|
|
| Bizi Takip Ediyormusunuz? Facebook - Twitter - Google + | Gebelik ve Annelik Forumuna Ucretsiz Uye Olmak Icin Buraya Tiklayiniz |
Aktif Konular Üye Listesi Takvim Arama |
| Bebekler ve Cocuklar | |
| |
|
| Sayfa 3 Sonraki >> |
| Yazar | Mesaj |
|
mor_kedi
Kidemli Uye
Kayıt Tarihi: 07-Eylül-2007 Konum: İstanbul Gönderilenler: 3415
|
![]() Konu: Bebekler ve Cocuklar Bolum ArsiviGönderim Zamanı: 26-Eylül-2008 Saat 17:24 |
|
Nasıl Daha Zeki Bir Bebek Yetiştirebiliriz?
İnsan hayatının ilk yılları beyin gelişimi için çok önemlidir. Bu dönemde bebeğinizi desteklemek, zeki bir bebek yetiştirmek anne baba olarak sizin elinizdedir. Bunun için ihtiyacınız olan biraz sabır, bebeğinize ayıracağınız biraz zamandır. Bebeğin gelişimi için en gerekli şey insanlarla iletişime girmektir. Gelişimini desteklemek için yapabileceklerinize örnekler şunlardır: Yenidoğan bebeğinizle göz teması kurun, gözlerinin açık olduğu o değerli anları kaçırmayın. Bebekle konuşun, ona bir şeyler anlatın. Bebeğinizi emzirin. Anne sütünün yararları yanında, beslenme seansları bebekle göz göze gelme, konuşma, şarkı söyleme fırsatı yaratacaktır. Bazı mimikler yapın, yüzünüzü komik şekillere sokun. 1-2 günlük yenidoğan bebekler bile yüz hareketlerini taklit edebilirler. Aynada kendisini görmesini sağlayın. Onu gıdıklayın, gülmesini sağlayın. Birlikte yürüyüşlere çıkın. Etrafta gördüklerinizi, duyduklarınızı ona anlatın. Onu markete, alışverişe, parka götürün. Ona şarkılar söyleyin. Bu, sizin uydurduğunuz bir şarkı da olabilir. Ona müzik dinletin. Bazı çalışmalarda, müzik ritmlerini öğrenmenin ileride matematik öğrenmeyi kolaylaştırıldığı gösterilmiş. Bir şey yapmadan önce, ona ne yapacağınızı söyleyin ( Şimdi ışığı kapatıyorum…gibi ) Böylece, neden-sonuç ilişkisi kurmaya başlayacaktır. Ona kitap okuyun, resimleri gösterin, her şeyin adını söyleyin. Değişik dokulu kumaşları, giysileri ellemesini sağlayın, onları cildine değdirin. Yiyecekleri ellemesine, kendini beslemeye çalışmasına izin verin. Hareketlenip emeklemeye başladığında, yerde yastıklar, oyuncaklarla engelli bir parkur oluşturun. Ona masal anlatın. Televizyonu kapatın. Banyo sırasında, plastik kaplara su doldurup boşaltmasına, suyla oynamasına izin verin (Çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı Dr. Nillüfer Toprakçı) (sagliklicocuk.com'dan alıntıdır) Düzenleyen mystical - 02-Aralik-2008 Saat 21:32 |
|
|
hoş geldiniz :)
prensesim ÖYKÜ ELİF (4 mayıs 2008) prensim ÖMER ALP (22 nisan 2010) |
|
|
|
|
e_mutlu
Kidemli Uye
Kayıt Tarihi: 13-Mart-2008 Konum: İstanbul Gönderilenler: 855
|
![]() Gönderim Zamanı: 08-Agustos-2008 Saat 10:29 |
|
1- EYVAH SÜTÜM YETMİYOR, MAMA VERMELİYİM: Yeni annelerin en çok endişe ettiği konulardan biri, bebeğin aç kalma ihtimali. Bu nedenle de çoğu zaman bebekler gereksiz yere mamayla besleniyor. Oysa anneler, sütünün yetip yetmediğini bebeğinin çişini takip ederek anlayabilir. 24 saatte en az 5-6 kez bezini ıslatan bebek, anne sütüyle doyuyor demektir. Anne sütü yetersizliğine ancak bir çocuk hastalıkları uzmanı doktor karar verebilir ve onun tavsiyesi gereğince mama takviyesine başlanabilir.
2- ŞEKERLİ SU SARILIĞA İYİ GELİR: İlk günlerde anne sütünün gelmesinde yaşanabilecek bir sorun, bebeğin zayıflamasına ve sarılık oluşumuna yol açabilir. Halk arasında, aç kalan ve az idrara çıkan bebeklere şekerli su verilmesi önerilir. Oysa bebeğin beslenmesinde şekerli suyun yeri yoktur. 3- ÇOCUĞUM İKİ YAŞINA GELDİ ARTIK BEZİ BIRAKMALI: İki yaş, çiş eğitimi vermek için başlangıç dönemidir. Ancak çocuk bu konuda asla zorlanmamalı, altına kaçırdığı için kızılmamalı, sık sık tuvalete tutularak eğitime tabi tutulmamalı. 4- DONDURMA HASTA EDER: Dondurma, tüm çocukların sevdiği ve faydalı bir gıdadır. Boğaz ağrısına neden olmaması için yalayarak yenmeli ve yanında su içilmeli. 5- GÜRBÜZ ÇOCUK SAĞLIKLI OLUR: Gürbüz çocuk, sağlıklı çocuk değildir! Dengeli beslenen çocuk, zayıf da olsa sağlıklı kabul edilir. Çocukları asla yemek yeme konusunda zorlamayın, yemediği zaman beslenmeyi sonlandırın. 6- ÇOCUK SICAK HAVAYI SEVER: Çocuklar, her zaman terlemeyeceği şekilde giydirilmeli. Üşüyeceği korkusuyla çocukları çok giydirmek ve sarıp sarmalamak, terlemeye ve hasta olmaya yol açar. Pamuklu kıyafetler tercih edilmeli, içinde naylon karışımı olan ve özellikle polar tipinde olan kıyafetler giydirilmemeli.7- FAZLA HAREKET EDERSE TERLER HASTA OLUR: Hasta olur endişesiyle çocuğun hareket etmesini kısıtlamak çok yanlış bir yaklaşım. Her çocuk hareket edince terler; terleyince üstünü değiştirebilirsiniz! ‘Çok terledin artık yerine otur’ demek, onu tembel, hantal ve mutsuz yapar. Zaman içinde metabolizma hızı azalan çocuk, hızla kilo almaya başlar. Hareket etmelerini kısıtlamaktansa, spora (yüzme, basketbol vb) yönlendirin. 8- ŞAŞILIK BÜYÜYÜNCE GEÇER: Çocuklarda şaşılık bir yaşına kadar fizyolojik kabul edilir. Ancak bir yaşından sonra düzelmeyen şaşılıklar için mutlaka göz doktoruna başvurulmalı. Bir yaşından önce bebeklerde Nistagmus (göz küresinin istemsiz titremesi) görüldüğünde de mutlaka bir göz doktoruna muayene ettirilmeli. 9- USLU DURDU HAMBURGERİ HAKKETTİ: Çocuklar mutlak suretle sağlığı ciddi şekilde tehdit eden fast food gıdalardan uzak tutulmalı! Bu ödüllendirme şekli yerine başka yöntemler seçilmeli; sinema ya da tiyatro ya götürmek gibi… 10- AĞLADI HEMEN KUCAĞIMA ALAYIM: Bebeği avutmanın birçok yolu var; her ağladığında hemen kucağa almak çözüm değil. Ağladığında yanına yaklaşıp onunla konuşmak, ten temasında bulunmak, ona şarkı ya da ninni söylemek ve karnını okşamak bebeği avutabilir. Ancak sırf kucağa alışmasın diye çocuğu hiç kucağa almamak da kendini güvende hissetmemesine ve mutsuz olmasına yol açar. Bu denge iyi kurulmalı. 11- DAHA ÇOK KÜÇÜK YALNIZ YATARSA KORKAR: Genellikle 6 aydan sonra bebeğin odasının ayrı olması uzmanlarca önerilir. Bu sınır en fazla 2 yaşa kadar uzatılabilir. 12- BÜYÜKBABAN UZAĞA GİTTİ GERİ GELECEK: Çocuklara ölümü anlatmak zordur. Ancak ölen kişinin geri döneceği söylenmemeli, çocuk boş bir beklentiye sokulmamalı. Ölen kişinin bir daha dönmeyeceği, cennete gittiği ve orada mutlu olduğu söylenmeli. 13- ÇOK GAZ YAPIYOR FAZLA SÜT İÇMESİN: Çocuklarda 1 yaşından önce inek sütü kullanılmamalı. Ancak bir yıldan sonrada günlük süt tüketimi 400 CC’yi geçmemelir. Sütün içinde bulunan laktaz adlı şeker gaza yol açar. Fakat artık piyasada laktazsız sütlerde bulunabiliyor. Gaz sorunu olan çocuklara bu tip sütleri içirilebilir; ancak çözüm kesinlikle süt vermemek olmamalı! 14- AYAKTA SALLAYINCA HEMEN UYKUYA DALIYOR: Çocuğu sallayarak uyutmak tıbben önerilmiyor. Ancak halk arasında ‘ayakta sallama’ en çok kullanılan yöntem. Çocuk; hafif tarzda ve sarsmayacak şekilde sallanırsa tahribatlara yol açmaz. 15- FAZLA BANYO YAPARSA ÜŞÜTÜR: Çocuklar banyo yapmaktan hasta olmaz. Yazın her gün, kışın ise hafta üç kez banyo yapılması önerilir. 16- SIFIRA VURDURURSAK SAÇLARI GÜRLEŞİR: Bu inanışın tıbben hiçbir geçerliliği yoktur! 17- PUDRA İSİLİĞE İYİ GELİR: Pudranın isiliğe iyi geldiği yanlış bir düşünce değildir. Ancak toz pudralar yerine sulu pudralar seçilmeli. İsiliğin en iyi tedavi şekli ise çocuğu sık sık yıkamaktır. 18- BOL BOL GÜNEŞLENİRSE KEMİKLERİ GÜÇLENİR: ‘Çok fazla güneşe maruz kalmak kemikleri güçlendirir’ mantığı tam olarak doğru değil. Zararlı ışınlarından etkilenmemek için güneş ışınlarının dik geldiği saatlerde çocuğunuzu güneşe çıkarmayın. Güneşe çıkarken de mutlaka yüksek koruma faktörlü güneş losyonları ve kremleri sürün. 19- BİBERON VE EMZİĞİ ÇOK SEVİYOR: Biberon ve emzik hiçbir çocuğa önerilmiyor. Biberon; bebekte ‘meme başı şaşkınlığı’na yol açıyor ve anne göğsünden soğutuyor. Mamayla beslenmek zorunda kalan bebeklerde, biberon en geç 2 yaşında bırakılmalı. Emzik de, damak yapısını bozabiliyor ve çocuğun enfeksiyon kapmasına yol açabiliyor. 20- FİTİL VEREYİM RAHATLASIN: Çok zorda kalmadan ve doktor tavsiyesi olmadan ne fitil ne de ilaç kullanılmalı. |
|
|
BUSE'M ARTIK KOLLARIMDA 30 Nisan 11:25
|
|
|
|
|
feelings
Moderatör
Kayıt Tarihi: 24-Eylül-2007 Konum: Kocaeli Gönderilenler: 58972
|
![]() Gönderim Zamanı: 08-Haziran-2008 Saat 11:37 |
|
Fazla saçı olmayan 9 aylık bir bebeğe annelik yapmak rahattır. Fakat düzensiz, uzun saçlı bir bebekle uğraşmak herkesi çıldırtabilir.İşler düzelmeden evvel iyice kötüye gider. Özellikle yeni yürüyenler için her şampuan ve saç tarama bir savaş demektir. Eğer yeterince cesursanız saçlarını kestirebilirsiniz. Aşağıdaki ipuçlarına uyarak işleri biraz daha kolay bir hale sokabilirsiniz :
|
|
|
Alperim oğlum benim,Zeynebim kızım benim sizi çok seviyorum
siz benim yaşama gücüm,sevincim,herşeyimsiniz...
|
|
|
|
|
feelings
Moderatör
Kayıt Tarihi: 24-Eylül-2007 Konum: Kocaeli Gönderilenler: 58972
|
![]() Gönderim Zamanı: 08-Haziran-2008 Saat 11:25 |
|
Bebeklerin özellikle ilk haftalarda uzayan ve keskin olan tırnaklarına dikkat edilmesi gerekir. İlk haftalarda hızla uzayan tırnaklar, önlem alınmazsa bebek kendi yüzünü ve vücudunu tırnaklarıyla çizebilir ve zarar verebilir. Bu dönemlerde tırnakları uzadıkça kesmek ve bebeğinize eldiven giydirmek en uygun önlem olacaktır.
Bebeğinizin tırnaklarını keserken nelere dikkat etmelisiniz. Tırnakların çabuk uzamaması için çok kısa kesmek sakıncalıdır. Çok kısa kesilen tırnaklar diplerinde enfeksiyona veya kanamaya sebeb olabilir. Bebeğinizin tırnaklarını çocuklar için üretilen küçük çıt çıt makaslarla kesebilirsiniz, eğer normal tırnak makası kullanmak istiyorsanız mümkünse uçları sivri olmayanları tercih ediniz. Tırnakların kesilmesi işlemini genellikle bebeğin banyosundan sonra yapabilirsiniz, hem bebeğiniz banyo sonrası rahatlamış ve sakinleşmiş olur, hemde bebeğinizin yumuşayan tırnaklar daha rahat kesilecektir. Bebğinizin tırnaklarını uyuduğu zamanlardada kesebilirsiniz. Genellikle 1 yaşını geçen çocuklar tırnaklarını kestirmek istemeyeceklerdir, tırnaklarını vücutlarının bir parçası olarak göreceklerdir. Tırnak kesme işlemini özellikle uyurken yapmanız sizi bu sorunlardan kurtaracaktır. Tırnak kesme işlemini iki güne yayarak bir elinin tırnaklarını bir gün, diğerininkini ikinci gün kesebilirsiniz |
|
|
Alperim oğlum benim,Zeynebim kızım benim sizi çok seviyorum
siz benim yaşama gücüm,sevincim,herşeyimsiniz...
|
|
|
|
|
hülya
Kidemli Uye
Kayıt Tarihi: 14-Haziran-2007 Konum: Tekirdağ Gönderilenler: 18791
|
![]() Gönderim Zamanı: 25-Mayis-2008 Saat 23:08 |
|
Bu gün ülkemizin geldiği durum ekonomik olarak kadınların da iş dünyasının içinde olmalarını gerekli kılabilmektedir. Yaşam şartlarının değişmesi, çağımızın getirdiği ihtiyaçlar bir yandan kadının iş yaşantısındaki rolünü arttırırken diğer yandan annelik görevini daha güç bir duruma girmesine sebep olabiliyor.
Kadınların çalışma hayatında daha aktif rol almaları tabi ki çocuklu kadınlar için zor ve problemli bir hale gelebiliyor. Hatta bazılarımız ‘iyi anne’ olmayı evde kalıp çocukları ile zaman geçirmek, ev işleriyle ilgilenmek olarak bile algılayabiliyor. Oysa ki, psikoloji alanında yapılan birçok araştırma, şayet anne duygusal boyutta gereken sevgi, ilgi ve bakimi gösteriyorsa, çocuğun sağlıklı bireyler olması için bir engel veya sebebin olmadığını saptamıştır. Hatta buna ek olarak, çalışan annelerin çocuklarının daha bağımsız, güçlü, sorumluluk sahibi, ve başarı odaklı bireylere dönüştükleri görülmüştür. Çocuklar üzerinde yapılan araştırmalar, çocukluk döneminde ‘sevilip sevilmemek’, ‘istenip istenmemek’ kavramları çocukların beynine sürekli yazıldığı ve çocuk ilk yaşlarında ‘annem’ ve ‘ben’ demeye başladığı gerçeğini bulmuştur. Bu yüzden, özellikle çocukluklarının ilk dönemlerinde anne ilgisi ve şefkati daha da önemli olduğu gerçeği 1988, Belsky,J’in araştırmasında ortaya çıkıyor. Özellikle çocuğun kişilik ve duygusal gelişimi açısından ilk 4 sene çok büyük önem taşıyor. Ancak bu durum doğum sonrası islerine dönmek zorunda kalan annelerce çözümsüz bir problem olarak algılanmamalıdır. Buradaki kritik nokta, çocuğa sevgi ve güven duygularını verebilecek başka bir bireyin ,çocukla beraber, anne yokken olup ilgilenmesidir. Bu kişi ister baba olsun, ister anneanne ya da bakici, önemli olan çocuğa ihtiyaç duyduğu duygusal yakınlığı verebilmesidir.Anne de çocukla olduğu zamanlarda, elinden geldiğince çocuğuna ilgi gösterip, onunla oyunlar oynayıp, karşılıklı bir iletişim kurabilir. Dozu değişmekle birlikte hemen hemen her çalışan annenin yaşadığı bir duygu da ‘suçluluk’ duygusudur. Anne, her ne kadar elinden geldiğince çocuğuna zaman ayırmaya çalışan da, içten içe, çocuğunu başkalarına bıraktığı için, ve kendi yerine başkalarının çocuğuyla ilgilenip zaman geçirdiği için suçluluk duygusuna kapılabilir. Hatta, suçluluk duygusuna kapılan annelerin en büyük göstergesi, sürekli olarak çocuğuna her iş den eve dönerken bir oyuncak almasıdır. Burada oyuncak, annenin psikolojik olarak suçluluk duygusundan geçici bile olsa biraz uzaklaşmasını ve vicdanini rahatlamasını sağlar. Oysa ki bu tarz bir davranış her ne kadar çocuğu o an mutlu etse de uzun vadede çocuğun sevildiği duygusunun edinmesinde etkisi yoktur ve hatta sürekli hediye oyuncak yağmuruna tutulan çocukların şımarık, hiç bir şeyden mutlu olmasını bilmeyen bireyler olmaları mümkündür. Çalışan annenin suçluluk duygusundan uzaklaşabilmesi için iki düşünce gücünden biri gerçekten de faydalı olabilir. Böyle bir durumda anne kendisine: ya ‘çalışmak zorundayım çünkü çocuğum için para kazanmam lazım` ya da ‘çalışmayı seviyorum; çocuğum mutlu bir anneyi hak ediyor’ gibi düşünerek suçluluk duygusunu hafifletebilir. Unutmayalım ki, çocuklar bizlerin aynasıdır; bizler mutluysak onlar da mutlu olur. Peki, çalışma hayatına donen anne, içinde bulunduğu durum ve zorunlulukları nasıl paylaşmalıdır? Bu noktada annenin çocuğu büyük kişi gibi kabul edip açıklamalarını bu doğrultuda yapabilmesidir. İşte burada en az annenin tutumu kadar babanın tutumu çok büyük değer taşır. Baba elinden geldiğince anneye yardim etmeli ve annenin söylediklerini en iyi şekilde desteklemelidir. Çocuğun ilk zamanlarda üzülüp tepki göstermesi normaldir. Fakat zamanla anne ve babasının onu gerçekten sevip önem verdiğini görüp bu durumu kabullenecektir. Önemli başka bir konu ise ,annenin çocuğuyla geçirebileceği zamanın kalitesidir. Kaliteli zaman geçirmek nitelikli bir beraberlik yaratmaktır. Birlikte geçirilen zaman içinde, anne ve çocuk arasında gerçek bir ilişki kurabilmektir. Anne çocuğu ile geçirdiği vakitte konuşup, paylaşıp oyunlar oynayıp onu çok sevdiğini söyleyip bunu hal ve tavırları ile belli edebilir. Çocuğa bir annenin verebileceği en büyük hediye her gün kısa da olsa bir zaman dilimini nitelikli ve sürekli olarak geçirmektir. Bu tavır çocuğun zamanla annesinin çalışmasına yardımcı olacaktır. |
|
|
üzüm gözlüm iyiki varsın... 02/11/2007 saat:11.10
Teyzesinin kuzusu 18 haftalık |
|
|
|
|
gelincik
Kidemli Uye
Kayıt Tarihi: 17-Mayis-2007 Konum: Trabzon Gönderilenler: 3092
|
![]() Gönderim Zamanı: 25-Nisan-2008 Saat 10:19 |
|
Bebeğiniz ile ilgili merak ettiğiniz soru ve cevaplar; Cildi neden çok yumuşak? Yeni doğan bebeklerin ciltlerinin inanılmayacak kadar yumuşak ve pürüzsüz olmasının en önemli nedeni üst derinin henüz gelişmemiş olmasıdır. Aynı zamanda bir aylık bir bebekten daha nemli ve sağlıklı bir cilde sahiptirler. Bu da sadece anne sütü ya da katkısız mamalarla beslenmelerinden ve güneş, rüzgar, toz gibi dış etkelerden korunuyor olmalarından kaynaklanır. Bebeğinizin cildini korumak da size düşüyor tabii. Sert rüzgar ya da kızgın güneş olan günlerde, onun taze cildine, çocuklar için üretilmiş 15 koruma faktörlü koruyucu süt sürmeyi ihmal etmemelisiniz.
Ensesinde kırmızı lekeler var!
Bebeklerin derileri yetişkinlerden çok daha ince ve kılcal damarları da yüzeye çok yakındır. Özellikle de enselerindeki deri… Korku, kızgınlık, acı gibi hislerde kan akımı hızlanır ve kılcal damarları daha da kızarır. Bu da enselerinde kırmızı leke izlenimi verir. Uysallaştıklarında kızarıklığın geçtiği rahatlıkla görülebilir. Nefesi niçin şeker gibi kokuyor? Çok basit, dişleri yok da ondan. Ağızda hoş olmayan kokulara bakımsız ve iyi temizlenmemiş dişler neden olur. Henüz dişleri çıkmamış bebekler için böyle bir sorun olmadığından nefesleri tatlımsı kokar.
Niçin bazıları saçlı, bazıları saçsız doğuyor?
Genetik nedenlerden dolayı. Gür ve sağlıklı saçlara sahip anne-babanın çocukları çok saçlı, diğerleri ise az saçlı olur. Ayrıca ten renginin de saç miktarında rolü vardır. Koyu tenli bebeklerin saçları da fazladır. Çok beyaz tenliler ise neredeyse saçsız doğarlar. Ancak doğdukları zamanki saç durumları yetişkinlik zamanlarının kesin göstergesi sayılmamalıdır. Birkaç göbek öteden gelen genler bile saç yapısında rol oynar.
Uykusunda gülüyor! Bebekler altı haftadan sonra, mutluluklarını gülücükleriyle belli ederler. Altı haftadan küçük bebek ise gülme kaslarını kullanmaz ancak, uykularında tebessüm ederler. Kimi uzmanlar bunun sadece mimik olduğunu söylerken, kimileri de bebeklerin de aynı yetişkinler gibi rüya gördükleri için güldüğünü iddia ediyorlar. Düzenleyen mystical - 09-Nisan-2009 Saat 15:59 |
|
|
27.10.2008 Cennet kokulu oğlum geldi. Miniğim 26 Haftalık
ikinci meleğim yolda.. Allahım a şükürler olsun... |
|
|
|
|
manolya80
Peditor
Kayıt Tarihi: 12-Nisan-2007 Konum: Muğla Gönderilenler: 26820
|
![]() Gönderim Zamanı: 16-Nisan-2008 Saat 22:19 |
|
Sık Sorulan Sorular ve Cevapları 1.Pnömokok Aşısı Pnömokok zatürrie, menenjit, orta kulak iltihabı ve sinüzit gibi çocukluk yaş grubunda sık görülen enfeksiyon hastalıklarına neden olur. Pnömokok hastalıkları sıklıkla iki yaş altındaki çocuklarda görülür. Mikroorganizma damlacık yoluyla havadan alınır. Pnömokok hastalıklarına karşı geliştirilmiş olan aşı “Amerikan Pediatri Akademisi” ve “Dünya Sağlık Örgütü” tarafından tavsiye edilmektedir. İki çeşit pnömokok aşısı vardır. Bunlardan “konjuge pnömokok aşısı” iki yaş altındaki çocuklara da yapılabilirken, “polisakkarit pnömokok aşısı” ise iki yaşından büyük çocuklara yapılabilmektedir. - Normal koşullarda aşı 2-4 ve 6. aylarda olmak üzere 4-8 hafta aralıklarla yapılır. Aşının 12-15. aylarda 4. dozu yapılmalıdır. - Eğer bebek bu şemaya göre aşılanmamış ve ilk aşı 7-11 aylar arasında yapılacak ise 3 doz olarak uygulanır. İlk iki aşı arasında 4-8 hafta ara olmalıdır. Üçüncü doz ise bir yaşından sonra yapılmalı ikinci aşıdan sonra 8 hafta geçmesi sağlanmalıdır. - Eğer aşılama 12-23 aylar arasında yapılacak ise 2 doz yeterlidir. Aşılar arasında en az iki ay geçmiş olmalıdır. - İki yaşından büyük çocuklara pnömokok aşısı sadece bir doz olarak uygulanır. 2. Konak Konak bebeğin saçlı derisinde görülen bir deri hastalığıdır. Saç diplerinde beyaz-sarı renkli az veya çok ince veya kalın bir tabaka oluşur. Bu yaygın olabileceği gibi bıngıldak etrafında yoğunlaşabilir. Zaman zaman dahaa ince tabaka kaşlarında da gelişebilir. Temizlikle pislikle ilgili değildir. 1. Bebeğiniz için kullandığınız şampuanı değiştirin. 2. Saçını yıkarken çok az miktarda şampuan kullanın. 3. Saçını çok iyi durulayın. 4. Eğer konak tabakası gelişmiş ise, öncelikle mevcut tabakanın temizlenmesi gerekir. Bu amaçla, banyodan bir saat önce zeytinyağı veya sıvı parafin ile saçlı deriyi masaj yaparak yağlayın.Yumuşaması için bir saat kadar bekleyin. Daha sonra sık dişli bir tarakla konak tabakasının kalkmasını sağlayacak şekilde hafifçe bastırarak tersine doğru tarayın. Daha sonra da saçlı deriyi yıkayın. Bir defa uygulama ile tüm tabakanın kalkmasını sağlamak mümkün olmayabilir. Bu uygulama haftada 3 defa yapılmalı tüm sebore tabakasının temizlenmesi sağlanmalıdır. Herşeye rağmen konak temizlenmiyor ise, bu durumda bir hekimin görmesinde ve tedavi etmesinde yarar vardır. 3. Uyku Düzeni ve DüzensizliğiSık sorulan sorulardan biri de uyku düzensizlikleridir. Normal koşullarda ilk iki ay bebeğin uyku düzeni çok değişkenlik gösterir. Bebeğin beslenmesinde karşılaşılan güçlükler ve özellikle de “infantil kolik” dediğimiz gaz sancıları uyku düzenini çok bozar. Bu dönemde sabırlı olunmalıdır. Sonraki dönemde her bebek kendi düzenini kurar. Genellikle ilk 6-9 aylık dönemde bebekler günde iki defa 2-3 saatlik dönemlerde uyurlar. Bebek büyüdükçe uyku süresi azalır. Bazı bebekler günde iki defa değil bir defa uyumaya başlarlar. Akşam bebeğin ne zaman uyuyacağı ise yine değişkenlik gösterir. Bazı bebekler son öğünden sonra sabaha kadar uyanmadan uyurlar. Ancak bu daha az sayıda bebeğin başarabildiği bir durumdur. Genellikle gece saatlerinde de bebekler 2-4 saat aralıklarla uyanıp emmek isteyebilirler. Büyümeleri için bu normal bir durumdur. Dokuzuncu aydan sonra ise bebek sabaha karşı uyanıp oynamak ister. Bu özellikle çalışan anne çocuklarında görülse de her bebek bu eğilimi yaşayabilir. Yine özellikle anneden ayrı odada uyuyan bebeklerde daha sık görülür. Bu durumda ne yapılacağı anne-babalık ile ilgilidir. Kimi bebeği ile aynı odada uyumaya devam ederek bu sorunu aşar. Kimi de bebeğini odasına ve hatta yatağına alarak uyumasını sağlar. Doğal olarak istenilen bebeğin kendi odasında uyumasına devam etmesi olsa da bu eğilim atlatılıncaya kadar bebeğin anne ile aynı odayı ve yatağı paylaşmasında da sakınca yoktur. Burada ne yapılacağı ile ilgili karar anne-babalık ile ilişkilidir. 4. Kabızlık Yaş grubu ve kullanılan besinin özellikleri günlük dışkı sayısını değiştirir. Bebekler anne sütü aldıkları dönemde günde 6–8 defa yumuşak dışkı yapabilirler. Bu durum ishal olarak algılanmamalıdır. Önemli olan bebeğin bu koşullarda büyümesini uygun ölçülerde sürdürmesidir. Ancak yine anne sütü alan bebeklerin günde bir defa veya iki günde bir defa dışkıladıklarını da biliyoruz. Bu nedenle kabızlık tanımında da dikkatli olmak gerekir. Bebeğin alışılmıştan daha sert ve/veya ağrılı ve/veya seyrek dışkılaması kabızlık olarak düşünülebilir.
Bebekler büyüdükçe tükettikleri besinler de değişkenlik göstererek artar. Genellikle günde bir veya iki günde bir dışkılamaları beklenir. Günde üç defaya kadar dışkılaması normal karşılanmalıdır. Haftada üçten daha az dışkılaması, dışkılarken zorlanması, ağrı çekmesi ve sert dışkılaması durumunda kabızlık söz konusu olur. Eğer kabızlık iki haftadan daha uzun sürecek olursa bu durumda kronik (uzun süreli) kabızlıktan söz edilir.
Daha sonraki dönemlerde kabızlığın önlenmesinde ve tedavisinde tuvalet disiplininin geliştirilmesi önemli bir başlangıçtır. Dışkılama duygusu olsun ya da olmasın çocuk mutlaka günde iki defa aynı saatlerde tuvalete oturmalı ve en az on dakika gibi makul bir süre dışkılama için gayret etmelidir. Çocuklarda tuvalet eğitimi için en uygun zaman çocuktan çocuğa farklılık gösterir. İki yaşından önce söz konusu olmamalıdır. Üç yaşından sonra nörolojik olarak dışkıyı tutmayı öğrenebilecek hale gelirler. Bu durum dört yaşına kadar gecikebilir. Acele edilmesi ve baskı yapılması kabızlıkla sonuçlanabilir. Fitille veya anüsün derece veya değişik yöntemlerle uyarılması ve bebeğin dışkı yapmasının sağlanması çok tercih edilmez. Çok çaresiz kalındığında kullanılabilirse de sık sık uygulanmamalıdır. Ayrıca kabızlığa neden olan hastalıkların varlığı da akıldan çıkarılmamalı, uzun süreli kabızlık durumunda hekime bu nedenle danışılmalıdır. Bu önerilerin işe yaramadığı sorunun bir hekim tarafından değerlendirilmesi çok yerinde olur... |
|
|
06/04/2003(13:15) İlk gözağrım MELİH'İM
06/11/2008(22:05) Minikkuşum ARDA'M Canözlerim benim,tekvarlıklarım
|
|
|
|
|
cemrecix
Kidemli Uye
Kayıt Tarihi: 05-Ocak-2008 Konum: -- Yurtdışı -- Gönderilenler: 9822
|
![]() Gönderim Zamanı: 12-Nisan-2008 Saat 17:39 |
|
Geçmiş araştırmalar, ağlayan bebeklerin anında ve olumlu ilgi ile yaklaşılırsa, kendi haline bırakılanlara oranla, büyüdüklerinde ağlamaya daha az eğilimli olduklarını göstermiştir.
Bebeğiniz ağladığında göstereceğiniz yakınlık ile, onunla güven ve ilgiye dayalı, sevgi dolu bir bağın temellerini atarsınız. Hem siz hem de bebeğiniz bu zorlu ağlama dönemini atlatmaya çalışırken arada kurulan derin bağdan yarar göreceksiniz. AĞLAYAN BEBEKLE NASIL İLGİLENMELİ? Bebeğinizin ilk aylarda ağlamak için pek çok nedeni vardır. Bebeğiniz ağladığında onu rahatlatacak güvenli yollardan birini deneyin. 0-6 AY ARASI BEBEKLER AÇLIK: Karnı acıktığında ağlayacaktır. Siz bir süre sonra bu ağlamayı tanıyacak ve ne zaman olacağını tahmin eder duruma geleceksiniz. Bebeğinizin beslenmesini belirli saatlerle kısıtlamak zorunda değilsiniz. ''Açlık ağlamasını'' duyduğunuzda onu besleyebilirsiniz. SUSUZLUK: Mama ile beslenen bebeklerde öğünler arasında sterilize edilmiş su verilebilir. Bebeğiniz, anne sütü ile besleniyorsa susadığını düşündüğünüz durumlarda, su vermek yerine onu emzirin. KUCAKLANMAK İSTEĞİ: Bebeklerin sizin fiziksel temasınıza gereksinimi vardır .Onu kucağınıza alın ve göğsünüze dayayarak, kalp atışlarınızı duymasını sağlayacak şekilde taşıyın. Ağladığında, hızlı bir şekilde aşağı yukarı sallanmaktan hoşlanmayabilir. Yavaş, yumuşak ve rahatlatıcı hareketlerle onu sallayabilirsiniz. Müzik dinletmek veya sizin söyleyeceğiniz bir şarkı da bebeğinizi rahatlatabilir. ÜSTÜNÜN DEĞİŞTİRİLMESİ: Bebeğiniz, giysilerinin çıkarılmasından hoşlanmayabilir. Bunun nedeni üşümesi değil, sadece içinde rahat ettiği uyku tulumu veya yeleğin çıkarılmasındandır. Onu mümkün olduğunca çabuk soyun ve onunla konuşmayı deneyin. Üstünü değiştirirken eğer üzerine bir havlu veya hafif bir örtü koyarsanız ağlamasının azaldığını göreceksiniz, çünkü kumaşa tutunacak ve onu cildi üzerinde hissedecektir. Bu dönem birkaç hafta içinde geçer. ÇOK SICAK VEYA ÇOK SOĞUK: Bebeği uykuya yatırdığınızda oda sıcaklığı sabit olmalıdır. İdeal oda sıcaklığı 22 derecedir. Bebeklerin uyurken bez, yelek ve tulumdan başka bir şeye gereksinimleri yoktur. Onu çok fazla örtmeyin. Bebeğinizin vücut ısısını karnına dokunarak anlayabilirsiniz: Çok sıcak ise gereğinden fazla giydirmiş veya örtmüş olabilirsiniz. KORKU: Bebeğiniz yüksek seslerden, parlak ışıklardan, ani ve hızlı hareketlerden irkilip rahatsız olabilir. Bunun sonucu ağlarsa, onu göğsünüze dayayarak sakinleştirmeye çalışın. Mümkünse, sıkıntısının kaynağını ortadan kaldırın. KOLİK: Akşam yemeği saati ve bebeğiniz aniden ağlamaya başladı. Tanıdığınız bir ağlama değil, amansız bir çığlık ve hiçbir şekilde onu susturamıyorsunuz. Ağlaması o kadar güçlü ve ısrarlı ki yüzü kızarıyor, vücudu bir top şeklini alıyor. Bu ağlama nöbetleri günün düzenli parçaları haline geliyorsa, muhtemelen bebeğinizin kolik şikayeti vardır. Bebeğin 20 günlük ile 3 aylık görülen kolik sancılarına neyin sebep olduğu ve kesin tedavisi bilinmemektedir. Üç ayın sonunda kendiliğinden geçecek bu sancı süresince sakin ve sabırlı olmaya çalışın. Tedavi: Koliğin hiçbir bilinen tedavisi yoktur. Ancak bazı önlemler yararlı olabilmektedir: Öncelikle bebeğinizi bir hekime ***ürün ve ağlama ve karın ağrısına neden olabilecek diğer hastalıklarla ayırıcı tanısının yapılmasını sağlayın. Bebeğinizin rahat ve tok olmasını sağlayın. Bebeğinizi dik olarak kucağınıza alın ve sırtına minik darbeler vurarak sakinleştirmeye çalışın. Biberonla beslenme 20 dakikadan az sürüyorsa daha az delikli bir biberon başıyla beslemeyi deneyin. Böylece emme arzusunu giderin. Sessiz ve daha az aydınlık bir oda dış uyaranları azaltarak yardımcı olabilir. Bebeği korkutabilecek ani hareketlerden sakının. On dakikadan fazla süredir bebeğiniz ağlıyorsa yüzüstü yatırmayı deneyin. Çok aktif bebeklerde bebeğin bir battaniye ile sarmalanması işe yarayabilir. Bazı bebekler araba yolculuğu ile bazıları da saç kurutma makinası veya elektrik süpürgesi sesi ile sakinleşebilmektedirler. Ana baba olarak çocuğunuzun sağlıklı bir bebek olduğunu, infantil kolik in çocuğunuzun büyüme ve gelişmesi üzerinde hiçbir olumsuz etkisi olmayacağını ve bir müddet sonra kendiliğinden geçeceğini unutmayın ve moralinizi bozmayın. Bebeğinizi formul mamaları ile besliyorsanız mamayı değiştirin. İnek sütü proteini olan mamalar yerine soya formüllü mamalar bazen yararlı olabilmektedir. Bebeğinizi emziriyorsanız yediğiniz gıdalara dikkat edin (Lahana, karnıbahar, brokoli, inek sütü, çukulata ve soğandan uzak durmayı deneyin) Koliklerde kullanılan hiçbir ilacın faydası kanıtlanamamıştır. Bazı yan etkilere neden olabilirler. 6 AYDAN BÜYÜK BEBEKLER Bebek büyüdükçe; hayal kırıklığı çocuğun sıkıntısının en büyük nedeni haline gelir. Emeklemeyi ve sonra da yürümeyi öğrendi mi dünyayı araştırma olanağı olacak, aynı zamanda başını belaya sokacaktır. Onun kapıları açıp kapamasını mutfak dolabından eşyaları almasını engellemeye çalıştığınızda hayal kırıklığına bağlı göz yaşlarının akmaya başladığını göreceksiniz. Fakat kısa bir süre sonra ona oynayacak başka birşey verdiğinizde bunu unutacaktır Bebeğiniz 2-3 yaşına girdiğinde, ağlama nedenleri daha karmaşıklaşacak ve tercihlerini, duygularını içerecektir. Bebeğiniz daha önce bahsedilen nedenlerle ağlayabileceği gibi, ağlamayı dikkat çekmek için kullanabilecek, hatta bunu bir krize bile dönüştürebilecektir. Kızgınlığını, korkularını ifade etmek için ağlayacaktır. Kendini güvende hissetmediği, sizden ayrı kaldığı hatta kısa bir süre için yan odaya geçtiğinizde dahi ağlayacaktır. Yeni birşeyler öğrendikçe, yeni insanlar tanıdığında, hoşuna gitmeyen şeyler olacak ve hemen gözyaşları akmaya başlayacaktır. Zaman içinde, bebeğinizin ağlamane denlerini belirleyip onu rahatlatacak yöntemleri bulacaksınız. Ancak bebeğinizi çok kısa süre dahi yalnız bırakamıyorsanız ve ciddi bir korku problemi olustuğunu düsünüyorsanız doktorunuza danışın. ANNE BABALAR İÇİN PRATİK ÖNERİLER Özellikle çok küçük bebekleri yatıştırmak için birkaç basit öneri: Emzik ve biberon işe yarar, ancak bebeğinizin onu saatlerce emmesine izin vermeyin. Emzik ve biberonun tatlıya batırılması ve tatlı içeceklerle kullanılması diş çürüklerine neden olabilir. Şarkı söyleyin ve onunla dans etmeyi deneyin. Radyo veya teypten gelen dinlendirici bir müzik işe yarayabilir. Tabi o çıngırak gibi gürültü çıkarabileceği bir oyuncağı da tercih edebilir. Seyredebileceği renkli ve hareketli birşeyler hoşuna gidecektir. Kanguruda sizinle temas edebilecek şekilde tutun. Onunla yürüyüş yapın veya dans edin. Onu kollarınızda veya ayaklarınızda hafifçe sallayarak uyutmayı deneyin. Onu arabanızla veya kendi bebek arabasıyla dışarı gezmeye çıkarın. Özellikle geceleri çok etkili bir yöntemdir. Bebeğinizin sık ağlaması sizin için büyük bir endişe kaynağı olabilir . Tüm gün boyunca ve her fırsatta ağlayan bir çocukla uğraşmaktan sinirleriniz yıpranabilir. NE ZAMAN ENDİŞELENMELİYİZ ? Bebeğinizin sık ağlaması sizin için büyük bir endişe kaynağı olabilir. Tüm gün boyunca ve her fırsatta ağlayan bir çocukla uğraşmaktan sinirleriniz yıpranabilir. Bebeğinin ağlamasından, her anne baba farklı şekillerde etkilenirler. Bazı anne babalar endişelenip, çocuklarının ağlamasından kendilerini sorumlu tutarlar. Diğerleri bu gürültüden ve bölünen gecelerden rahatsız olurlar. Kendilerini kaybetme noktasına gelenler, eğer susmazsa çocuğu fiziksel olarak cezalandırmakla tehdit ederler. Böyle bir davranış, bebek tarafından kolayca algılanır ve çok daha fazla ağlamasına neden olur. Eğer çocuğunuzun ağlaması sizi çok kötü etkiliyor ve onu hırpalayabileceğinizi hissediyorsanız, bunu bir yakınınızla veya doktorunuzla tartışın. Yeni anne baba olmak zordur, bu nedenle sıkıntınızı tartışmak sizi rahatlatacaktır. Kendinize de bir miktar zaman ayırmayı unutmayın ve arada sırada bebeğiniz yanınızda olmadan da dışarı çıkmayı deneyin. Düzenleyen mystical - 13-Nisan-2008 Saat 02:59 |
|
|
Sizi cok ozledim teyzoslar (Efecix) ;)
|
|
|
|
|
barosum
Kidemli Uye
Kayıt Tarihi: 05-Nisan-2007 Gönderilenler: 9077
|
![]() Gönderim Zamanı: 11-Nisan-2008 Saat 01:19 |
|
Çocuklar nasıl iyi uyur? Gelin sizinle bir tahmin oyunu oynayalım; siz ve eşiniz büyük şehirde yaşayan tek çocuklu bir çiftsiniz ve çocuğunuza hayattaki en değerli varlığınızın kendisi olduğunu itiraf etmekten çekinmiyorsunuz. Bu dediklerim %70 tutmuştur. Konuyla çok ilgisi olmasa bile yemek masasında kızınızın yeri bellidir, sizlerinki ise onunki kadar sabit değildir; değil mi? Değerli okurum, çocuk yetiştirmek bir disiplin işidir ve onun aklı gelişinceye kadar sizin aklınızın verdiği kararlara uyması demektir. Ve disiplin demek sevgisizlik demek hiç değildir. Çocuğun istekleri olabilir ama özellikle bazı alanlarda tek yetkili anne-babadır. Uyku da bunların arasındadır, çünkü iyi bir uyku beden sağlığı kadar ruh sağlığı için de çok önemlidir. Aile Hekimliği Uzmanı, Clinica Gayrettepe Tıbbi Direktörü Dr. Eren Eroğlu, Mynet okurları için yazdı İşte size çocuğunuz iyi bir uyku uyusun diye bazı ip uçları Akşam kaçta yatacaksa belirleyin ve bundan şaşmayın çünkü çocuklar izin verdiğiniz taktirde hep sınırlarınızı zorlar. Gündüz kaçta kalktığı da üç aşağı beş yukarı belli olmalı, bu zaman hafta sonu bile bir, bir buçuk saatten fazla oynamamalı Özellikle küçük çocuklar için onu uykuya gitmeye hazırlayacak bazı rutin işler yaratın; örneğin saçlarını fırçalayın, bir bardak süt verin yada masal okuyun. Çocuklara yatmadan altı saat öncesine kadar kafeinli yiyecek yada içecekler vermeyin. Biz çocuğa kahve mi içiriyoruz ki diyenleri duyar gibiyim ama o kolalı içeceklere ne demeli. Bir de çocuklar uyku zamanına yakın çok yedirilmemelidir. Çok hafif bir şeyler belki onu rahatlatır ama şişkin bir mide ile uyumanın ne kadar zor olduğunu hepiniz bilirsiniz. Yattığı odanın sıcaklığı oturma odası sıcaklığının biraz altında olmalı; böylece yorganının sıcaklığına sığınıp derin bir uykuya gömülebilir. Bir de ışık konusu hassas bir konudur; bazı çocuklar hiç ışık istemez bazısı ise çok fazla karanlıktan korkar. Çocuğun bu yöndeki taleplerini dikkate alıp gerekirse bir gece lambası koymakta fayda vardır. Fakat kesinlikle açık ışıkta uyumasına izin verilmemelidir. Çocuklar yattıktan sonra evdeki ses seviyesinin biraz düşürülmesi iyi olur. Bu hem daha çabuk uykuya dalmalarına yardımcıdır hem de uyku zamanına has bir havanın yaratılmasında faydalıdır. Fakat ben çocukların mutlak bir sessizlik içerisinde uyumaya alıştırılmalarını doğru bulmuyorum, gereğinde daha uygunsuz şartlarda da uyumayı becerebilmelidir çocuk. Uyku zamanına yakın hareketli oyunlar çocuğa bol adrenalin salgılatacağından uykusunu kaçıracaktır. Bu nedenle akşam yemeğinden sonra oyun olarak resim yapmak, legoyla oynamak gibi daha sakinleştirici olanları seçin. Odasına televizyon koymayın ve uykuya televizyon seyrederek dalmasına izin vermeyin. Uyku zamanının bir ağırlığı ve ciddiyeti vardır bunu çocuk hissetsin. Çocuk uykuya yatağında dalmalıdır. Uykusu gelip başka yerde sızacağına yatağına götürülmeli ve uykuya geçiş orda gerçekleşmelidir. Her ne kadar bazı anneler için zor gelse de, çocuklar elden geldiğince erken yaşta tek başlarına yatmaya alıştırılmalıdır. Sağlıkla kalın alıntı............... |
|
|
|
|
gülünhüznüyüm
Moderatör
Kayıt Tarihi: 13-Eylül-2007 Konum: Ağrı Gönderilenler: 11116
|
![]() Gönderim Zamanı: 06-Nisan-2008 Saat 16:00 |
|
Uyku bozuklukları tüm yaş gruplarında çok sık görülen ve her yaşta kişinin günlük işlevselliğini, dikkat ve öğrenme becerilerini belirgin olarak bozabilen sorunlardır. Öte yandan hatırlama sorunları, sinirlilik, duyusal hassasiyette artış görülebilmektedir. Çoğu ebeveyn için küçük çocuklarında görülen uyku sorunları oldukça sıkıntı verici olmaktadır.
Uyku-uyanıklık döngülerinin oluşumunda, gün içi şekerlemelerin, uykuya gitme saatlerinin düzenlenmesi, uyku öncesi ritüellerin geliştirilmesi ya da uyandığında çocuğa kendi kendini sakinleştirmede yardımcı olabilecek araçlar, ör, oyuncak bebek kullanımı gibi yöntemlerle bakım verici çocuğa yardımcı olur. Aynı zamanda bakım verici, çevredeki uykuyu bozucu uyaranları kontrol eder, bağlanma ve ayrılık deneyimlerini destekleyici davranışları geliştirir. İkinci, üçüncü yaşla birlikte uyku daha farklı anlamlar kazanır. Örneğin aktif bir günün ardından sakinleşme zamanıdır. Karanlık ve yalnızlıkla baş etme gerekli olur. Bakım vericinin sınırlarına, yatma zamanı ritüellerine uyum göstermesi gerekir. Anneden ayrılabilmek için yeterince güvenli bir bağlanma geliştirmiş olmaya ihtiyaç duyar. Zamanla otonomisini kazanır. Yedinci- dokuzuncu aylarda uyku sorunları genellikle denge sistemine yönelik uyarana aşırı istek duyma ile ilişkili olmaktadır. Bu aylarda çocuklar uykuya dalabilmek için uzun süreler sallanmak, kucaklanmak ihtiyacı gösterebilirler. Ayrılık anksiyetesinin başladığı 10-12. aylarda uykuya dalma sorunları en yüksek sıklığa ulaşır. 13.-18. aylarda gün içinde aşırı hareketlilik, fazlaca uyarana maruz kalma uyku sorunları ile daha fazla ilişki göstermektedir. 19.-24. aylardan itibaren uykuya dalma sırasında yaşanan sorunlar azalırken, geceleri sıkça uyanmalar görülebilir. Uyku sorunlarının altında pek çok faktör yer alabilir. Gastroesofajeal reflü, uyku apnesi, çeşitli akciğer patolojileri, nörolojik problemlerin yanı sıra annedekil stres, gebelik dönemi depresyonu, aile içi sorunlar, çocukta zor mizaç, duygusal aşırı tepkisellik ve bakım vericiler arası uyku ritüelleri uygulamalarında tutarsız davranışlar uyku sorunları ile ilişkilendirilmektedir. Uykuya dalma sorunları olan çocuklarda daha fazla anksiyete ve duygusal sorunlar, daha belirgin dikkat ve konsantrasyon sorunları bildirilmektedir. Uyku-Uyanıklık Döngülerinin Gelişimi Çocuğun yaşı Çocukta beklenen uyku örüntüsü Yenidoğan günde 16,5 saat uyur. 2-3 aylık 3-4 saat aralıksız uyur ve beslenmek için uyanır, aktif uyku %43’e düşer, 3 aylık olduklarında çocukların %71’i tüm gece boyunca uyur 4 aylık geceleri daha uzun uyur, gündüz daha az uyur. 6 aylık günde 14,25 saat uyur, 5-6 saatlik uyku döngüsünde 1-2 kez uyanır, uyandıktan sonra çocukların 1/3 – ½’si kendi kendine yeniden dalar, çocukların %84’ü tüm gece boyunca uyur 10 aylık çocukların %90’ı tüm gece boyunca uyur 12 aylık günde 13,75 saat uyur, aktif uyku %30’a düşer 2 yaşında günde 13 saat uyur. Uykunun diürnal (günlük) organizasyonu 24 saatlik gün içinde uyku sürelerinin düzenlenmesi olarak belirtilebilir. Bu düzenleme hayatın ilk ayları içerisinde özellikle aydınlık-karanlık döngüleri ve sosyal ip uçları ile şekillenmeye başlar. İlk üç ayda kesintisiz uyku dönemleri 3-4 saat iken, 6. aydan itibaren özellikle gecelere doğru kayan 6 saatlik kesintisiz uykular başlar. Bir yaş civarında gündüz saatlerinde iki kez uyunurken, ikinci yaşa doğru günlük melatonin salgısının düzenlenmesi ile gündüz saatleri uykusu bir keze düşer. Bu gündüz uykusu yaşam boyu özellikle öğleden sonra saatlerinde devam edebilir. Ultradiyen organizasyon ise REM ve non-REM döngüleri için belirtilir. 50-60 dakikalık uyku süreleri ve %50 oranındaki REM uykusu 3 yaş civarında erişkin düzeylerine yaklaşır. Süt çocukları uyku örüntüsü açısından ikiye ayrılabilirler:
Uyku düzeni üzerine çevresel ve kültürel etmenler Uyku sorunlarını değerlendirirken en önemli faktörlerden biri de çocuğun uyuduğu ortamdır. Çocuğun hangi odada yattığı, yatmadan önce uygulanan ritüeller oldukça belirleyicidir. Gürültülü bir ortamda, özellikle TV sesinin varlığında uykuya dalma zorluğu olacağı açıktır. Ayrıca dikkat ve konsantrasyon sorunlarının varlığı, çevresel uyaranların filtre edilmesini daha da güçleştirecektir. Öte yandan, ebeveynle aynı yatakta yatmak özellikle ileri yaşlarda çocuklarda tensel uyarılmalara ve çeşitli dürtülerin yaşanmasına neden olabilmektedir. Bu çocuklar bu dürtüleri boşaltmak için ebeveynlerine gün içinde daha agresif davranışlar gösterebilmektedirler. Birlikte yatma davranışı sınır koyma ve disiplin sağlamada güçlükleri pekiştirecektir. Bazen uyku sorunları ile başvuran olgularda ayrılma, bireyselleşme, fiziksel ve duygusal sınırların oluşturulması üzerine çalışmak gerekli olmaktadır.Uyku Sorunlarının Değerlendirilmesi Şu soruların yanıtları araştırılmalıdır:
|
|
|
Aslında hayatın hiçbir evresinde kötü insan yoktur. Her insan huzur verir; kimi geldiğinde, kimi gittiğinde.. |
|
|
|
|
jasmin
Kidemli Uye
Kayıt Tarihi: 18-Mayis-2007 Konum: İzmir Gönderilenler: 3722
|
![]() Gönderim Zamanı: 25-Mart-2008 Saat 13:33 |
|
BEBEĞİNİZ İÇİN KÜÇÜK ÖNLEMLER
Hacettepe Üniversitesi Çocuk Sağlığı Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Elif Özmert, bebeği yüz üstü yatırmanın Ani Bebek Ölümü Sendromu riskini 9 kat artırdığını söyledi. Ani bebek ölümleri Ani Bebek Ölümü Sendromu (ABÖS) ile bebek ölümlerine neden olan diğer riskler konusunda Prof. Dr. Özmert, 1 yaşından küçük bebeklerin, hiç bir hastalığı olmaksızın, yatağında ani olarak ölmesi durumuna Ani Bebek Ölümü Sendromu (ABÖS)denildiğini belirterek, bu ölümlerin sebeplerinin çok iyi bilinmediğini söyledi. Özmert, ABÖS hakkında çalışmaların, bazı uygulamaların ani bebek ölümü riskini artırdığını ortaya koyduğunu dile getirdi. Yeni doğan döneminde meydana gelen ölümlerde bebeğin yatağı ve yatma şeklinin belirleyici olduğunu belirten Özmert, şunları söyledi: "Bebeği yüz üstü yatırmak, ani bebek ölümü sendromu riskini 9 kat artırıyor. Küçük bebekler, yüz üstü pozisyondayken uyku sırasında solunum merkezleri ve dolaşım merkezlerini yeterince denetleyemeyebiliyorlar. Yapılan çalışmalarda, aniden ölen bebeklerin, diğer bebeklerle karşılaştırıldığında 9 kat daha fazla yüzüstü yatırıldıkları görülmüş. Anne ve babalara, bebeklerini besleyip gazını çıkarttıktan sonra, sırt üstü yatırmalarını öneriyoruz. Yan yatırmada bile bir miktar risk var." Bebek yataklarının önemi Bebeklerin yatakta boğulmalarına yol açan nedenlerden birinin de yatağın yumuşak olması olduğunu ifade eden Özmert, yan bile yatırılsa yatak yumuşaksa, bebeğin ağzı veya yüzünün yatağın içine gömülebileceğini, bebeğin havasız kalıp ölme ihtimalinin artabileceğini anlattı. "Bebek yatakları kesinlikle sert olmalı" diyen Özmert, oyun parkı gibi, başka amaçlar için üretilen eşyaların yatak olarak kullanılmasını kesinlikle önermediklerini vurguladı. Yatağın içine konulan her türlü süs eşyası, yastık ve oyuncaklar ile yatağa asılan nazar boncuklarının da kazalara ve boğulmalara sebep olabildiğini belirten Özmert, şöyle devam etti: "Bir yayında şöyle bir örnek vardı: Annenin saçı bebeğin parmağına dolanmış, bebeğin elinde de eldiven var. Bebek sürekli ağlıyor. Aile nedenini bulamıyor. Doktora götürüyorlar. Doktor bir bakıyor, saç teli bebeğin parmağına dolanmış ve parmak kangrene dönüşmüş. Yani bir saç teli bile bebeğin parmağının kopmasına neden olabilir. Bu nedenle aileler çok dikkatli olmalı. Yatağın içinde bebeğin ve üzerine örtülecek örtünün dışında bir şey konulmamasını tavsiye ediyoruz. Yatağın içine süs amaçlı, gereksiz hiç bir şey konulmamalı. Ayrıca beşiğin kenarlarının genişliği, bebeğin başının çıkamayacağı kadar dar olmalı ve yatakla beşik arasında boşluk bulunmamalı. Bebek elini, ayağını, başını o boşluğa sokup kendini yaralayabilir." "Sigarasız ev, sigarasız araba" Bebeğin sigara dumanına maruz kalmasının da Ani Bebek Ölümü Sendromu riskini 3-4 kat artırtığını belirten Özmert, çocuğun yanında sigara içilmesinin yanı sıra çocuğun yaşadığı evde sigara içiliyor olmasının da o bebeğin sigaraya maruz kaldığını gösterdiğini söyledi. Özmert, sigaranın bebeklere verdiği zararları şöyle anlattı: "Sigarayı sokakta bile içseniz, akciğerlerinizde depolanmış hava ile solunumu verdiğiniz zaman, sigaranın içindeki zararlı maddeleri bebeğin bulunduğu ortama bırakmış oluyorsunuz. Hatta üzerinize sinen dumandan bile, sigaradaki zararlı maddeler bebeği etkileyebiliyor. Aileler kendi sağlıklarının yanı sıra çocuklarının sağlığı için mutlaka sigarayı bırakmalılar. "Ben sigarayı mutfakta ya da tuvalette içiyorum" bahanesi kesinlikle geçerli değil." Özmert, aileleri, bebekleri yanlarında iken arabada hatta açık hava da bile sigara içmemeleri konusunda uyararak, "Şu sloganı benimsemekte fayda var sigarasız ev, sigarasız araba" diye konuştu. "Bebeği normal giydirin" Yeni doğan bebeklerin ilk bir kaç ayda terleyemediklerini ve titreyemediklerini, yani vücut ısılarını ayarlayamadıklarını anlatan Özmert, şunları söyledi: "Dolayısıyla bebekler çevre ısısı neyse bunu vücutlarına yansıtırlar. Bu yansıtmadan kaynaklanan zararları en aza indirebilmek için bebeğin odasının sıcaklığının 22-24 derece civarında tutulması gerekir. Ayrıca bebeklere normal kıyafetler giydirilmeli. Eğer yeni doğan bebekler soğuktaysa, mutlaka şapka giydirilmelidir. Bebekleri fazla giydirmek, fazla ısıya maruz bırakmak, Ani Bebek Ölümü Sendromu riskini artırıyor." Düzenleyen mystical - 09-Nisan-2009 Saat 15:51 |
|
|
NEFESİM 19.10.2008
|
|
|
|
|
gülünhüznüyüm
Moderatör
Kayıt Tarihi: 13-Eylül-2007 Konum: Ağrı Gönderilenler: 11116
|
![]() Gönderim Zamanı: 25-Mart-2008 Saat 12:01 |
|
BANYO
Yenidoğan bebeğin cildi yumuşak ve hassastır. Uygun cilt bakımı ve banyo, anne ve bebek için iyi vakit geçirmekten başka bebeğinizin cildinin sağlığını ve dokusunu sürdürmesine de yardımcı olacaktır. Halk arasında bilinenin aksine çoğu bebeğin gün aşırı banyo yapmaya ihtiyacı yoktur. Her bez değiştirme ile birlikte ve beslenmesinden sonra ağzını ve burnunu silmek yeterlidir. Haftada 2 veya 3 kez banyo yeterlidir. Banyo, günün istenilen saatinde yaptırılabilir. Beslenmeden önce yaptırılan banyo genellikle daha çok işe yarar. Birçok aile, uyku saatine hazırlık amacıyla bebeklerinin banyolarını akşamüstü yaptırmayı tercih ederler. Başlangıçta silerek bebeğin temizlenmesi tercih edilmelidir. Bebeği enfeksiyonlardan korumak için göbek bağı düşünce ve eğer yapıldıysa erkek bebeğin sünneti iyileşince bir bebek küveti içinde banyo yaptırılabilir. Yenidoğanın banyosu için hangi malzemeler gerekli? •İnce havlular veya sünger tarzda banyo minderi •Yumuşak bir bez veya yıkama süngeri •Temiz bir bebek küveti •Pamuk topları •Bebek şampuanı ve bebek sabunu •Başlıklı bebek havlusu •Temiz bez ve giysi Silerek banyo nasıl yaptırılmalı: •Odanın sıcak olduğundan emin olun. •Banyo süresince kullanılacak olan malzemeleri bir araya toplayın. •Temiz bir bebek küvetine ılık su koyun. (suyun sıcaklığı el bileğinize damlattığınızda yakmayacak veya 36.5-37OC olmalı). •Bebeği banyo minderinin veya yüzeydeki ince havluların üzerine yerleştirin. •Havlu veya battaniyeye örtülmüş olarak tutun. •Kısa bir süre bile olsa asla bebeğinizi yalnız bırakmayın. Eğer birşey unutmuşsanız, bebeği bir havluya sarın ve onu da yanınızda götürün. •Bebeğin yüzü ile başlayın. Her iki gözünü de ıslatılmış temiz pamuk toplarını kullanarak silin, burun köprüsünden başlayın sonra gözün köşesinden dışa doğru silin. •Yüzünün geri kalanını yumuşak ve nemli bir bezle sabunsuz olarak yıkayın. •Kulağının dışta kalan kıvrımlarını yumuşak bezle temizleyin. Bebeğin kulak kanalına pamuklu çubuk sokmayın. •Yumuşak bir beze bir miktar bebek sabunu ekleyin ve bebeğin boynundan aşağısına nazikçe silin. Temiz bir ıslak bezle durulayın. Göbek bağının ıslanmadığından emin olun. •Son olarak, şampuan ile başını yıkayın. Suyla yıkayarak temizleyin, bebeğin yüzüne su gelmemesine dikkat edin: Bebeği sırtından kolunuzla sıkıca tutun ve dirseğinizle ve elinizle boynunu destekleyin, başını su ile yıkamak için yüksek bir musluk kullanabilirsiniz. •Ovalamak gerekli değil, ama çoğu bebek banyo sırasında kollarına ve bacaklarına nazikçe masaj yapılmasından hoşlanırlar. •Bebeği başlıklı havluya sarın ve temiz bebeğinizi kucağınıza alıp okşayın. •Doktorunuz tarafından önerilen kordon bakım direktiflerini takip edin. •Bebeğinizin saçlarını taramak için yumuşak bebek tarağı kullanın. Yanma riskinden dolayı saç kurutma makinesi kullanmayın. •Bebeğinize banyo yaptırırken ilk birkaç dakikada bebeğin ağlaması beklenir. Genellikle o kadardır çünkü banyo onun için yeni bir deneyimdir. Ama eğer bebeğiniz banyo sırasında aniden ağlamaya başlarsa, suyun sıcak veya soğuk olmadığından veya bebeğinizin gözüne sabun kaçmadığından emin olmak için kontrol edin. Yenidoğan bebeğinize küvet banyosu nasıl yaptıracaksınız: Önce, bebeğinizin göbek kordonu düşmesinden ve erkek bebeklerin sünnetlerinin iyileşmesinden sonra bebeğinizi küvette yıkayabilirsiniz. Bazı bebekler banyo yapmayı sevmeyebilirler, özellikle de ilk zamanlar. Eğer bebeğiniz itiraz ederse, yumuşak bir şekilde konuşun veya şarkı söyleyin ve bazı banyo oyuncaklarını deneyin. Küvet Banyosu İçin Hangi Malzemeler Gerekli? Bebek banyo küveti (tercihen suyu akıtmak için dipten tıkaçlı) Kaymayan yumuşak bir koruyucu yer örtüsü Banyo termometresi Bebeğinize küvet banyosu yaptırırken: •Banyo yaptırdığınız yerden kazaya sebep olabilecek kırılabilir nesneleri ve elektrikli aletleri uzaklaştırın. •Küveti banyo termometresi kullanarak sıcak su ile doldurun. •Önce bebeğin ön tarafını sabun ile sabunlayın ve su ile durulayın. Sonra sırt kısmını sabunlayın ve su ile durulayın. •En son olarak başını şampuanlayın ve su ile durulayın. •Küvetten çıkarken tüm vücuduna su dökün. •Kısa bir süre için bile olsa bebeğinizi yalnız bırakmayın. •Her kullanımdan sonra küvetin temiz olduğundan emin olun. CİLT BAKIMI Bebeğinizin yumuşak ve hassas cildinin özel bir bakıma ihtiyacı vardır. Özellikle bebekler için üretilen ürünlerin kullanılması genellikle daha iyidir. Yetişkinler için olan ürünler, bebeğiniz için tahriş edici ve alerjik içerikli olabilir. Bazı ebeveynler bebeklerinin güzel kokması için losyon kullanmayı severler. Ama bebeğin cildi kuru olmadıkça losyon kullanmaya gerçekten gerek yoktur. Pudra kullanmaktan kesinlikle kaçınılmalı. Bazı bebeklerin cildinde kırmızılıklar ve pütürlerin olması normaldir. Bazı döküntüler bir problemin veya enfeksiyonun işareti de olabilir. Bez pişiği bebeği rahatsız edebilir ve tedavi edilmesi gerekir. Eğer döküntü ile ilgili kaygınız varsa veya bebeğiniz rahatsızsa veya ateşi varsa doktorunuzu arayın. Çamaşır deterjanları bebeğinizin hassas cildini tahrişe neden olabilir. Bebekler için hazırlanmış deterjanlar kullanın ve çok iyi durulayın. |
|
|
Aslında hayatın hiçbir evresinde kötü insan yoktur. Her insan huzur verir; kimi geldiğinde, kimi gittiğinde.. |
|
|
|
|
belma
Kidemli Uye
Kayıt Tarihi: 03-Haziran-2007 Konum: İstanbul Gönderilenler: 12471
|
![]() Gönderim Zamanı: 16-Subat-2008 Saat 00:13 |
|
Yeni doğan döneminde doğru bakım bebeğin genel sağlığı üzerinde önemli etkileri olan bir süreç. Bu sebepten yeni anne – baba olanlar ciddi bir endişe yaşıyorlar. Bu bölümde yeni doğan bebeğin bakımında dikkat edilmesi gereken noktaları bulabilirsiniz. Cilt Bakımı Bebeğin en büyük organı cildi olduğundan cilt bakımı ve hijyen konusunda annelere önemli iş düşer. Yenidoğan bebeklerin cildi çok hassas ve incedir. Kolayca zedelenebilir.Cilt bütünlüğünün bozulması bebek için enfeksiyon riski oluşturur.Özellikle doğumu takip eden günler
içinde bebek cildi kuru, kabuksu bir hal alabilir, soyulabilir. Bu dönemde nemlendirici bebe yağı veya losyonların kullanımı uygun olur. Bebe yağları ıslak cilde sürülerek uygun nemlenme sağlayabilirler. Bebeğin cildiyle direkt temas eden giysiler pamuklu kumaşlardan seçilmeli ve temizliğinde deterjan kullanılmamalıdır. Alt Değiştirme Yeni doğan bir bebek günde ortalama 6 defa altını ıslatır. Bebeğinizin bezini altı ıslanır ıslanmaz değiştirin. Pişik oluşumunu engellemek için bezini sık sık değiştirmekte fayda var. Pişik olduğu takdirde uygun bir pişik kremi kullanabilirsiniz. Kız çocuklarının altını temizlerken yukarıdan aşağıya doğru silinmelidir. Sadece anne sütü ile beslenen bebeklerin dışkıları sarıdan yeşile kadar çeşitlilik gösterir. Bebeğinizin ilk ayında dışkı sayısı fazladır (günde 6–8 kez). Anne sütüyle beslenen bebeklerin dışkıları da cıvık olur. Erkek bebeklerde, sünnet derisini geriye çekip temizlemeye çalışmayın. Göbek Bakımı Göbek kordonu kuruyup ayrılana kadar %70 alkol veya mersol solusyonu ile göbek bakımı yapılır. Kordon dokusu ağrısızdır. Göbek düştükten sonraki 1-2 gün bakıma devam edilmeli, eğer sızıntı, akıntı ya da kanama varsa doktora danışılmalıdır. Bebeğinizin Banyosu Banyo bebek bakımında önemli yer tutar. Sağlıklı yeni doğanlar doğdukları ortam koşullarına göre ilk 24 saat içinde yıkanabilirler. Evde her gün ya da gün aşırı yıkanabilirler. Göbek düşene kadar kaynatılıp soğutulmuş akar su altında yıkanması uygun olur. Göbek düştükten 2-3 gün sonra küvette normal banyo yapılabilir. Banyo suyu sıcaklığı vücut ısısında (36-37 derece), ortam ısısı 24-25 derece olmalıdır. Banyo öncesinde tüm eşyalar hazırlanmalı, bebeğin ısı kaybetmesi önlenmelidir. Banyo emzirmeden önce yaptırılırsa kusma açısından daha güvenli olunur. Gazlı ve huzursuz bebeklerde akşamüstü banyoları geceyi daha rahat geçirmeyi sağlayabilir. Banyoda kullanılacak şampuan ya da sabunlar doğrudan bebeğe sürülmemeli, bir sünger ya da elde köpürtülerek bebeğe aktarılmalıdır. Bu durulamayı kolaylaştırır. Banyo sonrası cildin ve özellikle kıvrım yerlerinin iyi kurulanmasına, pişik ve tahrişleri önlemek açısından dikkat edilmelidir. |
|
|
İyiki varsın canım oğlum.Çınar'ımm
|
|
|
|
|
belma
Kidemli Uye
Kayıt Tarihi: 03-Haziran-2007 Konum: İstanbul Gönderilenler: 12471
|
![]() Gönderim Zamanı: 16-Subat-2008 Saat 00:12 |
|
İngiliz doktorlar, bizde de sıklıkla başvurulan bir yöntemin, bebeklerin sallanarak sevilmesinin ya da uyutulmasının çok tehlikeli olduğunu açıkladılar.
Edinburgh Royal Hastanesi çocuk nörologu Dr. Robert Minns ve ekibinin, 25 kadar sallanan bebek sendromu (SBC) kurbanı üzerinde yaptığı araştırma ortaya koydu ki; severken ya da sinirlilik haliyle sallanan bebeklerin beyinleri zarara uğruyor. Bu bebeklerin ileri yaşlarda kör, hatta felç olma ihtimali yükseliyor. Sekizinci aya dikkat! SBC’nin ortaya çıkması için bebeği yalnızca bir saniye sallamanın bile yeteceğini savunan Minns şöyle konuştu: "Dokuz aylık ve 21 yaşında gelişmeleri inceledik. Uzun yıllar bu konu üzerine çalışıyoruz. Araştırdığımız bebeklerin yarısında görme bozuklukları, yüzde 40’ında konuşma problemleri olduğunu gördük. Bazılarının da denge problemleri var. Kimileri yürüyemiyorlar. Bunların çoğunun bebekken, özellikle sekiz aylıkken sarsıldıklarını gördük." Minns, SBC’nin kas hareketlerinin kontrolünü yavaşlattığını da kaydederken şunları söyledi: "Beyindeki değişiklikler nedeniyle bebek devamlı ağlıyor olabilir ve gıda alamaz. Böylece vücut zayıf düşebilir. Fazla ağlamak damarları çatlatabilir, ayrıca sallarken kanamalar da oluşur." |
|
|
İyiki varsın canım oğlum.Çınar'ımm
|
|
|
|
|
barosum
Kidemli Uye
Kayıt Tarihi: 05-Nisan-2007 Gönderilenler: 9077
|
![]() Gönderim Zamanı: 13-Subat-2008 Saat 01:59 |
|
Uzmanlar tiryaki anne-babaları uyarıyor
i Sigara içen anne-babanın, çocuğuna bu ‘zararlıyı içme’ demesinin faydası yok. Aile Hekimi Uzmanı Dr. Turgay Öngel, toplumda herkesin sigaranın zararlarını bilmesine rağmen bu alışkanlığı bırakmada zorluklar çekildiğine dikkat çekti. Sağlık Mensupları Derneği (SAMEDER) Adana Şubesi'nca Fen Lisesi'nde düzenlenen "Sigara, Alkol, Uyuşturucu" konulu konferansta konuşan Öngel, sigara dumanının araçlardan çıkan egzoz gazı kadar atmosferi kirlettiğini söyledi. Kalp-damar hastalıklarına bağlı ölümlerin üçte birlik kısmının sigaradan kaynaklandığını vurgulayan Öngel, kalp krizi geçiren kişilerden büyük bir kısmının bu zararlıyı terk etmemesini 'acı bir gerçek' olarak nitelendirdi. Öngel, "İnsanlar, öleceklerini bile bile sigara kendisini içirtmektedir."dedi. Öğrencilerin konuyla ilgili sorularını cevaplayan Öngel, başta anne, baba ve öğretmenlerin çocukların yanında sigara içmemesini istedi. Öngel, küçüklerin en yakınındaki büyüklerini model aldığını sözlerine ekledi.alinti (İnternet Haber) |
|
|
|
|
barosum
Kidemli Uye
Kayıt Tarihi: 05-Nisan-2007 Gönderilenler: 9077
|
![]() Gönderim Zamanı: 08-Subat-2008 Saat 01:04 |
|
Anne ve babanın çocuklarına , “uygun olan davranışı” ya da neyin doğru neyin yanlış olduğunu öğretebilmeleri için,gerek kendi aralarında gerekse çocuklarına yönelttikleri davranışlarında dengeli,tutarlı ve kararlı olmaları gerekir.
Anne-babanın güvenli bir çocuğa sahip olabilmeleri için,önce kendilerine,sonra birbirlerine,ardından da çocuklarına güvenmeleri gerekir. Anne-baba çocuğundan yaşı ve yeteneklerine uygun isteklerde bulunmalı,çocuğu hayal kırıklığına uğratacak,yaşının üstünde beklentiler içine girmemelidirler. Çocuğun ilgi ve yeteneği onun yönlendirilmesinde esas alınmalı,ana-babanın tutkuları dikkate alınmalıdır. 1-MOTOR GELİŞİM VE ÖZELLİKLERİ İki üç yaş arası Düşmeden koşabilir , bazı çizgileri taklit eder , merdivenden rahatlıkla kendi başına inip çıkabilir , oyuncakları ile oynarken el becerilerini rahatlıkla kullanabilir ,düğmesini açabilir,üç tekerlekli bisikleti sürebilir ,tek ayak üstünde kısa bir süre durabilir , bir bardak suyu taşıyabilir ,yürürken engelleri adım atarak rahatlıkla geçer , rahatlıkla çömelip kalkabilir , geri geri yürüyebilir , Üç dört yaş arası Tek ayağı üzerinde uzun süre durabilir , ayakkabısını giyer , kendini doyurabilir , düz çizgi çizebilir , tek başına dolaşmaya çalışır , çift ayakla 40 cm sıçrayabilir , öne takla atabilir , yardımsız kaydıraktan kayabilir , çömelip kalkma hareketini rahatlıkla yapabilir , oyuncakları ile oynarken el becerilerini rahatlıkla kullanabilir , 40-50 cm den aşağı atlayabilir , tek ayakla sıçrayabilir , dans etme müzik ile beraber tempo tutma , zıplayan topu eli ile tutma , kağıttaki şekilleri boyar , 3-4 renk eşleştirebilir , aynı kartları eşleştirebilir , bazı harfleri eşleştirebilir , artı eksi yapabilir , Dört altı yaş arası Makasla kağıtları kesebilir , bakarak 1 den 8-9 a kadar sayı yazabilir , öğretilirse adını yazabilir ,sek sek oynayabilir , üçgen ve kare yi kopyalar , kendi giyinir kendi soyunur , ayakkabısını bağlar , yüzünü yıkar , dişini fırçalar , altı yaşında iki tekerlekli bisiklete binebilir , el becerileri gözle görülür bir şekilde gelişir, DİL GELİŞİMİ VE ÖZELLİKLERİ İki üç yaş arası Tanıdığı yetişkinler ile rahatlıkla sohbet eder , reddetme ifadesi kullanabilir , cümle yapısı erişkin cümle yapısına benzemeye başlar , vücudunun parçalarını raharlıkla yapar , bütün komutları yerine getirebilir , kelime hazinesi hızla artar, Üç dört yaş arası Konuşma ve cümle kurması erişkine iyice benzemeye başlar , kendine ait yaş , soyad gibi özellikleri bilir , ezberlediği şarkı sözleri vb. rahatlıkla söyler , erişkinler ile rahat sohbet edebilir, Dört altı yaş arası Grup halinde olan konuşmalara katılır , hikaye ve masal anlatır , sayı sayar , kelime hazinesi iyice artmıştır , sıfatları rahat kullanmaya başlar , cümle yapısı ve şekli erişkinle hemen hemen benzer , isteklerini ayrıntıları ile anlatabilir, SOSYAL VE KİŞİLİK GELİŞİMİ ÖZELLİKLERİ İki üç yaş arası Evcilik oynar , ev işlerine yardım eder , çatal kullanır , giyimini kendi başına yapabilir , tuvaletini haber verir , bazı arkadaşlarına daha fazla ilgi gösterir , Üç dört yaş arası Diğer çocuklar ile etkileşim ve iletişimi iyice artmıştır , yetişkinlerin söylediklerinin büyük çoğunluğunu anlar , oyunlarındaki kurallara uymaya çalışır , kıyafetlerinin tamamını çıkarabilir , gece tuvalet kontrolünü sağlayabilir , el yüz yıkama diş fırçalama işlemini yapar Dört altı yaş arası Sosyal hayata adapte olmaya çalışır , arkadaşları ile uyumu artar , TV da bazı programları takip eder , kendine has özellikler belirir , etrafla etkileşimi iyice artar , kendisi masal anlatabilir , KISACA; 2-3 YAŞ • Koşar, tırmanır, iter, çeker, zıplar çok aktiftir • Bacakları çarpık görünür • Elleriyle ve kaşıkla yiyebilir, bardaktan içebilir • Elbiselerinin bazılarını çıkarabilir • Cinsel organlarını keşfeder • Daha az uyur, daha kolay uyanır • Tekrarlanan günlük etkinliklere uyum sağlar ve bunlardan hoşlanır • Herşeyi kendi kendine yapmak ister • İnatçı ve kararsızdır. Sık sık fikir değiştirir • Ani duygu değişimleri ve öfke nöbetleri gösterir • Yetişkinleri taklit eder • Yaşıtlarıyla birlikte oynayamaz • Paylaşmayı, beklemeyi, vazgeçmeyi kolay beceremez • Suyla oynamayı sever • Tek sözcükler ve kısa cümleler kullanır • Devamlı hayır der. Olumsuzdur • Konuşabildiğinden daha fazlasını anlar 3-4 YAŞ • Koşar, zıplar ve tırmanır • Kendi kendine yemek yiyebilir, fincandan içebilir • Bazı şeyleri dökmeden taşıyabilir • Kendinin soyunup giydirilmesine yardımcı olabilir • Öğle uykusuna yatmayabilir fakat sessizce oynar • Yetişkinlere cevap verebilir, onaylarını ister • Onay görmediğini belirten ifadelere duyarlıdır • İşbirliğine girer, basit işler için bir yere gönderildiğinde koşarak gider • “Ben de” dönemidir. Her şeyin içinde yer almak ister • Her şeyi merak eder • Hayal gücü kuvvetlidir. Karanlıktan ve hayvanlardan korkabilir. • Hayali arkadaşları olabilir • Konuşkandır. Genellikle kısa cümleler kurar. • Bekleyebilir ama sabrı azdır • Oyuncakları sepete toplama gibi küçük sorumluluklar alabilir • Kendi kendine gayet iyi oynar fakat grup oyunlarında problemlerle karşılaşılır • Karşı cinsten ebeveyne yakınlık duyar fakat zaman zaman değiştirebilir • Kıskançtır. Özellikle yeni bir bebeğe tahammül edemez • Suçluluk duyabilir • Sürekli sızlanarak, ağlayarak ve sevgiyi garanti etmeye çalışarak duygusal açıdan güvensiz olduğunu gösterebilir • Parmak emerek, tırnak yiyerek vb davranışlarla gerginliğini azaltmaya çalışabilir • Kendini ifade etmeye çok açıktır 4-5 YAŞ • Kilo almaya ve boyu uzamaya devam eder • Hareketlerindeki koordinasyon artar • Yeme, uyuma ve dışkılama alışkanlıkları düzenlidir • Çok hareketlidir • Bir şeylere başlar ama her zaman başladığını bitirmez • Patron gibi davranır • Diğer çocuklarla oynar fakat sürekli kendini savunur ve korur • Kavgaları kısa sürer • Büyük bir filozof gibi güzel konuşur • Hikayeler anlatır ve abartır • Uygunsuz sözcükleri yerli yersiz kullanır • Heceleri bir araya getirerek anlamsız sözcükler üretmekten hoşlanır • Güler, kikirder • Her şeyi ağırdan alır oyalanır • Söylendiğinde elini yüzünü yıkar • Nasıl ve Niçin soruları sorar • Etkin bir hayal gücü vardır • Akranlarına bağımlılık gösterir |
|
|
|
|
cemrecix
Kidemli Uye
Kayıt Tarihi: 05-Ocak-2008 Konum: -- Yurtdışı -- Gönderilenler: 9822
|
![]() Gönderim Zamanı: 05-Subat-2008 Saat 23:06 |
|
Yalnız uyuyamayan çocuklar, ailelerinin kabusu...
Geceyarısı ağlamaklı bir ses tonu ile anne-babasının yatağında kendisine yer açmaya çalışan minikler,hem ailelerini uykusuz bırakıyor hem de "acaba doğru mu yapıyoruz?" diye çelişkiye düşürüyor. Uzmanlar,çocuğunuzun yatağınızdan vazgeçmesini sağlamanız için önemli tavsiyelerde bulunuyor. Yalnız uyuyamayan çocuklar, ailelerinin kabusu oluyor. Uzmanlar, çocuğunuzun yatağınızdan vazgeçmesini sağlamanız için önemli tavsiyelerde bulunuyor. Uzmanlara göre, bunun pek çok sebebinden biri, günümüz ailelerinin 24 saat boyunca çocukları için var olmaları gerektiğini düşünmeleri. Günümüz annelerinin pek çoğunun aktif iş hayatı nedeniyle çocuğuna yeterince vakit ayıramadığını düşünmesi de bu davranışın sebeplerinden biri. Öte yandan, bazı aileler, bu devamlı beraberliğin çocukları için zararlı olabileceğini düşünüyor. Uzmanlara göre, anne-baba yatağına sadece misafir olarak gelen çocuklarla ilgili bir endişe duymamız gerekmiyor. Özellikle küçük yaştaki çocukların kabuslar görüp korkuyla uyanmaları, karanlıkta uyumak istememeleri ya da yalnız kalmaktan korkmaları son derece doğal. Anne-babanın da bu durumda çocuklarını yatağına alması doğal bir davranış. Ama anne-baba yatağı kesin olarak zaman zaman ziyaret edilen bir yatak olmalı ve kesinlikle çocuğun kendi yatağı haline gelmemeli. Uzmanların verdikleri bilgiye göre, normal şartlarda çocuklar 2 yaşından itibaren problemsiz olarak geceyi anne-babalarından ayrı geçirmeye hazır oluyor. Bu yaşta çocuklar, yetişkinlerin kendilerine ait özel bir hayatları olduğunu ve anne-babalarının sadece kendileri için var olmadıklarını anlayabiliyor. Dolayısıyla çocuğa mutlaka bir sınır konulması ve çocuğun, ilkokula başladığı 7-8 yaşlarından itibaren, anne-baba yatağının sadece çok özel durumlarda paylaşılan bir yer olduğunu bilmesi gerekiyor. Uzmanlara göre, kötü bir rüya görmek ya da deprem gibi korkular, aileden birinin ağır bir hastalık geçirmesi, ailenin ikamet ettiği evi veya şehri değiştirmesi ya da değiştirmek üzere olması, çocuğun okula başlaması ya da okul değiştirmesi, aile içinde şiddetli bir tartışma yaşanması ve çocuğun ciddi bir rahatsızlık geçirmesi, anne-baba yatağının paylaşılabileceği çok özel durumlar olabilir. Bunlar veya benzer sebeplerden biri olmadığı sürece anne-babaların kararlı olmaları ve çocuklarının kendilerine ısrar etmelerine izin vermemeleri gerektiğini vurgulayan uzmanlar, çocukların yeni bahaneler bulmak konusunda son derece yapıcı olduklarını hatırlatıyor. Uzmanlar, çocuğunuzun yatağınızdan vazgeçmesini sağlamanız için şu tavsiyelerde bulunuyor: "Bu değişiklik için kendinize ve çocuğunuza yeterli zamanı tanıyın, sabırlı olun. Çocuğun kendi yatağına alışmasının 2 hafta kadar sürebileceğini unutmayın. Çocuğunuzun yaşına uygun bir dille, sizin de geceleri huzurlu bir uykuya ihtiyacınız olduğunu, ama özel durumlarda her zaman yanınıza gelebileceğini anlatın. Bu değişim sürecinde, çocuğunuza normalde olduğundan daha fazla sevgi gösterin ve bir süre için onu şımartın. Uykudan önce ılık bir banyo, masal okuma, müzik dinleme ya da ninni söyleme gibi bir sırayı izleyen bir program belirleyin ve bu programı düzenli olarak uygulayın. Yatak odanızdan çocuğunuzun hoşuna gidebilecek yumuşak yastıkları, peluş hayvanları kaldırın ve bunun yerine çocuk odasını daha sevimli bir hale getirin. Çocuğunuz ısrarla sizin odanızda yatmak istiyorsa, ona bir yer yatağı ya da benzeri bir ek yatak hazırlayın ve burada uyumasına izin verin. Zamanla kendi yatağının rahatlığını tercih edecektir. Koridorda yakacağınız bir gece lambası ile çocuğunuzun karanlık korkusunun üstesinden gelebilirsiniz. Ayrıca, çocuğun yatağını dışarıdan gelebilecek garip ışık-gölge oyunlarını görmeyeceği bir yere kurmalısınız. Hem çocuk odasının hem kendi yatak odanızın kapısını mutlaka açık bırakın. Sizin ulaşılabilir olmanız ona huzur verecektir. Sabahları uyandıktan sonra kısa bir süre için yatağınıza gelip keyif yapmasına izin verin. Bu hem onun hem de sizin için güne başlarken bir moral kaynağı olacaktır. Eğer çocuğunuz geceleri sizin yatağınızda yatmak konusunda ısrarlı ise, siz de onun yatağında yatın. Kararının birdenbire değişeceğini göreceksiniz. Son olarak; birkaç ay süren korku durumlarında mutlaka psikolojik yardım alın. Düzenleyen mystical - 09-Nisan-2009 Saat 15:46 |
|
|
Sizi cok ozledim teyzoslar (Efecix) ;)
|
|
|
|
|
cemrecix
Kidemli Uye
Kayıt Tarihi: 05-Ocak-2008 Konum: -- Yurtdışı -- Gönderilenler: 9822
|
![]() Gönderim Zamanı: 05-Subat-2008 Saat 02:35 |
|
Pedagoglar bebeğinizin ilk oyuncaklarının nasıl olması gerektiğini açıklıyor.
Bebeğinizin gelişiminde büyük bir rol oynayan oyuncakların seçimini özenle yapmalısınız. Pedagoglar bebeğinizin ilk oyuncakları arasında bulunması faydalı olanları şöyle sıralıyor: Peluş oyuncaklar: Sarılıp uyuyabileceği yumuşacık bir peluş oyuncak, bebeğinizin yatağında kendisini güvende hissetmesini sağlayacaktır. Ayrıca, yumuşak bir oyuncağın bebeğinizin tenine değmesi onu uyaracak ve dokunma duyusunu geliştirecektir. Egzersiz oyuncakları: Bebeklerin de sağlıklı bir bedene sahip olmak için bazı egzersizlere ihtiyaçları vardır. Egzersiz oyuncakları, sağlıklı bir şekilde bebeğinizin, kollarını, bacaklarını ya da tüm vücudunu hareket ettirmesini sağlar. İç içe geçebilen kaplar: İç içe geçebilen kaplarla oynama, çocuğun birçok becerisini geliştirir. Kapları birbirine vurabilir, iç içe koyabilir, kuleler yapabilir, renklerine göre ayırabilir. Böylece hem el becerileri, hem de hayal gücü gelişir. Şekilli kutular: Birbirinden farklı boyut ve şekillerdeki kutularla oynamak çocuğunuzun el becerisini geliştirme, nesne-boşluk uydurma, ayırt edebilme yeteneklerini destekleme açısından çok yararlıdır. |
|
|
Sizi cok ozledim teyzoslar (Efecix) ;)
|
|
|
|
|
gül_s
Kidemli Uye
Kayıt Tarihi: 24-Eylül-2007 Konum: Manisa Gönderilenler: 2337
|
![]() Gönderim Zamanı: 27-Ocak-2008 Saat 00:16 |
|
Bebeğin ilk Banyosu |
|
|
Oğlum artık en iyi arkadaşım :)
|
|
|
|
|
gül_s
Kidemli Uye
Kayıt Tarihi: 24-Eylül-2007 Konum: Manisa Gönderilenler: 2337
|
![]() Gönderim Zamanı: 27-Ocak-2008 Saat 00:15 |
|
Çocuklarda diş fırçalama ne zaman başlamalıdır? |
|
|
Oğlum artık en iyi arkadaşım :)
|
|
|
|
|
gül_s
Kidemli Uye
Kayıt Tarihi: 24-Eylül-2007 Konum: Manisa Gönderilenler: 2337
|
![]() Gönderim Zamanı: 27-Ocak-2008 Saat 00:13 |
|
Çürük oluşumu engellenebilir mi? |
|
|
Oğlum artık en iyi arkadaşım :)
|
|
|
|
|
gül_s
Kidemli Uye
Kayıt Tarihi: 24-Eylül-2007 Konum: Manisa Gönderilenler: 2337
|
![]() Gönderim Zamanı: 27-Ocak-2008 Saat 00:12 |
|
Küvet seçimi |
|
|
Oğlum artık en iyi arkadaşım :)
|
|
|
|
|
gül_s
Kidemli Uye
Kayıt Tarihi: 24-Eylül-2007 Konum: Manisa Gönderilenler: 2337
|
![]() Gönderim Zamanı: 27-Ocak-2008 Saat 00:10 |
|
Bebeklerde ağız bakımı |
|
|
Oğlum artık en iyi arkadaşım :)
|
|
|
|
|
gül_s
Kidemli Uye
Kayıt Tarihi: 24-Eylül-2007 Konum: Manisa Gönderilenler: 2337
|
![]() Gönderim Zamanı: 27-Ocak-2008 Saat 00:08 |
|
Çocuk dişlerinde acil durumlar |
|
|
Oğlum artık en iyi arkadaşım :)
|
|
|
|
|
mavi_boncuk
Kidemli Uye
Kayıt Tarihi: 19-Mayis-2007 Konum: Kırıkkale Gönderilenler: 3990
|
![]() Gönderim Zamanı: 21-Ocak-2008 Saat 01:58 |
|
Çocuklar zaman zaman sıkıldıklarını söylerler ve anne babalarından
yardim isterler. Ne yapacaklarını bilemez durumda, anne babanın her
önerisine isteksiz tepkiler verirler. Çocuğunun canının sıkılması
nedeniyle, yeni oyuncaklar alması gerektiğini düşünen anne baba çoğu
zaman ne yapması gerektiği konusunda kararsız kalır.
Can sıkıntısı çocuk için zararlı mıdır
|
|
|
BİRİCİK KIZIM BENİMMMM
|
|
|
|
|
SARI GELİN
Kidemli Uye
Kayıt Tarihi: 20-Eylül-2007 Konum: Balıkesir Gönderilenler: 5085
|
![]() Gönderim Zamanı: 19-Ocak-2008 Saat 16:57 |
|
Bebeğiniz daha karnınızdayken bile, konuşarak ve müzik dinleterek onunla iletişim kurmaya başlayabilirsiniz. Bu nedenle doğduktan sonra konuşma ve hareketler yoluyla onunla iletişim kurmaya çalışmanız ilişkiniz için iyi olacaktır.
Bebeğiniz doğuduğu andan itibaren, konuşamasa bile sizinle iletişim kurmaya başlar. İletişime dair ailk adımları sizinle göz teması kurmak şeklinde olur: Uzun uzun yüzünüze bakar. Daha sonra bunu ufak sesler ve gülümsemeler izler. Bebeğinizin gözlerine 20-25 cm mesafeden bakın. Bu, bebeklerin odaklanabildiğ ideal mesafedir. Ona nazik ve sevecen bir şekilde dokunun. Onu okşayın, onunla konuşun ya da ona şarkı söyleyin. Bunların hepsi iletişim için harika yollardır. Bebeğinizle konuşun. Tepkilerini izleyin ve cevap vermesi için bekleyin. Vücut dilini yakından izleyin. Bebeğinizin size doğru sallayarak yaptığı kol ve bacak hareketleri, onun size olan cevabıdır. Bebeğinizin hareketlerine bakın. Çıkardığı en ufak sesleri bile dinleyip, tüm dikkatinizi ona verin. Size tepki vereceğini göreceksiniz. Erken yaşlarında yapılan bu iletişim yöntemleriyle bebeğinizin dünyayı yavaş yavaş algılamasını sağlamış olursunuz. Çoğu zaman iletişim kurmak için en iyi zaman, bebeğinizi besledikten sonraki zamandır. Böylece hem halinden memnun, hem de rahatlamış olur. Öte yandan böyle planlamalar yapmanıza da gerek yok; çünkü çoğu anne-baba bunları içgüdüsel olarak zaten yapar. Ağlamanın da bebeğinizin konuştuğu dilin önemli bir kısmı ve konuşmaya başlamadan önce ihtiyaçlarını duyurmanın bir yolu olduğunu unutmayın. Bebeğiniz ağladığında, ona hemen cevap vermeniz, kendisini güvende hissetmesini sağlar. Erken dinleme ve konuşma Yıllar önce yenidoğanların iyi görüp duyamadıkları düşünülürdü ama şimdi biliyoruz ki, dinlemeye ve konuşmaya erkenden başlamanın bebeğinizle aranızdaki sevgi bağını güçlendirmede önemli bir adım olduğunu biliyoruz. İyi bir dinleyici olmak, bebeğinizle ilerleyen ilişkinizde son derece önemlidir. "Konuşmayı bilmeyen bir bebeğin nesini dinleyeceğim?" diye düşünmeyin. Bebeğinizin ağlamaları bile farklı olacak. İletişiminiz geliştikçe, hangi ağlamanın "Açım" anlamına, hangi ağlamanın "Yalnızım ve kucaklanmak istiyorum" anlamına geldiğini öğreneceksiniz. Yavaş yavaş bu iyi bir ilişkinin ve bebeğinizin bazı ihtiyaçlarını karşılayabilmenizin temellerini oluşturacak. Aklınızda bulunsun Sevgi dolu sözcükler kullanın. Bebeğiniz sesinizin tonundan olumlu mu olumsuz mu konuştuğunuzu anlar. Bebeğinizle sakin bir biçimde ve yüz yüze konuşun. Bebek gibi konuşun. Bu konuşma daha tizden bir konuşma şeklidir ve tüm dünyada bebeklerce tercih edilir. Zaten bunu otomatik olarak yaptığınızı da fark edeceksiniz. Detaylardan bahsedin. "Şimdi arabanı itiyorum, altını değiştiriyorum." gibi yaptığınız her işi ona söyleyin. Onun yaptığı şeyler ona anlatın. "Kollarını sallıyorsun, minik minik sesler çıkarıyorsun." gibi. Bebeğinizle bu türden konuşmalar yapmayı alışkanlık haline getirin. Her şey hakkında konuşun. Bebeğiniz biraz büyüdüğünde, dil gelişimine yardımcı olması açısından her şey hakkında konuşun. "Şimdi pantalonumuzu giyiyoruz.", "Yemeğimi yiyorum." ya da "Bugün hava çok soğuk." gibi. Nesneleri isimleriyle söyleyin. Özellijkle daha büyük bebekler için, her gün gördüğü kullandığı nesnelerin isimleri söyleyin. Özellikle de bebeğiniz bunlara işaret ediyorsa. Mesela "Bu senin oyuncak ayın", "Bu senin fincanın" gibi tanımlamalar yapabilirsiniz. Bebeğiniz konuştuğu dilin çoğunu sizden öğrenecek. İlk yılın sonunda, ona söyleyeceğiniz pek çok şeyi anlar hale gelecek ve muhtemelen basit talimatları yerine getirebilecek; "Fincanı bana ver." ya da "Hadi el salla." gibi. Bebeğinizin girişimlerini destekleyin. Kelimeleri yanlış söylediğinde asla dalga geçmeyin; çünkü bu tekrar denemesini engelleyebilir. Sizinle konuşmaya dair gösterdiği tüm girişimleri cesaretlendirin. Birlikte okuyun. Bebekler için özel olarak yapılmış resimli kitaplarla başlayın. Bu kitaplar, kelime haznesi, dil ve dinleme yeteneklerini geliştirir. Birbirinizle konuşun. 8 ila 12 aylıkken bazı sesleri çıkarmaya ve 'anne', 'baba' gibi basit sözleri söylemeye başlarlar. Doğrudan onunla konuşun. Bu, konuşma yeteneğinin gelişmesi açısından önemlidir. Dil konusunda gösterdiği her yeni başarı için onu bol bol övün - bebeğiniz söylediğiniz her şeyi anlamasa bile. |
|
|
<font color=RED>
HER ANNE YAVRUSUNUN KENDİSİNE TAYİN EDİLDİĞİ BİR CENNET MELEĞİDİR. SARI ÇİÇEĞİM TŞK EDERİM MELEK OLDUĞUMU HATIRLATTIĞIN İÇİN< |
|
|
|
|
barosum
Kidemli Uye
Kayıt Tarihi: 05-Nisan-2007 Gönderilenler: 9077
|
![]() Gönderim Zamanı: 18-Ocak-2008 Saat 00:24 |
|
TEDBİR ÜLKESİ İÇİN PASAPORT
BİR OYUN Tedbir ülkesinde büyükler ve küçükler mutluluk içinde yaşarlar. Herkes diğerinin sahip olduğu hakları bilir ve onlara saygı gösterir. Sen de bu ülkeye gitmek ve orada bir tedbir kahramanı olmak ister misin? Oraya varmak için kendini koruyabilmen lazım. Bunun için de tehlikeli durumların neler olduğunu bilip onlardan sakınmalısın. Zaten tedbir ülkesinin adı da buradan geliyor, önceden önlem almak ve hazırlanmak anlamına geliyor. Yoluna çıkan tuzakları atlatmak için yanında ne götüreceksin? Gitmeden önce, daha güçlü olmak için sırlarını anlatabileceğin ve sana yardım edebilecek ailenden yetişkin bir yol arkadaşı bul. Oynama sırası sende. Kurallar basit. Tüm uzak ülkeler gibi, vize ve pasaporta ihtiyacın var. Bunun için her bölümde, "a , b ve c" vizesini işaretlemelisin. Yolculuğun sonunda yolda elde etmiş olduğun vizelere göre, değişik ülkelere ulaşacaksın. Ve belki de Tedbir Ülkesi'nin kahramanı olabilirsin! 1. Kibar görünen bir bey, ona yardım etmen için onunla birlikte gitmeni istiyor? a)Hiç düşünmeden ona eşlik edersin. b)Yardım etmeyi istersin, fakat tereddüt edersin. c)Kibarca reddedersin ve yetişkin birine sormasını söylersin. 2. Arkadaşınla oynuyorsun. Bir komşu, size yeni bilgisayar oyunu göstermek için sizi evine davet ediyor. b) Çok istersin. Arkadaşlarınla konuşup oraya gidersiniz. c) Annenlerle konuşup izin alırsın. a) Merak ettiğin için oraya gidersin. 3. Çok sevdiğin bir büyük, senin canını sıkan bir şeklide seni okşuyor ve sır olarak saklamanı söylüyor. c) "Hayır" dersin ve hemen seni koruyacak bir yetişkine konuyu anlatırsın. a) Korkarsın veya utanırsın ve bu konuyu hiç kimseyle konuşamazsın. b) Kaba olmamak için ondan hoşlanmasan bile kabul edersin. 4. Yolda giderken takip edildiğin hissine kapılıyorsun. c) Bir dükkana gidersin veya yakındaki bir büyüğe durumu anlatırsın. b) korkarsın ve adımlarını hızlandırırsın. a) Ne istediğini anlamak için durursun. 5. Büyük biri sana, soyunman ve onu okşaman için para veya hediye teklif ediyor. a) Hediyeleri seversin onun için kabul edersin. b) Tereddüt edersin, fakat neden olduğunu çok iyi bilmeden alırsın. c) Herhangi birinden hediye kabul edilmez. Reddedersin ve oradan uzaklaşırsın 6. Bir büyük seni korkutuyor ve istediğini yapman veya vermen için seni tehdit ediyor. b)Yalnız veya arkadaşlarınla kendini savunursun a) Canın sıkılır, keyfin kaçar, susarsın ve onun söylediklerini yaparsın c) Sana yardım edebilecek bir büyüğe söylemek için hemen koşmaya başlarsın 7. Büyüklerine senin için önemli olan bir şey anlatıyorsun fakat sana inanmıyorlar. c) Seni gerçekten anlayabileceğini düşündüğün birilerine anlatırsın a) Bir daha hiç kimseye anlatmazsın b) Biraz ısrar edersin, sonra kendine saklarsın 8. Parkta, caddede bir adam sana cinsel organını gösteriyor. a) O kadar korku ve utanç duyarsın ki, yerinden kımıldayamazsın b) Ondan sıyrılmaya ve kaçmaya çalışırsın c) "Durun" diye çok yüksek sesle bağırırsın ve "İmdat" diye yardım çağırırsın 9. Eve geç kaldın tanımadığın bir bayan: senin evinin yakınında oturduğunu söylüyor ve seni eve götürmeyi teklif ediyor. b) Çok emin değilsin ama gidersin c) Kibarca reddedip, başka insanların bulunduğu yere doğru yönelirsin a) Kabul edip arabaya binersin 10. Apartmanın bodrum katındaki bisikletini almaya gideceksin. Tanımadığın biri sana yardım etmek için beraber inmeyi teklif ediyor. a) Bisiklet ağırdır! Memnuniyetle kabul edersin b) Bodrumun nerede olduğunu bilip bilmediğini sorarsın c) Kesinlikle reddedersin ve kapıcıya ya da anne babana haber verirsin. 11. Bir arkadaşın sana seni şok eden çıplak insan resimleriyle ilgili fotoğraflar ya da filmler gösteriyor. Ve televizyona çıkmak için aynısını yapmanı söylüyor b) Ne yapacağını bilemezsin ve donup kalırsın c) "İstemiyorum" dersin ve bu konuyu bir büyüğüne anlatırsın. a) Bu konu seni sıkar utanırsın fakat kabul edersin 12. Dışarıda tek başınasın büyük biri senin fotoğraflarını çekmek istiyor. Onunla gidersen sana fotoğraflarını vereceğini söylüyor. a) Kabul edersin çünkü bu sana çok önemli bir şey gibi gözükmüyor b) Pek istemezsin fakat o kişiyi tanıdığın için kabul edersin c) Reddedersin ve başka bir büyüğe bunu anlatırsın HANGİ VİZELERİ ELDE ETTİN? EN ÇOK "a" VİZESİNDEN VARSA: Dikkat! Tehlikeler Ülkesine gittin. Güvende olmak istiyorsan, kendini korumayı öğrenmelisin. Sana yardım edebilecek büyüklerle konuş. Beklerken tekrar yolculuğuna başla ve niye tehlikelerin ortasına düştüğünü araştır. EN ÇOK "b" VİZESİNDEN VARSA: Tedbirsizlik Ülkesindesin. Kendinden her zaman emin değilsin! Kendine güven. Seni seven ve güven duyduğun biriyle konuş ve yolculuğuna yeniden başla.Tedbir Ülkesine ulaşabilirsin. EN ÇOK "c" VİZESİNDEN VARSA: İşte Tedbir Ülkesindesin. Genelde haklarının neler olduğunu ve onları nasıl koruyacağını biliyorsun. Fakat bazen tehlikeleri fark etmeden geçtin. Çok uzakta değilsin! Tekrar başla ve nerelerde şaşırdığını bul! 12 ADET "c" VİZESİNDEN VARSA: İşte bir Tedbir Ülkesi kahramanısın. Kendini korumayı biliyorsun, kime güveneceğini de biliyorsun ve senin canını sıkan şeyleri söylemekten ne korkuyorsun, ne de çekiniyorsun. PASAPORTUNU KAZANDIN! TEDBİR ÜLKESİ'NİN KAHRAMANLIK PASAPORTUNU BİLGİSAYARINIZA İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN "KENDİNİ KORUMAYI BİLME" KONSUNDA ÖNEMLİ BİR HATIRLATMA!... Neleri sevip, neleri sevmediğini yalnızca sen bilirsin. Eğer seni sıkıntıya sokan teklifler yapılıyorsa, karar vermene yardımcı olması için, kendine şu soruları sor: Annem veya babam bunu onaylar mı? Anne-babamı haberdar etmeye veya polisi / güvenliği aramaya imkanım var mı? Risk almadan bu yerlere yalnız başıma gidebilir miyim? Eğer ihtiyacım olursa birisi bana yardıma gelecek mi? Eğer, kafanda bu sorulardan herhangi birine "HAYIR" cevabı verirsen, sana yapılan teklifi kabul etmemelisin! |
|
|
|
|
gülünhüznüyüm
Moderatör
Kayıt Tarihi: 13-Eylül-2007 Konum: Ağrı Gönderilenler: 11116
|
![]() Gönderim Zamanı: 07-Ocak-2008 Saat 21:19 |
|
Çocuk Gelişimi ve Oyun
Çocuğun ilk arkadasi annesidir. anne içinde çocuk dünyaya ikinci bir kez tekrar saflığın gözü ile bakabilmek, onun gözleri ile hayata tekrar çocuk gözü ile bakabilmek ve yeniden büyüyebilmek için ikinci bir şanstır. Bu anlamda tekrar mutluluğu yakalayabilme şansıdır. Yapılan istatistik ve araştırmalar mutluluğun en önemli anahtarlarından birinin tekrar çocuklaşabilmemizi, pazarlıksız masumiyeti ve saflığı yakalayabilmemizi sağlayan çocuklarımız olduğunu ortaya koymektır. Çocuk bunun ötesinde anneye daha önce hiç yaşamadığı türden bir sevgi yepyeni keşfedilmemiş bir duygunun ve bu duygunun yarattığı mutluluğun kapılarını açar. Onun yumuşaklığını hissetiği anda annenin yaşama sevincine bir halka daha etkilenir. ANNE - ÇOCUĞU ( 0 - 7 Yaş) Çocuk annesi ile olan ilişkisinin 3.5 yaşına kadar olan bölümü sadece bilinç altında saklayabilir, ancak bilinç altına işlenen bu dönem çocuğun ileriki ruh sağlığı için son derece önemlidir. Bu dönemde başlatılan ve yaratılan ilişki ne kadar neşeli, sağlıklı, istikrarlı, güven ve sıcaklık dolu olursa ileriki dönemlere de o derece güzel bir ilişki taşınabilir. Bebek doğduğu andan itibaren etrafı, kendisini, bedenini, çevresini keşfetmeye çalışır. Doğal içgüdüleri ile başlattığı tüm yönelişleriyle geliştirdiği yaşantısının her safhası birbirini etkiler, onun için gelişimin her döneminde gereken ilgi ,sevgi, şefkat ve sıcaklığı hatta saygıyı bile görmelidir. Çocuğun zihinsel ve psikolojik gelismesi için olumlu koşulların sağlanması gereklidir ve koşulların olumlu olması anne ve babanın onu sevgi ve şefkat ile bilinçli bir ilgi ile yetiştirmesine bağlıdır. Anne ve babanın kendi çocuğuna has gelişim noktalarını ve ilgi alanlarını keşfetme konusunda uyanık olması gereklidir. Örneğin: Çocuğun 3 yaşından sonra çevreyi keşfetme, eşyalara, doğaya sahip çıkma eğilimi vardır. Onun bu erişebildiği her şeye değme isteği engellenir ise bir sonraki gelişim evresine güçlü giremiyecektir. Onun eğilimleri, yararlı olduğu kadar çocuğa hoş gelecek biçimde güzel yönlendirilse, bir sonraki devrede ( 3 - 7 Yaş ) zihin fonksiyonlarını daha serbest ve rahat özgürce geliştirebilir. Duyguları, hayalleri ve fikirleri yine ailenin şefkat ve ilgili yaklaşımı ile sağlıklı oluşabilir. Yeterlik durumunun ( Dispozisyonlarının ) gelişimi için tüm devrelerin gerektirdiği davranışlara hazır oluş sağlanmalıdır. Zekasını yeteneklerini geliştirecek biçimde kullanmaya koşullandırılması onun yeterlilik durumuna etkileyecektir. Bu evrelerde dayak başvurulacakbilecek en kötü, zarar verici ve küçültücü eylemdir. Gelişimi en kötü yönde etkileyen zarar veren bu eylemin köklerine indiğimizde annesinden küçüklüğünde dayak yemiş veya kocasindan dayak yiyenbir kadının bunu kendi çocuğunada tekrarlayabildiği ortaya çıkmaktadır. Anne her ne kadar yaşamış olduğu bu durumdan memnun olmayıp asla kendisi uygulamama kararında da olsa beyinde böyle bir olayın imgeleri yer aldığından bir kerede olsa bunu gerçekleştirebilme olasılığı yüksektir ve bu bir kereyi diğerlerinin takip etmesi daha kolaydır. Bu evrelerdeki en önemli konulardan bir taneside güven kavramı ve bunun geliştirilmesidir. Çocuğun herşeyden önce güven duyacağı bir ortama ve insana ihtiyacı vardır. İçinde geliştiği ortamın güven verici olması ondaki aidiyet duygusunun gelişiminde çok önemli bir rol oynar. Bir sonraki aşamada ise sen bana güveniyorsun ben sana güveniyorum kavramını yalnız ihtiyaç duyduğumuz anlarda sözel kullanmanın ötesinde bazı ufak tefek sorumlulukları ona bırakmamaız söylediklerimiz ile tavırlarımızın tutarlılığı dolayısı ile güvenilirliğimizin devamı ve bu kavramı yaşatarak yerleştirmemiz açısından önemlidir. Çocukta bu duyguyu geliştirmek başarının en büyük kısmıdır. ( %80 - %90) ÇOCUK GELİŞİMİ VE OYUN Çocuğun kelime haznesi gelişimi ve psikolojik gelişimi açısından doğduğu andan itibaren konuşmak gerekir. Çocuk ses tonuna karşı duyarlıdır ve algılamalar doğuştan itibaren başlar. Bu algılama mana çıkarma değil duyum alma anlamındadır. Yavaş yavaş anlam çıkarma ve takibinde anlamlı ve bilinçli ifade etme gelişir. Çocuk ufak yaşlarda kendi kendine oynar ve konuşur, daha sonraki yaşlarda grup oyunlarına başlanır. 1.Yaş çocuğu: Ses çıkaran yumuşak köşesiz boyasız objelerle ilgilenir. ( Ses çıkaran civciv, ayıcık, kuş, buruşturulabilen ayıcık. 2.Yaş çocuğu: Kutular, üstüste konulabilen karmaşık olmayan basit legolar, içiçe geçirme üstüste koyma yerine yerleştirme yapabileceği objelerle ilgilenir. 3. Yaş çocuğu: Çizgi film kahramanlarına karşı merak uyanmıştır. Kahramanları sembolize eden oyuncaklar veya onların kullandığı türden eşyalar ilgisini çeker. Daha karmaşık yapbozlar, bilgisini geliştirecek türden konulu kurgulanacak legolar ( Bahçe içinde ev, hayvan, göl v.s.) bir manzaranın aynısının puzzle olarak oluşturulması vs... 4.Yaş çocuğu: Resim yapmaya özellikle seramik çalışmaları, hamurdan renkli killerden objeler yapmaya teşvik etmek, yapılan çalışmalardada yer almak ve çalışma sürecini paylaşmak mesela sen tabak yap, ben de kiraz yapayım gibi yaklaşımlarda bulunup bitirincede aferin ne kadar kabiliyetlisin demek bir anlamda onu onere etmek çok önemlidir. Okul öncesi içine girdiği ortamlara ve bu ortamların standartlarına bağlı olarak ilgi ve gelişim kulvarları çeşitlenmeye başlar. 5.Yaş çocuğu: Okul öncesi eğitim dönemidir ve önemli olan nokta bu yaş çocuğun hala oyun çocuğu kabul ederek eğitilmesidir. Yine resim, seramik gibi aktivitelerin yanısıra artık daha sofistike el becerilerini devreye sokabileceği oyma kesme, yapıştırma, kolaj çalışmaları devreye girer. Grup oyunları başlar. Sek sek, saklambaç, top oyunlarından yaşına uygun olanlar vs. gündeme gelir. 6.Yaş çocuğu: Daha gelişmiş top oyunları, değişik zeka oyunları, grup ile oynanabilecek hafıza ve zeka oyunları, koşmaca, yakalamaca. Çocuğun gelişiminde bütün bu oyunlarında gerçekleşmesinde amaç 24 saat çocukla ilgilenmek ve yanında olmak değildir. Önemli olan çocuğun sadece kendisine ait ve annesinde kendisiyle ilgilendiği ve konsantre olduğu zaman parçasını bilmesi ve bundan yararlanmasıdır. Şöyle ki işten gelen annenin bütün işleri dışında çocuğa özel olarak onun istediği herhangi bir aktivite veya faaliyeti beraber paylaşabileceği yada çocuğun yaptıklarını seyredebileceği bir zaman dilimi ayırması gereklidir. Burada önemli olan kilit nokta çocuğun kendisi ile ilgilenildiğini hissetmesi yani ilgi doyumunu yakalayabilmesidir. |
|
|
Aslında hayatın hiçbir evresinde kötü insan yoktur. Her insan huzur verir; kimi geldiğinde, kimi gittiğinde.. |
|
|
|
|
gülünhüznüyüm
Moderatör
Kayıt Tarihi: 13-Eylül-2007 Konum: Ağrı Gönderilenler: 11116
|
![]() Gönderim Zamanı: 07-Ocak-2008 Saat 21:16 |
|
ÇOCUK VE MÜZİK
Müzik,kendini ifade etme becerisini,yaratıcılık zevkin ve estetik duygusunu geliştirir; ses ve dil gelişimi ile bilişsel gelişim ve soyut düşünmeye katkıda bulunur. Çocukta müzik yeteneği doğuştan başlar.Doğumundan itibaren ses uyarıcısına tepki verir.Anne ve babasının ayak seslerini tanır.Ağlamalarla ve ses tonunu yükseltip alçaltarak mutluluğunu ve mutsuzluğunu ifade eder. Bazı araştırmacılara göre; çocukların şarkı ve mırıldanmalarını dinleyerek,orijinal dans ve oyunlara uyma çabalarını izleyerek,müziğe karşı doğuştan duyarlı olduklarını gözleyebiliriz.Bu doğal yetenek evrenseldir ve her toplumun üyesi olan çocukta doğuştan vardır.Özetle bebekler, sesleri algılamada ve müzikal bir uyarana dikkat göstermede, şaşırtıcı bir şekilde yetişkinlerinkine benzer yeteneklere sahiptir. 3-6 ay arası bebekler,müziğin geldiği kaynağa doğru dönmeye ve bundan aldığı hazzı göstermeye başlar. 1 yaş çocuğu, hareketli bir müziğe, elleri ve sesleriyle katılmaya çalışır.Aynı müzik parçası tekrarlandığında, tanıyıp aynı hareketleri yapmayı ve aynı sesleri çıkarmayı öğrenir.yani birinci yıldaki en belirgin gelişme, müziği seslendirmedir. 2 yaş çocuğu, müziği dinlemeyi sever ve kendi hareketlerini müzikte var olan ritme uydurma çabasına gider. 3, 4, 5, yaşlarında çocukların, spontan hareketlerle tepki vermekten çok müziği, oturarak dinleme eğiliminde oldukları görülmektedir. Bu özellik, okulöncesi çocuğuna dinleme ve sessiz kalma alışkanlığını da kazandırır.Çocukların, müziğe verdikleri tepkileri artan bir şekilde içselleştirmeleri ve bunu yaratıcı oyun ve arkadaşlarıyla sosyal ilişkiler kurma (örneğin dans etme ) şeklinde, geniş bir bağlamda kullanmalarıyla okulöncesi dönemde müzik etkinliği zenginlik kazanır. Okulöncesi dönem çocuğu için müzik ve dans, kendini ifade etme aracı olmanın ötesinde,onun sosyal gelişimi için de önemli bir etkinliktir.Çünkü çocuk, müzik eşliğinde arkadaşlarıyla daha kolay bir iletişim kurabilmektedir. MÜZİK VE MÜZİK EĞİTİMİ ÇOCUĞA NE KAZANDIRIR ? Müzik, öncelikle,şarkı ve tekerlemeler yoluyla okulöncesi dönemindeki çocuğun dil gelişimine katkıda bulunur.Bunun yanı sıra müzikal etkinlikler yoluyla çocuğun yaratıcılığını ortaya koymasına fırsat verir. Müzik,zihinsel,motor,sosyal beceri ve yeteneklerin gelişimine katkıda bulunmaktadır. Müzik eğitiminin, okuma yeteneğine de katkıda bulunduğu açıkça görülmektedir.Yapılan araştırmalara göre ,akademik yılın başında ve sonunda okuma testine tabi tutulan ilk öğretim öğrencilerinden,müzik eğitimi alanların,almayanlara oranla daha iyi sonuçlar elde ettikleri görülmüştür.Yapılan pek çok testin sonucunda,notaları doğru seslendiren çocuklarda,harfleri doğru seslendirme oranının daha yüksek olduğu görülmüştür.Müzik eğitiminin olumlu etkisi,okumanın yanı sıra,öğrenme ve yaratıcılıkta da kendini göstermektedir. Müzik; Kendini ifade edebilme becerisinin ve yaratıcılık zevkini geliştirir. Estetik duygusunu geliştirir. Motor gelişimi ile ritmik gelişimini sağlar. Ses ve dil gelişimine katkıda bulunur. Bilişsel gelişim ve soyut düşünmeye katkıda bulunur. Sosyal ve grup becerileri kazandırır. Özetle müzik eğitiminin,okuma,soyut düşünme yetenekleri ve yaratıcılığı kapsayan bilişsel becerilerin gelişmesini desteklediğini,araştırma bulgularına dayanarak söyleyebiliriz. ÇOCUĞUN MÜZİK İLGİSİNİ GELİŞTİRMEK İÇİN ANA-BABA NE YAPABİLİR ? Her şeyden önce çocuğun müzikle tanıştırmak üzere belirli bir program içinde hareket edilmelidir.Örneğin,evde zaman zaman televizyon yerine müzik dinlemek,farklı konserlere çocuğu da götürmek gibi.Uyku öncesi klasik müzikle uykuya geçişi sağlamak,uyumayı kolaylaştırdığı gibi,çocukta müzik ilgisinin gelişimini de sağlar.Ancak bütün bunları yaparken;çocuğu keşfetmek,hangi müzik türüne karşı daha fazla ilgi duyduğunu,müzik kulağı olup olmadığını belirlemek gerekir. Bir zamanlar Edirne’de ruh hastalıklarının tedavisinde kullanılan müzik,çocuğunda duygusal boşalımını,rahatlamasını sağlayarak,gerginliğini azaltırken, tedavi edici işlevini yerine getirmektedir. Bu nedenle, anne-baba bir yandan model olmalı ve çocuğu müziğe özendirmeli,öte yandan da onu, ilgisi doğrultusunda yönlendirmeye çalışmalı ve ilgi duyduğu bir müzik aletini çalması yolunda yüreklendirmelidir |
|
|
Aslında hayatın hiçbir evresinde kötü insan yoktur. Her insan huzur verir; kimi geldiğinde, kimi gittiğinde.. |
|
|
|
|
gülünhüznüyüm
Moderatör
Kayıt Tarihi: 13-Eylül-2007 Konum: Ağrı Gönderilenler: 11116
|
![]() Gönderim Zamanı: 07-Ocak-2008 Saat 20:53 |
|
YAŞLARINA ve ÖZELLİKLERİNE GÖRE OYUNCAKLAR
Çıngıraklar (1-3 Ay): Değişik şekiller ve renklerde hazırlanmış, ses çıkaran oyuncaklardır. Bebeklerin işitme duyusunu uyarmaktadır. Bebekler çıngıraklarla farklı ses denemeleri yapmakta, böylece neden-sonuç ilişkisi kurma becerilerini geliştirmektedir. 1-3 aydan itibaren bebeklik dönemi boyunca kullanılmaktadır. Sesli Kutular (2-3 Aydan İtibaren): Sallandığında farklı sesler çıkarabilen çıngırak benzeri oyuncaklardır. İçlerine değişik sesler çıkaran malzemeler konularak farklı sesler elde edilmektedir. Bebeklikte çıngırak olarak, ileri yaşlarda birbirinin aynı ya da benzer sesleri bulma becerilerini desteklemek amacıyla kullanılmaktadır. Evde de, ağzı kapanabilen kutular, içine bozuk para, tahta veya plastik boncuk, kum, çakıl gibi malzemeler konulup, dışları sağlamca kaplanarak sesli kutular hazırlanabilir. Bebeklikten itibaren okul öncesi yılları boyunca kullanılır. Mobiller (Dönence) (0-12 Ay): Bebeğin yatağının üzerine, arabasının, koltuğunun veya sandalyesinin önüne asılan görme, işitme ve/veya dokunma duyularını uyararak zihinsel gelişimini destekleyen sallanan oyuncaklardır. Bileklikler (0-12 Ay): Bebeğin el ve ayak bileklerine takılan, üzerinde küçük kuş zilleri bulunan renkli bantlardır. Bebek el ve ayaklarını hareket ettirdiğinde ses çıkararak işitme duyusunu uyarmaktadır. Ayrıca bebeğin el ve ayaklarını fark etmesini de sağlamaktadır. Sesli Çoraplar (0-12 Ay): Ayak ucunda veya üzerinde küçük ziller bulunan bu çoraplar bebeğe giydirilerek işitme duyuları uyarılmakta ve ayaklarını fark etmesine yardımcı olmaktadır. Müzikli Oyuncaklar (0-2 Yaş): Kurulduğunda veya ipi çekildiğinde değişik müzikal sesler çıkaran, dönen, parlayan, hareket eden kutular veya yumuşak kumaştan hazırlanmış hayvanlardır. Bebek ve çocukların görme işitme duyularını uyarmakta çalan müzik bebeği rahatlatmaktadır. Sesli Yastıklar, Toplar (0-3 Yaş): İçlerine ses çıkaran maddeler konulmuş, herhangi bir şekilde temas edildiğinde ses çıkaran oyuncaklardır. Sesli yastıklar, bebeğin ellerinin veya ayaklarının ulaşacağı yerlere konularak rastlantısal hareketlerle sesleri keşfetmesini sağlamaktadır. Sesli toplar da aynı şekilde kullanılabileceği gibi, ileri dönemlerde atma tutma oyunlarında da oynanabilir. Oyun Battaniyesi (0-2 Yaş): Bebek ve küçük çocukların üzerine yatarak veya oturarak oyun oynaması için hazırlanmıştır. Battaniye üzerinde bebeğin görme, işitme ve dokunma duyularını uyaran malzemeler de yer alabilmektedir. Takma-Geçirmeli Oyuncaklar (6 aydan sonra): Bir çubuğa halkaları, farklı şekilleri geçirme ya da bir kutudaki farklı şekillerdeki deliklere daire, üçgen, kare vb. şekilleri takma gibi işlevleri olan oyuncaklardır. Çocukların zihin ve hareket gelişimine yardımcı olmaktadır. Küpler, Bloklar, İç İçe Geçen Kutular ( 9 aydan sonra): Kumaş, plastik, kauçuk veya tahtadan yapılmış çeşitleri bulunmaktadır. Küp veya bloklarla çocuk bir kaba doldurma boşaltma, üst üste koyarak kuleler ve köprüler yapma gibi oyunlar oynayabilir. İç içe geçen kutuları büyüklüklerine göre iç içe ya da yan yana yerleştirebilir. Bu oyuncaklar zihin gelişimini desteklemektedir. Dişlikler (4-8): Asıl olarak bebeğin diş çıkarma zamanında diş kaşıyıcı olarak kullanılmakla beraber, farklı renk, şekil ve özellikleriyle bebek için zihinsel uyarım da sağlamaktadır. Dolgu Oyuncaklar (6 ay ve sonrası): Pelüş, polar dibi yumuşak kumaşlardan içi pamuk, sünger, elyaf ya da farklı dokunsal özellikleri olan (örn. plastik boncuk) malzemeler ile doldurulmuş insan, hayvan vb. figürlerde hazırlanmış oyuncaklardır. Bu oyuncaklar çocuğa güven duygusu vererek duygusal gelişimlerini desteklemektedir. Dolgu oyuncakların yıkanabilir olması gerekmektedir. Bebekler (1 yaşından sonra): Kumaş, plastik gibi malzemelerden yapılmış insan maketleridir. Oynanan oyunun özelliğine bağlı olarak çocukların tüm gelişimlerine katkıda bulunur. Etkinlik Panelleri (0-2 yaş): Basıldığında, çevrildiğinde veya çekildiğinde ses çıkaran içinden bir şey fırlatan, farklı renklerin, dokuların ve seslerin bir arada sunulduğu oyuncaklardır. Bebeklere keşifsel öğrenme, fırsatı sunan bu oyuncaklar; duyularının gelişimine, neden-sonuç ilişkisi kurma, akıl yürütme gibi becerilerinin gelişimine yardımcı olur. Toplar (tüm yaşlar): Bebeklikte kumaştan, bir yaşından sonra plastik olanları verilebilir. Hareket gelişimine yardımcı olmaktadır. Gerçek Yaşamdaki Nesnelerin Oyuncakları (1,5 yaşından sonra): Müzik aletleri , marangozluk aletleri, evde bulunan eşyanın küçük maketleri, çeşitli mesleklere ait aletler çocukların oyunlarında gerçek yaşama ilişkin alıştırmalar yapmasını sağlamaktadır. Çocukların zihin, dil, sosyal ve hareket gelişimine yardımcı olmaktadır. Banyo Oyuncakları (6 ay sonrası): Çocukların banyo saatini daha keyifli geçirmesini ve su oyunları yoluyla rahatlamasını sağlamaktadır. İçinden su fışkıran figürler, kayık gibi yüzen nesneler, huni, maşrapa gibi oyuncaklardır. Ayrıca farklı dokularda süngerler, lifler de çocuğa dokunsal uyarım sağlamaktadır. Kuklalar, Maskeler, Başlıklar ve Giysiler (1 yaşından sonra): Çocukların yaratıcılıklarını, hayal güçlerini ve kendini ifade becerilerini destekleyen oyuncaklardır. Küçük yaşlarda aile, ileri yaşlarda çocuğun kendisi kullanabilir. Kitaplar (6 aydan sonra): Bebeklik ve küçük çocuklukta, kumaştan ve oyuncak özelliği ağır basan kitaplar satın alınarak hem çocukların mümkün olan en erken yaşta kitaplarla tanışması sağlanabilir hem de zihin ve dil gelişimlerine yardımcı olunabilir. Çocuğun yaşı büyüdükçe kartondan kalın sayfalı, giderek daha çok çocuk kitabı özelliği taşıyan kitaplar satın alınmalıdır. Eğitici Oyuncaklar (2 yaşından sonra): Çocukların zihin, dil ve öz bakım becerilerinin gelişimini hızlandıran ve onlara birçok konuda bilgi kazandıran oyuncaklardır. Piyasada yapbozlar, tombalalar, dominolar, bellek oyunları, renk, şekil, sayı gibi birçok kavramı öğreten eğitici oyuncaklar bulunmaktadır. İtmeli-Çekmeli Oyuncaklar (1 yaşından sonra): Çocukların yürüme becerilerinin gelişimini destekleyen, ipinde tutulup çekilen arabalar, sapından tutulup itilen tekerlekler bu oyuncaklara örnek olarak verilebilir. Ayrıca çocuğun eliyle ya da tüm vücuduyla itip çekerek oynayacağı araba, kamyon ve diğer taşıt araçları da bu gruba girmektedir. İçine veya Üzerine Binilen Oyuncaklar (2 yaşından sonra): Bisiklet, büyük boy araba-kamyon gibi araçlar, sallan at vb. üstüne binilip sallanılan oyuncaklar çocuklara hoşça vakit geçirtirken, onların hareket becerilerinin gelişimine yardımcı olan oyuncaklardır. Yapı-İnşa Oyuncakları (2 yaşından sonra): Sünger, kauçuk, plastik veya tahta gibi malzemelerden yapılan küçük ve büyük boy bloklar, lego, noper, gibi oyuncaklardır. Bu oyuncaklar birçok parçadan oluşan ve parçalar birleştirilerek bir ürün oluşturulabilen setlerdir. Bu özellikleri ile çocukların yaratıcılık ve hayal güçlerini desteklemektedir. Bahçe Oyuncakları ( 2 yaşından sonra): salıncak, tahterevalli, kaydırak, tırmanma merdiveni, atlı karınca, zıplayan hayvanlar, çocukların hareket becerilerinin gelişimine yardımcı olan bahçe oyuncaklarıdır. Taşıtlar (1 yaş ve üzeri): Otomobil, otobüs, minibüs, kamyon, tren, uçak, helikopter gibi taşıtların küçük maketleri olan oyuncaklardır. Çocuklar çok erken yaşlardan itibaren keyifle oynarlar. Yaklaşık olarak bir yaşından itibaren bu taşıtlar farklı oyun stilleri ile çocukların oyunlarında yer alırlar. Böylece çocuk, bir yandan gerçek yaşam alıştırmaları yaparken bir yandan da günlük yaşamın önemli bir parçası olan taşıtları yakından tanıma olanağı bulur. Hayvan Maketleri (2 yaş ve üzeri): Çocuklar gerçek yaşamı taklit ettikleri oyunlarında sık sık hayvan maketlerine de yer verirler. Bu oyuncaklar, hayvanların plastikten veya ahşaptan yapılmış minyatürleridir. Aynı şekilde sebze, meyve ve diğer yiyeceklerin plastik minyatürleri de çocukların zevkle oynadıkları oyuncaklardır. |
|
|
Aslında hayatın hiçbir evresinde kötü insan yoktur. Her insan huzur verir; kimi geldiğinde, kimi gittiğinde.. |
|
|
|
|
gülünhüznüyüm
Moderatör
Kayıt Tarihi: 13-Eylül-2007 Konum: Ağrı Gönderilenler: 11116
|
![]() Gönderim Zamanı: 07-Ocak-2008 Saat 20:36 |
|
Hayır diyebilmek niçin gereklidir?
1) Bu çocuğunuzun kişiliğinin şekillenmesine ve gelecekte sorumluluk sahibi özgür ve yetenekli bir insan olmasında fayda sağlar. Çocuğunuzun bazı isteklerini önleme çocuğunuzun psikolojik ve duygusal gelişiminde önemli bir tecrübedir. Çünkü onun her istediğinin yapıldığı anlık mutluluklardan vazgeçebilmeyi öğrenmesi bu gelişimde katkı sağlar. Çocuğunuzun her istediğini yapmayarak onu geri çevirmek onu genel bir kanı olan küçük düşürmek anlamında değildir. 2) Anne ve baba tarafından çocuğa getirilen birtakım sınırlar onu üzmekten çok ona güven duygusu verdiği düşünülmektedir. Böylece ona hayır denmesi çocuğu rahatlatır. İsteğinin yapılmadığı bir anda çocuğun geçireceği kriz öncesi alınan tedbirler ve kararlar çocuğunuza verilecek en iyi işaret olarak kabul edilir. Çocuğunuzun gereksinimlerini anlamak ona herşeyi yapabileceği iznini vermek anlamına gelmemelidir. 3) Eğer çocuğunuz sizi yetişkin bir insandan ziyade arkadaş statüsünde görüyorsa bu çocuğunuzun psikolojik gelişme evreleri konusunda bilinçli olmadığınız anlamına gelmektedir. Çocuğunuzun arkadaş anne babadan ziyade kendi kişiliğini geliştirebileceği güvenebileceği yetişkin ciddi ve anne baba statüsünü koruyan bir anne babaya ihtiyacı vardır. 4) "Yasaklamak yasaktır" kuralı çocuğunuzu ileriki yaşamında karşısında çıkacak olan yasaklara anlam veremez ve hatta dayanamaz hale getirebilir. Ergenlik yaşına geldiğinde bu otoriteyi bulmak için anne ve baba dışında herkeste -polis, öğretmen vb.-ilişkiye ve arayışa geçebilir. Böylece çocuğunuzun istediği her şeyi vermek onun herşeyi yapabileceği sandığı gerçek olmayan bir dünyada büyümesine neden olur. 5) Çocuğunuzun istekleri karşısında sürekli boyun eğmek ve adeta köle haline gelmek varlığınızı zorlaştırır. Hayır demeyi nasıl öğrenebilirsiniz? 1) Çocuğunuzun yaşı ve kişiliğini göz önünda bulundurarak, öncelikle şartsız toplumsal yasaklar---başkalarına zarar verme veya kendine kötülük yapmak gibi- ve her aileye özgü kuralları---yatma saati, yemek yeme, televizyon izleme gibi--- tespit edin ve bunları birbirinden ayırınız. 2) Toplumsal yasaklar konusunda kesin ve tereddütsüz bir biçimde ona yaklaşın ve onu uyarınız. "Kabul etsen de etmesen de bu yasak" ve vurgulayın "Sana daha önce söylediğim gibi bu yasak" gibi. Bu şekilde ona toplumsal yasak konusunda kesin bir durum tespit etmiş ve ona bunu kabul ettirmiş olursunuz. 3) Aile kurallarında ancak uzun vadede uygulayabileceğiniz kuralları seçin ve bu konuda ona bir tavır koyunuz. Fakat bunu çocuğunuzun yaşı ve kişiliğini düşünerek uygulayınız. Eğer bazı şüpheleriniz varsa bir öğretmen ya da çocuk doktorundan tavsiye alınız. 4) Çocuklar bakışlardan etkilenir bu nedenle ona bir kuralı ya da yasağı uygulatmak istediğinizde onunla göz teması kurun ve konuşurken bakışlarınızı ondan ayırmayınız. Otorite bağırmaktan ziyade sert bakışlarla kurulabilir ve çocuk bu sert bakışlardan söz dinlemesi gerektiğini öğrenir. ALINTIDIR... |
|
|
Aslında hayatın hiçbir evresinde kötü insan yoktur. Her insan huzur verir; kimi geldiğinde, kimi gittiğinde.. |
|
|
|
|
gülünhüznüyüm
Moderatör
Kayıt Tarihi: 13-Eylül-2007 Konum: Ağrı Gönderilenler: 11116
|
![]() Gönderim Zamanı: 07-Ocak-2008 Saat 20:29 |
|
Çocuğunuz karşınıza geçip yaptığı ilginç el kol hareketleriyle kendisini farklı bir cisme veya başka bir kişiye benzetmeye çalışıyorsa, hatta koltukların üstünden uçmaya kalkışıyorsa sebebini uzaklarda aramayın.
Televizyonlarda yayınlanan sihirli ve büyülü&dizilere bakmanız yeter.Kanal D de "Sihirli Annem" ve "Ruhsar"da "Bücür Cadı ve Perili Ev", Show Tv de Hamdi Alkanın hem yazıp hem oynadığı "En İyi Arkadaşım" gibi diziler çocuklar sayesinde reyting yapsa da uzmanlar, son zamanlarda artış gösteren büyü ve sihir gibi fantastik motiflerle süslenmiş filmlerin sakıncasına dikkat çekiyor. Çocuğu saatlerce ekran karşısında kalan aileler ve uzmanlar, bu tür dizilerin çocukların yaşantısını olumsuz yönde etkilediğini düşünse de dizi yapımcıları farklı düşünüyor. Kanal D Dramalar Koordinatörü İnci Kırhan Gündoğdu, kendi kanallarında yayınlanan Sihirli Annemin çocukların psikolojisini bozduğuna inanmıyor. Aksine dizinin çocuğun hayal dünyasını geliştirdiğini düşünen Gündoğdu, gerçek sevginin sihir olduğunu söyleyerek projeye sahip çıkıyor. Çocuk hedef kitleye iş yapan yapımcı ve senaristlerin çok dikkatli olması gerektiğinin altını çizen İnci Kırhan Gündoğdu, "Çocuklar bizim geleceğimizdir." diyor. Starda ekrana gelen "Perili Ev" dizisinin senaryo yazarı Caner Güler, "Perili Ev"de sihirin fayda değil zarar getirdiğini işlediklerini söyleyerek, "Bizde sihir olumlu değil, olumsuzdan olumluya gönderme yapmak için kullanılıyor. Çocuğun yaptığı sihirler ailenin başına dertten başka bir şey getirmiyor. Çocuk, meselelerin, sihirle değil, ancak aklı ve kalbi ile üstesinden gelebileceğini anlıyor." diyor. Ekranlardaki sihirli dizilerin çoğalmasını dünyayı saran Harry Potter rüzgarının tetiklediğini düşünen Güler, problemlerin üstesinden sihirle değil; ancak sevgi, saygı ve aile içi dayanışma ile gelinebileceğini düşünüyor. Aileler filtre görevi üstlenmeli... Büyü ve sihir içeren dizilerin çocukların ilgisini çekmesini belli sebeplere bağlayan Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Ahmet Çevikaslan, "Kötülerin hakkından gelen çocuk kahramanlar, isteklerini yaptırmak amacıyla büyüklere kafa tutan küçükler, oyunbazlık yapan çocuklar, çocuklardaki doğa üstü güçler bunlardan sadece bazıları. Ekranlardaki çocuk karakterler, gerçek hayattakilere göre daha başarılı, güçlü, zeki ve bazen de üstün güçlerle donatılmış durumda ve hep iyiler kazanıyor. Bu durum da çocuğun günlük yaşamdaki davranışlarını olumsuz yönde etkiliyor." diyor. Çevikaslana gelen hastalar arasında ailelerine cep telefonu aldırmak için kavga yapan çocuklar ve okullarda kendi aralarında cin, büyü, sihir sohbetlerinden etkilenen çocuklar başı çekiyor. Dr. Çevikaslan, sihir ve büyü içeren dizilerin yapımcılarına ve ailelere tavsiyede bulunarak, "Çocuk izleyicilerin duygusal ve zihinsel özellikleri hesaba katılmalı. Yapımcıların sorumluluğu yanında, anne babaların da evlerinde bu tür diziler için çocuklarına filtre görevi üstlenmeleri gerekir." diyor. |
|
|
Aslında hayatın hiçbir evresinde kötü insan yoktur. Her insan huzur verir; kimi geldiğinde, kimi gittiğinde.. |
|
|
|
|
bebegimm
Kidemli Uye
Kayıt Tarihi: 18-Temmuz-2007 Konum: İstanbul Gönderilenler: 4914
|
![]() Gönderim Zamanı: 26-Aralik-2007 Saat 12:50 |
|
BEBEĞİNİZ NEDEN AĞLAR?
Beslenme: İlk zamanlar ağlamanın ilk nedeni açlıktır. Bu nedenle meme ya da biberonla beslemeniz onu yatıştıracaktır. Zaten, kısa sürede siz de bu açlık ağlamasını tanıyacak, ne zaman bebeğinizi beslemeniz gerektiğini öğreneceksiniz. Bebeğinizin karnını doyurmak konusunda zaman kısıtlamasına gitmeyin, muhtemelen gece-gündüz ikide bir onu emzirmeniz gerekecek.
Üç aylık ve üzerindeki bebekler, çevresinde neler olup bittiğini anlamaya başlar; bunlara ilgi ve tepki gösterir. Yine yukarıda bahsettiğimiz nedenlerle sık sık ağlar, fakat bu aylardan itibaren artık bebeğinizin neden ağladığını tahmin etmeniz kolaylaşır. 3 ila 6. ayın üzerindeki bebeklerde ek olarak şu ağlama nedenlerini de sayabiliriz.
Düzenleyen mystical - 02-Aralik-2008 Saat 20:54 |
|
|
bir sen varsın oğluşum, birde şarkılar..
20.03.2008 17:50 bebeğim teşrif ettiler
|
|
|
|
|
jasmin
Kidemli Uye
Kayıt Tarihi: 18-Mayis-2007 Konum: İzmir Gönderilenler: 3722
|
![]() Gönderim Zamanı: 25-Aralik-2007 Saat 13:20 |
|
Geç konuşan çocuklar
Uzmanlar gelişimi normal olan çocukların beyinlerinin sol tarafının, geç konuşan çocukların beyinlerinin ise sağ tarafının daha aktif olduğunu tespit ettiler. Radiology dergisinde yayımlanan makaleye göre, Miami Çocuk Hastanesi'nde görevli radyologlar Nolan Altman ve Bryron Bernal, 2 ila 8 yaşlarındaki çocukların beyinlerinin çeşitli bölgelerindeki aktiviteyi manyetik rezonans tomografisiyle görüntülediler. Bilim adamları, incelenen 52 çocuktan 17'sinin konuşmayı çok geç öğrendiğini, diğer 35 çocuğun konuşma gelişiminin normal olduğunu kaydettiler. Annelerinin ses kaydı dinletilen çocukların beyin aktivitesini ölçen bilim adamları, konuşma konusundaki gelişimi normal olan çocukların beyinlerinin sol tarafının, geç konuşan çocukların beyinlerinin ise sağ tarafının daha aktif olduğunu tespit ettiler. Altman, ciddi konuşma bozukluklarının, erken teşhis ve tedaviyle engellenebileceğini belirtti. Deney sonucunun başka araştırmalarla doğrulanması halinde, konuşma bozukluklarının erken ve yan etkisiz teşhisinin mümkün olacağını söyleyen Altman, erken teşhisle başlanan tedavinin başarılı olup olmadığının da bu yöntemle kontrol edilebileceğini kaydetti. |
|
|
NEFESİM 19.10.2008
|
|
|
|
|
jasmin
Kidemli Uye
Kayıt Tarihi: 18-Mayis-2007 Konum: İzmir Gönderilenler: 3722
|
![]() Gönderim Zamanı: 24-Aralik-2007 Saat 15:37 |
|
Avrupada lösemili ve kanserli çocuk sayısının artmasından dolayı
yapılan araştırmalar sonucunda, uzmanlar anne babaları uyardı: Lütfen
karanlıkta yatın ve çocuklarınız uyurken ışığı kapatın.
Beyinde ve sadece 23.00 ile 05.00 saatleri arasında salgılanan melatonin hormonu, vücudun biyolojik saatini koruyup ritmini ayarlar. Jetlag denilen hadisenin sebebi de bu hormondur. Melatonin diğer aktioksidan tesirlerini güçlendirir, kanserli hücrelere karşı koruma sağlar, üreme sistemiyle bağlantısından tutun da yorgunluk, isteksizlik gibi durumların nedenlenlerini oluşturur. Şu sıralar melatoninin yaşlanmayı geciktirici etkisinden dolayı da üzerinde önemle durulmakta... Hormonun çocuklar üzerindeki tesiri Avrupada lösemili ve kanserli çocuk sayılarının artmasından ötürü yapılan araştırmalar sonucunda ailelerden istenen bir hususda çocukların kesinlikle karanlık ortamlarda yatırılmaları. Çünkü melatoninin güçlü salgılanmasının kansere karşı koruyucu etkisi olduğu biliniyor. Ancak bu hormon ışığa duyarlı. Deneylerde uyuyan kişinin hormon salgısı izlenirken ışığın açıldığında hormonun azaldığı, karanlıkta yoğun olarak salgılandığı tesbit edilmiş. Burdan hareketle anne babaları uyaran uzmanlar, �lütfen karanlıkta yatın ve çocuklarınız uyurken ışığı kapatın� uyarısında bulunuyor. |
|
|
NEFESİM 19.10.2008
|
|
|
|
| Sayfa 3 Sonraki >> |
|
||
Forum Atla |
Kapalı Foruma Yeni Konu Gönderme Kapalı Forumdaki Konulara Cevap Yazma Kapalı Forumda Cevapları Silme Kapalı Forumdaki Cevapları Düzenleme Kapalı Forumda Anket Açma Kapalı Forumda Anketlerde Oy Kullanma |
|
|
GebelikveAnnelik.com uyelerimizin yapmis olduklari paylasimda ucuncu kisilerin telif hakki sahibi bulundugu her turlu paylasim (yazi, resim vb) materyallerinin kullanilmasi durumunda dogacak hukuki ve cezai sorumluluk paylasimi yapan uyeye ait olacaktir. Sözkonusu haksız kullanım nedeniyle GebelikveAnnelik.com'un hiçbir hukuki sorumluluğu bulunmamakta olup haksız kullanım nedeniyle GebelikveAnnelik.com'un üçüncü kişilere ödemek zorunda kalabileceği her türlü tazminat ve idari/adli para cezaları GebelikveAnnelik.com kullanıcılarına rücu edilecektir. Forumumuza üyelerimiz tarafından eklenen tüm paylasimin ticari kaydı güdülen, telif hakkı ihlaline neden olabilecek materyaller olup olmadıkları en ust duzeyde incelenmektedir. Ancak her yazının veya resim dosyasının orijinal kaynağı tespit edilemediğinden, bu içeriklerle ilgili gerekli düzenlemeleri bize ulaşmanız durumunda derhal gerceklestirebiliriz. Bize Ulaşın - Gizlilik Sözleşmesi - Sitemap - Facebook - Twitter - Google + - | ||||