View Full Version: MUCİZEVİ BİR DÖNGÜ

BLUEANGEL
24.01.2008, 00:59




HORMON MUCİZESİ
CİNSİYET HORMONLARI
Kız ve erkek çocukların bedenleri doğdukları andan itibaren belirli bir süre
birbirine benzer. Ancak aradan yıllar geçtikten sonra her iki bedende de
farklılıklar ortaya çıkmaya başlar. Erkeklerin sakalları çıkar, sesleri
kalınlaşır, omuzları genişler ve tipik erkek bedeni görüntüsüne sahip olurlar.
Kızlar da tipik kadın bedeni şekline sahip olmaya başlarlar. Cinsel bölgeler
hariç birbirine oldukça benzeyen iki beden, ergenlik çağında bu hormonların
salgılanmasından sonra çok farklı görünümlere sahip olur.
Kadın ve erkek bedenleri arasındaki farkı oluşturan, Allah'ın büyük bir düzen
içinde yarattığı cinsiyet hormonlarıdır. Cinsiyet hormonları erkekte
testosteron, kadında östrojen ve progesterondur. Bu hormonların salgılanma
mekanizmalarını incelediğimiz zaman yine birçok yaratılış mucizesine şahit
oluruz.
Cinsiyet hormonları erkekte testislerden kadında yumurtalıklardan salgılanır.
Ancak bu hormonların salgılanmasını sağlayan sistem, bu organlardan çok daha
uzakta bulunur. Daha önce de incelediğimiz gibi cinsiyet hormonlarının
salgılanması hipofiz bezi ve hipotalamus bölgesi tarafından kontrol edilir.
Cinsiyet hormonlarının harekete geçirilmesi için doğumdan itibaren uzun
yıllar beklenir. Bu çok büyük bir mucizedir. Çünkü beynin hipotalamus bölgesi,
doğumdan itibaren yıllar boyunca, cinsiyet hormonlarının salgılanma emrini
vermez. Ancak en doğru zaman geldiği anda, yani çocuk artık ergenlik çağına
ulaştığı anda, hipotalamus hipofiz bezine bir emir gönderir. Bu emir GnRH
hormonudur. Hipotalamusun, milyarlarca insanda bu zamanı şaşırmaması çok
olağanüstü bir olaydır. Küçücük bir et parçası günleri, ayları, yılları
hesaplayarak, bir takvime sahip olmadan, daha doğrusu bir takvimden anlayacak
akla ve şuura dahi sahip olmadan bu kusursuz zamanlamayı nasıl yapabilmektedir?
Bu gerçek, hipotalamusun, Allah tarafından bu zamanlamayı yapacak şekilde
tasarlandığının büyük bir delilidir.
Bu emri alan hipofiz bezi iki hormon (LH ve FSH) salgılar. Bu hormonların
hedefleri kadınlarda yumurtalık, erkeklerde testislerdir. Hormonlar yıllardır
atıl duran bu organlara "harekete geçin" emri verirler.
Testisler ve yumurtalıklar da hem erkek ve kadına özgü cinsiyet hücrelerini
üretmeye, hem de cinsiyet hormonları salgılamaya başlar.
Burada çok dikkat çekici bir nokta vardır. LH ve FSH hormonları hem kadında
hem de erkekte aynı moleküler yapıya sahiptir. Ancak her ikisi de kadın ve erkek
bedeninde farklı olaylara neden olur.
Bu hormonların farklı etkilere sahip olmaları ve salgılanmak için uzun yıllar
beklemelerinin ne kadar büyük bir mucize olduğu konusunu "Zaman Ayarlaması ve
Cinsiyet Ayrımı Yapabilen Hormonlar (FSH ve LH)" başlıklı bölümde incelemiştik.

Şimdi erkek ve kadın üreme sistemlerinin nasıl geliştiklerini inceleyelim ve
Allah'ın yeni bir insanın dünyaya gelmesi için nasıl bir sistem var etmiş
olduğunu görelim.
 
KADIN ÜREME SİSTEMİ
Kadın üreme sisteminin en önemli organı her biri 10-20 gram ağırlığında olan
yumurtalıklardır. Yumurtalıklar, doğacak bir insanın yarısı olarak kabul edilen
yumurta hücresini yaparlar. Doğacak insanın diğer yarısı ise erkek bedeninden
gelecek olan sperm hücresidir.
Yumurtalıkların bir diğer görevi ise cinsiyet hormonlarını üretmektir. Bu çok
önemli bir görevdir, çünkü cinsiyet hormonları çocuk bedenini bir kadın bedeni
haline getirir. Bu işlem adeta bir heykeltraşın bir heykel yapmasına benzer.
Ancak hormonlar bu heykeli heykeltraş gibi dışardan değil, heykelin yani bedenin
içinden şekillendirir.
Örneğin, kadında üretilen cinsiyet hormonlarının salgılanmasıyla, leğen
kemikleri genişler. Bu çok özel bir tasarımdır ve gebelik durumunda anne
rahmindeki bebeğe yer sağlamak amacıyla yapılmıştır.
Bu durumda tekrar düşünmek gerekir. Kadın hormonlarını üreten hücreler,
ileride kadının hamile kalabileceğini ve bebeğin daha geniş bir alana ihtiyacı
olacağını nasıl bilirler? Bu bilgiye sahip olduklarını varsayalım. Peki leğen
kemiğini oluşturan hücrelere, ne kadar bölünmeleri ve leğen kemiğini ne kadar
genişletmeleri gerektiğini söylemeyi nasıl başarırlar? Leğen kemiğinin ne
büyüklükte olması gerektiğini nasıl bilirler?
Ayrıca kadınlarda fiziki olarak yağların kalça ve uyluklarda toplanması da
yine östrojen etkisi nedeniyledir. Erkek çocukta ise gelişme evresinde yağ
değil, çizgili kas kitlesi artar. Kadınlarda yağ kitlesi artışı ileride gebelik
ve süt verme döneminin gerektireceği enerjinin depolanması için özel olarak
ayarlanmıştır. Cinsiyet hormonları kadında ince ses gelişimine neden olurken,
erkekte kalın ses gelişimine neden olurlar. Nasıl olur da hormon molekülleri
erkek sesi ve kadın sesi arasındaki farkı bilirler? Nasıl olur da erkek sesinin
kalın ve kadın sesinin ince olması gerektiğine karar verebilirler?Ve aynı
formüle sahip hormonlar nasıl olur da kadında ince, erkekte kalın bir ses
oluşturmayı başarabilirler?
Kadınlık hormonlarının belirli bir yaşa kadar salgılanmamalarının da çok
önemli bir hikmeti vardır. Çünkü dişinin vücudu aklen ve beden olarak yeterli
olgunluğa geldiğinde, yani vücudu bir bebeği taşıyacak olgunluğa, aklı da onu
büyütüp yetiştirecek olgunluğa geldiği yaşlarda kadınlık hormonları devreye
girmeye başlar. Şüphesiz bu düzenleme, insanın belirli bir plan dahilinde
yaratılmış olduğunun bir başka delilidir.
 
DÖRT HAFTALIK YAŞAM PERİYODU
Sağlıklı bir kadının bünyesi, her dört haftada bir kapsamlı bir hazırlık
yapar. Bu hazırlık, yeni bir insanın dünyaya gelmesini sağlamak için, kadın
bedeninde bulunan hücreler tarafından gerçekleştirilir.
Nasıl bir anne çocuğunun her türlü ihtiyacını düşünür, onun sağlığına,
gelişimine özen gösterir ve çocuğu için uzun vadeli planlar yaparsa; annenin
üreme organlarını oluşturan hücreler de yumurta hücresine aynı hassasiyeti
gösterirler. Yumurta hücresinin döllenmesi için kendilerine öğretilmiş uzun
vadeli bir plana uyarlar. Bu planın uygulanmasında başlıca faktör elbette
hormonlardır.
Dört haftalık bölümün hemen başında hipofiz bezi LH hormonu üretir. Bu hormon
kafatasından yola çıktıktan sonra, uzun bir yol katederek kan yoluyla
yumurtalıklara ulaşır. Artık yumurtalıkların faaliyete geçme zamanı
gelmiştir.
Yumurtalığın içinde binlerce olgunlaşmamış (çekirdek) yumurta hücresi
bulunmaktadır. Hipofizden gelen LH hormonunun etkisiyle bu çekirdek hücrelerden
bir bölümü olgunlaşmaya başlar. Gelişen hücrelerden yalnızca bir tanesi tam
olarak olgunlaşacak ve yumurta hücresi olarak yumurtalıktan dışarı
salgılanacaktır. (İki hücrenin salgılandığı ve her ikisinin de döllendiği
durumlarda "ikiz" bebekler dünyaya gelir)




Kadının cinsiyet hormonlarının üretildiği
yumurtalıklar
Gelişmekte olan yumurta hücresine ve etrafında bulunan besleyici tabakaya
folikül denir. Hipofiz bezinden gönderilen FSH hormonu folikül üzerinde çok
ilginç bir hareket yapar ve folikül birden özel bir molekül üretmeye başlar. Bu
molekül "östrojen" isimli hormondur.
Daha kendisi tam olarak gelişmemiş olan folikül, nasıl olup da bir hormon
üretmeye başlamıştır? Bu üretimin amacı nedir? Bu soruların cevapları bizi bir
başka yaratılış deliline götürecektir.
Folikülün ürettiği moleküller, yani östrojenin kadın vücudunda üstlendiği
görevler ise, yaratılıştaki mucizeyi bir kez daha göstermektedir. Şimdi bu
görevleri kısaca görelim:
1. "Östrojen" hormonunun hedeflerinden biri "döl yatağı"dır. Döl yatağı,
döllenmiş yumurtanın gömüleceği ve bölünerek büyüyeceği yuvasıdır. Östrojen
hormonunun etkisiyle birlikte döl yatağında bir hazırlık başlar. Döl yatağının
duvarlarının kalınlığı 3-5 kat artar ve kılcal damarlar tarafından sarılır. Eğer
döllenme gerçekleşirse, yumurtanın ihtiyacı olan besin bu damarlardan
karşılanacaktır.
Bu gerçek bir mucizedir. Çünkü henüz gelişmekte olan folikül, içinde bulunan
yumurta hücresinin geleceğini adeta düşünmekte ve yumurtanın ilerde beslenmesi
için gerekli tedbirleri almaktadır. Yumurtanın gelecekte barınacağı döl
yatağının hazırlık yapmasını sağlamaktadır.
Bu noktada bazı sorular sormak gerekir;
Folikül, yumurta hücresinin salgılandıktan sonra döl yatağına ulaşacağını ve
burada konaklayacağını nasıl haber almıştır? Döl yatağındaki kılcal damarın
yumurta hücresine besin sağlayacağını nasıl bilmektedir? Bu kılcal damarların
çoğalmasını sağlayacak formülü kimden öğrenmiştir?
2. Östrojen etkisi ile döl yatağı kasları da gelişmeye başlar ve kas gücü
artar. Bu da olası bir döllenme halinde yumurtanın yerleşeceği yatağı korumak
için alınmış bir önlemdir.
3. Kadınlarda gelişme döneminde, göğüs bölgesinde görülen büyüme de doğrudan
östrojen hormonunun etkisine bağlıdır. Östrojen göğüslerde yağ toplanmasını
artırır, aynı zamanda göğsün içinde süt bezlerinin de çoğalmasını sağlar. Bütün
bu hazırlıklar ileride doğacak bebeğin anne tarafından emzirilmesini sağlamak
içindir.
4. Kadına özgü vücut yapısının diğer kısımlarının inşa edilmesi de östrojen
sayesinde gerçekleşir. Bu da çok ilginç bir durum oluşturur. Örneğin östrojen
kadında göğüs bölgesinin genişlemesini sağlar. Hiçbir zaman bu hormon gidip omuz
kemiklerinin genişlemesini ve erkeksi bir görünüme sahip olmalarını
sağlamaz.
Kadında ince sesin gelişimini sağlayan da östrojendir. Östrojen kadında erkek
sesi yapmaz. Her zaman nasıl bir ses yapması gerektiğini, yani kadın sesi
yapabilmeyi çok iyi bilir. Kadın bedeninin kendisine özgü özelliklerini inşa
eden heykeltraş "östrojen" hormonudur.
5. Östrojen aynı zamanda döllenmenin kolaylaşmasını da sağlar. İkinci
haftanın sonunda yumurta hücresi döllenmek için en uygun duruma geldiğinde
kandaki östrojen miktarı da oldukça artmış olur. Bu da döl yatağından vajinaya
doğru özel bir sıvının salgılanmasına neden olur. Bu sıvı erkek üreme hücresi
olan spermi kendi içinde hapseder ve yukarı doğru taşır. Bu sıvı spermin
hareketliliğini artırır ve spermi yukarı doğru, yani yumurta hücresine doğru
taşımış olur.




Erkek üreme hücresi olan sperm

6. Anne rahmi –eğer özel bir önlem alınmazsa- son derece mikrobik bir
ortamdır. Bu, annenin ve doğacak bebeğin sağlığı için ciddi bir tehdit
oluşturur. Peki bu tehlikeyi ortadan kaldırmak için nasıl bir önlem almak
gerekir? Östrojen hormonu mucizevi bir şekilde bu tehlikenin bertaraf edilmesini
sağlar. Östrojen molekülleri anne rahmindeki epitel hücrelere ulaştığında bu
hücreler asit salgılamaya başlarlar. Bu asidik ortam, yararlı mikropların
(döderlein basilleri) çoğalması için uygun bir ortam sağlar ve aynı zamanda
vajinayı enfeksiyonlara karşı korur.
Küçücük bir folikülün ürettiği kimyasal molekül, bir insanın bedenini baştan
aşağı şekillendirmekte, aynı zamanda gelecekte yeni bir insanın doğması için
gerekli düzenlemeleri yaptırmaktadır. Oysa östrojen hormonu, atomların yanyana
dizilmesi ile meydana gelmiş şuursuz bir maddedir. Şuursuz hücreler tarafından
üretilmekte ve şuursuz hücreler üzerinde etkili olmaktadır. Ancak bütün bu
olaylar büyük bir plan içinde gerçekleşmekte ve bu planın sonunda insan
cinsiyetlerinden biri eksiksiz olarak ortaya çıkmaktadır.
Bu durumda şu gerçek tekrar görülür:
Östrojen hormonu üzerinde tecelli eden akıl ne şuursuz atomlara, ne şuursuz
hücrelere ne de tesadüflere ait olamaz. Bu akıl insanı bir erkek ve dişi olarak
yaratan ve insanı benzersiz bir şekilde yoktan var eden Allah'a aittir.
Ey insanlar sizi tek bir nefisten yaratan, ondan eşini yaratan ve her
ikisinden birçok erkek ve kadın türetip-yayan Rabbinizden korkup-sakının. Ve
(yine) kendisiyle, birbirinizle dilekleştiğiniz   Allah'tan ve akrabalık
(bağlarını koparmak)tan sakının. Şüphesiz Allah, sizin üzerinizde gözeticidir.
(Nisa Suresi, 1)
 
YUMURTA HÜCRESİNİ KARŞILAMAK İÇİN YAPILAN HAZIRLIK
Dört haftalık yaşam periyodunun ikinci bölümüne, yani yaklaşık olarak 14.
güne gelindiğinde olgunlaşan yumurta, yumurtalıktan dışarı bırakılır. Artık
yumurta hücresinin anne rahmine doğru yolculuğu başlamıştır. Bu yolculuk
sırasında döllenirse yeni bir yaşam başlayacak, döllenemezse ölecek ve vücuttan
dışarı atılacaktır.
Yumurta hücresi yumurtalığı terk etmiş ve bir yolculuğa çıkmıştır. Ancak
geride bıraktığı yumurtalığın içinden ve çok uzaklarda bulunan hipofiz bezinden
kendisine büyük bir destek gelir.
Hipofiz bezi, salgılanan yumurtanın yardıma ihtiyacı olduğunu adeta bilir ve
LTH isimli özel bir hormon salgılar. Bu hormon kan yoluyla yumurtalıklara gelir
ve yumurtalığın içinde bulunan "korpus luteum"a etki eder. Korpus luteum da
progesteron hormonu salgılar.









1. korpus luteum2. bozulmaya uğramış korpus luteum3.
birincil fölikül4. kan damarı5. gelişme aşamasında olan folikül6.
ikincil oosit7. olgun kabarcıklı folikül8. dış tabaka9. olgunlaşmış
folikül10. patlayan folikül11. yumurtalık çıkışı12. yumurta


Kadınların cinsiyet hormonlarının üretildiği yumurtalığın yapısı

Progesteron hormonu da özel bir tasarım ürünüdür ve çok özel amaçlar için
üretilmiştir. Yumurtalıktan hiç dışarı çıkmayan ve dış ortamı hiç göremeyen
korpus luteum hücrelerinin ürettiği bu hormon, çok uzaklarda bulunan birçok
hücreyi etkilemektedir. Bu hücrelerin belirli bir plan dahilinde hareket
etmelerini sağlamaktadır. Bu olay insan bedenindeki yaratılış mucizesinin bir
başka örneğidir.
Progesteron molekülleri döl yatağına ulaştıkları zaman, tıpkı östrojen gibi
yumurta hücresinin karşılanması için bir hazırlık yapılmasını sağlarlar, bir
anlamda östrojenin gücüne güç katarlar.
Progesteron hormonu aynı zamanda içinden salgılandığı yumurtalığın kendisine
de etki eder. Yumurtalıktan yeni bir yumurta hücresinin serbest bırakılmasını
engeller. Aksi takdirde anne karnında bir embriyo gelişirken, ikinci bir yumurta
hücresi de döllenecek ve hem gelişmekte olan embriyo hem de anne açısından çok
tehlikeli bir durum oluşacaktır.
Progesteron molekülleri döllenme gerçekleştikten sonra, ikinci bir
döllenmenin gerçekleşmemesi gerektiğini, bunun için yumurtalığın faaliyetinin
durdurulması gerektiğini nereden bilirler? Yalnızca bir molekül olan
progesterona bu özellikleri kim kazandırmıştır? Kuşkusuz bunlar, üzerinde
düşünülmesi gereken son derece önemli konulardır.
Progesteronun bir başka özelliği de hipofizden salgılanan oksitosin
hormonunun etkisini azaltmaktır. Bu da bir başka planlama harikasıdır. Oksitosin
hormonu daha önce de incelediğimiz gibi doğum yaklaştığı zaman devreye giren ve
rahim kaslarının kasılmasını sağlayan bir hormondur. Bu kasılmalar sayesinde
bebeğin anne karnından çıkması kolaylaştırılır.











a. Negatif geri besleme hipotalamusu engellerb.
hipotalamus serbestleştirici hormonlar salgılar.c. Bu döngünün sonuna
doğru kandaki östrejen ve progesteron seviyesi yükselir.d. negatif geri
beslemee. ön hipofiz bezi FSH ve LH salgılar.f. Foliküler
östrojen ve progesteron salgılarg. Östrojen ve progesteron rahim
mukozasının büyümesine neden olur.h. Östrojen ve progesteron hormonları
ergenlik çağının başlamasına neden olur. 
Kadınlardaki hormon kontrolünü gösteren bir şema. Hipotalamustan
salgılanan FSH ve LH hormonları ile birlikte hormonal sistem aktifleşmeye
başlar. Bunun sonucunda salgılanan östrojen ve progesteron hormonları kadında
ergenlik çağının başlamasına neden
olur. 
Eğer döllenmenin ilk günlerinde oksitosin hormonu rahim kasları üzerinde
etkili olursa, bu kasılmalar anne rahmine tutunmaya çalışan döllenmiş yumurtayı
dışarı atacak ve gebelik hiçbir zaman gerçekleşemeyecektir. Bu aşamada devreye
giren progesteron hormonu oksitosin hormonunun etkisini ortadan kaldırır ve
döllenen yumurtanın vücuttan atılmasını engeller. Progesteron hormonu şaşırtıcı
bir şekilde oksitosin hormonunun etkisini ortadan kaldıracak bir tasarıma
sahiptir.
Şimdi tekrar düşünelim. Progesteron yumurtalığın içinde bulunan hücreler
tarafından üretilmiştir. Oksitosin hormonu ise yumurtalığa çok uzak bir yerde,
kafatasının içinde bulunan hipofiz bezinden salgılanmaktadır.
Progesteronu üreten hücreler, oksitosin hormonunun varlığını nereden
bilirler? Oksitosin hormonunun, rahmin kasılmasına neden olacağını ve bu durumda
döllenmiş yumurtanın dışarı atılacağını kimden öğrenmişlerdir? Hangi akıl ile bu
olaya engel olmak için progesteron molekülünü tasarlamışlardır?
Şüphesiz bu olayda görülen planlama, bu planlamayı yapan bir aklın varlığını
gösterir. Ve bu planlamanın yapılabilmesi için insan vücuduna ait bütün
detaylara ve bilgilere hakim olunması gerekmektedir. İnsanı bütün özellikleri
ile yaratan Allah, progesteron-oksitosin mekanizmasındaki uyumu da en ideal
şekilde yaratmıştır.
Progesteron hormonunun bir başka özelliği daha vardır ki, bu özellik insanın
kendisini yaratan Allah'a karşı olan acizliğinin bir başka
delilidir.











A. falloop tüpüB. rahimC. yumurtalıkD.
korpus luteumE. saçak
Olgunlaşan yumurta, yumurtalıktan fallop tüpüne
doğru atılır. (1) Fallop tüpü boyunca ilerleyen yumurta (3-4) rahme
geldiğinde burada rahim duvarına gömülür.
(5-6)
Döllenmiş bulunan yumurta hücresi, rahim duvarına ulaştığı ve burada büyümeye
başladığı anda anne vücudu için bir yabancı konumundadır. Anne vücuduna ait
savunma hücrelerinin, bölünmekte ve büyümekte bulunan hücre topluluğuna
saldırmaları kaçınılmazdır. Bu saldırı insan hayatını daha başlamadan bitirecek
ve gebelik hiçbir zaman gerçekleşemeyecektir.
Ancak progesteron hormonu savunma sistemi hücrelerinin rahim duvarında
bulunan zigota saldırmalarını engeller. Bu da çok şaşırtıcı bir olaydır.
Progesteron birçok görevinin yanında, bir de gelişmekte bulunan hücre
topluluğunu saldırılardan korumaktadır. Şüphesiz bu olay, progesteronun çok
üstün bir akıl, yani Allah tarafından yaratılmış olduğunu bir kez daha
gösterir.
Progesteronun salgılanması daha önce de belirtildiği gibi dört haftalık
dönemin ikinci bölümünde gerçekleşir. Bu zaman diliminde eğer döllenme
gerçekleşmezse, kanda bulunan progesteron ve östrojen miktarı hızla düşer. Yeni
bir insana hayat vermek için yapılan hazırlıklara şimdilik gerek kalmamıştır. Bu
hazırlıklar (döllenecek yumurtayı beslemek için rahim duvarında çoğalan kılcal
damarlar) vücuttan atılır ve bu kadınlarda aybaşı olarak bilinen durumu meydana
getirir.
Dört hafta sonra hipofiz bezinin FSH hormonunu salgılaması ile yumurtalığın
içinde yeni bir yumurta hücresi olgunlaşmaya başlar. Böylece dört haftalık yeni
bir hazırlık dönemi başlamış olur.  mystical2008-01-24 07:19:54

Mona Lisa
24.01.2008, 01:05
evet, mükemmel bir denge, rabbim yarattığı herşey mucizevi

BLUEANGEL
24.01.2008, 01:16
[QUOTE=Mona Lisa]evet, mükemmel bir denge, rabbim yarattığı herşey mucizevi[/QUOTE]

Bu durumda şu gerçek tekrar görülür:(BENİ ÇOK ETKİLEDİ BU KISMI :
Östrojen hormonu üzerinde tecelli eden akıl ne şuursuz atomlara, ne şuursuz hücrelere ne de tesadüflere ait olamaz. Bu akıl insanı bir erkek ve dişi olarak yaratan ve insanı benzersiz bir şekilde yoktan var eden Allah'a aittir.
Ey insanlar sizi tek bir nefisten yaratan, ondan eşini yaratan ve her ikisinden birçok erkek ve kadın türetip-yayan Rabbinizden korkup-sakının. Ve (yine) kendisiyle, birbirinizle dilekleştiğiniz   Allah'tan ve akrabalık (bağlarını koparmak)tan sakının. Şüphesiz Allah, sizin üzerinizde gözeticidir. (Nisa Suresi, 1)
 

gelincik
24.01.2008, 01:21
canım ellerine sağlık, okurken çok etkilendim...