View Full Version: mısır şurubu hakkında

caramel
19.02.2011, 07:39
KAFAYI KARIŞTIRAN ŞEKER TARTIŞMALARI
Prof. Dr. AZİZ EKŞİ
Ankara Üniversitesi
Gıda Müh. Bölümü
Tartışma konusu bu kez şeker. Gıdadaki bir kalıntı ve bulaşı değil. Organizmanın
yüzyıllardan beri tanıdığı doğal bir gıda bileşeni. Tartışmayı başlatan ise; "nişasta bazlı
fruktozca zengin şekerin diyabet ve pankreas kanserine neden olduğu" iddiasıdır. İddianın
geçerli kanıtlara dayandığı kuşkuludur ama insanların kafası karışıktır.
Şeker denilince daha çok "çay şekeri" veya "beyaz şeker" anlaşılmaktadır. Bunun nedeni çok
yaygın kullanılmasıdır. Kimyasal adı "sakkaroz" dur ve Türkiye'de şeker pancarından elde
edildiği için "pancar şekeri" diye de adlandırılmaktadır. Pancar şekeri ya da sakkaroz, daha
düşük moleküllü iki farklı şekerden (glukoz + fruktoz → sakkaroz + su) oluşmaktadır.
Yiyecek ve içeceklerdeki sakaroz sindirim öncesi bu iki şekere ayrışmaktadır.
Marketlerde satılmayan ama birçok gıdanın üretiminde tek başına veya sakarozla birlikte
kullanılan bir şeker daha vardır. Buna, mısırdan elde edildiği için "mısır şekeri", koyu
kıvamlı olduğu için de "mısır şurubu" veya "yüksek fruktozlu mısır şurubu" ya da kısaca
"fruktoz şurubu" da denilmektedir. Adından dolayı bu şekerin veya şurubun yalnızca
fruktozdan oluştuğu sanılmaktadır. Kafa karışıklığına yol açan birinci yanılgı budur.
Oysa pancar şekeri gibi mısır şekeri de esas olarak glukoz ve fruktoz (glukoz + fruktoz)
karışımından oluşmaktadır. Ancak, glukoz ve fruktoz pancar şekerinde bileşik iken mısır
şurubunda ayrışıktır. Fruktoz/glukoz oranı her iki şekerde de yaklaşık aynıdır. Pancar
şekerinde 50/50 olan bu oran mısır şekerinde, tipine bağlı olarak ya 44/56 ya da 57/43 'tür.
Baldaki fruktoz/glukoz oranı ise yaklaşık 54/46'dır.
Meyvelerde de fruktoz ve glukoz doğal olarak birlikte bulunmaktadır. Örneğin fruktoz/glukoz
yüzdesi muzda yaklaşık 5/5, üzümde 8/7, elmada 6/3, şeftalide 2/2, kayısıda 5/12'dir.
İddialardan birisi; "fruktozun insan organizmasına yabancı bir madde" olduğudur. Bu
gerçeğe aykırı bir görüştür. Çünkü başlangıçtan bu yana meyve tükettiği bilinen
insanoğlunun, adını bilmese bile fruktoza yabancı olması düşünülemez.
Tartışılan iddialardan ikincisi; "yüksek fruktozlu nişasta şekerinin insülin salgısını
uyarmadığı ve bu nedenle diyabet ya da şeker hastalığına yol açtığı"dır. Bu iddianın en
azından fruktoz ve glukozun birlikte bulunduğu gıdalar için geçerli olmadığı bilinmektedir.
Çünkü konunun uzmanlarına göre ortamda bir miktar glukoz bulunması, insülin salgısının
uyarılması için yeterlidir. Ve çoğu gıda, fruktozu ve glukozu doğal olarak birlikte
içermektedir. Bu olgu, pancar ve mısır şekeri için de geçerlidir. Kafa karışıklığına yol açan
yanılgılardan biri budur.
Üçüncü iddia; "fruktozun şişmanlık ya da obezite etkeni olduğu"dur. Şişmanlığın esas
olarak gıdadan alınan enerji ile harcanan enerji arasındaki farktan kaynaklandığını artık
bilmeyen yoktur. .Başka bir deyişle şişmanlığın başlıca iki nedeni, aşırı gıda tüketimi ile
fiziksel aktivite yetersizliğidir. Bu anlamda enerjinin hangi gıdadan alındığı o kadar önemli
değildir.
Kafayı karıştıran başka bir neden de bu gerçeğin göz ardı edilmesidir.
Kaldı ki şekerlerin enerji değeri aynıdır. Her şekerin 1 gramı 4.1 kcal vermektedir. Sakkaroz
ne kadar enerji sağlıyorsa, aynı ağırlıktaki fruktoz, glukoz veya laktoz da aynı enerjiyi
sağlamaktadır. Öyle ise, fruktoz şişmanlatıyorsa aynı tüketim düzeyinde sakkaroz da
şişmanlatıyor demektir. Veya fruktoz şurubu obeziteye yol açıyorsa, aynı tüketim düzeyinde
pancar şekeri de obeziteye yol açıyor demektir. Obezite fruktoza bağlı olsaydı, ABD'nde
fruktoz şurubu tüketimi azalırken obezite artmazdı!..
Ölçülü alındığında diğer gıdalar gibi şekerlerin de obeziteye yol açmadığı bilinmektedir.
Şeker için ölçü ise, WHO'ya göre alınan katkı şekerin günlük enerjideki payının yüzde 10
dolayında olmasıdır.
Dördüncü iddia; "fruktoz ile pankreas kanseri arasında ilişki bulunduğu"dur. Yalnız
fruktozun değil, sakaroz, glukoz ve laktozun da pankreas kanseri ile olası ilişkisi konusundaki
araştırmalar birbiri ile çelişkilidir. Esasen doğrudan bir ilişki zaten söz konusu olmamalıdır.
Çünkü şekerler; ne fruktoz, glukoz, sakkaroz ve ne de mısır ve pancar şekeri; uzman kuruluşa
(IACR) göre "kanserojen" değildir. Ayrıca konu uzmanları; pankreas kanserine yakalanma
riskini artıran başlıca faktörlerin obezite ve diyabet olduğunu özellikle vurgulamaktadır.
Dolayısı ile kaçınılması gereken obezite ve diyabettir. Daha doğrusu bunlara yol açan
faktörlerin tümüdür.
Öte yandan FDA, fruktoz ve diğer şekerleri "güvenli gıda bileşeni" olarak tanımlanmaktadır.
Bunun gibi EFSA'nın da şekerlere ilişkin herhangi bir uyarıcı veya kısıtlayıcı düzenlemesi
yoktur. Yalnızca yapay tatlandırıcıların gıdaya katılacak miktarı sınırlıdır. Pancar şekeri veya
mısır şekeri, hiç bir ülkede sağlık açısından yasaklı değildir. Farklı şekerlerin pazar payını
belirleyen kotalar gıda güvenliği ile ilgili değildir. Kotanın amacı "tüketicilerin başka bir
şekerin zararından korunması" değil, çiftçilerin ekonomik açıdan korunmasıdır. Kafa
karışıklığının bir başka nedeni de bu gerçeğin yeterince bilinmemesidir.
Kota olsa da; pancar şekeri, mısır şekeri ve yapay tatlandırıcılar arasında bir rekabet vardır ve
her kesimin bu rekabette kendine göre bir konum alması doğaldır. Doğal olmayan, rekabetin
mesnetsiz sağlık iddiaları üzerinden yürütülmesidir. Yok yere insanların kafasının
karıştırılmasıdır. Kuşku ve paniğe yol açılmasıdır. Yapay tatlandırıcıların değil de fruktoz ve
sakarozun tartışılmasıdır.
Bu tartışmanın önceliği insan sağlığının korunması değildir. Zaten fruktoz, sakkaroz ve diğer
şekerlerle ilgili iddiaları, bilimsel araştırmalar doğrulamadığı gibi WHO, EFSA, FDA gibi
uzman kuruluşlar da doğrulamıyor. Hiç bir ülkede, fruktoz veya sakaroz için sağlık açısından
bir yasak bulunmuyor.
Deyiş doğrudur; "iyi veya kötü gıda yoktur". Gıdayı iyi veya kötü yapan "ne kadar
tüketildiğidir". Bu nedenle, öteki veya beriki şekerden kuşku duymaya da gerek yoktur. Yeter
ki gereği kadar tüketilsin…
-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------
IACR: Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı
EFSA: Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi
WHO: BM Dünya Sağlık Örgütü
FDA: Gıda ve İlaç Yönetimi (ABD)

caramel
19.02.2011, 07:40
bu da farklı bir görüş
insanların kafasını karıştırıyorlar valla.
hangisine inanalım? zararlı mı değil mi?

özlemwill
19.02.2011, 14:33
yazının sonu işin en doğru özeti bence, atalarımızın da net bir şekilde ifade ettiği gibi, "azı karar çoğu zarar."

Ecce
19.02.2011, 15:04
hocam benim bu adam caramelcim:) inanabilirsin. ben de mantıksız buluyordum bu konuyu ama herhalde bilmediğim birşey var diyordum:)) araştırmalar vs ciddi sanıyordum. hocanın verdiği bilgiler tamamen doğru ve net, başka da kimse bu kadar açık bilgi vermez. zaten medyada da araştırmaların içeriği, kimler tarafından yapıldığı hiç söylenmedi, yine millet spekülasyona kurban gitti.
şu var, haberlerde şunu sezinledim, biz okurken de hep dert yanılırdı bundani pancarlarımız çöpe gidiyor devlet mısır kamışından vsden üretilen şekerleri tercih ediyor falan diye. burdan anlıyorum ki bu haberler pancar üreticisinin cebine para sokmak için hazırlanmış düzmece haberler.
ben de isterim pancarlar çöpe gitmesin üretim artsın ama insanları da yanlış bilgilendirmemek lazım, çıkar kavgası yüzünden.

caramel
19.02.2011, 15:40
mısır şurubundan şeker elde edilmesi pancardan şeker elde edilmesinden daha mı ucuz acaba? bunların sebebi o mu yoksa başka oyunlar mı dönüyor
türkiyede bildiğim kadarıyla 5 fabrikada mısır şurubundan şeker elde ediliyormuş. bu fabrikalar muhtemelen yabancı sermayelidirler ve belki de zamanında devletle işlerini ayarlayıp devlet desteğini de arkalarına alıp şeker üretimini tekellerine almaya çalıştılar belki de ve bu yüzden pancarlar çöpe gitti. senaryo yazdım resmen dimi.

geçen gün programın birinde konu buydu. oğlan uyuyordu kısık sesle yarım yamalak izledim ama bir ara bu şeker eldesinde kullanılan mısırların gdo lu olduğu da iddia edildi ama adam iddiayı kabul etmedi. bütün analizleri yapıldı filan dedi.


hatırladığım kadarıyla obamanın eşi de çocuklarına bunlardan elde edilen yiyecekleri yedirmeyeceğini söylemişti.



Ecce
20.02.2011, 01:33
mısır kamışı yazmışım uykuyla:) mısırdan elde edilmesinde bir sakınca yok, gdolu olabilir, analizle belli olur ancak. şeker pancarı, şeker kamışı ve mısırdan elde ediliyor şeker. şeker kamışı ve mısır pancara göre ucuz.
vallahi caramel sen kadar komplo teorisi yazamazdım haklı olabilirsin. Türkiyede ne Türklerin elinde ki? herşeyin arkasında yahudiler var, heryerdeler. Gdosuz ürün mü kaldı ya. antalya üni karış karış gezip memleketi, gdosuz domates tohumlarını topladı. üretmeye başlamışlar. yıllardır yediğimiz domates bile ebter tohumlardandı. kendimiz üretemiyorduk, hep abdye bağımlıydık, hala da öyleyiz de, belki bu sene işler değişir biraz. bu da bazı kodamanların işine gelmeyecek, bakalım antalya ünidekiler dayanabilecekler mi baskılara? direnebilecekler mi? odtü gıdadan bir hoca ilk domatesler ve ülke bu hale getirildiğinde medyada konuştu diye, bu ürünleri ülkeye sokanlar tarafından ciddi tehditler almıştı. susturulmuştu...

kelebbek
20.02.2011, 03:10
ben gdo'ya KIL oldugum icin endustride kullanilan misirlarin cogunun da gdo'lu oldugundan misir urunu kullanmamaya calisiyorum. ne zamana kadar. misir urunlerini kullananlar 'mamullerimiz gdo'suzdur' diyene kadar.


 
ote yandan izledigim kadariyla bu konuyu goklere cikaran haberturk. hedefi ulker. haberturkun almak istedigi bir medya organina talip olup haberturkun hesaplarini bozmus. falan. herkes cebini dusunuyor. vatandasin sagligi falan hikaye...

anxious
20.02.2011, 21:36

[QUOTE=Ecce]mısır kamışı yazmışım uykuyla:) mısırdan elde edilmesinde bir sakınca yok, gdolu olabilir, analizle belli olur ancak. şeker pancarı, şeker kamışı ve mısırdan elde ediliyor şeker. şeker kamışı ve mısır pancara göre ucuz.
vallahi caramel sen kadar komplo teorisi yazamazdım haklı olabilirsin. Türkiyede ne Türklerin elinde ki? herşeyin arkasında yahudiler var, heryerdeler. Gdosuz ürün mü kaldı ya. antalya üni karış karış gezip memleketi, gdosuz domates tohumlarını topladı. üretmeye başlamışlar. yıllardır yediğimiz domates bile ebter tohumlardandı. kendimiz üretemiyorduk, hep abdye bağımlıydık, hala da öyleyiz de, belki bu sene işler değişir biraz. bu da bazı kodamanların işine gelmeyecek, bakalım antalya ünidekiler dayanabilecekler mi baskılara? direnebilecekler mi? odtü gıdadan bir hoca ilk domatesler ve ülke bu hale getirildiğinde medyada konuştu diye, bu ürünleri ülkeye sokanlar tarafından ciddi tehditler almıştı. susturulmuştu...[/QUOTE]tohum konusunda malesef amerikaya degil daha kotu bi yere elimiz bagli ISRAILE:((

zeyneb
28.02.2011, 06:57


Nişasta bazlı şeker hastalık ve ölüm saçıyor


















Türkiye uyuyor
Yıllardır Beslenme Bülteni olarak nişasta bazlı şekere (NBŞ)
şiddetle karşı çıktığımızı biliyorsunuz. Son zamanlarda NBŞ’ye karşı
olan muhalefet artmaya başladı. Tokluk hissi vermeyen ve kanserden kalp
hastalıklarına ve karaciğer yetersizliğine kadar birçok kronik hastalığa
yol açtığı ileri sürülen NBŞ, Fransa, Hollanda ve İngiltere’de
yasaklandı. Türkiye ise tüketim rekoru kırıyor! Bültenimizin bu sayısını
Haber Türk gazetesinde Şükran Özçakmak imzasıyla çıkan konu ile ilgili yazı dizisine ayırdık.



Nişasta bazlı şeker alarmı!!!
Üç tehlikeli beyaz olarak bilinen ‘un, şeker ve tuz’un insan
sağlığına etkisi tartışılırken, daha az maliyetle elde edilen ve
gazozdan çikolataya pek çok üründe kullanılan nişasta bazlı şeker (NBŞ),
bazı AB ülkelerinde yasaklandı. Türkiye, dünyanın en büyük 4. şeker
pancarı üreticisiyken, ton başına 250-300 dolar daha ucuz olan “mısır
şurubu” üretmek için sadece 2010’da 500 bin ton mısır ithal etti. Ancak
içeriğinde früktoz olan mısır şurubu ile yapılan gıdalar, doktorlara
göre kronik hastalıkları salgına dönüştürüyor.
Fransa, Hollanda ve İngiltere yasakladı!
Fransa, Hollanda ve İngiltere, bu nedenlerle Nişasta Bazlı Şeker
(NBŞ) olarak da adlandırılan mısır şurubu üretimini yasakladı. En büyük
üretici ABD, üretim kotasını düşürdü. Türkiye’de ise Danıştay’ın
kesinleşmiş kararına rağmen Bakanlar Kurulu kotayı düşürmemekte ısrar
ediyor. NBŞ artık kotalı, kotasız ve merdiven altı olarak; alkollü,
gazlı, kolalı içeceklerde, baklava, bisküvi ve her türlü unlu mamul
sanayisinde kullanılıyor. Üstelik yalnızca tat verici olarak değil
fermantasyon, raf ömrünü uzatma, nem dengesini koruma amacıyla da...
İnsan sağlığına etkisi nedeniyle tartışılan mısır şurubunu, sağlık ve
ticari yönüyle inceledik.
Nişasta bazlı şeker alarmı!
Tokluk hissi vermeyen ve kanserden kalp hastalıklarına ve karaciğer
yetmezliğine kadar birçok kronik hastalığa yol açtığı ileri sürülen
nişasta bazlı şeker (NBŞ), Fransa, Hollanda ve İngiltere’de yasaklandı.
Bağımsız bilim adamlarının, “Mısırdan elde edilen NBŞ’de yüksek oranda
früktoz (meyve şekeri) var. Früktoz, tokluk hissi uyandırmaz aksine
yedikçe yedirir. Kronik hastalıklar salgına dönüşmeden önlem alınmalı”
dediği NBŞ için Türkiye bir cennet durumunda. Türkiye’de mahkemeler,
şirketlere ‘kotayı düşür’ dese de Bakanlar Kurulu yetkisini, kotayı
artırma yönünde kullanıyor. NBŞ artık kotalı, kotasız ve merdiven altı
olarak tüm gıda maddelerinde kullanılıyor. En büyük üretici konumundaki
ABD’nin Gıda ve İlaç İdaresi FDA, Nisan 2008’de “içeriğinde yüksek
früktoz olan NBŞ suni bir tatlandırıcıdır” açıklaması yaptı.
Her Şey Ton Başına 250-300 Dolar İçin
ABD’de bilim adamları, obezite ve obeziteye bağlı hastalıkların
artışını NBŞ’ye bağlayınca, yüzde 10 olan ABD üretim kotası, yüzde
2’lere düşürüldü. Bu gelişmeler yaşanırken Türkiye, yüzde 10 olan NBŞ
üretim kotasını yüzde 15’e çıkardı. Bunun tek nedeni ise nişasta bazlı
şekerin, pancardan elde edilen şekere oranla ton başına 250-300 dolar
daha ucuz olmasıydı. Şeker pancarında dünyanın 4’üncü büyük üreticisi
olan Türkiye, yeterli oranda mısır üretiliyor olmasına rağmen dışarıdan
ithal ettiği mısırla NBŞ üretiyor. Türkiye’de gıda maddelerinde kullanım
oranı ise bazı verilere göre yüzde 30 ancak yüzde 50- 80’lere vardığı
iddia ediliyor.

Üretimde 25 Avrupa Ülkesinin Toplamıyla Yarışıyoruz 
Avrupa’da kişi başına NBŞ tüketiminin 1-1.5 kilo, Türkiye’de ise 6
kilo civarında olduğunu söyleyen Şeker-İş Sendikası Genel Başkanı İsa
Gök, NBŞ üretimiyle ticari açıdan Türkiye’nin kâr etmediğini, buna
rağmen halk sağlığının bozulmasına göz yumulduğunu şu verilerle
açıklıyor: “Fransa, İngiltere, Hollanda, Almanya gibi ülkelerde de
pancardan şeker elde ediliyor. Ama bu ülkelerden Fransa, Hollanda ve
İngiltere nişasta bazlı şeker üretimini yasakladı.
25 Avrupa ülkesi 1milyon 200 bin ton NBŞ üretirken Türkiye tek başına
500 bin ton üretiyor. Türkiye 2008 yılında 1milyon 151 bin 490 tonmısır
ithal etmiş, 2009 yılında 485 bin 130, 2010 Eylül ayı itibarıyla 425
bin 646 ton mısır ithalatı yapmışız. Bir tarafta GDO’lu mısır tüketip
halkın sağlığını bozuyoruz diğer taraftan Türkiye’deki çiftçiyi değil
başka ülkeleri desteklemiş oluyoruz.
Prof. Yalçın: devlet takip etmeli
Tıbbi Onkoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Şuayip Yalçın: “Bu konu
üzerinden direkt yapılmış bir çalışma yok ancak ilişki şişmanlık
üzerinden kuruluyor. Bu iddiaların klinik temelini çoğu zaman
göremiyoruz, ancak kullanımı sınırlandırılmış bir ürün olması nedeniyle
Devletin kurumları bunu takip etmeli.”
Obama’nın Eşi Halkını Uyarmıştı
ABD Başkanı Barack Obama’nın eşi Michelle Obama’nın, ‘İçerisinde
mısır şurubu ihtiva eden ürünleri tüketmeyeceği ve çocuklarına
vermeyeceği’ yönündeki açıklamasını hatırlatan Gök, “Türkiye’de NBŞ
lobisi çok iyi çalışıyor. ABD’nin NBŞ fiyatları bizden yüzde 40 daha
ucuz. Neden AB’ye satmıyorlar veya niye bizden almıyorlar? Früktoz,
şeker muadili olduğu için ve de insan sağlığı üzerindeki etkisi
nedeniyle karşı çıkıyorum. Sendika olarak kotanın düşürülmesi için her
yıl dava açıyoruz, mahkeme bizi haklı buluyor ama Bakanlar Kurulu kararı
uygulamıyor” dedi.
“Avrupa ve ABD, NBŞ bazlı şeker tüketilmemesi için halkı
bilinçlendiriyor” diyen Gök, Türkiye’de NBŞ ile üretilen gıda maddeleri
üzerindeki etiketlerde uyarı bulunmuyor. Hangi gıdada ne kadar NBŞ
kullanıldığı belirtilmiyor. ‘Sigara sağlığa zararlıdır’ gibi etiket
bulunmalı. Etiket üzerinde bir insanın günde en fazla tüketeceği
miktarın belirtilip uyarının da bulunması gerekiyor. Tedbir alınmayınca
‘Çocuklarınızı NBŞ’den uzak tutun’ kampanyası başlattık” diye konuştu.
EN BÜYÜK ÜRETİCİ CARGILL-ÜLKER
Türkiye’de NBŞ üreten sadece 5 şirket var!
TÜRKİYE’de NBŞ üreten 5 tesis var. Bunlardan Cargill’ın kapasitesi
400 bin ton, Adana’da bulunan Amylum’un kapasitesi 250 bin ton, Ülker-
Cargill ortaklığındaki Pendik Nişasta’nın kapasitesi 110 bin ton, Tat
firmasının kapasitesi 70 bin ton ve Sunar’ın kapasitesi 55 bin ton
mısır. Bu 5 tesisten biri olan Pendik Nişasta Sanayi, Ülker Grubu’na
ait. Ülker Grubu, Pendik Nişasta Sanayi tesisinde Cargill ile ortak
olarak mısır şurubu üretiyor.
Yurtiçine satış izni olan firmaların kotaları

Daha Ucuz Kola, Daha Çok NBŞ
Üç büyük kola üreticisi (Coca-Cola, Pepsi-Cola ve Cola Turka),
içeceklerini tatlandırmak için pancar şekeri yerine, ton başına 250-300
dolar daha ucuz olan “mısır şurubu” kullanmayı tercih ediyor. NBŞ üreten
5 firma arasında yer alan Ülker, piyasanın en büyük şirketi olan
Cargill’a ortak ve neredeyse tekel konumunda. Ülker aynı zamanda NBŞ’yi
en çok kullanan gıda üreticisi olduğu için de bu üretimden en çok kâr
eden firma konumunda. Üstelik Ülker daha önce Bakanlar Kurulu’nun üretim
kotasını aşmayı da başarmıştı.
Prof. Demirkol: kalp hastası yapıyor
Früktozun şişmanlığa, şişmanlığın da başta kalp damar hastalığından
kaynaklı inmeye ve birçok kronik hastalığa yol açtığını söyleyen Genel
Cerrahi uzmanı Prof. Dr. Kenan Demirkol, “AB ülkelerinde bu ürünlerin
tüketimi ve gıda ürünlerinde kullanımı azaltılırken Türkiye’de durum
vahim. Denetim yok. Piyasada kayıt dışı früktoz var. Türkiye’deki 5 ayrı
üretici firma, piyasadaki kayıt dışı früktoz olduğunu kabul ediyor
ancak bu veriyi de kotayı yükseltmek amacıyla kullanmak istiyorlar.
Etiketlerin üzerinde ne kadar früktoz kullanıldığı belirtilmiyor.
Üretip Gıdaya Dönüştüren Tek Şirket
CARGİLL şirketi, mısırı işleyip elde ettiği nişasta sütünü 2004
yılının temmuz ayından itibaren Ülker ile birlikte ortak olduğu PNS’ye
(Pendik Nişasta Sanayi) satıyordu. Ülker, PNS’den aldığı bu ara maddeyi
Akyazı’daki Cola Turka tesisinde kurduğu ilave tesiste, nişasta bazlı
şekere dönüştürüyor ve üretimde kullanıyordu. Ülker böylece Bakanlar
Kurulu’nun NBŞ için belirlediği kotayı aşan tek firma olmuştu. Coca-Cola
ve Pepsi-Cola, Ülker’i emsal gösterip aynı tesisi kurmak istedi ancak
Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, talebi yerinde bulmadı. 4 Nisan 2001
tarihinde yürürlüğe giren Şeker Kanunu, ürettiği mısır şurubunu aynı
tesiste kullanan şirketleri kota dışında tutuyordu; ancak Sanayi
Bakanlığı, bundan haberdar değildi. Şikâyet üzerine Şeker Kurulu, üretim
yapan Cargill ve Amylum şirketine bir yazı gönderdi ve Şubat 2005’ten
itibaren aylık üretim ve satış bilgilerini istedi.
Kurul, Cola Turka üretiminde kullandığı nişasta bazlı şekerin `kendi
üretimi olmasa da` kota fazlası ürün olduğu gerekçesiyle Ülker’e 32
milyon TL ceza kesti. Bu tarihten sonra Cargill, Ülker’e PNS üzerinden
nişasta sütü satışını durdurdu. 2005 yılında Ülker, nişasta NBŞ
üretiminin durduğunu, cezaya itiraz etmek için mahkemeye başvurduklarını
açıkladı. Ülker grubu, mahkeme sonucu konusundaki sorularımızı yanıtsız
bıraktı.
 Sağlık bakanı Akdağ açıkladı: her 3 kişiden biri şişman!
Gofretten bisküviye, meşrubattan unlu gıda mamullerine varana kadar
tükettiğimiz bir çok gıda malzemesinin içinde yer alan Nişasta Bazlı
Şeker (NŞB) maddesi Türkiye'yi obezitede ABD ve Meksika'ya yaklaştırdı.
Sağlık Bakanı Recep Akdağ, kendisinin de normalden kilolu olduğunu,
kendisi için önlem almaya başladığını söyledi. Akdağ, Sağlık
Bakanlığı'nın başlattığı şişmanlıkla mücadele eylem planının da
detaylarını anlattı.
Bakan Akdağ, "İnsanımızın 3'te biri normal kilolu, 3'te biri obez,
3'te biri de kilolu ki ben de bu gruba dahilim" dedi, kendi adına önlem
almaya başladığını anlattı.
Akdağ, "Sofradan tam doymadan kalkmayı öğrenmemiz lazım. Acıkmadan
sofraya oturulmamalı. Ama Sağlık Bakanlığı'nın yapabilecekleri sınırlı,
bireylerin yaşam biçimlerini değiştirmeleri gerek" şeklinde konuştu.
Hastalıklar salgına dönüşüyor
Pancar şekerinin yerini almaya çalışan mısır şurubu yani NBŞ’nin
(nişasta bazlı şeker) insan sağlığını tehdit ettiğini söyleyen
doktorlar, “kronik hastalıklar ve kanser salgına dönüşür” diyerek
uyarıyor
Bilimsel verilere göre çay şekeri olarak bilinen sakkaroz 74 birim,
mısır şurubu olarak bilinen früktoz ise 173 birim tatlılığa sahip. Son
araştırmalar, ‘şekerli gıdalara olan bağımlılığın, uyuşturucu veya
uyarıcılara oranla daha fazla olduğu’ tartışmalarını gündeme getirdi. Bu
da ‘Şeker uyuşturucu gibi yasaklansın mı’ tartışmasını doğurdu. Normal
şekere oranla daha tatlı olan früktozun, bilinen ve tartışmasız kabul
edilen en önemli etkisi, beyinde tokluk hissini uyarmıyor olması. Tıp
otoriteleri, früktozlu gıda ürünlerinin şişmanlatıcı etkisi üzerinde
hemfikir. Bağımsız bilim adamları, früktozun obeziteye ve metabolik
sendroma yol açtığını ileri sürüyor.
Gıda Güvenliği Derneği: Elimizde Veri Yok
Özellikle kanser uzmanları ve cerrahlar, karşılaştıkları vakalar
karşısında, “Glikoz, vücudun tüm hücrelerinde kullanılırken früktoz
sadece karaciğer için gereklidir ve bu miktar 15 gram kadardır. Fazlası,
ürik asit düzeyini yükseltir, obezliğe, karaciğerde yağlanmaya ve
devamında pankreas kanseri, kalp hastalıklarına, diş çürümesi,
depresyon, böbrek, gut, tansiyon, migren, varis gibi hastalıklara yol
açıyor. Mısır şurubunun gıda maddelerinde yoğun kullanımının önüne
geçilmeli” diyerek tepkilerini dile getiriyor.
75 kadar gıda firmasının üyesi olduğu Gıda Güvenliği Derneği Başkanı
Samim Saner, “Biz, uluslararası sağlık otoritelerinin verisini baz
alırız. Bugüne dek NBŞ’nin zararlı olduğuna dair bir veri elimize
ulaşmadı” dedi. Şekerin insan sağlığı üzerine etkisi üzerindeki sorumuzu
ise, “Şişmanlatıcı etkisi biliniyor. Şişmanlığa bağlı sağlık
sorunlarına da yol açıyor olabilir ancak bu bizim değil gıdacıların
yanıtlayacağı bir soru. 20’si öğretim üyelerinden oluşan danışma
kurulumuz var, onların da NBŞ’nin gıda güvenliği açısından sakıncalı
olduğunu belirten bir beyanı olmadı” şeklinde yanıtladı.
İnsan Yapısıyla Uyumlu Değil
Nişasta bazlı früktozun insan sağlığına etkisini, hızla artan kanser
ve özellikle pankreas kanseriyle ilişkilendiren İstanbul Tıp Fakültesi
Onkoloji Enstitüsü’nden Uz. Dr. Yavuz Dizdar, “Son yıllarda yapılan
araştırmalar, nişasta bazlı şekerin insan metabolizmasıyla uyumlu
olmadığını ortaya koydu. ‘Ülkemizdeki yüzde 15’lik NBŞ kotası en az
yüzde 1 seviyesine indirilmeli’ dedi.
Mısırdan elde edilen NBŞ, genzinizde yanma tadı bırakır ve mide
ekşimesine neden olur. Akışkandır ve soğukta şekerlenmeye neden olmaz.
Mısır şurubu elde edilen mısırın da GDO’lu mısır olma olasılığı
yüksektir” diyor.
Neden mısır şurubu?
Mısırdan yüksek früktoz içerikli mısır şurubu yapımına 1970’lerde
başlandı. 1980’lerde yılda 3 milyon ton olan üretim, günümüzde 20-30
milyon tonun üzerine çıktı Nişasta glikoz moleküllerinden oluşan
birleşik bir şeker. Mısır şurubu, mısır nişastasının kimyasal işlemden
geçirilmesiyle elde ediliyor. Nişasta parçalanarak glikoza, ardından
glikoz früktoza dönüştürülüyor. Bazı ürün paketlerinde mısır şurubuna
“nişasta bazlı sıvı şeker” adı veriliyor; kısaca “NBSŞ” dendiği de
oluyor. ABD’de HFCS olarak isimlendiriliyor.
Mısır şurubu, şeker pancarından elde edilen şekerden daha tatlı ama
daha ucuz ve taşınması daha kolay. Bu da gıda üreticileri için daha
düşük maliyet ve daha yüksek kâr anlamına geliyor. Mısır şurubunun
içinde yüzde 90’lara varan früktoz (meyve şekeri) bulunur. Şeker
pancarından elde edilen sakkaroz (çay şekeri) yarı yarıya früktoz ve
glikoz içerir. Sakkaroz: 100 birim, glikoz 74 birim, früktoz 173 birim
tatlılığa sahiptir.
Karın İçi Yağlanmaya Dikkat Edilmeli
Dizdar, NBŞ ile ilgili bilimsel araştırmaları da şöyle anlattı:
“Mısır şurubunda elde edilen yüksek früktoz içerikli şeker, iç
organlarda ve karın içinde yağlanmanın en önemli nedenlerinden
birisidir. Yağlanma sonucu oluşan metabolik sendromla; siroz, karaciğer
kanseri, karaciğer rezeksiyonu (karaciğerin bir kısmının ameliyatla
alınması) ve transplantasyonu gereken hasta sayısı da artmaktadır.
‘Steatozis’ olarak adlandırılan yağlanma, özellikle son 10 yıl
içerisinde artış göstermiştir. Alkolik olmayan insanlarda da karaciğer
yağlanması sık görülür oldu. Bu yağlanmayla diyabet ve kanser gelişmesi
olasılığı artmakta. Taşsız safra kesesi iltihabı, akut pankreatit
tablolarındaki artış yüzlerce cerrahi ve dahili tedavi girişimi ile
sonuçlanıyor.”
Gıdaları Tatlandırıyor Raf Ömrünü Uzatıyor
Früktoz şurubu, yalnızca tatlandırıcı değil nemi çekme özelliği
yanında gıda aktivitesini düşürmekte ve gıdaların raf ömrünü
uzatmaktadır. Alkollü, gazlı, kolalı içeceklerde, tat verici olarak
meyve suyu sanayisinde, tadı artırma ve fermente edilebilirlik için de
çikolata şekerleme, tatlılar, bisküvi, unlu mamuller sanayisinde
kullanılır. Raf ömrünü uzatma, nem dengesini koruma amacıyla da
kullanılan NBŞ, süt ürünleri, ketçap, mayonez, hazır çorba gibi işlenmiş
gıdalarda ve meyve sebze ürünlerinin salamurasında da kullanılıyor.
Obezite ve depresyona yol açıyor
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Metabolizma ve Beslenme Bilim Dalı Başkan
Prof. Dr. Ahmet Aydın da, bilimsel çalışmaları şöyle anlattı: “Fazla
früktoz tüketen deney hayvanları üzerinde çalışmalar yapıldı. Früktozun,
diyabet, koroner kalp hastalığı, karaciğer yağlanması ve hipertansiyona
yol açtığı görüldü. Son 30-40 yıldır çay şekeri yerine mısır şurubunun
kullanılması, şişmanlığın ve şişmanlıkla ilgili hastalıkların bir salgın
haline dönüşmesini kolaylaştırdı. Ayrıca obezite, hipertansiyon,
diyabet, karaciğer yağlanması, depresyon ve böbrek yetersizliği olan
hastalar üzerinde yapılan incelemede, kanlarındaki ürik asit oranının
yüksek olduğu belirlenmiş. Deney hayvanlarına früktoza eşdeğer miktarda
glikoz ya da laktoz (süt şekeri = Glukoz + galaktoz) verildiğinde ise bu
hastalıklar görülmüyor.
Gazlı İçecekler Uyuşturucu Gibi
Gazlı içeceklerin en görünür zararı şişmanlık. Çünkü çok miktarda
hızlı emilen şeker içeriyorlar. Bu nedenle diğer uyuşturucular gibi
bağımlılık yapıyor ve haz duygusuyla birlikte vücuda zarar veriyor. Son
yıllarda normal şeker yerine çok daha ucuz olan mısır şurubu (früktoz)
kullanılıyor ki şişmanlık salgınının en önemli etkeni bu tip şekerler.
Mısır şurubu şişmanlık, hipertansiyon, şeker hastalığı, gut, karaciğer
sirozu ve depresyon gibi hastalıkların ana nedeni.”
Şekersiz kola reklamı yasak ama karara uyan yok
Türkiye Şeker-İş Sendikası, Nisan 2008’de; Coca-Cola ve Pepsi
firmaları tarafından piyasaya sürülen ve ‘zero sıfır şeker’ ile
‘şekersiz maksimum tat’ sloganlarıyla tanıtılan “Coca Cola Zero” ve
“Pepsi Max” isimli ürün reklamlarının durdurulması için Sanayi ve
Ticaret Bakanlığı Reklam Kurulu Başkanlığı’na şikâyet başvurusunda
bulundu. 12 Ağustos 2008’de karara varan Reklam Kurulu, “söz konusu
ürünlerde hiç şeker bulunmadığı izleniminin yaratıldığına ve reklamların
tüketicileri yanıltıcı ve aldatıcı nitelikte olduğuna” karar verdi.
Kurul, reklamları veren Coca-Cola ve Pepsi-Cola şirketlerini 60 bin
TL idari para cezası ile cezalandırdı ve reklamların durdurulmasına
hükmetti. 31 Aralık 2008’de de sendika, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı
Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğü’ne yazılı başvuru yapılarak, kararın
uygulanmasını istedi. Ancak Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, süresi içinde
(3 Mart 2009’a kadar) herhangi bir cevap vermediği gibi kararı
uygulamadı. Sendika, Ankara Nöbetçi İdare Mahkemesi’ne başvurarak,
Bakanlığın bu kararının yürütmesinin durdurulması ve iptalini istedi.
Kanser hücrelerinin büyümesini hızlandırıyor
Bugüne kadar yapılan pek çok araştırma, doğalın dışına taşmış şeker
metabolizmasının pankreas kanserine neden olduğunu gösterdi. ABD’de 88
bin 802 kadının katılımıyla gerçekleştirilen ‘Nurses Health Study’ adlı
araştırmada, 18 yıllık takip süresinde 180 kişide pankreas kanseri
saptandı. Bu çalışmaya göre çay şekeri (sükroz) pankreas kanseriyle
ilişkili bulunmadı. Buna karşılık özellikle vücut kitle indeksi yüksek
olan ve artmış ensülin direnci bulunan bireylerde, yüksek glisemik yük
ve früktozdan (mısır şurubu şekeri) zengin diyet, pankreas kanseri
olasılığını istatistiksel anlamlı bir biçimde artırdığı görüldü.
Multiethnic Cohort adlı çalışmada ise diyetteki glisemik yük (bir
yiyeceğin bir porsiyondaki gerçek karbonhidrat miktarı), eklenen
şekerler ve karbohidratların pankreas kanseri oluşturma riski
araştırıldı.
8 yıl izlenen 162 bin denekten 434’ünde pankreas kanseri ortaya
çıktı. Analiz sonucunda nişasta bazlı şekerde bol miktarda bulunan
früktozun pankreas kanseri ile istatistiksel anlamlı ilişkili olduğu
gösterildi.
ABD Kota Koydu
Los Angeles Üniversitesi araştırmacıları geçtiğimiz ağustos ayında
yayınladıkları çalışmalarında, früktozun pankreas kanseri hücrelerinin
çoğalmasını hızlandırdığını ortaya koymuştu. Pankreas hücre soylarında
yapılan bu araştırmaya göre, früktoz kanser hücreleri tarafından enerji
kaynağı olarak kullanılabilmektedir. Araştırma ABD’de Ağustos 2010’da
ciddi tartışmalara neden oldu. ABD, nişasta bazlı şeker için kendi
ülkesinde yüzde 2 kota koydu.
Şükran ÖZÇAKMAK / HT GAZETE

zeyneb
28.02.2011, 07:00
Bu kadın mısır şurubunun üretiminin Fransa, Hollanda ve İngiltere’de
yasaklandığını iddia etmişya, bu ülkeler ne kullanıyor peki anlayamadım ben...ithal mi ediyor mısır şurubunu? temelli yasaklanmış olamaz herhalde...

DORİ
28.02.2011, 08:52
bugün doktoruma Bingür Sönmez çıktı (çoooook ünlü kalp cerrahı) kesinlikle kansere neden oluyor dedi. işin kötüsü artık 3-4 yaşındaki çocuklara karacğer nakli yapıyoruz artık dedi. nedeni devam mama ve sütlerinde kullanılan fruktoz.
fruktoz şurubu normal şekerin yarısı maliyetinde. bu yüzden gıda sektörünün baş tacı oldu.
gazozda sadece uludağ kullanmıyor. çikolatada kinder ve eti kullanmıyor. okuyarak alıyorum herşeyi. ülker herşeyde kullanıyor ve kakaosunu çinden getiryor(nakliyesini arkadaşımın çalıştığı firma yapıyor, ordan bilyorum)
ben yemeyeceğim, yedirmeyeceğim