kelebbek
07.11.2010, 04:21
biraz teknik dille yazilmis. bilim adamlari hala anne sutunun sirlarinin pesinde. ozellikle erkenden ek gidalara baslamayi dusunenler icin koyuyorum. tabiat ugramis en guzel en faydali besine ulasmis ama bizler muhallebi yese, tarhana corbasi icse, elma yese derdindeyiz...
Anne sütünün büyük bir bölümü bebekler tarafından sindirilemiyor. Bu da anne sütünün amacının bebeğin besin ihtiyacını gidermekten daha fazla bir hedefi olduğunu gösteriyor. Bu amaç bebeğin bağırsaklarındaki bakterilerin kompozisyonunu etkilemek. California Üniversitesi'nden Bruce German, Carlito Lebrilla ve David Mills anne, çocuk ve bağırsak mikropları arasındaki üç yönlü ilişkiyi araştırıyor. Bu üç araştırmacı ve meslektaşları anne sütünün sindirilemeyen kısmıyla beslenen Bifidobacterium longum adlı bir bakterinin bir alt türünü buldu. German, "Anne sütünün büyük bir kısmının bebeğin sindiremediğini fark edince çok şaşırdık. Anne sütünün bebek dışında başka organizmaları da beslemesi ve bu organizmaların da bebeği koruması çok akıllıca bir taktik. Anneler bebeklerin koruması için bir başka canlıyı besliyor" diyor. Tahminlere göre bebekler bifido bakterisinin bu özel türünü annelerinden alıyor ancak ilginç bir şekilde bu bakteri yetişkinlerde henüz bulunamadı. Anne sütünün sindirilemeyen bölümleri sütü oluşturan laktozun oluşturduğu karmaşık şeker moleküllerinden meydana geliyor. Bu karmaşık şeker molekülleri, laktoz molekülünün üstüne zincirleme bir şekilde başka şeker parçalarının eklenmesinden oluşuyor. Araştırmacıların 3 Ağustos'ta Proceedings of the National Academy of Sciences'da çıkan makalelerinde belirttikleri gibi, insan genomunda bu karmaşık şekerleri sindirmek için gerekli genler yok ancak bu genler bifido alt türünde var. Uzun süre, anne sütünün yüzde 21'ini oluşturan bu karmaşık şekerlerin biyolojik bir önemi olmadığı düşünülmüştü. Bifido alt türü beslenmenin dışında, bebeğin bağırsaklarına saldırabilecek zararlı bakterilere karşı koruma görevi görüyor. Karmaşık şekerler insan hücrelerinin zarlarında bulunan şekere çok benziyor. Annenin göğsünde oluşan karmaşık şekerler diğer şekerleri yaratan enzimlerin tıpa tıp aynısı. Zehirli bakteriler ve virüsler zardaki şekerlere yapışarak hücrelere zarar veriyor. Ancak bebeğin bağırsaklarındaki anne sütünden gelen karmaşık şekerlere yapıştıkları için bebeklere zarar veremiyorlar. Mills, "Bizce anne sütü bebeğin sindirim sisteminden bu karmaşık şekerlerin geçmesi için evrim geçirdi" dedi. German'a göre anne sütü, anne ve bebeği korumada çok önemli olduğu için evrimin etkin bir şekilde geliştirdiği inanılmaz bir ürün. "Anne, sütü yapmak için kendinden harcıyor. Gerçek anlamda, sütü üretmek için kendi dokusunu eritiyor" diyor. Bebek tehlikeli mikroplarla dolu bir dünyada gözlerini açıyor. Bağışıklık sistemi çok zayıf ve midesinde mikropların çoğunu yok eden mide asidi yok. German ve meslektaşları, anne sütünün 200 milyon yıllık memeli evrimiyle şekillendiği teorisi üzerinden hareket ediyorlar. Bu yüzden insan vücudunu en iyi ve en koruyucu şekilde nasıl beslenmesi gerektiğinin sırrını anne sütünde bulacaklarına inanıyorlar. Anne sütü bebekler için tasarlanmış olsa bile, ondan çıkartılan dersler yetişkinlere uyarlanabilir. Örneğin karmaşık şekerler belirgin bir şekilde bağırsak florasını etkiliyor. Sezaryenle dünyaya gelen veya erken doğan bebekler bifido alt türüne hemen sahip olmuyor ve bu açıdan bu araştırma onlara yardımcı olabilir. Uzun süre anne sütünün karmaşık şekerlerin tek kaynağı olduğu düşünüldü ancak yakın zamanlarda bu şekerler peynir üretiminde atık olan bir yan üründe de bulundu. Sütün içindeki proteinler de özel bir role sahipler. Alpha-lactalbumin adlı bakteri, tümörlü ve virüslü hücrelere saldırıyor ve onlara kaybettikleri kendilerini yok etme özelliğini kazandırıyor. Bebeğin sütten kesilmesiyle toplanmaya başlayan protein, aynı zamanda memeye kendini toparlayıp normal duruma geçmesi için de bir sinyal oluşturuyor. Araştırmacılar artık anne sütünün her bileşeninin özel ve önemli bir rolü olduğunu düşünüyor. Mills, "Tüm bileşenler orada bir amaca hizmet etmek için bulunuyor. Biz de bunların hangi amaç için olduğunu bulmaya çalışıyoruz. Bu yüzden Allah aşkına bebeklerinizi emzirin" diyor
Anne sütünün büyük bir bölümü bebekler tarafından sindirilemiyor. Bu da anne sütünün amacının bebeğin besin ihtiyacını gidermekten daha fazla bir hedefi olduğunu gösteriyor. Bu amaç bebeğin bağırsaklarındaki bakterilerin kompozisyonunu etkilemek. California Üniversitesi'nden Bruce German, Carlito Lebrilla ve David Mills anne, çocuk ve bağırsak mikropları arasındaki üç yönlü ilişkiyi araştırıyor. Bu üç araştırmacı ve meslektaşları anne sütünün sindirilemeyen kısmıyla beslenen Bifidobacterium longum adlı bir bakterinin bir alt türünü buldu. German, "Anne sütünün büyük bir kısmının bebeğin sindiremediğini fark edince çok şaşırdık. Anne sütünün bebek dışında başka organizmaları da beslemesi ve bu organizmaların da bebeği koruması çok akıllıca bir taktik. Anneler bebeklerin koruması için bir başka canlıyı besliyor" diyor. Tahminlere göre bebekler bifido bakterisinin bu özel türünü annelerinden alıyor ancak ilginç bir şekilde bu bakteri yetişkinlerde henüz bulunamadı. Anne sütünün sindirilemeyen bölümleri sütü oluşturan laktozun oluşturduğu karmaşık şeker moleküllerinden meydana geliyor. Bu karmaşık şeker molekülleri, laktoz molekülünün üstüne zincirleme bir şekilde başka şeker parçalarının eklenmesinden oluşuyor. Araştırmacıların 3 Ağustos'ta Proceedings of the National Academy of Sciences'da çıkan makalelerinde belirttikleri gibi, insan genomunda bu karmaşık şekerleri sindirmek için gerekli genler yok ancak bu genler bifido alt türünde var. Uzun süre, anne sütünün yüzde 21'ini oluşturan bu karmaşık şekerlerin biyolojik bir önemi olmadığı düşünülmüştü. Bifido alt türü beslenmenin dışında, bebeğin bağırsaklarına saldırabilecek zararlı bakterilere karşı koruma görevi görüyor. Karmaşık şekerler insan hücrelerinin zarlarında bulunan şekere çok benziyor. Annenin göğsünde oluşan karmaşık şekerler diğer şekerleri yaratan enzimlerin tıpa tıp aynısı. Zehirli bakteriler ve virüsler zardaki şekerlere yapışarak hücrelere zarar veriyor. Ancak bebeğin bağırsaklarındaki anne sütünden gelen karmaşık şekerlere yapıştıkları için bebeklere zarar veremiyorlar. Mills, "Bizce anne sütü bebeğin sindirim sisteminden bu karmaşık şekerlerin geçmesi için evrim geçirdi" dedi. German'a göre anne sütü, anne ve bebeği korumada çok önemli olduğu için evrimin etkin bir şekilde geliştirdiği inanılmaz bir ürün. "Anne, sütü yapmak için kendinden harcıyor. Gerçek anlamda, sütü üretmek için kendi dokusunu eritiyor" diyor. Bebek tehlikeli mikroplarla dolu bir dünyada gözlerini açıyor. Bağışıklık sistemi çok zayıf ve midesinde mikropların çoğunu yok eden mide asidi yok. German ve meslektaşları, anne sütünün 200 milyon yıllık memeli evrimiyle şekillendiği teorisi üzerinden hareket ediyorlar. Bu yüzden insan vücudunu en iyi ve en koruyucu şekilde nasıl beslenmesi gerektiğinin sırrını anne sütünde bulacaklarına inanıyorlar. Anne sütü bebekler için tasarlanmış olsa bile, ondan çıkartılan dersler yetişkinlere uyarlanabilir. Örneğin karmaşık şekerler belirgin bir şekilde bağırsak florasını etkiliyor. Sezaryenle dünyaya gelen veya erken doğan bebekler bifido alt türüne hemen sahip olmuyor ve bu açıdan bu araştırma onlara yardımcı olabilir. Uzun süre anne sütünün karmaşık şekerlerin tek kaynağı olduğu düşünüldü ancak yakın zamanlarda bu şekerler peynir üretiminde atık olan bir yan üründe de bulundu. Sütün içindeki proteinler de özel bir role sahipler. Alpha-lactalbumin adlı bakteri, tümörlü ve virüslü hücrelere saldırıyor ve onlara kaybettikleri kendilerini yok etme özelliğini kazandırıyor. Bebeğin sütten kesilmesiyle toplanmaya başlayan protein, aynı zamanda memeye kendini toparlayıp normal duruma geçmesi için de bir sinyal oluşturuyor. Araştırmacılar artık anne sütünün her bileşeninin özel ve önemli bir rolü olduğunu düşünüyor. Mills, "Tüm bileşenler orada bir amaca hizmet etmek için bulunuyor. Biz de bunların hangi amaç için olduğunu bulmaya çalışıyoruz. Bu yüzden Allah aşkına bebeklerinizi emzirin" diyor