sida
20.01.2011, 06:13
Ben kıskanç değilim ve kıskançlıktan hoşlanmam. Meselakıskanıldığında mutlu olan kadınlar vardır ya hani; "Beni seviyoooo"modeli. Hiç işim olmaz! Bilakis, kıskanılmak beni rahatsız eden birşey. Neden? Çünkü ben zaten frapan, kırmızı ruj, mini etek,diz üstü çizme modeli bir kadın değilim ki. Aksine çoğunlukla şişgözler, kahve fincanı ve laptop yaşayan bir kadına (bana) "gömleğinindüğmesini kapa" diye gelinmesi ben de karşımdakinin (kocam) eskiLatince bana izafiyet teorisi anlatması gibi geliyor.Demem o ki; ben kıskançlıkla meselesi olan bir kadınım.Sizi buna ikna ettiğimi umuyorum.
Pazar sabahı kahvaltı hazırlıyorum mutfakta. Sarhan'lagençler, gençlik ve oğlumuzun büyümüş halleri üzerine sohbet ediyoruz.Sarhan okumak konusunda obsesif bir adam olduğu için tüm eğitimlerineek olarak Boğaziçi Üniversitesinde MBA yapıyor. Sarhan: Mesela geçenlerde okula gittim, bu sene birincisınıfa başlayan kızları gördüm, oohooo nesil değişmiş, güzelleşmiş.Yok yani bizim zamanımızdaki gibi değil. O yüzden merak etme,Atahan'ın zamanında gelinin çok güzel olur. Ben: . Sarhan: Görsen bir, salına salına dolaşıyorlar ortada,makyajlar, topuklu ayakkabılar, bir de bakıyorlar ki kendilerine. Ben: . Sarhan: Zannedersin okulda değil podyumdalar, böyle birhavalar bir çalım, saçlar falan yapılı. Ben: Ayıp olacak aşkım şimdi biliyorum. Bir kadıneşiyle böyle konuşmaz ve bir hanımefendiye yakışmaz ama babamıbilirsin cinstir biraz. Çok sevdiğim bir lafı var -kulakları çınlasın-"sıçı**l**cak ağız g**te yakın gelir" der. Bu özlü sözümüz ışığındabilmeni isterim, sen hızla irtifa kaybediyorsun. Sarhan: Hı? Ben: Hı! Şöyle! Sen şimdi bana böööyyle ağzınındolusuyla ne anlatıyorsun? Kanka mıyız biz? Soyunma odasında mıyız?Birazdan havluyla birbirimize mi vurucaz? Ne? Sarhan: Ammaaaaaaannnnn Ben: Kim topuklu? Kim salınıyor? Ne diyorsun? Allahıns*ç*rtmaları, dünkü çocuklar. Salınsalar neyi sallayacaklar? Sarhan: Mehtap saçmalama Allahaşkına yaaaa. Beni bilmezgibi. Ben bir gözlemimi anlattım. Ben: Sen beni pek bilemiyorsun sanırım hayatım. Çünkü-bir- bilsen dersin ki; "ben özneyi, yüklemi böyle dizersem, bu kadındolaylı tümleçi alır, ağzımdan sokar kulağımdan çıkarır" -ki kulakburada mecazi-! Ve iki; senin o "gözlemini" var ya, ovalamadan,durulamadan parlatırım Sarhan! Bilmem anlatabildim mi? Sarhan: Tatlım. Ben: Tatlım diye gelme bana, sende tat alma duyusu olsadaha ağda kaynatmayı bilmeyen "jilet" jenerasyonundan, solaryumununrengi açılmasın diye keseye paketinde bile ellemeyen, hijyendenanladığı makyaj temizleme mendili olan çoluğu çocuğu "kadın" diyesunmazsın. Kız o "havalıların" çoğu biraz terlesin, kirleri kabarmazsaadiyim! Sarhan: KIZ?!? Hakikaten hastasın! Ben: Tamam hepsi böyle değil mutlaka, bizim gibianaları olanlar kız gibi kız büyütüyordur ama çoğu hem pasaklı hempaçoz, kadınlıkla alakasız, kuaförden kuaföre saç yıkatan şeylerbunlar. Sarhan: . Ben: Kadın var ya kadın! Kadın banyodan pespembe çıkar.Vücudundan süzülen su kalçasındaki minik beyaz çatlağa geldiğinde,işte tam orada görürsün yaşanmışlığı. Gözlerinin kenarındaki minikçizgi görerek bakmayı öğrenmiş gözlerine anlam katar. Elleriniuzattığında nasıl dokunacağını bilir ve nasıl dokunulmasını istediğinide. KADIN; dik memelerden, sıkı kalçalardan fazlasıdır aslanım! İnektede meme var. Ve zaten bütün memelerin akıbeti aynıdır. Ama KADIN;sarksa da çatlasa da, kendini sevmeyi öğrenen ve hayatıngetirdikleriyle daha da lezzetlenmiş, derinleşmiş olandır. Sarhan: . Ben: Senin o "havalıların" bakkaldan alınmış enerjiiçeceğidir. Hızlı içilir, enerji verir, iyi gelir. Ama sabahkalktığında idrarında bile görmezsin izini. KADIN su katılmamışTekirdağ rakısı gibidir. Çok duru olmayı da bilir ama bir parça buzile tüm rengi değişir. Sofra, sohbet gerektirir, yavaş yavaş içersin.Yanında kavun ister, peynir ister, ud ister. Yavaş yavaş çarpar seni.Ve sabah kalktığında, dilinde akşamdan kalma anason tadı. Hala misgibi kavun kokusu burnunda. "ulan haftaya yine gitsek" dersin. Sarhan: !!!!!! Ben: Hım, devam et tatlım sen, kızlar diyordun. Çok mu havalılar? Sarhan: . Ben: .. Sarhan: Atahan'ı erken yatıralım bu akşam Kıskanç değilim sevgili okur. Sevmem kıskançlığı.Buradaki doğru kelime "kızmak". Bir çift kavunun yaşanmışlıktan,görmüşlükten, tecrübeden mühim sanan şovenist zihniyet. Erkeklerin,kadınların yaşla kadınlaştığını anlamaması, ergenlik sonrasıylakadınlığı karşılaştırması. Bir kadın kendine güvendiği kadar çekicidir. Kendinegüven ise dik bir kalçadan fazlasını gerektirir. Bizim unutmamamız gereken şey popo sonuçta s**makiçindir. Ve karşınızdaki erkek, sadece bu noktanıza fokuslanıyor ve"güzellik" ölçüsü olarak bunu alıyorsa o erkek değil büyük olasılıklafosseptiktir. Böyle bir modelle karşı karşıyaysanız yapmanız gerekenasla moralinizi bozmak değil sifonu çekmektir. Bizim gibi kadınlar rakı gibidir, buz gibi, mis gibi.Tenimizde tuzlu deniz suyu kokusu, yediğimiz her kazık, döktüğümüz hergözyaşıyla güzelleşmiş. Anlamlı bakmayı öğrenmiş. Zenginleşmiş. Kıymetimizi bilene içimizde balık olmanın tadını,huzurunu, şehvetini verebiliriz. Ama içmeyi beceremeyeni de çarpmayı bilmeliyiz! (Bu yazım tüm kadınlara ama özellikle bir kadınahediyemdir. O sözün aklımdan çıkmıyor arkadaşım. Senin gibi kadınınyanında bir erkek, ancak haddiyse durabilir.)
Pazar sabahı kahvaltı hazırlıyorum mutfakta. Sarhan'lagençler, gençlik ve oğlumuzun büyümüş halleri üzerine sohbet ediyoruz.Sarhan okumak konusunda obsesif bir adam olduğu için tüm eğitimlerineek olarak Boğaziçi Üniversitesinde MBA yapıyor. Sarhan: Mesela geçenlerde okula gittim, bu sene birincisınıfa başlayan kızları gördüm, oohooo nesil değişmiş, güzelleşmiş.Yok yani bizim zamanımızdaki gibi değil. O yüzden merak etme,Atahan'ın zamanında gelinin çok güzel olur. Ben: . Sarhan: Görsen bir, salına salına dolaşıyorlar ortada,makyajlar, topuklu ayakkabılar, bir de bakıyorlar ki kendilerine. Ben: . Sarhan: Zannedersin okulda değil podyumdalar, böyle birhavalar bir çalım, saçlar falan yapılı. Ben: Ayıp olacak aşkım şimdi biliyorum. Bir kadıneşiyle böyle konuşmaz ve bir hanımefendiye yakışmaz ama babamıbilirsin cinstir biraz. Çok sevdiğim bir lafı var -kulakları çınlasın-"sıçı**l**cak ağız g**te yakın gelir" der. Bu özlü sözümüz ışığındabilmeni isterim, sen hızla irtifa kaybediyorsun. Sarhan: Hı? Ben: Hı! Şöyle! Sen şimdi bana böööyyle ağzınındolusuyla ne anlatıyorsun? Kanka mıyız biz? Soyunma odasında mıyız?Birazdan havluyla birbirimize mi vurucaz? Ne? Sarhan: Ammaaaaaaannnnn Ben: Kim topuklu? Kim salınıyor? Ne diyorsun? Allahıns*ç*rtmaları, dünkü çocuklar. Salınsalar neyi sallayacaklar? Sarhan: Mehtap saçmalama Allahaşkına yaaaa. Beni bilmezgibi. Ben bir gözlemimi anlattım. Ben: Sen beni pek bilemiyorsun sanırım hayatım. Çünkü-bir- bilsen dersin ki; "ben özneyi, yüklemi böyle dizersem, bu kadındolaylı tümleçi alır, ağzımdan sokar kulağımdan çıkarır" -ki kulakburada mecazi-! Ve iki; senin o "gözlemini" var ya, ovalamadan,durulamadan parlatırım Sarhan! Bilmem anlatabildim mi? Sarhan: Tatlım. Ben: Tatlım diye gelme bana, sende tat alma duyusu olsadaha ağda kaynatmayı bilmeyen "jilet" jenerasyonundan, solaryumununrengi açılmasın diye keseye paketinde bile ellemeyen, hijyendenanladığı makyaj temizleme mendili olan çoluğu çocuğu "kadın" diyesunmazsın. Kız o "havalıların" çoğu biraz terlesin, kirleri kabarmazsaadiyim! Sarhan: KIZ?!? Hakikaten hastasın! Ben: Tamam hepsi böyle değil mutlaka, bizim gibianaları olanlar kız gibi kız büyütüyordur ama çoğu hem pasaklı hempaçoz, kadınlıkla alakasız, kuaförden kuaföre saç yıkatan şeylerbunlar. Sarhan: . Ben: Kadın var ya kadın! Kadın banyodan pespembe çıkar.Vücudundan süzülen su kalçasındaki minik beyaz çatlağa geldiğinde,işte tam orada görürsün yaşanmışlığı. Gözlerinin kenarındaki minikçizgi görerek bakmayı öğrenmiş gözlerine anlam katar. Elleriniuzattığında nasıl dokunacağını bilir ve nasıl dokunulmasını istediğinide. KADIN; dik memelerden, sıkı kalçalardan fazlasıdır aslanım! İnektede meme var. Ve zaten bütün memelerin akıbeti aynıdır. Ama KADIN;sarksa da çatlasa da, kendini sevmeyi öğrenen ve hayatıngetirdikleriyle daha da lezzetlenmiş, derinleşmiş olandır. Sarhan: . Ben: Senin o "havalıların" bakkaldan alınmış enerjiiçeceğidir. Hızlı içilir, enerji verir, iyi gelir. Ama sabahkalktığında idrarında bile görmezsin izini. KADIN su katılmamışTekirdağ rakısı gibidir. Çok duru olmayı da bilir ama bir parça buzile tüm rengi değişir. Sofra, sohbet gerektirir, yavaş yavaş içersin.Yanında kavun ister, peynir ister, ud ister. Yavaş yavaş çarpar seni.Ve sabah kalktığında, dilinde akşamdan kalma anason tadı. Hala misgibi kavun kokusu burnunda. "ulan haftaya yine gitsek" dersin. Sarhan: !!!!!! Ben: Hım, devam et tatlım sen, kızlar diyordun. Çok mu havalılar? Sarhan: . Ben: .. Sarhan: Atahan'ı erken yatıralım bu akşam Kıskanç değilim sevgili okur. Sevmem kıskançlığı.Buradaki doğru kelime "kızmak". Bir çift kavunun yaşanmışlıktan,görmüşlükten, tecrübeden mühim sanan şovenist zihniyet. Erkeklerin,kadınların yaşla kadınlaştığını anlamaması, ergenlik sonrasıylakadınlığı karşılaştırması. Bir kadın kendine güvendiği kadar çekicidir. Kendinegüven ise dik bir kalçadan fazlasını gerektirir. Bizim unutmamamız gereken şey popo sonuçta s**makiçindir. Ve karşınızdaki erkek, sadece bu noktanıza fokuslanıyor ve"güzellik" ölçüsü olarak bunu alıyorsa o erkek değil büyük olasılıklafosseptiktir. Böyle bir modelle karşı karşıyaysanız yapmanız gerekenasla moralinizi bozmak değil sifonu çekmektir. Bizim gibi kadınlar rakı gibidir, buz gibi, mis gibi.Tenimizde tuzlu deniz suyu kokusu, yediğimiz her kazık, döktüğümüz hergözyaşıyla güzelleşmiş. Anlamlı bakmayı öğrenmiş. Zenginleşmiş. Kıymetimizi bilene içimizde balık olmanın tadını,huzurunu, şehvetini verebiliriz. Ama içmeyi beceremeyeni de çarpmayı bilmeliyiz! (Bu yazım tüm kadınlara ama özellikle bir kadınahediyemdir. O sözün aklımdan çıkmıyor arkadaşım. Senin gibi kadınınyanında bir erkek, ancak haddiyse durabilir.)