|
|
| Bizi Takip Ediyormusunuz? Facebook - Twitter - Google + | Gebelik ve Annelik Forumuna Ucretsiz Uye Olmak Icin Buraya Tiklayiniz |
Aktif Konular Üye Listesi Takvim Arama |
| 0 - 12 ay | |
| |
|
| Sayfa 3 Sonraki >> |
| Yazar | Mesaj | ||
|
belma
Kidemli Uye
Kayıt Tarihi: 03-Haziran-2007 Konum: İstanbul Gönderilenler: 12471
|
Konu: 0-12 Yas ArsiviGönderim Zamanı: 20-Agustos-2009 Saat 09:45 |
||
|
Süt Dişleri Neden Önemlidir? Süt dişleri, kalıcı dişlerin sağlıklı bir biçimde oluşmaları ve sürmeleri için çok önemli rehber dişlerdir. Süt dişlerinin kökleri arasında çene kemiği içerisinde kalıcı dişlerin germleri yani tomurcukları bulunur. Bu tomurcuklar ilerde çocuğu ömür boyunca ağzında bulunacak olan kalıcı dişlerin taslaklarıdır. Süt dişleri bu tomurcukların sağlıklı bir şekilde gelişebilmesi için oldukça önemlidir. Süt dişindeki çürükler ve iltihap oluşumu sonradan çıkacak olan bu dişlerin oluşumunu ve gelişimini bozabilir ve bu dişlerde renk ve şekil bozukluklarına neden olabilir.
Ayrıca süt dişlerinde oluşan çürükler dişler arası mesafelerin kapanmasına neden olur. Bu durumda da çocuğun kalıcı dişleri çapraşık çıkabilir. Bu da ortodontik tedavi görmesine yani dişlerine tel takılmasına neden olabilir.
Bu
nedenle süt dişlerine nasıl olsa düşecek önemsiz dişler gözüyle
bakılmamalıdır. Çünkü süt dişleri ne kadar sağlıklıysa kalıcı dişlerde
o kadar sağlıklı olacaktır. Diş
temizliğinin sabah ve akşam olmak üzere günde iki kez dikkatli bir
şekilde yapılması gereklidir. Bu konuda önemli nokta gece fırçalamanın
yatmadan önce yapılmasıdır. Böylelikle diş fırçalamadan sonra
çocukların bir şey yiyip içmemesi sağlanmış olur. Ancak bebekler gece
boyunca da beslendiklerinden ağızlarında süt ya da mama artığı
kalmaması için biberon ya da emzirmeden sonra bir miktar su vererek
ağzın en azından temizlenmesi sağlanmalıdır. Düzenleyen mystical - 21-Agustos-2009 Saat 23:49 |
|||
|
İyiki varsın canım oğlum.Çınar'ımm
|
|||
|
|||
|
belma
Kidemli Uye
Kayıt Tarihi: 03-Haziran-2007 Konum: İstanbul Gönderilenler: 12471
|
Gönderim Zamanı: 18-Agustos-2009 Saat 16:42 |
||
Nitelikli Zaman
|
|||
|
İyiki varsın canım oğlum.Çınar'ımm
|
|||
|
|||
|
sedef_85
Kidemli Uye
Kayıt Tarihi: 25-Mart-2008 Konum: Ankara Gönderilenler: 16821
|
Gönderim Zamanı: 09-Mayis-2009 Saat 19:27 |
||
|
Çocuklarda Diş Çıkarma
Ortalama olarak ilk diş 7. ay ortalarında belirir.Ancak bazan ilk diş üçüncü ayda erkenden ortaya çıkarken, bazan da on ikinci ay, hatta sonrasına sarkabilir. Dişlerin çıkışı genellikle kalıtsal düzene uyar, yani sizin veya eşinizin dişleri erkenden çıkmışsa bebeğinizde de aynı şekilde olması olasıdır. Alttaki şekilde süt dişlerinin ortalama çıkış zamanlarını görebilirsiniz :
DİŞLER ÇIKARKEN NELER OLUR?
DİŞ ÇIKARKEN NELER YAPMALI?
Dr.Sıtkı EVRENKAYA
Düzenleyen mystical - 10-Mayis-2009 Saat 03:40 |
|||
|
12.11.2008/11.07 En kıymetlim |
|||
|
|||
|
keumcum
Kidemli Uye
Kayıt Tarihi: 09-Temmuz-2008 Konum: İstanbul Gönderilenler: 4833
|
Gönderim Zamanı: 13-Nisan-2009 Saat 10:41 |
||
|
Anne sütünün koruması...
Bebeğe, enfeksiyonlara ve besin alerjilerine karşı direnç kazandıran anne sütünün bir yararı daha kanıtlandı. Finli araştırmacılar, uzun dönem gözlemlerinden sonra, meme emen bebeklerin buluğ çağında ve sonrasında da daha sağlıklı olduklarını açıkladılar. Bebekken sadece bir ay süreyle meme emmiş olan 17 yaşındaki gençlerin yüzde 40'ında astım, egzama ve besin alerjileri görülürken, meme yerine biberon emmiş olan gençlerde aynı hastalıkların görülme yüzdesi 65... Doktorlar, emzirmenin hayat boyu koruma sağladığını belirtiyorlar |
|||
|
nosi şuka varonçi megiûxa üaybana :))))
|
|||
|
|||
|
keumcum
Kidemli Uye
Kayıt Tarihi: 09-Temmuz-2008 Konum: İstanbul Gönderilenler: 4833
|
Gönderim Zamanı: 13-Nisan-2009 Saat 10:03 |
||
|
Çocuğunuzun zekasını açacak 25 yol |
|||
|
nosi şuka varonçi megiûxa üaybana :))))
|
|||
|
|||
|
belma
Kidemli Uye
Kayıt Tarihi: 03-Haziran-2007 Konum: İstanbul Gönderilenler: 12471
|
Gönderim Zamanı: 12-Nisan-2009 Saat 00:16 |
||
|
Bebeklerin Stres Yaşaması
Bebeğin yeme ve barınma ihtiyaçlarının giderilmesine rağmen stres yaşaması mümkündür... Çocuklarda ilk stres doğumla birlikte yaşanır. Bebeğin ağlaması onun anne rahminin sıcaklığı ve rahatlığından dış dünyanın soğukluğu ve inciticiliğine bir tepkidir. Bebeği depresyona itecek nedenler nelerdir? Bebeği depresyona itecek en önemli neden anne yoksunluğudur. İlk altı ayda anne birden ayrılırsa üç dönem belirti gösterir. Protesto dönemi : Sürekli ağlar, dindirilemeyen ve yatıştırılamayan ağlamalar vardır. Yanına biri yaklaştığında susar ama annesi olmadığını anladığı zaman tekrar ağlamaya başlar. Kısa süreli sustuğunda biri yanına yaklaşırsa yine ağlamaya başlar. Sustuğu anda yüzünde yorgun üzgün ifade vardır. Depresyon dönemi: İştah azalır, kilo kaybetmeye başlar. Fizik gelişme durur, kusma ve ishal olabilir. Muhtemelen beyin büyüme hormonunu yeterli miktar salgılamamaktadır. Bunun sonucu mutlu olmayan çocuğun beden gelişimi de yavaşlayacaktır. Çocuk gözlemlendiğinde küskün ve üzüntülü görünüm sergiler. NE KADAR AYRI KALDINIZ? İçe kapanım dönemi: 2. aydan sonra anne yoksunluğu devam ediyorsa bebek içine kapanmaya, duygusal tepkiler küntleşmeye başlar. Çevrede olanlara ve yanına yaklaşanlara ilgisiz kalır. Dünyadan soyutlanıyor gibidir. Bu durum büyüklerin şizofrenik bozukluğuna benzer bir tablodur. ANNE-BEBEK BAĞI Anne ile bebek arasında olağanüstü bir ruhsal bağ vardır. Bu ruhsal bağ çocuğun beyin ve beden gelişimi için temel gıdadır. Sevgisini ilgisini veren anneler çocuklarının beyin lerinde sevgi kanallarının açılmasını, çocuklarının beyinlerinin mutluluk hormonları salgılamasını sağlarlar. YUVA HASTALIĞI VURUYOR Anne uzun süre hastanede yatabilir veya ayrılmak zorunda kalabilir. Böyle durumlarda çocukla teke tek sevgi bağı olan bir ilişki annenin yerini tutacaktır. Burada teke tek ilişki önemlidir. Yuva ortamında sürekli bakıcı değiştiği için bu sağlanamaz ve bazı belirtiler başlar. Çucuğun psikolojisi bozulur sevilmediğini düşünür. YALANCI ZEKAYA DİKKAT Yuva hastalığı (Hospitalizm) içindeki çocukların çevreye ilgileri azalmıştır, geç ve güç uyarılırlar, oturdukları yerde sallanırlar, geviş getirme gibi hareketler yaparlar, kafa sallarlar, vurmaları vardır. Bu vurmalar kendi kendilerini uyarma çabalarıdır. Parmak emmek, sallanmak gibi bedensel zevk kaynaklarına yönelirler. Zeki oldukları halde yalancı bir zeka görünümü verirler. Boy ve kiloları yaşıtlarına göre geridir beslenme ve bakım iyi olsa da ani ölümler çok olur. ANNEYİ KAYBETME KORKUSU Çocuk kendisine bakım veren kişiye derin bir bağlanma gösterir. Bu yetersizliğin ve çaresizliğin kaçınılmaz sonucudur. Bakım veren kişi, yani kendisini güvende hissettiği kişi ki bu çoğunlukla annedir onu dövebilir. Dövdüğü halde tekrar annesinin kucağına sığınır. Bu çocuğun en mutlu anlarından birisidir. BAĞLANMA AYRILMA İLİŞKİSİ Çocuğa bakım veren kişinin kısa veya uzun süre ayrılması hayatın kaçınılmaz bir parçasıdır. Bu bağlanma-ayrılma ilişkisi insanın ileri yaşlardaki hayatına yön veren temel bir ilişkidir. Evlendiğinde veya askere gittiğinde uyum sağlayamayan, okul korkusu çeken çocuklar ve gençlerde bağlanma-ayrılma ilişkisini tam olgunlaştıramamak gerçek nedendir. BİREYSELLEŞME BAŞLAR Böyle insanlarda bağlandığı ve sevdiği kişiyi kaybetme korkusu vardır. Bu korku ve sıkıntı yaşamın kaçınılmaz parçasıdır. Hayatın normal sürecinde bu korku çocuğu geliştirecektir. Bireyselleşmeye itecektir. Prof. Dr. Nevzat TARHAN Alıntıdır |
|||
|
İyiki varsın canım oğlum.Çınar'ımm
|
|||
|
|||
|
belma
Kidemli Uye
Kayıt Tarihi: 03-Haziran-2007 Konum: İstanbul Gönderilenler: 12471
|
Gönderim Zamanı: 12-Nisan-2009 Saat 00:07 |
||
|
Bebeğiniz
olduktan sonra onun genel görünüm ve davranışlarını çok iyi takip
etmeniz gerekecek. Ancak bu sayede normal dışı davranıp davranmadığını,
hasta olup olmadığını anlarsınız. Çok iyi bir gözlemci olmalı ,
şüphelendiğiniz bir durumda hemen doktorunuza başvurmalısınız. GECİKMEYE GELMEZ DURUMLAR
ACİL DURUMLAR
|
|||
|
İyiki varsın canım oğlum.Çınar'ımm
|
|||
|
|||
|
belma
Kidemli Uye
Kayıt Tarihi: 03-Haziran-2007 Konum: İstanbul Gönderilenler: 12471
|
Gönderim Zamanı: 07-Nisan-2009 Saat 14:46 |
||
|
Çocuk Yetiştirme Rehberi
Atatürk tüm çocuklara 23 Nisan Milli Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nı hediye ederken, onların birbirleriyle ve dünya çocukları ile bütünleşmesini arzu ediyordu. İşte çocukların gününde, ebeveynlere özel mutlu, kendine özgüveni olan, sosyal adaptasyonu yüksek çocuklar yetiştirme yolları.. Çocuklarınızı iyi yetiştirme konsuunda şüpheleriniz olursa, ara verin ve bu listeyi gözden geçirin. Onu her zaman kucaklayın ve 'seni seviyorum' deyin... Özellikle yeni anneler yenidoğan bebeklerinine dokunmaya korkarlar. Dokunmak en az beslenme kadar yararlıdır. Son dönemlerde bebeğinize masaj yapmanın da çok yararlı olduğu belirtiliyor. Çocuklarınıza sık sık sarılmanız aranızda duygusal bir bağın oluşmasını sağlar. Özellikle gece yatarken hikayeler okuyun, şarkılar söyleyin.. Hikaye okumanın ve şarkılar söylemenin 2 türlü faydası vardır. Hikayeler, çocuğunuzun dil gelişimine ve dile hakim olmasına yardımcı olur. Hikaye okurken hikayedeki tüm aksiyonlarla ilgili, özellikle resimler üzerinden giderek çocuğunuzla konuşabilirsiniz. İkinci yararı da çocuklara gündelik yaşamını yapılandırması açısından yardımcı olmasıdır. Düzenli olarak yatma vaktinde veya yemekten önce şarkı söylediğinizde bebeğiniz daha sonraki aşamayı sezer. En son yapılan araştırmalara göre uzmanlar ailelerine, bebeklerini yatırmadan yarım saat önce banyo, masaj sonrasında şarkı veya hikaye okumalarını öneriyor. Düzenli olarak bunu uyguladığınızda bebeğiniz üçüncüsünde rutine alışacaktır. Bunun karşılığında bebeğiniz geceleri daha rahat uyuyacak ve daha az uyanacaktır. Bebeğinizle o konuşmaya başlamadan sohbet edin... Bebeğiniz doğduktan sonra kendiniz ve hayatta bilmesi gerektiğini düşündüğünüz herşey hakkında onunla konuşun. "Ben senin babanım, bu da senin annen. Annenin matematiği iyi değildir. İleri de ev ödevin olduğunda sana ben yardımcı olacağım" diyerek başlayabilirsiniz mesela.. Sonrasın da dışarı çıkarken, "Şimdi üzerini değiştireceğiz, daha sonra yürüyüşe çıkacağız, daha sonra alışverişe gideceğiz, daha sonra öğle yemeği için geri geleceğiz" diye belirtin. Büyüdüğünde birlikte ne yapacağımızı biliyor olacak. Bebeğiniz dili ağlayarak öğrenmeye başlar. Bu dönem oldukça kritiktir. Onunla iletişim kurmanın bir yolunu bulmalısınız. 'Çok açsın anlıyorum. Güzel, bir dakika beklersen hazır olması bir saniye sürecek' diyerek ona kelime ve konseptleri öğretebilirsiniz. Bebeğinizin rutin bir yaşamı olursa ağlamayacak ve kendini güvende hissedecektir. Bebeğinizi övün Onu övmeniz kendine olan güvenini yapılandırmak için iyi bir yoldur. 8-9 aylık dönemleirnde onun yaptıklarını alkışlayarak özgüven kazanmasını sağlayabilirsiniz. Ona yürüme tarzızı öğretin Çocuğunuza'teşekkür ederim', 'lütfen' sözcüklerini telkin etmek her ikiniz içinde harika olacaktır. Sizin çocuğunuzun yaptığı zararların farkında olduğunu anlamanızı sağlar. 'Anneciğim, çikolatalı süt alabilir miyim?' dediğinde yetişkinlerin dünyasın adapte olduğunu anlarsınız. Çocuğunuz neyi isteyip istemeyeceğini, hareket sınırlarını anlayacak ve terbiyeye saygı duyacaktır. Çocukların sanatsal dünyasını keşfedin Çocuğunuzun yaratıcılığını sağlamlaştırmak için ona güzel şeyler söyleyin. Övgü sizin dışınızdaki kişilerden de gelebilir. Çocuğunuzun yaptıklarını övmek onu yeni şeyler yapması için cesaretlendirecektir. Bebeğiniz ağlamasına yanıt verin Özellikle 3 yaş civarında çocuklar çok ağlarlar ve aileleri onların şımarıklık yaptıklarını düşünerek üzülürler. Hiç kimse şımarık çocuk istemez. Dünyanın güvenilir ve güvenli olduğunu hissetmeleri sağlamak sizin işiniz. İlk yıllardaki şımarıklıkları için üzülmeyin. İlk doğum gününden sonra ağlamanın ona birşey kazandırmayacağını öğretin. Düzenli olarak pediatristinize başvurun Çocuğunuzun gelişimi, varsa sorunları hakkında düzenli olarak pediatristinizle görüşün. Bu ziyaretler doğrultusunda çocuğunuz hakkındaki endişeleriniz ve huzursuzluğunuzdan kurtulacak, dolayısıyla çocuğunuz da kendini daha rahat hissedecek. Diğer çocuklarla iletişim kurmasını sağlayın Çocuğunuzun oyun gruplarına katılarak diğer çocuklarla paylaşmayı öğrenmesini sağlayın. Çocuklar 2 veya 3 yaşlarını dolduruncaya kadar diğer çocuklarla oynamak istemezler. Onun diğer çocukların da iyi olduğunu anlamasını sağlayın. Oyun oynarken yanında durmayın, onu görebileceğiniz fakat onun bunu bilmediği bir yerden çocuklarla nasıl anlaştığına bakın. Çocuğunuzun yaşıtlarından daha çok sizinle olmak istediğini ve ayrılmakta zorlandığını düşünüyorsanız onun diğer çcouklar ve yetişkinlerle daha fazla bir arada olmasını sağlayın. Özel günlerde birlikte olmaya ve kutlamaya özen gösterin Çocuklar rutin ve tekrarı sever. Doğum günü şarkıları, kekleri, hediyeleri onları heyecanlandırır. Aslında tüm bunlar onun arkadaşları ve aile büyükleri ile bir arada olmasını, onları tanımasını ve sosyalleşmesini sağlar. Alıntı |
|||
|
İyiki varsın canım oğlum.Çınar'ımm
|
|||
|
|||
|
belma
Kidemli Uye
Kayıt Tarihi: 03-Haziran-2007 Konum: İstanbul Gönderilenler: 12471
|
Gönderim Zamanı: 07-Nisan-2009 Saat 14:37 |
||
|
Hacettepe Üniversitesi
Çocuk Sağlığı Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Elif Özmert bebeği yüz
üstü yatırmanın Ani Bebek Ölümü Sendromu riskini 9 kat artırdığını
söyledi.
Ani bebek ölümleri Ani Bebek Ölümü Sendromu (ABÖS) ile bebek ölümlerine neden olan diğer riskler konusunda Prof. Dr. Özmert 1 yaşından küçük bebeklerin hiç bir hastalığı olmaksızın yatağında ani olarak ölmesi durumuna Ani Bebek Ölümü Sendromu (ABÖS)denildiğini belirterek bu ölümlerin sebeplerinin çok iyi bilinmediğini söyledi. Özmert ABÖS hakkında çalışmaların bazı uygulamaların ani bebek ölümü riskini artırdığını ortaya koyduğunu dile getirdi. Yeni doğan döneminde meydana gelen ölümlerde bebeğin yatağı ve yatma şeklinin belirleyici olduğunu belirten Özmert şunları söyledi: "Bebeği yüz üstü yatırmak ani bebek ölümü sendromu riskini 9 kat artırıyor. Küçük bebekler yüz üstü pozisyondayken uyku sırasında solunum merkezleri ve dolaşım merkezlerini yeterince denetleyemeyebiliyorlar. Yapılan çalışmalarda aniden ölen bebeklerin diğer bebeklerle karşılaştırıldığında 9 kat daha fazla yüzüstü yatırıldıkları görülmüş. Anne ve babalara bebeklerini besleyip gazını çıkarttıktan sonra sırt üstü yatırmalarını öneriyoruz. Yan yatırmada bile bir miktar risk var." Bebek yataklarının önemi Bebeklerin yatakta boğulmalarına yol açan nedenlerden birinin de yatağın yumuşak olması olduğunu ifade eden Özmert yan bile yatırılsa yatak yumuşaksa bebeğin ağzı veya yüzünün yatağın içine gömülebileceğini bebeğin havasız kalıp ölme ihtimalinin artabileceğini anlattı. "Bebek yatakları kesinlikle sert olmalı" diyen Özmert oyun parkı gibi başka amaçlar için üretilen eşyaların yatak olarak kullanılmasını kesinlikle önermediklerini vurguladı. Yatağın içine konulan her türlü süs eşyası yastık ve oyuncaklar ile yatağa asılan nazar boncuklarının da kazalara ve boğulmalara sebep olabildiğini belirten Özmert şöyle devam etti: "Bir yayında şöyle bir örnek vardı: Annenin saçı bebeğin parmağına dolanmış bebeğin elinde de eldiven var. Bebek sürekli ağlıyor. Aile nedenini bulamıyor. Doktora ***ürüyorlar. Doktor bir bakıyor saç teli bebeğin parmağına dolanmış ve parmak kangrene dönüşmüş. Yani bir saç teli bile bebeğin parmağının kopmasına neden olabilir. Bu nedenle aileler çok dikkatli olmalı. Yatağın içinde bebeğin ve üzerine örtülecek örtünün dışında bir şey konulmamasını tavsiye ediyoruz. Yatağın içine süs amaçlı gereksiz hiç bir şey konulmamalı. Ayrıca beşiğin kenarlarının genişliği bebeğin başının çıkamayacağı kadar dar olmalı ve yatakla beşik arasında boşluk bulunmamalı. Bebek elini ayağını başını o boşluğa sokup kendini yaralayabilir." "Sigarasız ev sigarasız araba" Bebeğin sigara dumanına maruz kalmasının da Ani Bebek Ölümü Sendromu riskini 3-4 kat artırtığını belirten Özmert çocuğun yanında sigara içilmesinin yanı sıra çocuğun yaşadığı evde sigara içiliyor olmasının da o bebeğin sigaraya maruz kaldığını gösterdiğini söyledi. Özmert sigaranın bebeklere verdiği zararları şöyle anlattı: "Sigarayı sokakta bile içseniz akciğerlerinizde depolanmış hava ile solunumu verdiğiniz zaman sigaranın içindeki zararlı maddeleri bebeğin bulunduğu ortama bırakmış oluyorsunuz. Hatta üzerinize sinen dumandan bile sigaradaki zararlı maddeler bebeği etkileyebiliyor. Aileler kendi sağlıklarının yanı sıra çocuklarının sağlığı için mutlaka sigarayı bırakmalılar. "Ben sigarayı mutfakta ya da tuvalette içiyorum" bahanesi kesinlikle geçerli değil." Özmert aileleri bebekleri yanlarında iken arabada hatta açık hava da bile sigara içmemeleri konusunda uyararak "Şu sloganı benimsemekte fayda var sigarasız ev sigarasız araba" diye konuştu. "Bebeği normal giydirin" Yeni doğan bebeklerin ilk bir kaç ayda terleyemediklerini ve titreyemediklerini yani vücut ısılarını ayarlayamadıklarını anlatan Özmert şunları söyledi: "Dolayısıyla bebekler çevre ısısı neyse bunu vücutlarına yansıtırlar. Bu yansıtmadan kaynaklanan zararları en aza indirebilmek için bebeğin odasının sıcaklığının 22-24 derece civarında tutulması gerekir. Ayrıca bebeklere normal kıyafetler giydirilmeli. Eğer yeni doğan bebekler soğuktaysa mutlaka şapka giydirilmelidir. Bebekleri fazla giydirmek fazla ısıya maruz bırakmak Ani Bebek Ölümü Sendromu riskini artırıyor." |
|||
|
İyiki varsın canım oğlum.Çınar'ımm
|
|||
|
|||
|
belma
Kidemli Uye
Kayıt Tarihi: 03-Haziran-2007 Konum: İstanbul Gönderilenler: 12471
|
Gönderim Zamanı: 07-Nisan-2009 Saat 14:33 |
||
|
Enfeksiyon
hastalıkları ile birlikte görülen ateş tek başına bir hastalık değil
bir bulgu. Altta yatan hastalığın işareti olabileceğinden, ateşin
gerçek sebebinin bulunması gerekiyor. Bebeklik ve çocukluk çağında anne
ve babaları en çok endişelendiren durumların başında “ateş” geliyor.
Aileler kendilerinde telaş uyandıran bu durumla sık sık karşı karşıya
geliyor. Zaten enfeksiyon hastalıkları en sık olarak bağışıklık sistemi
olgunlaşmasını henüz tamamlamamış olan 3 yaşın altındaki bebek ve
çocuklarda görülüyor. Bu açıdan anne ve babaların ateşin nasıl
oluştuğu, nasıl ölçülüp değerlendirildiği, ateşe neden olan ciddi
bakteri enfeksiyonlarının belirti ve bulgularının neler olduğu, ne
zaman ve nasıl tedavi edilmesi gerektiği konularında bilgi sahibi önem
taşıyor. Ateşten şüphelenildiğinde, çocuğunuzun mutlaka vücut ısısı
ölçülmelidir
Ateş nedir? Vücut ısısı, normal seviyenin üzerine çıktığında ateş olarak adlandırılıyor. İnsanlar için ortalama normal vücut ısısı 37 ° C olarak kabul ediliyor. İnsanlar iç vücut ısılarını çok iyi kontrol ediyor. Beyindeki hipotalamus, termostat gibi görev yaparak vücut ısısını dengeliyor. Hipotalamus, vücut ısısını yüksek dereceye ayarladığında ateş oluşuyor. Bazı durumlarda, vücut ısısının artmış olması enfeksiyon ile savaşmada yardımcı olurken, bu her zaman geçerli değildir.” Anne ve babalar ateş konusunda çok endişeli davranıyorlar. “Eğer çocuğunuzun vücut ısısı ; makattan 38 ° C üzerinde, kulaktan 37.8 ° C, koltukaltından 37.2 ° C üzerinde ise, ateşli kabul edilebilir. “ Ateşli çocuğun tedavisi 3 ay ve altındaki tüm bebeklerin mutlaka tıbbi değerlendirilmesi gereklidir. Susuzluğu engellemek için, vücut sıvısını eksik bırakmamak gerekir. Yüksek ateş, özellikle küçük çocuklarda hızlı su kaybına sebep olarak dehidratasyon yaratabilir. Su, çorba, meyve suları verilebilecek iyi seçeneklerdir. Yemek istemeyen çocuklar beslenmek için zorlanmamalıdır. Çocuğunuz ne yemek istiyorsa kabul edilebilir miktarlarda izin verilmelidir. Okula giden çocuklar ateş 24 saat yükselmeyinceye dek evde istirahat etmelidir. Alın, şakaklar, koltukaltı, kasıklar ve bacak arkalarına ıslak ve ılık kompres uygulanması, ateşi düşürmede oldukça etkili bir yöntemdir. Soğuk su ve alkol, ateşte daha fazla yükselmeye sebep olabilecek titreme yaratacağından, kullanılmamalıdır. Uygulanan kompresler sık sık değiştirilmelidir. Aşırı kıyafet giydirme, ateşin daha fazla yükselmesine neden olabileceğinden, çocukları çok az giydirmeli, uyuturken giysiler daha da azaltılmalıdır. Terletme yöntemi ile ateş düşürülemeyeceği gibi, daha fazla zarar verebileceği unutulmamalıdır. 38,9 ° C den daha düşük vücut ısısına sahip ateşli çocukların çoğunda; eğer çocuğun genel durumu iyi ise, ilaç ihtiyacı olmayabilir. 38,9 ° C üzerinde ateşli ise, asetaminofen veya ibuprofen içeren ateş düşürücüler, doktorunuza danışılarak çocuğunuzun yaşı ve kilosuna göre verilebilir. Reye sendromu olarak bilinen ani karaciğer ve beyin hasarı ile seyreden hastalığa neden olduğu için, 12 yaş ve altındaki çocuklarda aspirin, ateş düşürücü olarak önerilmemektedir. Ne zaman doktor aranmalı? Doktorunuzu aramak için sizi harekete geçirecek ateş; çocuğunuzun yaşına, mevcut olan hastalığına ve ateşle beraber eşlik eden diğer bulguların varlığına göre değişiklik gösteriyor. Bu açıdan çocuğunuzun durumu hakkında yorum yapmakta zorluk çektiğinizde en iyi yöntemin, doktorunuza danışmak olduğu unutmayın. 3 ay veya daha küçük bebeğinizin ateşi makattan 38 ° C ve üzerinde ise; 3-6 aylık bebekte 38,3 ° C ve üzeri olan ateşte, 6 aydan büyük bebekte 40 ° C ateş ölçülüyorsa Ateşle beraber çocuğunuzda susturulamayan sürekli ağlama, ateş düşmesine rağmen huzursuzluğun devam etmesi, sürekli uyuklama hali, bilinç bulanıklığı ve sayıklama, ateşle beraber vücutta kızarıklık bulguları varsa, Bebekte susuzluk bulguları (ağlarken gözyaşı olmaması, bıngıldakta çöküklük, dudak ve ağız içi kuruluğu, idrar miktarında azalma gibi) mevcutsa Daha öncesinde veya ateşli iken havale geçirmiş ise, 72 saatten daha uzun süre ateşi devam ediyor ise, Ateşle beraber öksürük, kulak ağrısı, boğaz ağrısı, ense sertliği, sık idrara çıkma, idrar renginde değişiklik, karın ağrısı, kusma, ishal, eklemlerde kızarıklık, eklem hareketlerinde kısıtlılık ve şişme mevcut ise, doktorunuzu mutlaka aramalısınız. |
|||
|
İyiki varsın canım oğlum.Çınar'ımm
|
|||
|
|||
|
belma
Kidemli Uye
Kayıt Tarihi: 03-Haziran-2007 Konum: İstanbul Gönderilenler: 12471
|
Gönderim Zamanı: 07-Nisan-2009 Saat 14:33 |
||
|
Çok soğuk ve belli bölgelere konup bırakılan bezler titremeye neden olarak ateşin daha da yükselmesine yol açar
Alkol ve sirke ile vücudu silmek Üşüyebilir korkusu ile giysilerini çıkartmamak ve daha çok giydirmek Çok sicak veya çok soğuk içecekler vermek Yanlış ateş düşürücü kullanmak Aşırı dozda veya eksik dozda ilaç kullanmak Uygun aralıklarda ateş düşürücü kullanmamak 12 yaş altındaki çocuklarda viral enfeksiyonlar olduğunda doktora danışmadan aspirin kullanmak |
|||
|
İyiki varsın canım oğlum.Çınar'ımm
|
|||
|
|||
|
belma
Kidemli Uye
Kayıt Tarihi: 03-Haziran-2007 Konum: İstanbul Gönderilenler: 12471
|
Gönderim Zamanı: 07-Nisan-2009 Saat 14:31 |
||
|
Bir anlık öfke bebeğinizin ölümüne yol açabilir Ağlayan bebek karşısında öfkesine hakim olamayan ebeveynler, şiddetle sarstıkları bebeklerinin ağır nörolojik (zihinsel) engelli olmasına neden olabiliyor. Çocuk istismarı sayılan ‘Sarsılmış Bebek Sendromu’na maruz kalan her üç bebekten biri ölüyor. ANKARA - Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Sosyal Pediatri Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Gazi Üniversitesi Çocuk Sağlığı Merkezi Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Figen Şahin, bebeğin hırsla sarsılmasının ciddi zararlara yol açabileceğini söyledi. Bazı ailelerin, sürekli ağlayan bebekleri nedeniyle çileden çıkıp, bebeği kollarından ya da göğüslerinden tutarak salladıklarını belirten Şahin, bu olay sonucu ortaya çıkan sarsılmış bebek sendromunun tahmin edilenden daha sık karşılaşılan bir durum olduğunu bildirdi. Ebeveynlerin bunu bilinçli yapmadıklarını ifade eden Şahin, “Sarsılmış bebek sendromu çocuk istismarının çok özel bir türü. Çünkü ebeveynler bunu kasti yapmıyorlar, ancak bu konuda bilinçli olunması gerekiyor. Bebeklerin özellikle ilk 3 aylarında kolik sancı dediğimiz, ağlamalarının durmadığı, ebeveynler için yorucu olan bir dönem vardır. Bu dönemde pek çok anne-baba bunu yapıyor olabilir. Kimse bunu itiraf etmek istemiyor. Hafif olan durumlar bulgu da vermeyeceği için hekimler anlayamayabiliyor” diye konuştu. Sendromdan ciddi şekilde etkilenen bebeklerde ise çok ağır bulgulara rastlandığına işaret eden Şahin, bebeğin ölümüyle sonuçlanan vakalar dahi bulunduğunu bildirdi. 2 YAŞINDAN KÜÇÜKLER DAHA BÜYÜK RİSK ALTINDA Bebeklerin başlarını kontrol etmekte zorlandığı ve boyun kaslarının güçlü olmadığı dönemlerin riskli olduğunu anlatan Şahin, “Ebeveynlerin bir anlık öfkeleri sonucu sarstıkları bebeklerinin başı, öne arkaya çok şiddetli sallanıyor. Sarsılma esnasında beyin de kafatası içerisinde öne arkaya gidiyor. Bebeklerin beyinleri daha yumuşak, sıvımsı bir yapıda olduğu için beyindeki kan damarları ve sinir hücreleri kopuyor. Buna bağlı olarak da beyin kanaması ortaya çıkıyor. Bebeğin gözle görülür bir yarası olmamasına rağmen, beyin ve göz altı kanamaları gibi bulgular sarsılmış bebek sendromunu gösterebilir. Burada hekimlerin bilgili olması çok önemli” diye konuştu. Şahin, özellikle 2 yaşından küçük olan bebeklerde dikkatli olunması gerektiğini, ancak nadir de olsa 5 yaşın altındaki bebeklerde de sarsılmış bebek sendromunun yaşanabileceğini kaydetti. “Öfkeyle sarsılan, sarsılmış bebek sendromuna maruz kalan bebeklerin yaklaşık 3’te biri ölüyor, 3’te biri ağır nörolojik engelli kalıyor, 3’te biri de çok hafif bir şekilde, herhangi bir hasar olmadan atlatabiliyor” diyen Şahin, bebeğe ciddi zararlar vermesi, hatta ölümüne yol açabileceği için sendromunun çocuk istismarı alanına girdiğini belirtti. SEVERKEN YAPILAN SARSMALAR Türk toplumunda bebeklerin genellikle havaya fırlatılarak, hoplatılarak sevildiğini anlatan Şahin, “Bebek sevilirken çok şiddetli sarsılıyorsa belki bu bebeklerde de olabilir ama öfkeyle sarsmanın şiddeti çok farklı. Onun için ayakta sallarken, elimizde sallarken çok şiddetli olmamasına dikkat edersek bu durumlarda birşey olmaz. Daha çok öne arkaya şiddetli ve öfkeyle sarsılma durumlarında olur” diye konuştu. Ailelerin böyle bir olayın bebeğe ne kadar zarar verebileceğini anlamaları gerektiğine dikkati çeken Şahin, bebeklerin ağlama nöbetlerinde ebeveynlerin yapması gerekenleri şöyle anlattı: “Çok yorgunluk ve uykusuzluk öfkeyi kontrol etmeyi güçleştirir. Bebeklerin ilk ayları zor bir dönemdir. Hele de huysuz, çok ağlayan bir bebekleri varsa, ebeveynler, öncelikle en yakınlarından yardım istemeli. Aile yakınlarından destek olanağı varsa, onlar 1-2 saatliğine bebekle ilgilenirken ebeveynler dinlenmeli. Eğer yardım alınacak biri yoksa ve bebek çok ağlıyorsa, anne ya da baba öfkesini kontrol edemediğini hissediyorsa, bebeği yatağına bırakıp, odanın kapısını kapatıp bir süre orada bırakmalı ve öfkesi dinene kadar başka bir yerde sakinleşmeli. Öfke kontrolü yapabilmek çok önemli. Ailelerin bunu öğrenmeleri veya bu konuda yardım almaları gerekiyor.” Çok genç anne baba olmuş, eğitimsiz, yoksul, iş yükü fazla, evde çok sayıda çocuğu olan ebeveynlerde riskin arttığına dikkati çeken Şahin, öfke faktörünü arttıran her nedenin riskin biraz daha artmasına neden olduğunu, bu nedenle ebeveynlerin mümkün olduğunca kendilerini hazır hissetmeden anne baba olmamaları, bakabilecekleri kadar çocuk yapmaları, özellikle bebeğin ilk dönemlerinde aileden veya çevreden sosyal destek alabilmelerinin önemli olduğunu kaydetti. Hastalara, kendilerine danışan ailelere sarsılmış bebek sendromu ile ilgili bilgi verdiklerini belirten Şahin, bu konuda daha yaygın, geniş kitlelere ulaşabilecek bir kampanya yapılması gerektiğini de sözlerine ekledi. |
|||
|
İyiki varsın canım oğlum.Çınar'ımm
|
|||
|
|||
|
Aykiz__
Moderatör
Kayıt Tarihi: 07-Nisan-2008 Konum: Fransa Gönderilenler: 54633
|
Gönderim Zamanı: 30-Mart-2009 Saat 23:41 |
||
|
|||
|
|||
|
belma
Kidemli Uye
Kayıt Tarihi: 03-Haziran-2007 Konum: İstanbul Gönderilenler: 12471
|
Gönderim Zamanı: 24-Mart-2009 Saat 17:38 |
||
|
Etiler Memorial Polikliniği Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Gökhan
Mamur, 'bebeklerde diş çıkarma' ile ilgili önemli bilgiler verdi: "Diş, dişetine
yaklaştıkça o bölgede kızarıklık ve şişlik olur. Bazı dişler, diğerlerine oranla
daha ağrılı çıkar. İlk çıkan diş, bazen en kötüsüdür. Diş çıkarırken şu
belirtiler görülebilir:
* Artan tükürük. * Uyku düzensizliği. * İştahsızlık. * Bebeğin ellerini ısırması. * Ağız çevresinde hafif. döküntü ve huzursuzluk. * Sıkıntı çeken bebeğin diş etine hafif basınç uygulanırsa, bebekte bir rahatlama görülür. |
|||
|
İyiki varsın canım oğlum.Çınar'ımm
|
|||
|
|||
|
pinar35
Kidemli Uye
Kayıt Tarihi: 06-Ekim-2008 Konum: İzmir Gönderilenler: 39879
|
Gönderim Zamanı: 17-Mart-2009 Saat 18:47 |
||
|
Anne Sütü Nasıl Saklanır?
Anne sütünü saklamanın püf noktaları.. Sağılan Anne Sütü; ODA ISISINDA 8 SAAT; BUZDOLABINDA 72 SAAT; DERİN DONDURUCUDA 3-4 AY SAKLANABİLİR. Burada dikkat edeceğiniz hususlar; Sütü, bebeğin içebileceği miktarlarda küçük kaplarda saklayın. Bebek; küçük miktarlarda ayırdığınız sütün tamamını içemediyse kalan sütü tekrar buzdolabına koymayın, artanını atın. Süt; ocakta altını yakıp doğrudan ısıtılmaz; benmari usulüyle ısıtılır. NOT: Benmari yönteminde ocağın üstüne içi su dolu küçük bir tencere konur. İçi sütünüzle dolu kap bu suyun içine konularak ısıtılır. Sütün kaynamasına izin vermeyin! Düzenleyen mystical - 17-Mart-2009 Saat 21:05 |
|||
|
Elif Naz'ım.... Nazlı Kızım.........
04.05.2009 Pazartesi 08:30 da dünyamı aydınlattın Meleğim... Bitanecik kızçem seni çok seviyorum minik cimcimem. |
|||
|
|||
|
mystical
Yönetici
Kayıt Tarihi: 16-Subat-2007 Konum: -- Yurtdışı -- Gönderilenler: 8417
|
Gönderim Zamanı: 07-Mart-2009 Saat 00:47 |
||
|
Arkadaslar kirk cikarmak ile ilgili bazen sorular soruluyor merak eden arkadaslarimiz var bende bu konu ile ilgili buldugum yaziyi sizle paylasmak istedim kirk cikarmak ile ilgili hersey yazida mevcut :)
Kırk Basması İnanışı Kırk günlük dönem içerisinde loğusa ve kırklı çocuğa birtakım canlı ve nesnelerin zarar vereceği inancı yaygındır. Kırk baskınlığını önlemek için yapılan pratik ve uygulamalar oldukça yaygındır. Kırk baskınlığını önlemek için; - Anne ve çocuk kırk gün dışarı çıkarılmaz, - Loğusa kadın ve kırklı çocukların birbirleriyle karşılaştırılmamasına dikkat edilir, Anadolu’da çocuğa kırk basması çocuğun gelişmemesi ve zayıflamasıyla ilişkilendirilmekteydi.Kırk baskınlığını giderme yolunda da dinsel,büyüsel birtakım pratik ve uygulamalara baş vurulmaktaydı.Günümüzde artık bu türden uygulamalar yok denecek kadar azdır. Kırklama (Kırk Çıkarma) Anadolu’da kırklama işlemi en yaygın olarak kırkıncı gün yapılmaktadır.Bu süre yörelere göre farklılık göstermekte; 7., 20., 30., 37., 39., 41. günlerde de kırklama yapılmaktadır.Bu işlem yörelere göre şekilde bazı farklılıklar gösteriyor olmasına karşın içerikte aynı amaca yönelik bir uygulamadır.Doğumla ilgili adet ve uygulamalar içerisinde kırklama işlemini geçmişte olduğu gibi günümüzde de değişmez bir kural olarak geçerliliğini sürdürmektedir. Kırk günü tamamlamış olan çocuğun ve kadının kırkını çıkartmak gerek. Kırk Çıkarma (Kırklama) Çesitleri 1) Kırk tane buğday tanesine İhlâs suresi okunur. Bunlar bebeği banyo yaptırmak için hazırlanan suyun içine konur. Bebek bu suyla banyo yaptırılır. Bebeğin bütün kıyafetleri yıkanır. Anne de banyo yapar. Böylelikle her ikisinin de kırkı çıkmış olur. 2) Doğum ardindan kırk gün sonra çocuk ve ananın kırkı çıkarılır. Bunun için en az kırk delikli bir süzgeç yahut hamam kesesinden üç tas su geçirmek şarttır. Bu üç tas su ana ve çocuğun başından aşağı dökülür. Tastaki suyu dökmeden önce, bunu yapacak olan kadın, “Kırk, kırk, kırk, …” elini tastaki suya kırk defa çarpar. Hamam olan yerde, doğuran kadın hastalıklarını atmak için terletilmesi yoluna gidilir. Bundan başka, bir yumurtanın içine türlü baharat karıştırılarak bedenine sürülür. Bazı yerlerde doğumun yedinci ve yirminci günlerinde de kırk çıkarma işlemleri yapılmaktadır. 3) Bu iş için çeşitli yerlerden 40 tane küçük taş parçası topnanır. Bu taşlar temizlenip kaynatıldıktan sonra bir kova içindeki ( ılıtılmış) suyun içine atılır. Ateş üzerinde kaynatılan suya soğuk su eklenerek ılık hale getirilirken , çocuğu ; kadının bir tanesi soyup, çıplak bir halde hazır olarak bekletir. Diğer bir kadın ise çocuğun başının üzerine bir elek veya ilistir denen delikli süzgeç tutar. Kova içine boşaltılmış ılık suyun içine, kırk taş atılmış sudan bir bir tas ile çocuğun başından “ ağrın - acın bu sular ile gitsin” diyerek aşağı dökülür. Ondan sonra çocuğun kafası eller arasına alınarak, ayakları aşağı doğru sallandırılır ve aynı sözler tekrarlanır. Daha sonra tekrar doğrultup, çocuğun iki ayaklarını bir araya getirip, kafası aşağıya gelecek şekilde bütün ağırlığı ile aşağıya doğru sallandırırken, bir eliyle de iki ayagının üzerine bir kaç sefer vurduktan sonra, çocuk tekrar doğrultulup üzerindeki yaşları bir bez ile sildikten sonra üzeri giydirilir ve beşiğine yatırılır. Çocuğun taş gibi uyuması içinde bağrına bir taş koyulur. Böylece ” Kırk çıkartma “ işlemi bitmiş olur. |
|||
|
|||
|
mor_kedi
Kidemli Uye
Kayıt Tarihi: 07-Eylül-2007 Konum: İstanbul Gönderilenler: 3415
|
Gönderim Zamanı: 26-Subat-2009 Saat 17:41 |
||
|
Gece beslenmeleri devam ediyorsa; bebeğin kendi kendine uyumayı öğrenmesinden önce; gece beslemelerinin yerini bebeğin sırtını sıvazlamak, hafif hafif poposuna vurarak pışpışlamak gibi anne-baba müdahalesini içeren bir yöntemin almasını sağlayın.
Ne yapmanız gerekiyor? Bebeği sakinleştiren ve uyku zamanın geldiği sinyalini veren bir uyku öncesi rutini oluşturun. Örneğin banyo yaptırmak, bir masal okumak ve bebeğe sarılmak gibi. Birinci gün Yanına giderek bebeği rahatlatmadan önce beş dakika ağlamasına izin verin. Bir sonraki seferde 10 dakika ve daha sonra 15 dakika bekletin. Bebek 15 dakikadan sonra halen ağlamaya devam ediyorsa, gecenin geri kalan kısmında bebek uykuya dalana kadar, rahatlatmak için yanına gitmeden önce 15 dakikalık bekleme süresini uygulamaya devam edin. İkinci gün Yanına gitmeden önce bebeğin 10 dakika ağlamasına izin verin. Daha sonraki seferde bebeğin yanına gitmeden önce 15 ve sonra da 20 dakika bekleyin. Bebek uykuya dalana kadar sakinleştirmek için yanına gitmeden önce 20 dakika beklemeye devam edin. Üçüncü gün Yanına gitmeden önce bebeğin 15 dakika ağlamasına izin verin. Daha sonraki seferde bebeğin yanına gitmeden önce 20 ve sonra da 25 dakika bekleyin. Bebek uykuya dalana kadar sakinleştirmek için yanına gitmeden önce 25 dakika beklemeye devam edin. Üçüncü günün sonunda çocukların çoğu kendi kendine uykuya dalmayı başaracak ve bir haftanın sonunda ise bu yönteme mutlaka cevap vereceklerdir. Aksi halde çocuk doktorunuzla durumu görüşün. Bebeğin anne-baba tarafından teskin edilmesinden, kendi kendini teskin etmesine geçişi sağlayan Ferber yöntemi aşamalı ancak katı bir teknik. Yaygın inanışın aksine Dr. Ferber ne bebeğin kucağa alınmasının bebeği şımartacağını ne de anne-babanın hiç bir şey yapmadan bebeği yalnız başına ağlamaya terk etmesini savunmuyor. Tekniğin olumsuz tarafları Bu yönteme kalbin dayanması kolay değil! İlk anda birkaç gün kısa bir süre gibi gözükse de, birçok anne-baba bebeğin uzun süre ağlamasına dayanamamakta ve dolayısıyla önerilen takvimi uygulayamamaktadır. |
|||
|
hoş geldiniz :)
prensesim ÖYKÜ ELİF (4 mayıs 2008) prensim ÖMER ALP (22 nisan 2010) |
|||
|
|||
|
gülbin
Moderatör
Kayıt Tarihi: 28-Mart-2007 Konum: İstanbul Gönderilenler: 22038
|
Gönderim Zamanı: 26-Subat-2009 Saat 17:13 |
||
|
.5 yaşından itibaren bebeğinize resim kağıdı ve boyalar vererek resim yapması için destekleyin
canım verdım vermemmı cok sevıyo kagıta bısetler yazmaya tabı bu arada koltuklarımın derılerını boyadı :(
Bebeğinizi 18 aylıktan itibaren müzik eşliğinde dans etmesi için teşvik edin. Hızlı müzikle hızlı dans ederek "hızlı" sözcüğünü kullanın. Dingin müzikle yavaş hareket ederek "yavaş" sözcüklerini öğrenmesini sağlayın.
yav cagını bır gorsenız yurumeye basladıgından berı muzıkle dans etmeye bayılıyo esımın kulagı cok ıyıdır muzuk konusunda babamda bır sure musıkı egıtımı almıs onlara cekmıs sanırım muzıgın makamına gore oynuyo hızlı ıse hızlı yavassa yavas:)
2 yaşından itibaren bebekler gözledikleri olayları taklit etmeye başlarlar. Bu dönemde çocuğunuzla birlikte günlük yaşantıyla ilgili oyunlar oynayabilirsiniz. Örneğin bebeği yıkama, uyutma, yemek yedirme v.b.
gecen gun onune elma dılımledım versım yemıs az bısey kalmıs doymus herhalde bı baktım gırmıs cadırına lamıs ayısını ona yedırıyo canım sagol yazdıkların cok guzel gercekten ayına gore hepsını yapıyolar ya
|
|||
|
aşkım + oğlum = ben
22 hazıran 2007 15:15
|
|||
|
|||
|
mor_kedi
Kidemli Uye
Kayıt Tarihi: 07-Eylül-2007 Konum: İstanbul Gönderilenler: 3415
|
Gönderim Zamanı: 26-Subat-2009 Saat 17:03 |
||
|
Dil gelişimini desteklemenin püf noktaları
- Bebeğinizin gözlerinin içine bakarak ve gülümseyerek onunla konuşun. Onu ismi ile çağırın. - Yatağın üzerine bebeğin göz teması kurabileceği, renkli, farklı sesler çıkaran hareketli oyuncaklar asın. Seslere yönelmesi, hareketleri izlemesi için yönlendirin. Dördüncü aydan sonra oyuncağa uzanması ve dokunması için destekleyin. - 3-4. aydan itibaren bebeğinizi kucağınıza alarak ayna karşısına geçin. Ona ismi ile seslenin, çıkardığı sesleri tekrar edin. - Bebeğinizi olabildiğince çok aile görüşmelerine dahil edin. Akşam yemeğinde masada diğerlerinin konuşmalarını dinleyerek çok sayıda kelime öğrenir. - 12. aydan itibaren çocuğunuzun eline orta büyüklükte kırılmayan çelik ayna vererek "Bak benim burnum burada, senin burnun nerede?" şeklinde oyun oynayabilirsiniz. - Resimli kitaplar okuyun. Sayfaları çevirmesi için fırsat yaratın. Okuduğunuz hikayeler hakkında basit sorular sorun. Resim göstererek "Bu ne?" diye sorun. - Masal, çocuk şarkıları, ninni, klasik müzik dinletin. - Radyonuzu açın ve programları değiştirin. Müzik ve haberler bebeğinizin değişik tonlu sesler duymasını sağlayacak, duyduklarına tepki verecektir. - Çocuğunuzla bebeksi konuşmak yerine onunla doğal şekilde konuşmaya özen gösterin. - Onun çıkardığı sesleri taklit edin. Bebeğinizin söylediği "ba ba", "de de" gibi sesleri içeren cümleler kurun, "Ba-ba seni seviyor", "De-de geldi" gibi. - Altını değiştirirken yumuşak sesle şarkılar söyleyin. Günlük hayatınızda neler yaptığınız hakkında, bebeğinizin hayatında olan kişiler; abla, ağabey, büyükanne v.b., ev hayvanlarına ilişkin şarkılar yaratarak söylemeyi deneyin. - Bir yaşından itibaren bebeğinize çevresini keşfetmesi için fırsat tanıyın. - Etrafındaki insanlara, çocuklara tepki göstermesi için onu cesaretlendirin; gülümsemek, el sallamak gibi. - Oyun alanlarında yaşıtlarıyla zaman geçireceği ortamlarda bulunmasını sağlayın. - 1.5 yaşından itibaren bebeğinize resim kağıdı ve boyalar vererek resim yapması için destekleyin. - Bebeğinizi 18 aylıktan itibaren müzik eşliğinde dans etmesi için teşvik edin. Hızlı müzikle hızlı dans ederek "hızlı" sözcüğünü kullanın. Dingin müzikle yavaş hareket ederek "yavaş" sözcüklerini öğrenmesini sağlayın. - 2 yaşından itibaren bebekler gözledikleri olayları taklit etmeye başlarlar. Bu dönemde çocuğunuzla birlikte günlük yaşantıyla ilgili oyunlar oynayabilirsiniz. Örneğin bebeği yıkama, uyutma, yemek yedirme v.b. - Çocuğunuzun dil gelişimi konusundaki endişelerinizi uzmanlarla paylaşmaktan kaçınmayın. |
|||
|
hoş geldiniz :)
prensesim ÖYKÜ ELİF (4 mayıs 2008) prensim ÖMER ALP (22 nisan 2010) |
|||
|
|||
|
misafir2
Kidemli Uye
Kayıt Tarihi: 28-Aralik-2007 Konum: İstanbul Gönderilenler: 3170
|
Gönderim Zamanı: 26-Subat-2009 Saat 14:34 |
||
|
DENİZİMİN BU SABAH DİŞİ ÇIKTI İNCİLENDİ BONCUĞUM
ÇOKKK MUTLU OLDUK EPEYDİR SIKINTILIYDI SABAH BİRBİRİMİZE CİLVE YAPMAKTAN İŞE GEÇ KALDIM OLSUNNN,ÇOK GÜZELDİ DİŞ HEDİĞİNİ HAFTASONU YAPICAM Bebeğimin diş hediği Günümüze ulaşan çok eski bir Türk geleneğine göre, bebeğin ilk dişi çıktığı zaman, dişlerinin buğday taneleri gibi düzgün olması için bir kutlama yemeği verilir. Bebeğin ilk dişi çıktığı zaman, bu bir yemekle kutlanır. Bu çok eski bir Türk geleneğidir ve günümüze dek ulaşmıştır. Bebeğin dişlerinin buğday taneleri gibi düzgün olması için paylaşılan bir dilektir "diş hediği". Bebeğin dişini ilk gören kişi hediğe güzel bir armağanla gelir. Diş hediği, buğdayın ezilmeden, hafif diri kıvamda haşlanmasıyla yapılır. Örneğin 1 kilo buğday haşlanır, süzülür ve ateşten alınır. Sıcakken üzerine 1 su bardağı toz şeker serpilir. 250 gr ceviz içi 4’e bölünüp, katılır. Arzu eden tarçın da koyabilir. Bazı yörelerde leblebi ya da leblebi şekeri de serpiştirilir. Diş hediğinin sunumu da özeldir. Bir servis tabağına ya da tepsiye konan hedik, büyük bir sininin (geniş, kenarları alçak tepsi) ortasına yerleştirilir. Etrafına meslekleri simgeleyen kalem, makas, derece, berber fırçası gibi nesneler konur. Bebek hangisine uzanırsa, gelecekte o mesleği seçeceğine inanılır. Masada ayrıca çeşitli börekler, çörekler, tatlılar vardır. Bu tür törensel kutlamalar, aslında bebeklere verilen değerin, ailenin sevdiği insanlarla paylaşımıdır. Bebeğin yaşadağı ilk özel durum değildir "diş hediği"... Daha once de "40 Uçurma" denilen başka bir gelenekle, ev ev gezmiştir bebecik. Bebeğin 40 gün evden çıkmamasını öngören zihniyet "40 Uçurma" ile ona özgürlük vermiştir. "40 Uçurma", bebeğin iade-i ziyaretidir, dost ve akrabalara. Bebek gelecek evlerde bu konuda hazırlık yapılır. Bebeğe "3 Beyaz" armağan edilir. Bu beyazların ilki yumurtadır ve bir mendile sarılarak bebeğin koynuna konur. Diğer beyazlar tercihe kalır. Beyaz bir giysi, toz şeker ve un, genellikle armağanlar arasında yer alan beyazlardır. Bunlar belki bazı yönleriyle kafamıza yatmayan, ancak aileyi biraraya getiren, bebeklere verilen değeri gösteren gelenekler. Ancak bebeklerle ilgili terkedilmesi gereken, sakıncalı sonuçlar getirecek olanlar da var. "Bebek güneş battıktan sonra dışarı çıkarılmaz", "yeni doğan bebeğe ilk gün süt verilmez" gibi... Oysa, bebeğin anneni ilk sütünü mutlaka alması gerek. Çünkü ağız sütü denen bu süt çok yararlı, bebeğin bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Bebeği görmeye gelenler nazar etmesin diye bebeğin yüzüne tavanın altındaki isten süren anneler de var. Fakir Baykurt’un “Kaplumbağlar” romanında geçiyor: Bebeğin beşiğine “nazar değmesin” düşüncesiyle konulmak üzere, üç kaplumbağ yavrusu, bir karınca yuvasının yanına ters olarak yerleştiriliyor ve ölüme bırakılıyordu. Bir sure sonra karıncalar kaplumbağları bitiriyor, kabuklar tertemiz açığa çıkıyordu ve bebeğin beşiğine süs oluyorlardı. Bebek ilerde tertemiz, daha dayanıklı olsun diye vücudunu tuzla ovanlar da var, bebeğin parmakları arasında oluşan pamukçukları temizletmeyen de… Genç annelerin daha bilinçli olduklarına, gelenekleri akıl süzgecinden geçirerek programlarına alacaklarına olan inancımız bizi rahatlatıyor. Ne terkedelim geleneklerimizi, ne de koru körüne bağlanalım. Düzenleyen mystical - 27-Subat-2009 Saat 00:56 |
|||
|
|||
|
bebegimm
Kidemli Uye
Kayıt Tarihi: 18-Temmuz-2007 Konum: İstanbul Gönderilenler: 4914
|
Gönderim Zamanı: 26-Subat-2009 Saat 13:39 |
||
|
bir sen varsın oğluşum, birde şarkılar..
20.03.2008 17:50 bebeğim teşrif ettiler
|
|||
|
|||
|
butterfly
Kidemli Uye
Kayıt Tarihi: 18-Nisan-2007 Konum: İstanbul Gönderilenler: 7391
|
Gönderim Zamanı: 07-Subat-2009 Saat 23:05 |
||
|
Çocuklarda Ağız Kokusu Neden Olur?
Çocuklarda ağız kokusunun nedenleri şöyle sıralanabilir: Dişlerle ilgili nedenler: Dişlerde yetersiz bakım sonucu oluşan plak tabakası, gıda kalıntıları, diş çürükleri, diş eti hastalıkları ağız kokusuna yol açar. Burun ve ağızla ilgili nedenler: Geniz akıntısına yol açan sinüzit gibi hastalıklar, burunda tıkanıklık, burunda yabancı cisim, bademcik iltihabı ( tonsilit / anjin ), bademcik ( tonsil) taşları. En sık neden burun tıkanıklığıdır. Çeşitli nedenlerle burnu tıkanan çocuk ağızdan nefes alacak, bu da ağız kuruluğuna ve kötü bir kokuya yol açacaktır. Yenilen gıdaların yol açtığı ağız kokusu Sistemik hastalıklara bağlı nedenler Şeker hastalığı ( diyabet), böbrek yetmezliği, karaciğer yetmezliği, akciğerlerin iltihabi hastalıkları ağız kokusunun nadir görülen sebepleridir Düzenleyen mystical - 09-Nisan-2009 Saat 16:10 |
|||
|
|||
|
Merve
Kidemli Uye
Kayıt Tarihi: 19-Ocak-2009 Gönderilenler: 5751
|
Gönderim Zamanı: 24-Ocak-2009 Saat 17:40 |
||
|
Anne-babanın uykularını kaçıran ve bebeklere acı çektiren gaz sorunu hakkında annelere önerilerde bulunan Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Turgay Baz, gaz sancısının annenin tükettiği gıdalara göre değiştiğini söyledi.
Gaz giderici ilaçların hiçbirinin yüzde 100 yararının olmadığını ifade eden Baz, "Bebeklerde gaz sorunu 5-6 aya kadar devam eder." dedi. Turgay Baz, gaza neden olan maddelerin başında inek sütünde bulunan ve bağırsakta parçalanamayan beta laktoglogulin maddesinin geldiğini ifade ederek şunları söyledi: "Annenin inek sütü tüketmesi halinde bu madde bebeğe geçiyor. Bunu önlemek için annenin 6 aya kadar inek sütü içmemesi daha doğru olacaktır. Bunun dışında gaz yapıcı diğer gıda ve içeceklerden de annenin uzak durması gereklidir. Tüketilen gıdalara dikkat edilmesi durumunda bebeklerin gaz sancıları büyük oranda önlenmiş olacaktır." Adem Elitok |
|||
|
METEHANIM_15/12/2009 21:00
Annen Kurban Olsun Seni Yaradana Canim Oglum... |
|||
|
|||
|
manolya80
Peditor
Kayıt Tarihi: 12-Nisan-2007 Konum: Muğla Gönderilenler: 26821
|
Gönderim Zamanı: 07-Ocak-2009 Saat 20:04 |
||
|
Her bebek kafasının üst kısmında yumuşak bir bölümle (bıngıldak) doğar. Bu, doğum esnasında bebeğin oldukça dar olan doğum kanalından kolayca geçmesini sağlar. Bu şekilde bebeğin başı bu kanaldan kolayca geçebilir.
Kafatası kemikleri birbirine iyice yapışık bir bebek başının böyle bir kanaldan geçmesi mümkün değildir. Dolayısıyla, bebeğin kafasının üst tarafında, dört parça kafatası kemiğinin henüz birbirine birleşmediği yumuşak bir kesim (bıngıldak) vardır. Bıngıldak büyüklüğü çok değişiktir. Genellikle en geniş bıngıldak, en geç kapanandır. Bazı bebeklerde kafatası kemikleri doğumdan dokuz ay sonra birleşir. Bazılarında ise bu süreç iki yılda tamamlanır. Ortalama oniki ila onsekiz ay arasındadır. Yeni anne babalar bu yumuşak kesimden çok endişelidirler. Bazı anneler, bebeğin beynine zarar vereceği korkusu ile bu bölgeyi yıkamaktan çekinirler. Aslında, bebeğin beyni normal bir şekilde yıkamaya karşı koruyucu bir zar ile bu bölgede korunma altına alınmıştır. Bu koruyucu zar bir keten kumaş kadar sağlamdır. Bebeğin başına yavaşça dokunmak ya da yıkamak bu yüzden anne babalar için hiç de o kadar korkutucu olmamalıdır. Bazen bu yumuşak bölgede bir nabız atışı hissedebilirsiniz. Bu endişelenecek bir şey değildir. Bununla beraber, eğer bir şişlik ya da çökme farkederseniz, özellikle bebeğinizin normalden farklı davranışları olduğu durumlarda, hemen aile doktorunuzu ya da herhangi bir çocuk doktorunu aramalısınız. |
|||
|
06/04/2003(13:15) İlk gözağrım MELİH'İM
06/11/2008(22:05) Minikkuşum ARDA'M Canözlerim benim,tekvarlıklarım
|
|||
|
|||
|
kelebbek
Kidemli Uye
Kayıt Tarihi: 02-Temmuz-2008 Konum: İstanbul Gönderilenler: 8592
|
Gönderim Zamanı: 04-Ocak-2009 Saat 00:14 |
||
|
selamlar, bu yaziyi daha once yasemen05 gondermis. 0-12 ay bolum arsivinde var. ben bu yaziyi cok begeniyorum. donup donup de okuyorum. arsivde kaynayip gitmesin diye bir daha gondereyim dedim.
Bebeğin sağlık günlüğü
Yeni doğan bebek, günde ortalama 30–50 gram alır. Anne sütü içen bebeğin suya ihtiyacı olmaz. Bebek, üşüdüğü, teri üstünde kuruduğu veya taşa bastığı için hastalanmaz Ferhan Kaya POROY Günde 50 gram alarak büyüyor Hangi anneler emziremez? Kokulara hassasiyet Bebek hangi aralıklarla ne kadar kilo almalıdır? Meme mi, mama mı? Bebeğin ne gibi vitaminlere ihtiyacı vardır? Anne sütü alan bir bebeğin suya da ihtiyacı var mıdır? 'Nazar'ın nedeni mikrop Eller klima gibi... Diş çıkarırken ateş yükselir mi? Bebeğin uyku düzeni Bebek kaç saat uyumalı? Bebekler nasıl yatmalı? Yüz üstü mü, sırtüstü mü yoksa yan mı? Tehlikeli sayılan bir yatma pozisyonu var mı? Süt için huzur, uyku ve su Annenin sütü olması için ne yapması gerekir? Küçük göğüs ve süt Sütün kalitesi yemeğe göre değişir mi? Et, karides, meyve, sebze yiyenle ekmek ve çorbayla beslenen anne arasında süt farkı olur mu? Ancak sütün kalitesi aylara göre değişir. İlk aylarda gelen süt farklıdır, bir ay sonra, iki ay sonra, altı ay sonra gelen süt farklıdır. İşte bu nedenle mamaların da bir ay, iki ay, üç ay ve sonrası için farklı tipleri yapılmıştır. Gazın ilacı hareket Peki gaz neden olur? Peki gazı iyi çıkmayan çocuk ne yapar? Gazı önleyen ilaçlar var mı? Nasıl gaz çıkarılır? Bebek doydu mu? Emzirmenin süresi var mı? Kucağa alınan çocuk hep kucak ister mi? Bu da eskilerden gelen bir hurafedir. Bebek kucağa tabii ki alınacaktır. Özellikle de ilk aylarda hem gaz sorunu hem bebeğin duygusal gelişimi açısından bebeğin buna ihtiyacı vardır. Yeni doğan bebek görür, ışıkları seçer, ancak 2.5 aylık olunca net görmeye başlar. Anne karnında çeşitli pozisyonlarda duran bebek, altı aylıktan önce de oturabilir Bebek kadar kuvvetli Bebek nerede uyumalı? Parmak emen çocuğun parmağı zamanla incelir mi? Bebek hangi aralıkla yıkanır? Peki hangi şampuan? Yeni doğan bebeklerin gözleri şaşı bakıyor, bu aslında bir hastalık mıdır? Altı aylıktan küçük bebeklerin oturtulması sakıncalı mı? Steril değil, temiz bak Artık anne-babaların bir numaralı korkusu alerji. Alerji çocuklarda nasıl oluşuyor? Alerji testlerine gerek var mı? Çocuğun beslenmesi Bal, tereyağı, reçel ve pekmezin bir faydası var mı? Pekmez denildiği gibi kan yapar mı? Peki hangi gıdalar kan yapar? Kansızlara dalak öneriliyor?.. 'Bebekler bir yaşından önce inek sütü içemez, inek sütü kansızlığa yol açar' iddiası doğru değil. Bebek ilk dört aydan itibaren inek sütü içebilir. Altı aydan sonra 'katı gıda'lar almaya başlayabilir Beslenme takvimine dikkat Bebeği emzirmeye ne zaman son verilmeli? İki yaşına kadar anne sütü içmenin çocuğa yararı olur mu? Peki çocuklar inek sütüne ne zaman başlamalı? Süt vücutta demiri azaltır mı? Peki çocukta demir eksikliğine bağlı anemi hangi sebeple meydana gelir? Hangi gıdalar demir içerirler? Demir fazlalığı çocuklarda ne gibi etki yapar? 'Şekeri tek başına vermeyin' Diş fırçalama yaşı: 2,5–3 Ateş, vücudun mikroplara ve toksik maddelere verdiği tepkidir. Vücut ısısı yükselmeye başlayınca dokuların oksijen ihtiyacı, dolayısıyla solunum ve kalp atışı da artar. Artış yetmezse, havale görülür Bebek niye havale geçirir? İçine çeşit çeşit sebzeler konulan çorbaların bebeğe faydası var mı? Tereyağ tüketimi çocuğun kalp sağlığını bozar mı? Çocuklar neden hastalanır? Ateşlenmek çocuğa ne zarar verir? İspirto, ruh ve sirke Ateş nasıl düşer, düşürmek gerekli midir? Peki ya yüksek ateşten dolayı çocuğa havale gelirse? Kolesterolden D vitamini Kasların gelişmesi için ayağını serbest bırakın Kundağın zararları Yürüteçler zararlı mı? Çocuk yürümeye başladığında ortopedik ayakkabı giymesi şart mı? Düztabanlık ve taban düşüklüğü neden oluşur? Öksürüğü, nezle ve gripte burun akıntısını durduran ilaçlar tarih oluyor. Savaştığı mikropları bu yolla atmaya çalışan vücudu engellemek, fayda değil zarar veriyor Öksürüğü kesmeyin Öksürük, kusma, ishal ve ateş korkutucu mudur? Peki öksürüğe karşı nasıl bir tedavi uygulamak gerekiyor? terlemek ateşi düşürür mü? Burun akıntısını kesen şuruplar zararlı mı? Vitaminle boy uzatılabilir mi? Aşı yapılan çocuk hiçbir şekilde hasta olmaz mı? Aşıdan alerji olur mu? Bir yıl sonunda ilk antikorlar yitirilir Aşı, gripten korur mu? Aşı kartları önemli
Aşı yapılan müesseselerde aşının markası, seri numarası, son kullanma tarihi ve kimin yaptığının kaydı tutulmalıdır. Geçen yıl Hepatit A aşılarından bir kısmı bozuk çıktı. Aşılarının yeniden yapılması gerekti. Ama bunun için hangi hastaya hangi seri numaralı aşının yapıldığının bilinmesi gerekti. Biz kayıt tuttuğumuz için hastalarımızı bulduk. Pek çok müessese değil aşı kartı vermek aşının markasını bile yazmaz. Hele eczanede yapılanlar hiçbir kayda tabi değildir. Aşılar eczanede yapılsa bile aşı kartına mutlaka işlenmeli.
Antibiyotik kullanımı vücudumuzu hastalıklara daha açık hale getiriyor. Antibiyotik kullanmayan kişi, 100 bin basille tifo olurken, antibiyotik kullanan kişi beş basille bile hastalığa yakalanabiliyor Bağışıklık sistemini koru! Suçiçeği aşısı pek tavsiye edilmiyor, neden böyle? Aşı ne kadar zaman korur? 'İshalde antibiyotik vermeyin' Antibiyotik kullanımı iddia edildiği gibi zararlı mı? Denize giren çocuk sudan mikrop kaparak ishal olur mu? Sinek kovucu tabletler zararlı mı? Vejetaryen beslenme zararlı mıdır? Grip olan çocuğa kızamık bulaşmaz Kulak ağrılarında ve şiddetli öksürükte antibiyotik kullanılmalı mı? Aileler çocuklarının erken yaşta çocukluk dönemi hastalıklarını geçirmesini istiyor ve hasta çocuğun yanına özellikle götürerek, mikrobu almasını sağlıyor. Bu doğru mu? |
|||
|
|||
|
mor_kedi
Kidemli Uye
Kayıt Tarihi: 07-Eylül-2007 Konum: İstanbul Gönderilenler: 3415
|
Gönderim Zamanı: 31-Aralik-2008 Saat 12:46 |
||
1. ay oyunlar
2. ay oyunları
3. ay oyunları
4. ay oyunları
5. ay oyunları
6. ay oyunları
7. ay oyunları
8. ay oyunları
9. ay oyunları
10. ay oyunları
11. ay oyunları
12. ay oyunları
(milupa.com.tr'den alıntıdır) |
|||
|
hoş geldiniz :)
prensesim ÖYKÜ ELİF (4 mayıs 2008) prensim ÖMER ALP (22 nisan 2010) |
|||
|
|||
|
feelings
Moderatör
Kayıt Tarihi: 24-Eylül-2007 Konum: Kocaeli Gönderilenler: 58985
|
Gönderim Zamanı: 15-Kasim-2008 Saat 17:56 |
||
|
<>
Düzenleyen mystical - 16-Kasim-2008 Saat 01:17 |
|||
|
Alperim oğlum benim,Zeynebim kızım benim sizi çok seviyorum
siz benim yaşama gücüm,sevincim,herşeyimsiniz...
|
|||
|
|||
|
sedef_85
Kidemli Uye
Kayıt Tarihi: 25-Mart-2008 Konum: Ankara Gönderilenler: 16821
|
Gönderim Zamanı: 26-Ekim-2008 Saat 23:04 |
||
|
Bebeğin altı nasıl değiştirilir? Bebek sıcak tutacak şekilde giydirilmelidir. Ama çok da kalın giydirilirse terler, cildi kızarır. teri emen pamuklu kumaşlar, içinde naylon bulunan giyeceklerden daha iyidir. Bunlar cildin havlanmasına da yardımcı olur. Soğuk mevsimlerde, pamuklu iç giysilerin üzerine yünlü giysiler giydirilebilir. Bebek giysilerinin içinde rahat hareket edebilmelidir. Dar giyeceklerden kaçınılmalı ve üst üste giydirmemeye dikkat etmelidir. Bebeğin sıkı kundaklanması bebeğin nefes almasını, hareket etmesini ve kalça ekleminin gelişmesini engelleyebilir. Sıkı kundaklanmış bebeğin hastalık belirtileri yönünden de izlenmesi zordur. Bu nedenle kundaklama doğru değildir. Emzirirken tutmayı kolaylaştırmak için, bebek kolları örtülecek şekilde gevşekçe sarılabilir. Sağlam çocuk kontrolleri nasıl ve ne zaman yapılır? “Üç ay koliği” denilen bu ağlama krizleri bebek 2 - 3 haftalık iken başlar, genellikle 3. ayda kesilir. Bebeğin sağlığını etkilemez ve tedavi gerektirmez. İyi bakılan bebekler de hasta olabilir. Bebeklerde görülen hastalıkların çoğu, erken tanı ve tedavi ile düzelen hastalıklardır. Bunun için bazı belirtiler fark edildiğinde vakit geçirmeden bebek, bir sağlık kuruluşuna götürülmelidir. |
|||
|
12.11.2008/11.07 En kıymetlim |
|||
|
|||
|
sedef_85
Kidemli Uye
Kayıt Tarihi: 25-Mart-2008 Konum: Ankara Gönderilenler: 16821
|
Gönderim Zamanı: 22-Ekim-2008 Saat 23:19 |
||
|
YENİ DOĞAN AİT PRATİK BİLGİLER
1-Yatış pozisyonu : Yeni doğan bebek yan yatırılmalıdır.Böylece yüzükoyun yatırmaya bağlı ani bebek ölümleri ve sırtüstü yatırmaya bağlı tükürük ve kusmukla boğulmalar engellenebilir. 2- Uyku düzeni : Bebek dünyaya geldiğinde gece-gündüz ayrımını bilemez çünkü anne karnında gece veya gündüz yoktur.Tüm gündüz uyuyup tüm gece uyanık kalabilir.Bunu engellemek için bebeği gündüzleri bol ışıklı,hareketli,sesli ortamlarda tutmalı,altını değistirirken,emzirirken onunla konuşmalı .geceleri ise aksine loş ışıklı,daha sessiz bir ortamda emzirirken,alt değiştirirken sessiz olmalı ve böylece bebeğe gece –gündüz farkını öğretmelisiniz. 2- Alt temizliği : Yenidoğan bir bebeğin cildi çok hassastır.Alt temizliği için alkol içermeyen,pH dengeli,hassas ürünler kullanılmalıdır.Altını en az 3 saatte bir kontrol etmeli,kesinlikle kakalı bırakmamalısınız.Alt temizliği için su da iyi bir alternatiftir.Altını temizledikten sonra kurulamalı,hem beslemek hem de koruyucu bir bariyer oluşturmak için saf zeytinyağı veya uygun bir bakım kremi kullanmalısınız. 3-Göbek bağı temizliği : Göbek bağı anne karnında bebeğin anneden besin ve oksijen alışverişini sağlar.Doğum sırasında göbek kordonu uygun şekilde kesilir .bebeğe bağlı bölüm bir süre sonra beslenemeyip düşer.Bu süre ortalama 3gün ile 15 gün arasındadır.Göbek kordonu kesinlikle çok temiz tutulmalıdır çünkü enfeksiyonları çok ciddi sonuçlara yol açabilir.Günde en az iki kez % 70 lik alkol veya başka bir antiseptik solüsyon ile pansuman yapılmalı,bezin dışında tutularak kaka ve çişle temas etmesi önlenmelidir. 4- Oda sıcaklığı : Yeni doğan bir bebek için uygun oda sıcaklığı ortalama 22 derecedir.Prematürelerde daha yüksek sıcaklık önerilir.Yeni doğan döneminden sonra oda sıcaklığının 20-25 derece arasında olması yeterlidir.Çok sıcakta havadaki nem oranı azalır ve bebeğin solunum yollarının savunma mekanizması zarar görür. 5-Mevsimlere göre giydirilmesi : Yenidoğan bebek ilk zamanlar dış ortamla uyumunu tam gerçekleştiremediğinden daha fazla üşüyebilir.Özellikle eller ve ayaklar eldiven ve patiklerle ısıtılmayı gerektirebilir..Bebeğin iç giyimi her mevsimde saf penye olmalı,dışında da yine penye bir tulum bulunmalıdır.Yeni doğan bebekte belden lastikli giysiler değil komple tulumlar tercih edilmelidir. Kış aylarında bebeğin üzerinde merserize veya ince yünlü bir yelek bulunması uygundur.Kışın pazen ,yazın penye battaniyeler tercih edilmelidir.Bol tüylü battaniyelerden kaçınmak gerekir. 6- Banyosu : Yeni doğan bebeğin ilk banyosu için özel bir zaman yoktur.Göbeğe iyi bakmak koşuluyla göbek düşmeden de yıkanabilir.Yeni doğan bebek özellikle enfeksiyonların önlenebilmesi açısından göbek düştükten sonra ve hergün yıkanmalıdır.Banyo suyu ortalama 37 derece olabilir.Yenidoğan bir bebeği yıkarken ortam ısısı da 26 derece civarında olabilir.Bebek küvetine içine bebek banyo köpüğü katılmış 37 derece ısıdaki su konur.Bebek başı dışarıda kalacak şekilde dik olarak küvete sokulur.İnce bir tülbentle vücudu kısaca ve çabucak yıkanır.başı da bebek şampuanı ile yıkanır.bebeğe su başının üst kısmının arkasından akacak şekilde dökülür,hızlı bir şekilde havlu ile sarılır. Bebek küveti standart ölçülere uygun olmalıdır.İçinde yıkama filesi kullanılabilir. 7-Gaz sorununa karşı önlemler : Bebeklerde gaz sancıları en çok gözlenen problemlerdir.Emerken yuttukları havaya bağlı olarak gaz sancısı çekerler.Anne sütünün protein yapısı da etkili olabilir.Anneler emzirirken sadece meme başını değil memedeki kahverengi dokunun tamamını bebeğin ağzına verebilirlerse daha az gaz yutmasını sağlayabilirler.Her emzirmeden sonra bir süre bebeğin gazının çıkarılması iyidir.Bunun için bebek anne kucağında dik tutularak sırtı sıvazlanır.Mide gazını ağızdan geğirerek çıkarır.Alınan tüm önlemlere rağmen gaz sancısı tutan bir bebeğin karnına hafif ısıtılmış bir havlu uygulamak,bacaklara bisiklet çevirme hareketleri yaptırmak işe yarayabilir. 8- Hangi durumlarda doktora başvurmak gerekir? Yenidoğan bebekte sarılık durumu söz konusu ise,ilk 24 saat idrarını,ilk 48 saat kakasını yapmamışsa,çok şiddetli kusmaları varsa,ateş söz konusu ise,emmede isteksizlik varsa,canlı ağlaması yoksa mutlaka doktora başvurmak gerekir.Bebek emdikten sonra özellikle gazı çıkarılırken bir miktar kusar;bu normal kusmadır.Problem olan kusma fışkırır tarzda .beslenme ile ilişkisiz de olabilen kusmadır.
|
|||
|
12.11.2008/11.07 En kıymetlim |
|||
|
|||
|
sedef_85
Kidemli Uye
Kayıt Tarihi: 25-Mart-2008 Konum: Ankara Gönderilenler: 16821
|
Gönderim Zamanı: 07-Ekim-2008 Saat 15:21 |
||
|
Asagidaki linklerden izlemek istediginiz videonun linkine tiklayarak videoyu izleyebilirsiniz.
Düzenleyen mystical - 08-Ekim-2008 Saat 02:09 |
|||
|
12.11.2008/11.07 En kıymetlim |
|||
|
|||
|
gülünhüznüyüm
Moderatör
Kayıt Tarihi: 13-Eylül-2007 Konum: Ağrı Gönderilenler: 11116
|
Gönderim Zamanı: 06-Ekim-2008 Saat 19:22 |
||
|
EV YAPIMI BEBEK YİYECEKLERİ
Düzenleyen butterfly - 07-Ekim-2008 Saat 09:58 |
|||
|
Aslında hayatın hiçbir evresinde kötü insan yoktur. Her insan huzur verir; kimi geldiğinde, kimi gittiğinde.. |
|||
|
|||
|
gülünhüznüyüm
Moderatör
Kayıt Tarihi: 13-Eylül-2007 Konum: Ağrı Gönderilenler: 11116
|
Gönderim Zamanı: 06-Ekim-2008 Saat 19:22 |
||
|
GÜVENLİ UYKU REHBERİ Güvenli uyku pozisyonları
Düzenleyen butterfly - 07-Ekim-2008 Saat 09:57 |
|||
|
Aslında hayatın hiçbir evresinde kötü insan yoktur. Her insan huzur verir; kimi geldiğinde, kimi gittiğinde.. |
|||
|
|||
|
gülünhüznüyüm
Moderatör
Kayıt Tarihi: 13-Eylül-2007 Konum: Ağrı Gönderilenler: 11116
|
Gönderim Zamanı: 06-Ekim-2008 Saat 19:21 |
||
|
Emzirmeyi kesme ve gaz çıkarma
BEBEKLERİN ALTINI DEĞİŞTİRME Uyarı! Göğüs kompresyonları
Düzenleyen butterfly - 07-Ekim-2008 Saat 09:57 |
|||
|
Aslında hayatın hiçbir evresinde kötü insan yoktur. Her insan huzur verir; kimi geldiğinde, kimi gittiğinde.. |
|||
|
|||
|
gülünhüznüyüm
Moderatör
Kayıt Tarihi: 13-Eylül-2007 Konum: Ağrı Gönderilenler: 11116
|
Gönderim Zamanı: 06-Ekim-2008 Saat 19:20 |
||
|
YENİDOĞAN BANYOSU EMZİRME POZİSYONLARI Rahat ve sakinlemiş bir pozisyonda oturmak bebeğin emmesini daha kolay hale getirir. Sırt desteği olan bir sandalye iyi bir seçim olacaktır. Kollarınız desteklemek için yastık kullanabilirsiniz ve eğer ihtiyaç duyuyorsanız ayaklarınızı kalın bir kitap ya da ayaklık üzerinde dinlendirebilirsiniz.
Düzenleyen butterfly - 07-Ekim-2008 Saat 09:56 |
|||
|
Aslında hayatın hiçbir evresinde kötü insan yoktur. Her insan huzur verir; kimi geldiğinde, kimi gittiğinde.. |
|||
|
|||
|
gülünhüznüyüm
Moderatör
Kayıt Tarihi: 13-Eylül-2007 Konum: Ağrı Gönderilenler: 11116
|
Gönderim Zamanı: 06-Ekim-2008 Saat 19:20 |
||
|
Bazılarımızın bildiği, bazılarımızın bildiği sandığı ve birçoğumuzun da bilmediği temel bebek ve çocuk bakımını resimlerle birlikte TIMETURK okuyucuların istifadesine sunuyoruz.
BEBEK MASAJI Masaja Başlarken
Düzenleyen butterfly - 07-Ekim-2008 Saat 09:55 |
|||
|
Aslında hayatın hiçbir evresinde kötü insan yoktur. Her insan huzur verir; kimi geldiğinde, kimi gittiğinde.. |
|||
|
|||
| Sayfa 3 Sonraki >> |
|
||
Forum Atla |
Kapalı Foruma Yeni Konu Gönderme Kapalı Forumdaki Konulara Cevap Yazma Kapalı Forumda Cevapları Silme Kapalı Forumdaki Cevapları Düzenleme Kapalı Forumda Anket Açma Kapalı Forumda Anketlerde Oy Kullanma |
|
|
GebelikveAnnelik.com uyelerimizin yapmis olduklari paylasimda ucuncu kisilerin telif hakki sahibi bulundugu her turlu paylasim (yazi, resim vb) materyallerinin kullanilmasi durumunda dogacak hukuki ve cezai sorumluluk paylasimi yapan uyeye ait olacaktir. Sözkonusu haksız kullanım nedeniyle GebelikveAnnelik.com'un hiçbir hukuki sorumluluğu bulunmamakta olup haksız kullanım nedeniyle GebelikveAnnelik.com'un üçüncü kişilere ödemek zorunda kalabileceği her türlü tazminat ve idari/adli para cezaları GebelikveAnnelik.com kullanıcılarına rücu edilecektir. Forumumuza üyelerimiz tarafından eklenen tüm paylasimin ticari kaydı güdülen, telif hakkı ihlaline neden olabilecek materyaller olup olmadıkları en ust duzeyde incelenmektedir. Ancak her yazının veya resim dosyasının orijinal kaynağı tespit edilemediğinden, bu içeriklerle ilgili gerekli düzenlemeleri bize ulaşmanız durumunda derhal gerceklestirebiliriz. Bize Ulaşın - Gizlilik Sözleşmesi - Sitemap - Facebook - Twitter - Google + - | ||||