gülbin
14.04.2009, 01:31
ÇOCUĞUMUZDAN ÖĞRENDİKLERİMİZ
Doğdukları andan itibaren çocuklarımız için dilediğimiz güzel bir gelecek var; kendi kararlarını verebilen, özgüveni yüksek, mutlu ve başarılı bireyler olsunlar. Ebeveyn olarak onlara böyle bir gelecek sağlamak için hem maddi hem de manevi gücümüzle çaba gösteririz. Çocuklarımız için öğretici, yol gösterici roller içine gireriz. Doğruyu öğretiriz, yanlışı gösteririz. Peki çocuğumuza bunları öğretirken anne ve baba olarak, bizim de çocuğumuzdan öğrendiklerimizin ne kadar farkındayız?
Bebeklik döneminde gülüşlerini, ilk hecelerini, ilk adımlarını takip ederiz. Gelişirken onları hem hafızamıza kaydederiz, hem de fotoğraf makinemizle ya da kamerayla o anı kalıcı hale getiririz. Okul öncesi döneme girildiğinde de geleceğe yönelik umutların, planların ve bunların yanı sıra endişelerin anne ve babaların kararlarında, tutumlarında var olmaya başladığını görürüz. Anne ve baba olarak kişiliği oluşmaya başlayan çocuğumuzun doğru ve yanlışlarını fark etmeye ve tutumlarımızla çocuğumuzu yönlendirmeye başlarız. Bu yönlendirmelerde ebeveynin çocuklarını ne kadar tanıdığı, gelişim dönemlerini ne kadar bildiği önemlidir çünkü doğru bilgi doğru tutumun sergilenmesini sağlar.
Bu noktada belki, ebeveynle çocuk arasındaki ilişkiye farklı bir açıdan bakmak gerekebilir. Çocuğumuza öğrettiğimiz ya da çocuğumuzdan beklediğimiz her davranışta, aslında anne ve babanın da öğrendiği, yaşamına kattığı yenilikler ve tutumlar var. Gerçekten de çocuklarımız için hayaller kurduğumuzda, uyurken ya da oyun oynarken onları izlediğimizde, ona öfkelendiğimizde ya da kahkahalarla bir hareketine güldüğümüzde çocuk, anne ve babasına neler öğretiyor?
Anne ve baba ilk olarak kendilerinden farklı bir bireyle karşı karşıya olduklarını fark ederler. Her çocuğun belli yaşlarda yürümeye başlaması, konuşması yani çocukların gelişim dönemlerinin belli dönemlerde gerçekleşmesi belki bebeklik döneminde bu farklılığın fark edilmesini engelleyebilir. Ancak becerilerinin gelişmesi ile çocuk kendi kişiliği olan, isteklerini ve beklentilerini dile getirmeye hazırlanan bir birey haline gelmeye başlar. Çocuk belki de en başta anne ve babaya bir birey olduğunu öğretmeye çalışır. Kızdığı, ağladığı ya da güldüğü her şeyi kendi ihtiyaçlarına ve beklentilerine göre ayarlar. Anne ve baba bu bireyle sempati kurar. Ağladığında, güldüğünde çocuğuyla birlikte ağlar ve güler. Çocuğun öfkesine öfke ile tepki verebilir. Ancak anne ve baba ne zaman kendisini çocuğunun yerine koyarak, onun düşüncelerini, duygularını fark etmeye başlarsa işte o zaman empati kurmayı da öğrenmeye başlar.
Sabırlı davranmayı, öfkesini kontrol etmeyi öğretir çocuk anne ve babasına. Salondaki bir eşya kırıldığında çevreyi çocuğa göre düzenlemek, yaşıtıyla oyun oynarken yaşanabilecek problemlerde müdahale etmeden durabilmek, olumlu davranışlarını daha fazla görebilmek ve ödüllendirebilmek, istemediği bir durumla karşılaştığında çocuğun kızgınlığı karşısında tutarlı davranmak gibi.
Hata yapmayı da öğrenir anne ve baba. Karanlıktan korktuğu için çocuğunu yanında yatıran anne ve baba, çocuğunu tekrar kendi yatağına götürmek istediğinde ayrılmanın zorluğunu öğrenir. Çocuğun korkularını yenmesi için kendi endişelerini kontrol etmesi gerektiğini fark eder ebeveyn. Gittiği yuvada kendi yemeğini yiyebilen çocuğun, evde anne tarafından yemeğinin yedirilmesinde de annenin kaygıları vardır. Çocuk yapabiliyor olmasına rağmen kendi başına yemeyi reddederek anneye kaygılarını fark ettirir.
Çocuk, tutarlı davranışların, onun doğru davranışlar kazanmasında önemli olduğunu öğretir. Farklı tutumlar sergileyen anne ve babanın arasında seçim yapmak ve isteğine uygun hareket eden ebeveyni seçmek çocuğun öğrendiği bir davranış haline gelir. Bu konuda yaşanan sıkıntı, kararları ortak almanın ve anne babanın birbiriyle tutarlı davranışlar sergilemesinin önemini öğretir.
Çocuk büyüdükçe anne ve babanın da çocuklarına yönelik sosyal kuralları artar. Büyüklerine saygılı davranması, hediye aldığında teşekkür etmesi, hata yaptığında özür dilemesi istenir. Bu sosyal kurallara uymaya hazır olmayan çocuklar anne ve babalarının ortam içinde sıkıntı yaşamasına neden olabilmektedir. Ne kadar zorlansa da çocuk yeni tanıştığı birine “merhaba” demeyebilir. Ebeveyn, çocuğun hazır olması için beklemeyi öğrenir.
Çocuk anne ve babaya sevgiyi öğretir. Gece huzurla uyuyan çocuktur, sabah huzurla kalkan ise anne ve babadır. Ufak şeylerden mutlu olmayı öğrenir anne ve baba.
Evli bir çiftken anne ve baba rollerini üstlenen bir aile olmak toplum içinde de farklı bir statü kazandırır. Konular değişir, çocuğu olan evli çiftlerle görüşmeler artar, çocuğun da mutlu olabileceği ortamlar keşfedilir. Uyum sağlamayı öğrenir anne ve baba. Ancak çocuk uyum sağlamayı öğretirken anne ve babanın kendi ilgi ve ihtiyaçlarından vazgeçmesini istemez. Kendisine zevk veren uğraşlardan vazgeçen ebeveyne “yorgunluk” mesajını verir çocuk.
Endişelerini ve korkularını fark eden anne ve baba bunlarla başa çıkabilmeyi de öğrenir. Bir hayvandan korkan bir ebeveynin çocuğuna hayvan sevgisini vermek için çaba harcamak, düştüğü zaman ağlayan çocuğuna tekrar koşması için fırsat vermek, okula gitmekten korkan çocuğun hüzünlü bakışlarına güvenle bakmak. Çocuk “bana güvenin” derken kendisi için zor olan durumları rahatlatmasını bekler anne ve babadan. Çocuğun endişelerini beslememesi gerektiğini öğrenir ebeveyn.
Bebeklik döneminden çocukluk dönemine geçişte görüyoruz ki keşfetmenin hazzıyla özgürlük arayışı birleşiyor. Anne ve baba şunu öğreniyor; çocuğumun kendi kişiliğini kazanmasını, özgüvenli bir birey olmasını istiyorsam ona güvenmeyi öğrenmeliyim. Verdiği tepkilerle çocuk anne ve babaya birey olduğunu ve güvenilmeyi istediğini öğretir. Elbette bir yetişkin gibi öğretmeyi amaçlamaz çocuk; tepkileriyle anne ve babanın öğretmeni olur.
Uzman Psikolojik Danışman
Elvan UCURalıntıdır