellerini mutlaka yıkamalıdır.
Bebeğe ilk yaşın sonuna kadar kaynamış su verilmelidir.
Çocuğa Verilecek Ek Besinlerin HazırlanmasıYoğurt: Yoğurt yapmak için pastörize edilmiş ve kaynatılmış süt 40-45 derece (el dayanır, dayanmaz sıcaklık) getirilir. Bir kg. süte, 1 yemek kaşığı yoğurt ezilerek ilave edilir. Sütün üzeri kapatılarak, kalın bir örtü ile sarılır veya ılık bir yerde 5-6 saat mayalandırılır. Bebeklere her gün taze yoğurt verilmelidir.Meyve Suyu ve Ezmesi (püre): Elma, şeftali, armut, muz, portakal, mandalina çocuklar için uygun meyvelerdir. Önce meyve yıkanır, kabukları soyulur, cam rendede rendelenir, süzülerek meyve suyu elde edilir. Dördüncü aydan itibaren meyve ezmeleri şeklinde de verilir.Sebze Çorbası: 1 orta büyüklükte patates, 1 küçük havuç veya taze kabak,yaprak ıspanak veya diğer yeşil yapraklı sebze, 1/2 tatlı kaşığı bitkisel sıvı yağ. Sebzeler yıkanır, kabukları incecik soyulur, kazınır veya ayıklanır. 1.5 su bardağı su kaynama derecesine gelince havuç ve patates konup yumuşayıncaya kadar pişirilir. Yeşil yapraklı sebze eklenip 5 dakika daha pişirilir. Ateşten alınıp ezilir. 1 çay kaşığı bitkisel sıvı yağ eklenir. Çocuk büyüdükçe sebze çorbası daha koyu olarak hazırlanır. Pişen sebzeler püre makinesinden geçirilerek ezildiği gibi tahta kaşıkla ezerek kevgirden de geçirilir.Muhallebi: 1 büyük su bardağı (250 mL) süte, 2 tatlı kaşığı silme pirinç unu karıştırılır ve 10 dakika pişirilir. İçine 1 yemek kaşığı pekmez veya şeker konup altı kapatılır.Tarhana: Baharatsız yapılan tarhana çorbası da 4.ayda çocuklara verilebilir. Bir silme yemek kaşığı tarhana, 1 bardak su ile karıştırılıp kaynatılır, ılık olarak çocuğa verilir.Kuru baklagiller: Et ve yumurta alamayan aileler, çocuklarına kuru baklagillerden yapılmış yiyecekler verebilir. Kırmızı veya kabuksuz sarı mercimek iyi pişirildiği takdirde bebek için iyi bir protein kaynağı olur. Diğerleri de dış zarları ayrılıp iyi pişirilerek verilebilir.Mercimek çorbası: 1/8 su bardağı mercimek, 1/8 su bardağı bulgur veya pirinç, 1/2 havuç, 1/2 tatlı kaşığı bitkisel sıvı yağ. Kırmızı mercimek, bulgur ve havuç 1/2 su bardağı su ile yumuşayıncaya kadar pişirilir. Pişme suyu dökülmez. Tahta kaşıkla ezilerek kevgirden geçirilir. Kıvamı koyu olursa su ilave edilebilir. Yağ konur 4.aydan itibaren bir tatlı kaşığı ile başlamak sureti ile, 7 aylıktan itibaren günde 3-4 yemek kaşığı verilebilir. Mercimek sebze çorbası içine konarak da pişirilebilir.Yumurta: Tencereye su içine yumurta yıkanıp konur. Kaynama derecesindeki suda 10 dakika pişirilir. Kabuğu soyulup akı ayrılarak sarısı verilir. Sarısı ya sütle ezilerek veya sadece ezilip veya sebze çorbasıyla karıştırılarak çocuğa verilir. Yedi aydan sonra akı ile birlikte verilir.Et ve Benzeri:
a) Kıyma: Hafif ateşte kendi verdiği suyunu çekene kadar ısıtılıp yukarıda hazırlanan sebze çorbası ve diğer çorbalar içine katılarak bebeğe verilebilir. Kıyma, en uygun et verme şeklidir. Kıyma kavrulup soğutucuda saklanır, çorba hazırlanırken bundan eklenir.b) Köfte olarak: İki kere çekilmiş kıyma, az miktarda bayat ekmek içi ve az tuzla iyice yoğrulur. Köfteler, dibi yağlanmış kaim tavada kapalı olarak pişirilir. Normal büyüklükte bir köfte içinde 30 g. kadar et vardır. İlk başlarken 1/5 köfte verilir, miktarı gittikçe artırılır. c) Tavuk eti, balık eti, karaciğer vb: Tavuk eti kemiklerinden, balık kılçığından iyice ayrılır, ezilerek verilir veya sebze çorbası içine katılır.
ANNE SÜTÜ VE ÖNEMİYeni doğan bebek için en ideal besin anne sütüdür. Çocuğun anne sütü ile beslenmesinin sayısız yararlan vardır. Doğumdan hemen sonra emzirmeye başlayan annenin önceleri az miktarda gelen sütü, bebeğin emme uyarısı ile kısa zamanda artacaktır.Anne Sütünün Özellikleri:- Anne sütü tek başına ilk 4-6 ayda D vitamini dışında bebeğin tüm besin ihtiyaçlarınıkarşılar.- İnek sütüne ve hazır mamalara göre sindirimi çok daha kolaydır. Çünkü anne sütü bebekte bulunmayan ve sindirime yardımcı olan enzimleri (lipaz, amilaz gibi) içerir. - Bebeğin büyüme ve gelişmesi için gerekli minerallerin (çinko, demir) emilimini kolaylaştırır.- Anne sütünde bebeğin büyümesinde çok önemli olan madde (linoleik asit) inek sütünden 8 kat daha fazladır. - Protein ve mineral miktarı inek sütüne göre daha azdır. Ancak anne sütündeki bu miktar, bebeğin ihtiyacını karşılamaya yeterlidir. Ayrıca fazla protein ve mineralin idrarla atılması gerekmediği için, anne sütü ile beslenen bebeklerde, böbreğin yükü hafifler. - Anne sütündeki antikorlar bebeği mikroplu hastalıklara karşı korur. Bu nedenle anne sütü ile beslenen bebekler ishal, öksürük, nezle ve diğer sık görülen bulaşıcı hastalıklara daha az yakalanır. - Anne sütünün içerdiği yağ miktarı emme süresine bağlı olarak değişir. Öğünün sonunda gelen sütün yağ miktarı daha fazladır ve bebekte tokluk hissine yol açar. Bu durum bebeğin şişman olmasını önler. Böylece ileri yaşlarda ortaya çıkabilecek ateroskleroz (damar hastalıkları) ve şişmanlığın neden olabileceği diğer hastalıklardan bebeği korur. - Anne sütündeki kolesterol miktarı hazır mama yada inek sütüne oranla daha yüksektir. Ancak bu yüksek kolesterol miktarı ilk aylarda gerekli enzim sistemlerini geliştirir. Böylece ileri yaşlarda ateroskleroza yol açan yağların birikimini önlemek açısından çok önemlidir. - Anne sütündeki laktoz miktarı çok yüksektir. Laktoz kalsiyumun emilimini arttırır. Bağırsakta vücut için yararlı olan laktobasillerin üremesini sağlar. - Vitamin özellikle A ve C vitaminleri inek sütüne oranla daha yüksektir. - Anne sütü her zaman temiz ve hazır bir besindir. Hazırlama ısıtma gibi zorlukları yoktur. - Yapay beslenen bebeklerde görülen süt allerjisi anne sütü ile beslenen bebeklerde görülmez. Çünkü inek sütünde bulunan allerjen proteinler anne sütünde yoktur. - Pişikler anne sütü ile beslenen bebeklerde daha az görülür. - Süt salgılama süreci uterus kontraksiyonuna yol açar. Bu nedenle doğumdan sonra anne emzirmeye ne kadar erken başlarsa uterus o kadar kısa sürede küçülür ve normal haline döner. - Bebeğini kendi sütü ile besleme anne-çocuk ilişkisini kuvvetlendirerek bebeğin duygusal doyumunu sağlar. - Erken (preterm) doğum yapan annelerin süt bileşimi miyadmda doğum yapanlardan farklıdır. Daha fazla protein ve tuz içerir. Bu farklılık preterm bebeğin ihtiyacını karşılamaya uygundur. Kolostrum (ağız sütü) ve ÜstünlükleriMemede ilk yapılan koyu kıvamlı ve sarımsı renkte süte kolostrum denir. Doğumdan sonra ilk üç gün salgılanır. Bazen gebelik sırasında da göğüslerden salgılanır. Bazı yörelerde bu süt bebeklere verilmemektedir. Bu kesinlikle yanlış bir uygulamadır. Kolosturum bebekler için çok yararlıdır.- Bebeği sık görülen enfeksiyon hastalıklarına karşı korur. Çünkü koruyucu antikorlardan çok zengindir. - Kolosturum, daha sonra salgılanan süte göre protein, mineral ve vitaminlerden zengin, yağve karbonhidrattan fakirdir. - Bağırsak hareketlerini uyarıcı etkisi vardır. Bu da bebeğin mekonyumunu kolayca çıkarmasını sağlar. Bu nedenle doğumdan sonra ilk yarım saat içinde bebek emzirilmesi için anneye verilmelidir. Başlangıçta az miktarda gelen ağız sütü bebek için yeterlidir. Bebek emdikçe miktarı giderek artar.
cemrecix
25.03.2009, 05:37
kizlar bebislere yapabileceginiz bir corba tarifi yaziyorum.ben bugun yaptim cok guzel oldu...sizde yiyebilirsiniz
malzemeleri ; 6 yemek kasigi un 3 domates 1 kase yogurt 1 yumurta tuz ve su yapilisi ; 1 bardak su ve unu iyice cirptim(toptop olmasin)domatesleri ayrica hasladim ve cirptigim un ve suyun icine ilave ettimmikserden gecirdim domatesler ezilsin diye..sonra bunlari karistirarak pisirdim biraz ..1 kase yogurdun icine 1 yumurta kirip iyice karistirdim sonra pisen corbamin icine yav as yavas doktum ve karistirdim..biraz tuz kattim ve iyice pisirdim ...eger cok kati olursa uzerine kaynamis su ilave edip kivamini ayarlayabilirsiniz afiyet olsun bebislereeeee
aysemmmm
26.03.2009, 02:45
ANNE SÜTÜ SEVGİNİZ GİBİ BEBEĞİNİZE ÖZELDİR, TAKLİT EDİLEMEZ
Anne sütü; bebeğin ilk aşısı, yaşayan sıvı, mucizevî besin, bebeğe verilebilecek en değerli armağan… Bu tanımlamalar sayfalarca yazılabilir ve herkes anne sütünün önemi konusunda hemfikir. Ancak bu hemfikirlilik yaşamın gerçekleri ile nedense her zaman örtüşmüyor. Bilgi eksikliği, yanlış yönlendirmeler bebekleri, anneleri sonuç olarak toplumu ciddi problemlerle karşı karşıya bırakıyor. Son yıllarda ülkemizde anne sütü ve emzirmenin önemi konusunda ciddi çalışmalar yapılıyor. Dünya Sağlık Örgütü, UNICEF ve T.C. Sağlık Bakanlığı’nda çocuk sağlığı ve beslenmesi konusunda danışmanlık yapan, aynı zamanda Milli Pediatri Derneği, İngiliz Çocuk Hekimleri Derneği, Anne Sütü ile Beslenme Akademisi ve Uluslarası Emzirme Danışmanları Birliği üyesi olan, İstanbul Üniversitesi Çocuk Sağlığı Enstitüsü ve İstanbul Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gülbin Gökçay, “Neden anne sütü taklit edilemez?” sorusunu son bilgiler ışığında yanıtladı.
Emzirmek anne ile bebeği arasında güçlü bir bağ, anne sütü ise besin olmanın ötesinde güçlü bir bağışıklık sistemi güçlendiricisi. Anne sütünün diğer faydalarını anlatabilir misiniz?
Anne sütünün faydalarını birkaç gruba ayırıyoruz. Biri emzirirken hastalıklardan koruması… İshal, zatürree gibi, yakalansalar bile hafif geçirilmesini sağlıyor. Uzun dönemde ise anne sütü ile beslenenlerde kronik hastalıklar daha az görülüyor. Şeker hastalığı, damar sertliği, obezite, bağırsak hastalıkları bunlardan bazıları. İlginç çalışmalar da mevcut, örneğin Şizofreni’de. Kalıtsal bir hastalık olan Şizofreni’de risk faktörleri ne diye bir araştırma yapılmış, nedenleri arasında anne sütü almamak ve annenin Şizofren olması var. Şizofreni’ye karşı bile koruyuculuğu var. Alerjiye karşı da etkili… Anne sütü ile beslenen bebeklerde alerji daha ileri yaşlarda ve daha hafif görülüyor. Yani anne sütü yaşanabilirliliği, direnci artırıyor. Genel anlamda bazı kanser türleri anne sütü ile beslenenlerde daha az görülüyor, yani erişkin sağlığında da etkili.
Anne sütü aşıların etkisini de güçlendiriyor değil mi?
Evet, anne sütü ile beslenenlerde aşıların gücünün ve koruyuculuğunun daha iyi olduğu ortaya çıkmıştır.
Sloganımız ilk 6 ay sadece anne sütü ve 2 yaşına kadar emzirmeye devam. 6 aydan sonra ek besinlere geçtiğimiz halde neden 2 yaşına kadar emzirmeye devam diyoruz?
Çünkü ek besinlere başlayınca ishale ve genel olarak hastalıklara karşı koruyuculukta bir miktar düşüş olabiliyor. Vücudun savunma sistemi bu süre boyunca gelişse de, annenin 1 ml sütünden yaklaşık 1 milyon hücre geçiyor. O hücreler bebekteki koruyuculuklarını devam ettiriyor. Antikor dediğimiz vücudun savunmasında rol oynayan proteinler de bebeğe geçmeye devam ediyor. En kritik olan ilk 2 yılda bunların etkisi hastalıklardan korunmada yardımcı oluyor vücuda. Örneğin ishal olduğunda ek besinlerin yanında anne sütü alıyorsa çocuk, ishali daha çabuk geçiyor.
Bu nedenle ilk 6 ay yalnız anne sütü, 6 aydan sonra uygun tamamlayıcı beslenmelerle emzirmenin 2 yaşına kadar devam ettirilmesi hem çocuk sağlığı hem de anne sağlığı açısından önemli.
Bir açıklamanızda emzirme ile meme kanseri arasında ters orantı kurmuşsunuz…
Bu çok kapsamlı yapılan bir bilimsel araştırma sonucu ortaya çıkan gerçek. Bir kadın ne kadar çok emziriyorsa meme kanserine yakalanma riskini o kadar düşürüyor.
Nasıl oluyor bu?
Emzirme bazı hormonları etkiliyor. Bu hormonların vücutta düşük seviyede kalmasını sağlayarak meme kanserine olan eğilimin azalmasına neden oluyor.
Anne sütü kadında nasıl oluşur? Bu süreci biraz anlatır mısınız?
Anne sütünün oluşması hormonlar etkisiyle, yani beynin idaresiyle oluşuyor. Tabi bazı fizyolojik olaylar da gerekli. Gebelikteki hormonlar dolayısıyla önce memelerdeki anne sütünü üreten bezler çoğalıyorlar. Bunlar çoğalıp büyüdükten sonra, doğumla bebeğin eşi de anneden ayrılınca annedeki bazı hormonlar hızla düşüyor.
Annedeki hormonlar hızla düşünce memelerdeki süt yapımını uyaran hormonların etkisi daha belirgin hale geçiyor. Ve memeler süt üretmeye çok hazır hale geliyorlar.
Meme ucundan bebek uyarı verince, beyinde süt yapımında rol oynayan hormonların salgılanması daha da artıyor. Dolayısıyla süt yapımı başlamış oluyor. Bu yüzden süt yapımının başlaması için en kritik şey bebeğin memeyi emmesi, uyarı vermesi. Ayrıca bu merkez beyinde olduğu için annenin bebeğini görmesi, dokunması, koklaması da süt yapımını artırıyor.
Memelerin iyi boşaltılması da süt yapımını etkiler. Bebek çok iyi ememedi memeler dolu kaldı o zaman memelerden tekrar beyne uyarı gidiyor “süt yapımını durdur, memeler doldu” diyor. Onun için bebeğin memeyi emmesinin yanı sıra memelerin boşaltılması da süt üretiminde rol oynuyor.
Sık aralarla bebek uyarıyı verirse süt yapımı çok daha hızla artıyor. İlk dönemler çok kritik. Çünkü ilk dönemlerde vücut kendini programlıyor. Mesela bazı bebekler iri oluyor, bu yüzden çok emebiliyorlar annelerini. Böylece memeyi, beyindeki süt üretim merkezlerini programlıyor, dolayısıyla annenin süt üretim kapasitesini artıyor. Çocuğun gereksinimine göre her anne en uygun sütü üretiyor. Anne sütü bu noktada çok kritik; her bebeğe özgü üretilir hem miktar hem nitelik olarak. Örneğin prematüre bebeklerin annelerinin sütü de o bebekler için en uygun süttür.
Yaşayan bir sıvı yani ihtiyaca göre değişiyor…
Evet, dinamik, canlı bir süt.
Annelerin en çok endişelenip merak ettikleri soru “Bebeğim doyuyor mu?” sanırım. Anne sütünün oluşum sıralamasında miktar bakımından kolostrum azdır, geçiş sütü ortadır, asıl süt çoktur diyebilir miyiz?
Tabi, doğal olarak da bu olması gerekendir. Çünkü yeni doğan bir bebeğin mide kapasitesi 4 tatlı kaşığı kadardır. Yani 20 ml. Olması gerekeni doğa ayarlamış zaten. Fazlası ya genzine kaçar ya da ziyan olur. Bebeğin mide kapasitesi büyüdükçe annenin de süt miktarı artar.
İçerik de değişiyor sanırım. Kolostrum daha çok bağışıklık sistemini kuvvetlendirirken daha sonraki daha çok besinsel değerler mi içeriyor?
Evet. Kolostrumun hastalıklardan koruyucu, bağışıklık sistemini güçlendirici kapasitesi çok daha yüksek. Bu da doğal, çünkü yeni doğan bebek hastalıklara daha açık. Doğa da anne sütü ile bunu güvence altına almış oluyor. Örneğin vücut savunma sisteminde rol oynayan proteinlerden biri çok yoğun miktarda bulunur kolostrumda. Bizim kanserli hastalarda veya vücut savunma sistemi hiç çalışmayan hastalarda kullandığımız bazı özel içerikli sıvılar var. Onlar kadar yoğun koruyucu maddeler içeriyor, ilaç gibi.
Süt miktarını artıran faktörler nelerdir?
Süt miktarını artıran faktörler; bebeğin süt emmesi, görsel uyarılar (annenin bebeği görmesi, kucağına alması, sık sık emzirmesi), memelerin boşalması, annenin istirahat etmesi, yorulmaması.Çok yer içersen sütün gelir diye bir düşünce var ama sütün gelmesi için en çok gereken istirahat etmektir. Günümüzde de anneler ne yazık ki yeterince yatmıyor, loğusalar hemen ayağa kalkıyor. İkinci haftasında normal yaşantısına dönmeye çalışıyor. Bu doğru değil, loğusalık 42 gün. Anadolu’nun bu geleneği var ki bilimsel desteğini bugün araştırmalarda görüyoruz.
Annenin özgüveni çok önemli. “Sütüm yetmeyecek” diye endişeli ve özgüveni az bir annenin başarılı emzirme olasılığı azalıyor. Sütün kapasitesi de olumsuz etkileniyor.
Çevresindekiler ona nasıl destek vermeli?
Annelik hüznü aslında çocuğu korumaya yönelik doğanın yarattığı bir durum. Anne çok kırılgan, hemen ağlıyor, bebeğine bir şey olacak sanıyor, bebeğini kimseye teslim etmek istemiyor. Bu ruh hali bebeğin korunmasını sağlıyor, bir bağımlılık oluyor aslında güzel bir şey ama anneyi yoran ve hırpalayan bir durumu da var. Bazen de annelik depresyonuna girebiliyor ki o zaman bebeğe zarar verebiliyor.
Bundan korunmak için annenin istirahat etmesi gerekiyor. İkincisi, annenin çevresinde onu destekleyen, yardımcı olacak bir sistemi kurmak gerekiyor. “Anne oldu, nazlanıyor.” diyorlar. Hayır. Annenin bakıma gereksinimi var ki o da bebeğine yeterince bakabilsin.
Kaliteli süt diye bir kavram var mı?
Kesinlikle yok. Anneler göğüslerini sıkıyorlar, sulu görüyorlar “Benim sütüm sulu” diyorlar. Esas olarak bebeğe bakmak gerekir. Örneğin bebek günde 5-6 kere idrarını yapıyor mu? İlk günlerde kaybettiği kiloyu geri aldı mı? Bu kaybı yakından izleyerek paniklemeden bebeği sık sık memeye koymak gerekiyor. Yeni doğan bir bebeği anne saat başı emzirmeli. Bir de emzirme tekniğine dikkat etmesi gerekir. Emzirirken günde 8’in altına kesinlikle düşülmemesi gerek, tercihen saat başı. Bazen bebeklerin uyandırılması gerekebilir, altını açmak, biraz ovalamak gibi yöntemlerle uyandırılıp mutlaka memeye konması gerekiyor.
Kalitesiz süt diye bir olay yok. “Anne zayıf, sütü iyi değildir.” gibi sözler doğru değil ama hep bunları yaşadık maalesef. Bu, kadını ve kadının ürettiklerini küçümseme ile ilgili bir süreç. Hatta anne sütünün biberonlaştırıldığı bir dönem oldu. Mamaların üretimiyle “Anne sütünden daha üstün bir mama yaratıldı" diye bir hava yaratıldı ama bu mümkün değil. Şu anda da bundan sonra da olmaz. Çünkü canlı bir maddeyi mamanın içine koyamazlar. Anne sütü canlı bir madde, hücre içeriyor. Dolayısıyla anne sütüne ulaşılması mümkün değil.
Anneye gebeliğinde aldığın vitamine 6 ay daha devam et diyoruz. Bu bir güvenlik çemberi oluyor bizim açımızdan. Annenin beslenme konusunda bazı eksiklikleri ve hataları varsa, aldığı vitaminlerle bu da ortadan kaldırılmış oluyor. Ama annenin ağır derecede bir beslenme sorunu varsa sütte bazı vitaminler az olabiliyor. Mesela et yemeyen bir annede başta B vitaminleri, demir olmak üzere bazı şeyler az olabiliyor. Gerçi demir ne kadar az olsa da anne sütü bebek tarafından çok iyi emildiği için bir sorun yaratmıyor ama yine de annenin beslenmesi önemli. Yani bir toplum geleceğini kurtarmak istiyorsa kadınların iyi bakılıp, iyi beslemesi lazım.
Bir de D vitamini anne sütünde çok yüksek miktarda değil. D vitamini en iyi güneş ışığı ile cildimizde yapılıyor. Yani hiçbir besinde D vitamini gereksinimimizi karşılayacak düzeyde bulunmuyor. Bu nedenle D vitamininin doğumdan itibaren bebeklere damla olarak verilmesi gerekiyor. En az 2 yaşına kadar verilmesi gerekiyor, çünkü güneşten koruyoruz onları hatta bazen abartıyoruz bu korunmayı. Bir de anneler de çok örtülü. Bu D vitamini eksikliğinin artmasında rol oynuyor. Hava kirliliği de güneşin yararlı ışınlarının etkisini azaltıyor. Bu nedenle D vitamini desteği çok önemli.
Bir açıklamanızda Türkiye’de bebekleri anne sütüyle beslemenin iyi başladığını ama ek gıdalara ya da mamaya geçişin erken dönemlerde olduğunu belirtmişsiniz. Bunun nedenleri neler?
Kadına değer verilen bir ortamda kadının özgüveni iyiyse o zaman rahatlıkla devam ediyor emzirmeye. Bebek ağladıkça “Acaba sütüm mü yetmiyor? Acaba sütümdeki bir şey gaz mı yaptı?” diye düşünen anne emzirmeyi bırakabiliyor. Oysa gaz sancısı bebeklerde 15. günde başlar, 3 aya kadar devam eder ve kendiliğinden geçer. Bebek ağladıkça akciğerlerindeki sıvının da atılması daha kolay olur. Çünkü yeni doğan bebekte özellikle sezaryen ile doğmuşsa bu sıvının atılması gerekli. Ayrıca ağladıkça kucağa alınan bebek iletişim ağını da kurmuş oluyor. Ama bebek ağlayınca süt yetmiyor olarak algılanıyor ve hemen ek besinler devreye giriyor. Oysa burada anne ve bebek çiftinin iyi izlemiyle sorun anlaşılır. Bebek ayda 500 gr ve üstü alıyorsa yeterlidir. Bazı bebek 500 gr alır bazısı 1000 gr. Çünkü bazısı ileride iri bir insan, bazısı da minyon olacaktır. Buna göre vücudunun ihtiyacı farklıdır. Hatta bir ay 500 gr alır, diğer ay 1 kg. 500 gr altına düşmediği sürece annede yeterli süt var ve bebek büyüyor demektir. Ek besine başlamamak lazım. Ek besine başladıkça anne sütünden yararlanım azalır.
Bir neden de farklı tatlara alışsın düşüncesidir. “Ek gıdalar verelim yoksa farklı tatlara alışamayacak” denir. Böyle bir şey de yok. Çünkü anne ne yerse sütün tadı değişiyor. Örneğin sarımsak yerse sütün tadı sarımsaklı oluyor. Yapılan araştırmalarda sarımsaklı sütü bebeklerin daha fazla sevdiği de ortaya çıkmış. Bu yüzden farklı tada alışsın sorunu anne sütü ile beslenen bebeklerde yoktur. Aksine mama ile beslenen bebekte olur. Çünkü hep aynı standart mama tadını alır. Oysa annenin sütünü yerse tadı sürekli değişiyor. Anneler sanırım bu konuda yeterli bilgi sahibi değiller, belki de bilgiyi yanlış kaynaktan alıyorlar? Tabi o da var. Bir de maalesef mama reklâmları çok kritik rol oynuyor. Mama reklâmlarını gören anneler bakıyor güzel bir kadın, çok hoş güzel bir bebek. “Böyle güzel bir bebeğim olması için ben de mama vereyim” diye düşünüyor. Gizli mesajlar var mama reklâmlarında. 6. aydan sonra anneler mamalara başlamaya çalışıyorlar bir şeyleri eksik mi yapıyoruz diye.
Okulların müfredatlarına anne sütü ile beslenme bilgilerinin girmesi gerekiyor. Bu konuda çalışmalar yürütüyoruz ve danışmanlık vermeye çalışıyoruz.
Topluma örnek olması bakımından çalışan kadın önemli rol oynuyor. Çalışan annelerin bebeklerini emzirmesi için olanakların sağlanması gerekiyor. İşyerinin kreşinin olması, 6 ay ücretli izin mesela. Çünkü anne bebeğini emzirirse bebek daha az hastalanacak ve annenin aklı bebeğinde kalmayacak.
Araştırmalar çalışan annelerin özgüvenlerinin fazla olduğunu, bunun da çocuklarını yetiştirirken daha iyi kararlar almalarını sağladığını gösteriyor. İster bir temizlik işinde olsun ister bir akademisyen, bebeklerinin ölüm hızları düşük oluyor. Kadının özgüveni artıp, kaynağın kullanımı ile ilgili oynadığı rol değişince bebeğin sağlığında da etki yaratıyor.
Emzirme teknikleri konusunda doğru bildiğimiz bazı yanlışlar da var sanırım?
Süt yapımını artıran bazı temel koşullar vardır ama bazı şeylere de bebeği izleyerek karar vermek gerekiyor. Başlangıçta daha ağız sütü gelirken her iki memeden de emzirmek süt yapımını artırmak için iyi oluyor. Ama daha sonra süt yapımı iyice oturunca memenin başından ilk önce şekerden yoğun, daha sonra yağdan zengin süt geliyor. Bebek her birini iyice boşaltırsa yağdan zengin sütü de almış olur, o zaman da tokluk hissi ile uyur. Ama anne ilk günlerdeki alışkanlığı devam ettiriyor, her iki göğsü de emziriyorsa, bebek sadece şekerden zengin sütü alıyor. Hem doymuyor, hem de gazlı kaka yaparak, sancıları fazla oluyor. Bunun için1-2 haftadan sonra bir memeyi iyice bitirmek gerekir.
Anne sütünü iyice alan ve gevşeyerek kucağında uyuyakalan bebeğin zorla gazını çıkarmaya çalışırsanız kusturursunuz. Bu daha çok biberondan kalma bir alışkanlık. Biberonla beslenmede bebek hava yutar ve gaz çıkarır ama anne göğsünde emdi ve uydu diyelim, o zaman yavaşça yatağına yatırın diyoruz. Şikâyeti varsa o zaman gazını çıkarmaya çalışın.
Anneler göğüslerinin tamamen boşaldığını nasıl anlar?
Onlar hissederler, annelere şunları söylüyoruz; bebeğinizi anlamaya çalışın ve kendi vücudunuzu da tanıyın. İyice gevşiyor meme. Bebek emerken bazen durur sonra tekrar emer ama artık bebek o memeyi hiç emmek istemiyorsa meme boşalmış demektir.
Son olarak anne sütünün toplum sağlığı açısından önemi nedir? Toplumun geleceği için önemli noktaları vardır anne sütünün. Örneğin Finlandiya’da şeker hastalığının sıklığı, 2 yaşına kadar anne sütü ile beslenmenin önemine ilişkin yapılan propagandalarla azaldı. Dolayısıyla toplum sağlığı açısından ölçülemeyecek bir katkısı var, ekonomik açıdan da öyle. Az hastalanılıyor, antibiyotik az kullanılıyor. İleriki yaşlarda görülen birçok hastalık, örneğin kanserler, meme kanseri, idrar yolu iltihabı, hatta kemik erimesi emziren kadınlarda daha az görülüyor.
Sonra hiç artığı yok, çok çevreci bir besin anne sütü. Biberon gerektirmiyor, ısı ayarı gerekmiyor. Anne sütü ile beslenen bebeğin kakası da az oluyor. Hatta anneler kaka yapmadı diye endişelenirler. Ama bebek sütün neredeyse hepsini sindirdiği için çok az kaka yapar. Mama ile beslenenler daha fazla ve kokulu kaka yaparlar. Zekâda da aynı şey… Örneğin “Anne sütü alan bebekler gerçekten zeki mi oluyor, yoksa zeki kadın emziriyor da ya da anne bebeğini emzirirken daha fazla uyarı veriyor, konuşuyor vs de bu nedenle mi bebeklerin zeka seviyeleri yüksek oluyor?” diye çalışma yapmışlar. Prematüre bebeklerin bir kısmına biberonla mama, bir kısmına anne sütü verilmiş. Anne sütünü biberonla alanlarda bile ileri yaşta okul başarısının daha fazla olduğu görülmüş. Bu nedenle anne sütünün zeka üzerinde de olumlu etkisi var.
Ülkemizde senede 1 buçuk milyon bebeğin doğduğunu da düşünürsek müthiş bir katkı sağlayacağı
İshalli Çocuğun Beslenmesi
Çocuğunuz Altı Aydan Küçük ve Henüz Ek Gıda Almıyorsa
Emzirmeyi sıklaştırın.
Her kaka yapışta çaydanlığın altındaki kaynamış ve soğumuş sudan olabildiği kadar çok içirin.
Çocuğunuz Ek Gıda Alıyorsa
Çocuğunuzu yemeye teşvik edin ve ona, günde en az 6 kez yiyecek sunun.
Kısa
aralıklarla enerji ve proteinden zengin, yumuşak, taze hazırlanmış,
püre şeklindeki yiyeceklerden (beyaz peynir, haşlanmış yumurta,
patates, yoğurt, yoğurt ile yapılmış az yağlı pirinç çorbası, tarhana
çorbası, pirinç lapası, haşlanmış et, ızgara köfte, az yağlı pirinç
pilavı, makarna gibi) verin.
Potasyumdan zengin besin olarak muz püresi veya taze sıkılmış meyve suları içirin.
Şekerli
ve yağlı yiyecekler ishali artırır. Çocuklara böyle gıdalar (çikolata,
bisküvi, gofret, kuruyemiş, pastalar, meşrubatlar, yağ, bol, reçel,
pekmez) vermeyin.
Hazır meyve suları ve kolalı içeceklerin ishalli çocuğunuza hiçbir yararı yoktur.
Çocuğunuzu İshalden Korumak İçin
Ona ilk altı ay sadece anne sütü verin.
Dokuz aylık olunca kızamık aşısını yaptırın.
Çocuğunuza
yiyecek hazırlamadan ve beslemeden önce, çocuğunuzun altını
değiştirdikten sonra, kendiniz tuvaletten çıktıktan sonra mutlaka
ellerinizi yıkayın. Ellerinizi yıkarken sabunu elinizde dört defa
çevirmeniz yeterli olacaktır.
İshal
olma riskini azaltmak için çocuğunuzu beslerken biberon kullanmayın.
Bebeğinizin yiyeceklerini kolay temizlenen cam veya porselen kaplarda
hazırlayın ve kaşık ile yedirin.
Temizliğinden emin olmadığınız yiyecek ve içecekleri asla kullanmayın.
Çiğ sebze ve meyveleri temiz su ile yıkamadan yedirmeyin.
Yiyecekleri ağzı kapalı olarak buzdolabında saklayın.
Pişirilmiş yiyeceklerinizi oda sıcaklığında iki saatten fazla bırakmayın ve bunları çocuğunuza yedirmeyin.
Temizliğinden emin olmadığınız suları kaynatıp soğutarak çocuğunuza içirin.
İçme ve kullanma sularınızı temiz kaynaktan temin edip, temiz kaplarda ağzı kapalı olarak saklayın.
İshalli Çocuğun Anne ve Babasına Öneriler
İshal
su kaybı nedeniyle öldürücü olabilen bir hastalıktır. İshali olan
çocuğunuzda su kaybını önlemek için su ve sulu gıdaları (kaynatılmış
çorbalar) her zamankinden daha fazla verin.
Her
kakadan sonra, iki yaşından küçük çocuklara bir çay bardağı, iki
yaşından büyüklere ise bir su bardağı, yukarıda sayılan içeceklerden
mutlaka içirin.
İshali
olan çocuğu aç bırakmayın, beslenmesine devam edin. İshalli çocuğu sık
sık ve az az besleyin. Emiyorsa anne sütünü kesmeyin. Daha sık emzirin.
Çocuğunuza, ishali geçtikten sonra, iki hafta süre ile ek bir öğün
verin.
Çocuğunuzu,
ağız ve dilin kuruması, bıngıldak ve gözlerin çökmesi, göz yaşının
olmaması, karın derisinin çekilip bırakıldığında yavaş geri dönmesi
gibi su kaybı belirtileri yönünden yakından izleyin.
İshalli
çocuğunuza, doktor önerisi dışında antibiyotik vermeyin. İshal kesici
ilaçların çocukluk çağı ishal tedavisinde asla yeri yoktur.
Aşağıdaki durumlarda çocuğunuzu hemen bir sağlık kuruluşuna götürün;
Belirgin
susaması veya su kaybı belirtileri varsa çocuğunuzun ishali üç gün
içinde düzelmiyorsa çok sık veya fazla miktarda kaka yapıyorsa,
tekrarlayan kusmaları oluyorsa, yeme içmesi bozulduysa, kakasında kan
varsa, ateşi yüksek ise.
1-5 YAŞ ARASI ÇOCUĞUN BESLENMESİ
Dokuz aydan sonra çocuğun temel gıdası olmaktan çıkan anne sütü 2 yaşına dek anne için uygun olan bir zamanda kesilebilir.
Bir yaşından sonra 13-14 aylık olan çocuğa, çatal kaşık kullanma alıştırmaları yapılabilir. Ailenin diğer fertleriyle birlikte sofrada oturan çocuğun ayrı tabağı olmalı, neyi ne kadar tükettiğine dikkat edilmelidir.
Bu dönemde de çocuklar günde dört öğün beslenmeli, temel besin gruplarından (süt ve sütlü gıdalar .. etler, yumurta ve baklagiller .. sebze ve meyveler .. unlu ve nişastalı besinler) yeterli ve dengeli tüketmelidirler.
Ülkemizde en sık yapılan hatalardan biri çocuğu yemek suyuyla beslemektir. Hiç bir besleyici değeri olmayan bu beslenme biçimi uygulanmamalıdır.
Her gün yarım litre süt çocuklara verilmelidir. Süt her şekilde verilebilir. Sütün içerdiği kalsiyum çocukların gelişimi için çok önemlidir. 25 gram peynirde de 200 gram sütteki kadar kalsiyum vardır.
Her gün et ve baklagillerden bir ikisi beslenme listesinde bulunmalıdır.
Her gün bir yumurta yedirilmelidir. Düzenli et verilen çocuklara gün aşırı olabilir.
Günde bir ya da iki kez sebze verilmelidir.
Günde bir iki kez meyve yenmelidir. Fazladan bir öğün meyve vermek sebzenin yerini tutabilir. Meyve suları da meyvenin yerine geçebilir.
Günde bir iki kez nişastalı besinler ve üç dilim ekmek beslenme listesinde bulunmalıdır.
Çocuklara olabildiğince erken dönemde kendi kendilerine çatal kaşık kullanarak yemeleri öğretilmelidir.
Her çeşit şekerleme, pasta, kek, dondurma sık sık verilmemesi gereken yiyeceklerdir. Öğünler arasında çocuğa şekerleme vermek iştahı azaltarak yetersiz beslenmeye yol açtığı gibi diş çürüklerinin de önde gelen nedenidir.
Çay ve kahve verilmesi içerdikleri uyarıcı maddeler nedeniyle sinirliliğe yol açtığından bu içecekleri çocuklara hiç tattırmamak en iyisidir.
Bu dönemde çocuklar ağız ve diş sağlığı konusunda eğitilmelidirler. 1,5 - 2 yaşına gelen çocuğun bir diş fırçası olmalı, macunsuz olarak fırçalama eğitimi verilmelidir. Üç yaştan itibaren diş macunu kullanmaya başlanabilir.
alıntıdır
sedef_85
14.04.2009, 06:48
Hodan
Özellikleri: İstanbul, Kuzey ve Betı Anadolu bölgelerimizde yetişen bitki; kumlu, hafif toprakları ve bol güneşli yerleri sever. Yaprakları gri yeşil, kabarık dokulu, sert beyaz tüylüdür. Yıldız şeklinde, çok açık mavi eflatun renkli çiçek salkımları vardır. Tohumlarıyla çoğalır.Tıbbi bitki olarak ziraatı yapıldığı gibi, bazı yerlerde süs bitkisi olarak da yetiştirilir. Mineral tuzlar yönünden çok zengindir. Toplanan yapraklar ve çiçekler gölgede kurutulur.Öneriler Hastalıklar: Cesareti artıran bitki, soğuk algınlığı ve gribe karşı etkilidir.Solunum yolları hastalıklarına iyi gelir. Ateş düşürücü etkisi olan bitki öksürüğü keser, balgam söktürür. Emzikli annelerin süt gelişini artırır, kanı temizler. Strese karşı bünyede direnç sağlar.Kullanım Şekli ve Dozu: 1 bardak kaynar suyun üzerine 2 tatlı kaşığı kurutulmuş hodan konur. 15 dakika kadar demlendirilir ve günde 3 defa birer bardak içilir.Prof. Dr. Ahmet Maranki & Elmas Maranki
Kimyon
Kimyon , 30 santimetreye kadar boylanabilen , yaprakları uzun ve dar sekmentli ; çiçek demetleri pembe veya beyaz ; meyveleri küçük , oblong ve köşeli genellikle 2 meyveye ayrılmış olan tek yıllık bir bitkidir.Etken bileşikleri: %1.5-4 oranında uçucu yağ ve fılavono itler taşımaktadır.Kullanım alanları: kimyon meyveleri , gaz ve karın ağrısını giderici , uyarıcı , ağrı kesici , anne sütünü arttırıcı , koku verici özellikler taşır. Hazımla ilgili şikayetlerde , kolik ve kramp benzeri ağrılarda kullanılır.Dr. M. Ender Saraç
Sağlıklı Sandviçler
Bir dostumun 3 yaşındaki oğlu Ural için yaptığım ekmekler. Bol tahıllı, sütlü, yumuşacık ve lezzetli. Sadece çocuklar için değil, yetişkinler için de keçi sütünden mamul kır peyniri ve bol tere ile sağlıklı bir sandviç olacaktır.
Malzemeler:
1 bardak beyaz un
½ bardak çavdar unu
½ bardak tam buğday unu
½ tatlı kaşığı tuz
¾ tatlı kaşığı instant kuru maya
1 çorba kaşığı pekmez
15 gram tereyağı (1 çorba kaşığı), yumuşatılmış
¾ bardak süt
Üzeri için:
1 çorba kaşığı süt
9 sandviç
Elde Yapılışı:
1. Eğer elle yapıyorsanız unları, tuzu, pekmezi ve kuru mayayı geniş bir kapta karıştırın. Oda sıcaklığındaki sütü ve tereyağını karışıma ilave edip 5 dakika kadar yoğurun. Hamurunuz yumuşak ve kolay şekil verilecek kıvamda olacaktır.
2. Eğer mikser ile yapıyorsanız, mikserinize hamur yoğurma aparatını taktıktan sonra unu, tuzu, pekmezi ve kuru mayayı mikser kabına alın. Oda sıcaklığındaki sütü ve tereyağını karışıma ilave edip 2-3 dakika kadar yoğurun. Hamurunuz yumuşak ve kolay şekil verilecek kıvamda olacaktır.
3. Hamurunuzu ağzı kapalı bir kaba alıp 1 saat oda sıcaklığında bekletin.
4. Hamuru 9 eşit parçaya ayırın. Her bir parçayı mutfak tezgahı üzerinde iki elinizle yuvarlayarak altta kalacak kısımı bohça yapar gibi büzüp kapatın. Pişirme kağıdı serilmiş fırın tepsisine yerleştirin.
5. 30 dakika ılık bir yerde bekletip tekrar mayalanmalarını sağlayın.
6. Mayalanan somunların üzerine fırçayla süt sürüp azıcık un serpin.
7. Önceden ısıtılmış 190 derece fırında yaklaşık 20 dakika, ya da üstü iyice kızarana kadar pişirin.
Makinede Yapılışı:
1. Makinenin ekmek pişirme haznesini mutfak tezgahına alıp pervaneyi takın. Makineyle birlikte gelen kap ve kaşık ölçülerini kullanarak, hazneye ilk olarak sütü ve pekmezi koyun. Unları bir kaşıkla serperek sütü örtecek şekilde ilave edin. Tuzu ve yumuşatılmış tereyağını unların hemen üstüne haznenin farklı köşelerine yerleştirin. Unların ortasında küçük bir çukur açıp içine mayayı serpiştirin.
2. Ekmek haznesini makineye yerleştirip kapağını kapayın.
3. Hamur programını seçerek makineyi çalıştırın.
4. Programın ilk 5-10 dakikasinda makinenin kapağını açıp malzemelerin iyice karışmış olduğunu kontrol edin. Eğer karışmamış malzeme varsa plastik bir spatula ile karışmasına yardım edin.
5. 10 dakika sonra hamurun yapısını kontrol edin. Hamurun kulak memesinden daha da yumuşak olması gereklidir. Hamurunuz çok kuru ve sert olmuşsa birkaç kaşık su ilave ederek yumuşacık bir hamur elde etmelisiniz. Eğer cıvık olmuşsa birkaç kaşık un gerekebilir.
6. Programın bitiminde hamuru hazneden mutfak tezgahına alıp 9 eşit parçaya ayırın. Her bir parçayı mutfak tezgahı üzerinde iki elinizle yuvarlayarak altta kalacak kısımı bohça yapar gibi büzüp kapatın. Pişirme kağıdı serilmiş fırın tepsisine yerleştirin.
7. 30 dakika ılık bir yerde bekletip tekrar mayalanmalarını sağlayın.
8. Mayalanan somunların üzerine fırçayla süt sürüp azıcık un serpin.
9. Önceden ısıtılmış 190 derece fırında yaklaşık 20 dakik
sedef_85
08.05.2009, 01:44
ÇOCUKLUK ÇAĞINDA BESLENME Sevgili Anne ve Baba,Çocuklarda normal büyüme ve gelişmenin izlenmesi, normalden sapmalarin tespiti yoluyla hastaliklarin belirlenmesi ve önlenmesi için gereklidir. Sağlikli çocuk takibinde düzenli olarak boy, ağirlik ve baş çevresi ölçümleri yapilmalidir.Her şeyden çok sevdiğiniz bebeğinizin büyümesi, gelişmesi ve sağlikli bir yaşam sürmesi şüphesiz ona sağlayacağiniz imkanlarla mümkündür. Düzenli olarak doktora götürmek, kilosunu ve boyunu ölçtürmek, aşilatmak ve uygun besinlerle beslemek suretiyle iyi gelişmesini ve sağlikli kalmasini sağlayabilirsiniz. Belirli bir çocukta saptanan değerler normal sinirlar içinde olsa bile, zaman içinde çocuğun kendine özgü büyüme grafiğinden sapmalar olabilir."Çocukluk Çağinda Beslenme" adini verdiğim bu kilavuzda, doğduğu andan itibaren 5 yaşina gelinceye dek çocuğunuzun büyüme gelişmesindeki önemli aşamalari esas alarak, beslenme konusunda yol göstermeyi amaçladim. Her şey çocuklarimizin sağliği için ..ÇOCUKLUK DÖNEMLERiNE GÖRE BESLENME0 - 4 Aylik Bebeğin Beslenmesi 4 - 9 Aylik Bebeğin Beslenmesi 9 - 12 Aylik Bebeğin Beslenmesi 1 - 5 Yaş Çocuk Beslenmesi 0 - 4 AYLIK BEBEĞiN BESLENMESi:Anne sütü mükemmel besin içeriği ile kolay hazmedilir, etkili bir biçimde kullanilir. Bebeğinizi hastaliklardan korur, mamalarla beslenmeden daha ucuza mal olur. Bunun ötesinde emzirmek suretiyle, anne bebek bağinin kurulmasi kolaylaşir, yeni bir gebeliğin gecikmesi ve annenin sağlikli kalmasi mümkün olur.Doğumdan sonraki ilk 4 ayda yalnizca anne sütüyle beslenen bebekler ishal ve zatürree gibi bulaşici hastaliklara, alerjik rahatsizliklara daha az yakalanirlar, daha sağlikli büyürler. Bu nedenle;ilk 4 ay bebeğinizi tek başina anne sütüyle besleyiniz. Bu aylarda anne sütüyle birlikte verilen ek besinler bebeğin anne sütünden yeterince yararlanmasini engeller.Bebeğinizin yalnizca anne sütüyle beslendiği bu dönemde, su kaybina yol açan hastalik halleri dişinda ilave su gereksinimi yoktur! Eğer ishal gibi mutlaka su verilmesi gereken bir durum söz konusuysa kaynatilmiş su veriniz.ilk günlerde gelen anne sütü çok besleyicidir. Bebeğinizi istedikçe ve sik sik emzirerek bu sütten yararlanmasini sağlayiniz. Anne sütünün artmasini sağlamak için sik emzirme birinci koşuldur. Bebeğinizin emmediği durumlarda, göğsünüzde süt birikimi söz konusu olduğunda tirle adi verilen pompalarla boşaltma işlemi yapabilirsiniz. Bu pompalar hemen her eczaneden kolaylikla temin edilebilmektedir.Tüm annelerin sütü yararlidir. Başlangiçta oldukça koyu olan sütünüz zamanla sulu bir hal alir; bu, anne sütünün genel özelliğidir ve tamamen doğal bir durumdur. Benim sütüm bebeğime yaramiyor gibi sözlerin hiçbir anlami yoktur. Çünkü her annenin sütü kendi bebeği için özeldir.Bebeğiniz her beslenmeden sonra az miktarda kaka yapabilir, bu durum bazen yanlişlikla ishal olarak değerlendirilir. Oysaki altin sarisi renkte, kötü kokmayan, sulu, günde 7 - 8 kereye kadar olabilen bu dişki tamamen normaldir. Yine ayni özellikleri taşiyan ama 3 günde bir bol miktarda yapilan kaka da normal kabul edilir. Ancak dişki çok sert ise nedeni araştirilmalidir.Göğüs uçlarinda meydana gelen çatlaklar genel kaninin aksine, temizlikteki yetersizlikten değil, uygun emzirme pozisyonunun ve tekniğinin sağlanamamasindan ileri gelir. Bebek, memenin sadece ucunu değil renkli kismin önemli bir bölümünü bir ağiz dolusu almali, çene ucu meme cildine temas eder vaziyette ve alt dudak dişa kivrilmiş olmalidir. Bu şekilde bebeğin yanaklarinda şişlik oluşur ve yutkunarak annesinin sütünü aldiği kolayca fark edilir. Eğer çatlak meydana gelmişse doğru pozisyonda ve uygun emzirme tekniğiyle sorun kisa sürede halledilir. Beslenme sonrasi bir miktar anne sütünün çatlak bölgelere sürülerek kurutulmasinin yararli olduğu düşünülmektedir.Emziren anneler her zaman bol ve pamukludan yapilma sutyen giymelidirler.Anne sütünün yetmediği inanciyla doktora danişmadan yeni bir gidaya başlanmamalidir. Düzenli kilo alan, günde ortalama 6 kez beslenebilen, bezini günde 6 defa islatan bir bebek anne sütünü yeterince aliyor demektir. Kaka sayisi beslenmenin değerlendirilmesinde güvenilir bir işaret değildir.Anne sütünün yeterliliği en iyi çocuğun gereken tartiyi almasiyla anlaşilir. Bu nedenle bebeğinizi düzenli araliklarla sağlik kontrollerine getiriniz.Çalişan anneler sütlerini sağdiktan sonra, kaynatilarak steril edilmiş şişelerde oda sicakliğinda 8 saat, buzdolabinda 24 saat ve buzlukta dondurarak 6 ay saklayabilirler. Bu amaçla saklanan anne sütü hiçbir zaman kaynatilmamalidir.Bebeklere ilk yaşin sonuna kadar kaynatilmamiş su verilmemesi tavsiye edilir.Bebeklerini emziren annelerin iyi beslenmesi anne bebek sağliği açisindan çok önemlidir. Bu nedenle annelerin; günde 2 litre (10 su bardaği) kadar sulu gidalar (su, süt, az şekerli limonata, komposto çorbalar, vb.) almalari önerilir.Günlük beslenmede en az 2 su bardaği süt veya yoğurt, 1 köfte kadar et ve bir adet yumurta, 3 ince dilim ekmek veya 3 porsiyon unlu yiyecek 2 adet meyve bulunmalidir. Anne sütü verirken sigara içmemeli, çay ve kahve gibi besleyici değeri olmayan içecekleri tüketmemelidir.4 - 9 AYLIK BEBEK BESLENMESiYalniz anne sütüyle beslenen bebeklerde ek gidalara dördüncü aydan sonra başlanir. 4-6 ay arasinda anne sütüyle yeterli büyüme gelişme sağlaniyorsa sadece anne sütüyle beslemeye devam edilir, bu durumda ek gidalara altinci aydan sonra başlanir.Bu dönemde çocuğunuza verdiğiniz ek gidalar anne sütünün tamamlayicisidir.Ek Gidalar:Çocuğun ayina uygun büyüme ve gelişme sürecini destekleyen, değişik tatlarla tanişmak suretiyle sonraki aylarda kolay yeme alişkanliği kazandiran, besleyici değeri yüksek ama allerji yapma niteliği az olan besinlerdir. Meyve suyu veya meyve püresi, sebze çorbasi veya sebze püresi, muhallebi, yoğurt, peynir, reçel, bisküvi, ekmek, yumurta bebek beslenmesinde önde gelen ek gidalardir.Ek gidalari kaşik ya da bardakla veriniz.Yeni deneyeceğiniz yiyecekleri çocuk açken alişik olduğu yiyeceklerden önce veriniz. Miktari daima azdan başlayarak arttiriniz.Yeni gidalarin allerji yapip yapmadiğina dikkat ediniz. Bu nedenle ayni gün içinde birden fazla yeni besin denemeyiniz. Þüpheli bir gidayi kestiğinizde belirtilerin geçip geçmediğini kontrol ediniz. Bir iki gün sonra yeniden deneyiniz.Bebeğinizin hoşlanmadiği önemli yiyecekleri zaman zaman yeniden deneyiniz.Meyve Suyu:Elma ve şeftali gibi meyvelerin sulari taze olarak 1-2 tatli kaşiği miktarindan başlanarak verilir ve yavaş yavaş arttirilir. Portakal ve mandalina suyunun daha ileri aylarda verilmesi uygun olur.Meyveler iyice yikanir, kabuklari soyulur ve cam rendede rendelenir. Temiz bir tel süzgeç veya tülbentle süzülerek suyu elde edilir. Meyve suyuna başlandiktan bir iki hafta sonra püre halinde verilebilir. Meyve sularina şeker eklenmemelidir!Sebze Çorbasi:Meyve suyuna başlandiktan iki hafta kadar sonra öğle öğününde verilmek üzere patates, havuç, pirinç ve taze sebzelerden günlük olarak hazirlanir. Bir iki tatli kaşiğindan başlanarak yavaş yavaş arttirilir. Dört haftalik bir süre içinde tam sebze püresine geçilir.1. Hafta (sebze çorbasi): 3-4 su bardaği su, 2 orta boy havuç, 1 orta boy patates 45 dakika kapakli kapta pişirilir. Tel süzgeçle hiç ezmeden suyu bir başka kaba alinir. Bir çay kaşiği irmik ilavesiyle tekrar 5-10 dakika pişirilir. Sivi miktari 200 gram olacak şekilde ayarlanir.2. Hafta (basit sebze püresi): Ayni şekilde pişirilir. Havuç ve patatesler tel süzgeçten tamamen ezilerek püre olarak geçirilir. Bu pürenin içine yine irmik katilarak mamanin hazirlanmasi tamamlanir.3. Hafta (karişik sebze püresi): Havuç ve patatesin yanina 1 çay kaşiği pirinç ve her gün bir yenisi ilave edilmek üzere mevsimlik sebzeler eklenir. Örneğin ilk gün 3-4 yaprak maydanoz, ertesi gün maydanoz ve bir kaç yaprak ispanak, sonraki gün ilaveten dörtte bir enginar, daha sonra dörtte bir domates gibi .. Tel süzgeçten ya da blenderden geçirilerek elde edilen püreye yine bir çay kaşiği irmik eklenerek 5 dakika daha pişirilir.4. Hafta (tam sebze püresi): Ayrintilariyla anlattiğim şekilde hazirlanan püreye 1 çay kaşiği zeytin yaği veya pastörize tereyaği katilir.Altinci aydan itibaren sebze çorbasi ya da püresine 1 yemek kaşiği kiyma (3 kez çekilmiş yağsiz sinirsiz dana) eklenmelidir.Muhallebi:Sebze püresinden 1-2 hafta kadar sonra genellikle 5. aydan itibaren akşam (gece değil) öğünü olarak verilir. 1 su bardaği süt, bir tatli kaşiği pirinç unu, 1 tatli kaşiği toz şekerle yapilir. Soğuk sütün bir kismiyla pirinç unu iyice ezilir, kalan süt eklenir kariştirilarak pişirilir. Ateşten indirmeye yakin şeker eklenir. ilk günlerde süt sulandirilabilir.Muhallebi, kutu mamalarla da hazirlanabilir. Özellikle inek sütü proteinlerine duyarli olan bebeklerde bu durum tercih edilir. Bir su bardaği su 1 tatli kaşiği pirinç unu kariştirilarak pişirilir. Ateşten indirildikten sonra içine 5-6 ölçek hazir mama toz halinde katilir. Topaklanma durumunda tel süzgeçten geçirilir. Son yillarda süt çocukluğu döneminde inek sütünün hiç kullanilmamasi yönünde olan görüşler giderek ağirlik kazanmaktadir.Yoğurt:Süt kaynatilir, elin dayanabileceği sicakliğa kadar soğutulur. 1 litre süt içine bir çorba kaşiği yoğurt 1-2 kaşik sütle sulandirilarak eklenir, yavaşça kariştirilir. Hareket ettirmeksizin sicakliğini koruyabilecek şekilde 3-4 saat bekletilir. Bir kase kadar ikindi öğünü olarak verilir.Kahvalti:Çocuk alti ya da yedi ayini bitirdikten, sebze püresi, muhallebi, yoğurt gibi gidalara iyice aliştiktan sonra kahvaltilara başlanir. Süt, beyaz peynir, reçel, pekmez, ekmek veya bebe bisküvisi başlica malzemelerdir. Tuzu alinmiş bir parça beyaz peynir ve reçel sütle ezilir. Karişima ekmek içi katilir. Bu amaçla 3-4 bebe bisküvisi kullanilabilir. Kahvaltiya önce 1-2 tatli kaşiği olarak başlanir, miktari giderek arttirilir. Bal allerji yapma olasiliği nedeniyle bir yaşindan önce tercih edilmez. istenirse 1 çay kaşiği yağ eklenebilir. Bir süre sonra peynir, reçel, yağ ve ekmek sütten ayri olarak verilebilir.Yumurta:Kati olarak pişirilmiş yumurtanin sarisi 1 çay kaşiği miktarindan başlanip giderek arttirilmak suretiyle kahvaltiya ilave olarak verilir. Bir haftanin sonunda bebeğiniz bir tam yumurta sarisi yiyebilir. iyice alişmiş olan çocuklara yumurta kayisi kivaminda verilebilir. Yumurtanin beyazinin bir yaşinda önce verilmesi genellikle tercih edilmez.Tahilli Çorbalar:Mercimek, yoğurtlu yayla, acisiz tarhana çorbasi gibi gidalar, taze sebze çorbalarina aliştirilmiş olan bebeklere 7. aydan sonra değişik tatlari öğretmek amaciyla verilebilir.Köfte:Sebze çorbasiyla birlikte, yağsiz sinirsiz üç kez çekilmiş dana kiymasindan baharatsiz olarak hazirlanmiş 1-2 köfte 6. Aydan itibaren verilebilir.Balik ve Tavuk:Bebeğiniz yedi sekiz aylik olduğunda kiymaya alternatif olarak püre halinde öğle öğününde tavuk ve kilçiksiz balik eti verebilirsiniz.Karaciğer:Kuzu ciğeri tercih edilir. Az tuzlu suda haşlanir, zari çikarilir, rendelenerek balik ve tavuk etleriyle dönüşümlü olarak sebze çorbalariyla birlikte verilir.Çay:Çayin besleyici hiç bir değeri yoktur. Aksine diğer gidalarin besleyici değerini düşürür, barsaklardan demir emilimini bozarak kansizliğa yol açabilir. Bu bakimdan süt çocuğu beslenmesinde yeri yoktur.6-8 AYLIK BEBEKTE BESLENME ÞEMASI:______________________________ _______1. Öğün (saat 06.00-07.00)Kahvalti + Anne SütüAra Öğün (saat 09.00-09.30)Meyve Suyu2. Öğün (saat 11.30-12.30)Et + Sebze Mamasi + Anne SütüAra Öğün (saat 15.30-16.00)Yoğurt + Meyve Püresi + Ekmek3. Öğün (saat 18.30-19.30)Sütlü Muhallebi + Anne SütüGece ÖğünüAnne Sütü (1-2 kez)______________________________ _______Anne sütü verilmeyen bebeklerde bunun yerine uygun şekilde hazirlanmiş hazir mama verilebilir. Ancak unutulmamalidir ki hiç bir mama anne sütünün tam olarak yerini tutamaz. Bu nedenle bebeğinizi kendi sütünüzle beslemek için olabildiğince gayret gösteriniz.Et olarak 1 köfte, 5 tatli kaşiği karaciğer veya tavuk ezmesi dönüşümlü olarak verilebilir. Sütlü muhallebi yerine mamalardan hazirlanmiş muhallebiler ya da hazir unlu sütlü mamalar verilebilir. Sebze mamasi ve muhallebi öğünleri önceleri az miktarda başlanir, daha sonra 200-250 gram (bir kase dolusu) olarak hazirlanir.9-12 AY ARASI BEBEĞiN BESLENMESi:Çocuğunuz için bu dönemde özel yiyecekler hazirlamaniza gerek yoktur. Yetişkinler için pişirilen tüm ev yemekleri az yağli püreler halinde bebeğe verilebilir.Örnek Mönü:Sabah: Kahvalti1 Bardak şekersiz süt1 Yumurta sarisi1 Tatli kaşiği reçel ya da pekmez1 Çay kaşiği yağ1 ince dilim ekmek veya 3-4 adet bisküviAra: Meyve püresiÖğle: Kiymali sebze püreleriDolma içleri, sebzeli köftelerKuru baklagil püreleriBir dilim ekmek içi (sebzelerle)Akşam: Muhallebi (veya öğle öğünün aynisi)Sebze olarak bakla ve patlican bebek beslenmesinde tercih edilmez. Bir yaşina basan bebekler aile sofrasina oturtulur, kendi kendine yemesi için teşvik edilir. Diğer sütlü besinlerin yani sira günde bir bardak süt içmesine özen gösterilir.1-5 YAÞ ÇOCUK BESLENMESi:Dokuz aydan sonra çocuğun temel gidasi olmaktan çikan anne sütü 2 yaşina dek anne için uygun olan bir zamanda kesilebilir.Bir yaşindan sonra 13-14 aylik olan çocuğa, çatal kaşik kullanma aliştirmalari yapilabilir. Ailenin diğer fertleriyle birlikte sofrada oturan çocuğun ayri tabaği olmali, neyi ne kadar tükettiğine dikkat edilmelidir.Bu dönemde de çocuklar günde dört öğün beslenmeli, temel besin gruplarindan (süt ve sütlü gidalar .. etler, yumurta ve baklagiller .. sebze ve meyveler .. unlu ve nişastali besinler) yeterli ve dengeli tüketmelidirler.Ülkemizde en sik yapilan hatalardan biri çocuğu yemek suyuyla beslemektir. Hiç bir besleyici değeri olmayan bu beslenme biçimi uygulanmamalidir.Her gün yarim litre süt çocuklara verilmelidir. Süt her şekilde verilebilir. Sütün içerdiği kalsiyum çocuklarin gelişimi için çok önemlidir. 25 gram peynirde de 200 gram sütteki kadar kalsiyum vardir.Her gün et ve baklagillerden bir ikisi beslenme listesinde bulunmalidir.Her gün bir yumurta yedirilmelidir. Düzenli et verilen çocuklara gün aşiri olabilir.Günde bir ya da iki kez sebze verilmelidir. Günde bir iki kez meyve yenmelidir. Fazladan bir öğün meyve vermek sebzenin yerini tutabilir. Meyve sulari da meyvenin yerine geçebilir.Günde bir iki kez nişastali besinler ve üç dilim ekmek beslenme listesinde bulunmalidir.Çocuklara olabildiğince erken dönemde kendi kendilerine çatal kaşik kullanarak yemeleri öğretilmelidir.Her çeşit şekerleme, pasta, kek, dondurma sik sik verilmemesi gereken yiyeceklerdir. Öğünler arasinda çocuğa şekerleme vermek iştahi azaltarak yetersiz beslenmeye yol açtiği gibi diş çürüklerinin de önde gelen nedenidir.Çay ve kahve verilmesi içerdikleri uyarici maddeler nedeniyle sinirliliğe yol açtiğindan bu içecekleri çocuklara hiç tattirmamak en iyisidir.Bu dönemde çocuklar ağiz ve diş sağliği konusunda eğitilmelidirler. 1,5 - 2 yaşina gelen çocuğun bir diş firçasi olmali, macunsuz olarak firçalama eğitimi verilmelidir. Üç yaştan itibaren diş macunu kullanmaya başlanabilir.
sedef_85
16.05.2009, 06:53
BEBEKLERDE İŞTAHSIZLIK:Bebeklerimiz yemek yemek için nazlandıklarında ya da yemek yemeyi redettiklerinde onların yeterince beslenemediklerini düşünüp endişeleniyoruz. Özellikle ilk yılın sonunda bazı bebeklerin yeme alışkanlıkları tamamiyle değişiyor. Yemek seçebiliyor yada yemeği reddediyorlar. Böylece yemek zamanı anne ve bebek arasında tam bir mücadeleye dönüşüyor.Uzmanlar bu durumda bebeğim gelişimi normalse fazla endişelenmememizi söylüyorlar. Aşağıda Acıbadem Hastanesinin yayınladığı “Ye Oyna Sağlıklı Ol” adlı kitaptan aldığımız bir yazı var. Yararlı olacağını ümit ediyorum.“Pek çok ebeveyn bebekleri ikinci yılında birden bire daha az yemeğe başlayıp yemeklere olan ilgisini kaybedince endişelenir, ancak bu durum hemen her zaman büyümek için daha az yakıta duyulan ihtiyaçtan kaynaklanır. Genelde bebekler ilk yıllarında aşağı yukarı 7.5 kilo alır ve 25 cm uzarlar, ancak ikinci yılda yaklaşık 2.5 kilo alır ve 10 ila 12 cm uzarlar.Eğer her öğünde porsiyonları dikkatle ölçüyorsanız ve çocuğunuz birden bire bir seferde sadece bir kaç lokma yemeye başlarsa sizi endişelendirebilir. Bu durum normaldir. Araştırmalar çocukların her öğünde farklı farklı yiyebileceğini ancak genelde günlük aldıkları kalori miktarı aşağı yukarı sabit olacak şekilde gün içinde toplamda ne kadar yediklerini ayarlıyabileceklerini ortaya çıkarmıştır.İştahsızlık ancak bir kaç öğün üst üste devam ediyorsa yada çocuğunuzun büyümesi normalin altında kalıyorsa sizi endişelendirmelidir. Çocukları aç olmadıklarında yemek yemeye zorlamanın gereği yoktur. Eğer öğle yemeğinde yemek seçip yemezlerse daha sonra ara öğünlerde daha çok yiyerek toparlayabilirler. Bunun istisnası çocuğun kendisi için yararlı bir yiyeceği yemeği reddedip tatlıya geçmek istemesidir. Tatlıların ve şekerlemelerin çocuğunuzun günlük yediği besinlerin ancak küçük bir kısmını oluşturduğundan emin olun, yoksa yemekleri geri çevirmeyi öğrenir.Küçük çocukların çok yemek yemeye uygun olmayan küçük mideleri vardır. Ara öğünlerde besin değeri olmayan yiyecekler yerine sebze ve meyveler gibi sağlıklı gıdaları beslenmeye katınız. “BEBEKLERDE KAHVALTI:Kahvaltı sadece biz erişkinler için değil bebek beslenmesinde de atlanmaması gereken bir öğün. Ek gıdaya başladıktan bir süre sonra bebeklerimize kahvaltı vermek istiyoruz. Önce çeyrek yumurta sarısı ile başlıyor daha sonrada miktar ve çeşitleri arttırarak devam ediyoruz. En sonunda pek hoş görünmeyen nasıl yediklerine bile şaştığımız bir kahvaltı maması elde ediyoruz. Bir çoğumuz hazırladığımız bebek kahvaltısının ana unsuru olarak bebe bisküvilerini kullanıyoruz. Ancak bisküvilerin bebek gelişimi için ne kadar yararlı olduğu tartışmaya açık.Ben bebeğim 7. ayını bitirdiğinde kahvaltı vermeye başladım. Ancak bebek kahvaltısı için hazırlanan bisküvüleri kullanmak istemediğim için alternatifleri araştırdım. Sonunda oğlumun beğenerek yediği bir kahvaltı hazırlamış oldum.Aşağıdaki tarifi çeşitlendirmek mümkün. Değişik kuru meyveler kullanabilirsiniz.Bir yılın sonuna doğru iyice ezilmiş kabak çekirdeği, fındık, badem yada ceviz katabilirsiniz. Tohum öğütücüsü ile iyice çekip un haline getirdikten sonra katın.Bu tarifi haftada 3 gün veriyordum. Diğer günler yulaf ezmesi ile yapığım lapa yada tam buğday unundan yapılan ekmek içi ile hazırladığım kahvaltıyı yediriyordum.Kahvaltı Tarifi BUNU DENEYİN KIZLAR YAĞIZ ÇOK BEĞENDİ
2 adet kuru kayısı
1 yemek kaşığı mısır unu
1 tatlı kaşığı tahin
1 çay kaşığı tereyağ
1 su bardağı su (200ml)
1 tatlı kaşığı pekmez Kahvaltımızın hazırlanışıKuru kayısıyı küçük küçük doğrayıp bir cezvede su ile pişirin. Tereyağını eritip mısır ununu hafif pembeleşene kadar kavurun. Kayısılı suyu mısır ununa dökün huzlı hızlı karıştırarak topak olmasını engelleyin. Sürekli karıştırarak kısık ateşte 10 dakika pişirin. Mama muhallebi kıvamında olmalı, çok katılaşırsa sıcak su ilave edip biraz daha pişirin. Biraz soğuyunca tahin ve pekmezi ilave edin.Mısır ununu kavurmadan direkt cezvedeki kuru meyveli suya katarak muhallebi pişirir gibi hazırlıyabilirsiniz.
EVDE YOĞURT YAPIMI:Bebekler yoğurt yemeye hazır olduklarında her anne evde yoğurt mayalamayı deniyor. Bir kısmımız bir kaç denemeden sonra vazgeçiyor.Sürekli süt alınıp yoğurt mayalanan bir evde büyümeme rağmen yoğurdun nasıl yapıldığına dikkat etmemiştim. Bende bir çoğunuz gibi internetteki yoğurt tarifleri ile denemeler yaptım. Ancak sulu bir muhallebi kıvamından öteye geçemedim.Ben yoğurt mayalamak için açık süt alıyorum. Bir kaç ineği olan temiz ve ineklerini doğal şekilde besleyen bir sütçü buldum. Her hafta kendim gidip sütümü alıyorum ve kaynatarak kullanıyorum.Bir çok anne açık süt konusunda hassas. Sanki bizler bu sütlerle büyümemişiz gibi. Oysaki kutu sütlerin üretimi sırasında daha çok süt almak için suni yemler kullanılıyor ve ineklerin bir çoğu hareketsiz bir ortamda yaşıyor. Bu suni yemlere konan katkı maddeleri ile antibiyotikler süte geçiyor. Ayrıca suni yemlerde genetiği değiştirilmiş bazı ürünlerde kullanılıyor. Biz kendimiz bebeğimizi emzirirken her yediğimize nasıl dikkat ediyorsak aynı şekilde ona verdiğimiz her yiyeceğin kaynağını da iyice araştırmalıyız.Yoğurt Nasıl Yapılır?Yoğurt yapılışında önemli nokta sütün sıcaklığı. Süte parmağınızı sokup yediye kadar sayın, eliniz sütün sıcaklığına dayanacak bir ısıda olmalı. Sütün çok ılık olması yoğurdun mayalanmasını engelliyor.Küçük bir kasede bir çay kaşığı yoğurdu ılık süt ile iyice ezerek hazırlamış olduğunuz bir litre ılık süte katın ve karıştırın. Etrafını sıcaklığını muhafaza etmesini sağlayacak kalın bir örtü ile sarın, bir sofra bezine sarıp üzerine bir mont gibi bir şeylerde örtebilirsiniz. Beş altı saat sonra açın ve buzdolabına koyun. Açtıktan sonra yoğurdu fazla sarsmadan buzdolabına koyun ve bir süre buzdolabında tutun. Ben genelde yoğurdu akşam üzeri mayalıyorum gece açıp dolaba koyuyorum.Sabaha kadar dolapta bekleyince daha güzel oluyor.MEYVELİ YOĞURT GERÇEĞİ:Meyveli yoğurtlar hem bebek beslenmesinde hemde bebek ürünleri pazarında önemli bir yere sahip. Bir çoğumuz bebeklerimize bu hazır yoğurtları yediriyoruz. Neden yedirmeyelim ki?Hazırlama derdi yok, pratik, her markette bulunuyor, içinde bebeklerimizin yemesi gereken hem meyve hemde yoğurt var. Uzmanlar da öneriyor ve hepsinden önemlisi yavrularımız tatlarına bayılıyor. Peki ama bu yoğurtlar ne kadar sağlıklı? Meyveli yoğurt ve meyve sularının birçoğu çoğunlukla çürümüş, artık ve atılacak olan meyvelerden yapılıyor ise şanslı sayılırız. Çoğunlukla içinde bulunduğu yazan meyvelerin tat ve kokusunu verecek kimyasal katkı maddeleri kullanılıyor. Kutuların içinde uzun süre dayanmasını sağlıyacak koruyucu, asit düzenleyici, kıvam arttırıcılar, antimikrobik maddeler ve tatlandırıcılar var.Tatlandırıcıların zararları kanıtlanmış durumda ve alışkanlık yaratıyor. Tatlandırıcıların çoğunluğu genetiği değiştirilmiş mısırdan elde edilen mısır şekeri oluyor. Şekerin zararlı olduğunu hepimiz biliyoruz. Kutuda şeker yerine glikoz şurubu, fruktoz, maltoz şurubu yazsa da sonuç aynı.Evde meyveli yoğurt hazırlamak ise çok kolay. Bir kase ev yapımı yoğurdun içine istediğiniz meyvenin püresini katabilirsiniz. Tatlandırmak için ise bir tatlı kaşığı bal yeterli. (Yalnız bir yaşını geçmiş bebekler için bal kullanın. Bebeklerin bağırsakları 12 aylıktan önce tam gelişmediği için, bal da bulunan bazı bakteriler zararlı olabilir. Bundan dolayı balın 12 aylıktan küçük bebekler için kullanımı uygun değildir.)YULAFIN ÖNEMİ:Bebek yemekleri bir yana yulaf, bizim kendi yemeklerimizde de çok kullandığımız bir tahıl değil. Bir arkadaşıma bebeğinin çorbasına yulaf ilave etmesini söylediğimde bana “niye benim bebeğim at mı?” karşılığını vermişti. Gerçekten de yulaf ülkemizde daha çok hayvan yemi olarak biliniyor. Oysa ki bebekler için hazırlanan bütün tahıllı mamalarda yulaf bol miktarda kullanılmakta.Zengin Besin Kaynağı YulafVikinglerin fiziki güçlerini kahvaltıda yedikler yulaf ezmesi ile hazırlanan lapaya borçlu oldukları söyleniyor. Yulaf bitkisel protein kaynağıdır. İçinde lipid, lif, mineral tuzlar, vitaminler ve B grubu vitaminleri vardır. İçeriğindeki oleik asid ve B vitaminleri sinir hücrelerinin düzenli çalışmasında rol oynuyor. Mesela 100 gr yulaftaki besin değerleri aşağıdaki gibidir.
53 mg kalsiyum
405 mg fosfor
4.5 mg demir
268 mg potasyum Aynı zamanda yulaf iyi bir magnezyum deposudur. Magnezyum büyüme hormonu olarak bilinin auxina hormonu üretimine katılır. Kalsiyum ve fosfor da kemik gelişimini hızlandırıyor.Düzenli yenilen yulaf vücudu tazeliyor. Hücrelere enerji taşınmasında, dokulara kan aracılığı ile oksijen transferinde ve zarar gören yaşlı hücreleri yenilemede etkili. Özellikle sık hastalanan bebeklere öneriliyor.Ben kendi bebeğimin kahvaltısı için yulaf unu ile bir lapa hazırlıyordum ve diğer malzemelerini bu lapanın içine katıyordum. Hazır bebe bisküvüleri kullanmak yerine bebeğinize sabahları daha doğal ve sağlıklı bir bebek kahvaltısı hazırlamak elinizde.
sedef_85
10.06.2009, 10:24
Annelerin çoğu, çocuğunun iştahsız olmasından yakınır. Bu yakınmaların bir kısmı, sadece kuruntu olmakla beraber; bir kısmında da doğruluk payı vardır. Çocuğunuzun iştahsızlığından şikayetçiyseniz, sizin için hazırladığımız 10 çözüm önerisine bir göz atmakta fayda var. Pek çok anne, çocuğunun gerektiği gibi beslenemediğini düşünür. Bunların bir kısmı, sadece kuruntudan ibaret olmakla birlikte; bir kısmının da gerçeklik payı vardır. Diyetisyen İpek Ağaca: "Öncelikle emin olmanız gerekiyor, yani çocuğunuz, gerçekten iştahsız ve yeteri kadar beslenemiyor mu? Emin olduktan sonra ise; çözüm arayışına gitmek konusunda size çok iş düşüyor." diyor ve iştahsız çocukların sorununa 10 çözüm önerisi sunuyor. İştahsız çocuklara yemek yedirmenin püf noktaları1- Beslenmenin gerçekten önemli olduğuna onu inandırınÇocuğunuza, beslenmenin önemini kavratan hikayeler, masallar anlatın; ona örnekler verin. Beslenmenin insan sağlığı için ne kadar önemli olduğuna inanmasını sağlayın.2- Çocuğunuza beslenmeyi sevdirinBeslenmenin zevkli bir şey olduğunu çocuğunuza hissettirin. Gülerek, oynayarak yemek yemesini sağlayın. Yemek yerken ona müdahale etmeyin, yiyecekleri istediği gibi döke saça yemesine izin verin.3- Yemekleri çocuğunuz için çekici hale getirinAyıcık şeklinde kesip çocuğunuzun tabağına koyduğunuz bir dilim ekmek, gülen suratlı bir makarna tabağı, tabakta resim şekline getirilmiş çeşitli sebzeler, misket görünümünde köfteler, çiçek şeklindeki yumurta halkaları... Besinleri çocuğunuzun hoşuna gidecek hale getirin. Bu, sizin hayal gücünüze kalmış ama bir ipucu vermek gerekirse; çocuğunuzun sevdiği oyuncaklar ve çizgi film karakterleri gibi cisimler üzerinden giderseniz, daha başarılı olursunuz.4- Çocuğunuza zorla yemek yedirmeyin, ısrar etmeyinÇocuğunuza zorla yemek yedirmeyin! Eğer zorlarsanız, çocuğunuz yemek yemekten daha fazla uzaklaşabilir. Bu davranış, çocuğunuzda alışkanlık haline de gelebilir.5- Beslenmesinde sevdiği besinleri kullanarak sevmediği besinlere alıştırınÖnce; çocuğunuzun severek tükettiği sağlıklı besinleri belirleyin. Bu besinlerle, çocuğunuzun fark etmeyeceği kadar az miktarda, severek tüketmediği, ancak tüketmesi gereken önemli besinleri karıştırıp, çocuğunuzun yemesini sağlayın (Bu karışımı her seferinde yapmayın. Bazen sevdiği besini tek başına verin).Zaman içinde, karıştırdığınız besinin miktarını artırarak tükettirmeye devam edin. Belirli bir süre sonra, sevdiği besine karıştırdığınız bu besini az miktarda tek başına vermeye başlayabilirsiniz. Bu besin, çocuğunuzun damak tadına artık ters gelmeyeceği için, rahatlıkla tüketebileceği bir hal alır. (Karışım haline getirdiğiniz yemeğin, tadının güzel olmasına ve karıştırdığınız diğer besinle uyumlu olmasına önemle dikkat edin.)6- İçecekleri yemekten önce tüketmemesini sağlayınPek çok çocuk, yemek saatinden önce acıkır ve bir şeyler içmek ister. Bunun sonucunda, midesi dolu olduğundan yemek yemek istemez, kendini tok hisseder. Bu nedenle; çocuğunuzun yemekten 1 saat öncesine kadar ve tabii yemek sırasında, sıvı alımını sınırlandırın. Masaya içecek koymamaya çalışın.7- Çocuğunuza verdiğiniz yemeklerin karışık tatlarda olmamasına özen gösterinÇocuğunuz, birçok besinin bulunduğu, bulamaç haline getirilmiş bir besini tüketmek istemeyecektir. Siz ister miydiniz? Bu besinlerin hepsi, besin değeri yüksek besinler olsa da tüketim açısından çekici gelmez ve çocuğunuz, yediği besinin karmaşık tadından rahatsız olabilir. Bu nedenle; çocuğunuza besinleri genellikle tek başına, yani ayrı tatlarda tükettirmeye çalışın. Çocuğunuzun damak tadı bu yönde gelişeceğinden, ileride de zorluk yaşamaz.8- Çocuğunuzun tükettiği besinlerde çeşitlilik yaratınAynı yemekleri, çocuğunuzun önüne sık sık koymayın. Hem besin değeri çok yüksek hem de çocuğunuzun sevdiği bir besini ona tükettirmek istiyorsanız, farklı hazırlama ve pişirme yöntemleri kullanarak değişik yemekler yaratın. Örneğin; bir gün salçalı köfte, başka bir gün sulu köfte, patatesli köfte, sebzeli köfte, yoğurtlu köfte gibi alternatifler oluşturun.9- Yemek saatlerini iyi seçinYemek saatlerini, çocuğunuzun uykusuz ve huzursuz olduğu saatlere değil; daha neşeli, keyifli olduğu saatlere denk getirin. Çocuğunuzun, yemeğini doğru saatlerde yemesi, ona daha keyifli ve sağlıklı yemek yiyebileceği bir düzen oluşturur.10- Porsiyonlarını iyi ayarlayınOnun bir çocuk olduğunu, gereksinimlerinin size oranla çok daha az olduğunu unutmayın ve tabağına, tüketebileceği miktarda yemek koyun. Bir diyetisyen yardımı alın ve çocuğunuzun gereksinimlerini birlikte belirleyin. Fazla miktarda koyduğunuz yemek, çocuğunuzu korkutabilir ve hepsini yiyemeyeceğinden, sizde; "Yine tabağındakini bitirmedi" psikolojisi oluşturabilir. Fazla porsiyonlardan onu mümkün olduğunca uzaklaştırın.
sedef_85
10.06.2009, 10:26
Beslenme yaşamın ilk saatlerinden itibaren kazanılan çok önemli bir ilişki ve etkileşim deneyimi olarak bebeğin duygusal, zekâ işlevleri ve sosyal-dil gelişimine etki eder. Kaliteli ve yeterli bir beslenme etkileşimi bebeğin gelişimini önemli etkilerken annesine veya bakım verene güvenli bir bağlanma geliştirmesini sağlar. Güvenli bağlanma geliştirebilen çocuklar, başkalarından sağlıklı ayrılma yetisini kazanarak kendi bireyselliğini kazanabilirler. Anne-çocuk arasında sorumluluk yemek ile paylaşılır. Anne uygun gıdayı ve sunumu yapmakla çocukta yeterli yemekle sorumludur.Bebekler, yiyebilme yetisi ve yemeğe istekli doğarlar. İçgüdüsel olarak emerler ve gıda alırlar. Yapısal özelliklerine, besinin kalori durumuna vücudun gereksinimine göre aldıkları besinin miktarını kendileri belirliye bilirler. Beslenme, çocukla annesi arasında sorumluluğun paylaşılmasını gerektirir. Anne çocuğu yemesi için uygun gıdayı ve beslenme ortamını sağlarken ve öğünler arası olumlu davranışları sürdürürken, aynı zamanda nasıl ve ne kadar yiyeceği konusunda izin verici olmalıdır. Böyle bir ortam ve sınır koyma her çocuğun gıdayı kabulü ve beslenmeye ilişkin sosyal davranışları öğrenmesi için gereklidir. Beslenme alışkanlığı gelişimi için, çocuk beslenme öğünlerinde düzenli ve güven verici sunuşlarla desteklenmelidir. Aksi taktirde ebeveyn çocuk ilişkisinde, sadece beslenme konusunda değil diğer konularda da çocuklarda düzen kuramama, sınır koyamama ve davranış sorunları şaşırtıcı şekilde ortaya çıkacaktır.Normal Çocukta BeslenmeAileler beslenme sırasında karşılıklı nasıl iletişim kuracaklarını öğrenmek isterler. Çocuğun acıktığı, doyduğu, yeterince beslenip beslenmediğini nasıl anlayacağı hakkında danışmanlık alabilirler. Çocuklar doğduklarından itibaren pasif yiyiciler değildir. Tatlıyı tanırlar, ekşi, acı, tuzlu duyumları hızla gelişir ve tat konusunda tercihleri olabilir. Daha baştan çocuğun yeme konusunda yeme becerileri, tatları ayırt etme yeteneği ve yiyecek tercihleri olabileceğini bilmek yanında acıkma, doyma, ihtiyacı kadar ve çeşitten yeme yetileri olduğunu bilmek ve buna saygı göstermek gerekir. Çocuğun doygunluk hislerini, gereksinimlerini ne kadarına ve nasıl izin vereceklerini çocukla diyalogları sırasında anne-baba keşfedecektir.Bebekle sağlıklı beslenmeyi oluştururken şunlara dikkat etmek gerekir.• Bebek istediğinde besleyebilme.• Bebeği yaşına uygun olarak uygun koşulda ve biçimde gıda verenle yüz yüze tutma.• Bebeğin kaşığı görmesini sağlama.• Bebek ve beslenmeyle ilgili olma fakat çocuğun dikkatini aşırı dağıtmama.• Yumuşak ve cesaretlendirici konuşma.• Bebeğin besini alması için ağzını açmasını bekleme.• Bebeğin gıdaya dokunmasına ve parmaklarıyla yemesine izin verme.• Çocuk büyüyüp hazır oldukça kendi kendine yemesine izin verme.• Beslenme sırasında yanında oturma fakat ona engel olmadan eşlik etme.• Çocuğun hangi hızla yiyeceğine müdahale etmeme.• Çocuğun gıda tercihine saygı duyma.• Çocuğun ne kadar yiyeceğine kendi karar vermesine olanak tanıma.• Çocuğun değişik ve yeni gıdaya karşı gösterdiği endişeye saygı duyma.• TÜM ÇOCUKLARIN YEME DAVRANIŞINI BAŞARACAĞINI HATIRDA TUTMA.Organik Güçlüğü olan Çocukta BeslenmePrematüre doğan çocuklar, doğuştan kap hastalığı olanlar, damak-dudak gelişim sorunu olanlar, zor doğum, kordon dolanması, oksijensiz kalma, kan değiştirmeyi gerektirecek sarılıklar, enfeksiyonlar gibi sebeplerle yoğun bakım üniteleri-kuvözde kalmış yüksek risk taşıyan çocuklar ağızdan beslenme güçlüğünün gözlendiği andan itibaren tam veya kısmi bir gıda desteğine ihtiyaç duyarlar. Serum, nazogastrik sonda kullanılabilir. Yemek zamanında, çocuk tüple ya da kısmen ağızdan besleniyor olsa da anne veya bakım veren yakını yanında olur, çocukla yumuşak bir ses tonuyla iletişim kurar Tüple besleniyorsa çocuğun ağzının kenarlarına dokunarak uyaran verilir. Çünkü beslenme duygusal ve bilişsel uyaranları içeren bir ihtiyaçtır. Açlığın giderilmesi ve doygunluğun tadılması mutluluk ve rahatlama ile birlikte yaşanılır. Çocuğun damar yolu ile beslenmesi acıkma-doyma duygularını öğrenmeden beslenmesine yol açabilir. Bu durumda yeme isteği duymazlar. Normal beslenmeye geçince, açlıkla birlikte rahatsız olma, doyunca rahat mutlu olma duyguları öğretilmelidir. Sevecen ilgi ile ağız çevresine dokunma bunun gelişmesine, ağzı-midesi-doyum-mutluluk-rahatlık-güvende olma duygularını ilişkilendirmesine tanımasına yardımcı olur. Emme ve yutma yetisine kavuşur kavuşmaz ağızdan beslenmeye geçilmelidir. Erken dönemde emme deneyiminden yoksun kalmış çocuklarda, ileriki yaşlarda, isteksizlik, güdülenme kaybı, amaç edinememe ve zevk alamama gibi psikolojik sorunlar gözlenmiştir. Ruminasyon BozukluğuBesin yutulduktan ve kısmen sindirildikten sonra, tiksinme ya da bulantı gibi bir neden olmaksızın ağza geri getirilir. Çocukta hareketsizlik yanında rahatlama haz alma gözlenir kötü beslenme, gelişme geriliği, susuz kalma, mide bozuklukları zaman içinde gelişebilir. Başlangıç yaşı 3–12 aydır. Erkek çocuklarda kızlardan 5 kat fazladır. Bilinçli ve ya bilinçsiz çocuğu yetiştirmeye hazır olmama, ayrılık, anne ve babanın psikiyatrik, duygusal rahatsızlığı olması risk faktörüdür. Anne bebek ilişkinin bozulmasıyla paraleldir. Bazı tiplerinde ise zekâ geriliği olabilir. Sorun ciddi sürerse gelişme geriliği halsizlik hatta çocuğun kaybı söz konusu olur. Mide çıkışındaki doğuştan aşırı darlık, beyin zedelenmeleri, doğuştan kas hastalıkları, ilaca bağlı bulantı gibi durumlar muayene sırasında ayırt edilir. Tedavide anne çocuk etkileşiminin düzeltilmesi, davranışçı yöntemler, duyarsızlaştırma terapisi yanında sedatif ve antispozmatik ilaçlar kullanılır.PikaBesin özelliği olmayan ve yenilebilir olmayan maddeleri ısrarlı olarak yeme davranışı gösterme sorunudur. Çocuklar bazı gelişim dönemlerine özgü olarak her şeyi ağızlarına götürebilir. Tanı koyulabilmesi için 1 aydan fazla bu şekilde davranma ve çocukta zekâ geriliği, otizm, çocukluk şizofrenisi gibi bazı hastalıklar olmaması gerekir. Pikanın çeşitli türleri vardır en yaygın olanı kum, kil, toprak, kireç, kâğıt, saç, kibrit ucu, ip yemektir. 12–24 aylıkta başlar okul öncesi sonlanır. Kansızlık, demir, çinko, kalsiyum eksikliği ile ilişkilendirilse de tam bir bağlantı bulunamamıştır. Kurşun zehirlenmesi, barsak tıkanması, sindirim sisteminde delinme, enfeksiyonlara neden olabilir. Nadiren acil cerrahi girişin daha çokta aile tedavisi, davranışçı yöntemler kullanılır. Ergenlikte Bulumia nervoza gelişebilir.Posttravmatik Yeme BozukluğuAğzı hedef alan bir travmanın ardından ve ya tıbbi girişim sonrasında ortaya çıkar. Büyük çocuklarda yeme bozukluğuna, yemekle ilgili yoğun kaygı, boğulma ve tıkanma korkusu, boğulma ve ölüme ilişkin kâbuslar ve panik duyguları eşlik etmektedir.Ailede benzer tepkilerin varlığı, çocukta anksiyeteye eğilim olması, geçmişte yaşanmış sorunlar hastalığın ciddiyetini ve seyrini etkiler. Yemeye yönelik korkunun duyarsızlaştırılması için terapiye almak, yeme davranışında değişiklikler planlamak, ayrıca oyun tedavisi, aile tedavisi kullanılır. Dirençli olgularda kilo kaybı ve gelişme geriliği başlarsa ilaç tedavisi kullanılır. Annede yaygın anksiyete bozukluğu, opsesif kompulsif bozukluk gibi bebeğine kötü bir şey olacağı, tıkanacağı korkularının olması uygun gelişim seviyesine paralel beslenme şekline geçişi engelliyecektir. Katı gıda kaşık-çatal kullanımı, yemeğe dokunma elleme engellenmeye çalışabilir. Çocuk kadar annenin de tedavi konusunda ele alınması gerekecektir.Aşırı BeslenmeBebeği gereğinden çok ve bebeğin isteği dışında zorla yedirme şeklinde görülür. Nadirde olsa kliniklere, çocuk çok kustuğu ya da anne çocuk ilişkisi bozulduğu için başvurulur. Burada anne bebeğin her ağlamasını açlığa yormakta ve çocuğunu yeterince büyütüp büyütemediği ile ilgili kaygılar yaşamaktadır. Her soruna yaklaşımı beslemek şeklindedir.Bebek Anoreksiya NervozasıYiyecek reddi, aşırı seçicilik gözlenir.6 ay ile 2 yaş arası ortaya çıkar. Bebeğin isteklerine annenin tutarsız ve uygunsuz yanıtlarının bebekteki ayırt ediciliği ketlediği, ilişkilerinde ikili çatışmaların gözlendiği, karşılıklılığın az olduğu, duygusal yoksunluk yaşandığı ve negatif duygulanımın yoğun olduğu çalışmalarda gösterilmiştir.Seçici Gıda ReddiBebek belirgin şekilde ve sürekli bazı besinleri almayı reddeder. Sık rastlanan bir durumdur. Anoreksia nervoza gelişimi için risk faktörüdür. Davranışçı yöntem kullanılır.KolikBeslenme bozukluğu olmasa da açlık ve beslenme ile ilişkilidir. Doğumu izleyen 2. 3. haftadan itibaren bebek sıklıkla ve ısrarla ağlar. Bağırsak kramplarından acı çeker gibidir. Bacaklarını karnına doğru çeker, kıvranır sürekli ağlar. Anne çocuğun aç olduğunu düşünerek yeniden beslemeye başlar. Kolik tekrarlar, anne-çocuk bir kısır döngü içine girer. Anne gerginleştikçe bebek ağlar, bebek ağladıkça anne daha fazla gerilir. Anne-bebek ilişkisindeki gerilim, belirsizlik, ikircikli duyguların tabloyu arttırıcı ve uzatıcı etkisi vardır.Çeşitli pozisyonlar, aralıklı emzirme, çeşitli bitki çayları, rezene, barsak düzenleyici-gaz gidericiler halk arasında kullanılsa da pek değişiklik olmaz. Aile bebek ilişkisi ve ailenin bilgilenmesine yönelik tedaviler yararlı bulunmuştur.ObesiteBebeğin aşırı kilolu olması yani beklenen normal kilo değerinin % 20 üstüne çıkmasıdır. Genetik yapı ile ilişki kurulsa da daha çok kalori alımı ile ilgilidir. Annenin bebeğin beslenmesine ilişkin kaygıları, bebekten gelen her uyaranın açlık olarak algılanması, çocuğun kilosu normalken bebeğin vücudunu bozuk beden algılaması olarak zayıf görme bozuklukları ile ilişkilidir. Sık ve bol beslenen çocuk açlığı ve tokluğu tanımayıp her sıkıldığı ve ruhsal doyum ihtiyacını yemek yiyerek karşılamaya başlar. Tedavisi güçtür. Annenin durumu kabul edip düzenli ve dengeli beslemeye gönüllü olması gerekir. Uygun egzersiz ve diyet gerekebilir.Beslenme BozukluğuEn az 1 aydır kilo kaybı ve kilo alımının uzun süreli durması ve boy uzamasının da etkilendiği durumlarda söz konusudur. Çocukta huzursuzluk, ilgisizlik, içe kapanma, ısrarcı tutturan mızıl mızıl olma davranışları görülebilir. Tablo uzun sürerse gelişme geriliği, zihinsel olgunlukta gecikme gelişebilir. Mutlaka sebebi araştırılmalıdır.Memorial HastanesiÇocuk ve Ergen PsikiyatristiLeyla Benkurt Alkaş
sedef_85
10.06.2009, 10:29
Anadolu Sağlık Merkezi’nden Diyetisyen Aytaç Ak, çocukların yaz aylarında vazgeçemedikleri dondurmalı yiyeceklerin tüketimi ile ilgili anne ve babalara bilgi verdi.Dondurma yapımında kullanılan süt, şeker, glikoz şurubu salep, bitkisel yağ veya süt yağı, vanilya, meyve püresi, çeşitli kuruyemişler, çikolata veya kakao nedeniyle besleyici değeri yüksek olan ve özellikle çocuklar tarafından çok sevilen bir tatlıdır. Karbonhidrat, protein, kalsiyum, fosfor, demir, çinko, magnezyum, sodyum, potasyum, A, E, C, D ve B vitaminleri yönünden zengin içeriği nedeniyle, dondurma aynı miktar süte göre daha yüksek oranda enerji, mineral ve vitamin kaynağıdır. Bu nedenle dondurma, çocuklar için özellikle yazın tüketimi artan bir besindir.Genellikle çocuklar yaz aylarında daha az süt tükettikleri için kalsiyum ihtiyaçlarını karşılamak daha zordur. En iyi kalsiyum kaynağı olarak bilinen süt, yoğurt, peynir gibi besinlerin yanı sıra sütten hazırlanmış olan dondurmayı tüketmek çocukların kalsiyum gereksinmesine katkı sağlar.Sağlık sorunu olmayan her çocuk dondurma yiyebilir. Ancak bir yaşına kadar bütün besinlerle yeni tanışan, alerji riski yüksek olan çocuklara dondurma vermek doğru değildir. İnek sütü ve yumurta alerjisi olan veya diyabetik çocuklara dondurma yedirilmemelidir. Bir yaşından büyük çocuklarda ise aşırıya kaçmadan, günde 1-2 top dondurma tüketimi yararlıdır.Dondurmanın yemekten sonra verilmesi hem iştah kapanmasını önler hem de midede soğuk yiyeceğin yaratacağı kramp tarzı rahatsızlıkların ortaya çıkışına neden olmaz. Dondurma her mevsim tüketilebilecek sağlıklı bir tatlıdır. Dondurmayı tüketirken dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, dondurmanın sağlık ve hijyen kurallarına uygun hazırlanmış olmasıdır. Özellikle dondurmanın yapıldığı sütün pastörize olması ve hazırlanırken mikroorganizmalarla bulaşının önlenmesi gereklidir. Süt mikroorganizmaların üremesi için çok iyi bir ortamdır. Bu nedenle çok kolay bozulur ve sağlığa aykırı bir duruma gelir. Üretim esnasında gıda maddeleri tüzüğüne uygun olan katkı ve renk vericilerin kullanılması, uygun paketleme ve etiketlemenin yapılmış olması, üretim sonrası dağıtımının soğuk zincire uygun yapılması çok önemlidir.Açıkta satılan dondurmalar güvenilir yerlerden alınmalıdır. Dondurmanın içinde buz kristallerinin olması kurallara uygun üretilmediğinin göstergesidir. Buz kristalleri, boğazı çizerek enfeksiyonlara neden olur. Özellikle mahalle aralarında seyyar satıcı tezgahlarında satılan dondurmalar sağlık açısından riskli olabilir. Ambalajlı ürünlerde sık satış yapılan yerleri tercih etmek, ambalajın ve şeklin bozulmamış olmasına dikkat etmek ve son kullanma tarihlerine göz atmak hem kendi sağlığınız hem de çocuğunuzun sağlığı için gereklidir.butterfly2009-06-10 12:53:05