View Full Version: Rüya Hakkinda Bilgiler
Rüya Nedir?
Geçici ölüm denilen uykuda görülen garip haller... Niçin ve ne surette
rüya görüyoruz? Bu bir fenomendir. İlk insan'ın yaratılışından bu güne
kadar filozoflar, bilim adamları çeşitli şekillerde açıklamışlar,
düşünmüşler, fakat rüyayı kesin bir şekilde belirleyememişlerdir. Ancak
şu kadarını bilmemizde fayda vardır ki rüya, büyük ve soyut bir
dünyadır.
Aynı zamanda rüya, öldükten sonraki yaşantımız
ile de ilişkilidir. Bu ilişkiyi yakalamak, temiz duygu ve ruh
temizliğiyle ancak mümkün olabilmektedir. Rüya ile çok ince gerçekler
keşfedilmiş ve sonsuza kadar da keşfedilmeye devam edilecektir. Chicago
üniversitesi uyku araştırmalarından Allan Rechtschaffen uykunun hiç bir
fonksiyonu olmadığını tespit etmiştir. Adale yorgunluklarının
azalmasına rağmen vücudun dinlenmesi için uykuya ihtiyacı olmadığını
söylemiştir. Çünkü vücudumuzdaki hücrelerin kendi kendilerini tamir
etme yeteneği vardır. Araştırmacıların tespitlerine göre bu esnada
faaliyetten uzak olmasına, ya dinlenme veya uyku durumunda bulunmasına
da gerek yoktur. Uyku sırasında alınan EEG kayıtları üzerinde yapılan
incelemelerde beyinde faaliyetsizlik görülmemiştir.
İngiltere Milli Fizik Laboratuarı Kompütür
bilimleri bölümünde psikolog araştırmacı Dr. Evans'a göre uykunun tek
maksadı rüya görmemiz için, zemin hazırlamasıdır. Stanford Tıp Merkezi
Uyku Kliniği doktoru Dr.William Dument'in görüşüne göre ise; rüya
görmek son derece önemlidir. Rüyalar fiziki dengenin oluşmasını
sağlamaktadır.
Bilimsel Tarif
Biyoloji süratle gelişirken rüyaları bilinç altındaki beyin olaylarına
bağladı. Ne var ki, rüyaların zamanı aşan farklılıkları kimsenin
gözünden kaçmış değildir. İstisna denerek uzun süre konuya ters açıdan
bakıldı.
Ünlü bir bilim adamı "Fizik ve Biyolojide
istisna olmaz. Tek bir olayın bile açıklanması gerekir." hükmü ile
metafizik olaylara bilimsel bir kapı araladı.
Rüyalar metafizik bir olaydır. İç dünyamızdan
doğar. Zaman ötesi nitelikleri ile birlikte bilinç altına yansıyarak
bize ulaşır. Bu arada bilincin ve şuur altının şekillerine ve
fotoğraflarına bürünür.
Zaten eski psikiatristlerin rüyaları bilinç altı
diye nitelendirmesi onların bu özelliklerinden gelir. Hatta iç dünyadan
gelen rüya olayının bilinç altında doğmaz. İçimizdeki ben den bize
gelen mesajlardır. Bunun önemli delilleri vardır.
Rüyalar çok kısa sürede görülür. Uyandığımız
zaman 15 - 20 dakika anlattığımız rüya bilimsel olarak ispatlanmıştır
ki, bir kaç saniyede görülmüştür. İç dünyadaki kişiliğimizin madde
ötesi olması sebebi ile rüyalarda zaman ötesinde cereyan eder. Birkaç
saniyelik süre rüyanın şuur altına, oradan bilince geçmesi süresidir.
Yoksa rüyada zaman sıfırdır.Rüyalarda bir iç
spiker vardır. Gördüğümüz bir rüyayı anlatırken "Bir şehre gitmiştim.
Orası filanca şehirmiş. Bir kimse gördüm o filanca imiş." dediğimiz
zaman bu bilgiyi bize birinin görünmeden söylediğini fark ederiz. İşte
bu spiker iç dünyamızdaki ben, asıl kişiliğimizdir.Rüyalar
bazen açıkça bazen üstü kapalı olaylara bürünmüş olarak geleceği haber
vermektedir. Bilim tarihinde ve günlük hayatımızda geleceği olduğu gibi
gösteren rüyalara sık rastlanmıştır. Bilim tarihine geçen bu tarz ünlü
bir rüya Abraham Linkol' ün rüyasıdır.
Bazı rüyalar açık değildir şekillere bürünmüş gizlenmiştir. Bu rüyanın
şuur altından geçerken aldığı fotoğraflardan meydana gelen karışık bir
şekildir. Rüya yorumu bu karışık şekillerin analizi anlamını
taşımaktadır. Gelecekten haber veren içimizdeki öz varlığımız, ölümsüz
olan madde ötesi yanımızdır.
Rüya ve İslam
İslam âlimlerinden bazıları rüyanın, rüya melekleri tarafından
gösterildiğine inanırlar. Bunun da insana rüyasında refâkat eden rüya
meleklerinin, insan ruhuna refâkat ederek değişik yerlere götürülüp
gezdirilmesi şeklinde olduğunu söylerler. Bu seyahat sırasında ruhun
gördüğü olaylar, akıl veya zihin olarak tabir edilen hafıza tarafından
kaydedilir, sonra yeri ve zamanı geldikçe veya uyandıktan sonra bir
şekilde hatırlanır.
Rüya hakkında hemen herkes bir şeyler söylemiş
ve özellikle İslam alimleri, rüya tabircileri ve filozoflara varıncaya
kadar herkes, rüya üzerine değişik yorumlar yapmışlardır. Burada
Risale-i Nur külliyatından Mektubat isimli eserde geçen ve üstat
Bediüzzaman'ın naklettiği güzel bir rüyayı ve rüyalara ait bazı ilmi
gerçekleri ifade eden bir bölümü nakletmek yerinde olacaktır. Şöyle ki:
"Bir zaman kalp ehli iki çoban varmış. Kendileri
ağaç kâsesine süt sağıp yanlarına bıraktılar. Kaval tabir ettikleri
düdüklerini, o süt kâsesi üzerine uzatmışlardı. Birisi "Uykum geldi."
deyip yatar. Uykuda bir zaman kalır. Ötekisi yatana dikkat eder, bakar
ki; sinek gibi bir şey, yatanın burnundan çıkıp, süt kâsesine bakıyor
ve sonra kaval içine girer, öbür ucundan çıkar gider, bir geven
altındaki deliğe girip kaybolur. Bir zaman sonra yine o şey döner, yine
kavaldan geçer, yatanın burnuna girer; o da uyanır.
Der ki: "Ey arkadaş! Acayip bir rüya gördüm." O
da der: "Allah hayır etsin, nedir?" Der ki: "Sütten bir deniz gördüm.
Üstünde acayip bir köprü uzanmış. O köprünün üstü kapalı, pencereli
idi. Ben o köprüden geçtim. Bir meşelik gördüm ki, başları hep sivri.
Onun altında bir mağara gördüm, içine girdim, altın dolu bir hazine
gördüm. Acaba tabiri nedir?"
Uyanık arkadaşı dedi: "Gördüğün süt denizi, şu
ağaç çanaktır. O köprü de, şu kavalımızdır. O başı sivri meşelik de şu
gevendir. O mağara da, şu küçük deliktir. İşte kazmayı getir, sana
hazineyi de göstereceğim." Kazmayı getirir. O gevenin altını kazdılar,
ikisini de dünyada mesut edecek altınları buldular.
İşte yatan adamın gördüğü doğrudur, doğru
görmüş, fakat rüyada iken ihatasız olduğu için tabirde hakkı
olmadığından, âlem-i maddî ile âlem-i manevîyi birbirinden fark
etmediğinden, hükmü kısmen yanlıştır ki, "Ben hakikî maddî bir deniz
gördüm." der. Fakat uyanık adam, âlem-i misal ile âlem-i maddîyi fark
ettiği için tabirde hakkı vardır ki, dedi: "Gördüğün doğrudur, fakat
hakikî deniz değil; belki şu süt kâsemiz senin hayaline deniz gibi
olmuş, kaval da köprü gibi olmuş ve hakeza..."
Demek oluyor ki; âlem-i maddî ile âlem-i
ruhanîyi birbirinden fark etmek lâzım gelir. Birbirine karıştırılsa,
hükümleri yanlış görünür. Meselâ: Senin dar bir odan var; fakat dört
duvarını kapayacak dört büyük âyine konulmuş. Sen içine girdiğin vakit,
o dar odayı bir meydan kadar geniş görürsün. Eğer desen "Odamı geniş
bir meydan kadar görüyorum", doğru dersin. Eğer "Odam bir meydan kadar
geniştir" diye hükmetsen, yanlış edersin. Çünkü âlem-i misali, alemi
hakikiye ile karıştırırsın."
mystical
06.01.2008, 15:32
Rüya yorumu
Rüya yorumu, rüya türlerinden yalnızca “amaçlı rüyalar” ya da diğer adıyla “haberci rüyalar” grubuna giren, bir mesaj taşıyan rüyalardaki sembolizmi çözme çalışmasına verilen addır. Metapsişik araştırmalar ve rüya laboratuvarlarında sürdürülen araştırmalar, rüyaların bir kısmının psikofizyolojik nedenlerden kaynaklandığını ortaya koymuştur ki “alelade rüyalar” da denilen bu rüyalar hiçbir mesaj taşımadıklarından yorumlanmayı da gerektirmezler. Dolayısıyla, metapsişik araştırmacılara göre, rüyasındaki sembolizmi çözmek isteyen kişinin öncelikle o rüyasının haberci (amaçlı) bir rüya mı olduğunu, yoksa psikofizyolojik kaynaklı bir rüya mı olduğunu çözmesi gerekmektedir. Bu da her iki rüya grubunun arasındaki temel farklar hakkında bilgilenmekle ve deneyimle olanaklıdır.
Rüyaların yorumlanması
Aynı rüya farklı zaman ve yerlerde görülürse, bunun yorumu da farklı olur. Bazen aynı rüyayı değişik insanlarda görebilir, ancak her insanın ruhu ve manevi dünyayı anlayışı, yaşamı farklıdır. Bundan dolayı da yorumu özünden bir şey kaybetmese bile yorumu ve yansıması farklı olur. Zaman zaman başkaları ile ilgili rüyalar da görebiliriz; bizi hiç ilgilendirmeyen bir rüya, bir başka bir başka yakınımızı ilgilendirebilir.
Rüyaları yorumlarken tarafsız olmak, duygulara kapılmamak, karamsarlaşmamak gerekir. Bu arada rüyada sadece bir şekil veya olayı değil, her şeyi birlikte yorumlamalıdır. Rüyadaki renkler de büyük önem taşır.
Rüyada görülen bazı insanlar tanıdıksa, adlarına da dikkat edilmelidir. Bu adların anlamları da yaklaşan bir durumu haber verebilir.
Örneğin derdi, sıkıntısı olan biri rüyasında adı Necati olan birini görürse sevinmelidir. Çünkü Necati "kurtuluş" anlamına gelmektedir. Bu durumda rüyayı gören dertten, sıkıntıdan kurtulacaktır. Rüyaları tarafsızca yorumlamalı ve ayrıntıları da değerlendirmelisiniz.
Haberci rüyalar ile alelade rüyalar arasındaki farklar
Haberci rüyalar ile alelade (psikofizyolojik kaynaklı) rüyalar arasındaki temel farklar şöyle açıklanır:
Alelade rüyalarda hiçbir amaç yoktur; gelişigüzel veya birtakım parazit titreşimlerin ürünüdürler, saçma sapan öğeler içerirler. Haberci rüyalar ise bir amaca yöneliktir, amaçlı bir düzenlenme vardır.
Alelade rüyalar rüyanın cereyan ettiği andaki bedenin fizyolojik-patolojik durumuyla (örneğin kişiyi rahatsız edici veya sevindirici bir nedenle) yakından ilgilidir. Haberci rüyalar ise kişinin fizyolojik-patolojik durumuyla ilgisiz olup, insanın olağan halde bilmediği imaj ve bilgiler içerirler.
Alelade rüyalar kişi tam uykuya dalarken veya tam uyandığı sırada oluşurlar. Haberci rüyalar ise uykunun her aşamasında oluşabilirler ki, bir amaç ve plan üzere meydana geldiklerinden, amacın yerine gelmesi için uykunun en uygun aşamasında oluşurlar.
Alelade rüyalar beyindeki alelade ve amaçsız tesirlerin yüzeysel ve gelip geçici izlerine bağlı bulunduklarından açık ve seçik değildirler, karmakarışık nitelikler gösterirler; çabuk unutulur ve ruhta hiçbir derin etki bırakmazlar. Haberci rüyalar ise kaydedildikleri gibi, ruhta sürekli ve derin izler bırakırlar. Hatta bazen aylarca ve yıllarca unutulmazlar. İki rüya grubu arasındaki bu dördüncü fark, rüyanın hangi gruba girdiğinin saptamasında en önemli ölçüttür.
Haberci rüya türleri
Amaçlı veya haberci rüyalar da sembolizm içerip içermemelerine göre, kendi içlerinde iki gruba ayrılırlar:
1- Az çok görüldüğü gibi gerçekleşen veya bilgilerin açık biçimde verildiği haberci rüyalar. Bir sembolizm içermeyen bu tür rüyalar çok nadir olarak görülürler.
2- Sembolizm içeren haberci rüyalar. Bu tür rüyalar sembolizm içerdiğinden kişinin kendi çabasıyla çözmesi gereken rüyalardır.
Kaynak: tr.wikipedia.org
Rüya ve Gelecekten HaberlerHemen herkes, her gece rü'ya
görür. Bu rüyaların bir kısmı, karmakarışık şeylerdir. Bir kısmı,
günlük olayların rüyaya yansımasıdır. Bir kısmı da, daha önceden hiç
düşünülmeyen, hayal edilmeyen şeylerin görülmesidir. Gördüğümüz
rüyaları kaynakları bakımından üç grubta toplayabiliriz: 1. Rahmanî 2. Nefsanî 3. ŞeytanîBunlardan
nefsanî rüya, ya geçmişe dair hatıraların, veya kişinin arzu ettiği
şeylerin görülmesidir. Şeytanî rü'ya, şeytanın telkîniyle görülen
rüyalardır. Rahmanî rüya ise, ya doğrudan doğruya Allah tarafından veya
melek vasıtasıyla kalbe yansıyan ve gaybî manaları taşıyan rüyalardır.
Bizim asıl olarak üzerinde duracağımız, Rahmanî rüyalar kısmı
olacaktır. Rü'yanın bu kısmına "sadık rüya" veya "salih rüya" da
denilmektedir.Konunun örneklerine geçmezden önce, bir meseleyi
kısaca ele almakta fayda görüyoruz. Şöyle ki: Freud'un temsil ettiği
"Psikanaliz okulu" rüyaları değerlendirirken "Rahmanî rü'ya" kısmını,
nazar-ı dikkate almamaktadır. Bu görüşün temsilcisi olan Freud'a göre, “rüyalar
içimizden ve dışımızdan gelen etkilerden şekillenir. Hayal, bu etkileri
biçimlendirilir. Rüyalarımızda önceden yaşadığımız olayların izleri
vardır. Çocuğun arzu edip de ulaşamadığı şeyleri gece rüyasında görmesi
gibi, her insan rüyasında, tatmin olmamış isteklerini elde ettiğini
görür. Dînî inançlar veya kültürel baskı sebebiyle şuur altına itilmiş
istekler, rüyada su yüzüne çıkar. Görülen rüyalar, özellikle cinsî
temayüllerin sembolik bir tezahürü durumundadır.”Her türlü
rüyada bir cinsî temayül izi görmeye çalışmak, bütün rüyaları, sadece
iç ve dış çevrenin tesirinde meydana geliyor sanmak, İslamî bir bakışla
bakıldığında hiç de kabul edilir bir görüş değildir. Rüyaları
şuuraltıyla izah etmek bazı rüyalar için doğru olabilir. Fakat
genelleme yaparak her rüyayı bununla izaha kalkmak doğru değildir. Öyle rüyalar vardır ki, bunlar şuuraltından yansıyan birer görüntü olmayıp gaybdan kalp gözüne akseden parıltılardır.Dolayısıyla,
psikanaliz okulunun rüyalara bakış açısı, ancak bazı rüyaları
açıklayabilir, yoksa bütün rüyaları değil. Hemen her insan çok nadir de
olsa, "Rahmanî rüya" dediğimiz gaybî mesajlar ve sırlar taşıyan rüya
çeşidine muhatab olmuş ve olmaktadır. Rüyada görülüp diğer gün, hatta
yıllar sonra aynen çıkan rüyalar hiç de az değildir. Bu şekilde gaybî
mesaj taşıyan rüyalar, levh-i mahfuzda yazılı olan şeylerin kalb
aynasına yansımasıyla meydana gelir. Uyku halinde insanın duyguları
istirahat halinde olmakla beraber, hayal uyanıkken olduğu gibi, yine
faal durumdadır. Bundan dolayı levh’i mahfuz'dan kalbe yansıyan şeyler,
hayalin giydirdiği bir suret ve temsille hatırda kalır. Kişi uyandığı
zaman, hayalin giydirdiği bu suret ve temsilleri hatırlar.Rüyay-ı
sadıkanın bir yönü, kişiye teselli vermeye, ona gaybî müjdeler
getirmeye bakar. Hz. Peygamber, bu tür rüyadan "mübeşşirat" olarak
bahsetmiş ve şöyle buyurmuştur: "Risalet
ve nübüvvet bitti. Benden sonra ne bir nebî gelecektir, ne de rasul...
Lâkin "mübeşşirat" vardır. Sahabe "Mübeşşirat nedir Ya Resulallah" diye
sorar. Hz. Peygamber "Müslüman kişinin gördüğü rüya" der. O, nübüvvetin
cüzlerinden bir cüzdür." (Tirmizi, Rüya, 2)Rasulullah'a
vahyin sadık rüyalar şeklinde başlaması, üstteki hadisi anlamamıza
yardımcı olmaktadır. Hz. Aişe'nin haber verdiği gibi, vahyin
başlangıcında Resulullahın gördüğü rüyalar, sabahın aydınlığı gibi açık
ve nettir. (Buhari, Bed'ü'l vahy, 3).Peygamber efendimizin annesi Hz. Amine, vefatına yakın oğluna şunları söyler: “Yavrum, rüyamda bana bildirilenler doğru ise, Sen insanlığı kurtaracak kişi olacaksın.” Kur'an-ı
Kerîm'de, özellikle Yusuf suresinde rüyadan çokça bahsedilir. Bu surede
bahsedilen ilk rüya Hz. Yusuf'un çocukluğunda gördüğü bir rüyadır. Hz.
Yusuf, bu rüyasında onbir yıldızı, güneş ve ayı kendisine secde
ederlerken görür. Rüyayı babasına anlatır. Bunun üzerine babası der ki:"Rabbin
seni böylece seçkin kılacak. Sana ‘ehadisin tevilini’ öğretecek ve
bundan önce ataların İbrahim ve İshak üzerine nimetini tamamladığı
gibi, senin ve Yakup oğullarının üzerine de nimetini tamamlayacaktır.
Muhakkak ki Rabbin Alim'dir, Hakim'dir." (Yusuf, 6).Hz.
Yusuf'a öğretilen "ehadisin te'vîli", bir yönüyle "rüya tabiri"
şeklinde açıklanmaktadır. "İlâhî vahy ve işaretin inceliklerini
anlamak"; "meydana gelen olaylardan bunların neticelerini hissetmek"
şeklinde de değerlendirilmektedir.Bu rüya uzun yıllar sonra
gerçekleşir. Hz. Yusuf, uzun maceralardan sonra Mısır Maliye bakanı
olur. Anne- babasını, kardeşlerini Mısır'a getirir. Onlar, Hz. Yusuf'un
manevî büyüklüğü ve maddî saltanatı karşısında saygı ile eğilirler. O
zaman Hz. Yusuf, babasına yıllarca önce gördüğü rüyayı hatırlatıp şöyle
der: "Ey babacığım. İşte bu, daha önce gördüğüm rüyanın te'vîli. Rabbim onu gerçek kıldı." (Yusuf, 100). Görüldüğü
gibi, Hz. Yusuf rüyasında anne- baba ve kardeşlerini sembollerle
görmüştür. On bir yıldız kardeşlerini, güneş ve ay ise, anne- babasını
temsil etmektedir. Onların secde etmeleri, Hz. Yusuf'un maddî- manevî
büyüklüğünü göstermektedir.Hz. Yakub, Yusuf'un rüyasındaki sembollerin dilini çözmüş, o rüyadaki gaybî mesajı yakalamıştır.Yusuf
suresinde zikredilen ikinci rüya, zindandaki iki kişinin rüyasıdır.
Bunlardan biri üzüm sıktığını, diğeri de başının üstündeki ekmekten,
kuşların yediğini görür. Bir iftira neticesi zindanda bulunan Hz.
Yusuf'tan, rüyalarının tabirini isterler. Hz. Yusuf, bunlara önce
tevhîd hakîkatını anlatır. Ardından, üzüm sıkanın eski görevine
döneceğini, diğerinin de asılacağını haber verir. (Yusuf, 36-41). Bu
suredeki son rüya ise, Mısır hükümdarının rüyasıdır. Hükümdar rüyasında
yedi cılız ineğin yedi semiz ineği yediğini görür. Ayrıca yedi tane ve
yeşil ve kuru başak müşahede eder. Rüyasını etrafındakilere anlatır.
Onlar yorum yapamadıklarından "anlamsız rüyalar demeti" olarak
nitelerler.Bu rüyayı duyan zindandan kurtulan şahıs Hz.
Yusuf'un rüya tabirciliğini hükümdara söyleyince rüyayı tabir ettirmesi
için zindana gönderilir. Hz. Yusuf, "Bollukla geçen yedi yıldan sonra yedi yıl sürecek kıtlık yıllarının geleceğini"
haber verir. (Yusuf, 43-49). Hz. Yusuf'un bu tabiri, masumiyetinin
anlaşılıp Mısır maliye bakanı olmasına vesile olmuştur. Rü'ya, tabir
ettiği şekliyle gerçekleşir.Hükümdarın bu rüyasından,
memleketin geleceğini düşünen kimselere rüyalarında, o konuda mesajlar
geleceği manası kendini hissettirmektedir.Kur'an'da Hz.
Peygamber'in birkaç rüyasına da yer verilmiştir. Bunlardan birisi, Hz.
Peygamber'in Bedir savaşı öncesi gördüğü rüyadır. Resullullah
rüyasında, müşriklerin az olduğunu görmüş ve bunu ashabına
müjdelemişti. Ayet, bunu şöyle hikâye eder:"O
zaman Allah sana rüyanda düşmanlarınızı az göstermişti. Eğer çok
gösterseydi korkar ve cihada çıkıp çıkmama hususunda ihtilafa
düşerdiniz. Fakat Allah, sizi korkudan ve ihtilaftan kurtarıp selâmete
erdirdi. Şüphesiz O, gönüllerde olanı bilendir." (Enfal, 43).Düşman
sayıca çok olduğu halde Hz. Peygambere rüyada az gösterilmiştir. Bu,
mü'minlerin cesaretle, emin bir şekilde savaşa katılmalarını
sağlamıştır. Bir cihetten bakıldığında ise, onların sayıca az
gösterilmeleri, manen kuvvetsiz ve desteksiz olmalarını temsîl
etmektedir. Evet, sayıca çok idiler, ama kuru bir kalabalıktan
ibarettiler. Kıymetli değer ölçülerine, yüce ideallere sahip
değillerdi. Bu yönden bakıldığında, Hz. Peygambere onların gerçek
durumunun gösterildiği anlaşılacaktır.Hz. Peygamberin Kur'an'da
temas edilen bir başka rüyası Müslümanların Mekke'ye girişiyle
ilgilidir. Hz. Peygamber Hudeybiye barışının olduğu sene, Mekke'ye
girdiklerini, Beyt'i tavaf ettiklerini görmüş, bunu ashabına haber
vermiştir. Bunun o sene olacağını sanan ashab, Hudeybiye barışıyla
mahzun bir şekilde dönerlerken nazil olan Fetih Suresi onların
gönüllerine su serpmiş, kederlerini gidermiştir. Surenin rüya ile
ilgili bölümü şöyle demektedir: “And
olsun ki Allah, Resulünün rüyasını doğru kıldı. Allah'ın dilemesiyle
siz emniyet içinde, başlarınızı traş etmiş ve kısaltmış olarak,
korkmadan Mescid-i Haram'a gireceksiniz." (Fetih, 27). Bu rüya, bir sene sonra umre şeklinde, iki sene sonra da Mekke'nin fethi şeklinde gerçekleşmiştir.Kur'an'da
zikredilen bu ibretli rüyalar gaybdan birer haber veya kudsî bir
teselli, bir müjde manası taşımakta veya yol göstermektedirler.
Zindandaki iki adamın rüyaları ve Mısır hükümdarının rüyası,
Peygamberlerden başkasında da, gaybî mesaj yüklü rüyaların olacağını
göstermektedir. Asrımız müfessirlerinden Seyyid Kutub
Amerikada iken gördüğü bir rüyasında yeğeninin gözünde kan olduğunu
görür. Mektupla yeğeninin durumunu sorduğunda, gözünde iç kanama olduğu
ve tedavî gördüğünü öğrenir. Çıplak gözle görülmeyen iç kanama kıtalar
ötesindeki amcasına rüyada gösterilmiştir. (Kutub, IV, 197)Tarihte meşhur olmuş nice rüyalar vardır. Bunlardan birini naklediyoruz: "Amerikan
Cumhurbaşkanlarından Abraham Lincoln, rüyasında tiyatro seyrederken
öldürüldüğünü görür. Rüyasını dostlarına anlatır. Diğer gün tiyatroda
iken, temsîlin heyecanlı bir sahnesinde reisin bulunduğu yere giren
birisi, silâhını onun başına boşaltır, öldürür. (14 Nisan 1865)
mystical2009-11-01 10:40:34
Rüya Kaç saniye sürerBilim adamları rüyanın süresi üzerinde kesin bir sonuca varamadılar. Bir kısmı birkaç saniye sürdüğünü iddia ederken bazıları da saatlerce devam eden rüyaların mevcut olduğu fikrinde ısrar etmekteydiler. Bu tartışmalar devam ederken, Dr. B. Klein adında Amerikalı bir bilim adamı yardımcıları ile birlikte hummalı çalışmalara koyuldu. Gönüllü olarak seçtiği bazı kimseleri hipnotize ederek uyuttu. Belli bir süre sonra uyandırıp rüyalarını dinledi. Neticede, bir rüyanın yirmi saniyeyi geçmeyecek kadar kısa sürdüğünü tespit etti. İşin enteresan tarafı şuydu ki ; uyandırdığı gönüllüler üç beş saniye süren rüyalarını saatlerce anlatabiliyorlardı. Hatta bir kısmının rüyası yazılsa ortaya kalınca bir macera romanı çıkabilirdi. Dr. Klein yılmadan tecrübelerini sürdürdü. Bu iş üzerinde sarf ettiği pek çok mesai sonunda vardığı netice; en uzun rüyanın doksan saniyeyi geçirmediği idi. Bu konudaki çalışmaların ardı arkası kesilmedi. Chicago Üniversitesi uzmanlarından Dr. Kleitman ve öğrencisi Aserinsky 1953 yılında geniş çapta çalışmalara başladılar. Objektif deneylerini daha sonra nörofizyolojik sahada devam ettirdiler. Dr. Kleitman otuz yıldan beri kendisini rüyadan mahrum etme denemeleri yapmaktaydı. Fakat hiç bir zaman bir haftadan fazla tahammül gösterememişti. Otuz yıllık çalışması aradığı sonucu vermeyince başkaları üzerinde değişik denemeler yapmaya başladı. Deneyin sonunda , rüya esnasında kısa ve uzun süren süratli göz hareketlerine şahit oldu. Denemeye tabi tuttuğu kimseleri, göz hareketlerinin başladığı ve bittiği devrenin muhtelif bölümlerinde uyandırdı. Böylece her defasında kişilerin rüya görmekte olduğunu öğrenmiş oldu. Bu tespitin doğruluğunu ilim çevrelerine delilleriyle sunmak gereğini duydu. Ömrü boyunca hiç rüya görmediklerini iddia eden kimseleri toplayıp onlar üzerinde tecrübeler yaptı. Göz hareketlerinin başladığı anda uyandırdığı bu kimseler hayret ve şaşkınlık içinde ilk defa rüya gördüklerini söylediler. Dr. Kleitman bundan şu sonucu çıkardı. Herkes rüya görmekte, fakat bazı kimseler rüyalarını hatırlayamamaktadır. Rüyanın objektif olarak en kuvvetli delili ise uyumakta olan kimsenin süratli göz hareketleridir
Rüya ile Amel edilir mi?İnsanın sorumlu olduğu saha vardır. Bu da uyanıklık halidir. Yani insan uyanıklık halinde sorumludur, uyanıklık haricinde uyku ve baygınlık gibi yaptığı işlerden sorumlu tutulmamıştır. Dolayısıyla insan rüyasında yaptığı iş ve davranışlardan, söylediği sözlerden sorumlu değildir. Hatta bir insan rüyasında dinden çıkacak kelimeler söylese dinden çıkmış sayılmaz. Konuya bu açıdan baktığımızda ister olumlu ister olumsuz manada rüyalarla gelen haberler objektif bir değer ifade etmez. Bağlayıcı bir delil kabul edilemez. Rüya yorumunda rüyanın iyi ve isabetli yorumlanması esastır. Bundan dolayı da ruya yorumlayacak kişinin ehil olması şarttır. Rüyada Kur'an ve Sünnete aykırı ,ters bir durum olduğu takdirde bununla amel edilmesi mümkün değildir. Mesela rüyanızda size bir insanı öldürmeniz emrediliyorsa veya intihar etmeniz isteniyorsa bununla amel etmek söz konusu olamaz. Çünkü bir insanı öldürmek ve intihar etmek Kur'an-ı Kerimde ve Sünnette haram kılınmıştır. Bu rüyayı bir insan defalarca aynı şekilde görse yine de gördüğü rüyayla amel edemez ve Kuran ve Sünnet dışına çıkamaz. Kuran ve sünnette tespit edilen hükümler doğrultusunda amel etmek zorundadır. Bu gibi örnekleri çoğaltmak mümkündür. Bununla beraber, rüyaların mübah meselelerde, rüyayı görene münhasır kalmak şartıyla, yönlendirici bir fonksiyonunun olduğu da kabul edilebilir. Yalnız bunun bile Kur'an ve sünnette ictihad edilerek çıkarılmış bir hüküm ölçüsünde ağırlığının olduğu söylenemez.
Enfal Suresi
43. Ayet
Hani
Allah, sana rüyandan onları az gösteriyordu; eğer sana onları açık
gösterseydi, korkacak ve kumanda da tartışacaktınız. Fakat Allah,
selamete bağladı; çünkü O, bütün sinelerin özünü bilir.
Yusuf Suresi
4. Ayet
Bir
vakit Yusuf babasına: "Babacığım, ben rüyada onbir yıldızla güneşi ve
ayı gördüm. Gördüm ki, onlar bana secde ediyorlar." dedi.
Yusuf Suresi
5. Ayet
Babası: "Yavrum, rüyanı kardeşlerine anlatma, sonra sana bir tuzak kurarlar; çünkü şeytan, insana belli bir düşmandır.
Yusuf Suresi
36. Ayet
Onunla
birlikte zindana iki delikanlı daha girdi. Birisi: rüyada kendimi şarap
sıkarken görüyorum." dedi. Diğeri: "Ben, rüyada kendimi basımın üstünde
bir ekmek götürürken görüyorum, ondan kuşlar yiyor. Bize bunun tabirim
haber ver; çünkü biz seni iyilik sevenlerden görüyoruz." dedi.
Yusuf Suresi
41. Ayet
Ey
zindan arkadaşlarım, gelelim rüyanıza: "Biriniz, efendisine yine şarap
sunacak, diğeri asılacak ve kuşlar basından yiyecek; işte fetvasını
istediğiniz mesele halledildi!" dedi.
Yusuf Suresi
43. Ayet
Bir
gün hükümdar: rüyamda yedi arık ineğin yemekte olduğu yedi semiz inek
ve yedi yeşil başakla diğer yedi kuru başak görüyorum. Ey efendiler,
eğer rüya tabir ediyorsanız, bana rüyamı halledin!" dedi.
Yusuf Suresi
44. Ayet
Dediler ki: rüya dediğin, demet demet hayallerdir, biz ise hayallerin tabirini bilmiyoruz."
Yusuf Suresi
46. Ayet
Gelip:
"Yusuf, ey dosdoğru kişi, "yedi semiz inek. bunları yedi arık inek
yiyor ve yedi yeşil başakla diğer yedi kuru başak" rüyasını bize tabir
et, ümit ederim ki, o insanların yanına cevapla dönerim, ola ki,
değerini bilirler dedi.
Yusuf Suresi
100. Ayet
Ana
ve babasını taht üzerine çıkardı, hepsi Yusuf için secdeye kapandılar.
Yusuf da:"Ey babacığım, işte bundan önceki rüyamın yorumu bu; gerçekten
Rabbim onu gerçekleştirdi, cidden bana iyilikte bulundu;çünkü beni
zindandan çıkardı; şeytan benimle kardeşlerimin arasını dürtüştürdükten
(bozduktan) sonra sizi çölden buraya getirdi. Gerçekten Rabbim,
dilediği şey için aldığı tedbirde çok hoş davranır. Gerçek şu ki, O,
herşeyi çok iyi bilen, her yaptığın bir hikmete göre yapandır!
Yusuf Suresi
101. Ayet
Ey
Rabbim, Sen bana mülkten bir nasip verdin ve bana rüyaların tabirinden
bir ilim öğrettin. Gökleri ve yeri yaratan Rabbim, dünya ve ahirette
benim velim Sensin! Benim ruhumu müslüman olarak al ve beni iyiler
arasına kat!" dedi.
Enbiya Suresi
5. Ayet
(Onlar):
"Bunlar bir takım karışık rüyalar; yok onu kendisi uydurdu; yok o bir
şairdir; öyle değilse, önceki peygamberlerin gönderdikleri gibi, bize
bir mucize getirsin!" derler.
Saffat Suresi
102. Ayet
(Oğlu)
yanında koşma çağına gelince : "Yavrum, ben seni rüyamda boğazladığımı
görüyorum. Artık bak ne düşünürsün?" dedi. (Çocuk da): "Babacığım sana
ne emrediliyorsa yap! Beni inşaallah sabredenlerden bulacaksın!" dedi.
Saffat Suresi
105. Ayet
rüyaya gerçekten sadakat gösterdin, işte Biz güzel davrananları böyle mükafatlandırırız."
Fetih Suresi
27. Ayet
Andolsun
ki, Allah gerçekten peygamberine o rüyayı hakkıyla doğru gösterdi,
Şanıma yemin ederim ki, İnşaallah Mescid-i Haram'a güvenlik içinde
başlarınızı kazıtarak, kırkarak korkusuzca gireceksiniz! Ancak O, sizin
bilmediğiniz şeyleri bildi de ondan önce yakın bir fetih verdi. mystical2008-02-17 16:39:01
Rüya TabirleriPeygamber efendımız aleyhı selatu vessellem zamanında ruyaya yorum yapılmıştır.Ruyayı hayra yormak gerekıyor.herkese anlatamamak gerekıyor.ruya tabırlerı kıtabına bakarak ruyayı yorumlamak ve buna ınanmak caızdır evet ama COK önemli bir nokta var ; ehıl olmayan kişilerin kaynaklarindan okuyarak yorumumuzu yapar ısek tabiri caiz ise gordügümüz rüyaya yazık olmaktadir.cunku bazen cok guzel bir nesneyi bile olumusz yorumlayan tabirciler var malesef.kitap seciminde dikkat etmeliyiz inseallah...''Rüya tabiri, ilim işidir. Herkes tabir edemez. Rüyalarımızı, anlatacaksak, bilhassa güzel olanları salih kimselere anlatmalıdır. Çünkü salih kimse, rüya tabir ilmini bilmese de, hayra yorar, ondan zarar gelmez. Kötü, karışık rüyaları kimseye anlatmamalı!''Konuylaılgılı hadısı serıfler asagıda yer almaktadırRüyada kadın görmek hayra, deve korkuya, süt dine, yeşil Cennete, gemi kurtuluşa, hurma rızka delalet eder.) [Ebu Ya’la] Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:(Kötü rüya gören kimseye söylemesin, şeytandan da Allahü teâlâya sığınsın.) [Müslim](Kötü rüya gören uyanınca sol tarafına üç defa tükürüp, şeytanın şerrinden Allahü teâlâya sığınsın. Bu takdirde rüya, ona zarar vermez.) [Müslim](Güzel rüya gören, hemen Allahü teâlâya hamd ve şükretsin! Kötü rüya gören, Allahü teâlâya sığınsın, rüyasını kimseye anlatmasın! O zaman rüyanın ona zararı olmaz.) [Dare Kutni](Rüyada başım kesildi, tabiri ne) diye sorana, Peygamber efendimiz buyurdu ki: (Bu şeytanidir. Kötü rüyayı, anlatmayın! Şeytandan Allahü teâlâya sığının!) [Müslim](Rüyasında hoşa gidici güzel şeyler gören, görüşü isabetli salih birine anlatsın! O da hayra yorsun!) [Beyheki](Rüya, tabir ilmini bilen bir dosta veya akıllı bir zata anlatılmalıdır!) [İ.Ahmed](Rüya nasıl tabir edilirse, öyle çıkar. Bunun için rüyanızı nasih veya âlime anlatın!) [Hakim] [Nasih, insanlara iyilik tavsiye eden, kötülükten sakındıran, nasihat eden kimsedir.]Bir kadın, gördüğü rüyayı Peygamber efendimize anlatır. (Yanında olmayan birine [kocana] kavuşursun) buyurur. Kocasına kavuşur. Başka bir zaman aynı rüyayı görür. Başkalarına tabir ettirir. Onlar da, (kocan ölecek) derler. Dedikleri gibi olur.Onun için rüyayı hayra yormalıdır! Rüya iyi ise, (hayırdır inşaallah) demeli, kötü ise, (Allahü teâlâ bu rüyanın şerrinden seni muhafaza etsin) demelidir! (Bostan)Görmediği rüyayı gördüm demek çok kötüdür. Çünkü hadis-i şerifte, (En büyük yalan, görmediği halde, “rüyamda şöyle gördüm” demektir) buyuruldu. (Buhari)Peygamber efendımız aleyhı selatu vessellem zamanında ruyaya yorum yapılmıştır.Ruyayı hayra yormak gerekıyor.herkese anlatamamak gerekıyor.ruya tabırlerı kıtabına bakarak ruyayı yorumlamak ve buna ınanmak caızdır evet ama COK önemli bir nokta var ; ehıl olmayan kişilerin kaynaklarindan okuyarak yorumumuzu yapar ısek tabiri caiz ise gordügümüz rüyaya yazık olmaktadir.cunku bazen cok guzel bir nesneyi bile olumusz yorumlayan tabirciler var malesef.kitap seciminde dikkat etmeliyiz inseallah...''Rüya tabiri, ilim işidir. Herkes tabir edemez. Rüyalarımızı, anlatacaksak, bilhassa güzel olanları salih kimselere anlatmalıdır. Çünkü salih kimse, rüya tabir ilmini bilmese de, hayra yorar, ondan zarar gelmez. Kötü, karışık rüyaları kimseye anlatmamalı!''Konuylaılgılı hadısı serıfler asagıda yer almaktadırRüyada kadın görmek hayra, deve korkuya, süt dine, yeşil Cennete, gemi kurtuluşa, hurma rızka delalet eder.) [Ebu Ya’la] Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:(Kötü rüya gören kimseye söylemesin, şeytandan da Allahü teâlâya sığınsın.) [Müslim](Kötü rüya gören uyanınca sol tarafına üç defa tükürüp, şeytanın şerrinden Allahü teâlâya sığınsın. Bu takdirde rüya, ona zarar vermez.) [Müslim](Güzel rüya gören, hemen Allahü teâlâya hamd ve şükretsin! Kötü rüya gören, Allahü teâlâya sığınsın, rüyasını kimseye anlatmasın! O zaman rüyanın ona zararı olmaz.) [Dare Kutni](Rüyada başım kesildi, tabiri ne) diye sorana, Peygamber efendimiz buyurdu ki: (Bu şeytanidir. Kötü rüyayı, anlatmayın! Şeytandan Allahü teâlâya sığının!) [Müslim](Rüyasında hoşa gidici güzel şeyler gören, görüşü isabetli salih birine anlatsın! O da hayra yorsun!) [Beyheki](Rüya, tabir ilmini bilen bir dosta veya akıllı bir zata anlatılmalıdır!) [İ.Ahmed](Rüya nasıl tabir edilirse, öyle çıkar. Bunun için rüyanızı nasih veya âlime anlatın!) [Hakim] [Nasih, insanlara iyilik tavsiye eden, kötülükten sakındıran, nasihat eden kimsedir.]Bir kadın, gördüğü rüyayı Peygamber efendimize anlatır. (Yanında olmayan birine [kocana] kavuşursun) buyurur. Kocasına kavuşur. Başka bir zaman aynı rüyayı görür. Başkalarına tabir ettirir. Onlar da, (kocan ölecek) derler. Dedikleri gibi olur.Onun için rüyayı hayra yormalıdır! Rüya iyi ise, (hayırdır inşaallah) demeli, kötü ise, (Allahü teâlâ bu rüyanın şerrinden seni muhafaza etsin) demelidir! (Bostan)Görmediği rüyayı gördüm demek çok kötüdür. Çünkü hadis-i şerifte, (En büyük yalan, görmediği halde, “rüyamda şöyle gördüm” demektir) buyuruldu. (Buhari)mystical2009-11-01 10:42:03
YAŞANILAN RÜYALARGün içerisinde yaşadıklarımız etkisiyle gördüğümüz rüyalar:Bizi çok etkileyen , üzerinde çok düşündüğümüz, o konu ile gündüz haşır-neşir olduğumuz, çok merak ettiğimiz konular hakkında gece gördüğümüz rüyalar. Bunların bir kısmı yorumlanmaya değer olsada bir kısmı sadece ehvam ve kuruntudan ibarettir.ŞEYTANİ RÜYALARNet olmayan, karma karışık ve seçilmesi zor olan, bir konudan diğer konuya geçen, sadece korku yüklü olan, sarhoşken ve kendini bilmeden görülen rüyalar gibi. Şeytan tarafından insanı korkutmak için görülen rüyadır. Şeytani rüyalar yalan rüyalardır. BİLİNÇALTI RÜYALARKişi gündüzleri kendi kafasında kurduğu olayları, yaşadığı olayları gece rüyasında görebilir, buda şahısın kendisi tarafından farkında olmadan gördüğü rüyalardır. DOĞRU RÜYALARİnsanlara bir mesaj vermek için doğruca gösterilmiş, yorumu yapılması gereken, ibret ve ders alınması, iyi algılanması gereken rüyalar. mystical2009-11-01 10:43:33