View Full Version: KANSERDEN KORUNMAK İÇİN DOĞRU BESLENME ÖNERİLERi

mystical
20.10.2009, 05:59
Memorial Hastanesi Dahiliye Bölüm
Koordinatörü Prof. Dr. Yavuz Baykal, kanser ve beslenme ilişkisi hakkında bilgi
verdi. 
Ülkemizde Bir Yıl İçerisinde 135 Bin
Kişi Kansere Yakalanıyor
Kanser, ülkemizde son yıllarda giderek
artan ve ölüme neden olan hastalıklar arasında kalp damar hastalıklarından sonra
ikinci sırada yer almaktadır. Ülkemizde yılda ortalama 135 bin civarında yeni
kanser olgusunun ortaya çıktığı tahmin edilmektedir. Birçok insan kanser
hastalığını kötü bir talih olarak nitelendirmekte ve çevresel nedenlerle
geliştiğini düşünmektedir. Ancak bireylerin yaşam biçimiyle ilgili özellikleri
ve alışkanlıkları çok büyük önem taşımaktadır. Yanlış beslenme alışkanlıkları,
yetersiz fiziksel aktivite ve hareketsiz yaşam, sigara ve alkol kullanımı, güneş
ışınlarına yoğun olarak maruz kalınması ve stres gibi etmenler kanserin
oluşmasına neden olan başlıca faktörlerdir. Bu faktörlerden beslenme ile ilgili
olan etmenler ortalama %35 oranında, sigara alışkanlığı ise %30 oranında kansere
yol açmaktadır.  
Dengesiz Beslenme ve Yanlış Pişirme
Teknikleri Kansere Zemin Hazırlar
Hatalı ve dengesiz beslenme
alışkanlıkları ile besinleri yanlış hazırlama ve pişirme yöntemlerinin, kanser
oluşumunda rolü büyüktür. Kanserin oluşumunda etkili olan faktörler, kalıtım,
beslenme ve çevre faktörleridir Farklı kaynaklara göre kanser oluşumunun
beslenme ile ilgisinin ortalama %35 oranında olduğu kabul edilmektedir. Kanser
süreci; hücrelerin kansere dönüşümü, kanser gelişimi ve kanserin ilerlemesinden
oluşur. İnsanlarda kansere dönüşüm birçok kanser türü için tanıdan 10-15 yıl
öncesindedir. Tanısal metotlar geliştikçe erken tanısı da mümkün olmaktadır.
Beslenme şeklinin kanser sürecinin bu tüm basamaklarında etkili olduğu kabul
edilmektedir. 
Brokoli Kanseri Önleyici Etkiye
Sahip
Kanser oluşumunda genetik faktörler
yanında çevresel faktörlerde önemli rol oynar. Çevresel faktörler bazı
proteinler üzerinden etkili olur. Bazı besinler ve dengeli beslenme bu
proteinlerin zararlı etkilerini azaltarak kanserin önlenmesi açısından yararlı
olmaktadır. Kişiler arasında bu enzimlerin aktivitesi ve dağılımları açısından
genetik farklılıklar vardır. İnsanlarda ortaya çıkan kanser yapıcı maddeler ilk
olarak DNA’ya bağlanır ve mutasyona neden olur. Ortaya çıkan bu mutasyon kanser
geliştirici genleri uyarırken, kanser önleyici genleri ise baskılamaktadır. Gen
besin ilişkisi en iyi olarak kalın barsak kanserlerinde gösterilmiştir. Brokoli
gibi sebzelerdeki bazı ürünler P450 gibi enzimleri etkilerini önleyerek kanser
gelişimi üzerine önleyici etki gösterebilmektedirler. 
Menopozla Birlikte Kanser Riski 2 Kat
Artıyor
Beslenme durumu da yaşa bağlı  kanser
gelişimini etkiler. Diğer taraftan şişmanlıkla kanser arasında da bir ilişki
vardır. Şişmanlık ile meme, prostat, kalın barsak, rahim, böbrek, mesane ve
pankreas kanseri arasında bir ilişkini varlığı gösterilmiştir. Bu durum hayvan
çalışmaları ile de gösterilmiştir. Laboratuvar şartlarında fazla beslenerek
şişman hale getirilmiş hayvanlarda kanser sıklığında artış görülmüş, buna
karşılık kalori miktarı az tutularak şişmanlatılmayan farelerde kanser sıklığı
düşük olmuştur. Yapılan çalışmalarda şişmanlığın rahim kanseri riskini
artırdığına dair ciddi kanıtlar bulunmaktadır. Menopoz öncesinde boylarına göre
ağırlıkları fazla olan kadınlarda meme kanseri riski normal kilolu kadınlara
göre daha düşük olmaktadır. Şişmanlık menopoz sonrası kadınlarda meme kanseri
riskini önemli düzeyde artırmaktadır. Kadının menapoz öncesi ve menopoz dönemi
arasında kilo artışı 10 kilogramı aştığında menopoz sonrası kanser riski 2 kat
artmaktadır.  
Doğru Beslenme Programı  İle Kanser
Riskinizi Azaltın
Düşük kalorili diyetle beslenen
kadınlarda östrojen hormon düzeylerinin azalmasına bağlı  olarak meme kanseri
olaylarında %25 gibi bir azalma görülmüştür. Beslenme şekli bazı proteinler
(aromataz enzimi) üzerinden bazı hormonlarla (östrojen, testesteron, insülin ve
glikokortikoidler) ilişkili olarak kanser oluşumunda etkili
olmaktadır.  
Sigarayı  Acilen
Bırakın
Kadınlarda sigara içiminin artmasıyla
birlikte akciğer kanser sıklığında büyük bir artış ortaya çıkmıştır. Meme
kanseri olayları ise tedavi tanıdaki ilerlemelere rağmen durağan kalmıştır.
Erkeklerde akciğer kanseri en sık görülen kanser olmaya devam etmekte ve prostat
kanserinde ise bir artış söz konusudur. 
Bilinen veya şüpheli diyetsel kanser
oluşturuculardan olan aflatoksin, küflü besinlerde, bazı kimyasal maddeler,
yüksek ısıda pişirilmiş yağlarda ve bazı içeceklerde ve turşularda
bulunmaktadır. Daha çok balıklarda bulunan omega 3 yağ asitlerinin kanser
riskini azalttığı gösterilmiştir. Kanser riskini azaltmada, diyetteki omega 3
yağ asitlerinin, omega 6 yağ asitlerine oranı da önemlidir. Başta meme kanseri
riski olmak üzere ve birçok kanser türü riskinin azaltılmasında diyetteki bu
oran önemdir.  
Balık, Ceviz, Fındık Koruyucu Kalkan
Görevi Görür
Omega 3 yağ asitleri kanser oluşum
riskini azaltmalarının yanı sıra; birçok kanser türünün büyümesini de
yavaşlatır. Tümör taşıyan farelerle yapılan deneylerde, diyetin EPA ve DHA ile
desteklenmesi ile akciğer, kolon, meme ve prostat dahil çeşitli kanserlerin
büyümesinin yavaşladığı gösterilmiştir. Ayrıca omega 3 yağ asitleri ilaç ve ışın
gibi kanser tedavi metotlarının etkinliğini de artırmaktadır. Omega 3 yağ
asitlerinin bir diğer olası yararı da kanser hastalığında görülen zayıflama, kas
kaybı ve kaşeksiyi azaltması ve önlemesidir. Bu koruyucu ve tedavi edici
etkileri nedeniyle diyette omega 3 yağ asitlerine daha çok yer verilmesi
önerilmektedir. Bu amaçla haftada 2–3 kez ızgara veya buğulama olarak balık
tüketilmesi, günde 2–3 adet ceviz içi veya 5–6 adet fındık tüketilmesi,
yemeklerin pişirilmesinde soya veya kanola yağının da kullanılması, bol sebze ve
meyve tüketilmesi ve kurubaklagiller ve kepekli ekmeğe mutlaka günlük beslenme
planında yer verilmesi uygun olacaktır. 
Yaşlanma ile birlikte hem kadınlarda hem
de erkeklerde vücut kitle indeksinde bir artış görülür. Bu durum kalori
alımındaki artış ile birlikte olup kanser sıklığında artış ile birliktelik
gösterir. Bazı kişilerde azalan kas kitlesi artmış insülin ve bazı cinsiyet
hormonları ile ilişkili olabilmektedir. Yağ hücreleri kadınlarda meme
kanallarını sarar ve yaşlı kişilerde bu yağ dokusunda artış görülür. Meme
kanserlerinin %75’ i menapoz sonrası görülür. Menapoz sonrası memede küçülmüş
olan meme kanalları yağ hücreleri tarafından sarılır. Artmış olan bu yağ kitlesi
meme kanalları üzerine lokal parakrin etki göstererek kanser oluşumunu
artırabilmektedir. 
Sebze ve Meyvelerinizin Rengi Sarı-
Yeşil- Turuncu Olsun
Kanserin önlenmesinde rol
oynadığı düşünülen maddelerden keratinoidler sarı-yeşil ve turuncu sebze ve
meyvelerde, isoflavinoidler soya proteininde, izotiyosiyanatlar brokolide,
organosülfidler garlik ve zeytinde, terpenoidler ise turunçgillerin kabuklarında
bulunur. Karotinoidlerin çoğu benzer yapısal özeliklere sahiptirler ve
antioksidan özellikler gösterirler. Sarımsak, soğan, pırasa, lahana, brokoli,
turp, fesleğen, nane, dereotu, rezene, kereviz, maydonoz, roka ve teredir. Bu
bitkilerden yapraklı olanlar aynı zamanda karotenoidler, flavanoidler, E, C, B2
vitaminleri ve folik asit açısından zengindirler. Bu bitkileri tüketenlerde mide
kanseri riski az tüketenlere göre %40 daha azdır. Brokoli, karnabahar, lahana
gibi besinlerin kanser riskini azalttığı gösterilmiştir. Kanser önleyici
etkileri içerdikleri glukozinat adı verilen moleküllere
bağlanmıştır. 
Koyu yeşil, sarı, turuncu, kırmızı renkli
sebze ve meyvelerde ise karotenoidler bulunmaktadır ve vücutta retinole
dönüşerek A vitamini etkinliği gösterirler. Karotenlerin en iyi kaynakları,
havuç, kayısı, yeşil sebzeler, domates, bal kabağı, portakal ve greyfurttur.
Karotenoidler vücutta oluşan ve dışardan alınan kanser yapıcı öğeleri
etkisizleştirerek kanserin oluşumunu önlerler. Karotenoidlerden biri olan
likopen domateste bulunan vitamin A benzeri bir bileşik olup akciğer, prostat,
meme, sindirim sistemi, mesane, deri ve serviks kanseri riskini azaltmaktadır.
Bununla birlikte bu vitaminin doğal kaynaklardan alınmasının akciğer kanserini
önlediği, dışarıdan beta karoten desteğinin akciğer kanserinden korunmada etkili
olmadığı gösterilmiştir. Buna ilaveten sigara içenlerde dışarıdan beta karoten
desteğinin sakıncalı olabileceği ile ilgili veriler de vardır. Bu sebeple sigara
içenlerin vitamin takviyesi almak yerine bol sebze ve meyve tüketmeleri
önerilir. 
Flavonoidleri en çok içeren meyveler
sırasıyla, kara üzüm, kiraz, ahududu, böğürtlen, elma, erik, çilek, beyaz üzüm,
turunçgiller ve şeftalidir. Sebzelerden bezelye, soğan, domates, yeşil yapraklı
sebzeler, soya fasulyesi ve patateste bulunur. İçeceklerden taze meyve suları,
şarap, yeşil çay ve bitki çayları iyi birer flavonoid
kaynağıdır. 
Kanserden Korunmada 10 Altın
Kural
Bitkisel kaynaklı yiyeceklere ağırlık
verilmesi
Her gün 5 porsiyon veya daha fazla sebze
ve meyve tüketilmesi
Ekmek, makarna, pirinç, baklagiller gibi
bitkisel kaynaklı yiyeceklerin günlük alınması
Özellikle hayvansal kaynaklı yağlı
yiyeceklerden sakınma
Et tüketiminin, özellikle yağlı et
tüketiminin azaltılması
Az  yağlı yiyeceklerin seçilmesi
Fiziksel olarak aktif olmak. Sağlıklı
kiloya ulaşmak ve korumak
Haftanın çoğu günü günde en az 30 dakika
orta derecede aktif olmak
İdeal kiloda kalınması
Alkol kullanılıyorsa, alkol tüketiminin
azaltılmasıdır.

gülbin
20.10.2009, 07:59
BROKOLIYEEE BAYILIRIM  SAGOLUN MYSTICAK SIGARADA ICMEME AMA ESIMMM ICIYOOO BIRAKAMIYOOORRR

miray
20.10.2009, 12:59
benim de artık bunlara dikkat etmem gerek. çocukların yediğine içtiğine çok titizleniyorumz ama kendim son zamanlarda çok abartıyorum. nerde zararlı birşey varsa ona yöneliyorum oof of

BUSEM
22.10.2009, 22:56
çok önemli bilgiler çok teşekkürler.... benim acil sigarayı bırakmam lazım ama nasıllll