View Full Version: Faydali Bilgiler Arsivi
BETÜLGÖKHAN
25.06.2007, 09:15
Bebeğiniz neler yapabilir? 1 aylık bebek, görebilir, duyabilir, 2 aylık olunca gülmeye, 4 aylık olunca ise cisimleri iki eliyle kavramaya, kendi kendine oynmaya başlar. 6 aylık bebek destekle oturabilir, 9 aylık olunca destekle birkaç adım bile atabilir.Aşağıdaki gelişim kategorisi çocuğunuzun bulunduğu gelişim seviyesini daha iyi değerlendirebilmenizi sağlasa da, çocuğunuzun bu özelliklerin hepsini taşımasını beklemeyin. Unutmayın, her çocuk birbirinden farklıdır! Tavır, davranış ve vücut gelişimi çocuktan çocuğa farklılıklar gösterir... İKİ HAFTALIK BEBEĞİNİZ NELER YAPABİLİR? -Bebek kolları ve bacakları hafif bükülmüş olarak yatar. -Bu dönemde emme, yakalama, arama gibi yeni doğan dönemine ait refleksler (otomatik hareketler) bebeğin tek hareketleri olabilir. -Zaman zaman bakışınızı yakalayıp size bakabilir. Bu durumda ona bakarak, gülümseyerek, başınızı sallayarak yanıt vermeye çalışın. -Bulanık görür. 20-25 cm mesafeyi seçebildiği için onu tutanı çok rahat görebilir. -Henüz başını kaldıramaz, yatarken dönemez ve oturamaz. -Sakin olduğu kısa dönemler olacaktır; bu dönemlerde ona şarkı söyleyin, konuşun, evde gezinin. BİR AYLIK BEBEĞİNİZ NELER YAPABİLİR? -Görebilir, duyabilir, tat alabilir, acıyı hisseder! -Başını tutabilir, karın üstü yattığında başını sağa-sola çevirebilir. -Emerek kendini sakinleştirebilir. -Agu- ıkınma sesi- kumru sesi-mırıldanma gibi sesler çıkarmayı dener. -Kısa süreli izleyebilir, yakın tutunca dikkatle bakabilir. -Sizi tanıdığını belli edebilir. Sesinizi duyunca sakinleşebilir. -El ve ayaklarının farkına varmaya başlar. İKİ- ÜÇ AYLIK BEBEĞİNİZ NELER YAPABİLİR? -Başını daha uzun süre dik tutabilir, göğsünden destek alıp kalkmaya çalışabilir. -Ellerini bacaklarını sallamaya, basmaya çalışabilir. -Parmaklarını açabilir, ellerini birleştirip ağzına götürebilir ama henüz elini bütün olarak kullanır. -Gülmeye başlar, tanır. Tek heceli sesler çıkarmaya, cıvıldamalara başlar. -90-180 derece izleyebilir. DÖRT AYLIK BEBEĞİNİZ NELER YAPABİLİR? -Etrafıyla ilgilenmeye başlar, yatmak değil oturmak ya da dolaştırılmak ister. Biraz destekle 1-2 dakika oturabilir. -Karnının üstüne yattığında elleriyle itip minik push-up’lar yapar, hatta bir tarafa dönebilir. -Uzanıp cisimleri iki eliyle kavrar, biraz inceleyip sonra ağzına götürür. Salyası bollaşır. -Kendi kendine oynayabilir. -Tek heceler 4-5 aylarda çıkmaya başlayabilir, ancak anlamlı değildir. -Çığlık atmayı dener. -Bebeğinizin kişiliği belirginleşmeye başlar. Size tüm yüzü ve vücuduyla yanıt vermesi yakındır. ALTI AYLIK BEBEĞİNİZ NELER YAPABİLİR? -Artık herşeyi görüp izleyebilir. -Destekle oturabilir. Eğer ek gıdalara geçtiyseniz kaşıkla beslenmeyi bebek otururken yapmalısınız. -Her iki yöne de dönebilir. Yüzükoyun yatarken poposunu havaya kaldırmaya bile çalışabilir. -Bebek 3 boyutu kavrayabilir ve büyüklük ve şekillerine göre cisimleri gruplandırabilir. -Aynada, arkasında sizi görürse, arkasına bakıp sizi arayabilir. -Bir eliyle kavradığı cismi diğer eline geçirebilir, iki saplı bir bardaktan yardımınızla su içebilir. -Cisimleri birbirine vurur, ellerini birleştirir, oyuncağını tek eliyle tutabilir. -Sesli güler, çığlıklar atar. -Bebeğiniz artık eğlenmeye başlar. Sizinle saklambaç oynayabilir. -Yabancıları ayırmaya başlayabilir. -Emme, baloncuklar çıkarma, yalama; konuşma öncesi hareketlerdir. DOKUZ AYLIK BEBEĞİNİZ NELER YAPABİLİR? -Bebekler ayağa kalkmak için kendilerini çekmeye başlarlar. -Ses çıkarmak için bir şeyleri birbirine vurmaya bayılırlar. ‘Baba’, ‘mama’ gibi sesler çıkarmaya başlarlar. -Bebeğiniz bu dönemde eşyaları, kaplara koyup çıkarabilir. -Bazı 9 aylıklar, destekle birkaç adım bile atabilir. Bebeğiniz ayrıca, dizlerini kırarak eğilmeyi ve ayakta durduktan sonra tekrar oturabilmeyi öğrenir. -Bu yaştaki bir bebek, hareket etmenin verdiği özgürlük duygusu ile emekleyerek veya iki ayak üzerinde, hareket etmek, ulaşmaması gereken şeyleri almak ister. -Bu yaşta, belki de merdivenleri emekleyerek çıkabilir ve eşyalara tutunarak hareket edebilir. -9-10 aylık olunca bebekler bir şekilde oda içinde sürünerek, emekleyerek, eşyalara tutunup sıralayarak dolaşmaya başlarlar. -Bir oyuncağını uzaklaştırırsanız, gittikçe daha çok kendine güvenen bebeğiniz buna karşı çıkacaktır. Aslında artık kendi istek ve ihtiyaçlarını belirtmeyi öğrenmeye başlıyor. -Problem çözme yeteneği gelişir ve şimdi şeffaf bir kabın içinde gördüğü oyuncağı almak için direkt uğraşmak yerine kapağını açmayı dener. Dil gelişimi: -Kelimeleri kullanmasa da, onları anlar. ?ba?, ?ma? gibi heceleri tekrarlayarak gerçek kelimeleri taklit etmeye uğraşır. (Sakın çok heyecanlanmayın, henüz konuşamıyor, ancak heceleri tekrarlıyor.) -Kelimelerinizden çok, tonlamanızdan anlam çıkarır. -Onunla ne kadar çok konuşursanız-yemek hazırlarken, araba kullanırken, üzerini giydirirken- o kadar çabuk iletişim yeteneklerini geliştirir. -Bir çalışmada, çocukların bir gün içinde ne kadar çok kelime duyarsa, o kadar zeki olduklarını gösterilmiş. (Tabiki televizyondan veya arka plandaki sohbetlerden duyulan kelimeler değil; bebeğinizin anlamasına yardım etmek için konuşmalar interaktif olmalı.) BİR YAŞINDA BEBEĞİNİZ NELER YAPABİLİR? -Kendi başına ilk adımlarını bu yaşta atabilir. (Aslında bunu, bundan sonraki birkaç hafta veya ay yapamayabilir, yani eğer bu ay yürüyemezse üzülmeyin). -Çoğu çocuk bu ilk adımları parmak ucunda, ayakları dışa dönük olarak yapar. -Kaşık kullanarak, her ne kadar ağzını ıskalasa da kendini beslemeye başlayabilir. -‘Mama’ ve ‘baba’ dışında birkaç kelime daha bilebilir. -Uyduruk bir dille konuşabilir. -Her şeyi itmenin, fırlatmanın ve yere çarpmanın çok eğlenceli olduğunu düşünür. -Oyuncağını size verir, geri alır. -Blokları bir kaba doldurur, boşaltır. Bu kaplar ve tavalar için de geçerlidir. -Küçük olanları, büyük olanların içine koyar, ayrıca onları birbirine çarparak korkunç gürültüler çıkarır. ONBEŞİNCİ AYDA ÇOCUĞUNUZ NELER YAPABİLİR? -Artık yürüyor hatta koşmaya çalışıyor olabilir. Eğilip yerden bir cismi rahatça alır. -Parmağıyla işaret eder, vücut kısımlarını bilebilir. Çizgi çizebilir. -Üst üste 2 küp koyabilir. -Çocuğunuz yeni şeyleri kurcalamaktan, araştırmaktan zevk alır. -Yeri süpürmek, silmek, çamaşır yıkamak gibi aktiviteleri taklit edecektir. -En az 1 anlamlı kelime söyler. ONSEKİZ AYLIK ÇOCUĞUNUZ NELER YAPABİLİR? -Koşabilir, topa vurabilir. -İki basamaklı bir komutu yerine getirebilir. Hafızası gelişmeye başlar. -Vücut kısımlarını bilir. -5-10 kelimesi olabilir. -İsteklerini belirtebilir. -3-4 küple kule yapabilir. Anahtarları, düğmeleri çevirebilir. -Saçını tutmak, sallanmak, parmak emmek gibi kendini rahatlatıcı bazı alışkanlıkları oluşabilir. İKİ YAŞINDA ÇOCUĞUNUZ NELER YAPABİLİR? İki yaşında fiziksel gelişim -Sürekli hareket halindedir. -Kolay yorulur Koşar ve tırmanır. -Tek başına merdiven iner ve çıkar. -Ayak ucuna basarak yürümeyi becerebilir. -3-5 küpü üst üste koyar. -Rastgele çizgiler çizerken artık kontrollü yazmaya başlar. -Büyük butonları açıp kapatabilir -Tuvalet ihtiyacında daha bağımsızdır. (Hala biraz yardıma ihtiyacı olabilir.) -Gece uykuya yatırmak zorlaşabilir. İki yaşında sosyal gelişim: -Oldukça gerçekçi taklitler yapar. -Kardeşleriyle daha fazla ilgilenir. -Cinsiyetini bilir. -Hayali bir oyun arkadaşı yaratabilir. -Diğer çocuklarla birlikte olmak ister ama onlarla oyun oynamaz. -Paylaşmayı sevmez. -Her şeyi ‘benim’ diye sahiplenir. -Diğer çocukları tırmalayabilir, ısırabilir, vurabilir veya itebilir. İki yaşında duygusal gelişim: -Kolay sinirlenir ve çok sabırsızdır. -Bağırıp çağırır, yumruklar atar. -Kendi istediklerini yapmak ister. -Günlük düzen bozulunca sinirlenir. İki yaşında zihinsel gelişim: -Konuşmaya ilgisi artmıştır. -Çocuk dili kullanır. -3-5 kelimeli cümleler kurar. -Konuşabildiğinden daha fazla sayıda kelimenin anlamını bilir. -Kendi işini kendi yapar. -İkna etmek giderek zorlaşır. -Alternatifler arasında seçim yapamaz. ÜÇ YAŞINDA ÇOCUĞUNUZ NELER YAPABİLİR? Üç yaşında fiziksel gelişim -Kendi kendine yardımsız yemek yer. -Zıplar, koşar, parmak ucuna basarak yürür. -Üç tekerlekli bisiklet sürer. -Merdiven inip çıkar. -Kendi soyunabilir, ancak giyinmek için yardıma ihtiyacı vardır. -Büyük butonları açıp kapayabilir. -Pastel boyaları daha iyi kullanır. -Süt dişleri düşebilir. Üç yaşında sosyal gelişim: -Anne, babasını idolleştirir. -Telefona cevap verir. -Büyüklerden onay almak ister. -Sınırlamaları sürekli test eder. -Sıklıkla yalnız oynamayı tercih eder. -Hayali bir oyun arkadaşı olabilir. -Diğer çocuklarla oyunlar kurar. -Oyunda sırasını bilir. Üç yaşında duygusal gelişim: -Daha sakin ve uyumludur. -Bazen ağlama ve tutturmaları olabilir. -Yabancı olduğu nesne ve faaliyetlerden korkabilir. -Bazen bebek gibi davranabilir. -Rüyaları hakkında konuşmaya başlayabilir. Üç yaşında zihinsel gelişim: -Yaşını, adını, soyadını, oturduğu semti bilir. -Yaklaşık 1.000 kelime bilir. -Bazı gramer prensiplerini kavrar. -Bazı hikayeleri tekrar tekrar dinlemekten hoşlanır, öğrenebilir. -Temel renkleri tanıyabilir. -Bazı çok basit sorumluluk üstlenebilir. -Merak edip sorular sorar. -Dikkat süresi birkaç dakikadan uzun değildir. DÖRT YAŞINDA ÇOCUĞUNUZ NELER YAPABİLİR? Dört yaşında fiziksel gelişim: -Sıçrama,koşma,tırmanma yeteneği artar. -Kolay yorulur. -Sakardır. -Bağırmaktan hoşlanır, beklenmedik seslerden korkar. -Kendi kendine tuvalet ihtiyacını karşılar. -Kendi giyinir,soyunur,fermuarını çeker. -Bildiği nesnelerin resmini çizer. Dört yaşında sosyal gelişim: -20 dakika süreyle televizyon seyreder. -Son karar için ailesine danışır. -Sınırlamaları test eder. -Tepkinizi gözlemek için argo sözler kullanır. -Grup aktivitelerine hazırdır. -Farklı cinsiyet rollerini bilir. -Yetişkinlerin aktivitelerini taklit eder. Dört yaşında duygusal gelişim: -Zaman zaman bebek gibi davranır. -Yeni korkular gösterebilir. -Şakacı olma eğilimindedir. Dört yaşında zihinsel gelişim: -Yaklaşık 1.500-2.000kelime bilir;4-5 kelimeli cümleler kurar. -Eğlenceli, abartılı hikayelerden hoşlanır. -Ona kadar sayabilir; bazı şekilleri tanır. -Bazı zaman kavramlarını anlamaya başlar. (dün,bugün,yarın) -Sürekli ‘neden’ diye sorar. -Yardımsız oyuncaklarını toplar. -Basit işlerde yardım etmeyi sever. -Doğru ve yanlış arasındaki farkı anlamaya başlar. -Hayal ile gerçek hayatı ayırma yeteneği gelişir. BEŞ YAŞINDA ÇOCUĞUNUZ NELER YAPABİLİR? 5 yaşında Fiziksel gelişim: -Süt dişleri düşmeye başlayabilir. -Sağ veya sol el tercihi belirginleşir. -Ayrıntılı yapıları kurar. -Kolay yorulur. -Kendi başına banyo yapar, yemek yer, giyinir, tuvalete gider. -Semistructured oyunlara katılmaya başlar. -Hareketli oyunlardan hoşlanır. -Sesli ritim çalgılardan hoşlanır. -Doğum ve üreme hakkında sorular sorar. Beş yaşında duygusal gelişim: -Duygularını kelimelerle ifade etmeye başlar. -Kolayca utanır and cannot yet laugh at self. -Ölüm hakkında duygular ortaya çıkar. -Aşırı yaramazlıklar yapar. -Bağımsızlıktan hoşlanır. -Ağır başlı ve güvenilirdir. Beş yaşında sosyal gelişim: -Kurallara daha fazla uyumludur. -Bazen ispiyon (tattle), kötü söz (name-call), vurma, itme gibi davranışlar gösterebilir. -Farklı cinsiyet rollerini bilir. -Basit grup ödevlerine uyum gösterir. -Büyükleri sevindirmekten hoşlanır. -Takes turns during playing and speaking. -Diğer çocuklarla daha rahattır. -Aile aktivitelerine çok ilgilidir. Beş yaşında zihinsel gelişim: -Harf ve kelime farkını anlamaya başlar. -Oyunları daha fazla süreyle devam ettirir. -Has developed an overall image of self. -Gerçekleri ister. -Temel renkleri bilir. -Sağ ve sol kavramını anlar. -2.000-2.500 kelime bilir. -Kolay ev işlerine yardım edebilir. -Adres ve telefon numarası öğrenebilir. -10’a kadar sayabilir. -Karşıtlık kavramını anlamaya başlar. -6-8 kelimeli cümleler kurabilir. -Paraları ayırt eder. -Sabah, öğleden sonra, akşam, dün, bugün, yarın gibi kavramları anlar. -Gerçek hayat ile hayal ürünü arasındaki farkı daha iyi ayırt eder. -Tek düşüncenin kendisininki olduğuna inanır. ALTI YAŞINDA ÇOCUĞUNUZ NELER YAPABİLİR? Altı yaşında fiziksel gelişim: -Oyunlarda aktif rol almayı sever. -Bazı motor kabiliyetleri gelişmektedir. -Banyo yapmak istemeyebilir. -Mum boyayla iyi boyar ancak yazı yazma ve kesmede zorlanabilir. Altı yaşında duygusal gelişim: -Ruh hali oynaktır. -Eleştirilmekten hoşlanmaz. -Yanlış yapmaktan çekinir. Altı yaşında sosyal gelişim: -Oyun oynarken kurallar koyar. -Arkadaşlarını değerlendirebilir. -Yaşıtlarıyla ortak oyunlar kurar. -Özgürlüğüne düşkündür. Altı yaşında zihinsel gelişim: -Basit ev işlerini yüklenebilir. -100’e kadar sayabilir. -Şekil, zaman, renk, sayı gibi kavramları daha iyi anlar. -Kaza ve maksatlı davranışları artık algılayabilir. -Dikkat süresi 15 dakikayı geçmez. -Fikir farklılıklarının olabileceğini anlar. SEKİZ YAŞINDA ÇOCUĞUNUZ NELER YAPABİLİR? Sekiz yaşında fiziksel gelişim: -Yazı ve çizgisi ince motor yeteneğinin artmasıyla hızla ilerleyecektir. -Dış görünümü ve davranışları konusunda rahattır. -Kilosu ve boyuyla ilgilenir. -Sonsuz enerjisi vardır. Sekiz yaşında sosyal gelişim : -Tartışır, bazen üstünlük taslar. -Aynı zamanda sevgi dolu ve tepkilidir. -Başkalarının fikirlerine yorumlar getirir. -Arkadaşları arasında gruplaşmalar başlar. -Sır saklar. -Karşı cinse biraz hırçındır. Sekiz yaşında zihinsel gelişim : -İdealistir. -Çeşitli projeler geliştirir; koleksiyon yapar. -Verilen işi bitirmekten gurur duyar. Sekiz yaşında ruhsal gelişim : -Hemen utanır. -Korku, kızgınlık, üzüntü gibi duyguların paylaşıldığını hisseder. -Umudu kolay kırılır
manolya80
28.06.2007, 13:57
Araştırmalar göstermektedirki babanın yakın ilgisinin, çocuğun sosyal, fiziksel ve duygusal gelişimi üzerinde olumlu etkileri vardır.
• İlk aylarda baba tarafından yoğun ilgi ve bakım gören bebeklerin çevreleriyle iletişim kurmada daha istekli olduğu belirtilmektedir.• Babanın çocuğun bakımıyla yakından ilgili olması özellikle erkek çocuklarda, ileriki yaşlarda karşı cinse şiddet uygulama eğilimini düşürmektedir. Tek başına bir anne tarafından yetiştirilen çocuklar büyüme süreçlerinde sadece anneyle beraber oldukları için en ufak mutsuzluklarını ya da sorunlarını bile direk anneye bağlayabilir ve ileriki yaşlarda anneye, dolayısıyla karşı cinse karşı olumsuz tepkiler geliştirebilirler. Babanın çocuğun büyüme sürecindeki aktif rolü ise bu olasılığı düşürmektedir.• Yapılan araştırmalar babalarının yakın ilgisiyle büyüyen çocukların genelde kendilerini ifade etme ve iletişim kurabilme konusunda daha becerikli olduğunu göstermiştir.• Babanın, çocuğun bireyselleşmeyi öğrenmesi üzerinde rolü büyüktür. Çünkü anneler çocuk bakımında çok daha korumacı, denetleyici bir yaklaşım sergilerken babalar çocuğun çevreyi ve hayatı keşfetme aşamasında ona daha fazla özgür alan bırakmayı tercih eder. Örneğin çocuk hayatında ilk kez yabancı bir varlıkla (bir köpek, yeni bir oyuncak gibi ) karşılaştığında anne çocuğa mümkün olduğunca yakın durarak onun rahatlamasını, güvende hissetmesini sağlar. Oysa babalar genellikle daha geri planda kalarak çocuğun bu yeniliği tek başına keşfetmesine olanak sağlar. Böylelikle çocuk ebeveynlerden ayrılmak durumunda kaldığında ya da yabancı kişilerin yanındayken de rahat olmayı, ağlamamayı öğrenir.• Yetişme sürecinde babanın aktif rol oynadığı çocukların içgüdülerini kontrol etmede ve sosyal adaptasyonda daha başarılı oldukları bilinmektedir.
ÇOCUKLARIMIZA DİKKAT EDELİM
* Çocuğunuz 2 saatten fazla devamlı ağlamışsa, * Bebeğiniz 1 aydan küçük ve hastaysa, * Bebeğinizi incitmekten korkuyorsanız, * Bebeğiniz çok hasta gibi duruyorsa,Doktorunuzu hemen arayın.Eğer ; * Ağlayan bebeğinizi sakinleştirınek için bir yol bulamadıysanız, * Ağlama 4 aydan daha sonraya ulaşmışsa, * Bebeğiniz yeteri kadar kilo alamıyor veya açsa, * Veya başka şeyler düşünüyorsanızDoktorunuzu arayınız.
butterfly
07.07.2007, 05:55
Anne-baba olmanız, vaktinizin çoğunu bebeğinize vakfetmeniz, tatillerden ve yolculuklardan vazgeçmenizi gerektirmiyor. Bebeğinizi de yanınıza alarak ailecek güzel vakit geçirebilirsiniz. Sizi ürküten bir bebekle yolculuksa, o zaman şu önerilere bir göz atabilirsiniz.
Genel öneriler:
Yolculuğa çıkmadan önce, ihtiyaç duyabileceğiniz her şeyin bir listesini yapın ve bu listeye sadık kalın.
Yemek ve yatma zamanı için saat belirleyip, bebeğinizi hep aynı saatte yedirip uyutmaya gayret edin.
Bebeğinizin kendisini daha güvende hissedebilmesi ve yabancılık çekmemesi için, sevdiği bir battaniyeyi veya oyuncağı yanınıza alın.
Bir tane seyahat yatağı ya da oyun parkı satın alıp, tatile gitmeden önce bebeğinizin buna alışmasını sağlayın. Eğer bunu yapamıyorsanız, kalacağınız oteli arayıp böyle bir hizmetleri olup olmadığını öğrenin.
Yanınınıza mutlaka fazladan bebek bezi ve içinde derece, bandaj, (varsa) bebeğinizin kullandığı ilaçlar ve bebeğinizin doktorunun numarası olan bir ilk yardım çantası alın.Arabayla yolculuk yapacaksanız:
Bebeğinizi kucakta ya da koltukta oturtmak yerine, mutlaka bebekler için yapılmış araba koltuğunda oturtun. Eğer bebeğiniz huysuzluk yaparsa, arabayı durdurun. Onu, araba hareket halindeyken asla koltuktan çıkarıp kucağınıza almayın. Bunu bir kere yaparsanız, kırılması zor bir alışkanlığa dönüşür.
Oynaması için yanınıza çok sayıda oyuncak alın ama hepsini bir anda eline vermek yerine, sıkıldıkça birer birer verin. Bu, yolculuğu onun için daha ilginç hale getirir.
Arabada sert, ağır ve sivri eşyalar varsa, bunları kaldırın. Böylece ani fren yapmanız gerekirse, bunları etrafa saçılıp bebeğinize zarar vermesini önlemiş olursunuz.
Acele etmeyin, bol ve duraklayarak yola devam edin. Mesela her iki saatte bir durup, etrafa bakının, vücudunuzu esnetin, gerekiyorsa bebeğinizin bezini değiştirin.
Yolculuğa çıkmadan önce, bebeğinizin sevdiği kitap ve şarkıları bir kasede kaydedin. Daha sonra yolda mola verdiğinizde bebeğinize bunları dinletin.
Mümkün oldukça eşinizle değişmeli olarak arabayı kullanın ve bebeği eğlendirme görevini de sırayla üzerinize alın.
Yanınızda atıştırmalıklar, bebeğinizin yiyip içebileceği şeyler getirin. Eğer etrafı kirletmek istemiyorsanız, fazla kırıntı bırakmayacak gıdaları tercih edin.Uçakla yolculuk yapacaksanız:
Genellikle daha geniş oldukları için rezervasyon yaptırırken ön koltukları isteyin.
Seyahate çıkacağınız zamanları herkesin yollarda olduğu bayram tatili gibi tatillerin dışındaki zamanlara ayarlamaya çalışın. Böylece uçaklar daha boş olur ve etrafınızda bebeğiniz için fazladan koltuk bulma şansınız artar.
Havayoluna bebeğinizin araba koltuğunu kullanıp kullanamayacağınızı sorun. Buna onay vermezlerse bile koltuğu mutlaka yanınıza alın; çünkü araba kiralamaya kalkarsanız, bebek araba koltuğu bulamayabilirsiniz.
Yanınıza bebeğinizin yiyebileceği şeyler alın. Hele de kısa mesafe uçuyorsanız, yedirecek bir şey bulamayabilirsiniz.
Uçağa binmeden önce, havaalanında bebeğinizin altını değiştirin. Uçakta da yapabilirsiniz ama alan kısıtlı olduğundan zorlanabilirsiniz.
Çocuğunuz için hazırlayacağınız çantaya ihtiyacı olabilecek ilaçları, oyuncakları, giysileri, ortalığa dökülüp saçılmayacak yiyecek ve içecekleri ve yeterli miktarda bebek bezini koyun. Bebeğinize fazladan giysi koyarken, kalabileceğiniz ufak kaza riskine karşılık kendinizi de ihmal etmeyin.
Uçak kalkış ve inişleri bebeğinizin kulaklarını rahatsız edebilir. Bu esnada biberonundan bir şeyler içmesi, emzik ya da meme emmesi işe yarayabilir.
butterfly
07.07.2007, 05:57
BEBEKLER NEDEN AĞLARGaz:Bebekler bir dertleri olduğunu genellikle ağlayarak bildirir. Ağlaması için altının ıslak olması, karnının aç olması gibi bir neden yoksa, bir rahatsızlığı olabilir. Bu sıkıntının en önemli sebeplerinden biri de gazdır. Bebeklerin sindirim sistemleri tam olarak gelişmediğinden, gazları olabilir. Bu durumda bacaklarını karınlarına çekerek ağlarlar. Karnına masaj yapmak bebeği rahatlatabilir. Doktorunuza danışmadan hiçbir şey kullanmayın. İlaç veya sindirimi kolaylaştırıcı çaylar vs... kullanmak bebeğiniz için çok sakıncalı olabilir. İshal:Bebeklerin sindirim sistemi ile ilgili bir diğer rahatsızlıkları ishaldir. Anne sütü dışkılaması ile ishali karıştırmayın. Bebekler zaten sarı renge yakın, cıvık kıvamda dışkı yaparlar; bu normaldir. Ancak her zamankinden fazla sümüksü, değişik renkte ve kokuda dışkı, ishali gösterir. Bebek beraberinde kusabilir. Genellikle virüsler olmak üzere, bakteriler ve parazitler ishale neden olabilir. Bebeğiniz ishal olursa anne sütüne devam edin ve en kısa sürede doktorunuza danışın. Kabızlık:Anne sütü ile beslenen bebeklerde genellikle kabızlık olmaz. Bebek kakasını yapamıyorsa 2-3 gün beklenmelidir. Daha sonra doktora danışılarak tedavisi yapılmalıdır. Ancak bu sürede çok şikayeti varsa, doktorunuza danışın. Bebekler yedikleri yemeğin bir kısmını gaz çıkarırken veya kendiliğinden çıkarabilirler. Bu gerçek, bildiğimiz anlamda kusma değildir ve endişelenmeyi gerektirmez. Bu durum zamanla azalacaktır. Pamukçuk:Bebeğin ağzında pamukçuk adı verilen beyaz lekeler oluşabilir. Bunlar süt kalıntılarından ayırt edilmelidir. Nedeni bir cins mantardır. Ağrılı olduğundan, bebeğin beslenmesini engeller. Temizliğe dikkat edilirse pamukçuk gelişimine nadiren rastlanır. Bu hastalığı fark ederseniz doktorunuza danışın. Ateş:Evinizde bebeğin ateşini ölçmek için bir derece her zaman bulunsun. Bu, aile bireylerininkinden farklı, bebeğe özel olsun. Kullandıktan sonra yıkayıp kolonya ile silerek kaldırın. Bebeğin ateşinin olması demek, sizin bebeği sıcak hissetmenizle ilgili değildir. Mutlaka ölçerek ateşinden emin olun. Vücut sıcaklığı, enfeksiyonlar açısından önemli bir göstergedir. Koltuk altından ve makattan ölçüldüğünde, vücut sıcaklığının normal değerleri farklıdır. Makattan ölçüldüğünde, 36.5-37.5 0C normaldir. Koltuk altından 37.3 ve makattan 37.5 dereceyi geçiyorsa, bebeğin ateşi var demektir. Doktorunuzu arayın ve mümkünse hemen gidin. Doktora gidene kadar yapmanız gereken en önemli şeylerden biri, bebeği fazla giysilerden kurtarmaktır. Üzerini örtmeyin. Bebeklere ateş düşürücü olarak aspirin verilmemesi gerektiğini aklınızda tutun. İlk anda verilecek ateş düşürücü, "parasetamol" içeren ilaçlardır. Doktorunuz uygun ateş düşürücüyü verecek ve hastalığına yönelik tedaviyi uygulayacaktır. Bebeğin ateşi çok yüksekse ve doktora gidemiyorsanız; ilaç verdiğiniz halde ateşi yükselmeye devam ediyorsa, ılık su ile vücudunu yıkayın. Bunun dışında bebeğin vücudunda gördüğünüz döküntü, huzursuzluk, sürekli ağlama ya da sizi endişelendirecek başka bir şey olduğunda doktorunuza danışın. mystical2008-07-21 15:02:18
BEBEKLERDE EMZİK ALIŞKANLIĞIAvantajlar:- eğer bebeğiniz emzik emmeyi seviyorsa ve rahatsız olduğunda emziği verin bu bebeği sakinleştirecektir.- eğer bebek uyuduğunda emzik ağzında kalıyorsa, bebek uyanınca tekrar emecek ve uykuya tekrar dalacaktır.- bebek emzik emiyorsa büyük ihtimalle parmağını emmeyecektir.
Dezavantajlar:
- bebek bir kez alıştığında emziksiz yapamaz. Yıllar boyunca kullanabilir ve bırakmakta zorlanır.- emzik genellikle derin uykuda düşer. Bebek uyaninca emzigi tekrar emmek ister. Bu da onu uyandirir.- uyanıkken emziği emen bebek ses çıkarmayı azaltır. Ve oyuncakları ağzıyla keşfetmeyi erteler.- her seferinde temizleyemiyorsanız emzikler hijyenik değildirlermystical2008-07-21 15:03:48
Ne Zaman Hangi Oyuncak...
İlk aylarda bebeklerin duyularını harekete geçirecek oyuncaklar çok uygundur. Parlak renklerde ve ses çıkaran, sallanan oyuncaklar. Bunları sağa sola , yukarı aşağı hareket ettirerek ilgisini çekebilirsiniz. Ayrıca görme ve işitme duyularını harekete geirebilirsiniz.
Müzik kutuları, aynalar, yatağı için dönence uygun oyuncaklardır. Bebeğin ayağıyla oynayabileceği beşik jimnastiği tarzı oyuncaklar kaba motor gelişimi hızlandıracaktır. Ayrıca aktivite gerektiren oyuncaklar sebep sonuç ilişkisini kurmasına yardım edecektir. Küçük bebekler için yapılmış düğmeye basınca müzik çalan ya da ışık yanan oyuncaklar gibi.
6-12 ay arası; bu aylarda bebeğinizi bloklarla tanıştırabilirsiniz. Bebeğin yaşına uygun çeşitli büyüklüklerde tahta, plastik ya da bezden küpler bulabilirsiniz. Yine çeşitli büyüklükte yumuşak bebek toplarıyla oynayabilir. Bebekler için yapılmış doldurulmuş hayvanlardan, çeşitli ev eşyalarının gerçeklerinden ya da oyuncaklarından çok hoşlanırlar. Mesela telefonlar, tahta kaşıklar, tencereler, boş kutular.
12-24 ay arası; müzikli oyuncaklar, arabalar, doldurulmuş hayvanlar (özellikle ayakta duran, üzerine binilebilen ya da kucaklanabilen hayvanlar), doldurulup boşaltılabilen oyuncaklar, bebekler için yapılmış yap boz oyuncaklar, çizim tahtası, aktivite masaları, zıplayan toplar, üzerine binilebilen pedalsız oyuncaklar, kova- kürek, bebek legoları, çekilebilen ya da itilebilen oyuncaklar, iç içe geçen kaplar.
2 yaş için temel oyuncaklar; üzerine binilen, itilen, sürülen oyuncaklar, büyük toplar, parlak renkli boyalar, parmak boyaları, oyun hamurları, masa ve sandalye, yap-boz, legolar, kova, kürek, ev eşyalarının modelleri.
Her türlü köpük oyuncak, uzun saçları olan bebekler, plastik balonlar bu yaş ve altı için sakıncalı oyuncaklardır. Akülü arabalar ve pedallı oyuncaklar ise 2 yaş için uygun değildir.
Oyunlar...
İlk aylarda bebeğinizle yakın temasda bulunmanız, ona sık sık sarılmanız, evi gezdirmeniz, onunla konuşmanız zaten yeterlidir. Yüzünüzü değişik şekillere sokun, parlak renkli ses çıkaran bir objeyi sallayarak sağa sola yukarı aşağı hareket ettirin, dilinizi çıkarın, çıngırağını sallayın.
Bebeğiniz altı aylık olduğunda; bir eliniz göğsünün altına diğerini poposuna koyarak ayaklarıyla kucağınıza vurmasını sağlayarak zıplatın. Bir süre sonra kendi zıplamaya başlayacak ve bundan büyük keyif alacaktır. Oturur durumdan dizinizin üstünde ayağa kaldırarak çekin. Onu uçurun. Ellerinizle çok iyi destekleyerek omzunuza alın evde gezdirin.
Parmak oyunu: Bebeğinizin elinin üstüne ya da avucununun içine dokunarak "buraya bir kuş konmuş" deyin sonra baş parmağından başlayarak parmaklarını teker teker tutarak her seferinde "bu tutmuş, bu eve götürmüş, bu pişirmiş, bu yemiş" deyin. En son serçe parmağında "bu da okuldan gelmiş hani bana hani demiş" diyerek onu gıdıklayın.
Örümcek oyunu: İşaret ve orta parmağınızla bebeğinizin üzerine yavaş yavaş tırmanın bu arada "gelmiş, gelmiş, gelmiş" deyin. En son bebeğinizin boynunun altında ya da koltuk altlarında onu gıdıklayarak "bunları da yemiş" deyin.
Cee oyunu: Yüzünüzü elinizle kapatarak açın ve "cee" deyin. Yüzünüzü elinizle kapattığınızda "anne nerde?" diye sorun.
El çırpma oyunu: Şarkı söylerken el çırpın. Sonra onun ellerini de çırpın.
Bu Kadar: "Bebekler ne kadar büyük" diye sorun bebeğinizin ismini de kullanabilirsiniz. Sonra kollarını açmasına yardım ederek "Kocaman" ya da "Bu kadar " deyin. Zamanla siz sorduğunuzda o kendiliğinden kollarını açacaktır.
Göz-burun-ağız: Bebeğinizin ellerini tutun sırayla kendi gözünüzü, burnunuza ve ağzınıza değdirin. Bu arada hepsinin ismini söyleyin.
Bebeğimin GünlükTemizliği...
İlk Aylarda: Bebeğinizi her gün yıkamasanız da mutlaka günlük temizliğini yapmalısınız. Bunun için kaynatılmış ılık su ve pamuk kullanın. Pamuğu her seferinde tek bir hareket yaparak sürün ve hemen yenisiyle değiştirin. Yani ileri geri hareketlerle ovalayarak değil. Bebeğinizin alnını yanaklarını ağız çevresini, çenesini ve boynunu silin.
Gözlerini silerken çok hassas davranın çünkü burası mikrop kapmaya elverişlidir. Gözlerini burundan kulak yönüne doğru tek hareketle silin. Daha sonra kulak arkalarını ve kulağın içini de pamukla silin. Kulak deliğine dokunmayın, kulak çöpü kullanmayın. Burayı temizlemeniz gerekmez. Ayrıca ellerini, parmak aralarını silin. Sildiğiniz yerlere daha sonra bebe yağı sürün.
Bebeğiniz Hareketlendiğinde: Bebeğiniz etrafta dolaşmaya başladığında özellikle elleri çok çabuk kirlenecektir. Ancak aşırı hijyenik olmayın. Her gün bir ya da iki kez bebeğinizin ellerini su ve sabunla yıkamanız yeterlidir. Dışarıya çıktığınızda onun toprak ve kumla oynamasına, elbiselerini kirletmesine izin verin. Eve geldiğinizde giysilerini değiştirip ellerini yıkamanız yeterlidir. Eğer banyo yapmayı çok seviyorsa banyo da yapabilirsiniz. Her sabah ıslak bir bezle yüzünü silmeyi unutmayın.
Ayrıca bebeğinizin dişleri çıktıktan sonra onu diş fırçasıyla tanıştırın. Dişlerinizi fırçalarken sizi görmesine izin verin. Siz fırçalarken ona kendi fırçasını verin. Başlangıçda sadece ısıracaktır ancak fırçalama alışkanlığı kazanmasına yardımcı olur. Eğer izin veriyorsa bebekler için hazırlanmış olan diş fırçasıyla dişlerini fırçalayın. Ancak büyük ihtimalle buna izin vermeyecektir. O zaman ıslak bir bezle dişlerini silin. Eğer dişlerini temizlemezseniz bir süre sonra dişlerde sarı bir katman oluştuğunu göreceksiniz. Süt dişleri erken dökülürse asıl dişler çıktığında boşluklar yüzünden eğrilebilir. Ayrıca ilerde çürük dişler ağrı yapar.
Yatarken el ve ayaklarını ılık suyla yıkayabilirsiniz. Bu onun için iyi bir uyku öncesi ritüel de olur.
BEBEĞİMİN BANYOSU
Banyo, bebeğin sağlıklı bir cilde sahip olması kadar, anne ile bebek arasında sevgi ve iletişim bağlarının kuvvetlenmesi açısından da önemlidir. Banyo için tamamen soyulması, tüm vücudunun çıplak olarak suyla teması, yıkama, kurulama ve giydirme sırasındaki anne ile temas hem fiziksel hemde ruhsal açıdan masaj gibidir. Bebek banyodan sonra rahatlar ve daha iyi uyur. Anne için de bebeğiyle temas etmiş olması ve onunla birlikte birşey yapması bir rahatlama ve doyum sağlar.
Banyo bebek aç iken yaptırılmalı ve zamanı uyku saati öncesine denk getirilmelidir.
Yıkamaya başlamadan önce gereksinim duyabileceğiniz her şeyi elinizin altında hazır bulundurun.
Banyo suyunun uygun sıcaklıkta olduğundan emin olmak için dirseğinizle suyun sıcaklığını kontrol edin.
Küvet bel hizanızda olsun. Böylece hem bebeğe daha iyi hakim olursunuz, hemde bel sağlığınızı korurusunuz.
Mevsime, bebeğin ayına ve evin ısıl durmuna göre gerekirse banyo yaptıracağınız odanın ısısını ek ısıtıcılarla uygun dereceye arttırın.
Mümkünse bebekler için özel üretilmiş 5.5 pH'lı veya nötr sabun ve gözleri yakmayan şampuan kullanın.
Bebekler 2-3 günlükten itibaren istenirse hergün yıkanabilirler. Şartlara göre haftada 2-3 kez yapılması da yeterlidir.
Göbek kordonu düşmemiş ve yeni düşmüş bebekler hiç çekinmeden yıkanabilirler. Yalnızca banyo öncesi ve kurulandıktan sonra göbekleri antiseptik bir solüsyonla ( batticon, biocadin, poviod vb ) güzelce temizlenmelidir.
Vücudunu yıkarken; bebeği kolunuzla omzu ve boynunu destekleyerek, bir elinizle koltuk altından diğer elinizle ya kalçalarından ya da bacaklarından kavrayın ve banyo küveti içindeki suya, önce ayak ve bacaklarını daldırarak yavaşça tüm vücudunu başı dışarıda kalacak gibi sokun.
Banyo sırasında bebeğin kulağına su kaçmasının hiçbir zararı yoktur. Hatta kulak salgılarının ıslanıp yumuşamasını ve daha rahat atılmasını sağlar, tıkaç oluşmasını engeller. Lütfen kulağına su kaçmasın diye kulaklarını tıkamaya çalışıp banyo işini zorlaştırmayın.
Banyo sonrası tüm vücudunu ve cilt boğumlarını pamuklu havlu ile, yumuşak hareketlerle kurulayın. Kulağını kurulamak için sadece dıştan havlu, tülbent veya bir parça pamuk kullanın. Kesinlikle kulak yoluna pamuklu çubuklar uygulamayın, emmeyin.
Cildi kuru ise dilerseniz bebe yağı ile vücudunu yağlayabilirsiniz.
butterfly
16.08.2007, 06:57
Ani Bebek Ölümü Sendromunu Nasıl Önleyebilirsiniz?
Ani bebek ölümü sendromu, hiçbir sağlık sorunu olmayan bir bebeğin nedeni açıklanamayan ölümü olarak tanımlanıyor. Alman Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Gökçe Baslo tüm vakaların % 95’i ilk 6 ayda (2-4. aylarda en sık) görüldüğünü belirterek alınması gereken önlemleri ailelerle paylaşıyor.Gelişmiş ülkelerde ABÖS, prematürite ve düşük doğum ağırlığına bağlı hastalıklar ve doğumsal anomalilerden sonra süt çocukluğunda rastlanan en sık ölüm nedeni olarak kabul ediliyor. 1-12 ay arası ölümlerin %35-55’inden sorumlu olan ABÖS’un Türkiye’deki sıklığı tam olarak bilinmemekle birlikte gelişmiş ülkelerde sıklık 1000 canlı doğumda 0.8 olarak veriliyor. Risk faktörleriAnneye ait nedenler• Gebelikte sigara içme• Alkol veya madde bağımlılığı• Düşük sosyoekonomik düzey• Çok genç anne yaşı (20 yaş altı) • Gebelikler arasında geçen sürenin kısa olması• Doğum sayısının artması ve takipsiz gebeliklerBebeğe ait nedenler• Yaş (2-4 ay arası) • Erkek cinsiyet (kızlara göre risk % 30-50 daha fazla) • Erken doğum (prematüre) • Düşük doğum ağırlığı • Yüzüstü uyku pozisyonu • Yakın zamanda geçirilmiş ateşli hastalık öyküsü • Doğum öncesi veya sonrasında sigaraya maruz kalma • Yatağının yumuşak olması ve yastık kullanma • Anne-baba ile aynı yatakta yatma • Bebeğin çok sıcak ortamda bulunması veya çok giydirilmesi • Anne sütü ile yetersiz beslenmeDr. Baslo “Yukarıda sayılan risk faktörlerinin sadece bir kısmının (erkek cinsiyet, bebeğin yaşı ve düşük sosyoekonomik düzey vb.) değiştirilemez olmasına rağmen, aslında büyük çoğunluğunun değiştirilebileceği ve bu şekilde ani bebek ölümlerinin büyük ölçüde engellenebileceği görülmektedir.” diyerek anne ve babaları uyarıyor. Ani bebek ölümlerini engellemek için alınabilecek önlemlerDr. Baslo alınması gereken önlemleri şöyle sıralıyor: 1. Bebekler uyurken sırt üstü yatırılmalıdırSağlıklı süt çocukları doğumdan itibaren sırtüstü yatırılmalıdır. Yan yatış pozisyonu tercih ediliyor ise, yüzüstü pozisyona dönüş olasılığını azaltmak için altta kalan kol öne getirilmelidir (daha iyisi, yan yatış pozisyonu tercih edilmemelidir). Amerikan pediatri akademisi 1992 yılında açıkladığı sağlık politikasında; sağlıklı bebeklerin uyku sırasında sırtüstü yatırılmasını önermiş ve bu şekilde 4 yıl içinde Amerika’da “ani bebek ölümü sendromu” sıklığı % 40 azaltılmıştır. 2. Bebekler sert yatakta yatırılmalıdırBebekleri yumuşak yatak, yastık, yorgan veya hayvan postu gibi yüzeylere yatırmak doğru değildir. Yatak, karyolaya uyumlu olmalı, yatak-karyola arasında bir parmak ya da 2 cm'den daha fazla aralık olmamalıdır. Karyola parmaklıkları arasında 2 parmak ya da 5 cm genişliğinden fazla mesafe bulunmamalıdır. Ani bebek ölümü vakalarının % 30’undan bebeğin uygun olmayan yerlerde yatırılması sorumlu tutulmaktadır. 3. Bebeklerin anne-baba ile birlikte yatması engellenmelidirEbeveyn yatakları bebek için uygun malzemeden olmadığı gibi, sigara dumanı ile temas ve anne-babanın ağırlığı altında kalma gibi riskleri olması nedeni ile kesinlikle önerilmemektedir. 4. Bebeklerin yatağında kumaştan yapılmış oyuncaklar bulundurulmamalı ve uyurken yüzleri örtülmemelidirYatak çarşafları gergin ve temiz olmalı, battaniye kullanılacak ise yatağın altına sıkıca tespit edilmeli ve çocuğun ancak göğsüne kadar örtülmelidir. Uyku tulumu kullanılması düşünülebilir. 5. Annenin sigara içmesi engellenmelidirAni bebek ölümü sendromu ile ilgili yapılan tüm araştırmalar; hamilelikte ve doğum sonrasında sigara kullanımının riski arttırdığını açıkça ortaya koymaktadır. Annenin gebeliğinde sigara içmesinin ani bebek ölümü riskini 3.4 kat arttırdığı bilinmektedir. Hamilelikte sigara içilmesi ayrıca erken doğum ve düşük doğum ağırlıklı bebek riskini de arttırmaktadır. 6. Aşırı sıcak önlenmelidirÇocuklar hastalık anında bile aşırı ısınmaya neden olmayacak şekilde giydirilmelidir. Özellikle yüzüstü yatan, çok giydirilen ve battaniye ile örtülen bebeklerde ani ölüm riski artabilmektedir. Bu nedenle bebekler uyurken hafifçe örtülmeli ve ideal oda ısısı sağlanmalıdır. 7. Erken doğan ve/veya düşük doğum ağırlığı olan bebeklerde monitör kullanılabilirBebek ne kadar erken doğduysa ve ne kadar küçükse ani bebek ölümü riski o kadar fazladır. Bu bebeklerde solunum durması ve kalp hızında yavaşlama olabileceğinden evde monitör ile izlenmesi uygun olabilir. Ancak ev monitörlerinin ABÖS’ü önlediği kanıtlanmamıştır ve Amerikan Pediatri Akademisi ev monitörlerinin bu amaçla kullanımını önermemektedir. 8. Bebekler anne sütü ile beslenmelidirKesin kanıt olmamakla birlikte, bazı çalışmalarda anne sütü ile beslenen bebeklerde ani ölüm riskinin daha az olduğu gösterilmiştir. Anne sütü ile beslenenlerde enfeksiyon hastalıklarının daha az görülmesi ve anne-bebek arasındaki yakın ilişkinin ABÖS riskini azaltabileceği düşünülmektedir.
İKİZ BEBEK BAKIMI
Gebe kadın bir bebek düşüncesindeyken birden ikiz bebekleri olacağını öğrenince telaşlanması olağandır. Çünkü bir bebek için düşünülen planlar artık iki bebek için yapılmaya başlanmalıdır. Anne adaylarının bir kısmı doğacak olan bebeğin ihtiyaçlarını gidermek için gebeliğin son aylarını beklerken bazı annelerde gebe olduklarında öğrendikleri andan itibaren ihtiyaç listesini hazırlamaya başlarlar. İkiz bebek bekleyen annelerin olması gerekenden daha önce doğum yapmaları beklenir. Bu nedenle ikiz anneleri belirlenen doğum tarihinden daha önce bebeğin tüm ihtiyaçlarını giderecek durumda olmalıdırlar. Bir bebeğin anneyi ne kadar yorabileceği bilinirken, iki bebek olduğunda neler yaşayacağınızı düşünerek kendinize bebekler dünyaya gelmeden bol bol vakit ayırın. İkizleri emzirmek oldukça güç olabilir. Sizin için iki yöntem önerilmektedir. Isterseniz bebeklerinzin ikisini aynı anda emzirebilir ya da birini emzirdikten sonra bir diğerine geçebilirsiniz. Bebeklerinizin ikisini de kucağınıza alın, bacakları dışa dönük gelecek şekilde kucağınıza yatırın. Daha sonra bir memenizi birine, diğer memenizi de ötekine verin. Bu şekilde emzirmeye başlayın. Bu işlemi yaparken sık sık bebekleri diğer memeyi emmesi için değiştirin. Bebekleri aynı anda emzirmeniz halinde zamandan da tasarruf edeceksinizdir. İkizleri aynı anda emzirmek size zor geliyorsa onları tek tek emzirmeyi deneyin. Bazı annelerin sütleri az olduğundan bebeklere mama takviyesi yapabilirler. Bu şekilde bebeklerinizi biberonla emzirmeniz gerekecektir. İsterseniz biberonla gıda alımını da aynı anda yapabilirsiniz. Bebeklerinizin ikisinide düz bir zemine yatırın ve başlarının yüksekte olmasını sağlamak için başlarının altına bir yastık koyun. Daha sonra da biberonları ellerinize alın ve bir elinizle birini beslerken, diğer elinizle de diğer bebeğinizi besleyin. Bu işlemi de ayrı ayrı yapabilirsiniz. Bu şekilde bebeklerinizle tek tek daha iyi ilgilenmeniz de olasıdır. Ikiz bebekleri aynı anda banyo yaptırmak zor olabilir. Bebeklerinizi aynı anda banyo yaptırabilmeniz için sizin de katılımınız gereklidir. Küvetin içine girerek bebeklerinizi kucağınıza alın ve hep birlikte banyo yapmaya başlayın. Bu tarzda yapılan banyolar oldukça uzun sürebilir. Bu nedenle ikizlerinizi tek tek yıkamanız daha avantajlı olacaktır. Bir bebeğiniz uyurken diğerini yıkayabilir ve diğeri uyuduğunda da onu yıkayabilirsiniz. Bir keç haftalık olan bir bebeği sık sık yıkamak zorunlu değildir, bu nedenle onları silebilirsinizde.Ikiz bebek anneleri oldukça fazla yorulurlar. Evde yalnız olmadığınız zamanlarda bebeklerle başkalarının ilgilenmesini sağlayın. Örneğin annaanne ya da babaanne evde bulunduğunda bebeklerle ilgilenmelerini sağlayın. Eşinizin evde olduğu zamanlarda yapmanız gereken her şeyin yarısını onun da yapmasını sağlayın. Bu arada eşinizin sürekli aynı bebekle ilgilenmesine izin vermeyin, bu şekilde diğer bebek eşinize uzak kalır ve sürekli sizi yanında isteyebilir.Yenidoğanlar geceleri sık sık uyanabilirler. Bu nedenle özellikle ikiz anneleri bir çok geceyi uykusuz geçirir. Geceleri bebeklerinizin birinin ihtiyaçlarını karşılarken uygulamaların aynısını diğerine de tekrarlayın. Bu şekilde gece boyunca sık sık uyandırılmak zorunda kalmazsınız.Ikiz bebek sahibi olmanızdan dolayı evinizin doğum yapmadan önceki düzende olmasını beklemeyin. Bu nedenle yemeklerinizi hazır olanlardan seçin, evinizin bakımında size yardımcı olması için bir yardımcı edinin. Böylece bebeklerinizle ve kendinizle ilgilenmek için daha çok zamanınız olacaktır. Özel işlerinizi bebekleriniz uyurken yapın ya da onlar uyurken sizde dinlenin.Aynı anda çılgınlar gibi bağıran iki bebekle birden ilgilenmek olanaksız gibidir. Bu nedenle sizib bir kişi olduğunuzu ve bu yüzden aynı anda iki bebekle birden ilgilenemeyeceğinizi bebeklerinizin anlamasını sağlayın.İkizler bebeklik dönemlerinde oldukça yaramaz ve birbirleriyle hiç anlaşamayacakmış gibi görünsede ilerleyen günlerde oldukça iki iyi dost olurlar. Bu nedenle yaşadığınız bu zor durumların bir gün biteceğini unutmayın.İkizlerin bir kısmı birbirlerine oldukça benzerken bir kısmı da çok az benzeyebilir. Birbirlerinin aynısı olan bebeklerin bakımı daha zordur. Biraz önce hangisini yedirdiğinizi anlamanız zor olabilir. Bu nedenle bebekleri ayırabilmek için onların üzerinde bir işaret olmasını sağlayın ya da farklı giydirin. Bebeklerinizin ikiside birer melek olmayacaktır, mutlaka içlerinden biri yaramaz olur. Bu nedenle her türlü oluşuma hazır bulunmalısınız. İkiz bebek sahibi olan diğer ailelerle ilişkiler kurun ve onlardan tavsiyeler isteyin. Bu şekilde yapılan yardımlaşmalar size olumlu faydalar sağlayabilir.
PREMATÜRE BEBEK
Tam zamanında doğan bebeklerin anne babalarının , bebeklerini ilk gördüklerinde bir şaşkınlık dönemi yaşamaları doğaldır. Prematüre bebeklerin anne babaları ise çoğu kez tam anlamıyla şok geçirirler. Tipik bir prematüre yaklaşık 1600 ila 1900 gram , bazısı ise çok daha düşük bir tartı ile doğar. En küçükleri bir erişkinin avucuna sığabilecek büyüklüktedir ve bilekleri elleri o denli küçüktür ki , bir evlilik yüzüğü kolayca geçirilebilir.Prematürenin cildi şeffaftır ve arterlerle venler cilt üzerinden görülebilir. Cilt , altında yağ dokusu bulunmadığı için gevşek bir izlenim verir ve çoğu zaman lanugo denen yumuşak tüylerle kaplıdır.Bebek kucağa alındığında ya da beslendiğinde cilt rengi değişir.Kahverengi yağ dokusu bulunmadığından (bizi sıcak tutan yağ katmanı)ısısını koruma yeteneği yoktur. Prematürenin kulakları , şekil vermeğe yarayan kıkırdak dokusu henüz gelişmediğinden, düz, kıvrık ya da dalgalı bir şekilde olabilir.Cinsiyet karakterleri çoğunlukla tam gelişmemiştir.Testisler inmemiş olabilir.Erkek çocuklarda sünnet derisi ,kız çocuklarda vajen dudaklarının iç kısmı gelişmemiş olabilir.Meme başları etrafında areola denen koyu renkli bölge bulunmayabilir. El ve ayak taban çizgileri gelişmemiş olabilir.Henüz ne kas ne de sinir gelişimi tam olduğundan, birçok refleks (örneğin yakalama, emme, arama, irkilme) kayıp olabilir. Nefes kuvveti olmadığından, bebek çok az ağlıyor ya da hiç ağlamıyor olabilir. Prematüre apnesi şeklinde adlandırılan ,arada solunumun durduğu dönemler de bulunabilir.Ancak prematürelk geçici bir durumdur. Preterm yenidoğanlar gerçekte doğmaları gereken kırk haftalık gestasyon yaşına geldiklerinde, boyut ve gelişimsel açıdan tipik yenidoğanlara oldukça benzerler.Yaşıtlarını gerçek anlamda yakalayabilmeleri ise çoğu bebeklerde bir yaşının sonuna doğru mümkün olabilmektedir.
esraerman
15.09.2007, 11:56
DUYGULARI AÇIĞA VURMAYI ÖĞRENMEK:• Doğum sonrası: konuştuğunda anneyi izler; yüzünde belirsiz bir gülümseme olur, korkunca tepki verir. • Bir aylık: Gerçek gülümsemenin ilk belirtileri yüzünde hissedilir. • İki aylık: Yüksek ses ya da baş sallamaya yanıt olarak gülümser. • Dört aylık: Ayna da kendine gülümser; tanıdık yüzlere gülümser, gülerek ya da kıpırdanarak heyecanını gösterir; sevindiğini göstermek için sesler çıkarır. • Beş aylık: Gülen birine gülümser. • Altı aylık: Sevdiği bir oyun ,ya da şarkıya gülümser. • Yedi aylık: Utanma yada korku gösterir. • On iki aylık: Kendi yaptıklarına ( bir oyuncağı hareket ettirmek gibi ) güler; yabancılardan korkar. • On beş aylık: Sevgisini gösterir; isteklerini belirtir.İletişimi Öğrenmek• Doğum sonrası: Annenin mimiklerini taklit eder. • İki aylık: Konuşmaya katılmaya çalışır. • Üç aylık: Konuşuyormuş gibi ağzını hareket ettirir ve çeşitli sesler çıkarır. • Beş aylık: Bir nesneyle; konuşmaya benzer sesler çıkararak konuşur. • Altı aylık: Adını bilir; sesleri birleştirir. • Yedi aylık: Basit hareketleri taklit eder; bir yetişkin tonlamasında sesleri ve sözleri tekrarlar. • Sekiz aylık: İlgi çekmek için bağırır ve kedi gördüğünde “pisi “ diyebilir. • Dokuz aylık: Bir anlamlı sözcük ya da işareti kullanabilir, konuşmaya benzer sesler çıkarır. • On aylık: “ Bana ver ‘’ gibi basit komutlara ve “top” gibi tanıdık nesnelere karşılık verir; ilgiyi çekmek için elbiseyi çekebilir. • On bir aylık: “Evet” der; “ güle güle” diyebilir; iki ya da üç tane anlamlı işaret ve sözcüğü kullanabilir. • On iki aylık: “Topu yatağa koy” gibi daha karmaşık istekleri uygulayabilir. • On beş aylık: 10-20 tane anlaşılır sözcük söyler, iki sözcüğü bir tümce içinde kullanabilir. • On yedi aylık: Duygularının anlaşılmasını sağlayabilir. • On sekiz aylık: Konuştuğundan fazlasını anlar; 50 sözcüğe kadar dağarcığı olabilir, bedeninin bazı bölümlerini gösterebilir.Oyun Oynamayı Öğrenmek• İki aylık: Bir seferde, isteyerek tek eylem yapabilir. • Üç aylık: Tanıdık kişileri farkeder; odaya girildiğinde ağlamayı durdurur; güler; şaşkınlık gösterir. • Dört aylık: Yalnız kaldığında sıkılır. • Altı aylık: Bir seferde isteyerek ( oyuncağı öttürmek için düğmesine basmak gibi) biri diğerine bağlı olan iki eylem yapabilir. • Yedi aylık: Düşürdüğü nesneleri arar, “ ce “ oyunu oynar. • On aylık: Bir seferde birkaç eylemi isteyerek yapabilir; istediği bir oyuncağı bulabilir, oyun şarkılarını ve tahmin oyunlarını sever. • On bir aylık: Şekil sıralama oynayabilir, başardığında mutlu olur. • On iki aylık: Anne ile oyunlar oynar; saklanılan nesneleri tahmin oyunu oynar ( görmediğinde de nesnelerin var olduğunu bilir). • On sekiz aylık: Kendinden büyük bir kız ya da erkek kardeşle oynamak ister.Duyuların Gelişimi :Bebek doğduğu anda görüp ,duyabilir.Ancak her iki duyu da az gelişmiştir ,ilk birkaç ayda içinde bunlar hızla olgunlaşır. Bebek iyi duyana kadar, konuşmayı öğrenemez. Görüşü kesinleştikçe ve bedeni üzerindeki denetimi arttıkça bebeğin el becerileri incelik kazanır. Yürüme dönemine geldiğinde bebek yetişkin biri kadar iyi görür ve duyar .Aşağıda belirtilen zamanlamalar ortalamadır ve gelişim bebekten bebeğe değişir.Bazı bebekler daha erken, bazıları da geç gelişebilir.Duymayı Öğrenmek• Doğum sonrası: Duyduğu ses yönüne bakar. • Bir aylık: Sesleri ayırt etmeye başlar. • Üç aylık: Bir sese karşı başını sağa ya da sola hareket ettirir. • Dört aylık: Sesin yerini bulup ona dönebilir. • Beş aylık: Üstteki ya da alttaki sesleri bulur, sesleri ve tonları ayırabilir. • Altı aylık: Kendi adını bilir ve sesleri birleştirebilir. • On aylık: "Kuş" ya da "Top" gibi tanıdık nesnelerin adlarına bilir. "Al, tut" veya "Göster" gibi basit isteklere uygun davranabilir.Elleri Kullanmak• Doğum sonrası: Avucuna yerleştirilen bir cismi refleks olarak yakalar. • Üç aylık: İsteyerek uzanamaz, ancak bir nesneye dokunduğunda heyecanlanır. • Dört aylık: Bir nesneyi kavrayabilir. • Beş aylık: Uzanmak ve dokunmak için ellerini açar. • Altı aylık: Düşürdüğü bir nesneyi izler ve birazı görünen nesnenin tümünü algılar. • Yedi aylık: Ellerini gözleriyle denetler; bir cismi tutmak için avuçlarını açar; uzanırken gözlerini ellerinden ayırmaz; iki elini birlikte kullanır. • Sekiz aylık: Kendine yuvarlanan bir topu yakalayabilir; bir nesneyi tutmak için parmaklarını ve avucunu birlikte kullanır, bir nesneye erişmek için başka bir nesneden yardım alır. • Dokuz aylık: İsteyerek nesneleri fırlatır, iter ve dürter, bir nesneyi bir elinden diğerine geçirebilir. • On aylık: Bir cismi tutmak için elleriyle üstünü kapatmak yerine parmaklarıyla kavrama hareketi yapmaya çalışır. • On üç aylık: Bir cismi almadan önce elini en iyi pozisyona göre hazırlar. Nesneleri bir kap içine koyabilir. • -On dört aylık: Bir kutuyu diğerinin üzerine koyabilir. • On yedi aylık: Bir topu yuvarlayabilir. • On sekiz aylık: Bir çok bloktan bir kule oluşturabilir; pastel boyayı tutup bir kağıda şekiller çizebilir.Görmeyi Öğrenmek• Doğum sonrası: Gözbebekleri ışığa ayarlanır ve 20-25 cm uzaklığa odaklanabilir. Gözleri beraber hareket etmeyebilir, ancak baş yavaşça hareket ettirilirse gözleriyle kişiyi izler. • Bir aylık: Annenin yüzünü tanır. • İki aylık: Gözleri birlikte odaklanır; nesnelerin kenar ve köşelerini görebilir. • Üç aylık: İyi bir çevre görüşü kazanır. • Dört aylık: Biri ya da bir şeyin tanıdık olduğunu bilir; ellerine bakar. • Altı aylık: Göz ve el uyumu iyidir; aynadaki görüntüsünü ellemeye çalışır; bir nesnenin farkı açılardan aynı olduğunu kavrar, düşürdüğü bir nesneyi aramaya başlar. -Yedi aylık : Küçük cisimlere odaklanabilir. • Sekiz aylık: Derinliği tasarlayabilir. • On bir aylık: Hızlı nesnelere odaklanabilir. • On iki aylık: Annenin gördüğü kadar iyi görebilir; bir nesneyi son gördüğü yerde arayabilir.Fiziksel Gelişim :Bebek yaşamının ilk 18 ayında oldukça hızlı bir gelişim göstermektedir. Başını dik tutmayı, yürümeyi ve oturmayı hep bu aylar içinde öğrenecektir. Bebeklerin bu hareketleri başarabildiği ortalama yaşları (ay olarak ) gösteren tablo aşağıda verilmiştir. Ancak her bebek birbirinden farklıdır ve gelişmeleri de aynı sırayla fakat farklı zaman aralıklarında kendine özgü gerçekleşir. Verilen tablo ortalama zaman aralıklarını ifade etmektedir. Bazı bebekler farklı, hızlı veya yavaş gelişim gösterebilir, emeklemeden yürüyebilir. Bazı bebekler daha erken dönebilirler veya oturabilirler. Verilen tablo sadece ortalama bir gelişim tablosudur.Oturmayı Öğrenmek• Doğum sonrası: Bebek yatarken, kollarından çekerek oturturulsa başı tamamen geride kalır. • İki aylık: Otururken desteklendiğinde başını kısa bir süre tutar. • Üç aylık: Bebek yatarken, kollarından çekerek oturturulsa başını kısa bir süre tutar ve yastıklarla desteklenirse 10-15 dakika oturabilir. • Dört aylık: Otururken başını dik tutabilir ve tüm yönlere döndürebilir; desteklenirse 30 dakika oturabilir. • Beş aylık: Bebek yatarken, kollarından çekerek oturturulsa başı omurgasıyla aynı hizada durur. • Altı aylık: Dengeli bir biçimde oturabilir ve sırtüstü yatarken anneye veya herhangibir eşyaya uzanarak kendini oturur durumuna getirebilir. Başı omurgasıyla aynı hizada durur. • Yedi aylık: Kısa bir süre yalnız başına oturur. • Sekiz aylık: Dengeli bir biçimde yalnız oturur ve otururken hareket edip sallanabilir, yüzükoyun yatarken oturur bir duruma gelebilir. • On aylık: Ayakta dururken oturabilir; emekleme konumundan oturmaya geçebilir.Emeklemeyi Öğrenmek• Doğum sonrası: Yüzüstü yatarken emekleme hareketleri yapar. • Bir aylık: Yüzüstü yatarken başını birazcık kaldırır. • İki aylık: Yüzükoyun yatarken gövdesinin bir yanındaki kol ve bacaklarını hareket ettirir, başını kol ve bacaklarından bağımsız olarak hareket ettirir, 45 derecelik açı kadar başını kaldırabilir • Üç aylık: Yüzüstü yatarken başını 90 derecelik açıyla kaldırır. • Dört aylık: Yüzükoyun yatarken, sırtüstü dönebilir; elleri üzerinde yükselip dizlerini bükebilir. • Beş aylık: Sırtüstü yatarken yüzükoyun yuvarlanabilir. • Yedi aylık: Elleri ve dizleri üzerine yerleştirildiğinde sallanır; karın üstü yatarken kendini ileri çeker • Sekiz aylık: Emekleyebilir. • Dokuz aylık: Emekliyorsa, kendini denetler; isteyerek arkadan öne, önden arkaya yuvarlanabilir.Yürümeyi Öğrenmek• Doğum sonrası: Adım atabilir ancak dik tutulduğunda bedeni bükülür. • Beş aylık: Kucakta ayağa kalktığında, kendi ağırlığına biraz dayanabilir. • Altı aylık: Kucakta ayağa kalktığında, ağırlığını dengeler ve ayaklarını iter. • Yedi aylık: Eşyalara tutunarak ağırlığını destekler. • Sekiz aylık: Eşyalara tutunup dengesini ayarlar. • Dokuz aylık: Otururken ayağa kalkmak için kendini itebilir. • On aylık: Birine ya da bir şeye tutunarak ayakta durabilir. • On bir aylık: Yalnız başına ayakta durur; ayaktayken bir şeye uzanmak için eğilebilir. Güvenli bir biçimde ayağa kalkıp oturabilir; iki elinden tutulursa yürüyebilir. • On iki aylık: Bir elinden tutulursa yürüyebilir ancak bırakılırsa dengesini kaybeder ve düşebilir. • On üç aylık: Düzgün yürüyebilir ve eşyalara tırmanabilir. • On dört aylık: Ayakta dururken bir şey almak için dengesini kaybetmeden eğilebilir. • On beş aylık: Basamakları tırmanıp, inebilir ve yalnız başına gayet güzel yürüyebilir. • On altı aylık: Koşar, ancak hala çok düşer; dengesini kaybetmeden bir ayağının üzerinde durur; arkasındaki bir oyuncağı çekebilir. • On yedi aylık: Tüm yönlere yürür, daireler çizebilir ve merdivenleri çıkar. • On sekiz aylık: Toplara vurur, güvenle koşar ve dans eder.
gülünhüznüyüm
28.09.2007, 08:36
Bebeğinizle iletişime geçeceğiniz zaman, onun hemen uyku öncesi olmamalıdır. Ninnilerde "uyusun da büyüsün" derler. Bu bir bakıma doğrudur. Bebeğiniz karnı doyup, altı temizlenip, birazcık uyanık kaldıktan sonra günün büyük bölümünü uykuda geçirir. Ancak her bebeğin uyku düzeni de aynı değildir. Hiçbir neden yokken bebeğiniz uyumuyorsa endişe etmeyin. Kendi uyku süresini kendi belirleyebilir. Zamanla gece uyanmaları da azalacaktır. Bebeğinizi nasıl yatırmalısınız? Bebeklerin nasıl yatırılmaları gerektiği hep tartışılan bir konu olmuştur. En güncel eğilim, bebeklerin sırtüstü yatırılmalarıdır. Kafasını hafif yan çevirerek ve değişik taraflarına yatırarak, tek taraflı deforme olmasını önleyebilirsiniz. Bebeğinizi nasıl tutacaksınız? Bebekler, 2-3 aylık olana kadar başlarını dik tutamazlar. Bu yüzden, bebek tutulurken kafasının arkasına destek olmak gerekir. Aynı zamanda diğer elinizle de belinden tutabilirsiniz. Kol ve bacakları, rahatça hareket edecek şekilde olmalıdır
manolya80
30.09.2007, 22:57
*Çocukları kendinize karşı saygılı yapmak için; Ona karşı daima güler yüzlü olun küçük kabahatlerini cezalandırmayın, niyetinin ne olduğuna bakın. Onun hislerine değer verin ve bunu gösterin. *Çocukların kendinize güvenini kazanmak için;Onları babaları ile korkutmayın, babasından ve annesinden her olumlu hareketinde destek göreceğini anlatın onların sevinçlerini paylaşın acılarına ortak olun, size bir şey sorduklarında ilgiyle cevap verin. Çocukların size güvenmesini sağlamak için onlara boş vaatlerde bulunmayın vaadinizi yerine getirir eşler olarak birbirinize saygı gösteriniz çocuklarınızın önünde birbirinize karşı davranmayınız. *Çocukların size saygı göstermesi ve iltifat etmesi için;Çocukların kusurlarını, suçlarını alay ve hakaretle karşılamayın, her şeylerini tenkit etmeyin zira tenkit edilen çocuk çekingen olur. (Olumlu tenkitler hariç) *Çocuklarınızın sözünüzü dinlemeleri için;Emir verirken yerine getirip getirmediklerine bakın onlardan yerine getirebilecekleri şeyler isteyin, kuru tehdit savurmayın. Çocukları kardeşlerini sevmeleri için birini cezalandırırken, öbürünün mükafatlandırmayın bu düşmanlığa yol acar. Birini severken ve takdir ederken aynı şeyleri diğerlerine de yapın. Birbirlerine hakaret ettikleri zaman hemen araya girin ceza verirken suçun kimde olduğuna bakın. *Çocuklara insanları sevdirmek için;Onlara daima iyi insanlardan bahsedin dünyadaki yardımlaşmadan ve iyiliklerden bahsedin. *Çocukları yumuşak ve merhametli yapmak için;Herkese ve çocuğa yumuşak davranın, zayıfları koruyun, bıçak ve tabanca taşımayın. *Çocukları kıskanç yapmamak için; Çocuğun yanında durumu iyi olanları çekiştirmeyin. Varlıklı, işi yerinde, mutlu İnsanların başkalarını düşünmeyen insanlar olduğunu söylemeyin. *Çocukları tabiattaki güzelliklerle karşı duyarlı yapmak için;Onlara Allah’ın sanat harikalarıyla dolu olan tabiatla ilgilenince bu meraklarıyla alay etmeyin. Çiçekle, böcekle, kurtla, kuşla ilgilenmesini teşvik edin. Onlara çok küçük yaşta okuma yazma öğretmeyin, seviyesinin üstünde bilgi vermeyin. Ders çalışmadığı için bedensel ceza vermeyin. *Çocukların hayal ve kabus görmemeleri için;Onlara sihirden, büyüden, peri masallarından, Kaf dağının ardındaki devden, kötü kalpli cadıdan vs. bahsetmeyin, ve bu tür film ve dizilerden uzak tutun. *Çocuklarınızın inatçı olmamaları için; Onların her istediğini yerine getirmeyin. Çünkü böyle bir durumda istediği şeyi alamayan çocuk inatlaşabilir. Yalnızca onların haklı isteklerini yerine getirin. Eğer çocuk ‘illa da istiyorum’ diye tepinmeye başlar ve sizde bundan sonra istediğini yerine getirirseniz çocuk haklı haksız her istediğini elde etmek için tepinir. *Çocuğun yalancı olmaması için;Yalan söylemeyin. Ona sürekli yalanını kötülüğünden bahsedin daha küçüktür diye yalanlarını hoş görmeyin. Eğer çocuk suçunu itiraf ediyorsa onu cezalandırmayın. Çünkü bazı durumlarda çocuk sırf cezadan kurtulmak için yalan söyler. *Çocuğun kimseye iftira atmaması için;Çocukların yanında kimseyi çekiştirmeyin. Çocukların nankör ve somurtkan olmamaları için her şeyin iyi yönünü gösterin hayattan ve kaderinizden şikayet etmeyin. *Çocukların gayeli, enerjik ve hayata sıcak bakan bir fert yapmak için;Onlara ders yönünden fazla baskı yapmayın, bunun yerine dersin öneminden bahsedin oyun oynamak istiyorlarsa onlara gerektiği kadar izin vermeyin. Onun hoşlandığı ve yeteneği olduğu mesleğe yönlendirin. Çocuğu sosyal faaliyetlere katın. (spor faaliyetleri, folklor, satranç, resim vb.) *Çocukların tutumlu olmaları için;Nereye sarf ettiklerine bakmaksızın bol para vermeyin. Çocuğunuzun harcamalarını nereye yaptığını inceleyiniz. Kumbara alarak harçlıklarını bir kısmını biriktirmeleri için (ara-sıra bir miktar atarak) sağlamaya çalışınız. *Çocuklara güven duygusu yerleştirmek için;Çocuklar kendilerini size beğendirmek isterler. Bunun için kendince ev işi yapar, hoplar, zıplar, bütün bunları taktir edin ve olumlu iş yapmaları için teşvik edin. Kendi başlarına iş yapmalarına olanak hazırlayın. Bu onları hayata hazırlayacaktır. Başaramayacakları işleri vermeyin. *Çocuklarınızı düzene ve temizliğe alıştırmak için;Yataklarını, oyuncaklarını, kitaplarını ve evi düzelttiklerinde tebrik edin ve onlara ödül verin. Ama her zaman ödül vermeyin. Zira ödül araç olmaktan çıkıp amaç olabilir. Çocuklara dürüstlük aşılayın mutluluğun sadece parada ve zenginlikte olmadığını canlı bir örnek ile anlatın. *Onların cimri olmamaları için;Paraya çok değer vermeyin. Fakirleri, miskinleri, bakıma muhtaçları koruyun. Çocuğunuzun yanında yardıma ihtiyacı olanlara yardım edin. Bu onlarda merhamet duygusunu gelişmesine yol açar.
butterfly
12.10.2007, 14:26
Yapılan çeşitli araştırmalara göre bebeklerin yaklaşık olarak %85 inin birinci aydan başlayarak emzik kullandığı gösterilmiştir. Annelerde emzik kullanımı ile ilgili yapılan anketlerde, emzik kullanımının genellikle normal bir davranış olarak kabul gördüğü ve bebeklerin emziğe kuvvetle bağlandıkları saptanmıştır. Anne sütünü kısa süre alan bebeklerde emzik kullanma sıklığının daha fazla olduğu bilinmektedir.
450 anne-bebek ikilisinde yapılan bir araştırmanın sonuçlarına göre;
- Erken dönemde emzik kullanan bebeklerde, kullanmayanlara göre 4 kez daha erken anne sütü bırakıldığı görülmüştür.
- Emzik kullanan annelerden bazıları ya anne sütünü kesmiş ya da emzirme arası süreyi uzatmışlardır.
- Bu annelerin emzirmekten utandığı ve ağlama sesinden rahatsız olduklarını da belirtmişlerdir.
- Bu bebeklerde büyüme geriliği de saptanmıştır.
- Emzirmekten rahatsız olan annelerde emziğin anne sütünün kesilmesinde etkili olduğu ancak emzirmekten rahatsız olmayan annelerde emzirme süresine etki etmediği görülmüştür.
Diğer açılardan incelendiğinde de bebeklik döneminde sıklıkla kullanılan emziğin en geç 2 yaşın sonunda çocuk tarafından bırakılması gerektiği görülmektedir. Aksi halde yukarıda sayılanların dışında da bazı sorunlarla karşılaşılabilir. Uzun süreli bir emzik alışkanlığı sonucunda karşılaşılabilecek problemler:
- 2 yaşından sonra devam eden emme alışkanlığı dişlerin yer değiştirmesine ve üst dişlerin öne, alt dişlerin arkaya çekilerek aralarında açıklıklar meydana gelmesine neden olur. Bu dönemde bıraktırılabilirse bu açıklıklar kapanır. Ancak 3,5 yaşından sonra meydana gelen açıklıklar kalıcı hale gelebilir.
- 3-4 yaşlarına kadar emzik emen çocuklarda v tipi üst çene (üst çene darlığı) ve dolayısı ile yüz yapısında bozulma meydana gelebilir.
- 4 yaş civarına kadar emzik emmeye devam eden çocuklarda kulak ve burun hastalıkları daha sık gözlenir.
Emziğin Faydaları
- Emzik bebeğin doğal emme içgüdüsünü tatmin eder ve ona güven hissi verir.
- Emme hareketi bebek için başlı başına bir memnuniyet kaynağıdır. Çünkü doğumu izleyen haftalarda bebeğin en güçlü refleksi emmektir.
- Emzik sayesinde üzerindeki gerilimi atar, sakinleşir ve uykuya daha kolay dalar.
- Emzik kullandırılmayan bebek, bir süre sonra parmak emmeye başlayabiliyor. Ancak çocuğunuzu emzikten vazgeçirmek parmak emmekten vazgeçirmekten daha kolay oluyor.
- Bazı uzmanlar, emziklerin, bebeğin elleriyle bazı beceriler geliştirmesine de yardımcı olduğunu ileri sürmektedirler. Ağızlarından düşürdüklerinde bulmak için beşik ya da yataklarının çevresini yoklamalarına ve emziği yeniden ağızlarına sokmaya çalışmalarına yol açar.
Emziğin Seçiminde ve Kullanımında Dikkat Edilmesi Gerekenler
- Emzik tabanı bebeğin emziği yutmasını engeller. Bu plastik kısım burun deliklerini kapatmayacak şekilde yapılır ve hava geçmesini sağlamak için delikleri içerir. Geceleri yumuşak malzemeden yapılanları tercih etmemelisiniz.
- Emzikler kauçuk ve silikon olmak üzere iki maddeden yapılırlar. Kauçuk doğal bir maddedir, elastik ve dayanıklıdır. Özellikle diş çıkartan bebeklerde kauçuk emzik kullanmak uygun olur. Ancak kauçuk emzikler, suyu içlerine emdikleri için çabuk bozulur. Silikon da silisyumdan üretilir. Silikon emzikler kolay bozulmaz, ancak diş darbelerine karşı dayanıklı değillerdir. Bu yüzden silikon emzikler henüz diş çıkarmamış bebekler için daha uygundur.
- Damaksız emzikler anne memesini andırdığı için bebekler tarafından tercih edilir. Ancak bu tür emzikler özellikle bir yaşından sonra damağa baskı yaparak damak yapısını ve üst ön dişlerin sıralanışını bozabilirler. Bu tür emziklerin bir yaşından sonra kullanılması önerilmiyor. Damaklı emzik ise daha elips ve yukarı doğru kıvrıktır. Bu anatomik şeklinden dolayı 2-3 yaş arasında bile rahatlıkla kullanılabilir. Damağa tamamen adapte olduğundan, herhangi bir bozukluğa neden olmaz.
- Doğrusu bebekleri geceleri emziksiz uyutmak daha zor olur. Bebek emziksiz uykuya dalamıyorsa, damaklı emzik tercih etmelisiniz. Bebek uykuya daldıktan sonra ise onu uyandırmadan emziği ağzından almalısınız.
- Emziği bebeğe vermeden önce şekere veya bala batırmak hatalı bir alışkanlıktır. Bu hareket bebeğin diş minelerini zedeler ve diş çürüklerine neden olur. Ayrıca buna alışan bebek, ağzında sürekli tatlı bir tat almak isteyebilir. Bebeklerin kalıcı olmayan süt dişlerinin de bakımı çok önemlidir. Eğer bunlara iyi bakılmazsa hemen altlarında bulunan kalıcı dişler de zarar görebilir.
- Emziğin temizliği üretildiği malzemeye göre değişir. Kauçuk olanlar özel bir dezenfektan madde yardımı ile soğuk sterilize edilmelidirler. Silikon olanlar ise sıcak yöntemle de steril hale getirilebilirler. Emziklerin devamlı temiz durmasını istiyorsanız, emniyetli bir çengelli iğne ile çocuğun kıyafetine tutturun ve böylece sürekli yere düşmesini engelleyin.
- Yeni doğan bebeğinizin burnunu tıkamaması için, emziğin arkasındaki plastik ağızlık bölümünün küçük olması gerekir. Ama bebeklik dönemini aşmış çocuğunuz için emzik alacaksanız, arkasındaki ağızlık bölümünün, olduğu gibi ağzına sokamayacağı, dolayısıyla da boğulmasına yol açamayacağı kadar büyük olmasına dikkat edin.
- "Ortodontik" diye nitelendirilen emziklerin meme başları yassıdır; buna karşılık daha alışılmış çeşitlerin, başları yuvarlaktır. Ortodontik çeşitlerin dişetleri ve dişler için daha iyi olduğu ileri sürülmekle birlikte, bebeğinizin hangisini seçeceğini görmek için her ikisini de denemeniz daha doğru olur. plastik ağızlığın biçimi, bebeğinizin değil, sizin seçiminize bağlıdır; bununla birlikte, hangisini seçerseniz seçin, havasızlıktan boğulmaya yol açmaması için, üstünde havalandırma delikleri bulunmasına dikkat edin.
- Bütün emzikler onaylanmış güvenlik standartlarına uygun olmalıdır.
- Etiketinde standartları açıkça belirtilmeyen emzikleri sakın almayın.
- Emziğin ağızlığında havalandırma delikleri bulunması, bebeğin burnunun tıkalı olması ya da daha büyük bir çocuğun bütünüyle ağzına alması durumunda son derece önemlidir.
- Emzikleri biraz olsun yıpranmaları durumunda bile, atın.
- Emzikler, çok küçük bebeklerin boyunlarına asılmamalıdır: Boğazlarına dolanarak boğulmalarına yol açabilirler.
- Yeni doğmuş bebeğinizin emziğinin, tıpkı biberon memeleri gibi, mikroptan arındırılması gerekir.
- Biberonların mikroptan arındırılmasında yararlanmış olduğunuz yöntemleri, emziklerde de izleyin.
- Bebeğiniz parmaklarını -ve başka nesneleri- sık sık ağzına soktuğu yaşa geldiğinde, artık emzikleri mikroptan arındırmaya gerek kalmaz.
- Ama kuşkusuz, emziği yere düşünce, mutlaka iyice yıkadıktan sonra yeniden verin.
- Kullanılmayan emzikleri hep aynı kabın içinde tutmak, hem temiz kalmalarını sağlar, hem de bebeğiniz yaygarayı bastığında, "emziğini nereye koşmuştum?" diye dört bir yana koşuşturmaktan sizi kurtarır.
Eğer bebeğiniz emziği bırakmak istemiyorsa bir takım önlemler almak gerekir:
- Öncelikle emzik emme süresi mümkün olduğunca kısıtlanmalı, emzik kesinlikle şeker, reçel vs gibi şeylere batırılmamalıdır.
- Emzik emmek istediğinde sevdiği bir sebze meyve verilerek onunla oyalanması sağlanmalıdır. Bu tür şeyleri de yerken tek başına bırakılmamalı, emmesi önlenmelidir.
- Ayrıca emziği emmediği durumlarda mükafatlandırılarak (sözle veya hediye ile veya bak büyüdün işte gibi sözlerle...) teşvik edilmelidir.
- Anne ve babanın en çok dikkat etmesi gereken nokta; bebekleri gergin, sinirli ve huysuzken emziği onu susturmak için tek çare olarak görmemektir. Ağlayan bebeği susturmak için önce tatlılıkla yaklaşarak sakinleştirmeye çalışmak gerekir.
- Daha büyükçe çocuğunuza, bazı karşılaştırmalar yaparak, yuvada başka hiç kimsede emzik olmadığını anlatabilirsiniz: Ama sakın onu utandırmayın; yuvaya emziksiz gitmeyi bir oyunmuş, yeni bir deneymiş gibi görmesine gayret edin.
- Böylece çocuğunuzun gün geçtikçe emziğe yalnızca yatma saatlerinde gereksinme duyacağı, daha sonra da hiç duymayacağı bir noktaya erişirsiniz.
Bebek ve çocuklarda kabızlıkKabızlık bebeklerde ve küçük çocuklarda sık karşılaşılan bir rahatsızlıktır. Her bebeğin bağırsaklarının çalışma düzeni ve dışkılama sıklığı farklıdır. Bazı bebekler her gün kaka yapmayabilir. Bebeğin dışkısı yumuşaksa, bebek zorlanmadan kaka yapıyorsa ve aynı zamanda kilo alışı düzenli, genel durumu da iyi ise endişelenmeye gerek yoktur. Eğer bebek normal sıklığının dışında birkaç gün kaka yapamadıysa, sert ve yoğun, zaman zaman çakıl taşı gibi dışkılıyorsa, bunu yaparken acı çekiyorsa veya kakasında kanlı izler varsa kabız olmuş demektir. Kabızlık üç günden fazla sürmüşse ve dışkıda kan görülmüşse bebek mutlaka doktora götürülmelidir.Yeni doğan bebeklerde kabızlık çok daha az görülür. Bebeğin kaka yaparken yüzünün kızarması normaldir, kabız olduğu anlamına gelmez. Genelde anne sütü alan bebekler daha sık kaka yaptıklarından kabızlık görülmez. İnek sütü alan bebekler ya da formül mama ile beslenen bebeklerde kabızlık görülme olasılığı daha fazladır.Bebek anne sütü alıyorsa ve buna rağmen bebekte kabızlık yaşanıyorsa, anne diyetinde kabızlığı önleyici besinlere öncelik verilmelidir. Bebekler ve küçük çocuklar formül mama alıyorlarsa kabızlığı önleyici mamalar tercih edilmelidir. Eğer küçük bir bebekte yine de kabızlık meydana gelirse, büyük olasılıkla yetersiz beslemeden ileri gelmiş olabilir. Bu nedenle, bebeğe yeterli miktarlarda anne sütü ya da mama verilmesi özellikle önemlidir.Kabızlık, kalınbağırsağın sonundaki kaslar sertleştiği ve kakanın normal geçişini önlediği zaman meydana gelir. Kaka bağırsakta ne kadar uzun süre kalırsa, o kadar sıkılaşıp kurur ve vücuttan atılması zorlaşır. Sertleşmiş kaka kalın barsağın son kısmından geçerken yırtılmalara ve çatlaklara neden olur. Bu da bebeklerde ve çocuklarda kasılmalara neden olur. Çocuklar, bu acıyı yaşamamak için kakayı tutmak isteyebilir ve dışkılama hissini bastırabilir. Bu da kakanın içerde daha çok kurumasına, büyük çap ve hacme ulaşmasına neden olur. Böylece kabızlık döngüsü başlamış olur.Kabızlığın birçok nedeni vardır. Genelde beslenme alışkanlıklarından ve düzensizliklerinden dolayı olur. Bazı enfeksiyon hastalıkları, metabolik hastalıklar ve bazı ilaçlar da kabızlığa neden olabilir. Ek besinlere geçiş ve diş çıkarma da kabızlığa neden olabilecek etkenlerdir. Kabızlıkta en önemli durum yemek düzenidir. Çocuğun lifli gıdalar alması, bol sıvı tüketmesi, düzenli dışkılama amaçlı tuvalete gitmesini sağlamak alınacak önlemlerdir. Yanlış beslenmenin yanında, bebekteki ve çocuklardaki hareketsizlik de kabızlığa neden olabilir.Bebeklerde ek gıdalara başlandığında; muz, patates ve pirinç lapası kabızlığa neden olabilir. Bu gıdalar daha aralıklı zamanlarda verilmelidir. Bebeğin beslenmesine daha fazla meyve ve sebze püresi eklenmelidir. Bebeğe, bir yaşına kadar inek sütü verilmemelidir. Sulandırılmış meyve suyu ve öğünler arasında kaynamış ılık su kabızlığı yumuşatabilir. Hazır mama kullanılıyorsa ölçüsünü doktor kontolünde tekrar gözden geçirilmeli ve içeriğinde prebiyotik lifler içeren mamalar tercih edilmelidir.Ek besine geçmiş olan bebeklerde ve çocuklarda beslenme şekli; sebze, meyve, baklagiller, kepekli ekmek, yulaf gibi artık bırakan lifli yiyeceklerden zengin olmalıdır. Çocukların beslenme diyetinde özellikle; kuru erik, kayısı, kuru üzüm, bezelye, fasulye, brokoli, kabak, kepekli ve tahıllı ekmekler olmalıdır.Sürekli kabızlığı olan çocuklar genelde, çabuk doyan iştahsız çocuklardır. Aynı zamanda bu çocuklar, ana öğünlerde yemek yemektense, aralarda abur cubur atıştırmayı severler. Böyle durumlarda bir beslenme uzmanı ile görüşmek faydalı olmaktadır. Kabızlığı tekrarlayan çocuklarda karın ağrıları, kramplar, bulantı, kusma görülebilmektedir.Kabızlık sözkonusu olduğunda, doktora danışılmadan, bebeğe asla müshil, fitil ya da lavman uygulanmamalıdır. Kabızlık tedavisinde temel amaç; kalın bağırsağı ilk aşamada boşaltmak, sonrasında düzenli bağırsak alışkanlığını devam ettirebilmek ve kaka yapmayla alakalı olan ağrının ve korkunun ortadan kaldırılmasıdır. Ağrının ortadan kalkmasını sağlayacak durum ise, kakanın yumuşak kalması ve kalın olmamasıdır. Bunun için düzenli ve kontollü bir diyetin yanında tuvalette yeterli süre kalma alışkanlığının edinilmesidir. Tuvalet terbiyesini kazanmış çocuklar, kahvaltıdan ve akşam yemeğinden sonra 5-10 dakika süreyle tuvalette oturtulmalıdır.Tedavi süresi çocuktan çocuğa değişiklik göstermektedir. Küçük çocukların büyük çocuklara göre daha uzun süreler tedavi edilmesi gerekilir. Ayrıca, kakanın uzun süre barsakta kalması, kalın bağırsağın genişlemesine neden olduğundan ameliyat da yapılabilmektedir.mystical2008-07-21 15:11:55
Tuvalet EğitimiTuvalet alışkanlığı kazanma, çocuğun hayatında önemli bir gelişimsel olaydır. Tuvalet eğitimine çocuğun ve anne-babanın hazır olduğu bir dönemde başlanması çok önemlidir. Çocuklara tuvalet alışkanlığını kazandırmak, çocuğun belli bir biyolojik olgunluğa ulaşması sonunda gerçekleştirilir. Bazı çocuklar önce idrarlarını tutmayı öğrenir, bazıları ise kakalarını. Gece idrar tutma normalde gündüz tutmadan birkaç yıl daha geç öğrenilir. Çocuğun idrarını tutması kaslarını kontrol etmesiyle ilgilidir. Dolayısıyla tuvalet eğitimini kazandırma çalışmalarına 18. aydan itibaren başlanmalıdır.Çocuk hazır olmadan kesinlikle tuvalet eğitimine başlanmamalıdır. Hazır olduğunu anlamak için de şu noktalara dikkat etmek gerekir:Çocuk kuru ve temiz bezi daha çok istiyor ve ıslaklıktan rahatsız oluyorsa,Çocuk altının değişmesinden keyif almaya başladıysa,Oturağın ne işe yaradığını anlıyor ve bunu anlatmaya çalışıyorsa,Başkalarını tuvalet yaparken izliyorsa ve kendi de yapmak istiyorsa,Tuvalet ile ilgili bazı kelimeleri 'çiş', 'kaka', 'kirli', 'pis', 'ıslak', 'oturak' gibi anlıyorsa ve tepki veriyorsa,Bezini dolduru doldurmaz size gelip rahatsız olduğunu belli etmeye başlamışsa,Daha uzun süre idrar tutmayı başarabiliyorsa,Dolu mesane ve barsak hareketlerini hissediyorsa ve rahatsız olup; çömelme, zıplama, tutma, gezinme ve çekiştirme gibi hareketleri yapıyorsa.Çocuk tuvalet konusunda eğitilirken; cesaretlendirilmeli, ödüllendirilmeli ve bu işlem eğlenceli hale getirilmelidir. Başkaları tuvaleti doğru bir şekilde kullanırken izlemesi sağlanmalı ve bu şekilde çiş ve kaka yapmanın normal olduğu anlatılmalıdır. Çocuk bu sürecin kontrolünü kendi elinde hissetmelidir. Eğitim süresince çocuğa sabırlı ve anlayışlı davranmak herşeyi daha da kolaylaştıracağı unutulmamalıdır.Eğitime başlarken izlenecek yollar şunlardır:Oturak çocuğun en sevdiği eşyalardan biri olacak şekilde planlanmalıdır. Oturak bir çeşit koltuk ya da sandalye gibi düşündürülmeli, kendisine özel bir eşya olduğu anlatılmalı ve burada hem çiş, kaka yapılacağı hem de güzel vakit geçirebileceği bir ortam olduğu hissettirilmelidir.Oturak rahat ve çocuğa uygun olmalıdır. Ayrıca yer hizasında olması gerekir. Çünkü, çocuk kaka yaparken mutlaka ayakları yere basar durumda olmalıdır. Böylece ayaklarından hem itme gücü alacak hem de kendini güvende hissedecektir.Oturakta uzun kalabilmesi için masal anlatmak, şarkı söylemek gibi oyunlarla iş hem eğlenceli hale getirilebilir hem de sık sık oturaktan kalkması engellenebilir.Ödül olarak sevdiği yiyecekler verilebilir, sevdiği bir oyun oynanabilir.Çocuk çiş ya da kaka belirtisi verdiğinde (yüz ifadesi, hareketleri, gaz çıkarma, huzursuzlanma gibi) oturağa gitmeye ikna edilmelidir. Çiş ve kakanın dışarı çıkmak için onun yardımına ihtiyacı olduğunu anlatılmalı ve onların dışarı çıkması ile daha da rahatlayacağı söylenmelidir.Özellikle yemekler 15-20 dakika sonra ve uykudan uyanır uyanmaz çiş ve kaka yapma isteği olabileceği unutulmamalı ve bu zamanlarda oturağa giderek az da olsa tuvaletini yapması sağlanmalıdır.Çocuk oturakta oturmaktan sıkıldıysa ya da yapmak istemiyorsa zorlanmamalı ve uzun uzun oturtulmamalıdır.Çocuk tuvalet eğitimi esnasında sevgi sözcükleri ve davranışlarla övülmeli, hoşlandığı şeyler ile ödüllendirilmelidir.Bu eğitim döneminde altına kaçırdığında, yumuşak bir dille yaptığının yanlış olduğunu ama böyle kazaların olabileceğini bir daha dikkatli olması gerektiğini ve büyük çocukların böyle şeyler yapmasının doğru olmadığını eleştirel bir dille söylemek onların biraz daha önem vermesini sağlayacaktır. Bağırmak, cezalandırmak ve azarlamak 2 yaşındaki bir çocuğu işbirliğinden uzaklaştırır.Oturağa tam anlamı ile alıştığında bez mutlaka gündüzleri kullanım dışı bırakılmalı ve eğitim külotları giydirilmelidir. Öğle ve gece uykularında bez ilk aşamada kullanılmaya devam edilebilir.Tuvalet eğitimi konusunda çocuk isteksiz ise ve sürekli direniyorsa, çocuğun motivasyonunu uyandırmak için ona tam sorumluluk ve bazı teşvik edici öğeler sunulmalıdır. Çocuğa tuvalet konusunda çok fazla konferans vermek ve hatırlatmalarda bulunmak işi daha da zorlaştıracağından bu tip konuşmalara son verilmelidir. Bir kereye mahsus gerekli bilgi verildikten ve yapması gereken söylendikten sonra, gün içinde çocuk tuvalete gitme kararını kendi vermelidir. Onun kendi başına iş görmesi, yaşadığı başarı duygusu ve bunu sözlerle desteklemeniz onun cesaretini daha farklı yönde etkileyecektir.Çocuğun çişini ya da kakasını tuvalete yapmasıyla ona ödül olarak yıldız ya da artı vermek bunu da onun görebileceği bir yere asmak, daha da isteklendirmeyi sağlayabilir. Ne kadar çok artısı ve yıldızı birikirse ona göre küçük ödüller verilebilir. Ayrıca ufak bir direnme halinde her fırsatta bez ya da külot seçimi ona bırakılmalıdır. Eğer külot giymek istiyorsa çiş ve kaka geldiğinde yapması gerekenler yumuşak bir dille tekrar anlatılmalıdır. Çocuk yuva ve kreşe gidiyorsa ya da bakıcı ile kalıyorsa aynı uygulamaların mutlaka onlar tarafından da yapılmasını isteyin.mystical2007-11-07 14:26:33
Bebeğiniz Otomobilizde Yeterince Güvende mi?
Bir oto koltuğu almak, bebeğiniz için ilk alışverişinizi yaparken aklınızda olmayabilir, ama kesinlikle en önemli ihtiyaçlardan birisidir. Bebeğiniz doğumhaneden çıktığı andan itibaren arabaya bindiği her an onu güvenli bir koltukla taşımanız gerekir.
Bir oto koltuğu almak, bebeğinizin güvenliği konusunda yapabileceğiniz sadece ilk adımdır, ama önemli olan bir diğer konu da oto koltuğunu arabanıza doğru bir şekilde yerleştirmeniz olacaktır. Yapılan araştırmalara göre; oto koltuklarının %85’i doğru yerleştirilmemektedir. Bu yüzden kullanım talimatının iyi okunması gerekir. Oto koltuğu aracın koltuğuna mümkün olduğunca sıkı bir şekilde yerleştirilmelidir. Bir kez yerleştirildikten sonra, koltuğu mümkün olduğunca yerinden oynatmamak gerekir.
Koltuğa bebeğinizi oturttuktan sonra oto koltuğunun emniyet kemerleri omuzlarından ve omuzlarının altından bebeğinizi kavramalıdır. Emniyet kemerleri rahat ve düzgün bir şekilde durmalıdır.
Oto Koltuğuyla İlgili Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar:
· Yolculuğunuz çok kısa bile olsa her zaman oto koltuğunuzu kullanın.
· Oto koltuğunu arabaya doğru biçimde yerleştirmek için kullanım kılavuzundaki talimatları iyi bir şekilde okuyun.
· Alacağınız oto koltuğunun arabanızın koltuğuyla uyumlu olup olmadığını kontrol edin.
· Oto koltuğunuzun test edilmiş ve standartlara uygun olmasına dikkat edin.
· Her araba yolculuğundan önce oto koltuğunun iyi bir şekilde yerleşip yerleşmediğinden emin olun.
· 6 yıldan daha eski bir oto koltuğunu değiştirin. 10 yıl ve daha fazla eski olanlarını kullanmayın.
· Araba hareket halindeyken bebeğinizi koltuktan çıkarmaya çalışmayın.
· En az 1 yaşına kadar ve 9 kg ye ulaşıncaya kadar bebeğinizi yüzü arkaya dönük biçimde 45° lik açıyla oturtmalısınız. Bebek 1 yaşın altındayken; kemikleri, yüzü öne dönük pozisyonda omuriliği korumak için yeterince güçlü değildir. Ama bebek 1 yaş civarındayken, kemikler güçlenmeye başlar ve bebek daha az incinir.
· 5 nokta kemer sistemi en iyi korumayı sağlar, çünkü kemerler bebeğin hem omuzlarından hem de kalçasından tutacak şekilde kavrar. Kemer en iyi korumayı sağlamak için rahat biçimde durmalıdır, bebeğinizi çok sıkmamalıdır.
Oto Koltuğu Alırken Nelere Dikkat Edilmelidir?
Bebek mağazalarında çok çeşitli oto koltukları olduğundan dolayı, anne babalar hangisini alacaklarına karar verirken büyük bir sıkıntı çekiyorlar. Çünkü, doğal olarak bebeklerine maksimum korumayı verecek olan ürünü almak istiyorlar.
Bebeğinizin yaşına ve ağırlığına göre 5 çeşit oto koltuğu vardır.
1 ) 0 – 9 kilo arasındaki bebekler için:
· Sadece yüzü arka koltuğa dönük şekilde kullanılır.
· Bebeklerin kemiklerinin gelişimi henüz tamamlanmadığı için yatar pozisyonda kullanılmalıdır.
· Yüzü arkaya dönük biçimdeyken omuzlarından ve omuzlarının altından geçen emniyet kemerleri vardır.
· Taşınabilir parçaları ve elde taşımak için bir sapı olan modelleri de mevcuttur. (Arabayı kullanırken taşıma sapının aşağıda ve kilitli pozisyonda tutulması gerekir.)
2 ) 10 – 18 kilo arasındaki küçük çocuklar için:
· Yaş olarak yaklaşık 8 aylıktan 4 yaşına kadar küçük çocuklar için kullanılabilir. Bu yaşlardaki çocuklar oturabilir, ama güvenli oturma yüzeyine ihtiyaç duyar, bu nedenle bu koltuklara çocuk güvenlik koltuğu denir.
· Yüzünü öne dönük olarak kullanmaya başladığınızda, kemerleri yukarı hareket ettiren kuvvetlendirilmiş delikleri vardır.
· Çocuğunuzu 18 kg ye ve 90cm oluncaya kadar yüzü öne dönük kullanımda korur.
3 ) 15 – 25 kilo arasındaki çocuklar için:
· Yaklaşık 3 – 7 yaş arası çocuklar için kullanılabilir.
· Bu yaşlardaki çocuk serbestçe oturtulabilir, ancak yetişkinler için düşünülmüş emniyet kemeri, tek başına çocuk için gerekli, güvenceli yolculuğu sağlamaz. Bu nedenle çocuk güvenlik koltuğuna ihtiyacı vardır.
4 ) 22 – 36 kilo arasındaki çocuklar için:
· Yaklaşık 6 – 12 arası çocuklar için kullanılabilir.
· Yetişkinler için tasarlanan emniyet kemeri yalnız başına gerekli güvenli yolculuğu sağlamaz. Bu nedenle çocuk güvenlik koltuğuna ihtiyacı vardır.
5 ) Booster koltukları:
· Sadece yetişkin kucağındayken ve omuz kemeri ile kullanılır.
· Çocuk 18 kg civarındayken ve 36 kg ye gelene kadar kullanılır.
manolya80
08.11.2007, 06:05
Boy babadan, kilo anneden!!!Kısa ya da şişman olup, bu durumun nedenlerini merak edenlere İngiliz bilimadamlarından yanıt geldi. Uzmanlar, iki yıldır devam eden bir araştırmada elde ettikleri bilgiler ışığında, “kısaysanız babanızı, şişmansanız annenizi suçlayın” diyor.
Araştırmalar babanın kilosunun çocuğun kilosunu belirlemekte pek bir etkisi olmadığını ortaya çıkardı. Ancak uzun boylu babaların çocuklarının da boylarının uzun olduğu belirlendi. Çocukların boylarının uzun olmasında doğumdan sonraki çevresel faktörler ve beslenme etkili olduğu kadar babanın boyunun uzun ya da kısa olması da belirleyici oluyor. Bir çocuğun doğum kilosunu ya da doğumdan sonra vücudundaki yağ oranını etkileyenler arasında ise annenin kilosunun önemli bir payı var. Uzmanlar bu durumun şişman ya da zayıf annenin rahim ortamındaki farklılıktan kaynaklandığını belirtiyor. Şişman annelerin kanındaki şeker oranının da daha yüksek olduğu, anne karnındayken bu durumdan etkilenen bebeklerin doğum kilosunun ve ileriki yaşlardaki kilosunun daha yüksek olduğu belirtiliyor.mystical2008-07-21 15:22:58
mavi_boncuk
08.11.2007, 14:54
Nasıl Bir Annesiniz?Nasıl bir anne olduğunuzu biliyor musunuz? Hoşgörülü mü, mükemmeliyetçi mi, koruyucu ya da otoriter mi? Hiç kuşkusuz bütün anneler çocuklarının iyiliğini isterler ama bazen bilmeden onları olumsuz etkiledikleri de olur. Genetik şifrelerimiz ve anne babamızın çocuklukta bize tutumları kişiliğimizi oluştururken, bizim kişiliğimiz de, çocuğumuzun kişiliğini etkiliyor. Kadın olmanın hiç kuşkusuz en muhteşem duygularından biri olan "annelik", kişiliğimizin belirgin özelliklerini de ortaya çıkarıyor. Kimi anne vardır çocuğunu aşırı korur, kimisi çok rahattır, kimisi mükemmel çocuk yetiştirme peşinde koşarken kimisi de aşırı hoşgörüsüyle dikkat çeker. Gelin bugün kendinize biraz ayna tutun, bakın bakalım siz nasıl bir annesiniz? Aşırı Koruyucu Anneler Anne olan her kadında var olan yavrusunu koruma içgüdüsü, aşırı koruyucu annelerde, sınırlarını aşmış boyuttadır. Onlar, çocuklarına her an kötü bir şey olacak duygusuyla yaşadıklarından, çocuklarını sürekli koruma halindedirler. Bu kaygıları kendilerini rahatsız ettiği gibi, çocuklarının da kişilik gelişimini kısıtlar. Terler, üşütür, hasta olur kaygısıyla çocuklarının özgürce oyun oynamasını engellerler, çocuklarının tek başlarına davranmalarına izin vermezler. Ergenlik döneminde de çocuklarını aşırı koruyup kollarlar. Kısacası çocuklarını hayata hazırlamaz ve çocuklarının hayata hazırlanmalarına da engel olurlar. Eğer aşırı koruyucu bir anneyseniz, bilin ki çocuğunuz özgüvenini yeterince geliştiremeyecektir. Korkak, ürkek, çekinik bir çocuk olacak ve bu, yetişkinliğine de yansıyacaktır. Kaygılarınızdan kurtulun. Aşırı Disiplinli Otoriter AnneleR Kişiliğiniz otoriter olabilir ama bunu çocuğunuza hiçbir zaman yansıtmayın. Çocuğunuz sizin yaklaşımlarınızı "baskı" olarak algılayacak, ya isyankar biri ya da pasif biri olup çıkacaktır. Sizin katı kurallarınız karşısında çocuğunuz ihtiyacı olan sevgiyi sizden yeterince alamayacaktır. Çocuğunuzla aranıza çok fazla kurallar koymamalısınız. Sınırlara evet ama baskıya hayır. Aman dikkat! Mükemmeliyetçi Anneler Zor bir kişilik özelliği, mükemmeliyetçi olmak. Mükemmeliyetçi anneler, çocuklarının da mükemmel olmasını isterler. En erken konuşan, en erken yürüyen, en erken okumayı öğrenen, sınıfın en başarılısı ve bunun gibi daha pek çok "en" onun çocuğunda olmalıdır. Bu anneler çocukları mükemmel olsun diye onları zorlarlar. Otoriter anneler gibi çocuklarını cezalandırmazlar ama çocuklarından beklentileri sonsuzdur.Unutmayalım ki kimse mükemmel değildir, siz mükemmel misiniz de, çocuğunuzdan bunu bekliyorsunuz? Çocuğunuzun ilerki yaşamında mutsuz ve sizin gibi beklentileri yüksek olmasını istemiyorsanız, bu özelliğinizi törpülemelisiniz.Hayatta her durumun aşırısı nasıl zararlıysa, annelikte de bu böyle. Hoşgörünün bile aşırısı çocuğu olumsuz etkiler, örneğin doyumsuz bir çocuk olabilir.Gelin siz dengeleri yeniden gözden geçirin. Kişiliğinizin hangi özelliği ya da özellikleri anneliğinizi olumsuz etkiliyorsa, bunu değiştirmeye özen gösterin. Çocuğunuzla her şeyden önce sevginizi ve mutluluğunuzu paylaşın.
Çocuklara İlkyardım
Bebekler emeklemeye ve yürümeye başladığı andan itibaren, bir çok tehlike onları bekler. Yutulan yabancı cisimler, yaralanmalar, zehirlenmeler, yanıklar, kesikler gibi acil durum gerektiren olaylarla karşılaşmak an meselesidir. Kendilerine nelerin zarar vereceğini bilemeyen çocuklar, sürekli gözaltında olmadığı zamanlarda çeşitli kazaları kolaylıkla yaşayabilirler.
Acil bir durumda, doğru müdahale etmek hayati önem taşır. Bir çok yetişkin olay anında ne yapılması gerektiğini bilmediğinden hiçbir girişimde bulunmamakta ya da yanlış uygulamalar nedeni ile kalıcı sakatlık ve ölümlere neden olmaktadırlar.YaralanmalarBir çok deri yaralanmalarında genellikle tetanoz gündeme gelir. Ayrıca, deri altına ulaşan kesikler büyük sinir ve damarları keserek yoğun kanamalara sebep olabilir.Küçük kesiklerde yapılması gereken, kesik bölgeyi su ve sabunla temizlemektir. Bol su ile yıkayarak, kesik bölge içindeki yabancı maddeler temizlenmelidir. Daha sonrasında steril bir bandaj ile sarılmalıdır.Büyük kesiklerde ise, gazlı bez ya da temiz bir tülbent ile kesik bölgeye kanama duruncaya kadar bastırılmalı ve yaralanan bölge kalp seviyesinden yukarda tutulmalıdır. Kanama durunca, doktorunuzun önerdiği antiseptik solüsyonlar uygulanmalı ya da duruma göre doktora aranmalıdır. Derin ve durdurulamayan kanamalarda ise kesik üzerine pansuman koyup, sargı bezi ile sarılıp acilen doktora gidilmelidir.Dudak ve ağız yaralanmalarında, ağız su ile temizlenmeli ve kanamayı durdurmak için buz torbası uygulanmalıdır. Bu yaralanmalar genelde çabuk iyleşir. Kanama on dakika içinde durmazsa doktora başvurulmalıdır. Eğer yaralanma, boğazın arka kısmındaysa, delici bir cisim nedeniyle oluşmuşsa ve kanama 5-10 dakika içinde durmamışsa derhal doktora gidilmelidir.Burundaki yaralanmalarda ise genellikle kanama görülür ve kanın boğaza kaçmaması için çocuğun başı dik ya da öne hafifçe eğik tutulmalıdır. Burun kanatlarının iki yanından da parmaklarınızla hafifçe sıkıştırılarak, 2-3 dakika kadar bekletilmelidir. Ağlamak kanamayı artıracağından çocuk sakin tutulmaya çalışılmalıdır. Kanama devam ederse, burun deliğine derine kaçmayacak şekilde pamuk parçası koyarak, yine bir kaç dakika burun kanatlarını sıkın. Ayrıca soğuk kompres yaparak damarların daralmasını da sağlayabilirsiniz.Yara üzerine pamuk koymak, pudra ve merhem sürmek, tentürdiyot ve antiseptikler dökmek, sıcak kompres yapmak, temiz olmayan bezlerle yarayı sarmak kesinlikle yapılmamalıdır.YanıklarYanık, insanı dış etkilerden ve bakterilerden koruyan deriyi, devre dışı bıraktığı için kolayca enfeksiyon kapma tehlikesiyle karşı karşıya kalınmaktadır. Yanık yüzey bakteriler tarafından kısa sürede işgal edilir ve yara iltahaplanır. Yanığı oluşturan fiziksel etkenin vücutta meydana getirdiği tahribat, deri, deri altı, daha derindeki kas ve kemiklerin olaydan zarar görmesiyle sonuçlanır.Küçük yanıklarda, yanmış bölge soğuk suyun altına tutulmalı ya da soğuk kompresler yapılmalıdır. Buz uygulanmamalı ve ağrı kesilinceye kadar devam edilmelidir. Yanık küçük de olsa; yüz ve genital bölgelerdeki yanıklar mutlaka doktora gösterilmelidir.Büyük yanıklarda ise, hemen doktora gidilmelidir. Yanmış bölgedeki giysiler deriye yapışmamışsa çıkarılmalı ve ıslak kompres koyarak en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.Kimyasal yanıklarda ise, derideki kimyasal madde su ve sabunla yıkanarak temizlenmeli, giysiler değiştirilmelidir. Bu işlemler yapılırken eldiven, temiz bez ya da havlu ile kendi ellerinizi de koruyun. Ciltte kızarıklıklar ve yanık belirtileri varsa hemen bir doktora başvurulmalı, eğer çocuğun solunum güçlüğü çektiğini farkediyorsanız derhal doktora gidilmelidir.ZehirlenmeYiyecek olmayan her madde bebek ve çocuk için potansiyel bir zehirdir. Zehirlenmenin en sık görülen belirtileri; uyuklama, huzursuzluk, kusma, ishal, hızlı soluma, terleme, aşırı salya, titremedir.Çocuğun zehirleyici madde içtiğinden eminseniz, kendi başınıza tedavi etmeye çalışmayınız. Çocuğun kusması için kesinlikle zorlamayın. Bazı zehirli maddeler yakıcı olduğundan, kusarken de boğazın tekrar yanmasına sebep olabilirler. Bu durumda en yakın hastaneye gitmek ve bir doktora başvurmak gereklidir. Çocuğun ne kadar yutmuş olabileceği doktora söylenmeli ve içilen maddenin kabı, etiketi mutlaka doktora gösterilmelidir.IsırıklarBöcek ısırıklarında, özellikle arı sokmalarında bölgeyi hareket ettirmeyin. Sokulan yeri yıkayın ve üzerine buz koyun. Küt bir bıçak ucu ya da kredi kartı gibi bir malzemenin kenarı ile iğneyi çıkarmaya çalışın. Tırnak ya da cımbızla yakalamaya çalışmak zehrin daha çok içeri sızmasına neden olabilir. Eğe çıkaramıyorsanız, şişme ve ağrı devam ediyorsa doktora başvurulmalıdır. Ayrıca, herhangibir böcek sokmasından sonra aşırı ağrı ve şişme, nefes darlığı gibi aşırı duyarlılık belirtileri varsa acil olarak en yakın sağlık kuruluşuna gidilmelidir.Akrep sokmasında ise, çocuğu hareket ettirmeyiniz. Akrep, kuyruğundaki iğnesini sokarak zehrini vücuda verir. Zehir, sinir sistemine ve kalbe zararlı etki yapar. Çocuklarda ölüme yol açabilir. Sokulan yerde ağrı, yanma ve uyuşukluk olur. Ayrıca, tükürük bezlerinde fazla salgı, baş ağrısı, kaslarda kasılma, idrar kaçırma görülür. Sokulan yerin yukarısı eşarp ya da mendille sıkılmalı ve derhal doktora gidilmelidir.Hayvan ısırıklarında, yarayı yumuşak bir şekilde sabun ve bol su ile yıkayın. Antiseptik veya başka bir solusyon uygulamayın. Steril bir bandajla kanamayı kontrol altına alın. Kuduz olup olmadığına dair, hayvanı inceleme için kontrol altında tutmaya çalışın. Mutlaka bir doktora başvurun.
Gelişim Basamakları - 2
Bebek doğduktan sonra onun geliştiğini görmek mutluluk vericidir. Günler geçtikçe öğrendiklerini size göstermesi sizi duygulandırır. Onların gelişimini takip etmek açısından bilinmesi gereken bazı noktalar vardır. Bunlar her bebeğe göre değişim gösterse de, ortalama olarak yapabildiklerini görmek açısından önemlidir.
2 yaşına kadarAkıl: 'Ben' bilinci gelişir ve aynada kendini tanır.Dil: Ortalama 50 sözcüğe ulaşır ve yeni sözcüklere hızla uyum sağlar. İki sözcüklü cümleler kurar.Davranış: Başka çocuklarla oynar. Bağımsızlığı giderek artar.3 yaşına kadarAkıl: 3-4 parçalı yapbozları çözebilir. Elektronik eşyalara ve mekaniğe ilgilidir.Dil: Sözcük dağarcığı artmıştır ve basit cümleleri düzgün kurar. Kafiyeler ve şarkılarla daha çok eğlenir. Davranış: Oyun oynarken, iş birliği yapar ve arkadaşlarına yakınlık gösterir. Dik başlılığı gider ve suçluluk duygusu geliştirir.4 yaşına kadarAkıl: Zaman kavramı oluşur. Bir nesnenin değişik perspektiflerden gördüklerini kavrar.Dil: Dilbilgisi açısından doğru sorular sorabilir ve uzun cümleler kurabilir. Düzgün olmayan bir yazı yazabilir.Davranış: Arkadaşları olur. Paylaşma ve hediye verme başlar. Oyunları yarışa dönüşür.5 yaşına kadarAkıl: Başkalarından farklı, düşünce ve davranışları olduğunu anlar. Bilinçli yalan söyleyebilir.Dil: Ortalama 8.000 sözcük dağarcığı vardır ve daha karmaşık hikayeler anlatır.Davranış: İyi ve kötü kavramı oluşur. Arkadaşlarının hoşuna gitmek ister ve başka görüşleri öğrenir.6 yaşına kadarAkıl: Görünüş ve gerçek arasındaki ayrımı giderek daha iyi ayırabilir.Dil: Dili büyük ölçüde doğru kullanır. İletişimi daha rahat kurar.Davranış: Kendi cinsiyle özdeşleşir ve grup oyunları düzenler. Anlaşmazlıkları çözmeye çalışır.7 yaşına kadarAkıl: Yaratıcılık başlar. Öğrendiklerini yeniden unutabileceğini farkeder.Dil: Konuşma sırasında hataları hemen düzeltir. Harflerle sesleri eşleştirir ve konuşulduğu gibi yazar.Davranış: Öğretmenler ve sınıf arkadaşları, ilişkiye geçtiği yeni kişiler olur.8 yaşına kadarAkıl: Karmaşık düşünme başlar. Bir sorunun birçok yaklaşım biçimini uzun uzadıya düşünür.Dil: İlk yazım kurallarını kullanır.Davranış: Karşılaştırmalar yapar. Grup faaliyetleri önem kazanır, organize oyunlar ve gezilere ilgi artar. Daha derin arkadaşlıklar geliştirir ama karşı cinsten yaşıtlarıyla iletişimi azdır.9 yaşına kadarAkıl: Kendi düşüncelerini geliştirir ve üzerinde düşünür.Dil: Temel yazım kurallarına hakim olur. Dilbilgisi hatalarını bilir.Davranış: Karşılaştırmalar yapar. Grup faaliyetleri önem kazanır, organize oyunlar ve gezilere ilgi artar. Daha derin arkadaşlıklar geliştirir ama karşı cinsten yaşıtlarıyla iletişimi azdır.10 yaşına kadarAkıl: Perspektif kullanarak ve nesneleri üçboyutlu çizer.Dil: Çift anlamlılıklar ve kelime oyunlarını anlamaya başlar.Davranış: Karşılaştırmalar yapar. Grup faaliyetleri önem kazanır, organize oyunlar ve gezilere ilgi artar. Daha derin arkadaşlıklar geliştirir ama karşı cinsten yaşıtlarıyla iletişimi azdır.11 yaşına kadarAkıl: Dikkatini daha iyi odaklar. Kendine göre öğrenim stratejileri geliştirir ve kullanır.Dil: Hikayeleri baştan sona bütünüyle anlatır.Davranış: Karşılaştırmalar yapar. Grup faaliyetleri önem kazanır, organize oyunlar ve gezilere ilgi artar. Daha derin arkadaşlıklar geliştirir ama karşı cinsten yaşıtlarıyla iletişimi azdır.12-13-14-15 yaşAkıl: Sistematik olarak hipotezler kurup sınayabilir. Soyut kavramları anlar. Kendi düşünme süreçlerini değerlendirir ve açıklar. Ergenlikle birlikte kimlik arayışı başlar. Kişisel tercih ve hobilerini keşfeder, artan özgüvensizlik ve yıkıcı davranışlar sergiler.Dil: Ortamlara ve durumlara uygun olarak konuşmasını ayarlar. Gençlik dönemine özgü dili benimser.Davranış: Ebeveynle anlaşmazlıklar artar. Karşı cinse ilgi artar. Grup içinde kendini göstermeye çalışır.16-17-18 yaş ve sonrasıAkıl: Sorunlara birçok açıdan bakar. Politik, sosyal ve dini konularla ilgilenir. Kimlik arayışı içine girer ve kişiliğini oturtmaya çalışır. Kendi fikir ve değerlerini geliştirir. Gelecek için planlar yapar ve kararlar alır.Dil: Soyut durumların anlatımı, kendi dayanak noktalarını ortaya koymak için düzenli gerekçelendirme.Davranış: Belirgin sosyal yaşam başlar. Arkadaşlarıyla partilere, kulüplere ve konserlere gider. Günü kendi başına planlama ve sorumlu davranma giderek artar. Baba evinden kopmaya başlar.
Yenidoğan Sarılığı
Sarılık, yenidoğanlarda en sık görülen klinik bulgulardan biridir. Yenidoğanda cilt ve gözaklarının sarı bir renk almasıdır. İlk 24 saatten sonra, genellikle doğumdan sonraki 2. veya 3. günde ortaya çıkar. Karaciğerin henüz olgunlaşmaması ve yeterince bilirubin atamamasına bağlı olarak sarılık oluşur.
Yaşlanmış ve bozulmuş kırmızı kan hücreleri tarafından üretilen sarı pigmente bilirubin denir. Biluribin normalde karaciğer tarafından barsak sistemine verilerek atılır. Ancak karaciğer bilirubini yeterli oranda barsağa veremezse kanda birikir ve sarılık oluşur.Yeni doğan sarılıklarında dikkat edilemesi gereken en önemli şey çevredeki kişilerin bilinçsiz yorumlarıdır. Bu kişiler sarılığın olağan olduğunu, kendiliğinden geçeceğini ve doktora gitmenin gereği olmadığını söylemekte ayrıca sarı zıbın giydirmek ve sarı örtü örtmek gibi gerçekle hiçbir ilgisi olmayan önerilerde bulunmaktadırlar. Böylece bu hastalık için en kıymetli olan 2-3 günün kaybına neden olmakta ve tedavi şansını kaybeden bebeğin ömür boyu sakat kalmasına sebep olmaktadırlar.Zamanında doktora götürülen bebekler sarılık yönünden sıkı takip altına alınırlar. Bazen her gün bazen de günde birkaç defa kan tahlilleri yapılarak takip edilirler. Eğer kanda bilirubin dediğimiz madde gittikçe yükseliyorsa, fototerapi denilen ışık tedavisine alınır.
Bilirubin kan beyin bariyerini geçerek merkezi sinir sistemi hücrelerine zarar verir. Bu da 'Kernikterus'a yol açar. Kernikterus, beyin felci ve işitme kaybı ile ilgili bir sendromdur. Bu nedenle bebeğin vücudunda sarılığı farkeden aileler mutlaka çocuğu beklemeden bilirubin düzeyini ölçmek için doktora başvurmalıdır.
Yaşamın ilk günlerinde meydana çıkan sarılık, fizyolojik ve patolojik olmak üzere iki gruba ayrılır:Fizyolojik Sarılık Erkek bebeklerde, annede diabet veya hipertansiyon varlığında, yapay sancıyla doğurulan bebeklerde, doğumdan sonra kilo kaybı fazla olan bebeklerde, anne sütü ile beslenen bebeklerde daha sık görülür. Fizyolojik sarılıklar, yaşamın 2. ve 3. gününde meydana gelen ve en fazla 11-12mg/100ml ye kadar yükselen ve tedavi gerektirmeden geçen sarılıklardır. Fizyolojik sarılık vaktinde doğan bebeklerin %50 sinde, erken doğan bebeklerde ise daha yüksek oranlarda görülür. Genellikle ilk 1-2 hafta içinde kendiliğinden kaybolur ve bilirubin düzeyleri zararsızdır.Fizyolojik sarılık genelde tedaviye ihtiyaç duymaz ama daha ağır olgularda flöresan ampulün kullanıldığı fototerapiyle etkili biçimde iyileştirilebilir. Fototerapideki mavi ışık, deride biriken bilirubini parçalar ve bilirubin düzeylerini düşürür. Tedavi sırasında bebekler çıplaktır ve gözleri ışıktan zarar görmemesi için kapatılır. Fototerapi sırasında deriden farkedilmeyen su kaybı artar. Bunun yanı sıra fototerapi barsaktan geçiş zamanını kısaltmakta, dışkılama sayısında artma olmaktadır. Fototerapi alan bebeklerde deride iğne başı büyüklüğünde geçici kırmızı renkli döküntüler olabilir.Patalojik Sarılık Daha çok kan uyuşmazlıkları sonucu meydana gelen ve hayatın ilk günlerinde başlayan ve gittikçe ilerleyerek eğer tedavi edilmezse bebeği hem zeka ve hem de bedensel yönden sakat bırakan sarılıklardır. Akraba evliliğinin olması, ailede erken yaşta safra taşı olan veya dalağı alınmış bireyin olması kalıtsal olan patolojik sarılık nedenidir. Anne karnında, doğum sırasında veya doğumdan sonra geçirilen enfeksiyonlarda patolojik sarılık oluşabilir.Patolojik sarılıkta tedavi yöntemi kan değişimidir. Bebeğin kanı taze kan ile değiştirilir. Kan değişiminde amaç yükselen bilirübin düzeylerinin düşürmek, aşırı bilirübin oluşumunun devam etmesini önlemek ve ortaya çıkan kansızlığı düzeltmektir. Kan değişiminin hangi bilirübin seviyesinde yapılacağı bebeğin kaç saatlik olduğuna, zamanında veya prematüre doğmuş olmasına veya birlikte başka bir hastalığının bulunup bulunmamasına (doğum sırasında oksjensiz kalması, enfeksiyon varlığı gibi) göre değişmektedir.
Sünnet
Sünnet yaygın olarak dinsel inançlar ve gelenekler doğrultusunda yapılan bir uygulama olmakla beraber aslında sağlıkla doğrudan ilgili bir girişimdir. Sünnet penisin uç kısmını saran, tıp dilinde "prepisyum" adı verilen sünnet derisinin belirli şekil ve uzunlukta cerrahi yolla kesilerek alınması ve penis uç kısmının açığa çıkarılması işlemidir.
Sünnet ne zaman yapılmalı? Her yaşta yapılabilmekle beraber; çocuğun ruhsal yönden zarar görmemesi için ya 2 yaşından önce ya da 6 yaşından sonra yapılmalıdır. 2 - 6 yaş arasında çocuğun cinsel organına yönelik bir uygulama, cinsel organını kaybetme korkusuyla önemli psikolojik sorunlara neden olabilir. Ayrıca, kimlik gelişimi döneminde ve uyumsuz olmaları nedeniyle psikolojik etki oluşturmamak için zorunlu olmadıkça sünnet edilmesi tavsiye edilmez.Son zamanlarda yeni doğan bebeklerde; cerrahi işlemin kolaylığı, bebekte yara iyileşmesinin çabuk olması, sünnet sonrası bakımın kolaylığı ve yeni doğanda henüz kişilik teşekkül etmediğinden psikolojik travma oluşturmaması nedeniyle en ideal sünnet yaşı olarak kabul edilmektedir.Sünnetin sakıncalı olduğu durumlar vardır ve bunların en başında 'hipospadias' halk arasında da 'peygamber sünneti' denilen, idrar deliğinin olması gereken yerde olmaması durumudur. Bu ameliyatla düzeltilir ve yapılması gereken ameliyatlarda da sünnet derisi kullanılmaktadır. Ayrıca ailesinde kan hastalığı ya da kanama hastalığı hikayeleri olan çocukların mutlaka kan testleri yapıldıktan sonra sünnet edilmeleri gerekir.Sünnet nasıl yapılmalı? Uygun olmayan yerlerde ve anatomik, fizyolojik, psikolojik açılardan bilgisi olmayan kişiler tarafından yapılması sakıncalıdır. Sünnet ne kadar basit görünse de önemli bir cerrahi olaydır ve bu nedenle de hastane koşullarında, hatta ameliyathanede yapılması en doğru seçimdir. Çocuğunuzda hayat boyu taşıyabileceği sorunlar oluşturabileceğinden asla hafife alınmamalıdır. Sünnet yapılan yer ve aletlerde sterilizasyon, asepsi, antisepsi gibi tanımlanan mikrop içermeyen ortam sağlanması zorunludur. Sünnet, konusunda deneyimli kişilere yaptırılarak her türlü komplikasyonlar en aza indirilebilmektedir. Günümüzde uzmanların en sık uyguladığı, güvenilir, yan etkileri en az olan yöntem cerrahi yöntem olup, klasik olarak sünnet derisinin cerrahi yoldan kesilerek uçların birbirine dikilmesi şeklinde yapılır. Ayrıca, operasyondan önce çocuk mutlaka doktor tarafından muayene edilmelidir ve çocuğun sağlık geçmişi ile ilgili doktor bilgilendirilmelidir.Sünnetin faydaları: Sünnetli erkek çocuklarında idrar yolu iltihaplanması daha az gözlenir Penis kanseri sadece sünnet olmayan erkeklerde gözlenir Bulaşıcı hastalıklar sünnet olmayan erkeklerde daha sıktır Kadınlarda rahim kanseri riskini azaltırSünnet sonrası oluşabilecek sorunlar :Yetkisiz kişilerce sağlık koşullarına uyulmadan yapılan sünnetlerden sonra bazı istenmeyen sonuçlar ortaya çıkabilir. Bu sorunlardan en önemlileri: Kanama Şekil bozukluğu Kalıcı sakatlık Sünnet derisinin yetersiz kesilmesi Sünnet derisinin fazla kesilmesi Deride çürüme Sünnetten sonra yapılan bandajın çok sıkı olması Enfeksiyon ve bulaşıcı sarılık Penis başının kesilmesi Tam penis kaybı İdrar yolu yaraları
Diş Çıkarma
Diş çıkarma doğal bir olaydır ve bebeklerde süt dişlerinin çıkması genelde 6 aylıkken başlar. Diş çıkarma belirtileri; yükselen ateş, diş etlerinde kızarıklık ve şişme, gündüzleri huzursuzluk, geceleri uykusuzluk, deride döküntü, ishaldir. Bebeklerde, ilk dişler ağızda görünür görünmez temizlenmeye başlanmalıdır. Bebeklerde yapılması gereken diş temizliği; temiz bir tülbent ya da gazlı bez parçasıyla bebeğin dişlerinin üzeri her emzirme veya mama yedikten sonra temizlenmesidir.
Süt dişleri önemsenmelidir. Süt dişlerindeki çürükler hem çocuğun dişlerinin ağrımasına sebep olur, hem de daimi dişlerine zarar vermektedir. Ayrıca, tedavi edilebilir olan süt dişlerinin düşme vaktinden önce çekilmesi sakıncalıdır. Süt dişleri çocuğun ağız estetiğinin oluşmasını sağladığı gibi en önemli özelliği de yeni çıkacak daimi dişlere yer tutucu görevi görmesidir.Bebeklerde biberon çürüğünden korunmak için önlem almak gereklidir. Bebeğin gece ağzında biberonla uyuması önlenmelidir. Biberondaki süte şeker, bal reçel eklenmemelidir. Beslenmeden sonra mutlaka su içirilmelidir ve dişler silinmelidir. Ayrıca, emziklerin de ağlayan bebekleri susturmak amacıyla bal, pekmez, reçel gibi tatlandırıcılara batırılarak verilmesi biberon çürüklerinin başka bir nedenidir. Dişler sürdükten sonra oyalanmak amacıyla bebeğin eline verilen şekerli gıdalar da diş çürüklerine neden olduğundan elma, havuç gibi besin değeri yüksek, diş temizliğine yardımcı gıdalara yönlendirmek, daha yerinde olmaktadır.Diş fırçası kullanımına bebeğin arka dişlerinin çıkmasından sonra başlanabilmektedir. Bu da yaklaşık 2 yaş civarıdır.Yetişkinler için üretilen diş macunlarında yüksek oranlarda bulunan flor, çocukların diş ve kemik gelişimini olumsuz yönde etkilediğinden, çocukların kendileri için üretilen diş macunlarını kullanmaları gerekmektedir. Ayrıca fırça üzerine sıkılan mercimek kadar macun fırçalama için yeterli olmaktadır.Mikroplar, dişlerin ara yüzleri ya da çiğneyici yüzeylerinde daha kolay biriktiğinden fırçalamadan sonra anne-baba çocuğun dişlerini kontrol etmelidir. Okul çağındaki çocuklarda fırçanın diş-dişeti birleşim yerine 45 derece eğimle yerleştirilip dişlerin görünen yüzeylerini döndürme hareketiyle, daha sonra da dişlerin çiğneyici yüzeylerinin ileri-geri hareketlerle fırçalanması önerilmektedir.Çocuğun ağız büyüklüğüne uygun, yumuşak ve naylon kıllardan üretilmiş diş fırçaları kullanılmalıdır. Sert fırçalar dişleri aşındıracağı için kullanımı uygun değildir. Fırça kılları aşınınır aşınmaz, yaklaşık 6 ay sonra mutlaka değiştirilmelidir.Her öğünden sonra fırçalama işleminin yapılması gerekir. Çocuk aile bireylerini model aldığından bu alışkanlığı kazandırmak için anne ya da babanın fırçalamayı birlikte yapmaları gerekmektedir.Çocukların çok sevdiği renkli şekerlemeler, kolalı içecekler, cips, şekerli sakız ve çikolata gibi gıdalar diş düşmanıdırlar, aynı zamanda da diş çürüklerinin yanında genel sağlığı da etkilemektedirler.Çocukların diş sağlığı için vitamin alımına da dikkat edilmelidir. A vitamini eksikliği dişlerin enfeksiyona karşı dayanıklılığını azaltmakta ve iyileşmesini geciktirmektedir. B vitamini eksikliğinde, ağız dokularında hassasiyet ve dişleri çevreleyen kemiklerde bozulma görülmektedir. C vitamini eksikliği ise yine kireçlenme bozuklukları ve diş etlerinde kanamalara yol açan bazı hastalıklara sebep olmaktadır. Ayrıca bol kalsiyum alınarak da dişler kuvvetledirilmelidir.
Kolik
Süt çocukluğu döneminin en sık yaşanan rahatsızlığı olan infantil kolik, 0-3 ayın altındaki bebeklerde görülen, en az 3 hafta boyunca devam eden, nedeni açıklanamayan bir şekilde günde 3 saatten fazla süren huzursuzluk ve ağlamalara neden olan bir sendromdur.
Genelde bebeklerin %10-40'ında görülen bu hastalık, 2-3 haftalıkken başlar, 4-8. haftada en üst düzeyine ulaşarak bebeklerin 3-4. aylarına nadiren 12. aya kadar devam edebilir. Bebek gün içinde, öğleden sonra başlayan ve gece geç saatlere kadar devam eden, sakinleştirilemeyen ağlama nöbetleri yaşar. Kolik ağlaması bebeğin herzamanki normal ağlamasından farklıdır. Her gün tekrarlanan ağlamalar sırasında bebek arada normal ve sakin günler de geçirebilir. Anne ve baba bu huzursuz dönemin hiç bitmeyeceğini düşünürken kolik birdenbire veya yavaşça sona erer.
bebekler neler yaşar?Bebek bu dönemi hafif ya da şiddetli yaşayabilir. Hafif kolik, yalnızca akşamları huzursuzluğa neden olur. Orta ve ağır kolikte bebek, genellikle tamamen sağlıklı geçirdiği bir günün akşamında birkaç dakika süren ağlama nöbetleri geçirir. Bu nöbetler, bitip tekrarlayarak yaklaşık 2-3 saat boyunca sürer. Başlangıcında, bebeğin kaşları çatılır, yüzü kızarır, bacaklarını karnına doğru çeker. Bağırsak guruldaması ve gaz çıkarmasıyla birlikte bebek rahatlar.
koliğin nedenleriİnfantil Kolik'in nedeni tam olarak açıklanamamakla birlikte bazı teoriler geliştirilmiştir. Güncel bir teoriye göre ağlamak yeni doğmuş bebeğin olgunlaşmamış fizyolojisinden kaynaklanır. Tüm bebekler ağlar. Kolik bu normal davranışın aşırılarda yaşanan boyutudur.
Bir diğer açıklama ise bebeğin olgunlaşmamış sinir sisteminin istenmeyen bir davranış olan ağlamaya engel olamaması şeklindedir. Nörolojik sistemleri tam olarak gelişmediği için bebeklerin daha duyarlı olan duyu sinirleri, olgunlaşmamış sindirim sistemleri gaza karşı aşırı duyarlı hareket ederek kasılır ve ağrılı bağırsak spazmlarına neden olur. Bebekler, bağırsaklarındaki normal hareketleri ve hoşlarına gitmeyen durumları da ağrı olarak algılayabilirler. Rahatsızlıkları belli edebilecekleri birçok durumda da ağlamaktan başka seçenekleri yoktur.
anne-babalar bebeklerini nasıl rahatlatabilir?Günümüzde ilaçlı ya da ilaçsız olmak üzere birçok tedavi denenmiş olmasına rağmen etkili ve güvenli bir kesin tedaviye ulaşılamamıştır. Bu amaç doğrultusunda ilaç bileşenlerinin yanında müzik, titreşimler ve çeşitli seslere kadar farklı metodlardan faydalanılmış, bazıları etkisiz bazılarının da yan etkileri bulunmuş, bazıları bir grup bebekte etkili olmuş ama sonuçta genel bir tedavi adına verimli sonuçlar elde edilemiştir. Bu süreçte aile, bebeğin şikayetlerini araştırmalı, bebeğinin fiziksel gelişimi hakkında herşeyin yolunda olduğu tespit edildikten sonra aile herşeyin normal ve yolunda olduğuna ikna edilmeli, süreç ve yapabilecekleri hakkında bilgilendirilmelidir.
Bebeği ağladığı zaman kucağınıza alarak yalnız olmadığını hissetmesini sağlayarak, ona güven verebilirsiniz. Bebeği daha sık beslemek ve emzik kullanmak yararlı olabilir. Emme ile bebeğin gaz çıkarmasını kolaylaştırabilirsiniz. Bebeğinizin karnına, tenini yakmayacak sıcaklıkta olduğundan emin olduğunuz ılık bir havlu koyup, yüzüstü yatırarak sırt ve belini okşayarak masaj yapmak yararlı olacaktır.
Annelerin büyük bir çoğunluğu yedikleri bazı besinler nedeniyle bebeklerinin koliğe yakalandıklarını düşünmektedir. Bebeğiniz anne sütüyle besleniyorsa beslenme alışkanlığını değiştirmeye gerek yoktur. Yediklerinize dikkat ederek bebeğinizi rahatlatabilirsiniz. İnek sütü antijenleri bebeğinizin bağırsaklarında alerjik reaksiyona neden olabilir. Araştırmalarda, annenin yediği turpgiller (turp, lahana, karnabahar, brokoli), inek sütü, çikolata ve soğan tüketimi ile kolik arasında yakın bir ilişki saptanmıştır. Süt ve süt ürünleri ile yumurtayı azaltmak etkli olabilir. Annede gaz yaptığı bilinen bazı yiyeceklerden (kuru fasulye, barbunya, bulgur, mercimek vb.) kaçınılmalı, turunçgiller, soya ve baharatlı yiyeceklerden uzak durulmalıdır.Annenin sigara içmesi, aşırı kahve tüketiminin de bebek için yan etkileri bilinmektedir. Anne sigarayı mutlaka bırakmalı, bebeğin yanında sigara içilen bir ortamın varlığından kaçınılmalıdır.
Biberonla beslenen bebeklerde daha sık gaz sancısı görülür. Bebek mama içeriğine karşı alerji veya duyarlılık geliştiriyor olabilir. 6 aydan önce katı gıda ile beslenmeye geçilmemelidir. Anne sütü almayan bebek, doktorunuz önerisinde inek sütü bazlı olmayan ve demir katkısı içermeyen formüllerle beslenmelidir. Hızlı emen iştahlı bebekler daha fazla hava yutarlar ve daha fazla gaz sancısı çekerler. Bebeği mümkün olduğunca sessiz bir ortamda sakin emzirmek yararlı olabilir.
Bebeği mümkün olduğunca rahat, sakin, loş ve gürültüsüz bir ortamda bulundurmak ve alternatif olarak sallanmak, bebek arabası ile dolaştırmak, hafif bir müzik, belirli ritmik sesler, lavanta ya da limon esanslı yağların damlatıldığı ılık banyolar ya da karın bölgesine ılık havlu masajlar rahatlatabilir.
Bütün bu uygulamaların dışında doktor tavsiyesi ile ilaç tedavisi de uygulanabilir.
unutmayın!Bebeğin ailesinin bu gergin dönemde daha sabırlı olabilmeleri çok önemlidir. Yorgun ve oldukça stresli geçen bu dönemde, psikolojik dengenizi mümkün olduğunca korumak için kendinize küçük aralar vererek mutlaka rahatlamaya zaman ayırın. Unutmayın, kolik sonsuza kadar sürmeyecek, bir anda bitecek..
Bebeklerde Temizlik
Bebeğinizin gelişimi ve onun hastalıklardan korunması için, bebek temizliği büyük önem taşımaktadır. Hassas cildini yıkamak, yumuşacık saçlarına özen göstermek, el ve ayak temizliğini yapmak, gözlerine ve kulaklarına zarar vermeden silmek bir çok anne baba için tedirgin edicidir. Bu tedirginliği eğlenceye dönüştürmenin tek yolu, temizliği bilinçli bir şekilde yapmaktır.
Bebeğin altını sık sık değiştirmek onu pişiklerden koruduğu gibi huzursuz olmasını da engeller. Özellikle emzirmeden ya da mama vermeden önce alt temizliği yapmak, onun yemeğini daha rahat yemesini sağlayacaktır. Ayrıca uykuya geçmeden önce de bezini değiştirmek, onu rahat ve huzurlu uyutacaktır. Daha küçük bir bebeğin altını temizlerken, ılık suyla ıslatılmış bir bez ya da pamuk kullanmak ve silerken fazla bastırmamak bebeğin cildini tahriş etmeyecektir. Bebek biraz daha büyüdüğünde, altını ılık suyla yıkamak onu daha da rahatlatacaktır. Temizlik en ayrıntılı yerlere ve bacak arasındaki kıvrımlara kadar dikkatlice yapılmalıdır.Yeni doğmuş bebeğin göbek temizliği de çok önemlidir. Göbek yaklaşık 2 hafta içinde düştüğünden bu zaman içerisinde yapılan temizlik, bebeği enfeksiyonlardan korur ve mikrop kapmamasını sağlar. Göbeğin daha çabuk düşmesi için kuru olması gerekir ve bu nedenle de bebeğe banyo yaptırılmaması önerilir. Göbek alkollü pamuk ya da gazlı bezle silindikten sonra mutlaka kurulanmalıdır ve bastırmadan temizlenmelidir.Bebeğin sürekli hareket halinde olan elleri, yüzüne ve gözlerine zarar vermemesi açısından hem temiz tutulmalı hem de tırnaklarının da uzadıkça kesilmesi gerekmektedir. Küçük bebeklerin ellerini ılık suyla ıslatılmış bezlerle silmek, biraz daha büyük bebeklerin ellerini ise yıkamak onun enfeksiyon kapmasına engel olacaktır. El ve ayak tırnaklarını keserken; kanamaya neden olmamak için çok dipten kısacık kesmemek, bebekler için üretilmiş tırnak makaslarını kullanmak, sivri yerine yuvarlak kesimler yapmak gerekmektedir. Büyük bebeklerin tırnaklarını kesme işlemini, onlar uyurken yapmak daha kolaydır. Ayrıca, banyodan çıkmış bebeklerin tırnakları daha yumuşak olduğundan kesme işlemi biraz daha kolay ve çabuk olacaktır.Kulak temizliği için, kulak çubuğu kullanılabilir ama kesinlikle ileriye sokulmamalıdır. Ilık bir suya batırılmış pamuk çubukları ya da pamuk parçasıyla dıştan silmek en güvenli temizliktir. Burun temizliği de aynı şekilde pamukla yapılmalı ve çok derine sokulmamalıdır. Bebeğin gözleri ise ilk zamanlar bol bol çapak üreteceği için her sabah temiz ve ılık su ile ıslatılmış pamukla temizlenmelidir. Sabun ve herhangi bir temizleyici bebeğin gözlerine zarar vereceğinden kullanılmamalıdır. Enfeksiyon bulaşmaması açısından, her iki gözde de ayrı ayrı pamuk kullanılmalı ve temizlik içten dışa doğru yapılmalıdır.Saçlarının temizliği için de, banyo esnasında bebeğin başı bebe şampuanıyla yumuşak ve dairesel hareketlerle yıkanmalı ve iyice durulanmalıdır. Eğer bebek çok küçükse ve başında 'konak' varsa banyodan bir gün önce bebe yağı ile ovulup daha sonra banyoya girmeden hemen önce saçları hafifçe taranarak yumuşamış kabukların düşmesi sağlanır.
Bebeğinizin Beslenmesi
Dokuz ay boyunca bir bebeğin anne karnında büyümesi ve doğum mucizelerinden sonra yaşanan diğer bir mucize de, bebeğin emzirilmesidir. Emzirmenin hiç bir yan etkisi yoktur aksine bebeğiniz ve sizin için bir çok avantajı vardır. Anne sütü bebeğiniz için en uygun besindir. Emzirmek, ilk altı ay boyunca bebeğinizin hem bedensel hem de duygusal her türlü ihtiyacını karşılamaktadır.
Emzirmenin YararlarıAnne sütüyle büyüyen bir bebeğin bağışıklık sistemi kolay gelişir ve güçlü bir bebek olur. Anne sütü alerji, astım ve çeşitli enfeksiyonlar gibi hastalıkların görülme riskini azaltır. Anne sütünün içinde; protein, karbonhidrat, yağ, mineral, tuz ve demir dengeli bir şekilde bulunduğundan bebek için eşsiz bir besindir. Anne sütü her zaman hazır, steril ve uygun ısıdadır. Anne sütüyle beslenen bebeklerin dışkıları yumuşak olur ve bu nedenle de ciltleri tahriş olmaz ve daha az pişik olurlar. Anneyi emen bir bebek, daha sakindir ve daha fazla enerji harcadığı için çene kasları güçlü olur. Dolayısıyla da, çene ve diş yapısı daha düzgün ve sağlıklı olur.Bebeğini emziren bir anne ise, yağ tabakalarının yakılmasını kolaylaştıran emzirme işlemi sayesinde çok kolay kilo verir. Anne ile bebek arasında güçlü bir bağ gelişir. Emzirme, doğum sonrası rahmin küçülmesini ve dolayısıyle de kanamanın azalmasını sağlar. Ayrıca emziren bir anne, meme kanseri ve yumurtalık kanseri gibi önemli hastalıklara yakalanma riskini azaltmış olmaktadır.Emzirme İşlemiDoğum şekli ne olursa olsun emzirmeye en kısa sürede başlanması gerekmektedir. Bu sütün gelmesini çabuklaştırmaktadır. Yeni doğan bir bebek bir kaç hafta boyunca, günde 10 ile 12 kez meme emer. Bebeğe memeyi verdiğinizde ilk emdiği süt, susuzluğu giderici olduğundan ince ve suludur. Emdikçe ardından gelen süt ise daha fazla yağ ve protein içermektedir.Bebeğe iyi süt verebilmek için bol bol sıvı almak gerekir. Özellikle sıcak havalarda sıvı tüketimi fazla olmalıdır çünkü bebeğin de bu havalarda daha çok susadığı unutulmamalıdır. Bebek meme ucunu ağzı ve damağı arasında tutarak emdiğinden, bunu doğru yapabilmesi için uygun bir pozisyon almış olması gerekmektedir. Damağı göğüs ucunun çevresini sıkıca kavramalı ve meme ucu ağzının içine iyice girmelidir. Ayrıca bebeğin başı ve gövdesi düz bir hatta olmalı, yüzü memeye bakmalı, meme bebeğin burnunu kapamamalıdır.Beslenmeİlk altı ay boyunca yalnız anne sütü veya mama ile beslenilen bebeğe, altı aydan sonra anne sütü veya mamaya ilave olarak protein, vitamin, kalsiyum ve karbonhidrat gibi besinleri de vermek gerekmektedir. Bebeğin bu ek besinlere geçiş aşaması, hem onun için hem de sizin için zor bir dönem olabilir. Bebeğin dengeli beslenmesinin yanısıra, farklı lezzetler ve yemekleri tadabilmesi için yiyecekleri çeşitlendirmek gerekir.Bebeğe verilen ekmek, mısır gevreği, patates, pirinç ve makarna gibi yiyeceklerden karbonhidrat gereksinimini karşılayabilir. Yağ gereksinimini ise, çoğunlukla sütten almalıdır. Balık eti, yağsız et, bezelye, peynir ve balıkdan da proteini alabilir. Taze sebze ve meyvelerden de vitamin ihtiyacını karşılayabilir. Süt, yoğurt, peynir, ıspanak ve brokoliden de kalsiyum alabilir.Beslenme ile İlgili Ayrıntılar Bebek altı ayını doldurmadan, buğday unu ve nişasta verilmemelidir. Bunları sindirmekte güçlük çekebilir. Hazırlanan yiyeceklere tuz ve şeker eklememek bebek için daha faydalıdır. Yumurtanın beyazı alerji yapabileceğinden 2 yaşına kadar verilmemelidir. Bal hastalık riski taşıdığından 1 yaşına kadar verilmemelidir. Yüksek oranda lif içeren kahvaltılıklar sindirimi zor olduğu için bebeğe verilmemelidir. Bebekler için hazırlanmış kahvaltı gevrekleri demir ihtiyacını sağlar ve hazmı kolaydır. Süt vermekten asla vazgeçilmemelidir ve verilmesi gereken yeni gıdalar aynı gün içinde vermek yerine gün aşırı tek tek eklenmelidir. Bir yaşından sonra, çocuğunuzun elleriyle ya da kaşıkla kendi kendine yiyebileceği yemekler hazırlanmalı ve sofraya mutlaka birlikte oturulmalıdır. Bebek iki yaşına gelmeden pastörize olmayan sütlerle yapılan peynirler verilmemelidir. Hergün en az bir öğün yağsız et veya kılçıksız balık eti vermek bebek için gereklidir. Her öğünde C vitamini verilmelidir. Bu bebeğin vücudunda demir tutma yeteneğini artıracaktır.
Bebek ve Uyku
Uykusuzluk, yeni anne adayları ve yeni doğan bebekler için en büyük sorundur. Küçük bebekler, 24 saatin nerdeyse yarısını uykuda geçirir. Ancak bu saatler anne babanın uyku saatleri ile çakışmaz. Bebeğin gece deliksiz uyumaya başlaması annelerin en büyük arzusudur. Kısa sürede uyku düzenini oturtan bir bebeğiniz varsa çok şanslısınız demektir.
Bebeklerin uyku düzeni, büyüklerin uyku düzenine benzemez ve bu düzene alışana kadar da biraz zaman geçmesi gerekir.Bebeklerin uykuya dalması da yetişkinlerden farklıdır. Yetişkinler hemen uykuya dalabiliyorken, bebekler derin bir uykuya geçmesi için önce yaklaşık 20-30 dakika kadar hafif bir uyku sürelerini doldurmaları gerekmektedir. Bebek büyüdükçe uyku şekli de zamanla değişir. Gün içinde oynadığı oyunlar nedeniyle, uzun süreli uykuya ihtiyaç duyar. Bu uzun süreli uykuların, yetişkinlerle aynı saate denk getirilmesi anne babanın uykusuzluk problemini çözüme ulaştıracaktır. Ayrıca, bebek uyuduğunda annenin de uyuması gerekir.Ne kadar uykuya ihtiyacı var: 1 haftalık - yeni doğanlar günde 16-18 saat kadar uyurlar. Ancak çok uyumakla birlikte çok da sık uyanırlar.12 haftalık - günde 15 saat kadar uyumaya başlarlar. Günde 2 kere 2-3 saat, gece de arada uyanmakla birlikte 9-10 saat uyuması yerinde olur.9 ay - 1 yaş - günde 14 saat kadar uyur. gündüzleri yaklaşık 3 saat uyur ancak geceleri uzun uyumayı öğrenmiştir. Arada uyansa bile hemen uykuya dönebilir.2-3 yaş - günde 13 saat uyuması normaldir. Gündüzleri 1 saat kadar uyur. Bunun dışında geceleri belli saatte uyumaya başlamış olması gerekir.
Daha iyi uyuması için: Oda ısısının kontrol edilmesi gerekir. Çok sıcak ya da çok soğuk ortamlar bebeklerin uyumasını engelleyebilir. Anne yürürken ya da hareket halindeyken karnındaki bebek sallatıdan dolayı uyku haline geçtiği düşünülürse, dışardayken de küçük hareke