View Full Version: Organik Yaşam

mystical
03.11.2009, 14:54
Merhaba arkadaslar, Biliyorsunuz artik organik urunlere ilgi her gecen gun artmakta. Tabi durum boyle olunca bizde bu konuda merak icerisine girebiliyoruz. Organik urun/yasam nedri, hangi urunler organik, organik urunler nasil anlasilir vb. daha bir cok soru...Iste bundan dolayi nescafem24 arkadasimiz bu basligimizdan bizlerle organik yasam ve organik urunler hakkinda bilgiler paylasarak, bizimde konu hakkinda daha iyi bilgi sahibi olmamizi sagliyacak.Nescafem24 arkadasimiza bilgilendirmeleri icin simdiden tesekkurler Keyifli sohbetler....

gizmo
04.11.2009, 00:37
hayırlısı olsun cnm benim...

nescafem24
04.11.2009, 04:21
tesekkur ederım canım.

nescafem24
04.11.2009, 08:50
öncelıklle sevgılı yonetıcımıze tesekkur edıyorum boyle bı baslık altında bılgı vermemı sagladıgı ıcın ...
her turlu soru ve mesajları cevaplıyacagım...
 
 

nescafem24
04.11.2009, 08:53
ORGANIK TARIM NEDIR ?


Organik tarım, son yıllarda gündemde oldukça sık yer almasına rağmen, aslında 50-60 yıl öncesine kadar kullanılan en eski tarımsal faaliyetlerden birisidir.
Babalarımızın veya dedelerimizin yıllar önce, petrol kaynaklı inorganik gübrelerin ve pestisid’lerin (tarımsal ilaçlar) yokluğunda, yapmaya çalıştığı tarımsal üretimin, her ne kadar bugünkü anlamı ile organik tarım olarak tanımlanamaz ise de, organik tarımın temelini oluşturduğunu söylemek pek de yanlış olmaz.
Organik tarım, tüm dünya’da yıllardan beri süregelen bilinçsiz ve aşırı gübre ve pestisid (tarımsal ilaçlar) kullanımı sonucu bozulmaya yüz tutan tarımsal ekosistemi ve insan sağlığını korumak amacı ile geliştirilen ve önerilen ve tamamen saf, sağlıklı, bitkisel ve hayvansal ürünlerin üretilmesi yanında, tarımsal ekosistemi de koruyan bir tarım sistemi olarak ortaya çıkmıştır. Daha geniş bir tanımlamayla, hiçbir yapay kimyasal madde kullanılmadan yapılan çiftçiliğe organik tarım denmektedir.
Kuşkusuz, organik tarım denince, hem bitkisel hem de hayvansal üretim anlaşılmalıdır. Yeryüzünde yetişen ve tarımı yapılan her türlü bitki organik tarımda kullanılabilir. Ülkemizi örnek olarak verirsek, organik buğday, organik ayçiçeği, organik soya, organik çeltik, organik mısır, organik meyve ve sebze gibi ülkemiz tarımında yer alan her türlü bitkinin tarımı yapılabilir. Diğer yandan, hayvansal ürünleri de (et, süt, yoğurt, bal, yumurta vd.) organik olarak elde etmek mümkündür. Bunun için, büyükbaş, küçükbaş ve kümes hayvanlarını, kontrollü şartlarda tamamen doğal yemlerle (organik tarımla üretilmiş) beslemek, hastalık durumunda herhangi bir kimyasal madde (ilaç, hormon-büyüme ve gelişme düzenleyiciler) vermekten kaçınmak yeterlidir.
 Organik Tarım Kuralları : Organik tarım sistemlerinde ana kural, daha önce de belirtildiği gibi, üretim aşamasında yapay kimyasal hiçbir maddenin kullanılmamasıdır. Bunun yanında, son yıllarda yine gündemde olan ve transgenik olarak da bilinen genetiği değiştirilmiş organizmaların kullanılması da yasaklanmıştır.
 Organik tarım yapılacak alanlarda, herhangi bir kimyasal ilaç ve gübre kalıntısının olmaması gerekir. Tarıma yeni açılacak alanlar bu yönden uygun alanlardır. Eğer, yıllardır üzerinde tarımsal faaliyetlerin yapıla geldiği bir alanda organik tarım yapılmak isteniyorsa, öncelikle bu alanlarda birikmesi muhtemel olan inorganik (sentetik) gübre ve tarımsal ilaç kalıntılarının yok edilmesi, tarladan uzaklaştırılması gerekir. Bu amaçla, böyle alanlarda birkaç yıl boyunca (3-5 yıl, en az 3 yıl) hiçbir kimyasal gübre ve tarımsal ilaç uygulaması yapmadan bitki yetiştiriciliği yapılmalı ve kalıntı gübrelerin bu bitkiler tarafından sömürülmesi sağlanmalıdır. Bunun yanında, böyle alanlarda, biraz külfetli olsa da, yıkama yapılarak bu kalıntıların, tarımsal aktif bölge olarak kabul edilen toprağın üstten 40-50 cm’ lik bölümünden uzaklaştırılması da düşünülebilir. Yine, organik tarım yapılacak alanların erozyona açık olmaması ve böyle alanlarda toprağın fiziksel, kimyasal ve biyolojik yapısının bozulmamış olması gerekir
Organik Tarım; üretimde kimyasal girdi kullanmadan, üretimden tüketime kadar her aşaması kontrollü ve sertifikalı tarımsal üretim biçimidir.
Organik tarımın amacı; toprak ve su kaynakları ile havayı kirletmeden, çevre, bitki, hayvan ve insan sağlığını korumaktır.
Organik tarımın geçmişi 20.yüzyıla dayanmaktadır. Zira çevre bilinci ve ozon tabakasındaki incelme ve dünya geleceğinin tehlikeye girmesi gibi konular gündeme gelmiştir. Önceleri çok çeşitli yöntemler ve teoriler geliştirilmiş, hatta bu yöntemlere astrolojik boyutlar katılarak ay ve yıldızların etkisini de üretime katan ekoller ortaya çıkmıştır. Tüm bu ekoller incelendiğinde görülen temel öğe; ekolojik dengenin korunarak, bitkisel ve hayvansal üretimin birlikte aile işletmeciliği şeklinde yapılması, dolayısıyla üretimden tüketime kısa devrelerin kurularak kendi kendine yeterliliğin sağlanmasıdır.
Bu özelliği nedeni ile 1. ve 2. Dünya savaşları arasında popüler olan organik tarım 1950 yılından sonra Amerika Birleşik Devletleri'nin Marshall yardımı ile önemini yitirmiş, sağlanan ekonomik katkılar ve aşırı desteklemeler sonucu entansif tarım süratle yayılmış, makineleşme, kimyasal ilaç ve gübreler ile kimyasal katkı maddeleri kullanılmaya başlanılmıştır. 60’lı yılların sonunda Avrupa Topluluğu'nun uyguladığı tarımsal destekleme politikaları, 1970 de pestisitlerin ve kimyasal gübrenin keşfi de bu gelişmeye katkıda bulunmuştur.
 Ancak "Yeşil Devrim" olarak adlandırılan bu tarımsal üretim artışının dünyadaki açlık sorununa bir çözüm getirmediğini, aksine doğal dengeyi ve insan sağlığını süratle bozduğunu gören kişi ve gruplar bu konuda araştırmalara başlamışlardır. Bu araştırmaların sonucunda bilim çevreleri ve sivil toplum örgütlerinin baskısıyla 1979 yılından itibaren DDT grubu pestisitlerin kullanımı A.B.D.'den başlayarak tüm dünyada yasaklanmıştır. Bu durumda organik tarım tekrar gündeme gelmiş, 1980 yılından sonrada tüketicilerin baskısıyla aile işletmeciliği şeklinden çıkarak ticari bir boyut kazanmıştır. ABD'de 0-2 yaş grubu çocuk mamalarının imalinde organik ürünlerin kullanılmasını zorunlu tutan yasanın da bu ticari boyuta katkısını belirtmek gerekir.
Organik ürünler ticarete konu olunca beraberinde kontrol ve sertifikasyona ilişkin yasal düzenlemeler gündeme gelmiştir. Avrupa'da önceleri her ülke kendine göre bazı düzenlemeler yapmış, daha sonra 24 Haziran 1991 tarihinde Avrupa Topluluğu içinde organik tarım faaliyetlerini düzenleyen 2092/91 sayılı yönetmelik yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.
 Ülkemizde organik tarım faaliyetleri 1986 yılında Avrupa'daki gelişmelerden farklı şekilde, ithalatçı firmaların istekleri doğrultusunda, ihracata yönelik olarak başlamıştır. Önceleri ithalatçı ülkelerin bu konudaki mevzuatına uygun olarak yapılan üretim ve ihracata, 1991 yılından sonra Avrupa Topluluğunun yukarıda adı geçen Yönetmeliği doğrultusunda devam edilmiştir. Daha sonra 2092/ 91 sayılı yönetmeliğin 14 Ocak 1992 tarihinde yayımlanan 94 /92 sayılı ekinde; Avrupa Topluluğuna organik ürün ihraç edecek ülkelerin uymak zorunda olduğu hususlar ayrıntıları ile belirtilmiş ve ülkelerin kendi mevzuatlarını uygulamaya koymaları ve bu mevzuatın da dahil olduğu çeşitli teknik ve idari konuları içeren bir dosya ile Avrupa Topluluğuna başvurmaları zorunluluğu getirilmiştir.
Avrupa Topluluğu'ndaki bu gelişmelere uyum sağlamak üzere Tarım ve Köyişleri Bakanlığı çeşitli kurum ve kuruluşların işbirliği ile Yönetmelik hazırlama çalışmalarına başlamış ve "Bitkisel ve Hayvansal Ürünlerin Ekolojik Metotlarla Üretilmesine İlişkin Yönetmelik" 24.12. 1994 tarihli ve 22145 sayılı Resmi Gazete' de yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu Yönetmeliğin bazı maddelerinde uygulamada rastlanılan aksaklıkları gidermek ve organik tarım faaliyetleri sırasında yapılacak kusur ve hatalara karşı uygulanacak yaptırımların da yönetmelikte yer alması için, 29.06.1995 tarihli ve 22328 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan yönetmelik ile değişiklik yapılmıştır. Daha sonra 11.07.2002 tarihli ve 24812 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Organik Tarımın Esasları ve Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik” yürürlüğe girmiştir. Organik ürünlerin üretimi, tüketimi ve denetlenmesine dair kanun tasarısı Hükümetin acil eylem planı içerisinde yer almış ve 5262 sayılı “Organik Tarım Kanunu” 03.12.2004 tarihli ve 25659 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. Bu Kanuna gereğince hazırlanan “Organik Tarımın Esasları ve Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik” 10.06. 2005 tarihli ve 25841 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Organik Tarım Kanun ve Yönetmelik esaslarına göre üretilen bitkisel ve hayvansal tüm ürünler organik olarak değerlendirilir ve Yönetmelikte ayrıntıları verilen etiket ve özel organik tarım logosu ile pazarlanır

hande
04.11.2009, 09:30
hayırlı olsun başlığın canımcım

ASMiN
04.11.2009, 09:44
TESEKKÜRLER CANIM BILGILERIN ICIN:))

BUSEM
05.11.2009, 00:59
çok teşekkürler bilgiler için.... benim oldukça büyük bir terasım var  ben de kendi çapımda organik sebze yetiştiriyorum...ilk önceleri hobi olarak başladığım bişey daha sonra çok hoşuma gitti  bu sene  taze soğan , maydonoz , nane, dereotu , 3 çeşit biber ( sivri, çarliston, tatlı  kırmızı biber) domates ve dolmalık biber  yetiştirdim çok güzel oldu seneye daha çok büyütmeyi düşünüyorum... herşeyin doğalı güzel ve hasıl olan....  

nescafem24
05.11.2009, 03:51
[QUOTE=BUSEM]çok teşekkürler bilgiler için.... benim oldukça büyük bir terasım var  ben de kendi çapımda organik sebze yetiştiriyorum...ilk önceleri hobi olarak başladığım bişey daha sonra çok hoşuma gitti  bu sene  taze soğan , maydonoz , nane, dereotu , 3 çeşit biber ( sivri, çarliston, tatlı  kırmızı biber) domates ve dolmalık biber  yetiştirdim çok güzel oldu seneye daha çok büyütmeyi düşünüyorum... herşeyin doğalı güzel ve hasıl olan....  [/QUOTE]
 
 
merhaba busem ..oncelıkle hobın gercekden cok guzel bı durum ancak,soyle bı acıklama yapmak ıstıyorum naturel -dogal kavramları ıle organık kavramı gercekten apayrı ıkılı...
 
organık topragın 5 yıl dınlendırılmıs halı,butun kımyevı maddelerden arınmıs halı,urunun tohumu gdo suz (genetıgı degıstırılmemıs tohum) ayrıca tohum ekıldıketen sonrakı ılaclama vs gıbı zararlı kımyevı durumlardan uzak olan urun grubudur..ayrıca bu durumu sertıfakalayn sırketler var yanı topragın durumu ,urunun tohumu,sulama kanalınız vs hersey denetlenıyor..
tabı durumun ve hobın cok guzel en azından kendı yetıstırdıgın urunu yıyorsun ancak organık denıldıgı zaman durum cok farklı bır boyut alınıyor

nescafem24
05.11.2009, 03:57

ORGANİK GIDA...
 
Organik gıdalar, basit olarak, yetiştirilmesinde ve işlenmesinde, genetik mühendisliğin, yapay ve benzeri gübrelerin, böcek ilaçlarının, yabani ot ve mantar öldürücü ilaçlarının, büyütme düzenleyicilerinin, hormonların, antibiyotiklerin , koruyucuların , renklendiricilerin, katkı maddelerinin, kimyasal kaplama ve parlatıcı maddelerinin ve kimyasal ambalaj malzemelerinin kullanılmadığı gıda maddeleridir. Organik gıdalar, bitkisel ve hayvansal gıdaları içerir.
 Organik gıda ve Tarımının En temel Avantajları Nelerdir?
En önemlisi, zırai ilaçlardan arınmış olduğunu biliyoruz. Ayrıca, bu terim, asgari üç yıl için, bu ürünlerin hiçbir zirai ilaç veya kimyasalın kullanılmadığı tarlada yetiştirildiği gerçeğini de işaret etmektedir. Organik gıdalar, hiçbir yapay koruyucu, renk verici, parlatıcı veya diğer katkı maddeleri kullanılmadan işlenmiş ve paketlenmiştir
Tarım Bakanlığı'nda yıllarca denetim yaptıktan sonra üst düzey kadrolarda görev yapan ve kısa bir süre önce emekliye ayrılan Gıda Mühendisi Mualla Ergen, mesleği süresince gördüklerini ve edindiği bilgileri bir kitapta toplayarak önemli mesajlar verdi.
Ergen, genetiği değiştirilmiş organizmalarla üretilen ürünlerle beslenen kişilerin genlerinde meydana gelen deformasyon yüzünden kişilik bozuklukları yaşandığını ve bu durumun son günlerde arttığına dikkat çekti.
Kısa bir süre önce piyasada satışa sunulan "Organik Beslenme ve Gıda Terörü" isimli kitabında terörün sadece öldürdüğünü, gıda terörünün ise süründürdüğünü ifade eden Mualla Ergen, özellikle genetiği değiştirilmiş organizmalarla üretilen ürünlerle ilgili önemli bilgiler verdi. Ergen, radyasyonlu çaylar, zehirli variller, kabak tadı veren karpuzlar, hormonlu sebzeler, hormonlu etler gibi konulara dikkat çekti.
Ankara Ziraat Fakültesi'ni bitirdikten sonra Tarım Bakanlığı'nda uzun yıllar görev yaptığını anlatan emekli Ziraat Mühendisi Mualla Ergen, şöyle konuştu: "Bu süre içinde yaptığım denetimlerde insan sağlığı ile oynayanlara karşı mücadele verdim. Daha sonra üst düzeyde yönetici konumunda görevlerde bulundum. Gördüklerimi ve bildiklerimi halkla paylaşma ve onları bilgilendirmek için kitap çıkarmaya karar verdim." Gıda terörüne karşı sağlıklı gıdalarla bilinçli beslenmeye dikkat edilmesi konusunda önemli uyarılarda bulunan Mualla Ergen, sözlerine şöyle devam etti: "Terör tarafından yapılan silahlı saldırılarda insanlar ölüyor. Oysa soframıza koyduğumuz gıdalarımızdaki genetiği değiştirilmiş organizmalar da terörün başka bir benzeri. Gıda terörü insanlarımızı öldürmüyor, süründürüyor." Dünyada gıda sektörünün hızla değişmekte olduğunu ve rafları yeni yeni gıdaların süslediğini belirten Ergen, sözlerini şöyle sürdürdü: "Yeni üretilen gıdalar yapılan reklamlarla satış rekorları kırıyor. Kontrol mekanizması, bu hızla değişime ayak uyduramaz hale gelmiştir.
O gıdaların zararları ortaya çıktıkça yıllar sonra yasaklanabiliyor. O zamana kadar kontrolsüzlükten beslenen gıda terörü çok can yakıyor. Kimi kanser olurken kimi erken yaşlanmakta, kimi aşırı şişmanlamakta ve ömürler kısalıyor. Hastanelerimiz gıda terörü yüzünden dolmakta ve insanlarımız sağlıklarına çare arıyorlar. Gıda terörünün kurbanları sağlık sorunları ile boğuşarak adeta sürünüyorlar." Genetiği değiştirilmiş organizmaların artık günümüzde gıda sanayiinin her alanında kullanıldığını belirten Ergen, sözlerini şöyle tamamladı: "Bu tip ürünlerle beslenen kişilerin genlerinde deformasyon yüzünden kişilik bozuklukları yaşanıyor. Son zamanlarda kişilik bozukluğu yaşayan insanların sayısında artış gözlenmektedir. Bu da aldığımız gıdalarla bağlantılıdır.

BUSEM
05.11.2009, 04:13
[QUOTE=nescafem24][QUOTE=BUSEM]çok teşekkürler bilgiler için.... benim oldukça büyük bir terasım var  ben de kendi çapımda organik sebze yetiştiriyorum...ilk önceleri hobi olarak başladığım bişey daha sonra çok hoşuma gitti  bu sene  taze soğan , maydonoz , nane, dereotu , 3 çeşit biber ( sivri, çarliston, tatlı  kırmızı biber) domates ve dolmalık biber  yetiştirdim çok güzel oldu seneye daha çok büyütmeyi düşünüyorum... herşeyin doğalı güzel ve hasıl olan....  [/QUOTE]
 
 
merhaba busem ..oncelıkle hobın gercekden cok guzel bı durum ancak,soyle bı acıklama yapmak ıstıyorum naturel -dogal kavramları ıle organık kavramı gercekten apayrı ıkılı...
 
organık topragın 5 yıl dınlendırılmıs halı,butun kımyevı maddelerden arınmıs halı,urunun tohumu gdo suz (genetıgı degıstırılmemıs tohum) ayrıca tohum ekıldıketen sonrakı ılaclama vs gıbı zararlı kımyevı durumlardan uzak olan urun grubudur..ayrıca bu durumu sertıfakalayn sırketler var yanı topragın durumu ,urunun tohumu,sulama kanalınız vs hersey denetlenıyor..
tabı durumun ve hobın cok guzel en azından kendı yetıstırdıgın urunu yıyorsun ancak organık denıldıgı zaman durum cok farklı bır boyut alınıyor[/QUOTE]
 
 
 
ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM BERNACIM... TABİ BEN O KADAR ENGİN BİLGİLERE SAHİP DEĞİLİM KEZA BU SENE YENİ BAŞLADIM...SADECE HOBİ AMAÇLI  ÇOK DERİN DETAYLI BİLMİYORUM... BURDA ÖĞRENİRİM İNŞALLAH  MESELA ORGANİK TOPRAK 5 YIL DİNLENDİRİLMİŞ HALİYMİŞ BİLMİYODUM ÖĞRENMİŞ OLDUM BU SAYEDE TEŞEKKÜRLER TEKRAR....

nescafem24
09.11.2009, 06:17
rica ederım canım nedemek...daha ınsalah guzel bılgılerı paylasıcam sızınlee

nescafem24
06.02.2010, 00:44
ARKADASLARIM MERHABA BILIYORSUNUZKI 9 AY ONCESINE KADAR ACMIS OLDUGUM ORGANIK YASAM MAGAZAMLA ILE ILGILI BUGUN EGENIN KANALI OLAN (ANCAK UYDU KANALLARINDA VE INTERNETTE  DE YAYIN VEREN ) YENİ ASIR TV HER HAFTA DUZENLENEN ANNE VE COCUK UZERINE OLAN BI PROGRAMA KONUK OLDUM.GECTIGIMIZ GUNLERDE CEKIMI YAPILAN PROGRAMIN BUGUN YAYINDA OLMASI BEKLENIYOR..
 
SABAH SAAT 11 ILE 13 ARASINDA YAYINLANAN PROGRAMDA KISA BIR BOLUMUNDE BEN VE MAGAZAMIN TANITIMI CIKICAK HEM ORGANIGE DAIR ARADIGINIZ BILGILERI ORADA PAYLAMSMIS BULUNUYORUM...
 
IZLEMENIZI VE YORUMLARINIZI BEKLIYORUM...
 
(PAZAR GUNU PROGRAMIN TEKRARI M-VAR YINE AYNI SAATTE)

BUSEM
09.02.2010, 06:50
tüühhh yaaa önceden görseydim bu yazıyı seyrederdim uydudan pazar günü tekrarı varmış  üzüldüm kaçırdım programı