View Full Version: Edebiyat Kosesi Arsivi
manolya80
28.04.2007, 15:12
-Hiç bir şeye sahip değilseniz,-Hiç bir şey kaybedemezsiniz.-William Shakespeare-Her zaman doğruyu söylersen,-Ne dediğini hatırlamak zorunda kalmazsın.-Mark Twain-Her zaman insanlar benimle ayni fikirde olsa;-Hatalı olduğumu düşünürdüm.-Oscar Wilde-Her şeyin bir güzelliği vardır,-Herkes göremese de....-Konficyus -Kimse sana senden iyi oğut veremez.-Cicero-İnsanda hayallerin yerini anılar almaya başlamişsa, yaşlılık başlamış demektir.-James Brewer- - Kalp ne ile doluysa, dudaklardan dökülür gider. -GOETHE- - Öyle adamlar gördüm üstünde elbisesi yok, öyle elbiseler gördüm içinde adam yok. Mevlana-İstediğiniz bazı şeylere sahip olamamak , mutluluğun bir parçasıdır. -B.RUSSEL- - Söz kalpten çıkarsa kalbe kadar gider, dilden çıkarsa kulağı aşamaz. -ARAP ATASOZU- - İyiliği gizli yapanlar, Tanrıya inananlardır. -BALZAC- - Küçük şeylere gereğinden çok önem verenler , elinden büyük iş gelmeyenlerdir. -EFLATUN- - Birçok insan mutluluğu burnunun üstünde unutuğu gözlük gibi etrafta arar. -İnsanların yaptığı sahte paralar kadar, paraların yaptığı sahte insanlar vardir. -İnsanlar sahip olduklarını küçümser, sahip olamadıklarını önemser. -Satranç oyununda, oyun bittiği zaman şah da piyon da ayni kutuya atılırlar. - Dal rüzgari affetmiştir ama, kırılmıştır bir kere. - Bildigini bilenin, arkasindan gidiniz. Bildigini bilmeyeni, uyandiriniz. Bilmediğini bilene, ögretiniz. Bilmediğini bilmeyenden, kaçınız. -KONFIÇYÜS- mystical2008-07-04 14:31:58
cikolata00
12.05.2007, 04:59
Ahmet Şerif İzgören'in, "Avucunuzdaki Kelebek" isimli kitabindan; Vehbi Koç, oğlu Rahmi Koç'a iki mektup verir; 'birini ben ölünce aç,ikincisini de beni defnettikten sonra açarsın' der. Vefat ettiğindeRahmi Bey ilk mektubu açar. Mektupta, 'Oğlum, senden tek bir isteğim var; beni çoraplarımla gömsünler'.İmam tüm ısrarlara rağmen bu talebi kabul etmez. Rahmetli Vehbi Koçister istemez çorapsız defnedilir. Defin işlemi bittikten sonraRahmi Koç ikinci mektubu açar: 'Bak oğlum bir çift çorap bile götüremedim'.*******************"Bundan Üç dört yıl önce USA'da dünya spastikler olimpiyatıdüzenleniyor. Yüz metre yarışı; Down Sendromlu koşucular... Yarış başladığında koşuculardan birinin ayağı takılıyor, düşüyor ve acıylabağırmaya başlıyor. Çok ilginç bir şey oluyor, diğer zihinselengelli koşucular geriye dönüyorlar ve düşen atleti kaldırıyorlar. Down Sendromlu bir kız, oğlanı öpüyor: 'Bu onu iyileştirir' diyor.Kollarına girip teselli ediyorlar ve hep beraber yürüyerek yarışçizgisini geçiyorlar.******************** Bize, 'başarı başarı' diye öğrettikleri şey belki de başarıdeğildir. Hani şu eğitimler var ya, Amerikalılar'ın tüm üçüncü dünyaülkelerine sattıkları... 'Birilerini modelle, onun yaptıklarını yap, sen de başarırsın'... Acaba birbirini hırsla geçmeye çalışan bizlermi daha insanız, yoksa düşen arkadaşlarını kaldırmaya çalışanengelliler mi? Belki de o engelliler bizden daha gerçek bir hayatı yaşıyorlar. Biz, çok sahte, tüketime ve birbirini ezmeye dayalı birhayatı yaşıyoruz. Bize öğrettikleri hayat, baştan sona sahtedir.""Hayatı size Amerikan filmlerinin öğrettiği gibi yaşarsanız bittiniz. Çünkü tüketmezseniz varolamazsınız ve o kültürde fizikselözellikler her şeyin önündedir."*********************"İnsanlar bir gün Tanrı katına çıkmışlar. 'Sana artık ihtiyaç kalmadı ey Tanrı. Biz insan bile yapabiliyoruz'. 'Öyle mi, yapın dagörelim' demiş , Tanrı.İnsanlardan biri eğilmiş yerden insan yapmak üzere bir avuç toprakalmış. 'Hoop' demiş Tanrı, 'kendi toprağınızdan, kendi toprağınızdan..."**********************"Bir akşam arkadaşlarım bize oturmaya geldiler. Yanlarında Fransızbir kız. Kız, üniversitede ihtisas yapmak için ailesinden destek istemiş kabul etmişler. Yalnız, "mirasından düşeriz" demişler. Kızbunu çok normal görerek anlattı, biz gözlerimizi Singapur maymunlarıgibi açarak dinledik! O yüzden bazen söylüyorum; o insanlarin öğretileri, felsefeleri ve kitapları bana pek bir şey anlatmıyor.Kendi değerleriniz üzerinde düşünmeniz ve onları belirlemeniz,benliğinizi fark etmenizi ve hayatınızla ilgili karar vermenizi kolaylaştırır."**********************Bir gelin kaynanasıyla hiç geçinemiyor. Araları o kadar kötü kigelin aktara gidip durumu anlatıyor: 'Onu mutlaka zehirlemeliyim ama bana öyle bir zehir ver ki, kimse fark etmesin' Yaşlı aktar gelinebir toz vermiş. 'Bunu her gün yemeğine çok az karıştır, fakat aranıçok düzgün tut, gülümse, iyi davran ki kimse senden şüphelenmesin' demiş. Kızgın gelin kaynanasının her yemeğine muntazam o beyaztozdan karıştırıp, bir ay ömrü kalan kaynanasına çok iyi davranmayabaşlamış. Aradan bir ay geçince tekrar aktara gelmiş gelin: 'Bu zehrin panzehirini istiyorum. Zehirlediğimi anlamasın diyekayınvalideme farklı davranmaya, gülümsemeye ve saygı göstermeyebaşladım. Bu sefer onun da bana tavrı değişti, çok iyi bir insan oldu. Şimdi benim en iyi dostum. Onun ölmesinemüsaade edemem.'Yaşlı aktar cevap vermiş: 'Panzehire ihtiyaç yok. Sana verdiğimzehir sadece tuzdu. O bir parça tuz, bugüne kadar kaç insanın arasını düzeltti anlatamam."***********************"Ayvalık'tayım, 2003 yazı. Kıyıda, bizi dalışa götürecek tekneyi bekliyoruz. Üç genç kız yanımıza kadar geldi. Kızlardan biri topallıyor, ayağının birini hep sürümek zorunda.Durdular, bize Belediye Plajının olduğu yeri sordular. Biz degösterdik; bir kilometre ötede bir yer... Kızlardan sağlam olan ikisi: 'Yaaa hadi geri dönelim, oraya kadar bu sıcakta yürünmez'diye fısıldandılar. Engelli olan kız, 'Ne var bunda? Yürürüz' dedi...Şaka gibi bir şey! Yürüme engelli olan kız, bizim gözümüzün önünde öbür ikisini ikna etti, bize teşekkür etti ve devam ettiler. Bizgözlerimiz dolu dolu onları seyrettik. Sizce hangisi daha engelli?Hayatınızın zor anlarında güçtür mücadele ruhu. Ona sahipseniz hiç korkmayın. Mücadele ruhunuz yoksa anlattığım her şeyi unutun, çünküboştur sizin için."************************"Bir genç kız bilge adamı şaşırtmak istiyor. İki elinin arasına bir kelebek koyacak ve bilge adama, 'avucumun içinde bir kelebek var,canlı mı ölümü?' diye soracak. Ölü derse kelebeği salıverecek, canlıderse avucunu bastırıp kelebeği öldürecek, bilge adam her ne derse tersini ispat etmiş olacak. Kız kapalı tuttuğu ellerini bilgeyedoğru uzatıyor: 'Avucumun içinde bir kelebek var: Canlı mı, ölümü?'Bilge adam cevap vermeden önce uzun uzun kızın gözlerinin içine bakıyor ve cevap veriyor: 'Canlı da olması, ölü de olması seninellerinde kızım, senin ellerinde'...*************************"Orman müthiş bir hızla yanarken küçük bir serçe yolundaki gölden pençeleri arasına su alıp ormanın üzerine bırakıyor ve tekrar göleuçuyormuş. Ormanın yanışını çaresizlikle izleyen hayvanlardan birigülümseyerek bağırmış: 'Ne o, ormanı birkaç damla su ile mi söndüreceksin?' Serçe cevap vermiş: 'Benim elimden gelen bu'...*************************Etrafınızda her şeyi para ve başarıya bağlayan bir sistem var. Oysa değerli olan doğru bir amaç uğruna harcanan çabalardır."
manolya80
13.05.2007, 11:04
Adım ısınsın avcunda... avuçlarına yaz beni... öp ve sonra unut şehrin duvarlarına boyansın ismim bırak duvarlar söylesin hani o aşk dediğini tanırım hislidir taşlar anlarlar seni suya sabuna dokunma adım ısınsın avcunda yaz beni yüreğine yıkama ellerini...
manolya80
17.05.2007, 15:18
Ya bir gün biterse bu ızdırabın sonuSevginin sonu gelir mi senceYa bir gün gelirse naparım o zamanYa sen naparsın hiç düşündün mü ?Ya bir gün biterse bu ızdırabın sonuMahşer gününde mi konuşuruz ancakBelkide o bile olmazSen başkasının ben başkasının olmuşuzdur çoktan !Ya bir gün biterse bu ızdırabın sonuSevgi seli bitermi sence bir günCoşkun dereler durulur mu ?Ya hızla yağan yağmur diner mi senceYa bir gün biterse bu ızdırabın sonuSararan yaprak yeniden yeşerir mi ?Kırılan dal yeniden biter mi dal olarakSolan çiçek yeniden canlanır mı ?iLkCaN'dan
manolya80
28.06.2007, 14:12
CAHİT SITKI TARANCIÖLÜMDEN SONRAÖldük, ölümden bir şeyler umarak.Bir büyük boşlukta bozuldu büyü.Nasıl hatırlamazsın o türküyü,Gök parçası, dal demeti, kuş tüyü,Alıştığımız bir şeydi yaşamak..Şimdi o dünyadan hiçbir haber yok;Yok bize arayan, soran kimsemiz.Öylesine karanlık ki gecemiz,Ha olmuş ha olmamış penceremiz;Akarsuda aksimizden eser yok... DESEM KİDesem ki vakitlerden bir Nisan akşamıdır,Rüzgârların en ferahlatıcısı senden esiyor,Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini,Ormanların en kuytusunu sende gezmekteyim,Senden kopardım çiçeklerin en solmazını,Toprakların en bereketlisini sende sürdüm,Sende tattım yemişlerin cümlesini.Desem ki sen benim için,Hava kadar lazım,Ekmek kadar mübarek,Su gibi aziz bir şeysin;Nimettensin, nimettensin!Desem ki...İnan bana sevgilim inan,Evimde şenliksin, bahçemde bahar;Ve soframda en eski şarap.Ben sende yaşıyorum,Sen bende hüküm sürmektesin.Bırak ben söyleyeyim güzelliğini, Rüzgârlarla, nehirlerle, kuşlarla beraber.Günlerden sonra bir gün,Şayet sesimi farkedemezsen,Rüzgârların, nehirlerin, kuşların sesinden,Bil ki ölmüşüm.Fakat yine üzülme, müsterih ol;Kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini,Ve neden sonraTekrar duyduğun gün sesimi gökkubbede,Hatırla ki mahşer günüdürOrtalığa düşmüşüm seni arıyorum..BİR ÖLÜNÜN AĞZINDANKabrime çiçek getirenlere gülerim;Gafil kişilermiş şu insanlar vesselâm;Bilmezler ki, bu kabirle yoktur alâkam;Ben o çiçeklerdeyim, ben o çiçeklerim...mystical2008-07-04 14:38:50
Beni kaybedince anlayacaksin sevdigimi Konustuklarimiz gelecek aklina Askimiza, sevdamiza dair. Sicacik sarilmalar Kalp atislarimiz… Gozlerin bugulanacak, Silmeye birini arayacaksin… Beni kaybedince anlayacaksin yuregimi O koca boslugu doldurdugumu dusuneceksin, Yeserttigim sevgiyi hissedeceksin, Ikimizin adina, Koca bir sevda yazdigimi, Altina imzami attigimi Goz yaslarimla… Icin burkulacak, Sarilacak birini arayacaksin… Beni kaybedince anlayacaksin hayatimi Sadece senden ibaret dunyami goreceksin, Saatlerce konustugumu Sadece senle yasadigimi, Hayat sensiz olmuyor deyislerimi hatirlayacak, Icin titreyecek, Isitacak birini arayacaksin… Beni kaybedince anlayacaksin askimi, Gozlerinin onune gelecek; Seviyorum derkenki gozlerimin pariltisi, Bir sevdanin boyle delice, Boyle katiksiz icten yasanabildigini fark edeceksin, Yuregin kanayacak, Yaralarini saracak birini arayacaksin… Ben coktan gitmis olacagim....
Sen bu kalbi taniyormusun? Sadece sana carptigini, sensizken parcalandigini ve hasretine dayanamayip kan agladigini biliyormusun? Hissedebiliyormusun sana olan duygularini, ilk ve son askini, senin icin kopan firtinalarini?Bu kalp seninle carpiyor...Sen bu kalbi taniyormusun?Ne yaptin sen bana? Neden?Senin yüzünden hic tanimadigim birine asik oldum, ona bütün hayatimi adadim, onun icin agladim, onunla güldüm, bazi geceler hasretine dayanamayip öldüm dirildim ben, hemde o hic tanimadigim biri icin.Degermi sence bütün bunlara?Bir gün pisman olup “lanet olsun” diyecekmiyim bu duygularima?Yoksa ömrüm boyu mutlu kalip, iyiki asik olmusum´mu diyecegim bu hic tanimadigima?Sevinecekmiyim onun icin bunlari yasadigima?Cevab SEN ver bütün bunlara!Ben kendimi anliyamiyorum dogrusu, hic tanimadigim birine nasil asik oldum ben?Neyine kandim, o tatli gülüsüne, masum bakislarina yoksa samimiyetine mi? Nasil bu kadar kolay benim yasama sebebim oldun sen? Bu kadar kolaymi bu degerli canin birine böyle baglanmasi, onsuz kendini yarim hissetmesi?Ben kendimi anliyamiyorum dogrusu!Evet bu güne kadar hic bi zaman pisman olmadim, hep cok sansli hissettim kendimi seni tanidigim icin! Cünkü sen herkezden farklisin!!! Ben senin iyi niyetine, anlayisina ve dürüstlügüne baglandim...Bu özelliklerini sakin kaybetme, cünkü sadece bunlar seni digerilerinden ayiriyor.Iste bu benim kalbim, simdi tanidinmi??
manolya80
05.09.2007, 09:20
İÇİMDE SAKLADIM SENİ
KİMSELERE DEMEDİM DİYEMEDİM
DELİLER GİBİ SEVDİĞİMİ..
SENİ SENİNLE YAŞADIM
ÖMRÜMÜN YETTİĞİ KADAR
BENİM OLMASANDA BENİMLESİN YÜREGİMDESİN
SENİ HİSSETTİM HEP YANIMDA YANI BAŞIMDA…
SENİ ÖYLE ÇOK SEVMİŞİM Kİİ GÖZLERİMDE SEN
ELLERİMDE SEN VARSIN
TÜM YOLLARIMDA
BAZEN SEVİNCİMDE,TEBESSÜMLERİMDE
BAZENDE GÖZYAŞLARIMDAA..
BEN SENİ BÖYLE SEVDİM SEVDİĞİM
BENİ SEVMESENDE BENİM SEVGİM BANA YETTİ….
SENİ SENSİZ YAŞAMAYA ALIŞTIM;AMA İŞTE BÖYLE SEVDİM VE HALA DELİLER GİBİ SEVİYORUM...
bunu 03/09/2007 de kendim yazdım alıntı değildir arkadaşlar:))
noktalama işaretlerinde hata olabilir yazıp copy yaptım çünkü:))
Küçüğüm Buğulanmasın gözlerin küçüğümBen ne sevdaları geride bıraktımÜzmesin seni yaşadıkların küçüğümBen ne yaşanmamışları geride bıraktım.Hayata küstürmesin seni ilk'lerinBen ne ilk'leri sildimde geride bıraktım küçüğümAynalara bakmamazlık yapma sakın Sen bırakıp gidenlerden daha büyüksün küçüğüm...Hayatını erteleme küçüğümÇok zaman'lar var önünde aşk'ı tanıman içinSakın bir daha ağlamasın gözlerinAĞLATMAK İÇİN YAŞA KÜÇÜĞÜM...Son sözler acıtmasın canı'nıHep acıtanlardanda'da olma küçüğümÖnce tart karşındakini,Seni anlamaya çalıştığını anla küçüğümSEV,SEVMEK BÜYÜTÜR İNSANISEVİLMESENDE ÜZÜLMEELBET BULUNUR DOĞRUYUDA SEVEN ÖLÜMÜNE KÜÇÜĞÜM....
gülünhüznüyüm
17.10.2007, 09:39
KARDELENBu bendeki bir dert ki, anlatamam kimseye Kulak verip de beni dinler misin kardelen Sardı tüm benliğimi, mecalim yok gülmeye Sende benimle ağlayıp, inler misin kardelen Mis gibi sıla kokan eş, dost mektuplarında Taze güller yeşerir eski anılarında Hatıralarla dolu gurbet akşamlarında Hasret denen türküyü söyler misin kardelen Bütün duyguları bir deftere yazmanın Dertlerini duymayan duvara anlatmanın İçinde ne var ise hep içine atmanın Ne demek olduğunu bilir misin kardelen Dostu oldum kaç defa sabahsız gecelerin Defterimde yeri yok, anlamsız hecelerin Çözemedim bir türlü bu zor bilmecelerin Cevabını sen bana çözer misin kardelen Ne kadar tatırsa da ayrılık acısını Unutamazsın yine onun hatırasını Bir kenara bırakıp acısı, tatlısını Hepsini bir kalemde siler misin kardelen Anlat sende içini, dök dışına ne varsa Hiç düşünme kalbimi, bırak yansın yanarsa Bu derdi sen benimle paylaşır mısın, yoksa Bakıp bakıp halime güler misin kardelen Bilirim ben yerini, sormam sana nerdesin Senin yurdun dağlarda, sen hep yükseklerdesin Nasıl gelsem yanına, sen hep yükseklerdesin Eğilip de elimden tutar mısın kardelen Ah gurbet, sen içimde dinmeyen bir sancısın Bazen iyisin amma çoğu zaman acısın Ey kardelen! Sen bana neden çok yabancısın Çaldım işte kapını, açar mısın kardelen Senin de gözlerin yaşlı, ağlamışsın besbelli Yoksa sen de benim gibi naçar mısın kardelen Bu topraktan çıkıp da karları delmişsin ya Mevsimin gelmeyince açar mısın kardelen Derdimi de dinledin, sana ağır gelirse Yine toprak altına kaçar mısın kardelen Ya ölüm günü gelip de alırlarsa ruhumu Benimle gökyüzüne uçar mısın kardelenHayrullah Paşalıoğlu
gülünhüznüyüm
23.10.2007, 08:24
Dört gözle beklediğiniz bir haberin gelmesi.Ağrının dinmesi..Yıllar sonra bir gün bir yerde, çocukluğunuzda annenizin sizin için yaptığı kurabiyelere rastlamak...Yağmurdan sonra, açan güneş...Buz gibi sokaktan sıcacık eve girmek...Yorgunluktan bitmişken yatağa uzanmak...Tutuğunuz takımın ezeli rakibini yenmesi...Kızgın kumlarda uzun uzun yattıktan sonra bedeni denizin serinliğine bırakmak...Sabahları kızarmış ekmek kokusuyla uyanmak...Bir doktor muayenehanesinin kapısından, şüpheleri dağıtmış olarak sevinçle çıkmak...Yaz sıcağında, bir öğle uykusunun mahmurluğunu, buz gibi bir dilim karpuzla atmak...Bir bahçenin önünden geçerken duyduğunuz hanımeli kokusu...Sabah uyanıp o gün tatil olduğunu hatırlamak..."Artık bitti" derken sizi arayıvermesi...Yaşlı ana babanızın, hala çaldığınız kapının arkasında ya da hattın öbür ucunda olması...Fırından yeni çıkmış ekmeğin köşesi...Bir köşede birbirine sarılmış uyuyan kediyavruları...Evinizden, pişmekte olan etli biber dolması kokusunun yayılması...Soğuktan titrerken elinize tutuşturulan bir bardak çay...Meteliksiz bir gününüzde, çoktandır giymediğiniz ceketinizin cebinden para çıkması...Onunla ilk kez yalnız kalmak...Uzun, sıcak bir yürüyüşten sonra karşınıza çıkan bir çınaraltı.Sabahtan beri ayağınızı vuran ayakkabıları çıkardığınız an...Sudan bir sebeple küstüğünüz arkadaşınızla barışmanız...Yıkanmış, ütülenmiş, mis gibi kokan yatak takımlarını koynunda uyumak...Bir sandalın kenarına oturarak bacakları denize sallandırmak...En sevdiğiniz yemeğin ilk lokmasını ağzınıza aldığınız an...En önemlisi,nefes almak,konuşmak,duymak,yürümek,görmek,anlamak..."Ne güzeldir"...ve ne güzeldir; arkadaşlarınızdan, sevdiklerinizden alacağınız sıcacık bir merhaba...MERHABA.......
manolya80
23.10.2007, 14:52
Yeni evli bir çift vardı.Evliliklerinin daha ilk aylarında,bu işin hiç de hayal ettikleri gibiolmadığını anlayıvermişlerdi. Aslında birbirlerini sevmiyor değillerdi. Son zamanlarda o kadar sık olmasa da,evlenmeden önce sık sık birbirleriniçok sevdiklerine dair ne kadar dadil dökmüşlerdi. Ama şimdilerde, küçük bir söz,ufak bir hadise aralarında orta çaplı bir kavganın çıkmasına yetiyordu.Bir akşam oturup ilişkilerini gözden geçirmeye karar verdiler.Her ikisi de, boşanmayıistememekle beraber, işlerin böylegitmeyeceğinin farkındaydılar. Erkek, "Aklıma bir fikir geldi" dedi."Bahçeye bir ağaç dikelim ve eğerbu ağaç üç ay içinde kurursa boşanalım.Kurumaz da büyürse bunu bir dahaaklımızdan geçirmeyelim. Bu süre içinde de ayrı ayrı odalarda kalalım."Bu ilginç fikirhanımının da hoşuna gitti.Ertesi gün gidipbir meyve fidanı aldılar ve birlikte bahçeye diktiler. Aradan bir ay geçti.Bir gece bahçede karşılatılar.Her ikisinin de elindeiçi su dolu birer bidon vardı.
Ayrılık Hediyesişimdi saat sensizliğin ertesi yıldız dolmuş gökyüzü ay-aydın avutulmuş çocuklar çoktan sustu bir ben kaldım tenhasında gecenin avutulmamış bir ben... şimdi gözlerime ağlamayı öğrettim ki bu yaşlar utangaç boynunun kolyesi olsun bu da benden sana ayrılığın hediyesi olsun soytarılık etmeden güldürebilmek seni ekmek çalmadan doyurabilmek ve haksızlık etmeden doğan güneşe bütün aydınlıkları içine süzebilmek gibi mülteci isteklerim oldu ara sıra, biliyorsun.. şimdi iyi niyetlerimi bir bir yargılayıp asıyorum bu son olsun be..bu son olsun! bu da benim sana ayrılırken mazeretim olsun! şimdi saat yokluğunun belası sensiz gelen sabaha günaydın! işi-gücü olanlar çoktan gitti bir ben kaldım voltasında sensizliğin hiç uyumamış bir ben... şimdi dişlerimi sıkıp dudaklarıma kanamayı öğrettim ki bu kızıl damlalar körpe yanağında bir veda busesi olsun bu da benden sana heba edilmiş bir aşkın son nefesi olsun... kafamı duvara vurmadan tanıyabilmek seni beyninin içindekileri anlayabilmek ve yitirmeden, yüzündeki anlık tebessümü bütün saatleri öylece durdurabilmek için çıldırasıya paraladım kendimi lanet olsun! artık sigarayı üç pakete çıkardım günde olsun be! ne olacaksa olsun! bu da benim sana ayrılırken şikayetim olsun gözyaşım utangaç boynunun inciden kolyesi olsun her damla vefasız teninde bir veda busesi olsun isterim sende ben gibi yan ömrüne hep ağla hep ağla bu benden son dua bu benden ayrılık hediyesi olsun) Yusuf Hayaloğlu
Kore Savaşı günlerinde bir Amerikalı yetkili (Mr. Dulles) Türk askerini, “Çok masrafsız, günlük masrafı 23 Cent i aşmıyor” diye övmüştü. Mr. Dulles ın bu sözleriyle ilgili tek yorum 23 Centlik Asker adlı şiiriyle Nazım Hikmet ten gelmişti.23 Sentlik AskerMister Dalles,sizden saklamak olmaz,hayat pahalı biraz bizim memlekette.Mesela iki yüz gram et alabilirsiniz,koyun eti,Ankara da 23 sente,yahut iki kilo kuru soğan,yahut bir kilodan biraz fazla mercimek,elli santim kefen bezi yahut,yahut da bir aylığınayirmi yaşlarında bir tane insan.erkek,ağzı burnu, eli ayağı yerinde,üniforması, otomatiği üzerinde,yani öldürmeğe, öldürülmeğe hazır,belki tavşan gibi korkak,belki toprak gibi akıllıbelki gençlik gibi cesur,belki su gibi kurnaz(her kaba uymak meselesi) ,belki ömründe ilk defa denizi görecek,belki ava meraklı, belki sevdalıdır.Yahut da aynı hesapla Mister Dalles(tanesi 23 sentten yani)satarlar size bu askerlerin otuz beşini birdenİstanbul da bir tek odanın aylık kirasına,seksen beş onda altısını yahutbir çift iskarpin parasına.Yalnız bir mesele var Mister Dalles,herhalde bunu sizden gizlediler:Size tanesini 23 sente sattıkları askermevcuttu üniformanızı giymeden önce de,mevcuttu otomatiksiz filan,mevcuttu sadece insan olarakmevcuttu, tuhafınıza gidecek,mevcuttu hem de çoktan mı çoktan,daha sizin devletinizin adı bile konmadan.Mevcuttu, işiyle gücüyle uğraşıyordu,mesela, Mister Dalles,yeller eserken yerinde sizin New-York un,kurşun kubbeler kurdu ogökkubbe gibi yüksek,haşmetli, derin.Elinde Bursa bahçeleri gibi nakışlandı ipek.Halı dokur gibi yonttu mermeri,ve nehirlerin bir kıyısından öbür kıyısınaebemkuşağı gibi attı kırk gözlü köprüleri.Dahası var Mister Dalles,sizin dilde anlamı pek de belli değilken henüz,zulüm gibi,hürriyet gibi,kardeşlik gibi sözlerin,dövüştü zulme karşı o,ve istiklal ve hürriyet uğrunave milletleri kardeş sofrasına davet ederek,ve yarin yanağından gayrı her yerde,her şeyde,hep beraber,diyebilmek için,yürüdü peşince Bedreddin inO, tornacı Hasan, köylü Mehmet, öğretmen Ali dir.kaya gibi yumruğunun son ustalığı:922 yılı 9 eylülüdür.Dedim ya Mister Dalles, ,Herhalde bütün bunları sizden gizlediler.ucuzdur vardır illeti.Hani şaşmayın,yarın çok pahalıya mal olursa size,bu 23 sentlik asker,yani benim fakir, cesur, çalışkan, milletim,her millet gibi büyük Türk milleti.(1953)Nazım Hikmet Ranmystical2008-07-04 14:45:42
gülünhüznüyüm
31.10.2007, 12:10
Sinif, ögrencilerin gürültü patirtisiyla sallanirken sert görünümlü hoca kapida beliriyor. Iceriye kizgin bir bakis atip kürsüye geciyor.Tebesirle tahtaya kocaman bir (1) rakami ciziyor. “Bakin” diyor. “Bu, kisiliktir. Hayatta sahip olabileceginiz en degerli sey...”Sonra (1)’in yanina bir (0) koyuyor: “Bu, basaridir. Basarili bir kisilik (1)’i (10) yapar”.Bir (0) daha... “Bu, tecrübedir. (10) iken (100) olursunuz”.Sifirlar böyle uzayip gidiyor: Yetenek... disiplin... sevgi... Eklenen her yeni (0)’ın kisiligii 10 kat zenginlestirdigini anlatiyor hoca...Sonra eline silgiyi alip en bastaki (1)’i siliyor. Geriye bir sürü sifir kaliyor.Ve: “Kişiliginiz yoksa, öbürleri hiçtir"
gülünhüznüyüm
31.10.2007, 12:18
sofrayı hazırladı. Kendisine çeki düzen verip heyecanla eşini beklerken zil çaldı. Eşi hızla içeri daldı ve;“Çok üşüdüm, hem de acıktım. Yemek hazır mı?” dedi. Kadın eşinin ellerine baktı. Elleri bomboştu. Elinde ne bir demet çiçek, ne de bir dal gül vardı. Hayal kırıklığıyla eşinin yüzüne baktı. Sadece; “Hoş geldin canım, gerçekten çok üşümüşe benziyorsun?” dedi. “Sorma, hava çok soğuk. Oh evin içi ne güzel, sıcacık…” “Yemek hazır. Hemen sofraya oturabiliriz.” “Aaa! Bunlar da ne? Ne kadar güzel yemekler. Hepsi de benim sevdiğim şeyler. Yoksa misafir mi gelecek?” “Yoo hayır.” “Peki neden yaptın bunları? Yoksa bu gün özel bir gün mü?” “Bilmem.” “Hay Allah, nasıl da unuttum. Tabii bu gün evlilik yıldönümümüz. Dur bir koşu gidip sana köşedeki çiçekçiden çiçek alıp geleyim.” “Hayır, hayır. Bu soğukta dışarıya çıkıp benim için üşümeni istemem.” Evet, kadınlar kendileri için özel olana değer verirler. Ama nedense erkekler de hep unuturlar. Tabi haklı olarak kadınlar bu duruma kırılıp incinirler. Kadınların yaşadıkları bu kırılganlığın sebebi, eşlerinin kendilerine değer vermediklerini sanmalarından ileri gelmektedir. Büsbütün haksız da değiller! Özel olmak ve özel zamanlarda hatırlanmak güzel bir şey! Erkekler genelde unutkanlıklarını çok yorulmalarına bağlıyor. Belki o günü unutmasa, hiç olmazsa tek bir gülle evinin yolunu tutsa, eşine önemli olduğunu, ona değer verdiğini, hayatına girdiğinden bu yana mutlu olduğunu söyleyebilse… Diyelim ki, söylemedi veya söyleyemedi…O zaman hayat bitmemeli, kızılca kıyamet kopmamalı. Kimi erkek, böyle günleri hatırlamayı yapmacık olarak görür. “Ben onu zaten seviyorum. Benim için zaten değerli, bunu tekrar söylememe ne gerek var?” diye düşünür. Veya duygularını belli etmek istemez. Ama zihinden geçenler kelimelere dökülmeli. Sır perdelerine saklanmamalı. Gönül almak, samimi duygularla üç beş kelime sarf etmek, sadece cismiyle değil, kalbiyle de yanında olduğunu, sevildiğini ona ifade etmek, hiç de zor olmasa gerek
Sigara dumanları kemriyor havayıOdaKruçyonikîn cehenneminden bir bölüm sankiVe hatırla:Şu pencerenin ardındaAzgın bir arzuylaEllerini okşamıştım ilk defabugün birlikteyiz işte.İste sen, zırhlı yürekve yarına kalmaz kovarsın beni yanındanhakaret yağdırırsın belkiVe evin holünde uzun bir zaman bir kolgizli bir ürperişle kıvrılarak ceketini arayacaksavurup kendimi sokağa gideceğimvahşi ve ağzıma ne gelirse sayıklayarakumutsuzluk tarafından kıymalanmış halde gideceğimhayır sevgilim hayır öyle değilYalan hepsi yalan biriciğimgel bana veda et haydiBil kinerede olursan olnereye gidersen gitbir demir yığını kadar ağır çeker senin için aşkımVe bırak ta haykırayım son defaacı haykırışıyla gururu kırılmışlığınTakati tükenen öküzler gidipkendilerini soğuk suyun içine atarmışAma benim içinaşkından gayrı bir okyanus yokve boşunadır ağlayıp haykırmam biliyorsunBoşunadır ummak tükenmemeyiDinlenmek isterse yorgun filKızgın kumlara uzanırmış krallar gibiama benim için aşkından gayrı hiçbir güneş yok ki..Ve bilmiyorum bile nerdesin şimdiBilmiyorum kiminlesinŞair olmuş olaydı bunca azap çektirdiğin şu kişiÇoktan satıp gitmişti sevgilisiniServet ve şan karşılığındaNe boşluğa fırlatırım kendimine zehir içerim,ne de tabanca namlusu dayarım şakağımaVe hiçbir bıçağın gücü yetmez bakışların bir yana kesmeye beniVe hiçbir bıçağın gücü yetmez başına koyduğum tacıve aşkınla besleyip yaktığıno çiçek açmış ruhu da...Ve hareketli günlerden bir karnaval rüzgarıDört birt yana dağıtır kitaplarımın sayfalarınıSöyle:kelimelerimin kurumuş yapraklarıyolunu kesipte durdurabilir mi seni?Hiç değilse bırakSen sevgimden dokuduğum halıyı sereyimAyaklarının altında yitip giden toprağaMAYAKOVSKİ
Desem ki vakitlerden bir Ekim akşamıdırRüzgarların en ferahlatıcısı senden esiyorSende syrediyorum denizlerin en mavisiniOrmanların en kuytusunu sende gezmekteyimSenden kopardım çiçeklerin en solmazınıToprakların en bereketllisini sende sürdümSende tattım yemilşlerin cümlesiniDesem ki sen benim içinhava kdar lazımekmek kadar mübareksu gibi aziz bişeysinNimettensin!...Desem ki...İnan bana sevgilim inanEvimde şenliksin bahçemde baharVe soframda en eski şarapBen sende yaşıyorumsen bende hüküm sürmektesinBırak ben söyleyeyim güzelliğiniRüzgarla nehirlerin kuşların sesindenBil ki ölmüşümFakat yine de üzülme müsterih olKabirde böceklere ezberlettim güzelliğiniVe neden sonraTekrar duyduğun gün sesimi gökkubbedeHatırla ki mahşer günüdürOrtalığa düşmüşüm seni arıyorumCAHİT SITKI TARANCI
Bir dağ başıydı sevdası
sevdalanmıştı bir kez Dilara
kardelenler kadar aktı sevdası
kar kadar masum ve temiz
ve de,
sevmişti bir kez delicesine...
Ve sonunda terk edildi
sevgi bilmezlerce
bir sevda sözü geride kaldı
bir de dağ gibi sevdası
bakamadı kimsenin yüzüne Dilara
vefâ sözü, sevdâ sözü yalan oldu
hergün çıkıp yükseklere
gidenin yoluna baktı
belki gelir diye
bir soluk resim elinde
gelenden geçenden
sual etti sevdiğini
sonunda, tükendi umudu
dayayıp rüzgarlara başını
ateşlere bağrını verip
bıraktı kendini kayalardan aşağı...
kara haber çabuk ulaştı obalara
dağlara kor düştü
ölüm vurdu hançerini
kutsal aşkın yüreğine
Sevgisi efsane oldu
sevgisi destan oldu
dolaştı dilden dile
Yıllar yılları kovaladı
mevsimler mevsimleri
herkes unutuldu
bir dilara unutulmadı
bir de sevdası...
Nuri CANmystical2007-12-20 17:04:02
Sabrı anlat bana...Mağlubiyetlere dayanmayı öğret ruhumaBir ışık yak aydınlansın ufuklarımSöyle ne vâkit sona erer bu amansız sınanma?Özlemi anlat bana...Göğünde kanat çırpan vuslat kuşlarıNereye konarlar yorulduklarında?Ayaz yemiş sevdaların bakışlarındakiÜmitsiz ümitleri anlat.Yalnızlığın dili olsaydı sormazdım sana...Sevgilerin nihayetini anlat...Nasıl biter bir sevda?Yakıp, yıkılan umutların külleriNereye savrulur sonunda?Ben sustukça sen anlat...Hüzünlerine geldim,Bir damladan derya yaptığım hasretVeDinmek bilmeyen bir sancıyla.Al kat acılarımı acılarına...Hep vuslatı düşünürken savruldumYüreğimin esir rüzgârlarıyla.Hayat körebe oyunuyduSobelendim yaşanmamışlıklara.Anlat, merak ediyorumHer zaman ışık var mıdır, tünellerin ucunda? Saynur İnal mystical2007-12-20 17:01:34
KUMRAL81
06.11.2007, 13:23
sevdım!!! hıc supesız sevdim seni.adını yazdım aya,güneşe demek hoş olurdu!ama yazamam ki :( ...ben senı kazıdım kalbıme,kalbımdeki ennnnnnn ince, hassas bölgeye.sevdim!!!hiç cıkarsız,yalansız sevdim seni.verdim kalbimi şüpesizz.canımı ıste gülüm onuda verırım,zaten ben sensiz olduktan sonra bu canı neyleyim!!!sevdim!!!ahhh be gülüm!bir bilsen hemde nasil sevdim.ugruna neler yapmaz ki bu can,sen de yeterki, sen iste.BEN SENİ SEVDİM BE SEVDİM GÜLÜMMM.
ALINTI DEIL KIZLAR BANA AYITTIR
KUMRAL81
06.11.2007, 13:28
GECENIN SESSIZLIGINDEYIM YINE,BURUK BIR ACI ICIMDE,YARALARIMI SARAMIYORUM...NE DESEM BOS SU BEYNIME,SENSIZLIGI SOKUP ICIMDEN ATAMIYORUM...YOKSUN ARTIK BILIYORUM.BEN BILIYORUM DAAAAAABU KALBIME SOZ GECIREMIYORUM.
BANA AITTIR
Gizli Sevda
Hani bir sevgilin vardı Yedi sekiz sene önce, Dün ona rasladım Sevindi beni görünce. Sokakta ayaküstü Konuştuk ordan burdan. Evlenmiş, çocukları olmuş Bir kız, bir oğlan, Seni sordu. Hiç değişmedi, dedim. Bildiğin gibi... Anlıyordu. Mesutmuş, kocasını seviyormuş. Kendilerinmiş evleri... Bir suçlu gibi ezik, Sana selam söyledi.
Behçet NECATİGİL
KUMRAL81
11.11.2007, 08:16
ask sevdayı deler gecer
aşk acıdır gelır ve gider
askı tarıfe ne hacet
ask alevdır yakar gecer
sen sanarsın bıtmez bıtmez
ask insanı hipnoz eder
delı olursun yanarsın bıter
ask biterde
sevda bıtmez
aşk heycandır yasakları sever
aşk her daim zoru sever
insanlar ise aşkı sever
sen sevde askı
ama bılkı gercek ask sevmekte saklı
yanı bıl dıye dıyorum
aşik olupta delı olma ıstıyorum ...
( bana aıttır)
KUMRAL81
12.11.2007, 02:19
Necip Fazıl KısakürekZamanın çarkları sizi yürütüyor, zamanın çarkları beni öğütüyor...Devler gibi eserler bırakmak için, karıncalar gibi çalışmak lazım.Salaklık bulaşıcıdır.Tomurcuk derdinde olmayan ağaç, odundur.Zaman insanları değil, armutları olgunlaştırır.Kökünü beğenmeyen dal ve dalını beğenmeyen meyve olgunlaşmadan çürür.Tereddüt edersen bacakların seni taşımaz. Yürüyeceğim de, bas ve yürü!Çile kapısından erişilecek dünyayı bilseydin, yatağını yorganını satardın.Cevabımın şiddetinden susuyorum!Mâsum, küçücük bir taşın beresi üzerine flaster yapıştırmak ne demek? Haklı, koca bir güllenin yere sereceği leşinin üstünü örtecek kanlı kefenden ne haber?Dün geçti bugünü düşünüyorum, yarın var mı? Gençliğine güvenme, ölenler hep ihtiyar mı?Fikrin olduğu her yerde şiddet, operatörün neşteri gibi bir nimet, olmadığı yerde de kaatilin bıçağı şeklinde bir âfettir.Fikirde, sanatta, anlayışta, anlatışta, buluşta, tutuşta, dağıtışta, toplayışta ve nihayet yaşanmaya değer hayatın ölçülerini billûrlaştırma işinde dünyanın en büyük adamı olmak isterdim; nefsim için değil de, sırf O'nun ümmetinden en hakîr ferde düşen liyakat payını ve üstünlük derecesini göstermek için...İnmemiştir Kur'an, bunu hakkıyla bilin,Ne mezarlıkta okunmak ne de fal bakmak için.Zamanı kokutanlar mürteci diyor bana; Yükseldik sanıyorlar, alçaldıkça tabana.Ölüm güzel şey bir şey,budur perde arkasındaa haber güzel olmasaydı ölür müydü peygamber!Rahminde cemiyetin ben doğum sancısıyım, mukaddes emanetin dönmez davacısıyım !Sizde olan tükenir onda olan sonsuz, Feza sizin olsa ne yapacaksınız Onsuz.Ölüm ölene bayram, bayrama sevinmek var; Oh ne guzel, bayramda tahta ata binmek var!..Felsefe; çürük cevizlerle dolu bir denizde sağlam cevizi aramaktır.mystical2007-11-12 03:54:52
nescafem24
13.11.2007, 07:48
Bu Gece Ağlayacağım...Birazdan akşam olacak bitanem Yalnızlık aç kurtlar misali Üstüme çullanacak. Ben çaresizlik içinde Sana teslim olacağım Kör sağır gecelere tutsak Sana mahkum yaşayacağım Özlemin devleşecek içimde Yüreğim titreyecek Ellerim soğuyacak sensizlikten Dudaklarımdan, şarkımız dökülecek Yarım yamalak, bir kez daha Seni sensiz yaşayacağım... Bu gece ağlayacağım sevgilim Hangi saatte bilinmez Kendimi bir kenara çekip sorgulayacağım. Ne yapmak istiyorsun, böyle nereye gidiyorsun deyip, Biraz da çatacağım. Hatırladıkça seni Sevdan kokacak evimin her yanı. Sensizliğin çaresizliği çökecek Kan gibi yüreğime Kahredecek yokluğun beni milyon kere... Bu gece ağlayacağım sevgilim Sen de benimle ağlayacaksın Uzaklarda bir yerlerde Biliyorum, biliyorum ki Yüreğin yüreğime değecek. Aynaya baktığımda Hep ben yerine sen olacaksın. Adını bile bilmediğim bu duygular için Sen de, sen de benimle ağlayacaksın...
KUMRAL81
17.11.2007, 02:52
ANNEM
annem anem ne desem sana bılmem
sen canımdan sen kanımdan,
sen ömrumden onde gelen
acılara goğus geren
sevgı nedır ogreten,
sefkatınle besleyen
sen annemsın canım annem
gece gunduz bızı dusunen
bız hasta yatarken delıren
dustugumuzde kaldıran
elını hıc esırgemeyen
annem annem canım annem
cılekes kanım annem
hakkını odeyemem
hakkın odenırmı ah annem
sen meleksın bıze verılen
dogru yolda kalan annem
allah'ım senı korusun
sevdeyı bıze veren annem
ver elını opeyım
senı canıma sokayım
pamuk ellım ve ınce ruhlum
benım melek annem
sen nasıl bır varlıksın
sen ne safket yuklu bulutsun
sen ne buyuk bır cınarsın
sevgı dalgan ne kuvvetlı annem
sana neler demek ıster bu evlat
ahhh yetermı kelımeler
agzımda dugum dugum
kor dugumsun canım annem
varlıkların en yucesı
dunyanın bırıncısı
bu kalbımın sahıbı
en basta gelen annem
sevgım senın kolen olsun
canım sana feda olsun
sen annesın sen sevdasın
benım annem
canımmm annem
gozunden akan yasa
kıyamam kanım annem
sen aglama gulsun gozlerın
dertlerı ceken annem
bızı bu yasa getıren annem
golgen hep ustumuzde
nerelere gıtsekte
mesafe bıle tanımaz senın yuregın annem
SENI COK SEVIYORUM BENIM CANIM ANNEM...mystical2008-07-04 14:58:40
gülünhüznüyüm
18.11.2007, 04:41
GİT.......... MEGitmelisin...Yüzünü bir daha dönmeden gitmelisin...Ardına ve arkanda bıraktığın bana bir daha dönmemek üzere gitmelisin....Bu güne kadar seni görmediğim bir gün olmamıştı... Her gördüğüm an daha çok özlüyordum seni... her gördüğümde içime biraz daha işliyordun... sensiz nefes alamayacağımı düşünüyordum... görüşemediğimiz iş saatlerimizde sesinle avunuyordum.. sesinle dolduruyordum içimde ki boşluğunu... sesin kulağımda, varlığın içimdeydi...Bir günü bir güne ekliyordum... Aşka aşık olmaktan vazgeçmiş, direkt sana aşık olmuştum... seni bir bütün olarak sevmeyi öğrenmiştim... içimde ki senden farklı yönlerini gördüğümde şaşırıyor ama hiçbir zaman vazgeçmiyordum seni sevmekten... artık sevgi ötesi bir durumdu varlığımda ki varlığın...Ben, ben olmaktan çıkmıştım...Ben, sen olarak yaşamaya başlamıştım...Bir beklenti taşımıyordum sana karşı...Bu güne kadar hep yalnızdım... yalnızlığıma dokunulmasını, kanımda dolaşan özgürlüğümün kısıtlanmasını düşünemezdim... Fakat, yanımda olan senle yalnızlığım dağılmaya başlamıştı... çevreme ördüğüm duvar gittikçe yıkılıyordu... Korkmam gerekirdi ama keyif alıyordum... Yeni bir ben buluyordum karşımda...Bir beklenti istemediğini fark ettiğim anda şaşkına döndüm... Korkmuştun... Kaçmak istiyordun... Yaşantında gittikçe şekillenen ve gittikçe sevdiğin benden korkmuştun... Beni daha fazla sevmekten korkmuştun... Benim sevgimin sorumluluğunu taşımaktan korkmuştun... Beni taşıyamamaktan korkmuştun...Aramıza bir mesafe girdi, korkularımızın açığa çıkmasıyla...Artık görüşmez olmuştuk... Kavgalarımız çıkmaya başladı... Beraber yapamıyorduk ama ayrı iken hiç olmuyordu... Bir müddet ayrı kalmak istiyorduk... Canhıraş yürek bağırtıları ile teslim oluyorduk tekrar birbirimize...Sevgi yüreğimde, sensizliğe teslim olmuştum...Beklediğim seni, sana teslim etme zamanı idi...Yüreğimde ki acıya rağmen sana seslendim...“GİT”, dedim...susma hakkını kullandığını söyledin...ancak, alamıyordum sevgiyi... veremiyordum sevgimi...sevgimiz donmuş ve kalıp şeklinde bekler gibiydi...ve biz yenilmiştik...“GİT”, dedim...Kanayan yüreğimde ki yara daha da açıldı...“GİT “, dedim...gitmeni hiç istemedim...gitmeyi hiç istemedim...“GİT”, dedim...“ME” ‘yi ekleyemedim...“GİT............. ME”
gülünhüznüyüm
18.11.2007, 04:43
IrakLı çocuğun mektubu...Mektubun gideceği adres ise New York..Ben Basra\ dan Ömer...Belki haberin yoktur diye yazıyorum Franks;Önce demokrasi yağdı göklerdenSonra özgürlük geçti üstümüzdenPalet palet...Ve insan hakları namlularındanYüzü maskeli adamlarınSaniyede bilmem kaç bin adet.Demokrasi bizim eve de isabet ettiBir gün sonra anladim ayaklarımın koptugunuBabamın vücudundaTam on sekiz adetİnsan hakları saymışlar.Annem zaten yoktuBen doğarkenİlaç yokluğundan ölmüş.Ambargo falan dediler yaAnlamadim, çocuk akli isteSen daha iyi bilirsin...Sizde de barış böyle midir Franks?İnsan hakları çocukları yetim,ve ayaksız birakır mı orada da?Ya demokrasi?Güpegündüz pazara düşer mi?Ve zenginlik...İnsanları korkudan uykusuz bırakır mı?Ve kuşlar gökyüzünü terkeder mi orada da?Babamla söylediğim son dua dilimde,Ayaklarim hastanede,Ve giymeye kıyamadığım ayakkabılarElimde kaldı...Çocugun var mı Franks?Al... çocuguna götür onlarıBir işe yarasın.Kimbilir baktıkça,Belki beni hatırlarsınBu nasıl demokrası Franks.?Düstügü yeri yaktıMerhamet hür dünyaya..mystical2008-07-04 15:03:43
gülünhüznüyüm
18.11.2007, 04:44
topladım sevgimi gidiyorum hayatındanhiç bir anı kalmasın geridesana beni hatırlatankırdığın kalbimin parçalarınıyükledim bavullara açmamak üzerene bir resim ne bir plak olmalısana beni hatırlatanartık bizim şarkımız yokçalmayacak pikaplardabizim resimlerimiz hayallerimiz yoksevgimi yok saydığın gibibeni hatırlatacak bir iz kalmasın geridetopladım sevgimi gidiyorum hayatındanhiç yaşanmamışçasına, sevilmemişçesine
__________________
gülünhüznüyüm
18.11.2007, 04:45
Uzaklara dalıyor gözlerim. Bulutlar gri.. Bir rüzgar esiyor ve üşümeye başlıyorum.Saçlarım yüzümü kapatıyor, elimle açmaya çalışıyorum..Ama duruyorum sonra.. Belki de rüzgarın elleriyle dokunuyorsun saçlarıma...Kapatıp aslımı tüm gerçeklere, suretime açıyorum ruhumu..Sessizliği dinliyorum, içinden sesini duyacakmışım gibi.Sanki birşeyler fısıldayacaksın bana, daha önce hiç duymadığım, hiç bilmediğim bir şey..Ellerimle toprağı avuçluyorum, onunla karışıyorum hayata,sen oluyorum, sendeki ben oluyorum biraz da..Tüm dünyayı susturup, konuşmak istiyorum seninle, fikrimde bile olsa yeter bana..Artık seninle ilgili en küçük bir düş, en küçük bir anı, en küçük bir ses, ufacık bir düşünce bile avutabiliyor beni.Tanımlayamadım..Varlığında içimdeki heyecan, yokluğunda yüreğimdeki korku muydu aşk?Yarım kalmışları tamamlayamamanın verdiği huzursuzluk muydu yoksa?Belki de sendin aşk bende, ben bunu hiç farketmedim.Öğrendim..Yokluğuna alışmayı, sensizlikte bir başıma savaşmayı.. Bunları hiç bilemem,bilsem de öğrenemem, öğrensem de yaşayamam diyordum oysa.. Neleri öğretiyormuş bu hayat insana..Unutmadım..Seni unutmak aklımdan bile geçmedi, düşünmedim bunu hiç.Öyle çoktun ki, hiç bir yere sığdıramadım seni. Ne aklıma ne de yüreğime..Sözler bitti..Böyle bitmemeliydi oysa, çok cümlesi vardı kurulacak bu hikayenin, senli, benli "biz" li öznelerle..Daha o kadar söylenmemiş, ertelenmiş, yaşanmamış varken, yazmamalıydı hayat sonunu böyle..Sustum..Ağlamıyorum artık..Saymadığım kaç zamandır gözlerimden bir damla bile gözyaşı akmıyor.Ne sana dair ne de hayata, içimde bir yerlerde gizliyorum onları da, seni gizlediğim gibi.Sızlıyorum..Zaman sarıyor elbet kanayan yaraları, gittikçe acısı azalıyor, ama geçmiyor bir türlü.İnce ince sızlıyor saklı bir yerlerde, dokunulduğunda tekrar başlıyor acımaya.Bir perde açılıyor önümde, geçmiş zamanlara dair.. Gözlerimi kapatıyorum..Sendeki ben oluyorum..İlk bakışın canlanıyor gözlerimin önünde, gülümseyişin..Sonra gidiyorsun, ardından bakıyorum öylece durup ben de..Durdurmak için bu gidişi, sarılmak istiyorum ellerine, yapamıyorum..Kapanıyor perde...Suretimi kapatıp aslıma dönüyorum yine..Şimdilik;Hoşçakal..Aşkların en güzeli,Kavuşur elim sana günün birinde,,Hangi gün taşınır dönerim,Bilinmez..Boş kalacak yüreğim,Söz verdim sana,Ölene kadar...Ben seni sana emanet ettim sonsuz sevdam..Yüreğimin senli olan yanını alıp, ayak izlerimi bırakıp ardımda, yürüyorum sonu sana çıkan yollarımda...mystical2007-11-18 06:03:38
gülünhüznüyüm
18.11.2007, 04:45
ßu kez anLadım...Kuru daLLardan yapma ßi köprüden geçiyorum...ßen ordaydım..erßaßı yaLnızLarı yutan kentLer ßiLiyorum...ßu kez anLadım..HüzünLerden ßozma mutLuLukLar yaşıyorum..ßen ordaydım..Acemi aşıkLarı ßoğan suLar ßiLiyorum..Ne müttefik ßeLLi, ne sığınakLarın yeri..Kaybettim ßugün kendimi...HükümsüzdüR !..Sonu yok ßunun ßoşLukLardan ßoŞluk ßeğendim...Vazgeçtim ßugün herşeyden haLsiz şu kaLbim
Kan RevaN içinde hep kanamaz denen yerLerim...hem Suçsuz ...hem Güçsüz .. .hem HaLsiz .. .
hem . . .
KUMRAL81
24.11.2007, 11:05
ÇIK GİTSANA ŞİİR YAZMIYCAM ARTIKÖZGÜRSÜN, İÇİMDEKİ SEN.....!ÖZGÜRSÜN....ÇIKARTTIM ATTIM ARTIK SENİ,NE İŞKENCE KALDI YAPILANNE SENDEN BİR PARÇA........ÖZGÜRSÜNGİT BAKALIM....!GİT ,KENDİNİ TOPARLAYABİLİRSEN,KENDİNDE KENDİNİ BULABİLİRSEN,GİT........ARDINA BAKMA BİLE.NASIL OLSA ALIŞTIRDIN YOKLUĞUNAARTIK NE VARLIĞIN BELLİ HAYATIMDA,NE YOKLUĞUN.......NE YÜZÜNÜ GÖRMEK İSTERİM SAATLERCE,NE TEK BİR SÖZÜNÜ DUYARIM..GİT.....İÇİMDEKİ SEN......SAKLAYIP BİR KÖŞEYE ATTIĞIM,DEFALARCA İÇİMDE İŞKENCE YAPTIĞIM SEN..........GİT...........ARTIK DAYANAMIYOUM ÇÜNKÜ,BU İSYANKAR HALİNEARTIK TUTUKLU DEĞİLSİN İÇİMDE, GİT............. bir sigara yaktım senin için ardı kesilmedi defalarca yaktım sonu gelmedi en son pes ettim çünkü senden , eser kalmadı yüreğimde.......... RÜYAMRÜYAMDAYDIN DÜN GECEMUTLUYDUN ,HUZURLUYDUNBEN YOKTUM YANINDABEN OLMAYINCA SEN MUTLUYUŞSUN MEĞERMEĞER BENMİŞİM SENİN HUZURSUZLUĞUNA SEBEPÇIKTIM ARTIK RÜYANDANHAYATINDAN........... ..............SIR..................TEK BİR SIRRIM KALDIANLATMAK İSTERDİM AMA,ANLAYAMAZSIN..........ANLATTIĞIMDA ANLAYAMADI YA ZATEN....O YÜZDEN BU BAŞI BOŞLUĞUM,O YÜZDEN BU ÇARESİZLİĞİM......O YÜZDEN BU ÜMİTSİZ BEKLEYİŞİM UZUN UZUNTEK BİR SIRRIM KALDI ŞU KOCA HAYATTA......KANDİMLE BİLE PAYLAŞAMADIĞIM...........İÇİMDE BİR ŞEY KALDI SENDEN, TUHAF BİR ŞEY.........SANKİ YUTAMADIĞIM BİR PARÇA EKMEK GİBİ....DÜĞÜLENİYOR BOĞAZIM........HİÇ BÖYLE OLMAMIŞTI,HİÇ BU KADAR ACIMAMIŞTI.....SANKİ HANÇERİ KALBİME SOKUP BIRAKMIŞ GİBİSİN......İÇİMDE BİR ŞEY KALDI SENDEN....SENDEN HABERSİZ BIRAKTIĞIN BENDE..........................artık yeter.....................ne sana verecek bir sözüm kaldı,nede yüzüne bakacak bir halim.....ne üstünde bir hakkım var,,,,,,ne bir gelecek beklentisi.......artık yeter!ne umudum kaldı senden bana kalanne de bir kalp..........HAYAT BEN HİÇ YOKMUŞUM GİBİ DAVRANIYOR....NE YAŞANALAR,NE GÜNÜN BANA GETİRDİKLERİ.......NE ZEVK VAR.......,NE HÜZÜN........İKİSİNİN ORTASI BİR ŞEYHAYAT BEN YOKMUŞUM GİBİ DAVRANIYORİÇİNDEN CIMBIZLA SEÇERMİŞ GİBİYALNIZ BANA VERİYOR HEP VEFASIZLARI.......HAYAT BEN HİİÇ YOKMUŞUM GİBİ DAVRANIYOR.......
KUMRAL81
24.11.2007, 11:18
Dilenmeye geldim sana avucumu açıpta Yalvarmaya geldim sana yüzüne bakıpta Para verme almam nedenini sorunca Yılar önce çaldığın kalbimi almaya geldim Yalan sözlerle kandırdığın Saflığımla beni aldattığın Neye yararki şimdiki pişmanlığın Aşkımı senden almaya geldim Sevgi yerine para verilmez Kırılan kalp yerine gelmez Özürle afla bu iş bitmez Mutluluğumu senden almaya geldim Vardı derim yıllar önce bir sevdiğim Sevip saydığım güvendiğim Uğrunda canımı bile verdiğim Yıllarımı senden almaya geldim
Önüne geleni degil ugruna öleni sevSana bakanı degil sana tapanı sevSeni aglatanı degil senin için aglayanı sevAma unutma günlük degil ömürlük sev.......
Sevgi nedir senceDeğersiz bi oyuncakmı ?Yoksa bir anlık hevesmiKolayca yırtıp atacağın bir defter yaprağımı Hayır bence sevgi Dünyanın en güzel duygusu Nerdenmi biliyorum Çünkü ben seviyorumBen seni seviyorumRüyalarımı seninle paylaşıyorum Yanımda olmasan da Seni hayallerimle yaşatıyorum Diyceksinki hayallerle yaşanırmı Yaşanır İnsan yürekten severse Onu kazanana kadar savaşır Kaybediceğini bilse bile Ben kaybetsem bile umutla yaşayacağım Bedenim çürüyene dek Ölene dek savaşacağım...
Ben zaten ölmüşüm sen acı çekme Beni seviyorsan boynunu bükme Yolda görürsen yüzüme bakma Darılmam sevgilim tanımadan geç Mutluluk bahtına bensizde doğsun Karanlık daima aydınlık olsun Başkasıyla belki mutlu olursun Darılmam sevgilim tanımadan geç Dünyaya geldim gülmedi yüzüm Dertli pınar gibi ağladı gözüm Bana eller gibi düşmandır sözün DaRıLMaM SeVGiLiM TaNıMaDaN GeÇ......
Mutluluğu bana göstermediniz Ömrümce ağladım güldürmediniz Yaşaraken öldümde öldürmediniz Durun yıllar sizden şikayetim var Gençliğimi bilmedim yaşamadımki Sevdimde gül yüzünü göremedimki Nedir sizden çektiğim anlamadımki Durun yıllar sizden şikayetim var Mutluluğu hayel ettim yaşamadım Dıştan güldüysem içten ağladım Bu dünya bana dar şimdi anladım Durun yıllar sizden şikayetim var.....
Bir damla mutluluğu çok gördün bana Oysa ne kadar çok sevmiştim seni Aşkının uğruna ölürdüm inan Ne olrdu birazcık sevseydin beni Seviyorum deseydin aşığım sana Yalandı sözlerim inanki bana Hayelde olsa güzeldi ama Ne olurdu bir defa gülseydin bana İnanmıştım sana bütün kalbimle Seni öyle sevdimki ölesiye Beni gerçekten sevmesen bile Seni seviyorum deseydin bana...
Ben Seni Oylesine SevmedimSeni oylesine sevmedim seni kanayan yuregin acısı yada,Yarına gebe bir annenin sancısı kadar sevdim,Ben seni günesin batışındaki karanlık,Ve dogusundaki aydınlık kadar sevdim,Ben seni dusmanın dusmana nefreti kadar,Yada tutsaklıgın ozgurluge hasreti kadar sevdimBEN SENİ OYLESİNE DEĞİL BEN SENİ ÖLESİYE SEVDİM
işte bunlarda benim şiirlerimmm
1; bu şiirde nedensiz kalanlardanyarım mı?kaldım ben şimdibitti mi?yanidemek gidiyorsun hane diyeyim ki?sanayolun açık olsun
bakma bana öyle diyorsun yasana hep nasıl baktım ki bensakın vedalaşma diyorsun yaben sana ilk kez veda ediyorum
peki neden demeye hakkım varmı?niçin bittitek bir söz söyleme diyorsun yahiç mi hakkım yok neden sormaya
peki ya bu 8 yılhiç mi konuşmadık bizhep senin mi hakkın vardı vedalaraben neydim senin içinne ifade ediyordu sana benliğim
sakın beni acıtma daha fazlaben sana hiç veda etmedim kivedalar nasıl olur bilmemama her gidişin bir hesabı vardır dimi
demek yürümüyor artıkpeki ya 8 yılnasıl oldu bu meleğimhiç mi yetmedim sanayada yetiremedim mi
neyse gülüm karar seninpeki ya ben nasıl yaşarım neden`siz gidişinleben yine kendimi kandırayım o zamangidişin nedensiz olsada nedeni belki de beni üzecek birşeydionun için söyleyemedin
her neden acıtmaz mı?insan canınıben`de acıyorumevet şimdi susuyorumbu şiirde nedensiz kalanlardansende sebepsiz gidenlerdensinnnn....
2; ben kazandım aşkta yalanlarsa kaldı geride
aşk mı?yaşadım en güzelinide,en çirkininide,doydum kahpeliklerede,gerçek sevenlerede.yorulmadım,her ne kadar sahtelere bürünsemde, ben kazandım aşk`ta,yalanlarsa kaldı geride..
ben yüceldim gerçek sevgimle,sen ise yalnız kaldın sahte çevrenle.sakın ola övünme terkedişinle,ben kazandım aşk`ta,yalanlarsa kaldı geride...
anlatma adımı bile anma kirli ortamlarında,zafer gördüğün şey aşk`tı adı`nda.yakışmadı gülüm adı`na yazılan anlamlı yazılarda,ben kazandım aşk`ta,yalanlarsa kaldı yerinde...
3; sonsuzluğa attığın adımlarını saydım sessizce
bu gönül`ü tek sen kırdıniçimde ne varsa dağıttın,kahpece vurdun kapıyı çıktınsonsuzluğa attığın adımlarını saydım sessizce
dönmek için gitme,arkandan ağlamam hıçkıra hıçkırazannetme ki yalvarırım köpek gibi kapındasonsuzluğa attığın adımlarını saydım sessizce
belli ki bu gidiş çok yıkmıştı benibu şiir,bu eller böyle anlatmamalıydı seniisyan bile yakışmazdı senin gidişine sonsuzluğa attığın adımlarını saydım sessizce
sen dönecektin ben affedecektim belkidesonsuzluk gidişin değil aşk`ımız olacaktı içimdebir volkan gibi patlayan çaresizliğimdesonsuzluğa attığın adımlarını saydım sessizce
SANA YAZAN BU ELLER BİR ZAMANLAR SAÇLARINI OKŞARDIÇARESİZKİ KOŞTUĞUM BÜTÜN YOLLAR SANA ÇIKARDIBENİM SEVDAM,BENİM KALBİM ÇIKARSIZDISONSUZLUĞA ATTIĞIN ADIMLARINI SAYDIM SESSİZCEİÇİMDE YAŞATTIĞIM SENİ VURDUM BEN BU GECE.....
6; SAYENDE AŞK`I DEĞİL AYRILIKLARI YAZAR OLDUM...
Hep geç kaldım hayata,Anlatamadığım tek şey yalnızlığım oldu.Bak sonunda bunu`da yaptın bana,Sayende şair oldum.
Belkide bana kazandırdığın en güzel şey bu`ydu;Herkes takdir ederken yazdıklarımı,Bir ben bilirim çektiklerimi.Seni yazmak yaşamaktan daha güzel...Ve sen böylece gidişinle övünürken;Ben bırakmam diyenin,acizliğini yazdım mısralarıma
RAHAT OL HAKKIM HELAL`DİR SANA.BİR DAHA SAKIN KANATTIĞIN YARA`YA BASMA,OLUR YA DÜNYA KÜÇÜK KARŞILAŞIRIZ,UFACIK BİR BUSE BİLE YANSITMA.ÇÜNKÜ BEN;SAYENDE AŞK`I DEĞİL AYRILIKLARI YAZAR OLDUM...
7; Unutmayı Öğrenememiştim Unutulduğum Kadar
Vakit gece yarısı olmuşEllerim buz tutmuştu yaz günündeSen yoktun artık gülüşlerimdeYeryüzü bile karanlıktı,gündüz gözüyle...Çaresizliğim şaşkın bakışlarımın ifadesiydiKimin gözüne baksam sendiSanki yenidoğan bebek gibi`ydi bedenimTanımaya çalışıyordum benliğimiVe kaybettiklerimi hatırlamayaKarşıma çıkarsın diye, İnsanlardan,gözümü ayırmıyordum..Artık adı`nı biliyordum sevdalarınTerkedildiğinde çaresizlikSevildiğinde ise bırakıp gitme korkusuydu SEVDAPeki ya;Yitirdiğimi zannettiğim gurur`umOnu hiç düşünmüyordum bileBiliyorum bu kadar aciz kalmamalıydımBırakıp gidenin acizliğindeKaybolan yıllarım Belkide kazandıklarımda vardı SEVDA`DANAma birşey var dı?kendime konduramadığımUnutmayı öğrenememiştimUnutulduğum kadar.....
8; Değermisin Üzülmeye
Senmiydin ansızın bırakıp gidenBir elvedayı bile bana çok gören..Neydi içindeki,nefretin sebebi bilemedimBoşamı?harcadık bunca yıl`ıHerşeyi sildin mi?Bunca yaşadığımız yıllara böylemiydi finalin
Sen Haklısın yada ben yetmedim sanaBak hatayı kendimde arıyorum halaBırakıp gidene denir elveda..Ben o kadar nankör değilim sırtımı dönemedim sana
DEĞERMİSİN ÜZÜLMEYE,AKLIM HİÇ ALMADIDÖRT DUVAR ARASINDA RESİMLERİN KALDIİÇİN HİÇMİ ACIMADIBAK HATAYI KENDİMDE ARIYORUM HALABAK SENİ SEVİYORUM HALADEĞMEYECEĞİNİ BİLE BİLEDÖNMEYECEĞİNİ BİLE BİLEBeklemesini unutmasını öğrene öğrene...
9; Zor`u Kolay`a Tercih Ettiğin Gibi
Seni sana bıraktım kendi haline.İster dön bana ister dönme,Başka hayatları kucaklarken sen, İster sev beni ister sevme..
Bilirsin sen beni,beklerim. İmkansızlar hep mücadelem olmuştur.Bende bilirim seni,unutursun,Kolaylar zor`dan hep daha yakın gelmiştir sana..
Sen hayatı bu kadar basit yaşarkenBir şeyi unutma:Gönülden sevenle yaşlanılırSenin gibi günlük sevenleZaman geçirilir...
Ve``Günlük``olduğunda anlayacaksınBenim mücadelemin değeriniO vakit sakın geri dönmeTıpkı bırakıp gittiğin gün gibiZor`u Kolay`a Tercih ettiğin gibi
10; Kimse Seni Benim Kadar Sevemez
Bİ KIZIMIZ OLACAKTIAdı`nı bahar koyacaktıkKüçük`te olsa bir yuvaSokağın adı ise sevda
Ne oldu peri kızıBu kadar şey oldumu rüyaEvet senin bi kızın oldu Şimdi adı ise benim dilimde elveda
Ne diyim ki;sanaHerşey gönlünce olsunAma hep bu şiiri hatırlaÇÜNKÜ;KİMSE SENİ BENİM KADAR SEVEMEZVE KİMSE YALNIZLIĞINDA BİLE SENİ YAŞAYAMAZ.. BENİM YAŞADIĞIM KADAR...
11; masamda rakı balık
Masamda rakı balıkradyoda yine bizim şarkımız çalıyorof ALLAH`IM ofunutmak bu kalbe zor geliyorgel be insafsız,gelde can bulsun bedenimşenlensin yine evimgittiğin günden bu yanayavrumunda kokusu var odamdasen olmayınca düzenim olmuyorrakı balık bile tat vermiyoretraf dağınık,eşyalar bile derdim bilmiyorsen gelsen görsen bi halimihele bide görsen evin haliniçok kızardın bana bilirimtitiz olmak geninde vardı?
GEL NE OLUR SONSUZ GELİŞİN OLSUNGÜLDÜR YÜZÜMÜYİNE RAKI BALIKVE YİNE BİZİM ŞARKIMIZLA ŞENLENSİN EVİMİZYAVRUMUZ TOP OYNASIN BAHÇEDE EVİN CAMLARINI KIRSIN YİNEMEYVEMİZİN YANİ YAVRUMUZUN HATRINA GELGÜZEL GÖZLÜM...
12; Ben Yokum Gögsünün Üstünde
Bende bulamadığın neydide gittin ellereBu kadar mı? uzak kaldı tenin tenimeŞimdi nasıl ısınıyor bedenin,başka bir tendeBen yokum gögsünün üstünde.
Hani kıyamazdın tek bir damla gözyaşımaBen olmadan yaşayamazdın,başkasıylaHani yaz`ın bile kış gelirdi odanaŞimdi hangi bahar var kollarında
BİLSEYDİM;ELLERİN OLACAKTINBİLSEYDİM;HAYIRSIZ ÇIKACAKTINBİLSEYDİM;KOLLARINDAKİ ARKADAŞIM OLACAKTIYAZARMIYDIM BU ŞİİRİ HİÇBEKLERMİYDİM BAHARI HİÇ......SEN ÜŞÜMEYESİN DİYE....SARARMIYDIM TENİNİ HİÇ
13; Sen Kime Gidersen Git Hep Beni Bulursun
sen severken,ben kaçtımbiliyorum suçluyum yanında kalmalıydımdemiştin ya,benim gibi seveni zor bulursunbulamadım canım yanıyorşimdi arasamda yoksunsevgine karşılık bulmuşsundilerim mutlu olursunben kıymetini bilemedimsuçluyum,pişmanımsenden özür bile dilemedim
dünyanın düzeni bu olsa gerekseversin sevdiğin seni sevmezbak sevdim ama;sen yoksun...GEÇ KALDIM SANA,SEVMİŞİM ASLINDA HEPŞİMDİ ELLERİNSİN,MUTLUSUNAMA ŞUNU UNUTMASEN KİME GİDERSEN GİTHEP BENİ BULURSUN...
14; canım annem
CANIM ANNEMDemiştin ki;Hayat çok şeyi öğretecek bebeğimBÜYÜDÜKÇE KÜÇÜLECEKSİN Öyle anlar yaşayacaksın kiİnsanlara küseceksinDindirmeyi bilmediğin yaraların olacakSarmak için ilaç arayacaksınVe vazgeçemediklerinde olacak bebeğim demiştin;Evet anne oldu Sevdim vazgeçemedimEn çok`ta sevgimden yara aldımKüsmeyi,kırılmayıda öğrettiler anneVe küçüldüğümüde zannettim
EVET CANIM ANNEMSEN HAKLIYDINBÜYÜDÜKÇE KÜÇÜLDÜMSEVDİKÇE KIRILDIM,KIRDILAR ANNEMAMA KİMSE SENİN KADAR SEVMEDİBİLİRİM ARTIK ANNEMEN KARŞILIKSIZ SEVDA`NIN ADI SENMİŞSİN...
15;Ömründen Kimseye Ömür Biçmeyecek`mişsin
Bak yine sensizlikteyimSıcaktan kavrulurken istanbulBen hala üşümekteyimSendeyim ve beklemekteyim
Gündüzler ve akşamlar anlamını yitirir olduSevdiğim istanbul bile menfaat dolduBak dostlarım bile sayende düşmanım olduEn güzel gülleri getirmedim mi?sana hep soldu
Şimdi herkesin dilinde biten aşkımız Benim dilim`de ise bitmeyen şarkımızÜşürken bile sıcaktan titrerkenEN SON DÜŞÜNDÜĞÜM ŞEYDİ SENSİZLİK
ANLADIM ARTIK BİR ŞEYİ;KİMSE`YE HAKETTİĞİNDE FAZLA SEVMEYECEKMİŞ`SİNGEÇ OLDU AMA YİNE SAYENDEÖMRÜNDEN KİMSEYE ÖMÜR BİÇMEYECEKMİŞ`SİN..
16;Ya Sevmedik yada Sevenlere Geç Kaldık
Olmadı gülüm kısmet değilmiş mutlulukÇaresi yok mu?hayat neden bu suskunlukBozuk plak gibi herkesin ağzında bi mutsuzlukYa sevemedik Yada sevenlere geç kaldık
Ne söylesende boş aşk içinOlmayınca olmuyor,sanki herşey kaybetmek içinŞimdi suskun yüreğim kırgın gecikmişlereYa sevemedik yada sevenlere geç kaldık
Anlatıyorum yazıyorum ama;Birde bana sorun,anlatamadıklarımıŞu boğazıma düğümlenenleriKüçük bir bebe`nin yeni konuşmaya başlaması gibiSaklıyorum içimde ANLATAMADIKLARIMISAKLIYORUM İÇİMDE GEÇ KALDIKLARIMI......
ELİMİN UZANIPTA YETEMEDİĞİ SEVGİYİ SULAYIPTA DALINDAN KOPARAMADIĞIM ÇİÇEĞİMİTOPRAKLA BİR GÖRDÜĞÜM ENKAZ BEDENİMİKOPARMAK İSTEDİMDE SENDEN KOPARAMADIMYA BEN SEVEMEDİM YADA SEN HEP FAZLASINI İSTEDİNONUN İÇİN GEÇ KALDIM SANAVE YAŞAYAMADIKLARIMIZA...
17;NASIL YARALANDIĞIMI BİL İSTEDİM...
en kuytu karanlıklara gömdüm artık aşk`ısenin olmadığın bir yerde başlattım hayatısoranlara anlatamadım yaptığınıaslında bağırmak istedim herkese avazım çıktığı kadar aldattığını.......
şimdi ayrıyız mutlu ol yeter;senin olmadığın yerde hayat beter mi?beteryeni insanlar,tanımadık yüzleronlara bile haykırmak istedim aldattığını
kanıma dokunuyor ne yalan söyleyimhala aklım almıyor,ne bileyimyaptığın şerefsizliğin bedelini bırak ben ödeyimSENİ SANA HAYKIRMAK İSTEDİMNASIL YARALANDIĞIMI BİL İSTEDİM...;;;;
18;küçüğüm
Buğulanmasın gözlerin küçüğümBen ne sevdaları geride bıraktımÜzmesin seni yaşadıkların küçüğümBen ne yaşanmamışları geride bıraktım.
Hayata küstürmesin seni ilk`lerinBen ne ilk`leri sildimde geride bıraktım küçüğümAynalara bakmamazlık yapma sakın Sen bırakıp gidenlerden daha büyüksün küçüğüm...
Hayatını erteleme küçüğümÇok zaman`lar var önünde aşk`ı tanıman içinSakın bir daha ağlamasın gözlerinAĞLATMAK İÇİN YAŞA KÜÇÜĞÜM...
Son sözler acıtmasın canı`nıHep acıtanlardanda`da olma küçüğümÖnce tart karşındakini,Seni anlamaya çalıştığını anla küçüğüm
SEV,SEVMEK BÜYÜTÜR İNSANISEVİLMESENDE ÜZÜLMEELBET BULUNUR DOĞRUYUDA SEVEN ÖLÜMÜNE KÜÇÜĞÜM....
19; Değermisin Üzülmeye
Senmiydin ansızın bırakıp gidenBir elvedayı bile bana çok gören..Neydi içindeki,nefretin sebebi bilemedimBoşamı?harcadık bunca yıl`ıHerşeyi sildin mi?Bunca yaşadığımız yıllara böylemiydi finalin
Sen Haklısın yada ben yetmedim sanaBak hatayı kendimde arıyorum halaBırakıp gidene denir elveda..Ben o kadar nankör değilim sırtımı dönemedim sana
DEĞERMİSİN ÜZÜLMEYE,AKLIM HİÇ ALMADIDÖRT DUVAR ARASINDA RESİMLERİN KALDIİÇİN HİÇMİ ACIMADIBAK HATAYI KENDİMDE ARIYORUM HALABAK SENİ SEVİYORUM HALADEĞMEYECEĞİNİ BİLE BİLEDÖNMEYECEĞİNİ BİLE BİLEBeklemesini unutmasını öğrene öğrene...
mystical2008-07-04 15:12:11
gülünhüznüyüm
27.11.2007, 09:39
Yıldızlarla konuşurumSusmuşum Meryem gibi”Zemheriydi;Mahrem bahçelerde büyüyen tek lalemi boynundan koparıp gitmişti…ardından yetim bıraktığı kalbimin güvercinlerini, ağlatarak, inleterek…Ben yağmurlardan kaçırmıştım gözlerimi… Kırık aynalarımdan seyrettim göğü günlerce… Kalbimin her köşesini dikenli ellerimle sıvadım yokluğunla…Ve asumandan nüzul olanın aşkına ben sana yalan söylemedim…Hayatın giyotinine gidip gidip gelmekten usanan kalbimde bu aşka mühür vuracak takat yok…Sükûtumsa üzerimde gezinen nazlı cümlelerin hatırı için.Öfkem kudurgan bir dalga gibi çarpıp duruyor dudaklarıma…artık küskünüm yosun kokulu gözlerin renginde gecelere…düşmesinler ömrüme haşiye,ben üstü başı imbat içinde kalmışacıdan öte birşey murad etmedim…Mendilleri sallamıştım ardından umutsuzlukların… Yazgımı örtmüştüm efdal olan bir kelamla.Bir bir kefenleyip gömmüştüm ağrıyan yerlerimin hatıralarını… Bir tek gizlediğim faydasızlıklar kalmıştı geriye… onlarıda en derinde saklamıştım… bir daha çıkmamacasına.Sonra bir sabah ayazında çığ gibi haberler ulaştı suskunluk diyarından.Haberi ihtilal sarsıntılarıyla sarstı benliğimi…Berrak sularım yine boz bulanık aktı…Ben hep ziyanBen hep isyanOysa ne de çok alışmıştım şitaya ererken artık yalnız kalmayaNe çok sevmiştim hayalinle konuşmayı….Serçe kuşların dilini öğrenmiştim sen yokkenSana onlarla haber yollardım da sen bir haberi çok görürdün banaBen yine de mutluydum…Ne güzeldi o anlar—ki ben umutsuzdumBunca helezonlar ortasında bu rücu niye?Dilinde anlamını bilmediğim bir heyula!Aklında yine firar yine firar…Senden bana kana batık güller hediyeSonsuza kadar yut kelimeleri… KonuşmaKonuşursan kaypaklığına dudak bükecek melekler…Ellerin titremeyecek biliyorumBiliyorum hiç üşenmeyeceksin kalbime hançeri basarkenOysa hoyrat ellerim var demiştim sana.Varsın saçlarında ağyar elleri gezinsinVarsın gözünde iplik iplik olsun yağmurlarVarsın sen her geceni tutuştur benden aldığın korlaVarsın sen de ağlama anlayamadan bir an umutsuzluğumu…Varsın sen de fütursuzca sal kalbime mermileriniBen alıngan namluları okşarım yokluğundaBir kurşuna yoldaş olur belki seni bulurum mystical2008-07-04 15:06:53
gülünhüznüyüm
27.11.2007, 09:40
Tutunamıyoruz hayata… Tutamıyoruz hayatı...Gittikçe büyüyen acı bir gerçek var çevremizde; insanlar mutsuz ve hayattan kopuklar. Yorgun ve yenilmiş insan manzaraları o kadar çok ki! Sanki yanlış bir çağda, yanlış bir zamanda, yanlış bir mekânda yaşıyor gibiyiz.Aslında sorun çağda, zamanda, mekânda değil, tek tek insanlarda. Hayata dair acemiliklerimiz var, bilgisizliğimiz var.Bu acemilik içinde derin bir anlam problemi yaşıyoruz.Anlam yükleme ve anlam yüklenme probleminin oluşturduğu kaosla birlikte insan, insanlığa ait olmaktan çıkıp ten kafesine düşüyor. Çığ gibi büyüyor mutsuz kalabalıklar.Olmuyor.Mutsuz ve umutsuz hiç olmuyor.Bizden bir şey olmuyor, gelip gelip gidiyoruz dünyadan iz bırakmadan.Kalıcı bir insanlık hali düşmüyor zamanın ruhuna bizden.Büyük acılar da eğitemiyor örselenmiş ve cilalanmış ruhumuzu.Bir kıvamsızlıktır yaşadığımız.Yaşamamış gibi yaşıyoruz.Buraya hiç uğramamış, bu dünyada hiç doğmamış gibi ölüyoruz.Meydanlar alabildiğine boş olsa da dikemiyoruz ruhumuzun heykelini.Gül bitirmek varken neden yakarız gülleri?Neden çöle çeviririz bin bir renkli bahçeleri?Sular çekilir, yağmur kesilir, toprak taşlaşır bizimle.Niye bu kadar bereketsiziz, niye bu kadar şükürsüzüz?Olmuyor.Kaslarımızdan en önce düşüncelerimiz, ruhumuz çok zayıf. Büyük iddiaların ve büyük ideallerinin ardında geçmiyor hayatımız.Adanmışlık yok bizde, yenilmişlik varBüyük düşlerin içine düşmüyoruz gölgelerimiz.İnsan ki, merhamete muhtaçtır. Çekildiğinde merhamet üzerimizden yeniliriz, kimi zaman kendi gücümüze, kimi zaman da kendi dışımızdaki güçlere.Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer yok bizde.Dirilişe çağıran şairin, şairlerin sesleri değmiyor içimize.Zaferleri ki, tarih kitaplarında, eski meydanlarda, müzelerde, fermanlarda bırakalı çok oldu. Ne masal, ne menkıbe ne de bir şiir üretemedik yıllar boyu.Ağıttır bize düşen, dilimize pelesenk olan.Büyük düşleri düşleyemez olduk.Kendine takılı kalan bir küçüklüktür halimiz. Takıntılıyız.Zayıfız, aciziz, çaresiziz, kırılganız, dayanıksızız.Küçük de olsa bir isyan kıpırtısı var damarlarımızda dolaşan.Bu bir ışıktır ve yeri gelmişken mutsuzlara ve mutsuzluğa soruları sıralamaya devam edeyim.Neden büyük ideallerin insanı değiliz?Neden bizden kahraman çıkmaz?Neden çağlara ulaşmaz sesimiz?Neden düşmanız kendimize?Niye acınaklı, kenarda kalmış bir hayatı yaşamayı yeğleriz?Neden yabancıyız içimize?Neden tanımayız kendimizi?Neden fırsat vermeyiz aklımıza, duygularımıza, ellerimize, bedenimize, gözlerimize.Neden derin değiliz?Neden sevmiyoruz kimseyi?Neden firar etmeyiz sevgisizlik zindanlarından?Neden hicretle yola koyulmayız bahar ülkesine?Güneşe giden yolcu çıkmaz mı aramızdan?Karanlığa mahkum mu kaderimiz?İrfan ve idrak çok mu uzakta bizden?Şimdi bir kere daha, bir medeniyet tasavvurumuz, bir insanlık duruşumuz, çağa gerilmiş değerlerimiz, estetiğimiz, mimarimiz, müziğimiz, sözümüz, özümüz neden olmasın? Yontulmamış bir ağaç parçası gibi üstümüze yapışan kabalık, köksüzlük ve ruhsuzluk yakışıyor mu insana?Ama böyleyiz.Ya hayat bizi beğenmiyor ya da biz hayatı.Tutunamıyoruz hayata… Tutamıyoruz hayatı…Çünkü iyi beslenmiyoruz.Gövdemizin aksine fikrimiz ve ruhumuz iyi beslenemiyor.Açız aç…Çağlara seslenen büyük insanlık sesinden, büyük insanlık durumlarından, büyük dalgalardan habersiziz.Eşyaya mahkûm bir hayatın içinde, ne zindanlarda şahlanan büyük hayatları, biliyoruz, ne de saraylarda tükenen küçük hayatları. Bir umut filizlenmiyor bu açlıkta, bu sessizlikte, bu mevsimde, bu dedende, bu zamanda, bu yabancılıkta…Neden hayatı ıskalıyoruz?Neden sonsuza uğurlamak-uğurlanmak varken ölümü öldürüyoruz.Ölüm ki terbiye eder, açlığımızı giderir, doyurur bizi.En büyük ihaneti kendimize ettiğimizden olacak, büyük hayal kırıklıkları, büyük acılar, büyük yenilgiler peşimizi bırakmıyor. Boğuluyoruz bir kaşık suda.Başarıları tek kişilik yaşar, acıları on kişilik çekeriz omuzlarımızda.Gittikçe ağırlaşırız, bir daha uçma iradesi belirmez düşüncelerimizde.Unuturuz uçmayı, olmayı, varmayı.Olumsuzluğu ve başarısızlığa demirleriz hayatın geriye kalanında.Yalnız yaşar ve yalnız ölürüz biz.Kimse için bir anlam taşımadığımız gibi, kimsenin de bizde anlamlı olmasına izin vermeyiz.Sevgisizliktir sebebimiz.Sevgisizlik bencilleştirir, bencillikle bir kere daha yenilir ve kenara atılırız.Hayatı zorlaştırmaktır marifetimiz. Çünkü başarısızlığımıza, yenilgimize, mutsuzluğumuza, dağınıklığımıza bir mazeret gerektir.Kendine yoğunlaşmak yerine, yerli yersiz herkesi yolumuzun üzerinde rakip görmeye ne kadar yatkınız.Kendi varlığının sırlarına erememiş, kendi arşına yürüyememiş biz emeksiz ve çilesizler için mutsuzluk, umutsuzluk, idealsizlik göklerden gelen bir ikazdır.Bu ikaz ki, ölüleri diriltmek içindir.Ölmüş duyguları, düşünceleri, idealleri diriltmek için.Şevk ve Aşk gelip de bizi heva havuzundan çıkartmadıkça bu ikazın cezaya inkılap etmesi an meselesidir. Mutsuzluk ki çaresi; hayatı-ölümü ve ikisi arasına gerili duran insanı ciddiye almaktan geçer.İnsan ki, eşsiz bir sanat eseridir, isterse çağları delip geçer ve hep var olur, var edenin adıyla. İnsanı yaşatan anlamdır, insanlığa aidiyet duygusudur, idealleridir, sevgidir, aşktır, yanmamış güllerdir…Yorgun ve yenilmiş insan manzaraları o kadar çok ki! Sanki yanlış bir çağda, yanlış bir zamanda, yanlış bir mekânda yaşıyor gibiyiz. Aslında sorun çağda, zamanda, mekânda değil, tek tek insanlarda. Hayata dair acemiliklerimiz var, bilgisizliğimiz var. Bu acemilik içinde derin bir anlam problemi yaşıyoruzmystical2008-07-04 15:05:59
gülünhüznüyüm
27.11.2007, 09:40
Sen benim bir parcamsinSensizlik mi beni boylesine parcalara bolen.... Yoksa seni bulup da sendenken senden olamamak mi? Beni binlerce bene bolen cok sey var. Ve sen o cok seylerden birisin. Senin yanlizligin, senin acilarin, senin sevdalarin ve senin kendin... Beni parcalar bolensin. Beni parcalara ayiransin. Parcalarimi alip goturensin. Sen benim bir parcamsin!___ ...Kahrolasi saatlerde bile zamanin durdugunu hissettim, sen olunca. Dakikalarca, saniyenin belki yetisemedigimiz anlarinda seni yasadim ben. Zamani durduran ben miydim, yoksa gelisinle beni okyanuslara surukleyen sen miydin? Zamanlar karanlikti, zamanlar dardi, zamanlar durmustu, zamanlar seninleydi. Seni ucsuz bucaksiz yasadiklarimdi...___...Sonuna kadar gelmek istedim. Tutmadin elimden. Daha dogrusu zatin yoktu. Olman bile onemli degil. Ben zaten bir yerlerden sana gelmisim, seni bulmusum. Senin gonlune coktan girmisim bile. Biliyorum sen gozlerimde ariyorsun kendini ama ben kalbindeyim. Kalbe girenin de goze gelme, geriye donme istegi artik yok. Seni sana verdim. Seni sende yasiyorum artik. Benden kendini istesen de veremem....___ ...Sandin ki cevaplar beklerim senden. Evet'lerle, hayir'lari bile dondurdun dilinde. Uzun uzadiya konusmalara saklayip tukettin onlari. Oysa o anda onlarin soylenmesi gerekiyordu. O anda hayir'la evet arasinda bir secim yapman gerekiyordu. Sense sadece bakip gozlerime, hatta kacirircasina gozlerini suskunluga vurdun her seyi. Her sey zamaninda guzel ve zamaninda anlamli. O ani kacirdiktan sonra yasamanin bir anlami yok ki. Belki de butun tadlar ilk yudumda gizli. Ve bizse hep son demlerimizin, son yudumlarimizin guzel ve kalici olmasina calisiriz. Degil, evet degil. Senden cevaplar degildi aradigim. Senden beni anlamani, bana bir seyler vermeni bekleyen biri degildim. Degilim. Senden bir seyler isteyen bir insan da degilim. Olamam da. Belki, belki bir seylerin istenmesini bekleyen bir insan olabilirim. Ancak bu kadar...___ ...Sende yasadigim yogunluklari sen hep baskalarinda aradin. Sende buldugumu sen benim disimdaki yuzlerde aradin. Insanin kilometrelerce uzaksin, sense yaban eller gibi duruyorsun. Tum bunlar gercegin otesinde degildi ama bunlari dus kilan senden baskasi da degildi...___...Evet, sevgili... Sen artik benden oldun. Benden... Anliyor musun? Cikarip atmak istesem de yapamam bunu. Gucum yetmez buna. Askima hic yetmez. Sen benden olmasan, askla cizilmeseydin gonlume, sen icime Allah'in eliyle yazilmasan sever miydim seni? Ister miydim, bekler miydim?...___ .... Insanlarin olmadigi yerde bekliyorum. Cunku insanlarin son buldugu yerde basliyorum ben....___ ...Ve iste___ ...Anla artik___ ...Sen benim bir parcamsin___"Alıntı"mystical2008-07-04 15:03:03
gülünhüznüyüm
27.11.2007, 09:54
Çok saklı tutuLan,kimsenin bilmediği,Kimselerin göremediği gözyaşlarımda saklıdır. yüreğim şarkılar söyler sana,yüreğin duymaz... Elbet benim de sığ yanlarım olmuştur. Ben de yarım bırakılmış cümlelerle yaşamışımdır zaman zaman.. Seninle derinleşirken sığ yanlarım, ve seninle tamamlanırken yarım cümlelerim Gittin,... Gidişinle bir ben kayboldu içimde Şimdi... Ben eksildim... Şimdi yalnızlığını yaşıyorum geride kalanların kırık bir hayatın günlüğünden düşen notlar Şiir oluyor Notalar Şarkılar Şarkılar... Bu arta kalan hangi akşamların hüzünleri? Oysa birbirimizin kanayan yaralarıyla sarmalıydık kanayan yerlerimizi...yokluğuna dayanabilirim sandım. Oysa yokluğun bir şiir Ama başka hayatlarımızla;hep seni yaşarım kendi içimde ,Senin haberin olmaz.... Senden kilometrelerce uzaktayken bile Sanki sana dokunabilecekmişim gibi Seni aklımın köşebaşlarında saklyyorum Ve senin söylerken hiç yara almadığın bir şarkıda Ben kaç kez ölüyorum... Herşeye rağmen adın Yazılı durur gözyaılarımın kaldırımlarında.... Gittin işte!.... Sende bittin Oysa ki" beni bir daha uzağında bırakma "demiştin... kalmıştım... Sonra sen gitmiştin Ben beklemiştim, Ama gitmiştin sen Bitmiştin... SenA dalıp gittiğinde çoktan geçip gitmişlerdi Senin gözlerinin değdiği yerlerden benim gözlerim... Boyun eğdim geri çekildim bekletilendim Vazgeçilendim Bekledim Vazgeçmedim... Hiç okumadığın şiirler yazdım sana, sen şiirlere sığmasanda ve hasretin Bir bıçak yarası gibi kanıyor yüreğimin karanlığında hala...hala... Derin bir boşluk sadece... Şimdi "çok uzaklarda" söylenen aşk şarkılarının Rüzgarlarla birlikte Zoraki buralara ulaşması gibi Kesik kesik Bölük pörçük Paramparça herşey... Ve karşı kıyıda yanıp sönen Işyklar gibisin şimdi Bir görünüp,bir kaybolan göz yanılmaları,serap gibisin.... "Hiç unutuLmayan o hüzünLü şarkıların,Nakaratları gibi doLanır diLime ELLERİM UZANMAZ TUTUNAMAM Kİ,ÖZLEDİĞİM ŞİMDİ ÇOK UZAKLARDA!..."Alıntı"
gülünhüznüyüm
27.11.2007, 09:56
Sus yüreğim. Feryat etme. Çığırtkanlara yaraşır bu yaptığın, bir de küçük kız çocuklarına.Oysa sen büyüdün, çığırtkan da olmadın hiçbir zaman.Sen bilir miydin sormadığım soruların cevaplarını. Bir açık kapı olsaydı, güneşi de baharı da getirebilir miydin? Anlar mıydın dilimden, konuşmadan susar mıydık öylece. Yoksa yeni bir alfabe mi yazardın her harfi bir çiçekten. Bilir miydin neden bu kadar korktuğumu. İçimdeki korkunç yalnızlığı, katran karası geceyi, düş düş sonu gelmeyen uçurumu. Okur muydun gözlerimdeki hüznü, kendime bile kapattığım kapıları açabilir miydin?Sağlam dur yüreğim. Etrafa saçma kıvılcımları. Geldiğimiz gibi gideceğiz bu bahçeden. Gitmeye de biliriz. Gitmeyi de biliriz. Sağlam dur yüreğim. Ne içindeki çığlığı büyüt dalga dalga, ne de yalnızlığı.Bu sırrı açsaydık birbirimize. Gözlerimiz her karşılaştığında söylediklerimizi sözlere dökseydik... Kalbimin sükun bulduğu yer dizinin dibi olur muydu? Sıcacık baktığında aradığım cevapları bulur muydum? İçim erir miydi gülümsediğinde, şimdiki gibi? Utanır mıydım yaptıklarımdan, yoksa mesut bahtiyar ölür müydüm son nefesimde?Kendine sarıl kalbim. Sıkı tut kendini. Üzerine sıçratma kuruntuları. Zaten giderek büyüyor gece...Söylesene bu bir masal mı? Sorular üzerine kurulabilir mi hayatlar? Başlamadan biten masallar vardır hani, kahramanları ta en başından pes eden. Mızıkçılık mı yapmış olur onlar, yenilmeyi seçmekle. Saklambaç oynarken sıkılıp kendini sobeleten çocuklar gibi...Kaç bahar olur bir ömürde kalbim? Her tohum başka bir çiçek midir, yoksa yeniden açan aynı çiçek mi? Sorma artık yüreğim.Sus yüreğim, feryat etme...
__________________
gülünhüznüyüm
28.11.2007, 03:39
Bir bilgeye sormuslar:- Bir insanin zekasini nereden anlarsiniz?- Konusmasindan.- Ya hic konusmazsa?- O kadar akilli insan yoktur ki!..************Bir bilgeye nasil bu kadar dogru kararlar alabildigini sormuslar,"Deneyim" demis. O deneyimi nasil kazandin, diye sormuslar"Hatalarimla" demis************Bir bilgeye sormuslar:Efendim caniniz ne istiyor? Bilge cevaplamis:Canim hicbir sey istememeyi istiyor.. ve devam etmis..Bu ruh halininadi gonul yorgunlugudur. .************Bir bilgeye " Nasil insan oluruz?" diye sormuslar ya."Uc adim atlama" gibi bir cevap vermis bilge kisi:Once sana kotuluk yapanlara kotuluk dusunmemen gelir,Insanliga attigin ilk adim budur... Sana kotuluk yapanlara iyilikyapabildigin an ise ikinci buyuk adimi atar ve hakiki insanolmaya baslarsin. .Nihayet, sana iyilik yapanla kotuluk yapan arasinda birfark hissedemeyecek hale geldigin zaman insan olursun.************Bilgeye sormuslar dunya da en guzel sey ne diye??Sevmek? demis...Peki sonra? demisler...?Sevilmek? demis...Peki neden sevmek sevilmekten once geliyor? demisler...O da demis ki ?insan sevdigine sevildiginden daha cok emindir...************Bilgeye Sormuslar;~ insan neden dilek diler?~ insan gerceklesmesi icin diler, ama bilmez ki gerceklestirmek icindilemek gerek.************Bir bilgeye sormuslar en mutlu insan kimdir?.Iste o dagdaki cobandir demis.Neden diye sormuslar. Cunku demis insan bildikleriyle yasar, onunbildikleri koyunlari ve cevresiyle sinirli, kendisini mutsuz edecekveya kafasini karistiracak fazla bir bilgiye sahip degil. mystical2008-07-04 15:12:54
gülünhüznüyüm
01.12.2007, 04:38
bu kadar aci duymazdim. Acim yas olup akmaliydi gözlerimden. AGLAYAMADIM... Seni delicesine bir tutkuyla seviyordum oysa... Tutkum seninle olmakti, tutkum teninde erimek, tutkum hayati sadece seninle paylasmakti.ANLATAMADIM... Gidisini önlemek için tutmak vardi ellerinden. Ellerim degil miydi her dokunusumda seni ürperten? Ürperirdin yine, biliyorum. Bir kez dokunsam, bir kez tutsam ellerini, gitmek için biriktirdigin bütün cesaretin kaybolurdu.TUTAMADIM... Bir yikim gibiydi gidisin. Sen adim adim uzaklasirken benden, çöküp kaldi bedenim oldugu yere. Nice terk edilislere dayanan bu yürek, bu kez yenilmisti. Bu kadar zayif degildim ben kalkmaliydim. KALKAMADIM... Oysa geldigin gün gidecegini biliyordum. Hazirdim gidisine. Kaçak zamanlari yasiyorduk. Zaman bitecek ve sen gidecektin. Bense gidisinin ertesi günü hayatima kaldigim yerden devam edecektim.DEVAM EDEMEDIM... Bir sey söyledin mi giderken?.. "Kal" dememi istedin mi? Son bir kez "Seni Seviyorum" dedin mi?... "Bekle beni, dönecegim..." diye umut verdin mi?.. Beynim öylesine ugulduyordu ki. DUYAMADIM... Nereye gittigin önemli degildi. Binlerce km. uzakta da olsan, iki metre ötemde de fark etmiyordu. Artik yoktun ve asil bu düsünce beni felç ediyordu. Kurtulmaliydim senden, bu yokluk duygusundan kurtulmaliydimKURTULAMADIM... Unutulanlarin arasina katilmaliydin. Anilari sandiga koyup hayati yeniden yakalamaliydim. Bu ask noktalanmaliyd, bu sevdadan vazgeçmeliydim.YAPAMADIM...BIL KI SEVMEKTEN VAZGEÇMEDIM SENI, BIL KI SENINLE BIRLIKTE, SEVDANI DA TASIYACAGIM YÜREGIMDE, BIL KI; SENI ASLA UNUTMAYACAGIM Biliyorum aslinda sen hiç bir zaman gelmedin bana. Duymuyorsun ! Gitme diyorum sana,gitme ! Çigliklarim boguluyor gecenin karanliginda. Gece korkunç, gece sessiz, gece yalniz... Sesim kisiliyor Gidisin bitisi olacak yüregimdeki heyecanin, Gidisin sönüsü olacak gözlerimdeki atesin. Beni,yüregimdeki sevgiyi, Gözlerimdeki bitmek bilmeyen umudu unuttun! Ama ne olur bunu unutma. Gidisin dinderemez bu firtinayi. Bir firtinanin ugultusuyla sesleniyorum sana;
mystical2008-07-04 15:16:32
AŞK NASIL BİRŞEY ANNE!Oda senin gibi sevebilir mi?Hiç incitmeden koklayıp,hiç kırmadan sımsıkı sarılabilir mi?Hep benimle hep yüreğimdeterk edecek olan o son nefese kadaryanı başımda kalabilir mi?Aşk nasıl bir şey anne?Saçlarımı senin gibi tarayabilir mi?O anda bestelenmiş bir ninniyleyüreğimi, sonsuz huzur içinde uyutabilir mi?Oda senin gibi öperoda senin gibi koklaroda senin gibi sevebilir mi?Aşk nasıl bir şey anne?Onunda elleri nasırlı mı?Hayata tutunmaktan parmakları yorgun,tırnakları kırık mı?Uykusuz gecelerimdeoda benimle beraber sancılanır mı?Beni senin kadar anlar mı?Aşk nasıl bir şey anne?Anne sözcüğü kadar sonsuzanne öpücüğü kadar tatlı mı?Aşk, anne kadar yüceanne kadar canan mı?Aşk nasıl bir şey anne?Yokluğu senin yokluğuna benzer mi?Ağlatır mı acıtır mı kalbimi?Kapanmayan bir yara gibisızlatıp durur mu ciğerlerimi?Aşk nasıl bir şey anne?Sana benziyor mu?Aşkta senin gibisevgiden anlıyor mu?Aşk nedir anne?Sende aşk olmasa ben olur muydum? mystical2008-07-04 15:17:28
gülünhüznüyüm
01.12.2007, 05:56
Özledim sesini ne olur konuş Bir gül açtır zamanların ötesinden Karanlıklar içindeyim, kapkarayım bugün gel Gök mavisinden, deniz mavisinden Bana bir şarkı söyle İçimde bir şey kımıldıyor Gözlerim kan çanağı, yorgunum, uykusuzum Bir baksana ne haldeyim deli divane Yaralıyım, çaresizim umutsuzum Bana bir şarkı söyle Yağmur ol yağ üstüme, güneş ol ısıt Dökül karanlığıma ışıklar gibi Al beni, en uzaklara götür Sesin, aksın içimde bir pınar gibiBana bir şarkı söyle Bütün renkleri kat birbirine Buram buram bir turuncu getir geçen yazdan Bir tüy gibi, bir bahar dalı gibi Hafiften, inceden, güzelden, en beyazdan Bana bir şarkı söyle Yağan kar nasıl hazin yağar bilirsin Kurşuni bir gökyüzünden ağlamaklı İşte öyleyim, kapkarayım bugün gel En hüzünlü sesinle, en dokunaklı Bana bir şarkı söyle..
__________________
Bir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına inanıyorsan ve buna rağmen hala yalnızsan, için rahat olsun.Giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur ve yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme yaratmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır . Sen kendini paralarken o her zaman bahaneler bulmaya hazırdır. Haniağzınla kuş tutsan "Bu kuşun kanadı neden beyaz değil?" diye bir soruyla bile karsılaşabilirsin..iki ucu keskin bıçaktır bu işin.Yaptıklarınla değil yapmadıklarınla yargılanırsın her zaman.Bu mahkemede hafifleticisebepler yoktur.İyi halin cezanda indirim sağlamaz. Sen, "Ama senin için şunu yaptım" derken o, "şunu yapmadın" diye cevap verecektir. Ve ne söylesen karşılığında mutlaka başka bir iddiayla karşılaşacaksındır.Üzülme, sen aşkı yaşanması gerektiği gibi yaşadın . Özledin, içtin, ağladın, güldün, şarkılar söyledin, düşündün, şiirler yazdın."Peki o ne yaptı" deme.Herkes kendinden sorumludur aşkta .Sen aşkını doya, doya yaşarken o kendine engeller koyuyorsa bu onun sorunu.Bir insan eksik yaşıyorsa, ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak için uğraşmıyorsa sen ne yapabilirsin ki onun için? Hayatı ıskalama lüksün yok senin. Onun varsa, bırak o lüksü sonuna kadar yaşasın. her zamanki gibi yaşayacaksın sen. "Acılara tutunarak" yaşamayı Öğreneli çok oldu. Hem ne olmuş yani, yalnızlık o kadar da kötü bir şey değil.Sen mutluluğu hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki.... Epeydir eline almadığın kitaplar seni bekliyor.Kitap okurken de mutlu oluyorsun unuttun mu?Kentin hiç görmediğin sokaklarında gezip yeni yaşamlara tanık olmak da keyif verecek sana.Yine içeceksin rakını balığın yanında. Üstelik dilediğin kadar sarhoş olma özgürlüğü de cabası....Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun asolan yürektir.Yürek sesi ne bilmeyenler, ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma;yasadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte.Sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu.Elbet bitecek güneşe hasret günler.Ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkilerdeğil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini...NAZIM HİKMETmystical2007-12-03 06:17:16
SEN YOKKEN İÇİMDESENSİZLİĞİ SAYARDIM SESSİZCE BEBEĞİMBABANA BİLE HİSSETTİRMEDENAĞLARDIM GECELERCE BEBEĞİM
YA OLMAZSA DERDİM KENDİMCEYA TADAMAZSAM ANNELİK DUYGUSUNU BEBEĞİMGELMEZSE MİNİK KALBİYLEANNE OLACAĞIMI BİLMEZSEM BEBEĞİM
HERŞEY ÜŞÜTÜRDÜ KORKUTURDU BENİDIŞARDA GÖRDÜĞÜM BEBEKLERE UZANIRDI ELLERİMVE YİNE O DÜŞÜNCEYA BEBEĞİM GELMEZSE DERDİM
BABAN BİLE BELLİ ETMEZDİHER REGL GÜNÜ AĞLARDIK İÇTEN BEBEĞİMYÜREĞİMİZ KAN AĞLASADABU AY OLACAK DİYE UMUT EDERDİK BEBEĞİM
ŞİMDİ VARSIN VE TEK MUTLULUĞUMGELİŞİNİN ADI İSE KORKUSUZLUĞUMVARSIN YA ARTIK HERŞEY GÜZELSENİ ÇOK SEVİYORUZ YAVRUMBABAN VE BEN.........
OZLEM ATESI
bir meteorun izindeki yakicilik kadar
yangin yeri senin varligin
ey beni duslerden duslere kosturan kadin
yoklugunun beni sarmaladigi anlarda
ismin bilinmezken
nerde.. hangi bilinmez zamanlari aydinlatiyordu
sevda yuklu tutkun
bil ki varliginin aydinligi uzaksa gozlerimden
karanliktir bana butun dunya
olmadigin her an
bir hasret sancisinin deli eden vurusudur yurege
soyle simdi
kac ozlem atesinden gectin de geldin..
kac arzu firtinasindan suzuldun de geldin
anlat ki bak heyecanla bekleyen ruhuma
koprusunu kur sevismelerin
anlat ki kur saatleri
tenine dokunuslarla duracak zamanlara
bil ki iste sonsuzluk budur
saatin durdugu o tek an
yaratilis zamani kadar derin ve bilinmez
soyle kac arayis zamaninda koptun da geldin..
kac gozyasi degdi ruhunu doyurmayan sevismelerine
kac ruhsuz dokunuslardan kactin da geldin
gel anlat da
hucrelerime sinen bu buz parcaciklari isminle erisin
anlat ki eylemsizligi bitsin sevmelerimin
ey kadin
tutkularin bahar kokulu cicegi
sokulda yuregime
avuclarinda tasidigin hasretlerinle
hani o sefkat degmemis ozlemlerinle
gel ki dudaklarimdan akan sevda pinariyla yeserteyim
bir sen ve senin sevislerinle…..
SEN FARKLIYDIN OYSA Kİ;
NELER NE HAYALLER KURMUŞTUM AŞK İÇİN
SEN HERŞEYDİN OYSA Kİ;
BAŞLAMAYA KIYAMADIĞIM İLK SEVGİLİ
SEN SEN,YAKARIŞTIN BENDE Kİ;
HIÇKIRAMADIĞIM GÖZYAŞLARIMDIN
SEN ADI SEVDA'YDIN KALBİMDE Kİ;
BAŞLAMAYA KIYAMADIĞIM İLK SEVGİLİ
SEN BENİMDİN,BENDİMDİN BENDE Kİ;
BAĞIRSAMDA DUYURAMADIĞIMDIN İSMİNİ
SEN ÖĞRETENDİN HERŞEYİ
BAŞLAMAYA KIYAMADIĞIM İLK SEVGİLİ
SEN KABİRDİN BENDE Kİ;
TOPRAĞIMDA BİLE SICAKLIĞIN OLACAKTI
SEN ÖMRÜMDÜN OYSA Kİ;
BAŞLAMAYA KIYAMADIĞIM İLK SEVGİLİ
SEN DİNLEDİĞİM ŞARKILARDIN;
ŞİİRLERİM BİLE SEN VE SENSİZLİĞİ ANLATANDI
SEN HAKETMELİYDİN BU SEVGİYİ
BAŞLAMAYA KIYAMADIĞIM İLK SEVGİLİ
SEN BİTİRMEK İÇİN BAŞLAMADIĞIM İLK GÖZ AĞRIMDIN
DİLİM,KALBİM,ELİM,AYAĞIMDIN BENİM
SEN OLMASSAN OLMAYACAKTIM
BAŞLAMAYA KIYAMADIĞIM İLK SEVGİLİMDİN....
ah kalbim yine imkansızı sevdin
yokmuy du?başka biri vefasızı yar bildin
hergün yudum yudum acı'yı içtin
böyle mi?kalbin mükafatı onu eş bildin
sen inandın o ise yıktı
doğru bildiğin aşk'ı bile yanlış tanıttı
dilin yaktı içine kor bıraktı
ağıtların bile boşa gitti feryadın duyan olmadı
şimdi bu eller yaz'sa acını ne fayda
giden gitti yine SEVDAN uzaklarda
unut gitsin desende şimdi bana ne fayda
gözyaşların bile boşa gitti,çağırışlarınsa başka bahara
üzenler üzülenlerdir unutma
sevmeyi biliyorsan seven bulursun yakında
sen yeter ki?aşk'a inancın bırakma
bırak giden ağlasın giden yansın,
sen ise kendi baharını yaşa....
YÂR O Kİ..Falan, dağın ardında;Seslen, seslen, işitmezFilân, toprak altında;Gözyaşları diriltmezNeye vardın, vardın da?Ufuk varmakla bitmez.Bir şey göster kadında,Tılsımını eskitmez!Yâr o ki, hep yâdında;Eksilmez ve eskiltmez.Murâdı murâdında,Seni bırakıp gitmezmystical2008-07-04 15:24:40
gülünhüznüyüm
09.12.2007, 03:54
Düğümlendim..
Her bir düğümü tek tek çözmeye çalıştıkça ellerimle, yeni düğümler oluşuyor adeta, hiç çözülmeyecekmişçesine..
Bu kez her şey daha zor...
Aslında zor olan ne sensin ne de hayat. Zor olan benim bana..
Artık zor geliyorum kendime.. Yoruldum...
Bir daha düşersem, kalkamayacağım ayağa, hissediyorum. Belki uzatacaksın elini ama, bu kez ben tutamayacağım, biliyorum...
Gözümün bebeğinde, yüreğimin en saklı yerindesin sen. Kimselere göstermiyorum seni, hatta bazen kendimden bile gizliyorum.
Varsın aklım sensiz bilsin yüreğimi...
Yokluğun içimi acıtıyor. Buna rağmen kal istiyorum, içimde bir yerlerde.
Sanki seni çıkarıp atarsam, tamamen kaybolacakmış gibi geliyor sana dair ne varsa.
Sana ait olan izler silinip yok olacakmış gibi, senli kelimeler yazamayacakmış gibi kalemim bir daha..
Her tutunmaya kalktığımda sana, dipsiz kuyulara çekiliyor ruhum.
Çıkmaya çabalarken gücüm tükeniyor gitgide. Bir gün temelli bitecek,
fark ediyorum..
Tüm şarkılarım, tutsak olup sensizliğe, çığlığa dönüşüyorlar içimde. Yüreğimle bağırıyorum, sen duymuyorsun, sen bilmiyorsun..
Bir zamanlar gecelerimi aydınlatan gözlerin, şimdi karanlığa
çağırıyorlar beni. Kapatıp gözlerimi, düşlerimde buluyorum seni.
Açtığımda yine gidiyorsun. Ve ben yine karanlıklara uyanıyorum.
Üşüyorum...
Beni üşüten ne ayazları kışın, ne de yalnızlığım. Yokluğun üşütüyor beni, bir yandan yakarken yüreğimi..
Göremezsem gözlerini, hiç aydınlanmayacak günlerim..
Tutamazsan ellerimi, hiç ısınmayacak yüreğim...
gülünhüznüyüm
09.12.2007, 09:34
alemim "Artık yaz'ma o'na" diye haykırıyor adeta.... Tam artık sana yazmıyacağım diyorum.. Aklımda tasarlıyorum yazacaklarımı. Tam yazmaya başlıyorumki, gene 'sen' dökülüyosun kalemime.. Kalemimden kağıdıma.. Ve Ardından arta kalan gözyaşlarım... Saçmalıyorum gene işte.. Yazacak birşeyim kalmadı sana dair.. Tükettin tüm cümleleri.. Ben gözyaşlarımla yazdım seni.. Sakladım yüreğimi.. Dökülüpte, yarmasın diye sevgimi .. ..ve bitişler.. gidiş ve bitişler .. her gidenin ardından ağlamalar, hüzünler .. sebepsiz yere haykırışlar .. ve biten umutlar.. Ağlamam sana değil, sessizliğime.. Her gidişinden arta kalan sessizliğime .. Suskunum sebepsiz yere.. Sonsuzluğuma son notum bu belkide .. Sen benim Birinci TekiL Şahsı'm oldun hep.. Ben=Sen. ne farkeder.. Ha Ben, ha Sen. Ha Sen, ha Ben. Ama senin için Ben, asla Sen olamadım.. Yandığımı hissediyorum.. Yokluğun yakıcı.. Ben ağlarken yokluğunda, sen yüreğime damlalar düşürmeye devam ediyorsun.. Düşürdün kalbimi elinden. Yüreğim yokluğunda yerlerde pusu kurmuş seni özlüyor... Seni arıyor köşe bucak.. Harf harf, kelime kelime yokluğunun adını koymaya çalışıyor… Tüm tümcelerimde soru işareti bıraktı yalnızlığın .. ..ve bitişler.. gidiş ve bitişler .. her gidenin ardından ağlamalar, hüzünler .. sebepsiz yere haykırışlar .. ve biten umutlar.. Kayıp giden mutluluğumda ‘sen' vardın sadece.. Senin için ise sadece gözyaşlarım… Kağıdım ıslak, yüreğim buruk.. Çıktığım bu yolda seni arıyorum.. Nerden başladıysam, ordan bitirmeye kararlıydım' Geriye; gidişinden arta kalan yaşlar… Aslında sen hiç yoktun Sevgim çizdi yüzünün güzelliğini Tutkularım şekillendirdi bedenini Özlemlerimdi mütevazi yapan seni Önce var et,sonra ona tutkun Zavallı yüreğimi derde soktun Ama aslında sen hiç yoktun ....... Ben zaten yoktum sende.. Tanımadın ! Bilmedin ! Sevmedin ! Ve en önemlisi beni hiç Hissetmedin ! Kaybolup giderken yalnızlığında, sen beni hiç tanımadın.. Oysaki bütün çabalarım ‘sen'din... ANLAMADIN! ! Çünkü ben; Üçüncü TekiL ŞahıS'ım Yüreğinde ..."Alıntıdır"
mystical2008-07-04 16:08:06
gülünhüznüyüm
09.12.2007, 09:37
Bugün bir iyilik yapın kendinizeBugün bir iyilik yapın kendinize...Bir selam verin sevdiklerinize.Yağmur damlalarıyla halleşin yahut...Eski günlerdeki gibi masal diyarında yolculuğa çıkın şöyle bir.Hatırlayın hayalin ne kadar uçsuz bucaksız olduğunu.Çünkü hayal, hayatın rengidir, tadıdır, tuzudur.En fakiri zengin eder hayaller.Çünkü cebi dolu, hayal dünyası boş insanlar vardır her yerde.Kâinatta zerreyi göremeyenlerin yanında,Zerrede kainatı görenlerden olun.Bugün bir iyilik yapın kendinize...Dostlarınızla güzel bir yemek paylaşın.Tebessüm edin minik bir çocuğa.Vedalaşın sonbahar yapraklarıyla.Çayınızın her yudumunda,İçinize dolan ılık sevinci paylaşın.Ve paylaştıkça çoğalsın güzellikler.Bugün bir iyilik yapın kendinize...Işığı seyredin bugün.Alışılmışın dışında bir kitap edinin.Sayfalarda gezindikçe, dünyanıza bir dünya daha katın..Bugün kendinize çok büyük bir iyilik yapın...Sevin en küçüğünden en büyüğüne herkesi, herşeyi.Ki Rabbiniz de sevsin sizi.Bugün bir iyilik yapın kendinize...Gelmeyen dolmuşunuzu beklerken, sabırdan ışıltılar sunsun gözleriniz.Öfkeden kaşları iki büklüm olmuş bir hanıma tebessümü öğretsin.Nakış nakış işlensin ruhunuza mutluluk...Bugün çok önemli bir başka iyiliği de unutmayın kendiniz için...Dua edin herkese.Vermeyi sevenden, vermekten usanmayandan isteyin isteyeceğinizi...İstemekten usanmayın.Hep iyiyi, hep hayrı isteyin.En çok da başkaları için isteyin ki,Sizin dua gönüllüleriniz melekler olsun.Düşen her yaprağa verdiğiniz selamı alan melekler olsun duacınız...Bugün bir iyilik yapın kendinize...İçini sonbaharda olabildiğince boşaltıp rahatlayan göğün derdini dinleyin.Sohbet edin kuşlarla.Kedileri ürkütmeden geçtiğiniz duvar kenarlarına bir parça ekmek bırakın bazen.Ve bir de yağmur sularıyla oyun oynayın.Şıpırtılar içinde koştuğunuz cadde küsmesin size.Karanlık sandığınız gece ümitlerinizle aydınlansın.Bugün bir iyilik yapın kendinize...Ne olur, bugün ümit edin.Bugün hayal edin.Bugün düşünün.Bugün paylaşın.Bugün sevin herkesi ve herşeyi.Bugün bir iyilik yapın kendinize...Gecenin karanlığı korku vermesin size.Düşünün; dünyanın bir diğer diyarı aydınlıktır şimdi.Çok korkuyorsanız, rüyalarınızı seyretmeye başlayın hemen.Orada güneş kadar aydınlık mekânları dolaşın.Yahut diğer tarafına gidin dünyanın.Güneşle kovalamacılık oynayın.Gerek de yok bunlara aslında bugün.Çünkü karanlık da olsa güzeldir geceler.Günün bitiminde yarın için tohumlar ekeriz ya yüreğimize...Ya da hayaller kurarız yarın için...Bugüne dair şükürler ve yarına dair ümitlerle kapatın bugün gözünüzü... Bugün bir iyilik yapın kendinize...Ne yapacaksanız, en güzeli, onu ‘bugün’ yapın.Bereketlendirin bugünü.Gelmeyen günden önce ve giden dünden sonra.Böylece aydın olsun bir ömür.Herkesi aydınlatsın.Yaşamayanlara ibret olsun.Şevklendirsin yaşayanları.Lezzet dolsun saniyeler.Zerreler adedince şükürler olsun.Rabbimiz her daim bizimle,Ve yüreğimiz Rabbimiz ile dolu olsun.Âmin...Rabia Kaya
gülünhüznüyüm
09.12.2007, 09:52
Kısa bir mola vermek istiyorum, izin verir misin hayat... Acıyan yerlerimle kelimelere sığınma vakti şimdi, Uzak şehirler arıyorum yüreğimin yabancı olduğu. Keşfetmediğim, görmediğim, bilmediğim bir yer olmalı... Hatırlatmamalı seni bana... Demek ki deniz olmamalı.... Vedalaşmamalıyız seninle, Sana bu iyiliği yapmamalıyım! İlk kez nefretin eşiğindeyim, ama... Senden vazgeçemem... Bilir herkes... Acıyan yerlerimle düşlere sığınma vakti şimdi, ne olur yakmayın ışıkları, ben herşeyi çizerim düşlerimle... Neden yine yabancılaştım? Bu senin suçun... Herkes kendi ipini çeker, Herkes kendi akıtır gözyaşını, Ama... Sen ben yok aramızda... Bilir herkes... Senden ricalarımı anlatmam zor sana... Ne olur çok görme bana hayatı. Ne olur dokunma... Acıtma... Gülümsememi sever sevdiğim en çok, bari ağlatma... Kısa bir mola vermek istiyorum, izin verir misin hayat... Gerçekler sancı yapıyor, az bir düş alıp döneceğim....!
__________________
gülünhüznüyüm
16.12.2007, 06:28
Dünya üzemez beni
Ölüm korkutabilir mi
Sen olmadan bu kalp hissedebilir mi
Güneş batmış bana ne
Ellerin yok kime ne
Yerine koyamadın
Razı olamadım sensizliğe
Kalpler yanmış yağmur ıslatmış
Tanrı korumuş ya sevenleri
Son nefesimde elimi sen tutacaksın
Son sözlerimi bir sen duyacaksın
Meleklerin sözü var
__________________
gülünhüznüyüm
16.12.2007, 06:36
istanbul ağlıyor ben ağlıyorum
hadi kalk gel artık dayanamayıyorum
yolcular geldiler sen yoksun içinde
yüreğim can veriyor acılar içinde
istanbul ağlıyor sen ağlıyorsun
hadi git git artık (sevdiğin bekliyor) ne duruyorsun
yolcular hep kaçak bizse tutuklu
gözler ağlıyor tutkulu çocuksu
Yıldız avlarım göğün mavisinde
Her dem bakışlarını gözlerinin deryasında
Pusu duran ellerimi sana tuzaklarım
Her tetik düşürdüğünde gözlerin ölüme az kalır
Yanlız gördüya gelir bende kalır yanlızlık uzar geceler
İstanbul'a yağmur yağar karla karışık
Karı ayıklar yağmur kokularını alırım koynuma
Ot koyarım göz ucuma anlarım yine yangın yine hasret
Yıkanan istanbul'dan düşen payıma
Bide yüzünün giderken ki ıslaklığı
gülünhüznüyüm
18.12.2007, 13:07
üklendim sırtıma bütün günahlarımı,
Güllerimi soldurdum bir bir...
Yola çıkma zamanı...
Kaptan sesleniyor,
Gidiyorum...
Yerim yok buralarda...
Ne sonbaharın rüzgarında,
Ne de baharın dönüşünde...
Bana buruk bir tebessüm yeterdi,
Gidiyorum...
Alnımda kara yazım,
Başımda belalım.
Gurbetime bir çift mendil oyalamışlar...
Yarenin göz yaşlarıyla ıslanmış...
Umut kokulu, sevda yürekleri eklemişler...
İhtiyacım kalmadı,
Gidiyorum...
Dönüşleri olmayacak bu defa, vedanın!
Büyük yürekler ağlayarak gider...
Gidiyorum, gözyaşlarım ellerinde kaldı...
Keskin bir nişancı yoktu ki,
Söküp çıkarsaydı yüreğimi...
Yüreğime gidiyorum...
Kurtuluşuma,
Kaçak gibi gitmek...
Bu yüzden suskuların sahibiyim,
Adı hasret kalmış sinelerde.
Oysa ben dönmemeye gidiyorum!
Yüreğim mühürlendi,
Vurduğum mührü kırdım...
Dokunamadım satırlarıma,
Bu sana son mektubum ya,
Ellerinde kaldı gözyaşlarım...
Başımı yasladığım bir deva,
Artık olmaz bilirim...
Bu yüzden gitmeyi en çok kendime yakıştırıyorum
Gidiyorum...
Kasımlar ayrılık demek olsa dahi,
Bekleme beni gelecek bahara...
Gelemem....
Yüreği yaralı olan, nasıl gelsin ki...
Kanatları kırık kuş uçabilir mi?
Bekleme Beni iki gözüm,
Gidiyorum...
__________________
gülünhüznüyüm
23.12.2007, 07:47
Virgülü Kaybettik
Osman Nevres Efendi diyor ki: Önün ardın gözet, fikr-i dakîk et,
onda bir söyle / Öğütme ağzına her ne gelirse âsiyâb-âsâ. Şu demek:
Sözü söylerken önünü ardını gözet ve on kez düşünüp bir kez söyle.
Ağzına gelen her şeyi değirmen gibi hemen öğütüverme.
*
Sözü söylerken on defa düşünmeyi, onu en güzel ve sanatlı şekliyle
söylemeyi nasıl da unuttuk birden. Bir vakitler, konuştuğunda herkesin
sustuğu, yazarken kaleminden dimağa lezzetler yayılan söz sultanları
yaşardı bu coğrafyada oysa. Galiba bir rüzgar esti üstünden kentin ve
sözün efendisi virgülü yitirdi birden. O zaman geniş, sanatlı, bol
çağrışımlı, zengin ve tabii olarak zor cümlelerden korkar oldu ve basit
ifadeler, kısa anlatımlar kullanmaya başladı. İfadede bir kargaşayla
karşılaşmıyordu gerçi; ama konuştuklarının etkinliği, güzelliği,
estetiği ve sanatı kısmen kaybolmuştu. Cümleleri basitleşince gitgide
düşünceleri de basitleşti ve bu, gün geldi kişiliğine yansıdı, onu
basit, sıradan ve hatta önemsiz kıldı. Efendiliğini mi yitiriyordu
ne?!..
Bir başka gün, o rüzgar ünlem işaretini alıp götürdü. Şimdi alçak
sesle ve ses tonunu değiştirmeden konuşur olmuştu usta. Artık ne
kızıyor, ne seviniyor, ne de heyecanlanabiliyordu. Hayatının renkleri
kaybolmuş gibiydi. Yeknesak yaşamaya işte böyle başladı. Ustalığı yoktu
artık.
Bir süre sonra, soru işaretini de yitirdiğini gördü. Soru sormaz,
soramaz olmak onu kendi içine kapatmıştı. Hiçbir şey onu
ilgilendirmiyordu artık. Kalbinden geçen sevgilerin nedenini, zihnini
bulandıran düşüncelerin niceliğini, dış dünyada olup biten olayların
gerçeğini anlayamıyordu. Ne evren, ne dünya, ne ülke, ne de kendisi
umurundaydı artık. Çocukken merak ettiklerini bile merak etmekten
uzaklaştı.
Birkaç yıl sonra sözcü, üst üste iki noktanın anlamını unuttu.
Davranışlarının sebeplerini açıklamaktan vazgeçmeye o zaman başladı.
Başkaları da onunla ilgilenmez olmuşlardı. Büyük bir yalnızlığın içinde
kalmış, kalabalıklar arasında tek başına yaşar olmuştu. Ailesi,
çevresi, işi, mesleği, sosyal hayatı var mıydı, yok muydu, unutmuştu.
Sözü kaybetti.
Ömrünün sonuna doğru elinde yalnızca tırnak işaretinin kaldığını
fark etti. Kendine özgü tek düşüncesi yoktu artık. Kendinden sıyrılmış
olarak yaşamak, başka birisinin yerine yaşamak kadar tatsız, boş ve
anlamsızdı. Üstelik başkalarının düşüncelerindeki sorumlulukları
yüklenme endişesi de iyiden iyiye belini bükmüştü.
Noktaya geldiğinde sıra, düşünmeyi ve konuşmayı da unuttu.
Kaybettiği nokta, son nefesinin sonunda onu beklemekteydi oysa.
Dil bir ayna idi, insanın en gerçek yankısını dışa aksettiren. Ve
aynalar ya güzelleşmek ve süslenmek; ya da çirkinliklerimizi görüp
gidermek içindir. Aynayı kırmak, çirkinliğimizi başkalarının gözünden
değil kendi gözümüzden saklar.
İskender PALA
__________________
mystical2008-07-04 15:56:51
gülünhüznüyüm
23.12.2007, 07:47
Çırpınışların masum ellerine,lirik bir şiirin teninde
yazılmış...''Bir'' benden başka,hiç kimsenin okumayı beceremeyeceği bir
lisan hüzmesinde...Zamanın ve mekanın nice zarflarını hatırlayamadığım
fakat sadece ikimizin sahip olduğu bir evrenden yaratılmış,lavanta
kokulu bir alfabede...
Ve...
''Yürek Dili''nde...
sen varken,gücüm olurdu,zaman akmadan dururdu,hatırlasana...
Bildiğini,adımla ''bir'' biliyorum...Biz'den geriye kalan ve payımıza
sözüm ona düşen birer adet yalnızlık değil..Yalnızlık;seni ilk gördüğüm
an'da da yanıbaşımdaydı,gözlerinin ellerinden sıkıca tutmaktan
vazgeçtiğim an'da da...
Yalnızlık;ne ben'den bir avuç eksık,ne de sen'den bir avuç
fazla...Kıvamı Tanrısal bir gücün kusursuz ellerinden çıkma...Aynadaki
suretimin,ruhumun aslına kadar uzanmış her bir arşınında...
hani aşk seni yormuştu,yolun sonuna koymuştu,dokunma bana...
Vaad edilmemiş,kuraklığına çoraklanmış,sinsice,her bir metre kareme
bulaşan hastalıklı bir toprak parçası var içimde...Yaşamakları teker
teker takvim sayfalarında doldurduğum...''Yağmur''un ağlamaktan
vazgeçmişlik kokularını sürmüş bir buhran...Kendi tenhalığı içinde
kıvranan...
şimdi,eskiye döner mi,dönse de buna değer mi,cevaplasana...
Zamanın asla doymak bilmeyen,cani miğdesinde öğütülmüş ve dumanına
dağılmış hayat(lar)...Bir film afişinin;son satırlarına düşmüş başrol
oyuncuları...
''Önce bir 'sen' ve sonra bir 'ben'...''
insan aynı durur mu,ayrılık kolay oyun mu,dokunma bana...
Acımtrak bir gecenin koynundan,boynuma sarılmış kördüğümler...Lacivert
bir hüznü,fondip yapmış ve dolmuş ve boşalmış ve bir kez daha boşalmaya
dolmuş sarhoş kadehler...
''Gitsem,geri dönüş yasaklısı,kalsam 'aşk'a firari giyinmiş müebbet zanlısı...''
artık ben vazgeçtim,yalnızlığıseçtim,herşey bitti,anlasana...
Bazı artık sabahların,en nefes alınılası sebepsizliklerinde,ayrılığı
''ortak bölen'' saymış yazgıların,aynı bedende hecelenmiş heceleri...
Ve...
Hep ''o'' son'a lal olmuş sevgilileri...
Çıkardım yüreğimden ''o''na dair dikilmiş en şeffaf kıyafetleri...
Ve...
Tek celsede kırdım bedelsizce hükmedilmiş ruhların boynu bükük kalemlerini...
...dokunma bana
''aşk''
bir kez daha
dokunma bana!
gülünhüznüyüm
23.12.2007, 07:48
..üstat, beni müsait bir şiirde indir...
bugün bir şiir bile uğramadı yanıma
sana uğradı mı bilmiyorum
pencere kenarında yağmuru seyrettik yalnızlığımla,
balkona astığımız düşlerimizi içeri aldıktan sonra
kimsenin öğretmediği bir şeyi öğretmeni dilerdim../..ayrılırken
ama sen herkesin öğrettiğini yineledin
şimdi aşk../..inançlarını yitiren bir ayyaştır köprü altlarımda
deniz kabuklarından bir mumluk yapmıştım sana,
vermeye zamanım olmadı
şimdilerde içinde yakıyorum,
sesini duyuramayan kelimelerimin yorgunluğunu
biliyor musun../..bilmem
sen cümlelerimin 1. Kordonuydun .
..susmaya gidiyorum.../..birazdan dönerim..
acil servis gibi yetiştim bütün kanamalı sevdalarıma
yanlarına gittiğimde,
odaları boştu, çarşafları temiz
bir küçük not bile yoktu../..”kurtardığınız için teşekkür ederiz”
bu yüzden emekliliğimi istedim yorgun aşkların baş hekiminden
tazminatım suskunluk
beni ait olmadığım şehirlerde aramayın,
adresimin caddesi../..burukluk
..teri soğumamış bir ayrılıkla içilen özlem, ateş yapar..
dün gibi hatırlıyorum ayrıldığımız günü
24 ocak../..kış../..kıyamet../..felaket
sanki herkes beni görmek için toplanmıştı şehir meydanında
parmaklarıyla gösteriyorlardı../..“işte bu kadın terk edildi” naralarıyla
bu günlerde../.dalgasını geçebiliyorum vedaların
o günlerde../..serum kokularına bulaşmıştı bütün kılcal damarlarım
gerçekte kim olduğunu çok düşündüm,
özleminin yer yer sağanak yağışlı olduğu zamanlarda
galiba artık biliyorum
sen../..büyümeye zamanı olmayan çocukların,
dar zamanlarda attığı içten bir kahkahasın
beni beklemeye gidiyordun.../..galiba yolu şaşırdın
..bu şiire girmek hüzünlü ve yaşlıdır..
biraz önce gözlerimden düştün
seni ıslattığım için üzgünüm
yanaklarımda kurumanı istemezdim,
dudaklarıma almışken ıslaklığını
sen../..gözlerim../..ve katre
sana yaşatmak istediğim çok şey vardı,
aşk’da kısa çubuğu ben çektim...
...kırgınlıklarımı kaybettim, hükümsüzdür...
sabaha karşı gittiğin için bağışladım seni
sen de kendini bağışladın mı../.. bilmiyorum
zor oldu indirmek resimlerini duvarlardan
ki tozlanma diye albümlerde yaşatmadım seni
seni../..bir “anı” olsun diye sevmedim
...ve hiç aldatmadım../..kirpiklerimle bile
çok önceleri sorduğum bir soruydu,
“şiir bir aşk’ı kurtarabilir mi? ” diye
otuzuma yaklaşırken gülümsüyorum da,
şiir bir aşk’ın ancak bekçisi olabilir
...bu şiirde U dönüşü yapılmaz...
illegaldir bütün terk edişler,
ölümlerde dahil...
...aşk dersem çık, ayrılık dersem çıkma..
dedim../..çıkmadın
aşk bitti
mystical2008-07-04 15:58:45
gülünhüznüyüm
23.12.2007, 07:49
Bin bir gece masalları değildir hayat,
Mutluluklar ol yaşantımda demek ile olanda değildir.......
Yürek insandadır,
Ve içinde duygular.........
Böyle bir duygu yaşadığım işte,
Yani,
Hasret kor bir ateş yürekte..........
Olması gereken kadar..........
Neden
Ve niçin,
soruları muallada,
Belkide olması gerektiğinden.............
Hasreti yüreklerin kor bir ateş gibi yaşaması gerektiğinden.....
Hasreti her gönül yaşayamaz,
Her yaşayanda kor ateşlerde yanamaz,
Yanmak,
Elini ateşlere tutta yanmayı gör ilede anlatılmaz,
Yanan beden değildir çünkü......
Her yanma bedenle olmaz,
Yürekte olanıda,
İnsanı bir defa yakmaz..............
Yanmaya görsün yürek,
Yandınmı da,
Bir ömür hasretlikler yürekten çıkmaz.....
Hasret kor bir ateş yürekte,
Ve hasret bu kadar zor işte............
Bin bir gece masalları değildir hayat,
Mutluluklar ol yaşantımda demek ile olanda değildir.......
Hele birde
Hasret bir kor gibi yüreğimdeye sebeb,
HASRETLİKLER varsa.......
Ben kor ateşleride sevdim UĞRUNDA.......
gülünhüznüyüm
23.12.2007, 08:53
şimdi ben susuyorum
her zaman yaptığım gibi
dudaklarım kilitli
şimdi susuyorum
konuşmak anlamsız
sen yasaksın
yaşamak yetersiz
ölmek içinse çok erken
kulak asmıyorum
beynimde uğulduyormuş anılar
canımı sıkıyormuş olmadığın
umrumda mı sanıyorsun
şimdi ben susuyorum...
içimde bir zindan
yüreğim bir kör kuyu
yaşadıkça gömülüyorum karanlıklara
isyan mı dersin,korkak mı
yine de ayaktayım işte
herşeye rağmen...
şimdi ben susuyorum...
yaşıyorum
kaçışınla durdurduğun zamanı
ve,
olmayışınla dondurduğun günleri
konuş,bağır,çağır
isyanın olsun haykırışların
benimse feryadım
içimde bir ateş,
bir cümle dudağımda
"hiç sevmedim kimseyi senin kadar..."
şimdi ben susuyorum
gülünhüznüyüm
23.12.2007, 08:53
Yine yanLızım
Sensiz geçiyor günLerim
senin hayaLinLe yaşıyorum sensizLigi
seni bekLiyorum her gece.
Yine yanLızım o geceLerdir bana haram olan
sensizLiktir bana haram olan
özLedim sesini kokunu
seni bekLiyorum her gece.
Yine yanLızım
seviyorum seni sesini
ne oLur geL
seni bekLiyorum geceLeri.
Yine yanLızım
sensiz geçen günLer
bana haram oLdu artık
öLüyorum ve sensizLigini yanı
gülünhüznüyüm
23.12.2007, 09:24
ekledim…gidip gelip baktım o telefonun
anlamsız ekranına… Bekledim aramanı her dakika belkiler geçti aklımdan,
her saniye keşke dedim kimse duymadan…korktum anlatmaya, hala seni
sevdiğimi, hala sana deliler gibi aşık olduğumu anlamalarından korktum…
insanların o lanet olasıca yüzlerinden sakladım gözlerimi…
Evet artık korkarak seviyorum seni ve bekliyorum… beklediğim günleri
biriktiriyorum… her sabah uyandığım yeni güne senin adını veriyorum…
gidişine yüklüyorum bütün mutsuzluklarımı… her gün karşılaşıyorum
pişmanlığımla… Allah kahretsin neyi sevdim ben sende diyorum. her
seferinde bir cevap bulmaktan nefret ediyorum…
Sana bakarken gözlerinde kendimi bulmayı sevdim…
Seni sevdiğimi defalarca haykırabilmeyi sevdim yüzüne…
Yokluğundan sonra fark ettim bağıra çağıra kavga etmeyi sevdim ben aslında…
Vurdum duymazlığındı belki de beni sana bağlayan …-kaçan kovalanır
aptal kaçan kovalanır”-bunu bir türlü kabul ettiremedim beynime de
kalbime de ve bu yüzden hep kovaladım….sende kaçtın…hızlı ve büyük
adımlarla….kimi zaman koşarcasına kimi zaman yürüyerek…tam yakaladığımı
sandığımda her defasında yerde buldum kendimi,elimde sen değil çakıl
taşlarının bıraktığı yaralar oldu…derim parçalanıyordu seni
severken,yavaş yavaş tükenmek buydu işte…
Seni severken bittim ben…yokluğunla tamamlanacak,yok olmaktan
kurtulacaktım oysaki…nerden bilebilirdim ki gidişinin bitmek
olduğunu,nerden bilebilirdim ki yokluğunun aslında öldürdüğünü beni…
İnsan bazen dönüşü olmayan kararlar veriyormuş onu anladım…saçma sapan
bir inattı belki de yokluğunun sebebi….önemsizce bir olay sonunda
tüketilen tek bir cümle hayatımın rotasını değiştirdi….artık fırtınada
sürükleniyorum…yokluğunun,gidişinin fırtınası….
Ne olurdu sevsen beni? ne olurdu son bir şans verseydin bana?
Anlamıyorum,aklım almıyor bu kadar çabuk mu parçalanır
sevgiler…bahsettiğim senin sevgin de değil belki bilmiyorum
bilemiyorum…en azından benim sevgime saygı gösterseydin…ölür müydün
sanki sevseydin beni?
Bu kadar zor olmamalıydı…ben fazlasını yapıyorum çünkü…zorlanmadan, korkmadan, bıkmadan, herkese-her şeye inat seviyorum….
Yazık benim kadar olamadı yüreğin…..ben senin
sevgisizliğinden korkarken sen sevmekten korktun…işte en büyük fark
buydu ve sen bunu hiç kabul etmedin…
Önceleri hatayı kendimde aradım,suçladım kendimi,aklımdaki her cümle
seni haklı çıkartıyordu,artık kavgalarım kendimleydi…senden sonra bende
kırdım kalbimi…bütün suçu onun üstüne attım,çaresizliğimden mi
bilmiyorum tek sorumlu oydu kanımca…
Artık sadece seni suçlamıyorum yüreğimi parçalarken, bende yardım
ettim…şimdi dokunmayı bırak bakamıyorum bile ona…defalarca aldığı
darbeler bile rahat bıraktı onu.
Yüreğim artık yerde,yüzüne bile bakılmayacak bir leşten farkı yok….
Yüreğim paramparça….ve ona artık sadece sen değil bende bakmıyorum…
Yüreğim…benim umutsuz,çaresiz,tükenmiş yüreğim….
Şimdilerde fark ediyorum sevmek sevdiğini haklı çıkartmakmış…bana
yaptığın onca şeyi yeni yeni hissediyorum.kimi zaman güçleniyor kalbim
ayaklanacak oluyor,o zaman değişiyor benimde duruşum,sana karşı daha
güçlü daha dik oluyor bedenim…tek bir bakışın omuzlarıma yüklenip
yıkabiliyor beni olduğum yere… seni çok sevdim de sen anlayamadın bunu…
yada anlamak istemedin. kimse seni böyle sevmediği için bir garipti
bakışların. anlamadığın,anlam veremediğin bir şeye baktın sen sadece.
haklıydın artık bende anlam veremiyorum seni sevmeme…neden diyorum
neden bu kadar çok?çünkü artık sevmek mutluluk değil acı veriyor
bana…sevmek kolay değil…sevmek derken bile zorlanmalı dilin çünkü o
kadar değerli ve zor.sen bunu hiç anlamadın.seni sevdiğimi anlamayı
beklemiyorum artık insan mutsuz olmak,acı çekmek neden ister ki....
Artık seni sevmek sadece mazoşist eğilimlerden ibaret geliyor
bana.çünkü ben seviyorum ve anladım ki bu sevgi bana sadece acı
getiriyor. seni sevdikçe canım acıyor…derime batıyor sevgim.kanım
fışkırıyor kesik yaradan içimdeki nefreti akıtıyor…
Seviyorum ve yeniliyorum artık….
Düşündüm ve vazgeçtim Beklemekten seni.
Sadece seviyorum…
Paramparça yüreğimle
gülünhüznüyüm
23.12.2007, 09:26
HÜZNÜ BÜKEN ÖRS NERESİNDE HAYATINŞimdiden geçip gitmektedir gelecek O müthiş yanlızlıktaSıyrıklar eksilmez bedenden Hüznü büken örs neresinde hayatınSisli bizli kapıların ardına gizlediğimizHangi yanıdır yüreğimizinKi dil ile ne girdi ki us arasınaTutuldu aşkTutuldu ayDilin sunaklarından kalbimize yapıştıDurmadan eskiyen yanlarımızı soyunuruzTutunmak için bir yüreğin incelmiş kıyısınaSensizliğin resmidir / nereye bakılsaBu derin sessizlik aynadır elbetİp koparAyna kırılırDağılır bütün görülenler ve görünmeyenlerGüneşi tutacağım gözlerine ey geceNe fark var ki körle zindan arasındaUyanıklığa değil düşe uyanmışımSır kendimizi görebilmektirHerşeyin bi özeti vardırH a y a t ı n d amystical2008-07-04 15:54:22
gülünhüznüyüm
24.12.2007, 11:06
Ağlayamaz onlar...
Gözyaşları olmadığından değil...
Birileri "Erkekler Ağlamaz" dediği için de değil...
Kalpleri taş olduğundan hiç değil!
Onlar...
Ağlamayanlar değildir;ağlayamayanlardır ...
Halbuki o kadar çok isterler ki ağlamayı..
Bağıra bağıra..
Hıçkıra hıçkıra..
Kendini unuturcasına... Ama ağlayamazlar...
Çatlarlar,çatlatırlar yüreklerini de yine ağlayamazlar...
Gözyaşının olduğu yerde "rahmet" olacağını da bilirler oysa...
Bir damla rahmet için,bin damla yaş dökmeye hazırdırlar...
Hazırlanırlar...
Ağlayamazlar...
Anlamsız kahkahalar içinde boğulur hıçkırıkları...
Feryâdı yutar,acıyı içlerine çeker onlar!
İsyân,onlara çok yakındır;yanaşmazlar yanına...
Sabır,onları sevmese de sarılmaya çalışırlar...
Alışırlar her yeni duruma...
Durmadan yarışırlar ve savaşırlar kendileriyle...
Çemberinden geçirirken felek,onların kulağına bir şey fısıldamıştır...
Tam olarak anlatamazlar ne olduğunu;ancak hiç unutmazlar yine de...
Anlatamadıkları için ağlayamazlar..
Ağlayamadıkları için anlatamazlar!
Bir gülün dibine diz çöküp ağlasa onlar...
Gözyaşlarıyla gülün rengine renk katabilirler belki...
Ama yapamazlar...
"Ya solarsa?" derler...
Solarlar belki;ama soldurmazlar!
Herkes onları "ağlayamaz" sanır...
Çünkü hiç kimse göremez,içlerine akan yaşları!
İçerde kaynayanı,yananı,içerdekinden gayrısı bilemez!
Yanaklarından süzülmediği için de kimse silemez gözyaşlarını...
Yaşlarını da bilemezler..
Çünkü onlar,oldukları yaşta değildirler...
Onlar,birbirlerini tanır;birileri onları tanıyamaz!
Onlar mâşuktur...
Onlar âşıktır...
Onlar darmadağın...
Onlar karmakarışıktır!
__________________
gülünhüznüyüm
26.12.2007, 04:59
kötü gününüze iyi gelecek bir yazı...1. Dünyada en az 2 kişi sizi uğrunuzda ölecek kadar seviyordur.
2. Dünyada en az 15 kişi uğrunuzda ölmese de sizi seviyordur.
3. Biri sizin gibi olamadığı için size çok imreniyordur..
4. Sizin bir gülümsemeniz, size bakan birçok yüzü aydınlatıyor..
5. Her gece birisi mutlaka uykuya dalmadan önce aklından sizi geçiriyordur..
6. Birisi için dünyalara bedelsinizdir. .
7. Siz olmadan yaşayamayan en az 1 kişi var...
8. Siz sahip olduğunuz bütün özelliklerinizle kendinize özel ve eşsizsiniz..
9. Varlığından haberiniz bile olmayan biri, sizi seviyordur..
10. Dünyanin en büyük hatasını bile yapsanız, mutlaka bundan size yarayacak birşey çıkar.
11. Bütün dünyanın size sırtını döndüğünü düşündüğünüzde, etrafinıza bir bakın...belki de sırtını dönen sizsiniz..?
12. Birşeyi elde edemiyeceğinizi düşünürseniz ona asla sahip
olamazsınız. Ama kendinize inanırsanız er ya da geç istediğinizi elde
edersiniz.
13. insanların sadece iltifatlarını aklınızda tutun, kabalıklarını unutun.
14. Her zaman insanlara onlarla ilgili ne hissettiğinizi söyleyin,
bilmelerini sağladığınızda kendinizi çok daha iyi hissediceksiniz
15. Gerçekten eşsiz bir arkadaşa sahip olduğunuza inanıyorsanız,bunu hemen şimdi ona söyleyin.
alintidir...
mystical2008-07-04 16:06:13
gülünhüznüyüm
26.12.2007, 10:22
Alışma bana ,
Ne yapacağım belli olmaz,
Bugün varım, yarın birden yok olurum!!
Dokunma bana kapanmamış yaralarla doluyum,
Canımı acıtma, bir yara da sen açma...
Sevme beni, yoğun duygularımda kaybolursun, tutuştururum..
İsteme beni, yasaklarla boğuşursun, engellerle doluyum...
Çözmeye çalışma sakın, seninle karışır iyice kördüğüm olurum...
Anlama beni, ben kendimi anlarm, ben böyle mutluyum...
Yıkabilirsen duvarlarımı sakın bırakma beni, tüm tutkularım ve gücümün arkasında hala minik bir çocuğum, büyütemezsen kaybolurum
gülünhüznüyüm
26.12.2007, 10:24
ne Gİtmeler TÜketebİlİr SensİzlİĞİ,
ne BekleyİŞler Getİrİr Senİ Bana...
bİr HÜzÜn TÜrkÜsÜdÜr Durmadan Çalan,
bİr Ayriliktir,
durmadan Kanayan...
kalem AĞlar,yÜrek AĞlar,gÖz AĞlar...
aĞlayiŞlara TercÜmandir Parmaklar...
yazar...yazar...yazar...
hİÇ Durmadan Bikmadan Senİ Yazar...
kalemİn GÖzyaŞlarin DuraĞidir Parmaklar...
parmaklar Şahİttİr AĞlayiŞlara...
İkİ Yİtİk Sevda...
İkİ ParÇa Can...
İkİ Yİtİk Hasret...
______________
gülünhüznüyüm
26.12.2007, 10:27
Benim halâ umudum var...Bir gece bir zaman türeyecekAşklar arşa çıkacak,yıldızlar yere inecek......Bir gönlü inşa ediyordu GökkubbePencereleri süslüyordu bulutlarKarlı bir günün akşamındaKapıda nöbet tutuyordu rüyâlar...Donmuş düşlerin iniltileri vardı kulaklarda.Gece uykuya hasret...Gündüz geceye gurbet...Bense kapıdan sızan rüzgârla üşüyordum...Bir adım attım...Sanki boşluğa düşüyordum...Pencereye yaslarken başımıÖlen son hayâlimi uğurluyordum...Bulutlara baktım o an,kaçan kaçanaYıldızlar kuşattı gözlerimi,ışığını saçan saçana...Bir yıldız daha kayıyordu o sıra gökyüzündenAcaba hangi gözden dökülen yaş yüzünden?...Bu gönül aşka hibeZor geliyor dünya ile oyalanmak...Sahte duygular,sahte kalplerHer bir gönülde bin hileAr geliyor "Seviyorum" sözünü onlardan duymak...Ufukta güneş,önümde çileSığmıyor kabına düşüncelerDar geliyor dünya ile sınırlanmak...Gündüzün gözüne çekilmiş gecenin sürmesiKalplerin üzerinde görülmez bir dünya maskesiMenfaât için kurulmuş pazarlar...Aşk için kazılmış bütün mezarlar...Acı nağmelerde selâ sesleri...Bir pamuk ipliğiyle bağlanmış sevgilerKurulan nefrete değmiş parçalanmış kalplerHevânın kuyusunda boğulmuş sevdaNefsin kursağında son bulmuş aşkResmi çizilmiş samimiyetin solan gül kurgusundaYaralanmış bülbülAşkı,dayanılmaz bir kan uykusunda...Ya şimdi?BanaGökkubbe`nin evine sığınmak mı düştü?YoksaAlıp elime kandili gecenin peşinde sabahı aramak mı düştü?Ey kalbini kucaklayan Gül Bebek!Yetişecek sana sevdalar üzülme sen!Masumluğun sallansın beşiğindeTebessümler saklansın eşiğindeYarınlarını kundakla yüreğinde...Olsun be Gül Bebek olsun!Sen tebessümünü yansıt banaVarsın tüm güller solsun!Kapatamam defterimiSendeki yüreğin hatrı var sayfalarda...Biliyor musun Gül Bebek?Senin sesini duyarmış ilkin aşık olanlar...Saklanma artık ne olur!Aç yüreğini kiSayfalar "Sen" dolsun...Aç yüreğini kiSeni solusunNefes aldığını sananlar!...Böylesine bir rüyâdayım işte...Her açan güle bir umut bağlıyorumGönüllerde boşluk boşluk üstüneYarılmış toprakDürülmüş güneşYaralanmış kalpYaralandığı yerdenSüzülmüş ateş...Süzülen ateşten bir ışık loşluk üstüne...Bülbülün dilinde son bir sedaMuhabbeti hoşluk üstüne...Karanlık dökülüyor geceden...Bir beyazlık var semâda inceden...Anka kuşunun ayağında bir mesaj"Sebepsiz"...Ağlıyorum...Uyandım rüyâdan...Kapadım kapısını Gökkubbe`ninÇektim perdeleri bulutlaraDonmuş düşleri ısıttım yüreğimdeSon bir selam yolladım umutlaraHer yer karanlık...Yine gözüm kapanıyor...Can çıkıyor sanki bedenden...Bir sevdam kalıyor yanımda o anBir de sevdamdan arta kalan ben...Oysa bir umudum var halâ...Bir gece bir zaman türeyecekAşklar arşa çıkacak,yıldızlar yere inecek...mystical2008-07-04 15:29:03
gülünhüznüyüm
26.12.2007, 10:28
Gidene kal demeyeceksin...
Gidene kal demek zavallılara,
Kalana git demek terbiyesizlere,
Dönmeyene dön demek acizlere,
Hak edene git demek asillere yakışır.
Kimseye hak ettiginden fazla değer verme,
yoksa değersiz olan hep sen olursun...
Düşün....
Kim üzebilir seni senden başka?
Kim doldurabilir içindeki boşluğu sen istemezsen?
Kim mutlu edebilir seni, sen hazır değilsen?
Kim yıkar, yıpratır seni sen izin vermezsen?
Kim sever seni, sen kendini sevmezsen?
Herşey sende başlar, sende biter...
Yeter ki yürekli ol,
Tükenme, tüketme, tükettirme içindeki yaşama sevgisini...
Hep hatırla: " Çaresizseniz, Çare SİZSİNİZ...."
mystical2008-07-04 15:45:04
gülünhüznüyüm
26.12.2007, 10:30
önümde uzayan bir şehir -benim olmayan kızılına boyuyorum tepelerini -bana ait bir sevdanın gün batımındayım düşlerim sana bulanık sarhoşum bu akşam sensizliğin bıçak ucundayım konuştukça sen yalnızlığım yalıyor tenimi -rüzgar yerine ...sesin! sesinin türküleri kaçıyor gözlerime -sebepsiz gözlerim yanıyor aldırma ben kaçıncı kez sensizliğe ağlıyorum sen sen hiç susmadan anlat sokaklarını -bugün ayak izlerinden geçtiğim- kentinin benim olmayan caddelerini yatağını, evini bensizliğe boyalı duvarının rengini bil ki okyanus uzağında değilsin sesin bugün redifsiz dokunuyor sesime gel de bana dilinin ucuyla seviyorum -susarak seviyorum seni en çıplak yalnızlığımla ama yine de sorma bana çoktan çizilen nedenlerini -bensizliğinin dilim lal gitme vakti uyu artık sızılarımı sür yastığına başını gömerken üzülme yalnız değilim biliyorsun sarıp sarmaladım seni -alıp bir kış gününden sen ki ağustos sıcagında hala sarıldığım kar yalnızlığım bekçisiyim bu gece de kül kızılında bir sevdanın ben şarabım sensizliğim uzak ah çok uzak zamanın senden çok gerisindeyim güneş battı sesin yok gözlerimde yanan kar suyu boşver sebebi yok
mystical2008-07-04 15:46:51
gülünhüznüyüm
26.12.2007, 10:33
HayaTSeniBendenUzağaSavurdu!
ZamanLa aLı$ırım yokLuguna Diyordum Sevgim artar özLemim yüceLir ama aLı$ırım Diyordum..
HayatSeniBendenUzağaSavurdu!
aLı$amadım...
yüreGim Her Sen Dedikçe Sabret Bugünü de AtLattık bugünde O'nSuz Geçti Ama Bugünüde AtLattık Dedim Ona..
aLı$amadım...
yüreGimi Ne Kadar Sustursamda ..
Beynimi Senden Ne Kadar uzakLaştırmaya çaLışsamda oLmadı, oLmadı Canım..
aLı$amadım...
o günden Bu yana attıgım her adımda aLdıgım her nefeSte Sen Sadece Sen Varsın Bitanem!
Ne EyLüL'Ler geçirdim Sensiz Ne Soguk GeceLer.
Seni Çok Sevdim ya Soğuk Donuk Dayandım i$te ama;
aLı$amadım...
HayatSeniBendenUzağaSavurdu!
eLLerini Bırakmamak Üzere Tutucagım o günLere..
Seni Seviyorum..
(alıntıdır)
__________________
gülünhüznüyüm
26.12.2007, 10:34
Sonu gelmeyen bir sevda,
Hilesiz ve çıkarsız.
Çoğu zaman gözlerin konuştuğu,
Selamsız ve sabahsız.
Böyle bir sevda bu,
Söylenen her güzel sözün,
Açan her güzel gülün,
Sevgiliye ısmarlanışı var bu sevda da,
Dokunmak ve dokunulmak yok.
El ele tutuşup, koşmak da,
Sadece iki büklüm olup beklemek var,
Saat başı kalkan otobüs duraklarında.
Mutlu olmak da yok, gülmek de,
Her saniye, “seni seviyorum” demek de,
Sadece göz yaşları dökmek var.
Soğuk ve ıssız bir gece de.
Gelen her mektuba ümit sığdırmak yok,
En parlak yıldızları toplamak.
Artık mecburi, yüreğine düşen ateşle,
Sabah akşam yanmak.
Özel günleri hatırlamak da yok.
Ve de güzel hediyelerle hatırlatmak.
Sadece boynunu bükmek var,
Günlerce çalmayan telefona bakarak.
Böyle bir sevdayı yaşamak var,
Her gün aynalar da kendine çatmak,
Zor gelmeden yüreğine,
Dem vurmadan sevgiye,
Sadece şiirler yazmak var,
Sesini duyuramadığın sevgiliye…
Koklamak yok çiçekleri,
Ne de yüreğine koymak yeni sevdayı,
Her gün biraz daha verirken gençliğinden,
Bir tek öğrenmek var yalnız yaşamayı.
Güneşin ışıklarını sokmayacaksın odana,
Hiçbir dudak dokunmayacak yanağına,
Zor da olsa sabretmeyi öğreteceksin,
Bitmeyen ve tükenmeyen acılarına.
Yaz geldiğinde yaşadığın şehre,
Sen hala kışı yaşayacaksın içinde,
Ansızın bir fırtına kopacak,
Kırılmayan çiçek kalmayacak bahçen de,
Oturmuş, çayını yudumlarken,
Bir fincan çay fazladan olacak masada,
Şekeri atılmış ve karıştırılmış,
Gözlerin kaybolurken baktığın kapıda,
Anlamaya başlayacaksın, her şey yalanmış.
Bazen bir başkasıyla göreceksin,
O an da feryatlar koparken içinde,
Sen susup ve çekip gideceksin.
Ama hiçbir zaman,
Nereye gittiğini bilmeyeceksin.
Böyle bir sevdayı yaşamak var,
Her gün aynalar da kendine çatmak,
Zor gelmeden yüreğine,
Dem vurmadan sevgiye,
Sadece şiirler yazmak var,
Sesini duyuramadığın sevgiliye…
Kafanda tasarladığın geleceğin,
Onsuz kuramadığın tüm hayalin,
Hiçbir önemi kalmayacak yaşamında,
Kendine sorduğun yüzlerce sorudan,
Beyninde bir iz kalacak, ölüm tadında.
Bir zaman ayıramayacaksın kendine,
Bir sürpriz yapmak için sevdiğine,
Sonra bir sızı inecek,
Hasretten titreyen yorgun bedenine.
Kurtuldum diyeceksin ama kurtulamayacaksın.
Takılmış yüreğin bu sevdanın pençesine.
Artık yaşamak için bir çaban olmayacak,
Ne de olsa gidenin yeri dolmayacak.
Pes diyeceksin kendine, benden pes,
Böyle bir sevdayı yaşamak var,
Her gün aynalar da kendine çatmak,
Zor gelmeden yüreğine,
Dem vurmadan sevgiye,
Sadece şiirler yazmak var,
Sesini duyuramadığın sevgiliye…
Yıllardır unutamadığın sevgiliye…
AHMET ATA
__________________
gülünhüznüyüm
26.12.2007, 10:37
YORULDUM
Kendimden yoruldum...
Sürekli maske takmaktan, içim kan ağlarken insanlara gülmekten
yoruldum...! Çok sinirliyken bile sakin olma zorunluluğundan
yoruldum... Hıçkırarak ağlamak isterken, gözyaşlarımı içime
akıtmaktan...! Delice severken; içimden dağlara, denizlere, hoyratça
esen rüzgara, toprağa, kuşlara, "Seviyorum" diye haykırmak isterken,
susmaktan yoruldum...! Mavinin her tonunda kaybolmak isterken, siyaha
esir olmaktan yoruldum...!
Kendimden yoruldum...
Hep güçlü olmak ne zordur... Hep sorumluluk sahibi olmak... Her zaman
haklı olmak... Herşeyi bilmek zorunda olmak... Ruhum yoruldu...!
Çocukken genç olmak... Gençken olgun olmak... Çok zor, yoruldum...!
Çabuk tükettim ömrümü...
Yarınlarımı...!
Umutlarımı...!
Duygularımı...!
Geri dönüşü olmayan bir tüneldeyim...
Oyunun adı: Hayat!
Başrolde: Ben!
Yardımcı oyuncular: Sevgi, aşk, acı, geçmiş!
Senaryo konusu: Herseye rağmen, mutlu olma sanatı...!!!
VE ARTIK.. KENDİMDEN YORULDUM...!!!
Alıntıdır...
_______
gülünhüznüyüm
26.12.2007, 10:40
Ağlayamaz onlar...
Gözyaşları olmadığından değil...
Birileri "Erkekler Ağlamaz" dediği için de değil...
Kalpleri taş olduğundan hiç değil!
Onlar...
Ağlamayanlar değildir;ağlayamayanlardır ...
Halbuki o kadar çok isterler ki ağlamayı..
Bağıra bağıra..
Hıçkıra hıçkıra..
Kendini unuturcasına... Ama ağlayamazlar...
Çatlarlar,çatlatırlar yüreklerini de yine ağlayamazlar...
Gözyaşının olduğu yerde "rahmet" olacağını da bilirler oysa...
Bir damla rahmet için,bin damla yaş dökmeye hazırdırlar...
Hazırlanırlar...
Ağlayamazlar...
Anlamsız kahkahalar içinde boğulur hıçkırıkları...
Feryâdı yutar,acıyı içlerine çeker onlar!
İsyân,onlara çok yakındır;yanaşmazlar yanına...
Sabır,onları sevmese de sarılmaya çalışırlar...
Alışırlar her yeni duruma...
Durmadan yarışırlar ve savaşırlar kendileriyle...
Çemberinden geçirirken felek,onların kulağına bir şey fısıldamıştır...
Tam olarak anlatamazlar ne olduğunu;ancak hiç unutmazlar yine de...
Anlatamadıkları için ağlayamazlar..
Ağlayamadıkları için anlatamazlar!
Bir gülün dibine diz çöküp ağlasa onlar...
Gözyaşlarıyla gülün rengine renk katabilirler belki...
Ama yapamazlar...
"Ya solarsa?" derler...
Solarlar belki;ama soldurmazlar!
Herkes onları "ağlayamaz" sanır...
Çünkü hiç kimse göremez,içlerine akan yaşları!
İçerde kaynayanı,yananı,içerdekinden gayrısı bilemez!
Yanaklarından süzülmediği için de kimse silemez gözyaşlarını...
Yaşlarını da bilemezler..
Çünkü onlar,oldukları yaşta değildirler...
Onlar,birbirlerini tanır;birileri onları tanıyamaz!
Onlar mâşuktur...
Onlar âşıktır...
Onlar darmadağın...
Onlar karmakarışıktır!
__________________
KUMRAL81
28.12.2007, 07:46
1-KARTALLARIN KANADINI YOLMAK DOĞACAK NESLİN KARTAL OLMASINI ENGELLEMEZ2-HAYAT GÖZÜNÜZÜ DÖRT AÇIN KI,ÖLÜRKEN RAHAT KAPAYASINIZ (ALAATTİN BAŞAR) 3-İÇİNDE ZATEN KÖTÜLÜK OLAN BİR RUHA EL ATMAKLA, ŞEYTANIN NE KAZANCI OLABİLİR?(ARTHUR MILLER) 4-KAHRAMANLIK SIFATINI ÇALANLARIN EN TEHLİKELİSİ SAHTE KAHRAMANLARDIR.(NECİP FAZIL) 5-YÜREK YANMADIKÇA GÖZ YAŞARMAZ... (Hz. Mevlânâ) 6-ANCAK "ŞİMDİ"YE HÂKİMİZ..."ŞİMDİLİK DURMAK" DEĞİL , "ŞİMDİDEN BAŞLAMAK" !.. (PEYAMİ SAFA) 7-AZ, ÇOĞA KARIŞINCA ÇOK OLUR. (BEHÇET NECATİĞİL) 8-AHLAKIN BULUNDUĞU YERDE, DEVLETİN MASRAFI AZ OLUR.! (C.ZEYDAN) 9-DÜNYA İÇİN AĞLAYANLARIN HALİNE AĞLAMALI ! (GÜRBÜZ AZAK)10-BİR DAMLA SU DENİZDE KURUMAZ. (C. MİSMER) 11-BİR BABANIN OĞLUNA KARŞI ÖFKESİEVLADIN BABASINA OLAN EN SICAKSEVGİSİNDEN DAHA TATLIDIR.(H.MONTHERLAND)12- KOMŞUNLA KAVGA ETME; MİSAFİR GİDER, O KALIRHz. EBUBEKİR[R.A]13-BANA HATALARIMI GÖSTERENDEN ALLAH RAZI OLSUNHz.ÖMER (R.A)14-RUHA MUHALEFET DELiLiK,AKLA MUHALEFET GERiLiK,NEFSE MUHALEFET iSE VELiLiKTiR.(AHMET İHSAN GENÇ) 15-YÜKSEK ZÂTIN YÜKSEKLİĞİ, ALÇALDIĞI,ALÇAĞIN ALÇAKLIĞI İSE, YÜKSELDİĞİ ZAMAN ARTAR.(İ.HAKKI BIÇAKÇIZADE) 16-YILDIZLAR, ATEŞ BÖCEĞİ SANILMAKTAN KORKMAZLAR.(TAGORE) 17-SEBAT, İNSANIN KAYBOLMAYAN SERMAYESİDİR.(KASIM TOPUZ)18-MENDİLDE DEĞİL, GÖZYAŞI KİRPİKTE SICAKTIR.(A.ÖZTEMİZ HACITAHİROĞLU) 19-NAMUS, ŞEREFE ULAŞTIRAN EN KESTİRME YOLDUR.(MERALİTE) 20-YANLIŞ YAZILACAK SENELERİ SİLMEĞE İHTİYARLIĞIN SİLGİSİ YETMEZ.HAYAT ANCAK DOSDOĞRU YAŞAMAĞA YETECEK KADARDIR.(Ş.) 21-KÂİNATTA HERŞEY İLE DOSTUZ.ÇÜNKÜ HEPİMİZ MAHLÛKUZ.(ALİ SUAT) 22-MÜKEMMELİN YOLU, KUSURUNU GÖRENİN ÖNÜNDEN GEÇER...(ALİ SUAT) 23-NEFSİNDEN NE KADAR UZAKLAŞTIN, ASLINA O KADAR YAKLAŞTIN DEMEKTİR...(ALİ SUAT) 24-EĞRİYE "EĞRİ" BAKAN, EĞRİYİ "DÜZ" GÖRÜR...(ALİ SUAT) 25-İYİLİK AHİRET MALIDIR.(ALİ SUAT) 26-DÜN, DÜNLE BERABER GİTTİ CANCAĞAZIM,BUGÜN YENİ ŞEYLER SÖYLEMEK LÂZIM...HZ.MEVLÂNÂ (K.S) 27-"MUALLiMiM" DiYEN OLMAK GEREK iMANLI,EDEPLi, SONRA LiYAKATLi, SONRA ViCDANLI !(MEHMET AKİF)28-ÇOCUKLUĞUMDA UÇURDUĞUM UÇURTMALAR OLACAKBACALARA TAKILAN ŞU BEYAZ BULUTLAR...BELKİ DE RÜZGÂRDA NAMAZ BEZİDİRYÜZÜNE HASRET KALDIĞIM ANACIĞIMIZ...(CAHİT SITKI TARANCI) 29-EĞRİ YOLDAN GİDEN ÇABUK YORULUR,SADIKLARA DİK YOKUŞLAR DÜZ OLUR.(MOLULU REVAİ)30-ÂYİNESİ İŞTİR KİŞİNİN LÂFA BAKILMAZ,ŞAHSIN GÖRÜNÜR RÜTBE-İ AKLI ESERİNDE.(ZİYA PAŞA)31-TARİHİME KÖK SALAN HİSARLAR,TARİHİMİ İSTERİM, SUSARLAR...(ARİF NİHAD ASYA)32-ORMAN HAYATI BESTELERKEN ÇIT ÇIKARMAZ DA;BALTA DAĞLARI İNLETİR.(İ.ERDİNÇ ŞUMNU)33-KENDiNi KAYBEDENiN, NASiBi DE KAYBOLUR.Hz.ALİ (K.V.)34-EDEP ÖGRENiLMEDEN, iLiM ÖGRENiLMEZ.(SÜFYAN-I SEVRİ)35-ÇETİN CEVİZLERDEN SAĞLAM MÜ'MİNLER ÇIKAR.(MALCOLM-X)36-ÖYLE GÖZLER VARDIR Kİ, SÖZDEN İYİ ANLATIR.(NEDİM GÖKER) 37-ÇOBAN UYUDU MU, KURT EMİN OLUR.Hz. MEVLÂNÂ (K.S.)38-KENDİ KENDİMİZİN ALTINDA KALMAMALIYIZ Kİ,CEMİYETİN ÜSTÜNE ÇIKALIM.(NECİP FAZIL)39-EY BEYAZ ADAM !BİZE IŞIĞI VAADETTİN AMA, KENDİ KARANLIĞINI GETİRDİN !.TUİAVİİ (Afrikalı Yerli) 40-UTANIN ! KUŞLAR UÇUYOR, UÇAKLAR DÜŞÜYOR.(ÖZDEMİR ASAF)41-ViCDANI TERTEMiZ Di ;ZiRA ONU HiÇ KULLANMAMIŞTI.(STANİSLAW LEC)42-FİİLLİYAT HALİNDEKİ CEHALETTEN DAHA KORKUNÇ BİRŞEY OLAMAZ.(GOETHE) 43-HER YARIN DÜNDÜR, SONRAKİ YARINA.(MURAT BAŞARAN) 44-İLİMLE BESLENEN BEYİNLER, GERÇEĞİ GÖRMEDE GÜÇLÜK ÇEKMEZ.(FATİH DOĞRU)45-DİPLOMA, GAYE DEĞİL VASITADIR ;GAYE DURURKEN VASITAYI BÜYÜLTEMEYİZ.(NECİP FAZIL)46-HAYÂ PERDESİ YIRTILINCAPENCERELER DE ÇIPLAK KALDI.(SELİM GÜNDÜZALP) 47-AKIL BİR ANAHTARDIR, AMA HER KAPIYI AÇMAZ.(ÖMER SEVİNÇGÜL)48-İSLÂMİYET, GÖRÜNMEK DEĞİL OLMAKTIR.(Prof. Dr.ŞENER DİLEK)49-AHİRETTEKİ HESAP, DÜNYA NEFSİNİ HESABA ÇEKMİŞ OLANLAR İÇİN HAFİF VE KOLAYDIR.Hz.ÖMER (R.A.)50-CESARETE SET ÇEKECEK TEDBİRİN,ALLAH CEZASINI VERSİN.'(MEHMET KAYALAR)51-DÜNYADA iYi iNSAN TÜKENMEZ.(ŞAHABETTİN AHMET) 52-ÇATABiLiRSEN, ÖNCE FiKiRLERiME ÇAT ; SONRA BANA !..(MONTAIGNE)53-ZAYIFIN KİNİ, DOSTLUĞU KADAR TEHLİKELİ DEĞİLDİR.(VAU VEN DRAGUES) 54-BAZI ACILAR ŞİFA YERİNE GEÇER.(ŞEKSPİR) 55-iYi DOSTLUKLAR HESAPSIZ KURULUR.(BALSAC) 56-HASTALIK, SIHHATİN KEFÂRETİDİR.(HACI CEMAL ÖĞÜT) 57-BİN KİŞİNİN DOSTLUĞUNA, BİR KİŞİNİN DÜŞMANLIĞINI SATIN ALMA.HASAN BASRİ (R.A.)58-CAHİLİN SÜKUTU, HALİNİN PERDESİDİR.Hz.ALİ (K.V.)59-ÇOCUK, ELMAYI GÖRMEDEN KOKULU SOĞANI ELİNDEN BIRAKIR MI ?Hz. MEVLÂNÂ (K.S.)60-HER MAHPUSA ACIRIM, FAKAT BATIL FİKİRLER İÇİNDE KAPALI KALANLARA DAHA ÇOK. (CENAP ŞEHABETTİN) 61-BÜYÜKLER BAHÇIVANA, ÇOCUKLAR GÜLE BENZER.(AHMED EFE)62-DIŞIN İÇİNİ GÖSTERİR.Hz. A.GEYLÂNİ (K.S.) 63-DERS ALMASINI BiLiRSEK KURTULURUZ.Hz. EBÛBEKİR (R.A.) 64-MADDE, İFADE ETTİĞİ MÂNÂYA GÖRE KIYMET ALIR.(NİHAT KURTCEBE) 65-KAR YAZA KALMAZ, YEŞİL GÜZE KALMAZ.(DEDE KORKUT)66-VİCDAN, KANUNLARIN KANUNUDUR.(LA MARTIN)67-iNSAN, MESGÜL OLDUGU SEYE BENZER.(AHMET EFE)68-KÂLBİN ARZULARI İÇTEN,NEFSİN ARZULARI DIŞTAN GELİR.Hz. A.GEYLÂNI (R.A.)69-PİŞMANLIK DUYMAYANIN GÜNAHI AFFOLUNMAZ.Hz. ÖMER (R.A.)70-ALTIN PRANGALAR, DEMİR OLANLARDAN ÇOK DAHA KÖTÜDÜR.(M.GANDHI) 71-MİLLETLER DE İHTİYARLADIKÇA GEVEZELEŞİR;HAMLENİN YERİNİ BELÂGAT ALIR, HAYATIN YERİNİ SÖZ...(CEMİL MERİÇ)72-CÖMERTLİK, İSRAF İLE CİMRİLİK ARASINDAKİ DENGE HALİDİR.İ.GAZALİ (R.A.)73-RUHTAKİ YARALARI ÖRTMEK İÇİN ŞEKİLPERESTLİK YAMALARI SATMAYIN !..(NURETTİN TOPÇU)74-BATI, KENDİSİNDEN ALDIKLARIMIZI TERKETMEYE BAŞLADI;BİZ HÂLÂ SAVUNMAKTAN VAZGEÇEMİYORUZ.(VEHBİ VAKKASOĞLU) 75-GEÇMİŞİN TEHLİKESİ ESİR KALMAKTI,GELECEĞİNKİ İSE, ROBOT '..(E.FROMM) 76-İÇSİZ CEVİZİ HAFİFLİĞİ ELE VERİR. (SADİ) 77-HATALAR MİRAS DEĞİLDİR, SAVUNULMAYA DEĞMEZ.(E.BURKE) 78-ERİŞİR FETHE, FEDAÎSİ OLAN DAVALAR...(FARUK NAFİZ)79-KURTLARIN İSTİLA ETTİĞİ BİR SAHRADA KOYUN OLUNMAZ, ARSLAN OLMAK GEREKİR.!..(MEHMET KAYALAR) 80-CENNETE GİRMEK HAYRET EDİLECEK BİR BAŞARI DEĞİLDİR; MARİFET, DÜNYADA DA CENNETE EREBİLMEK...(Hz. ALİ (K.V.) 81-TATLISI, TUZLUSUYLA MURADA ERER DAMAK;HALBUKİ ASIL MURAD, AÇLIĞA YOL ARAMAK...(NECİP FAZIL)82-AKILLI DONKİŞOT, UYGUN RÜZGÂRI BEKLER.(STANISLAW J. LEC)83-TOPUĞA ÇIKMAYAN SULAR,DENİZ İLE SAVAŞ EYLER '.(YUNUS EMRE)84-SÖNDÜREMEYECEĞİN ATEŞİ YAKMA '(SELİM GÜNDÜZALP)85-PALAVRA PAPAGANDIR, YALAN iSE YILAN '..(ÇELİK GÜLERSOY)86-ÇOCUK TRAJEDİDE GÜLER,İHTİYAR, KOMEDİDE AĞLAR.(M. UNAMUNA)
gülünhüznüyüm
30.12.2007, 08:21
Ey kalbim!
Sen çöl iklimi gibisin.
Bir kavrulursun sıcaktan, bir soğuktan mahvolursun.
Sen bir yabancı gibisin bazen ait olduğun bedene, bazen uzaklaşırsın tamamen, kaybolursun.
Seni ararım bulamam; hangi güzelliğe, hangi sese, hangi bilinmeze doğru yol alırsın?
Sen bu dünyada, bir kalp atışından fazla, yürek sızısından çok daha fazla gibisin,
ey kalbim!
Sağlam dallara tutunmak istersin de elinde kalır bütün dallar.
Seni en çok bitişler, sonlar, yokoluşlar, yokuşlar dağlar.
Geçicilik umut vaadetmez çarpıntına, meskenin olur dağlar.
Fiziken sabitsin, ruhen bir seyyah bir çelebisin,
ey kalbim!
Kimler geldi, kimler geçti hepsi bir yara açarak.
Kelebek ömrüne bile sarıldın bazen, yalnızlıktan kaçarak.
Yıllar geçti, ömür bitti, hayat darmadağın oldu; şu haline bak!
Kendine ettiğin zulümlerin sebebisin,
ey kalbim!
Ey yüreğim, ey cesaretim, ey korkum.
Ey kalbim, ey sevmeye iştiyakım, aşka yönelişim, umutlanışım.
Amansız hastalıklara, aman vermeyen düşmanlara, saman alevi gibi ilişkilere aldanmışım.
Dünyayı daimi ikametgâhım, kendimi sonsuza kadar yaşayacak sanmışım.
Hatam, hatadan dönüşüm; yanılışım, yanlışı anlayışım gibi keskin dönüşlere gebesin,
ey kalbim!
Bir rüzgâra kapılır uçarım. Bir dala takılır düşerim.
Bazen kışın yanar, bazen yazın üşürüm.
Değişirim, evet zamanla değişirim.
Ama asla değişmeyecek bir yerim olduğu kesin.
Tüm sesler kesilse de duyulacak derin, çok derin, en derin bir yerden gelir senin sesin.
Gürültüleri, bağırtıları, fısıltıları, kavgaları, umursamazlıkları, nefretleri, düşmanlıkları kesin.
Bazen, herkesten kaçan bir asosyal, bazen herkes için bir barış elçisisin,
ey kalbim!
Ey Ebrar; ey bu satırların muharriri.
Ey okuyucu, ey bu satırların kârii.
Ey zaman, başımızı döndürerek geçen bazen, bazen durdu mu tam duran zaman.
Ve dünya ve saire. Sen hepimizin en derininde bir yara, en üstünde bir
güzellik, en zamanlar üstü ve mekânlaraşırı bir mercisin,
ey kalbim!
Senden koptuk mu kopuyor hayatla bağımız. Sana ulaşınca erişiyoruz kendimize. Ey kalbim!
alıntı......
mystical2008-01-05 16:43:41
gülünhüznüyüm
30.12.2007, 08:30
Dört gözle beklediğiniz bir haberin gelmesi.
Ağrının dinmesi..
Yıllar sonra bir gün bir yerde, çocukluğunuzda annenizin sizin için yaptığı kurabiyelere rastlamak...
Yağmurdan sonra, açan güneş...
Buz gibi sokaktan sıcacık eve girmek...
Yorgunluktan bitmişken yatağa uzanmak...
Tutuğunuz takımın ezeli rakibini yenmesi...
Kızgın kumlarda uzun uzun yattıktan sonra bedeni denizin serinliğine bırakmak...
Sabahları kızarmış ekmek kokusuyla uyanmak...
Bir doktor muayenehanesinin kapısından, şüpheleri dağıtmış olarak sevinçle çıkmak...
Yaz sıcağında, bir öğle uykusunun mahmurluğunu, buz gibi bir dilim karpuzla atmak...
Bir bahçenin önünden geçerken duyduğunuz hanımeli kokusu...
Sabah uyanıp o gün tatil olduğunu hatırlamak...
"Artık bitti" derken sizi arayıvermesi...
Yaşlı ana babanızın, hala çaldığınız kapının arkasında ya da hattın öbür ucunda olması...
Fırından yeni çıkmış ekmeğin köşesi...
Bir köşede birbirine sarılmış uyuyan kediyavruları...
Evinizden, pişmekte olan etli biber dolması kokusunun yayılması...
Soğuktan titrerken elinize tutuşturulan bir bardak çay...
Meteliksiz bir gününüzde, çoktandır giymediğiniz ceketinizin cebinden para çıkması...
Onunla ilk kez yalnız kalmak...
Uzun, sıcak bir yürüyüşten sonra karşınıza çıkan bir çınaraltı.
Sabahtan beri ayağınızı vuran ayakkabıları çıkardığınız an...
Sudan bir sebeple küstüğünüz arkadaşınızla barışmanız...
Yıkanmış, ütülenmiş, mis gibi kokan yatak takımlarını koynunda uyumak...
Bir sandalın kenarına oturarak bacakları denize sallandırmak...
En önemlisi,
nefes almak,
konuşmak,
duymak,
yürümek,
görmek,
anlamak...
"Ne güzeldir"...
ve ne güzeldir; arkadaşlarınızdan, sevdiklerinizden alacağınız sıcacık bir merhaba...
MERHABA.......
gülünhüznüyüm
30.12.2007, 08:32
HAYATTA EN ÇOK BABAMI SEVDİM’
Sizin hiç babanız öldü mü?
Benim bir kere öldü kör oldum
Yıkadılar aldılar götürdüler
Babamdan ummazdım bunu kör oldum
Cemal SÜREYA
Hayatın her alanında yanımızda görmeyi istediğimiz yanımızda olmasa
dahi varlığı ile arkamızda olduğu hissini veren insanlar vardır.
Hayatın anlamı onlarla daha bir önem kazanır ve onlarla hayatın
zorlukları daha kolay atlatılır. Kürkçü dükkanına dönen tilki misali
hemen hemen herkesin son durağında onlar vardır.
9 Aylık bir yolculuğun sonunda leylekler yeryüzüne getirdikten sonra
küçük insanı, anne adı verilen yeryüzü meleklerine ve baba denilen bu
meleklerin en büyük yardımcılarına teslim ederler. Hayat başlamıştır
artık. Büyüyene dek koltuk değneğimiz olurlar. Canımız yandığında ilk
onlar koşar, ağladığımızda ilk onlar başımızda biter, hastalandığımızda
onlarda hastalanır. Alınlarının teri, gözlerinin feri olurlar çocuklar.
Çocuklar, ah çocuklar!Anneler çekip gittiğinde kanatsız kuş
olurlar.Çocuklar, ah çocuklar! Babalar bırakıp gittiğinde bir garip hal
alırlar.
Anne yitirilmişse bu yalan dünyada adımız öksüzlüğe çıkar, baba
yitirilmişse adımız yetimliğe çıkar. İki kelimede insanda acayip bir
etki bırakır. Hüzünlendirir, ağlatır. Deler geçer yürekleri bir kurşun
gibi hem de. Ne yana baksak onların hasreti sarar gözlerimizi,
burnumuzda tüter özlemleri. Ahlanmanın tam vaktidir artık, ağlamanın
belki de bir küçük çocuk gibi. Kimse sizi onlar gibi teselli edemez,
kimsenin elleri onların ellerinin sıcaklığını veremez. Bunu bal gibi
bilirsiniz. "Kurbanını olayım baba" ya da "Ayaklarının altını öpeyim
anne!" diye bağırmak istersiniz lakin sesiniz yetişir mi bilmem. Gerçek
olan şu ki onlar attaya gitmiştir . Bir çocuk gibi attadan gelecek günü
beklersiniz annenizin ve babanızın. Çünkü attaya gitmek demek imkansız
da olsa geri gelmek demektir küçük bir çocuğa göre. Bir umuttur belki
de. Kendinizi böyle kandırırsınız da teselli edersiniz birazcık. Attaya
gittiler diye.
Attaya giden tüm babalar için Necip Fazıl şunları yazmıştır:
"Eve dönmez bir akşam;
Ve gün yüzlü çocuğu,
Sorar:Nerede babam?
Bakarlar ,oldu bitti;
Gelir,derler çocuğa,
Baban attaya gitti.
Uzar gider bu atta
Ve neler neler olmaz
Ve kimbilir ve hatta
Bir mahşer gerisinde
Babası döner bir gün
Oğlunun derisinde."
‘Uçak Babama Selam Söyle’ şiiri ile babasına olan mesafeleri bir çocuk
saflığı ve berraklığı ile söze döken İclal Aydın,’Hayatta Ben En Çok
Babamı Sevdim’ diyen En Baba Şair Can Yücel,’Sizin hiç babanız öldü mü’
diyen Cemal Süreya,’Bugün Açız Yine Evlatlarım,Diyordu Peder’ diye
haykıran Tevfik Fikret,sazına ‘Ben Babamı, Sen Ustanı Unutma’ diyen
Aşık Veysel ve diğerleri..Hep babalarına olan
sevgilerini,özlemlerini,varlıklarını,yokluklarını dile getirmişlerdir
bu şiirlerinde.
Babanız varsa her şey süt limandır,babanız yoksa her taraf
bertaraftır.Benim babam; Şam Babası ,İskele Babası ya da Mafya Babası
değildir.Adam Gibi Adamdır gönlümce.Tertemiz bir geçmiş,sevgi dolu bir
gönül,engin bilgi birikimi ve sempatisi ile gurur duyduğum
birisidir.Örnek aldığım,model aldığım birisidir.Adam gibi adamdır benim
babam.Her zaman danıştığım,alıştığım,dinlediğim canım,kanımdır.
Babalar sabahları evden çıktıklarında çocukları sarılır
bacaklarına:’Baba bana bir şey getir.’diye.Babalar hep eli dolu eve
gelmesi gereken, evin iaşesini sağlamakla görevli olan dış işleri
sorumlularıdırlar.İç işlerinden izin alamadın mı? diye esprilere de
konu olurlar bazen.’Baba bana para ver.’ diye çığıran,’Baba beni
çarşıya götür.’ diye yalvaran çocuklar hep babaya olan sevginin ve
bağlılığın ifadeleridir.Güven duygusunun şekil bulmuş halidir baba.Bir
çocuk mahalle kavgasında dayak yediğinde ya da azarlandığında
hemen:’Seni babama söylerim.’ diye cesaret gösterisinde bulunur gözü
yaşlı.Çünkü babamız bizi korur.Ne olursa olsun yeter ki yanımızda
olsun. Bize elleri, kolları, ayakları yetecek mesafede olsun.İki eli
kanda da olsa gelir.Çünkü babamızdır,çünkü biz onun okyanusuna kanat
çırpan küçük dereleriz.
Bazen kıskanırız onu,bazen çok şey bildiği için gurur duyarız,bazen
kendimizi bir tutarız onunla,bazen ondan çok daha fazlasını bildiğimizi
zannederiz,bazen ona danışma gereği hissederiz bir zahmet,bazen bazı
şeyleri bildiğini kabul ederiz,kaybettiğimizde ise onu keşke hayatta
olsaydı da kendisine danışabilseydim diye pişmanlık duyarız.Her ne
olursa olsun babamızdır bizim.Etimiz,kemiğimiz,kanımız, canımız.
Babalar unutuldukları zaman ölürler.Evlatları onları unuttukları,terk
ettikleri zaman ölürler.Asıl yok oluş,asıl yıkım budur onlar için.Yoksa
babalar asla küsmezler ve de kızmazlar çocuklarına.İçten içe
severler,hissederiz ve bal gibi biliriz.Bizleri bu yalan dünyada
bırakıp gittiklerinde de gözleri arkadadır.Onları incitecek hal ve
hareketlerden kaçınmalıyız.Çünkü onlar oradadır ve bizleri
seyreder.Çünkü onların orada rahat olmaları, mutlu olmaları
gerekiyor.Çünkü onlar candır,canlar ölesi değildir mecazen.
Öteye intikal eden tüm babalara yüce yaratıcıdan rahmet,yakınlarına baş sağlığı diliyorum.
Urfa’da en meşhur halk sözlerinden birisi:’Babaya Rahmettir.’Yapılan her işin sonunda Babaya Rahmet derler.
Yazımız sona erdi ey okuyucu.Babaya Rahmet.
alinti
gülünhüznüyüm
30.12.2007, 08:35
SaNa BaKMaK
Her şey yapılabilir
bir beyaz kağıtla
uçak örneğin uçurtma mesela
altına konulabilir
bir ayağı ötekinden kısa olduğu için
sallanan bir masanın
veya şiir yazılabilir
süresi ötekilerden kısa
bir ömür üzerine.
bir beyaz kağıda
her şey yazılabilir
senin dışında
güzelliğine benzetme bulmak zor
sen iyisi mi sana benzemeye çalışan
her şeyden
bir gülden bir ilk bir sonbahardan sor
belki tabiattadır çaresi
senin bir çiçeğe bu kadar benzemenin
ve benim
bilinci nasırlı bir bahçıvan çaresizliğim
anlarım bitkiden filan
ama anlatamam
toprağın güneşle konuşmasını
sana çok benzeyen bir çiçek yoluyla
sen bana ışık ver yeter
bende filiz çok
köklerim içimde gizlidir
gelen giden açan soran bere budak yok
bir şiir istersin
“içinde benzetmeler olan”
kusura bakma sevgilim
heybemde sana benzeyecek kadar
güzel bir şey yok
uzun bir yoldan gelen
tedariksiz katıksız bir yolcuyum
yaralı yarasız sevdalardan geçtim
koynumda bir beyaz kağıt boşluğu
her şeyi anlattım
olan olmayan acıtan sancıtan
bilsem ki sana varmak içindi
bütün mola sancıları
bütün stabilize arkadaşlıklar
daha hızlı koşardım
severadım gelirdim
gözlerinin mercan maviliğine
sana bakmak
suya bakmaktır
sana bakmak
bir mucizeyi anlamaktır
sağa sola bakmadan yürüdüğüm yollar tanıktır
aşk sorgusunda şahanem
yalnız kelepçeler sanıktır
ne yazsam olmuyor
çünkü bilenler hatırlar
hem yapılmış hem yapma çiçek satanlar
bahçıvanlar değil tüccarlardır
sen öyle göz
sen öyle toprak ve güneş ortaklığı
sen teninde cennet kayganlığı iken
sana şiir yazmak ahmaklıktır
bir tek söz kalır
dişlerimin arasından
ben sana gülüm derim
gülün ömrü uzamaya başlar
verdiğim bütün sözler
sende kalsın isterim
ben sana gülüm derim
gül sana benzediği için ölümsüz
yazdığım bütün şiirler
sana başlayan bir kitap için önsöz
sana bakmak
bir beyaz kağıda bakmaktır
her şey olmaya hazır
sana bakmak
suya bakmaktır
gördüğün suretten utanmak
sana bakmak
bütün rastlantıları reddedip
bir mucizeyi anlamaktır
sana bakmak
inanmaktır
gülünhüznüyüm
30.12.2007, 08:36
Dinle beni
Sevgili mor...
Ne de yanılsanmış sevdalardan geçmişiz diye
düşünüyorum bu aralar. İnsan gerçek sevdanın nerede olduğunu farkettiği
zaman içinde derin uçurumların açıldığı yaralar oluşuyor. Farkediyor
yani, en gereksiz yerlerde boşa geçirilmiş sevda gezintilerinin
yapıldığı zamanların havaya nasıl da savrulduğunu. Öyle işte, gözlerde
biriken yaşları bırakmaktan dahi hicab duyar oluyor sonra. ‘Nasıl
verilmiş bir lütuf aklımla, akılsızlık edebilme cüretini gösterdim?’
inlemeleri... Ve vah’lanmalar, ve ah’lanmalar...
Sevgili mor...
Sen hayatıma ne vakitler girdin bilmiyorum.
Bilmiyorum ne zaman sevdim seni renkler içinde bu kadar çok. Bilmiyorum
ne zaman seni baş köşeye oturttum alıp en tenha köşenden. İnsan işte
bazen neyi neden sevdiğini bile çözemiyor. Sıcaklığın, sevimliliğin...
belki de beni uzak hayallere kadar bile taşıyabilişin... Her sorunun
cevabı var mıdır hem? Ya da her sorunun cevabı olmalı mıdır? Ya da her
soruya bir cevap ille de verilmeli midir? Bir dakika, dingin olmaya
çalışırken kargaşanın orta yerine saplanmak niyetinde değilim şu an.
Yeni’lerden bahsedelim biraz da. Yeni bir meyve tabağı mesela. Oldukça
büyük, yuvarlak ve porselen... Mutfak masasının üzerinde meyveleri
koymak için oldukça ideal. Bir büyük boy şampuan ve pencereden aşağıya
sarkıtmak için kalın dokuma büyük bir halı... Hayatımıza giren yeni’ler
aslında öyle çok ki, farkında bile değiliz. Benim bugünümdeki yeni’ler
listesinde bakın ne var: Bir kilo mandalina, siyah üzüm, iki litre süt,
bir ekmek...
Sevgili mor...
Sana insanların en sevdiğinden bahsetmek istiyorum
biraz. Hüzün’den... acı’dır hep okunan, okunmak istenen, aranan...
İnsanlar kendi acılarını yaşamış olmaktan memnun ki, onları hatırlama
gayretine girip hüzün üzerine yazılmışları tercih ediyor hep.
Hastalıklar, ayrılıklar, kaybedişler, yanlış anlaşılmalar, kavgalar,
yokluklar ve ve ve... daha neler neler. Luna parkta geçirdikleri o
mutlu günleri anımsadıklarında yüzlerinden ufak bir tebessüm kayıp
gidiyor. Sonra... sonrası o mutluluklara gölge düşüren acılar. Göl
kenarında yapılan yürüyüşler, bir çam ağacının kalın dallarından birine
yapılmış koccaman bir salıncak, yıllarca kırmızı küçük bir çantanın
içinde saklanmış özenle kazanılmış bilyeler, sabahlara kadar emekle
yazılmış program metinleri, ‘aşk kime’ sorularının bakışlarda dolaştığı
kalabalık ortamlarda gizlenmiş yalnızlıklar, ince belli bardaklardan
yudumlanmış çaylar, iskemlelere ilişip söylenmiş tadı damakta gezinen
türküler... Bunlara daha binlerce güzel anının an’ını eklemek mümkün. O
halde sevgili mor, neden hep seni farklı saydılar?
Sevgili mor...
Neden hep beni kandırdılar? En basitinden bir örnek
sana. Bir kilo domates almak istiyorum. Pazardayım. Dolaşıyorum.
Bakıyorum domateslere. Bana en hoş görünen yığından bir kilo almak
istiyorum: Lütfen bir kilo verir misiniz? Bir kilo domatesimi alıyorum,
parasını uzatıyorum ve yoluma devam ediyorum. Diğer domateslerin
fiyatlarının daha ucuz olduğunu görüyorum sonra. ‘Yine kandırıldım’
diye mırıldanıyorum. Eve dönünce domateslerime bakıyorum ki, yarısı
çürük. ‘Yine kandırıldım’ diyorum kendi kendime. Şimdi sevgili mor, ben
mi kandırılmış oluyorum, yoksa bu insanlar sadece kendilerini mi
kandırıyorlar?
Sevgili mor...
Neden hep beni kandırdılar?
gülünhüznüyüm
30.12.2007, 08:41
Balıkların Gözyaşları...
Balıkların Gözyaşları Denizde Belli Olmaz
Her insanın bir ayıbı vardır derler. Evet beklide bu yüzden bende diğer
insanlar gibi, bir ayıbımı örtmek için böylesine düşlere dalıyorum.
Öyle ya bende çok kereler görmüşümdür yürüyemeyen insanlar genelde
kollarını duyamayanlar gözlerini, göremeyenler kulaklarını ve çok zeki
olmayanlarda çenelerini iyi kullanarak onlara göre ayıp ve de kusur
olan bu yanların örtmeye çalışırlar. Onlar ağlamazlar ağlasalar da,
belli etmezler.
Ayıp örtülmeye, kusur saklanmaya çalışıldıkça kusur olur.
Göz yaşı içine akıtıldıkça deniz olur. Bırakın göz yaşlarınızı dışarı aksın.
Belki balıklarda göz yaşların saklamak için girmişlerdir denize. Belki de balıkların gözyaşlarıdır denizler.
Eğer öyleyse, ne çok ağlamış pul pul dökülen gözler.
Gözleriniz delinse, derya olsa da göz yaşlarınız.
Vazgeçmeyin ağlamaktan ki, nemlenmesin gamlanmasın yüreğiniz.
Duvarı nem, insanı gam çürütür.
Buluşma noktamız, hayallere başlandığınız an olsun ...
mayamiyo_78
30.12.2007, 16:28
-ÇOCUK SESLERİ-
Çocuk seslerine
dönüşür hayallerim
Evler dolu dizgin
Dolu dizgin bir hayat
başlar içimde
Kocaman bir dünya
sarmaşığı
Birleşir hayat
çizgimde…DERYA(08 ARALIK 2007/CUMARTESİ 17:59)
gülünhüznüyüm
02.01.2008, 01:21
Kırgınım…
Kime olduğunu, neye olduğunu bilmeden kırgınım…
Belki hayata, belki kendime kırgınım sadece…
Kırgınım…
Yüreğim bir yanardağ gibi kaynayarak yanarken,
Nasıl oluyor da bir buz dağı oluveriyorum bir anda…
Kırgınım…
İçim sevgi ile kavrulurken neden böyle yıkıcı,
Parçalayıcı oluyorum…
En çok sevdiğim varlıkları biranda kırıp,
Un ufak ediyorum…
Kırgınım…
Öfkeme, tat almayan yüreğime,
Sevmenin, sevilmenin değerini bilmeyen
Kalbime…
Kırgınım…
Yeşilin huzurunu, mavinin derinliğini,
Görmeyen gözlerime...
Kuşların nidasını işitmeyen kulaklarıma
Kırgınım…
Kırgınım…
Mantığımla kalbimin arasında gidip gelen
Benliğime…
Kırgınım…
Sonuçlandıramadığım sevgilerime,
Sarılmaya korktuğum sevgililerime…
Kırgınım çok kırgınım,
Beceriksizliğime, korkaklığıma,
Kırgınım…
Beklide bir hayalden ibaret oluşuma ''' DEDİMYA KIRGINIM''
__________________
-alıntı-
mystical2008-07-04 15:34:58
gülünhüznüyüm
02.01.2008, 01:22
Aşk belki ölmek... Belki öldürülmek... Ama en büyük lütuftu insanlığa...
[İstersen yalan de(?)]
Belki;
Belki sana aşık olurdum...
yeniden...
"Ölmeseydim!"
Bir avuç hüzün serptim;
Düşlerimin eteğine.
Denizlere damlalar biriktirdim;
Dalgalara inat.
Ne kadar "sus" varsa sürdüm dudaklarıma,
Çığlıklarımı duydun mu?
Yetmezmiş gibi onca keder,
Ölümlere adaklar adadım.
Bir de dedim ya;
Belki;
Belki sana aşık olurdum yeniden...
"Öldürmeseydin!"
gülünhüznüyüm
02.01.2008, 01:30
HÜZNÜ BÜKEN ÖRS NERESİNDE HAYATINŞimdiden geçip gitmektedir gelecekO müthiş yanlızlıktaSıyrıklar eksilmez bedendenHüznü büken örs neresinde hayatınSisli bizli kapıların ardına gizlediğimizHangi yanıdır yüreğimizinKi dil ile ne girdi ki us arasınaTutuldu aşkTutuldu ayDilin sunaklarından kalbimize yapıştıDurmadan eskiyen yanlarımızı soyunuruzTutunmak için bir yüreğin incelmiş kıyısınaSensizliğin resmidir / nereye bakılsaBu derin sessizlik aynadır elbetİp koparAyna kırılırDağılır bütün görülenler ve görünmeyenlerGüneşi tutacağım gözlerine ey geceNe fark var ki körle zindan arasındaUyanıklığa değil düşe uyanmışımSır kendimizi görebilmektirHerşeyin bi özeti vardırH a y a t ı n d amystical2008-07-04 15:32:04
gülünhüznüyüm
02.01.2008, 01:37
Bu Gece En Hüzünlü Siirleri Yazabilirm
.
Bu gece en hüzünlü siirleri yazabilirim
Söyle diyebilirim : 'Gece yildizlardaydi
Ve yildizlar, maviydi, uzaklarda üsürler'
Gökte gece yelinin söyledigi türküler
Bu gece en hüzünlü siirleri yazabilirim
Hem sevdim, hem sevildim, ya da o böyle söyler
Bu gece gibi miydi kucagima aldigim
Öptüm onu öptüm de üstümde sonsuz gökler
Hem sevdim, hem sevildim, ya da ben böyle derim
Sevmeden durulmayan iri, durgun bakisli gözler
Bu gece en hüzünlü siirleri yazabilirim
Duymak yitirdigimi, ah daha neler neler
Geceyi duymak, onsuz daha ulu geceyi
Çimenlere düsen çiy yazdigim bu dizeler
Sevgim onu alakoymaya yetmediyse ne çikar
Ve o benimle degil, yildizlidir geceler
Yürek zor katlaniyor onu yitirmelere
Bakislar sanki onu bana getirecekler
Böyle gecelerdeydi agaçlar beyaz olur
Artik ne ben öyleyim ne de eski geceler
Sesim ara rüzgari ona ulasmak için
Simdi sevmiyorum ya, eskidendi sevmeler
Simdi kimbilir kimin benim oldugu gibi
Sesi, aydinlik teni, sonsuz uzayan gözler
Sevmiyorum dogrudur, yürek bu hala sever
Sevmek kisa sürdüyse unutmak uzun sürer
Bu gece gibi miydi kollarima almistim
Yüregimde bir burgu ah onu yitirmeler
Budur bana verdigi acilarin en sonu
Sondur bu onun için yazacagim dizeler
Pablo Neruda
hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların bir dakika bile çıkmıyorsun aklımdan koşar gibi yürüyüşün karanlıkta bir ışık gibi aydınlık gülüşün hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların uzak uzak yıldızlarla çevrilmiş kainatın karanlık boşluklarında akıp giderken zaman adımla nasıl berabersem öylece beraberiz seninle her saat seninle her dakika seninle her saniye gönlümüz mutluluğa inanmış olmanın gururuyla rahat koltuğumuzun altında birer dinamit gibi kellemiz ve sonra her zaman her ölümlüye aynı şartlar altında kısmet olmıyan gerçekleri görmenin aydınlığı alınlarımızda hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların sen bana kalbim kadar elim kadar yakınsınATTİLA İLHAN
Sen, Deniz FeneriHüzünlü bir kış günü başladı yolculuğunÇocukluğun yıkık kentlerdeVe kesme kaya caddeli ahşap evlerde geçti.Okuma yazmayı öğrendiğinGazetelerdeki terör sayfalarıVe Haliç tersanelerinde korsanlarEvden çıkarken vedalaşırdı babalarla evlatlar... Her sokağın başında anaların isyanı dururduVe günler kısa ama geceler uzun olurdu.Bir kurşun bir lirayaVe bir hayat bir kurşuna mal olur,Senin doğduğun yerlerdeİnsanlar can evinden vurulurdu.Sen Deniz FeneriSarayburnu'nun dimdik delikanlısıYavuz zırhlısında deniz piyade eriYetmişikiye dört çakı gibi askerArkadaşının kaza kurşunu izini sırtında taşıyanVe giderken bıraktığı sevdiğini döndüğünde bulamayan... Yıkar mı bizi bu sevda!Bir aşk delikanlıyı bozar mı be adam? Hadi kalk!Eski günlerde olduğu gibiKaranlığa yine ışık yak! Arka bahçedeki mahalle kavgalarındaKaşına sapan taşı geldiği günden beriHani kanına kanımı sürdüğüm o günden beriCan dostum ve kan dostumİster kalbine gömdüğün sevdamın aşkınaİster Allah'ın aşkına Kalk bir ışık yak ve bir kor düşür yüreğimizeSavaşmak ne güzel bir şey uğrunaVe yeniden âşık olmak... Ve Sen Deniz FeneriSarayburnu'nun dürüst delikanlısıKalbine gömdüğün aşkınGönlündeki sevdan ve aydınlık gözlerinleSenin işin karanlığa korkuturcasına bakmaktıVe sana en yakışmayan şey ağlamaktı. Deniz FeneriUnutmadık o günleriSevdamız yüreğimizde gizli kalırVe mahallenin kızına âşık olmakAyıp sayılırdıBir kıza âşık olmak bir de parkayı çıkarmak haramdıVe dünya dedikleri şey yalandı... Paranın geçmediği günler vardı gençliğimizdeVe namerdin yıkamadığı mertliğimizSilah çekmek ve tesbih sallamak değildi delikanlılık Tesbihi çekmek, silahı saklamaktıYazık...Gün geldi delikanlılık kabadayılığa yenildiSonra üç kuruşa satılan sevdalar ve ucuz aşklarArtık senin işin değildi...Sen Deniz FeneriSarayburnu'nun dik ve yitik delikanlısıNe geçmişten yükselen ağıtlar anlıyor seniNe de geleceğe satılan aşklar Sen doğarken bir ölüm şaşkınlığıylaGökyüzüne uzanmış düşmanlık türküleriSuçüstü yakalanırken en güzel umutlarınGözlerini bir ihanet anında açmışlığınVe yakmışlığın gecenin karanlığına en derin aydınlığını Hey Deniz Feneri!Parayla satın alınamayacak aşkların sevdalısıÇektiğin çileleri özenle saklıyorsun seyir defterindeSarayburnu'nun dimdik ve yakışıklı delikanlısı... Gidiyorsun belki Deniz FeneriSana "kal" diyemem giderkenSevmek kadar ölmek de kaderAma giderken bile ışığın yol göstersin kayıp gemilereGözlerin gökyüzünü aydınlığa bürüsünVe sen ölsen bile bir günNâmın yürüsünVe sen ölsen bile bir günNâmın yürüsün...
UĞUR ARSLAN
aydınlık neyin oluyor senin gökyüzü akraban filan mı beni bulur bulmaz gözlerin şimşek çakıyorum yalan mı yüzünde yalazını gezdirdiğin saçlarından tutuşmuş orman mı akla ziyan bir şey elektriğin ayışığı mavisi dudaklarından mı o ışık zenginliği mi giyindiğin uzay tozları mı yıldızlardan mı elime dokunduğu an elin güneşler açıyorum sahi ondan mı aydınlık neyin oluyor seninATTİLA İLHAN
yağmurun yerden göğe yağdığı bu gece yasak bölgedeyim büyük çingenelerin çaldığı kaçak silahların içindeyim sevişmek kapısının kapandığı bir nabız yoklar ki daima hızlı bir nabız yoklar elim öpüştüklerim hırsızlama çirkin bir ağızda dişlerim bir bıçak değer dudağıma gök yarıldıkça şimşeklerden soğuk aynalarda kilitliyim tırnaklarımdaki elektrikten su gibi erir iliştiklerim kıvılcımlar uçar kirpiklerimden doğumdan öncesini yaşıyorum henüz belli olmadı kimliğim vücudunu arıyor ruhum bir yerde atomun çekirdeğiyim bir yerde artı sonsuzumATTİLA İLHAN
Insanlara kendimi zorla sevdiremeyecegimi ögrendim. Yapabilecegin tek sey sevilebilecek biri olmak. Gerisi onlara kalmis... Insanlari ne kadar düsünürsen düsün, Onlarin seni o kadar düsünmediklerini ögrendim. Güven elde edebilmek için yillarin gerektigini, Ama yok etmek için saniyelerin bile yettigini ögrendim. Önemli olanin hayatindaki esyalarin degil, Hayattaki kisilerin oldugunu ögrendim. Insanin ancak 15 dakika çekici olabildigini, Ondan sonra alisildigini ögrendim. Kendimi karsilastirmak için baskalarinin en iyi yaptiklarini degil, Kendi en iyi yaptiklarimi kistas almam gerektigini ögrendim. Insanlar için olaylarin degil, onlarin daha önemli olduklarini ögrendim. Her ne kadar ince kesersen kes, Kestiginin her zaman iki yüzü olacagini ögrendim. Sevdigin kisilere sevgi dolu sözler söylemen gerektigini, Belki bunun onu son defa görüsün olabilecegini ögrendim. Her ne kadar onu çok düsünsen de, Yine de gidebilecegini ögrendim Kahramanlarin, yapilmasi gerekenleri ne pahasina olursa olsun, Yapanlar oldugunu ögrendim. Insanlarin seni hep hesapsiz sevdigini, Ama bunu nasil göstereceklerini bilemediklerini ögrendim. Sinirlendigimde gerçekten buna degse bile asla acimasiz olmamam gerektigini ögrendim. Gerçek dostlugun ve gerçek askin aramizda uzak mesafeler olsa bile büyüdügünü ögrendim. Birisinin seni istedigin gibi sevmemesi, Onun seni tüm benligiyle sevmedigi anlamina gelmedigini ögrendim. Bir arkadasin ne kadar iyi olursa olsun seni üzecegini Ve senin yine de onu affetmen gerektigini ögrendim. Bazen baskalari tarafindan affedilmenin yetmedigini ögrendim. Kendini de affetmeyi ögrenmelisin. Kalbin ne kadar kirilmis olursa olsun, Dünyanin senin acilarindan dolayi durmayacagini ögrendim. Geçmisimiz ve durumumuzun oldugumuz kisiligi etkiledigini, Ama olmamiz gerekene karsi sorumlu oldugumuzu ögrendim. Iki kisinin tartismasinin, birbirlerini sevmedikleri anlamina gelmedigini ögrendim. Ve tartismadiklari zaman da sevdikleri anlamina gelmedigini. Bazen kisiligini eylemlerinin önüne koyman gerektigini ögrendim. Iki kisinin tamamen ayni olan bir seye baktiklarinda bile Farkli seyler görebildiklerini ögrendim Hayatlarinda her zaman dürüst bir sekilde daha ileriye gitmek isteyen kisilerin, Sonuçlari önemsemediklerini ögrendim. Seni dogru dürüst tanimayan kisilerin, Hayatini birkaç saat içinde degistirebileceklerini ögrendim. Verebilecegin bir sey kalmadiginda bile bir arkadasin agladiginda, Ona yardim edebilecek gücü bulabilecegini ögrendim. Yazmanin, konusmak kadar duygusal gayret gerektirdigini ögrendim. En fazla önemsedigim kisilerin, benden hep uzaklastirildiklarini ögrendim. Insanlari üzmeden ve duyarli olarak kendi fikirlerini söylemenin Çok zor oldugunu ögrendim. Sevmeyi, Ve sevilmeyi ögrendim... Ögrendim...
CAN YÜCEL
gülünhüznüyüm
08.01.2008, 09:14
Ağaçlar Ayakta ÖlürGün gelir bunları da unutursun Gün gelir gözyaşını kurutursun Gün gelir bunları da unutursun Gün gelir yüreğini avutursun Zamanla öyle değişirki insan Gün gelir ateşini soğutursun Ağlama yaşamak kumar olsada Ağlama seni vuran yar yar olsada Ağlama mevsim sonbahar olsada Ağaclar ayakta ölür Ağlama seni vuran yar olsada Ağlama saclarında kar olsada Ağlama yaşamak kumar olsada Ağaclar ayakta ölür Şimdiki aklınla yeniden başlaya bilseydin herşeye Pişmanlıkların olmazdı bugüngü kadar Doya doya gülmeleri zaten unuttun Ve sevmeleri Ve sevilmeleri Seneler nasıl da su gibi aktı Hatırası bile öyle uzak ki Başını koyupta bir omuza Güzel şeyleri duymayalı cok oldu Lanet olsun Varsın kimseler bilmesin hayatta mısın Ah``Bu şarkıların gözü kör olsun`` Gün gelir hayata yine doğarsın Gün gelir kahrolduğuna yanarsın Gün gelir hayata yine doğarsın Gün gelir üzüldüğüne yanarsın Yüzünde acı bir gülümseyişle Anarsın geçmiş günleri anarsın Ağlama seni vuran yar olsa da Ağlama saçlarında kar olsa da Ağlama yaşamak kumar olsa da Ağaclar ayakta ölür Ağlama seni vuran yar olsa da Ağlama buraya kadar olsa da Ağlama sonu intihar olsa da AĞAÇLAR AYAKTA ÖLÜR Fatih Kısaparmak
gülünhüznüyüm
08.01.2008, 10:22
Asklar da ayakkabilar gibidir...Bazilari çamur yagmur, toz toprak kar buz gibi her türlü "kötü hava" kosullarina dayaniklidir.Bazilari ise ummadiginiz kadar kisa zamanda çabucak "yamulur" ilk yagmurlu havada "alti açilir" veya güzel havalarda bile "iki günde bozulup" gider.Asklari da ayakkabilar kadar "itinayla" seçmezseniz, tipki ayaginizda oldugu gibi yüreginizde NASIR olusabilir.Dar gelen bir ayakkabiyi sadece tarzini begendiginiz için "zamanla açilir" diyen saticiya inanarak alirsaniz, zaman içinde ayak kemiklerinizde "deformasyon" baslar.Ruhunuzu daraltan bir ask içinde yalnizca fiziksel begeniye kapilip "zamanla düzelir" diyenlere kanarsaniz, yine zamanla içinizdeki olumlu duygularin "çarpildigini" görebilirsiniz.Asik olabileceginiz insan türü, tipki ayakkabilar kadar degisik stillerde, farkli kalitelerde ve sayisiz "renktedir".... Aski bir çesit serüven olarak "spor" gibi yasayanlar, aynen "spor ayakkabi" gibi dikkat çekici ve rahat kisileri bulurlar.Tersine askta tutucu ve istikrarli olmayi benimseyenler "klasik ayakkabi" gibi muhafazakar çizgiler tasiyanlara tutulurlar.Dekolte ayakkabilar gibi sadece cinsellik ve eglence zevkleriyle ateslenen asklar vardir."Bez" ayakkabilar gibi kisa ömürlü "tatil asklari" ise hemen herkesin kisisel tarihinde mevcuttur."Marka" ayakkabi alir gibi, sevgilinin kariyerine ve maddi durumuna "tutulan" asiklar görürsünüz.Kati plastikten "yagmur çizmesi" edinir gibi mantik süzgecinden geçirip "ise yarar" biçimde yasamak isteyenleri de bilirsiniz.Ayrica ne tuhaf ki, psikolojik testlerde "zaafi"olup evine sayisiz çesitte ayakkabilar yigan insanlarin ayni zamanda "degisik" türde asklara da zaafi oldugu söylenir.Evet ask "ayakkabidir".Aynen ayakkabiniza bakim yapmayip "hor" kullandigniz zaman kolayca eskittiginiz gibi, askiniza da dikkatli davranmayip özen göstermediginiz zaman kisa sürede "eskitirsiniz".Ve nasil ki "delik" bir ayakkabiyi tamir ettirdiginizde yalnizca "bir miktar" ömrünü uzatmis olursaniz; "delik" bir aski onarmaya kalkistiginizda da "asla eskisi gibi olmayacaktir"!CAN YÜCEL mystical2008-07-04 16:16:37
gülünhüznüyüm
08.01.2008, 10:26
Gözlerin Kal Diyor...Dudaklarin Git Zoruma gideni icime attim Bitmesin diye bu büyü... yüzüne vurmadim hatalarini Seni bagrima bastim..kopamadim Bile..Bile! Icime sinmeden Ayrilamadim..! Biz Kirlendik.. Sana da, banada eller dokundu Azar..azar kaybettik birbirimizi Gitmelerin korkutmuyor artik beni Kokunu sök duvarlardan! Bütün esyalarini topla! Kapiyi hizli carp kararli olsun! Yalin ayak kaldi bir sevdam daha Kederim bana ders olsun..! Bu nasil ayrilik..? Bu nasil veda..? Gözlerin kal diyor...dudaklarin git Bakisin anahtar..sözlerin kilit Ellerin ac diyor..dudaklarin git Gidersen.. bir daha dönmeyecegim Kalirsan.. kalbime yenilecegim Cözemedim seni cözemedim..delirecegim Gözlerin kal diyor..dudaklarin git Ayrilik dönüsü olmayan bir nehir Yalnizlik yikilmis bombos bir sehir Kac sevda..kac sevda kül oldu böyle kim bilir Gözyasin kal diyor..dudaklarin git Duvardan insin mi resimlerimiz..? Yabanci olsun mu isimlerimiz..? Ya o dopdolu gecelerimiz..? Anilar kal diyor..dudaklarin git Bu romanda biter belki birazdan Ne asklar yikildi gururdan..nazdan Agliyor besteler yine hicazdan Sarkilar kal diyor..dudaklarin git Yine yokusa sürüyorsun herseyi... Yine kandiriyorsun beni... Ama unutma bu son sansimiz... Seni unutmak icin son defa özlüyorum..! Ahmet Selcuk Ilhan
gülünhüznüyüm
09.01.2008, 01:05
Sustum! Ne kadar susulacaksa o kadar sustum! kendimle konuşuyorum şimdi yalnız... yalnız yüreğimle dokunuyorum sesime kimse duymuyor...sustum! sustu dudağımdaki şarkı, gözlerimdeki şiir yaraları yalayan rüzgar sokaklarında kahrolduğum şehir gözlerim konuşuyor yalnız sustum! bin ah sürüp dudaklarıma ne kadar susulacaksa o kadar sustum! sustu benimle deniz, sustu deli dalgalar, sustu martılar... umutlarımı sarıp rüzgarlara uzaklara savuruyorum her gece yıldız yapıp serpiyorum gökyüzü Sustum! tuz basıp yaralarıma! sustum içinde volkanlar taşıyan bir derviş gibi yaslanıp yalnızlığın duvarına gül döküp kalabalıklara kimsesiz geziyorum gönül ülkemi her gece kimse bilmiyor.. kimse görmüyorsustum! sustu benimle gök, sustu dağ, sustu toprak acılar konuşuyor şimdi yalnız yaralı gönlümün sızıları konuşuyor tutup öldürüyorum içimdeki sevdaları bir bir atıyorum uçurumlardan kimse hissetmiyor...saçlarını kokluyorum rüzgarların dudaklarından öpüyorum hayatı içimde incecik bir sevgi ürperiyor sarı hüzünler dökülüyor gönül bahçeme gelmiyor beklediğim bahar yaralar merhem tutmuyor gözyaşı olup dökülüyorum kaldırımlara mendil silmiyor yağmur dinmiyor sevdiğim bilmiyor...sustum! sustu benimle sarı sabır, sustu hasret, sustu zaman sustum yalnız gözlerimle dokunuyorum hayata kimse anlamıyor...sustum! ey beşiğini sallayıp boğduğum hayat kucağımda büyütüp öldürdüğüm sevgi yaralar merhem tutmuyor geceler avutmuyor ben sustum acılarım konuşuyor yalnız...ben sustum! susmuyor yüreğimi kavuran kasırga pencereme vuran yağmur damlaları susmuyor her gece dışarda inleyen rüzgar gelmiyor bahar kuşlar sevinmiyor yıldızlar küs ay üzgün güneş doğmuyor acılar dinmiyor içimde binlerce şiir kanıyor her gece kimse bilmiyor...sustum! sustu benimle sarı sabır, sustu hasret, sustu hayat sustu zaman acılar konuşuyor yalnız acılarım konuşuyor kimse duymuyor... duymuyor... duymuyor... duymu... duy...
gülünhüznüyüm
09.01.2008, 09:08
Ne kadar da soğudu hava Demek kar yağıyor bahara Şu uçup gidenler umutlar mı Yoksa bacaklarımı ısıtan Bileklerimden akan kan mı Ya sen sevgili... Acaba düşünüyor musun beni Bak ne hale geldi sevgi Damarlarıma sığmadı Dışarı taştı aşk-ı ilahi Hani ağlayamıyorum demiştim ya Gözlerimdeki yaşlara kanma Yine ağlamıyorum aslında Sadece özlemine dayanamayan Göz yaşlarım koşuyor sana Sen de ağlama sakın Hem gördün mü hiç Güneşin Ağladığını Ağlarsan kızarır gözlerin Boşver bozulmasın güzelliğin Kanım kaynıyor sana demiştim de inanmamıştın Bak ne kadar sıcak kanım işte sonunda kanıtladım Gördün mü Ne kadar da hızlı çarpıyor kalbim Dikkat et yüzüne sıçramasın Seni de yakar sonra alevlerim Bak gülümsüyorum yine Sırf sen yanımdasın diye Gözlerinden damlayan inci taneleri de ne Yoksa ağlıyor musun Sulu göz sen de Ağlayacak ne var ki Sanma bileklerimdeki jilet kesiği Onlar aşkımızın bedeli Onlar zalimlerin diş izleri Havada iyice soğudu Kış bu sene erkenci Üşüyorum ısıt beni Son kez olsun sarıl hadi Yoksa korkuyor musun O kanlardan korkma Darılırım sonra O kan tertemiz içilesi Onlar ölümün bahanesi Artık ben sabredemeyeceğim Kızma tamam mı Şimdi sende Sabır sırası Merak etme Hem Kulaklarımda ikimizin şarkısı Biliyorum yapmazsın ama Ben yine de söylüyorum Seni sevdiğimi unutmayasın Sende beni unutma Ayrılık vakti geldi Artık Daha fazla seni üzmek istemiyorum... ELveda SEVGİLİM ELveda SEVDİĞİm...mystical2009-03-01 16:03:21
gülünhüznüyüm
09.01.2008, 09:11
Bitmişlik..Tükenmişlikle..Gözlerin arasında bir yerdeyim. ..Ne yerdeyim. ..Ne gökte... Yalan söylemedim hiçbir zaman...Korkum vardı..Titremekliydi hallerim. . Kalbim derin bir yaranın üzerine veriyordu acı acı nefeslerini.. Amaçsız yürüyordu ayaklarım yıllardır.. Derin bir yağmura çektin beni...Kelimelerini içtim..Sarhoş oldum.. Bir gece yarısı susuşlarına düşürmüştüm,bir damla gözlerimden.. Birde... ihanet mi? sorusuna veremediğim susuşlara.. Susarak..susa susa..Susadım günlerce.......Kapımın kilidi korkudan kapandı... Korkuları..Acı , sızı ve özlemleri kilit yapmışım farkına varmadan kapılarıma... Ve farketmeden...Sende bir kilit vurdun... . Adı neydi bunun?..Yağmurda gözyaşımı..ihanetmi..Yokluk mu..? Bilemem..Bilmekte istemem.. Tek hissettiğim..Daha yolun başındayken hayatın.. Sonumu beklemem. .. Şemsiyemi açtım.. Bilmek istedim.. Yazdım... Yağmur yağarken.. ...Yağmur yağıyordu..Üşümüştün.. Nasıl oldu bilmiyorum...İçeri aldım seni..Sessiz kaldık bir süre öylece.. Tozlu raflara,Unutulmuş kitaplara dokundu ellerin..Durmadan bakınıyordun etrafa... Unutulmuş duygulara sebep aradın kalbimin her köşesinde.. Ve şimdi kilitli kapıları zorlar oldun.. İçimi acıtıyorsun..Bu gece son... Dokunma yüreğime... mystical2008-07-04 16:22:44
manolya80
10.01.2008, 14:03
O olmazsa yaşayamam." demeyeceksin. Demeyeceksin işte. Yaşarsın çünkü.
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki. Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın. Ve zaten genellikle o daha az sever seni, Senin o`nu sevdiğinden. Çok sevmezsen, çok acımazsın. Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
Çalıştığın binayı, masanı, telefonunu, kartvizitini... Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin. Senin değillermiş gibi davranacaksın. Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın.
Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın. Çok eşyan olmayacak mesela evinde. Paldır küldür yürüyebileceksin. İlle de bir şeyleri sahipleneceksen, Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
Gökyüzünü sahipleneceksin, Güneşi, ayı, yıldızları... Mesela kuzey yıldızı,senin yıldızın olacak. "O benim." diyeceksin. Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir Şeylerin...
Mesela gökkuşağı senin olacak. İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın.
Mesela turuncuya, yada pembeye. Ya da cennete ait olacaksın. Çok sahiplenmeden, Çok ait olmadan yaşayacaksın. Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi, Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.
İlişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak..
CAN YÜCEL..
gülünhüznüyüm
11.01.2008, 09:39
Kalmak ağır geldiğinde gitmeli insan… Bırakıp ardında hayatın anlamlarını… Yol almalı kendi bilinmezliğine doğru, Hep ağır gelir ama doğruyu söyler yürek.. Güneş batmadan aşmalı bu yüzden,.. Hasretin yamaçlarını….
Vakti geldiğinde gitmeli insan … Unutup tüm amaçlarını… Kalmak ağır geldiğinde gitmeli insan, Uzanıp sevda kıyılarına sarılmalı güneşe… Günlerce yatmalı, günlerce kalmalı,.. Yıllarca yanmalı… Yakmalı hasretin her çeşidini. Savurup küllerini denize… Kaçmalı…
Vakti geldiğinde gitmeli insan… Öte diyarlara uçmalı. Gelip oturmuş yüreğinin tam da ortasına.. Durup, git Seden , duymaz.. Duygu kimin?, sevda kimin? Ezilmiş altında kanayan yürek kimin?.. Durdurup, bak desen bakmaz. Kalmak ağır geldiğinde gitmeli insan…
Ne güzelde bakıyor güneş sımsıcak, Yüzü gülüyor aynasında tüm şehrin. Bu neyin manasıdır ki; Birazcık naz yapıpta dur diyemiyor yüreğin… Havası kapkara olmalı artık, Kalbi siyaha boyanmış bu şehrin. Ekmeği kara , suyu kara,
Vakti geldiğinde gitmeli insan… Bırakıp yüreğini uzaklara… Her şey durulur belki ve vurulur sevgin,.. Kaybolur hasret yok olursun sen. Ağlamak sızlanmak fayda etmez artık Çevirip gözlerini arkaya bakmak olmaz Sığmıyorsa için içine olduğun her an… Öyle bir başına kalmak olmaz.
gülünhüznüyüm
11.01.2008, 09:44
Sırtı yırtık, yamalı bir sevdaydı diyorum şimdilerde…! Az uyuyorum bugünlerde… Hasretim çoğalıyor gecelerde… Düşünüyorum sabahlara kadar… Odamın penceresi aydınlanmıyor bu aralar… Boş gözlerle bakıyorum duvara. Bir an olsun durmuyor yüreğimdeki kanama. Hiç birşey derman olmuyor yarama. Mutlu değil yüreğim sırtındaki yamayla… Alışık değil onsuz bir gecede solumaya… Kapanmayacak kadar büyük bir yara, ulaşılamayacak kadar uzun bir yol, unutulamayacak kadar ağır bir kayıp o benim gönlümde… Özlüyorum ama gelmeyecek hissediyorum. Seviyorum ama gizli gizli sancıyan sevdasını dillendirmeyecek biliyorum. Ve soluduğum her nefeste Allah’ dan onu diliyorum. Gelse diyorum. Gelsede yine eskisi gibi sevse… Ama kirlenmese sevdalar, kirletilmese… Lekelenmese… Buna izin verilmese… Sevgi bazen vazgeçmektir! Gün geliyor insan vazgeçmek zorunda kalıyor sevdiğinden… Vazgeçirdiler oysa o kılını bile kıpırdatmadı. Bize sahip çıkması gerekirken sustu. Duyarsızlık duvarına sığınmayı seçti. Olmadı, yapamadık. Aşkı elimize yüzümüze bulaştırdık. Bırakmasa kayıp gitmezdim avuçlarından! Yenik ayrılmazdım bu sevdadan. Zordu yumruğunu sıkmak. Bedeli vardı korumanın, saklamanın. Göze alamadı o bunları. Sustu, sadece sustu. İnsanların bize yaptıklarına kayıtsız kaldı susarak… Şimi günlerden Salı. Belki de Cuma. Günlerin ne önemi kaldı ki gitti gideli… Takvimlere bile küstüm ben. Üşüyor mu yine elleri diyormuş. Gittiğinden beri hiç ısınmadılar ki.. Hem sıcak buralar, yüreğimdeki ayazı saymazsan…! Bende mutluyum, içimdeki yangını saymazsan
gülünhüznüyüm
21.01.2008, 10:31
Sana içinde hasret olan sözler adıyorum.Hasret;gözlerinden uzakta bir sevdaya sürgün olan ve kimsesizliğin çocuksu bitaraf lığında...içimi yakan ateşin mükemmel edası.Sen ve hasret.Özdeş iki arzın;biri yer diğeri gök olan gürlemelerin meşalesi.Sana içinde hasret olan sözler adıyorum-kiyokluğunun fırtınasında bana kalan gözlerin olsun.Boş bir uğraş değil seni bekleyişlerimde kelimelere saldırışım.İçimdeki magmanın lavlarını nasıl döküyorsam kelimelere,bil ki hasretimi gergeflere işlemekle de nakkaş kesilmişim.Bil ki yokluk ardı arkası kesilmeyen bir bekleyişle anılmaktır.-ki bilirsin yokluğunun metafizik erguvanlarını.Kandan beslenen kırağıdır sukutumda lal-u efgan kesilen taraflarım.Dilim pejmürde harflerin kırılgan kelimeleriyle dolu.Sana sanki gel desem isyanın provasını yapmadan idam edileceğim dara ağınca.Sana sanki gel desem;bütün efsunu kaybolacak çocukluğumun unutkan anlarında..Bu yüzden...Bu yüzden sana gel dememi bekleme.Ardına kadar açılan kapımla bekleşiyorum üveyiğin kanat çırpınışlarıyla kelimelerime dolan sen' i.Ve bekleşiyorum kursağımdaki ekmeği eritmeden,sensiz yediğim günlerin büyüsüyle,bekletiyorum susuzluğumun dudaklarımı çatlatan serinliğiyle.Sana içinde hasret olan sözler adıyorum.-ki belki nisyana tutulur da kaybedersin bütün olmaması gereken düşleri.Yıkarsın efsunuı kaybeden magmatik ifadeleri ve silersin belki de sukutumun hayali inzibatlarını.Kır ve parçala kurşun asker tasvirlerimi.ben sana hasretim.gelişinin ütopyasını kuruyorum.Filozof yanlarım eskise de düşlerin gaddarlığından.Hayali gelişler yazıyorum sana içimin iltimas kabul etmeyen yanlarıyla. ve kayırmıyorum taht sürgünüyle yerini.Sen yerinde duran ve uğruna savaşlar yaptığımsın.Kaybetmeyi yaşasam da geceyle çatışmada sen benim olmalısın yine,gözlerinden uzakta yaşasam da. Sana içinde hasret olan tümceler adıyorum-ki gelmeden ölüm;sana son bir kere özleyişimin temsilcisi olsun.De ki hasretimle ölen bir adamdı o
__________________
gülünhüznüyüm
23.01.2008, 02:55
Hep "aşkın dili olsa da konuşsa" deriz. İşte birgün aşk konuşmaya başlamış ve demiş ki :- "Ey insanlık hep peşimden koştunuz, bana ulaşmaya çalıştınız. Aslında bana ulaştınız ama hiç farketmediniz. Benım için ağladınız zaman bile size hep yalan belki de şaka gibi geldim. Bana hep yakıştırmalar yaptınız. Size bir hikaye anlatayım.Birgün küçük bir kedi kuyruğunu yakalamak için hep kendi etrafında dönüp duruyormuş ve büyük kedi dayanamayıp ne yapmaya çalışıyorsun diye sormuş. Yavru kedi de bana ancak kuyruğumu yakaladığım zaman mutluluğa ulaşacağımı söylediler. Ben de onun için uğraşıyorum diye cevap vermiş. Büyük kedi gülmüş ve "ben de küçükken senin gibiydim. Hep kendi etrafımda döner, kuyruğumu yakalamaya çalışırdım ama birgün durdum ve düşündüm ve yürümeye karar verdim işte o zaman anladım ki zaten o benim peşimden geliyordu."İşte şimdi anladınız mı? Aşk bir kedinin kuyruğudur ki ona ulaşmak için peşinden koşmanız gerekmez, o zaten her hareketinizde arkanızdan gelir."Alıntıdır"
__________________
gülünhüznüyüm
23.01.2008, 10:31
HeRkes koNuştuKLarını yazar, beNse sustukLarımı..!Bir hayatın tozLu sayfaLarı içimi acıtan. CepLerimde kırık qece masaLLarı duruyor, ÖksüzLüqümü avutuyor sonbahar. Ne yana baksam sen oLuyorum, ParmakLarımı kanatıyor kirLi duvarLar. KuşLar yuvaLarından terk ediyor beni, Bir sarsıntı qeçiriyor yüreqim, sen şiddetinde... ELLerime kar diye yokLuqun yaqıyor, Aşk sorqusunda yüreqim can çekişiyor. Yüzümde sensizLiqin izLeri, AyakLarımın aLtında bir yıqın cam kırıqı... İçimden söküLen her keLime, Tekrar dönüp içime batıyor. Ve her seferinde sana isabet ediyor. Bir zindan karanLıqı şimdi qeceLerim, DuvarLara sinmiş qözLerinin renqi... SaatLeri infaza çekiyor qeLmeyişin, Yavaş yavaş qidiyor benden hayat; DamarLarımdan çekiLiyor içimdeki sen ! Bense düşüyorum hiçLik ötesi bir hayata, Kanıyorum sana , sende aşkı buluyorum Hem de ayrıLıqa çarpa çarpa... SuskunLukta sesLer daha çok acıtıyormuş, Bu yüzden senden harf harf kaçışım. YaLnızLıqıma esir düşüyorsun, Bense kayboLuyorum cümLeLerinde. Ve susuyorum sana, avaz avaz susuyorum. Sende birikiyor içimin tüm söküLenLeri Ben dipsiz bir kuyu oLuyorum. Biriktiriyorum her harfimde seni... Şimdi yokLuqa düşüyor zaman, Ben bir adımda düşüyorum senden. KuytuLarıma sokuLma, bırak bana uçurumLarımı, KaLemimden azat et beni, Herkes konuştuqunu yazar, bense sustukLarımı...!!!mystical2008-07-04 16:18:31
gülünhüznüyüm
24.01.2008, 07:07
Seni Seviyorum NEDEN Mİ? ... Şafağın her söküşünde Saçlarından hayata asılmamın tek nedeni sen varsın Unutma! ...sana tutku halinde bağlanmam için Milyonlarca sebebim var.... Şu çirkef dünyada tek parıltı sensin Ünlü bir heykeltıraşın spatulasından çıkmış gibi Fakat...sönük bir parıltı değil.. Güneşin tüm ışıklarını silik bırakan bir parıltı Şu kuru ayazda içimi yakan bir volkan gibisin Cayır cayır esiyorsun Yüreğime işleyerek.. Sonrada çekip gidiyorsun Ne zaman yaktığını ne zaman geldiğini fark etmeden... Seni Seviyorum NEDEN Mİ? ... Saçlarını gözlerini....seni düşünmekten başka bir şey gelmiyor içimden.. İnan öyle tabi bir duygu ki... Yüreğimin kuyularında Sanki dünyaya gözümü açtığımdan buyana var.. Biliyorum bu duygu ortaya çıkmak için seni bekliyordu... Olmadığın bir anı çektiğim nefesi önemseyemiyorum... Sensiz...bu yalan çorak alemde olmaktansa BİTİŞİMİN...soğukluğuna Asılmayı ASLA! ...saçlarından hayata asılmamaktansa Şu iğrenç çirkef dünyaya sırtımı dönmeyi Akıl bilirim... Seni Seviyorum NEDEN Mİ? ... Kulağımda ne zaman bir aşk şarkısı işitsem Melodilerde sen akıyorsun Ne zaman nostalji bir aşk şiiri okusam Damlayan mısraları hep ama hep.. Saçlarını gözlerini getiriyor bana.. Bilmelisin...her an yanımdasın Seni hissetmem görmem için bir an düşünmem yeterli.. Zannedersem ilk defa bir kızın kokusu yüreğimde fırtınalar estiriyor.. Kendi kendime ferhatın aslıya aşkındaki gibi O damı..bu tatlı ten kokusuyla avare olmuştu diyorum... Seni Seviyorum NEDEN Mİ? ... Gözlerinde ki milyonlarca parıltı Karanlığın zulm yanını darmadağın edip geçiyor Seni süzerken, kendimi güneşi yukarılardan seyrediyor gibi hissediyorum... Ruhum sana ait Hiçe sayıp kaldırıp bir kenara atabilirsin Yüreğinin içine de alabilirsin ALLAHIM! ... Bebişimin yüreğinin en derin kuyusunda olmak istiyorum... Seni Seviyorum NEDEN Mİ? .... Belli sen busun Fakat sen beni Ben olduğum...öyle yada böyle olduğum için seviyor musun... Söyle bunu kim bilir Saçlarını okşamayı Saçlarımı okşamanı Boynuma atılışlarını..buselerini Tenini koklamayı Sarılıp sarılıp kopmalarını Seni seviyorum Bir yıldız gibi gözlerimin önünden kayıp giderken Sahte dünyada cennette gibiyim Sadece bir vakit elimde tutuyorum o cenneti Bilmem bir müddet sonra ne olacak Kim bilir rezil edip kopup uçup gitmiş olacak Seni SEVİYORUM NEDEN Mİ? ... Bir çok kız için ısmarlama şiirler yazmıştım Bu bana hep ters gelmişti.. Fakat şu an Senin için binlerce dize yazsam az geliyor... İçimde hep bir ülkü var Bilmem...kim bilir bu şiiri yanından hiç ayırmazsın Yada beraberinde kan kırmızısı bir gül goncasını.. ALLAH tüm güzellikleri yaratırken Eminim seni en nadidesi olarak yaratmış Kır çiçeklerinden güzel Gülden narin Menekşeden şeker Kardelenden daha güzel kokulu Seni Seviyorum NEDEN Mİ? .. Eşsiz haline huriler gıpta ediyor Sahte alemde ise Beşeriler arasında.. Zannedersem...bir ben...yada bir iki şanslı.. Bu güzelliği algılayabiliyor.. Ömür bitene kadar Mahvolana kadar Yanında kollarında saçlarında asılı kalsam Bunu hissediyorum bu bir işkence olur En çok yüreğinde senle olamadığım için Seni Seviyorum Neden mi? ... Hayal ma yal olsa dahi Düşüncelerimde aklımda seviliyorum fikri bile Senin gibi eşsiz bir varlık tarafından beğenilmek sevilmek Bu budalayı ömrü boyunca mutlu edebilecek kadar, Muhteşem, eşsiz, güzel ve bir o kadarda ASİL... Tatlım bebişim seni anlatmaya bak mısralar bile yetmiyor.. Düşünüyorum şu yalnızlığımı gün ışığına atmadığım odamda Acaba kaç insan seni sana dünyaya anlatmak için Milyonlarca dizeler yazdı.... Seni Seviyorum NEDEN Mİ? ... Bir tebessüm ay ışığında, tek aydınlığım Bana her şeyi ama her şeyi bir kenara attırıyor Gülüşünde, gözlerinde, takılıp kalıyorum Sadece izleyip tadını çıkartma duygusu alevlendiriyor.. Ah! ..bebeğim..seni seviyorum Bak her şey yetersiz Bu kadar nedenin ardına bile Seni ne çok sevdiğimi Ne çok saçlarında asılı kalmayı Kollarında uyumayı Sana dokunmayı... Gözlerinde tutuklu kalmayı anlatamadım.... mystical2008-07-04 16:19:26
gülünhüznüyüm
28.01.2008, 01:08
Hayatı daima bir bitki, bir çiçek kıvamında yaşar insanlar.Bazıları Kaktüstür, Çalı yada Devedikeni.Öyleki yaklaşanları çizer, yaralar, hep zarar verirler çevrelerine.Yanlarında ne bir ot ne bir çiçek biter.Bazıları zambaktır, şımartılır ama hep yapa yalnız yaşamak zorunda kalırlar.Bazılarıysa Kırçiçekleridir, Saf ve güzel ama korumasız.Güzellikleri yüzünden kopartan çok olur onları, farkına bile varamazlar... Bazen büyür ağaç olur insan.Kendini üstün görür, dik başlılığa kapılır sağlam çınar ağaçları gibi, ama ilk fırtınada kırılır, yok olur gider.Kimi, söğüt ağaçları gibi eğilir en ufak rüzgara bile.Kimi zaman da sarmaşık olur insan, başkalarına dayanmak zorunda hisseder kendini ve hep öyle yaşar, başkalarının sırtından... Mevsimler geçirir insan, Güller gibi hırçın, Çarkıfelek gibi güleryüzlü, Aslanağzı gibi şakacı, Orkide gibi gururlu, Nergis gibi iddiacı, Menekşe gibi ürkek, Maranta gibi entel, Begonya gibi kompleksli, Fulya gibi kıskanç, Zakkum gibi zehirli, Karanfil gibi hüzünlü ve Lale gibi karamsar olur. Oysa bir tek çiçek vardırki isteyen, çaba harcayan herkesi arasına katabilen ve bir daha asla geri vermeyen.Nilüferdir bu çiçeğin adı, umut doludur, güçlüdür, direnir acılara ve erişilmezdir suların korumasında.Kendi dünyasındadır o, bu yüzdendirki her gün yeniden doğar.Çiçeğini kopartan olursa yenik düşmez umutsuzluğa, yeni çiçekler sürer köklerinden.Hep sevecendir, hep güler yüzlü, hep umutlu ve daima yenilmezdir o...
gülünhüznüyüm
29.01.2008, 01:57
En sonunda ögrendim galiba ya da kafama vura vura zorla ögrettiler...Neyi mi ?Aklimi kullanmayi...Iyice tanimadan hiç bir insana baglanmamayi...Beni takmayani takmamayi...Verdigim degeri haketmeyen insanlari silmeyiiArkama dönüp bakmamayi...Insanlari degistiremeyecegimi (özellikle yalancilari)Insanlarin doldurusuna gelmemeyi...Çamura tas atmamayi (mutlaka üstünüze siçrar)Hiç kimse için kendime saygimi yitirecek birsey yapmamayi...Gözyaslarimin degerini bilmeyi ve onlari degmeyecek seyler için harcamamayi...Bir çift tatli söze kanmamayi...Ben izin vermeden kimsenin beni üzemeyecegini...Kendimin herseyden önemli oldugunu ÖGRENDIM!Seni kaybettim ama en önemlisi , kendimi yeniden kazandim........Hayatin en hüzünlü ani, deli gibi sevdigin insanin buna hiç degmedigini gördügün andir.Ve en büyük kaybin onun için harcadigin zamandir. Senin askini su gün hak etmeyen, Bil ki 10 sene sonra yine hak etmeyecektir...
mystical2008-07-04 16:24:03
gülünhüznüyüm
29.01.2008, 04:03
AMA ÖLÜM...Özgürlük kitabınınsayfaları arasınacellatların kurduğudarağacındaki ipyarım kalansayfayı gösteriyorokumaya devam edeceknice insanaEvlilik fotoğraflarının yırtılarakkırılan çerçevelerinsokağa atılantahtalarıyla çakılıyorçocuk tabutlarıHiçbir genç kıztaşımıyor kolyesindesevgilisinin fotoğrafınıama ölümsayfaları oyulmuşbir aşk romanınıniçine gizliyortabancasını...SUNAY AKINmystical2009-03-01 16:20:37
gülünhüznüyüm
29.01.2008, 04:07
KARANFİL ÖLÜLERİ...günler güz yanığısonsuza giden raylarda gümüşkum susan çöller gibiyalana buyruk akıyorbıkıyor zaman...senin maviliğinden eser yokhaki yeşil bir yazve tel örgülerdekaranfil ölüleri...bazı salak kuşlarkonduğu pencerelere tutsakyalan yanlış konmalara zeminhaki yeşil bir yazhasret mavisinde karanfil ölüleriönünden tren geçen hemzenin hayatduran zamanesneyen saatleramaçsız bir bit yarışıyürüdükçe uzayankoştukça beton yollarve yollardakaranfil ölüleri...limanlarında denizsiz yaşananezan vakti küheylankuşluk vakti beyinsiz bir şehirdiken biriktiren bir koleksiyoncuve gül kokumsuz çim bahçelerdekaranfil ölüleri...bezgin çamurlardanefsi müdafadır bir tozun direnişikimsenin bikinisini çıkarmadığıhaki yeşil bir yazve yarasına işeyen kırık haziran makamındaerotikkaranfil ölüleri...sormadan konuşan ahmakyalan değil gölge değil iz hiç değilsanal bir serinliğe sığınançağıl çağıl bir nehir bile değilçağlayan diliyle ırmamakve ırmaklardakaranfil ölüleri...yaprağına kırmızıkıvrımına şarkılardallarına suskun bir hayat öpücüğüve haki yeşil bir yaz içre yazılansıkkın şiirlerdekaranfil ölüleri..YILMAZ ERDOĞANmystical2008-07-04 16:24:38
gülünhüznüyüm
29.01.2008, 04:14
AĞLAMAK..-I-AğlamakUnutmak kadar kolaydır inanSevin ağlayabiliyorsanSevin ağlıyorsanGül ağlayabiliyorum diyeGül ağlıyorum ağlıyorum diyeSana birşey yapamamAğlayamıyorsan-II-AğlamakBazı acılarda yetmezBazı ölümlereÖrtüsüdür bazı acılarınÖrter, örtülmezSavunur bir süreAğlayanlar sevinmeliSevin ağlıyabiliyorsanAcılar art arda dinmeliDurur bir nöbetçi gibiDurur bir bekçi gibiZamana gülmeli-gülmeliSevin ağlıyabiliyorsanUnutmanın kardeşidir ağlamakUyur uyanır yatağında duygularınDüşüncenin kucağında hep çocukturAğlamakÖZDEMİR ASAFmystical2008-07-04 16:25:23
gülünhüznüyüm
01.02.2008, 05:08
Yalnızlığa dayanırım da,Bir başınalığa aslaYaşanmak hoş değil, duvarlara baka bakaBir dost göz arayışıyla,Saat tıkırtısıyla... Korkmam..!Geçinip gideriz biz mutluluğa,Ama; "Günün aydın, akşamın iyi olsun"Diyen biri olmalı, Bir telefon sesi çalmalı,Ara sıra da olsa kulağımda...Yoksa, zor değil, hiç zor değil,Demli çayı bardakta...Karıştırıp, bir başına yudumlamak doyasıya.Ama:"Çaya kaç şeker atarsın?"Diye soran bir ses olmalı ya Ara sıra..!
gülünhüznüyüm
04.02.2008, 05:54
Ben deliyim; Yorgun ve yalnız kaldırımlara misafirim... Gecenin gözleri her daim üzerimdedir. Denizin ortasında küçük bir adayım, yüzme bilmem; Yüreğimi bir yerde bırakmışım, bıraktığım yerlerden çok uzaklardayım. Kapıları kapatmışım üstüme, sürgüleri beynime çekmişim. Ben deliyim, ama çok şey bilirim. Renkler ve zevkler hiçbir şey ifade etmez benim için... Sonların başladığı yerden, başlangıçların son bulduğu bir yere gidiyorum. Kara bir tren gibiyim, bir istasyondan bir istasyona, hep aynı raylar üzerindeyim. Ben deliyim; Yağmurun yağması benim için romantik değildir, ben kurşun yağmurlarını bilirim. Benim güneşim batmaz, dünyam dönmez, ay'ım hep mehtap halindedir, rüzgârlarım hep doğudan eser... Ezbere bilirim yaşamayı, yaşarken savaşmayı; Ben deliyim; Benim mevsimim değişmez, kuşlardan sadece güvercini bilirim, yüreğim kanatlarıyla beraber çarpar. İnsanlardan sadece çocukları severim, onları da büyüyünce terk ederim. Ben deliyim; Benim tanrım yoktur, bir çift göze, bir de tek gülüşe taparım. Bağıra bağıra şarkılar söylerim, sessiz sessiz şiirler yazarım. Bilmediğim yerlerin, tanımadığım kişilerin resimlerini çizerim. Ben deliyim... Kendimle sohbet eder, kendi kendime gülerim. Telefon kulübeleriyle kavga ederim. Asfaltın siyahında kaybolur, düşüncelere dalarım. Çıkmaz sokaklarda kendimi arar, bir de üstüne güzel hayaller kurarım. Sonra hayallerimle beraber suya düşerim. Ben deliyim; Çayım sekiz şekerlidir, cigara üstüne cigara yakarım. Parayı sevmem ama para için çalışırım. Dört yaşında aşık olduğumu, sonra babamın hiç başımı omuzuna dayamadığını hatırlar, hayal de olsa omuzlarında uykuya dalar, rüyalar görürüm, uyandığımda hiçbirini hatırlamadığım halde... Ben deliyim.Güzel bir yaşam benim için anlam taşımaz, kimseye düşman değilim, kimseye de dost olmadım. Ben kendime bile yabancıyım... Benim bana söylemediğim düşüncelerim vardır. Ben deliyim, ben buralara ait değilim. Dağları sırt sırta vermiş bir ülkem, etrafı surlarla çevrili bir şehrim, saat on ikiden sonra uyanan caddelerimi bilirim. Ben deliyim... Çizilmiş sınırları reddetmişim. Ölüm kurşun olup yağmış üstüme, ben öldürülmüşüm ama ölmemişim. Duygularım hep sansüre uğramış...Ufacık bir bakış boğazımı düğümlendiririr. Neye hüzünlendiğimi bilmeden, hasretin en yoğun halini yaşarım. İçimden dağıtmak gelir, dağıtamam ya, kendimi dağıtırım. Gözlerimin yeşili gitgide koyulaşır, tüm insanlarınki kankırmızılaşır. Bakamam kimsenin yüzüne, sevgiye muhtaç bir yavruya döner yüreğim... Kalbim titrer, haykırırım ama duyuramam sesimi... Yine de sardığım tütünde, yaktığım cigarada bulurum mutluluğu... Ben deliyim, ağlamamaya yemin etmiş gözlerim... Sonu dramla biten bir hatıra, üç bölümlük bir komedi dizisiyim. Çoğu zaman çorbama kinimi doğrar, öfkemi kaşıklarım. Zehir kokan bir gül biter dudaklarımın arasından, sonra bir bidon gökkuşağına döküp yakarım gülü, külüyle birlikte zamana savrulurum. Ben deliyim, geceyi ikiye böler, sonra hayatın adını yalan koyarım... Ben deliyim, ben yüreklerde ünlem, kafalarda soru işaretiyim...Ben deliyim, bağrı taşlarla dolu bir toprak parçasıyım. Bir uçtan bir uca kurumuşum. Karınca yuvaları ve ayak izleriyle süslüdür tenim... Kar yağar üşürüm, güneş olur kavrulurum. Kimisi tükürür, kimisi öper ya; tükürene mezar, öpene lalezâr olurum. Ben deliyim... Mutluluğu uzaktan seyrederken cebimde küçük umutlar biriktirir, gözlerimi kapının eşiğine dikerim.İşte o zaman hayat acı kahve tadı verir, hep içime atarım ama, kendimi içine atacak bir yer bulamamalıntı
gülünhüznüyüm
04.02.2008, 05:55
Vedalaşmadan gidiyorlar. Bir ses, bir göz, bir burun bırakmıyor geriye ölüm…” Nilhan Fidan'ın yazısı… Vedasız Gidişler Vedalaşmadan gidiyorlar. Haberimiz bile olmuyor bazen, bazen de geç kalıyoruz. Ellerini tutup gözlerinin içine bakamıyoruz. Biz geldiğimizde onlar ayrılmış oluyor evden. Nefesleri bitmiş oluyor. Bir ses, bir göz, bir burun bırakmıyor geriye ölüm. Bizi ayıran, bir nehir, bir köprü, bir şehir ya da kıtadan çok oluyor. Bir sohbet bir telefona, kısa bir ziyaret sadece birkaç saate baksa da, denizler ve kıtalar havadan karadan bir şekilde aşılsa da… İşte, bir tek ölüm aşılmıyor. Vakit ayıramadıklarımız bizi beklemiyor gitmek için. Evin eşiğinden girerken alıyoruz haberini, onlar eşikten çıkmış oluyor. Ölümü kabul edememek de ölümün vedasız oluşundan gibi geliyor bana. Haberini aldıktan sonra bile buna inanamayışımız, onu her yerde aramamız, ondan bir iz bulmamız da onun varlığına bir işaret aramamızdan. Biz arkalarından yas tutarken biraz da bu vedalaşamamalara ağlıyoruz. Çünkü gidişlerden en son gidiş söz konusu olunca, bir gün geleceği bilinse bile, ölüme hazırlanılmıyor.Vedaları sevmeyenler bilir, vedalaşmak yüzleşmektir gerçeklerle. Ayrılmadan önce son bir kez arkalarına bakanlar, daha çok acı çekeceklerini bilirler. Hoşça kal demeden gitmek yürek ister, diyebilirsiniz; ama bence en korkakça gidiş böylesidir. Vedalaşmak, vedayı kabul etmek demek öncelikle. Bir daha fiziksel ya da ruhsal olarak yanında olmayacağını kabul etmek ve ilan etmek aynı zamanda... Birine son bir kez sarılmak demek her iki tarafın da bu gidişe –en azından fikir olarak– alışmasını sağlıyor aslında. Varlıkla yokluk bir anda belirlenebiliyorsa, birinin yokluğunu ayrımsamak için neye ihtiyaç duyar bir insan? Bir gidiş, onun gidişine an ve an şahit olmakla mı fark edilir? Habersiz ve sessiz bir gidişte yokluk nasıl anlaşılır? Basbas bağırmak mı gerek yoksa gidişi duyurmak için? Bu gitmeleri anlamamız için dokunurken yitmesi, sesini duyarken susması, gözlerimize bakarken yüzünü çevirmesi mi gerekir? Yoksa inanılmaz mı olur yokluğu, varlığını aramaya devam mı eder bu zihin? Zihnimizdeki resimler, kokular ve sözlerle cisimlendirir miyiz onu yeniden, tekrar, sonsuza dek? Ve sonsuz ne demek? Zihnimizin paslanmasına karşı koyabilir mi hatıralar? Hatıralar yaşadıkça var mıdır onlar? Peki, hatıralar silindiğinde, o zaman gerçekten unutmuş mu oluruz ve yokluk mu kalır geriye? Yokluk. Bize en çok koyan da bu değil midir? Hem gidene hem kalana (ve kendimize) karşı bir ihanet gibi gelir yokluğu hissetmek. Ama o vardı ve ben onun varlığını yaşadım. Evet, silüetini bile hayal meyal hatırlıyorum; ama o vardı. Tıpkı benim şu an olduğum gibi. Ve o yok dersem onun varlığını bildiğim onca zaman da yok mu olacak? Ve daha da korkuncu, bir gün ben de yok mu olacağım? Beni en son hatırlayan da yok olduktan sonra ben de hiç gelmemiş gibi gitmiş mi olacağım bu dünyadan?Varlık ve yokluk. Yaşam ve ölüm... Belki de vedalaşmaya dayanamayacak oluşumuzdan bu vedasız gidişler…
gülünhüznüyüm
04.02.2008, 07:00
Adam genç kadına seslendi:- Bana gözyaşı borcun var!Genç kadın sordu:- Nasıl öderim?Adam gözlerini kırptı;- Haydi gülümse!Gülümsedi genç kadın. Adam, cebinden mendilini çıkarıp, borcunu sildi. Ve mendilini özenle katlayıp, yine kalbinin üzerindeki iç cebine koydu. Bir demet mor sümbül vardı kadının elinde.ikisi de bahar kokuyordu...Biri ilkbahar, diğeri güz.Adam, seslendi yine;- Bana mutluluk borcun var!Genç kadın, biraz mahcup, biraz şaşkın sordu:-Nasıl ödeyebilirim?Heyecanlandı adam- Haydi yat dizlerime!Genç kadın bir kedi uysallığında, yattı dizlerine usulca. Adam, şefkatle saçlarını taramaya başladı kadının.Saçları, güneşe ve yağmurlara hasret hiç yaşanmamış baharlara benziyordu. çaresizliğini ördü sırasıra.Sonra saçının her teline, mutluluğun çığlıklarını bağladı adam. Yetmedi, gizli düğüm attı... Ağladı.Hava kararmak üzereydi. Dışarıda yağmur yağıyordu delice. Adam, sürekli borç defterlerini kurcalıyordu. Genç kadının gözlerinin içine baktı;- Bana yürek borcun var!Borcunun farkındaydı sanki genç kadın, şaşırmadı.- Bu borcumu nasıl ödeyebilirim?Adam kollarını uzattı- Haydi tut ellerimi!Sümbül kokusu sinmiş ellerini uzattı genç kadın. Elleri öyle sıcaktı ki, eriyiverdi bütün borcu avuçlarının içinde.Genç kadın gitmek üzereydi.Adam son kez seslendi;- Bana can borcun var!Kadın irkildi;- Can mı?Sigarasından derin bir nefes çekti adam;- Evet... Can borcun var. Sensizlik öldürüyor beni!Hoşuna gitti sözler kadının- Peki bu borcumu nasıl tahsil etmeyi düşünüyorsun?Adam, biraz daha yaklaştı;- Yum gözlerini!Hiç tereddüt etmeden yumdu gözlerini. Adam da yumdu gözlerini, masumca bir öpücük kondurdukadının titreyen dudaklarına.- Bu ne şimdi yaptığın? diyerek çattı kaslarını kadın...Adam, pişmanlıkla, memnunluk arasında gidip geldi. Kekeledi; - Hayat öpücüğüydü!Kısa bir sessizliğin ardından bu kez kadın öptü adamı ... Adam, şaşırdı;- Ya senin bu yaptığın neydi?Genç kadın kapıya yöneldi;- Veda öpücüğü! Kalan borçlarına karşılık, yürek dolusu çaresizlik ve bir de mor sümbüllerini masanın üzerine rehin bırakıp gitti genç kadın. Adam koştu peşinden sümbülleri geri verdi kadına.- Ne olur iyi bak umut çiçeklerime, solmasınlar...Genç kadın sümbülleri aldı:- Merak etme, gün aşırı sularım çiçeklerini! Adam sevindi:- Güneşe, suya gerek yok. Gülümse yeter!Kadın gözden kaybolurken haykırdı adam,- Umutlarımı kefil yaptım. Unutma, bana aşk borçlusun!Haykırışı yağmura karıştı.Kadın, yağmuru hissetmeyen kalabalığa...
gülünhüznüyüm
04.02.2008, 07:04
Ertelenmis bir sevgi borclusun bana hayat, simsicak kavusmalar borclusun..Hicbirzaman karsi cikmadim sana. Yurekleri sararmis insanlarin icindeyasadigim acilar var, ve onlar kadar varoldum. Yasayamadigim acilaridayasatacaksin biliyorum zamani geldiginde, ama yinede yalnizligimla yasiyorumseni..Iste senin farkinda olmadan yarattigin eserim ben. Karsindayim. Desemki terkedip gidiyorum sendeki yasanmisliklari, umursarmisin acaba...??Zaten hep itilmis duygularin golgesinde yasaniyor ask acisi. Insan oncebeyninde seviyor, once beyninde haykiriyor sevgi sozcuklerini, sonra ,sonrasi yok. Hep icinde tutuyor bir omur boyu...Anlasana ertelenmis bir sevgi borclusun bana hayat. Denizi mavi olarakgörmüştüm ilk kez, bulutlari ise beyaz olarak hatirliyorum hala.Öptüğüm ilkkisi kayitlardan silindi, utanarak dokundugum ilk el ise hala kayip.Sorgulayamadigim sadece cocuklugum kaldi, birde masumca seven yuregim vegecenin karanligi kaldi ellerimin arasinda. Diger tum degerler ise kayipgitti ellerimin arasindan.. Simdi ise hicbirseyim yok...Bana inat tum yasattiklarin hep sahitsiz, hep soguk, hep buruk gulusmelerdekaldi. Tum gecmisime inat, tum bu satirlara inat, sakin unuttum sanma..Ertelenmis bir sevgi borclusun bana hayat, sadece bir yudum sevgi.
__________________
gülünhüznüyüm
04.02.2008, 07:09
Siyah-beyaz bir filmden kalmış, eski bir aşka dalar gözlerim;her gecenin karanlığında saat on ikiyi geçtiği zamanlarda.Sokak başında nöbet tutar uykularım, bir türlü sokulmaz yanıma.Yüreğimin içinde yalnızlık bekler de beni;uykusuz geçer her gecem, sabahı bekler gözlerim, yağan yağmura eşlik etmesini özlemişçesine çağlar gözlerim.Hücredeki bir mahkumun, gökyüzüne olan sevgisine eşdeğerdir sana olan sevdam benim..Dışarı çıkma korkusu olan bir ressamın , tuvaline akıttığı dış dünyayı yaşatmasıydı seni gördüğümde yüreğimde kazandığın yerin...Pencereye olan aşkıydı belki de, dışarıya açılan tek yari olduğu için bedeninin...Hiç bir zaman cesareti eline alamadı ki şu dilim.Ah sevdiğim bir kez olsun yenemedim ki yüreğimde mesken tutmuş, kol gezmekte olan korkuları... Bir kez olsun inanmışken aşk denen o farklılığa , bir kere olsun katlayıp köşeye koyamadım söyleyemediklerimi sana...Bir çocuğun cesaretine bile sahip olmayı beceremedi yüreğim...Dilim konuşamaz...Susar....Susmak zorundadır....Susmalıdır...Ve belki de susturulmuştur...'Gel' diyemez sana asla..'Gel' dese de 'kal'ı getiremez devamında bilirim...Ve sen her gelişinde,yüreğimden bir parça daha kopartıp giderken uzaklara, suskun kalışımın en büyük nedenidir; senin anlamlandıramadığın, benimse bir türlü dile getiremediğim ...Anlatmadıklarım...Anlatamadıklarım...Ah sevdiğim,hepsi sarar çevremi.Haykırmak isterim asıl sebebini susturuluşumun, gözlü yaşlarla bakarken ardından... Sonra aklıma gelir..Utanırım...Susuveririm daha 'g' bile diyemeden arkandan..'Gitme' demek isterken tek bir şey söyleyemez dilim yüreğine.Aslolan gizlenir 'ben'liğim tarafından...Sen susuşuma anlam verirsin kendince de, sevmediğime inandırırsın kırgın yüreğini... Çeker gidersin kapıyı bile kapatmadan, yıkarak her şeyi uzaklaşırsın sessiz sedasız yüreğimin karanlık sularından...Belki bir cesaret gelirim diye, o kapı kapanmaz asla.. Belki yenerim dışarı çıkma korkumu da koşarım diye sana, açık durur daima..Ama benim korkak yüreğim cesaret edemez, kapı dibine çökerek bakar sessiz sessiz...Ressamın tuvaline yansıttığı gibi dışarıdaki güzellikleri, kaleme döker ellerim bendeki seni..Her gece yanı başımda duran bebeğin gözlerinde seni bulur gözlerim nedensiz.. Belki sana benzemesidir 'ben'i alan 'ben'liğimden, belki de son zamanlarda her şeyi birbirine benzetmemdendir bilinmez.. Bilinmez neden hüznü seçer yüreğim...Bir gidişinin daha sonunda 'Canım' da geldi peşinden, ruhsuz bir bedenin tüm sıkıcılığıyla kalakaldı 'ben'liğim... Ve son gidişinin ardından gene kazandı içimdeki karanlık..Aslolan gerçek yine susturdu yüreğimi... Susturuldu yüreğim...Sustu..Sus..S...Bu sefer dönüşü olmadığını bildiğim halde gene seslenemedim ardından... Özlemle beklerken gelişini, gelemeden gitmene neden oldu ellerim...Açık olan kapıyı kapattı bilinçsizce ve intihar etti tüm kelimelerim...Bir daha konuşmamak üzere 29 harfi de katlettim, gelemeyişinin ardına alfabeyi kurban ettim...Bu gece ay kan kırmızısı bu yüzden..Öldürdüğüm kelimelerin, yok ettiğim harflerin ve kanayan yüreğimin geceye kattığı en önemli kanıtı oldu bu kızılvari renk, saat 'geç'e geldiği vakitlerde bende...Ah sevdiğim, aslolan gizli kaldı yüreğimde..Ah sevdiğim ben 'gitme' diyemedim, sen yanlış anladın...Gittin...Ve bir aşk daha yenik düştü korkulara...Sen gittin, ben bittim...Ay kızıla boyandı, ölen bir aşk da siyah-beyaz filmlerde kaldı...Yüreğim sende...Ruhum sende...Bedenim yalnızlığımla kalakaldı...Oysa korkak bir ressamın tuale yansıttığı sevdaya benzerdi, sana olan duygularım....Oysa hiç tahmin etmediğim kadar 'sen'le doluydu bedenim...Sen gittin derken... 'Ben' geldim peşinden... Vücudum kaldı...Vücudum kalakaldı...Sen gittin... 'Ben'liğim peşinde... ama ruhum gömüldü karanlıklara...Dilimde susturulmuş sevdan, üşüyen ellerimde katlettiğim kelimeler... Suskun kapıya çöküp kapandı gözlerim...Ay kızıla boyandı bu gece...29 harfi katletti ellerim, sen ardına bakmadan gittin... Ben 'g' bile diyemeden, 'gitme' demeyi umarkenmystical2009-03-01 08:11:58
manolya80
05.02.2008, 01:37
Bir kadın ağlıyor…SESSİZCE…
Belki haklı belki haksız
Oturmuş ağlıyor kadın..
Öfkesiyle yapacaklarından habersiz dalmış
Uzaklara..
Aceleyle kalktığı koltuğundan
Beynindeki o sesle
Hiç bir şeyi düşünmeden
Kendine ne olacağını bilmeden
Avucuna aldığı ilaçları içiyor..
Yavaş yavaş kalktığı koltuğuna geri gelip
Hiçbirşey olmamış gibi oturuyor…
Bakmalara dahi doyamadığı
Beynindeki sesin sahibi
Canından bile çok sevdiği
Adama
Gözlerindeki yaşlarla bakıyor..
Oysa hiçbirşeyden habersiz
Bakıldığını dahi hissetmiyor..
Zaman geçtikçe kadın kendini kötü hissetmeye başlıyor
Geçip yatağına uzanıyor
Sevdiği adamda gidiyor yanına
Sessizce ışığı açıp,ona bakıyor
Kadınsa gözleri kapalı sadece sesleri duyuyor..
Işığı kapatıp kadının yanına yatıyor adam
Belkide sevdiği adamın yüzünü sonkez bakma çabası ile
Gözlerini açıyor
Sokak lambasının yüzüne vurduğu sevdiğine
Bakmaya başlıyor görebildiği kadarıyla..
Gözlerini kapatmış bebekler gibi uyuduğunu görünce
Yaptığının,belkide birdaha ona dokunamanın
Acısını hissediyor içinde…
Yavaş yavaş ellerinin,vücudunun,ayaklarının
Uğuştuğunu hissediyor,gözlerini açmaya çalışsada
Gözlerini açamıyor ona son kez bakabilmek için zorluyor
Sonkez bakıp sessizce söylemeye çalışıyor
“seni çok sevdim “diye
vee uzunca bir dalış gerçekleşiyor hayatında…
sadece duyabildikleri var kulaklarında ve birde bitmek bilmeyen sevdası…
tanımadığı sesler geliyor kulağına birsürü insanın sesleri
belkidee uzunca aylardan sonra yine zorla gözlerini açmaya çalışıyor
içinden hala yaşıyorum sevdiğim adamın sesi kulağımda
diyor..
gözlerini açıyor ve karşısında camın dışında sevdiği adamın perişanlığını görüyor
öyle bitkin,öyle çaresiz,öyle yorgun bir yüz..
vee gözlerinden akan yaşlarla kendini suçluyor
sevdiğim adama acı verdim
onu ne hallere soktum diye
yavaş yavaş gözlerini kapatıyor..
aklından,eğer uyursam dinlenirim
dinlenirsem dahada iyi olurum diyor..
ama ne kadar uyusadaa BOŞ
çünkü ;
ARTIK SADECE O SESLERİ DUYACAK VE SADECE KENDİ İÇ SESİYLE BAŞ BAŞA KALACAK…
BELKİ UZUN,BELKİ KISA AMA ARTIK
SEVDİĞİ ADAMIN PERİŞANLIĞINI ÇARESİZLİĞİNİ SEYREDECEK…CAMIN DIŞINDAN....
gülünhüznüyüm
06.02.2008, 03:40
Bir kadın çocuktur aslında.....çocuk gibi davranmayı sever.erkeğinkendisine bir çocuğa gösterdiği şefkati göstermesini ister.Bir çocuğu okşar gibi incitmekten korkarak sevmeli erkek kadını..ama hiç bir kadın çocuk muamelesi görmek istemez.söylediği şeyler çocukça da olsadinlenilmesini,dikkate alınmasını ister.Yani bir kadının çocukluk yapmasına izin vereceksiniz;ama asla onu bir çocuk olarak görmeyeceksiniz..Bir kadın güçlüdür aslında.hatta erkeklerden çok daha güçlüdür.amabu gücünü herzaman ortaya koymasını sevmez.ister ki,erkeğin gücükendisine huzur versin.kendi kendine yapabileceği şeyleri bile erkeğinyapmasını bekler.böylece hem daha kadın olduğunu hissedecektir hem deerkeğinin ne kadar güçlü olduğunu görecektir.ancak kadın gücünü göstermek istediğindeonu engelleyemezsiniz.yapmak istediği birşeyvarsa mutlaka yapar.Bir kadın sevgidir aslında.içinde her zaman sevgiyi >taşır.sevdiklerindenkolay ayrılamaz.sevdiklerini kolay kolay kıramaz.zor sever;ama,tamsever.bir kadının tam anlamıyla sevebilmesi için yüreğinin kabulettiğini beyninin de kabul etmesi gerekir.ve sevmezse de onu asla sevmeye zorlayamazsınız.belki kolayca yüreğine girebilirsiniz.ancak beynindeyerher an terk edilebilirsiniz.sevmediği halde terketmeyenkadınlar da var elbette.bunun tek nedeni ise engelleyemedikleriacımak" >duygusudur.Bir kadın yalnızdır aslında.hiçbir zaman kadını bütünüyleeldeedemezsiniz.kendisine ait bir dünyası vardır ve orada hepyalnızdır.odünyaya kimsenin girmesine izin vermez.hiçbir anahtar o dünyanınkapısınıaçamaz.yalnızlık onun sığınağıdır.o sığınağa ne zaman gireceğine,nekadarkalacağına hep kendisi kararverir.sığınaktayken oradan çıkmayazorlarsanız,onu sonsuza dek kaybedebilirsiniz.Bir kadın çılgındır aslında.neler yapabileceğini erkek aklı hayalbileedemez.üreticiliğinin sınırı yoktur.ama bunu ortaya çıkartmak içinhayatının erkeğini bekler.hoyratça harcamaz üreticiliğini.sadeceerkeğinesaklar.bir kadının gerçek erkeği olmayı başarabilmişseniz çokşanslısınız demektir.çünkü hayatın içinde olan herşey ancak kadınlar olduğundaanlamkazanıyor.yemek yemek,su içmek bile.bir kadının elindeniçtiğinizsuylakendi kendinize bardağı doldurup içtiğiniz su arasındaki lezzet >farkınıanlayabiliyormusunuz?anlıyorsanız ne mutlu size.anlamıyorsanız neyazık kiyaşamıyorsunuz............bir kadını ağlatırken çok dikkat edin..! >....... çünkü Allah gözyaşlarını sayar.....!kadın;erkeğin kaburgasındanyaratıldı,ayaklarından yaratılmadı..!öyle olsaydı ezilirdi......! >üstün olsun diye başındanda yaratılmadı......!AMA GÖĞSÜNDEN YARATILDI......Eşit olsun diye......kolun biraz altında...Korunsun diye...! >KALP HİZASINDA SEVİLSİN DİYE!
gülünhüznüyüm
07.02.2008, 02:48
Bir hasret türküsüdür dillendirdiğim. Bir bülbülün güle hicranıdır…Yazmanın adı kolayda kalemin sevdasını kağıda tüllendirmekten daha zor olan ne olabilir.Ne; zaman hasretime teselli ne mevsimler özlemime gem.İçimde biriktirdiğim sayfalara yazıyorum sana olan tüm güzel seslenişleri..Gecenin en demli vakitlerinde seni düşünmek kadar tatlı esen bir rüzgar yok başımda.Zülüflerimin heyyulası her lahza seni zikrederken ne çok sevdiğimin farkına varıyor sen uyurken geceye seninle alakalı mahyalar yayıyorum.Gönlüme sığmayan bu hasret ateşini sınırlarımın dışına çıkarmadan için için yanarken bir kıvılcım gönderiyorum kırık dökük satırlardan. Hiç bir söz seni anlatmaya kifayet bulamazken hiç bir satır işte bu benim sevdam diyemiyor.Sen karanlık gecelerimin tulu etmiş aydınlığısın.Her gün özleminle bitirirken zamanı sana olan ateşim dünyayı yakacak kadar harlanıyor gönül şehrimde.Hasretden talan olmuş şehrimin tüm kilitleri sana açılmışken bir bir her an seni kaybetmek korkusuyla ilmek ilmek geçiyor zaman boynuma.Bütün durağan duyguların kaidelerinden sıyrılıp soğuğun iliklerime kadar işlediği kör bir gecenin iskelesinde içimi, ruhumu, kalbimi, hülyalarım, hatıralarımı sevdanın kor yakıcılığı ile simanın yansıdığı odamda hasretimin sonsuzluğu ile ısıtıyorum.Ne güzel şeymiş seni sevmek…Ne güzel şeymiş sıcaklığını yüreğimde hissetmek…. Nicedir hiç bir rüzgar bu kadar sert esmemişti. Nicedir şarkılar bu kadar mızraplı vurmamıştı tın tın.Yıllar boyu her gelen acının karşısında dimdik durdum.Tahammül edip gülüp geçtim.İlk defa kaybetmenin ağırlığı ile yanıyorum.İlk defa tüm kalelerim çaresizlik içinde savunmasız. Bana sorduğun olmazsa ne olacak sorusu üzerime öyle yıkılıyor ki hicranım amansız bir düşman gibi iki büklüm bırakıyor beni.Koca bir iç geçirme, buğulanan bakışlar, boynu büküklüğüm, kırık döküklüğüm.Gözlerim buğulu bakıyor ötelere medyun sana iştiyak içinde.. Rüzgarda savrulan yağmur damlaları gibi savruluyor yüreğim.Sensiz geçen mevsimlerim kış günlerim zemheri.Umut çırpınan kanatlarında bekleyişlerin girdaplarında yürümüyor savruluyorum.Anlıycan sensizliğin hiç bir tarifi yok benim gönül kitabımda. Sensiz bir dünyayı asla sevmiyorum… "Alıntı"
gülünhüznüyüm
07.02.2008, 03:14
Bir bardak çay gibi ömür Bir bardak çay gibi ömür… Kiminin ki bir dikişte biter kimininki ise yudum yudum… Dibinde kalan çöpler ise hayattan kalan kalıntılar…Üç şeye dikkat etmek gerekir yaşamda… Göz, dil ve gönül… Göz ve dile hâkim olmak zor ama gönül’e hâkimiyet daha güç… Gönlü sakınmak lazım; kin nefret ve kıskançlık yatağı olmaktan… Tereddütte kalmamak, ne istediğini bilmek veyahut neyi isteyeceğimizi bilmek… Küstahlığa düşmek korkusu da var tabi insanın içinde davaya, hayata ve ilme karşı… Övünmek korkusu da var tabi insanın küfre, cisme ve an’a karşı… Sanki canavarın esiri gibi bir sağa bir sola çarpıyor, istikrarsız ekonomi gibi bir ileri bir geri gidiyorsun… Enflasyonun canavarı olmuşuz haberimiz yok…Karanlıkta kaybolan gölge misali silinmiş hayattan, ayrılmak zor ama sonu bilmek daha zor… Hazan mevsiminde dökülen yapraklar gibi, tek atımlık kurşunu kalmış kovboy gibi, ölümün soğukluğunu hisseden gladyatör gibi, hızlı adımlarla çıkan ve yine hızlı adımlarla düşen başarısızlıktan korkan, başarınca başarısızlığı unutan, başarısız bir başarılı gibi…Ben mutluluk sınırlarını aşıyorum… Asım’ın nesliyiz acıların içinde… Acılarımı anıyorum devamlı günbegün… Dost görünen düşmanlar, düşman olan dostlar ile… Aklımın duru olması zihnimi karmakarışık yapıyor, her bölgesi neden ve niçinler ile dolu… Toprakta çürüyen beden ve saç, yoldaş olan kefenle nefis, peşime düşen sessiz gölgeler… Karanlık sokaklarda sessiz ve çaresiz şikâyetname hazırlamaktalar hakkımda… Öldü dersiniz… Ölümü hak edecek yeterlilikte de değilim ama medet bekleyecek tek bir kabı, felaha çıkacak bir yol vardır belki…Rengârenk hayatın renksiz yaşamı... Sonsuz zamanın ruhsuz ecdadı... Yaşanmış an'ın yaşanmamış saati... Susuz bahçenin solmuş gülü… Hayatın acımasızlığı ile ruhum tevafuklar ile ayakta… Gül yüzlülerin hayranlığı var sana… Bunu düşün sükût et… Et ki en azından adam bilinesin sükûtsuzlar arasında…Arkadaşlık, dostluk önemlidir... Değerini bilmek gerekir... Sırrını paylaşabileceğin, derdini anlatabileceğin, üzüntünü dile getirebileceğin, sevincini haykırabileceğin bir kişinin çevrende olması insana hem güven hem de mutluluk verir... Sende taşın altına elini koyacaksın ama her şeyi başkasından beklememelisin… Kılıç üzerinde yürüyeceksin ama kılıç hayatı ve seni kesmeyecek… Yok, öyle yağma… Kalbini açık tutacaksın hayata… Kalbin kör olursa gözler görür mü ki hiç… Gözü kör, kalbi kör, yaramaz bir beden…Palyaçolara özendim… Yüzüm sırıtırken içime kan akıtıyorum… Metafizik âlemde takılıyor, patlamaya hazır bombaya dönüşüyorum… Saniyeler var patlamaya… İyiler arasında kötülük yüklü bir bombayım… Bütün kötülükleri yok etmek adına… İyiliğin değerini anlamak için bu yapılanlar… Kötülük olmasaydı iyiliğin hiçbir özelliği kalmazdı... Onun değerini ortaya çıkarır kötülük…Bir bardak çay gibi ömür…Kiminin ki bir dikişte biterKimininki ise yudum yudum…Dibinde kalan çöpler iseHayattan kalan kalıntılar…mystical2009-03-01 16:05:01
gülünhüznüyüm
07.02.2008, 09:50
Yeniden doğdum senle öğrendim yürümeyiBilmezdim birdaha birdaha seveceğimiYine öğrettin bana sevmeyiYeniden doğdum senle öğrendim yürümeyiNe olur bırakma ellerimiBu güne dek hep keşke deyip durdumHer yeni başlangıcın sonundaYine aynı kelime 'keşkeYanılgılar içinde büyüdümYanlış insanlar,yanlış yüzler,yanlış aşklarEvet kapatmıştım kalbimin kapılarınıAma sonra sen çıktın karşımaBunu sen kalbime girince anladımİşte yeni bir başlangıç dahaAma bu sefer eminimBu sefer keşke demeyeceğimYıllar sonra senin içinSöylediğim tek şey 'İyiki' olacak...mystical2009-03-01 16:05:55
gülünhüznüyüm
08.02.2008, 03:32
Gözyaşım, Dizeler güzeli dedim sana inci inci, ve güzeller incisi koydum adını dizi dizi… Yabanlara gönderdiğimsin hem akın akın, hem canımı verdiğimsin uzak yakın… Sevgilinin geleceği yolları sulayıp süpürmek için sakladım seni… Kirpiklerimi süpürge ettim; sultanlar ayağına düşürmek için tuttum ve bırakmadım seni. Gözyaşım, Bütün boşluklarını sen doldurdun ömrümün… Söylenmedik sözler yerine sen vardın yanımda. Sevdaya dair yeminlerden sonra sen vardın. Köhne zamanın direnci adına, acı çağların yaşlısı ve genci adına yine sen vardın. Dikenler gülden habersiz iken, gözler dilden de fersiz iken; zamanından geriye düşmüş acılar için, mânâda biçimleri yitiren sancılar için; aynalarda eriyen sırlardan taşarak, ucu kıyamete çıkan asırları aşarak; gerçekten daha gerçek kelamlarda ve Güzeller Güzeli’nden vuslat müjdeli selamlarda sen vardın… Hep sen vardın... Bir gözyaşı, gül mevsiminde güle karşı akarsa aşk olur adı; sevgiyi damıtır en derin yerinden. Suçlardan sonra tenha gecelerde akarsa tevbedir tadı; gönülleri arıtır en kara kirinden. Madem ki gözyaşı bir kutlu demdir, elbette bir erdemdir. Bir gözyaşı, bir cevherdir ateşten kaynayan ve alev gibi yanan. Özü sudur ama avuçta bir yalım, gönülde bir yangın olur. Bir ateş düşünün, dumanı âh ile çıkar da külleri göz yaşına karışır ya… Hayat bir mum alegorisidir hani, mumun başındaki yanış gözde yaş olur da gözyaşı alevle barışır ya…Alev can ipliğini yakınca, acıdır ki, bedenini eritir de mumun, su ile alev birbiriyle yarışır ya… Aşıka göre cennet olur cinnet ve kendi gözyaşında boğulur akıbet... Gözyaşıdır ki yıkayarak yakar, yakarak yıkar. Arıtır ve eritir; temizler ve gizler… Fazilettir, diyettir… Bu yüzden denilir ki gözyaşı yiğitler kârıdır ve civanmertler vakarıdır. Şaire unuttuğu mısrayı bir gözyaşı hatırlatır, şehrazad üveyikler uçuran acıları bir gözyaşı anlatır. Sancılı damarlarda ölümcül çılgınlıkları gözyaşıdır okuyan satır satır. Toplasan gözyaşlarını âşıkın, dalgalı bir deniz olur; süzülürken bağrından, yakar geçer iz olur. Yalnız doğar gibi her insan, yalnız akar her damla ve yağmur yağmur gözyaşıyla ıslanır nisan. Bir kere ölür de kahır yüklü savaşlarda nice aylar batar ve Filistin’de sapanlar çakıl taşları, takaroflar kurşun yerine gözyaşı atar. Ceylanları âmâ düşürünce avcılar, avcıları ceylanlar vurur, ve hamuru sevdaların, gözyaşıyla yoğrulur. En son, yağmur kuşları konar kuşpalazı çocukların salıncaklarına, gözyaşı şefkat olur. Gözyaşı ki, kişinin kendisiyle kavgasının sonunda akarsa tomur tomur mercandır; ve eğer pişmanlıklarla tartılırsa mübarek bir heyecandır. Gül yüzlülerin kirini gülsuyu kokan gözyaşları alır…Ve damla damla gül dökülen ellerde gül kokusu kalır. Tohumu eken bilir Göz yaşın döken bilir Gül kadrin diken değil Çileyi çeken bilir Gel ey gözyaşım, Bulutuna sadık yağmurlar gibi gel, ve kadim bir dostu uğurlar gibi git… Bir atımlık mesafede yalnızlığın kurşunlanan coşkusuyla gel, geleceği savaşa mecbur annelerin korkusuyla git… Geceyi içine döken tomurcukların yeşiliyle gel; goncayı açılsın diye bekleyen bülbülün diliyle git…Bülbüller konan dallarda yaprak gibi gel, ve derinlerde bendini yıkan bir ırmak gibi git. Yalınkalem savaşlara meftun acılarla gel, pişmanlık dolu yüreklerden sancılarla git… Ve ağlamaktan korkma gözüm!..
mystical2009-03-01 16:06:28
gülünhüznüyüm
08.02.2008, 08:31
Sustum… Öylesine… Bir nefeste… Aheste… Varsın güller açılmasın bundan sonra… Varsın olsun! Eksik olsun… Çoklar aza, anlar hiçliğe, canlar ecele devrile dursun… Koygar şahinler uçurmam bundan gayrı, turna kanadıyla yaralanmış göklerimde… Kıyılmış ne varsa beyhudedir bundan böyle… Sustum… Dertli kalem… Artık sen söyle!Sustum… Bu vakte kadar, söz kalesinin burçlarında niçin mahpustum? Viran olmanın noksan kıldığı bir tutam acıyla, mürekkep renginde içimi kustum… Siyahın üstüne renk tanımakla yapılan hatayı, saçımda an be an artan aklardan öğrendim… Ve öğrendim susmayı, akıtmaya kıyamadığım sağanaklardan… Uyan ey zaman! Bedel iste öptüğüm dudaklardan…Sustum… Kelamın koridorlarında infilak eden sedamı, yunmuş yıkanmış kızıllıklara yar eyledim… Sustum ve nihayet kar eyledim… İncecikten bir sızıyla inlerken neyler, son sözümü, sona ermeden evvel suskunluk alfabesiyle söyledim… Evet! Belkide bir zamanlar meyustum… Ama korkmayın artık… Sustum… Sustum…Sustum… Cana, canana, zamana, mekana, zekana, korkana, yürek burkana, gökten sarkana, yerle bir olan arkana… Tuş oluşunu gördüm, sustum… Yaratık mesabesine indirgenmişlerin haliyle sustum! Tersine açan bir çiçek gibi, topladım yapraklarımı gün ışığından, goncamın içine pustum… Sustum… Sustum…Sustum… Olmayan saygının kaygısını çekerek… Bağrımdaki çorak toprağa Mecnun’un efkarını ekerek… Bir ceylanın toynaklarıyla ezildim, geçip gitti sekerek… Ormanlar uğuldadı gözümdeki son billuru da dökerek… Hıçkırmak istedim olmadı, sendeledim olduğum yere çökerek… Harman vakti bir başak kesildim, biçmekten imtina etmeyen kader adlı orağın önünde boyun bükerek… Sustum…Sustum… Konuş deseler de… Söz gümüşünü biriktiririm artık yamalı keselerde… Özüm her ne kadar kavrulsa da, Leyla menşeli vesveselerde… Veya… Kısıtlamış hülyalarım, açı ortayını yitirse de lüzumsuz hendeselerde… Söz dedim ya… Hani ağlamaklı baktığında kelam kesilen mevzu… İşte o artık bundan böyle, sözü geçmez köselerde… Sustum… Hakikatte susmak dil çeliğini örseler de… Neyse… Sustum…Sustum… Kızarak giyilmiş bir ceket misali omzumdadır sükut! Yüreğimin kulağına ağır gelir oldu bu küpe, her bir taş yakut… Bir köşeye sıkışıp kalmış hatıralara yaslanmak değil yahut… Yada çarparmış putperestini, putperestin çamurda yaptığı put! Ne fark eder… Atlas döşeklere uzanmak yada herhangi bir çaput! Uykunun görünmez kolları, meğer her saniye soluduğum tabut… Sustum… Sustum…Sustum… Gemiler kalkıyordu limandan… Fora yelkenlerin kirlettiği simandan, bir hüzün aksetti sonra… Küçük bir çocuk çehresiyle kanadı ufkun derinlikleri… İçimdeki ateşler terk ederken o ıtri serinlikleri… Yaseminler de bivefa, kokmayınca bu bahar! Hanımeli saltanatını devirince Akdeniz’in rutubet kokan nefesi… Ansızın yıkılınca zincirlere hükmeden aslanların kafesi… Sustum…Sustum… Sebepsiz yere… Ruhum yara bere… Eyvahları yollamadan mutebere… Biliyor musun ah aziz dostum… Ben sustum!(alıntı)mystical2009-03-01 16:06:54
gülünhüznüyüm
08.02.2008, 08:35
Gözlerim gözlerine bakmak içindirBir geldin. Hasretini bıraktın zindanıma. Karanlık karanlığa düştü. Gece gecenin üstüne indi. Parmaklıklar dağıldı; yüzün esir aldı beni. Taşlar toz oldu; özlemin taş kesildi. Gözlerine zincirlediler gözlerimi. Gidişin hüzünlü bir sonbahardı, unutmadım. Yıldırımlar düşürdün bakışından göğsüme… Saçlarım beyaz alev aldı. Yandım. Taş üstünde taş oldum. Suskunluğum utançtan duvarlar ördü. Sağnak sağnak yağmur oldum, yağdım küskünlüğümün çölüne. Çığ olup kendi yalnızlığıma katlandım. Uzaklığını yorgan yaptım çıplak ruhuma. Sözün güneşin yüzünü güldürürdü, unutmadım. Sessizliğin yeniden yeniye yanmış bir kül gibi. Rüzgâr aldı nefesimi. Buzdan sütunlara çarpıldı sesim. İçimin içinde bir gurbet oldun. Sen gittin gideli, dağlar yollardan saklanır oldu. Öyle derinleşti ki vadiler; gölgeler içine girmeye nazlandı. Bütün çöllerin tozlarını yutmuş gibi dudaklarım, ah etmekten bile usandı. Susuşun ibret dolu bir kitaptı, unutmadım. İçimde hep su sesi arıyorum. Denizler kurumuş… Lâl dudaklar susmuş.. Kıyılardan çekilmiş hayat; kemikler un ufak olmuş. Çöllerinden geçiyorum sensizliğin. Sessizliğin çığlığını büyütüyorum yüreğimde. Gelişin bir taze bahardı, unutmadım. Kalbine girdiğim yollara pusular kurulmuş. İnsan insana kavuşmuyor artık. Anka kuşları dirilmiyor yeniden. Küller bile yanmış yakılmış; ateş yeniden kendine gebe kalmıyor artık. Hıçkırıklar yalanın harmanına karışmış; gelmiyor gelemiyor yittiği yerden. Bakışın canlara can katardı, unutmadım. Bütün bağlardan kurtuldum. Geceleri gecelerin koynuna sürdüm. Bütün ışıkları gözlerinin karasına çaldım. Yanağının kıyısına geldim. Ellerinin ateşinden serinlik umdum. Gözlerim seni gördüğü için güzel. Işık senin yüzüne vurduğu için aydınlık. Yağmur senin göğsüne dokunduğu için serin. Rüzgâr senin tenine vurduğu için nefeslenir. Dualar senin dudağına dokundu diye göklerin kapısına dayanır. Duruşun dağların başını dik tutardı, unutmadım. Günahlarımı biliyorum, utanıyorum. İsyanlarım çok oldu; yüzüme bakamıyorum. O kadar unuttum ki, unuttuğumu hatırlamıyorum. Bana nasıl bakacağını merak ediyorum. Ürperiyorum. Ürperiyorum. Ya tanımazsan beni… “O beni sevmedi!” dercesine görmezden gelirsen ağlayan gözlerimi? Hayır, hayır, böyle olmayacak, emin olmak istiyorum. Senin müşfik bakışında, toprağın yağmura doyması gibi sonsuz bir serinliğe kavuşacağım. Senin bakışında sonsuz bir hülyânın eteğine varacağım. Özlemin cennetin kokusu bana, sana susadım. Ne hüznü eksilir ne sana doyar bu gönül. Sen gittin, çiçekler ezildi dünyada. Sen gittin, rüyaları boğuldu bebelerin. Sen gittin, sesi duyulmaz oldu derelerin. Sen gittin, yüreklerden kan çekildi. Sen gittin, can tenden usandı. Sen gittin, dağ dağa küstü. Sen gittin, alev üşüdü. Sen gittin, aşk kalplerden çekildi. Kıyılara vurdu aşıkların cesedi. Vuslatın cennet çiçeği bana. Baharlardan hep seni sordum. Senin serinlettiğin suları içiyor ceylanlar. Martılar senin yürüdüğün göklerde geziniyor. Kelebekler senin yüzünün değdiği bahçelere yayıyor kanatlarını. Bebelerin senin tebessümünü içiyor ana sütünden evvel. Şu dar göğsümün kozasından çıkmaya çalışıyorum. Sonsuz genişliklerin sırrı iki dudağının arasında saklı. Bir kelâm söyle n’olur! Her hecenin arefesinde seni duymak istiyorum. Hitabın denizleri taşırıyor kıyılarıma, nereye baksam sana dokunuyorum. Sev beni cananın olayım. İçimden aksın bütün ırmaklar. Senin kıyılarını kucaklayan kocaman bir derya olayım. Rüzgârlar savursun beni, yağmurların hepsi alnıma düşsün, taşların hepsi göğsüme düşsün. Senin ayaklarını öpen kocaman bir dağ olayım. Çöller savrulsun, dağlar aradan çekilsin, yokuşlar ve inişler bitsin ki yürüdüğün yollara toz olayım. Senin hasretinle yanar her yanım, bütün ufuklardan seni umarım. Çöldeyim, susuzum. Dudağın bana Leylâ. Kuyularda Yusuf’um. Sözlerin bana Züleyhâ. Ateşlerde İbrahim’im. Gözlerin bana deryâ. Sancılar içinde Meryem’im. Bakışın bana İsâ. Yaralar içinde Eyyub’um. Hasretin bana şifâ. Ölüler içinde bir ölüyüm. Ellerin bana musallâ.
gülünhüznüyüm
08.02.2008, 08:38
Hayat;“Bir yaşam öyküsüne katlanılamayacak kadar” uzun,bir gülümseyişe, bir kıpırdanışa, bir dokunuşa vakit ayıramayacak kadar kısa.Hayat;Gerçekleri sırtlayıp taşıyamayacak kadar ağır,bir kuşun kanadına konup ta ona bile hissettirmeden uçabilecek kadar hafif.Hayat;Her anını dibine kadar yaşamaya çalışmak için nefes nefese koşturmayı göze alacak kadar dolu,bütün yaşadıklarının sadece bir hayal olduklarını hissettirecek kadar boş.Hayat;Koskoca ömürde “bir yalnız gün daha nasıl geçecek, şu saatler nasıl bitecek” diye şikayet edebilecek kadar muamma,göz açıp kapayıncaya kadar geçen sürede nihayete erebilecek kadar da basit.Hayat;Kendini oluşturan her büyüyü, her cazibeyi, her rengi, yürekleri hoplatacak, kanlarımızı kaynatacak kadar parlak ve güzel,gözlerimizi acılarla, hüzünlerle, ayrılıklarla, ölümlerle buluşturduğumuzda, sadece 2 renk; gri ve siyah.Hayat;Her anını tuallere, yazılara, şiirlere, gösterilere döküp sergileyebileceğin kadar sanat,tek bir uyanışta, görevinin tek bir oyundan ibaret tek bir rol olduğunu fark edebileceğin kadar da kısır ve monoton.Hayat;Senin tek bir “evet”inle başkalarına bölüştürüp sunabileceğin, nefes alıp verişlerinle “paylaştırabileceğin” kadar hayret verici ve cömert,tek bir “hayır”ınla her şeyi mahvedebileceğin, yok edebileceğin kadar da cimri ve densiz.Hayat;Gerçek yaşam öykülerine katlanabilecek gücü bulup, bulaştırıp daha da büyüğünü oluşturabilecek kadar heybetli ve zor,her şeyden vazgeçip “yaşama veda etmeyi isteyecek” kadar da güçsüz ve zayıf.Hayat;Sevmeyi bilecek, bilmiyorsa öğrenecek, tadacak, sunacak, paylaşacak ve böyle sevgilerle bütün sevgileri çoğaltabilecek kadar anlamlı,nefreti seçip, sıçratmak, sıçrattıkça da o pisliğe bulaşacak kadar anlamsız.Hayat;Gerçek yaşam öykülerine katlanmaya değecek kadar “Yaşanmaya değer,Hayat;Onu kısaltmanın haksızlık olduğunu anlatacak kadar öğretici,bir daha bulunmayacak, yaşanmayacak kadar “tek”.HayatSadece senin dilediğin kadar uzun,sadece senin dilediğin kadar kısa,
gülünhüznüyüm
08.02.2008, 09:00
Söz vermiştin....Tutmayacağını bile bile..Ama niye?Madem ki bitecekti,madem ki gidecektin beni neden sevdin??Söylesene ey zalim sen beni neden sevdin??Biliyordum ki...Baharda açan hayallerimin,kışın karlar altına gömüleceğini...Oysa ben biliyordum ne kadar sevsem de ve sevilsem de sonunda yine yalnız kalacağımı...Sonuçta bittim,tükendim sensizim şimdi...Seni ararken kendimi kaybetmekten yoruldum...Bulduğumu zannettiğimde kendimden ayrı düştüm...Bu garip bir veda olacak çünkü aslında hep içimdesin..Ne kadar uzağa gitsem de gittiğim her yerde benimlesin...Ama bulamıyorum..Seni ararken bilinmez,çıkmaz yollara saptım..derin kuyulara düştüm..Ellerime dikenler battı gülleri tutacağına...Gece yağan yağmur hiç dinmedi...Sen yine yoksun...Varsın aslında ama sadece rüyalarımdasın....Sen sevmeyi kolay mı zannediyorsun??Bir kalemde silip atmakla herseyin biteceğini mi zannediyorsun??Şu an içinin beni bıraktığın için rahat ve huzurlu olduğunu,artık sessiz gecelerde ağlamayacağını,asla pişman olmayacağını mı zannediyorsun???Yanılıyorsun.....Ama...Bitti Artık her şey bitti içimde...Yalanların yok...Gözlerin yok...Ellerin yok artık...Sen yoksun...Kalbim yoruldu artık bu gel-gitlerden..Yüreğimin kıyısına dalgalar azgın vuruyor,bir başka oluyor hüzünlerim....Ne diyeceğim,Nasıl konuşacağım bilemiyorum...Konuşamıyorum...Cümle bile kurmak zor geliyor artık beynime...Şu an sadece kalbim konuşuyor!!!Ve Sana Son Sözü Ey Zalim Yar;AŞK BİR OYUNSA;"OYUN BİTTİ"...
gülünhüznüyüm
08.02.2008, 09:04
Elimdeki cam kesikleri kabuk bağladı bu gün… Gidişin kadar derin değillerdi çünkü. Ellerim, ellerime bakıyorum da ne de çabuk iyileşiyorlar. Oysa giderken içimde bıraktığın boşluk hala canımı yakıyor. Ve hala kanadığını hissedebiliyorum yüreğimin.Niye hep savaşmayı seçtin ki benimle? Tam da yüreğimdeki isyanları bastırmışken, kendimle savaşmamaya söz vermişken, yaralarımı sarmışken ve ben seni böyle delicesine sevmişken niye…Beni sevmeyi deneseydin oysa yaralarıma tuz basmak zorunda kalmazdım… Ne garip değil mi… Gidişinin bıraktığı acıyı bastırsın diye başka acılar seçiyorum artık. Cam kırıklarının üzerinde yürüyorum mesela, ellerimi ateşin üzerinde dolaştırabiliyorum, yumruğumu sıkıp olağan gücümle duvara indirebiliyorum örneğin.İndiriyorum da ...… Yine de bastıramıyorum yokluğunun bıraktığı acıyı.Sahi niye gitmiştin…Niye yoktun…Hangi masal kandırdı…Hangi yıldız sakladı ki seni benden?Sahi… Gitmiştin değil mi..?Kendimi kandırıyorum sadeceYoktun.Hiç olmamıştın ki… "Alıntı
gülünhüznüyüm
09.02.2008, 02:28
Tarihe damgasını vuran aşk sözleriAşk nedir, ne değildir? Bu konuda herkesin söyleyecek bir sözü vardır. İşte size tarih boyunca söylenmiş sözlerden derlenmiş özel bir liste. Bakalım beğenecek misiniz? Aşk, sabırdır. Saygıdır. Keşiftir. Anlaşmaktır. İnceliktir. Korumaktır. Sorumluluktur. Mizahtır. Teslimiyettir. Gerçektir. Neşedir. Mutluluktur. Sıcaklıktır. Tazeliktir. Sarılmaktır. Şanstır. Saftır. Öze götürendir. Derler. Bakalım başka neler demiş büyükler:Aynı dili konuşanlar değil, aynı duyguları paylaşanlar anlaşabilir Mevlana Aşk hükmetmez; terbiye eder. Goethe l Arılar bile en tatlı balın zehirli çiçeklerde olduğunu bilir. John Keats Aşkta her zaman bir öpen, bir de yanağını uzatan vardır. Fransız atasözü "Arzu edilenden ziyade arzu etmeye aşığız." F.Nietzsche "...Güzelliğin on para etmez Bu bendeki aşk olmazsa..." Aşık Veysel Şatıroğlu "Ölümdür tek başına yaşanan aşk iki kişiliktir.." Ataol Behramoğlu Aşık olduğumda sadık olurum, çünkü aşık olurum. Oscar Wilde Aşk aklın en soylu zaafıdır. John Dryden Aşk konusunda yanlış seçimden söz etmek hatalıdır, zaten seçim varsa o yanlıştır. Marcel Proust Aşk:c iddi bir akıl hastalığı. Platon l Aşık olmayı beceremeyen yağ çekmeyi öğrenmek zorundadır. Goethe Aşk melankolinin bir türüdür Robert Burton Aşk dünyanın en tatlı mutluluğu ile en derin acısından yaratılmıştır. Bailey İnsan kalbindeki gerçek aşk dört nala giden bir at gibidir ne dizginden anlar ne de söz dinler. Konfüçyus Aşk kadının hayatında bütün bir romandır erkekte ise yalnız bir bölümdür. M. Da Stael Ne seninle yaşayabilirim ne de sensiz. Ovidius l Aşkı tanıdığında, yaratıcıyı da tanırsın. Fox KabilesiİTİRAF ETMELİ Mİ YOKSA...Balzac: İlk aşk aşı gibidir. İnsanın ikincide hastalanmasını önler.. Rousseau: Aşk mektubuna başlarken ne söyleyeceğimizi bilemeyiz. Bitirirken de ne yazdığımızın farkında olmayız.... Shakespeare: Sevgililerine aşklarını itiraf eden kadınlar, en az seven kadınlardır... Eflatun: Aşk, en tehlikeli bir ruh hastalığıdır... Aziz Nesin: Yenilen taraf aşık olur... Yakup Kadri: Hiçbir kadın yoktur ki “Seni Seviyorum" sözü karşısında hissiz kalsın... Katherine Hepburn: Aşkı bilenler normal kadınlardır... Oscar Wilde: Erkekler kadınların ilk aşkı, kadınlar erkeklerin son aşkı olmasını ister... İngiliz Atasözü: Aşk için evlenen Istırapla yaşar.... Kontes Nathalie: Aşk, bir kişinin yararına, iki kişinin ortaklığıdır... Paul Geraldy: Sevmek güzeldir. Bir daha sevmemek daha güzeldir... Marcel Proust: Aşık olmayanlar, mükemmel bir erkeğin sıradan bir kadın yüzünden niçin ızdırap çektiğini anlayamazlar...
__________________
gülünhüznüyüm
09.02.2008, 02:53
Kadınlar Neden Konuşur? Çok iyi bildiğiniz gibi,günlerden bir gün, Nasrettin Hoca iğnesini kaybeder. İğnesini evin avlusunda aramaya başlar.Fakat onca zaman aramasına rağmen bulamaz.Komşusu iğneyi nerede düşürdüğünü sorar.Hoca kendinden emin cevap verir;"Ahırda!"Hayretler içinde kalan komşusu,"Ahırda kaybettiğini ahırda aramalısın!"der.Nasrettin Hoca cevap verir;"Ama avlu daha aydınlık!"Nasrettin Hoca fıkralarının ilk başta sadece komik görünen,ama temelde derin bir anlama işaret eden paradoksal mesajları vardır.Psikoterapist/psikiyatrist dostlarım bu paradoksal anlamları çoktan tedavi seçenekleri içine kattılar bile.Bugünlerde yolunuz onlardan birine düşerse,en azından bu öykünün hangi derin sorununuzun çözmeye yardımcı olacağını size çıtlatmış olayım.Kaybettiğiniz şeyi niye ararsınız?Elbette bulmak için,değil mi?Bulunca onu aramaktan vazgeçersiniz;böylece arayışınız biter.Peki ya ,size arama eyleminin kendisi güzel ve anlamlı geliyorsa?Yani, bizzat arama eyleminin kendisi aradığınız şeyse?İşte,Nasrettin Hoca'nın fısıldadığı bu:"İğneyi aramıyorum ki onu düşürdüğüm yere bakayım. Benim için önemli olan aydınlıkta olmak,ışıkta kalmak.Bu yüzden avluda arıyorum."Onun önce ve öncelikle aradığı iğne değil ışıktır.Ve işte avluda yeterince ışık vardır!Zen geleneğinde de öğrenci üstadına safça sorar:"Gün doğumu sırasında yaptığımız ayinin güneşin doğuşuna bir katkısı var mı?"Üstadı "Hayır! "anlamında başını sallayınca,öğrencinin bütün dünyası yıkılır:"O halde yıllardır bu ayinleri boşuna mı yaptım?"Şefkatli bir tebessümle cevap verir üstadı:"Güneş doğarken seni hep uyanık tuttu ya!"Bilgelik farklı dillerde de olsa,aynı şeyi fısıldıyor bize.Nasrettin Hoca'nın aradığı "ışık"ile,Zen öğrencisinin her ayinde farkına varmadan tanık olduğu "ışık" aynıdır.Sonuç kadar sonuca giden yolda yaşadıklarımız da önemlidir.Kadınların ve erkeklerin iletişim farklılıklarını da bu meseller eşliğinde anlayabiliriz.Erkekler "iğneyi bulmak" için konuşurlar.Yani onlar için önemli olan,eylemin kendisi değil eylemin sonucudur.Konuşurlar çünkü bilgi aktarmak isterler.Konuşurlar çünkü bilgi toplamak isterler.Konuşarak aradıkları şey bilgidir.Kadınların da "iğneyi bulmak" için konuştukları olur.Ancak,kadınlar,çoğunlukla,hemcinsleri olmayan Nasrettin Hoca gibi iğneyi aramayı bahane edip,avluda ve aydınlıkta kalmayı tercih ederler.Kadınlar konuşurlar,çünkü ne söylemek istediklerini konuşarak bulurlar.Yani,sesli düşünürler.Erkekler ise,istediklerini bulmak için susmayı yeğlerler.Kadınlar konuşurlar,çünkü üzüntü ve kederlerini konuşarak hafifletirler.Bu durumda bir şey iletmek istedikleri yoktur;sadece konuşmak için konuşurlar.Erkekler ise üzülünce susarlar,ağızlarını bıçak açmaz,taş duvara dönüşürler.Erkekler,bu konuda, Zen öğrencisi kadar cahildirler.Onlara göre ayin güneşin doğmasına katkıda bulunmak için yapılıyor olmalıdır.Fakat kadınlar sözcükleri uyanık kalmak için kullanırlar.Sözcüklerin anlamlarının peşinde değillerdir,sözcüklere eşlik eden ışığın peşindedirler;yani "avluda kalmak"isterler.Kadınlar konuşurlar,çünkü yakınlık kurmak isterler.Kadınlar için sözcükler bir başkasının ruhuna uzattıkları küçük halatlardır.Sözcüklerin içeriği değildir önemli olan;sözcüklere tutunabilmektir.Oysa erkekler,yakınlık kurmak istediklerinde sözcükleri değil,suskunluklarını kullanırlar;onlar için sözcüklerin anlamlarından öte bir amacı yoktur.Kadınlar için ise içinde hiç iğne bulunmasa da avlunun aydınlık olması önemlidir.Kadınlar konuşurlar,çünkü duygularını paylaşmak isterler.Kadınlar için sözcükler iç dünyalarının kuyularına sarkıttıkları kovalar gibidir.Önemli olan kovanın varlığıdır;kovada ne olduğu önemli değildir.Erkekler ise,duygusal yakınlığa ihtiyatla bakarlar,iç dünyalarına dönmek istediklerinde susarlar,üzerlerine gelinmesin isterler.Özetlemeye çalıştığım gibi,erkekler ve kadınlar sadece bilgi alıp vermek için konuşma konusunda mutabıktırlar.Konuşmanın diğer amaçları kadınlara özgüdür.Kadınların diğer konuşma amaçlarında erkeklere düşen sessizlik ve suskunluktur.İşte bu yüzden,erkekler suskun kalmayı ve suskun kalınmasını yeğledikleri özel durumlarda kadınlara dinleyici olmayı beceremiyorlar.Yine bu yüzden, kadınlar kendilerinin konuşmayı ve konuşulmayı yeğledikleri özel durumlarda erkeklere suskun kalmayı ve beklemeyi beceremiyorlar.Sorunların çoğu da bu karşılıklı beceriksizliklerden kaynaklanıyor.Bilmem,anlatabildim mi?Senai Demirci "Ve Aşk Evliliğin Ellerinden Tuttu
gülünhüznüyüm
09.02.2008, 06:12
EŞK NEYSE ONU YAŞİYAHSen meni sev, men seni sevimSen menin için yanMen seni severah yanim dutuşimGlasik eşk neyse onu yaşiyahYa da sevme haberin olmasınMen sana sevdalanıp dolaşimPlatonik eşk neyse onu yaşiyahSevdada oturah, yiyah içahEl ele olah, gan kusahTombilik eşk neyse onu yaşiyahİstersen sevdandan kendimi kesimSağımı solumu doğriyim biçimPsikopatik eşk neyse onu yaşiyahEyle sevah ki gara sevda olahAraplara benziyeh gapgara olahGara eşk neyse onu yaşiyahYalan söylemiyah, hep dogru diyahBeraber oturah beraber yiyahRealist eşk neyse onu yaşiyahBirbirimize türkü söyliyah, mizildiyahEl ele tarlalarda, bostanlarda gezahRomantik eşk neyse onu yaşiyahKediyi, gudiği sen diye sevimSen de horozi, guliği men diye sevSembolik eşk neyse onu yaşiyahGel el ele tutuşip kendimizi elehtriğa verahZangir zangir titriyah, ölmiyahElektronik eşk neyse onu yaşiyahAhırlarda, komlarda buluşahTezek agalahlarının dibinde oturahOtantik eşk neyse onu yaşiyah
gülünhüznüyüm
09.02.2008, 06:55
Hep birlikte geldik bu şehre,Birlikte döndükBu kez ve ilk kezBen dönüyorum sen kalıyorsun…İçim burkuluyor, boğazım düğümleniyor,İşte şimdiYalnızım artık…Bencilim evetSevmiyorum bu şehri…Çocukça bahanelerim var…Onun yüzünden ayrıyız,Bu şehir aldı seni benden….Giden sen olduğundaDaha bir farklı ağlardım arkandanBu sefer içime aktı göz yaşlarımNiye ağlıyorumNeyi kabullenmiyorumNe istiyorumDüşünmeden ağladım…Sadece ağladım…Hiç bir ayrılık canımı bu kadar yakmadı…Bu şehre dönmeyi ilk kez hiç istemedim!!!Gittim ben vazgeçilmezimYanında değilim artıkYüzünü göremiyorumGözlerine bakamıyorumDuyduğum tek ses gitme! DeyişinKeşke gerçek olabilseydi…Gittim ben tektanemAma sen ordasın…
gülünhüznüyüm
09.02.2008, 07:01
Gözlerin değse gözlerime, başım eğilir benimBakamam gözlerinin derin perdelerinden içeriyeUzatsan ellerini tutamam heyecanımdanÖyle dona kalırım ellerinin boşluğu arasındaBiraz daha yaklaşsan tutuşurum aşkın firakıylaVe dokunsan yanarım kor bir alev gibi derindenNe olur nasılsın deme sevgilim!Dilim iyiyim deme refleksini gösteremeyecekSadece sus ve kalbimin ritmi daha da artmadan duroradaBiliyorum sıkılacaksın her zamanki gibisuskunluğumdanYine çekip gideceksin çok uzaklaraYamalı yüreğimin çukuruna düşeceğim gidişinleGitme kal deme cesaretini de bulamayacağımkendimdeUtancımdan başım önümde, kısılır dudaklarımVe gidişini seyredeceğim gözlerimin taşkın tavlıylaKalırsan yanarım, gidersen üşürüm benAteşle buzun arasında ki boşluktayım şu andaNe git demeye, nede kal demeye varamazdudaklarımBiliyorum sen her zamanki gibi gideceksin!Sana dur deme kadehinden bir yudum umutyudumlayamayacağımYine boynumdaki utangaçlığın kolyesinidüşüremeyeceğimArdından yürüdüğün kaldırımlarda izini takipedeceğimGidişe attığın her adımda üşüyeceğimYaklaştığım her adımdaysa yanacağımNe git, nede gitmeBırak kalayım ortasında bu aşkınDokunsan yanarım, gidersen üşürüm ben
gülünhüznüyüm
09.02.2008, 10:03
dokuz aylık mucizevi bir macera...O'na tutluydum...O'nun bir parçasıydım...O'ydum...ama yaşamak kopmaktı...doğumda bir kopuştu....parçalanıştı bir nevi...Annemin doğum anındaki haykırışısancıdan değil benden kopmak istemeyişinin bir nedeniydi...Biliyordu annem..Başka hiçbir canlının dokuz ay boyunca içinde O olarak yaşayamayacağını..Artık yalnızdı annem...Yalnız ve çaresiz...şimdi bende öyle...yüreğimin yanışını içinde hissediyor musun artık
gülünhüznüyüm
09.02.2008, 10:05
Kırgın durduğuma bakma, aslında bende her şey aynı. Hüzünlere olan bu bağlılığım, eskiden kalma. Hüzünler biraz daha sanki bana benziyor. "Hiç değişmeyeceksin" diyor bir dostum. Bu söz, tarifi imkânsız bir mutluluk veriyor bana. Aslında yeni bir başlangıç için; yaşım ve rüzgâr müsait. Ama gerekli dermanı dizlerimde ve yüreğimde bulunamıyor. Yokuşları çıkarken yaşıma yakışmayan bir damla oluyor nefesimde. Bu darlıkta neyi değiştirebilirim ki? Yaşım daha küçük yüreğimden. Ben aslında rüzgâr olsam, hep doğudan eserim. Ben aslında, bir gün kapımın umuttan yana çalınacağına eminim. Ben aslında, hayat ile hayali hep birbirine karıştırırdım. Ben aslında anladım, cami avlusuna terk edilen kundaklı bir çocuktan bir farkım olmadığını. Ben aslında anladım, hayatımın hep yamalardan ibaret olduğunu. Ben aslında, cürmün kadar yer yakardım. … 'Neyse' deyip toparlanmalıydım artık. Dökülen cümlelerimi, kırılan gençliğimi, darmadağın olan hayatımı anlamalıydım ve yeniden kalkabilmeliydim düştüğüm yerden. Bu kadar hassas olmanın vakti değildir artık. Küçük yaralarımla uğraşarak kaybedecek vaktim yoktur. Zira hayatın tutunacak dalları vardı. Asılmalıydım ben de zayıf kollarımla hayata; sabrı öğrenmeliydim sıkca tutmalıydım bana uzanan elleri. … Değişmem zor aslında. Acılar hep aynı çünkü. Acılarım hep aynı… … Yine değişmeliyim, ey rüzgarlı hüznüm. Ne tarafa eseceğin belli değil, biliyorum. Biliyorum, denizi özlemem de kar etmez. Kim bilir belki masal olsaydı yaşadıklarım, bir umut olurdu hep Kafdağı'nın ardında. Ama masal değil yaşadığım, biliyorum. Belki de oturup ağlayarak başlayalım değişmeye… Oturup ağlayalım halime. … Belki tebessümlerimin bereketsizliği de terk eder beni böylece, kim bilir…
__________________
gülünhüznüyüm
09.02.2008, 10:43
Sonbahar mevsimi gelmişti. Sarımtırak yapraklar yolları kaplarken güneş bulutların arasından kendini gösterir gibi oluyordu arasıra. Herkes güzel bir sonbahar akşamı geçirmek için evlerine çekilmişti adeta. Akşam üzerine doğru kızıla boyalı mehtabla ağaçlardan düşen yaprakların arasından iki sevgili kolkola yürüyorlardı. İkiside mehtabın güzelliğine dalmış görünüyordu. Bir gölün kıyısındaki banka oturdular yavaşça. Göldeki ördeklere baktılar. Elleri birleşikti o anda da. Saatler geçmişti farkında olmadan. Sonra sessizlik bürünmüştü bu aralarındaki sessizliğin dışında gecenin yaklaştığı izlenimini veren bir izdi. Kız, çocuğun omzuna yaslandı çocuk kızı koluyla sarmaladı gökyüzüne baktılar bu defa da. İkisi de geç olduğunun farkına vardıklarında evlerinin yoluna koyuldular usulca. Elleri sımsıkı sarılmıştı sanki zorla bir kuvvet gelip ayırmaya çalışsa imkansız olacak gibi sıkıydı elleri. Kızın evine vardıklarına kız sevgilisinin yanağına bir öpücük kondurdu ve çocuğun göğsüne parmaklarıyla bir kalp çizdi ve sonra sıkıca sarıldı sevdiğine. Çocuk kızın yanağını okşadı ve sonra o da yanağından öptü ve sonra evinin yoluna devam etti. Yolda bir park gördü ve bir salıncağa oturarak yavaşça sallanmaya başladı ve bir müddet sonra durdu. Gözleri buğulanmıştı ve bir iki damla gözyaşı süzülüverdi sonra da. Kafasını gökyüzüne çevirdi. Bir şeyler mırıldanır gibi söylenmeye başladı kendince. "Aşkın en güzelini buldum sana şükürler olsun Allah'ım." sonra duraksadı gözleri gene doldu ve sözlerine devam etti. " Yalnız sevdiğinin sesini duyamamak ne acı verici bir şey olduğunu da bu aşkın içinde yaşadım. " dedi ve sustu bir an. Gözyaşlarını sildi ve bir kaç söz daha fısıldadı rüzgara. "Sessizliğe mahkum bir aşkı seninle yaşamak varmış kaderimde. Seni Seviyorum gül yüzlüm." Gecenin karanlığında ayağa kalkarak evinin yolunu tuttu.Kaderim mi bu sessizlikYüzünü gördüğümde üzülüyorum her defasındaEllerimi tuttuğunda yüzüme gülümsediğindeİçimi ısıttığın zamanlardaBilemezsin aşkınla büyüyorumZamanla sensiz olamıyorumKaranlığa karışınca sessizlikYüküm ağır sevdiğim taşıyamıyorum bazenSen olmasan yok olurdum dünyadaHer şeyi yenmek kolay sen yanımdaykenYalnız...Her şeyden çokSesini duymaya ihtiyacım var."Alıntıdır"
gülünhüznüyüm
12.02.2008, 08:33
Yeter!.... Yoruldum artik hergecenin ayazinda üsümekten... Yeter!... Cekemiyorum artik sensiz gecen günleri... Yeter!... Biktim artik her güne sen olmadan baslamaktan... Duymuyormusun cigliklarimi?! Anlamiyormusun sensiz nefes alamadigimi?! Yoksa.... Yoksa sendemi caresizsin birtanem.... Sendemi yoruldun hergece üsümekten? Sendemi cekemiyorsun artik yalniz gecen günleri? Sendemi biktin her güne bensiz baslamaktan? Gidecekmisin sende birgün digerleri gibi... Bu yikilasi dünyada yalniz birakacamisin beni... Nolur!... Sende birakma beni karanliklarin icinde... Nolur!.. Sonsuza dek tut ellerimi ve birakma... Nolur!... Hep yanimda ol koruyup kolla beni sevginle... Söyle... Söyle sendemi tasiyorsun icinde bu korkulari? Sendemi korkuyorsun karanliklarin icinde kaybolmaktan? Sendemi ellerinin birakilmasindan süphe ediyorsun? Sendemi yanindan alinipda sevgimsiz yasamaktan korkuyosun? Sana yemin olsun son nefesimde bile senin ismini anacagim.. Sana yemin olsun avuclarimda en son senin sicakligini hissedecegim... Sana yemin olsun göcüp gitsemde sevgim hep seni koruyup kollayacak... Sana Yemin Olsun Birtanem Yüregimin Son Sahibi Olacaksin...
gülünhüznüyüm
13.02.2008, 02:28
Öyle içimdesin ki. Yanağımda dolaşan rüzgardan daha gerçek dokunuşların. Küçük, ürkek, kesik dokunuşlarınla, belki de her zamankinden daha yanımdasın... Yani öylesine, o kadar bensin ki...Ah nasıl anlatsam... Boşuna bu çabalarım, doğru kelimeleri aramalarım. Ne kitaplar yazıyor, ne de sözlüklerde karşılığı var. Yalnızca hissediyor insan,yaşıyor. Kelimeler eksik, kelimeler yaralı. Kelimeler cılız. Taşımıyor, anlatmıyor, tanımlamıyor bu duyguyu. Ben de... Çok başka bir şey. Sevginin ortasında, derin acılar hisseder mi insan? Aydınlık gülümsemelerin içine, hüznü yerleştirir mi durup dururken? Gözlerine buğu,diline sitem, yüreğine burukluk, çöreklenir kalır mı asırlarca? Gelmeyeceğini bildiği mektup için, posta kutusunu hep aynı heyecanla açar mı? Dedim ya, başka bir şey bu. Ne kadar yalnızsam, o kadar seninleyim şu günlerde. Belki de en başta, tutup seni en derinlere koydum diye oldu bunlar. Kimseler ulaşmasın diye, kimselerin bilmediği, bulamayacağı yollara götürdüm seni. En derinlerde tuttum. Bana sakladım. Derine, hep daha derine... Seni yapayalnız, bir tek bana bıraktım. Paylaşamadım Yanlış yaptım. Sana ulaşan yolları kaybettim diye bütün bu şaşkınlıklar. Kendimi oradan oraya vurmam. Sağımda, solumda, ne zaman dikildiğini bilmediğim duvarlara çarpmam, hiç görmediğim çukurlarla boğuşmam. Denizlerin, gürültüyle gelip vurduğu dehlizlerin, acılı duvarları gibiyim. Duvarlarım yosunlu, duvarlarım kaygan, duvarlarımdan hiç tükenmeyen sular sızıyor. Tutunamıyorum.. Renklerim, gün içinde değişiyor. Soluyorum, soğuyorum. Güneş ulaşmıyor içerilerime. Küfleniyorum, yaşlanıyorum. Yalnızlıklar peşimde. Dokunduğum her ıslak duvardan, pis kokulu bir yalnızlık bulaşıyor üstüme. Yapış yapış, vıcık vıcık bir yalnızlık bu. Biliyorum, bütün bunlar, hep benim suçum. Seni sakladığım yere ulaşamaz oldum. Yollar, gitgide uzadı ve karıştı. Ümidimi ısıtacak, parlatacak, kımıldatacak bir şeylere ihtiyacım var. Ah onun ne olduğunu biliyorum. Sonu sana geliyor her cümlenin. Her şeyin başında, içinde ve sonundasın. Bu değişmiyor. Öyle içimsin ki. Birden aklıma geldi, tuttum sana bir mektup yazdım dün. çok mutluydum... Gün içinde neler yaptığımı, nelere kızıp, nelerle mutlu olduğumu,tek tek anlattım. Mevsimlerin ve insanların nasıl karışık ve beklenmedik olduklarını yazdım. “Yine zamansız yağmurlar” dedim, “Daha önce, hiç bu kadar zayıf değildi güneş ışınları” dedim, “Gerçekten buradaki şarkıları hiç öğrenmeyecek, bilmeyecek, söylemeyecek misin? ” dedim. Çok uzun bir mektup oldu Başından sonuna kadar okudum da. Neler yazmışım diye merakımdan. Sonra çekmecemden bir zarf çıkarıp, adını yazdım. Büyük harflerle, yalnızca adını. Adresini bilsem gönderir miydim, bilmiyorum. Mektup cebimde. Cebim yüreğime yakın. Yüreğim sende. Sen yüreğime yakın. Öyleyse mektup sende. Bu kadar içimsin işte.
__________________
gülünhüznüyüm
13.02.2008, 02:46
Gözlerin hangi mavide kimbilir şimdi
Bata çıka çamurlara,aldırmadan yalınayaklığıma,atıldım yittiğin denizlere...Gözlerim mi görmez olmuştu seni,yoksa gerçekten gitmiş miydin denizaşırı başka başka şehirlere?Ayırt edemedim ilk düştüğümde...Dalgalara kafa tuttum,attım kulaçları bedenim boyu...Ufuktaki sen miydin?Sana sarhoşluğumla yuttum suları,boğazımı yaktığını hiç önemsemeden.Asıl yanan sol yanımken,asıl yutkunduğum yalnız gecelerden kalma iç çekişlerimken...tek önemsediğimdinGöz alabildiğine mavilikler içinde,tepemde uçuşan martılar,gün ışığı alnıma vururken,Sular ardında bıraktığın köpüklere tam da yetişmişken ben...Vurgun yedim en zayıf yerimden!!!Kaç deniz ötedeydin,kaç mil uzaklıkta...Kim bilir bakarken kaybolduğum gözlerin şimdi hangi maviye dalmakta...Sularını aşmaya mecalim kalmamış,tıkanıp kalmışım orta yerinde maviliklerinKimse kurtarmaya bile gelmemiş...Aylar önce götürmüş seni bu derinlikler,Bense kulaçlar önce yitirmişim nefesimi...Gözlerin deniz,yüreğin derinmiş meğerNicedir renkten saymıyorum maviyi,anlamsız sen yoksan eğermystical2009-03-01 16:17:32
gülünhüznüyüm
13.02.2008, 02:59
Gidişimin ardından sessizlik çaLacak kapıLarını..Tek başına kalacaksın hayatın dikenli yollarında..Batacak,canın acıyacak..SoracakLar sana beni,nerede diye? BişeyLer söyLemek isteyeceksin..Boğazına takılan hıçkırıktan söyleyemeyeceksin..SUSACAKSIN! Gidişimin ardından arayacaksın beni..Ama bulamayacaksın. Benzin atacak,gözLerinin feri kaçacak, yere düşeceksin..Gidişimin ardından ağLayacaksın için için, yoksun diye... Gidişimin ardından mahvolacak tüm hayatın..ZamanLarın ikişer ikişer atLayacakLar, tarihten kopartacaksın bensizLiği..SoracakLar neyin var? diye..SuçLu yanın daLganacak tüm benLiğinde..PişmanLığın saracak o gece renkLi gözLerini. Rengini kaybedecek göz bebeklerin..ANLATAMAYACAKSIN.. Gidişimin ardından yıLgın rüzgarLar esecek, yağmurLar yağacak..AnLamsız kalacaksın tüm bu hüzünLere..Hiç dinmeyecek göz yaşların,giden bana ağLayacakLar, ADİCENE... Gidişimin ardından anıLar canLanacak bellegin de,kovacaksın gitmeyecekLer..Oturup düşüneceksin yanLışını..Savaşacaksın içindeki benLe.. Kendini başka şeyLerLe oyaLamaya çaLışacaksın fakat akLından çıkamayacağım..ÖLüme yakLaşacak ruhun, öLümü hak edemeyeceksin! BensizLiğine.AĞLAYACAKSIN..Gidişimin ardından zamanLar hızLı gecicek, sen unutmaya yüz tutmuş anılarımızı susturacaksın.."O" sana dokundukça sen kaçacaksın, "Hadi bana şarkı söyLe güzeL sesinLe"diyecek, sen söyLemeyeceksin! Yapamayacaksın "O"nsuz..Sesim Sessizliğin olacak.KONUŞAMAYACAKSIN..Gidişimin ardından seLe kapıLacaksın şehrinde..Kurtaran oLmayacak yaLancı bedenini..Kimsesiz kaLacaksın..SokakLar küs,kaLdırımLar ısssız,sen yaLnız ve bensiz..Saranın oLmayacak..ÜŞÜYECEKSİN..Gidişimin ardından seneLer geçecek, ve sen UNUTTUM sonunda diyeceksin..Ve bir gün teLefonun çaLacak..Bir ses! beni hatırLatacak ve sen işte o gün ÖLECEKSİN.. Sebep; UNUTAMAMAK... Zanlı; HAYALIM... Faili BEN... Meçhulü SEN... ALINTI
gülünhüznüyüm
13.02.2008, 03:06
Sen nesin? Bilmiyorum. Seven misin, sevmeyen mi? Bir türlü çözemediğim bir kör düğüm gibisin sen. Ama şimdi... Şimdi bilmediğim bir şey var, senin korktuğun. Sen korkuyorsun sevgili... Cesaretin hiç mi hiç gölgesi vurmamış gönlüne.Sevmeye ve sevilmeye korkar gibisin. Evet, sevmeye ve sevilmeye... Sen sevgiyi yaşadığını söylüyor, ama sevilmeye de karşı duruyordun. Ama bence SEVİLMEYE CESARETİ OLMAYANIN SEVMEKTEN SÖZ ETMEYE HİÇ Mİ HİÇ HAKKIYOKTUR. Sevilmek zor olandır, sevilmek sevmek kadar zor olandır. Sevilmeye korkanın sevmeyi hakettiği söylenemez. Sen insanları sonsuzca sevebilir, onları içinde sonsuza kadar barındırabilirsin. Ama onları sevmelerini yasaklıyor, onların yaşamalarına engeller koyuyorsan bu yarım sevmektir. Bu sevmeyi parçalara bölmektir. Her sevmenin yanındadır sevilmek. Bu yaptığın sevgiyi kendi parçalarından ayırmaktır. SEVMEDEN SEVİLMEK DOĞAR, SEVİLMESİNİ BİLMEYEN SEVMESİNİ DE BİLMEZ. Ve ben sana bu yüzden diyorum sen sevmeye ve sevilmeye korkuyorsun diye. Korkuyorsun evet. Sevilmekten korkuyorsan sevmekten de korkuyorsun demektir.Ne olurdu sanki bir kez olsun cesaret etseydin buna? Sen Tanrı'nın gösterdiği cesareti bile gösteremiyorsun sevgili. O ki sevmeyi yarattığı gibi sevilmeyi de yarattı. En büyük SEVEN olarak en çok sevilen O değil midir zaten? Gönüllerde en çok yaşayan O değil midir? Sevilmek isteyişi, kendisini görmeyen gözlere sitemi, seven ini gönülü kıskanışı yok mudur?O'na dönmemizi, O'nun ilahi aşkını arayıp bulmamızı ve O'nu yaşamamızı istemez mi bizden? Ve sevilirken sevmez mi bizi? Hiç olmuş mudur kendisini seven iki gönüle sırt çevirişi?... Kendisine ağlayan gözleri görmeyişi olmuş mudur? Ve hiç yalnız bıraktığı olmuş mudur kendi aşkını yaşadığı için yalnızlığa düşeni? Yerdeki iki karıncanın bile sevgisini kıskanıyordu hani? Bu O'nun sevilmek istediğinden gelmiyor mu? Sevilmeye korkanın sevmeye cesareti olabilir miydi?Ve sen adeta benden kaçıyorsun. Sana olan sevgimi söyleyecekken kalkıp gidiyorsun. Ya da bakışlarınla susturuyorsun beni. Sevilmene izin vermeyip sevmeme de engeller koymuyor musun? Sen de sevmeyi yaşamak isterken, senin sevilmekten bunca uzak olduğunu görmek ne acı..."Seviyorum, seviyorum, seviyorum..." diyorum tüm kalbimle. Ve sen kulaklarını tıkıyorsun kalbimin bu kalpten çağrısına. Daha nereye kadar? Bilmem ki. Bildiğim tek şey: sen istesen de istemesen de; olsan da olmasan da SENİ SONSUZCA SEVDİĞİM ve SEVECEĞİMDİR... Sonsunzca hem de yasaklasan bile...Öyle çok seviyorum ki seni tüm istekler son buluyor bu sevgide... Ama senden yine iki şey istiyorum. Seni sevme özgürlüğümü vermeni ve sana bir şeyler verebilecek bir insan olabilmeyi...Ama sen hala el gibi durmuyor musun bana? Korkma benden ne olur? Korkma sevgimden. Seni hapsetmeyecek, senden bir şeyler istemeyecek. Yalnızca sen olmayı isteyebilirim. Buna izin ver. Bırak dostun olayım. İstemezsen ağlama dizimde, dayama başını omuzuma. Ama, ama sevgili izin ver ağlamalarını paylaşayım, başını yasladığın bir yerde okşayabileyim, dostun olayım, seveyim seni. İzin ver de dost olunmayan yerde de dost olunabileceğini göstereyim sana. Bırak vereyim. Almasan bile bırakortada bir şeyler olsun. İstediğin zaman dokunup elleyebileceğin, isteğince alabileceğin bir şeyler olsun bırak. AH SEVGİLİ... BIRAK SEVEYİM SENİ...YAZAN: İsmail ACARKAN"Ölümü Özlemeyen Aşkı Anlayamaz
gülünhüznüyüm
13.02.2008, 03:30
Kalanların ardından umutlar, sevgiler, aşklar da kalıverir bazen. Gözyaşlarıyla sulanır gidenin yolları ; toz toprak olmasın diye giden sevgili...Giden alıp götürürken hayata dair ne varsa , kalanın avuçlarında gizlenir bir garip veda ,bir o kadarda ılık bir sevda . Giden de kalan da aslında torbalarına yolluk yapmıştır aşklarının son kırıntılarını. Yolun ilerisinde bir yerde nasıl olsa acıkacaklar ya ! Giden yol alırken kendince yeni umutlara, yolluğuyla doymayıp, karnını doyurur yol üstü lokantalarında…Ya kalana ne demeli? Çıkını elinde beklemektedir kırıntılarını paylaşacağı bir yol arkadaşını… İşte bende seni kırıntıların elinde beklerken bulmuştum bir yol kenarında. Hüzün bulutları sarsa da gözlerini hala sevgi dolu bakmayı başarabiliyordun. Bağlıydın hayata ; aynı benim sana hayat diye bağlandığım gibi. Oysa ben ne kalandım, ne de giden. Paylaşabileceğim bir aşk kırıntımda yoktu elimde. Elinde kalan son kırıntılarını bir yudum suyla paylaşmaya da razıydım. Senin olduğun yerde nefes alacak bir atmosfer olduğunu biliyordum , senin gözlerinin içinde yaşanacak bir hayat olduğunu görüyordum , senin görmediğini bile bile… Sen o tozu dumana katıp gidenin ardında bıraktığı son ayak izlerine kenetlemiştin gözlerini, kim bilir olurda dönerse diye… Seninle birlikte yol kenarına oturup onu bile beklemeye razıydım. Güneşine gölge , gecene perde olmaya hazırdım . Yıldız istiyorsan yıldız toplamaya , ay ışığını yorganın yapmaya razıydım ; Sense karanlığa aşıktın , olurda gecene ışık gibi doğarsa diye! Ben yinede sevgimi çiçek diye toplayıp kırlardan, sundum sana demet demet. İster al vazoya koy yaşatabildiğin kadar yaşat, istersen bırak yanıbaşında kurusun. Sadece yanında olsun yeterBeni sevemeyeceğini , sende kalan kırıntının sadece sana yeteceğini bile bile serdim önüne sevdamı. Senden ne aşk ne sevgi dilenmiyorum. Ardımda bıraktığım kalanım olmayacaksın sen; Ama senin ardında kalan bir ben hep olacak… Ve sen kurumuş aşk kırıntılarınla boğazını parçalarken , ben yudum yudum su vereceğim sana … sen farkına bile varmayacaksın…Sevgimin bir damla gözyaşı ile başlayıp dere olduğunu , sonra ırmaklara nehirlere dönüştüğünü çağlayanlarla coşup nasıl bir sevgi denizi oluşturduğunu bilmeden serinleyeceksin sularımda.Ama asla boğulmayacaksın ben yaşadıkça sende yaşayacaksın sevgimin enginlerinde… "Alıntı"
gülünhüznüyüm
13.02.2008, 03:42
Bedenime kefen biçti ellerin deBen yine de kıyamadım.Dokunuşlarına öldüm sevgili.Kırpma gözünü sen de acıma banaSevdaların pınarına kandırma yüreğimiVe sorma bana sevda hayatın neresinde diyeO dayanılmaz arzunun haşmetiyle,Sevdanın en koyu demi gözlerinde sevgili…”Gözlerimi terk eden güneşe inat güne bıraktım kendimi. Birkaç yudum aldım içine düştüğüm unutuluştan. Her yudumda içinden daha bir çıkardın beni. Ve ben karşına hiç çıkmamış bir insandan farksızım belki. Belki kocaman bir boşluk sendeki yerim. Ne bileyim, yüreğindeki beni hissetmiyorum artık. Taş bastığım yüreğim, acıyor her nefeste… Gönlümdeki ateşi, içimdeki derdin kör bıçaklarını dile getirmem mümkün değil.Sözlerime bakma sen sevgili, dile gelen yüreğime bak şimdi…Düz ve eğik ama hep sevdalı harflerle kağıtlara döktüm kirpiklerini. Yazmakla bitiremedim bitiremeyeceğim de. Bir adım ötemizde olsa da uçurumlar, istiyorum ki umutsuz bitmesin bu satırlar. Çok ağır olsa da gece karanlıkları, solgun perdelerin arkasından izleme hayatı yar. Kanlı gözyaşlarını deli çılgınlığına ver. Hadi gel, gel ki gecelere gündüzleri ekelim. Gel ki sevdalı sözlerin cümlesi kalsın ayağa, gül tohumlu kelimeler ekelim yarınlara. Yılların öcünü alalım, gel. Usul usul arkama dolan, sana yazılan her satırı güzelleştirelim. Mısra mısra sana akan sevdamı dinle yar.Gel yar… Vakit akşamüstü. Kavuşmaya çeyrek var, kısa bir zaman dilimi bu. Özlemli başını daya kapıma. Sevdalı sözlerinle sıva düş evimizin yıldızlı duvarlarını. Karalarken adımı beyaz sayfalara dudaklarındaki çiçekli gülümseyişle tut ellerimden. Her gece gökyüzünde buluşmak varken ağlamak niye… Hadi bir yıldız tut semalardan, bir tane daha. En ışıltılı yıldızlardan taç yap gece mateminde uzayan saçlarıma… Yap ki aydınlansın gelecek günler, zerre kadar karanlık olmasın. Saçlarıma ör düşlerini....Tut kolumdan çevir, “gitmek için gelmedim” de… Canım acısın bırak. Bırak ağlaşalım… Kaybolmuşlukların içine batıp gitsen de günahımdan temizle kendini. Yüreğini kanatan dikenlerin hesabını sorma gül’den. Teslim ol kanamalı acıtan gecelere… Yaşlı gözlerin okşarken saçlarımı, gülümse… Can evinden vur elemini. Yüreğime su serp hadi.Dertlerin artsa da kapının önünden geçse de yalnızlığın, aldırmasın yüreğin. Kirpiklerinin ucundaki son bakışınla bakma sakın bana. Sevdanın en koyu demini doldur gözlerine. Tebessümün çırpınan kanatlarını tak dudaklarına. Yudum yudum tırman sarıp sarmalayan muhabbet yokuşunu. Her yolu dene yerden göğe kadar yüreğimizin hakkı olan sevdamız için. Ve sorma bana sevda hayatın neresinde diye O dayanılmaz arzunun haşmetiyle, Sevdanın en koyu demi gözlerinde sevgili…
"Alıntı"
gülünhüznüyüm
13.02.2008, 03:46
seninleyim.." olsun isterdim son cümlem...ama sensizliğe yattım bu gece..sensizleğe,derin bir sessizliğe uyandım bu sabah..eve terkedilmişliğin kokusu sinmiş..camları da açık birakmıştım ama...geçmemiş kokun... kapıyı da aralık bırakmıştım..belki döner gelirsin diye..belki dayanamazsın yine...aslında uyumadım hiç gece..gelirsen beni uyurken seyretmeyi seversin diye öyle yaptım..sensiz geçen ilk gecemde uyumadım..kendimi kandırdım..sanki bilerek terketmişsin gibi beni,dönersin diye bekledim..gökler ağladı böyle sefil,böyle büyük,böyle masumca ortada kalışıma..."Caddeler karanlık caddeler ıpıslakYalnız geçen ilk gecemde gökler ağlıyorGözlerim kızarmış gözlerim şişkinSensiz geçen ilk gecemde gökler ağlıyor"hiçbirşeye gitmedi elim ardından...kalan bir kaç parça eşyanı toplamaya gitmedi...dağınıklığın var hala odada..toplamazsam,hiç gitmemiş gibi olacaktın sanki..o an orda kalırsam zaman gittiğin yerde duracaktı sanki...sanki bir adım daha uzaklaşmayacaktım senden...sanki azrail hiç çıkmayacaktı evden..sanki beni de alıp öyle gidecekti..."Birileri birşeyler söylesinŞu vefasız insanlaraNasıl nasıl nasıl...Nasıl katlanırım?... "ama rahat bırakmadı beni zaman...kapıcı geldi ekmek istiyormuyum diye...onsuz nasıl yaşarım,onsuz nasıl nefes alırım..ne ekmeği ne suyu diyemedim..!çöp var mı diye sordu..benden ala çöp mü var,benden ala enkaz mı var ,al beni at şehrin en uçsuz bucaksız köşesine diyemedim..!kimselere diyemedim...yokluğun ne denli büyük,yokluğunu küçücük içime sığdırmak ne denli zor diyemedim..."Senin boşluğun büyükYapayalnız bu dünyadaNasıl nasıl nasıl...Nasıl yaşarım?.."artık siyah da kar etmiyor matemime...suskunluğum da yetmiyor..susuyorum...nasıl katlanılır bilmiyorum..susuyorum..harflerimi göğe saldım..ölümün arkasından hangi cümleyi kurarsam kurayım,yine sensizliğe çıkacak yollarım..."Alıntı"
gülünhüznüyüm
18.02.2008, 10:30
Leyla İle MecnunArap meliklerinden birine Leyla ile Mecnun’un halinden bahsediyorlar. Dediler ki: - “Mecnun, iyi ve kuvvetli bir şair olduğu halde, çöllerde dolaşıp perişan bir hale düştü. İrade dizginini elinden kaçırdı.”Melik, “Onu bulup getirin” emrini verdi.Mecnunu bulup getirdiler ve huzura çıkardılar.Melik, onu ayıplayarak şöyle dedi:” İnsanlık şeref ve haysiyetinden ne zarar gördün ki, hayvanlık huyunu aldın da, insanlar arasında yaşamaktan vazgeçtin?...”Mecnun ona inliye inliye şu cevabı verdi: - ”Birçok dostlarım Leyla’yı sevdiğim için beni ayıpladılar. Fakat bir gün Leyla’yı gördüklerinde, benim mazur olduğumu anlayacaklardır.”“Ey gönlümü alan güzel!...Keşki beni ayıplayanlar seni bir görseydiler. Seni görünce, turunç kesecekleri yerde kendilerinden geçip ellerini keserlerdi. Bunu görmek isterdim. O zaman hakikat meydana çıkar ve davamda haklı olduğum sabit olurdu.”Melik; “Bir de biz görelim bakalım. Ne biçim şeymiş bu Leyla”, dedi ve onun aranıp bulunmasını ve huzuruna getirilmesini emretti.Melikin emri üzerine memurlar çölü dolaştılar, çadırları aradılar. Sonunda Leyla’yı bularak getirip huzura çıkardılar.Melik, baktı ki, bu Leyla denilen kız, esmer mi esmer, zayıf mı zayıf....Melik, Leyla’yı beğenmedi. Çünkü haremindeki cariyelerin en çirkini ve hakiri, ondan daha güzel ve daha süslü idi...Zeki Mecnun , melikin aklından geçeni derhal anladı ve dedi ki:- “Ey Melik!..Leyla’ya kıymet vermek için ona, Mecnun gözüyle bakmalısın.Eğer Leyla’ya benim gözümle bakarsan gerçeği o zaman anlar, aşkımdaki manayı ve sırrı o vakit çözer, ondaki güzelliğin o zaman farkına varırsın...”Mesnevi de şöyle geçiyor:Sen benim derdimi kavrayamazsın ki, bana acıyabilesin. Benim derdimi ve derdimdeki manayı idrak ve ihata edebilen bana arkadaş olabilir. Ben böyle bir arkadaşa halimi gece gündüz anlatabilirim. O da anlar...”İki odun birlikte olursa iyi yanar.”Şöyle bir şiir de var:Cananıma ve yurduna dair kulağıma gelen sözleri, O yurdun güvercinleri duysalar, benim feryadıma iştirak ederler.Ey dostlarım!...Sıhhat ve afiyette olan kimseye söyleyin:Sen dertlinin yüreğindeki sızıyı bilmezsin.Mesnevi de ayrıca şöyle geçer :“Sağlam insanlarda yara derdi bulunmaz. Ben derdimi ancak ve ancak derdime ortak olana söyleyebilirim. Başkasına anlatamam... Ömründe bir kimseyi arı sokmamış ise, ona arıdan bahsetmek boş şeydir. Sen benim gibi bir derde müptela olmamış isen, benim halim sana efsane gibi gelir. Onu bir masal gibi dinlersin. Benim içimdeki sızıyı başkasıyla mukayese etme. Başkası, tuzu elinde tutuyor. Halbuki benim yarama ekilmiştir.”
Sana uzak kentlerden
birinde
Zamanın bir yerinde
seni ve senli günleri anımsattı akşam güneşi
Onca zamanın üstünde
eskimeyen bir düşüncesin şimdi
İnsan her gün
anımsar mı aynı gözleri?
Seni seviyordum ve
senin haberin yoktu.
Saçlarını izliyordum
uzaktan
Kulağının arkasına
düşüşü ve burnun
Herkesten başkaydı
işte
Güldüğün zaman
yukarıya bakardın.
Yukarı kalkan başın
ve gülen gözlerin vardı
Ve güzeldiler…
Sen bilmiyordun ben
seni seviyordum
Kalbime sığmıyordu
aklımdan geçenler
Duvarlara vitrin
camlarına kaldırımlara çarpıyordun
Geri dönüyordu
çoğalarak
Senin sesini
duyduğum masalarda erteliyordum her şeyi
Her şeyi erteleyişim
oluyordun
Kalp ağrısı
oluyordun
Birlikte soluduğumuz
sokak isimleri oluyordun
Mevsimler değişiyor
ve büyüyorduk
Dönemeçler geçiyor,
köprüler göze alıyor ve bazen tekin olmayan suların üzerinden atlıyorduk.
Cesurduk…
Ufuk çizgisi
maviydi, gün batımı hep turuncu ve kırmızıydı bütün karanfiller.
Ben seni seviyordum
sen bilmiyordun
Sevinçlerim
oluyordun ara sıra, sen hiç bilmiyordun
Sonra, her hangi biri
oldun bütün sevinçlerim bittikten sonra
Yağmurlar yağdı
serin haziran akşamları
Derken bir gün
uzaktan gördüm seni
Saçların bana inat,
başın her şeye meydan okuyarak işte yine aynı
Kalbimi acıttın
Her zamanki gibi
Değiştik sanıyordum
ve sen yine bilmiyordun
Şimdi sana bunları
anlatsa sana birileri
Ya da boş ver, bilme
en iyisi…..İclal Aydın
gülünhüznüyüm
20.02.2008, 07:43
Öyle acıyarak bakmayın gözlerime ne olur
Kalbimin dehlizlerinde kaybolup gider sesiniz
İki yıldız arasına yapılmış bir samanyolu gibi
Hangi bilim adamı araştıracak boşluktaki dünyamı
Öyle bakmayın gözlerime ne olur
Sığmıyor artık yüreğime bu çığlık
Düşüncelerimin her kelimesi yoğun hüzün
Şehrin sokakları götürüyor beni uçuruma.
Hepiniz aynı yerdeyken oynadığınız bir saklambaç
İşte buymuş sizin hayat dediğiniz şey
Boncuk taneleri gibi dökülüyor sinirlerimden eşyanın anlamı
Size baktıkça ben hayattan kaçıyorum.
Hangi optik okuyucuyla okunacak duygularım
Bir melek olur, peşime düşer annem
Biliyorum rüyalarında da sana yük oluyorum anne
Öyle acıyarak bakmayın gözlerime ne olur.
Büyük günahlarla cehenneme çevirdiniz şehri
Eminim Allah daha çok seviyor beni.
Adımlarınız kaybolur gizli dünyamın sokaklarında
Gözleriniz hiçbir şey görmez benim penceremden
Kalbimin dehlizlerinde kaybolup gider sesiniz
Hayat benim için bir hüzünken siz mutlu oldunuz
Öyle acıyarak bakmayın gözlerime ne olur
Ben de anlamını çözmeye çalışıyorum bakışlarınızın
Sığmıyor artık yüreğime sığmıyor, bu çığlık
Şehir bir zindan gibi bağlamış sizi kendine Bırakın beni, ben kendi özgür dünyamda yaşamak istiyorum.
__________________mystical2009-03-01 16:21:54
gülünhüznüyüm
20.02.2008, 07:53
Neden bu kadar hayatımın içindesin ki sanki?Beklenmeyen bir anda geldin ve hayatımın tamda merkezine oturdun kaldın...Oysa ki sen davetsiz bir misafirdin sence de haddini aşmamış mıydın uzun zamandır kimsenin girmediği(giremediği)kalbimin gizli kapısını tıklarken(!) ?Önce o kapıyı duymamazlıktan geldim ,kaçmaya çalıştım ; yok olmadı işte...Sen o masumluğunla o kapıyı tıklarken sana karşı kayıtsız kalamazdım duyuyordum seni..Günden güne alıştım sana..Oysa ki ben çok korkuyordum sana alışmaktan; çünkü biliyordum , adım gibi biliyordum bir gün gideceğini...Sen bambaşka bir mevsimin çiçeğisin , ben hep sonbahar.Ben bir çiçeği yeşertecek kadar güçlü değilim anla bunu,güneşim yalancı ısıtamaz ki yüreğini!Kaçıp kurtulmaya çalıştıkça daha çok içine girdiğim bir girdap gibisin...Yok mu bir kurtuluşum?Adı aşk mı bu alışkanlığın?Aşk olmamalı ben hep kaçtım aşktan , aşk beni böyle ansızım , ummadığım bir anda yakalamış olamaz..Biliyor musun kalbimin senden önceki davetsiz misafiri de böyle masumca ansızın gelmişti...Kendimce kalbimdeki misafire hürmette kusur etmemiştim ;ama neden bilmiyorum o giderken kalbimi de yakıp yıkıp öyle gitmişti ,ancak toparlandım derken şimdi de sen?Yoo hayır kalbim artık çok güçsüz bir kez daha yıkılırsa toparlayamam onu , bir gidişi daha kaldıramaz ..Ah bir bilsem ki hak edeceksin bu sevgiyi kabulümdür senle gelen her hüzün ; ama bilmiyorum..Tek bildiğim er yada geç gideceksin, ben benle tek bırakıp gideceksin...Evet korkuyordum sana alışmaktan ,korktuğum başıma geldi alıştım;ama daha vakit erken gideceksen şimdi git sana daha çok bağlanıp sevmeden...Hiç girme kalbime sessiz sedasız git...Gitmeyeceksen de öğret bana sevgiyi taa en başından yalansız , yanlışsız!"Alıntı
gülünhüznüyüm
20.02.2008, 07:57
bir hayatı paylaşmıştık seninle....bir mevsimi.....bir sonbaharı.....bir yağmuru......bir aşkı paylaşmıştık seninle.....aynı gözyaşını.....aynı mısraları....aynı sayfaları.....aynı omuzda uyumuştuk ikimiz de....aynı sokaklarda yürümüştük...aynı havayı solumuştuk.....aynı çiçeklere dokunmuştuk.....adını koyamadığımız her şeyi paylaştık seninle....biz bir aşkı paylaşmıştık seninle...kolay mı sanıyorsun sevgilim!.....herşeyi silmek bir kalem de.....biliyorum sen de ağlıyorsun!.....savaşa başlamadan kaybedilmiş.....ellerimizden kayan sevgimize....ama ağlama sevdiğim!......gönlümde ayak izlerin var......gitsen de ayak izlerin hala evimin her yerinde....ömrümün en güzel yerini paylaşmıştık seninle....gitsen de güzel olan her şey sende saklı....korkma sevgilim!...söylemem kimselere.....bugün nefeslerim yarım......dokunuşlarım suskun....mısralarım öksüz......bugün çok beterim sevgilim......pembe hayaller kurarken biz sevgimize....ayrılık çizilmiş sevgimizin en güzel yerine.....kabul et sevgilim!.....bugün ayrıldık.....biz ayrıldık seninle.....bir ayrılığı paylaştık sevgimizde......adını koyamadığım bütün gülüşler.....geri gelmemek üzere gitti seninle.....gel diyemem!......böylesi daha iyidir belki de.....kader yazmamış seni ömrüme.....olmadı sevdiğim!.....başaramadık!....kabul et!.....yenildik ikimizde......yenildik soğuk bir kış mevsimi gözlerimizdeki bir damlayakabul et sevgilim!.....bugün ayrıldık.....ayrıldık seninle.....düşümüzün en güzel yerinde uyandırıldık......adı aşk denen oyunu beceremedik sevgilim....yenildik ikimizde.....bir zamanlar benimdin.....şimdi bilmem kimlerle....bir gözyaşını hediye etsekte sevgimize.....dualarım.......hep iyi ol ömründe.....ben seni sevmiştim sevgilim.....seninle ağlarım....bir damla gözyaşın düşse gözlerime....her nereye gidersen git....dualarım hep seninle.....sen bana Tanrı'nın en güzel armağanıydın....dilerim Tanrı'dan......gülüşler yazsın ömrüne.....ben mi?......beni boşver.......bıraktığın hatıralar bana yeter.....ben seni sevdim sevgilim!.....böylesi bir aşk yaşanmaya değer.....ayrılık denen siyahlar alıp gotürse de seni benden uzak hayallere.....başaramadım..kal diyemedim.....bir parçam kalsa da sende.....olmadı sevgilim!.....hükümmüş ömrüme......gözlerimden ayrılıklar geçmiş.....hoyrat rüzgarlar geçmiş......sen geçmişsin.....kabul et sevgilim!.....bugün yenildik....yenildik sevgimize çizilmiş bir ayrılık busesine....ömrüme sakladım seni......yaşanmayan en güzel yerlerine......yarım kalan sevdamızı.......sakladım en derinlerime.....korkma sevdiğim kimseler dokunamazanahtarı senin ellerinde....kabul etmek zor olsa da sevdiğim......bilirim sakın söyleme!.....ayrıldık değil mi?...ayrıldık seninle..."Alıntı"mystical2009-03-01 16:22:19
gülünhüznüyüm
22.02.2008, 09:35
Çiğ, çıplak ve arsız bir aydınlığın içinde…Bir kandil yakıyorum, içimi ısıtacak…İçinde eski bir mum; hatıralardan fitili…Bu aydınlığın içinde…Karanlığım…•••Yazılsa hikayesi, “Bir serdengeçtinin ölümü” olur başlığı ihtimal…Ama yazacak bir akıncı yok; üzgünüm…•••Gerçekti; yaşadık…Sonra hikaye ettik…Şimdi masal gibi; anlatanı da,dinleyeni de olmayan…Lügatın sözlük olduğu zamanlardaöldü heyecanımız…Çiğ, çıplak ve arsız bir aydınlığagömüldü ışığımız…•••Adımız vardı aynaya baktığımızda…Sabah ezanları gibi uzundu, derindi,çağıldardı aşkımız…“Bir lokma ve bir hırka”yarazıydık saraylarımızda…Ölümün tezgâhında dokunmuş şiirdik;sonsuzluğa müjdeli…•••Yazılsa hikayesi, “Bir serdengeçtinin ölümü” olur başlığı ihtimal…Ama yazacak bir akıncı yok…•••Çiğ, çıplak ve arsız bir aydınlığın içinde…Bir kandil yakıyorum, içimi ısıtacak…İçinde sarı-eski bir mum; hatıralardan fitili…•••Şimdi kıyamet hüzünlü bir akşam ezanı okunur üstümüze…Bir İstanbul ararız,kırılgan hissedişlerimizi onaracak…İşgal yorgunluğunda,Fatih’ini sayıklar yedi tepesi…En fazla bir kubbedir artık:Serdengeçtinin kayıp türbesinde…•••Fakat…Bir duadır sonsuzluğa, bu garip kandil…Gün gelir, gelir binlerce ebabil
gülünhüznüyüm
22.02.2008, 10:15
Vur Da Öyle Gitİdam mahkumunun söz hakkı vardırBari son arzumu sor da öyle gitArının çiçekte göz hakkı vardırBir buse içimi dur da öyle gitMadem gidiyorsun bura son durakNe adres ne mektup ne resim bırakKendinden bir parça, bir cisim bırakSaçından bir kaç tel ver de öyle gitArdımdan bir damla yaş dökeceksenAdımı andıkça ah çekeceksenKabrime bir gonca gül dikeceksenNe olur yaşatma vur da öyle gitHem yıllarca oyna gönül sahnemdeHem perdeyi kapat en mutlu demdeSitem oklarına hedef sinemdeAçtığın yarayı sar da öyle gitPişmanlık duyar da dönersen geriGel de gör aşkından kalan eseriSeyret ateşinin düştüğü yeriHasretin zulmünü gör de öyle gitArdımdan bir damla yaş dökeceksenAdımı andıkça ah çekeceksenKabrime bir gonca gül dikeceksenNe olur yaşatma vur da öyle git"Cemal Safi"mystical2009-03-01 16:23:19
gülünhüznüyüm
22.02.2008, 10:27
İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya: Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya. Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak; Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak. Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir: Oluklar çift, birinden nur akar, birinden kir. Akışta demetlenmiş, büyük, küçük, kainat: Şu çıkan buluta bak, bu inen suya inat! Fakat Sakarya başka, yokuş mu çıkıyor ne? Kurşundan bir yük binmiş, köpükten gövdesine: Çatlıyor, yırtınıyor yokuşu sökmek için. Hey Sakarya, kim demiş suya vurulmaz perçin? Rabb'im isterse, sular büklüm büklüm burulur. Sırtına Sakarya'nın, Türk tarihi vurulur. Eyvah, eyvah, Sakarya'm, sana mı düştü bu yük? Bu dâvâ hor, bu dâvâ öksüz, bu dâvâ büyük!.. Ne ağır imtihandır, başındaki Sakarya! Binbir başlı kartalı nasıl taşır kanarya? İnsandır sanıyordum mukaddes yüke hamal; Hamallık ki, sonunda, ne rütbe var, ne de mal, Yalnız acı bir lokma, zehirle pişmiş aştan: Ve ayrılık, anneden, vatandan, arkadaştan! Şimdi dövün Sakarya, dövünmek vakti bu ân; Kehkeşanlara kaçmış eski güneşleri an! Hani Yunus Emre ki, kıyında geziyordu? Hani ardına çil çil kubbeler serpen ordu? Nerede kardeşlerin, cömert Nil, yeşil Tuna? Giden şanlı akıncı, ne gün döner yurduna? Mermerlerin nabzında hâlâ çarpar mı tekbir? Bulur mu deli rüzgâr o sedayı: Allah bir! Bütün bunlar sendedir, bu girift bilmeceler; Sakarya, kandillere katran döktü geceler. Vicdan azabına eş kayna kayna Sakarya. Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya! İnsan üç beş damla kan, ırmak üç beş damla su: Bir hayata çattık ki, hayata kurmuş pusu. Geldi ölümlü yalan, gitti ölümsüz gerçek: Siz, hayat süren leşler, sizi kim diriltecek? Kafdağını assalar, belki çeker de bir kıl! Bu ifritten sualin, kılını çekmez akıl! Sakarya, saf çocuğu, mâsum Anadolu'nun, Divanesi ikimiz kaldık Allah yolunun! Sen ve ben, gözyaşıyle ıslanmış hamurdanız; Rengimize baksınlar, kandan ve çamurdanız! Akrebin kıskacında yoğurmuş bizi kader; Aldırma, böyle gelmiş, bu dünya böyle gider! Bana kefendir yatak, sana tabuttur havuz: Sen kıvrıl, ben gideyim, Son Peygamber kılavuz! Yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya: Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk, Sakaryanecip fazıl KISAKÜREK
gülünhüznüyüm
22.02.2008, 11:11
Bir Güvercin Umutsuzluğa Ağlıyor GözlerimizdeBir güvercin sevgisizliğe kanıyor yüreğimizde, kanadından vuruluyor uçmak isterken mavilere… Bir güvercin kanatları gözlerimizde utancından ağlıyor, alev-ateş savaş meydanlarına savruluyor gözyaşları… Bir güvercin umutsuzluğa ağlıyor kulaklarımızda, ellerimize, gözlerimize, yüreğimize yağıyor gözyaşları. Utancımız oluyor Halepçe, kanayan yanımız, Filistin akıp giden gözyaşımız…Bir umursamazlık cehenneminde çölleşiyor duygularımız… Heyhat ki, bizi ağlatan acılar güldürüyor başkalarını, içimizdeki, acı bitmiyor, her defasında yarası kanayan şiirler damlıyor içimize… Sevgimiz kırılıp dağılıyor yerlere, yüreğimize batıyor kırıkları…Düşüp düşüp ölüyor çocuklar dünyanın gözleri önünde, biz ölüp ölüp diriliyoruz… Bunca acıyı kaldırmıyor yüreğimiz ey dost, son sınırında çölleşiyor sabrımız… Ölü çoçukların gözleri gözlerimizde sevgisizliğe üşüyor şimdi, sevgisizliğe düşüyor damlalar gözlerinde Filistinli annelerin…Derin derin sızlıyor yüreğimiz, yüreğimiz Halepçe’li yaralı bir güvercin. Karanlık bir uçurumun kıyısındayız, bir karabasan gibi çöküyor üzerimize hayat… Haykırmak istiyoruz, dilimiz tutuluyor. Bağırmak istiyoruz nefessiz kalıyoruz, kahretsin…Ey gönlümüzün has çiçeği, ey Halepçe yüreğimizin sızısı, ey Irak, ey Filistin kanayan yaramız bağışlayın bizi… Sevdalara sınarken yüreğimizi özgürlügü besleyen umutlar tel örgülere takıldı… Ey uzak yolların dost yolcuları bağışlayın bizi, hüznün kara bulutları sarmış ufkumuzu uçamıyor bi-türlü kanadı kırık güvercinler… Dayanın vakitsiz yağan gözyaslarına, dayanın vuslatın vaktine… Bir çiçek yağmuru olup yağmıyor üzerinize özgürlük, bir güneş olup doğmuyor ufkunuza …Ey uzak yolların dost yolcuları bağışlayın bizi. Giden her yolcuya biz ağladık, gelen her yolcuya biz; bütün yolculukların, bütün savaşların sonunda ölümü gördük… Kuş olduk konacak dalımız olmadı, yel olduk esecek halımız kalmadı… Her defasında kırgın, umutsuz bakışlar öperek düştük kahpe uçurumlara… Renkleri solmuş yaşam trendinde kanadı ömrümüz…Ey uzak yolların dost yolcuları bağışlayı bizi, bağışlayın bizi ey ömrümüzün kanayan gülleri… Sevginin ipek iplikleriyle bağlıdır kalbiniz hayata biliyoruz, çekseler ölürsünüz, koparsalar ölürsünüz… İki damla gözyaşının üzerine düşen sözcük gibi duruyorsunuz hayatın hatıra defterinde. Bütün kelimeler kalbinizi kanatıyor…Şimdi bütün gitmeler hüzünlü, bütün ayrılıklar acı. Duyguları gözlerinizde ıslanmış yırtık bir mendildir gece. Hayatınıza batan dikenlerle, hayallerin yırtık döşeğinde yatıyorsunuz… Önü-sonu bir toprak parçasıyken ömrünüz, her gün düşen ölümlerin acısını işliyorsunuz yüzünüze ve yüreğinize ; dönmemek üzere uğurlarken yolcularınızı…Ne zaman savaş bültenleri alsak antenlerdeçocukların çığlığını duyarız dünyanın bir yerindeacı feryadını Halepçeli Filistinli anneleringüvercinlerin gözyaşı dökülür yangınlı savaş meydanlarınaellerine güllerin kanı bulaşır bilim adamlarınınoturup ağlarız insan olmanın utancıylagüneşin ardında bir siperdesüslerken çiçeklerini bahar evrenin yüreğineKalbimizi savaşların orta yerine bırakıp binlerce çocuk cesedi arasından geçerken, gözü yaşlı anneler karşılıyor bizi, yüreği yanık babalar. Sonra ateşe döküyoruz yüreğimizin acılarını, küle dönüyor zaman. Gerçeğin yüzünü, yaşamın anlamını anımsamak istemiyoruz. Ölü bedenlerim çiçekleri soluyor gözlerimizde. Soluyor yaşama yakıştırdığımız, yaşama yüklediğimiz anlamlar. Sonra ölüyor herkes, biz de ölüyoruz. Onca ölülerin arasında seçip ölümüzü, sırtımıza vurup cesetleri çıkıyoruz yollara, yağmur doluyor gözlerimize. Anlıyoruz ki, hiç bir ölünün sahibi yoktur. Ölüm kimsesizliktir.Nuri CAN
__________________mystical2009-03-01 16:23:43
gülünhüznüyüm
22.02.2008, 11:34
Dün gece parçaladı bir aslan kafesini,Bir gönül sonsuz ufka yol aldı kartal gibi.Fırtınam!Baş ucunda duyunca nefesiniOtuz yıllık bir ağaç eğildi bir dal gibi.Tatmak için enginin şi'rini dalgalarlaKalbimiz göğsümüzde ayrı bir şeydi yarda.İki taş heykel oldu vücudumuz kenarda,Ruhumuz enginlere açıldı sandal gibi.Sonsuzluğun sırrına ererek biz denizdeSonsuzluğu yaşatmak istedik sevgimizde,Saçımız ağarmadan toprak olunca biz deGezecek maceramız dillerde masal gibi.Faruk Nafiz ÇAMLIBELmystical2009-03-01 16:24:08
gülünhüznüyüm
26.02.2008, 07:33
Neden ağlıyorsun yüreğim? Nedir bu kızgınlığın hayata? Ne yüzün gülüyor nede zevk alabiliyorsun hayattan Günlerdir kendi köşene çekilmiş, kaçıyorsun adeta insanlardan Korkarcasına yarınlardan, ölmeyi bile düşünüyorsun zaman zaman… Neden, neden yüreğim Yoksa baharını mı özledin?
Fırlatıp atmak isterken onu yüreğinden, Gölgesi gitmiyor mu gözlerinden?
Yazık sana yüreğim Oysa baharın seni çoktan unuttu, bak ne güzelde gülüyor… Anılar,hatıralar,yaşanılanlar bomboş ona göre Geçmiş senin gibi ona acı vermiyor… Aslında haklı yüreğim, geçmiş sana da vermemeli acı, Sevilen çıkmışsa hayırsız yalancı, sende unutmalısın. Ama biliyorum ki olmuyor, Cezalar veriyorsun kendine Görmeme, duymama sevdiği şarkıları dinlememe cezası yinede yapamıyorsun..
Sen kendinde değilsin yüreğim, gitgide bitiyorsun İlaçlara verdin kendini, güngeçtikçe eriyorsun…
Kızdırma beni artık, hani nerde o çok sevdiğin baharın? Sadece şarkılarda kaldın onun için,sahile vuran bir kum tanesi gibi. Bundan öte birşey değilsin, Senin için böyle düşünenden daha ne bekleyebilirsin?..
Hadi,hadi sil gözyaşlarını...biliyorsun ki ağlamasını sevmez o Biliyorum,gözyaşlarını saklıyorsun ondan ama yinede ağlamamalısın. Madem ki çok seviyorsun onu, onu onsuz yaşamalısın… Çünkü o artık yok, olmayacak...
Gerçekler acıdır ama bunu böyle bil yüreğim Aslında boşa konuşuyorum çünkü bunları sende biliyorsun. İmkansızlığı,çaresizliği,vefasızlığı benden çok sen görebiliyorsun. Sana, sana onu unutturmayı isterdim ama ne yapsam boş Tıpkı han sarhoş,hancı sarhoş misali… Ama unutma ki yüreğim, baharlar çiçekleriyle güzeldir Çiçekleri solmuşsa anlamını yitirmişse bahar, Bana göre unutmakta fayda var, Unutmakta fayda var yüreğim,unutmak da fayda var.mystical2009-03-01 16:27:31
gülünhüznüyüm
26.02.2008, 07:48
Sessizliğe bir ses ver endamınlaDile gelsin gecenin ürkek karanlığıBir damla yağmur ol toprağaCanlansın yeşillerin aşk kokan fidanlığıBir kanat çırp korkmadan barışaDinlensin yüreğinin yorgun firtınalarıÖmrümü teklif ederken sana hiç düşünmedenSevmelisin demiştim son kez en derinindenBu hoyratlığı kalbin nasıl kaldırıyorsaVurdumduymaz olmaya nasıl cesaret ediyorsaBir adım atmaya bu kadar korkuyorsaVarsın ölsün aşk ölsün senden sonra"Alıntı"
mystical2009-03-01 16:29:00
gülünhüznüyüm
26.02.2008, 07:51
Seviyorum seniYanan tüm ateşlere karışıp içinde senin ismini sayıklayarakSonbahara inat nefesimde senin baharları yaşıyorumKoşuyorum ayaklarım yorulana kadarHer attığım adımda avuçlarımda mutluluklarıAldığım her nefeste ölümüne sevdanın umutlarınıSana getiriyorumHer şeyimi topladım sana geliyorumCanın şehrin içinde yorulduğunda bekle beniKanatlanıp tüm bulutların hafifliğini sana getireceğimBezden renk renk uçurtmalar yapıpİçindeki fırtınalardaki hüzünleri gotureceğim birer birerAğladığında gözbebeklerinden süzülen gözyaşların içinBen toprak olacağımHer damla bir mutluluk sevdası olupHer tomurcuğunda senin gözlerini anlatacağım her bahardaGülümsediğinde yanaklarındaki gamzelerinde olacağımSen güldükçe ben dört mevsim baharı yüreğime dolduracağımBelki de hırsızlık bu amaBen senin yüreğindeki tüm mutlulukları kalbime alacağımSeni seviyorum diye başlayan tüm şiirleri okumak içinBir gece evine geleceğim gecedeki yıldızlarla beraberKonuk olacağız sanaBen her mısrada seni anlatırken satırlarımdaGecedeki yıldızlar şahidim olacak bu sevdamdaHer sabah erkenden kalkıp güneşe sarılacağımİlk senin gözbebeklerinin içini ısıtmak içinBir ışık bir umut yeterli gülümsemen için yeni gündeBen bir kez daha aşık olacağım her gülüşündeYarınlarına umutla bakabilmek içinİçinde mutlulukların huzurla buluştuğu yarınlarınıMartıların kanatlarında sana getireceğimSen mutlu oldukça bende yasayabileceğim bu dünyadaSana muhtacım her şeyinleDilinde yankılan her sözdeBir şiir olacağım seni anlatanGözlerinde yaşanan her umuttaBir nefes olacağım seninle yaşayanSen sevginin utangaçlığında tatlı tatlı kızarkenBen yine sana aşık olacağım."Alıntı"mystical2009-03-01 16:37:30
gülünhüznüyüm
26.02.2008, 08:02
Ne Olacak Şimdi HalimSen bu satırları okurken ben cok uzaklarda olacağım...Böyle başlardı bütün bildiğimiz mektuplar,Biliyormusun? Bu ikimizin hikayesi,Şu anda nerdesin, ne yapmaktasın;Bildiğim yerlerdemisin yoksa hiç görmediğim bir evin penceresinde mi,Sevdiklerin özlemi sardımı nicedir kalbini,Pişman mısın başlamadıkların için, iç cekiyorsundur şimdiDüşünüpte yazmadığın yazıpta yollamadığın mektupları saklıyormusun hala,Kafanda hep aynı cümle biliyorum ne olacak halim,Ah, biriktirdiğimiz bütün hevesler nasılda hızla tükendiler.En çok kimi özledin, en çok neyi bekledin?Şimdi düşlediklerimin neresindesin...Dedim ya.Bu ikimizin hikayesi...Islandımız bütün yağmurları, dudak kanatan kalpli sızı aşklarımızı,Bizi buluşturan kaldırımları,İşte bütün bunları bütün bunları yazıyorum.Ben unutmadım diyeHatırlıyormusun sonunu değiştirmediğimiz filmleriHayatın gerceğidir sandığımız kabullenilmiş yenikliğiBir ağızdan söylediğimiz en kahraman cenkliği,Büyürken vazgectiklerimizi yada vazgeçittirdikleri seyleri,Ne Olacak Halim...Çabuk mu büyüdük dersinBiliyorum..NE Olacak Halim...Sen bu satırları okurken, ben nerde olacağım kim bilir.Neleri bırakmış olacağım birde,Ne aşklarıNe başlangıçlarıNe ayrılıkları tıpkı senin gibi.Biliyormusun...Tek sorum var kendimle şimdiAh...Ne Olacak Şimdi Halim?..."İclal Aydın"mystical2009-03-01 16:32:58
gülünhüznüyüm
26.02.2008, 08:20
Gözlerimden yaş misali düşüşünü seyrediyorum öylece Nasıl süzüldüysen içime,aynı şekilde gidiyorsun işte...sessizce Ne değiştirebilir şimdiden sonra bu kaderi? Sen mi? Güldürme beni...Her gidişinde dünyamı bir hiçe çeviren,görmezden gelen hüsranımı...ve uğruna nice ağıtlar yaktığım,nice şiirler yazdığım,adını kalbime kazıdığım... Sen...? N'olur güldürme beni haline... Gelirsen diner sandığım yalnızlık durulmuyor Meğer kendimeymiş yalnızlığım,ağır geliyor... Yaralarım onarılmaz artık.Aşkından kurtuldum ya,illa bir iz yapışacak yakama.Çek gölgeni peşimden,inan sensiz daha mutluyum ben... En acı anlar boğazımda düğüm işte.Ne kadar yutkunsamda,hazmedemiyorum onca kırılmışlığı.Sendeki ise;sadece vicdan rahatsızlığı... Hiç beklemediğin anda; vuracağım kalbinin orta yerinden ta... Aniden gelişin gibi, Ve gidişin gibi, Hatta tekrar tekrar dönüşün gibi olacak herşey. Tüm acılarımı yakıp küllerini göndereceğim sana. İbret-i âlem olsun diye,çektiklerimi,beni biraz olsun anla diye,bir daha dönme diye! Gün oldu,devran döndü Sen niyetlendin bu kez sevdama Gel bakalım kapıma Hâlâ açan bir ben var mı ardında? Üzgünüm...Seni tekrar sevemeyecek kadar ruhsuzum artık Bu kez de sen anla!...Alıntımystical2009-03-01 16:31:11
gülünhüznüyüm
27.02.2008, 05:54
Birdamla sevdanın adıdır Gözyaşı.. Nefes almaya başladığında neredesonlanacağını bilmediği bir yolculuğa çıkmıştır çoktan.. Sahibininyüreğini yansıtan aynada hayatın bıraktığı izlerden süzülür usul usul. Eğer dayanabilmişse benliğini kavuran hasrete,buharlaşıp uçmamışsabütün umutlarıyla beraber gökyüzüne,artık vuslat zamanıdır,sevdadertlisiyle yürekle kucaklaşır.. Yürek,gurbetteki yolcusunu yıllardır bekleyen hancı gibidir.. Gözyaşına sinesini dostça açar,bilir dermanının yalnızca onda olduğunu.. Bütün kuytularına en kalın zincirlerle demir atmış sevdanın ağır yüklerini üzerinden atmak istiyordur artık.. ''Bu zincirlerin anahtarı sensin,kurtar beni''der gözyaşına.. Gözyaşı,yolculuğunun anlamını keşfetmenin verdiği güçle her limanınıbildiği bir okyanusu dolaşan denizci edasıyla zincirleri açmayabaşlar.. Hasreti serbest bırakır önce,bütün özlemler kaybolur.. Ardından tutkuya koşar,aşkın belini büker.. Sıra son zincirdedir.. Sevdanın ilk zinciri olan Aşka endişeyle yaklaşır gözyaşı.. O kadar derine yerleşmiştir ki aşk,zincirin kopması yüreğin ölümü demektir.. Birden ürperir..''Ölüm mü,sevda mı?''diye sorar yüreğe.. Yürek son kez cesurca seslenir gözyaşına.. ''Dünyanın adı yalan,sevdam gerçek olmuş ne çıkar?''...
__________________
gülünhüznüyüm
27.02.2008, 05:55
SEN YOKKENSen yokken gittim Korkularımın üstüne Hiç ardıma bakmadımGümüş şiirler yazdım sen yokken Çok yangın çıktı yüreğimde Küllerini bile savurmadım Irak denizlerin fırtınasıydım Uzak iklimlerin sert rüzgarları Kulaçlarken denizinde gurbeti Kanlı savaşlarım, Belalı sevdalarım olmadı hiç Ama hep sustum, Hep ağladım, hep yandım sen yokken. Bekliyorum dönüşünü yeniden, Bir gelsen, Hayatın önünden alsan beni Bir gelsen, Sellerin önünden alsan beni Bir gelsen,Ölümlü düşlerimden alsan beni. Çok durdum güneşe karşı bir başıma Savrulurdum rüzgarlarında sensizlik denizinin Sen yokken, Az dolaşmadım gönlümün kuytularında Üşüyen karanfilim şimdi buruşuk parmaklarda Bir kırağı ayazıydım gecenin kollarında Zifirlerinde sadece ben üşürdüm. Hiç aldırmadım esen rüzgara Hiç dinlenmiş bir yürekle çıkmadım ortayaYinede hiç yıkılmadım giden trenlerin ardından Kimsesiz kalacağım. İşte söylüyorum sana. Sözümün içinde bir yerlere koy. Sakla. Ve inan. Çekip Ama bütün yangınlar beni yaktı önce Hep ortasında kaldım vurgunların Vurgun nedir ki? deme Bir babanın serzenişi nasılsa öyle Bayrakları indirilmiş, Bozguna uğramış bir hisardım sen yokken Hep sustum, Hep yandım, hep ağladım sen yokken. Bir gelsen, Yangınlardan alsan beni, Bir gelsen, Dünyalarımdan alsan beni, Bir gelsen, Şafaksız gecelerden alsan beni, Ama ne zaman gelsen, Akşam kızılı gözlerimle bulacaksın benimystical2009-03-01 16:25:48
gülünhüznüyüm
27.02.2008, 05:57
Yar... bakma gözlerime öyle..Göremezsin orada savaştan öte bir şey.Okunmaz bende mutluluğun izi..Saçlarımdan süzülür ayrılığın tadı.Gitmeler yer tutmuştur yüreğimde, hasret delip geçmekte ruhumu.. Ve aklım terk etti beni, senin ardından.. Yar...susma bana öyle , bir şey de..gel de geleyim, git de gideyim.Ama batırma içime bu sessizliği..şimdi hangi şehre sığınırım, hangi kapılarda bulurum izini… Hayat küsmüş, seninle basıyor üstüme, ölüm uzuyor içimdeki yollara. Ve ben yavaş yavaş düşüyorum gidişine astığın uçuruma… Şimdi ne okunur, ucuna kan bıraktığın dudağımda. Gözlerime yuva yapmış hüzün kırıkları, bata çıka yaşıyorum bu koca yalnızlığı…En keskin susmalarda öldürdün beni,harflerimi de adıma gömdün. Kara yazılarda okudum hikayemi..Duvarlarda çürüdü parmak uçlarım.Soğuk bir hücre ayazına gömdüm, yüzümde açan gölgeni… Yar... durma öyle uzakta, öteden estirme ayrılık rüzgarını.Hazan değdirme yaralarıma.Şimdi yalvarışlar dizilmiştir gözlerime, yüzüme bir bıçak gibi bakma ! Vurma içime bu soğuk sabahı.Unut gecenin en derin yaralarını.Varlığınla ört yüreğimi, uykuma geçit ver.Solgun düşler derledim yarına, saklımda büyüttüm ismini..Yokuşlara dayanmaz ömrüm,idam et bu ayrılığı.Yol ver gideyim, içimin en titrek yanına seni nöbet bileyim.hem daha mı çok benden kanayan yaraların?Bir yol ver,bir şey de ama susma !İniltisinden durulmaz yoksa bu ayrılığın.Ve dokunmaz ellerim sana, sen aldırmasan da…Gözlerindeki kor acıtmasın yüreğimi, ben unuttururum varlığımı… Yar... yakma bu sonbahar düşkünü hayatımı,gömerim geçmişe adımı.Ama bitmesin bu ayrılığın son mısraları.Çünkü bu ;yarası içinde saklı bir bedenin son duaları
gülünhüznüyüm
27.02.2008, 05:59
Gitme!Figan düşer denizlere sular çekiliryağmur yağmaz vahalardan kirpiklerimebir rüzgar hıçkırır tenhada, bir dal kırılırboynunu büker sabah kervanları, kelebekler ölür.Gitme!Bir yıldız küser göğüne, içini çeker bir çocukşaşırır yönünü rüzgarlarbütün pınarların suyu çekilirsolar nazlı çiçekleri kalbimin, üzülürüm.Gitme!Öksüz kalır içimdeki imge dağlarısaçlarını öpen seher yeli, çoban yıldızıbir daha turnalar geçmez, bülbüller ötmezçiçekler açmaz bahçemde ah, gülüm!Gitme!Acılara mahkum olur yüreğimardında fırtınalar kalır, ayrılıklar, anılar, yanlızlıklarboynu bükük aşklar, gözü yaşlı şarkılaralışamam yokluğuna, yokluğun ölüm.Gitme!İçimdeki bütün vagonlar devrilirbir kar yağar istasyonlara, üşürüm.Gitme!Kal, menevşeler açsın dağlardasevince dönüşsün gökyüzüiki çığlık arasında bırakma beni ah gülümyokluğuna alışamam, yokluğun ölüm.Gitme!Bütün ormanlar ateşe verilirkuşlar da gider, bu kent deölürüm.
gülünhüznüyüm
27.02.2008, 07:17
Tarih Sayfalarında SenSeni anlatmak sancısı tuttu Tarih kitabını alıp bir sayfa çevirdim Kavimler göçü çıktı önce Yerimi yurdumu terkedip Buralara gelişimi anımsadım Başka bir coğrafyada seni buluşumu Sonra Roma gibi ikiye bölünüşümü Bir taraftan seni isteyip Bir yandan da istemeyişimi Ve alev alev tükenişimi Başka bir sayfada Sümerler vardı Yazının icadıydı tarihi başlatan Tıpkı şiir yazmaya senle başlamam gibi Her şiirim Orhun'da abide misali Yukardan aşağı ve çaprazlamasına sen gizli Ne farkı var Moğol istilasından Gözündeki acımasız bakışın Ya da küskünlüğünle Sarıkamış'ta zalim bir kışın Kırkbin kere ölmeli mi sırtını döndüğünde Yanmalı mı ya da Yemen çöllerinde Bu sayfada da İstanbul var Yani fethedilmez gibi duruşun Muratlar'ın muradısın doğru Ama sen Fatih'ini arıyorsun Ve belki de Bayezıt olmak düşüyor bana Senden çok uzakta Çubuk'ta esir olmak Malazgirt ovasındsayız bu sayfada Bir zaman sınırlarıma geliyorsun Tutsağın oluyorum sen acıyorsun Esaretten beter ediyor hürriyetim Sonra Sina'nın ortasında kalıyorum Ellerinden tuttuğumda Kerbela'ya dönüyor Selamsız geçtiğin Ve beni terkettiğin her yer Filistin'de bir çocuk yüzünde mahzunlaşıyorum Her seferinde söylemeye bileniyorum sevdiğimi Ama Viyana'da Süleyman gibi elim boş dönüyorum Bazen bırakıyorsun beni Şahlanıp dolu dizgin üç kıtada yürüyorum Bazen kuşatıyorsun etrafımı Bizans gibi daralıyorum İsyanımı kışkırtıyor suskunluğun Umarsızlığına ihtilaller saklıyorum Ya Kürşatlığım Ya Mazdekliğim Ya da Fransa'da şairliğim tutuyor Düzeni temelinden sarsıyorum Duy ki Yedikule'de Osman gibi Sana haykırıyorum Ardısıra çeviriyorum sayfaları Tarih hep seni yazmış sanki Ama ne kadar doğrusun anlat İbrahim'in ateşinde kor Yusuf'un gömleğinde kan Firavun imanı gibi yalansan Yahut yeni bir kıtada Kızılderili'ye düşman 'beyaz adamsan' Kutuplar kadar uzak dur benden Yok İbrahim'in ateşine su Yusuf'un kuyusuna ip Firavun önünde cesaret olacaksan İşte o zaman gör Babil'de asma bahçelerini Nemrut'ta güneşin batışını Ve 'yedi harika'da Binbir geceli yaşamak halini O zaman gör Çelebi heybesinde gezip Diyar diyar toz tutan Bu acemi şairi alıntıdır..
gülünhüznüyüm
27.02.2008, 07:18
Bırak git bu yüreği..Bu yürek seni çoktan terketti..Şahidimdir sabahı iple çeken gecelerim..Dudaklarımdan akan sözcükler şahidimdir..Sen,sensizliği öğrettin bana..Ben'se soğuk gecelerde yağan yağmurlarla,Şiirlerimle eşlik ettim sana..Şimdi Yokluğun bağrımda yanan bir kor ateş..Suskunluğun cehennem ateşi kadar sıcak ve yakıcı..Korkuyorum artık sessizliğinden..Ama terketmeliveUnutmalıyım seni...Ben,tüm benliğimle..Gururumu hiçe sayarak..Tüm yaşanmışlıkların anısına..Senin yoluna aptalca düştüysem..Herkesi karşıma birer birer aldıysam..Ve buna rağmen sesin titremeden.."Bitti" ile başlayan son cümleni kurduysan..Ve bu son sözünün sonuna noktayı koyduysan..Bırak git bu yüreği...Sana artık bir faydası olmaz..Artık kendime daha fazla acı çektirmeden..Seni beklemeden ve düşünmeden..Yüreğimden çık git istiyorum..Son gözyaşlarımla seni ıslatarak..Öylece ,çaresizce seni bırakarak..Bir kere olsun yüzüne bakmayarak..Çekip gidiyorum yok olan varlığından..Şimdi;Bırak git bu yüreği..Bu yürek seni çoktan terk etti..Artık mühürlü bu yürek..Sensizliğe yemin etti....alıntıdır....
gülünhüznüyüm
27.02.2008, 07:21
Çığlık çığlığa gök gürültüsü Rüzgar sanki delirmiş Öyle bir esiyorki yer yerinden kopuyor Yağmur nasıl yağacağını şaşırmış Bardaktan dökülürcesine yağıyor Şehir buram buram korku tütüyor Esrarengiz bir canavar dolaşıyor sanki Her düşen yıldırımda duyulan telaş Bir sarsıntı dehşet verici bir uğultu Araba silecekleri vargücüyle çalışlıyor Yorulmuşlar ama pes etmiyorlar Düşen her damlaya baş kaldırıyorlar Cadde boyu yağmura tutulan insanlar Bazıları tedbirli şemsiyesi olanlar Ama rüzgar onlara bile meydan okuyor Ani bastıran selden kaçışanlar Kanalizasyonlar bile yenik düşmüş Kimsesiz çocuklar apartman önlerinde Üstleri ıslanmış viran olmuşlar Tepelerine yağan yağmurla Boğazlarından aşağıya akan kirlerden belli Ne kadar kötü bir hayatın ortasında oldukları Tek korumaya çalıştıkları ise kendileri değil Ellerindeki tiner şişeleri Sadece o kokuyu korumaya çalışıyorlar Kendilerini bile unutmuşlar Peki o sokak kedilerine ne demeli Hangi binaya girseler ardında bir kovalayan Onlar bile canlarından bezmiş Karşı kaldırımda duran iğde ağacı bile suskun Ama birşeyler anlatma çabası içinde Bir sağa sallanıyor bir sola Düşen her sarı yaprağında bir feryad Alacakaranlık hala izsürüyor Hava bile kararsız kalmış Gece ile gündüz arasında Karanlık ve aydınlık barışmışlar Sarmaşdolaş kucaklamışlar birbirlerini Cadde sonunda yüksek bir sesle patlayan Trafonun alevi ta burayı bile aydınlattı Lambalar sönük Usul usul yanan soba bile çaresiz Sanki o bile titreyerek yanıyor Ve karanlık yine yaptı oyununu O dehşet verici ortam dahada karardı Perdeler ardına kadar açık İçerisi aydınlansın diye İçimden yükselen ürpertiler Ve o buz gibi ortamın içinde Engel olamadığım diş tıkırtıları Sardığım cigaram sanki bana umut verdi Öyle bir dağıttıki kafamı Hiçbirşey umrumda değil sanki Herşeyi unutturdu o zindan karanlıkta Gözüme takılan tek şey Karşı duvarda asılı olan takvimdi Hayal gibi duruyordu ilerledim Duvardan indirdim ama hiçbir şey okunmuyordu Kaldırıp yerine tam asacaktımki Ani çakan şimşek herşeyi cevaplar gibiydi Tarih: 13 ekim beni terkedişinin yıldönümü Ellerimden kayıp yere düşen takvimin Pat diye ses çıkarması daha bir korkuttu beni Bense birdenbire kahkaha atmaya başladım Deli olmuşçasına gülüyorum Ağlanacak halime Olduğum yere yığılıp kaldım Gözlerimi açtığımda heryer ıslak Ama camdan içeriye giren güneş umut verici Pencereye yaklaşıp dışarıya baktım Manzara korkunçtu 13 ekim sonrası Geride kalan virane bir şehir Gözlerim dolu dolu oldu Ama hala bir umudum vardı Kimbilir belki yarın daha güzel olur... kimbilir belki yarın 13 eylül olur
gülünhüznüyüm
29.02.2008, 09:42
Şehit Olursam Ağlama Anne
Şehit Olursam Ağlama Anne Düşümde Gördüm...Beni Bir Sokakta Köşeye Kıstırıp vurdular Anne...Gerçekten Bir Gün Nasip Olurda şehit Olursam...Ağlama Anne...Polis Zaten Milleti Için Nefer...Kan Aksada Vatanındır Zafer...Hani Bu Yolda Kör Kurşunla Eğer Şehit Olursam Ağlama Anne...Bir Canım Olsada Fedadır Yurda...Yedirmem ülkemi Köpeğe Kurda...Vatan Kalesinde Yüksek Bir Surda...Şehit Olursam Ağlama Anne...Cenazemi Omuzlar üstünde taşırlar...Sokağimiza belkide ismimi yazarlar...Babama Bir şilt Belki Bir Madalya Takarlar...Şehit Olursam Ağlama Anne...Benim ömrümden Kutsaldır Vatan...Boşuna ölmedi Ya şu şehit Yatan...Bir Nifak Ugruna Vatani Satan...Benide şehit Ederse Ağlama Anne...Düşmesin Gökteki Bu Yıldız Bu Hilal...Silinmesin Bayrağımdaki Bu Beyaz Bu Al...Ne Olur Sende Et Hakkını Helal...Şehit Olursam Ağlama Anne... Ahmet ŞAFAK
gülünhüznüyüm
02.03.2008, 01:41
Mevlanaya sormuşlar "sevgili" nasıl olmalı diye...Sevilecek biri olmadığı zamanlarda bile seni sevmeliSarılacak biri olmadığı zamanlarda bile sana sarılmalıDayanılmaz olduğun zamanlarda bile sana dayanmalıSevgili dediğin fanatik olmalıBütün dünya seni üzdüğünde sana moral vermeliGüzel haberler aldığında seninle oynamalıVe ağladığında seninle ağlamalı...Ama hepsinden daha çok;Sevgili matematiksel olmalı;Sevgili çarpmalı,Sevgili bölmeli,Geçmişi çıkarmalı,Yarınını toplamalı,Kalbinin derinliklerinde ihtiyacı hesaplamalıVe her zamanBütün parçalardan daha büyük olmalı...İşi bitince seni bir tarafa atmamalı...
gülünhüznüyüm
02.03.2008, 01:49
Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet.Yüreğini elime koyduğunda anladım...''Sana ihtiyacım var, gel!'' diyebilmekmiş güçlü olmak.Sana ''git'' dediğimde anladım...Biri sana ''git'' dediğinde, ''kalmak istiyorum'' diyebilmekmiş sevmek."Git" dediklerinde, gittiğimde anladım...Sana sevgim şımarık bir çocukmuş, her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan,Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım...Özür dilemek değil, ''affet beni'' diye haykırmak istemekmiş pişman olmak.Gerçekten pişman olduğumda anladım...Ve gurur, kaybedenlerin, acizlerin maskesiymiş.Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış.Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım...Ölürcesine isteyen, beklemez, sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi.Beni affetmeni ölürcesine istediğimde anladım...Sevgi emekmiş.Emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş...<< alıntı
gülünhüznüyüm
03.03.2008, 12:26
Aşk biter... için hüzün doludur.Bir yanın bittiğini kabul etse de diğer yanın, "Belki daha yapılacak bir şey vardır" der.öylece durup gözlerinin içine bakarsın.Sana yeniden, "Gel" demesini beklersin."Ben de senden ayrılamam" demesini beklersin.Ama o söz hiç çıkmaz ağzından, duyamazsın. Gururlusundur, istenmediğin yerde durmazsın.üstelik ihanet vardır işin içinde.Ağzından, "Evet, bence de bitmeliydi bu aşk" sözcükleri çıkar ama buna sen bile inanmazsın.Gururun sana oyun oynamaya başlar.önce, " Belki biraz zaman vermeliyiz birbirimize" diyerek gururunu ucundan köşesinden yemeye başlarsın.öyle bir an gelir ki, "Ne olur ayrılmayalım" demeye kadar vardırırsın.Bu sözleri nasıl söylediğine inanamazsın. Onun sıcaklığını hiç kimsede bulamayacağını bilirsin.Kimse onun gibi gülemez, kimse onun gibi dokunamaz.Kimseyi onun kadar sevemezsin.Bunlar içini sıkar.Nefes alamaz hale gelirsin.Ne geceler gecedir, ne uykular uyku.Artık birkaç dakika huzurlu uykuya hasretsindir. Uyuyamazsın. Ondan gelecek bir tek haberi umutsuzca beklersin.Telefonun yanında kaç gece sabahladığını hatırlayamazsın.Beklemek ölüm gibi gelir insana.Aslında ölüm fikri de pek garip değildir artık.öylesine umutsuz kalırsın ki, ölümü tek çare olarak görmeye başlarsın.ölümle ilgili planlar yaparken bile onun tekrar geri dönme olasılığını hiç aklından çıkarmazsın.Bu yüzden ölemezsin.Hayat devam ediyordur ama bir şey hep yarım, hep eksik... Yüreğin asla eskisi gibi atmayacaktır.Başka aşklar seni kandıramayacaktır.Kiminle beraber olursan ol, onu her zaman hatırlayacaksındır.Yıllar sonra bile olsa bir gün sana, "Gel" dese nerede ve kiminle olduğuna bakmadan ona koşacaksındır.Kahredici bir gerçektir bu.Bunu bilmek çok daha acı vericidir.Katlanırsın çünkü acı senin kardeşindir.O kim bilir kiminle, hangi mutlu hayatın içinde yeni aşkının adını çıkarmaktadır. Bunu da bilirsin. Bilirsin ama... Ayrılamazsın!!!alıntımystical2009-03-01 16:39:29
gülünhüznüyüm
03.03.2008, 12:35
=====>FAiLi MEçHUL BiR AşKIN KiMLiğiNDE SAKLI KALBiM<=====Bırak...sorma! Hanesi boş kalsın ismine yüklediğim anlamın Aşk de, nefret de ne dersen de.. Ben bile bilemezken bendeki vazgeçilmezliğinin sebebini Bırak sözcüklerin kafası karışmasın... Bir kelimeye Bir dizeye Bir şiire sığamayacak kadar ağrılı harflerim... Yürekte sevmek çok zor Dışarı çıkmak istedikçe içimdeki tutsak aşk Susturdum çığlıklarını çırpındı Yüreğimin duvarlarına yumruklar attı Yırttı Kanattı içim birkez daha acıdı Sen acı/ma..! Son gözyaşımı da yuttum şimdi ağrılarım dinmek bilmiyor Aşk kaybından gideceğim... Açın ışıkları geceler Sigaramın dumanından kalemim ne yazdığını görmüyor...! Yüreğimdeki mahkum aşk... Dur/ma kaç! Nasıl olsa bulurum seni gidişinin ardındaki damla damla kan izlerindenmystical2009-03-01 16:39:58
gülünhüznüyüm
04.03.2008, 03:23
... ilginçtir ki,hiç bir papatyapapatya olduğunun bile farkında değil...belki de,kopartılana kadar...boynu bükülene kadar...yitik bir aşk sarmalında,aşk falı olana kadar...seviyor,sevmiyor...seviyor,sevmiyor...hayır bu olmadı!başka bir papatya bulmalı..boynunu bükmeli,yapraklarını bir bir koparmalı...ah papatya,aşk falına yenik düştü hayatın...nicedir ki boynun bükükrengin solukbundandır adına şarkılar!...bugünün tarihini siz atın,kayda düşülsün...her papatya bîhaberdir sevgisindenher papatya bir kurbandır sevgiye...ve her papatyakoparıldığı yaprak sayısıncaaz buçuk yalancıdır...bir o kadar ümittir sevgili için...evet evet,o beni seviyor...- seni seviyorum papatya!...papatya?öl-müş-tür...rûhun şâd olsun papatya....kaydını siz düşün,işte bugünün tarihidir...ve bir papatya için yazılmıştır...öylesine..ve hakikaten öylesine...bir papatyanın ardından...solgun bir kalemle...kara bir sayfaya...bembeyaz umutlarla...- her papatya kurbandır, yaşanmamış bir aşk için...mystical2009-03-01 16:41:33
gülünhüznüyüm
05.03.2008, 09:51
Söylesene beni kaç harfle sevdin?Hani anlat desem içindeki sevgiyi; ilk kelimenden sonra kaç dakika sürer?Zamanı ellerimle yakasından tutup havaya kaldırsam ne kadar anlatırdın?Hadi anlatsana beni kaç harf sevdin?Oyuna mı geldin sevgili?Kandırdım seni az önce..Bana olan sevgin kaç harf diye sordum, sende bana anlatmaya başladın...Cümlelerle kelimeleri süsleyerek anlatmak yeterli oldu.Demek sadece '' SENİ SEVİYORUM '' da özetim..Oysa bana yaşadığımızı sandığım bu büyük aşkı tarif edememen lazımdı..Ağzından hiç bir kelime çıkmamalıydı..Düğümlenmeliydi ses tellerin, ellerin titremeli, avuçların terlemeliydi..Bocalamalıydın...Her anlatmaya kalktığında saçmalayıp, örneklerle izah etmeye çalışmalıydın...Başaramamalıydın...Anlamını bilecek kadar bir aşk bize yakışmazdı oysa..ßak sokaklara hep onlarla dolu.Ellerinden tutabildiğin bir aşk bu sendeki..Bana olan sevgini özetleyememeliydin sevgili.Özetlenecek bir aşk sadece kitaplara konu...Yazılabilecek kadar basit bir aşkı, ben bir damla gözyaşıyla anlatırdım sana...Bana benim sorumu sorma sevgili..'' Peki sen anlat o zaman. '' deme bana..!Beni sadece 16 harf seven birisine ben ne anlatayım?.. alıntı
__________________
gülünhüznüyüm
08.03.2008, 04:58
Sevgili;Darmadağın rüzgarlara kaptırıp da gitmek vardı bu şehirden aşkı kollarına bırakarak...Göğsümdeki çırpınışlarına aldırmadan yüreğimin,belki yalnızca gözlerim ardımda ,hasret saatlerinde firar etmek vardı usul usul kar yağarken buzlar altında kalmış şehre... Isındığım sevda sözcüklerin ,ciğerimi delen kahır cümlelerine dönüştükçe anladım sensiz geçecekti ömrümün kalan meçhul günleri...Sevgili;Kabullendim yokluklarını...Seçim yapmak zorunda bırakırken hayat,anlamayı denesen de, tahammül edemedin bensiz uzandığın aşksız yataklara...Net cevapları olsun istiyordun kaderine sorduğun soruların.Sen ne kadar kesinlik istediysen ,kader benliğini o kadar karmaşalara yöneltiyor, bunalıyordu ruhun darağaçlarında....Hasretlerin dozajı artarken, tahammül sınırı göğüs kafesinin sınırlarını zorlayıp,sevgiliyi istiyordu yarı karanlık sokak lambalarının aydınlattığı loş,ıssız mekanlarda...Sevgili;Vakit kaybı değildi elbet ellerin hararetle birleştiği her an.Ömrümün her dakikası yanımda hissedeceğim zannederken buselerini,kaybetmişim meğer daha hiç kazanmadan seni...Sözlerin ayazlarda kalmış serçe cesetleri gibi kaskatı dizilirken karşıma , kanımı dondurdum sana bir kez daha akıp gitmesin diye...Sevgili;Sitemlerim var sana...Kaderi küstürdüm evet...Ama bunca eziyeti haketmedim...Yapma..."Alıntı"
gülünhüznüyüm
10.03.2008, 08:10
Soğuk bir sonbahar akşamıydı. Hava kararmış, yağmur başlamıştı. Düşlerimize yağmur yağıyordu ellerimizi. Gözlerin donuk bedenin halsizdi .Gizli bir el kalkış hazırlanan otobüse binmek için seni sürükler gibiydi. Sanki kalmak istiyordun. “baharda dönerim” demiştin hatırlıyor musun ?” Sakin beni unutma bekle .” Ben seni unutmadım sevgili, ben seni unutmadım. Bütün kış baharda döneceğin günün hayaliyle ısındım. Minik öpücüklerle uyandırıp güneşin doğuşunu gösterecektim sana. Çiçeklerin, denizin, kumasalın, güneşin tadına birlikte varacak , gün batımlarında denizle birleşen ufuk çizgisini birlikte seyredecek, ay ışığında mutluluk şarkımızı söyleyecektik . Yalan değil kaçamak sevdalara takıldım yokluğunda bir süre. Sana benzeyen her şeyi sevdim ben. Sevdiği her şeyde senden izler vardı. Aradığımı buldum sandım ama yanıldım , bulduğum sen değildin. Olmadık zamanlarda aklıma düştün, zamansız yaralandım. Her sabah seni bulmak için yolara düşmek geldi içimden ama gidemedim .Yalnızlığın acısıyla gurur satın alır oldum her gece. “Gelir” dedim kendi kendime, “Söz verdi gelmesi gerek.” Bekledim.Kendimi param parça hissetim ama yine de sana kızamadım.Unuttum kötü sözlerini Unuttum kapında bekletildiğimi.Unuttum telefonlarıma cevap vermediğini, kavgalarımızı unuttum . Bir tek seni unutmadım sevgili, bir tek seni unutamadım. Hep dönmeni bekledim. Zamanla alıştım acılara , ölüm ilanlarında kendiliğinden siline adreslere. Alıştım sevdiklerimin yokluğuna. Ama yalnızlığa alışamadım, hasrete alışamadım, sensizliğe alışamadım. Hep dönmeni bekledim .Olamadı gülüm bir araya gelemedik. Oysa daha yolun başındaydık, tomurcuktuk daha çatlamaya hazır. Bahar gelmeden ayrıldık. Şimdi artan yalnızlığım , büyüyen yokluğu var . duvarlarda gözlerinin izi , kapı kollarında parmak izlerin saklı. Sen neredesin sevgili, varlığın nerede ?. bir mevsim döndü , sen dönmedin .Düşlerim böyle dağınık değildi eskiden. Kara bulutlar gibi kümelenip bir yere, acılarım yüreğimde çöreklenmişti gece yarılarında. Özlemlerim hiç bu kadar olmamıştı gün ışığına. Hasret bu kadar büyümemişti. Şimdi göçebe olmuş yüreğimle her sabah yeni yolculuklara çıkıyorum. Umudun türküsünü söylüyorum öksüz bakışlarımla ..."Alıntı"
gülünhüznüyüm
10.03.2008, 08:41
Katle kendimden başladım! Ne varsa geçmişten kalan, Paramparça olmalı! Anılarım mesela... Gülüşlerim mesela... Adınla yankılanan şiirlerim... Teninde kuruyan gözyaşlarım... Sonra yansıması yüzünün yüzümdeki... ***Ve sırf yüzüme çarpan yüzüm yüzünden, Derin bir darbe bıraktım hülyamda! Hüzünlerimin ayak sesleriyle, Çiğnendim! Zanlı benim! Faili oldum tüm senli hallerimin... Şimdi anlam vermeksizin akıttığım pınarlarım var... Kan damlıyor parmak uçlarıma, fersizliğimden... An ve an ardımda çığlıklar yükseliyor. Pişmanlık mı? Sanmam... Olmasını dilediğimin düşü bitti, olacaklar yaşanıyor... Kabul ettim her halimi ben! Halsizliğimi mesela... Sensizliğimi... Sonra hissizliğimi... Dedim ya, Katilim ben!..."Alıntı
gülünhüznüyüm
12.03.2008, 07:18
Sen Ve Benherkes dört gözle tatili beklerdi bense okulların açılmasını çünkü seni görmek vardı koridorlarda ve bana güleceği günü beklemek. ben okul bahçesindeki ağaca, baş harflerimizi sen gönlüme sevdanın adını yazmıştın ben sırama isimlerimizi sen kalbime ilk aşkı yazmıştın. senden sonra sana yazdığım şiirlerden haberin bile yok ve yağmur yüzüme vuruyor ve soğuk. okuldan sonra her dolma kalem, her lacivert kravat her beyaz gömlek ve yakalık ve her 12 aralık sen gelirsin aklıma çocukluk işte, belki de ilk AŞK belki de ilk delilik. seversin demiştin ya hani bundan sonrada inan ki o kadar kimseyi sevemedim ve o iki kelimeyi senden sonra kimseye ama kimseye söyleyemedim. belki hiç olmadın benim için belki de azdın ama olsun ben hep sana şiirler yazdım. ceketimi ve kravatımı saklıyorum hâlâ birinin üzerinde tebeşir birinin üzerinde ayran lekesi ve SENİ SEVİYORUM HÂLÂ elmayı da, havayı da, suyu da ve bilmeni istemiyorum hâlâ sana şiirler yazdığımı ve bilmeni istemiyorum bütün bunları çünkü her şey böyleyken güzel en dokunulmamış,en yaşanmamış ve ne tadılmamış haliyle. bir sahilde el ele dolaşılmamış ve bir kafede çay içilmemiş haliyle her şey böyleyken güzel belki de ama sen gönlüme sevdanın adını yazmıştın ben aşkına tutulmuş bir deli candım sen gönlüme sevdanın adını yazdın ben aşkına tutulmuş seni ararım. SENİ SEVİYORUM
Uğur Arslan
gülünhüznüyüm
12.03.2008, 08:01
İçim öyle acıyor ki koca bir boşluk yüreğimde yokluğun. Karanlıkların kapladığı yollarında kaybolmuşum. Nefes almak güç,yaşamak anlamsız, sensizlik dipsiz bir uçurum. Bense uçurumundan aşağı ümitsizce düşüyorum.Şimdi, benden çok uzaklardasın sevginin ve umudun bittiği yerde, senin bitip sensizliğin başladığı yerde. Karanlıkta karalanıyor aydınlık yüzün, gitgide sen de yok oluyorsun yüreğinde.Yüreğim bilmiyor ne hissettiğini. Elveda bile demeden çekip gidişinin sebebini soramıyor kimselere. Hasret rüzgarlarıyla ürperiyor içim, özlemin sel olup akıyor yüreğime. Dudaklarım da bir mühür söyleyemiyorum soranlara gözyaşlarımın nedenini.Şimdi, sokaklarda esen başıboş rüzgarlar gibi sessiz ve durgunum. Ah keşke o rüzgarların getirdiği sıkıntıyı hiç duymasam,h ep mutlu duygularla dolaşsam, kalbimin üzerindeki ağırlığı alıp götürse şu rüzgarlar. Hafiflesem. Acıyla çarpmasa yüreğim,ayrılığın acısı kalbime vurmasa, gözlerim yaşlarla dolmasa...Mutluluğum, göç eden bir kırlangıcın kanadında çok uzaklara gitti. Dönmesini bekleyemeyecek kadar yorgunum. Eğer bir gün dönerse tek umudum, gerçekten sevenlere miras kalsın mutluluğum
gülünhüznüyüm
12.03.2008, 08:03
Bitti sanmıştım, unuttum demiştim, ömrümün geri kalanını sensiz geçirebileceğim fikrine bile kendimi inandırmıştım!... En büyük yalan, insanın kendine söylediği yalanmış geç anladım. Kaleminden çıkan birkaç cümleyle gözlerimin karşılaşması, yüreğimin seni yeniden hissetmesi, beynimin içine kazınan kare kare resimlerin ve kalabalıklar arasında yaşadığım başıboş dalıp gitmelerim!... Seninle yaşadığı bir günü, tüm geçmişine ve geleceğine denk tutan bir ruhu, mahşere kadar taşımak zor gelecek biliyor musun?... Öyle ya bir yağmur da, bir göl kenarında, gözlerinden içtim yağmur ve gece kadar yoğun şarabı ben!... Gece senin derinliğindir ben de, yağmur benim yüreğimin sağanakları... Aklıma düşmeye gör, en fırtınalı denizde yolunu kaybeden en acımasız dalga olur bakışlarım... Dalgalarımın kayalıklarla buluştuğu an çıkan sesleri duymanı hiç istemem! Canı çok acıyan bir deniz ağlıyor dersin eminim... Seni özledim, anlıyor musun, özledim!!! Gördüğüm her kuşun kanadına gözlerimi koyuyorum, bulunduğun diyarlara gelirler de seni görürüm diye... Sana " yar" diyorum, " yaralarım" kanıyor... Sana "yara" diyorum, tüm sözlerimin öznesi oluyor " yar' a"... Yara giden yolda kocaman bir yaram var!!! Ne diyeyim, yara yardansa akan kanım değil, onun için gözümü bile kırpmadan verebileceğim canımdır!!!...mystical2009-03-01 16:43:34
Canım KızımCanım Kızım; Meğer sanaymış yolculuğum.Burgun kendime neden yasadığımı sordum;bir anlamı olmalıydı basımdan gecen onca şeyin;bir karşılığım olmalıydı hayatta.bu soruyu sorduğumda kendime yirmi üç yasındaydım. Ellerim yaslanmamıştı henüz ama soluk soluğa kalmış yorgun bir çocuktum,bildiğim her şeyden, herkesten uzaktaydım.. Yalnızlık, yabancılık, haksızlık dünya kederleri bir olup yüklenmişlerdi bir gece kalbime. Balkona çıktım, dördüncü kattaydım.soğuk bir kıs gecesiydi. Demirleri tuttum caddeyi seyrettim ağlayarak. Göreceksin insan nasıl acır kendine böyle anlarda... Yüz yirmi dokuz numaralı otobüs geçiyordu ve bir kız köşedeki benzinciden çıkmış; elinde bira şişesi ağlıyordu, uzundu sacları.kaldırıma oturdu elindeki bira şişesini karşısındaki saat kulesine fırlattı. Saat oniki'ye on vardı ve belli ki ikimizinde canı çok yanmaktaydı... Annem geldi aklıma bir Pazar dönüşü elimi avucunun içinde kavrayışı ve bana doğumumu anlatısı. Yalnızmış sancıları geldiğinde; çok korkmuş ya başaramazsa diye. Balkona çıkmış insanları seyretmiş başka kadınlarda çekti bu sancıyı diyerek ve başka insanların acılarından güç alarak doğuma girmiş. Doğduğumda yaptığı ilk şey saate bakmak olmuş. Saat öğlen oniki'ye on varmış. İşte böyle demiştim kendi kendime; buraya kadarmış.Sonra çilekli pastayı, çaldığım vişneleri, limonlu dondurmayı ne çok sevdiğimi düşündüm. Saclarımı uzatacaktım, para biriktirip yollara çıkacaktım ve bir daha hiç yirmi üç yaşında olmayacaktım. Büyük kararlardan önce mutlaka bir gece beklemeli eğer sabah aynıysa her şey o zaman düşünmeli bitirmeyi bir hikayeyi..Ertesi gün güneşli bir sabahtı; çoktan düşmüştü ruhumun ve kederimin ateşi... O günden sonra neler oldu bir bilsen...sana anlatacak o kadar çok şeyim var ki. Çok korkuyorum severmisin acaba beni? İyi bir anne olabilecek miyim? Koruyabilecek miyim seni? Kalbimde ve zihnimde biriktirdiklerimi eksiksiz iletebilecek miyim sana? Takvimler bir sonbahar çocuğu olacağını söylüyor. Annende sonbaharda doğmuş bir bebekti. Bu mevsim hüzünlüdür kızım ve çok sever güneşi.şuanda minicik tekmelerinle ben burdayım diyorsun. Gelişine az kaldı. Seni sevinçle beklerken odanı hazırlıyoruz hevesle.ama ne yazık ki odan kadar sessiz ve özenli bir ülkeye gelmiyorsun. İsterdim ki benim gördüklerime sen şahit olma ama onlar sana bile yetişti. Geleceği zamanı kendi seçen biri olarak güçlü ve bendende önde olacağını biliyorum umarım sende seversin karıncaları, kedileri ve kelebekleri. Ben babasını çok özleyen bir çocuktum dilerim sen ayrı kalmazsın seni sevinçle bekleyen babandan.... Anneler ve babalar tanıyacaksın bizden başka. Oğluna söz verdiği bisikleti alamadığında notalarla oğlunun adını yazan bıyıklı yorgun babaları, ya da kendi giyemediği mavi yirmi üç nisan elbisesini sabaha dek uyumadan kızına diken anneleri, sonra kendinden başkasını düşünmeyenleri, kendi öfkesinde boğulanları ve yalancıları tanıyacaksın. AŞk'ı tanıyacaksın bir gün, kalbim kırılacak ve belki kıracaksın birilerini... İyi bir tamirci ol kızım, çabuk onar kırdığın kalplere ve çaresiz kalma kendi kırık kalbine. Sen şimdi kendi öykünü yazmaya geliyorsun. Hayat iki seçenek sunuyor: ya payına düşen kederi parlatacaksın; ya da ömrünle iyi geçinmeye bakacaksın. İkincisini tercih edersin umarım... Bana öğretildiği gibi kızım; öğrendiğin çiçek adlarını unutma, kelebekleri kitap arasında kurutma, kin büyütme kalbinde ve incitme kimseyi... Dilerim dünyaya geliş nedenini sen çabuk bulursun.yolun acık olsun.... Annen İclal Aydın
Ne Olacak HalimSen bu satırları okurken ben cok uzaklarda olacağım...
Böyle başlardı bütün bildiğimiz mektuplar,
Biliyormusun? Bu ikimizin hikayesi,
Şu anda nerdesin, ne yapmaktasın;
Bildiğim yerlerdemisin yoksa hiç görmediğim bir evin penceresinde mi,
Sevdiklerin özlemi sardımı nicedir kalbini,
Pişman mısın başlamadıkların için, iç cekiyorsundur şimdi
Düşünüpte yazmadığın yazıpta yollamadığın mektupları saklıyormusun hala,
Kafanda hep aynı cümle biliyorum ne olacak halim,
Ah, biriktirdiğimiz bütün hevesler nasılda hızla tükendiler.
En çok kimi özledin, en çok neyi bekledin?
Şimdi düşlediklerimin neresindesin...
Dedim ya.
Bu ikimizin hikayesi...
Islandımız bütün yağmurları, dudak kanatan kalpli sızı aşklarımızı,
Bizi buluşturan kaldırımları,
İşte bütün bunları bütün bunları yazıyorum.
Ben unutmadım diye
Hatırlıyormusun sonunu değiştirmediğimiz filmleri
Hayatın gerceğidir sandığımız kabullenilmiş yenikliği
Bir ağızdan söylediğimiz en kahraman cenkliği,
Büyürken vazgectiklerimizi yada vazgeçittirdikleri seyleri,
Ne Olacak Halim...
Çabuk mu büyüdük dersin
Biliyorum..
NE Olacak Halim...
Sen bu satırları okurken, ben nerde olacağım kim bilir.
Neleri bırakmış olacağım birde,
Ne aşkları
Ne başlangıçları
Ne ayrılıkları tıpkı senin gibi.
Biliyormusun...
Tek sorum var kendimle şimdi
Ahhh
Ne Olacak Şimdi Halim....
İclal Aydın
Hastane Önünde İncir Ağacı - İclal AydınÇocukluğumun yokluk yıllarıydıHerşey için uzun uzun beklediğimiz yıllar,Karanlıkta otururduk geceleriMum ışığında anlatırlardıAcıklı hikayeleriniİki elim yanaklarımdaUsul usul ağlardım yalnız kalmış gurbet gelinlerine...Çocuk kalbim dua ederdiTürkülerle evimize gelen geçmişlerineAnnemin sesinden dinlemiştim bunlardan birini:İsmi neydi acaba hastane önündeki ağaca ağlayanın?Fikriye mi, yoksa Kiraz mı, Hacer mi, Fidan mı?Neydi çare bulunmaz hastalığı,Neden kimse yoktu, neden kendi omuzladı,Baş tabibin O'na fısıldadığı acıyı?Yoktu bu sorularımın cevabıBelli ki kendiyle bir başına kalmışİnce ince yakmıştı bu ağıdı...Çocukken bir tek ince hastalıktan ölünür sanırdım.Dilini ve yönlerini bilmediğim bir ülkedeMetroların rüzgarında anladımHasretten de ölünebileceğiniVe gördüğüm her boş alanaEksiksiz çizebileceğimi, özlediğim her bir şeyi...Beni yabancı sayarken, aslında bana yabancılarınYüzlerinde tanıdım kendimle bir başıma kalmayı...Çocukken bir tek ince hastalıktan ölünür sanırdımHasretten de ölünürmüş, anladım...
Süleyman kara bıyıklı bir işçidirVe bu kara bıyıklı Süleyman'ın hikayesidirİş bulduğu günlerde evine dik dönmekteVe götürdüğü ekmeği yemektedirKarısı Neriman ve oğlu Cevahir'le birlikteNe kadar zalim esse de rüzgarNe kadar belini bükse de ekmek parasıAslan gibi bir adamdır işçi SüleymanOnun Cevahir’i vardırCevahir altı yaşındadırÇünkü gözleri çakmak çakmaktırÇünkü Süleyman’a bir başka bakmaktadırBir pazar sabahıTutar babası Süleyman; Cevahir'in elindenVe yanında kader yoldaşı karısı NerimanÇıkarlar gezmeye İstanbul’u inadınaBir yol düşünür SüleymanUlan bu bahtı kapalı kentteYürümek de parayla değildir elbetteÜstelik Neriman’a hanidir istediği o naylon terlikleCanından özgü CevahirineBir gazozla bir simidi alabilecek kadarPara da vardır cepteYürürler İstanbul şehrinin kalbineÖnce Nerimanın naylon terliği alınır bir seyyardanSonra da beğenirler simidin en hasosunu umutları Cevahir’eAnlatır işçi baba Süleymanİş ararken adım adım arşınladığı sokaklarıBak Cevahir işte şu Yeni CamiHem cami hem güvercinlerinin bakması nasılsa bedavadırBak Cevahir şu dumanı tütenler vapurŞu çığlık çığlığa ağıt yakanlar martılardırHem vapurun dumanı hem vapurun düdüğü de bedavadırBak Cevahir şu uzakta görünen de köprüdürGeçmesi değilse de onun da bakması bedavadırO pazar günüKara bıyıklı işçi SüleymanKarısı can yoldaşı NerimanVe gözleri çakmak çakmak olan oğulları CevahirGezerler İstanbul şehrini böyle bedavadanVe birden mumun alevi sönerİstanbul’un yalanı biterNasıl olur bilinmez takılır Cevahir’in gözüBir oyuncakçı vitrinindePırıl pırıl yanan kırmızı oyuncak arabayaDöner karabıyıklı dağ gibi babası Süleyman’aBana şu kırmızı arabayı alsana babaAlsana be SüleymanCanına can parçanaBir oyuncak araba almayacaksan eğerYuh olsun sanaNasıl olsa babası onu çok sevmektedirİşin belası küçük Cevahir bunu bal gibi bilmektedirBir vitrindeki kırmızı arabaya bakar SüleymanBir karısı Neriman’aSonra takılır gözleri Cevahirin gözlerindeki umuda inadınaUlan alt tarafı bir oyuncak arabaDünya yansa yorganın yok içinde SüleymanAlem çökse üstüne hayıfın çok SüleymanBakarsın cepteki son gazoz parasınaCevahir’in o kocaman umudunaYakışır şu kırmızı arabaBırakır karısı Neriman’la Cevahir’i dışardaGirer iflah etmez bir umutla dükkanaSorar dağ gibi SüleymanUsta şu vitrindeki nazlı gelinŞu zalımın ışıltısıŞu bahtımın kara yıldızıŞu İstanbul ağrısıŞu Cevahir’in çakmak çakmak gözleriŞu kırmızı araba kaç paraBir Süleyman’a bakar adam bir arabayaÇok para der hemşerim yani çok paraSüleyman cebinde bir gazoz parasıYıkılmış bir dağ artığıBir tufan sonrası perişanlığıDöner kapıya çıkmak için dışarıOğlu CevahirKırmızı arabayla getirecekBabasını beklemektedirNasıl olsa babası ordanO kırmızı arabayla çıkacaktırNasıl olsaKara bıyıklı dağ gibiİşçi Süleyman babasıdırYani Cevahir’in gözünde oDünyanın en güçlüDünyanın en zenginDünyanın en büyük adamıdırSüleymanAma SüleymanEli boş çıkar dükkandanSorar Cevahir hani babaHani kırmızı arabaSorar hesabı bulutlar dağaNasıl desin SüleymanNasıl desin adam yüreğiBen onu sana alamadımBenim ona param yetmedi diyeBaşlar ağlamaya CevahirBaşlar bulutlar ağlamayaYanar yerin yedi arzıVe güvercinlerin kalbi başlar kanamayaUlan istanbul yanar içine Süleyman’ınSorar CevahirHani baba hani kırmızı arabaMartıları gösterir SüleymanBak ne güzel uçuyorCevahir martılar havadaBoş ver kırmızı arabayıBaksana martılaraBakmaz martılara CevahirBakar yangın gibi arabayaAma bak der SüleymanNe güzel uçuyor martılar havadaCevahir bir çocuktur küçük yüreğinde yer çokturTakılır gözü martılaraGözünden sel olup akan kan rengi yaşlarını silerEvet der ne güzel uçuyor martılar havadaVe unutur gider Cevahir kırmızı arabayıUnutur gider dalar gözleri martılaraCevahir unutur unutmasına yaKara bıyıklı dağ gibi işçi baba SüleymanÖmrü boyunca unutmaz o kırmızı arabayıHer gece döşeğine yattığındaUyumak için gözlerini kapadığındaDemir lokma gibiBir kırmızı araba takılır durur kursağınaBütün ömrü boyuncaİşte buKara bıyıklı Süleyman’ın hikayesidirVe herkesin bir yerineBirgün bir Süleyman acısı değmiştir...
gülünhüznüyüm
17.03.2008, 08:06
Ağlamak İstiyorumAğlamak İstiyorum Bugünlerde...Sevginin ağır bastığı, nefretle karışık, Acıyla, hasretle karışık ama buram buram aşk kokan duygularımla, Ağlamak istiyorum. Kalbimde, beynimde ve şuurumda biriken, Velhasıl bir atom bombasına dönüştüren bu basınç, İstiyorum ki; göz yaşlarımla boşalsın, Boşalsın ki tomurcuk göz yaşlarımla adını yazıp, yanaklarıma, Huzura ulaşabileyim... Ağlamak istiyorum bu günlerde. Taze tomurcukların açmak istediği, Hastanın ilaç, Düşkünün dua beklediği... ....gibi ağlamak istiyorum bugünlerde. Patlasam belki ve belki paramparça olursa bütün birikenler, Saçılan parçacıklar anlatacak her şeyi, Belki anlamayacaksın, Belki anlamak istemeyeceksin, Ama ben yine de ağlamak istiyorum bugünlerde. Taze tomurcukların açmak istediği, Hastanın ilaç, Düşkünün dua beklediği... ....gibi ağlamak istiyorum bugünlerde
gülünhüznüyüm
21.03.2008, 05:49
isterdim..içimden atasım gelmiyor seni…ısrarla kalbimin en ücra köşesinde saklanmanı istiyorum.soluk alışlarını benliğimde hissedebilmeyi,gözlerinin ferini beynimin en güçlü lobuna sevketmeyi,seni unutamamak adına güneşin tam ortasını çizebilmeyi …senden geçmek istemiyorum…içtiğim son alkol yudumu kadar uzak olsanda bana,bir kaplanın kaburga kalınlıgında sahiplenmeni beni,ve bakmanı içsel haykırışlarıma,dut ağacından düşen gökyüzü misali,unutulmayan kadın olabilmeyi haykırışlarında….o kadar çok istiyorumki…ana rahminden çıkan bir cenin gibi zorlamadan kendini sahipsiz kalabilmeni içimde…kimseye aman vermeden seni içimde büyütmeyi…yanağımda hala dururken kokun avuçlarımda saklamayı ilk ve tek öpücüğünü…aşk mahzeninden saçma geçmişleri çıkartırken boşalan kadehlerde,yıllanmaya yüz tutmuş en değerli şarabın olabilmeyi…o kadar çok istiyorumki…gece yarılarıma konuk olan filmleri izlerken yanıbaşımda saçlarına dokunmayı,sarılmayı hiç bırakmamacasına…gözlerinin akında boğulmayı saatlerce..son dakika yazılan dergi yazıları korkularında tebessümünle ayağa kalkabilmeyi…akan bir şelalenin en gizli mağarasında ateş yakabilmeyi…çıplak ayaklarımızda ısıtmayı bedenlerimizi…o kadar çok isterdim ki…soluk alışveriş tabanıyla zıtlığa dökülen kahramanlıkların figuranları olabilmeyi..yeşile çalan bir duvarın en tavanında yeşil yok artık diyebilmeni…kalabalıklarda büyütmeyi aşkımızı gizlice…mısır koçanlarından yüzük yapıp annelerimizden gizlemeyi…o kadar çok isterdimki…yanında uzandığım ilk ve tek erkek olabilmeni..içim acıdığında senle kanayan yaramı durdurmayı..güne göz kapaklarımı açtığım an senle uyanmayı…senle hissetmeyi aşkın acısını içsel duygularımda…dokunabilmeyi kayıp giden bulutlarda kaygılarına,haykırabilmeyi içine işleyen rüzgara…bembeyaz kıyafetimi giydiğim an evet diyebilmeyi sana…o kadar çok isterdim ki…o kadar çok..bana beni sevdiğini söyleyebilmeni…"Alıntı"
gülünhüznüyüm
24.03.2008, 07:12
Biraz Uzak Dur Benden Bugün Hic Bir Söz Söyleme, Duymasın Kulaklarim Dediklerini Bakma Gözlerime Öyle, Götürme Beni Uzaklara, Hayaller Ucusmasin, Umutlar Dogmasin Yeniden.. Gülmek Istemiyorum Bugün, Icimden Gelmiyor Iste Öylesine Gülümsemek... Sadece Biraz Sessizlik, Sadece Biraz Sensizlik Aslinda.. Acma Gönlümün Penceresini, Yine Gelip Oturma Kalbimin Bas Kösesine.. Sadece Sus Biraz Öyle Ve Bakma.. Yine Gideceksin Cünkü O Yüzdendir "Gelme" Deyişim. Zor Oluyor Artik Imkansiz Gibi ImkansızlıkAci Veriyor.. Gidisinin Ardindan Kendimi Avutamamak Zoruma Gidiyor Birine Baglanmak; Benim Olmadigini Bile Bile Benimsemem Gücüme Gidiyor Farkindayim, Aci Olan Bu: Herseyin Farkindayim Ben Sana Aidim Ama Biliyorum ki Sen Bana Ait Degilsin Gitmek Istediginde "Dur" Deme Lüksüne Sahip Degilim Ben Ama Geldigin de Gidecegini Bildigim Halde, Kendimi Biraz Daha Bitirecegimi Bildigim Halde, Sana "Git" ' de Diyememek Agir.. Gelme Diyemem, Biliyorsun Ama Anla! Gelme ki Yine Gitmeyesin... Bakma ki Gözlerini Yine Benden Cekmeyesin.. Gülümseme ki Bir Daha Beni Gülüsünle Kandirmayasin Git Demiyorum Sadece Gelme!
"Alıntı"
gülünhüznüyüm
30.03.2008, 09:39
Bilirsin ; ben ki kabilesiz bir savaşçı.. Senden aldıgım bütün anlamları sana geri verdim... Bir 'içim ' kaldı bende.. Birde aklımın aldanmışlıgı... Haklısın sende bensiz sularında elvet denizi aşmış okyanus telaşı yaşanacaktı .. Bagışla sözlerimi ...Bagışla gözlerimi... Dahası yok ......fazlası az... Bazen terk edip gidebilmeli bu şehri kendi çaresizliginde .. Bazen inceldigi yerden kopmalı hayat.!!! Neyse !!! sen benden ötede ben senden uzakta.. .....içim şimdi boşboş.... sen en çok bana sustun ;ben en çok sana konuştum... bana bir kere susma hakkı verseydin ..sana neler söylemeyecektim oysa... ....bundan sonra bende içimi susarak döküyorum...!! "Alıntı"
gülünhüznüyüm
30.03.2008, 09:51
Gönlümün karanlıklarına açan güneş gibiBir bebeğin annesine baktığında hissettikleri gibi.Sevmişim seni.Soğuğun iliklerine kadar işlediğinde üşüyüşün gibiO anda sıcacık bir çorbanın içini ısıtışı gibi.Bazen deliler gibi, bazen hiç tanışmamışız gibiSanki çöllerin ortasındaki ab-ı nur nehri…Kimi zaman su içer gibi, kimi zaman ise sessizlik gibiSadece sevmişim seni…Hak etmediklerine mağruz kaldığındaki hırsın, Yalnız kaldığındaki ince sızın gibi.Sevildiğini hissettiğindeki gülüşün,İstediklerin olmadığındaki hüznün gibi Sevmişim seni.Öylesine yalın, öylesine temiz.Sadece sevmişim seni...Hayal perdesinin yıkıldığı anlar vardır, sanki onlar gibiBelki de kalbine uçan ve sonsuzluk arayan martılar gibi…Kelimelerin yetersiz kaldığı zamanlar vardır; kim bilir belki de onlar gibi.Ya da uçurum kenarındaki yalnız ve kurumuş bir gül gibi.Sadece ve sadece sevdim ben seni…Uğrunda her şeyin feda edilebileceği nadir şeyler vardır, Kim bilir;Belki de onların vazgeçilmezliği gibi sevmişim seni…Yıllar önce izlediğin bir güzel film gibi belki de düşlerin, hayallerin gibi…Yalnızca sevdim seni.Ölüm aklına geldiğinde ürperişin,Yaşamı hatırladığında sevinişin gibiYara gibi, yar gibi, yaren gibi…Denizdeki kum gökteki yıldız kadar,Ummadığın anda karşına çıkan sürpriz kadar Sevmişim seni…Sevmişim seni…Velhasıl; içimde düşündükçe güzelleşen hislerin sahibi olduğun içinSeviyorum seni…Yazın sıcağında içtiğin suda buzKışın soğuğunda içtiğin çorbada tuz olmak için seviyorum seni.Sevmişim, seviyorum ve seveceğim seni…Sevmişim, seviyorum ve hep seveceğim seni..."Alıntı"
misafir2
04.04.2008, 00:13
Böyle Değildi Sevdalar
Böyle değildi sevdalar Ne yalandı gezerdi dillerde Ne bedende ihanet Söz, namustu bir zamanlar Şimdi namus sözden ibaret... Böyle değildi sevdalar Bir güler yüz bağlardı bizi hayata Umut dolu inanç dolu şiirler yazılırdı Ömrümüzden çalmazdı şarkılar Kafi gelirdi bir ufak rakı... Böyle değildi sevdalar Asırlık hasretler bir güne indi Artık sevmeye üşeniyor insanlar İzmarit gibi ağızdan ağıza gezmekte şimdi En masum dudaklar... Böyle değildi sevdalar Kalpler günü birlik çarpmazdı kafesinde Ne varsa sevgiye dair uzun uzun yaşanırdı Yok olup gidiyor her şey birkaç nefeste Aşkı hiç ettiler, arsızlık oldu adı...
misafir2
04.04.2008, 00:14
Hayal Manzaralı Koydaki Umutlar
bir gün daha gidiyor ömrümdenama şikayet etmiyorumötelerdeki umutlarımı yudumluyorumkırmızı renkli kadehte"Alevi sönse de haşmetli güneşinüşümüyorumindirmiyorum hayalimin perdeleriniprangasız çünkü düşlerimyasakları yıldızlara asıyorumişlediğim tüm yanlışlara afhayal manzaralı bir koy seçiyorumfener adasının kuytusundaruhumdaki tüm yorgunluklarıdenize bırakıyorumyaslanıyorum taş koltuğumasigara değilher nefeste iyotu çekiyorum içimetek müzikmartıların vaveylalarıyüzüme vuran dalgaların eşilğindeduvaksız şimdi tepelerimtüm sırlarım gökyüzündegecede kalıyor kirlenmişlikleren temizi açılıyor sayfaların sabahabir yeni gelinin kınalı ellerindekiumutlar sarıyor yüreğimidüşen her damlada ıslanıyorum..."Sırılsıklamım şimdi, kendi kıyıma vuran dalgalarla ıslanıyorum,yıkıyorum kumdan kaleleri, ben olan kabukları topluyorum sahilden"
misafir2
04.04.2008, 00:16
BİR UMUT
Yorgunsun,uzaklardan gelmişsin;Yitirmişsin neyin varsa birer birer.Bir sağlık,bir sevinç,bir umut...Onlar da neredeyse gitti gider.Dost bildiğin insanların yüzleriAynalar gibi kapkara.Suyu mu çekilmiş bulutların?Dönmüşsün kuruyan ırmaklara.Taşlara düşen saat gibi,Ne artı, ne eksi.Bir sağlık,bir sevinç,bir umutHikaye hepsi.
misafir2
04.04.2008, 00:21
DÜNYAYI VERELİM ÇOCUKLARA
Dünyayı verelim çocuklara hiç değilse bir günlüğüneallı pullu bir balon gibi verelim oynasınlaroynasınlar türküler söyliyerek yıldızların arasındadünyayı çocuklara verelimkocaman bir elma gibi verelim sıcacık bir ekmek somunu gibihiç değilse bir günlüğüne doysunlarbir günlük de olsa öğrensin dünya arkadaşlığıçocuklar dünyayı alacak elimizdenölümsüz ağaçlar dikecekler
misafir2
04.04.2008, 00:23
KADINLARIMIZ
Toprak öyle bitip tükenmez, /dağlar öyle uzakta,sanki gidenler hiçbir zamanhiçbir menzile erişemeyecekti.Kağnılar yürüyordu yekpare meşaleden tekerlekleriyleVe onlarayın altında dönen ilk tekerlekti.Ayın altında öküzlerbaşka ve çok küçük bir dünyadan gelmişler gibiufacık kısacıktılarve pırıltılar vardı hasta kırık boynuzlarındave ayakları altından akantoprak,toprak,ve topraktı.Gece aydınlık ve sıcakve kağnılarda tahta yataklarındaoyu mavi humbaralar çırılçıplaktı.Ve kadınlarbirbirlerinden gizleyerekbakıyorlardı ayın altındageçmiş kafilelerden kalan öküz ve tekerlek ölülerine.Ve kadınlarbizim kadınlarımız:korkunç ve mübarek elleriince, küçük çeneleri, kocaman gözleriyleanamız, avradımız, yarimizve sanki hiç yaşanmamış gibi ölenve soframızdaki yeriöküzümüzden sonra gelenve dağlara kaçırıp uğrunda hapis yattığımızve ekinde, tütünde, odunda ve pazardakive kara sabana koşulan ve ağıllardaışıltısında yere saplı bıçaklarınoynak, ağır kalçaları ve zilleriyle bizim olankadınlar,bizim kadınlarımızşimdi ayın altındakağnıların ve hartuçların peşindeharman yerine kehriban başlı sap çeker gibiaynı yürek ferahlığı,aynı yorgun alışkanlık içindeydiler.Ve onbeşlik şaraplenin çeliğindeince boyunlu çocuklar uyuyordu.Ve ayın altında kağnılaryürüyordu Akşehir üzerinden Afyon`a doğru.
misafir2
04.04.2008, 00:24
SENİ DÜŞÜNÜRÜM
Seni düşünürümAnamın kokusu gelir burnumaDünya güzeli anamınBinmişsin atlıkarıncasına içimdeki bayramınFırdönersin eteklerinle saçların uçuşurBir yitirip bir bulurum al al olmuş yüzünüSebebi neSeni bir bıçak yarası gibi hatırlamamınSen böyle uzakken senin sesini duyupYerimden fırlamamın sebebi ne?Diz çöküp bakarım ellerineEllerine dokunmak isterimDokunamamArkasından camınBen bir şaşkın seyircisiyim gülümAlaca karanlığımda oynadığım dramın
misafir2
04.04.2008, 00:27
BİR AYRILIŞ HİKAYESİ
Erkek kadına dedi ki:-Seni seviyorum,ama nasıl,avuçlarımda camdan bir şey gibi kalbimi sıkıpparmaklarımı kanatarakkırasıyaçıldırasıya...Erkek kadına dedi ki:-Seni seviyorum,ama nasıl,kilometrelerle derin, kilometrelerle dümdüz,yüzde yüz, yüzde bin beş yüz,yüzde hudutsuz kere yüz...Kadın erkeğe dedi ki:-Baktımdudağımla, yüreğimle, kafamla;severek, korkarak, eğilerek,dudağına, yüreğine, kafana.Şimdi ne söylüyorsamkaranlıkta bir fısıltı gibi sen öğrettin bana..Ve ben artıkbiliyorum:Toprağın -yüzü güneşli bir ana gibi -en son en güzel çocuğunu emzirdiğini..Fakat neyleyimsaçlarım dolanmışölmekte olan parmaklarınabaşımı kurtarmam kabildeğil!Senyürümelisin,yeni doğan çocuğungözlerine bakarak..Senyürümelisin,beni bırakarak...Kadın sustu.SARILDILARBir kitap düştü yere...Kapandı bir pencere...AYRILDILAR...
misafir2
04.04.2008, 00:31
YİNE MEMLEKETİMİN ÜSTÜNE SÖYLENMİŞTİR
Memleketim, memleketim, memleketim,ne kasketim kaldı senin ora işine yollarını taşımış ayakkabım,son mintanım da sırtımda paralandı çoktan,şile bezindendi.Sen şimdi yalnız saçımın akında,enfarktinda yüreğimin,alnımın çizgilerindesin memleketim,memleketim,
misafir2
04.04.2008, 00:34
YAŞIM İLERLEDİKÇE
Yaşım ilerledikçe daha çok anlıyorumNe büyük nimet olduğunu ah ey güzel günBoş yere üzülmekte mana yok, anlıyorumKadrini bilmek lazım artık her açan gülünŞükretmek türküsüne daldaki her bülbülünYanmak da olsa artık aşk ile yaşıyorum
gülünhüznüyüm
07.04.2008, 08:50
Bu gece en hüzünlü şiiri yazabilirimŞöyle diyebilirim: gece yıldızla doluVe yıldızlar, masmavi titreşiyor uzaktaŞakıyarak dönüyor gökte gece rüzgarı.Bu gece en hüzünlü şiiri yazabilirimSevdim ben onu, o da beni sevdi bir ara.Kollarıma aldım bu gece gibi kaç geceKaç defa öptüm onu sonsuz göğün altındaSevdi beni o ben de bir ara onu sevdimO durgun, iri gözler sevilmez miydi amaBu gece en hüzünlü şiiri yazabilirim.Yokluğunu düşünüp, yitmesine yanmaklaDuyup geceyi, onsuz daha engin geceyi.Ota düşen çiy gibi, düşmekle şiir canaNe gelir elden, sevgim onu tutamadıysa.Gece yıldız içinde, o yoldaş değil banaHepsi bu. uzaklarda şarkı söylüyor biri.Yüreğim dayanmıyor yitmesine kolaycaGözlerim arar onu, yaklaştırmak ister gibiYüreğim arar onu, o yoldaş değil banaArtık sevmiyorum ya nasıl, nasıl sevmiştimSesim arar rüzgarı ulaşmak için onaEllere yar olur. öpmemden önceki gibi.O ses, ışıl ışıl ten ve sonsuz bakışlarlaArtık sevmiyorum ya severim belki yineNe uzundur unutuş ah ne kısadır sevdaBöyle gecelerde kollarıma aldım çünküYüreğim dayanmıyor yitmesine kolaycaBelki bana verdiği son acıdır bu acıBelki son şiirdir bu yazdığım şiir ona
gülünhüznüyüm
07.04.2008, 08:52
Annemin kucağındaydı hüzün... Geceye karışmış... Gökyüzüne bakarken kayan altı yıldız gibiydi umutlar... Altı yıldız sönerken kaç kapı kapanırdı...? Annemin kucağındaydı hüzün... Sımsıkı sarılmış sallıyordu... Ninniler söyleyerek uyuttu hüznü... Kuytuda, köprü altı kuytusu arar gibi hiç kuytu bulamadı... Elleri yanacaktı, sakın dokunmasın kırmızı duvarlara... O perdeler açılmaz, açılmayacaklar... Annemin kucağındaydı hüzün... Bana sarılırken bile o'na sarılıyordu... Gözlerini kapat dedi, hüzün gözlerime doluyordu... Karanlık sokaklarda pusuya yatmış hüzün, ağaçların ardında gizleniyordu... Annemin kucağındaydı hüzün... Oturmuş bekliyordu... Altı`dan geriye saydı, altı yıldız kaydı... Annemin kucağındayken hüzün uykuya daldı...
gülünhüznüyüm
07.04.2008, 08:53
Mahzun gözlerimde kara bulutlarMahzun gözlerimde kara bulutlarŞimşeklerim çaksa ağlayacağımİçimi boğuyor hasret duygusuSel olup mecramda çağlayacağımGam yükü ağırdır çekemiyorumÖnüme bir ışık yakamıyorumBulutlu gözlerle bakamıyorumAğlayıp karalar bağlayacağımKararsız dur durak bilmiyor canımSanki bende değil önemli yanımO kadar üzgünün donuyor kanımMutluluğu nasıl sağlayacağımMikdatî der ahım arşa ulaşırAklımda belirsiz imge dolaşırOnca keder elem bana bulaşırGönlüm hicran dolu dağlayacağım
gülünhüznüyüm
06.05.2008, 10:45
Bu gece yalnızlığı istemiyor yüreğim... İçim sıkılıyor nedensiz yere... Aslında her gece yalnızım ve yalnızlık benim hayatım... Ama bu gece sanki sana açım... Sanki hastayım da sensin ilacım... Evin içinde, bir o yana bir bu yana vuruyorum kendimi... Ara sıra balkona çıkıyorum, karanlık gökyüzünden sıkılıyorum... Ay ışığının yansıması bakışlarını anımsatıyor bana... Kara gözlerimde parıldayan incimsin benim,,, Canımın incisisin... Yanımda olduğunu düşlüyorum... Sanki, sanki saçlarını kokluyorum... Bir nefes çekiyorum hayalini en derininden... Avuçlarıma alıyorum her zamanki gibi yanaklarını... Yüreğimi avuçlarıma yansıtıyorum,,, Sevgimi ellerimle sunuyorum... Saçlarını okşuyorum, pamuk gibi İnanırmısın? Düş olduğunu bile bile... sanki gerçekten hissediyorum yumuşacık... bir gece isterdim seninle baş başa... tek bir gece olsun yeter... seni hayatımdan bir gecede ağırlamayı... seninle bir gece yalnızlığımı paylaşmayı kah gülmeyi kah ağlamayı... dans etmeyi, sarılmayı, aşkımla bir gece yaşatmayı... sana masallar anlatmayı, seni ve beni anlatan hayaller kurmayı...kulağına şarkılar fısıldamayı, en sevdiklerinden... bu gece yalnızlığı istemiyor yüreğim... içim sıkılıyor nedensiz yere... bu gece, bu gece seni istiyorum... bu gece seni, bu gece seni çok seviyorum...
gülünhüznüyüm
08.05.2008, 02:56
Ben seni sensiz sevdim
Ben seni severken Sen yanımda yoktun ki! Ben seni özlerken Sen bilmiyordun ki! Ben seni sensiz sevdim... Sen yokken bakışların vardı Beynime kazınmışNereye baksam oradaydılar, Ben seni sensiz sevdim.. Göremesem de, rüyamdaydın, Sevmesen de, kalbimin derinliklerindeydin Ve kimse seni oradan çıkaramayacak. Sen bile! Ben seni sensiz sevdim... Sen olmasan da, hayalin vardı, Sen olmasan da, şarkılar vardı; Seni hatırlatan... Sen olmasan da, her dakika aklımdaydın. Ben seni sensiz sevdim... Sen olmasan da,yıldızlar vardı, Sen olmasan da,bulutlar vardı, Sen olmasan da,günbatımları vardı, Sen olmasan da,denizler vardı... Ben seni sensiz sevdim... Aslında sen hep vardın, Aynı şehirde,aynı sokakta, “Ben sevdanın oturduğu sokakta oturuyorum”ama; Ben seni sensiz sevdim... Ne olurdu sende beni sevseydin? Ne olurdu bu kadar gözyaşı dökmeseydim? Ama inanıyorum ki sen uyandıracaksın beni,Hani kıyamet koptuğunda... Ben seni sensiz sevdim... Neden sevdim bilmiyorum ama çok sevdim!!!__________________
misafir2
15.05.2008, 03:11
ÇOK SEVERİM BU ŞİİRİ SİZLERLEDE PAYLAŞMAK İSTEDİM.ÇOĞU GÜNLÜK YAŞANTIMDA TEŞBİH OLARAK DA KULLANIRIM Tahirle Zühre Meselesi /Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil,
bütün iş Tahirle Zühre olabilmekte
yani yürekte.
Meselâ bir barikatta dövüşerek
meselâ kuzey kutbunu keşfe giderken
meselâ denerken damarlarında bir serumu
ölmek ayıp olur mu?
Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.
Seversin dünyayı doludizgin
ama o bunun farkında değildir
ayrılmak istemezsin dünyadan
ama o senden ayrılacak
yani sen elmayı seviyorsun diye
elmanın da seni sevmesi şart mı?
Yani Tahiri Zühre sevmeseydi artık
yahut hiç sevmeseydi
Tahir ne kaybederdi Tahirliğinden?
Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.
misafir2
15.05.2008, 03:21
BİR YAPRAK GÖNDER
Bir yaprak gönder bana,bir koruluktan koparılmış olsun,hiç değilse evinden yarım saat öteden.Sen oraya dek yürür güçlenirsin,bense kalkar teşekkür ederim sanao güzel yaprak için.
misafir2
15.05.2008, 03:22
NE İÇİNDEYİM ZAMANIN
Ne içindeyim zamanınNe de büsbütün dışında;Yekpare geniş bir anınParçalanmış akışında,Bir garip rüya rengiyleUyumuş gibi her şekil,Rüzgarda uçan tüy bileBenim kadar hafif değil.Başım sukutu öğütenUçsuz, bucaksız değirmen;Içim muradıma ermişAbasız, postsuz bir derviş;Koku bende bir sarmaşıkOlmuş dünya sezmekteyim,Mavi, masmavi bir ışıkOrtasında yüzmekteyim
misafir2
15.05.2008, 03:23
ANNE NE YAPTIN?
Anne sana kim dedi yavrunu doğurmayı?Sanki karnında fazla yaramazlık mı ettim?Senden istemiyordum ne tacı ne sarayıKarnında yaşıyordum kafiydi saadetim.Bir kere doğurdunsa sonra niçin büyüttün?Kundakta beşikte de bir zahmetim mi vardı?Koynundan niçin attın yavrunu bütün bütün.Bilmiyor muydun ki o yalnızlıktan korkardı?Sütünden tatlı mıdır anne sanki bu hayat?Bana sorsana anne yaşamak bir hüner mi?El aç yalvar gündüze geceye boyun uzatBu uğurda bir ömür çürütmeye değer mi?Karnında yaşıyordum kafiydi saadetimAnne istemiyordum ne tacı ne sarayıAnne karnında fazla yaramazlık mı ettim?Anne sana kim dedi yavrunu doğurmayı?
misafir2
15.05.2008, 03:24
MEMLEKET İSTERİM
Memleket isterimGök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun;Kuşların çiçeklerin diyarı olsun.Memleket isterimNe başta dert ne gönülde hasret olsun;Kardeş kavgasına bir nihayet olsun.Memleket isterimNe zengin fakir ne sen ben farkı olsun;Kış günü herkesin evi barkı olsun.Memleket isterimYaşamak, sevmek gibi gönülden olsun;Olursa bir şikayet ölümden olsun.
naz-deniz
15.05.2008, 04:50
Gözlerim gözünde aşkı seçmiyor Onlardan kalbime sevda geçmiyor Ben yordum ruhumu biraz da sen yor Çünkü bence şimdi herkes gibisin Yolunu beklerken daha dün gece Kaçıyorum bugün senden gizlice Kalbime baktım da işte iyice Anladım ki sen de herkes gibisin Büsbütün unuttum seni eminim Maziye karıştı şimdi yeminim Kalbimde senin için yok bile kinim Bence sen de şimdi herkes gibisinNazim Hikmet Ran
GULYUZLUM
15.05.2008, 05:47
Unutmak kolay mı demeUnutursun MihribanımOğlun kızın olsun heleUnutursun MihribanımHayat böyle bu gemideEskiler yiter yenideBeni değil kendini deUnutursun MihribanımYıllar sineme yaslanırHatıraların paslanırBu deli gönül uslanırUnutursun MihribanımZaman erir kelep kelepMeyve dalda durmuyor hepUnutturur bir çok sebepUnutursun MihribanımGün geçer azalır sevgiDeğişir herşeyin rengiBugün değil, yarın belkiUnutursun MihribanımSüt emerdin gündüz geceUnuttun ya büyüyünceBu işte tıpkı öyleceUnutursun Mihribanım
gülünhüznüyüm
19.05.2008, 05:18
ayat ağacının bir başka dalındayım.
Bakışlarımın yerini alıyor şimdi suskunluk. Herşey suskunluğu getiriyor başucuma..
Nasıl yorgunum bir bilsen...
Yine de, özlemini ve
özleminin oluşturduğu acıyı tatmamış olsaydım, varlığının
mükemmelliğini de keşfedemeyecektim hiçbir zaman.
Yüreğimdeki sancı sen olduğundan ve yokluğunun acısında da olmanı istemelerim yattığından bıraktığın bu izleri de seviyorum.
Gün olur gelirsin, yalnızlığa yenik gönlünü kırılmış sevdamla avutmak için...
Ben ben olmam o vakit...
İçimde yorgun bir martı çırpınıyor. Kanadı kırık, susuyor sevdamıza...
Yalnızlığımın sessiz bağırtısı aramızdaki uçurumu hatırlatıyor her dakika. Kimsenin bilmediği, soğuk yerlerde.
Gözlerimi kısarak görmeye çalıştığım bir sessizlik bu..
Işıksız sokaklar var gözlerimde..
Kayboluşumun anlamı..
Bensiz ve yorgun..
Nasıl da bekletiyor acımasızca..
Nasıl da yakıyor içimi, sabır taşı gecenin köründe, sabahların koynunda...
Gözlerimi sonsuz kapayıp yüzünün her bir anını unutmak için çıldırasıya bilinç altımla dövüşeceğim.
Bakacak ama görmeyecek, duyacak ama unutacağım...
Gittim... Sen orada kal...
Zamanla boğuşuyor günlerim. Sensizliğin keskin tadı damağımda. Bir martı gibi süzülüyor içimde yalnızlığım.
Ömrümün savaşını veriyorum kendime karşı...
Vazgeç, direnme kalbim
Vazgeç, bekleme.
Sesini duyan yok,
Boşa sitem etme.
Unut onun gibi, unut sen de...
Günler süren eziyetin
ardından bana kalan kopkoyu hüzünlerle mücadele ediyorum şimdi.
Hatıralarımın tebessümleri altında ezilirken göğsümün orta yerinde ağır
bir sızının ızdırabıyla yutkunuyorum...
Yüreğinin bir yarısı bendeydi,diğer yarısı bilinmeyen rüyalara dönüktü..
Bundan sonra yaşanan bir mevsimden geriye kalan sadece siyah beyaz bir fotoğraf...
__________________
gülünhüznüyüm
30.05.2008, 00:58
İkili Yalnızlığımız...Suskunuz... Hem de çığlık çığlığa bir suskunluk bizimkisi...Bu konuşacak bir şeyimiz olmadığından değil. Konuşmaya çalıştığımız şeylerin, alıştığımız yalnızlığımızdan uzaklaştırması aslında bizim korkumuz...İkimizde cesaret edemiyoruz. Öylesine alışmışız ki içimizde büyüttüğümüz yalnızlığımıza. Seviyoruz onu. Bekli de yaşandığında yok olacağı korkusu bizi tereddütte düşüren. Kaybetmekten korkacağımız bize ait bir şey oluşturma kaygısı...Sen yapamadığın hamlenin, hayatın boyu inanmak istediğin değerlere sahip gibi gördüğün düzeni yok etme girişiminden Başka bir şey olmayacağını düşündün hep... Bense yılların verdiği bir alışkanlıkla içinde var ettiğim bana daha fazla acı vermemek için susmayı tercih ettim...İçimden çığlık atarak susuyorum... Susuyorum... İçimde o kadar güzelsin ki... Sana susuyorum...Demiştim ya "yüreğim susmayı öğreniyor". Aslı yok. Sevdiğini anladığında içinde duyduğun çığlığın yankısı hiç bitmiyor. O hiç susmayacak... Her gün, her saat bana haykıracak, bağıracak, parçalayacak içimi. Benimse yüzümde o gülümsemem yer edinecek tekrar...Her soğuk üşütemediği gibi, her ateş de yakamazmış insanı... Üşüyorum; alev alev üşüyorum... Hani saatlerce sessiz, tek kelime etmeden sana bakışlarım var ya; gözlerinde beni ısıtacak olan anlamları yakalamaya çalışma çabamdan başka bir şey değil...Ve her yakaladığımda kaybettiğimi hissetmemden öteye gitmeyen bekleyişler... Ve her kaybettiğimde yeniden yakalama çabam
gülünhüznüyüm
04.06.2008, 03:59
Yine gece..yine sen(sizlik).. yine yağmur.. Kim bilir yokluğunun kaçıncı dirilişi bu karanlık gri! İflâhı kesilmiş bu ses;bu vurdumduymaz delilik benim mi ? Aklı ziyanım! Hangi yanısın dünlerime yas’lanan yarınlarımın ? Dört duvar..iki harf..bir yokluk.. Şimdi zaman mâtem..! Mâdem ki silineceğim düşlerinden Yıkılası gök,çöksün gayrı, Yırtılsın örtüsü kız kulesinin, Şerha şerha yarılsın toprak! Yarılsın ki hortlasın yalnızlığım.. Anlat İstanbul! Masalların maviye boyanmış sahte yolculuklarında diner belki sancılarım… Geceler öylesine ağlamaklı… Şiirler ölesiye eylül… Ve ben, son baharında yaralı sözcükler dilinde esir… Özgürlüğü gök/yüzünden dökülen zülfünün ucunda kumral bir ölüm bilmişken; Şimdi duvarlara çizilen tutsaklığım okunuyor gecenin karanlık ve ayaz suretinde.. Harflerimiz takılıp kalmışken alfabenin aşka geçirilmiş ilmeğinde; İçimizden canımızı koparmak istiyor A’dan Z’ye AcılarımıZ… Oysa yan yana duran iki sessiz harf olabilirdik seninle Ama Yusuf’la Züleyha gibi bitmedi bizim masalımız: Şimdi Kaf Dağı’nın kıyısında küllerimizden doğacak kadar bile YokuZ..! Sanır mısın ki bin bir gecede yaşamaktır bizsizliğin lisanı (?) Eğer öyleyse oku ! Âmâ kuyularda büyüttüğüm suskunluğumun çığlığını.. Ama dokunma! Ellerinden dökülen kızılca acılar yaralarıma tuz bassın.. Sen ardına saklandığın bulutların sırrına yasla adını; Kentinin esmer saç’ak’larından salınan kardelen ayazı yağmurlar öksüz kalmasın… Dokunma! Suretime işlediğin sevdanın resmidir gözümdeki ıslaklık, Bakışlarım yol boyu eylül sancısı… Yollarıma devirdiği ayakları hatrına iz sürüp geçtiği çukurlara ömrümü adadığım!! Öyle bir çakmışım ki hasretini gözlerime Seni ağladığımdan beri kayboluşun yokuşlarında dolanır âmâlığım… Şimdi unutulmuş bir şehirdeyim metruk ve viran.. Islanan kaldırımlarda sonbahara emziriyorum yokluğunun savunmasızlığını. Bir kuru yaprak çıtırtısında tedirgin Ve düş yamalı zamanlarca bitmek bilmeyen gecelerin kimsesiz firarisi yorgun yüreğim. Nefessizim..! Sensizliğime irkilmiş korkak bir zaman tiryakiliği dilimdeki.. Bir karanlık ki avurtları çökük çocukların yüzlerinde meçhule düşmüş yağmur ürkekliği… Bir karanlık ki kervan geçmez kuyularda Yusuf biçareliği… Ki merhametsiz bir iç çekişin duldasında ihanetle yıkanmış kavimlerce Kâbil örfü kâbuslarda kanıma susamış toprak! Ey dudaklarımda ateş artığı ağıtlar yaktıran yazgı! Tuttuğum kalem bir taze ölü doğurmadan sabahlarına Topla hasretimi uykusuz gecelerden; Yoksa şakaklarımdan fışkıracak cehennem..! Dilsizliğime sürgü rüzgâr.. Gözlerin, düşlerimin gök-kubbesinde düşmeye hazır bir intihardır. Alfabesini gözlerinde bulduğum, olmazlığımıza seni anlatan bir lisandır aşk; Suskundur..! Sonbaharın ellerinde büyümüş bir terk edilişin gölgesidir taşıdığım karanlık.. Saçaklarda karantinaya alınmış bu ıslak gri, bulutların rahminde kutsal bir sancıyı yüklenmiştir. Mevsim, yokluğunu kuşanmış tüketirken varlığımı; Kirpiklerimden boşalan hüzünler yaprak dökümüdür sensizliğimin Ve sen; Rüzgârın göğsünde geçmiş zaman masallarından içime savrulan düş! Sen, uykuları gözlerinde kolye yapmış takınırken; Ben, alev sarısı kâhırlar damıtırım talana yüz tutmuş yaralarımdan, Bilmez(mi)sin..(?) Hadi korkma! Karanlığın parmak uçlarıyla dokun yaralarıma: Yakup’un ağıtlarında anlattığı; Körlüğe aşina kuyularda gömleğindeki sızıyı aşk sayan..! Ayakları kızıl denizlerce kan-revan; Ben o sürgünün yollarında bir akılsız başım. İnadına zindanlara koşarken düşlerim, Geceye küsmüş ay’sız sularımda Züleyha senin bakışların..! Bilmezden gelme! Geçmişimi saklayan bekleyişlerim tanığımdır: Sebebi sensin karanlığıma kök salmış yalnızlığımın!... Bir vakit sevdana sır olan gecelerim Şimdi kâbuslarımı duvarlara asmış, korkularıma sırıtıyor Ve her yeni gün yeni bir sancıyla doğuyor sol yanımda. Uykularımın şafak bilmez demlerinde yalancı baharlara aldanırken düşlerim; Bakışlarıma tünemiş gözlerin damla damla bir son yazmakta ömrüme.. Avuçlarımda biriktirdiğim yağmurlar, Eylül kadar asi zamanlarda boğacak beni biliyorum.. Biliyorum; hükmü yok o canıma aşina intiharların. Öyleyse ateşle fitilini en sessiz ihtilâllerin: İdamlık bir sevdanın dar ağacında Çığırtkan bir sonla ölemeyecek kadar günahkârım Tam sırası..! düş’ür gözlerini yüreğime... celladı sen ol yok saydığın sevdamın… Tufana tutulmuş insanlık/ bir zaman çarmıhlara çivilerken düşlerimi; Çıplaklığıma mâhrem yazılan gözlerinden içtim çocukça sevişleri. Sızarken kırmızılar ayak uçlarımdan, Kurduğun oyundan gideceğini düşünmedim hiç. Oysa şimdi uçurtması süngülenmiş çocuklar kadar acınası yüreğim Ve ben gittiğin uzaklar kadar muhtacım Meryem(si) şefkatine. İnkar etme! Oyunbozansın sevdiğim..Kuralsızca gittin.. Bilesin! Köpeklerin ağzından salyasını akıtan gece Yokluğunu dişlemeden şakaklarımda; Kalbimi çatlatan özlemin tükenmez bende. Hasretim benim! Bilir misin (?) “Hiç gitme” diye yollarına dolanan gök-kuşakları bırakmak isterdim gözlerinin kahverengi sarhoşluğuna. Hep içimde kal isterdim, Ne dersem diyeyim çıkma… Oysa şimdi yalnızca sessizliğe esirgediğim sesimle Sensizliğime yama yaptığım kambur öyküler anlatabiliyorum yokluğuna. Evet susuyorum.. Konuşacağım ne kadar “sen” varsa o kadar susuyorum Bir mezar taşı ne kadar susuyorsa Sararan hüzünler,denizler,martılar… Ne kadar susuyorsa eşikteki gidiş, Dilimdeki veda,penceremdeki bekleyiş… Şu kız kulesi,bu çölleşmiş şehir O kadar susuyorum..! Çünkü daha konuşacak kadar vazgeçmedim senden..! …………… ………………… ……………………… Ve hâlâ gece..hâlâ sen(sizlik)..hâlâ yağmur.. Dört duvarda iki harf kadar ölünesi YokluğumuZ..! Sen anlat gerisini; ben sustum İstanbul Nasıl yanardı Kerem,kimin delisiydi Mecnûn Mem kimin ateşinde içti hasreti (?) Sen anlat, anlat hele dinlesin bilmezler! Aşkın dilinde yalnızlığın kaçıncı haliydi Nûn..? yokluğumuza düş’tü İstanbul..."Alıntı"
__________________
gülünhüznüyüm
06.06.2008, 09:34
Ömrün nihayetine şafak sayarken yüreğimHiç beklenmedik bir anda,Sol yanımdan baskın yedim.Serseri bir mermiydi sanki gözlerin.Geldin,Göğsümün sol yanını deldinVe içimde bir yerleri Bir gülüşünle Sorgusuz sualsiz ateşe verdin...Böyle başladı hikâyemizEylüle bahar düşürdün senİçimde kalmadı, bir kuru dalAdın filizlendi yüreğimdeDudaklarımsa inadına lal.Sadece aynalar bildi Seni sevdiğimi,Özlediğimi,Sensizliğimi.Olurda düşlerim dokunur Ellerini, avuçlarımda,kirletirim diye korktum.Bu yüzdenKendimden bile sakladım seni...Baskın yediğim o günden beriİlk kez bu kadar acıyor içimİnan bana Henüz yokluğuna dayanacak güçte değilimİçimde hala sıcacıkVe adın dudaklarıma her dokunuşundaHala göğsümü yırtarcasına,Hırçın duruyor sevdan...Bu baskın senindiYüreğimi ardında harap bırakıpÇekip gitmekte sana yakışır ancakBoş ver adına yazılmış şiirleriHer iki kelimeden,Bir mısra oluyor nasıl olsa...Ama BİZ’den Sen eksilirse Nasıl bir AŞK mısrası kalır ki elde?... Yıkık,dökük?...Sana gitme diyememAma giderken içindeki beni kirletme ne olurSen benim içimde masmavibir gökyüzüydünVe ben senin göğsünüSiyahı dokunur diye Hiç geceyle kirletmedim...Ama artık seni özlemekten yoruldumSaymıyorum sensiz geçen günleriYokluğuna gömdüm gözleriniAdına söylediğim bütün şarkılar Bugün sayende tükendi...Anladım kiBir çift gözün bakışlarıyla vurulurkenAşk silahsız bırakırmış adamı.Yenildim...
"Alıntı"
__________________
gülünhüznüyüm
11.07.2008, 12:46
Ne eLim düzgün kaLem tutar, ne de biLirim yar üstüne siirLer yazmayi... Ama birsey biLirim ki... Sevdigince yasar insan ve sevdigince; dudakLarindan düsen her sözcük bir öyküdür, bir siirdir yar üstüne. O benim. Ve o sevda benim sevdam. Zordur gideni durdurmak bazan, "Geri dön" diyebiLmek agir geLir insana. GözLerinde kaLan bir damLa yas büyüyüp seLe döndükçe, "Geri dön, çünkü Seni Seviyorum" diyememenin acisi çökünce yürege... "Bir aksamüstü yaninizda oLanLar oLmasi gerekenLer mi..?" der şair...yasamimiz boyunca karsimiza çikan firsatLari nasiL heba ettigimizden, ve sonra geri dönüp "O"nu nasiL aradigimizdan... ve, O nun bu zaLim sehirden çoktan gittiginden dem vurur. Geri dönüp,O nu ararken... KimbiLir... Dümdüz, kisacik o iki sözcük yeter; "Seni Seviyorum"... Ben biLmem yar üstüne siir yazmaLari biLmem öyküLerde O nu aramayi... EL uzatip, "Seni Seviyorum" diyebiLmenin gururu varken... Askin böyLesi gücüme gidiyor
__________________
gülünhüznüyüm
11.07.2008, 12:49
Yazdıgım Yazgım Oldu Yazmadıklarım Kaderim Degişim Sayfasina Bir çizgi çizdimDegişen Sayfam OlduDegişmeyen BenYazdiklarima Sadik OlmadimYazdigim Yazgim OlduYazmadiklarim KaderimBen Miydim Yazan Yoksa YazilanCeketimi Attim Omzuma Kendimden çiktim YolaYol Yoktu AslindaYolda Yürüyen Olmadiktan SonraNeye Yarardi Ki Yolu BulmakKendimi KaybettimGazetelere Ilan VerdimBeni Bulan Olmadiçünkü Ben YoktumOlmadigimi BuldumOldugum Yerde KaldimAdimi Sordum KendimeYokluk Ve Varlik Arasinda Kalmis Bir şehirKendi şehrimi YaktimKendimi YiktimIsyanim KendimeSeni Yasadigim GüneVe Sensiz Yasadigim GünlereBen Sen Oldum Sana KostumKi Ben YoktumSen Varlik ötesinde Kalmiş Bir YorumdunVarligini SordumYoklugun Cevap VerdiUnut..."Alıntı"
__________________
gülünhüznüyüm
11.07.2008, 12:50
Öylesine yuttum ki sesli harflerimi...!Korkar oldum noktalar koymanın ardından yeni cümleler kumaya...Artık yokmuşsun,artık yokmuşsun,artık yokmuşuz...Gün batımları yokmuş oturduğumuz odanın sarı duvarılana yansıyan...Ellerin yokmuş en beklenmedik anda ellerimle kavuşan...Aşklar yokmuş artık birzamanlar var olduğuna inanılan...Öylesine yuttum ki sesli harflerimi...!İçimde kırılan bir ayna kaldı sadece...Geceler yokmuş artık,gündüzler de...Saatlerin kadranları kırımış,küsmüş zamana...Kala kala bir rüya kalmış geceleri buluştuğum...Bir zamanlar bir romantiğin sarhoş eden gitar sesini dinlediğimiz yer de silinmiş gitmiş haritalardan...Ne çok şey kalmamış...Öylesine yuttum ki sesli harflerimi...!En çok da isminin içinden geçenleri...Bir pusula ömrümde ilk kez yanlış yönü göstermiş...Düşüp kırılmış yanlış yönü gösterdi diye...Güney de yokmuş artık,kuzeyde...Sabahları yaşadığımız doğu silinip gitmiş,batıysa hiç olmamış ki daha önceden zaten...Öylesine yuttum ki sesli harflerimi..!Kala kala sadece ve sadece o kelimeler arasına yerleştirilen birkaç küçük nokta kalmış..Sadece üç nokta...Virgüller de çoktan yitip gitmiş geldikleri masallar alemine...Ne bir ünleme rastlayabilirmişiz artık bu ucunu göremediğimiz sokağın ucunda...Nede kendini sorgulayıp duran tek bir soru işaretine...Öylesine yuttum ki sesli harflerimi...!Yok olmuş dakikalar,saniyeler...Ve sen biraz da...Aslında nekadar yanıldık,nekadar aldandık...Biz koskoca bir yalandık...Odanda dağınıklığımı toplayan bir gölge vardı ya hani,o da yok artık...Dağınıklığımda yok,serzenişlerimde,boşvermişliklerimde...Artık biz yokuz ki...Öylesine yuttum ki sesli harflerimi...!Ancak, bana aldırmadan geçip giden zaman kalabilirdi ardımdan...Devam etti takvim yaprakları koparıp atılmaya...Aylar yıllara dönüp gitti...Artık ay yok,yıldızlarıda kaybettim ne zamandır...iki şehir bir köprü vardı bir zamanlar...Eskiden izlediğimiz filimler yok artık...Belki tiyatro oyunun ta kendisi bizdik...Sahi biz nezaman bittik...Ne kadar zaman geçtiyse üzerinden bu gece bukadar yutuyorum sesli harflerim...Ah'larımı yutuyorum artık...!Avaz avaz susıyorum artık...Sessiz sessiz çığlıklar atıyorum bu gece kendi kendime...Bitenlere gülüp başlamak istiyenlere ağlıyorum...Hüzünler mutlu ediyor beni mutluluklara ağlıyorum...Her şey ters dönüyor ama ben yırtıp atıyorum bir kağıda yazdığım seni...Yutuyorum bütün sesli harflerimi...alıntı__________________
gülünhüznüyüm
11.07.2008, 12:51
Yalnızlık paylaşılmaz, paylaşılsa yalnızlık olmaz" diyor Özdemir Asaf... Yalnızlık bilinmedik zamanların en kıymetli ilacı, tedavisi kendiliğinden olan bir hastalık. Yalnızlığın belki de en güzel tarafı yalnız kalınmak istenmesi...Olur da bir işiniz yolunda gitmez, bir sınavınız kötü gelir, hayatınızın dönüm noktası olabilecek bir olay sizi alaşağı eder. Eşinizle tartışırsınız, sevgilinizden ayrılırsınız... Ya da bir gece vakti uykunuz gelmez sadece siz varmışsınız dünyada gibi bir his oluşur içinizde. Kendi kendinizi dinlersiniz araya parazitler girmeksizin. Hayatın sadece size bakan tarafıdır yalnızlık, sizi kimseyle paylaşmayan, sadece sizi kendi mahpusunda kapısına kırk kilit vurarak ağırlayan en sadık ev sahibiniz. Oradan kurtuluşunuz sadece sizin isteğinize bağlı! Bir sonbahar günü sizi yalnızlığın kucağına atan çok şey vardır. Hafiften esen uğultulu bir rüzgârla birlikte, dans edercesine düşen yapraklar sizi yalnızlığa çekmek isterken siz buna itiraz etmezsiniz. Kimsenin olmasını istemezsiniz yürüdüğünüz sokaklarda, Necip Fazıl'ın "Kaldırımlar"nı sadece siz sahiplenirsiniz!Yağarsa yağmur üşümezsiniz, çünkü yağmur yalnızlığın biricik dostudur. Sizi daha bir düşündüren, daha bir uzaklara iten yalnızlığın biricik müttefiki Hayat o an size gülmemiştir. Aslın da siz de hayata gülmek istemezsiniz. Siz ve hayat birbirinden memnun iki dost ülke gibisiniz. Kimileri vardır sadece yalnızken mutlular, kimileri de dayanamazlar buna. Her zaman birileri olmalı yanlarında, paylaşmak için yalnızlığı. Oysa "Yalnızlık paylaşılmaz, paylaşılsa yalnızlık olmaz." Eğer siz böyle biri değilseniz, en değerli dostlarınız bile size yabancıdır. Onları yabancılaştıran yine sizlersiniz. Kalabalık çoğu zaman sizi yutar. Kaçmak istersiniz insanlardan. Bazen insanların hiç olmadığı yerleri ararsınız. Mutluluk hiç kimseyle beraber olmamaktır o an. Cemal Süreya "biliyorsun ben hangi şehirdeysem yalnızlığın başkenti orası" diyor. Siz de o an başkenttesiniz işte. Yapayalnız ve belki de mutlu! Sadece hayallerinize sarılırsınız o an. sadece hayallerdir yalnızlıkta sizi ayakta tutan... Alıntmystical2009-03-01 17:10:20
gülünhüznüyüm
11.07.2008, 12:55
Sen yasağımdın benim..Yüreğime namahremdin.En büyük günahımdın,seni sevdiğim için..Tanrıysa sensizlikle cezalandırdı beni.Senli benli hayaller yitik bir sevdayla son buldu..Artık noktalar koyuyorum cümlelerime.Bitmişliğin getirdiği acı gerçeklerle..İstemem artık seni geri dönsende boş.Giderken kapıyı sıkı kapat ayrılıkların gururu incinmesin.Giderken gözlerimdeki bakışlarını sil öyle git! Ve geri dönme.. Keşkelerle başlayıp keşkelerle biten bu külleri alevlendirmeden çek git!..Karaladım adını artık!Bilinmeyen numaralarındasın kalbimin!Bende bir kimliğin yok!Tenime değen bir kokun yok!Sen yoksun ve aslında hiç olmamışsın..!Tam yüreğine bir bıçak saplıyorum..Sanmaki seni öldürmek amacım, benden kalan izleri yok etmek için! Lazım değil sende benim için atıcak bir kalp.Yalanmışsın sende herkes gibi..Gerçeklerin yokmuş senin kendini kandırmışsın ve beni bu suça feda etmişsin!! Aşkın yalanmış, sevdan yalan..Koca bir keder senden arda kalan..Sende unutulursun..Yıllar geçen dün olursun..Geçmişe gömdüğüm bir mazinin başlığı kalırsın..Sarılan yaralarımdan arda kalan iz olursun..Suskunluğumun adı olursun..Yüreğimi dinleyemiyorum senden sonra..Geri dönmesin diyor aklım.Sensiz geçen günlerin kazası yok ki..Kırılan kalbin onarımı yok..Ağaçtan düşen yaprağı geri getirmenin imkanı yok..Sende düştün dalımdan..Son yaprağım..Sabahlar olmuyor!Uykularım beni terketti!Tıpkı ' sen ' gibi firardalar!Yüreğimse bir terkedilmeye daha dayanamadı!O ' da bıraktı beni!Bense yalnızlığa büründüm..Şimdi yeni sevgilimin adı ' yalnızlık ' ..!Yüzüme sahte bir tebessüm taktım,' Ben demiştim ' diyenlere inat..!
__________________
gülünhüznüyüm
11.07.2008, 12:56
Dinle beniSevgili mor...Ne de yanılsanmış sevdalardan geçmişiz diye düşünüyorum bu aralar. İnsan gerçek sevdanın nerede olduğunu farkettiği zaman içinde derin uçurumların açıldığı yaralar oluşuyor. Farkediyor yani, en gereksiz yerlerde boşa geçirilmiş sevda gezintilerinin yapıldığı zamanların havaya nasıl da savrulduğunu. Öyle işte, gözlerde biriken yaşları bırakmaktan dahi hicab duyar oluyor sonra. ‘Nasıl verilmiş bir lütuf aklımla, akılsızlık edebilme cüretini gösterdim?’ inlemeleri... Ve vah’lanmalar, ve ah’lanmalar... Sevgili mor...Sen hayatıma ne vakitler girdin bilmiyorum. Bilmiyorum ne zaman sevdim seni renkler içinde bu kadar çok. Bilmiyorum ne zaman seni baş köşeye oturttum alıp en tenha köşenden. İnsan işte bazen neyi neden sevdiğini bile çözemiyor. Sıcaklığın, sevimliliğin... belki de beni uzak hayallere kadar bile taşıyabilişin... Her sorunun cevabı var mıdır hem? Ya da her sorunun cevabı olmalı mıdır? Ya da her soruya bir cevap ille de verilmeli midir? Bir dakika, dingin olmaya çalışırken kargaşanın orta yerine saplanmak niyetinde değilim şu an. Yeni’lerden bahsedelim biraz da. Yeni bir meyve tabağı mesela. Oldukça büyük, yuvarlak ve porselen... Mutfak masasının üzerinde meyveleri koymak için oldukça ideal. Bir büyük boy şampuan ve pencereden aşağıya sarkıtmak için kalın dokuma büyük bir halı... Hayatımıza giren yeni’ler aslında öyle çok ki, farkında bile değiliz. Benim bugünümdeki yeni’ler listesinde bakın ne var: Bir kilo mandalina, siyah üzüm, iki litre süt, bir ekmek... Sevgili mor...Sana insanların en sevdiğinden bahsetmek istiyorum biraz. Hüzün’den... acı’dır hep okunan, okunmak istenen, aranan... İnsanlar kendi acılarını yaşamış olmaktan memnun ki, onları hatırlama gayretine girip hüzün üzerine yazılmışları tercih ediyor hep. Hastalıklar, ayrılıklar, kaybedişler, yanlış anlaşılmalar, kavgalar, yokluklar ve ve ve... daha neler neler. Luna parkta geçirdikleri o mutlu günleri anımsadıklarında yüzlerinden ufak bir tebessüm kayıp gidiyor. Sonra... sonrası o mutluluklara gölge düşüren acılar. Göl kenarında yapılan yürüyüşler, bir çam ağacının kalın dallarından birine yapılmış koccaman bir salıncak, yıllarca kırmızı küçük bir çantanın içinde saklanmış özenle kazanılmış bilyeler, sabahlara kadar emekle yazılmış program metinleri, ‘aşk kime’ sorularının bakışlarda dolaştığı kalabalık ortamlarda gizlenmiş yalnızlıklar, ince belli bardaklardan yudumlanmış çaylar, iskemlelere ilişip söylenmiş tadı damakta gezinen türküler... Bunlara daha binlerce güzel anının an’ını eklemek mümkün. O halde sevgili mor, neden hep seni farklı saydılar?Sevgili mor...Neden hep beni kandırdılar? En basitinden bir örnek sana. Bir kilo domates almak istiyorum. Pazardayım. Dolaşıyorum. Bakıyorum domateslere. Bana en hoş görünen yığından bir kilo almak istiyorum: Lütfen bir kilo verir misiniz? Bir kilo domatesimi alıyorum, parasını uzatıyorum ve yoluma devam ediyorum. Diğer domateslerin fiyatlarının daha ucuz olduğunu görüyorum sonra. ‘Yine kandırıldım’ diye mırıldanıyorum. Eve dönünce domateslerime bakıyorum ki, yarısı çürük. ‘Yine kandırıldım’ diyorum kendi kendime. Şimdi sevgili mor, ben mi kandırılmış oluyorum, yoksa bu insanlar sadece kendilerini mi kandırıyorlar? Sevgili mor...Neden hep beni kandırdılar?
gülünhüznüyüm
11.07.2008, 12:57
Hiç büyümedim biliyor musun? Hala iki eliyle eteklerini yana çekiştirip yürüyen küçük bir kızım. Nerede gülen bir yüz görsem oraya gidiyor aklım. Takılı kalıyorum rüzgarın ıslığına, cır cır böceklerinin mahur bestelerine, kalplerin saydam yüzlerine... Gözünde büyümeyen küçük kız yaşının artması gerçeğini erteliyor ha bire... Tutunduğum gerçekler senin yüzünde hep hayale bulandı. Ne zaman birine gerçekten inanacak olsam yüzünün ifadeleri inançlarımı kararsızlıklara boyadı. Yüreğime acı değse sen günlerce aç yatardın, o yüzden ne zaman ağlasam hıçkıramaz, susardım... Beceremezsin diye öğretmediğin örgüyü komşumuzdan öğrendiğimde henüz dokuz yaşındaydım. İlmeklerine şarkılar asar, sana kocaman delikli elbezleri örerdim. Beceremezdim, yüzüme vurmazdın. Kırmazdın hevesimi... Şimdi o delikler örgülerimden çıkıp hayatıma girdi anne, koskoca bir delikten bakıyorum her sabah aynı telaşla yüzüme... Şallar örüyorum, atkılar yapıyorum, kazak yapmaya başlayıp yarıda bırakıyorum. Hayat yıpratmaya çalışıyor, ben hayata ipliklerle ağlar örüyor, kafamın içindekileri şişlerin arasından geçirerek nefes alacak alanlar yaratıyorum... Hiç büyümedim biliyor musun? Hala biri beni üzdüğünde dudaklarımı büküyorum, hala bir çikolata için tüm kırgınlıklarımdan vazgeçiyorum ve hala çocuksu bir telaşla, aynı saflıkla seni seviyorum. Her gün üçüncü sayfa haberlerinde annelerin ölüm haberleri... Kıskançlıktan, trafik kazasından, maganda kurşunundan, komşu kavgasından... Dualar ediyorum Allah’ıma ömrüm seninkinden kısa olsun diye. Kızma bana, ölüm yakışmaz ki o soluk tenine, o pamuktan kalbine, esmer saç tellerine... Yakıştıramam adını bir soğuk mermerin kara işlemelerine... Anne... Yüreğine al beni, ömrüne ömür olsun nefesim, sustuğun an birlikte ölelim... Hiç büyümedim işte. Geceleri en çok bu korkudan ağlardım ya ben. Birinize bir şey olacak diye ödüm kopardı daha beş yaşındayken. Gözlerimi sıkı sıkı yumar, minik ellerimi bacaklarımın arasına saklar korurdum hem kendimi hem sizi korkularımdan. Yaseminlerin tam mevsimi... Koparıp göğsüme sokuyorum bir bir güzel koksunlar diye sen gibi... Annem, kokun bana yardır, kokun bedene talandır, kokun cennete adaktır... Annem bırakma sakın bu küçük kızı bir başına, yaseminleri de soldurursun mevsiminde, yazıktır...
gülünhüznüyüm
11.07.2008, 12:58
Bitmiş ömründen bir gün alacaklı olduğunu düşün. Nasıl olduysa, sen öldükten sonra, ömründen bir gününü eksik yaşadığın hesaplanmış. Alacaklı olduğun günü yeryüzünde yaşayıp sessizce geri dönebileceğini söylüyorlar. Mezarlığın kapısından bir gölge gibi süzülüyorsun sabaha doğru. Ölümünün üzerinden yıllar geçmiş. Çoktan ölmüş biri olarak biliniyorsun. Yapmak istediğin ilk şey ne olurdu? Eve gitmek mi? Elbette! Yola çıktın. Her zaman yürüdüğün sokaktan evine doğru yürüyorsun. Özlediğin dostlarının yüzünü görmeyi umuyorsun. Ama birden özel durumunu hatırlıyorsun. Onlara ödünç bir gün daha verilmedi ki.. Boş yere selam verecek bir dost yüzü arıyorsun. Umutsuzca yüzünü görünce sevinecek bir ahbabının yanıbaşından süzülmesini bekliyorsun. Mahallen tanınmaz halde. Daha kötüsü, sen tanınmıyorsun. Neyse ki, az ilerde bakkal olacak, oradan kızına bir şekerleme almak niyetindesin. Şükür ki bakkal yerinde duruyor: sevdiğini bildiğin akide şekerlerinden dolduruyorsun cebine. Kapının ziline bastın heyecanla. Açıldı. Eve geç kalmışsın. O kadar geç kalmışsın ki. Ne şekere sevinecek bir yüz var evinde ne de şekerlere sevinince sevineceğin bir yüzün kalmış evdekilerin gözünde. Yılların hasretini bir anda söze taşımak istiyorsun ama düğümleniyor boğazın. Kendini tanıtsan bile, inanmayacaklar. İnansalar bile, o günü, o tek gününü, o biricik gününü onların şaşkınlığı, tedirginliği, inanmaz bakışları, şüpheli sorgulamaları ile geçireceksin. O kısacık gününü, canından çok sevdiğin torunlarınıı kendine alıştırmakla harcayacaksın. Bu zor işte başarılı olsan bile, bir günlük ömrün bittiğinde arkandan ağlamasını bilmeyecekler. “Yine bekleriz” diyemeyecekler içtenlikle. Evden uğurlanırken, akşama dönmesi beklenen, yolu gözlenen bir baba yahut anne, bir kardeş, bir evlat olamayacaksın. Kendi varlığını sahicileştirme yolunda sarp bir yokuş çıkacak önüne. Asla, ömrünün eksik kalan o gününde hak ettiğin yere tırmanamayacaksın. Varlığın o kadar lüzumsuz gelecek ki yakınlarına, hayatlarından çekildiğinde, derin bir “oh!” çekecekler. Bu tuhaflık geçti diye, konu komşuya ne deriz mahcubiyetinden kurtulduk diye rahatlayacaklar. Öyle sıcacık bir aşinalıkla karşılanmıyorsun evde. Öyle her zamanki tatlı bekleyişle beklenmiyorsun kapılarda. Elindeki oyuncaklar çocukları sevindirmeye yetmiyor. Gülün ve gülücüğün sevgili bir muhatap bulamıyor. Dünyanın telaşına bile katılamıyorsun canı gönülden. Bıraktığın yerden devam edeceğin bir meşguliyetin yok. Bir pencere önünü doldurmuyor yüzün. Yarım kalmış sevinçleri tamamlamaya yetmiyor tebessümlerin. Herhangi bir şeyin parçası, herhangi bir işin tamamlayıcısı değilsin. Sesini duyanlar seviniyor değiller. Hasret dolu bakışların boşluğa düşüyor. Varlığın bir yeri dolduruyor değil evinde bile. Yokluğun varlığından daha çok kanıksanmış. Sensiz de olsa her şey tamam. Hatta, çoğu şeyi varlığınla eksiltiyorsun. Mutlulukları yarısından bölüyorsun. Huzuru kaçırıyorsun hayret dolu bakışlarınla. Yabancılıklar düşürüyorsun aşina yüzlere. Soğuk bir hançer gibi sokuluyorsun neşeli dakikalara. Dağıttığın huzuru, parçaladığın sevinçleri ardında bırakıp, varlığının lüzumsuzluğunu acıyla görüp, kocaman bir hayal kırıklığı ile geri dönerdin belki... “Böyle yaşamaktansa, öleyim daha iyi” deyip mezarlık kapısından içeri süzülürdün bile-isteye. Belki de sitem ederdin ömrünün eksik gününü sana böylece ödemeye kalkanlara. Tedirginlikle yaşadığın, yabancı görülüp bir köşeye atıldığın, dost seslerini hiç bulamadığın, aşina yüzlere hiç varamadığın o günü yaşanmış saymazdın. “Bunu saymam!” derdin. Yeni bir gün daha isterdin. Yepyeni bir gün... Aslında ölmüş olduğunun kimselerce bilinmediği.. Hayata, kaldığın yerden, kimseyi şaşırtmadan devam edebileceğin. Dostlarının seni hemen tanıdığı. Evde beklendiğin. Yakınlarının adeta “ay yine mi sen!” alışkanlığı ile seni kapıda hiç şaşırmadan karşıladığı. Tebessümünün sımsıcak mutluluklar başlatabildiği. Bilindiğin, beklendiğin, önemsendiğin, kanıksandığın. Hiç ölmeyecekmiş gibi yarından sonralar için hayaller kurabildiğin. İçinde acı da olsa, yoksulluk da olsa, sevindiğin, sevindirebildiğin. Varlığının küçük ve önemsiz de olsa bir şeyleri tamamladığı. Aranmıyor da olsan, cep telefonlarında adının yazılı olduğu. Yarım kalmış işlerin seni beklediği. Ödünç bir günü yaşadığını bile unuttuğun. Hiç bitmez sandığın zorlukları olan. Öyle ki, bu sınavı geçebilir miyim diye telaşlandığın, iş bulamazsam n’olacak benim halim diye kaygılandığın. Nasılsa barışırım diye rahatlıkla küsebildiğin. Sonra özür dilerim diye hoyratça kızabildiğin. Birden kayboluversen, ardından ağlayacaklarının olduğu. Nasılsa yarın var diye özensizce harcayabileceğin sıradanlıkta bir gün. Farkında mısın? O gün, bugün... SENAİ DEMİRCİ
gülünhüznüyüm
11.07.2008, 12:59
SEVGIYI HAK EDECEK INSANI BULMAKKadin her sabah oldugu gibi o gün de beyaz degnegi ve el yordami ile otobüse binmisti.soför: -Soldan üçüncü sira bos hanimefendi, dedi.Kadin 32 yasinda güzel bir bayandi ve esi oldukça yakisikli bir deniz subayi idi. Bundan bir kaç ay önce yanlis bir teshis sonucu gerçeklestirilen ameliyatla gözlerini kaybetmisti genç kadin ve asla göremeyecekti.Kocasi ameliyattan sonra aci gerçegi ögrenince yikilmis ve kendi kendine bir söz vermisti. Asla karisini yalniz birakmayacak, ona sonuna kadar destek olacak, kendi ayaklari üzerinde durana kadar cesaret verecekti. Günler geçiyordu. Kadin her geçengün kendini daha kötü hissediyor, çok sevdigi kocasina yük oldugunu düsünüyordu. Esinin bu içine kapanik, karamsar hali kocayi çok üzüyordu. Bir an önce bir seyler yapmasi gerekiyordu, karisi günden güne kendi içine kapanik dünyasindakayboluyordu. Bütün gün düsündü koca, nasil yardim edebilirim güzeller güzeli esime diye.Birden aklina esinin eski isi geldi. Geri dönmesini isteyecekti. Ama bunu ona nasil söyleyecekti, çünkü artik çok kirilgan ve nesesizdi. Bütün cesaretini toplayarak aksam karisina konuyu açti. Karisi dehsetle gözlerini açti:-Ben bunu nasil yaparim ben körüm, diye bagirdi. Kocasi ona destek olacagini, her sabah kendisinin ise birakacaginive aksamlari da is çikisinda alacagini ve ona çok güvendigini söyledi. Çünkü esini taniyordu ve bunu basarabilecegini biliyordu. Kadin büyük bir umutsuzlukla kabul etti çünkü esini çok seviyordu ve onu kirmakistemiyordu. Her sabah esini isine birakiyor ve aksamlari da aliyordu fedakar koca. Günler böyle ilerledi, karisi eskisinden biraz daha iyiydi. Fakat kocasi daha fazlasini istiyordu, kendisine söz vermisti sonuna kadar gidecekti. Aksam karisina:-Artik ise kendin gidip gelmelisin, dedi. Kadin sasirmisti. Bunu asla yapamayacagini söyledi. Kocasi ısrar edince onu yine kiramadi ve bütün cesaretini topladi. Bunu kendisi de istiyordu ama o kadar güveni yoktu.Sabahlari kadin artik otobüs duragina kendisi gidiyor, otobüsüne biniyor ve otobüsten inerek isine gidebiliyordu. Günler günleri kovaladi, hiç bir problem yoktu. Yine bir gün otobüse binerken, soför: - Sizi kiskaniyorum, hanimefendi dedi. Kadin kendisine söylenip söylenmedigini anlayamadan, neden diyesordu. Soför:- Çünkü her sabah sizin arkanizdan genç bir deniz subayi otobüse biniyor ve bütün yol boyunca sevgi ile size bakiyor, otobüsten indikten sonra yesil isikta yolun karsisina geçmenizi bekliyor siz binaya girdikten sonra arkanizdan öpücükyollayip size her gün sevgiyle el salliyor, dedi.HERKESIN BU KADAR SEVMESI VE SEVILMESI, HEPSINDEN DE ÖNEMLISI BÖYLE BIR SEVGIYI HAK EDECEK INSANI BULMASI DILEGIYLE...
__________________
gülünhüznüyüm
11.07.2008, 12:59
En çok vedalardır yenilgiyi kabul etmemin, Dayanılmaz hazzını içimde bastırmamın, Geri gelmeyen bitik zamanın, Acısını sırtlanmak isteyişim. Korkmak istemezdim bu sefer aşk’ta korkutmak istemezdim senin o ürkek yüreğini. Deli cesareti derler ya onun gibi sarıp sarmalamak bedenime hapsetmekti hayalim. Aşk cesaret ister,güven ister,saygı bekler ve en çok karşılık diler. Nitekim bulunuyordu da içimizde ki yerinde durmayan kalbimizde sadece geçip giden zamana yenik düştük yenik düştüm o kadar. Genellikle yol ayrımlarımdır, Bitmek bilmeyen gözlerimde ki yağmurlarımdır, Bir yudum aşk’ı dudaklarımdan kalbime, Sızdırmamak isteyişim. Bekleyip de eli boş döndüm her seferin de sevgi dilencisi oldum. Yakıp yıktılar bu yüreğimi aşk o günden beri bir korku oldu bende bir kabus oldu rüyalarımda yağmur damlaları gibi şakır şakır süzülüp aktı gözlerimden. Seslenemedim belki de içim ürperdi ya sende alıp gidersen yüreğini söküp yüreğimden. Sonu olmayan aşklarımdır, Güvensizlikle bakan gözlerimin, Çoğunlukla çocuksu tarafımla küsüşlerimdir, Sensizliği kabullenmek isteyişim Çaresizim,ben daha kendimi sevmeyi beceremedim ki sana nasıl sevgimi ispatlayayım. Bir çığlık olsa sevdam dağlarda yankılansa sesi duyuramam gene de o kalbine kalbimde ki seni hissettiremem. Hep çocuk tarafımla oyunlarda bulundum da oyun deyip geçtim ve hep yenilgiyi kabullendim şimdi gene çocuk yanımı kullansam sen oyun değilsin ki aşk oyun değil ki bir kez oynayıp kaybettiğim de tekrar canım isteyince yanaşacağım. Sen benim için ne bir körebe nede bir saklambaçsın sadece kaybetmeye mahkum kılınan sevdamsın! Sadece kabullenmek zorunda olduğum sensizliğimsin! Sadece işte sadece bensizlikteki boş yerde duran sensizliksin! Elimden kayıp gitsen tutamam bir daha bittiğin yerde öylece kalakalırsın. Ama biliyorum sende Gideceksin, Biteceksin, Biteceğim!
gülünhüznüyüm
11.07.2008, 13:01
Gidiyor musun diye sorma bana. Gönderen sensin. Ne terk etmeyi istedim seni, ne de daha yasamadigimiz bu askin topraga gömmeyi. Senin kadar öfkeliyim bende senin kadar endiseli... Bir dokunusunla bin kenti yikacak güç verirdin bana, ama inandiramadim seni. Sen sorgularken beni kafanda ben gözlerinin içine bakiyordum kuskuyla. Bir tek sözün baglardi beni sana, oysa sen hep susmanin koynunda... Askin içine bir kez girdi mi kusku teslim alir bedenleri de. Sütten çikmis ak kasik degildim ama yalani sokmadim iki kisilik dünyamiza. O dünya ki bazen minicik bir odada bazen kentin ortasinda sekillendi. Nasil da güzeldi... Zaten varsin diye her sey güzeldi ama sen buna inanmadin. Ah bu sorular. Yasamak varken sevdayi delice, niye bogariz sorunlarla? Nasil ikna edebilirdim seni? Ben ask dedikçe sen dur dedin. Ben seninleyim dedikçe sen hayir dedin. Zaten az konusan sen olumsuz ne kadar sözcük varsa bulup çikardin ortaya. Ben bir sey diyemedim. Ne kadar zarar vermisim sana meger... Nasil degistirmisim seni. Oysa hiç böyle düsünmemistim. Kimseye zarar vermek istemem ben. Kimseyi oldugundan farkli bir hala getirmek istemem. Ama öyel oldu iste. Demek ki gitmelerin zamani simdi. Çocukluguna siginir atlatirsin bu aciyi. Ne sevismelerimiz kalir aklinda ne sevda sözlerimiz. Rahat degilim diyordun ya rahat ol artik. Gülüslerini saklaman için bir neden kalmadi. Tedirginliginin sebebi de kalkti ortadan... Gidisim yürekten degil, zorunluluktan. Sanma ki bu toy sevdayi baska kimliklere tasirim. Sanma ki benden sakladigin gülüsleri yalanci yüzlerde ararim. Seni de götürürüm yüregimde. Yoklugunu tasirim. Bulup bulup kaybettim seni. Ne yazik ki yoz-duman edemedim kuskularini, ne yazik ki kalamadin bana. Öpücügümün kokusu kalacak kapinin esiginde. Kokladikça bizi bir yanlisa mahkum ettigini anlayacaksin
gülünhüznüyüm
11.07.2008, 13:02
Bu Kadar Mi? Diyordun. Bu Kadar Mi Sevgin?Ya Sen Ne Sandin, Seni Sevdigimi Mi? Kiz Yikilmisti Telefon Basinda. Bir SeySoylemedi. Agliyordu Sessizce.Bir Ara Delikanli Kizin Hickirigini Duydu. "ne O Niye Konusmuyorsun? DegerMi? Olsun Bu Da Gecer." Senin Ayrildigini Soyleriz, Benim Icin Fark Etmez ''Dedi.. Bardagi Tasiran Bu Son Sozlere Kiz Dayanamadi.."anlamadin Mi Serserim ?" "sen Ya Da Ben Ne Fark Eder, AyrildigimizaAgliyorum, Sana, Senin Acinacak Haline"Delikanli Sustu.Oysa Genc Kiz Bunlari Soylerken Hala Seviyordu. Daha Oncede Sevmisti,Sevecekti. Ama Yapacak Bir Sey Yoktu. Bu Sozlerin Karsisinda Direnen GururuSandi. Gurur Ve Sevgi Ne Kadar Ters Iki Kelime. Ve Sonunda Sevgi Agir Basti.Telefonu Kapatirken; Delikanli Soguk Bir "elveda." Genc Kiz Ise GururunuAyaklar Altina Alarak Son Bir Defa: "seni Seviyorum" Dedi.Telefonu Kapatinca Delikanli Dusundu. Niye Yapmisti. Oysa Seviyordu, VeSevdigini Itiraf Etmek Icin Tekrar Telefona Sarildi.Ama Gec Kalmisti....Telefon Cevap Vermeyince, Kostu Genc Kizin Evine Gitti. Kalabalikti, SasirdiVe Aci Sela Sesiyle Irkildi. Icerden Agzinin Kenarindan Kan Akan Soguk BirCeset Cikti. Delikanli Yikildi Goz Yazlarini Tutamadi "elveda" DemedimUyan!!! Dediysede Kiz Uyanmadi. Bir Ara Kizin Elindeki Burusmus Kagit IlistiGozune. Bugulanmis Gozlerini Silerek Okudu. Sunlar Yaziyordu:Sevmek Bir SeySevilmek Her SeySevmek Ve Sevilmek Cok SeySevilmeden Sevmek En Zor Sey....
KELEBEK33
18.06.2009, 14:59
SEVGIYI HAK EDECEK INSANI BULMAKKadin her sabah oldugu gibi o gün de beyaz degnegi ve el yordami ile otobüse binmisti.soför: -Soldan üçüncü sira bos hanimefendi, dedi.Kadin 32 yasinda güzel bir bayandi ve esi oldukça yakisikli bir deniz subayi idi. Bundan bir kaç ay önce yanlis bir teshis sonucu gerçeklestirilen ameliyatla gözlerini kaybetmisti genç kadin ve asla göremeyecekti.Kocasi ameliyattan sonra aci gerçegi ögrenince yikilmis ve kendi kendine bir söz vermisti. Asla karisini yalniz birakmayacak, ona sonuna kadar destek olacak, kendi ayaklari üzerinde durana kadar cesaret verecekti. Günler geçiyordu. Kadin her geçengün kendini daha kötü hissediyor, çok sevdigi kocasina yük oldugunu düsünüyordu. Esinin bu içine kapanik, karamsar hali kocayi çok üzüyordu. Bir an önce bir seyler yapmasi gerekiyordu, karisi günden güne kendi içine kapanik dünyasindakayboluyordu. Bütün gün düsündü koca, nasil yardim edebilirim güzeller güzeli esime diye.Birden aklina esinin eski isi geldi. Geri dönmesini isteyecekti. Ama bunu ona nasil söyleyecekti, çünkü artik çok kirilgan ve nesesizdi. Bütün cesaretini toplayarak aksam karisina konuyu açti. Karisi dehsetle gözlerini açti:-Ben bunu nasil yaparim ben körüm, diye bagirdi. Kocasi ona destek olacagini, her sabah kendisinin ise birakacaginive aksamlari da is çikisinda alacagini ve ona çok güvendigini söyledi. Çünkü esini taniyordu ve bunu basarabilecegini biliyordu. Kadin büyük bir umutsuzlukla kabul etti çünkü esini çok seviyordu ve onu kirmakistemiyordu. Her sabah esini isine birakiyor ve aksamlari da aliyordu fedakar koca. Günler böyle ilerledi, karisi eskisinden biraz daha iyiydi. Fakat kocasi daha fazlasini istiyordu, kendisine söz vermisti sonuna kadar gidecekti. Aksam karisina:-Artik ise kendin gidip gelmelisin, dedi. Kadin sasirmisti. Bunu asla yapamayacagini söyledi. Kocasi ısrar edince onu yine kiramadi ve bütün cesaretini topladi. Bunu kendisi de istiyordu ama o kadar güveni yoktu.Sabahlari kadin artik otobüs duragina kendisi gidiyor, otobüsüne biniyor ve otobüsten inerek isine gidebiliyordu. Günler günleri kovaladi, hiç bir problem yoktu. Yine bir gün otobüse binerken, soför: - Sizi kiskaniyorum, hanimefendi dedi. Kadin kendisine söylenip söylenmedigini anlayamadan, neden diyesordu. Soför:- Çünkü her sabah sizin arkanizdan genç bir deniz subayi otobüse biniyor ve bütün yol boyunca sevgi ile size bakiyor, otobüsten indikten sonra yesil isikta yolun karsisina geçmenizi bekliyor siz binaya girdikten sonra arkanizdan öpücükyollayip size her gün sevgiyle el salliyor, dedi.HERKESIN BU KADAR SEVMESI VE SEVILMESI, HEPSINDEN DE ÖNEMLISI BÖYLE BIR SEVGIYI HAK EDECEK INSANI BULMASI DILEGIYLE...
__________________ÇOK GÜZEL CANIM PAYLAŞI M İÇİN ÇOK SAĞOL