View Full Version: En Güzel Kız İsimleri Ve Anlamları

FReDy_GirL
24.02.2007, 01:48
A
AÇANGÜL: Açılan gül çiçeğiAÇELYA: Fundagillerden çok renkli çiçekler açan bitkiAFET: Ortalığı birbirine katacak kadar güzel kadınAFİFE : Namuslu, namusuna çok düşkün olanAFİTAP : 1.Güneş. 2. Çok güzel, parlak yüzlü kadınAHENK: UyumAHSEN: Çok güzel, olağanüstü güzelAHU: Ceylan, karaca 2.Çok güzel,ince,zarif kadın.AHUCAN: Çok güzel dost.AHUEDA:Nazlı güzel.AHUELA:Çok güzel gözlü.AHUGÜL: Çok güzel.AHUNAZ: Nazlı güzel,nazenin.AHUNİSA:Çok güzel kadın.AHUNUR:Göz kamaştıran güzelliğe sahip olan.AJDA:Filiz,sürgün. Çok genç.AJLAN: Hızlı, çabuk, telaşlıAKASYA: Güzel kokulu bir süs bitkisiAKEL: Eli uğurlu anlamındaAKGÜN: Parlak gün, uğurlu gün, ışıklı günAKSEV:Aydınlığı sev,ışık saçAKSU: Anadolu'da değişik boylarda bir çok akarsuyun adıAKŞIN: Beyaz tenli kadınAKTAN: Ak renkli tan; Kutlu tan, uğurlu tanALA: Ela karışık renkli, alaca; Benekli; Tam olgunlaşmamış, yarı olmuşALAGÜL:Çok renkli gül.ALÇİÇEK:Kırmızı çiçek.ALÇİN: Kızıl renkli küçük bir kuşALEDA: Nazlı, kaprisliALEV: Yanan cisimlerin görüntüsünü tarif etmek için kullanılan bir kelimeALEYNA: Bizim üzerimize olsunALGIN: Birine gönül vermiş, vurgun, tutkunALGÜL:Kırmızı gül. Gül kırmızısıALIM: Gözü gönlü çeken nitelik, çekicilik, gönül çelen güzellik, albeniALTIN: Yüksek değerli bir madenAMİNE:Yüreğinde korku olmayan.ANDAÇ: Anılar, hatıralarANIL: Başkaları tarafından sözün edilsinANKA: Kaf Dağı'nda bulunduğu söylenen masal kuşuARIN: Arı, katışıksız, temiz, kirden uzakARKIN: Yavaş, ağır, sakinARMAĞAN: Hediye, ödülARMİNA: Emine, korkusuz, yürekliARNİSA: Çok namuslu kadınARSU: Su kadar berrakARYA: Operada sanatçının orkestra eşliğinde söylediği uzun şarkıARZU: Herhangi bir şey için duyulan aşırı istekARZUCAN:Candan isteyen.ARZUGÜL:İstenilen,beğenilen gül.ARZUM:İsteğim,dileğim,hevesim.ARZUNAZ:Naz yapan,nazenin.ASENA: Dişi kurt, güzel kızASLI:Temelli,köklü. Bir şeyin benzeri.ASLICAN:Özü can gibi sevgiliASLIHAN:Han soyundan gelen.ASLINAZ:Nazlı olması geçmişinden gelen.ASLINUR:Nur saçan bir geçmişi olan.ASU: Azgın, huysuz,isyan eden. Afacan.ASUDE: Rahat, huzur içinde olanASUELA: Ela gözlü yaramazASUMAN: GökyüzüASYA: Dünyanın en büyük kıtasıAŞINA:Bildik,tanıdık.AŞKIM:Sevdiğim,sevgilim.AŞKIN: Aşmış, ileriAYBEN: Ben ayım anlamındaAYBENİZ:Ay gibi parlak tenli,ay benizli.AYBİKE: Ay gibi güzel kızAYBİRGEN: Ay verenAYCAN:Ay gibi sevilen,aydınlık can.AYÇA: Yay biçimindeki ay,Hilal.AYÇAĞ:Ay gibi parlak çağ.AYÇAN:Ay gibi aydınlık kişi.AYÇİÇEK: Gün çiçekAYDA: Dere kıyılarında yetişen bir bitkiAYDAN: Güzelliğini aydan almış,ay gibi parlak ve güzelAYDENİZ: Hem ay, hem de denizAYDONAT: Işık donat, parlaklık donat anlamındaAYEVİ: Ay çevresinde oluşan ışık çemberiAYGEN: Gönül arkadaşıAYGÖNÜL:Güzel gönüllü.AYGÜN: Hem ay, hem günAYKAL: Ay gibi parlak ve ışıklı kalAYKIZ: Ay+KızAYKUT: Kutlu ay, uğurlu ayAYLA: Bazı yıldızların ve ayın etrafındaki ışık çemberiAYLAN:Ay gibi güzel değerlere sahip olan.AYLİN: AYLA ile aynı anlamdadırAYNUR:Ay ışığıAYPERİ:Ay ve peri gibi çok güzel.AYSAR: Ayın evrelerine göre huyu değişen kimseAYSEL:Ay gibi olan güzelliğiyle nam salmış olanAYSEMA:Ay gibi parıldayan yüz.AYSEREN:Güzelliğini gözler önüne seren.AYSIN: Sen aysın, ay kadar güzelsinAYSU: Ay gibi parıltılı ve su gibi berrak.AYSUN:Ay gibi ışıltılı ve güzel.AYŞE: Rahat ve huzur içinde yaşayanAYŞEGÜL:Güller içinde mutlu yaşayan.AYŞEN:Neşeli,gülen,aydınlık.AYŞENUR: Ayşe+NurAYŞIL: Ay ışığıAYŞİM,AYŞİN:Parlak ışık saçan.AYTEN:Güzel bir tene sahip olan.AYTU:Aya benzeyen tuğlu.AZİZE:Saygın,sevgili,kutsal.AZRA: Üstünde hiç yürünmemiş kum; Yeni yetme kız

FReDy_GirL
24.02.2007, 01:48
BBADE: Aşk, kutsal sevgiBAHA: Değerli, kıymeti çokBAHAR: Yazla kış arasında olan mevsim. Güzellik,gençlik çağı.BAHARGÜL:Bahar gülü.BALA: Yavru çocukBALCA: Bal gibi, bala benzerBALIN: Yar, sevgiliBALKIN: Pırıldayan, parlakBALKIZ: Bal kadar tatlı kızBANU: Prenses; Hanımefendi. Yeni evli gelin.BANUHAN:Hatun hükümdar.BAŞAK: Ekinlerin tanelerini taşıyan baş kısmıBEDİZ: Resim, tasvir, süs, bezekBEGÜM: Hanım; Kadın hükümdar.BEHİN: İyinin iyisiBEHİYE:Güzel.BELDE: Memleket, şehir, kasabaBELEMİR: Peygamber çiçeği olarak biliniyor. Açtığı kokusunun dağılmasıyla anlaşılan gizli çiçek anlamındaBELEN: Bel, geçit; İki dağ arasından geçen yolBELFÜ: Kar tanesiBELGİ: İşaretBELGİN: Kesin ve eksiksiz belirlenenBELGÜN:Aydınlık gün.BELİN:Korku ile şaşkın şakın bakmak.BELİZ: İşaret, iz; alametBELKIS:Efsaneye göre Hz. Süleyman zamanındaki Saba melikesinin adı.BELMA:Uysal,sakin.BELUR:Billur,billurdan olan.BENAN: Parmak uçlarıBENAY: Ben ayım, ay gibiyimBENEK: Namuslu kadınBENGİ,BENGÜ: Ölümsüz, sonsuzBENGİSU: Ölümsüzlük suyuBENGÜL:Gül gibi.BENİZ: YüzBENNUR:Işık saçan.BERGÜZAR: Anılmak için verilen şey, andaçBERİA: Olgunluk ve güzelliğiyle üstün olan sevgiliBERİL: ZümrütBERİN,BERRİN: En yüksek, en ulu anlamındaBERKE: Zerdali, kayısı. Kamçı, değnekBERNA: Bağlı, bağlanmış; Genç, körpe, delikanlıBERRAK: DuruBERRAN: Keskin, kesiciBESİME:Sevimli,güler yüzlü.BESİSU: Bitkilerin damarlarında dolaşan besleyici suBESTE: Bir müzik parçasını oluşturan ezgilerin tümüBESTEGÜL:Gül kadar güzel ve duygulu.BESTENİGAR: Türk müziğinde bileşik bir makamBETÜL,BETİL: Erkeklerden çekinen namuslu kadın, Hz. Meryem ve Hz. Fatma`nın diğer isimleriBEYZA: Çok beyaz, lekesizBİGE:Evlenmemiş,çocuk doğurmamış olan. Sultan.BİHTER: Daha iyi, en iyiBİKE: Evlenmemiş, çocuğu olmamış kadınBİLCAN:Bilgili dost.BİLGE: Çok bilgili ve bilgisini yararlı kullanan kişiBİLGET: Havadis, malumatBİLGÜN: Bil+GünBİLHAN: Çok bilgiliBİLLUR: Pek duru, pürüzsüzBİLNAZ:Çok naz eden.BİLNUR:Bilge kişi.BİNAY:Öylesine güzel ki bin ay eder.BİNGÜL: Gülü bol; Gül bahçesiBİNNAZ: Çok nazlı,cilveli,kaprisli.BİNNUR:Çok ışıklı, ışığı gürBİRAY: Ay gibi tek, eşsizBİRBET: Yüzü benzersizBİRGEN: Yalnız, yalnızlığa alışkınBİRİCİK: Bir tane, tek, emsalsizBİRGÜL: Tek ve güzel bir gül.BİRSEN: Yalnız senBİRSU:"Bir içim su" denilebilecek kadar güzel olan.BUKET: Çiçek demetiBURCU: Güzel koku, ıtırBURÇAK: Bir bitkiBURÇİN: Dişi geyikBUSE: ÖpücükBÜGE:Bent,su benti.BÜKÜM: Bükme eylemiBÜŞRA: Müjde, sevinçli haber

FReDy_GirL
24.02.2007, 01:50
CCAHİDE:Çalışıp çabalayan.CANAN: Gönülden sevilmiş, yar.CANAY:Ay gibi temiz.CANDAN: İçten, gönüldenCANDAŞ: Candan, değerli dostCANEDA: İçten, sevimli kişiCANEL:İçten,candan uzatılan dostluk eli.CANFEZA: Müzikte bileşik bir makamCANKIZ: Sevilen, sevimli, şirin kızCANKUT: Sevimli, cana yakınCANSEL:Hayat veren su.CANSIN:İçten,gönüldensin.CANSU: Can suyu. Hayat veren su.CAVİDAN:Sürekli,kalıcı olan,sonsuz.CELİLE:Büyük,ulu.CEMİLE:Hatır hoşluğu için yapılan hareket.CEMRE: Ateş parçası, kor; Şubat ayında bir hafta arayla hava, su ve toprakta oluştuğu sanılan sıcaklık yükselişi CENNET:Çok güzel yer. İyilik yapanların,günahsızların öldükten sonra mutluluğa kavuşacaklarına inanılan yer.CEREN: Çok hızlı koşan, gözlerinin güzelliğiyle ünlü, ince bacaklı, zarif hayvan; ceylanCEVHER:Bir şeyin özü. Güç,enerji.CEVZA: İkizler burcunun eski adıCEYDA: İnce-uzun boyunlu ve güzelCEYLAN: Süzgün ve tatlı bakışlı. Yapısı ince ve uyumlu olan. Gözlerinin güzelliğiyle ünlü zarif,ince bacaklı memeli.CİHANBANU:Dünya hükümdarı.CİHANNUR:Alemi aydınlatan nurlu ışık.

FReDy_GirL
24.02.2007, 01:51
ÇÇAĞ: Belirli bir özellik göz önünde bulundurularak ele alınan zaman dilimiÇAĞLA Badem, kayısı,erik gibi yemişlerin olgunlaşmamış haliÇAĞRI:Davet. Doğan kuşu. Mavi hareli göz.ÇIĞLIK: İnce ve keskin bağırış.ÇİÇEK: Bir bitkinin değişik renklerle bezenmiş kokulu bölümüÇİĞDEM: Akdeniz çevresinde yetişen çok renkli kır bitkisiÇİLEN:Hafif yağan yağmur,çisenti.ÇİLER: Şarkılar söyleyen, şakıyanÇİSİL: İnce ince yağan yağmur

FReDy_GirL
24.02.2007, 01:54
DDAMLA:Çok küçük miktarda su. Çok az.DAMLA: Yağmur ya da bir sıvının çok küçük yuvarlak biçimli parçasıDEFNE: Yaprakları güzel kokulu, yaz-kış yeşil olan bir bitkiDEMET: Çiçek bağlamı, desteDEMRE: Noel Baba'nın doğduğu sanılan tarihi yerDENİZ: Yeryüzünün çoğunu örten engin suDEREN: Toplayan, düzenleyen, pekiştirenDERİN: Sığ olmayanDERYA: Büyük deniz anlamındaDERYANUR:Bilgisiyle ışık saçan.DESEN: Çiçek, çizgi gibi süs şekilleriDESTE:Bağlam,demet.DESTEGÜL: Mevlevi dervişlerinin giydiği ince kumaştan yelek. Bağlanmış gül demeti.DEVİN: Hareket, kımıldanışDEVİNSU:Suyun ritmik hareketleri. Akarsu.DEVRİM: Yerleşik toplumsal düzenini , köklü, hızlı ve geniş kapsamlı olarak değiştirme.DEVRİN:Bir kişi veya olayın gündemde olduğu tarih dönemi.DİCLE: Bir nehir adı. Ulu ırmak.DİDAR:Güzel yüz. Görme.DİDE: Göz, göz bebeğiDİDEM: Gözüm gibi sevdiğim, sevgilimDİLA:Gönlümü çalan.DİLAN:Gönüllerce olan,yürekler dolusu.DİLARA: Gönül alan, gönül okşayan.DİLAY: Gönle ışık saçan, ay kadar güzelDİLBER:Gönlü yakan güzel. Alımlı güzel kadın.DİLDAR: Gönlü baskı altında tutan sevgiliDİLDE: Ünü her tarafa yayılmış, herkesin konuştuğu, herkesin dilinde olan kimseDİLEK: İstek, rica,arzu.DİLEM: Gönül ilacıDİLER: Dilemek eylemindenDİLHAN: İçten ve yürekten konuşanDİLNİŞİN: Gönülde yer tutan,hoş,güzelDİLRÜBA: Gönlü şen,dertsizDİLSEREN:Hatiplik yeteneğini gözler önüne seren.DİLSU: Dil+SuDİLŞAH: Gönül şahı,sevgili,sultan.DOĞA: Yaradılış ve yapı özelliklerinin tümü; TabiatDOĞANGÜN: Doğmakta olan günDOĞAY: Ayın yeni doğuş haliDOĞU: Güneşin doğduğu ana yönDOLUNAY:Ayın tam yuvarlak olduğu anDORA: Doruk, zirveDURUGÜL:Gül gibi temiz olan.DUYGU: Kişi, olay ve nesnelerin bireyin iç dünyasında uyandırdığı izlenimDUYGUN:Duygulu,hassas,hisli kişi.DUYGUNİSA:Duygulu,hassas kadın.DÜŞÜM: Hayalimdeki, düşlediğim, istediğim anlamında

FReDy_GirL
24.02.2007, 03:12
EEBRU:1.Keman kaş. 2.Bulut rengi. 3.Bir sanat dalıECE: Kraliçe. Güzel kız,kadın.ECEGÜN: Çok güzel bir günde doğanECEM: Kraliçem, sevgili kraliçe anlamındaECENAZ:Nazlı güzel.ECESU:Su gibi berrak ve güzel.ECMEL: Çok güzelEDA: Naz, cilve. Davranış,tavır. Verme,ödeme. (Namaz için)kılma,yerine getirme. Üslup.EFİL:Rüzgar,dalgalanma.EFSUN: Büyü, sihirEGE: Türkiye'nin batısında yer alan denizELANAZ:Ela gözlü,nazlı güzel.ELANUR:Ela gözleriyle nur saçan.ELÇİN: Deste, tutamELİF: Kibar, narin yapılı, ince-uzun boylu kız.ELİFE:Tutku,istek,alışılan şey.ELİZ:El izi.ELVAN: Renkler,çeşitler.EMEL:Arzu,özlem.EMET: Bereket, bollukEMİNE: İnanılır,güvenilir.ENER: Dağ eteğiEREM: CennetERENDİZ: Jüpiter gezegeninin adıERÇİL: Doğru,inanılır,güvenilir kişi.ERDA: Beyaz karınca.ERKE: Enerji, iş başarma gücü; NazlıERNA: İşveli,cilveli,şen şakrak sevgili.ESEN: Sağlıklı, salimESENGÜL: Rüzgar gibi esen,Gül gibi güzel kokan.ESER: Emek sonucu ortaya çıkan ürün, yapıt; Yok olmuş bir nesneden kalan parçaESİM: Rüzgar gibi olan.ESİN: Sabah rüzgarıESMA: İsimler,adlar. Çok yüksek olan.ESMACAN: Adı can olan.ESMAGÜL: Adı gül.ESMANUR: Adı nur.ESNA: Yüksek, yüce. Bir işin yapıldığı an.ESRA: En çabuk, çok çabukEŞAY: Ayin güzelliğiyle eşdeğer güzelliğe sahip olan.EŞLEM: Selametli, güvenilirEVA: Havva. Yaratılan ilk kadın.EVİN: Bir şeyin içindeki öz; Buğday tanesinin olgunlaşmış içi, özüEYLÜL: Sonbaharda bir ay adıEZGİ: Melodi, şarkı, türküEZGİN: Sesi düzenli gelen. Paraca durumu bozuk olan. Çok sıkıntı çekmiş.

FReDy_GirL
24.02.2007, 03:12
FFATMA: Çocuğunu sütten kesen kadın.FATMAGÜL: Gül gibi güzel yeni anne olmuş kadın .FAZİLET: Erdemli, iyi ahlaklıFERAH: Aydınlık, iç açıcıFERAHGÜL: Güzelliğiyle neşe saçan.FERAHNUR: İnsanın gönlünü ışık saçarak aydınlatanFERAY: Ay ışığı, ayın parlaklığı,ışıltı saçması.FERCAN: İnsanın ruhuna aydınlık veren bir içtenliğe sahip olanFERDA: Gelecek zaman, yarın; KıyametFERDACAN: İçtenliğini hiç kaybetmeyecek olan.FERHAN: Sevinçli, gönlü hoşFERİ: Köke değil dallara ait olan. İkinci derecede olan.FERİDE: Eşi benzeri olmayan,tek. Çok değerli inci.FERİS: Şık,zarif.FERİSU: Temizliği ve berraklığıyla ışık saçan.FERNUR: Aydınlık,ışık.FERSUDE: Eskimiş,yıpranmış,örselenmiş.FERZİN: KraliçeFEYZA: Bolluk, çokluk, bereket. Taşkın.FEZA: Boşluk, sinirsizlik; UzayFİDAN: Yeni yetişen ağaçFİGEN: Yaralayan, kıranFİLİZ: Tohumdan çıkan sürgün. İnce ve güzel vücutlu.FİRDEVS: Cennetler. Cennet bahçeleri.FİRUZE: Açık mavi renkte, değerli bir süs taşıFULYA: Nergisgillerden güzel kokulu sarı bir çiçekFUNDA: Çalı ormanı, çalılık; Püskül, tepelikFÜRUZAN: Parlayan, parlakFÜSUN: Büyü

FReDy_GirL
24.02.2007, 03:12
GGAMZE: Göz kırpma, gözle işaret; Nazlı bakma; Gülerken bazı kişilerde yanaklarda beliren çukurGAYE: Amaç, erekGAZAL: Ak geyik, ahu; Geyik yavrusu; Güzel söz (mecazi)GAZEL: Konusu daha çok sevgi ve içki olan, manzume; Tek kişinin özel ahenkte okuduğu müzik parçası; Sonbahar vaktinde düşen yapraklarGECE: Gün batımından ağarmasına kadar geçen süreGELİNCİK: Yazın kırlarda yetişen parlak kırmızı renkli bir çiçekGENCAY: Yeni doğmuş ay; Hilal biçimindeki ayGERÇEK: Yakıştırma veya yalanı olmayanGİZEM: Sır; Aklın erişemediği çözülemeyen şeyGONCA: Tam açılmamış çiçekGONCAGÜL: Gül goncası.GÖK: Yerin göz ile görülebilen ufuklarından başlayarak yukarıda kubbenin içi gibi gözüken sonsuz boşluk; Mavi renkGÖKAY: Hem gök, hem ay; Güzel ayGÖKBEN: Ben gökyüzü anlamındaGÖKÇE: Gök mavisi, mavi gözlü güzelGÖKÇENAZ: Nazlı mavi.GÖKSU: Türkiye'nin çeşitli yerlerinde bulunan akarsuların adıGÖKYEL: Kuzeydoğudan esen rüzgar, poyrazGÖNEN: Rutubet, yaşlık; Ekilecek toprağın tavlandırılmasıGÖNÜL: İstek, arzu, sevgi.GÖNÜLGÜL: Gül gibi zarif bir gönlü olan.GÖRKE: HeybetliGÖRKEM: Göz alıcı ve gösterişli olma durumu,ihtişam.GÖZDE: Çok sevilen, beğenilen nitelikte olan. Çok güzel.GÖZDEM: Beğendiğim,sevdiğim,saydığım,bitanem.GÖZDENAZ: Nazlı güzel.GÖZDENUR: İnsanlara vermiş olduğu iç huzurla herkesin beğenisini kazanan.GÖZEN: İlgi çekici, samimi; Sulak yer; PınarGÜHER: CevherGÜL: Gülgillerin örneği olan bitki ve bunun çiçeğine verilen ad; Gülmek eyleminden gülGÜLAL: Gülün kırmızısı gibi güzel.GÜLAY: Gül gibi güzel, ay gibi aydınlık olan.GÜLBAHAR: Ebru yapmakta kullanılan koyu kırmızı toprak rengiGÜLBEN: Gül yüzlü,gül gibi beni olan.GÜLBİN: Gül fidanı, gül yetişen yer.GÜLCAN: Gül gibi güzel kişi.GÜLCE: Gül gibi.GÜLÇİÇEK: Her yönüyle güzel olan.GÜLÇİN: Gül toplayan, gül seven.GÜLDEN: Güle ilişkin, gülden yapılmış. Gül soluklu.GÜLEDA: Gül gibi güzel ve nazlı.GÜLEN: Güleç yüzlü, mutlu anlamındaGÜLENAY: Güleç ay, gülümseyen ay; Ay gibi gülümseyen güzelGÜLFEM: Ağzı gül gibi olanGÜLFER: Zarifliği ve güzelliğiyle göz kamaştıran.GÜLGEN: Güler yüzlüGÜLGÜN: Gül renkli; Gülen, gülümseyenGÜLHAN: Gül kadar çok sevilen, han, hakanGÜLİN: Güzel,zarif.GÜLİNAZ: Nazlı,güzel.GÜLİSTAN: Gül bahçesiGÜLİZ: Gül yetiştirenGÜLİZAR: Al yanaklı, gül yanaklı; Alaturka müzikte bir bileşik bir makamGÜLNİHAL: Gül fidanı.GÜLNİSA: Gül gibi kadınlar anlamındaGÜLNUR: Işık saçan güzellik.GÜLPERİ: Gizemli gül, saklı gül. GÜLRİZ: Gül saçanGÜLRU: Gül yüzlü, gül yanaklıGÜLSANEM: Çok güzel kadın.GÜLSELİ(N): Coşkulu bir güzelliğe sahip olan.GÜLSU: Gül ve su gibi güzelGÜLSÜN: Yaşam boyu yüzü gülsün anlamındaGÜLŞAH: Gül dalı; Güzelliğiyle ün salmış olanGÜLŞEN: Gül bahçesiGÜLTEN: Gül tenli, vücudu gül gibiGÜLÜM: Bana ait olan gül. Canım.GÜLÜMSE: Tebessüm etGÜN: 24 saatlik zaman dilimi; Güneşin yeryüzüne gönderdiği ışık; Güneş, yaşamGÜNAL: Işık al, ışıklı olGÜNAY: Hem gün, hem ayGÜNÇİÇEK: Ay çiçekGÜNDÜZ: Günün aydınlık bölümüGÜNEŞ: Çevresindeki gezegenlere ısı ve ışık veren büyük gök cismiGÜNEY: Her zaman güneş gören, güneşli yer; Bir yönGÜNHAN: Oğuzhan'ın altı oğlundan biriGÜNNAZ: Nazlı kişi.GÜNNUR: Güneş gibi ışık saçan.GÜRAY: Bol ışıklı ay, güçlü ayGÜRDAL: Güçlü dal, sık dalGÜVEN: Güvenmekten, yürekli ol anlamındaGÜZ: SonbaharGÜZAY: Güneş olmayan yer; Kuzey; Güz ve ayGÜZEL: Hoşa giden,hayranlık uyandıranGÜZİN: Seçilmiş, seçkin. Beğenilen.GÜZÜN: Güz mevsiminde olan

FReDy_GirL
24.02.2007, 03:13
HHABİBE: Sevgili,seven dost.HALE: Ayın çevresindeki ışık halkası.HALENUR: Kutsal ışıkHANDAN: Güleç, sevinçli,şen şakrak.HANDE: Gülüş,gülme. Açılma. Eğlenme.HANİFE: Allah'ın birliğine inanan; Hz. Muhammed zamanından önce tek tanrıya inananHARİKA: Sıradanlığın üstündeki nitelikleriyle insanda hayranlık uyandıranHASİBE: Değerli,soyca temiz,soylu.HASLET: Doğuştan gelen güzel huyHAVVA: Yaratılan ilk kadın.HAYAL: Varmış, olmuş gibi zihinde canlandırılan imge, görüntüHAYAT: Ömür, yaşamHAZAL: Kuruyup dökülen ağaç yapraklarının güzelliğiHAZAN: SonbaharHAZAR: BarışHENNA: Kına ağacı.HERA: Mitolojide analığın yüceliğini temsil eden tanrıçaHESNA: Güzel,hanımefendi kadın.HEVES: Bir şeye duyulan istekHEVİN: Aşk, sevdaHELİN: YuvaHİCRAN: Ayrılık,bir yerden ayrılmak. Ayrılığın sebep olduğu dayanılmaz acı.HİLÂL: Ayın yay biçimindeki görünüşü,yeni ay,ayça.HİLDE: Kurtulmak, yükselmek, ilerlemekHOŞSEDA: Hoşa giden sesHÜLYA: İnsanın kurduğu tatlı düş; SevdaHÜMA: Efsanelerde geçen, yere konmayıp sürekli gökte kaldığına inanılan cennet kuşuHÜMEYRA: Kızıllık, pembelikHÜNER: İnce ve şaşırtıcı ustalıkHÜRREM: Sevinçli, güler yüzlüHÜSNA: Pek çok güzelHÜSÜN: Güzellik

FReDy_GirL
24.02.2007, 03:13
IIĞIL: Çok yavaş akan suILGAZ: Atın dört nala koşması. Hücum,akın.ILGIM: SerapILGIN: Beyaz ya da pembe, çiçekli, çok hafif yapraklı bir ağaççık (genellikle küçük akarsu kıyılarında bulunur)ILGIT: Esinti ve akış için kullanılan yavaş yavaş anlamındaILIM: Uzlaşmacı yumuşaklıkIRMAK: Akarsuların en büyüğüIŞIK: Cisimleri görmeyi, renkleri ayırt etmeyi sağlayan fiziksel enerji. Aydınlık,nur.IŞIL: Pırıltı, parlaklık, ışık, aydınlıkIŞILAY: Işıltılı ay, parlayan ayIŞILTI: Parıltı,titrek ışık.IŞIN: Bir kaynaktan belli bir doğrultuya giden ışık çizgisiIŞINBIKE: Aydınlık saçan kadın.ITIR: Güzel koku; El ve yüze sürülen çiçek özü, esans
İ
İCLAL: Ağırlama,ikram. Büyüklük,ululuk.İDİL: Kır yaşamı içinde aşk konusunu işleyen kısa şiir; Volga ırmağına Türkler'in verdiği adİDİLSU: Su için yazılmış şarkı.İLAYDA: Su perisiİLBÜKE: İlbey hanımı, seçkin hanımİLCAN: Ülkenin canı,sevdiği.İLGİ: İki şey arasındaki ilişki; Bir şeye duyulan merak; EğilimİLGİN: Yabancı,gurbette yaşayan.İLGÜN: Ülke güneşi. Başkaları,yabancılar.İLKAY: Ayın ilk hali.İLKBAHAR: Yılın ılık mevsimiİLKCAN: İlk doğan çocuklara verilen ad.İLKE: Temel alınan düşünce, kuralİLKGÜZ: Eylül ayıİLKİM: İlk çocuğum anlamındaİLKİN: İlk çocuklar için kullanılan adlardan. Önce,öncelikle.İLKNUR: İlk ışıkİLKYAZ: İlkbaharİLMA: Parlatma. Belirleme,işaret etme.İLSEL: İlle ilişkili, yurtla ilişkiliİLSU: Ülkenin suyu,bereketi.İLTER: Yurdu koruyan, yurtsever.İMER: Zengin,varlıklı.İMGE: Düş, hayal, görüntü, tasarımİMRAN: Evine bağlı, evcimen anlamındaİMREN: İmrenmek fiilinden, görünen şeyi edinme isteği.İNANÇ: İnanılan şeyİNCİ: Süslemede kullanılan, istiridyede yetişmiş değerli maddeİNCİLAY: Parlama,ışıldamaİNCİNUR: İnci gibi ışıklı,parlak.İPAR: Yüksek dağların kar tutmayan yerlerinde yetişen çiçekİPEK: İpekböceği kozasından elde edilen ince, parlak kumaş. Kibar,zarif.İREM: Bahçeleriyle ünlü masal kentiİREN: Özgür, serbestİRİS: Mitolojide Tanrıların elçisiİSMİHAN: Hükümdar ismiİYEM: Güzellik,iyilik.İZEL: El izi anlamındaİZEM: Büyüklük, ululukİZGİ: Güzel, adaletli, zekiİZLEM: İzlemek eylemiİZİM: Önceden bulunduğum yerde bıraktığım belirti anlamında

FReDy_GirL
24.02.2007, 03:13
JJALE: Çiğ, kırağı. Sabahları otların üzerinde olan su damlalarıJALENUR: Parlayan,ışıldayan çiğ.JANSET  : Güneşin Doğuşu (Çerkez ismi)JANSELİ : Güneşin Doğduğu Yer (Çerkez İsmi)JASMİN: YaseminJEYAN: Kızan, kükreyenJİNSAL: Çağ, yaş, dönemJÜLİDE: Dağınık,karmakarışık.

FReDy_GirL
24.02.2007, 03:13
KKADER: Alınyazısı,yazgı. Talih.KAİNAT: Var edilen şeylerin hepsi, yaratılanlarKAMELYA: Pembe,kırmızı,beyaz çiçekler açan bir süs bitkisi.KAMER: 1. ay; Mecazi parlak ve güzel anlamındaKAMİLE: Tam,eksiksiz. Kemale ermiş. Bilgin,bilgili.KAMURAN: İstediğine ulaşmış,mutlu.KARACA: Rengi karaya yakın, esmer; Avrupa ve Asya'nın ılıman bölgelerinde yaşayan kısa ve çatallı boynuzlu bir memeli hayvanKARANFİL: Kokulu bir çiçek.KARDELEN: Kar kalkmadan çiçek açan süs bitkisiKARMEN: Parlak kırmızı.KAYRA: Yüksek tutulan ya da sayılan birinden gelen iyilik; Tanrıdan geldiğine inanılan iyilik; İhsan, lütufKERİME: Cömert. Ulu,büyük. Kız çocuk.KEVSER: Cennette bulunduğuna inanılan su.KIVANÇ: SevinçKIVILCIM: Yanmakta olan bir maddeden sıçrayan küçük ateş parçasıKIZILTAN: Kızıl renk almış tanKÖSEM: Sürünün önünden giden,yol gösteren koç. Cildi temiz,pürüzsüz.KUĞU: Beyaz tüylü bir su kuşuKUMRU: Sevgilisine düşkünlüğüyle bilinen güvercin benzeri bir kuşKUMSAL: Kumla örtülü deniz kıyısıKUTAY: Kutlu,uğurlu ayKUTSAL: Güçlü bir dinsel saygı uyandıran kimseKUZEY: Bir yönKÜBRA: Büyük, ulu; Büyük önerme

FReDy_GirL
24.02.2007, 03:14
LLAL: Parlak, koyu kırmızı renkte olanLALE: Çan biçiminde bir çiçekLALEHAN: Lalelerin sultanı.LALEZAR: Lale yetiştirilen yer,lale bahçesi.LAMİA: Parlayan, parlak.LATİFE: Yumuşak,hoş,güzel,nazik. Güldüren güzel söz,şaka.LEMA: Parıltı,parlayış.LEMAN: Parlama,parıltı.LEMİS: Dokunma,elleme.LERZAN: Titreyen,titrekLEYAN: Parlayan,parlayıcı. Konfor. Lüks hayat.LEYLA: Saçları gece gibi simsiyah olan kadın; Çok karanlık gecede görülen ışık.LEYLİFER: Gece ışığıLİLA: Açık eflatunLİNET: Sürgün.

FReDy_GirL
24.02.2007, 03:15
MMAHİRE: Hünerli,becerikli.MAHPERİ: Güzeller güzeli.MAİDE: Üzerinde yemekler bulunan sofra; Yemek, ziyafetMANOLYA: Bir süs bitkisiMARAL: Dişi geyikMAVİSU: DenizMAYIS: Bir bahar ayıMEBRUKE: Kutlu kadın ("mübarek kelimesinin dişisi")MEDİHA: Övülen,beğenilen,sevilen kadın.MEHİR: Ay parçasıMEHPARE: Ay parçası gibi güzel.MEHTAP: Ay ışığı,dolunay.MEHVEŞ: Ay gibi güzel kadınMELDA: İnce ve taze bedenliMELEK: Tanrı katında bulunan ruhani varlıkların her biri; Pek güzel, yumuşak huylu ve masum (mecazi)MELİHA: Güzel,şirin,sevimli.MELİKE: Kadın hükümdar,padişah eşi.MELİS: Bal, bal arısıMELİSA: Oğul otuMELTEM: Yazın karadan denize doğru esen yelMENEKŞE: Mor beyaz renkli, kokulu, yuvarlak yapraklı bir çiçekMERAL: Dişi geyik,ceylan.MERCAN: deniz dibine ağaç gibi kök salarak büyüyen, hayvan gibi duyguya sahip, kırmızı renkli, kalker iskeletli bir canlı türüMERİÇ: Bulgaristan'dan çıkıp Edirne yakınlarında Arda ve Tunca ile birleştikten sonra Türk-Yunan sınırı boyunca akarak Enez yakınlarında Ege Denizi'ne dökülen ırmakMERİH: Mars gezegeniMERVE: Mekke'de Safa dağının karşısındaki kırmızı renkli tepenin adıMERYEM: İsa peygamberin annesinin adıMERZE: Mercan.MEYYAL: Meyleden,aşırı istekli. Fazlaca eğilen. Eğik.MISRA: Manzumenin satırlarından her biri,dizeler.MİHRİBAN: Dost,sevgili,yarendeş. İyi yürekli,güler yüzlü.MİHRİCAN: Dost,sevgili. Sonbahar.MİHRİGÜL: Güler yüzlü,dost,sevecen,güzel.MİHRİNAZ: Çok nazlı.MİHRİNUR: Güldüğünde ışıklar saçan.MİMOZA: Bir süs bitkisiMİNA: Mine. Liman. Şişe,cam,billur. Şarap şişesi.MİNE: İnce ve parlak nakış; Madenler üzerine vurulan renkli cam tabakası; Şişe, cam, billur sırçaMİRAY: Yılın ilk aylarında doğanMİRCAN: Güneş gibi aydınlık.MÜGE: İnci çiçeğiMÜJDE: Sevindirici haber; İyi haber getirene verilen bağışMÜJGAN: Kirpikler.

FReDy_GirL
24.02.2007, 03:17
NNADİDE: Az bulunur,görülmemiş. Çok değerli,eşsiz.NADİRE: Az bulunan.NAĞME: Güzel uyumlu ses, ezgi; Birinin yalandan ve nazlanarak söylediği sözNAHİDE: Venüs gezegeni. Ergenlik çağında genç kız.NARİN: İnce, ince yapılı, kibarNAŞİDE: Şair,şiir okuyan ve yazan.NAZ: İsteksiz gibi görünen, çekingen davranışNAZAN: Cilve yapan,nazlanan,nazenin.NAZER: NazarNAZGÜL: Gül kadar güzel olan,nazlı.NAZLI(M): Naz yapan; İşveli(m), edalı(m)NAZLIHAN: Naz yapan han anlamındaNECLA: Evlat,çocuk. Soylu.NEFİSE: Çok güzel,değerli.NEHAR: Gündüz anlamındadırNEHİR: Akarsu, ırmakNEHİRE: Gereğinden fazla.NERGİS: Bir süs bitkisiNERMİN: Yumuşak,narin,ince.NESLİ: Soylu.NESLİHAN: Han soyundan. Sevgi ile hükmeden.NESLİŞAH: Şah soyundanNESRİN: Yaban gülüNEŞE(M): Gönül açıklığı(m), sevinc(im)NEŞVE: Keyif,neşe.NEVA: Ses, ahenk; Güç, zenginlik, servet; Nasip; Türk müziğinde bir makamNEVAL: Talih,kader,kısmet.NEVADE: Torun anlamındaNEVBAHAR: İlkbahar, ilkyazNEVESER: Türk Müziğinde Dede Efendi'nin bulduğu bileşik bir makamNEVGECE: Yeni yeni oluşan geceNEVGÜL: Yeni açmış gülNEVİD: Yeni, yepyeniNEVRA: Beyaz çiçek. Işıklı olma,parlaklık.NEVRES: Yeni yetişen.NEYİR: Işıklı, aydınlık, parlakNİGAR: Resim kadar güzel sevgili; Nakış; ResimNİHAL: İnce ve düzgün vücutlu sevgili. Fidan,taze sürgün.NİHAN: Saklanmış, gizli olan; SırNİL: Çivit. Mısır'da bir nehirNİLAY: Işıklı mavi,ışıklı lacivert.NİLGÜN: Lacivert renkli, çivit rengindeNİLÜFER: Durgun sularda yetişen, değişik renkli ve uzun ömürlü su bitkisiNİRAN: Nurlar,aydınlıklar,ışıklar. Ateşler. Cehennem.NİSA: Kadın,kadınlar.NİSAN: Gelin çiçeği; İlkbaharın ilk ayıNUR: Aydınlık, parıltı, parlaklıkNURAN: Nurlu,ışıklı.NURAY: Işık saçan.NURCAN: Aydınlık insan.NURFER: Işık veren,aydınlatan,ferahlatan.NURGÜL: Nur+GülNURGÜN: Nur+GünNURPERİ: Bir peri kadar göz kamaştırıcı güzelliğe sahip olan.NURSAL: Işıksal ışıkla ilgiliNURSAY: Işık gibi say, ışık gibi bil anlamındaNURSELİ: Işık seli (yağmuru) anlamındaNURSEZA: Nura layık, ışığa, aydınlığa layık anlamındaNURTEN: Işık gibi duru tenli anlamındaNUTİYE:Gökyüzündeki en parlak yıldızNÜKET: Nükte, zarif, güzel sözlerNÜKHET: Güzel kokuNÜKTE: İnce anlamlı, düşündürücü şaka söz

FReDy_GirL
24.02.2007, 03:17
O
OKSAL: Ok at; Oka ilişkinOKŞAN: Sevil,şefkat gör.OLCA: Ganimet,bolluk.OLCAY: Mutlu, ongun; Rastlantıları düzenlediği ve böylece de insanlara iyi ya da kötü durumlar hazırladığı sanılan şey, şans, talihOLGAÇ: Bilgi ve görgüde olgunlaşanOMAY: Gözde,sevilen,beğenilen.ONGU: Sağlık,mutluluk.ONGÜL: Ön ayak olmak; İlk gülORKİDE: Salepgillerden güzel çiçekli birtakım bitki türlerinin ortak adıOYA: Bir nesneye oyularak yapılan süs; Genellikle ipek veya ibrişim ile iğne, mekik, tığ kullanılarak yapılan ince dantelOYLUM: Hacim, dirim; İçi oyulmuş, çukur duruma getirilmiş; Resimde derinlik, üç boyutluk etkisi, mimarlıkta mekan karşılığı
ÖÖDÜL: ArmağanÖĞÜN: Kendini yücelt. Zaman. Kez,defa.ÖĞÜT: Tavsiye.ÖMÜR: Yaşama süresi,hayat.ÖNAY: Yeni çıkmış ayÖNGÜL: Direnen,inatçı. Kılavuz. Öncü,teşvik eden.ÖRGÜN: Türlü ve düzenli parçalardan oluşanÖVGÜ: Övme, övmek için söylenen sözÖVGÜN: Övülmüş, övülen kişiÖVÜNÇ: Övünmeye yol açan ya da hak kazandıran şey, kıvanç, sevinç, övünç,ÖYKÜ: Hikaye, ayrıntılarıyla anlatılan olayÖZBEN: Bireyin kendi varlığı; Gerçek ben anlamındaÖZDE: Kişinin kendi içinde, özünde, canda olanÖZDEN: Özle, öz varlıkla, gerçekle ilgiliÖZEN: Büyük hassasiyet göstermekÖZGE: Yabancı. İyi,güzel. Cana yakın,şakacı. Yürekli,gözü pekÖZGEN: Başına buyruk. Rahat. Özü geniş. Kuzu kulağı otunun filiziÖZGÜL: Gerçek gül, benim gülüm anlamındaÖZGÜR: Herhangi bir kısıtlamaya, zorlamaya, koşula bağlı olmayan, başına buyruk, hürÖZLEM: Bir şeye karşı duyulan istek, bir kimseyi ya da bir şeyi görme, kavuşma isteği; HasretÖZLEN: Görme isteği uyandır, kavuşma isteği ver, seni özlesinlerÖZNİL: Nil gibi verimli.ÖZNUR: Özü ışıklı,aydınlık.ÖZSU: Besleyici su, besisuyu, bitkilerin dokularında bulunan suÖZÜN: Şiir. Hak edilmiş ün.ÖZTEN: Güzel tenli.

FReDy_GirL
24.02.2007, 03:17
PPAMİRA: Orta Asya'da bir yaylaPAPATYA: Baharda çiçek açan bir kır bitkisiPARLA: Parlamak eyleminden parla, ışık saç; Başarılı ol, ünün sanın artsın; Güzel ol, güzel görünüşlü olPELİN: Acı ve güzel kokulu bir bitkiPELİNSU: Pelin+Su, hem pelin hem su anlamındaPERÇEM: KahkülPERİ: Cisimleri çok latif ve görünmez olan hoş yaratık; Güzel insan, güzel kimsePERRAN: Uçan, uçucuPERVİN: Ülker yıldızıPETEK: Arıların bal topladıkları balmumu yuvacıklarıPEYDA: Belli, açık, ortaya çıkmak, oluşmakPINAR: Büyük su kaynağıPIRILTI: Pırıldayan şeyin çıkardığı ışıkRRABİA: Dördüncü.RAHŞAN: Parlayan, parlak, aydınlık,ışıltı.RANA: İyi, güzel, yumuşak, hoşRAVZA: Sulu, su yatağı yer; BahçeREBİA: Bahar.RENAN: Çok ses çıkaran, çınlayanRENGİN: Boyalı, renkli; Hoş, latif ve güzelREVAN: Yürüyen, giden; akan, akıp giden. Ruh,can.REYHAN: Yaprakları güzel kokan bir süs bitkisi, fesleğenREZZAN: Ağırbaşlı, onurluRİMA: Dişi ceylan yavrusuROSA: Gül rengi,pembe kırmızı arası bir renk.RUHAN: Güzel kokuluRUHSAR: Yanak, yüz, güzel yüzRUHŞEN: Neşeli,canlı.RUHUGÜL: Gül kadar temiz bir ruha sahip olan.RUKİYE: Büyü,sihir.RÜÇHAN: ÜstünlükRÜYA: Düş; Gerçekleşmesi imkansız durum, hayal; Gerçekleşmesi beklenen şey, umut

FReDy_GirL
24.02.2007, 03:18
SSABA: Gündoğusundan esen hafif ve tatlı rüzgar.  Türk müziğinde bir makamSABAH: Günün ağarmasıyla başlayan ilk saatlerSAHRA: Kır,ova,çölSALİHA: Yararlı,iyi,elverişli.SANAL: Sanlı ol, ünlenSANEM: Çok güzel kadın; PutSARA: Halis, saf, katkısızSARE: Olmak, oldu; Cemaat, topluluk; İhtiyaç, susuzlukSARGIN: Albenili, çekici, büyüleyici,yıldızı şirin, hoşa giden, sevimli, güzelSAYE: Gölge; Koruma, yardım, sahip çıkmaSAYGIN: Sayılan, sevilenSAYIL: Her zaman saygı görSEBLA: Uzun kirpikli gözSEÇİL: Beğeni, sevgi, üstünlük gösterilenSEÇKİN: Benzerler arasında nitelikleriyle göze çarpan, elitSEDA: Ses; Doğa veya bir engele çarpıp geri dönen ses, yankıSEDEF: Midye ve istiridye gibi deniz hayvanlarının kabuğunda bulunan pırıltılı, beyaz, sert bir madde; Bu maddeden yapılmış veya bu madde ile süslenmişSEDEN: Uyanık, tetikte; Gözü açık olmakSEGAH: Doğu müziğinin makamlarındanSEHER: Tan ağartısıSEL: Taşkın suSELDA: Bir söğüt cinsiSELEN: Haber, müjdeSELİN: Gür akan suSELİNTİ: Ufak selSELİS: Akıcı sözSELMA: Barış içinde,huzur,erinç.SELMİN: Barış ve sevgi duygusuyla dolu olanSELVA: Amerika'da Amazon, Afrika'da Nijer ırmakları gibi ekvator bölgesinde büyük suların geçtiği havzalarda bulunan geniş ve balta girmemiş ormanlara verilen ad.SELVİ: İnce uzun ağaçSEMA: Gökyüzü; GöçSEMANUR: Nurlu gökyüzüSEMEN: Yasemin çiçeği. Semizlik.SEMİN: Değerli, pahalı; SemizlikSEMİRAMİS: Babil'in Asma Bahçeleri'ni kurduran Asur kraliçesiSEMRA: Esmer kadın.SENA: Övmek, methetmek; Şimşek parıltısı; Yücelik, yükseklik; Aydınlık; Bir ot adiSENAHAN: Metheden, alkışlayan, övenSENAR: Yar, aşık, seven insanSENAY: Ay gibi güzelsin.SENEM: Kars dolaylarında kadın ve erkeklerin karşılıklı olarak oynadıkları bir halk dansı; Arapça'da put; Arapça'da kendine tapılacak kadar güzel olan kadın, sevgili, güzelSERA: Varlıklı olmak, zengin olmak; Şarkı söyleyen; Yer, toprak; Ok yapımında kullanılan bir ağaçSERAP: Çorak yerlerde, çölde, sıcak ve ışığın etkisiyle, ileride, yakında ya da ufukta su veya yeşillik var gibi görünmesi olayıSERAY: Ay gibi güzelSEREN: Gemi direğiSERMA: Kış soğuğuSERPİL: Gelişmek,büyümek.SERPİN: YağmurSERRA: Rahatlık,kolaylıkSERTAP (SERTAB): İnatçı anlamındaSEVAL: Severek al anlamındaSEVDA: Vurgunluk, tutkunluk, aşk; Heves, arzu, kuvvetli istekSEVDEM: Sevginin en son demiSEVEN: Bir başkasına sevgi duyanSEVGİ: İnsanı bir şeye ya da bir kişiye karşı yakın ilgi ve bağlılık göstermeye yönelten duyguSEVGÜL: Gül gibi sevilen.SEVİL: Her zaman sevilen biri olSEVİM: Sevmek eylemi; Bir kişi ya da bir şeyde bulunan o kişi ya da şeyi başkalarına sevdiren özellikSEVİNÇ: İstenilen şeyin olmasıyla duyulan coşkuSEVTAP: Tapılacak kadar çok sevilen.SEYLAN: Sel, akma, akışSEYYAL: Akıcı, akışkanSEZEN: Hisseden, sezgiliSEZER: Açık bir kanıt olmaksızın, olmuş ya da olacak bir şeyi duyumsarSEZGİ: Sezmek eyleminden sezgi; Sezme yeteneğiSEZİN: Sezinleme işi, sezme. Duygulu,anlayışlı.SILA: Bir süre ayrı kaldığı bir yere veya yakınlarına kavuşmak; Doğup büyüdüğü ve özlediği yer; Bahşiş, hediye; BağSİBEL: Henüz yere düşmemiş yağmur damlası (Fransızca "si belle": öylesine güzel anlamında)SİM: Gümüş gibi parlak ve beyazSİMA: Yüz, çehreSİMGE: Anlamı olan harf, bitki gibi işaretlerSİMİRNA: İzmir'in eski adı. Aynı zamanda Amazon savaşçılarının kraliçesinin adı.SİNEM: Yüreğim, çok sevdiğimSİTARE: YıldızSONEDA: Nazlı olmaması temenni edilenSONGÜZ: Kasım ayının halk arasındaki adıSONYAZ: SonbaharSU: Canlıların yaşaması için en gerekli olan kokusu, rengi olmayan sıvıSUMRU: Bir şeyin yüksek yeri, tepesiSUNA: Boylu, poslu, yakışıklı. Yaban ördeği.SURPERİ: Peri güzeli.SUZAN: Yakan,yakıcı.SÜHEYLA: Yumuşak ve iyi huylu,mütevazı kadın.SÜNDÜS: Ham ipek,ipekli.SÜSEN: Nisan-Haziran dönemlerinde açan güzel kokulu bir çiçek

FReDy_GirL
24.02.2007, 03:18
TTAÇNUR  : Mutluluk  TAHİRE  : Gündoğusundan esen rüzgar  TAİBE  : Tövbe eden, pişmanlık duyan TALHA  : Güzellik  TALİA  : Güzel, şirin  TALİHA  : Rastlantıları düzenlediğine ve insanlara iyi veya kötü durumlar hazırladığına inanılan doğa üstü güç, şans, felek TAMAY  : Dolunay, ayın on dördüncü TANAY  : Secde eden  TANSELİ  : Şafak vakti gelen sel TANSU  : Göğüsle ilgili  TANYEL  : Katıksız, arı - Seçilmiş  TANYELİ  : Tan vakti esen rüzgar TARA  : Sahur zamanı doğan kız çocuğuna verilen ad  TAYYİBE  : 1.İyi davranış. 2.Yatıştırıcı, hoşa giden söz TENAY  : Uygun, yakışan - Yetkili olan - Dine uygun hareket eden  TENDÜ  : Öz, asıl  TENNUR  : Yüksek, ulu  TİJEN  : Taç, taçlar TİLBE  : Put - Güzel kadın  TUBA  : 1.Cennette bulunduğun inanılan büyük ağaç. 2.Güzellik, iyilik. 3.Rahat TUĞÇE  : Küçük tuğ TULÜ  : Doğuş, doğma (güneş için) anlamında TÜLAY  : Ayın ince ışığı TÜLİN  : Ayın çevresinde görülen ışık halkası TÜNAY  : Gece ve ay TÜRKAN  : 1.Kraliçe. 2.Güzel kız TÜRKÜ  : Yankı, ses  TÜRKAN  : 1.Kraliçe. 2.Güzel kız 

FReDy_GirL
24.02.2007, 03:19
UUBEYDE  : Tanrının kölesi UĞURGÜL  : Uğurlu gül UHDE  : Birinin yapmakla yükümlü olduğu iş, görev. ULYA  : En yüce, en ulu, yüksek UMAY  : Devlet kuşu UMUR  : Görgü, deneyim  UZEL  : Usta, becerikli 
ÜÜLKÜ   : Amaç, ideal  ÜMRAN  : 1.Bayındırlık. 2.Uygarlık, medeniyet. 3.İlerleme, mutluluk, refah ÜNZİLE   : Gönderilmiş  ÜZGÜ  : Yersiz ve gereksiz olarak çektirilen üzüntü, eziyet. 

FReDy_GirL
24.02.2007, 03:19
VVAHİBE  : Hibe eden, bağışlayan. VAHİDE  : Tek yalnızca bir tane. VARİDE   : Gelen, erişen - Söylenti  VEDİA   : Korunması için bırakılan emanet  VERDA  : Gül. VİLDAN   : Yeni doğmuş çocuklar  VİRA  : Durmadan, aralıksız, sürekli. 

FReDy_GirL
24.02.2007, 03:19
YYAĞMUR  : Bulutlardan yeryüzüne düşen su damlacıkları. YAPRAK  : Bitkilerin solunumunu sağlayan, yeşil ve türlü biçimlerdeki ince bölüm YAREN  : Dost, arkadaş  YASEMİN  : Çeşitli renklerde kokulu çiçekleri olan bir bitki YAŞAM  : Hayat  YELDA  : 1.Uzun. 2.Yılın en uzun gecesi YELİZ  : Ferah yer, aydınlık, havadar YEŞİM  : Açık yeşil ve pembe renkli kolay işlenen değerli bir taş YILDIZ  : Gökyüzündeki ışıklı cisimlerin her biri. YONCA  : Çiçekleri kırmızı veya mor renkli çayır bitkilerinin genel adı YUDUM  : Bir içimlik sıvı YÜKSEL  : Başarı kazan, yücel  YUDUM  : Bir içimlik sıvı 

FReDy_GirL
24.02.2007, 03:20
ZZEHRA : Çok beyaz, parlak yüzlü ZEHRE  : Çiçek. ZELİHA  : Züleyha, su perisiZENNAN  : Kadınlar ZENNUR  : Zinnur, nurlu, ışıklı ZEREN  : Anlayışlı, kavrayışlı. ZERİN  : Altından ya da altına benzer olan. ZERRİN  : Altından yapılmış. ZEYNEP  : Süs, bezek. ZİNNUR  : Nurlu, ışıklı ZİŞAN  : Şanlı, şerefli - Bir tür lale ZUHAL  : Satürn gezegeninin adı. ZULAL  : Hafif, güzel, soğuk su. ZÜBEYDE  : Öz, asıl ZÜHRE  : Çoban yıldızı, venüs. ZÜLAL  : Saf, temiz, hafif tatlı su. ZÜLEYHA  : Su perisi - Hz.Yusuf'un karısı ZÜMRA  : Akıllı, çabuk kavrayan kadın. ZÜMRÜT  : Cam parlaklığında, yeşil renkte, saydam bir süs taşı.

manolya80
19.04.2007, 09:54

sheyla
06.12.2007, 10:45
kız isimlerinde en çokk derin,lara,naz ve de helin isimlerini begeniyorum..ama bana oglum olcakmış gibi geliyor..

destına
09.04.2008, 06:22
tuanaaaaaaanıye yokk kı aaaaaa

SEVECEN
16.05.2008, 06:10
belinay ismi nasıl kızlar:)

selen
06.08.2008, 14:18
ECRİN İSMİNİN ANLAMINI MERAK EDİYORUM KIZLAR BULURSANIZ YAZIN LÜTFEN SEVGİLER

nescafem24
07.08.2008, 00:48
[QUOTE=selen]ECRİN İSMİNİN ANLAMINI MERAK EDİYORUM KIZLAR BULURSANIZ YAZIN LÜTFEN SEVGİLER[/QUOTE]
 
canım ben kızıma ECRIN KOYUYORUM..ANLAMI ISE:ALLAHIN HEDIYESİ