zeyneb
18.10.2011, 04:12
Sabiha Paktuna'nın yazısını okurken bu kısmı paylaşmam gerektiğini düşündüm...
şu ara çoğumuz depresif günler yaşıyoruz gibi geldi, çocuğumuza adanması gereken bir hayatımızın olması gerektiği fikrinden biraz arınalım rahatlayalım =) burdan buyrun:
ÖNCE CAN SONRA CANAN
İnsanın davranışlarından kendinin sorumlu olduğunu idrak etmesi gerekir. ‘Saç süpürge ediliyorsa,’ bunun karşı tarafın talebi olduğu için değil, insanın bizzat kendisinin seçimi olduğunun anlaşılması şarttır. Bir kadın evini, evliliğini, çocuklarını daha yukarılara taşımak için saçını süpürge edebilir. Bu değerlerin daha üst seviyede olması ona mutluluk verecektir. O da bu uğurda çalışır çabalar. Ancak bu onun ödülüdür. Kocanın ve çocukların değil. Onların sadece kazancıdır, ama ödülleri değil.
İnsan neden kendi gibi davranır?
a. Beynindeki ödül merkezi doğrultusunda.
b. Diğerlerinin ödül merkezleri doğrultusunda değil.
c. Hiçbir yaptırım insanın ödül merkezinin üstünde etkili değildir.
d. Yukarıdakilerin hepsi.
ÇOCUK CAN MIDIR? CANAN MI?
Çocuk hem candır hem canan. Çocuk genetik materyali taşıyor olması bakımından candır. Ancak ödül merkezleri farklı olduğundan canandır.
Burada dikkat edilmesi gereken nokta ebeveynin genlerini taşıyor olmasına rağmen ebeveyn çocuk için can değil sadece canandır. Genlerin itici gücü geçmişe değil geleceğe yöneliktir.
EMPATİ
Görülüyor ki ailenin genetik materyali anne için farklı çocuk için farklı anlam ifade etmektedir. O nedenle, saçın süpürge edildiği çocuktan bunun karşılığını beklemek abestir. Annenin saçını süpürge ettiği kendi genlerini koruma içgüdüsüdür. Bu iç güdü annenin ödül merkezlerinin doğrultusunda düşünce sistemlerine çıkmaksızın annenin davranışlarını otomatik olarak belirler. Genler geleceğe taşınmaya programlıdırlar. Geçmişe değil. O nedenle çocuk için annenin genlerini korumak içgüdüsü de yoktur, davranışı da! Sever korur o başka ama tıpkı anneninki gibi değil.
Çocuğun annesinin ona yaklaştığı gibi annesine yaklaşamıyor olması anneyi üzer mi?
a. Çok üzer.
b. Üzer.
c. Üzebilir.
d. Bilmiyorum.
Üzer ama üzmemelidir. Yukarıda açıklanan içgüdüsel davranışlar insanın bilinçli kontrolünde değildir. Adı üzerinde içgüdüseldirler. Leyleklerin göç etme davranışları gibi. İçgüdüsel davranışların basit mantık ötesi kendilerine özgü nedenleri vardır. Bu davranışlar değiştirilemez, değiştirilmemelidir, hatta değiştirilmeye yeltenilmemelidir. Bu farkındalık çerçevesinde davranabilmek doğayı takip etmek ve ona uygun davranabilmektir. Doğanın aksine hareket edilemez.
şu ara çoğumuz depresif günler yaşıyoruz gibi geldi, çocuğumuza adanması gereken bir hayatımızın olması gerektiği fikrinden biraz arınalım rahatlayalım =) burdan buyrun:
ÖNCE CAN SONRA CANAN
İnsanın davranışlarından kendinin sorumlu olduğunu idrak etmesi gerekir. ‘Saç süpürge ediliyorsa,’ bunun karşı tarafın talebi olduğu için değil, insanın bizzat kendisinin seçimi olduğunun anlaşılması şarttır. Bir kadın evini, evliliğini, çocuklarını daha yukarılara taşımak için saçını süpürge edebilir. Bu değerlerin daha üst seviyede olması ona mutluluk verecektir. O da bu uğurda çalışır çabalar. Ancak bu onun ödülüdür. Kocanın ve çocukların değil. Onların sadece kazancıdır, ama ödülleri değil.
İnsan neden kendi gibi davranır?
a. Beynindeki ödül merkezi doğrultusunda.
b. Diğerlerinin ödül merkezleri doğrultusunda değil.
c. Hiçbir yaptırım insanın ödül merkezinin üstünde etkili değildir.
d. Yukarıdakilerin hepsi.
ÇOCUK CAN MIDIR? CANAN MI?
Çocuk hem candır hem canan. Çocuk genetik materyali taşıyor olması bakımından candır. Ancak ödül merkezleri farklı olduğundan canandır.
Burada dikkat edilmesi gereken nokta ebeveynin genlerini taşıyor olmasına rağmen ebeveyn çocuk için can değil sadece canandır. Genlerin itici gücü geçmişe değil geleceğe yöneliktir.
EMPATİ
Görülüyor ki ailenin genetik materyali anne için farklı çocuk için farklı anlam ifade etmektedir. O nedenle, saçın süpürge edildiği çocuktan bunun karşılığını beklemek abestir. Annenin saçını süpürge ettiği kendi genlerini koruma içgüdüsüdür. Bu iç güdü annenin ödül merkezlerinin doğrultusunda düşünce sistemlerine çıkmaksızın annenin davranışlarını otomatik olarak belirler. Genler geleceğe taşınmaya programlıdırlar. Geçmişe değil. O nedenle çocuk için annenin genlerini korumak içgüdüsü de yoktur, davranışı da! Sever korur o başka ama tıpkı anneninki gibi değil.
Çocuğun annesinin ona yaklaştığı gibi annesine yaklaşamıyor olması anneyi üzer mi?
a. Çok üzer.
b. Üzer.
c. Üzebilir.
d. Bilmiyorum.
Üzer ama üzmemelidir. Yukarıda açıklanan içgüdüsel davranışlar insanın bilinçli kontrolünde değildir. Adı üzerinde içgüdüseldirler. Leyleklerin göç etme davranışları gibi. İçgüdüsel davranışların basit mantık ötesi kendilerine özgü nedenleri vardır. Bu davranışlar değiştirilemez, değiştirilmemelidir, hatta değiştirilmeye yeltenilmemelidir. Bu farkındalık çerçevesinde davranabilmek doğayı takip etmek ve ona uygun davranabilmektir. Doğanın aksine hareket edilemez.